ArticlePDF Available

Covid-19 Pandemi Sürecinde Seyahatten Kaçınma Niyetinin Karmaşıklık Bakış Açısı ile Analizi

Article

Covid-19 Pandemi Sürecinde Seyahatten Kaçınma Niyetinin Karmaşıklık Bakış Açısı ile Analizi

Abstract

Kriz ve afet dönemleri gibi sistemlerin olağan dinamiklerinden uzaklaştığı ve kaotik örüntüler sergilediği süreçlerde turistlerin seyahat niyetlerinde farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 gibi yüksek risk ve belirsizlik içeren bir dönemde yerli turistlerin seyahatten kaçınma niyetini karmaşıklık teorisi bakış açısıyla bir model içinde incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunda çevrimiçi anket vasıtasıyla ulaşılan 349 yerli turist yer almıştır. Veri toplama için kullanılan soru formunda demografik sorular hariç, toplam beş değişken yer almış ve her bir değişken üç soruyla ölçülmüştür. Bulanık küme nitel karşılaştırmalı analiz (fsQCA) yoluyla araştırma değişkenleri arasındaki asimetrik ilişkiler yedi konfigürasyon altında incelenmiştir. Bu konfigürasyonların farklı yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni hal durumlarında ve farklı koşul değişkenleri bağlamında sonuç değişkeni üzerinde ne tür etkileri olduğu tartışılmıştır. Buna göre, pandemi sürecindeki hijyen ve ekonomik kaygıların turistlerin seyahatten kaçınma niyetini etkilediği saptanmıştır.
212 n Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi
Covid-19 Pandemisi Sürecinde Seyahatten Kaçınma Niyetinin Karmaşıklık Bakış Açısı ile Analizi
davranışının altında yatan sebepler bu belirsiz-
likler ve risklere dair algılardır. Karar vermeye
ilişkin geleneksel modellerin bu dönemlerdeki
turist davranışını açıklamada yetersiz kalması
yüzünden (Sönmez ve Graefe 1998), kriz duru-
212 n Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi
Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt 32, Sayı 2, Güz: 212 - 223, 2021
Copyright  2021 anatolia
Bütün hakları saklıdır
ISSN: 1300-4220 (1990-2021)
https://doi.org/ 10.17123/atad.896981
Beykan ÇİZEL*, İsmail Gökay KIRTIL**, Rabia ÇİZEL***, Volkan AŞKUN****
* Prof. Dr., Turizm Fakültesi, Akdeniz Üniversitesi, Dumlupınar Bulvarı, 07070 Antalya / Türkiye.
E- posta: beykan@akdeniz.edu.tr
ORCID: 0000-0003-0474-9222
** (Sorumlu Yazar) Öğretim Görevlisi, Demre Dr. Hasan Ünal Meslek Yüksekokulu, Akdeniz Üniversitesi, 07570 Demre, Antalya, Türkiye.
E- posta: gokay@akdeniz.edu.tr
ORCID: 0000-0002-3520-9600
*** Prof. Dr., İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Akdeniz Üniversitesi, Dumlupınar Bulvarı, 07070 Antalya, Türkiye.
E- posta: rabiacizel@akdeniz.edu.tr
ORCID: 0000-0002-6381-2503
**** Öğretim Görevlisi, Demre Dr. Hasan Ünal Meslek Yüksekokulu, Akdeniz Üniversitesi, 07570 Demre, Antalya, Türkiye.
E- posta: volkanaskun@gmail.com
ORCID: 0000-0003-2746-502X
ÖZ
Kriz ve afet dönemleri gibi sistemlerin olağan dinamiklerinden uzaklaştığı ve kaotik örüntüler sergilediği süreç-
lerde turistlerin seyahat niyetlerinde farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 gibi 
yüksek risk ve belirsizlik içeren bir dönemde yerli turistlerin seyahatten kaçınma niyetini karmaşıklık teorisi 
bakış açısıyla bir model içinde incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunda çevrimiçi anket vasıtasıyla ulaşı-
lan 349 yerli turist yer almıştır. Veri toplama için kullanılan soru formunda demografik sorular hariç, toplam 
beş değişken yer almış ve her bir değişken üç soruyla ölçülmüştür. Bulanık küme nitel karşılaştırmalı analiz 
(fsQCA) yoluyla araştırma değişkenleri arasındaki asimetrik ilişkiler yedi konfigürasyon altında incelenmiştir. 
Bu konfigürasyonların farklı yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni hal durumlarında ve farklı koşul değişkenleri 
bağlamında sonuç değişkeni üzerinde ne tür etkileri olduğu tartışılmıştır. Buna göre, pandemi sürecindeki 
hijyen ve ekonomik kaygıların turistlerin seyahatten kaçınma niyetini etkilediği saptanmıştır. 
Analysis of Travel Avoidance Intention from a Complexity Perspective During the Covid-19 Pandemic Process
MAKALE BİLGİLERİ
Makale işlem bilgileri:
Gönderilme tarihi: 15 Mart 2021
Düzeltme: 8 Temmuz 2021
Düzeltme: 20 Ağustos 2021
Kabul: 24 Ağustos 2021
Anahtar sözcükler: Kriz, Turist dav-
ranışı, Karmaşıklık Teorisi, fsQCA,
Covid-19, Seyahatten kaçınma niyeti.
ABSTRACT
In processes such as crisis and disaster periods, when systems move away from their usual dynamics and 
display chaotic patterns, differences in tourists’ travel intentions may occur. The aim of this study is to examine 
the intention of domestic tourists to avoid travel in a time of high risk and uncertainty such as Covid-19 in a 
model with complexity theory. The study group of the research included 349 domestic tourists reached thro-
ugh an online survey. Accordingly, a total of five variables were included in the measurement model, excluding 
demographic questions, and each variable was measured with three questions. Asymmetric relationships bet-
ween research variables were examined under seven configurations through fuzzy set qualitative comparative 
analysis (fsQCA). It is discussed what kind of effects these configurations have on the outcome variable in the 
context of different age, gender, education level, marital status and different condition variables. Accordingly, 
it has been determined that hygiene and economic concerns during the pandemic process affect the intention 
of tourists to avoid travel.
ARTICLE INFO
Article history:
Submitted: 15 March 2021
Resubmitted: 8 July 2021
Resubmitted: 20 August 2021
Accepted: 24 August 2021
Key words: Crisis, Tourist behavior,
Complexity Theory, fsQCA, Covid-19,
Travel avoidance intention.
GİRİŞ
Turizm, soyut ve deneyimsel doğası gereği, ön-
görülemeyen olasılıklar, riskler ve belirsizlikler-
le örülü bir sektördür. Kriz dönemlerinde turist
Covid-19 Pandemisi Sürecinde Seyahatten Kaçınma Niyetinin Karmaşıklık
Bakış Açısı ile Analizi
Cilt  32 = Sayı  2 = Güz2021 213
Beykan Çizel - İsmail Gökay Kırtıl - Rabia Çizel - Volkan Aşkun
muna özel davranış çalışmaları yapılmaktadır
(Cahyanto vd. 2016; Papatheodorou ve Pappas
2017; Das ve Tiwari 2020; Pappas ve Glyptou
2021). Pandemi gibi kriz oluşturan durumların
turist davranışına olası etkileri kapsamlı ve de-
rinlemesine incelendikçe tutumların ardında
yatan sebepler ortaya çıkarılabilecektir. Nitekim
Kock vd. (2020) Covid-19 döneminde yapılan tu-
rizm araştırmalarının, genellikle, rakamlar üze-
rinde yoğunlaşan betimsel araştırmalar oldukla-
rına dikkat çekmiş ve pandemi sürecinde turist
davranışının derinlemesine ve teori temelli araş-
tırılmasını önermiştir.
Covid-19 pandemisi, ortaya çıkışı ve etkileri
açısından doğrusal olmayan eğilimler sergileyen,
yüksek belirsizlik içeren, dolayısıyla, öngörüle-
meyen bir süreçtir. Karmaşıklık teorisi bu tarz
süreçleri incelemede doğrusal yöntemlere naza-
ran daha faydalı bir araç olarak önerilmektedir
(Russell ve Faulkner 1999; Faulkner 2001; Man-
son 2001; Ritchie ve Jiang 2019). Turizmdeki kriz-
lere karmaşıklık teorisi perspektifiyle yaklaşmak
krizin sürekli değişim halinde olan evrelerinin
daha doğru anlaşılmasını ve yeni formlara evri-
len turizm sistemlerinin tekrar yapılandırılması-
nı mümkün kılacaktır (Reddy vd. 2020).
