ArticlePDF Available

An Empiric Research On The Judicial Attitudes Of The Members Of The Constitutional Court in The Political Party Dissolutıon Cases Opened in The 1982 Constitutıonal Period (1982 Anayasası Döneminde Açılan Siyasi Parti Kapatma Davalarında Anayasa Mahkemesi Üyelerinin Yargısal Tutumları Üzerine Ampirik Bir Araştırma)

Authors:

Abstract

Political parties are an indispensable element of democracy and have an undeniable importance with their main goal of "governing the state". “Dissolution”, which is a sanction that terminates the legal existence of political parties as a legal entity, corresponds to the “death penalty” which ends the legal existence of natural persons as a sanction. Considering the current debates on the necessity and conditions of the "death penalty" abolished by the derivative constituent power, the issue of dissolution of the political parties remains up to date and debatable. Following the indictment of the Chief Public Prosecutor of the Supreme Court of Cassation, the lawsuits for political party dissolution at the Constitutional Court have attracted the attention of the public with the judicial processes. The dissolution, which is the heaviest legal sanction for political parties, has also been a topic of interest and attention in the academic field. In academic studies, the issue of the dissolution of political parties and cases of political party dissolution are generally handled with a "critical" perspective, based on their compliance with supranational norms and case law. In this study, the political party dissolution cases filed in the Constitutional Court during the 1982 Constitutional period were classified on the basis of the indictment and decision justifications, and based on this classification, the duration of the political party dissolution cases, institutional attitude (dissolution / rejection or unanimous / majority etc.) and the members' individual judicial attitudes were examined. In the study, it is also discussed whether the judicial attitudes of the members of the Constitutional Court show a commonality according to the sources (Supreme Court of Cassation, Council of State, etc.) and the elected President
Ekonomi Ġşletme Siyaset ve Uluslararası Ġlişkiler Dergisi (JEBPIR) 2021, 7(1), 192-208- Araştırma Makalesi
192
1982 Anayasası Döneminde Açılan Siyasi Parti Kapatma Davalarında Anayasa
Mahkemesi Üyelerinin Yargısal Tutumları Üzerine Ampirik Bir Araştırma
An Empiric Research On The Judicial Attitudes Of The Members Of The
Constitutional Court in The Political Party Dissolutıon Cases Opened in The 1982
Constitutıonal Period
Fatih GÜLER
Makale GeliĢ Tarihi / Received :13.02.2021
Makale Kabul Tarihi / Accepted :23.05.2021
ÖZET
Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olup “devleti yönetme” ana hedefleri ile yadsınamaz bir öneme sahiplerdir. Bir
tüzel kiĢilik olan siyasi partilerin hukuki varlığını sonlandıran bir yaptırım olan “kapatılma”, gerçek kiĢilerin hukuki varlığını bir
yaptırım olarak sonlandıran “idam” cezasına tekabül etmektedir. Tali kurucu iktidar tarafından kaldırılan “idam” cezasının gerekliliği
ve Ģartları üzerine devam eden güncel tartıĢmalar göz önünde bulundurulduğunda, mer’i durumda olan siyasi partilerin kapatılması
konusu güncel ve tartıĢılabilir niteliğini korumaktadır. Anayasa Mahkemesinde görülen siyasi parti kapatma davaları açılmalarından
itibaren yargısal süreçleri ile birlikte kamuoyunun yakından ilgisini çekmiĢtir. Siyasi partiler açısından en ağır hukuksal yaptırım olan
kapatılma, akademik alanda da ilgi çeken ve üzerinde durulan bir konu baĢlığı olmuĢtur. Akademik çalıĢmalarda siyasi partiler in
kapatılması konusu ve siyasi parti kapatma davaları, genellikle supranasyonel normlara ve içtihatlara uyumu temelinde “eleĢtirel” bir
perspektifle ele alınmıĢtır. Bu çalıĢmada 1982 Anayasası döneminde Anayasa Mahkemesinde açılan siyasi parti kapatma davaları,
iddianame ve karar gerekçeleri temel alınarak bir sınıflandırmaya tabi tutulmuĢ olup, bu sınıflandırma temelinde Anayasa
Mahkemesi’nin siyasi parti kapatma davaları sonuçlandırma süresi, kurumsal tutumu (kapatma/red veya oybirliği/oyçokluğu vb.) ve
üyelerin bireysel yargısal tutumları incelenmiĢtir. ÇalıĢmada Anayasa Mahkemesi üyelerinin yargısal tutumlarının seçildikleri
kaynaklara göre (Yargıtay, DanıĢtay vb.) ve seçen CumhurbaĢkanına göre bir ortaklaĢma gösterip göstermediği de ele alınmıĢtır.
Anahtar Kavramlar: Siyasi Parti, Kapatma, Anayasa Mahkemesi, Yargısal Tutum
ABSTRACT
Political parties are an indispensable element of democracy and have an undeniable importance with their main goal of "governing
the state". “Dissolution”, which is a sanction that terminates the legal existence of political parties as a legal entity, corresponds to the
“death penalty” which ends the legal existence of natural persons as a sanction. Considering the current debates on the necessity and
conditions of the "death penalty" abolished by the derivative constituent power, the issue of dissolution of the political parties
remains up to date and debatable. Following the indictment of the Chief Public Prosecutor of the Supreme Court of Cassation, the
lawsuits for political party dissolution at the Constitutional Court have attracted the attention of the public with the judicial processes.
The dissolution, which is the heaviest legal sanction for political parties, has also been a topic of interest and attention in the
academic field. In academic studies, the issue of the dissolution of political parties and cases of political party dissolution are
generally handled with a "critical" perspective, based on their compliance with supranational norms and case law. In this study, the
political party dissolution cases filed in the Constitutional Court during the 1982 Constitutional period were classified on the basis of
the indictment and decision justifications, and based on this classification, the duration of the political party dissolution cases,
institutional attitude (dissolution / rejection or unanimous / majority etc.) and the members' individual judicial attitudes were
examined. In the study, it is also discussed whether the judicial attitudes of the members of the Constitutional Court show a
commonality according to the sources (Supreme Court of Cassation, Council of State, etc.) and the elected President.
Keywords:. Political Party, Dissolution, Constitutional Court, Judicial Attitude
Dr. Öğretim Görevlisi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çan Meslek Yüksekokulu, fatih.guler@comu.edu.tr, ORCID NO: 0000-
0002-5365-5700
Fatih GÜLER
193
GİRİŞ
Bir tüzel kiĢilik olan siyasi partiler gerçek kiĢiler gibi doğarlar (kurulurlar), yaĢarlar
(faaliyetlerini sürdürürler) ve ölürler (kapanırlar). Gerçek kiĢilerin doğal ölümü siyasi partilerin
büyük kongre kararı ile kapanmalarına benzerken, idam cezası ise “kapatılma” yaptırımına karĢılık
gelmektedir. Gerçekten de “idam” cezası ile bir suçun karĢılığı olarak gerçek kiĢilerin yaĢamına son
verilirken, “kapatılma” cezası ile de siyasi partilere özgü suçların karĢılığı olarak siyasi partilerin
faaliyetlerine yargısal bir karar ile son verilmektedir. Tali kurucu iktidar tarafından kaldırılan
“idam” cezasının gerekliliği ve Ģartları üzerine devam eden güncel tartıĢmalar göz önünde
bulundurulduğunda, mer’i durumda olan siyasi partilerin kapatılması konusu güncel ve tartıĢılabilir
niteliğini korumaktadır.
Demokratik rejimlerin, dayandıkları temel prensiplere açıkça aykırı olmamak Ģartıyla,
kendilerini koruma hakkı olduğu kabul edilmektedir (Akyazan, 2006:247). Siyasi partiler
demokrasinin devamı için zorunlu görülmüĢ olmakla birlikte, demokrasinin yaĢaması ve
sürekliliğinin sağlaması amacıyla siyasi partilerin bazı anayasal sınırlar içinde ve kontrol altında
tutulması esası kabul edilmiĢtir (Akyel, 2018:151). Bu eğilimin en ağır yaptırımı ise siyasi
partilerin kapatılması olarak belirlenmiĢtir. Gerçekten de demokratik rejimi tehdit eden veya tehdit
etme potansiyeline sahip siyasi partilerin, bu tehdit somutlaĢtığı ölçüde kapatılma tedbirine
baĢvurulması uluslararası pratikte baĢvurulan bir formüldür (Hazar, 2018:99).
