Conference PaperPDF Available

CRITICAL APPROACH TO THE THEORETICAL AND PRACTICAL CONSEQUENCES OF SPECIFIC CRIMES AND PUNISHMENTS IN POLITICAL PARTIES LAW (Siyasi Partiler Hukukuna Özgü Suç ve Cezaların Teorik ve Pratik Sonuçları İle İlgili Eleştirel Yaklaşım)

Authors:

Abstract

In the seventh part of the Law on Political Parties No. 2820, some crimes specific to the law of political parties have been regulated and light imprisonment and light fines are stipulated for some of these crimes. Light imprisonment and light fines were turned into judicial fines in 2004 with Law No.5252, and administrative fines in 2005 with Law No.5349, and public prosecutors were authorized to decide on these administrative fines. With the amendment made by the Law No. 6352 in order to make judicial services more effective in 2012, these powers of the public prosecutors were transferred to the civilian authorities. Compliance with the international norms stipulating that the administrative authorities are authorized to decide on administrative sanctions for unlawful acts of political parties and that the sanctions to be imposed on political parties should be decided by independent courts as a result of a fair trial is controversial. In the 118th article of the Political Parties Law, it is regulated that the sanctions foreseen in the Associations Law can also be applied to political parties. Civilian authorities are authorized to decide on administrative fines related to the actions listed in the Associations Law No. 5253. Administrative fines imposed by the civilian authority in accordance with the provisions of the Law on Associations due to the fact that the provincial / district presidency of a political party did not convene the provincial / district congresses within the time stipulated by the law, was the subject of the applications numbered 2014/4663 and 2014/15220 of the Constitutional Court. The Constitutional Court ruled that the freedom of political association was violated, pointing out that the administrative fines imposed on political party executives by civilian authorities did not meet the requirements of "legality" and "certainty". It should not be preferred that the unlawful acts of the political party executives remain without sanctions and the sanctions are not clear. In this framework, it is considered beneficial to regulate the crimes that may be committed by political party managers and the sanctions foreseen for these crimes directly in the Political Parties Law in a way that is compatible with the constitutional values of political parties. The provision of "imprisonment not less than six months for unlawful acts related to the prohibitions in the fourth part of the Law" of Article 117 of the Law on Political Parties was annulled by the Constitutional Court in 2012. Although the Constitutional Court postponed the date which the annulment decision is to come into effect, in order to make the necessary legal arrangements, The Grand National Assembly of Turkey hasn't put forward a resolution to fill this legal gap.
SİYASİ PARTİLER HUKUKUNA ÖZGÜ SUÇ VE CEZALARIN TEORİK VE
PRATİK SONUÇLARI İLE İLGİLİ ELEŞTİREL YAKLAŞIM
Dr. Fatih GÜLER
Çanakkale 18 Mart Üniversitesi
fatih.guler@comu.edu.tr – ORCID ID: 0000-0002-5365-5700
ÖZET
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun yedinci kısmında siyasi partiler hukukuna özgü bir
takım suçlar düzenlenmiş ve bu suçların bir kısmı için hafif hapis ve hafif para cezası
öngörülmüştür. Hafif hapis ve hafif para cezaları 2004 yılında 5252 sayılı kanun ile adli para
cezasına, 2005 yılında 5349 sayılı kanun ile idari para cezasına dönüştürülmüş ve bu idari
para cezaları hakkında karar vermeye Cumhuriyet savcıları yetkili kılınmıştır. 2012 yılında
yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi amacıyla 6352 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle
Cumhuriyet savcılarının bu yetkileri mülki amirlere devredilmiştir. Mülki amirlerin siyasi
partilerin hukuka aykırı eylemleri ile ilgili idari yaptırımlara karar vermeye yetkili
kılınmasının, siyasi partilere uygulanacak yaptırımların adil bir yargılama neticesinde ve yargı
organlarınca karar verilmesini öngören uluslararası normlarla uyumu tartışmalıdır.
