ArticlePDF Available

İmam Mâtürîdî'nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri Critique Of Imam Māturīdī On Jewish Theology, In The Context Of The Ulūhiyyah

Authors:

Abstract

İslâm dininde Allah’ın birliği, “tevhid” olarak tanımlanmıştır. Bu doğrultuda Kur’an’da Yahudilerin tevhide aykırı anlayışları benimseyip, bu inançtan saptıklarına dikkat çekilmiştir. Kur’an’ın bu yaklaşımı, Müslümanların Yahudiliğe dair bakış açılarının temelini oluşturmuştur. Bu bakımdan Müslümanların, eleştirdikleri konuların başında Yahudilerin ulûhiyet anlayışları gelmektedir. Bu eleştirilerin temel hareket noktası İslam’daki Allah tasavvurudur. Çünkü Kur’an’da hiçbir şeyin Allah’ın dengi ve benzeri olamayacağı, beşerî vasıflarla nitelendirilemeyeceği açıkça belirtilmiştir (İhlâs 112/4). İmam Mâtürîdî’nin (ö. 333/944) Yahudilik eleştirisinin merkezinde de bu ayetler bulunmaktadır. Mâtürîdî’ye göre beşeriyetin gerçek ve tek dini, tevhid dinidir. Ancak bu dine inanan kimi topluluklar çeşitli sebeplerle tevhid inancını bozmuşlardır. Bunların arasında Yahudiler de bulunmaktadır. Onların yaptığı tahrifin en önemli göstergesi de antropomorfik Tanrı anlayışlarıdır. Buna göre Yahudilik, öz itibariyle tevhid inancına dayalı bir din iken zamanla tahrife uğrayarak, bu özden uzaklaşmıştır. Bu bakımdan Allah, tevhid dinini aslına döndürmek için peygamberler göndermiştir. Bütün peygamberler, insanları sadece Allah’ı birlemeye ve ibadeti sadece O’na has kılmaya çağırmışlardır. Bu inancı aslına uygun şekilde koruyan tek toplum ise Müslümanlardır. Bu nedenle Mâtürîdî, tevhid inancını tahrif eden Yahudileri tenkid edip, ulûhiyet anlayışlarındaki sapmalarını ispata çalışmıştır. Abstract The unity of God in the Islam is defined as “tawhīd”. In this respect, the god perception of Jews was criticized in the Qurʾān that they perceive which are contrary to the monotheism. This approach of the Quran has formed the basis of Muslims’ perspectives on Judaism. In that regard, the main issue that Muslims criticize is the The Jews’ perception of god. Of course the main point of these criticisms is the blief of Allah as one and only true God in Islam. It is clearly stated some Qur’anic verse that nothing is equal to Him. The same verses consists of the centre of Māturīdī’s criticism on Judaism. According to Māturīdī, the the true and only religion of humanity is the religion of tawhīd. However, some communities that were the followers of this belief distorted the belief of tawhīd for various reasons. Among these distorters are Jews. Māturīdī criticized the Jews who distorted the tawhīd in their religion od and he tried to prove deviations in Jews' perception of god.
Cilt | Volume: 1 • Sayı | Issue: 1
15 Haziran | June 15, 2021
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine
İlişkin Eleştirileri
Imam Māturīdī’s Criticism on Jewish Theology in The Context of The Ulūhiyyah
Recep ÖNAL
Doç. Dr., Giresun Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri
Bölümü, Kelam ve İslam Mezhepleri Anabilim dalı, Giresun/Türkiye.
Associate Professor, Giresun University, Faculty of Islamic Sciences, Basic Islamic
Studies, Department of Kalam and History of Islamic Sects, Giresun/Turkey.
recep.onal@giresun.edu.tr
ORCID: 0000-0002-2571-9949
Makale Bilgisi | Article Information
Makale Türü | Article Type: Araştırma Makalesi | Research Article
Geliş Tarihi | Date Received: 23 Mart | March 2021
Kabul Tarihi | Date Accepted: 14 Nisan | April 2021
Yayın Tarihi | Date Published: 15 Haziran | June 2021
Atıf | Cite as
Önal, Recep. “İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine
İlişkin Eleştirileri”. idrak 1/1 (Haziran 2021), 95-122.
İntihal | Plagiarism
Bu çalışma hakem değerlendirmesinden geçmiş, bir intihal yazılımı ile taran-
mıştır. İntihal yapılmadığı tespit edilmiştir.
This article has gone through a peer review process and scanned via a plagiarism
software. No plagiarism has been detected.
Telif | Copyright ©
Published by Giresun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi / Giresun Univer-
sity Faculty of Islamic Sciences, 28200, Giresun, Turkey. Bütün hakları saklıdır. /
All right reserved.
Dini Araştırmalar Dergisi / Journal of Religious Studies
Cilt/Volume-1 Sayı/Issue-1 Haziran 2021
96
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi
Teolojisine İlişkin Eleştirileri*
İslâm dininde Allah’ın birliği, “tevhid” olarak tanımlanmıştır. Bu doğrultuda Kur’an’da Ya-
hudilerin tevhide aykırı anlayışları benimseyip, bu inançtan saptıklarına dikkat çekilmiştir.
Kur’an’ın bu yaklaşımı, Müslümanların Yahudiliğe dair bakış açılarının temelini oluşturmuş-
tur. Bu bakımdan Müslümanların, eleştirdikleri konuların başında Yahudilerin ulûhiyet an-
layışları gelmektedir. Bu eleştirilerin temel hareket noktası İslam’daki Allah tasavvurudur.
Çünkü Kur’an’da hiçbir şeyin Allah’ın dengi ve benzeri olamayacağı, beşerî vasıarla nitelen-
dirilemeyeceği açıkça belirtilmiştir (İhlâs 112/4). İmam Mâtürîdî’nin (ö. 333/944) Yahudilik
eleştirisinin merkezinde de bu ayetler bulunmaktadır. Mâtürîdî’ye göre beşeriyetin gerçek ve
tek dini, tevhid dinidir. Ancak bu dine inanan kimi topluluklar çeşitli sebeplerle tevhid inan-
cını bozmuşlardır. Bunların arasında Yahudiler de bulunmaktadır. Onların yaptığı tahrin
en önemli göstergesi de antropomork Tanrı anlayışlarıdır. Buna göre Yahudilik, öz itiba-
riyle tevhid inancına dayalı bir din iken zamanla tahrife uğrayarak, bu özden uzaklaşmıştır.
Bu bakımdan Allah, tevhid dinini aslına döndürmek için peygamberler göndermiştir. Bütün
peygamberler, insanları sadece Allah’ı birlemeye ve ibadeti sadece O’na has kılmaya çağır-
mışlardır. Bu inancı aslına uygun şekilde koruyan tek toplum ise Müslümanlardır. Bu ne-
denle Mâtürîdî, tevhid inancını tahrif eden Yahudileri tenkid edip, ulûhiyet anlayışlarındaki
sapmalarını ispata çalışmıştır.
Anahtar Kelimeler: İslam, Yahudilik, Ulûhiyet, Tevhid, Mâtürîdî
The unity of God in the Islam is dened as “tawhīd”. In this respect, in the Qur’ān it is men-
tioned that Jews deviated from this belief and developed an understanding of god which is
contrary to the monotheism. This approach of the Qur’ān has formed the basis of Muslims’
perspectives on Judaism. In that regard, the main issue that Muslims criticize is the Jews’
perception of god. Clearly, the main point of these criticisms is the belief of Allah as one and
only true God in Islam as it is clearly stated that nothing is equal to Him in some Qur’anic
verses (al-Ikhlās
. 112/4). The same verses underlie the focus of Māturīdī’s (d. 333/944) criti-
cism on Judaism. According to Māturīdī, the true and only religion of humanity is the reli-
gion of tawhīd. However, some communities that were the followers of this belief distorted
the belief of tawhīd for various reasons. Jews are among these distorters. Māturīdī criticizes
the Jews who distorted the tawhīd in their religion and he tries to prove deviations in Jews’
perception of god.
Keywords: Islam, Judaism, Ulūhiyyah, Tawhīd, Māturīdī
Imam Māturīdī’s Criticism on Jewish Theology in The
Context of The Ulūhiyyah
Öz
Abstract
* Bu makale, 02-03 Kasım 2018 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen Uluslararası
İmam Maturidi ve Te’vilatü’l-Kur’an Sempozyumu’nda “sözlü bildiri” olarak sunu-
lan tebliğin içeriği geliştirilerek ve kısmen değiştirilerek üretilmiş halidir.
97
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
Giriş
Müslümanlar ve Yahudiler arasında yaşanan teolojik tartışmalarda
ve reddiye geleneğinde Müslüman bilginlerin Yahudilere yönelikleri
eleştiri konularının başında şüphesiz ulûhiyet anlayışları gelmek-
tedir. Allah’ın mutlak birliğini savunan Müslüman bilginleri bu
tutuma sevk eden etkenlerin başında ise Yahudi kutsal kitaplarında
antropomork (insanbiçimci) niteliklerin Allah’a nispet edilmesi gel-
mektedir. Bunun yanı sıra İslam’ın takdim eiği Allah tasavvuru da
önemli bir etkiye sahiptir. Çünkü Kur’an’da geçen “Hiçbir şey O’na
denk ve benzer değildir.”;1 “Hiçbir şey O’nun misli değildir.”2 gibi
ayetler Allah’ın hiçbir beşerî vasıa nitelendirilemeyeceğini açıkça
ifade etmektedir. Bu nedenle başta İmam Mâtürîdî olmak üzere birçok
Müslüman bilgin, tevhid inancını bütün ilîhî dinlerin vazgeçilmez
temel unsuru kabul edip, aklî açıdan temellendirerek Yahudileri bu
inancı tahrif edip, buna aykırı anlayışlar benimsemeleri nedeniyle
çeşitli açılardan eleştirmişlerdir.
Mâtürîdî’nin Yahudilere yönelik eleştirilerinin daha iyi anlaşılma-
sı bakımından önce Yahudilerin Tanrı tasavvurları hakkında genel
bilgi verilecek, daha sonra Mâtürîdî’nin konuya ilişkin tenkitleri ele
alınacaktır.
Yahudilik, semitik ve ilâhî kökenli dinlerin (Yahudilik, Hıristi-
yanlık ve İslam) en kadîm olanıdır. Semitik dinlerin en temel unsu-
runu ise Tanrı inancı oluşturmaktadır.
3
Bu bakımdan Yahudi inanç
esaslarının temeli bu inanca dayanmaktadır. Ayrıca Yahudilerin
kutsal kitaplarında üzerinde durulan en önemli husus da Tanrı’nın
birliğidir.
4
Kitâb-ı Mukaddes’te Tanrı’yı ifade etmek için birçok isim
zikredilmektedir. Fakat bunlar arasında en önemli olanı Tanrı’nın
özel ismi olarak kullanılan YHVH (Yehova)’dır.
5
Yehova ismi, yüklen-
1 İhlâs 112/4.
2 Şûrâ 42/11.
3 Fuat Aydın, Dinleri Tarihinde Okumak (İstanbul: Ensar Neşriyat, 2007), 47.
4 Yusuf Besalel, Yahudilik Ansiklopedisi (İstanbul: Gözlem Yayınları, 2002), 3/715; Yaşar
Kutluay, İslam ve Yahudi Mezhepleri (İstanbul: Anka Yayınları, 2004), 171.
5 Yahudilikte Tanrı için kullanılan isimler ve YHVH kelimesinin anlam ve önemi için
bk. Besalel, Yahudilik Ansiklopedisi, 3/718-719; Fuat Aydın, “Bir Sessizliğin ya da Yh-
vh’nin Tarihi”, Usûl 2 (2004), 103-128; Salime Leyla Gürkan, Yahudilik (İstanbul: İSAM
Yayınları, 2008), 80.