1982 Anayasasına göre siyasi partiler hakkında kapatma davası, anayasada gösterilen
sebeplerle, Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcısı tarafından açılmakta ve Anayasa Mahkemesinde kesin
olarak karara bağlanmaktadır
Mer’i mevzuat hükümlerine göre siyasi partiler üç sebeple kapatılabilir. Birincisi siyasi
partilerin tüzük ve programlarının anayasanın 68. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olması, ikincisi
siyasi partilerin eylemlerinin anayasanın 68. maddesinin 4. fıkrasına aykırılığı sebebiyle bir odak
haline gelmiĢ olması, üçüncüsü ise siyasi partilerin yabancı devletlerden, uluslararası kuruluĢlardan
ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kiĢilerden maddi yardım almasıdır.(Gözler,
2019:433-435)
Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcısının siyasi parti kapatma davasını re ’sen açma yetkisi
bulunmaktadır. Bunun yanında CumhurbaĢkanının kararı üzerine Adalet Bakanının istemi veya son
milletvekili genel seçimine katılan, TBMM’de grubu bulunan, ilk yük kongresini yapmıĢ olan
siyasi partinin merkez karar ve yönetim kurulunun istemi üzerine de Yargıtay Cumhuriyet
BaĢsavcısı siyasi parti kapatma dava açabileceği gibi, yeterli kanıt olmaması halinde dava
açmayacağını karar verip, bunu istem bulunana bildirir. Bu bildirimden itibaren otuz gün içinde
Adalet Bakanı veya siyasi parti, Yargıtay ceza dairelerinin baĢkanlarından oluĢan “Siyasi Partilerle
Ġlgili Yasakları Ġnceleme Kuruluna” itiraz edebilir ve bu kurulun kararı kesindir. Türkiye’de bir
siyasi partinin istemi üzerine henüz kapatma davası uygulaması olmamıĢtır. (Özcan & Yanık,
2011:159)
Ekonomi Ġşletme Siyaset ve Uluslararası Ġlişkiler Dergisi (JEBPIR) 2021, 7(1), 192-208- Araştırma Makalesi
194
1982 Anayasasından sonra yürürlüğü giren 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu, anayasada
belirtilen kapatma nedenlerinin yanında ilave kapatma nedenleri düzenlemiĢtir (Yiğit, 2008:165).
Kanunun ilk halinde, Anayasa Mahkemesi’nin ihtar kararına riayet etmeyen, üst üste iki dönem
TBMM genel seçimlerine katılmayan, Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı tarafından anayasanın
68.maddesinin 4. fıkrasına aykırı eylemleri sebebiyle iĢten el çektirilmesini talep ettiği üyelerle
ilgili talepleri yerine getirmeyen, Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığının belirttiği eksikleri süresi
içinde yerine getirmeyen, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan siyasi partilerin devamı
olduklarını beyan ve iddia eden siyasi partiler hakkında kapatma davası açılabilmekteydi. Bu
hükümlerden bazılarının yasal değiĢiklikle bazılarının da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal
edilmesiyle bu kapatma sebepleri mer’i durumda değildir. Zira kapatma sebeplerinin anayasal
düzenleme alanında kalması gerektiği, “tahdidi” bir Ģekilde anayasada sayılanların dıĢında (Kuzu,
1987:158) yasayla kapatma gerekçesi ihdas edilmemesi gerekliliği kanunun yürürlüğü girdiği ilk
yıllardan itibaren ifade edilmiĢtir.
Siyasi Partiler Kanununun ilk sistematiği siyasi partilere uygulanabilecek yaptırımları
kademeli olarak artan nispetli bir perspektifle değil de doğrudan kapatma ile sonuçlanabilecek
Ģekilde belirlemesi ciddi bir sorun olmuĢtur. Bu süreçte Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelen
baĢvurularda uygulayabileceği kısıtlı sayıda yaptırımın olması siyasi partilerin kapatılmasını
kolaylaĢtırmıĢtır. (Yavuz & Özgül, 2016:23) Siyasi partilerin küçük eksikleri ve hataları sebebiyle
uygulanabilecek yaptırımların orantılı olmaması demokratik düzene zarar verme potansiyeline sahip
olduğundan, denetim mekanizmasının nasıl iĢletildiği büyük önem taĢımaktadır. (Çelikyay &
Ekizceleroğlu, 2017:103) Bazı teknik eksiklikler sebebiyle pek çok siyasi parti, kapatma yaptırımı
ile karĢı karĢıya kalmıĢtır. (Uslu & Angun, 2020:57)
ÇalıĢmada 1982 Anayasası döneminde Anayasa Mahkemesinde açılan siyasi parti kapatma
davaları, iddianame ve karar gerekçeleri temel alınarak bir sınıflandırmaya tabi tutulmuĢ olup, bu
sınıflandırma temelinde Anayasa Mahkemesi’nin siyasi parti kapatma davaları sonuçlandırma
süresi, kurumsal tutumu (kapatma/red veya oybirliği/oyçokluğu vb.) ve üyelerin bireysel yargısal
tutumları incelenmiĢtir.
Anayasa Mahkemesi üyelerinin siyasi parti kapatma davalarında gerek politik görüĢleri
gerekse kiĢisel görüĢleri ve sosyal gerçekleri daha fazla geri planda tutarak bir değerlendirme
yapmaları gerekliliği ifade edilmesine rağmen (Hakyemez, 2008:26) Anayasa Mahkemesi
üyelerinin hukuk kurallarını uygularken, toplumdan, baĢka bir deyiĢle dıĢ dinamiklerden
etkilendikleri göz önünde bulundurulmalıdır. (Ünsal, 1980:231)
ġüphesiz yargısal karar alma süreçleri yargıçların hukuki birikimleri ve vicdani kanaatlerinin de
içinde yer aldığı sayısız unsurun birbiriyle olan etkileĢiminin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
(HaĢhaĢ, 2014:1931) Anayasa Mahkemesinde görülen siyasi parti kapatma davalarından anayasal
hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan davalarda, yargıçların hukuki değerlendirmelerinin yanında,
niteliği gereği multi-disipliner bir değerlendirme yapmaları gerektiğinden hareketle çalıĢmada
Anayasa Mahkemesi üyelerinin bireysel yargısal tutumlarının seçildikleri kaynaklara göre
(Yargıtay, DanıĢtay vb.) ve seçen CumhurbaĢkanına göre bir ortaklaĢma gösterip göstermediği de
ele alınmıĢtır.
Fatih GÜLER
195
1. SİYASİ PARTİ KAPATMA DAVALARININ İDDİANAME/KARAR GEREKÇELERİNE
GÖRE SINIFLANDIRILMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN/ÜYELERİNİN
KURUMSAL/BİREYSEL BAZDA KARAR/YARGISAL TUTUMLARI
Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanan siyasi parti kapatma davalarının
iddianame/karar gerekçeleri bakımından bir sınıflandırmaya tabi tutulması oldukça önemlidir. Bu
sınıflandırma temel alınarak Anayasa Mahkemesi’nin kurumsal, Anayasa Mahkemesi üyelerinin
bireysel yargısal tutumları üzerinden siyasi parti kapatma davalarının incelenmesi mümkün olabilir.
Doktrinde (IĢık, 2012) siyasi parti kapatma davalarına iliĢkin sınıflandırmalar yapılmıĢ olup,
çalıĢmamızda 1982 Anayasası döneminde Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanan siyasi
parti kapatma davaları ilk baĢta “Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine aykırılık” ve “anayasal
hükümlere aykırılık” olmak üzere iki baĢlıkta incelenmiĢtir.
