ChapterPDF Available

Türk-Osmanlı İdaresinde Balkanlar’da İnanç Hürriyeti ve Gayri Müslim İbadethaneleri’nin Muhafazası.

Authors:

Abstract

Hoşgörü ve medeniyet, birbirini tamamlayan iki önemli kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihin sicillerini, birbirleriyle savaşmak ve katletmeküzerine kaydettiği kadim Avrupa devletleri, ilgili kimlikle, Balkan toplumlarına tarihin birçok döneminde savaşlarla müdahale etmiş ve mevcut olan küçük krallı klar üzerine hükümranlık kurmak adına, defalarca müdahalede bulunmuşlardır. Yaşam alanlarını sosyo-kültürel olarak ya sınırlamışlar ya da yok etmişlerdir. Mesela, Ferdinand’ın emperyalve saldırgan politikaları , Kanuni Sultan Süleyman’ınmüdahalesi ile önlenebilmiş ve Balkanlardan Erdel’e kadar uzanan bir çizgide, haksızlıklara karşı durma ve zayıfın yanında olma kültürü, Türk kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Bir Türk devleti olan Osmanlı Devlet-i Aliyesi’nin, kurulduğu andan itibaren, tüm inançlara ve ilgili inançların temsilcisi olan insanlara saygılı olduğu görülmektedir. Gayri Müslimlerin ve ibadethanelerinin muhafazası, dünya tarihinde örnek bir inanç hürriyeti uygulamasını ortaya çıkarmıştır. Bu uygulama, Türk-İslam kültürü ve devlet geleneğinin önemli bir siyasi özellik olduğunu, tüm dünyaya kanıtlamıştır.
1
Kültür ve İletişim Bağlamında
BATI BALKANLAR
Sibel AKOVA
Gökmen KANTAR
Ankara 2020
2
Bu kitabın tüm hakları yazarı ve yayıncısına aittir.
Kültür ve İletişim Bağlamında
BATI BALKANLAR
Sibel AKOVA
Gökmen KANTAR
ISBN: 978-625-7049-91-7
Genel Yayın Yönetmeni
Cuma AĞCA
Kapak
Dinçer TUĞMANER
Baskı & Cilt
Berikan Matbaacılık / Gersan-ANKARA
Matbaa Sertifika No: 47109
YAYINEVİ
BERİKAN YAYINEVİ
Kültür Mah. Kızılırmak Cad. Gonca Apt. No: 61/6
Çankaya-Kızılay/ANKARA
Tel: (0312) 232 62 18 Fax: (0312) 232 14 99
3
İÇİNDEKİLER
- Kral Nikola’nın Ölümünden Sonra İstanbul’da Kara-
dağ Siyasi Göçmenlerinin Organizasyonu ve Çalışma-
ları Hakkında (1921)..............................................................................7
Ord. Prof. Dr. Šerbo RASTODER
- Kültür, İletişim ve Bağlamlandırma: Balkan Kültürle-
rinin Birbirine Bağlı Yaşamlarının İyileştirilmesi için
Teorik Tavsiyeler..................................................................................69
Prof. Dr. Dimitrije POPADİC
- 19. Yüzyılda ve 20. Yüzyılın Başlarında Sırbistan’da
Britanyalı Kadın Gezi Yazarları ......................................................79
Prof. Dr. Aleksandar RASTOViĆ
- Türk-Osmanlı İdaresinde Balkanlar’da İnanç Hürriye-
ti ve Gayri Müslim İbadethaneleri’nin Muhafazası ............105
Dr. Mustafa Hakkı ERTAN
- Avrupa Birliği’nin Balkanlar Politikası: Sosyal İnşacı-
lık Üzerinden Bir Değerlendirme ...............................................163
Dr. Fatih Fuat TUNCER
Merve CANAVAR
- Hırvatistan’ın Yugoslavya’dan Ayrılma Süreci .....................181
Dr. Vural KARAGÜL
Uğurcan KAYIKCI
4
- Milliyetçilik Bağlamında Batı Balkanlarda Milliyetçilik
ve Ulus Devlet Oluşumu..................................................................205
Dr. Gökmen KANTAR
Dr. Sibel AKOVA
Türk-Osmanlı İdaresinde Balkanlar’da
İnanç Hürriyeti ve Gayri Müslim İbadethaneleri’nin
Muhafazası
Dr. Mustafa Hakkı ERTAN
Giriş
Hoş görü ve medeniyet, birbirini tamamlayan iki önemli
kavram olarak kar şım ıza çı k m a k t a d ı r. Tarihin sicillerini,
birbirleriyle savaş mak ve k atletmek üzerine kaydettiği kadim
Avrupa devletleri, ilgili kimlikle, Balkan toplumlarına tarihin
birçok döneminde savaş larla müdahale etmiş ve mevcut olan
küçük krallı k lar üzerine hükümranl ık kurmak ad ına, defalarca
müdahalede bulunmuşlardır. Yaşam alanlarını sosyo-kültürel
olarak ya sınırlamışlar ya da yok etmişlerdir. Mesela,
Ferdinand’ n emperyal ve saldırgan politikaları ,Kanuni Sultan
Süleyman’ı n müdahalesi ile önlenebilmiş ve Balkanlardan
Erdel’e kadar uzanan bir çizgide, haksızlıklara karşı durma ve
zayıfın yanında olma kültürü, Türk kültürünün bir parçası
haline gelmiştir. Bir Türk devleti olan Osmanlı Devlet-i
Aliyesi’nin, kurulduğu andan itibaren, tüm inançlara ve ilgili
inançların temsilcisi olan insanlara saygılı olduğu
görülmektedir. Gayri Müslimlerin ve ibadethanelerinin
muhafazası, dünya tarihinde örnek bir inanç hürriyeti
uygulamasını ortaya çıkarmıştır. Bu uygulama, Türk-İslam
kültürü ve devlet geleneğinin önemli bir siyasi özellik olduğu-
nu, tüm dünyaya kanıtlamıştır. Devlet ve yönetim uygulamala-
rında, bu saygıyı sisteme ve kurala çeviren Osmanlı İmparator-
Çalışma, 2009 yılında Kosova/Priştina’da gerçekleştirilen “Kosova Sempoz-
yumu”nda sunulmuş olan, “Osmanlı Devleti Yönetimi’nde, Balkanlarda İnanç
Hürriyeti ve Kiliselerin Bakım-Onarım-İnşa Uygulamaları” isimli tebliğin
genişletilmiş şeklidir.
Dr. Öğretim Üyesi, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakül-
tesi, Sosyoloji Bölümü.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
106
luğu, dünya tarihine adını farklı yazdırmış ve birçok toplumun
ve milletin korunduğu, yaşadığı ve temsil edildiği büyük bir
devlet olmayı başarmıştır. Dünya tarihinde eşine az rastlanır
bir inanç ve yaşam özgürlüğünü tesis etmesinin siyasi ve huku-
ki alt yapısı, kadim Türk devletlerine dayanmaktadır. Beylikten
Devlet’e uzanan yol, bağlı olduğu Selçuklu Devleti ile ayrışarak
gerçekleşmediği gibi, bizatihi, Selçuklu Devleti’nin sosyo-
kültürel, sosyo-ekonomik ve siyasi destekleriyle gerçekleşmiş-
tir. Selçuklu Devleti’nin son dönemlerinden, Osmanlı Türk Bey-
liğine intikal eden en önemli miras, Türk töresi, Türk hukuku ve
Selçuklu Türk Sancağıdır. Alınan bu mirasın en önemli uygu-
lamalarından birisi, farklı töre ve inançlara saygı ile farklı top-
lumların mabetlerine, hoşgörü ile yaklaşım uygulamaları ol-
muştur. Bu çalışma, Balkanlar’da, siyasi, sosyal ve ekonomik
olarak inanç hürriyetini ve gayri Müslimlere ait olan ibadetha-
nelerin nasıl muhafaza edildiğini, tarihi arşiv belgeleri ile sun-
mayı amaçlamaktadır.
Büyük devlet olmanın büyük idealleri vardır. Binlerce yıl-
lık devlet gelenini,rk devlet geleneği haline getirmeyi ba-
şaran Osmanlı İmparatorluğu, geleceğin büyük devlet yapılan-
masının temellerini, silahsız, öncü keşif kolu gibi hareket eden,
Kolonizatör Türk Dervişleri ile atmıştır. Bu dervişler, gittikleri
yerleri çok kısa sürede imar eden, çevrelerine faydalı olarak,
bulundukları toplumda dikkat çeken ve insanlar arasında tak-
dir edilen ve üretken yapıları ile toplum ile kısa sürede kayna-
şabilme yeteneğini gösteren bireyler olmuşlardır. Osmanlılar-
dan yaklaşık 200-250 sene önce Balkanlara giderek, yeni ve
cihanşümul bir Türk devletinin temellerini atan bu Türk Der-
vişleri’nden, Gül Baba bugünkü Macaristan bölgesine kadar
giderek Türklüğü ve Müslümanlığı bireysel olarak temsil etmiş-
tir. Balkanlara giden birçok Kolonizatör Türk dervişi içerisinde
en dikkat çeken ise Sarı Saltuk olmuştur. Mostar’a kadar giden
ve büyük bir dağın dibinden doğan Tuna Nehri’nin çıkış nokta-
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
107
sında Blagay Tekkesini kuran Sarı Saltuk, halktan uzak bir nok-
tada bulunduğu yeri imar ederek, yöre insanına örnek olmuş-
tur. Sarı Saltuk, kendisi ile birlikte hareket eden dervişler ile
beraber Türk-İslam kültürünü tanıtmışlar ve sevdirmişlerdir.
Türklüğün ve Müslümanlığın bir tehdit olmadığı hissiyatının alt
yapısını oluşturan ve kanıtlayan bu Dervişler, bıraktıkları ve
oluşturdukları olumlu imajlar sayesinde, yeniden oluşacak bir
cihan hakimiyetinin de Balkanlardaki temellerini atmışlardır.
Yaklaşık 2.5 asır sonra Balkanlarda tekrar Türk hakimiyetini
tesis eden Türkler, ciddi bir savunma ile karşılaşmamışlardır.
Bunun önemli sebeplerinden birisi, öncelikle, İstanbul’u fethe-
den Türklerin uyguladıkları insan haklarına yönelik yönetim
şekline sahip olmalarıdır. Hristiyan ve Musevi toplumlarının
inançlarına ve ibadethanelerine saygılı siyasi yönetim tarzı
göstermelerinin Batı’da olumlu yankı bulduğu açıktır. Ayrıca,
asırlar önce Balkanlara yerleşerek Türklüğü ve Müslümanlığı
temsil eden Türk Dervişleri’nin Balkanları işleyen dini ve fîkri
uygulamalarının (Barkan, 1945:34), olumlu rolü önemli de bir
etken teşkil etmektedir. Türk Devlet geleneği ile farklı toplum-
lara ve sosyo-kültürel yapılarına gösterilen siyasi uygulamalar
ve toleranslar, bu uygulamaların göstermelik olmadığını ve
hukuki teminatlarla asırlarca sürerek günümüze kadar geldiği-
ni göstermektedir. Çalışmanın ilerleyen kısımlarında belgelerle
sunulan ilgili uygulamalar Türk tarihinin emperyal olmayan
uygulamalarına önemli delil olma niteliğini haizdir.