98
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
diği sıfatlar itibariyle İslam’daki Allah lafzından oldukça farklı olup,
onun yerini karşılamamaktadır. Öyle ki Yehova’ya verilen sıfatlar
aşağıda ayrıntılı olarak görüleceği üzere bazen hata yapan, bazen
verdiği emirlerden pişman olan, bazen de Hz. Ya’kûb ile güreş tutan
bir tanrıyı ifade etmektedir. Bununla birlikte her ne kadar Yahudilikle
ilgili metinler ve bunların şerhleri, tecsîme (Tanrı’yı cisimleştirmeye)
meyilli olup, bu konuda aşırılık arz etse de mutedil Yahudilik’te
Tanrı’nın yüceliği ve kutsiyeti kendisini gösterir.
6
Nitekim en kut-
sal Yahudi kaidelerinden biri olan ve her dindar Yahudi tarafından
günün değişik zamanlarında tekrarlanmakta olan “Dinle ey İsrâil!
Tanrımız rab bir olan rabdir”
7
pasajı Tanrı’nın birliği konusundaki
titizliği göstermesi bakımından önemlidir.
8
Dolayısıyla Yahudiliğin
ulûhiyet anlayışının temelini oluşturan unsurun, Tanrı’nın varlığı
ve birliği olduğu söylenebilir. Bununla birlikte Yahudilerin ulûhi-
yet anlayışına genel olarak bakıldığında ise biri aşkın diğeri beşerî
Tanrı olmak üzere iki farklı inanışın varlığı görülmektedir. Bunun
en önemli nedeni de Tanah’ta iki farklı yaklaşımı da destekleyen
ibarelerin yer almasıdır. Sözgelimi “Tanrı birdir”,
9
“her şeye gücü
yetendir (kâdirdir)”,
10
“âlemlerin yaratıcısı ve sahibidir,”
11
“her şeyi
bilir,”
12
“bütün varlıkların rabbidir, O görülmez,”
13
O’nun resim ve
heykeli yapılmaz,”
14
“çok sabırlıdır ve inayeti büyüktür”,
15
“yüce-
dir, cebbardır.”
16
şeklinde geçen ayetler Tanrı’nın aşkın olduğunu
gösteren ifadelerdir. Ancak Tanrı’nın birliği konusunda son derece
titizlik gösteren, O’nu takdis ve tenzîhte bulunan bu ifadelere rağmen,
ikinci yaklaşımı destekler mahiyee Tanrı, bazen antropomork/
beşerî niteliklere sahip bir varlık olarak da takdim edilmektedir.
6
Hasan Hüseyin Tunçbilek, “İslâm’ın Dışındaki Monoteist Düşünce ve İnançlarda
Ulûhiyet Anlayışı”, MARİFE 3/1 (Bahar 2003), 128.
7 Kitabı Mukaddes (İstanbul: Kitabı Mukaddes Şirketi, 1997), Tes. 6: 4.
8 İsrael Shahak, Yahudi Tarihi Yahudi Dini, çev. A. Emin Dağ (İstanbul: Anka Yayınları,
2004), 72; Reuven Firestone, Yahudiliği Anlamak: İbrahim’in Çocukları, çev. Çağlayan
Erendağ vd. (İstanbul: Gözlem Yayınları, 2004), 88.
9 Çık. 20: 2-3; Tes. 6: 4, 5.
10 Tek. 17: 1; Nah. 1: 4.
11 Tek. 1: 1; Çık. 20: 11.
12 Mez. 139: 1-4.
13 Çık. 33: 20-23.
14 Çık. 20: 4.
15 Mez. 145: 8.
16 Mez. 145: 11.
99
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
Örneğin aynı kutsal metinde Tanrı, “kendisini kan dökücü, yakıp
yıkmayı, Yahudi düşmanlarından intikam almayı seven”;
17
“insanı
yaraığından dolayı pişman olan ve üzüntü duyan”;18 işitme,19 kok-
lama
20
ve dokunma duyuları bulunan;
21
ağza,
22
dudaklara, dile,
23
ele
ve pazuya
24
sahip olan” bir varlık olarak tanımlanmaktadır. Yine
benzer şekilde Tanrı’nın âlemi altı günde yaraıktan sonra yorulup,
Cumartesi günü iş biikten sonra istirahata çekildiği,
25
Hz. Ya’kûb
ile güreşip, ona yenildiği ve bu nedenle Hz. Ya’kûb’un “İsrâil” adını
aldığı ifade edilmektedir.
26
Hâlbuki yukarıda geçtiği üzere Tanah’ta
Tanrı’yı her şeyden üstün tutan ve hiçbir şeye benzemediğini ifade
eden ayetler de mevcuur.
1.
Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudilere Yöneliği
Temel Eleştirileri
Mâtürîdî’ye göre, ilâdinlerin temelini tevhid merkezli inanç
esasları oluşturmuştur. Bu inançları Allah’tan geldiği şekliyle koru-
yan din sahipleri “Hanif” veya “Müslüman”; koruyamayan ve tahrif
eden din sahipleri ise “Ehl-i Kitap” ismini almaktadır. Bu anlamda
Mâtürîdî, Ehl-i Kitap terimini ilâhî vahye mazhar olan, tevhid, kitap,
nübüvvet ve ahiret gibi konularda bilgileri olan fakat kendilerine
vahyedilen tevhid inancını çeşitli sebeplerle tahrif eden Yahudi ve
Hıristiyanları ifade etmek için kullanmıştır.27
Mâtürîdî, Ehl-i Kitap olarak değerlendirdiği Yahudileri, Tanrı’nın
mutlak birliği (tevhid inancı) ilkesinden ve tenzih prensibinden
hareketle ulûhiyet anlayışları konusunda eleştirmiştir. Ona göre
her ne kadar Yahudilik temelde vahiy kaynaklı olup tektanrıcılığa
17 Çık. 12: 12; Yas. 7: 1-2; 20: 12-17.
18 Tek. 6: 5-7; 8: 21.
19 Say. 11: 1.
20 Tek. 8: 21.
21 Eyü.19: 21.
22 Yşa. 1: 20; 11: 4.
23 Yşa. 30: 27.
24 Yşa. 62: 8; 65: 2.
25 Yahudi şeriatında bundan dolayı Sebt (Şabat) günü çalışmak yasaklanmıştır. Tek. 2:
1-3; Çık. 31: 14-17.
26 Tek. 32: 22-30; 45: 9–18. Krş. Besalel, Yahudilik Ansiklopedisi, 3/651-652, 790; Firestone,
Yahudiliği Anlamak, 82-83.
27
Detaylı bilgi için bk. Recep Önal, Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’ye Göre İslam Dişi Dinler
(Bursa: Emin Yayınları, 2013), 93 vd.
100
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
dayalı bir din olsa da çeşitli faktörlerin etkisi sonucu tevhid inan-
cından uzaklaştırılarak tahrif ve tebdîle uğramış bir dindir.
28
Bunun
en önemli göstergesi de Yahudilerin antropomork (insanbiçimci)
karaktere bürünmüş bir Tanrı anlayışını kabul etmeleridir.29 Bu
nedenle Mâtürîdî’ye göre Yahudiler ulûhiyet konusunda teşbîhe
30
düşerek iki açıdan aşırıya kaçmışlar ve tevhid inancını tahrif et-
mişlerdir. Bunlardan ilki, Yahudilerin Tanrı’yı beşerî özellikler ile
vasıandırmaları, diğeri de O’na oğul isnadında bulunmalarıdır.
31
Mâtürîdî, bu kanaate muhtemelen Kur’an’dan
32
ve Yahudilerin
kutsal kitaplarında Tanrı’ya isnad edilen beşerî sıfatlardan hare-
ketle ulaşmıştır.
33
Tevrat’ta yer alan teşbîh, temsil ve şirk ifadeleri
sadece Mâtürîdî’nin değil, diğer İslâm âlimlerinin de aynı kanaate
varmalarına neden olmuştur.
İslam âlimleri, Tevrat’taki ifadelerden hareketle Yahudilerin kendi
dinlerini ve kutsal kitaplarını tebdil ve tahrif eikleri sonucuna var-
mışlardır. Eleştirilerinin büyük bir kısmını da antropomork Tanrı
tasavvurlarına ve teşbîh anlayışlarına yöneltmişlerdir. Bu eleştiriler
karşısında Yahudi âlimleri, teşbîh anlayışını kabul etmemiş, aksine
Tevrat’ta teşbîh ifade eden pasajları Yunan felsefesinden yararlanarak
tevil etmeye çalışmışlardır.
34
Bunu ilk başlatan da Yahudilerin ilk
lozofu kabul edilen İskenderiyeli Philon (MS. 50) olmuştur. O, din
ve felsefeyi, vahiy ve aklı, hikmet ve kelâmı uzlaştırmaya teşebbüs
28
Bk. Önal, “Mâtürîdî’nin Yahudilerle Polemiği: Tahrif Bağlamında Kutsal Kitap İnanç-
larına Yönelik Eleştirileri”, İslami Araştırmalar 27/3 (2016), 333-352.
29
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd Tercümesi, çev. Bekir Topaloğlu (Ankara:
İSAM Yayınları, 2009), 150-151.
30 Teşbîh, ma’budu insana yaklaştırmak, insan ile ma’bud arasında yakınlık-benzerlik
nitelikleri olduğunu göstermek, insan hakkında düşünülen her şeyi ma’bud için de
düşünmek ve ona izafe etmek anlamlarını ifade eden bir kavramdır. Bk. Muhammed
el-Behiy, İslam Düşüncesinin İlahi Yönü, çev. Sabri Hizmetli (İstanbul: Fecr Yayınları
1992), 76.
31 Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd, 150-151.
32 Bk. Âl-i İmrân 3/181; el-Mâide 5/64; et-Tevbe 9/30.
33 Bk. Tekvin, 6: 5-7; 8: 21; 32: 22-30; 45: 9–18; Çıkış 12/: 2; Yasa’nın Tekrarı 7: 1-2; 20: 12-
17; Sayılar 11: 1; Eyûb 19: 21; İşâyâ 1: 20; 11: 4; 30: 27; 62: 8; 65: 2.
34
Müslüman kelâmcılar ile Yahudi âlimleri arasında geçen konuyla ilgili tartışmalar
için bk. H. Austryn Wolfson, Kelâm Felsefeleri, çev. Kasım Turhan (İstanbul: Kitapevi,
2001), 61-83.
101
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
etmiştir.
35
Bu nedenle o, Yahudi inanç esaslarını belirleyen ilk kişi
olarak kabul edilmiştir.36
Bunun dışında İslâm dünyasında yetişen Ebû Eyyûb Süleymân
b. Yahyâ b. Cebirol (ö. 450/1058) ve Mûsâ b. Meymûn (ö. 602/1205)
gibi birtakım Yahudi din âlimi ve lozoarı da Philon’un yolunu
devam eirmişlerdir. Bu Yahudi âlimleri, Tanah’taki antropomork
ifadelerin hakikî değil, mecazî anlamda algılanması gerektiğini ileri
sürerek Tevrat’ta yer alan Tanrı ile ilgili bütün beşerî sıfatları te’vil
etmişlerdir.37 Örneğin ünlü Yahudi bilgini Mûsâ b. Meymûn, Allah ile
mahlûkat arasında asla bir benzerlik bulunmadığını, Allah’ın cisim
olmadığını, cisim olduğunu çağrıştıran anlamları ondan nefyetmek
gerektiğini, çünkü Tevrat’ın “Öyleyse Tanrı’yı kime benzeteceksiniz?