“Anayasal hükümlere aykırılık” baĢlığı 1982 Anayasasının 68. maddesinin dördüncü fıkrasının
“Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle
bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eĢitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine,
demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya
herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleĢtirmeyi amaçlayamaz; suç iĢlenmesini teĢvik
edemez” hükmüne muhalefet etme iddiası üzerine açılan ve karara bağlanan siyasi parti kapatma
davalarını kapsarken, “Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine aykırılık” baĢlığı “anayasal hükümlere
aykırılık” baĢlığının dıĢında kalan ve büyük kongrenin zamanında yapılmaması (Bayrak Partisi
Kapatma Davası, 1989), kapatılmıĢ bir siyasî partinin adını ve amblemini kullanması ve kapatılan
bir partinin devamı olduğunu beyan ve iddia edilmesi (Doğru Yol Partisi Kapatma Davası, 1984)
(Cumhuriyet Halk Partisi Kapatma Davası, 1991) (Demokrat Parti Kapatma Davası, 1994), aralıksız
iki dönem TBMM genel seçimlerine katılmamıĢ olması (DiriliĢ Partisi Kapatma Davası, 1997)
(Türkiye Sosyalist ĠĢçi Partisi Kapatma Davası, 2004) (Adalet Partisi Kapatma Davası, 2004)
(Türkiye Adalet Partisi Kapatma Davası, 2004) (Büyük Adalet Partisi Kapatma Davası, 2004)
(Türkiye Özürlüsü Ġle Mutludur Partisi Kapatma Davası, 2004) (Devrimci Sosyalist ĠĢçi Partisi
Kapatma Davası, 2004) (Anayol Partisi Kapatma Davası, 2004), Anayasa Mahkemesi'nin ihtar
kararının tebliğinden itibaren kanuni süresi içinde ihtar konusu durumu kanuna uygun ve ihtarda
belirtildiği biçimde eksiksiz olarak yerine getirmemesi (Milliyetçi ÇalıĢma Partisi Kapatma Davası,
1991) (YeĢiller Partisi Kapatma Davası, 1994) (Adalet ve Kalkınma Partisi Kapatma Davası, 2009)
(Türkiye Komünist Partisi Kapatma Davası, 2009), siyasi parti tüzüğünün bazı hükümlerinin Siyasi
Partiler Kanununa aykırı olması (Bizim Parti Kapatma Davası, 1983) (Muhafazakar Parti Kapatma
Davası, 1983) (Yeni zen Partisi Kapatma Davası, 1983) gibi tali gerekçelerle açılan siyasi parti
kapatma davalarını kapsamaktadır.
Ekonomi Ġşletme Siyaset ve Uluslararası Ġlişkiler Dergisi (JEBPIR) 2021, 7(1), 192-208- Araştırma Makalesi
196
Siyasi parti kapatma davalarının iddianamelerinde ve karar gerekçesinde bir siyasi parti için
birden fazla kapatma sebebi bulunabilmektedir. Örneğin Anayasa Mahkemesi Özgürlük ve
Demokrasi Partisi (Özgürlük ve Demokrasi Partisi Kapatma Davası, 1993) hem bölgecilik yasağını
ihlal ederek devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ilkesine ve hem de laik Cumhuriyet
ilkesine aykırı davrandığını değerlendirilerek kapatılmasına hükmetmiĢtir. Bir baĢka örnek olarak
Anayasa Mahkemesi Türkiye BirleĢik Komünist Partisi (Türkiye BirleĢik Komünist Partisi
Kapatma Davası, 1991) hem bölgecilik yasağını ihlal ederek devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğü ilkesine aykırı davrandığını ve hem de sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde
egemenliğini kurmaya yönelik faaliyetlerde bulunduğunu değerlendirilerek kapatılmasına
hükmetmiĢtir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu durumda olan siyasi partiler, iddianamede ve karar
gerekçesinde nispeten daha ön planda olan ihlalin olduğu bölümde sınıflandırılmıĢtır. Bu çerçevede
Özgürlük ve Demokrasi Partisi “bölgecilik yasağını ihlal ederek devletin ülkesi ve milletiyle
bölünmez bütünlüğü ilkesi” bölümünde, Türkiye BirleĢik Komünist Partisi ise “sınıf egemenliği
yasağını ihlal ederek devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ilkesi” bölümünde
değerlendirilmiĢtir.
Anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan ve karara bağlanan siyasi parti kapatma
davaları “laik Cumhuriyet ilkesini ihlal iddiası” ve “devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez
bütünlüğü ilkesini ihlal iddiası” baĢlıkları altında ikili olarak sınıflandırılmıĢtır. “Devletin ülkesi ve
milleti ile bölünmez bütünlüğü ilkesini ihlal iddiası” ile kapatma davası açılan siyasi partiler “sınıf
egemenliği yasağını ihlal iddiası” ve “ bölgecilik yasağını ihlal iddiası” baĢlıkları altında ikili olarak
sınıflandırılmıĢtır.
Tablo 1. 1982 Anayasası Döneminde Anayasa Mahkemesine Hakkında Kapatma Davası Açılan
Siyasi Partiler
SİYASİ PARTİLER
KANUNU
HÜKÜMLERE
AYKIRILIK
ANAYASAL HÜKÜMLERE AYKIRILIK
DEVLETĠN ÜLKESĠ VE MĠLLETĠ
ĠLE BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNÜ
ĠHLAL ĠDDĠASI
LAĠK
CUMHURĠYET
ĠLKESĠNĠ
ĠHLAL ĠDDĠASI
SINIF EGEMENLĠĞĠ
YASAĞINI
ĠHLAL ĠDDĠASI
BÖLGECĠLĠK
YASAĞINI
ĠHLAL ĠDDĠASI
1
Bizim Parti
Sosyalist Parti
Halkın Emek Partisi
Huzur Partisi
2
Muhafazakâr Parti
Türkiye BirleĢik
Komünist Partisi
Özgürlük ve
Demokrasi
Partisi
Demokratik
BarıĢ
Hareketi Partisi
3
Yeni Düzen Partisi
Sosyalist Parti
Demokrasi Partisi
Refah Partisi
4
Doğru Yol Partisi
Sosyalist Türkiye
Partisi
Demokrasi ve
DeğiĢim
Partisi
Fazilet Partisi
5
Bayrak Partisi
Sosyalist Birlik
Partisi
Emek Partisi
Adalet ve
Kalkınma
Partisi
Fatih GÜLER
197
6
Cumhuriyet Halk
Partisi
Türkiye Sosyalist
ĠĢçi Partisi
Demokratik Kitle
Partisi
7
Milliyetçi ÇalıĢma
Partisi
Halkın Demokrasi
Partisi
8
YeĢiller Partisi
Hak ve Özgürlükler
Partisi
9
Demokrat Parti
Demokratik Toplum
Partisi
10
DiriliĢ Partisi
11
Türkiye Sosyalist
ĠĢçi Partisi
12
Adalet Partisi
13
Türkiye Adalet Partisi
14
Büyük Adalet Partisi
15
Türkiye Özürlüsü Ġle
Mutludur Partisi
16
Devrimci Sosyalist
ĠĢçi Partisi
17
Anayol Partisi
18
Türkiye Komünist
Partisi
19
Adalet ve Kalkınma
Partisi
Tablo 2. Siyasi Parti Kapatma Davalarında Ġddianame/Karar Gerekçelerine Göre Anayasa
Mahkemesi’nin Siyasi Partileri Kapatma Oranı
KAPATMA
RED
TOPLAM
KAPATMA
ORANI
4
2
6
66
8
1
9
88
3
2
5
60
15
5
20
75
4
15
19
21
19
20
39
48,7
Ekonomi Ġşletme Siyaset ve Uluslararası Ġlişkiler Dergisi (JEBPIR) 2021, 7(1), 192-208- Araştırma Makalesi
198
Tablo 3. Anayasal Hükümlerine Aykırılık Ġddiasıyla Açılan Kapatma Davalarında Ġddianame/Karar
Gerekçelerine Göre Anayasa Mahkemesi Üyelerinin Nihai Karardaki Yargısal Tutumları
İDDİANAME/KARAR GEREKÇESİ
KAPATMA
RED
TOPLAM
RED
ORANI
SINIF EGEMENLĠĞĠ YASAĞINI ĠHLAL
ĠDDĠASI
40
19
59
32,20339
BÖLGECĠLĠK YASAĞINI
ĠHLAL ĠDDĠASI
87
12
99
12,121212
LAĠK CUMHURĠYET
ĠLKESĠNĠ ĠHLAL ĠDDĠASI
45
21
66
31,818182
Anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan kapatma davalarında Anayasa
Mahkemesi’nin bölgecilik yasağını ihlal iddiasıyla açılan kapatma davalarında, kapatma eğiliminin,
sınıf egemenliği yasağını ihlal iddiasıyla ve laik Cumhuriyet ilkesini ihlal iddiasıyla açılan davalara
göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir. Bu veri doktrinde, Anayasa Mahkemesi’nin
bölgecilik yasağını ihlali iddiaları ile ilgili özel bir duyarlılığının olduğu tespitini doğrular
niteliktedir. (Öden, 2003:187)
Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine aykırılık iddiasıyla açılan kapatma davalarında kapatma
oranının düĢük olmasının en önemli sebebi Anayasa Mahkemesi’nin (Siyasi Partiler Kanununun
105. maddesinin Ġptali Davası, 2003) (Siyasi Partiler Kanununun 104.maddesinin Ġptali Davası,
2009) siyasi parti kapatma davasına bakan mahkeme sıfatıyla bakılmakta olan davada uygulanacak
olan kanun hükmünü Anayasaya aykırı görmesi sebebiyle ilgili yasa hükmünü iptal etmesi neticesi
birçok dosyanın red (düĢme) ile sonuçlanmasıdır. Böylece doktrinde genel kabul gören siyasi
partilerin kapatma sebeplerinin sınırlılığı tezi Anayasa Mahkemesi tarafından da benimsenmiĢtir.