1. Balkanlara Yönelmenin Tarihi Sebepleri
Türk Devletleri, tarihin her döneminde, cihanşümul bir
karakter ile hareket etmiş ve bunu devletin var olma düşüncesi
ile birleştirerek idealize etmiştir. Binlerce yıllık var olma müca-
delesinde Dünya tarihine damgasını vuran ve binlerce yıldan
beri Avrupada var olma mücadelesi veren Türk Devletleri, sı-
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
108
nırları kıt’aları aşan 16 büyük devlet olmak üzere, 100’ün üze-
rinde devlet kurmuşlardır. M.S. 4. ve 5. yüzyıllarda Avrupa Hun
İmparatorluğu, Avrupa’nın ortalarına kadar hükümranlık kur-
muş ve bugünkü Macaristan topraklarında Türk varlığının te-
mellerini atmıştır. Bilinen tarihi gerçekler, Türklerin, Balkanla-
ra, ilk defa Osmanlı Devleti ile gitmediklerini, çok öncesinde
Avrupa’da bulunduklarını ve yönlerini Batıya çevirdiklerini
göstermektedir. Osmanlı Devleti’nin, Anadolu’da tam hakimiyet
kurmasından önce, “Kolonizatör Türk Dervişleri” vasıtasıyla
Balkanlardaki varlığını güçlendirdiği ve gelecekte hakimiyet
kurmanın temellerini attığı görülmektedir (Bozcu, 2018:7).
Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren hızlı bir genişle-
me ile Avrupaya doğru yönelerek, Balkanlarda ve Rumeli’de
yaklaşık yarım yüzyıl içerisinde başta Bizans olmak üzere, diğer
siyasi organizasyonları sona erdirmeyi başarmıştır. Bu denli
hızlı genişlemesinin tek sebebini askeri üstünlükte görmek
doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Çünkü sadece askeri üstün-
lükler ile elde edilen baların uzun soluklu olmasımkün
değildir. Bu başarıların geri planında, askeri gücü ve varlığını
besleyen önemli sosyal ve iktisadi yapıların bulunduğunu ifade
etmek mümkündür. Güvenlik ve adalet üzerine tesis edilmiş bir
yaklım ve toplumsal yalara hoşgörülü bir uygulama ile be-
raber sağlanan iktisadi imkanlar ve refah, bu başarıların teme-
lini oluşturmaktadır (Genç, 2018:308).
Bölgede, Bizans, Sırp, Bulgar ve Macar krallıklarına rağ-
men, Osmanlı Devleti idaresindeki, güçlü, merkeziyetçi ve liya-
kati esas alan ve dahi elitlerin oluşturdu sistemin ve uygula-
malarının başarısı, bu düzeni tanıyan toplumların, din farkına
rağmen Osmanlı idaresini tercih etmelerine sebep olmuştur.
Çünkü, Osmanlı idaresine geçen yerlerdeki toplumlar ve köylü-
ler, Osmanlıların, mülkiyet ve tasarruf şartlarında gerçekleştir-
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
109
dikleri değişikler ile daha rahat bir ortama kavuşmuşlardır.
Aynı şekilde, daha az vergi vererek daha güvenli bir ortamda
yaşanılması, üretimi arttırmış ve daha olumlu bir sosyal yaşa-
mın doğmasına sebep olmuştur (Genç, 2018:308). İlgili olumlu
ortam, toplumsal yaşamdaki inanç ve ibadet serbestliği ile daha
da pekişmiş ve Osmanlı Devletine güven ortamı daha da art-
mıştır.
2. İnanç Hürriyeti Uygulamalarının Tarihi Temelleri
Fethedilen yerlerin başka dinlere mensup halklarına
kendi idaresi altında bir yer edinme hakkı tanımak (Jelavich,
2013:44), Osmanlı devlet sisteminde uygulanan olağan bir yön-
temdir. Çünkü, İslam Dini, fethedilen topraklarda yaşayan Gayri
Müslimler dahil, hiç kimsenin zorla dinini değiştirmesini meşru
görmemiştir. İslam’ın din anlayışı, herkesi inançlarında serbest
bırakmış, sadece doğruyu ve yanlışı ortaya koymakla yetinmiş-
tir. Dinde zorlama yoktur ve bir insanın, zorlama ile mevcut
inandığı dinini değiştirmesi, İslam Dinine aykırı bir düşünce
olarak, dinen de men edilmiştir.
Tarihi süreçlerde, geçmiş dönemlerdeki pek çok Müslü-
man devletin idaresi altında çok sayıda Gayr-islim’in yaşa-
ması ve inançları doğrultusunda serbestçe ibadet etmesi ve
dahi ibadethanelerinin korunması, böylesine bir anlayışın so-
nucudur. Türk-Osmanlı Devleti’nin diğer dinlere karşı uygula-
dığı özgürlükçü politikalar ve inançlara müdahale etmeme uy-
gulamaları, başta Hristiyanlar olmak üzere, Musevilere de ken-
di inançlarını yaşama ve ibadetlerini özgürce yerine getirme
imkanını tanımıştır. Fethettiği topraklarda hakim olan siyasi
güç ile bu hakimiyetin engin gücüne rağmen, idaresi altındaki
toplumlara adaletle yaklaşmaya özen gösteren bir devlet yöne-
timinin uygulamaları, dünya tarihi içerisinde oldukça önemli
bir yere sahiptir.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
110
Özellikle “kitap ehli” olan Hristiyanlara ve Yahudilere
gösterilen saygı, bu toplumların ve dini yapılanmalarının cema-
atler halinde örgütlenmelerini ve devlet yönetimi nezdinde
kabullerini kolaylaştırmış ve onların birer millet olarak isim-
lendirilmelerini sağlamıştır. Ermeni milleti, Katolik milleti, Ya-
hudi milleti gibi tanımlamalar 18.zyılın sonuna kadar kabul
rmüş ve ilgili tamlamaya dahil olan birey ve toplumlar, her
türlü dini ve toplumsal faaliyetlerine devam etmişlerdir
(Jelavich, 2013:54)
Sultan II Mehmet Dönemi’nde, Rumların istekleri üzerine,
boş bulunan İstanbul Ortodoks Kilisesi Reisliği'ne
Gennadius'un tayin edilmesi ve kendisinin taltif edilerek
himaye edilmesi, yönünü Batıya çeviren ve Batının sosyo-
kültürel mirasında söz sahibi olmak isteyen Osmanlı yönetimi
için son derece stratejik bir uygulama olarak görülebilir. Ona
verilen Fermanda, eski usul ve merasimlerin icrası uygun
görülmüş, kendisine ve patrikhaneye imtiyazlar tanınmıştır.
Ayrıca, kiliselerin zorla camiye çevrilemeyeceği ve manastırlara
da dokunulmayacağı taahhüt edilmiştir (Turan, 1969:187).
Balkanlarda, Bosna, Arnavutluk ve Kosova gibi bölgeler-
de, gerek sosyo-kültürel etkiler, gerekse bölgesel yapılar, vergi
kolaylıkları ve esnek ile hoşgörülü yaklaşımlar, toplumsal yapı-
da olumlu tesirlerini göstermiş, dervişler ve tarikat yapıları ile
beraber halk arasında İslam dininin yaygınlaşması ile müşahe-
de edilen (Kutlu, 2007:4), önemli bir olgu olarak görülmüştür.
Özellikle Bosna-Hersek bölgesinde toplumların, yıllar içerisinde
İslam dinine sıcak bakmalarını ve din değiştirmelerini kolaylaş-
tırmıştır. Bu sebeple hoşgörülü yaklaşımlar daha geniş bir bo-
yuta ulaşmıştır.
Binlerce örneği arşivlerimizde mevcut olan ve Kudüste
verilen hak, hürriyet ve hoşgörünün bir benzeri Bosna’nın fethi
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
111
sırasında Hristiyan ahalilere de tanınmış ve 1789 İnsan Hakları
Beyannamesi’nden yaklaşık 325 yıl önce son derece geniş hak
ve hürriyetler, 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından
Bosna Fermanı ile irad edilmiştir. İnsanlık adına, devlet idaresi
adına ve hürriyet adına ilan edilen bu fermanın belgesi, bugün
Bosna- Hersek’te bulunan, Fojnica’da, Katolik Farnsisken Kili-
sesi’nin teşhir salonunda sergilenmekte, hemen yanı başında
Sultan Fatih’in atının örtüsü ile birlikte muhafaza edilmektedir.
1992 yılında Bosna-Hırvat-Sırp milletleri arasında başlayan
savaş sırasında, Fatih’in Fermanı’nın varlığı sebebiyle, Müslü-
man Boşnak güçlerinin bu Ferman’a (Ahidname) uyarak,
Fojnica Fransisken Kilisesine hücum etmedikleri (Ertan,
2012:8), ve bu kiliseyi uzaktan da olsa vurmadıkları bilinen bir
gerçektir. Buna karşılık Bosna Savaşında, Hırvat güçlerinin,
Fojnica’daki Müslüman ibadetgahlarını, camileri ve minareleri-
ni top atışı ile vurdukları bilinmektedir.
Türk-Osmanlı hükümranlığı süresince asırlar boyu, top-
lumsal uygulamalar ve devletin siyasi idareleri altında bulunan
Gayr-i Müslim vatandaşlarının öncelikle kimliklerinin, sonra-
sında da dini hak ve hürriyetlerinin koruması hususunda titiz-
likle hareket edildiği yüz binlerce tarihi belge ile resmi kayıt-
larda yer almıştır. Bu konuda, Osmanlı Arşivi’nde bulunan bel-
geler, Şer’iyye Sicilleri, Piskopos Mukataası Kalemi Defterleri,
Gayr-i Müslim Cemaatlere ait defterler ile, farklı Gayr-i Müslim
topluluklara ait müstakil defterler, Osmanlı devlet ve toplumu-
nun bu konudaki hassasiyetlerine adeta şahitlik etmektedir
(Barkan, 1945:35). Bu uygulamaların en önemli kaynağının,
dini inanç ve anlayıştan kaynaklandığı görülmektedir. Çünkü,
İslam İnancında ve onun kutsal kitabı Kuran’da, inanç hürriyeti,
sadece inançlara karşı hoşgörüyü tavsiye etmekle kalmamakta,
bu düşünceye inanmayı ve uygulamayı gerektiren bir tarzda
yer almaktadır.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
112
3. İslam Dininde İnanç Hürriyeti
İslam dini, inanmayı dinin merkezine oturtturmuş ve di-
ne mensubiyetin başlangıcı olarak görmüştür. İnanmak veya
inanmamak arsındaki kesin çizgi, dinin bünyesine dahil olup
olmamak ve inanıp inanmamak ile tespit edilmiştir. İslam Dini-
nin esaslarında, insanlar, inanıp inanmamakta özgür bırakılmış
ve her ne sebeple olursa olsun, inançlara müdahale menedil-
miştir.
İslam Dininin inançlara müdahaleyi meneden ve bu ko-
nuda kesin ifadeler içeren Kuran Ayetlerine ait meallerden
birkaçı şu şekildedir:
"Din'de zorlama yoktur (Kur'an-ı Kerim Meali, Bakara
Suresi-256). Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2004).
"Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi elbette
iman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlaya-
cak mısın?" (Kur'an-ı Kerim Meali, Yunus Suresi-99). Diyanet
İşleri Başkanlığı Yayınları, 2004).
"Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman et-
sin, dileyen inkâr etsin." (Kur'an-ı Kerim Meali, Kehf Suresi-29).
Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2004).
Bu bakış açısı ve dinin düsturları sebebiyle, İslam tari-
hinde, zorla İslamlaştırma hareketine rastlanılmaz. Çünkü İs-
lam Dini, zorla din dayatılmasına karşı çıkmış ve zorlama ile
dini kabule müsaade etmemiştir. İslam Dini, herkesi inanç fikir
ve düşüncesinde serbest bırakarak, inanç hürriyetini en açık
şekilde desteklemiş ve uygulamalar ile ortaya koymuştur. İslam
dini sadece, doğru ile yanlış ve hak ile batıla işaret ederek,
inançlar arasındaki farkı ve hangisinin doğru olup olmadığını
belirtmekle yetinmiştir. Ayrıca, zorlama ile Müslüman olma
ediminin İslam Dinine aykırı bir tutum olduğunu belirtmiştir.
