ResearchPDF Available

Kolombiya Protestolarının Analizi: Sorunun Kökleri, Şiddetin Sebepleri, Talepler ve Olası Sonuçlar

Authors:
  • Uluslararası İlişkiler Konseyi

Abstract

Kolombiya’da 28 Nisan’da vergi ve sağlık reformlarına karşı başlayan protestoların etkisi genişleyerek ülkedeki köklü ekonomik ve sosyal sorunlarla ilgili farklı talepleri de içeren bir toplumsal harekete dönüştü. Olaylarda başta polis ve ordu olmak üzere paramiliter güçler ve Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (Fuerzas Armadas Revolucionarias de Colombia – FARC) ve Ulusal Kurtuluş Ordusu (Ejército de Liberación Nacional – ELN) gibi sol eğilimli silahlı gruplar ile aşırılaşan bazı sivillerin şiddete başvurması protestoların ülke çapında yayılmasında önemli bir etmen oldu. Olaylarda birçok mağaza yağmalanırken, banka, durak gibi yerler zarar gördü. Aynı zamanda halen devam eden protestolarda 40’ın üzerinde insan hayatını kaybetti. Bu yazıda Kolombiya’da devam eden protestolar kapsamında ülkedeki sosyal ve ekonomik sorunların kökleri ile protestocuların talepleri irdelenerek neler olup bittiğine ışık tutulmaya çalışılacaktır.
This essay is published on Panorama Portal at 27/05/2021.
Bu analiz Panorama Portalı’nda 27/05/2021 tarihinde yayınlanmıştır.
DOI: https://dx.doi.org/10.13140/RG.2.2.35114.75208/2
E-ISSN: 2718-0549
Bu yazıya atıf için: Başar Baysal, "Kolombiya Protestolarının Analizi: Sorunun Kökleri, Şiddetin Sebepleri,
Talepler ve Olası Sonuçlar" Panorama, Çevrimiçi Yayın, 27 Mayıs 2021,
https://www.uikpanorama.com/blog/2021/05/27/ kolombiya-protestolarinin-analizi-sorunun-kokleri-
siddetin-sebepleri-talepler-ve-olasi-sonuclar /
Kolombiya Protestolarının Analizi: Sorunun Kökleri, Şiddetin Sebepleri, Talepler ve
Olası Sonuçlar
Özet
Kolombiya’da 28 Nisan’da vergi ve sağlık reformlarına karşı başlayan protestoların etkisi
genişleyerek ülkedeki köklü ekonomik ve sosyal sorunlarla ilgili farklı talepleri de içeren bir
toplumsal harekete dönüştü. Olaylarda başta polis ve ordu olmak üzere paramiliter güçler ve
Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (Fuerzas Armadas Revolucionarias de Colombia
FARC) ve Ulusal Kurtuluş Ordusu (Ejército de Liberación Nacional – ELN) gibi sol eğilimli
silahlı gruplar ile aşırılaşan bazı sivillerin şiddete başvurması protestoların ülke çapında
yayılmasında önemli bir etmen oldu. Olaylarda birçok mağaza yağmalanırken, banka, durak
gibi yerler zarar gördü. Aynı zamanda halen devam eden protestolarda 40’ın üzerinde insan
hayatını kaybetti. Bu yazıda Kolombiya’da devam eden protestolar kapsamında ülkedeki
sosyal ve ekonomik sorunların kökleri ile protestocuların talepleri irdelenerek neler olup
bittiğine ışık tutulmaya çalışılacaktır.
Toplumsal Gerilimin Kökenleri: Sosyal ve Ekonomik Adaletsizlik
Kolombiya’daki mevcut eylemlerin ana sebebinin sosyal ve ekonomik eşitsizlikler olduğunu
söyleyebilmek mümkün (Safford ve Palacios, 2002). Nitekim ülkedeki sosyal ve ekonomik
adaletsizliğin kökleri ülkenin kuruluşuna kadar gitmektedir (LeGrand, 1985, 2003; Bushnell,
1993). 15. yüzyılın sonunda İspanyol yerleşimcilerin kolonileştirdiği Kolombiya, 1800’lerin
başında Simon Bolivar önderliğindeki bağımsızlık mücadelesi sonucunda İspanyol
hakimiyetinden kurtulmayı başarabildi. Fakat ülke içinde zengin ve fakir arasındaki uçurum
sona ermedi (Safford ve Palacios, 2002). Zaten Simon Bolivar’ın Latin Amerika’da ABD
benzeri bir yapı oluşturma hayaliyle kurduğu Büyük Kolombiya (Gran Colombia) da kısa
zamanda dağılarak yeni sınırlar çerçevesinde mevcut ülkeler ortaya çıkmış oldu.
Kolombiya’da şehir merkezlerinde rahatlıkla gözle görülebilen sosyal ve ekonomik
eşitsizlikler, kırsalda çok daha katı bir şekilde devam etmektedir. Büyük toprak sahipleri ile
topraksız fakir köylüler ve kendi kültürlerinin yanı sıra artık son derece daralmış olan