Neyle karşılaştıracaksınız onu? Beni kime benzeteceksiniz, diyor
kutsal olan.”
38
ve “Senin benzerin yok ya rab.”
39
şeklindeki ayetleriyle
teşbîhi nefyeiğini söylemiştir.
40
Günümüzdeki Yahudi bilginleri de
Tevrat’ta geçen antropomork tasvirler konusunda İbn Meymûn’un
bu yaklaşımını devam eirmişlerdir.
41
Onlara göre de Tevrat’ta
geçen bu tasvirler, Tanrı bilgisini insan anlayışına yaklaştırmak ve
insan zihninin algılamada zorlanacağı felsefî kirlerin anlaşılması
hususunda ilk devir insanlarına yardımcı olmak için kullanılmıştır.
42
Çünkü Tanrı’ya atfedilen bu vasıar insanların, Tanrı’nın varlığını
idrak etmeleri sonucu içlerinde uyanan insanî duygularını temsil
etmektedir. Aynı zamanda O’nun gerçek vasıarını oluşturmadığı
gibi bu vasıar gerçekte insanların tasvir etme yeteneğinin de öte-
sindedir.
43
35 Francine Kaufmann vd. “Yahudi Kaynaklarına Göre Yahudilik”, Din Fenomeni, haz.
Mehmet Aydın (Konya: Din Bilimleri Yayınları, 2000), s. 100; Kürşat Demirci, Dinler
Tarihinin Meseleleri (İstanbul: İnsan Yayınları, 2002), 17.
36 İsmail Taşpınar, Duvarın Öteki Yüzü (İstanbul: Gaye Kitapevi, 2003), 146.
37 Besalel, Yahudilik Ansiklopedisi, 1/66-67; Karen Armstrong, Tanrının Tarihi, çev. Oktay
Özel vd. (Ankara: Ayraç Yayınları, 2008), 301-303; Tunçbilek, “İslâm’ın Dışındaki
Monoteist Düşünce ve İnançlarda Ulûhiyet Anlayışı”, 131.
38 Yşa. 40: 18, 25.
39 Yer. 10: 6.
40 Ebû İmrân Mûsâ b. Ubeydillâh el-İsrâîlî b. Meymûn, Delâletü’l-Hâirîn, nşr. Hüseyin
Atay (Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi, 1974), 86, 136. Ayrıca bk. Wolfson, Kelâm
Felsefeleri, 67-69.
41 Firestone, Yahudiliği Anlamak, 82-82; Besalel, Yahudilik Ansiklopedisi, 2/66-67.
42 Hidayet Işık, Âmirî’ye Göre İslam ve Öteki Dinler (İstanbul: İz Yayınları, 2006), 71.
43 Firestone, Yahudiliği Anlamak, s83.
102
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
İmam Mâtürîdî, Yahudilere ilişkin ulûhiyet eleştirisinde onların
teşbîh anlayışı üzerinde durmuş, bu çerçevede Allah’a oğul isnad
etmeleri, O’nun hakkında uygunsuz konuşmaları ve O’nu açıkça
görmek istemeleri şeklinde tezahür eden Tanrı anlayışlarını çeşitli
açılardan eleştirmiştir. Ayrıca konuyla yakından ilgisi olması ba-
kımından Yahudilerin din adamlarını da rab edindiklerine dikkat
çekmiş, bu tutumlarını tevhid inancından sapma olarak değerlendirip
tenkid etmiştir.
1.1. Allah’a Oğul İsnadında Bulunmaları
İmam Mâtürîdî, Allah’ın oğul sahibi olduğuna inananları üç grupta
mütalaa eder. Bunlardan birincisi, Üzeyir’in Allah’ın oğlu olduğuna ina-
nan Yahudiler; ikincisi Îsâ’nın Allah’ın oğlu olduğunu iddia eden Hıristi-
yanlar; üçüncüsü de meleklerin Allah’ın kızları olduğunu söyleyen Arap
müşrikleridir.
44
Ona göre Ahzâb 33/57. ayeti
45
Allah’a uygun düşmeyecek
nitelemelerde bulunan bu üç grup hakkında inmiştir.
46
Bu bağlamda
Mâtürîdî, Yahudilerin ve Hıristiyanları ulûhiyet konusunda aşırıya
gitmekten kurtulamadıklarına dikkat çeker. Bu aşırılıktan kastın da
her iki zümrenin dinde konulan sınırları aşarak Allah’tan başkasına
ilâhlık ve rablik nispet etmeleri, bu çerçevede gerek peygamberlerini
gerek dinî şahsiyetlerini tanrısal mertebeye çıkararak Hz. Üzeyir ve
Hz. Îsâ’nın Allah’ın oğlu olduğunu iddia etmeleri olduğunu belirtir.47
Bununla birlikte Mâtürîdî, Yahudi ve Hıristiyanları Arap müşrikleri
ile kıyaslayarak aralarında fark bulunduğuna dikkat çeker ve bu
görüşüne de De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı
gitmeyin…”48 ifadesini delil gösterir. Buradan hareketle, Yahudi ve
Hıristiyanların geçmiş nebîlerin ve resûllerin dini üzere olduklarını
iddia eiklerini, bu iddiaları nedeniyle Allah Teâlâ’nın “…Dininizde
aşırıya gitmeyin” buyurarak onların dinlerindeki aşırılıklarına dikkat
çektiğini ve bunu yapmaktan onları yasakladığını belirtir. Buna kar-
şılık Mâtürîdî, müşriklerin takip eikleri bir dini, ilâhî kaynaklı bir
44 Mâtürîdî, Te’vîlâtü’l-Kur’ân, V, 162; 11: 381.
45 Ayetin meali şöyledir: “Şüphesiz Allah ve Resûllullah’ı incitenlere, Allah dünya ve
ahiree lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.”.
46
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Te’vîlât, ed. Bekir Topaloğlu vd. (İstanbul: Dâru’l-Mizân,
2004-2010), 11/381-382.
47 Ayrıca bk. Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/329, 340, 344-345; Kitâbü’t-Tevhîd, 151.
48 el-Mâide 5/77. Ayrıca bk. en-Nisâ 4/171.
103
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
kitabı ve iman eikleri bir peygamberi olmadığını, bu nedenle söz
konusu ayee geçen ifadenin muhataplarının müşrikler değil, Ehl-i
Kitap olduğunu belirtir.49
Kur’an’da Yahudilere ilişkin en önemli tenkid konularının biri,
Allah’a oğul isnad edilmesidir. Onların bu isnadı, Kur’an’da “Yahudiler
dediler ki: Üzeyir Allah’ın oğludur...”
50
şeklinde açıkça belirtilmiştir.
Mâtürîdî de konuyla ilgili eleştirilerini Kur’an’ın vermiş olduğu bu
veriler doğrultusunda yöneltir. Mâtürîdî, Yahudilerin antropomork
tanrı anlayışlarını eleştirirken Üzeyir’in kimliği hakkında herhangi
bir bilgi vermez, Allah’a oğul isnad etmenin aklî ve naklî açıdan
imkânsızlığını ispatlamaya çalışır. Mâtürîdî’nin konuya ilişkin eleş-
tirilerine geçmeden önce Yahudilerce Ezrâ olarak bilinen Üzeyir’in
Yahudi tarihindeki yeri ve önemi hakkında kısaca bilgi vermenin
faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bazen Malaki olarak da isimlendiri-
len Ezrâ, Yahudi din ve tarihinde önemli bir isimdir. O peygamber
değildir; fakat peygamberden de öte bir konuma sahiptir.
51
Haa
Yahudi kaynaklarında (Talmud’da) Ezrâ için: “Şayet Musa, ondan önce
gelmiş olmasaydı, Ezrâ Tora’nın vahyine muhatap olabilirdi” denmekte,52
Mûsâ’dan sonra ikinci Mûsâ kabul edilecek kadar kendisine önem
atfedilmekte ve “Yahudiliğin babası” olarak isimlendirilmektedir.
53
Ezrâ, Babil sürgünü sonrasında cemaatin başında Kudüs’e döndükten
sonra Yahudi tarihinde ön plana çıkmıştır. Onu Yahudiler için değerli
kılan en önemli özelliği de İsrail topraklarında yaşayan Yahudiler ara-
sında sözlü yorumu ile birlikte tamamen unutulan Tevrat’ı yeniden
bir araya getirmesidir. Bu nedenle o, “Tevrat’ın usta yazıcısı” (sofer)54
olarak nitelendirilmiştir.
55
Ayrıca Yahudi kutsal kitaplarında Ezrâ,
Babil sürgünü sonrasında İsrailoğullarının Kudüs’e geri dönmelerini
sağlayan, onların dinî ve siyasî liderliğini yapan bir şahsiyet olarak
da tasvir edilmiştir.
56
Günümüz Yahudilik düşüncesini ana hatları
49 Mâtürîdî, Te’vîlât, 4/283-284. Ayrıca bk. Te’vîlât, 4/117-118.
50 et-Tevbe 9/30.
51 Baki Adam, Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat (İstanbul: Pınar Yayınları, 2002), 127.
52 Kaufmann vd.,”Yahudi Kaynaklarına Göre Yahudilik”, 99.
53 Ali Osman Kurt, Erken Dönem Yahudi Tarihi: Yahudiliğin Mimarı Ezra (İstanbul: IQ
Kültür Sanat Yayınları, 2007), 135.
54 Sofer, Tora’yı yazan ve bu iş için özel olarak eğitilmiş kişiye verilen bir unvandır. Bk.
Besalel, Yahudilik Ansiklopedisi, 3/631.
55 Adam, Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat, 127.
56 Bk. Ezr. 1-10. Krş. Besalel, Yahudilik Ansiklopedisi, 1/170-171.
104
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
ile ilk sistematize eden Ezrâ,
57
Yahudiliğin gerçek kurucusu kabul
edilir.
58
İslam kaynaklarında ise genel olarak Ezrâ’nın Hz. Üzeyir olduğu
düşünülmektedir. Kur’an’da, her ne kadar Yahudilerin Allah’ın oğlu
olarak kabul eikleri kişinin Hz. Üzeyir olduğu bildirilse de onun
hakkında açıklayıcı bilgi sunulmamaktadır.
59
Müslüman bilginlerin
Hz. Üzeyir hakkında verdikleri bilgilerin Ezrâ’ya işaret eiği görül-
mekle birlikte, Yahudilere ait olduğu belirtilen bu inancın temelleri
konusunda farklı iddialar da ileri sürülmüştür. Bu iddialardan birine
göre, Hz. Üzeyir şifâî yolla gelen Tevrat’ı unutulmaya yüz tuuğu bir
sırada derlediği için Yahudiler kendisine insanüstü bir varlık gözüyle
bakarak, onun Allah’ın oğlu olduğunu kabul etmişlerdir. Bir diğer
iddiaya göre de öteden beri hak yoldan sapanlar, kutsal tanıdıkları
kimseleri, peygamberlerini veya liderlerini Allah’ın oğlu sanırlardı.
Dünyanın birçok yerinde bu inancın izlerini görmek mümkündü. Me-
sela müşrikler de melekleri Allah’ın kızları olarak kabul ediyorlardı.