Bu araştırmada karmaşıklık teorisi bakış açı-
sıyla turist davranışı analiz edilmiştir. Araştırma
sürecinde öncelikli olarak Covid-19 döneminde-
ki turist davranışlarını incelemek amacıyla, kriz
durumları ve salgın hastalıklarla ilgili çalışmalar
incelenmiş (Reisinger ve Mavondo 2005; Cahyan-
to vd. 2016; Huang vd. 2020; Neuburger ve Eg-
ger 2020; Karabulut vd. 2020; Pappas ve Glyptou
2021) ve turistlerin seyahat davranışlarının altın-
da yatan risk algıları, seyahatten kaçınma niyeti-
ni etkileyebilecek koşul değişkenleri olarak be-
lirlenmiştir. Buna göre temizlik ve hijyen riskle-
ri, ürün fiyat ve kalite riskleri, Covid-19 ciddiyet
algısı ve turizm amaçlı harcanabilir gelir turis-
tik davranışı etkileyebilecek değişkenler olarak
araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın temel
amacı Covid-19 sürecinde turistlerin seyahatten
kaçınma niyetine etki eden koşul değişkenleri-
nin olası kombinasyonlarının asimetrik etkilerini
bir model içinde inceleyerek seyahat davranışını
analiz etmektir.
ALANYAZIN TARAMASI
Geçtiğimiz 50 yılda yaşanan kriz süreçleri (Ebo-
la virüsü-1976, SARS virüsü-2003, Dünya Eko-
nomik Krizi-2007/2008, 11 Eylül Saldırıları-2001,
MERS virüsü-2012 vb.) turizmin dış olaylara kar-
şı esnek olduğunu ve toparlanabildiğini göster-
miş, ancak bu krizlerin hiçbiri küresel ekonomi
üzerinde Covid-19 kadar yıkıcı etki gösterme-
miştir (Gössling vd. 2021). Önceki salgın hasta-
lıklardan öğrenilen deneyimlerin Covid-19’un
etkilerini öngörmede yetersiz kalması yüzünden
(Karabulut vd. 2020), içinde bulunduğumuz kriz
süreci farklı bakış açılarıyla ele alınmalıdır.
Covid-19 Pandemisi Riski ve Seyahat Davranışı
Kriz dönemlerinde destinasyon seçimleri ve se-
yahat kararları çeşitli risk ve belirsizlikler içinde
verilmektedir. Sağlık, hijyen ve güvenliğe da-
ir algılanan risklerin seyahat kararını etkilediği
bilinirken (Sönmez ve Graefe 1998; Reisinger ve
Mavondo 2005) bulaşıcı hastalıklar turistlerin
seyahat planlarını değiştirmesine neden olan en
güçlü risk faktörü olarak belirmektedir (Kozak
vd. 2007). Ebola virüsü bağlamında yapılan bir
çalışmada turistlerin algılanan seyahat riskleri-
nin, hastalık hassasiyetlerinin ve hastalık hakkın-
da bilgilerinin (algılanan öznel bilgi) seyahatten
kaçınma davranışlarını tetiklediği görülürken,
algılanan seyahat riskleri en güçlü seyahat engel-
leyici olarak öne çıkmıştır (Cahyanto vd. 2016).
Ekonomik kriz gibi belirsizlik dönemlerinde tu-
ristlerin iş güvenceleri ve turizm amaçlı harca-
nabilir gelirlerinin seyahat kararlarını etkiledi-
ği görülürken (Papatheodorou ve Pappas 2017),
tatil amaçlı devlet desteği, seyahat sigortası, iade
edilebilir konaklama ve uçak bileti gibi destekler
risk algılarını düşürmeye yardımcı olabilir.
Pandemi sürecinde yapılan risk algısı ve se-
yahat davranışı çalışmaları incelendiğinde, Co-
vid-19 bulaşma ve öldürücülüğüne ilişkin ciddi-
yet algısı yüksek çıkan turistlerin seyahat niyet-
lerinin olumsuz etkilendiği görülmüştür. Ancak
turistlerin kişisel farmakolojik olmayan yöntem-
lerle hastalıktan korunmaya çalıştıkları, bu yön-
temlerin bulaşma ve enfeksiyon riskini bir nebze
düşürüp seyahat niyetini olumlu etkilediği sap-
tanmıştır (Das ve Tiwari 2020). Hastalık riskinin
214 n Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi
Covid-19 Pandemisi Sürecinde Seyahatten Kaçınma Niyetinin Karmaşıklık Bakış Açısı ile Analizi
turistleri hastalık önleyici önlemler almaya yö-
nelttiği ve bu önleyici davranışların seyahat tat-
mini hissini pekiştirdiği bilinirken (Huang vd.
2020); Covid-19 bağlamında turist karar verme
sürecinde genel risk, fiyat, kalite, temizlik ve hij-
yen riskleri algılarının belirleyici olduğu araştır-
ma modelleri tasarlanmıştır (Pappas ve Glyptou
2021).
Neuburger ve Egger (2020), turistleri Covid-19
algılarına, seyahat riski algılarına ve seyahat
davranışlarına göre gruplara ayırmıştır. Her bir
grubun farklı hassasiyetleri nedeniyle farklı se-
yahat davranışı geliştireceğini düşünmüşlerdir.
Buna göre ‘tedirgin’ grup daha genç, daha az se-
yahat tecrübesi olan turistlerden oluşan, yüksek
Covid-19 ve seyahat riski algısı sergileyen grup
olmuştur. Bu grubun seyahat planı değiştirme
veya iptal etme niyeti yüksektir. ‘Rahat’ grup da-
ha yaşlı, daha fazla seyahat tecrübesi olan turist-
lerden oluşmuştur. Bu grup Covid-19 ve seyahat
riski algısı en düşük olan turistlerden oluşmuş,
seyahat planını değiştirme veya iptal etmeye en
uzak olan grup olmuştur. Farklı turist tipleri ve
turizm türleri bağlamında hastalık risklerine yö-
nelik çalışmalar yapılması sektörün kriz durum-
larına karşı esneklik kazanmasına yardımcı ola-
bilir. Nitekim Hajibaba vd. (2015), yüksek risk
yatkınlığına sahip, iç ve dış krizlere karşı daya-
nıklı yeni bir turist tipi önermiş, ‘krize dayanıklı
turist’ kavramını alanyazına kazandırmıştır. Bu
tip turist kriz sürecine rağmen rezervasyon yap-
makta, iptal veya değişiklikten uzak durmakta-
dır.
Krizler sistemlerin olağan akışının bozuldu-
ğu, yüksek risk ve belirsizlik içeren dönemlerdir.
Zenker ve Kock (2020), koronavirüs pandemi-
sinin izole bir yönüne odaklanılmasını, yüksek
karmaşıklık ve bağlantılılık ile başa çıkmak ve
özellikle doğrusal olmayan ilişkileri ortaya çıkar-
mak için hem kaos teorisini hem de sistem teori-
sini kullanılmasını önermektedir.
Covid-19 ve Karmaşıklık Teorisi
İçinde bulunduğumuz pandemi süreci, belirli bir
başlangıcı, ortası ve sonu olan doğrusal bir olay-
lar zincirinden ziyade süreç hakkında bildikleri-
miz, bilmediklerimiz ve öğrendiklerimizle birlik-
te ilerleyen, doğrusal olmayan bir kriz sürecidir
(AON 2020). İlerleyişi itibariyle, beklenen deği-
şimlerin ve sonuçların gözlemlenmesi yerine, ör-
tük değişkenlerin ve öngörülemeyen ilişki ağla-
rının belirdiği kaotik bir yapı ortaya çıkarmakta-
dır. Bu tarz durumlar sistemi tehdit edip, kritik
eşiğin ötesine taşıdığında tüm sistem yok olabi-
lir, kriz öncesi düzene yakın bir konfigürasyona
geri gelebilir veya tamamen yeni ve daha güçlü
bir konfigürasyon oluşabilir (Faulkner 2001).
Kaos ve karmaşıklık teorileri 20. yüzyılın son-
larında görelilik, kuantum ve evrim teorilerinden
hareketle geliştirilmiş; doğanın, gezegenin, evre-
nin fraktal ve düzensiz olduğu genel kabulüyle
ortaya çıkmıştır (Doll 2008). ‘Kaos’ ve ‘karmaşık-
lık’ kavramlarının birlikte kullanılması alanya-
zında karşılaşılan bir durumdur. ‘Kelebek etkisi’
kavramını alanyazına kazandıran matematikçi
Lorenz’e (1993) göre iki kavram da aslında ‘dü-
zensizliği’ ifade etmekte; kaos zamanda düzen-
sizliğe, karmaşıklık ise uzay-mekansal düzen-
sizliğe çıkarım yapmaktadır. Kaos, çalkantı ve
dalgalanmaları sistemin doğal bir unsuru olarak
görür. Bu noktada Lorenz (1993) kaosu karmaşık
sistemlerin bir alt özelliği olarak görmüş, ma-
tematiksel modellerde yer alan ve genelde hata
varyansı kabul edilip göz ardı edilen çok küçük
değişikliklerin dalgalı, çelişkili ve beklenmedik
sonuçlar doğurabileceğini keşfetmiştir. Bu -
çük ve önemsiz görünen sapma ve değişiklikleri
açıklamada doğrusal yöntemler yetersiz kalmak-
tadır. Nitekim Woodside (2013; 2014) araştırma-
lardaki hâkim paradigmanın, çoklu regresyon
analizi ve yapısal eşitlik modeli gibi simetrik test-
lerle bir grup bağımsız değişkenin bağımlı değiş-
ken üzerindeki doğrusal etkilerinin incelenmesi
olduğuna dikkat çekmiştir.