Bu sebepledir ki asırlarca, İslam devletlerinin yönetimi altında
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
113
kalan Gayr-i Müslimler, yani Müslüman olmayanlar, huzurlu ve
müreffeh bir hayat yaşamış ve ibadetlerini rahatlıkla yerine
getirebilmişlerdir (Kazıcı, 2009:30). Gayri Müslimlerin, özgür
bir şekilde dinlerini uygulamalaiçin gerekli her türlü tedbir,
hukuki olarak alınmış ve ibadethanelerinin korunması, gerekti-
ği zamanlarda tamir ve tadilatlarının yapılması sağlanmış ve
yeni kiliselerin yapılmasına ruhsat verilmiştir. İhtiyaç olduğun-
da yeni kilise yamına yardım edildine dair belgelere rastla-
nılması da çok önemli bir hoşgörü örneği ile insan haklarına
saygı belgesi olarak görülmelidir. Osmanlı Türkleri, kazanılan
ve hakimiyet kurulan tüm coğrafyalarda, farklı toplumları, fark-
lı kimlikleri ve farklı inançları muhafaza eden müstesna bir
devlet olarak tarihe geçmiştir.
4. Din Özgürlüğünün Devlet Yönetimi ve Uygulama-
larına Yansıması:
Osmanlı Devleti’nin çok kısa bir sürede Anadolu’dan Bal-
kanlara ve oradan da Avrupa’ya doğru genişlemesi, sadece as-
keri güçle izah edilebilecek bir olgu olmaktan uzaktır. Fethedi-
len topraklarda tanınan kimliklere ve kültürlere saygılı ve hoş-
görüye dayanan inanç hürriyeti, bu topraklarda Osmanlı Devle-
ti’nin asırlarca kalıcı olmasını sağlayan bir medeniyet anlayışını
ortaya çıkarmıştır. Anadolu’da, Hristiyan ahalinin sosyo-
kültürel varlıklarını ve idare tarzlarını bozmayarak onları kendi
nüfuzlarına alan Osmanlı Devleti, bu hoşgörüyü ve siyasi ruhsa-
tı, Balkanlar’da daha geniş bir surette uygulayarak Osmanlı
Devleti’nin daha geniş topraklara yayılmasını kolaylaştırmıştır.
Bu durum, devlet yönetiminde, önemli bir idari ve siyasi alt
yapının ve hukuk sisteminin mevcudiyetinin var olduğunu gös-
termektedir (Uzunçarşılı, 1982:183). Bu hoşgörü anlayışı ve
altyapısı sebebiyledir ki, Osmanlılar, Balkanlar’da, idarelerine
aldıkları tüm toplumların hem kimliklerini hem de inanç hürri-
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
114
yeti çerçevesinde ibadethanelerinin korunmasını sağlamışlar
ve bunlarla ilgili hukuki uygulamaları hayata geçirmişlerdir.
Balkanlarda, farklı kimliklerin korunması, inanç hürriyeti ve
kiliselerin varlıklarını devam ettirmesi uygulamaları, on binler-
ce belgeyi ihtiva eden çok önemli bir konudur. Osmanlı Arşi-
vi’nde bulunan Divan-ı Hümayun Defter serileri (Bilhassa, Mü-
hime ve Ahkam Defterleri) 100
, Kilise Defterleri, Gayrimüslim
Defterleri ve türevleri belgeler içerisinde mevcut olan bilgiler,
Osmanlı Devleti’nin kimlikleri ve inançları korumada son dere-
ce hoşgörülü uygulamalarının olduğunu yansıtmaktadırlar.
5. Fojnica Frasisken Katolik Kilisesinin Korunması:
Fatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’u fethi ile hızlanan Batı
yönüne doğru genişleme düş üncesi öncelikli olarak Balkanlara
yönelmeyi gerektirmiş ve bu yöneliş, kısa bir süre içerisinde
Bosna’nı n fethine değin uzanan geliş meleri de beraberinde
getirmiş tir. Bosna Hersek sınırları içerisinde, Fojnicada
bulunan ve Bosna’nın fethedilmesinden çok önce mevcut olan
tarihi Fransisken Katolik Kilisesi de fetih ile beraber yeni
dönemde, Osmanlı koruması altında varlığını sürdürmüştür
(Ek-1 Fojnica Fransisken Kilisesi) (Arkeolojik Haber, 2018).
(Baştuğ, Zuberi, Yordamoviç, 2018).
Bosna’nı n fethinden hemen sonra Fatih Sulta n Mehmet ta-
rafı ndan verilen ve Hristiyan ahali ile r uhban n ıfı n ı n h a k l a r ını
garanti altı na alan Osman Sultanı’nın Fermanı ,günümüzde
re tabiriyle “Ahidname” veya “Ahname” olarak bilinmekte ve
Fojnica Fransisken Kilisesi Müzesinde sergilenmektedir. Müze
kısmında sergilenen Fatih Sultan Mehmet Fermanı’nın yanında,
100 Bu defterler, 5000 adet civarında olup, uhdelerinde hükümler barındıran
en önemli defter serilerindendirler.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
115
yine Osmanlı Sultanına ait oldu bildirilen, altın sırma ile be-
zenmiş bir “Kumaş Örtü” de sergilenmektedir.
Asırlardır süre gelen ve dilden dile aktarılan bilgiler çer-
çevesinde ve Kilise yetkililerinin, “şahsımıza aktardıkları bilgi-
lere göre”; Fatih Sultan Mehmet’in, huzuruna gelerek, halkı ve
ibadethaneleri için “Eman” dileyen Fojnica Fransisken Kilisesi
Rahibini, atından inerek saygıyla karşıladığı, o esnada yağmur
yağdığı için, Rahip ıslanmasın diye atının sırma işlemeli örtü-
sünü alarak Rahibin üstünü örttüğü söylenilmektedir. Müzede
sergilenen Ferman ve yanındaki Sırmalı Örtünün günümüze
kadar muhafaza edilmesi, ruhbanlar tarafından bir değer olarak
görülmekte, bu değer Kilise tarafından muhafaza edilmektedir.
Bu bilginin, ortak bir hafıza olarak hem ruhbanlar hem de yöre
halkı tarafından günümüze intikal etmesi ve korunması uygu-
lamalar ile örtüşmesi açısından çok önemlidir.
Fojnica Fransisken Kilisesi Müzesi’nde korunan ve sergi-
lenen Osmanlı Sultanına ait Ferman ve Kilise Kütüphanesi’nde
bulunan Osmanlı belgeleri üzerinde inceleme ve araştırma
yapmak üzere, Başbakanlık, Osmanlı Arşivi uzmanı olarak 1999
yılında görevlendirilmiş ve çalışmalar yapmıştık. Yaptığımız
incelemede, Fermanın orijinal olduğu, Osmanlı Arşivi’nde bulu-
nan ve Düvel-i Ecnebiye Defteri (14/2-1) kaydında bulunan
sureti ile tamamen örtüştüğü tespit edilmiştir.
Fatih Sultan Mehmetin Fermanı ile ilgili edisyon, kritik
açısından yapılan değerlendirmede, metin dili, “bilimsel ba-
kımdan ve söz varlığıısından” (Özçelik, 2017:65-1) da ince-
lenmiştir. Yapılan değerlendirmede, Fermanın yazı çeşidi, an-
lam bütünlüğü, ifade üslubu içeriği ve tarihi veriler ile uyumlu-
lu, Ferman kının maddi özellikleri ile beraber değerlen-
dirilmiş, Ferman’ın, 1463 yılından beri, yaklaşık 550 yıldır Kili-
sede muhafaza edildiği tespit edilmiştir. Fermanın yanında
sergilenen örtünün ise, yine dönemin kumaş karakteristiğini
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
116
yansıttığı, Türk dokuma ve motif çeşitlerine uyduğu tespit
edilmiştir.
Tahmini 650 yıllık bir tarihe sahip olan Kilise ve kütüp-
hanesinde, Osmanlı dönemine ait, inanç hürriyetinin çok önem-
li kadim belgelerinden olan ve tamamı Hristiyan ahali, Pisko-
posluk ve yöredeki kiliseleri ilgilendiren, 3500 civarında belge-
nin mevcudiyeti kayıtlarla sabittir. Belgeler, sadece Balkan-
lar’da bulunan Hristiyan ahalinin haklarını korumakla ilgili
olmayıp, bölgedeki kiliseler ve bu kiliselerin bakım, onarım ve
yeniden inşa faaliyetleri ile de ilgilidir. Fojnica Fransisken Kato-
lik Kilisesi Müzesi’nde muhafaza edilen Ferman, oldukça kap-
samlı ve içerik itibariyle, dünya tarihi açısından son derece
önemli, kadim “İnsan Hakları Beyannamesi” belgelerinden biri
olma niteliğini haizdir.
1789 yılında Fransız Ulusal Meclisi’nin, “Tanrı huzurun-
da ve onun koruyuculuğu ile kabul edilen 17 maddelik metni-
nin, daha sonra, 1791 Anayasası’na mesnet teşkil etmesi, son-
rasında 1946 Anayasası ve nihayetinde 1948 Evrensel İnsan
Hakları Bildirgesi’nin kaleme alınmasına esin kaynağı (Civelek,
1989:2) olmasının tarihi yakınlığı göz önüne alındığında, Türk
hükümranlığının 15. yüzyılda uyguladığı, inançlara ve ibadet-
hanelere saygı ve bu doğrultudaki hukuki yönetimini göster-
mesi bakımından büyük önem arz etmektedir.
6. İnsan Hakları ve İnanç Hürriyeti Bildirgesi; Bos-
na Fermanı:
Türk hükümdarı Fatih Sultan Mehmet tarafından yalın
bir Türkçe ile ifade edilerek irad edilen ve yöre halkı tarafından
“Ahidname” olarak bilinen bu önemli Ferman ve Latinize
edilmiş metni şu şekildedir;
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
117
101
Fojnica Fransisken Kilisesi-Manastırı Arşivi, Dosya No: 1/1
101 Fojnica Fransisken Kilisesi-Manastırı Arşivi, Dosya No: 1/1 Ayrıca bkz,
BOA. Düvel-i Ecnebiye Defteri 14/2-1, (Ferman’ın kayıtlı sureti).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
118
‘’Hüvelmuin” (Yardım Allahtandır).
Merhum ve magfur ebulfeth Gazi Sultan Mehmet Han
rahimehullahü aleyh velgufran hazratlarinin hat-tı şerifi’dir.
(Bosna ruhbânlarına Sultân Mehmed Hân merhûm’un verdiği
ahidnâmenin sûretidir.
Nişân-ı âlî-şân-ı Sultân-ı Tuğra-i Garrâ-yı Kît-i Sitân-ı
Hâkânî (...) oldur ki
Ben ki Sultân Mehmed Hân'ım, cümle avâm u havâssa
ma‘lûm ola ki
İşbu dârendegân-ı fermân-ı hümâyûn Bosna
ruhbânlarına mezîd-i inâyetim zuhûra gelüp buyurdum ki,
Mezbûrlara ve kiliselerine kimesne mâni‘ ve müzâhım
olmayup ihtiyâtsız memleketimde duralar ve kaçup gidenlere
dahi emn ü emân olalar. Gelüp bizim hâssa memleketimizde
havfsız sâkin olup kiliselerinde mütemekkin olalar ve yüce
hazretimden ve vezîrlerimden ve kullarımdan ve
reayalarımdan memleketim halkından kimseye mezbûrlara
dahl ve taarruz etmeyüp incitmeyeler. Kendülerine ve cânlarına
ve mâllarına ve kiliselerine ve dahi yabandan hâssa
memleketimize adam gelürler ise yemîn-i mugallaza ederim ki,
yeri ve göğü yaradan Perverdigâr hakkı içün ve Yedi Mushaf
hakkı içün ve ulu Peygamberimiz hakkı içün ve yüz yirmi dört
bin peygamberler hakkı içün ve kuşandığım kılıç [hakkı] içün
bu yazılanlara hiç bir ferd muhâlefet eylemeye, mâdem ki
benim hizmetime ve emrime mutî‘ ve münkad olalar. Şöyle
bilesiz.
Tahrîren fî 28 Mayıs
be-yurd-ı Kal‘a-i Drac’’ 102 (Ek-2, Ek-3). (Fojnica
Fransisken Kilisesi-Manastırı Arşivi).