İşte muhtemelen bu inanç, putperestlikten Yahudiliğe haa oradan da
Hıristiyanlığa geçmişti. Bu hususta ileri sürülen bir başka iddia da söz
konusu inancın Hz. Peygamber zamanındaki bazı Tevrat metinleri-
ne dayandığı şeklindedir.60 Yahudi asıllı bir araştırmacı olan Simon
Szysman, Üzeyir’in Ezrâ olduğunu kabul etmektedir. O, bu konuda
İbn Hazm’ın (ö. 456/1064) nakleiği, “Yahudiler arasında yalnızca
Yemen tarafında yaşayan Sadûkiler ‘Üzeyir, Allah’ın oğludur’ der-
lerdi” şeklindeki ifadesinin dayanağının, Kur’an dışında, başka tarihî
kaynaklar da olabileceğini söylemektedir.61
Diğer taraftan Kur’an’ın Yahudilerin bu inancı hakkında verdiği
bilgiler günümüz Yahudi kutsal kitapları ve tarihi kaynakları ile kı-
yaslandığında çelişki gibi görünmektedir. Zira Yahudi kaynaklarında
Ezrâ’nın Allah’ın oğlu olarak yüceltildiğine ya da ilâhlaştırıldığına
ilişkin herhangi bir bilgi yoktur. Günümüzde, onu ilâhlaştıran Ya-
57 Ezra’nın tarihsel ve dinsel kimliği hakkında detaylı bilgi için bk. Adam, Yahudilik ve
Hıristiyanlık Açısından Kur’an’ın Tartışmalı Konuları (İstanbul: Pınar Yayınları, 2011),
45-58; Kurt, Erken Dönem Yahudi Tarihi, 135-230.
58 Şinasi Gündüz, Din ve İnanç Sözlüğü (Konya: Vadi Yayınları, 1998), 124.
59 et-Tevbe 9/30.
60 Muhsin Demirci, Kur’an’ın Temel Konuları (İstanbul: İFAV Yayınaları, 2000), 30-31.
61 Osman Güner, Resulullah’ın Ehl-i Kitap’la Münasebetleri (Ankara: Fecr Yayınları, 1997),
178.
105
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
hudi cemaatinin varlığı da bilinmemektedir.
62
Yahudilik üzerinde
yaptığı çalışmalarla bilinen günümüz araştırmacılardan Baki Adam,
bu durumu açıklamak için Hicaz Yahudilerinin inançlarına dikkat
çekmektedir. Ona göre, Yahudi mistisizminin temelini oluşturan
Merkabah (ilâhî taht) mistisizminde önemli bir yeri olan Enohiyan
literatürü Hicaz Yahudilerinin inancının belirlenmesinde önemli bir
paya sahiptir. Merkabah mistisizminin temel gürü ise Metotron
denilen baş melek olup, Tanrı’dan sonra gelen ikinci Tanrı (Yahve)
olarak tanımlanır. Aynı zamanda Metotron, Tevrat’ın Tekvin kitabında
sözü edilen Yared oğlu Enoh’tur. Enoh, Tanrı’nın oğlu ve onun sağ
elidir. İnsanî bir yöne sahip olup Tanrı ile insanlar arasındaki tek
aracı konumundadır. Bu bilgilerden hareketle Baki Adam, Hicaz Ya-
hudilerinin “Tanrının yardımcısı” anlamında Enoh’u, Hıristiyanların
Hz. Îsâ’yı niteledikleri gibi Tanrı’nın oğlu olarak nitelendirdiklerini,
dolayısıyla Kur’an’da sözü edilen Üzeyir’in Ezrâ değil Enoh olduğunu
ileri sürerek problemi çözmeye çalışmaktadır.63
Netice olarak tüm bu tartışmaları bir tarafa bırakırsak Ehl-i Kitap
kapsamında değerlendirilen Yahudi ve Hıristiyanların kimi zaman
Allah’ı insana kimi zaman ise insanı Allah’a benzetmeleri dolayısıyla
insanbiçimci tanrı anlayışlarının, Hz. Muhammed’den önce tevhid
inancından sapma olarak kendini gösterdiği bir gerçektir. O halde
Yahudiliğin dinî, millî ve siyasî tarihinde önemli bir yeri olan Ezrâ’nın,
bazı Yahudi gruplarınca Kur’an’da da ifade edildiği üzere “Allah’ın
oğlu” diye anılması ve ona bu şekilde inanılmasının tabii olduğunu
söylemek mümkündür.
Yahudilerin bu çarpık ulûhiyet anlayışları gerek Kur’an gerekse
Müslüman kelamcılar tarafından şiddetle reddedilip tenkid edilmiştir.
İlk dönem kelamcılardan olan Mâtürîdî de eserlerinde dinlerdeki bu
sapma ve aşırılıklara dikkat çekmiş ve onlara eleştiriler yöneltmiştir.
Ona göre Yahudilerin çarpık ulûhiyet anlayışlarının en bariz örneği
Allah’a çocuk isnad etmeleridir. Bunun temel sebebi Yahudiler’in
Allah’ı maddeci bir zihniyetle anlamaya ve değerlendirmeye ça-
62 Baki Adam “Müslümanların Yahudilere Yöneliği Teolojik Eleştiriler”, Dinler Tarihi
Araştırmaları 4 (2004), 110.
63
Bu konuda yapılan tartışmalar için bk. Adam, Yahudilik ve Hıristiyanlık Açısından
Kur’an’ın Tartışmalı Konuları, 45-58.
106
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
lışmalarıdır. Bu nedenle onlar Allah’ı gereği gibi anlayamayan bir
topluluktur. Şayet durum böyle olmasaydı, onlar Allah’a oğul is-
nadında64 bulunmazlardı.65 Ayrıca Mâtürîdî, bu isnadları sebebiyle
Yahudilerin yaratılmış olanı Allah’a nispet eiklerini, bu nedenle de
müşebbihe olduklarını belirtir.
66
Bu bağlamda o, Yahudilerin Allah’ı
insan şeklinde düşünerek Hz. Peygamber’e geldiklerini, yaratılmışla-
ra has olan sıfatlarla O’nu tarif etmeye çalıştıklarını; bunun üzerine
Allah Teâlâ’nın da onlara cevap niteliğinde; Allah’ın kadrini gereği
gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir.
Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından
uzaktır, yücedir”67 ayetini indirdiğini söyler.68
Diğer taraftan Mâtürîdî, Yahudilerin Allah’ın birliğine inandıkları-
nı iddia eiklerine fakat gerçekte “Üzeyir Allah’ın oğludur”
69
ayetinde
belirtildiği gibi oğlu olan bir Allah’a iman eiklerine dikkat çeker.
Böylesi bir imanın tevhid dininin gerekli gördüğü ulûhiyet anlayı-
şını yansıtmadığını, bu nedenle onların mü’min olmadıklarını ve
imanlarının da Allah katında geçerli olmayacağını önemle vurgular.
70
Mâtürîdî, “Üzeyir Allah’ın oğludur” şeklindeki iddianın ne zaman
söylendiğine de temas eder. Ona göre bu iddia, Hz. Peygamber’in
döneminde yaşayan Yahudiler değil de daha önceden yaşamış olan
Yahudiler tarafından söylenmiştir. Mâtürîdî, bu durumu aynı zaman-
da Hz. Peygamber’in nübüvvetine delil olarak kullanır. Bu çerçevede,
Hz. Peygamber dönemindeki Yahudilerin bu iddianın daha önceki
Yahudiler tarafından dile getirilmiş olduğunu bildiklerini, ancak
bu gerçeği bildikleri halde gizlediklerine dikkat çeker.71 Zira ona
göre Allah Teâlâ, onların gizlemiş olduğu bu bilgiyi peygamberine
bildirmiş, Hz. Peygamber de hem onların hem de öncekilerin ne -
64 Bk. et-Tevbe 9/30.
65 Mâtürîdî, Te’vîlât, 12/367.
66 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/345.
67 ez-Zümer 39/67.
68 Mâtürîdî, Te’vîlât, 12/367. Ayrıca bk. Te’vîlât, 10/58.
69 et-Tevbe 9/30.
70 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/329.
71
Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/344-345. Mâtürîdî’nin bu tespiti isabetli görünmektedir. Zira
konuyla ilgili Tevbe 9/30. ayet Medine’de Yahudilerin arasında okunduğu halde
buna itiraz etmemeleri ya da onu yalanlamamaları, bunu bildiklerini göstermekte ve
Mâtürîdî’nin bu görüşünü de desteklemektedir.
107
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
şündüklerini ve neyi gizlediklerini Allah’ın haber vermesiyle bilmiş
ve gizledikleri bu gerçeği onlara açıklamıştır. Hz. Peygamberin, bu
gizlenen gerçeği açığa vurması ve geçmişten haber vermesi onun
risâletinin doğruluğuna delalet etmektedir.72
Mâtürîdî’ye göre Yahudilerin Allah’a çocuk isnat etmeleri kendi-
lerinin uydurdukları, yani herhangi bir semavî kitaba dayanmayan
çarpık bir ulûhiyet anlayışının ifadesidir. Mâtürîdî, bu konuda ne
Yahudilerin ne de atalarının hiçbir bilgisi ve delillerinin bulunmadı-
ğını ve bu sözlerinin büyük bir iftira ve yalandan başka bir şey ifade
etmediğini belirtir.
73
Haa Allah Teâlâ’nın “Rahmân’a çocuk isnat etme-
lerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp
çökecektir.”74 ayetini, onların Allah’a ilişkin bu iftiralarının ne kadar
çirkin olduğunu ifade etme ve onlara bir cevap verme niteliğinde
indirdiğini söyler. Mâtürîdî’ye göre, ayee iddia sahiplerinin en
sağlam olarak bildikleri göğün delinmesi, yerin yarılması ve dağların
yıkılması örnek verilmekle onların ne kadar çirkin bir davranışta ve
iddiada bulunduklarına dikkat çekilmektedir.75
Diğer taraftan Mâtürîdî, genel itibariyle etimolojik bir tahlil yapa-
rak Allah’a çocuk isnad edenlerin iddialarını iki açıdan değerlendir-
meye tabi tutar ve böylece temelden ilkesel olarak bunları reddeder.
Ona göre, Kur’an’da zikredilen Allah bir çocuk edindi.”76 ifadesi ya
hakiki anlamda ya da çocuğun mertebesi ve üstünlüğüne işaret
etmek için mecaz anlamda kullanılmıştır.
77
Burada gerçek anlam
kastedilmişse, bu Allah için söz konusu olamaz. Çünkü Allah Teâlâ
her bakımdan çok zengindir, göklerde ve yerdeki her şey O’nundur.
O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Kimseyi doğurmamış, kimseden de
doğmamıştır. Nitekim bu gerçek Allah Teâlâ tarafından İhlâs su-
resinde “doğurmamış ve doğmamıştır” şeklinde ifade edilmiştir.78
Buna ilaveten Mâtürîdî, aklî delillere de başvurarak, Allah’a çocuk
isnad etmenin yanlışlığını ispata çalışır. Bu bağlamda görünür âlem-
72 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/345.
73 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/345-346.
74 Meryem 19/88-89.
75 Mâtürîdî, Te’vîlât, 9/169 vd.
76 Bk. et-Tevbe, 9/30; Yûnus 20/68; en-Nahl 16/57.
77 Mâtürîdî, Te’vîlât, 7/85-86.
78 Mâtürîdî, Te’vîlât, 7/85. Ayrıca bk. Topaloğlu, Te’vîlâtü’l-Kur’ân’dan Tercümeler, s. 97.
108
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
de çocuk sahibi olma sebeplerine dikkat çeker. Ona göre bir kişi ya
duyduğu bir ihtiyaçtan ya kendisine galip gelen şehvetinden yahut
da korktuğu bir kişiye karşı çocuğunun yardımına ihtiyaç duyma-
sından dolayı çocuk sahibi olmak ister. Bu üç durumun hiçbiri Allah
için düşünülemez. Zira yerde ve gökte olanların ve bu ikisi arasında
bulunanların hepsi Allah’a aiir ki bu durumda hepsi O’nun kuludur.