Siyasi Partiler Kanunu’nun 118.maddesinde Dernekler Kanunu’nda öngörülen yaptırımların
siyasi partiler hakkında da uygulanabileceği düzenlenmiştir. 5253 sayılı Dernekler
Kanunu’nda sayılan eylemlerle ilgili idari para cezaları hakkında karar vermeye mülki amirler
yetkili kılınmıştır. Bir siyasi partinin il/ilçe başkanlığının il/ilçe kongrelerini kanunda
öngörülen sürelerde toplanmaması sebebiyle Dernekler Kanunu hükümleri çerçevesinde
mülki amir tarafından uygulanan idari para cezaları Anayasa Mahkemesinin 2014/4663 ve
2014/15220 numaralı başvurulara konu olmuştur. Anayasa Mahkemesi siyasi parti
yöneticilerine mülki amirler tarafından uygulanan idari para cezalarının “kanunilik” ve
“belirlilik” şartlarını taşımadığına işaret ederek, siyasi örgütlenme özgürlüğünün ihlal
edildiğine hükmetmiştir.
Siyasi Partiler Kanunu’nun 117.maddesinin “Kanunun dördüncü kısmındaki yasaklarla ile
ilgili hukuka aykırı eylemler için öngörülen altı aydan az olmayan hapis cezası” yaptırımı ile
ilgili hüküm 2012 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olup, gerekli yasal
düzenlemenin yapılması amacıyla yürürlük tarihi altı ay sonrası olacak şekilde belirlenmesine
rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu hukuki boşluğu doldurma yönünde bir irade ortaya
koymamıştır.
Siyasi parti yöneticilerinin hukuka aykırı eylemlerinin yaptırımsız kalması da yaptırımların
belirli olmaması da tercih edilmemelidir. Bu çerçevede siyasi parti yöneticileri tarafından
işlenebilecek suçların ve bu suçlar için öngörülen yaptırımlarla ilgili hususların siyasi
partilerin anayasal değerleri ile uyumlu olacak ve tereddüte mahal bırakmayacak şekilde
doğrudan Siyasi Partiler Kanunu’nda düzenlenmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Anayasa Mahkemesi, Siyasi Partiler Kanunu, Belirlilik İlkesi, Bireysel
Başvuru, İdari Para Cezası.
ABSTRACT
In the seventh part of the Law on Political Parties No. 2820, some crimes specific to the law
of political parties have been regulated and light imprisonment and light fines are stipulated
for some of these crimes. Light imprisonment and light fines were turned into judicial fines in
2004 with Law No.5252, and administrative fines in 2005 with Law No.5349, and public
prosecutors were authorized to decide on these administrative fines. With the amendment
made by the Law No. 6352 in order to make judicial services more effective in 2012, these
powers of the public prosecutors were transferred to the civilian authorities. Compliance with
the international norms stipulating that the administrative authorities are authorized to decide
on administrative sanctions for unlawful acts of political parties and that the sanctions to be
imposed on political parties should be decided by independent courts as a result of a fair trial
is controversial.
In the 118th article of the Political Parties Law, it is regulated that the sanctions foreseen in
the Associations Law can also be applied to political parties. Civilian authorities are
authorized to decide on administrative fines related to the actions listed in the Associations
Law No. 5253. Administrative fines imposed by the civilian authority in accordance with the
provisions of the Law on Associations due to the fact that the provincial / district presidency
of a political party did not convene the provincial / district congresses within the time
stipulated by the law, was the subject of the applications numbered 2014/4663 and
2014/15220 of the Constitutional Court. The Constitutional Court ruled that the freedom of
political association was violated, pointing out that the administrative fines imposed on
political party executives by civilian authorities did not meet the requirements of "legality"
and "certainty".
It should not be preferred that the unlawful acts of the political party executives remain
without sanctions and the sanctions are not clear. In this framework, it is considered beneficial
to regulate the crimes that may be committed by political party managers and the sanctions
foreseen for these crimes directly in the Political Parties Law in a way that is compatible with
the constitutional values of political parties.