102 Fojnica Fransisken Kilisesi-Manas Arşivi, Dosya No: 1/1, Fojnica, Bos-
na-Hersek,
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
119
Osmanlı Devleti Sultanı Fatih’in bu Fermanı’ndan sonra,
Fransiskenler, Hristiyan olmalarına rağmen, Osmanlılardan,
herhangi bir baskı ve zulüm tarzında hiçbir davranış
görmemişlerdir. 7 Temmuz 1463’te Sjenica’da ve 17
Temmuz’da Üsküp’te ordugah kuran Fatih Sultan Mehmet,
Bosnalı Fransiskenlerin manevi lideri Fra Anđeo Zvizdović
(1420-1498) ile görüşmüş ve rivayetlere göre Fransisken
Rahibin, halkı adına eman (aman) diledi görüşme esnasında,
Fatih’in yeni ele geçirdiği bölgenin nüfusunun önemli ölçüde
azaldığı konusunda dikkatini çekmeyi başarmış ve bunun
üzerine Türk Hükümdarı Fatih’in özgürlükler içeren Fermanı
irad edilmiştir. Bu Ferman neticesinde, Fatih Sultan Mehmet,
onlara istediklerinden çok daha fazlasını vermiştir. Bilgilere
göre, tarihteki profesyonel misyonerliğin ilk temsilcileri olan ve
Papalığın doğrudan verdiği misyon göreviyle ve özel izniyle
hareket ederek papalığın sadık bir cemaati olan bu insanlara
öncesinden çok daha özgür bir ortam sunulmuştur.
Fransiskenler ve yöredeki diğer Hristiyan zümre, Bosna’daki
konumlarını yitirmekten endişe ederken, bir anda bütün
Osmanlı topraklarının kapıları onlara açılmış ve bu sayede hem
kendilerinin Bosna’daki geleceklerinin hem de dolaylı olarak
diğer Hristiyanların geleceklerinin korunma altına alınmasını
sağlamışlardır. Bu görüşme sonucunda, ortaya çıkan
“Ahidname” ya da onların ifadesiyle “Özgürlük Beratı” olarak
kabul edilen Ferman, fetih sonrasında, 1 Muharrem 883 (Hicri),
1463 (Miladi) yılında, Fransisken Hristiyan tarikatının
Bosna’daki lideri Zvizdović’e verilmiştir (Batuk, 2009:213).
7. Bosna Fermanı- Ahidname’nin Uygulamaları ve
Sonuçları:
Bu ferman, Balkanlara adım atan Türk-İslam Devlet
geleneğinin inançlara saygılı davranması ile ilgili uygulama
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
120
esaslarına kaynak teşkil etmiş önemli bir siyasi belge olma
vasfını taşımaktadır. Din ve vicdan özgürlüğünün, diğer
insanlara inandığı gibi yaşam hakkı tanımasının en uç örneğini
teşkil etmektedir. En önemli işlerinden birisinin misyonerlik
olduğu bilinen bir tarikata, faaliyetlerine devam edebileceği bir
ortam sunmak, bugün bile pek çok ülkede mümkün olmayan
bir özgürlüktür. Ayrıca, Papalığın Türklere karşı tertiplenen
seferler için Fransiskenler’in manastır ve evlerini adeta bir üs
gibi kullandığı bir ortamda bu özgürlüğün verilmesi, Türk
Devleti’nin büyüklüğü ve özgüveni olarak ifade edilmektedir
(Batuk, 2009:213).
1463 yılında verilen Bosna Fermanı ile, korkudan
topraklarını terk ederek bölgeden uzaklaşan yöredeki Hristiyan
zümre, kendi topraklarına geri dönmüş ve huzurlu bir yaşamla,
bölgenin yeni hakimi olan Türk-Osmanlı Devletinin adalet
şemsiyesi altında toplanmışlardır. Verilen haklar sadece
Fransiskenleri değil, diğer Hristiyan ve Gayri Müslim gruplara
da rahat nefes aldırmıştır. Fermanda irad edildiği üzere,
Osmanlı Hükümranlığı’nın olduğu topraklarda, bir serbest
dolaşım hakkına haiz olarak özgürce yaşamışlar ve
dolaşmışlardır. Dini faaliyetlerini devam ettirmişler ve bu
çerçevede, ibadethanelerinin devamlılığını sağlamışlar,
gerektiğinde bakım ve onarım yaptıkları gibi, yeni kiliselerin
yapılmasını da sağlayan faaliyetleri gerçekleştirmişlerdir. Bu
konuda çok sayıda tarihi belgenin varlığı hem Osmanlı Arşivi
Başkanlığı’nda hem de Bosna Hersek’teki birçok kilisenin
arşivinde mevcuttur. Fojnica Fransisken Kilisesi’nin arşivinde
ise daha önce belirtildiği üzere 3500 civarında mevcut olan
Osmanlıca belgeler de yine ruhban sınıfının talepleri, kiliselerin
bakım, onarım, inşa faaliyetleri ile her türlü müdahaleye karşı
korunmasının sağlanması ile ilgilidir.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
121
8. Fojnica Fransisken Kilisesi ve Civar Yerlerdeki
Kiliselerin Korunması ve Tamiratı İle İlgili Belge
Örnekleri:
Balkanlarda103 (Ek-4 Balkan Haritası) Osmanlı Hüküm-
ranlığının, Balkan halklarının etnik kimliklerini zayıflattığı ya
da ortadan kaldırdığı iddiaları gibi son derece mesnetsiz ve
gerçek dışı birtakım iddialar, mevcut belgeler ve uygulamaların
kayıtları ile yalanlanmaktadır. Liyakati önde tutan Osmanlı
yönetim uygulamaları için etnik kimlik önemli bir olgu olarak
görülmedi. Osmanlı Yönetimi, Türk olmasına rağmen, milli kim-
liklerin ön plana çıktığı on dokuzuncu yüzyılın son dönemlerine
kadar, etnik temelli bir siyaset gütmemiştir. Farklı dinler, farklı
diller ve kültürel renklere her zaman saygılı bir politika ile dev-
let yönetimi varlığını devam ettirmiştir (Karpat, 2004:17). Dev-
letin yönetim uygulamalarında, din hürriyeti en fazla dikkat
edilen ve uygulanan bir ruhsat olarak kayıtlara geçmiştir. Dev-
let hafızası olan tarihi arşivler bunun belgeleri ile doludur.104
Önemine binaen, Fojnica Fransisken Kilisesinin ve
çevresindeki kiliselerin inanç, ibadet ve bunlarla ilgili yapıların
korunması ve adı geçen Kiliselerin arşiv kayıtları ile ilgili belge
örnekleri vererek konuyu temellendirebilir ve somut hale
getirilebilir. Fojnica Fransisken Kilisesi arşivinde, bulunan
binlerce Osmanlıca belgelerden birisi, 13. Temmuz 1627 Miladi,
29 Şevval 1036 Hicri tarihli bir tamirat belgesi olarak şu
şekildedir.
‘’Vech-i tahrîr-i hurûf budur ki, kasaba-i Foyniçe
kurbunda vâkı‘ olan kenîsenin ahırı? Ziyâde harâba müşrif
ve köhne olmağıyla tecdîd ve tebdîline eşedd-i ihtiyâc olup
103 Ek-4 Balkan Haritası
104 Cumhurbaşkanlığı Arşiv Başkanlığı Osmanlı Arşivi, Balkan tarihinin en
önemli tarihi hafızası ve milyonlarca belgesini muhafaza etmektedir.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
122
zikr olunan ahırı varup nazar ve keşf olundukda üslûb-ı sâ-
bık üzre tecdîd ve tebdîli içün izin virilüp mezbûr kenîsenin
ruhbânlarına kânûnî temessük verildiği, bu husûsda
mezbûrları kimesne rencîde etmeye.
Tahrîren fî evâhir-i Şevvâli'l-Mübârek sene 1036.
El-hâcc Mehmed Subaşı’’ (Fojnica Fransisken Kilisesi-
Manastırı Arşivi).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
123
Fojnica Fransisken Manastırı Arşivi, Dosya No: 2, Gömlek
No-43
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
124
Belgede görüldüğü üzere, Fojnica’da ve civarındaki kilise-
lerde, 1463 yılında sağlanan dini yaşam ve uygulama hürriyeti
ile ibadethanelerin muhafazasının sağlanması, “üslûb-ı sâbık
üzre tecdîd ve tebdîli içün izin virilüp” ifadesiyle, geçmişteki
uygulamalara da vurgu yapılarak Ruhsat verilmiştir. Bu ifade-
ler, dini yapıların korunduğunu ve bakımının daha önce de ya-
pıldığını göstermektedir. Nitekim Fojnica Kilise Arşivi’nde bu-
lunan çok sayıda belge, yine bu nevi muhtelif tamirat işlemleri-
ni göstermektedir.
14 Eylül 1649 Miladi, 7 Ramazan 1059 Hicri tarihli başka
bir belgede, zaman içinde, binalarda oluşan fiziki yıpranmalara
karşılık talep edilen bir tamirata ruhsat verilerek, tarihi
Fonjnica Kilisesi duvarlarında vuku bulan yıpranma sebebiyle
yapının tamirat ruhsatı ile korunduğu görülmektedir. Belgedeki
imza, Osmanlı Devleti adına, “Subaşı-yı Zâbitân-ı Foyniçe” imza-
sıyla, Fojnica’yı koruyan komutanın imzalaması ve Osmanlı
Devleti adına izin vermesi, devletin bizzat bu yapıları ve ruhban
sınıfını koruyarak, bölge insanının ibadet ve inanç özgürlüğü-
nün teminatı olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü Subaşı, Os-
manlı taşra idaresinde askeri bir komutandır ve tımar ordu-
sunda, sipahinin üstünde, sancak beyinin altında bir konuma
sahiptir. (İnalcık, 2004:456). Ayrıca Subaşılar, Osmanlı Devle-
ti’nin ilk dönemlerinde, şehir muhafızı konumunda (TDV İslâm
Ansiklopedisi, 1988: 447) olan askeri bir yetkili olması sebebiy-
le, ibadet ve inanç serbestliğinin Osmanlı sosyo-ekonomik yapı-
sında önemli bir yer tutmaktadır.
Belge ve Belgenin Latinize edilmiş hali şu şekildedir;
“Vech-i tahrîr-i hurûf-ı tezkire budur ki, kasaba-i
Foyniçe'de vâki kenîse içinde güvercinlik yanında vâkı‘olan
eşikden davar [divar?] harâb ve vârânolmağla yeniden tamir
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
125
içün gardiyan icâzet tezkiresi recâ etmeğin tahr olunup yedi-
ne verilmişdir. Bu husûsu âhardan kimesne mâni olmaya. Tah-
rîren fî seb‘-i Ramazâni'l-mübârek sene 1059.
Subaşı-yı Zâbitân-ı Foyniçe” (Fojnica Fransisken Manastı-
rı Arşivi).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
126
Fojnica Fransisken Manastırı Arşivi, Dosya No: 2, Gömlek
No-167
Gayri Müslimlere tanınan haklar ve inançlarını serbestçe
yaşamaları ile ilgili kadim devlet anlayışı ve geleneğinin hukuki
boyutta da korunması ve devamlılığının sağlanması, Türk Dev-
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
127
let anlayışı için olağan bir işlem olarak uygulanmıştır. Bu du-
rum, dünyanın en önemli tarihi aivi olan Osman Arşivi’nde,
binlerce belge referansıyla mevcuttur. Ancak bu referansların
şında, benzeri belgelerin ve uygulamaların kilise arşivlerinde
de mevcut olması, son derece önemlidir. Bu kayıtların, dünya
tarihi açısından kadim ve önemli bir yere sahip olan Fojnica
Kilisesi’nde bulunması, daha da büyük önem arz etmektedir.