Bu nedenle de O’nun, çocuk edinmeye ihtiyacı yoktur. Çünkü O, çok
zengindir. Yerdeki ve gökteki her şey O’na aiir. Bu niteliğe sahip
olanın ise çocuğa ihtiyacı olmaz. Yaratılmışların hepsi Allah’ın kulu
olduğuna göre yaratılmışlardan çocuk edinmesi mümkün olamaz.
Ayrıca, ortağın ortağının cinsinden ve şeklinden olması gibi çocuk da
babasının cinsinden ve şeklinden olur. Böylece ortağın nefyi çocuk
edinmeyi de nefyeder. Çünkü her ikisinin manası birdir. Kaldı ki
her şekil sahibinin bir zıı ya da bir benzeri vardır. Zıı veya şekli
olanın ise rabliği ve ilâhlığı söz konusu olamaz.79 Diğer bir ifadeyle
ona göre bütün yaratıklar çift konumda bulunmaya veya alternatii
olmaya müsaiir, neslin üremesi de bu yolla olur. Allah Teâlâ ise
bundan münezzehtir.80
Mâtürîdî’ye göre “Allah bir çocuk edindi” ifadesiyle mecazî an-
lamda çocuğun mertebesi ve üstünlüğü kastedilmişse, bu da kabul
edilemez. Çünkü gerçekten çocuk edinmesi mümkün olmayanın,
çocuğu derecesinde hiçbir kimseye bir mertebe vermeyeceği gibi
çocuğu olacak ölçüde üstünlük de vermez. Buna göre hakiki anlamda
çocuk edinmesi, içindeki eksiklikten dolayı imkânsızdır. Eğer bir
kimseye bu hakiki anlamdaki gibi bir mertebe verilmesi mümkün
olursa, hakiki anlamdaki eksiklik burası için de geçerli olur.81
Öte yandan Mâtürîdî, söz konusu ifadeyle mecazî anlam kaste-
dilerek Allah’ın kendisine dost edinmesi anlamında kullanıldığına
ilişkin iddiayı da reddeder ve şöyle çürütür: “Eğer bu ifade dostluktan
ibareir denilirse, denir ki; dostluk dostun özünden başkası hakkın-
da da olur, yani dostların özü birbirinden farklı olabilir. Çocuk ise
ancak babasıyla aynı özden olur. İkincisi, Allah’a dost olabilmenin
79
Mâtürîdî, Te’vîlât, VII, 85. Benzer yorumlar için ayrıca bk. Te’vîlât, I, 217; 2: 508; V, 164.
80 Bekir Topaloğlu, Te’vîlâtul-Kur’an’dan Tercümeler (İstanbul: Acar Matbaacılık, 2003),
99.
81 Mâtürîdî, Te’vîlât, 7/86. Ayrıca bk. Te’vîlât, 1/217 vd.
109
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
yolu yapılan amellere ve davranışlara bağlıdır. Bu sayede o kişinin
derecesi ve mertebesi yükselir ve bu yaptıklarının karşılığı olarak
dostluğu hak eder. Çocuk ise yaptığı bir şeyden dolayı dünyaya
gelmez. Aksine çocuğun doğumu çalışarak hak eiği bir işin sonucu
olmaksızın meydana gelir. Bu nedenle Allah kendisinden meydana
gelebilecek doğumu “Gökleri ve yeryüzünü örneksiz olarak yaratandır.
O’nun nasıl oğlu olur ki, eşi olmamıştır. Ve her şeyi, O yaraı. Ve O, her
şeyi bilendir.”
82
mealindeki ayetle nefyetmiştir. Üçüncüsü de dostlukta
bu isimlendirmeyi hak etme söz konusudur. Bunda oğul şeklinde
isimlendirmeyi hak etme söz konusu olmadığı gibi, bu ismin veril-
mesiyle ilgili de bir izin gelmemiştir.”83
Mâtürîdî, konuyla ilgili olarak; “O, gökleri ve yeri örnekleri yokken
yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki
her şeyi O yaraı. O her şeyi hakkıyla bilendir.”84 ayetini de delil olarak
kullanır. Bu ayee muhatap alınan kitlenin Allah’ın zevcesi olma-
dığını bilen bir topluluk olduğuna dikkat çeken Mâtürîdî, görünür
âlemde çocuk edinmenin ancak bir zevce sayesinde gerçekleşebilece-
ğini, diğer bir ifadeyle insanlar arasında çoğalmanın ve çocuk sahibi
olmanın ancak bir baba ve anne sayesinde mümkün olabileceğini,
bu anlamda Allah’ın zevcesi olmadığını bildikleri halde O’na nasıl
çocuk isnadında bulunduklarını eleştirmektedir.
85
Ayrıca Mâtürîdî’ye
göre eğer Allah çocuk edinmiş olsaydı, o da ilâh olurdu. Çünkü
çocuk babasından farklı bir cinse ve öze sahip değildir. Aksine ba-
basının cinsinden, suretinden ve özünden meydana gelir. Çocuğun
ilâh olması durumunda da iki tanrının varlığı söz konusu olur ki bu
durumda her bir tanrı birbirine üstünlük kurmaya çalışacak, neticede
de düzensizlik meydana gelecektir. Realiteye bakıldığında ise bu
durum tam aksinedir. Buna göre yaratmanın ve eşyanın bir düzen
içinde seyretmesi birkaç tane değil tek bir ilâhın varlığına, ortağının
ve çocuğunun olmadığına delalet etmektedir.86
82 el-En’âm 6/101.
83 Mâtürîdî, Te’vîlât, 1/218.
84 el-En’âm 6/101.
85 Mâtürîdî, Te’vîlât, 5/164; 1/58. Ayrıca bk. Topaloğlu, Te’vîlâtul-Kur’an’dan Tercümeler,
97.
86 Mâtürîdî, Te’vîlât, 10/57-58. Benzer yorumlar için bk. Mâtürîdî, Te’vîlât, 9/269-270.
110
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
Netice olarak Mâtürîdî’ye göre Allah Teâlâ, kendisine oğul nispet
edilmesini ulûhiyee ortaklığı getirip tevhid ilkesini ortadan kal-
dıracağı için büyük bir suç olarak değerlendirmiştir.
87
Eğer onlar,
bir semavî kitaba tam olarak inansalardı ve peygamberlerine de
layıkıyla bağlansalardı, dinde aşırıya kaçmazlar ve bu tür yanlış
görüşlere düşmezlerdi. Çünkü bütün peygamberler aynı ulûhiyet
anlayışını, tevhid inancını tebliğ etmişlerdir.
88
Bu nedenle ne Hz.
Îsâ ne de Hz. Üzeyir Allah tarafından nübüvvetle korundukları
için Allah’tan başka meleklere ya da peygamberlere ibadet etmeyi
emretmişlerdir.
89
1.2. Din Adamlarını Rab Edinmeleri
Mâtürîdî’nin Yahudiliğe ilişkin ikinci tenkid noktası, din adamla-
rının rab edinilmesidir. Çünkü ona göre bütün peygamberlerin tebliğ
eiği beşeriyetin ilk ve tek dini olan tevhid inancı, peygamberlerin
vefatlarından sonra çeşitli sebeplerden dolayı bozulmuş, özellikle bazı
din adamları ve lider şahsiyetler rab kabul edilmiştir. O, bu durumu
tevhid ilkesinden uzaklaşma olarak değerlendirmiş, bu çerçevede
Yahudileri ve din âlimlerini eleştirmiştir.
Mâtürîdî’ye göre Yahudiler, Allah’ın dışında başkalarını da kendi-
lerine rab kabul etmişler, böylece tevhid inancından uzaklaşmışlardır.
Mâtürîdî, Yahudilerin Allah’tan başka kimleri rab kabul eikleri
sorusunun cevabını Kur’an-ı Kerim’de aramaktadır. Ona göre bu
husus Kur’an’da: “Yahudiler Allah’ı bırakıp, hahamlarını (Ahbârı); (Hıris-
tiyanlar ise) rahiplerini (Ruhbânı) ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler.
Oysa bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır.
Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden
uzaktır”
90
ifadesiyle açıkça ifade edilmiştir. Buna göre Yahudiler,
din âlimlerini (hahamlarını) rab edinmişler ve tevhid ilkesini ihlal
etmişlerdir. Mâtürîdî, ayee geçen “Ahbâr” kelimesiyle Yahudi âlim-
lerin, “Ruhbân”lar ifadesiyle de Hıristiyanlar içinde kendilerine ait
87 Topaloğlu, Te’vîlâtul-Kur’an’dan Tercümeler, 97.
88 Mâtürîdî, Te’vîlât, 4/283; 5/501; 8/106; 13/174-175.
89 Mâtürîdî, Te’vîlât, 2/348.
90 et-Tevbe 9/31.
111
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
ibadethaneleri (manastırları) bulunan, çokça ibadet eden ve münzevî
bir hayat süren kimselerin kastedildiğini ifade eder.91
Mâtürîdî, konuyu Hz. Peygamber’den gelen bir rivayete daya-
narak da açıklamaya çalışır. Buna göre önceleri Hıristiyan iken kız
kardeşinin teşvikiyle Müslüman olan Adiyy b. Hâtem et-Tâi, Hz.
Peygamber’in Tevbe 9/31. ayetini okuduğunu işitince onun yanına
gelmiş ve ona: “Biz onlara ibadet etmiyoruz”, demiştir. Bunun üzerine
Hz. Peygamber de kendisine: “Onların haram saydıklarını haram,
helal saydıklarını helal saymaz mıydınız? İşte bu, onlara ibadet
etmekten başka bir şey değildir” demiştir.92 Mâtürîdî, bu rivayeen
hareketle Yahudilerin din adamlarına hakiki anlamda ibadet etme-
diklerini, fakat Allah’ın kendilerine helal kıldığı bazı şeylerin din
âlimleri tarafından haram, haram kıldığı şeylerin de helal kılındığını,
onların da bunları kabul eiklerini belirtir. Mâtürîdî’ye göre mezkûr
ayee “...Onları rab edindiler...”93 ifadesi de Yahudilerin bütün emir
ve yasaklarda din âlimlerini taklit etmelerini eleştirmek için kulla-
nılmıştır.94 Bu bağlamda Mâtürîdî, Kur’an’da Yahudi ve Hıristiyan
din âlimleri hakkında geçen bu tarz ifadelerin mecaz anlamında
kullanıldığını, din âlimlerinin gerçek manada rab edinilmediğini;
fakat kendilerine körü körüne itaat etmek suretiyle onların emir ve
yasaklarının yerine getirilmesinin onlara ibadet edilmesi anlamına
geleceğini dile getirir.95 Mâtürîdî, bu durumu: “Ey âdemoğulları! Ben
size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana
kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
96
; “Babacığım!
Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur”
97
ayetlerinde
geçen şeytana tapma konusuna benzetir. Ona göre ayetlerde şeytana
ibadetin nispet edilmesinin nedeni, onun her davet eiği şeye icabet
edilmesi ve emreiği her şeyin yapılmasından dolayıdır. Yoksa hiç
kimse şeytana tapmayı kastetmez ya da ona ibadet etmeye yeltenmez
fakat şeytana itaat edip emirlerine uymakla ona tapmış ve ibadet
91 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/346.
92 Ebü’l-Fidâ’ İmâdüddîn İsmâîl b. Şihâbiddîn Ömer b. Kesîr, Hadislerle Kur’an-ı Kerim
Tefsiri, çev. B. Karlığa vd. (İstanbul: Çağrı Yayınları, 2002), 7/3455-3456.
93 et-Tevbe 9/31.
94 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/346.