(Gözler, 2019:437) Anayasa Mahkemesi bu kararlarla kapatma yerine, kapatma dıĢı ara modeller
geliĢtirilmesi (Erdoğan, 2016:72) konusunda bir eğilim ortaya konması gerekliliğine iĢaret etmiĢtir.
Tablo 4. Anayasal Hükümlere Aykırılık Ġddiasıyla Açılan Kapatma Davalarında Ġddianame/Karar
Gerekçelerine Göre Anayasa Mahkemesi Üyelerinin Nihai Karardaki Yargısal Tutumlarının
KategorileĢme Oranı
İDDİANAME/KARAR
GEREKÇESİ
KATEGORİK
YARGISAL
TUTUM
KATEGORİK
OLMAYAN
YARGISAL
TUTUM
TOPLAM
KATEGORİLEŞME
ORANI
SINIF EGEMENLĠĞĠ
YASAĞINI ĠHLAL
ĠDDĠASI
7
5
12
58,33333333
BÖLGECĠLĠK YASAĞINI
ĠHLAL ĠDDĠASI
14
9
23
60,86956522
LAĠK CUMHURĠYET
ĠLKESĠNĠ ĠHLAL
ĠDDĠASI
11
3
14
78,57142857
Fatih GÜLER
199
Anayasa Mahkemesi üyelerinin iddianame/karar gerekçelerine göre kategorik bir yargısal
tutum içerisinde olup olmadıkları da incelenmiĢtir. Daha açık bir anlatımla iddianame/karar
gerekçelerine göre yapılan sınıflandırmada, aynı bölümde yer alan birden fazla kapatma davasında
oy kullanan Anayasa Mahkemesi üyelerinin, aynı bölümde oy kullandığı davalarda tüm oylar aynı
yönde ise (kapatma/red) kategorik yargısal tutum, en az bir oy farklı ise (iki kapatma, bir red vb.)
kategorik olmayan yargısal tutum olarak kabul edilmiĢtir. Örneğin Anayasa Mahkemesi üyesi Ali
HÜNER laik Cumhuriyet ilkesini ihlal iddiasıyla açılan üç davada oy kullanmıĢ ve üç davada da
kapatma yönünde oy kullanması sebebiyle kategorik yargısal tutum sergilediği kabul edilmiĢtir.
Anayasa Mahkemesi üyesi Servet TÜZÜN sınıf egemenliği yasağını ihlal iddiasıyla açılan üç
davada oy kullanmıĢ, iki davada kapatma yönünde, bir davada red oyu kullanması sebebiyle
kategorik olmayan yargısal tutum sergilediği kabul edilmiĢtir.
Bu bilgiler ıĢığında Anayasa Mahkemesi üyelerinin iddianame/karar gerekçelerine göre sınıf
egemenliği yasağını ihlal iddiasıyla ve bölgecilik yasağını ihlal iddiasıyla açılan davalarda
kategorik bir yargısal tutum içerisinde olduklarını söylemek pek mümkün olmasa da, laik
Cumhuriyet ilkesini ihlal iddiasıyla açılan kapatma davalarında kategorik bir yargısal tutum
içerisinde olma durumunun anlamlı düzeyde yüksek olduğu söylenebilir. Bu veri doktrinde,
Anayasa Mahkemesi’nin laik Cumhuriyet ilkesinin ihlali iddiaları ile ilgili özel bir duyarlılığının
olduğu tespitini doğrular niteliktedir. (Öden, 2003:187)
2. SİYASİ PARTİ KAPATMA DAVALARININ SONUÇLANDIRILMA SÜRELERİ VE
KARAR NİTELİKLERİ (OYBİRLİĞİ/OYÇOKLUĞU)
Siyasi parti kapatma davalarında Anayasa Mahkemesi’nin kurumsal yargısal tutumu zaman
içinde değiĢikliğe uğramıĢtır. Bu tutum değiĢikliğin sebeplerinde birinin 1990’ların ortalarından
baĢlayarak Anayasa Mahkemesi’nin, bir yandan Anayasa ve kanun değiĢiklikleri dolayısıyla
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, diğer yandan içtihatları dolayısıyla Avrupa Ġnsan Hakları
Mahkemesi’nin “ikili sıkıĢtırması” altında olması olduğu söylenebilir. (Öden, 2003:195) Anayasa
Mahkemesi’nin kurumsal yargısal tutumunun değerlendirilebilmesi açısından siyasi parti kapatma
davalarının sonuçlandırılma süresi ve karar niteliklerinin ele alınması oldukça önemlidir.
Bir mahkemenin, vicdani kanaatini oluĢtururken ve sonrasında hukuki sorunu çözerken
(Karakehya & Ġnce Tunçer, 2017:129) oybirliği ile mi yoksa oyçokluğu ile mi karar aldığının ayrı
bir önemi vardır. Anayasa Mahkemesi’nin siyasi parti kapatma davaları ile ilgili iradesini ortaya
koyarken bu iradenin niteliğine iĢaret eden oybirliği/oyçokluğu durumunun da ele alınması
önemlidir.
Anayasa Mahkemesi kararının oybirliği/oyçokluğu niteliği tespit edilirken kararın kapatma
ile ilgili temel gerekçesi esas alınmıĢ olup diğer hususlarla ilgili Anayasa Mahkemesi üyelerinin
yargısal tutumları ve esas karara iliĢkin farklı gerekçeleri göz ardı edilmiĢtir. Örneğin aĢağıda
hüküm bölümüne yer verilen siyasi parti kapatma davasında bazı kararlar oybirliği ile bazı kararlar
oyçokluğu ile alındığı görülmektedir. Bu kararın kapatmaya esas bölümü birinci fıkrada açıklanmıĢ
olması sebebiyle, oyçokluğu ile alınan bir karar olarak kabul edilmiĢ ve üyelerden sadece Ahmet
Necdet SEZER, HaĢim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI ile Fulya
KANTARCIOĞLU’nun muhalif kaldığı kabul edilmiĢtir.