Üstelik bu korumaların sadece inanç özgürlüğü ile kalmadığı ve
kiliselere dışarıdan gelen müdahale ve eşkıya tasallutlarına da
mani olduğu görülmektedir.
Fojnica Fransisken Kilise arşivinde kayıtlı olan 5 Eylül
1649 Miladi/27 Şaban sene 1059 Hicri tarihli bir belgede,l-
gedeki kilise rahiplerine Eflak’dan ve dışarıdan bir kısım eşkı-
yanın musallat olduğu ve buna mani olunması ile ilgili talimat
yer almaktadır. Bu dönemlerde, Eflak Voyvodalığı’nın, Osmanlı
Hükümranlığını kabul ettiği ancak, kendi iç işlerinde serbest
olduğu bilinen özel statülü yapılara (Halaçoğlu, 2014:87), ör-
nek teşkil eden bir Voyvodalık olduğu bilinmektedir. Ayrıca,
Eflak Voyvodalığı’nın, Hristiyan olmalarına rağmen, bölgedeki
Hristiyan halkı rahatsız ederek, eşkıyalık yaparak halka zarar
vermeleri üzerine, yöredeki Hristiyan ahaliyi temsilen, rahiple-
rin Hristiyan tacizcilere karşı, Müslüman Osmanlı Devleti’nden
yardım talep etmeleri çok önemli ve manidar bir durumu orta-
ya koymaktadır. Bu talebe kaılık yine hamilikrevini üstle-
nen Osmanlı Devleti’nin duruma müdahale ederek yöre halkı-
nın ve yöredeki isimleri geçen kilise rahiplerinin korunmasının
buyrulduğu ve talimat ile kontrolü sağladığı görülmektedir.
Belge metni ve belgenin Latinize edilmiş hali şu şekildedir;
“Kıdveteyi'n-nüvvâb Visoka ve Kireşova nâibleri de
ilmühümâ.
Dârendegân-ı buyuruldu Visoka ve Foyniçe ve Kireşova
ve Sotiska(?) Râhipleri dîvân-ı Bosya’ya gelüp bundan akdem ...
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
128
kurbunda ... vâki oldukda haydavât-ı Eflâkânı ve ba‘zı eşkıyâ
nice kimesnelerin esvâbın yağma idüp fesâd etmeleriyle ba‘zı
kimesneler mahzâ mezbûrları taciz içün siz dahî ânda mevcûd
ve emânetleri alup kal eylemsiz de taciz ve rencîde idüp
isnâd üzre olmalarıyla ihzâr olunup ve husûs-ı mezbûr içün
teftîş olunup minbadâ sûde hâl üzre olmaları bâbında
buyuruldu tahrîr olunup gönderilmişdir. Gerekdir ki, zikr olu-
nan kenîselerin râhipleri ol-vechle pejmürde ve âzürde
etdürmeyüp ve hilâf-ı şer‘-i mutahhar taciz olunmayalar deyû
dikkat eyleyesiz deyû.
Fî 27 Şaban Sene 1059” (Fojnica Fransisken Manastırı
Arşivi).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
129
Fojnica Fransisken Manastırı Arşivi, Dosya No: 2, Gömlek
No-166
Bir diğer önemli belge, şimdiki Banja Luka şehrinde
yaşayan Latin toplumu ile alakalıdır. Fojnica Kilisesi arşivinde
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
130
bulunan, 12. Ağustos 1646 Miladi, Hicri 1056 tarihli belge,
Kilisenin ve Hristiyanların kutsal kitabı İncil ile ilgilidir.
Belge’de, Latin toplumunun İncil Kitabı ile ilgili yaptıkları
eğitime mani olunduğu, ellerinde tapu kayıtlarının olduğu ve bu
hakkın daha önce onlara verildiğinin bildirildiğine dair yapılan
bir şikayet üzerine, Latin toplumuna ve İncil eğitimine mani
olanlar ve rencide edenler her kim ise, bunlara mani
olunmasına dair bilgiler içermektedir. Belge, yöre
toplumlarının, değer yargılarının ve inanç hürriyetinin,
Müslüman Türk Devleti eliyle korunduğuna dair önemli bir
belge olarak karşımıza çıkmaktadır.
Belge metni şu şekildedir; “Vech-i tenmîk-i varaka budur
ki, medîne-i Banaluka'da tahassun iden Latin tâifesi bi-esrihim
lede'ş-şer‘i'l-kavîm bess-i merâm idüp kadîmden hânelerimizde
kitâb-ı İncil'i tam ve taallüm etmeğe mesâg-ı şerî olduğuna
yedimizde fetvâ-yı şerîfe ve hükm-i hümâyûn olup ve taraf-ı
şer‘-i şerîfden merraten ba‘deuhrâmüsâ‘a devâr iken ba‘z-ı
kimesneler bî-vech bizi men‘ u zecr birle rencîde etmeden hâlî
değillerdür. Yedimizde olan temessükât-ı ma‘mûlün-bihâya
nazar olunup mûcebince kıbel-i şer‘den hâlen temessük iltimâs
iderüz deyû îrâd eyledikleri fetvâ-yı kat‘iyyü'l-fehvâ ve emr-i
hümâyûn-ı kat‘iyyü'l-mazmûn takrîrlerine mutâbık olduğuna
binâen minba‘d dahî tâife-i merkûme kendü hânelerinde ta‘lîm
ve taallüm idüp bi-gayrı vech-i şeri kimesne cidden rencîde
etmemek içün bermûceb-i fetvâ-yı şerîfe ve emr-i münîf iş bu
hurûf ketb ve yedlerine i‘tâ olundu.
Fî evâhir-i Cumâde'l-ûlâ li-sene sitte ve hamsîn ve elf.
(1056)
El-Fakîrİbrâhim el-Kâdî
Bi-Medîne-i Banaluka” (Fojnica Fransisken Manastırı Ar-
şivi).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
131
Fojnica Fransisken Manastırı Arşivi, Dosya No: 2, Gömlek
No-154.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
132
Miladi (1644)na ait bir belgede ise daha önceki tarih-
lerde yapılan tamiratlara atıfta bulunularak, mevcut tamirat
taleplerinin uygun görüldüğü ve kendilerine verilen bu izinle-
rin gerektiği yerde veya gerektiği zamanda kullanılmaları için
verildiği beyan edilmektedir. Ayrıca, bu yapılarda yasal iznin
dışında ve tamirat vesilesiyle, izinsiz yapılar yapılmaması da
ikaz edilerek, imar ve yapılaşma ile ilgili bir sistemin varlığı ve
uygulamasının söz konusu olduğu da görülmektedir.
Belgenin metni şu şekildedir;
“Bâ‘is-i tahrîr-i hurûf budur ki,
Foyniçe kasabasında vâki kenîsenin matbahı ve etrâfında
vâki odaların tamiri lâzım olup bundan evvel tamiri içün savb-ı
şer‘-i şerîfden izin virilüp tamir olunmağla ellerine verilen
temessükâtları mûcebince tamir idüp ziyâdesi olmamağla ol-
vechle hilâf-ı şer‘ ve kânûn rencîde olunmamaları içün cânibi-
mizden yedlerine tezkire verilüp vakt-i hâcette ibrâz idüp
ihticâc ideler.”
Tahrîren fî evâ’il-i şehr-i Recebi'l-Mürecceb Sene 1054.
Muhibb-i Muhlis Abdüllatif
Kaymakam-ı Mîr-i Mîrân-ı Bosna Hâlâ (Fojnica
Fransisken Manastırı Arşivi).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
133
Fojnica Fransisken Manastırı Arşivi, Dosya No: 2, Gömlek
No-141.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
134
Tamirat ruhsatlarının kontrol edilmesi neticesinde, yasa-
lara ve izne uygun yapıldığının belirlendiği ve ihtiyaç olduğu
takdirde izin belgesinin kullanılması için Fojnica Kilisesi ruh-
banlarına verildiğini beyan eden 1644 tarihli belge metni şu
şekildedir;
“Vech-i tahrîr-i hurûf budur ki, havâss-ı hümâyûn dâhi-
linde kasaba-i Foyniçe'de vâki kenîsede matbah ve odaların
tamir ve termîme ziyâde muhtâcı olmağın kıbel-i şer‘-i şerîf
tarafından ve mütesellimler tarafından ve izzetlü efendimiz
defterdar efendi tarafından yedlerinde el-ân temessükâtları
olmağın biz dâhî mîrî tarafından vâki binâların teftîş ve
tefehhus-u namüsâ‘ademüz olduğumuz hasebiyle vâki
kenîsenin tamir ve termîme yedlerinde olan temessükâtları
mûcebince tamir ve termîm etmişlerdir. Ziyâde ve al ve fevki
beyninde terakkî etmeyüp eski binâları binâsı üzre tamir ve
termîm eyledikleri eclden işbu tezkire ber-vech-i temessük
ketb olundu. Yedlerine sâyir temessükâtları mûcebince verildi.
Vakt-i hâcette ibrâz eyleyeler.
El-vâki‘ Cumâde'l-âhire sene 10
…-i Hâs Mehmet?” (Fojnica Fransisken Manastırı Arşivi).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
135
Fojnica Fransisken Manastırı Arşivi, Dosya No: 2, Gömlek
No-140.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
136
Bosna Divanına gelen ve Tamirat izinleri ile ilgili olan,
Hicri, 1054, Miladi 1644 tarihli bir diğer belge, Kreşova kasaba-
sındaki mevcut kilise ile ilgilidir. Belgede, Kilise’nin saat kulesi-
nin, rahiplerin kaldığı odanın ve kilise mutfağının, zaman içinde
tamamen harap hale geldiği bildirilmekte ve tamirat için yine,
daha önce izin verildiği üzere tekrar izin talep edilmektedir. Bu
talebi değerlendiren Bosna Divanı görevlilerinin, konuyu ye-
rinde incelemelerini ve bildirilen harabiyetlerin doğru olması
halinde, tamirata izin verilmesi ve bu tamiratlara hiç kimsenin
mani olmaması ve kilise yetkililerinin bu konuda rencide edil-
memesi bildirilmektedir.
Belge metni şu şekildedir.
“Şerî‘at-şi‘âr fazîlet-disâr efendi hazretleri kâm-yâb!
Muhibbâne inhâ olunan budur ki, bâ‘is-i tahrîr-i mektûb-ı
vedâd Kireşova kasabasında vâki kilisenin râhipleri Dîvân-ı
Bosna'ya gelüp arz-ı hâl ve ilâm-ı ahvâl idüp hüccet-i şeriyye
ibrâz eylediklerinde mazmûnunda feth-i hâkânîden bu âna ge-
lince kasaba-i mezkûrda mukayyedhâneleri olan kenîse-i
merkûmenin çalar saati ve râhipler sâkin olduğu bir bâb oda ve
bir bâb matbahın üzerlerinde pellût tahtası olan örtüsü mürûr-ı
zamân ile bi'l-külliyye harâbyebâb olmağın yine evvelki karâr
üzre bilâziyâde pellût tahta ile tamir olunmasına kıbel-i şer‘den
ve câ[ni]bimizden istîzân talep etmeleri ile hüccet-i şeriyye
mûcebince tarafımızdan mektûb tahrîr olunup verilmişdir. Vu-
sûlünde lâzımdır ki, kenîse-i mezbûrun çalar saati ve odası ve
matbahının örtüsü tamire muhtâc ise zikr olunan mahalli men-
zillerin tamir idüp min gayr-ı ziyâde tamirlerine bir ferd mâni
olmamak iş bu mektûb yedlerine vaz‘ve def‘ olunup olagelmiş
üzre mutâd-ı kadîmlerine dahl ve taarruz olunmadan mer-
kûmları ve papuların kimesneye rencîde ettirilmeye.”