The provision of "imprisonment not less than six months for unlawful acts related to the
prohibitions in the fourth part of the Law" of Article 117 of the Law on Political Parties was
annulled by the Constitutional Court in 2012. Although the Constitutional Court postponed
the date which the annulment decision is to come into effect, in order to make the necessary
legal arrangements, The Grand National Assembly of Turkey hasn't put forward a resolution
to fill this legal gap.
Keywords: Constitutional Court, Political Parties Law, Certainty Principle, Individual
Application, Administrative Fine.
1. Giriş
Siyasi partiler demokrasin vazgeçilmez unsuru olup, temel amaçları seçmenlerdeki
desteklerini maksimize ederek, tahayyül ettikleri değerlerle devleti yönetmektir. Bu çerçevede
siyasi partiler açından en önemli yaptırımın seçmenlerin oy desteğini azaltması olduğu
söylenebilir. Fakat adil bir siyasal düzeni sağlamak amacıyla siyasi partiler ile ilgili bir takım
esas ve usullerin kanuni düzenlemeye konu olması, bunların ihlali halinde de hukuki
müeyyidelerin belirlenmesi önemlidir. Siyasi partilerin yasal düzenlemelere konu olmalarının
sebeplerinden bir tanesi de, siyasi yaşamın kalbi olan siyasi partilerin anayasal sınırlar
içerisinde kalmasını temin etmek olduğu söylenebilir. (Özcan & Yanık, 2011: 57)
Siyasi sürecin hukuki çerçevesine ilişkin konuların anayasa hukukunun ilgi alanı
girmesi sebebiyle, (Gönenç, 2008:7) siyasi partilerle ile ilgili genel ilkeler 1982 Anayasasının
68. ve 69. maddelerinde düzenlenmiş, diğer hususların bu ilkelerle uyumlu olacak şekilde
kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Siyasi partiler ile ilgili hükümlerin önemli bir kısmı bu
çerçevede 1983 tarih ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununda düzenlenmiştir. Anayasa, parti
yönetici ve üyelerinin eylemlerinden dolaylı bir şekilde siyasi partiyi sorumlu tutmuştur.
(Öden, 2003:109) Bu çerçevede siyasi parti tüzel kişiliğini etkileyebilecek hukuka aykırı
eylemlerden parti yönetici ve üyelerinin sorumlu olması ilkesi benimsenmiştir.
2. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununda Düzenlenen Suçlar ve Cezaları
Bir kanun ceza hukukuna ilişkin belirli bir alanla ilgili ceza normlarını düzenliyorsa bu
kanunlar “özel ceza kanunları”, müstakilen bu normları düzenlememekle beraber suç teşkil
eden fiiller ve bu fiil karşılığı uygulanacak yaptırımları içeriyorsa bu kanunlar “ceza içeren
kanunları” ifade eder. (Arslan, 2021:49) Bu çerçevede “ceza içeren bir kanun” olan 2820
sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun yedinci kısmında siyasi partiler hukukuna özgü bir takım
suçlar düzenlenmiştir. Bu suçların bir kısmı için hafif hapis ve hafif para cezası, bir diğer
kısmı için hapis cezası ve adli para cezası öngörülmüştür.
Tablo- 1 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununda Düzenlenen Suçlar ve Cezaları
Hafif Hapis Cezası ve Hafif Para
Cezası Öngörülen Suçlar
Hapis Cezası ve Adli Para Cezası
Öngörülen Suçlar
Cumhuriyet Başsavcılığına ve
Anayasa Mahkemesine gerekli
bilgilerin verilmemesi (c bendi hariç)
Parti defter ve kayıtlarının
tutulmaması, tahrifi, defterlerin yok
edilmesi veya gizlenmesi
Organlarda görev alanların
bildirilmemesi
Oylamaya hile karıştırılması
Genel ceza hükümleri Gerçek dışı üye kaydı yapılması
Seçimlerde alınan tedbirlere uymama Kanuna aykırı bağış, kredi veya borç
alınması, borç verilmesi
Hafif hapis ve hafif para cezaları 2004 yılında 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun
Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun ile adli para cezasına dönüştürülmüştür. 2005
yılında ise 5349 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile adli para cezasına dönüştürülen hapis ve
hafif para cezaları idari para cezasına dönüştürülmüş ve bu idari para cezaları hakkında karar
vermeye Cumhuriyet Savcıları yetkili kılınmıştır.