Ekonomi Ġşletme Siyaset ve Uluslararası Ġlişkiler Dergisi (JEBPIR) 2021, 7(1), 192-208- Araştırma Makalesi
200
A- Davalı Demokratik Kitle Partisi'nin,
1- Programı, 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 78. maddesinin (a) ve (b) bentleri ile 81.
maddesinin (a) ve (b) bentlerine aykırı olduğundan, aynı Yasa'nın 101. maddesinin (a) bendi
gereğince KAPATILMASINA, Ahmet Necdet SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN,
Sacit ADALI ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Programının, 2820 sayılı Yasa'nın 80. ve 89. maddelerine aykırılığı savıyla kapatılması
isteminin REDDĠNE, OYBĠRLĠĞĠYLE,
3- Genel Başkanı'nın kimi beyanlarının, Yasa'nın 101. maddesinin (b) bendine aykırılığı
savıyla kapatılması isteminin REDDĠNE, Güven DĠNÇER, Mustafa BUMĠN, Mahir Can
ILICAK ile Rüştü SÖNMEZ'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
4- Tüm mallarının 2820 sayılı Yasa'nın 107. maddesi gereğince Hazine'ye geçmesine,
OYBĠRLĠĞĠYLE
Anayasa Mahkemesi anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan kapatma davalarının
%35’ni oybirliği ile karara bağlamıĢtır. Kapatma ile sonuçlanan davaların % 40’ı oybirliği ile karara
bağlanmıĢ iken, kapatma isteminin reddi ile sonuçlanan davaların % 20’si oybirliği ile karara
bağlanmıĢtır. Laik Cumhuriyet ilkesinin ihlali iddiasıyla açılan davaların tamamı oyçokluğu ile,
sınıf egemenliği yasağını ihlali iddiasıyla açılan davaların % 66’sı oybirliği ile, bölgecilik
yasağının ihlali iddiasıyla açılan davaların % 33’ü oybirliği ile karara bağlanmıĢtır.
Anayasa Mahkemesi Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine aykırılık gerekçeleriyle açılan
kapatma davalarının %68’ini oybirliği ile karara bağlamıĢtır. Kapatma ile sonuçlanan davaların %
50’si oybirliği ile karara bağlanmıĢ iken, kapatma isteminin reddi ile sonuçlanan davaların %
77’sini oybirliği ile karara bağlanmıĢtır.
Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi ile ilgili baĢvurulara iliĢkin oybirliği ile alınan
kararların oranı anayasa hukuku gibi yargısal yoruma daha uygun bir dalda uzmanlaĢan bir
mahkeme için yüksek olarak kabul edilmesine rağmen (Ünsal, 1980:220) siyasi parti kapatma
davalarında oybiliği oranının görece düĢük olmasının sebebinin bu davaların sui-generis
niteliklerinden kaynaklandığı söylenebilir.
Grafik 1. Siyasi Partiler Kanunu Hükümlerine Aykırılık Ġddiasıyla Açılan Siyasi Parti Kapatma
Davalarının Yıllara Göre Sonuçları
1980 1985 1990 1995 2000 2005 2010 2015
KAPATMA
RED
Fatih GÜLER
201
Grafik 2. Anayasal Hükümlere Aykırılık Ġddiasıyla Açılan Siyasi Parti Kapatma Davalarının Yıllara Göre
Sonuçları
Grafik 3. Anayasal Hükümlere Aykırılık Sebebiyle Açılan Siyasi Parti Kapatma Davalarının
Yıllara Göre Sonuçlanma Süreleri
Grafik 4. Siyasi Partiler Kanunu Hükümlerine Aykırılık Ġddiasıyla Açılan Siyasi Parti Kapatma
Davalarının Yıllara Göre Sonuçlanma Süreleri
1980 1985 1990 1995 2000 2005 2010 2015
KAPATMA
RED
0
500
1000
1500
2000
2500
3000
1980 1985 1990 1995 2000 2005 2010 2015
0
500
1000
1500
2000
2500
3000
1980 1985 1990 1995 2000 2005 2010 2015
Ekonomi Ġşletme Siyaset ve Uluslararası Ġlişkiler Dergisi (JEBPIR) 2021, 7(1), 192-208- Araştırma Makalesi
202
Siyasi parti kapatma davalarının sürelerinin hesaplanmasında, baĢlangıç tarihi Yargıtay
Cumhuriyet BaĢsavcılığının iddianame tarihi, bitiĢ tarihi ise Anayasa Mahkemesi’nin karar tarihi
olarak belirlenmiĢtir.
Anayasa Mahkemesi’nin 2000’li yılların baĢına kadar anayasal hükümlere aykırılık
iddiasıyla açılan siyasi parti kapatma davalarını daha süratli bir Ģekilde neticelendirdiği
görülmektedir. Gerçekten de 1982-1998 yılları arasında karara bağlanan siyasi parti kapatma
davalarının ortalama süresinin 287 gün iken 1999-2009 yılları arasında süre 1214 gün olmuĢtur.
Anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan siyasi parti kapatma davalarının
iddianame/karar gerekçelerine ve dava sonuçlarına (kapatma/red) göre siyasi parti kapatma
davalarının ortalama süreleri açısından anlamlı farklılıklar görülmektedir. Kapatma ile sonuçlanan
davaların ortalama süresi 457 gün iken, kapatma isteminin reddi ile sonuçlanan davaların ortalama
süresinin 1073 gün olduğu görülmektedir. Laik Cumhuriyet ilkesinin ihlali iddiasıyla açılan
davaların ortalama süresi 284 gün, sınıf egemenliği yasağının ihlali iddiasıyla açılan davaların
ortalama süresi 725 gün, bölgecilik yasağının ihlali iddiasıyla açılan davaların ortalama süresinin
717 gün olduğu görülmüĢtür.
Anayasa Mahkemesi’nin 2000’li yılların baĢına kadar Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine
aykırılık iddiasıyla açılan siyasi parti kapatma davalarını daha süratli bir Ģekilde neticelendirdiği
görülmektedir. Gerçekten de 1982-1998 yılları arasında karara bağlanan siyasi parti kapatma
davalarının ortalama süresinin 231 gün iken 1999-2009 yılları arasında süre 986 gün olmuĢtur.
Ortalama sürede bu farklılığın temel sebebi Anayasa Mahkemesi’nin (Siyasi Partiler Kanununun
105. maddesinin Ġptali Davası, 2003) (Siyasi Partiler Kanununun 104.maddesinin Ġptali Davası,
2009) siyasi parti kapatma davasına bakan mahkeme sıfatıyla görülmekte olan davada uygulanacak
olan kanun hükmünün Anayasaya aykırı görmesi sebebiyle esas hakkında karar verilmesi için
davanın geri bırakılmasına kararlaĢtırılması ve ilgili yasa hükmünü iptal etmesinden
kaynaklanmıĢtır.
Anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan davaların sonuçları yıllara göre anlamlı bir
farklılık göstermemesine rağmen, Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine aykırılık iddiasıyla açılan
davaların sonuçları yıllara göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Gerçekten de Siyasi Partiler
Kanunu hükümlerine aykırılık iddiasıyla açılan davalar 1997 yılında sonra red veya düĢme ile
neticelenmiĢtir. Bunun en önemli sebebi bir önceki paragrafta belirtilen Anayasa Mahkemesi’nin
ilgili normlara iliĢkin iptal kararlarıdır.
3. SİYASİ PARTİ KAPATMA DAVALARINDA ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİN
SEÇİLDİKLERİ KAYNAKLARA VE SEÇEN CUMHURBAŞKANINA GÖRE NİHAİ
KARARDAKİ YARGISAL TUTUMLARI
Anayasa Mahkemesi üyelerinin yargısal tutumlarına iliĢkin 1980 öncesi döneme ait bir
çalıĢmada, Anayasa Mahkemesi üyeleri arasında belli bir kümeleĢme eğilimi olduğuna iĢaret
edilmiĢtir. (Ünsal, 1980:223-225) Fakat mezkur çalıĢmada kümeleĢme eğilimi norm denetimi bazlı
ele alınması sebebiyle Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçildikleri kaynakların ve seçen
CumhurbaĢkanının etkisi değerlendirilmemiĢtir.