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
137
Tahrîren fî şehr-i Ca [Cemâziyelevvel] li-sene erbea ve
hamsîn ve elf. 1054
Muhibb-i Muhlis Abdüllatif
Kaymakam-ı Mîr-i Mîrân-ı Bosna Hâlâ (Fojnica
Fransisken Manastırı Arşivi).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
138
Fojnica Fransisken Manastırı Arşivi, Dosya No: 2, Gömlek
No-139.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
139
Tarihi belgelerde ve binlerce bilimsel referansta kayıtlı
olduğu üzere, Türk cihan hakimiyeti mefkuresi tarihi, genel
manada toplumlara, ailelere, kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve
silahlı mukavemet göstermeyen veya müdahale etmeyen her
kesime karşı hoşgörülü ve saygılı davranmayı bir usul ve kültür
olarak benimsemiştir. Bu sebeple, Anadolu’ya gelmeden önce
ve gelinen ilk yıllarda, birçok Hristiyan toplum ve millet, Türk
devletleri ile uyumlu bir şekilde yaşamışlardır. Bu sebeple,
Osmanlı Devleti’nin çok kısa bir sürede, Anadolu’da,
Balkanlar’da ve Avrupa’da genişlemesi, sadece askeri güçle izah
edilecek bir olgu değildir. Fethedilen topraklarda uygulanan
hoşgörü ve inanç hürriyeti bu topraklarda Osmanlı Devleti’nin
asırlarca kalıcı olmasını sağlamıştır. Anadoluda, Hristiyan
ahalinin varlıklarını ve idare tarzlarını bozmayarak, onları
kendi nüfuzlarına alan Osmanlı Devleti, bu müsaadeyi ve
inançlara saygılı bir yönetim örneğini, Balkanlar’da daha geniş
bir surette uygulamıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin daha
geniş topraklara yayılmasını kolaylaştıran önemli idari ve
siyasi uygulamaları ortaya çıkarmıştır (Uzunçarşılı, 1982:183).
Osmanlı Arşivi, bu düşünceyi destekleyen ve doğrulayan
yüzbinlerce belge ile doludur. 17.ve 18. asırlarda da bu ve buna
benzer çok sayıda belgenin varlığı ise kayıtlarla sabittir.
9. Ortodoks Sırplar ve Kiliselerinin Korunması:
Osmanlı Devleti, idarelerine aldıkları topraklarda özel bir
İslamlaştırma veya özel bir Türkleştirme politikası izlememiş-
lerdir. Bu esnek düzenleme sayesinde, fethedilen bölgelerdeki
aristokratların ve feodallerin Osmanlı saflarına katılmakta te-
reddüt etmedikleri görülmüştür. Dini ve siyasi anlamda,
Hristiyanlara müdahaleye müsaade edilmediği gibi, buna yelte-
nen insanların da cezalandırıldığı bilinmektedir (Kutlu,
2007:3).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
140
İstanbul’un fethinden sonra, Sultan II. Mehmet, Bizans
İmparatorluğu’na son verdiği halde, Bizans’tan kalan Ortodoks
Kiliselerini korumuş ve güçlendirmiştir. 1459 yılında Sırbis-
tan’ın fethedilmesi ile Ortodoks Sırplar İstanbul Rum Patrikli-
ğine bağlanarak, Katolik dünyasına karşı, 1461 yılında Ermeni
Patrikliği ve sonraki dönemlerde Yahudi Hahambaşılığı ihdas
edildi (Kutlu, 2007:7). Tüm bu yapılanmalar ile Gayri Müslim
toplumların dini işlevlerini, ibadet ve ayinlerini yürüttükleri
ibadethaneleri özgürce hizmet vermeye devam etti ve Türk-
Osmanlı Devleti’nin koruması altında çalışmalarını yürüttü.
Toplumsal yapı içerisinde yer alan, Müslümanlar ve Gayri Müs-
limler usul ve kanunlar çerçevesinde hayatlarını sürdürmeye
devam ettiler. Bu usul ve uygulamaların asırlarca devam ettiği
görüldü.
1853 yılında Bosna’da, dokuz adet kilise inşasına izin
verilmesi sebebiyle, Sırp Toplumu’nda yük bir sevincin
yaşandığı ve bu sebeple, topluca teşekkür arzı sunulduğu
bilinmektedir. Sırpça yazılan teşekkür mektubunda, şu ifadelerin
yer alması, siyasi uygulamalarda, dini hoşgörüyü anlatması
bakımından büyük önem arz etmektedir; “Hangi dinden olursa
olsun bütün halk size dua etmektedir. Bosna'da yaşayan
Katolikler sizin dokuz adet kilise inşasına izin verdiğiniz ferman
kendilerine ulaştığında, gözyaşları içinde size dualar etmişlerdir”
(B.O.A., İ. Hariciye, No-99/4860).
Sırp toplumunun, dini hayat ve uygulamalarından son
derece memnun olduğu ve bu memnuniyetin gözyaşları içinde
duaya dönüştüğünü bildirilmeleri, Balkanlar’da Türk-Osmanlı
Devleti yönetiminin inançlara saygılı davranış ve
uygulamalarını gösteren çok önemli bir siyasi belge olarak
kayda geçmiştir.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
141
Sırp Toplumun Teşekkür Mektubunun Arz Yazısı (B. O. A.
İ. Hariciye, No-99/4860).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
142
Sırp Toplumunun Sırpça Teşekkür Mektubu (B. O. A. İ.
Hariciye, No-99/4860).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
143
10. Osmanlı Devleti’nin Yardımı ile Kilise Yapılması
Osmanlı Devleti, asırlarca hüküm sürerek yönettiği Bal-
kanları imar etmiştir. Şehirlerini kültürel olarak ve medeniyet
bağlamında geliştirmiş ve oralarda yaşayan halkların, kendi
inanç, kültür ve düşünce birikimleri ile yaşamalarını sağlamış-
tır. Bununla beraber, Müslüman Türk düşüncesi, kendi inanç ve
kültür birikimiyle, yani Türk-İslam medeniyeti ile de harman-
lanmıştır. Bu sebeple oluşan yüzlerce yıllık Balkan kimliği aynı
zamanda Türk medeniyetinin bir parçası konumuna gelmiştir
(Aruç, 2008:83). Balkanları, Türk-İslam düşüncesi ile buluştu-
ran Türk-Osmanlı Devleti, bu hizmetleri sunarken, yöre halkı-
nın farklı inançlarına da son derece hoşgörülü ve toleranslı bir
yaklaşım içerisinde olmuştur. Hiçbir zaman dini inanç ve dü-
şünceye karşı engelleyici bir tavır takınılmadığı (Aruç,
2008:83) gibi, Balkan toplumlarının da kendi kültürel dinamik-
lerine müdahale etmemişlerdir.
Balkanlar’da, daha çok Ortodoks Hristiyanlığı’nın dini
kimlik duygularına, inançlarına ve kendi cemaat temsilcilerine
bağlılıkları ve bu kimliklerini korumaları, Osmanlı Devleti’nin
yüzlerce yıllık sosyo-kültürel uygulamaları ile mümkün olabil-
miştir. Balkanlar’da etnik siyasal kimliklerin gelişmesi, destek-
lenmemiş ancak, inanç temelli millet sisteminin oluşması des-
teklenmiştir (Karpat, 2004:17). Bu uygulama sadece gayri Müs-
limler için değil, bizatihi Müslüman toplumlara da uygulanmış
ve etnik farklılıklar hiçbir zaman ön plana çıkarılmamıştır.
Balkanların farklı bölgelerinde, farklı dinlere mensup
insanların ve toplumların kendi inanç ve değerlerini
yaşayabildikleri ve yaşattıkları bilinen bir olgudur. Bu
toplumların, varlıkları ve inanç değerlerini yaşattıkları, ilgili
ibadethanelerinin günümüze kadar varlıklarını korumaları ile
görülmektedir. Balkanları yüzlerce yıl tek siyasi ve hakimç
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
144
olarak yöneten Türkler, sadece korumakla kalmamış, bugün
bile uygulanabilmesi kolay gözükmeyen bir takım uygulamaları
gerçekleştirmişlerdir. Başka inançlara saygı ve tahammül
kültürünün önünde ve hatta ilerisinde olan birçok uygulama ve
bunlarla ilgili çok sayıda önemli örnekler arşiv kayıtlarında
bulunmaktadır.
Bosna bölgesi ile ilgili son derece önemli bir belgenin
varlığı Osmanlı Arşivi kayıtlarında yer almaktadır. Yenipazar'ın
Taşlıca kazasına bağlı Princan mevkiinde Hicri 1288 Miladi,1
Şubat 1872 tarihli belgede, Hristiyan ahali tarafından inşa
olunan bir kilisenin inşaatının tamamlanamaması sebebiyle,
müracaat edilerek yarım kalan inşaatın tamamlanabilmesi için
yardım talep edilmiştir. Kilisenin durumunu tahkik eden
yetkililer, Osmanlı Devleti hazinesince ve Mahalli Mal Sandığı
bütçesinden yardım yaparak kilise inşaatının tamamlanmasını
ve ibadete açılmasını sağlamıştır. Bu vesile ile Hristiyan
toplumunun teşekkürlerini sunduğu belge, Osmanlı Arşivi
kayıtlarında, İrade Hariciye fonunda bulunmaktadır (B. O. A. İ.
Hariciye, No-15049). Bu durumun sadece yöresel ve sınırlı-
politik bir uygulama olmadığı bilinmektedir. Bu durum, sadece
Balkanlara özgü de değildir. Uygulamalar genel bir yaklaşımı
göstermekte, Türk-Osmanlı Devletinin inançlara ve yönettiği
halklara karşısterdi olanüs saygı ve olumlu yönetim
anlayışını göstermektedir.
11. Kosova Vilayeti Dahilinde Hristiyan Ahalinin
Kilise Taleplerini Karşılanması ve Uygulama
Örnekleri
Türk-Osmanlı Devleti, Balkanlar’ın her bölgesinde,
yönetilenlerin inanç ve ibadet yaşamlarına saygı göstermiş ve
bu doğrultudaki ihtiyaç ve talepler, mevcut kanunlar ve imar
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
145
uygulamaları çerçevesinde, büyük bir hoşgörü örneği ile
desteklenmiştir. Balkanlar’da uygulama örneklerini verdiğimiz,
her mezhepten Hristiyan ve Musevi Cemaatleri ile bu
cemaatlere mensup Kilise ve Havraların varlığının, devlet
nezdinde korunarak devam ettirilmesi, İslam Dininin bir
ruhsatı olarak temin edilmiştir. Gayri Müslimlerin huzur
içerisinde ibadetlerini yapmaları, Balkanların ve Osman
coğrafyasının geneline mahsus bir özellik arz etmektedir.
Benzer uygulamaların birçok bölgede olduğu gibi, Kosova
vilayeti genelinde de uygulandığı birçok örneğine
rastlamaktayız. Bu örneklerin ciltlerce kitabı dolduracak kadar
çok sayıda olduğu ve her birisinin de Osmanlı Arşivi’nde
belgelerinin olduğu kayıtlar ile sabittir. Somut bir kısım belge
örneklerinin sunumu konuyu daha açık ve anlaşılır hale
getirecektir.
Örneğin, Mitroviçca'da Rum Cemaati’nin ibadethanesi
yani kilisesi olmadığı beyan edilerek yeni bir kilise inşası için
ruhsat talep edilmiştir. Örneğin önemli olması açısından
belgenin tamamının çevirisi yapılmış ve Kilise Defteri’nde yer
alan belgenin aslı, Ek-5’te sunulmuştur.