95 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/346-347.
96 Yâsîn 36/60.
97 Meryem 19/44.
112
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
etmiş gibi olunur. Buna göre din âlimlerinin rab edinilmesi de tıpkı
bunun gibidir.98 Mâtürîdî, aynı durumun peygamberler için söz ko-
nusu olamayacağına dikkat çeker ve bununla ilgili şöyle bir itirazın
olabileceğini söyler: “Şeytanın emreiği ve davet eiği şeylere itaat
edilmesine ibadet deniyor da peygamberlere itaat eden mü’minler
için bu vasıf neden kullanılmıyor, çünkü onlar da peygamberlerin
daveti ve emriyle Allah’a ibadet ediyorlar?”
Mâtürîdî, bu itirazı ise şöyle cevaplandırır: “Allah peygamberle-
rine bunu emreiği için onlar, insanları Allah’a ibadete davet edip
emretmişlerdir. Halbuki diğerleri adı zikredilenlere ibadet etmeye
bizzat kendileri davet etmişlerdir.”
99
Ayrıca Mâtürîdî, Nisâ 4/80.
ayetine istinaden Allah’ın, peygambere ibadeti değil itaat edilmesini
emreiğini belirtir. Zira peygambere ibadet etmek caiz değildir; fakat
Allah, peygambere itaati kendisine ibadet saymıştır.100
İnsanların din adamlarının, lider şahsiyetlerinin her dediklerini
yapmaları, çoğunlukla onlarda ilâhî bir güç olduğuna inanmalarından
kaynaklanmaktadır. Özellikle Yahudi ve Hıristiyanların din adamları
hakkındaki bu anlayışlarının, peygamberler ve bazı lider şahsiyetler
söz konusu olduğunda çok daha ileri bir düzeye ulaştığı görülmekte-
dir. Nitekim Mâtürîdî, bu konuya dikkat çekmiş: “Yahudiler, “Üzeyir
Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise: Îsâ Mesih Allah’ın oğludur”
dediler.”101 ayetini delil göstererek peygamberlerini Allah’ın oğulları
olarak kabul eiklerini belirtmiştir.102 Ancak Mâtürîdî, burada Yahu
-
diler ile Hıristiyanlar arasında bir ayrım gözeterek Hıristiyanların
Tevbe 9/31. ayetinde belirtildiği gibi Mesih’i gerçek manada rab
kabul eiklerini belirtir ve şu açıklamada bulunur: “Çünkü onlar,
‘O ilâhtır, ilâhın oğlu da ilâhtır,’ demişlerdir. Böylece rab edinme
ifadesi Mesihle ilgili olarak gerçek anlamda, din adamları hakkında
ise mecaz anlamda kullanılmıştır.”103
98 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/346. Ayrıca bk. Te’vîlât, 8/120.
99 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/161.
100 Mâtürîdî, Te’vîlât, 3/345.
101 et-Tevbe 9/30.
102 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/346.
103 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/346-347.
113
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
Mâtürîdî, bu eleştirilerinin yanında söz konusu din adamları-
nın kendi menfaatleri için dinlerini nasıl tahrif eiklerine de temas
etmekte ve bu yönde de eleştiriler getirmektedir. Mâtürîdî’ye göre
Yahudi ve Hıristiyan din adamları icraatlarıyla kendilerini rab yerine
koymuşlar ve insanların mallarını haksız yere ellerinden almışlar-
dır. Nitekim bu gerçek, “Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden
birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan
alıkoyuyorlar.”
104
ayetiyle dile getirilmiştir. Diğer bir ifadeyle, bu
ayet din adamı sınıfından birçoğunun tam bir din istismarı yapa-
rak insanların mallarının yediklerinin bir ifadesidir. Çünkü onlar
menfaatleri karşılığında kitaplarını tahrif etmişler ve dinî gerçekleri
gizlemişlerdir. Helali haram, haramı helal saymışlardır.
105
Bu bağlam-
da Mâtürîdî, onların “Ehl-i Kitap’tan bir gurup, okuduklarını kitaptan
sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları
Kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah
katındandır, derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar.”106 mealindeki
ayete dikkat çekerek Allah’ın kitabını değiştirmek ve tahrif etmek
suretiyle insanların mallarını haksız yere yediklerini belirtir. Ayrıca
din adamlarına rab isminin nispet edilme sebeplerinden birinin de
onların insanların mallarını kendi malları gibi görüp, insanları da
kendilerine köle edinmeye çalışmalarını olduğunu söyler. Zira ona
göre din âlimleri, bu tutumlarıyla artık kendilerine tabi olanlar için
rab konumuna gelmişlerdir.107
1.3. Allah Hakkında Uygunsuz Konuşmaları
Mâtürîdî’nin ulûhiyet konusunda Yahudileri eleştirdiği bir diğer
husus ise Allah hakkında uygunsuz konuşmalarıdır. Mâtürîdî, Yahu-
dilerin bu yöndeki aşırılıklarını, Kur’an ayetlerinden hareketle ortaya
koymaya çalışır ve onların Allah Teâlâ’gereği gibi anlayamayan
bir zümre olduklarını ifade eder.
108
Bu çerçevede o, Allah fakirdir, biz
zenginiz”
109
ve Allah’ın eli sıkıdır (Allah cimridir)”
110
ayetlerini zikrede-
104 et-Tevbe, 9/34.
105 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/351.
106 Âl-i İmrân 3/78. Mâtürîdî’nin delil olarak kullandığı diğer ayetler için bk. en-Nisâ
4/46; el-Mâide 5/13.
107 Mâtürîdî, Te’vîlât, 6/351.
108 Mâtürîdî, Te’vîlât, 12/367.
109 Âl-i İmrân 3/181.
110 el-Mâide 5/64.
114
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
rek Allah’a isnat edilen bu vasıarın bir yaratıcı için düşünülmesinin
muhal olan sözler olduğunu ve Kur’an’ın bu yöndeki suçlamalarının
daha çok Yahudileri hedef aldığını belirtir. Bu anlamda Mâtürîdî,
konuya ilişkin mezkûr ayetlerin nüzul sebebi olarak Yahudilerin:
“Muhammed’in ilâhı fakirdir, sizden borç istiyor, oysa biz zenginiz.”
demelerini nakleder. Mâtürîdî’nin nakleiğine göre, Yahudiler, “Kim-
dir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat
ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak ona döndürüleceksiniz.”
111
ayetini işitince: “Muhammed’in ilâhı fakirdir, sizden borç istiyor,
oysa biz zenginiz.” demişlerdir. Bunun üzerine Allah Teâlâ da Allah;
‘Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz’ diyenlerin sözünü elbee duydu.”112
ayetini indirmiştir. Haa Yahudiler: Allah’ın eli sıkıdır.”113 demişler-
dir. Allah da onların bu sözlerinin gerçeği yansıtmadığını bildirmek
için: “(Rızkı) Allah daraltır ve genişletir.” buyurmuştur.114 Mâtürîdî,
Âl-i İmrân 3/181. ayetinin Yahudilerin bu ölçüsüz davranışlarına ve
akılsızlıklarına delalet eiğini, bu akılsızlıklarının da Allah’ın elinin
bağlı olduğunu iddia edecek dereceye kadar ulaştığını ifade eder.115
Mâtürîdî, Allah hakkında söylenen bu çirkin sözlere yönelik
eleştirilerini daha çok el-Bakara 2/245. ve el-Hadîd 57/18. ayetle-
rinin tefsirinde dile getirir ve Yahudilerin bu yöndeki iddialarını
cevaplamaya çalışır. Ona göre, söz konusu ayetlerde dikkat edilmesi
gereken birkaç husus vardır. Öncelikle Allah Teâlâ’nın fakirliği ve
muhtaçlığı dolayısıyla borçlanacak bir fakirlik ve muhtaçlık içeri-
sinde olamayacağının bilinmesi gerekir. Ayrıca ayee Yahudilerin
fakirlere yaptıkları infaktan dolayı minnet etmemeleri de isten-
mektedir. Çünkü görünür âlemde her borç veren, borçlunun buna
ihtiyacı olduğu için ya da fakirliği dolayısıyla bunu yapmaz. Aksine
malı görünürde onun yanında güvende olsun diye verir. Alacaklının
malını yağmadan kurtardığı için minnet borçluya olmalıdır. Aynı
şekilde fakirlere verdikleri sadaka ve borç kabilinden mallar ihtiyaç
duyacakları güne kadar Allah katında korunmuştur. Bu durumda
fakire bir minnet söz konusu olamaz. Ayee dikkat edilmesi gereken
111 el-Bakara 2/245.
112 Âl-i İmrân 3/181.
113 el-Mâide 5/64.
114 Mâtürîdî, Te’vîlât, 2/134, 494.
115 Mâtürîdî, Te’vîlât, 2/494.
115
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
diğer bir husus da Allah Teâlâ’nın ikramı ve cömertliğinden haber
verilmesidir. Hem mal sahibinin hem de malın gerçek sahibi Allah
Teâlâ’dır. Kendisine ait olduğu için dilerse Allah, mal sahibinin
bütün mal varlığını alabilir. Ancak bunu yapmamış aksine kendi-
sine kat kat karşılığını vereceğini bildirerek ondan borç istemiştir.
Görünür âlemde efendinin kölesinden borç istemesinin köle için
bir şeref ve büyüklük anlamına geldiğine dikkat çeken Mâtürîdî,
tıpkı bunun gibi zatı itibariyle zengin olan Allah Teâlâ’nın kulundan
borç istemesinin o kul için bir şeref ve büyüklük anlamı taşıdığını
belirtir.
116
Ayrıca o, “Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah
her şeye hakkıyla gücü yetendir”
117
ayetinin Allah fakir; biz zenginiz”
118
diyen Yahudilerin sözlerine karşılık bir cevap niteliği taşıdığını
ifade eder. Zira ona göre Allah Teâlâ, bu ifadeyle sanki şöyle demiş
gibidir: “Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aitken fakirliğin ve
ihtiyacın O’na, sizler de O’nun kulları ve köleleri iken –ki kölenin
mal varlığı efendisine aiir- zenginliğin size nispet edilmesi nasıl
mümkün olabilir?
119
Dolayısıyla Mâtürîdî’ye göre Yahudilerin Al-
lah’ın kendi fakirliği ve onların zenginliğinden dolayı onlardan borç
istediğine dair sözleri yersiz bir iddiadır. Buna ilaveten Yahudiler
kendilerinden Allah için yardım istenince, Allah’ın kendilerine bir
şey vermemesinden, ellerinin darlığından yakınıp, “Sanki verse
Allah’ın hazinesinden bir şey mi eksilir? Allah’ın eli bağlıdır (cim-
ridir).” diyerek Allah hakkında uygunsuz konuşmalarına devam
etmişlerdir. Mâtürîdî’ye göre Yahudilerin “Allah cimridir” sözünü
boşa çıkarmak üzere “Bir de Yahudiler, Allah’ın eli bağlıdır’ dediler.
Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır,
onun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir”
120
ayetini indirmiştir. O bu
ayetin tefsirinde Yahudilerin bu uygunsuz konuşmalarına çeşitli
açılardan eleştiriler getirmiştir.
İlk olarak Mâtürîdî, Yahudilerin Allah’ın cimriliği olarak öne sür-
dükleri “Allah’ın eli bağlıdır” ifadelerine karşılık, Allah’ın nimetinin
bol ve kullarına karşı cömert olduğunu, dilediğine bol rızık vereceğini,
116 Mâtürîdî, Te’vîlât, 2/495-496. Ayrıca bk. Te’vîlât, 2/135-136.
117 Âl-i İmrân 3/189.
118 Âl-i İmrân 3/181.