Fatih GÜLER
203
Anayasa Mahkemesine üye gönderen kaynaklara iliĢkin anayasal hüküm 12.9.2010 tarih ve
5982 sayılı anayasa değiĢikliğine iliĢkin kanunun 16. maddesi ve 16.4.2017 tarih ve 6771 sayılı
anayasa değiĢikliğine iliĢkin 16. maddesi ile değiĢikliğe uğramıĢtır. Fakat 1982 Anayasası
döneminde karara bağlanan kırk siyasi parti kapatma davasının otuz dokuzu 2010 yılından önce
karara bağlanmıĢ olup, biri 2011 yılında karara bağlanmıĢtır. 2011 yılında karara bağlanan siyasi
parti kapatma davası da “düĢme” ile neticelenmesi sebebiyle çalıĢma alanı dıĢında bırakılmıĢtır.
Bu çerçevede Anayasa Mahkemesine üye gönderen kaynaklar açısından 1982 Anayasasının
ilk hali esas alınmıĢtır.1982 Anayasasının ilk hali 1961 Anayasasının sisteminden ayrılarak Anayasa
Mahkemesi üyelerinin belirlenmesinde yasama organını tamamen devre dıĢı bırakmıĢtır. (Kurnaz,
2006:96)
1982 Anayasasına ilk haline göre dördü yedek olmak üzere on beĢ üyeden oluĢan Anayasa
Mahkemesine, CumhurbaĢkanı, üst kademe yöneticiler ile avukatlar (üç asıl bir yedek üye)
arasından re’ sen, ilgili kurulların teklifi üzerinde Yargıtay (iki asıl ve iki yedek üye), DanıĢtay (iki
asıl ve bir yedek üye), Askerî Yargıtay (bir asıl üye), Askerî Yüksek Ġdare Mahkemesi (bir asıl
üye) ve SayıĢtay (bir asıl üye) Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri (bir asıl üye) arasından üye
seçer.
1982 Anayasası döneminde anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan siyasi parti
kapatma davaları 1983-2009 yıllarını kapsamaktadır. Bu dönem içerisinde görev yapan Anayasa
Mahkemesi üyelerini CumhurbaĢkanları Fahri KORUTÜRK, Kenan EVREN, Turgut ÖZAL,
Süleyman DEMĠREL ve Ahmet Necdet SEZER seçmiĢlerdir. CumhurbaĢkanları Fahri
KORUTÜRK ve Ahmet Necdet SEZER tarafından seçilen üyelerin katıldığı kapatma davası sayısı
karĢılaĢtırma yapmaya yetecek düzeyde olmadığından değerlendirme dıĢında bırakılmıĢtır. Bu
dönem içerisinde SayıĢtay kaynaklı iki üye ve Yükseköğretim Kurulu kaynaklı iki üye görev
yaptığından, bu iki kaynaktan gelen üye sayısı karĢılaĢtırma yapmaya yetecek düzeyde
olmadığından değerlendirme dıĢında bırakılmıĢtır.
Tablo 5. Anayasal Hükümlere Aykırılık Ġddiasıyla Açılan Kapatma Davalarında Anayasa
Mahkemesi Üyelerinin Seçildikleri Kaynaklara Göre Nihai Karardaki Yargısal Tutumları
KAYNAK
KAPATMA
RED
TOPLAM
RED
ORANI
DANIġTAY
41
16
57
28,0702
YARGITAY
43
7
50
14
AYĠM-ASKERĠ YARGITAY
34
7
41
17,0732
ÜST KADEM YÖNETĠCĠ –
AVUKAT
34
7
41
17,0732
Ekonomi Ġşletme Siyaset ve Uluslararası Ġlişkiler Dergisi (JEBPIR) 2021, 7(1), 192-208- Araştırma Makalesi
204
Tablo 7. Anayasal Hükümlere Aykırılık Ġddiasıyla Açılan Kapatma Davalarında Anayasa
Mahkemesi Üyelerinin Seçildikleri Kaynaklara Göre Nihai Karardaki Yargısal Tutumlarının
BenzeĢme Oranı
KAYNAK
AYNI
YÖNDE
TUTUM
FARKLI
YÖNDE
TUTUM
TOPLAM
BENZEŞME
ORANI
DANIġTAY
14
6
20
70
YARGITAY
17
3
20
85
AYĠM-ASKERĠ YARGITAY
15
4
19
78,9474
ÜST KADEM YÖNETĠCĠ –
AVUKAT
14
4
18
77,7778
Anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan siyasi parti kapatma davalarında Anayasa
Mahkemesi üyelerinden DanıĢtay kaynaklı olanların anlamlı düzeyde siyasi partilerin
kapatılmaması yönünde eğilimlerinin olduğu görülmektedir. Bu durumun anayasa yargısının diğer
hukuk alanlarına nazaran daha az biçimci olduğu tespiti doğrultusunda, (Ünsal, 1980:218) idare
hukuku ile anayasa hukuku arasındaki kavramsal ayrımın geçiĢgen olması, idare hukukunun
anayasa hukukunun gölgesinde bir alan olması ile açıklanabilir. (Gingsburg, 2019:481)
Aynı kaynaktan gelen üyelerin aynı siyasi parti kapatma davalarında yargısal tutumlarının
önemli oranda benzeĢtiği görülmektedir. ÇalıĢmada ortaya çıkan bu sonucun Anayasa Mahkemesi
üyelerinin meslektaĢlarıyla (Yargıtay, DanıĢtay vb.) etkileĢim halinde olmalarının kararlar üzerinde
etkisi olacağına yönelik tespitleri teyit eder nitelikte olduğu söylenebilir. (Ünsal, 1980:218)
Tablo 8. Anayasal Hükümlere Aykırılık Ġddiasıyla Açılan Kapatma Davalarında Anayasa
Mahkemesi Üyelerinin Seçen CumhurbaĢkanına Göre Nihai Karardaki Yargısal Tutumları
CUMHURBAŞKANI
KAPATMA
RED
TOPLAM
RED
ORANI
KENAN EVREN
47
8
55
14,545455
TURGUT ÖZAL
53
19
72
26,388889
SÜLEYMAN DEMĠREL
38
6
44
13,636364
Tablo 9. Anayasal Hükümlere Aykırılık Ġddiasıyla Açılan Kapatma Davalarında Anayasa Mahkemesi
Üyelerinin Seçen CumhurbaĢkanına Göre Nihai Karardaki Yargısal Tutumlarının BenzeĢme Oranı
CUMHURBAŞKANI
AYNI
YÖNDE
TUTUM
FARKLI
YÖNDE
TUTUM
TOPLAM
BENZEŞME
ORANI
KENAN EVREN
12
2
14
85,71428571
TURGUT ÖZAL
13
5
18
72,22222222
SÜLEYMAN DEMĠREL
11
4
15
73,33333333
Fatih GÜLER
205
Anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan siyasi parti kapatma davalarında Anayasa
Mahkemesi üyelerinden CumhurbaĢkanı Turgut ÖZAL tarafından seçilenlerin anlamlı düzeyde
siyasi partilerin kapatılmaması yönünde eğilimlerinin olduğu görülmektedir. Bunun yanında aynı
CumhurbaĢkanı tarafından seçilen üyelerin aynı siyasi parti kapatma davalarında yargısal
tutumlarının önemli oranda benzeĢtiği görülmektedir.
Kamuoyunun ilgisini çeken Anayasa Mahkemesi gündemleri esnasında yazılı basında
Anayasa Mahkemesi üyeleri kendilerini seçen CumhurbaĢkanına göre gruplandırılabilmektedir. Bu
durum, toplumda Anayasa Mahkemesi üyelerinin kararlarını öngörme anlamında kendilerini seçen
CumhurbaĢkanının etkisi olabileceği yönündeki algıdan kaynaklandığı ylenebilir. Yukarıdaki
sonucun siyasi parti kapatma davaları özelinde toplumda var olan algı ile aynı doğrultuda olduğu
söylenebilir.