‘’Asakir-i Nizamiye-i Şahanem müşiranından fırka-i
askeriyesi kumandanlığı inzimamıyla Bosna Vilayeti olup
musarra Osmani Nişan-ı Hümanumla birinci rütbe-i Mecidi
Nişan-ı zişanını haiz ve hamil olan vezirim Derviş Paşa iclalehuya
ve mütehayyizan-ı rical-i Devlet-i Aliyyemden Yenipazar Sancağı
Mutasarrıfı ve mezkur Mecidi Nişan-ı zişanının ikinci rütbesinin
haiz ve hamili Hasan Bey dame ulüvvuhuya ve Mitrovica kazası
naibi ve müftisi zide ilmuhumaya ve aza-yı meclis zide
mecduhuma hüküm ki
Mitroviça kasabası varoşunda mutavattın Rum Milleti'nin
mabedleri olmadığından tulen yirmi dört ve arzan on altı ve
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
146
kadden on iki zira olmak üzere Ayacova namında müceddeden
bir bab kilise bina ve inşasına müsaade-i seniyyem erzan
kılınması millet-i merkume tarafından niyaz ve istirham
olunmağın Rum Patrikhanesi canibinden istida olunması üzerine
keyfiyet lede'l-istilam millet-i merkume kasaba-i mezkurede
Hristiyan Mahallesi'nde bir bab mülk hane iştira ederek mezbur
kilisenin orada müceddeden inşasını murad eyledikleri ve bunun
masarıf-ı inşaiyesi kendileriyle civar ve Vulçıtrın kazası millet-i
gayr-ı müslimesi tarafından ianeten tesviye edileceği ve mezbur
kilisenin etrafında bazı İslam haneleri var ise de inşasında halen
ve istikbalen bir güne mahzuru ve kale ve istihkamat nizamatına
dokunur yeri olmadığı anlaşıldığı ve tanzim olunan haritası
takdim kılındığı beyanıyla icra-yı icabı inha ve istizan olunmuş ve
keyfiyet taraf-ı eşref-i padişahaneme arz ile ledel-istizan ol
vechile bina ve inşasına müsaade-i seniyye-i mülukanem erzan
kılınarak emr-i hümayun-ı şahanem sünuh ve sudur eylemiş
olmağın mukteza-yı münifi üzre ruhsatı havi Divan-ı
Hümayunumdan işbu emr-i celilü'l-kadrim ısdar ve ita olundu.
Siz ki vali ve mutasarrıf-ışar ve naib ve müfti ve sair muma
ileyhimsiz kilise yapılacak mahal mülk olarak müstakıllen millet-
i merkumeye mensup olup milel-i sairenin alaka ve medhali ve
iştiraki ve İslam Mahallesi'nde ve vakf dahilinde olmadığı ve
mahal ve mevkice bir gûne mahzuru ve kimesneye dahi
mazarrat-ı sahihası olmadığı ve sahibinin rızası olduğu ve fi'l-
vaki ahali-i merkume tarafından müceddeden kilise inşası murad
olunmakda olunduğu ve masarıf-ı inşaiyesi müesses olan usul ve
kaideye tatbikan tesviye olunacak olunduğu halde balada beyan
olunan tul ve arz ve kaddi ziralarını tecavüz etmemek üzere bina
ve inşasına mümanaat olunması ve bu vesile ile millet-i
merkumeden cebren akçe toplanılmak veyahud ahar suretle izac
olunmak misillü halat vukua getirilmemesi ve bir gûne mahzuru
olmadığı surette işbu emr-i alişanım ahz ü iadeseyle beraber
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
147
keyfiyetin ba-mazbata ve tahrirat Dersaadetime inha ve işarı
hususlarına mübaderet ve hilafından be-gayet tevakki ve
mübaadet eyleyesiz.
Fi 15 C sene 1292 (03.01.1893) (BOA, Kilise Defteri, Cilt-2,
Sh-90).
Osmanlı Devleti’nin siyasi yönetimi ve toplumsal
uygulamalarında, teokratik sisteminin en kuvvetli olduğu
zamanlarda bile farklı dinlere temel yaklaşım her zaman
inançlara saygı çerçevesinde gerçekleşmiştir. Avrupa’nın,
reformist ve dini savaşlar dönemine girdiği bu dönemlerde
hem Katoliklerin hem de Protestanların aşırılıklarına kıyasla,
Müslüman Osmanlı Devleti’nin hatırı sayılır ölçüde hoşgörülü
olduğu kuşkusuzdur. Kimse din değiştirmeye zorlanmamış ve
engizisyonun muadili herhangi bir kurum da mevcut
olmamıştır. Müslüman ve Hristiyan toplumlar, farklı kültür ve
inançlara rağmen barış ve saygılı bir anlayış içerisinde yan
yana yaşamışlardır (Jelavich, 2013:50).
Diğer bir belgede, Prizren kasabasına tabi Moşnikova
köyünde bulunan elli hane ve üç yüz elli nüfustan oluşan Rum
Milleti'ne ait kilisenin cemaatini istiaba kifayet etmemesi
sebebiyle bu kilisesinin genişletilerek yeniden inşasına ruhsat
istemeleri üzerine, Rum Cemaat’ten zorla herhangi bir para
toplanılmamak ve masrafları kilise tarafından karşılanmak
üzere genişletilerek inşasına izin verilmesinin (BOA, Kilise
Defteri No:3 Sh. 42) Hicri 1307 yılında uygun görüldüğü ve
Kilise için gerekli genişletilmenin sağlandığı görülmektedir.
Osmanlı Arşivi’nde kiliselerin bakım, onarım ve inşa
faaliyetleriyle ilgili binlerce belge çeşitliliği içerisinde çok
sayıda belge örneklerini görmek mümkündür. Birçok kilisenin
bugünkü gibi bir imar programı çerçevesinde izin alınarak
yapıldığını gözlemlemek mümkündür (BOA, Mühimme Defteri,
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
148
No:260, Sh.318). Mesela, Ek-6 A-B’de Prizren’de inşa edilmek
istenen bir kilise çizimini ve kilise yapılması için verilen
Padişah İradesi izni görülmektedir.
Kilise inşalarıyla ilgili bir kısım belge örnekleri ise şu
şekildedir. Örneğin, Gilan kazasında, Bagnov karyesinde vaki
Kilise’nin tamir ve inşasına dair bir belgede (BOA, Mühimme
Defteri, No: 260, Sh. 318) Hicri, 1273 yılında alınan izin, kanun
ve kararların kaydedildiği ve Osmanlı Arşivi kayıtlarında
bulunan ve en önemli defter serilerinden birisi olan Mühimme
Defterinde kayıtlıdır.
Devlet yönetimi ile ilgili Kanun ve Kararların, Divan-ı
Hümayun denilen ve gerektiğinde Devlet Başkanı’nın nezaret
ettiği, Mühimme Defterlerine kaydedildiği bilinmektedir. Alınan
kararların kanun olarak kesinleştiği bu önemli defterlerde yer
alan binlerce Kanun ve Hükümde, inanç hürriyetinin ve
yapılarının desteklendiği görülmektedir. Kosova’da önemli
noktalardan biri olan Prizren kasabasına bağlı, Soşonişte
karyesinde vaki kilisenin tamir ve inşasının tarihi ise Hicri
1250 (BOA, Mühimme Defteri, No:201, Sh. 54) olarak
görülmektedir.
Mühimme Defterleri’nde yer alan, Prizren, İpek, Priştina
ve Gilan yerleşimlerindeki bir kısım kilise tamirleri ile ilgili
belgeler satırbaşları ile şu şekildedir.
Prizren kasabasında vaki kilisenin tamir ve inşasına
ruhsat verilmesi ile ilgili bir başka kanun hükmü. Tarih (H.)
Evail-i R 1250 (BOA, Mühimme Defteri, No:201, Sh. 61).
Prizren kasabasında Sebrice karyesinde kain harab aya
Vasil nam kilisenin yeniden inşasına ruhsat verilmesi ile ilgili
kanun hükmü. Tarih (H.) Evahir-i M 1278 (BOA, Mühimme
Defteri, No:201, Sh. 81).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
149
Prizren kasabasına tabi Moşniko karyesindeki Rum
kilisesinin tadilat ve tamiratının yapılarak yeniden inşasına
ruhsat verilmesi ile ilgili alınan karar metni. Tarih (H.) 1307. B.
19 (BOA, Mühimme Defteri, No:201, Sh. 42).
Prizren kasabasına tabi Gornosil karyesinde mülk arsa
üzerine yeniden bir kilise inşasına ruhsat verilmesi ile ilgili
kanun hükmü. Tarih (H.) 1310. M. 8 (BOA, Mühimme Defteri,
No:201, Sh. 83).
İpek kasabasında Beluyola karyesinde Meryem ana
namiyle müceddeden /yeniden bir kilisenin inşasına ruhsat
verilmesi ile ilgili kanun hükmü. Tarih, (H.) Evail-i Ca 1278
(BOA, Mühimme Defteri, No:201, Sh. 94).
İpek kazasının İzlikokan karyesinde bir kilise inşasına
ruhsat verilmesi ile ilgili farklı bir kanun hükmü. Tarih (H.)
1320. Z. 26 (BOA, Mühimme Defteri, No:201, Sh. 102).
Priştina kasabasında Priştina nahiyesinde kain harab Aya
Nikola Kilisesi’nin yeniden inşasına ruhsat verilmesi ile ilgili bir
başka kanun hükmü. Tarih (H.) Evail-i S 1282 (BOA, Mühimme
Defteri, No:201, Sh. 115).
Priştina kasabasında Buranc karyesinde kain harab
Meryem Ana Kilisesi’nin yeniden inşasına ruhsat verilmesi ile
ilgili kanun hükmü. Tarih (H.) Evail-i S 1282 (BOA, Mühimme
Defteri, No:201, Sh. 115).
Priştina kasabasında Levaye karyesinde kain harab Aya
Grigoryos Kilisesi’nin yeniden inşasına ruhsat verilmesi ile ilgili
bir başka kanun hükmü. Tarih (H.) Evail-i S 1282 (BOA,
Mühimme Defteri, No:201, Sh. 115).
Gilan kasabasında Niyac karyesinde kain harab Aya
Nikola Kilisesi’nin yeniden inşası. Tarih (H.) Evail-i S 1282
(BOA, Mühimme Defteri, No:201, Sh. 115).
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
150
Mitrovica kasabası varoşunda Ayacova namıyla yeniden
bir kilise inşasına ruhsat verilmesi ile ilgili izin hükmü. Tarih
(H.) 1292.C.15 (BOA, Mühimme Defteri, No:201, Sh. 90).
Sonuç
Balkan toplumları, 20. asrın başına tekabül eden son 5
asırlık tarihlerindeki, etnik, dini ve kültürel kimliklerini, Türk-
Osmanlı Devleti sayesinde muhafaza etmişler ve toplumsal
varlıklarını Türkler sayesinde korumuşlardır. Bu koruma,
sosyo-kültürel yapının tüm unsurlarını olumlu manada etkisi
altına almış ve Balkan toplumları, kendi kimlikleri ve inançları-
nı muhafaza ederek, yirminci yüzyıla adım atmışlardır. Ne iddia
edildiği gibi kimliklerini ne iddia edildiği gibi kültürlerini ne
iddia edildiği gibi dinlerini ve ne de iddia edildiği gibi, ibadet-
hanelerini kaybetmemişlerdir. Türk kültürü ve Türk devleti
hem Balkanları hem de onların kültürel yapılarını 500 yıl bo-
yunca korumuştur. Yüz binlerce belgenin varlığı, binlerce yapı-
nın kilise, havra ve farklı müesseselerin mevcudiyeti, bunun en
bariz göstergesi ve delilleri olarak varlığını devam ettirmekte-
dir.
Osmanlı Devleti’nin sosyo-ekonomik yapısında, farklı
toplumlara ve farklı inançlara saygılı davranıldığı
görülmektedir. Bu uygulamaların, Osmanlı İmparatorluğu’nun
Balkanlar’da hüküm sürmeye başladığı 14. asırdan itibaren
görülmesi, inançlara ve o inançlara mahsus ibadethanelere
müdahale edilmediğini de göstermektedir. Farklı inançları
temsil eden dinlerin ve bu dinlere mensup toplumların sosyal
hayatlarının kısıtlanmadığı görülmekte, hatta, talep edilmesi
halinde yardım edildiği bilinmektedir. Osmanlı Arşivi bunun
yüz binlerce örnekleriyle doludur. Uluslararası bilim
dünyasının araştırmacılarına ve her dünya vatandaşına açık
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
151
olan Osmanlı Arşivi’nde, araştırmacılar, sadece Balkanlar’da
değil, Osmanlı coğrafyanın her noktasında düşünce ve ina
hürriyetinin desteklendiğini ve inançlara müdahale
edilmediğini, mevcut belgeler aracılığı ile tespit
edilebilmektedirler. İnsanların adaletle yaşadığı ve yaşatıldığı,
toplumların ve halkların hak ve hukuk ile korunduğu yine Arşiv
belgeleri ile sabittir.