119 Mâtürîdî, Te’vîlât, 2/507-508.
120 el-Mâide 5/64.
116
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
dilediğinden rızkı kısacağını ifade ederek iddialarına cevap verir. Bu
çerçevede Mâtürîdî, Yahudilerin sözleri ile ilgili bazı müfessirlerin gö-
rüşlerini nakleder. Birinci görüşü göre, Yahudiler bu sözü söylemekle
“Yahudiler ve Hıristiyanlar ‘Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz’ dediler.
De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz
de O’nun yaraığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine
azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah’a
aiir. Sonunda dönüş de ancak O’nadır.”121 ayetinde de işaret edildiği
üzere Allah’ın kendilerini cezalandırmayacağını kastetmişlerdir.
Mâtürîdî, böyle bir şeyin söz konusu olamayacağını ifade ederek,
Allah’ın bağışlama ve azap etme hususunda iki elinin bağlı değil,
aksine açık olduğunu, dilediğini bağışlayabileceğini, dilediğine de
azap edebileceğini belirtir. Mâtürîdî ikinci görüş olarak İbn Abbas’ın
(ö. 68/688) yorumunu nakleder. Buna göre Yahudiler bu sözü gerçek
anlamda söylememişler, aksine mecazî anlamı kastederek Allah’ı
cimri olmakla nitelendirmişlerdir. Mâtürîdî, Allah Teâlâ’nın insanlar
arasında en iyileri olmalarından dolayı Yahudilere bol rızık verdiğini,
ancak onların Hz. Muhammed’in peygamberliği konusunda onu
inkâr edip, Allah’a isyan edince onlara verdiği bol rızkın bir kısmını
onlardan kısmış olduğunu, bunun üzerine onlar da: Allah’ın eli
sıkıdır.” dediklerine dair bir görüş daha nakleder. Bu görüşe göre
Yahudiler, bu sözleriyle gerçek anlamda Allah’ın elinin bağlı olmasını
değil, daha önceden verdiği bol rızkı artık vermeyip onlardan kıstığını
kastetmişlerdir.
122
Mâtürîdî, bu görüşleri nakleikten sonra “eli bağlı”
deyiminin cimrilikten kinaye olduğunu ve Allah’ı cimrilikle niteleme
anlamı taşıdığını, ayetin de Yahudilerin cimriliklerinden bahseiğini
söyler. O, bu görüşünü desteklemek için “Eli sıkı olma, büsbütün eli
açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın”123 ayetini delil gösterir.
Ona göre ayee geçen “eli sıkı olma” ifadesiyle ellerin boyna bağlı
olması değil infakta cimriliğin yasaklanması kastedilmiştir. Mâide
5/64. ayetinde geçen: “Onların elleri bağlansın” ifadesi de bu anlamda
kullanılmıştır.124
121 el-Mâide 5/18.
122 Mâtürîdî, Te’vîlât, 4/266 vd.
123 el-İsrâ 17/29.
124 Mâtürîdî, Te’vîlât, 4/267.
117
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
Mâtürîdî’nin üzerinde durduğu bir diğer konu da yine aynı ayee
geçen, Allah’ın iki eli de açıktır” ifadesidir. Ona göre ayee Al-
lah’a el izafe edilmesinden insanlara el izafe edilmesi gibi bir anlam
çıkarılamaz. Allah’a ilişkin bu tarz ifadeler hakiki anlamda değil
mecaz anlamda anlaşılmalıdır.125 Bu nedenle ona göre ayee geçen
“eli bağlıdır” ifadesi cimrilik anlamında, “iki eli açıktır” ifadesi de
cömertlik anlamında insanların anlayabileceği bir üslup olması se-
bebiyle kullanılmıştır.
Mâtürîdî, bu açıklamalarından sonra Yahudilerin Allah hakkında
söyledikleri söz konusu çirkin sözlerinden dolayı azaba uğradıklarını
ve Allah’ın rahmetinden kovulduklarını ifade eder. Çünkü ona göre
Kur’an-ı Kerim’in onların kitaplarında da bulunan Hz. Peygamber’in
sıfatları, nitelikleri ve diğer tahrif eikleri hükümleri açıklaması Ya-
hudilerin inkâr ve azgınlıklarını artıracaktır. Yani Kur’an’a ve Hz.
Peygamber’e iman etmeyeceklerdir.126 Ayetinin devamında Yahudi-
lerin karakterinden bahsedildiğine ve onların fesat çıkarmaya uygun
seciyeleri yüzünden kendi aralarında bile dirlik sağlayamayan bir
toplum olduğunu dikkat çeken Mâtürîdî, onların farklı mezheplere
ve gruplara ayrıldıklarını, aralarındaki krî ihtilaardan dolayı
insanlara karşı düşmanlık ve kin beslediklerini belirtir.
127
Çünkü
onlar kendi aralarında sağlayamadıkları birliğin diğer insanların
arasında olmasını çekememektedirler. Nitekim onlar, mü’minlere
karşı savaşmak için kârlerle iş birliği yapmışlar ve onlara yardım
etmişlerdir. Bu suretle de yeryüzünde bozgunculuk çıkarmışlardır.
Mâtürîdî’ye göre onların kendi kitaplarında var olan Hz. Muham-
med’in sıfatlarını ve niteliklerini gizlemeleri, peygamber olacağına
dair işaret ve delilleri tahrif etmeleri ve bu suretle insanları Allah’ın
indirdiğinden başka bir şeye davet etmeleri faseta koşmak ve boz-
gunculuk çıkarmak anlamına gelir. Allah ise bozguncuları sevmez
ve onlardan razı olmaz. Bu nedenle onlar, Hz. Peygamber’e karşı ne
zaman bir tuzak kurmak isteseler ve onu öldürmek için bir araya
gelseler, Allah Teâlâ, onların bütün bu çabalarını boşa çıkarmış ve
bu amaçla tekrar bir araya gelmemeleri için aralarını ayırmıştır.128
125 Mâtürîdî, Te’vîlât, 4/267.
126 Mâtürîdî, Te’vîlât, 4/268.
127 Mâtürîdî, Te’vîlât, 4/269.
128 Mâtürîdî, Te’vîlât, 4/269-270.
118
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
Bu bağlamda Mâtürîdî, Yahudilerin Kur’an’da kıskanç ve bozguncu
bir topluluk olarak yeryüzünde devamlı fesat çıkaran bir karaktere
sahip olan, Müslümanlara karşı da kin ve düşmanlık beslemede
insanların en şiddetlisi olarak nitelendirilen bir toplum olarak anıl-
dığına dikkat çeker.129
Sonuç
Mâtürîdî’ye göre beşeriyetin ilk ve tek dini, tevhid dinidir. İlâhî
dinin temelini de tevhid merkezli inanç esasları oluşturmaktadır. Bu
inancı Allah’tan geldiği şekliyle koruyan din sahipleri “Hanif” veya
“Müslüman”; koruyamayan ve tahrif eden din sahipleri ise “Ehl-i
Kitap” ismini almaktadır. Bu anlamda Mâtürîdî, ilahî vahye mazhar
olan Ehl-i Kitabın kendilerine vahyedilen tevhid inancını bozduklarını
belirtmiştir. Ehl-i Kitap terimini de tevhid, vahiy, kitap ve nübüv-
vet gibi konularda bilgileri olan, fakat inat ve kibirleri yüzünden
peygamberden bir kısmını inkâr eden, Allah’a oğul isnad etme ve
din adamlarını rab edinme şeklinde bir inanç benimseyerek tevhid
inancını bozan Yahudi ve Hıristiyanları ifade etmek için kullanmıştır.
Mâtürîdî’ye göre tevhid inancını bozan dini toplulukların başında
Yahudiler gelmektedir. Bunun en önemli göstergesi de onların ant-
ropomork bir Tanrı anlayışını benimsemiş olmalarıdır. Buna göre
Yahudilik, her ne kadar temelde vahiy kaynaklı olup tektanrıcılığa
dayalı bir din olsa da zamanla çeşitli faktörlerin etkisi sonucu tevhid
inancından uzaklaştırılarak tahrif ve tebdîle uğramış bir dini ifade
etmektedir. Bu bakımdan Allah, tevhid inancını tekrar ikame etmek
için çeşitli zamanlarda farklı toplumlara birçok peygamberler gön-
dermiştir. Bütün peygamberler, insanları tevhid inancına yani Allah’ı
birlemeye ve ibadeti sadece O’na has kılmaya çağırmışlardır. İşte bu
inancı aslına uygun şekilde koruyan tek toplum Hz. Muhammed’e
tabii olan Müslümanlardır.
Mâtürîdî, Ehl-i Kitap olarak değerlendirdiği Yahudilerin “Allah’a
oğul isnad etme”, “O’nun hakkında uygunsuz konuşma” ve “din
adamlarını rab edinme” şeklinde bir inanç benimseyerek bu inancı
tahrif eikleri üzerinde durmuştur. Buradan hareketle Yahudilerin
129 Mâtürîdî, Te’vîlât, 4/286-287.
119
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
tanrı tasavvurlarını eleştirip, ulûhiyet anlayışlarındaki çelişkileri
ve sapmalarını aklî ve naklî delillerle ispatlamaya çalışmıştır. Bu
bağlamda Mâtürîdî, Yahudilerin teşbihi anımsatacak antropomork
Tanrı tasavvurları üzerinde durmuş, eleştirilerini de Tanrı’nın mutlak
birliği (tevhid inancı) ilkesinden hareketle yöneltmiştir. Hiçbir şeyin
Allah’ın dengi, misli ve benzeri olamayacağı ve beşerî vasıa nitelen-
dirilemeyeceği şeklindeki ayetleri (Şûrâ 42/11, İhlâs 112/4) kendisine
referans alan Mâtürîdî, Allah Teâlâ’nın temel inanç ilkesi olarak be-
lirlediği tevhid inancını bozan ya da kabul etmeyen tüm yaklaşımları
tenkid edip, reddetmiştir. Bu çerçevede Mâtürîdî, Yahudilerin teşbih
anlayışına dikkat çekmiş, Allah hakkında uygunsuz konuşmaları,
O’nu açıkça görmek istemeleri ve O’na çocuk isnad etmeleri gibi
inançları üzerinde durmuştur. Özellikle Yahudiler tarafından Allah’a
isnat edilen “Üzeyir Allah’ın oğludur” (et-Tevbe 9/30),Allah fakirdir,
biz zenginiz” (Âl-i İmrân 3/181) ve Allah’ın eli sıkıdır (Allah cimridir)”
(el-Mâide 5/64) gibi beşerî vasıarın bir yaratıcı için düşünülmesinin
muhal olduğunu belirtmiş, bu ve buna benzer tüm inançları Allah
için düşünülen tenzih ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle reddet-
miştir. Bu kapsamda Allah’ın vahdâniyeti, yaratılmışlardan hiçbir
şeye benzemediği, eşi ve benzerinin olmadığı şeklinde temayüz eden
tenzîhî sıfatlara dikkat çekmiştir.
Mâtürîdî’nin ulûhiyet konusunda Yahudilere yönelik ikinci tenkid
konusu ise, onların “(Yahudiler) Allah’ı bırakıp hahamlarını rabler edin-
diler...” (et-Tevbe 9/31) ayetinde ifade edildiği üzere din adamlarını
rab ve ilâh edinmeleridir. Bu anlamda Mâtürîdî, başta din âlimlerinin
tutum ve davranışları olmak üzere Yahudileri çeşitli açılardan eleş-
tirmiştir. Mâtürîdî, onların din adamları hakkındaki bu ifadelerin
sembolik (mecaz) olduğunu, onları rab edinerek kendilerine gerçek
anlamda ibadee ve tapınmada bulunulmadığını; fakat din adam-
larına körü körüne itaat edip, onların emir ve yasaklarını istisnasız
yerine getirmenin kendilerine kulluk/ibadet etme ve tapma anlamı-
na geldiğini ifade etmiştir. Ona göre, Yahudilerin bu durumu “Ey
âdemoğulları! Ben size, şeytana kulluk etmeyin, diye emretmedim mi?”