SONUÇ
ÇalıĢmada Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanan siyasi parti kapatma davaları
iddianame/karar gerekçeleri bakımından bir sınıflandırmaya tabi tutulmuĢ ve bu sınıflandırma
temelinde bir takım sonuçlara ulaĢılmıĢtır. Bu çerçevede siyasi parti kapatma davaları ilk baĢta
“Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine aykırılık” ve “anayasal hükümlere aykırılık” olmak üzere iki
baĢlıkta, “anayasal hükümlere aykırılık” baĢlığı “laik Cumhuriyet ilkesini ihlal iddiası” ve “devletin
ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü ilkesini ihlal iddiası” baĢlıkları altında, “devletin ülkesi ve
milleti ile bölünmez bütünlüğü ilkesini ihlal iddiası” baĢlığı “sınıf egemenliği yasağını ihlal iddiası”
ve “ bölgecilik yasağını ihlal iddiası” baĢlıkları altında incelenmiĢtir.
Türkiye’de siyasi partilerin kapatılmasına iliĢkin mevzuata anayasanın ve siyasi sistemin
iĢleyen bir parçası olarak sıklıkla baĢvurma ve bu kuralları uygulama geleneği, (Türkiye Büyük
Millet Meclisi AraĢtırma Merkezi, 2006:39) (özellikle Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine aykırılık
iddiasıyla açılan siyasi parti kapatma davaları açısından) amacını aĢacak düzeyde kapatma davası
açılması ile sonuçlandırmıĢtır.
Anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan davaların sonuçları yıllara göre anlamlı bir
farklılık göstermemesine rağmen, Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine aykırılık iddiasıyla açılan
davaların sonuçları yıllara göre anlamlı bir farklılık göstermiĢ, Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine
aykırılık iddiasıyla açılan davalar 1997 yılından sonra red veya düĢme ile neticelenmiĢtir.
Anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan kapatma davalarında Anayasa
Mahkemesi’nin bölgecilik yasağını ihlal iddiasıyla açılan kapatma davalarında, kapatma eğiliminin,
sınıf egemenliği yasağını ihlal iddiasıyla ve laik Cumhuriyet ilkesini ihlal iddiasıyla açılan davalara
göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi üyelerinin sınıf egemenliği yasağını ihlal iddiasıyla ve bölgecilik
yasağını ihlal iddiasıyla açılan davalarda kategorik bir yargısal tutum içerisinde olduklarını
söylemek pek mümkün olmasa da, laik Cumhuriyet ilkesini ihlal iddiasıyla açılan kapatma
davalarında kategorik bir yargısal tutum içerisinde olma durumunun anlamlı düzeyde yüksek
olduğu söylenebilir.
Ekonomi Ġşletme Siyaset ve Uluslararası Ġlişkiler Dergisi (JEBPIR) 2021, 7(1), 192-208- Araştırma Makalesi
206
Anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan siyasi parti kapatma davalarında Anayasa
Mahkemesi üyelerinden CumhurbaĢkanı Turgut ÖZAL tarafından seçilenlerin ve DanıĢtay kaynaklı
olanların anlamlı düzeyde siyasi partilerin kapatılmaması yönünde eğilimlerinin olduğu
görülmektedir. Bunun yanında aynı CumhurbaĢkanı tarafından seçilen ve aynı kaynaktan gelen
üyelerin aynı siyasi parti kapatma davalarında yargısal tutumlarının önemli oranda benzeĢtiği
görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin 2000’li yılların baĢına kadar siyasi parti kapatma davalarını daha
süratli bir Ģekilde neticelendirdiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi laik Cumhuriyet ilkesinin
ihlali iddiasıyla açılan kapatma davalarını ve kapatma kararı verdiği davaları anlamlı ölçüde daha
kısa sürede karara bağladığı görülmektedir. Hukuki nitelikleri nispeten ağır basması sebebiyle
Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine aykırılık iddiasıyla açılan kapatma davalarında oybirliği ile
karar alma oranı yüksek olmasına rağmen, anayasal hükümlere aykırılık iddiasıyla açılan siyasi
parti kapatma davalarında bu oran düĢüktür.
KAYNAKÇA
Akyazan, E. (2006). 1982 Anayasası'na Göre Siyasi Partilerin Kapatılması. Türkiye Barolar Birliği
Dergisi(26), 247-276.
Akyel, R. (2018). Türkiye'de Siyasi Partilerin Hukuksal Konumları ve Denetimi. Uyuşmazlık
Mahkemesi Dergisi(12), 115-154.
Çelikyay, H. S., & Ekizceleroğlu, R. (2017). Türkiye'de Siyasi Partilerin Kapatılması Rejiminde
Son Dönemde YaĢanan GeliĢmeler. Kırklareli Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler
Fakültesi Dergisi, 6(5), 102-109.
Erdoğan, D. (2016). Siyasi Partilerin Temsili Demokrasi Üzerindeki Etkileri. Ġstanbul Aydın
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2(2), 59-74.
Giınsburg, T. (2019). Yazılı Anayasalar ve Ġdari Devlet: Ġdare Hukukunun Anayasal Karakteri
Üzerine (Çeviren Sümer, N., & Sümer, G.). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk
Araştırmaları Dergisi, 25(1), 481-193.
Gözler, K. (2019). Türk Anayasa Hukuku. 3. Baskı. Bursa: Ekin.
Hakyemez, Y.ġ. (2009). Hukuk ve Siyaset Ekseninde Anayasa Mahkemesi’nin Yargısal Aktivizmi ve
Ġnsan Hakları Anlayışı. Ankara: Yetkin Yayınları.
HaĢhaĢ, A. (2014). Yargı Kararlarının Kalitesi (Avrupa Hâkimleri DanıĢma Konseyi’nin 11
Numaralı GörüĢü, Strasbourg, 18 Aralık 2008 ). Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, 16(Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ’e Armağan), 1913-1933.
Hazar, Z. (2018). Siyasi Partilerin Kapatılması ve Demokratik Toplumda Gereklilik Ġlkesi: Avrupa
Ġnsan Hakları Mahkemesi Kararları Çerçevesinde Bir Ġnceleme. Yıldırım Beyazıt Huku
Dergisi(2018/1), 73-106.
IĢık, H. M. (2012). Anayasa Mahkemesi Kararlarında Devletin Resmi Ġdeolojisi - Siyasi Parti
Kapatma Kararlarının Ġçerik Analizi. Ankara: Adalet Yayınevi.
Karakehya, H., & Ġnce Tunçer, A. (2017). Ceza Muhakemesinde Hükme ĠliĢkin Müzakere ve
Oylama. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi(31), 113-140.
Fatih GÜLER
207
Kurnaz, H. (2006). Üye Seçimi ve Bireysel BaĢvuru ile Bazı Yetki ve Görevleri Açısından Anayasa
Mahkemesi. Yasama Dergisi(2), 92-122.
Kuzu, B. (1987). 1961 ve 1982 Anayasalarında ve Bunlara ĠliĢkin Siyasî Partiler Kanunlarında
Siyasi Parti Kavrami, KuruluĢu ve Kapatma Rejimi (KarĢılaĢtırmalı Bir Ġnceleme). Ġstanbul
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 52(1-4), 145-184.
Öden, M. (2003). Türk Anayasa Hukukunda Siyasi Partilerin Anayasaya Aykırı Eylemleri
Nedeniyle Kapatılmaları. Yetkin: Ankara.
Özcan, H., & Yanık, M. (2011). Siyasi Partiler Hukuku. Ġstanbul: Der Yayınları.
Türkiye Büyük Millet Meclisi AraĢtırma Merkezi. (2006). Venedik Komisyonu (Avrupa Hukuk
Yoluyla Demokrasi Komisyonu), Türkiye’ye Ġlişkin Görüşleri, Seçimler, Yargı ve
Referanduma Ġlişkin Karar ve Uygulama Kodları. Ankara: Türkiye Büyük Millet Meclisi.