Simetrik bir ilişki izlenerek X’in Y üzerindeki
pozitif veya negatif net etkisini göstermek yeri-
ne, X’in Y üzerindeki etkilerini farklı kombinas-
yon koşullarında göstermek çalışmaya değer
katacaktır (Woodside 2013). Araştırma boyunca
arayışında olunan gerçeklik (sonuç değişkenin-
deki değişim/değer), asimetrik bir ilişkideki fark-
lı kombinasyon koşullarının aydınlatılmasıyla
ortaya çıkabilir, çünkü gerçeklik genelde birden
fazla koşulda gizlidir (Woodside 2013; 2014). Ön-
Cilt  32 = Sayı  2 = Güz2021 215
Beykan Çizel - İsmail Gökay Kırtıl - Rabia Çizel - Volkan Aşkun
cül koşuldaki bir yüksek değer çoğu sonucu açık-
lamada yetersiz kalır. Örneğin Covid-19 sürecin-
de bir destinasyonda hijyen ve sağlık koşulları-
nın sağlanmış olması turizm faaliyetleri için bir
gereklilikken, bu durum destinasyonun tercih
edilmesi için yeterli değildir. Araştırma ve gerçek
hayat bağlamında, hijyen ve sağlık koşulları (ön-
cül koşul), sonuç değişkenini öngörmede ve açık-
lamada yeterli değildir. Bu durumda asimetrik
ilişkiler ışığında diğer çalışan kombinasyonlara
bakılması yararlı olacaktır.
Çalışma, Covid-19 sürecinde seyahat niyetinin
kompleks yapısını incelemek için karmaşıklık
teorisinden faydalanmaktadır. Böylece, araştır-
manın kavramsal modeli karmaşıklık teorisine
dayalı olarak tasarlanmıştır. Karmaşık koşulların
oluşturduğu olası konfigürasyonlar Şekil 1’deki
Venn şemasıyla gösterilmekte ve bu anlamda or-
taya çıkan koşullar ile seyahat niyeti arasındaki
karmaşık nedensel ilişki görselleştirilmektedir.
YÖNTEM
Nitel karşılaştırmalı analiz (QCA), durumdan
ziyade bireysel değişkenlerden oluşan konfigü-
rasyonlar ve bu konfigürasyonları basitleştiren
Boole cebri algoritması ile tüm konfigürasyon-
ların analizini temel alır. QCA’da koşullar (ba-
ğımsız değişkenler) ve sonuç (bağımlı değişken)
genellikle asimetrik ilişkiler sergiler. QCA’nın,
karmaşık nedensel ilişkilerle başa çıkmada çoklu
regresyondan üstün olduğu iddia edilmektedir
(Rihoux ve Ragin 2009). Öncelikle, farklı faktör-
ler arasındaki iç içe geçmiş etkileşimleri yansıtır,
sonrasında sonuçları yorumlamada bağımsız de-
ğişkenlerin seviyesini inceler. Turizm gibi kaotik
ve karmaşık sistemlerde, bağımsız değişkenden
ziyade koşullar arasındaki karşılıklı bağımlılık
yaygındır. Bu durum, koşullar ve sonuç arasın-
daki ortak asimetrik ilişkileri de ifade eder. QCA,
büyük örneklem nicel analizinin yanı sıra küçük
ve orta büyüklükteki örneklem durum çalışmala-
rı için de uygundur (Rihoux ve Ragin 2009).
Bu çalışmada kullanılan QCA’nın bir türü olan
bulanık küme nitel karşılaştırmalı analiz (fsQCA)
süreci üç bölüme ayrılabilir; doğrulama tablosu-
nun oluşturulması, gereklilik analizi ve yeterlilik
analizi. fsQCA yönteminin akış şeması olarak şu
adımlar izlenir: Teorik temele dayalı olarak ön-
celikle sonuç ve sonrasında koşullar belirlenir.
Sonuç ve koşullar fsQCA için uygun kalibrasyon
denklemine göre kalibre edilir. Bu koşulların so-
nuç için gerekli olup olmadığını test etmek için
gereklilik analizi yapılır. Gereklilik analizine gö-
re bu kalibrasyonla birlikte bulanık küme doğ-
rulama tablosu algoritmasından yararlanılarak
doğrulama tablosu oluşturulur. Doğrulama tab-
losu ile ortaya çıkacak sonuçlarla yeterlilik ana-
lizi yapılır ve son olarak fsQCA sonuçları değer-
lendirilir. Bu adımların ne şekilde yapılacağı bul-
gular ve sonuç kısmında detaylı ifade edilmektedir.
Çalışma Grubu ve Ölçüm Aracı
Veriler hazırlanan soru formu ile Google Formlar
platformundan çevrimiçi toplanmıştır. Kişinin
çalışmaya katılım tercihinin kendisinde olduğu,
kısıtlamasız bir çevrimiçi anket ortamı olan bu
Şekil 1. Venn Şeması - Çalışmanın Asimetrik Modeli
216 n Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi
Covid-19 Pandemisi Sürecinde Seyahatten Kaçınma Niyetinin Karmaşıklık Bakış Açısı ile Analizi
platform üzerinde hazırlanan anketin bağlan-
tısı 2021 yılının Mart ayı içinde araştırmacıların
profesyonel iş ve sosyal medya ağlarında payla-
şılmıştır. Bu bağlamda araştırmaya gönüllü ola-
rak katılan 349 kişi araştırmanın çalışma grubu-
nu oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan soru
formunun ilk bölümünde demografik sorular yer
almaktadır. Katılımcılardan herhangi bir kişisel
bilgi istenmemiştir (telefon numarası, e-posta,
vb.). İkinci kısımda ise ilgili alanyazın ışığında
hazırlanan ölçüm aracı yer almıştır. Orijinal öl-
çekleri oluşturan araştırmacılardan gerekli izin-
ler alınmıştır. Buna göre ölçüm modelinde, de-
mografik sorular hariç, toplam beş değişken yer
almış ve her bir değişken üç soruyla ölçülmüştür.
Sonuç değişkeni olarak seyahatten kaçınma ni-
yeti ölçümü için Das ve Tiwari’nin (2020) seya-
hat niyeti ölçeği uyarlanmıştır. Temizlik ve hij-
yen riski, ürün fiyat ve kalite riski, turizm amaçlı
harcanabilir gelir, Covid-19 ciddiyet algısı koşul
değişkenlerinin ölçümü için; ‘Temizlik ve Hij-
yen riskleri’ ölçeği Pappas ve Glyptou’dan (2010)
uyarlanmış ve ‘Hijyen Riski’ olarak kısaltılmış-
tır. ‘Ürün Fiyat ve Kalite Riski’ ölçeği ile ‘Turizm
Amaçlı Harcanabilir Gelir’ ölçeği Papatheodorou
ve Pappas’tan (2017) uyarlanmış ve ‘Kalite Riski’
ile ‘Harcanabilir Gelir’ olarak kısaltılmışlardır.
‘Covid-19 Ciddiyet Algısı’ olarak adlandırılan
boyut sağlık alanyazınında kullanılan algılanan
hastalık ciddiyeti ölçümlerinden yola çıkılarak,
araştırmanın amaçlarına özel olarak tasarlanmış-
tır. Algılanan ciddiyet bir hastalığa yakalanma
tehlikesine ve bu durumun ciddiyetine ilişkin ki-
şilerin düşüncelerini ölçmeye yönelik bir değiş-
kendir. Bu bağlamda sağlık ve turizm alanında
uzman akademisyenlerden görüş alınarak oluş-
turulan bu boyutta seyahate dair algılanan Co-
vid-19 ciddiyeti ölçülmek istenmiştir (Tablo 1).
Ölçüm Aracının Geçerlilik ve Güvenilirliği
Ölçüm aracının dil geçerliliği için İngilizce okut-
manları tarafından karşılıklı olarak (İngilizce-
Türkçe; Türkçe-İngilizce) çeviriler yapılmıştır.
35 kişilik bir gruba bir hafta ara ile iki kez anket
uygulanmıştır. Türkçe ve İngilizce uygulamalar
arasında maddeler düzeyinde korelasyon katsa-
yılarına (r=90, P<0,01) ve ilişkili grup t testi so-
nuçlarına göre (p > 0,05) tüm sorularda dil geçer-
liliğinin sağlandığına yönelik kanıtlar bulunmuştur.
Geçerlilik ve güvenilirlik analizleri için açım-
layıcı ve doğrulayıcı faktör analizinden fayda-
lanılmıştır. Analizler için SPSS 20 ve Smart PLS
3 programları kullanılmıştır. İç tutarlılık için
Cronbach Alpha değeri hesaplanmıştır. Çalışma
kapsamında yararlanılan ölçekler içindeki mad-
delerin faktör yüklerinin 0,50’den büyük olma-
sı birleşme geçerliliğinin göstergesidir (Xu vd.