2012 yılında “3.Yargı Reformu” paketi ile olarak bilinen 6352 sayılı Yargı
Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın
Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun ile
birçok kanunda değişiklik yapılmıştır. Kanunun ana amacının yargının iş yükünün azaltılması
ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırmak olduğu ifade edilmiştir. (Bakanlar Kurulu,
2012:25) Bu çerçevede kabahat niteliğinde olan hukuka aykırı eylemlerin karşılığı olan idari
para cezalarının, adli makamlar tarafından değil, idari makamlar tarafında karar verilmesi
ilkesi benimsenmiştir. (Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu, 2012:30)
6352 sayılı kanun ile getirilen düzenlemeler yargılamanın hızlanmasını sağlamasına
rağmen siyasi partiler hukukunun ruhuna aykırı hususları da barındırmaktadır. (Apaydın,
2012:72) Çünkü 6352 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle Siyasi Partiler Kanununa göre
karar verilecek idari para cezaları ile ilgili yetkiler Cumhuriyet Savcılarından mülki amirlere
devredilmiştir.
Mülki amirlerin siyasi partilerin hukuka aykırı eylemleri ile ilgili idari yaptırımlara
karar vermeye yetkili kılınmasının, siyasi partilere uygulanacak yaptırımların adil bir
yargılama neticesinde ve yargı organlarınca karar verilmesini öngören uluslararası normlarla
uyumu tartışmalıdır. (Venıce Commission, 2009:21)
3. Anayasa Mahkemesinin Konuyla İlgili Bireysel Başvurular Neticesinde Verdiği
Kararların Değerlendirilmesi
12 Eylül 2010 tarihli halkoylaması neticesinde onaylanan 5982 sayılı anayasa
değişikliği kanunu ile olağan kanun yolları tüketilmesine rağmen anayasada güvence altına
alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü
tarafından ihlal edilmesi sebebiyle Anayasa Mahkemesine başvuru hakkı tanınmıştır. (Gözler,
2019:1152-1153) Bu düzenlemenin amaçlarından biri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
yapılan başvuru sayısını azaltmaktır. (Şahin & Kahraman, 2019:40)
Bilindiği üzere siyasi parti kurma, siyasi partiye girme ve siyasi partiden ayrılma
anayasanın 68.maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. AİHS’de siyasi partilerin örgütlenme
hakkı özel olarak düzenlememesi sebebiyle AİHM siyasi parti özgürlüklerini sözleşmenin 11.
maddesinin toplantı ve dernek özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmektedir.[ CITATION Met98
\l 1055 ] 233 Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin gündemine örgütlenme özgürlüğünün
ihlali iddiasıyla gelen başvurularla ilgili verdiği kararların siyasi partiler ceza hukuka ile ilgili
bir takım sonuçları olduğu söylenmelidir.
Siyasi Partiler Kanunu’nun 118.maddesinde Dernekler Kanunu’nda öngörülen
yaptırımların siyasi partiler hakkında da uygulanabileceği düzenlenmiştir. 5253 sayılı
Dernekler Kanunu’nda genel kurul toplantılarını süresi içinde toplamayan yöneticiler
hakkında idari para cezasına hükmedileceği ve bu konuyla ilgili karar vermeye mülki
amirlerin yetkili olduğu ifade edilmiştir.