(Yâsîn, 36/60); “Babacığım! Şeytana kulluk etme!...” (Meryem 19/44)
ayetlerinde geçen Şeytan’a tapma konusuna benzemektedir. Ayetlerde
Şeytan’a ibadetin nispet edilmesinin nedeni ise onun her davet eiği
şeye icabet edilmesi ve emreiği her şeyin yapılmasından dolayıdır.
120
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
Yoksa hiç kimse Şeytan’a tapmayı kastetmez ya da ona ibadet etmeye
yeltenmez, fakat Şeytan’a itaat edip emirlerine uymakla ona tapmış
ve ibadet etmiş gibi olunur. Din adamlarının rab edinilmesi de tıpkı
bu durum gibidir.
Son olarak Mâtürîdî’nin Yahudilik eleştirisinde ulûhiyet anlayış-
larına ilişkin bu genel yaklaşımı, ilâhî bir kitaba sahip olan bu dini
(Yahudiliği) mevcut haliyle hükümsüz kılmaktadır. Bunun en önemli
delili de Yahudilerin peygamberlerin kendilerine tebliğ eikleri tevhid
inancını Allah’ın sıfatları konusunda aşırıya kaçmak, O’nu beşerî özel-
likler ile nitelemek, gereği gibi takdir edememek, din adamlarını rab
edinmek suretiyle tahrif ederek bu inançtan uzaklaşmış olmalarıdır.
Kaynakça
Adam, Baki. Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat. İstanbul: Pınar Yay., 2002.
Adam, Baki. Yahudilik ve Hıristiyanlık Açısından Kur’an’ın Tartışmalı
Konuları. İstanbul: Pınar Yay., 2011.
Adam, Baki. “Müslümanların Yahudilere Yöneliği Teolojik Eleşti-
riler”, Dinler Tarihi Araştırmaları. 4 (2004): 103-118.
Armstrong, Karen. Tanrının Tarihi. çev. Oktay Özel vd., Ankara:
Ayraç Yay., 2008.
Aydın, Fuat. Dinleri Tarihinde Okumak. İstanbul: Ensar Neşriyat, 2007.
Aydın, Fuat. “Bir Sessizliğin ya da Yhvh’nin Tarihi”. Usûl 2 (2004):
103-128.
Behiy, Muhammed. İslam Düşüncesinin İlahi Yönü. çev. Sabri Hiz-
metli, İstanbul: Fecr Yay., 1992.
Besalel, Yusuf. Yahudilik Ansiklopedisi. İstanbul: Gözlem Yay., 2002.
Demirci, Kürşat. Dinler Tarihinin Meseleleri. İstanbul: İnsan Yay., 2002.
Demirci, Muhsin. Kur’an’ın Temel Konuları. İstanbul: İFAV Yay., 2000.
Firestone, Reuven. Yahudiliği Anlamak: İbrahim’in Çocukları. çev. Çağ-
layan Erendağ vd., İstanbul: Gözlem Yay., 2004.
121
İmam Mâtürîdî’nin Ulûhiyet Bağlamında Yahudi Teolojisine İlişkin Eleştirileri
Gündüz, Şinasi. Din ve İnanç Sözlüğü. Konya: Vadi Yay., 1998.
Güner, Osman. Resulullah’ın Ehl-i Kitap’la Münasebetleri. Ankara: Fecr
Yay., 1997.
Gürkan, Salime Leyla. Yahudilik. İstanbul: İSAM Yay., 2008.
Işık, Hidayet. Âmirî’ye Göre İslam ve Öteki Dinler. İstanbul: İz Yay.,
2006.
İbn Kesîr, Ebü’l-Fidâ’ İmâdüddîn İsmâîl b. Şihâbiddîn Ömer. Hadis-
lerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri. çev. B. Karlığa vd., İstanbul: Çağrı
Yay., 2002.
İbn Meymûn, Ebû İmrân Mûsâ b. Ubeydillâh el-Kurtubî el-İsrâîlî.
Delâletü’l-Hâirîn. nşr. Hüseyin Atay, Ankara: Ankara Üniver-
sitesi Basımevi, 1974.
Kaufman, Francine vd. “Yahudi Kaynaklarına Göre Yahudilik”, Din
Fenomeni. haz. Mehmet Aydın, Konya: Din Bilimleri Yay., 2000,
s. 262-283.
Kurt, Ali Osman. Erken Dönem Yahudi Tarihi: Yahudiliğin Mimarı Ezrâ.
İstanbul: IQ Kültür Sanat Yay., 2007.
Kutluay, Yaşar. İslam ve Yahudi Mezhepleri. İstanbul: Anka Yay., 2004.
Mâtürîdî, Ebû Mansûr Muhammed b. Mahmûd. Kitâbü’t-Tevhîd Ter-
cümesi. çev. Bekir Topaloğlu, Ankara: İSAM Yay., 2009.
Mâtürîdî, Ebû Mansûr Muhammed b. Mahmûd. Te’vîlâtü’l-Kur’ân.
ed. Bekir Topaloğlu vd., İstanbul: Dâru’l-Mizân, 2004-2010.
Önal, Recep. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’ye Göre İslam Dışı Dinler. Bursa:
Emin Yayınları, 2013.
Önal, Recep. “Mâtürîdî’nin Yahudilerle Polemiği: Tahrif Bağlamında
Kutsal Kitap İnançlarına Yönelik Eleştirileri”, İslami Araştırmalar.
27/3 (2016): 333-352.
Shahak, İsrael. Yahudi Tarihi Yahudi Dini. çev. A. Emin Dağ, İstanbul:
Anka Yay., 2004.
122
Cilt-1 • Sayı-1 • Haziran 2021
Taşpınar, İsmâil. Duvarın Öteki Yüzü. İstanbul: Gaye Kitapevi, 2003.
Topaloğlu, Bekir. Te’vîlâtul-Kur’an’dan Tercümeler. İstanbul: Acar
Matbaacılık, 2003.
Tunçbilek, H. Hüseyin. “İslâm’ın Dışındaki Monoteist Düşünce
ve İnançlarda Ulûhiyet Anlayışı”, MARİFE 3/1 (Bahar 2003):
119-140.
Wolfson, H. Ausryn. Kelâm Felsefeleri. çev. Kasım Turhan, İstanbul:
Kitapevi, 2001.
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
Article
Full-text available
ABSTRACT Mankind's ancestors and the first prophet of the Prophet accepted, Adam has notified the monotheistic religion of the people. However, people started to degenerate the Tawhid religion with time because of superstitions and polytheisticactions. To re-set the religions and to promote the Tawhid belief, Allah sentprophets in different times. In this context, allprophetsannounced the same religion and called people to accept the Tawhid of Allah, worshipjust for Allah and servejust for Allah. One of the primary groups that degenerate the Tawhid belief is Jewish people, making Judaism a religion that lost the Tawhid belief. The only group that protects the Tawhid belief as its original is the Muslim group. Muslims cholars criticized the Jewish people from many aspects. Maturidi who had an important role in these arguments between Muslimsand Jews, accepts Tawhid as an indispensable part of all religions and strictly criticized Jewish people on this issue. One of the primary issues that Maturidicriticizes is Jews' holy book belief. In this study, Maturidi's criticismtoholy books is examined. In this context, Jews perceptions to their holy book and its degeneration are this study's main concern. ÖZET İnsanoğlunun atası ve ilk peygamberi kabul edilen Hz. Âdem insanlara tevhid dinini tebliğ etmiştir. Ancak bu dine inanan topluluklar zaman içerisinde birtakım hurâfe ve şirk unsurlarına bulaşmak suretiyle tevhid inancını bozmuşlardır. Allah Teâlâ bozulan ilahî din-leri aslına döndürmek, tevhid inancını tekrar ikâme etmek için farklı zamanlarda peygam-berler göndermiştir. Bu anlamda bütün peygamberler aynı dini tebliğ etmiş; insanları sadece Allah'ı birlemeye, ibadeti O'na has kılmaya ve O'ndan başkasına tapmamaya çağırmışlardır. Tevhid inancı bozulan grupların en başında öz itibariyle ilahî bir dine sahip olan Yahudiler gelmekte, Yahudilikde zamanla tevhid inancından uzaklaşarak tahrif ve tebdîle uğrayanbir dini ifade etmektedir. Tevhid inancını aslına uygun şekilde koruyan tek dinî grup ise Müs-lümanlardır. Müslüman âlimler, Yahudilerin başta ulûhiyet ve nübüvvet olmak üzere inanç esaslarını çeşitli açılardan eleştirmişlerdir. Müslümanlar ve Yahudiler arasındayaşanan bu teolojik tartışmalarda ve reddiye geleneğinde önemli bir rol oynayan İmam Mâtürîdî de tevhid inancını bütün ilahî dinlerin vazgeçilmez temel unsuru kabul etmiş, bu inancı tahrif eden Yahudilere yönelik eleştirilerini de bu doğrultuda dile getirmiştir. Mâtürîdî'nin Yahu-dileri eleştirdiği konuların en başında ise kutsal kitap inançları gelmektedir. Bu çalışmada Mâtürîdî'nin kutsal kitap inançlarına ilişkin eleştirileri ele alınacaktır. Bu bağlamda konu Yahudilerin kutsal kitaplara karşı tutumları ve kitaplarını tahrif etmeleri şeklinde incelene-cektir.
Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat. İstanbul: Pınar Yay
  • Baki Adam
Adam, Baki. Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat. İstanbul: Pınar Yay., 2002.
Yahudilik ve Hıristiyanlık Açısından Kur'an'ın Tartışmalı Konuları. İstanbul: Pınar Yay
  • Baki Adam
Adam, Baki. Yahudilik ve Hıristiyanlık Açısından Kur'an'ın Tartışmalı Konuları. İstanbul: Pınar Yay., 2011.
Müslümanların Yahudilere Yönelttiği Teolojik Eleştiriler
  • Baki Adam
Adam, Baki. "Müslümanların Yahudilere Yönelttiği Teolojik Eleştiriler", Dinler Tarihi Araştırmaları. 4 (2004): 103-118.
  • Karen Armstrong
  • Tarihi
Armstrong, Karen. Tanrının Tarihi. çev. Oktay Özel vd., Ankara: Ayraç Yay., 2008.
İstanbul: Ensar Neşriyat
  • Fuat Aydın
  • Dinleri Tarihinde
  • Okumak
Aydın, Fuat. Dinleri Tarihinde Okumak. İstanbul: Ensar Neşriyat, 2007.
Bir Sessizliğin ya da Yhvh'nin Tarihi
  • Fuat Aydın
Aydın, Fuat. "Bir Sessizliğin ya da Yhvh'nin Tarihi". Usûl 2 (2004): 103-128.
İslam Düşüncesinin İlahi Yönü. çev. Sabri Hizmetli, İstanbul: Fecr Yay
  • Muhammed Behiy
Behiy, Muhammed. İslam Düşüncesinin İlahi Yönü. çev. Sabri Hizmetli, İstanbul: Fecr Yay., 1992.
İstanbul: Gözlem Yay
  • Yusuf Yahudilik Besalel
  • Ansiklopedisi
Besalel, Yusuf. Yahudilik Ansiklopedisi. İstanbul: Gözlem Yay., 2002.