2018). Bu doğrultuda faktör yükü değerleri kabul
edilebilir eşiktedir. Yapı geçerliliği için incelenen
Cronbach Alpha değerinin 0,70’ten, birleşik gü-
venilirliğin (Composite Reliability/CR) 0,70’ten
ve Açıklanan Ortalama Varyansın (AVE) 0,50’den
büyük olması da birleşme geçerliliği için gerek-
mektedir. (Xu vd. 2018). İlgili ölçeklerin boyutla-
rına ilişkin CR değerleri 0,80 ile 0,96; Cronbach
Alpha değerleri de 0,63 ve 0,94 arasında değiş-
mektedir. Cronbach Alpha değeri iki ölçek için
0,70’in altında olsa da ölçeklerin genel yapısı iti-
bariyle kabul edilebilir olarak değerlendirilebilir.
Faktörlere ilişkin Açıklanan Ortalama Varyans
(AVE) değerleri ise 0,62 ile 0,89 arasında değiş-
mektedir. Bu sonuçlar, ölçeklerin var olan göster-
gelerinin varyansının yarısından fazlasını açıkla-
dığını ifade etmektedir ve birleşme geçerliliğinin
bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Ayrış-
ma geçerliliğini göstermek, her bir yapının orta-
lama açıklanan varyansı, değişkenler arasındaki
ikili korelâsyonların karesinden büyük olması
durumunda mümkün olur. Tablo 2’de görüldü-
ğü gibi modeldeki tüm değişkenler arasındaki
korelâsyonların karesi ortalama açıklanan var-
yans değerlerinden küçüktür ve bu ölçeklerin ay-
rışma geçerliliğine sahip olduğunu gösterir (Xu
vd. 2018).
Çalışma kapsamında değerlendirilen ölçek-
ler ve alt boyutlarına ilişkin korelasyon analizi
sonuçları Tablo 2’de sunulmaktadır. Elde edilen
sonuçlara göre; en yüksek korelasyon seyahatten
kaçınma niyeti ile Covid-19 ciddiyet algısı değiş-
keni arasındadır.
Analizler
Demografik bulgulara göre, katılımcıların yüzde
64’ü (n=225) kadın, yüzde 36’sı (n=124) erkekler-
Cilt  32 = Sayı  2 = Güz2021 217
Beykan Çizel - İsmail Gökay Kırtıl - Rabia Çizel - Volkan Aşkun
den oluşurken, yüzde 54’ü (n=189) bekar, yüzde
46’sı (n=160) evlidir. Eğitim durumları incelendi-
ğinde katılımcılarının dağılımının ortaokul (n=5,
yüzde 1,4), lise (n=39, yüzde 11,2), ön lisans – li-
sans (n=209, yüzde 59,9), yüksek lisans – doktora
(n=96, yüzde 27,5) şeklinde olduğu görülürken,
yaş dağılımının ise 17-29 (n=113, yüzde 32,4), 30-
42 (n=178, yüzde 51), 43-55 (n=38, yüzde 10,9), 56-
Temizlik
ve Hijyen
Riski
Ürün Fiyat
Kalite Riski
Turz. Amç.
Harcanabilir
Gelir
Covid-19
Ciddiyet
Algısı
Seyahatten
Kaçınma
Niyeti
Covid-19 nedeniyle, seyahat ederken temizlik ve hijyen
riskleri olduğunu düşünüyorum
0,808
Covid-19 nedeniyle, turizm bölgelerinde temizlik ve hijyen
riskleri olduğunu düşünüyorum
0,912
Covid-19 nedeniyle, konaklama tesislerinde temizlik ve
hijyen riskleri olduğunu düşünüyorum
0,882
Covid-19 nedeniyle turizmde ürün fiyatları artmaktadır
0,725
Genel olarak Covid-19 gibi kriz dönemlerinde turizmde
ürün kalitesi düşmektedir
0,763
Covid-19 nedeniyle, tatil için yapacağım harcamanın
karşılığını alamayacağımı düşünüyorum
0,787
Covid-19’un gelirim üzerindeki etkisi turizm amaçlı
harcamalarımı olumsuz etkilemektedir
0,911
Covid-19’un istihdam güvencem üzerindeki etkisi turizm
amaçlı harcamalarımı olumsuz etkilemektedir
0,881
Covid-19’un bana yarattığı ekonomik maliyetler turizm
amaçlı harcamalarımı olumsuz etkilemektedir
0,891
Seyahat edersem Covid-19’a yakalanma riskimin yüksek
olduğunu düşünüyorum
0,891
Seyahat edersem Covid-19’a yakalanıp, ölmekten
korkuyorum
0,859
Seyahatimde Covid-19’a yakalanırsam gerekli tedaviyi
alamayacağımı düşünüyorum
0,563
Yakın gelecekte Covid-19 süresince, seyahat etme
niyetinde değilim
0,949
Yakın gelecekte Covid-19 süresince, seyahat etmeyi
planlamıyorum
0,940
Yakın gelecekte Covid-19 süresince, seyahat etmekten
kaçınıyorum
0,937
Cronbach's Alpha
0,836
0,631
0,875
0,696
0,937
CR
0,902
0,802
0,923
0,823
0,959
Ave
0,754
0,575
0,800
0,616
0,888
Tablo 1. Ölçek Maddelerinin Faktör Yük Değerleri, Geçerlilik ve Güvenilirlik Sonuçları
218 n Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi
Covid-19 Pandemisi Sürecinde Seyahatten Kaçınma Niyetinin Karmaşıklık Bakış Açısı ile Analizi
67 (n=20, yüzde 5,7) şeklinde olduğu görülmek-
tedir.
Cinsiyet (C), medeni durum (MD), yaş (Y) ve
eğitim (E) ile temizlik ve hijyen riski (HiR), ürün
fiyat kalite riski (KaR), turizm amaçlı harcanabi-
lir gelir (HaR), Covid-19 ciddiyet (CiD) algıları
koşul değişkenleri olarak ele alınmaktadır. Ge-
reklilik analizi öncesi, bulanık üyelik puanları el-
de etmek için kümenin üyelik derecesini kalibre
etmek gerekmektedir. Üyelik puanları, teorik bil-
ginin kapsamlı ölçüsüne ve ampirik kanıtlara da-
yanan kalibrasyonla belirlenir (Ragin 2014). Bu-
lanık bir küme oluşturmak için bir aralık ölçeği
değişkeni için üç niteliksel kırılma noktasının be-
lirtilmesi gerekir; tam üyelik için eşik (0,95), tam
üye olmama eşiği (0,05) ve geçiş noktası (0,50)
(Ragin 2008). Buna göre çalışmada yer alan 349
katılımcının profillerine göre kadın, erkek ve be-
kar, evli için üyelik puanları 0 ve 1 şeklinde iken
eğitim durumu (E) ve yaş (Y) değişkenlerinin
dört kategorisi için orijinal değerler bulanık üye-
lik puanlarına dönüştürülmüş ve dönüştürme üç
kırılma noktasıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca te-
mizlik ve hijyen riski (HiR), ürün fiyat kalite ris-
ki (KaR), turizm amaçlı harcanabilir gelir (HaR),
Covid-19 ciddiyet algısı (CiD) ve seyahatten ka-
çınma niyeti (niyet) de bu üç kırılmaya göre ka-
libre edilmiştir. Kesme noktaları analiz programı
fsQCA 3.1b (Ragin 2018)’ye aktarıldıktan sonra
değişkenlerinin üyelik puanlarını hesaplamak
için kalibre etme işlevi kullanıldı. Örneğin, HiR
için bulanık üyelik puanları; 5 için 0,95, 3 için
0,50, 1 için 0,05 ve geri kalanlar için kalibrasyon
denklemiyle hesaplanan belirli bulanık puanlar
verilmiştir. Daha sonra üyelik puanları için bula-
nık doğruluk tablosu algoritması uygulanmıştır.
Gereklilik Analizi
Koşulun sonuç değişkeni üzerinde güçlü bir şe-
kilde bağımsız bir etki yapıp yapmadığını belir-
lemek için gereklilik analizi yapılmıştır. Tutarlılık
puanı 0,9 eşik değerinin üzerine geçmediğinde
koşul gerekli olarak etiketlenir (Ragin 2008). Şe-
kil 2, koşullardan hiçbirinin eşik değerini geçme-
yerek gereklilik testini geçtiğini göstermektedir.