Birlikte yaşamanın ve hoşgörünün reçetelerini bütün
dünyaya örneklerle gösteren ve günümüzün savaşlarla dolu
huzursuz ve mutsuz dünyasına, uygulamalarıyla binlerce
çözüm sunan, Türk-Osmanlı Devleti, dünya barışı ve düzeni
için, henüz alternatifi olmayan bir örnek ve model olma
özelliğini sürdürmektedir.
Kendilerini medeniyetin beşiği olarak gören Batı
kültürünün, uzak ve yakın tarihinin, soykırım vekımlarla
dolu olması, bizlere, altın tepsiyle sunulan Batı Medeniyeti’nin
inançlara ve farklı kültürlere saygı göstermeyen anlayışını da
göstermektedir. 20. asırda ve dünyanın gözü önünde, sadece
Müslüman oldukları ve Türk kültürünü benimsedikleri için,
Bosna-Hersek’te yaşanan katliamları ve soykırımı yıllarca
seyredip, yüzbinlerce canın alınmasından sonra müdahale
edilmesi aldatmacasını, tarih ve dünya kaydetmiştir.
Balkanlar’da son yüzyıl, haklının değil, güçlünün hükümran
olduğu, yüzbinlerce insanın ölümünün alenileştiği, soykırımın
ve katliamların yaşandığı bir dönem olarak kayıtlanmıştır.
1912 yılında, 112 tane Osmanlı eseri Cami'nin olduğu
Selanik’te, 100 sene içerisinde bir tane dahi cami
bırakılmayarak tamamının yıkılması, Batı soykırımının
medeniyet boyutunu göstermektedir. Yine Bosnada yaşanan,
savaşın ilk günlerinde, uluslararası savaş hukukunun
yasaklarına rağmen, Bosna Milli Arşivi’nin ve kütüphanesinin
ve Osman eseri olarak görülen, bütün camilerin, medreselerin
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
152
ve köprülerin vurulması ve buna yıllarca seyirci kalınması,
savaş hukukuna göre önemli suçlar olduğunu da
göstermektedir. Bu suça dahil olanların ve bu mezalime göz
yuman uluslararası kuruluşların, adalet, insan hakları ve
''Hoşgörü Medeniyetine'' katkı sağlayacaklarına inanılması son
derece güçtür.
500 yıllık Balkan hakimiyetinde, tüm Balkan
toplumlarının, farklı kimliklerde ve farklı inanç yapılarına
mensup olmaları ve varlıkları muhafaza etmeleri, Türk-
Osmanlı Devlet-i Aliyesinin özel olmayan, aksine, son derece
olağan olan siyasi uygulamalarının bir parçası olarak
görülmelidir. Çünkü, Balkanlardaki bu engin hoşgörü
uygulamaları, Balkan toprakları dışında kalan milyonlarca
kilometrekarelik Osmanlı Coğrafyası’nda da uygulanmıştır.
Yaratılanı Yaradandan ötürü seven bir medeniyet
anlayışı ile Türk-Osmanlı devlet teamülleri, kültür ve
medeniyet dünyasında varlığını devam ettiren siyasi
uygulamalarını ve devlet geleneğini uzun süre muhafaza
edebilmiştir. Dünyada eşi ve benzeri olmayan, üç dine mensup
olan farklı ibadet yerlerinin yan yana ve sırt sırta olduğu
İstanbul Kuzguncuk’taki Cami-Kilise ve Havra’nın varlığı, tarihi
mirasın, binlerce yıllık Türk Devlet geleneği ile yaşatıldığını ve
bu anlayışın bir Türk-İslam geleneği olduğunu göstermektedir.
Kaynakça
Aruç, N. (2008). Balkanların İslam Kimliği, Uluslararası
Balkan Kongresi Bildiri Kitapçığı, 24-25 Nisan 2008, Editör:
Caner Sancaktar, Tasam Yayınları.
Barkan, Ö. L. (2005). Kolonizatör Türk Dervişleri, İstan-
bul: Hamle Yayınları.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
153
Barkan, Ö. L. (1945). “Osmanlı İmparatorluğu Teşkilat ve
Müesseselerinin Şer’iliği Meselesi”, İÜHF. Dergisi, İstanbul, Sa-
yı- XI/3-4,209.
Baştuğ, E. Zuberi, D. Yordamoviç, S. (2018). Fatih'in iba-
det özgürlüğü fermanı Fojnica Manastır Müzesinde,
https://www.arkeolojikhaber.com/haber-fatihin-ibadet-
ozgurlugu-fermani-fojnica-manastirı, E. T. 02.03.2020.
Batuk, C. (2009). İki Sultan, St. Francis, Fransiskenler ve
Bir Arada Yaşama Sorunu, Milel ve Nihal İnanç, Kültür ve Mito-
loji Araştırmaları Dergisi, Cilt 6, Sayı 2.
BOA, İ. Hr., No:235/13930
BOA, Kilise Defteri No:2, Sh. 90
BOA, Kilise Defteri No:3 Sh. 42
BOA, Kilise Defteri No:4
BOA, Kilise Defteri, Cilt-2, Sh. 90
BOA, Mühimme Defteri, No:201
BOA, Mühimme Defteri, No:201
BOA, Mühimme Defteri, No:260
BOA, Mühimme Defteri, No:261
BOA, Mühimme Defteri, No:262
BOA. Düvel-i Ecnebiye Defteri 14/2-1
BOA., İ. Hariciye, No-99/4860
BOA. İ. Hariciye, No-15049
BOA. İ. Hariciye, No-480
Bozcu, F. (2018). Bir Saray Şehri Dimetoka Özelinde Bal-
kanlar ve Osmanlının Kuruluş Yılları, İstanbul: Beyan Yayınları.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
154
Civelek, J. (1989). “1789 Fransız Bildirisi Ve 1948 Evren-
sel İnsan Hakları Bildirisi”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlera-
rası Özel Hukuk Bülteni, Cilt: 9, Sayı: 1.
Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, (2004). Bakara Suresi-
256, Kur'an-ı Kerim Meali, No:527, Ankara.
Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, (2004). Kehf Suresi-
29, Kur'an-ı Kerim Meali, No:527, Ankara.
Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, (2004). Yunus Suresi-
99, Kur'an-ı Kerim Meali, No:527, Ankara.
Düvel-i Ecnebiye Defteri 14/2-1.
Ertan, M. H. (2012). Ufukların Efendisi Osmanlı'dan, Göz-
bebeğimiz Türkiye Cumhuriyeti’ne, Arşivlerimizin Önemi,
(TKGM- "Osmanlı Coğrafyası Kültürel Arşiv Mirasının Yönetimi
ve Tapu Arşivlerinin Rolü Uluslararası Kongresi"), 21-23 Kasım
2012-İstanbul. Uluslararası Sempozyum (Tam Metin Bildiri)
(Yayın No: 857577).
Fojnica Fransisken Kilisesi- Manastırı Arşivi, Dosya No: 2,
Gömlek No-43
Genç, M. (2018). Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve
Ekonomi, İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Halaçoğlu, Y. (2003). XIV-XVII. Yüzyıllarda Osmanlılarda
Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı, Ankara: Türk Tarih Kurumu.
İlgürel Mücteba, TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt-37, İst.
2103
İnalcık, H. (2004). Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik
ve Sosyal Tarihi, Cilt-1-2, İstanbul: Eren Yayınları.
Jelavich, B. (2013). Balkan Tarihi 18 ve 19. Yüzyıllar, İs-
tanbul: Küre Yayınları.
Kültür ve İletişim Bağlamında BATI BALKANLAR
155
Karpat, H. K. (2004). Balkanlarda Osmanlı Mirası ve Ulus-
çuluk, İstanbul: İmge Kitabevi Yayınları.
Kazıcı, Z. (2009). Uçbeyliğinden Devlet-i Aliyyeye Osman-
lı, İstanbul: Kayıhan Yayınları.
Kutlu, S. (2007). Milliyetçilik ve Emperyalizm Yüzyılında
Balkanlar ve Osmanlı Devleti, İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayın-
ları.
Özçelik, S. (2017). Sözlü Edebiyat Ürünü Yazmalarının
Edisyon Kritik Yöntemi İle Okunması: Dede Korkut Örneği, An-
kara: Belleten, S. 65, C.1.
Turan, O. (1969). Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tari-
hi, İstanbul: Ötüken Neşriyat, C. II.
Uzunçarşılı, İ. H. (1982). Osmanlı Tarihi, Ankara: Türk
Tarih Kurumu Yayınları, C. I.
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
  • Ö L Barkan
Barkan, Ö. L. (1945). "Osmanlı İmparatorluğu Teşkilat ve Müesseselerinin Şer'iliği Meselesi", İÜHF. Dergisi, İstanbul, Sayı-XI/3-4,209.
Fatih'in ibadet özgürlüğü fermanı Fojnica Manastır Müzesinde
  • E Baştuğ
  • D Zuberi
  • S Yordamoviç
Baştuğ, E. Zuberi, D. Yordamoviç, S. (2018). Fatih'in ibadet özgürlüğü fermanı Fojnica Manastır Müzesinde, https://www.arkeolojikhaber.com/haber-fatihin-ibadetozgurlugu-fermani-fojnica-manastirı, E. T. 02.03.2020.
No:262 BOA. Düvel-i Ecnebiye Defteri 14/2-1 BOA
  • Mühimme Boa
  • Defteri
BOA, Mühimme Defteri, No:262 BOA. Düvel-i Ecnebiye Defteri 14/2-1 BOA., İ. Hariciye, No-99/4860
Bir Saray Şehri Dimetoka Özelinde Balkanlar ve Osmanlının Kuruluş Yılları
  • F Bozcu
Bozcu, F. (2018). Bir Saray Şehri Dimetoka Özelinde Balkanlar ve Osmanlının Kuruluş Yılları, İstanbul: Beyan Yayınları.
1789 Fransız Bildirisi Ve 1948 Evrensel İnsan Hakları Bildirisi
  • J Civelek
Civelek, J. (1989). "1789 Fransız Bildirisi Ve 1948 Evrensel İnsan Hakları Bildirisi", Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Cilt: 9, Sayı: 1.
Bakara Suresi-256, Kur'an-ı Kerim Meali
Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, (2004). Bakara Suresi-256, Kur'an-ı Kerim Meali, No:527, Ankara.
Kehf Suresi-29, Kur'an-ı Kerim Meali
Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, (2004). Kehf Suresi-29, Kur'an-ı Kerim Meali, No:527, Ankara.
Yunus Suresi-99, Kur'an-ı Kerim Meali
Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, (2004). Yunus Suresi-99, Kur'an-ı Kerim Meali, No:527, Ankara. Düvel-i Ecnebiye Defteri 14/2-1.
Ufukların Efendisi Osmanlı'dan, Gözbebeğimiz Türkiye Cumhuriyeti'ne
  • M H Ertan
Ertan, M. H. (2012). Ufukların Efendisi Osmanlı'dan, Gözbebeğimiz Türkiye Cumhuriyeti'ne, Arşivlerimizin Önemi, (TKGM-"Osmanlı Coğrafyası Kültürel Arşiv Mirasının Yönetimi ve Tapu Arşivlerinin Rolü Uluslararası Kongresi"), 21-23 Kasım 2012-İstanbul. Uluslararası Sempozyum (Tam Metin Bildiri) (Yayın No: 857577).
Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik ve Sosyal Tarihi
  • H İnalcık
İnalcık, H. (2004). Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Cilt-1-2, İstanbul: Eren Yayınları.