Bir siyasi partinin il/ilçe başkanlığının il/ilçe kongrelerini kanunda öngörülen sürelerde
toplanmaması sebebiyle Dernekler Kanunu hükümleri çerçevesinde mülki amir tarafından
uygulanan idari para cezaları bireysel başvuruya konu olarak Anayasa Mahkemesinin
gündemine gelmiştir.[CITATION Met15 \l 1055 ] [ CITATION Den16 \l 1055 ]
Anayasa Mahkemesi mezkur bireysel başvuru kararlarında siyasi partinin yerel
yöneticilerine uygulanan idari para cezalarında, siyasi parti tüzel kişiliği ile siyasi parti üye ve
yöneticileri arasında sıkı bir bağ olması sebebiyle siyasi partin tüzel kişiliğinin güncel ve
kişisel bir hakkı olduğuna işaret ederek, siyasi parti tüzel kişiliğinin mağdur statüsünü kabul
etmiştir.
Anayasa Mahkemesi, siyasi partilerle ile ilgili bireysel başvuru kararlarında Venedik
Komisyonu kararlarına atıf yaptığı görülmektedir. Venedik Komisyonu örgütlenme
özgürlüğüne ilişkin kısıtlamaların, ikincil düzenlemelerden (Dernekler Kanunu) ziyade ilgili
devletin anayasasına veya kanunlarına (Siyasi Partiler Kanunu) dayanması ve bu
kısıtlamaların ihlal edilmeleri halinde karşılaşacakları sonuçları anlayabilmelerini sağlamak
için anlaşılması kolay, açık ve eşit oranda uygulanabilir olması gerektiğine işaret etmiştir.
[ CITATION Ven09 \l 1055 ]
Anayasa Mahkemesi siyasi parti yöneticilerine ikincil mevzuat aracılığıyla mülki
amirler tarafından uygulanan idari para cezalarının kanunilik” ve “belirlilik” şartlarını
taşımadığına işaret ederek, siyasi örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir.
İzin alınması gereken alana izin alınmaksızın asılan bir afiş gerekçesiyle belediye
başkanlığı tarafından ilgili siyasi partiye uygulanan idari para cezası sebebiyle örgütlenme
özgürlüğünün ihlali iddiasıyla yapılan bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi, siyasi
partilerin demokrasinin sağlıklı işleyişinin sağlamak açısından mer’i mevzuat hükümlerine
herkes gibi uymak zorunda olduklarına işaret ederek hak ihlali olmadığına hükmetmiştir.
[ CITATION Hal18 \l 1055 ]
Anayasa Mahkemesinin bu konuyla ilgili kararları bütüncül bir perspektifle
değerlendirildiğinde, siyasi parti ve yöneticilerinin genel hükümlere aykırı fiil ve davranışları
sebebiyle adli merciler dışındaki idari makamların kararıyla idari para cezası uygulanmasının
hukuka aykırı olmadığı, fakat siyasi partiler hukukundan kaynaklı müeyyidelerin
uygulanmasında daha hassas davranılması gerektiğine işaret ettiği söylenebilir.
4. Anayasa Mahkemesinin Konuyla İlgili Norm Denetimi Neticesinde Verdiği
Kararların Değerlendirilmesi
Siyasi Partiler Kanununun 117.maddesinde “Siyasi Partiler Kanununun dördüncü
kısmındaki yasaklarla ile ilgili hukuka aykırı eylemler için altı aydan az olmayan hapis
cezası” öngörülmüştür. Siyasi Partiler Kanununun 117.maddesi itiraz yolu ile Anayasa
Mahkemesi gündemine gelmiştir.
Anayasa Mahkemesi, yasa koyucunun, ceza hukuku ilkelerine bağlı kalarak, hangi
eylemlerin suç sayılacağına, bunlara verilecek cezanın niteliği, miktarı, artırım ve indirim
halleri ve oranlarının öngörebileceğine işaret ederek, Siyasi Partiler Kanununun
117.maddesinde bu koşulların sağlanmadığını hükmederek iptal etmiştir.[ CITATION Ana12 \l
1055 ]
Siyasi Partiler Kanununun 117.maddesi 2012 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından
iptal edilmiş olup, gerekli yasal düzenlemenin yapılması amacıyla iptal kararının yürürlük
tarihi altı ay sonrası olacak şekilde belirlenmesine rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu
hukuki boşluğu doldurma yönünde bir irade ortaya koymamıştır.