“~” işareti, koşulun değerinin düşük olduğu an-
lamına gelir. Bu bağlamda şekle göre çalışmada
Temizlik ve
Hijyen Riski
Ürün Fiyat
Kalite Riski
Harcanabilir
Gelir
Covid-19
Ciddiyet Algısı
Seyahatten
Kaçınma
Niyeti
Temizlik ve Hijyen Riski
1
Ürün Fiyat Kalite Riski
0,373
1
Harcanabilir Gelir
0,159
0,257
1
Covid-19 Ciddiyet Algısı
0,517
0,345
0,203
1
Seyahatten Kaçınma
Niyeti
0,445
0,259
0,212
0,626
1
Bütün korelasyon değerleri 0,01 düzeyinde anlamlıdır
Tablo 2. Korelasyon Tablosu
Şekil 2. Yüksek Niyet İçin Koşulların Gereklilik Analizi
(siyah kalın çizgiler tutarlılığını gösterir)
Cilt  32 = Sayı  2 = Güz2021 219
Beykan Çizel - İsmail Gökay Kırtıl - Rabia Çizel - Volkan Aşkun
ele alınan HaR, HiR, KaR, CiD ile diğer demogra-
fik değişkenlerin koşul olarak değerlendirilmesi-
nin seyahatten kaçınma niyeti sonucuna ulaşmak
adına gerekli olduğu ifade edilebilir.
Doğrulama Tablosu
Mantıksal olarak mümkün olan tüm konfigüras-
yonların bir listesi doğruluk tablosunda yer alır-
ken, ampirik gözlemler genellikle mantıksal kon-
figürasyonlardan daha azdır ve gözlemlenmeyen
durumlar mantıksal kalanlar olarak tanımlanır.
Frekans kesme, bir konfigürasyonun geçerli ol-
duğu örneklerin sayısını ifade eder ve örnek bo-
yutu yeterince büyük olduğunda uygun şekilde
ayarlanabilir (Rihoux ve Ragin 2009). Çalışmada
iki olarak ele alınmıştır. Tutarlılık kesme, aynı so-
nucu yönlendiren konfigürasyonların yüzdesini
ifade eder (Ragin 2014) ve 0,80’e göre ayarlanmış-
tır. Kesme gereksinimlerini karşılamayan kalıntı-
lar ve satırlar doğruluk tablosundan silinmiş ve
çelişkili yapılandırmanın (Rihoux ve Ragin 2009)
doğrulama tablosunda görünmemesi sağlanmıştır.
Yeterlilik Analizi
Sonuçla güvenilir bir şekilde ilişkilendirilen
konfigürasyonlar, yeterlilik analizinde gösteril-
mektedir. Çözüm kapsamı, sonuçlara göre nu-
munelerin kapsamını temsil etmektedir. Çözüm
tutarlılığı, genellikle 0,8 ve üstünde ise sonuç ile
koşullar arasındaki tutarlılık derecesini ifade et-
mektedir (Fiss 2011). Çözüm kapsamı, tüm çö-
zümlerin kapsadığı sonuç örneklerinin yüzdesini
ölçmektedir (Rihoux ve Ragin 2009). Yüksek ni-
yet için ara çözümün sonuçları Tablo 3’te göste-
rildiği gibi yazılımla (fsQCA 3.1b) elde edilmiştir.
Bir koşul adının varlığı, değerinin yüksek olduğu
veya 1 için verildiği; yokluğun düşük olduğu ve-
ya 0 için verildiği şeklinde yorumlanabilir. Çö-
züm tutarlılığı, güçlü bir açıklama gücü anlamı-
na gelen 0,877’e ulaşırken çözüm kapsamı, tüm
konfigürasyonların 194 sonuç vakasını 0,761 gibi
bir değerle kapsaması modelin kabul edilebilir
olduğunu göstermektedir. Ayrıca, yedi konfigü-
rasyon için tutarlılık değerleri 0,80’den yüksektir.
BULGULAR
Asimetrik ilişkiler incelendiğinde seyahatten ka-
çınma niyetini etkileyen 7 konfigürasyon oluştu-
ğu görülmektedir. 2. konfigürasyon incelendi-
ğinde (E*HiR*KaR*HaR*CiD) araştırma modeline
dahil edilen bütün demografik dışı koşul değiş-
kenlerinin (temizlik ve hijyen riski, ürün fiyat ve
Nedensel Konfigürasyon (Sonuç)
Niyet
1
2
3
4
5
6
7
Cinsiyet
Medeni Durum
Yaş
Eğitim
Temz. Hijyen Riski
Ür. Fiyat Kalite Riski
Harcanabilir Gelir
Covid-19 Ciddiyeti
Tutarlılık
0,849
0,938
0,905
0,938
0,879
0,883
0,935
Çözüm Kapsamı
0,761
Çözüm Tutarlılığı
0,877
Tablo 3. Seyahatten Kaçınma Niyeti İçin Koşulların Yeterli Konfigürasyonları
220 n Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi
Covid-19 Pandemisi Sürecinde Seyahatten Kaçınma Niyetinin Karmaşıklık Bakış Açısı ile Analizi
SONUÇ, TARTIŞMA VE ÖNERİLER
Covid-19 kriz süreci turistin düşünce ve zihin
yapısını etkilemekte, seyahat kararlarında dav-
ranışsal bir değişimi beraberinde getirmektedir
(Kock vd. 2020). Belirsizliğin ve öngörülemeyen
ilişkilerin hâkim olduğu kriz dönemlerinde doğ-
rusal yöntemlerin karmaşık ilişkileri açıklamada
yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu yüzden, farklı
açıklama düzeyleri sunan, düzeni ve düzensizli-
ği birlikte ele alan karmaşıklık paradigması gibi
alternatif yöntemler önemsiz veya normal -
şı olarak değerlendirilen koşulların ve çıktıların
fark edilmesini sağlayabilir. Sonuçlardaki büyük
değişim koşulların düşük düzeylerinde saklı ola-
bilir. Ayrıca karmaşıklık paradigmasının gele-
neksel tüketici karar verme modellerine dayanan
turist karar verme süreçlerine alternatif bir bakış
açısı sunabileceği düşünülmektedir.
Beklenen fayda teorisi, gerekçeli eylem teori-
si, planlı davranış teorisi ve çeşitli çoklu karar
verme modellerinin temel oluşturduğu tüketici
karar verme modelleri (Sirakaya ve Woodside
2005), turizm bağlamında fonksiyonel fayda ve
tatmin arayışında olan turist karar verme model-
lerine evrilmiştir. Ancak kişilik tipleri, tutumlar,
inançlar gibi psikolojik faktörlerin ve dış koşulla-
rın etkisiyle alternatif destinasyonlar arasında bir
seçim yapmaya çalışan turist için kaotik dönem-
de karar verme süreci daha farklı işlemektedir.
Genel olarak riskli dönemlerde turist için güven-
de olma hissi ve risk algıları destinasyon tercihi-
nin belirleyicileri olmaktadır. Nitekim Reisinger
ve Mavondo (2005) seyahate dair risk algılarıyla
seyahat kaygısı arasında güçlü ilişkiler olduğunu
söylemiş ve turist karar verme çalışmalarına kül-
türel ve psikografik faktörlerin, risk türlerinin,
kaygının, güvensizlik algısının dahil edilmesini
önermiştir. Potansiyel risk algılarının farklı de-
ğişkenlerle ilişkisine odaklanmak kriz dönemin-
deki seyahat davranışına ışık tutabilir.
Araştırma sonuçlarına göre, nedensel konfigü-
rasyon tablosu incelendiğinde temizlik ve hijyen
riskleri 6 konfigürasyonda yüksek düzeyde belir-
miş, turizm amaçlı harcanabilir gelir ise biri -
şük, 5’i yüksek düzey toplam 6 konfigürasyonda
görülmüştür. Covid-19’un insanların gelirleri ve
iş güvenceleri üzerindeki olumsuz etkileri tu-
kalite riski, turizm amaçlı harcanabilir gelir ve
Covid-19 ciddiyeti) seyahatten kaçınma davranı-
şını etkilediği görülmektedir. Bu durum tasarla-
nan modelin tutarlı olduğuna ve katılımcılar için
Covid-19 özelinde seyahati engelleyen risklerin
demografik koşullar ne olursa olsun var olduğu-
na işaret etmiştir.
Konfigürasyon 1 (~C*~MD*~Y*E*HiR),
3 (~C*~MD*~Y*E*~KaR*HaR) ve 4
(~C*~Y*E*HiR*KaR*~HaR)’e göre orta yaş altı ka-
dınların seyahatten kaçınmasında 3 koşul etkili
olabilmektedir. Sadece yüksek hijyen riski seya-
hatten kaçınma için yeterli olabilirken (konf. 1),
harcanabilir gelir riski yüksek, ürün fiyat-kalite
riski düşük kadınların (konf. 3) ve hijyen riski
yüksek, ürün fiyat-kalite riski yüksek, harcana-
bilir gelir riski düşük kadınların (konf. 4) seya-
hatten kaçındıkları görülmektedir. Bu koşullar
kadınlar için genel olarak temizlik ve hijyen risk-
lerinin yüksek olduğuna işaret etmiştir. Erkek-
ler bağlamında ortaya çıkan 5. konfigürasyon
ise (C*MD*~Y*E*HiR*HaR) evli erkeklerin hijyen
riskleri ve turizm amaçlı harcanabilir gelir risk-
lerinin yüksek olması durumunda seyahatten
kaçınma davranışı sergileyebileceklerini göster-
miştir. Evli erkekler için hijyen riskleri ve pande-
minin olumsuz ekonomik etkileri seyahati kısıt-
layabilmektedir.