Uslu, F., & Angun, S. (2020). Türkiye’de Siyasi Parti Kapatma Nedeni Olarak “Devletin Ülkesi ve
Milletiyle Bölünmez Bütünlüğü Ġlkesi”. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,
20(Milli Egemenlik Özel Sayısı), 39-60.
Ünsal, A. (1980) Siyaset ve Anayasa Mahkemesi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Yayınları, Ankara.
Yavuz, E., & Özgül, M. E. (2016). 1982 Sonrası Anayasa Mahkemesi’nin Verdiği Siyasi Parti
Kapatma Kararlarının DemokratikleĢme Bağlamında Ġncelenmesi. Siyaset, Ekonomi ve
Yönetim Araştırmaları Dergisi, 4, 1-27.
Yiğit, U. (2008). Siyasi Partilerin Temelli Kapatılması ve Kapatılması Arasındaki Farklar ve
Kapatıla Partilerin Yeniden Açılması. Türkiye Barolar Birliği Dergisi(75), 165-176.
Adalet Partisi Kapatma Davası, E.2003/3, K.2004/2 (Anayasa Mahkemesi 2004).
Adalet ve Kalkınma Partisi Kapatma Davası, E.2002/3, K.2009/3 (Anayasa Mahkemesi 2009).
Anayol Partisi Kapatma Davası, E.2003/8, K.2004/7 (Anayasa Mahkemesi 2004).
Bayrak Partisi Kapatma Davası, E.1988/1, K.1989/1 (Anayasa Mahkemesi 1989).
Bizim Parti Kapatma Davası, E.1983/3, K.1983/3 (Anayasa Mahkemesi 1983).
Büyük Adalet Partisi Kapatma Davası, E.2003/5, K.2004/4 (Anayasa Mahkemesi 2004).
Cumhuriyet Halk Partisi Kapatma Davası, E.1990/2, K.1991/2 (Anayasa Mahkemesi 1991).
Demokrat Parti Kapatma Davası, E.1994/1, K.1994/3 (Anayasa Mahkemesi 1994).
Devrimci Sosyalist ĠĢçi Partisi Kapatma Davası, E.2003/7 , K.2004/6 (Anayasa Mahkemesi 2004).
DiriliĢ Partisi Kapatma Davası, E.1996/2, K.1997/2 (Anayasa Mahkemesi 1997).
Doğru Yol Partisi Kapatma Davası, E.1984/1, K.1984/1 (Anayasa Mahkemesi 1984).
Milliyetçi ÇalıĢma Partisi Kapatma Davası, E.1991/1, K.1991/3 (Anayasa Mahkemesi 1991).
Muhafazakar Parti Kapatma Davası, E.1983/4, K.1983/4 (Anayasa Mahkemesi 1983).
Özgürlük ve Demokrasi Partisi Kapatma Davası, E.1993/1, K.1993/2 (Anayasa Mahkemesi 1993).
Siyasi Partiler Kanununun 104.maddesinin Ġptali Davası, E. 2008/5, K. 2009/81 (Anayasa
Mahkemesi 2009).
Ekonomi Ġşletme Siyaset ve Uluslararası Ġlişkiler Dergisi (JEBPIR) 2021, 7(1), 192-208- Araştırma Makalesi
208
Siyasi Partiler Kanununun 105. maddesinin Ġptali Davası, Esas: 2003/21 ve Karar: 2003/13
(Anayasa Mahkemesi 2003).
Türkiye Adalet Partisi Kapatma Davası, E.2003/4, K.2004/3 (Anayasa Mahkemesi 2004).
Türkiye BirleĢik Komünist Partisi Kapatma Davası, E.1990/1, K.1991/1 (Anayasa Mahkemesi
1991).
Türkiye Komünist Partisi Kapatma Davası, E.2002/4, K.2009/2 (Anayasa Mahkemesi 2009).
Türkiye Özürlüsü Ġle Mutludur Partisi Kapatma Davası, E.2003/6, K.2004/5 (Anayasa Mahkemesi
2004).
Türkiye Sosyalist ĠĢçi Partisi Kapatma Davası, E.2003/2, K.2004/1 (Anayasa Mahkemesi 2004).
Yeni Düzen Partisi Kapatma Davası, E.1983/5 , K.1983/5 (Anayasa Mahkemesi 1983).
YeĢiller Partisi Kapatma Davası, E.1992/2, K.1994/1 (Anayasa Mahkemesi 1994).
Article
Full-text available
One of the conditions that terminates the legal personality of political parties is the detection of dissolution. Since there is no regulation in the Political Parties Law regarding the detection of dissolution of political parties, the provisions of the Associations Law and the Civil Law are applied. In the study, the detection of dissolution of political parties is discussed in the light of the of the Constitutional Court decisions and in a theoretical and practical framework. Although many issues related to political parties are regulated in a very detailed way in the Law on Political Parties, it has been pointed out that there is a deficiency in the Law in terms of the principles and procedures regarding the circumstances in which the determination of the dispersal situation will be decided and which judicial authority will be responsible for it. The starting point of the study was the idea that it would be beneficial to draw attention to this issue in a period when the reform of the Political Parties Law is on the agenda.
Türkiye'de Siyasi Partilerin Kapatılması Rejiminde Son Dönemde YaĢanan GeliĢmeler
  • H S Çelikyay
  • R Ekizceleroğlu
Çelikyay, H. S., & Ekizceleroğlu, R. (2017). Türkiye'de Siyasi Partilerin Kapatılması Rejiminde Son Dönemde YaĢanan GeliĢmeler. Kırklareli Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 6(5), 102-109.
Siyasi Partilerin Temsili Demokrasi Üzerindeki Etkileri
  • D Erdoğan
Erdoğan, D. (2016). Siyasi Partilerin Temsili Demokrasi Üzerindeki Etkileri. Ġstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2(2), 59-74.
Yazılı Anayasalar ve Ġdari Devlet
  • T Giınsburg
Giınsburg, T. (2019). Yazılı Anayasalar ve Ġdari Devlet: Ġdare Hukukunun Anayasal Karakteri Üzerine (Çeviren Sümer, N., & Sümer, G.). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 25(1), 481-193.
Yargı Kararlarının Kalitesi (Avrupa Hâkimleri DanıĢma Konseyi
  • A Haģhaģ
HaĢhaĢ, A. (2014). Yargı Kararlarının Kalitesi (Avrupa Hâkimleri DanıĢma Konseyi'nin 11
Siyasi Partilerin Kapatılması ve Demokratik Toplumda Gereklilik Ġlkesi: Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi Kararları Çerçevesinde Bir Ġnceleme
  • Z Hazar
Hazar, Z. (2018). Siyasi Partilerin Kapatılması ve Demokratik Toplumda Gereklilik Ġlkesi: Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi Kararları Çerçevesinde Bir Ġnceleme. Yıldırım Beyazıt Huku Dergisi(2018/1), 73-106.
Ceza Muhakemesinde Hükme ĠliĢkin Müzakere ve Oylama
  • H Karakehya
  • A Tunçer
Karakehya, H., & Ġnce Tunçer, A. (2017). Ceza Muhakemesinde Hükme ĠliĢkin Müzakere ve Oylama. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi(31), 113-140.
Üye Seçimi ve Bireysel BaĢvuru ile Bazı Yetki ve Görevleri Açısından Anayasa Mahkemesi
  • H Kurnaz
Kurnaz, H. (2006). Üye Seçimi ve Bireysel BaĢvuru ile Bazı Yetki ve Görevleri Açısından Anayasa Mahkemesi. Yasama Dergisi(2), 92-122.
1961 ve 1982 Anayasalarında ve Bunlara ĠliĢkin Siyasî Partiler
  • B Kuzu
Kuzu, B. (1987). 1961 ve 1982 Anayasalarında ve Bunlara ĠliĢkin Siyasî Partiler Kanunlarında Siyasi Parti Kavrami, KuruluĢu ve Kapatma Rejimi (KarĢılaĢtırmalı Bir Ġnceleme). Ġstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 52(1-4), 145-184.