5. Sonuç
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, siyasi süreçte kamu güveninin sağlanması için
siyasi partilerin faaliyetlerinin denetlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. [ CITATION Cum16 \l
1055 ] Bu çerçevede siyasi parti yöneticilerinin hukuka aykırı eylemlerinin yaptırımsız
kalması da yaptırımların belirli olmaması da tercih edilmemelidir. Anayasa Mahkemesinin
kararlarında referans aldığı Venedik Komisyonu ilkeleri göz önünde bulundurularak siyasi
parti yöneticileri tarafından işlenebilecek suçların ve bu suçlar için öngörülen yaptırımlarla
ilgili hususların siyasi partilerin anayasal değerleri ile uyumlu olacak ve tereddüte mahal
bırakmayacak şekilde doğrudan Siyasi Partiler Kanunu’nda düzenlenmesinin faydalı olacağı
değerlendirilmektedir.
Kaynakça
Apaydın, B. (2012). 6352 sayı ve 02.07.2012 tarihli Kanun ile İdari Yargılama Usûl
Kanunu’nda Yapılan Yeniliklere Dair Bir İnceleme. İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi,
15(2), 45-72.
Arslan, Ç. (2021). Uzlaştırmanın Genel Şartları. O. Cuni , M. Özcan, Ç. Arslan, & O.
Değirmenci içinde, Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma (2. Baskı). Ankara: Alternatif
Çözümler Daire Başkanlığı.
Bakanlar Kurulu. (2012). Kanun Tasarısı. Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin
Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı.
Gönenç, L. (2008). Türkiye'de Seçim Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yolları. Ankara: Adalet.
Gözler, K. (2019). Türk Anayasa Hukuku (3. Baskı ). Bursa: Ekin.
Metin, Y. (1998). Siyasi Parti Kapatma Davalarında Ortaya Çıkan Ön Sorunlar. Süleyman
Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi(3(Güz)), 223-236.
Öden, M. (2003). Türk Anayasa Hukukunda Siyasi Partilerin Anayasaya Aykırı Eylemleri
Nedeniyle Kapatılmaları. Yetkin: Ankara.
Özcan, H., & Yanık, M. (2011). Siyasi Partiler Hukuku. İstanbul: Der Yayınları.
Şahin, M., & Kahraman, M. (2019). Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararlarının
Yerine Getirilmesi. Anayasa Yargıs, 36(2), 37-61.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu. (2012). Yargı Hizmetlerinin
Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ... Kanun Tasarısı
ile... Dair Kanun Teklifi ile Adalet Komisyonu Raporu (1/565, 2/90, 2/120, 2/223,
2/257, 2/268, 2/292, 2/322, 2/326). Ankara: Türkiye Büyük Millet Meclisi.
Venıce Commission, E. C. (2009). Code Of Good Practice In The Field Of Political
Parties(Adopted by the Venice Commission at its 77th Plenary Session (Venice, 12-13
December 2008)).
Mahkeme Kararları
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu.(2012). Esas Sayısı : 2011 /62, Karar Sayısı : 2012/2.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm. (2018). Halkın Kurtuluş Partisi Kararı. BireyselBaşvuru
Numarası: 2015/19585
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu.(2012). Metin Bayyar ve Halkın Kurtuluş Partisi Kararı.
Bireysel Başvuru Numarası: 2014/15220.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm. (2016). Deniz Dönmez ve Diğerleri Kararı. Bireysel
Başvuru Numarası: 2014/4663
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Bölüm. (2016). Cumhuriyet Halk Partisi Kararı,
Başvuru Numarası: 19920/13
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
ResearchGate has not been able to resolve any references for this publication.