7. konfigürasyona göre (MD*E*HiR*HaR*CiD)
hijyen, harcanabilir gelir ve Covid-19 ciddi-
yet algıları yüksek evlilerin seyahatten kaçın-
ma davranışları sergileyebileceği görülmüştür.
Bu durum evli katılımcıların Covid-19’u yük-
sek riskleri olan bir tehdit olarak gördükleri
ve ekonomik anlamda olumsuz etkilendikle-
ri şeklinde yorumlanabilir. 6. konfigürasyonda
(~C*~MD*E*HiR*~KaR*HaR*~CiD) ise hijyen ve
harcanabilir gelir risk algıları yüksek, ürün-fiyat
kalite riski ve ciddiyet algıları düşük kadınların
seyahatten kaçındıkları görülmüştür. 1., 3. ve 6.
konfigürasyonların bekar kadınların risk algıla-
rını gösterdiği ve 3 koşulda da Covid-19 hasta-
lık ciddiyet algısının düşük veya yok ve ürün-
fiyat kalite riskinin düşük veya yok olduğu gö-
rülmüştür. Bu koşullar bekar kadınlar için genel
Covid-19 hastalık ciddiyeti ve turistik ürünlerin
fiyatlarının yükseldiğine dair algıların zayıf ol-
duğunu göstermektedir.
Cilt  32 = Sayı  2 = Güz2021 221
Beykan Çizel - İsmail Gökay Kırtıl - Rabia Çizel - Volkan Aşkun
termektedir. Covid-19 ciddiyet algısı turistlerin
seyahat ettikleri destinasyonda, olası bir semp-
tom durumunda gerekli sağlık hizmetlerini sağ-
layacak altyapının oluşturulmasını beklediğine
işaret etmektedir. Güvenli turizm sertifikası bu
anlamda algılanan Covid-19 ciddiyetini düşür-
meye yardımcı olabilir (https://tga.gov.tr/).
fsQCA koşul ve sonuç değişkenlerinin asimet-
rik ilişkilerinin farklı bağlamlarda görülebilmesi-
ni mümkün kılmaktadır. Bu bakımdan yedi ye-
terlilik konfigürasyonuna göre ön lisans ve üzeri
eğitim düzeyindeki katılımcıların çeşitli seyahat
riskleri algıladığı ve seyahatten kaçındığı görül-
müştür. Bu durum eğitim düzeyi yüksek olan
katılımcıların risk algılarının daha yüksek oldu-
ğu şeklinde yorumlanabilir. Das ve Tiwari’nin
(2020) çalışmasında gezginlerin Covid-19 algısı-
nın eğitim düzeylerine göre farklılaşmadığı; an-
cak hastalığı önleyici önlemler alma adına yük-
sek düzeyde eğitimli gezginlerin daha istekli ol-
duğu saptanmıştır. Cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş
ve medeni durum bağlamında farklı konfigüras-
yonlar farklı hassasiyetlere dikkat çekmektedir.
Covid-19 krizi, etkileri bakımından turizm en-
düstrisine, turizm araştırmacılarına ve profes-
yonellerine küresel değişimin etkileri hakkında
önemli çıktılar sunmaktadır (Gössling vd. 2021:
15). Farklı ilişkisel ağları ve düzeyleri açığa çı-
karabilen fsQCA gibi alternatif yöntemler kriz
süreçlerinde sektörün esnekliğini arttırmaya
yardımcı olabilir. Kaos ve karmaşıklıktan hare-
ket eden, krizleri doğanın ve yaşamın bir parça-
sı olarak gören bir bakış açısı turizmin kriz dö-
nemlerindeki ihtiyaçlarına daha yapıcı çözümler
sunacaktır. Nitekim araştırma bulguları ışığın-
da, turist karar verme sürecinin karmaşıklığının
asimetrik ilişkilerle açıklanabildiği görülmüştür.
Konfigürasyonlar farklı demografide turistlerin
farklı risk hassasiyetlerine işaret etmektedir. Bu-
na göre yerli turistlerin risk algılarının belirlen-
mesinde ve ‘krize dayanıklı turist’ sınıflandır-
masına (1) temizlik ve hijyen riskleri, (2) turizm
amaçlı harcanabilir gelir, (3) ürün fiyat ve kalite
riskleri, (4) Covid-19 ciddiyeti temel oluşturabi-
lir. Bununla birlikte hastalık veya kriz bağlamın-
da, turistlerin ne tür risk azaltıcı davranışlarda
bulunduğu araştırılabilir ve farklı risk algılarıyla
rizm faaliyetlerinden kaçınmalarına yol açmak-
tadır. Pandemi sürecinde fiyatların artması ve
bunun paralelinde insanların gelirinin azalması
turizm amaçlı harcanabilir gelirde düşüşe yol aç-
maktadır.
Bununla birlikte, pandemi nedeniyle seyahat
sırasında, destinasyonda veya konaklama tesis-
lerinde temizlik ve hijyen riskleri olabileceğini
düşünen katılımcılar seyahatten yüksek oranda
kaçınmaktadır. Bu anlamda katılımcılar üzerin-
de pandemi sürecinin yarattığı maddi olumsuz
tablonun ve hastalık riski sebebiyle oluşan hijyen
kaygılarının etkisi görülmektedir. Hijyen kaygısı
ve hastalıktan kaçınma davranışları alanyazın-
daki diğer çalışmalar tarafından da desteklen-
mektedir (Cahyanto vd. 2016; Pappas ve Glyptou
2021). Nitekim, dünya genelinde ülkelerin aşıla-
ma programları başlatması, seyahat için aşı pa-
saportlarının gündeme gelmesi, güvenli seyahat
koridorları oluşturulması ve güvenli turizm ser-
tifikaları hastalık bulaşma riskine karşı alınmaya
çalışılan güncel önlemler olarak sıralanabilir.
Araştırma kapsamında, pandeminin yarattı-
ğı şartlar sebebiyle turistlerde temizlik ve hij-
yen kaygıları oluşması ve turizm amaçlı gelirin
olumsuz etkilenmesiyle birlikte, turistik ürün-
lerde fiyat ve kalite riskleri oluşacağı ve turist-
lerde Covid-19’a dair ciddiyet algısıyla birlikte
seyahatten kaçınma niyetinin oluşabileceği ön-
görülmektedir. Bu doğrultuda bulgular kısmın-
da açıklanan konfigürasyonlarda bu koşulların
desteklendiği görülmektedir. Pandemi sebebiyle
turizm ürün kalitesinin düşme riski yüzünden
(örn. konaklama tesislerinde bazı hizmetlerin ve-
rilmemesi, yeme-içme işletmelerinde sınırlı ürün
arzı gibi) turistler tatil için yapacakları harcama-
nın karşılığını alamayacağını düşünmektedir. Fi-
yat ve kalite riskleri, gerçek riskler yerine, aslın-
da bir parça tüketicinin zihninde algıladığı risk-
lerdir. Pandemi koşulları sebebiyle turistik ürün
kalitesinde düşüşler olacağını düşünen turistle-
rin seyahatten kaçınma davranışı sergileyebile-
ceği saptanmıştır. Araştırma kapsamında tasar-
lanan Covid-19 ciddiyet algısı bizlere turistlerin
seyahat sırasında Covid-19’a yakalanma riskleri-
nin olduğunu ve gittikleri destinasyonda gerekli
tedaviyi alamayacaklarını düşündüklerini gös-
222 n Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi
Covid-19 Pandemisi Sürecinde Seyahatten Kaçınma Niyetinin Karmaşıklık Bakış Açısı ile Analizi
Hajibaba, H., Gretzel, U., Leisch, F. ve Dolnicar, S. (2015). Cri-
sis-resistant Tourists, Annals of Tourism Research, 53: 46-
60.
Huang, X., Dai, S. ve Xu, H. (2020). Predicting Tourists’ He-
alth Risk Preventative Behaviour and Travelling Satis-
faction in Tibet: Combining the Theory of Planned Be-
haviour and Health Belief Model, Tourism Management
Perspectives, 33: 100589.
Karabulut, G., Bilgin, M. H., Demir, E., ve Doker, A. C. (2020).
How Pandemics Affect Tourism: International Eviden-
ce, Annals of Tourism Research, 84: 102991.
Kock, F., Nørfelt, A., Josiassen, A., Assaf, A. G. ve Tsionas,
M. G. (2020). Understanding the COVID-19 Tourist
Psyche: The Evolutionary Tourism Paradigm, Annals of
Tourism Research, 85: 103053.
Kozak, M., Crotts, J. C. ve Law, R. (2007). The Impact of the
Perception of Risk on International Travellers, Interna-
tional Journal of Tourism Research, 9 (4): 233-242.
Lorenz, E. N. (1993). The Essence of Chaos. Londra: UCL Press.
Manson, S. M. (2001). Simplifying Complexity: A Review of
Complexity Theory, Geoforum, 32 (3): 405-414.
Neuburger, L. ve Egger, R. (2020). Travel Risk Perception
and Travel Behaviour During the COVID-19 Pandemic
2020: A Case Study of the DACH Region, Current Issues
in Tourism, 1–14.
Papatheodorou, A. ve Pappas, N. (2017). Economic Recessi-
on, Job Vulnerability, and Tourism Decision Making:
A Qualitative Comparative Analysis, Journal of Travel
Research, 56 (5): 663-677.
Pappas, N. ve Glyptou, K. (2021). Accommodation Decision-
making During the COVID-19 Pandemic: Complexity
Insights From Greece, International Journal of Hospitality
Management, 93: 102767.
Ragin, C. C. (2008). Redesigning Social Inquiry: Fuzzy Sets and
Beyond. Şikago: University of Chicago Press.
Ragin, C. C. (2014). The Comparative Method: Moving Beyond
Qualitative and Quantitative Strategies With a New Intro-
duction. Kaliforniya: University of California Press.
Ragin, C. C. (2018). User’s Guide to Fuzzy-Set/Qualitative Com-
parative Analysis 3.0. Kaliforniya: University of Califor-
nia.
Reddy, M. V., Boyd, S. W. ve Nica, M. (2020). Towards a Post-
conflict Tourism Recovery Framework, Annals of Tou-
rism Research, 84: 102940.
Reisinger, Y. ve Mavondo, F. (2005). Travel Anxiety and In-
tentions to Travel Internationally: Implications of Tra-
vel Risk Perception, Journal of Travel Research, 43 (3):
212-225.
Rihoux, B. ve Ragin, C. C. (2009). Configurational Comparative
Methods. Qualitative Comparative Analysis (QCA) and Re-
lated Techniques. Kaliforniya: Sage.
Ritchie, B. W. ve Jiang, Y. (2019). A Review of Research on To-
urism Risk, Crisis and Disaster Management: Launc-
hing the Annals of Tourism Research Curated Collecti-
on on Tourism Risk, Crisis and Disaster Management,
Annals of Tourism Research, 79: 102812.
Russell, R. ve Faulkner, B. (1999). Movers and Shakers: Cha-
os Makers in Tourism Development, Tourism Manage-
ment, 20 (4): 411-423.
seyahat davranışı arasındaki ilişkilerin nasıl şe-
killendiği incelenebilir.
Araştırma sonuçlarını yorumlarken araştırma-
nın kısıtlarından bahsetmek gelecekteki çalışma-
lara yol gösterecektir. Bu bağlamda araştırmanın
bulguları yerli turistlerden oluşan bir çalışma
grubu üzerinden yorumlanmıştır. Uluslararası
turistler veya daha küçük ve özel örneklemler
üzerinde yapılacak çalışmalar farklı risk algıla-
rını ortaya çıkarıp alternatif, daha geçerli risk
ve seyahat davranışı modelleri oluşturabilir. Bu
bağlamda turizm alanında nispeten yeni bir yön-
tem olan fsQCA, turistlerin farklı demografik ve
risk koşullarını ortaya çıkarmaya yardımcı olabi-
lir. Turizm alanyazınının krizler ve bu dönemler-
deki turist davranışı üzerine eğilmesi krize daya-
nıklı bir sektör oluşmasına yardımcı olacaktır. Bu
açıdan akademik çalışmaların sağlık ve tıp gibi
alanlarla çok disiplinli bakış açısıyla yürütülmesi
önerilmektedir. Ayrıca sadece hastalıklar üzeri-
ne değil, doğal afetler, terör, finansal riskler gibi
farklı kriz türleri üzerine çalışmalar yapılması es-
nek ve dayanıklı turizm kavramına yaklaşmamı-
zı sağlayacaktır.
KAYNAKÇA
AON (2020). Decision Making in Complex & Volatile Ti-
mes : Keys to Managing COVID-19, https://www.aon.
com/getmedia/86577ac3-1ce2-43eb-8323-1a1191488355/
Decision-Making-in-Complex-and-Volatile-Times-Keys-
to-Managing-COVID-19-2020-05-06.aspx (Erişim tarihi:
09.01.2021).
Cahyanto, I., Wiblishauser, M., Pennington-Gray, L. ve Schro-
eder, A. (2016). The Dynamics of Travel Avoidance:
The Case of Ebola in the U.S., Tourism Management
Perspectives, 20: 195-203.
Das, S. S. ve Tiwari, A. K. (2020). Understanding International
and Domestic Travel Intention of Indian Travellers Du-
ring COVID-19 Using a Bayesian Approach, Tourism
Recreation Research, 1-17.
Doll, W. E. (2008). Chaos and Complexity Theories. İçinde; L.
M. Given (Editör), The Sage Encyclopedia of Qualitative
Research Methods (ss. 75-78). Thousand Oaks, Kaliforni-
ya: SAGE Yayınları.
Faulkner, B. (2001). Towards a Framework for Tourism Disas-
ter Management, Tourism Management, 22 (2): 135–147.
Fiss, P. C. (2011). Building Better Causal Theories: A Fuzzy
Set Approach to Typologies in Organization Research,
Academy of Management Journal, 54 (2): 393-420.
Gössling, S., Scott, D. ve Hall, C. M. (2021). Pandemics, Tou-
rism and Global Change: A Rapid Assessment of CO-
VID-19, Journal of Sustainable Tourism, 29 (1): 1-20.
Cilt  32 = Sayı  2 = Güz2021 223
Beykan Çizel - İsmail Gökay Kırtıl - Rabia Çizel - Volkan Aşkun
Woodside, A. G. (2014). Embrace Perform Model: Complexity
Theory, Contrarian Case Analysis, and Multiple Reali-
ties, Journal of Business Research, 67 (12): 2495-2503.
Xu, Z., Zhang, K., Min, H., Wang, Z., Zhao, X. ve Liu, P.
(2018). What Drives People to Accept Automated Ve-
hicles? Findings From a Field Experiement, Transporta-
tion Research Part C: Emerging Technologies, 95: 320-334.
Zenker, S. ve Kock, F. (2020). The Coronavirus Pandemic–A
Critical Discussion of a Tourism Research Agenda, To-
urism Management, 81: 104164.
Sirakaya, E. ve Woodside, A. G. (2005). Building and Testing
Theories of Decision Making by Travellers, Tourism
Management, 26 (6): 815-832.
Sönmez, S. F. ve Graefe, A. R. (1998). Determining Future Tra-
vel Behavior From Past Travel Experience and Percep-
tions of Risk and Safety, Journal of Travel Research, 37
(2): 171-177.
Woodside, A. G. (2013). Moving Beyond Multiple Regression
Analysis to Algorithms: Calling for Adoption of a Para-
digm Shift From Symmetric to Asymmetric Thinking
in Data Analysis and Crafting Theory, Journal of Busi-
ness Research, 66: 463-472.
Beykan ÇİZEL
İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Turizm ve Otel İşletmecili-
ği Bölümü’nden mezun oldu (1996). Yüksek lisans derecesini Akdeniz
Üniversitesi’nden Turizm ve Otelcilik Dalı’ndan (1999), doktora derece-
sini de Akdeniz Üniversitesi’nde İşletme Dalı’ndan aldı (2005). Akdeniz
Üniversitesi’nde çalışmaya başladı (1996). Doçentlik unvanını ise İşletme
Bölümü Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalı’ndan aldı (2010). Halen
Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde profesör olarak görev yapmak-
tadır. Temel çalışma alanları, turizm ve otel işletmeciliği, sosyal psikoloji ve
e-turist davranışıdır.
İsmail Gökay KIRTIL
Doğu Akdeniz Üniversitesi, Turizm Fakültesi, Turizm ve Otel İşletmeci-
liği Bölümü’nden mezun oldu (2010). Yüksek lisans derecesini Akdeniz
Üniversitesi’nden Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Dalı’ndan aldı (2019).
Aynı yıl Akdeniz Üniversitesi, Turizm İşletmeciliği Dalı’nda doktora eğitimi-
ne başladı. Özel sektör kariyerine Royal Caribbean Cruise Line firmasında
yaz stajı yaparak başladı (2010). The Marmara Collection Grubu’nda çalıştı
(2011-2018). Ardından Akdeniz Üniversitesi Demre Dr. Hasan Ünal Meslek
Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı (2018). Halen
Akdeniz Üniversitesi Demre Dr. Hasan Ünal Meslek Yüksek Okulu’nda görev
yapmaktadır. Temel çalışma alanları gönüllülük faaliyetleri, turist davranışı
ve e-turizmdir.
Rabia BATO ÇİZEL
Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nden mezun oldu (1999).
Yüksek lisans derecesini Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otel-
cilik Yüksekokulu’ndan (2002), doktora derecesini de Akdeniz Üniversitesi
İşletme Bölümü’nden aldı (2008). Akdeniz Üniversitesi’nde çalışmaya
başladı (2001). Doçentlik unvanını İşletme bölümü Yönetim ve Organizas-
yon Anabilim Dalı’ndan aldı (2013). Halen Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve
İdari Bilimler Fakültesi’nde profesör olarak görev almaktadır. Temel çalış-
ma alanları, insan kaynakları yönetimi, yönetim ve organizasyon, çalışma
psikolojisidir.
Volkan AŞKUN
Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği’nden mezun oldu (2010). Ankara
Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi ve Kariyer Danışmanlığı (2015) ve
Akdeniz Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümlerinden
yüksek lisans derecelerini aldı (2018). Sosyal Politika ve Çalışma İlişkileri
doktora programına devam etmektedir (2018 -). Turizm ağırlıklı özel sek-
törde İKY, Organizasyon ve Proje Yöneticisi gibi unvanlarda çalıştı (2010-
2018). Akdeniz Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır
(2020 -). Temel çalışma alanları endüstri ve örgüt psikolojisi, sosyal politika
ve karmaşıklıktır.
... Önceki araştırmalar, Covid-19 pandemisi sonrası, turizmin nasıl şekilleneceği (Cheer, 2020), turistlerin seyahatlere katılımları (Shi, Dorling, Cao ve Liu, 2020), turistlerin yaşam tarzlarına ve seyahat tercihlerine (Wen, Kozak, Yang ve Liu, 2020) etkisine yönelik olmuştur. Covid-19 pandemisinin seyahat etme niyetine etkisine dair (Çizel, Kırtıl, Çizer ve Aşkun, 2021) çalışmalarda bulunmaktadır. Bununla birlikte, turistlerin algıladıkları riske bağlı olarak, seyahat etme niyetlerine ve hijyen koşulları sebebiyle alınan önlemler için, fazladan ödeme yapmaya rıza gösterip göstermedikleri dair çalışmalar nispeten daha azdır. ...
Article
The restrictions COVID-19 pandemic has caused restriction among all sectors affected, especially tourism. The purpose of this study is to analyze the impact of perceived risk on the intention to travel during COVID-19. Moreover, the study analyzed the willingness to pay extra in order to benefit from hygiene measures. The questionnaire prepared through Google surveys was administered online to 207 people selected by using the easy sampling method. As a result of the analysis, it was determined that the risk perceived by people in the COVID-19 pandemic negatively affects the intention to travel. It was observed that attitudes and perceived behavior control positively affect the intention to travel. It was determined that the intention to travel has no effect on the willingness to pay extra. The research will contribute to the related literature by indicating the safety conditions that customers seek while traveling during the pandemic and the travel agencies offering customers alternative tourism destinations in which safety measures are taken.
Article
Full-text available
Studies across the social sciences are making increasing use of an evolutionary perspective. Yet, despite its potential, the application of evolutionary psychology in tourism research is scant. Evolutionary psychology is arguably one of the most useful approaches to understanding the effects of the Coronavirus pandemic on the tourist's psyche. This research highlights, explains, and empirically demonstrates the vast untapped potential of this perspective for post-COVID-19 tourism research. The authors develop an Evolutionary Tourism Paradigm, which is based on biological epistemology and theory to address questions in post-COVID-19 tourism research. This paradigm is brought to life through a developed ocean and islands model, and its utility for future research endeavors on the Coronavirus pandemic is empirically demonstrated in two studies.
Article
Full-text available
The study examined the relationship between perception of COVID-19, travel risk perception and travel behaviour among travellers in the DACH region (Germany, Austria, Switzerland) – an important tourism market and, after Italy, the second region in Europe that was impacted by COVID-19. Data were collected at two points of time: the sample of the study in Period 1 (n = 1158) was collected at a critical point in time in the beginning of March 2020, when Italy was already massively affected by COVID-19; the sample of the study in Period 2 (n = 212) was collected two weeks later, when Europe has seen immense impacts and COVID-19 was declared a pandemic. Cluster analysis was performed and defined three unique clusters in both periods with distinctive characteristics. In addition, results revealed a significant increase in risk perception of COVID-19, travel risk perception and travel behaviour over a short period of time.
Article
Full-text available
The novel coronavirus (COVID-19) is challenging the world. With no vaccine and limited medical capacity to treat the disease, nonpharmaceutical interventions (NPI) are the main strategy to contain the pandemic. Unprecedented global travel restrictions and stay-at-home orders are causing the most severe disruption of the global economy since World War II. With international travel bans affecting over 90% of the world population and wide-spread restrictions on public gatherings and community mobility, tourism largely ceased in March 2020. Early evidence on impacts on air travel, cruises, and accommodations have been devastating. While highly uncertain, early projections from UNWTO for 2020 suggest international arrivals could decline by 20 to 30% relative to 2019. Tourism is especially susceptible to measures to counteract pandemics because of restricted mobility and social distancing. The paper compares the impacts of COVID-19 to previous epidemic/pandemics and other types of global crises and explores how the pandemic may change society, the economy, and tourism. It discusses why COVID-19 is an analogue to the ongoing climate crisis, and why there is a need to question the volume growth tourism model advocated by UNWTO, ICAO, CLIA, WTTC and other tourism organizations.
Article
With the remaining ambiguity around COVID-19 effective treatment, the decision-making process for 2020 tourists remains fraught with complexity. Drawing from a sample of 385 permanent Athenian residents, the study explores the decision-making attributes driving their accommodation purchasing preferences in times of increased uncertainty. The complex dynamics are investigated using fuzzy-set Qualitative Comparative Analysis. A complementary analysis evaluates the size effect of the examined conditions using Necessary Condition Analysis. In total, four solutions are generated concerning: (i) health and safety; (ii) the price-quality nexus; (iii) risk aspects; and (iv) quality related health and safety. The study contributes towards the initiation of the theoretical discourse on the foundations of the exploration of tourists’ accommodation choice triggers and dilemmas in times of pandemics. The results inform market intelligence with regard to accommodation-related customer priorities, perceptions and intentions during the pandemic which lay several important managerial implications for the accommodation industry.
Article
ABSTRACT This study investigated travel intentions of 484 international and 566 domestic travellers during COVID-19 pandemic using Bayesian structural equation modelling and the extended model of goal-directed behaviour. The variation in the perceived severity of COVID-19 and willingness to adopt personal non-pharmaceutical interventions (PNPIs) across different demographic and socioeconomic characteristics of travellers was also examined. It was revealed that attitude, subjective norm, perceived behavioural control and positive anticipated emotion positively and negative anticipated emotion negatively influenced travellers’ intention through their desire to travel during COVID-19. The perceived severity of COVID-19 indirectly influenced travel intention through willingness to adopt PNPIs. Female and older travellers perceived COVID-19 as more severe and showed more willingness to adopt PNPIs. Implications and directions for future research are discussed.
Article
We examine how pandemics affects tourist arrivals. The paper is the first to use newly developed “Discussion about Pandemics Index”. We find that pandemic decreases tourist arrivals. This effect exists only for low-income economies.
Article
Unquestionable, the coronavirus (Covid-19) pandemic is one of the most impactful events of the 21st century and has tremendous effects on tourism. While many tourism researchers worldwide are currently ‘Covid-19 research gap spotting’, we call for more deliberateness and rigor. While we agree that the coronavirus pandemic is unique and relevant to research, we argue that not all effects are worth researching or novel to us. Previous research on crises and disasters do show similar patterns and existing theories can often very well explain the current phenomena. Thus, six illustrative examples are shown how a research agenda could look like. This includes parts where theoretical explanations from tourism are missing, as well as where we think existing knowledge might be subject to a tourism paradigm-shift due to the coronavirus pandemic.
Article
Both the theory of planned behaviour (TPB) and the health belief model (HBM) are important theories to analyse health-related behaviours; however, few studies have combined these theories to explore health risk issues in the tourism context. This paper explores the relationships underlying travelers' health beliefs, attitudes, self-efficacy, preventative behaviours, and travelling satisfaction during trips to high-altitude destinations. Tibet in China was chosen as the case and the data are analysed by Mplus 7.4 with the WLSMV estimator. The results show that perceived susceptibility and perceived benefit can be regarded as important antecedent beliefs in attitudes toward preventative behaviours; health beliefs and self-efficacy positively influence preventative behaviours; and there are significant indirect relationships from health beliefs to preventative behaviour. Moreover, risk preventative behaviour is found to be a positive determinant of travelling satisfaction during a trip. Findings also revealed that TPB can be supported and extended by combining constructs of HBM.
Article
This article reviews 142 papers published between 1960 and 2018 on tourism risk, crisis and disaster management. The article (1) takes a thematic approach to synthesise past research focus and identifies gaps, (2) examines research methodologies employed, and (3) suggests future research and methodological approaches to help progress the field. The article also launches the Annals of Tourism Research Curated Collection on tourism risk, crisis and disaster management, which contains past and hot off the press work on the topic and will continue to grow as new articles on the topic appear in Annals.