topraklarını korumaya çalışan yerli kabileler arasında yaşanan gerilim de ülkenin
kuruluşundan bu yana halen devam etmektedir. Bu kapsamda ülkede gizli bir kast sisteminin
varlığından söz etmek yanlış olmayacaktır.
20.yüzyılın sonlarına kadar ülke yönetiminde geleneksel iki parti olan Muhafazakar ve
Liberal Partiler söz sahibi oldu ve zaman zaman iki parti ve seçmenleri arasında iç savaşa
varan gerilimler yaşandı (LeGrand, 1985, 2003). Kolombiya siyasal tarihi incelendiğinde,
ülkede hiçbir zaman sol bir partinin başa geçmediği görülmektedir. Aynı şekilde ülkedeki
sosyal eşitliksizlikleri sonlandırmayı hedefleyen, bu kapsamda geniş çaplı bir toprak reformu
yapmayı başarabilen bir yönetim de ortaya çıkmamıştır.
Özellikle, Muhafazakar ve Liberal Partilerin aralarında anlaşarak 1957 yılında kurdukları
Milli Cephe (Frente Nacional), 1974 yılına kadar devam etti ve bu süreçte alternatif görüşler
meşru politik arenada kendilerine yer bulamadılar. Bu dönem, ülkedeki sol eğilimli silahlı
grupların ortaya çıktığı bir dönem olarak da dikkat çekmektedir (Baysal, 2019). Özellikle orta
sınıfın da varlığını göstermeye başladığı bu dönemde, mevcut politik yapının bu şekilde
olması FARC gibi silahlı grupların zamanla toplum nezdinde de destek kazanmasına yol açtı.
Fakat 1980’lerden itibaren başta bu sol eğilimli silahlı gruplara karşı zengin kesimin
çıkarlarını korumak amacıyla daha sağ eğilimli silahlı paramiliter gruplar da kuruldu (Romero
2000, Baysal, 2019). Zamanla daha otonom hale gelen bu gruplar hem sosyo-ekonomik olarak
alt kademede olan insanları hem de sol eğilimli silahlı grupları baskı altında tutmak için
zaman zaman ülkenin silahlı kuvvetleri tarafından da desteklenmiştir (Tate, 2001). Tüm bu
gelişmelere paralel olarak, 1980’lerde uyuşturucu üretim ve kaçakçılığı gibi faaliyetlerin baş
göstermeye başlaması gerek mevcut silahlı grupların güç kazanmasını sağlayarak gerekse
silahlı uyuşturucu kartellerinin ortaya çıkmasını tetikleyerek ülkedeki şiddet sarmalını önemli
ölçüde artırmıştır.
Uyuşturucu kaçakçılığının yarattığı dinamikler, başlarda sağ-sol politik emellerle kurulan
birçok silahlı grubun kriminalize olmasını beraberinde getirmiştir. “Desecuritization of FARC
and New Dynamics of Violence” projesi (Bkz. Not 1) kapsamında Kolombiya’da
yürüttüğümüz saha çalışmalarında mülakatlarla da tespit ettiğimiz üzere, fakir köylülerin
haklarını “kapitalist” devlete ve zengin toprak sahiplerine karşı korumak amacıyla kurulan
FARC da dahil birçok silahlı grup uyuşturucu kaçakçılığına bulaşş durumdadır. Örneğin
saha çalışması yürüttüğümüz Tumaco şehrindeki (hem Ekvador sınırında olması hem de
Pasifik Okyanusu’nun kıyısında olması sebebiyle kokain üretim ve kaçakçılığında başta gelen
şehirlerden birisidir) tüm mahalleler birbiriyle düşmanlık içerisindeki iki ayrı FARC
fraksiyonunun kontrol altındayken, burada bu grupların baskısıyla yaşayan insanlar konuyla
ilgili kısık sesli konuşmaktan dahi çekinmektedir. Ülke genelinde de benzer silahlı gruplar
kuruluş amaçlarından ayrılarak ve daha ziyade maddi çıkarlarını önceleyerek halkı baskı
altında tutmaktadırlar.
Tüm bu şiddet sarmalında özellikle sosyo-ekonomik anlamda ikinci sınıf olarak
nitelendirilebilecek Kolombiyalılar (özellikle kırsaldaki topraksız köylüler ve yerli kabileler)
büyük bir baskı altında hayatlarına devam etmektedir. Tabii ki bu baskı Kolombiya halkını
patlamaya hazır bir saatli bomba haline getirmiş durumdadır. Bu sebepledir ki ülkede küçük
seviyede başlayan eylemler dahi bir anda büyüyerek halihazırda yaşanan protestolar gibi
büyük çaplı toplumsal hareketlere dönüşebilmektedir. Mevcut sosyo-ekonomik adaletsizlikler
ve şiddet sarmalının hakim olduğu ülkede bu tür protestolardan başka dezavantajlı konumdaki
insanların yapabileceği bir şey olmadığı görülmektedir, bu mevcut protestoların neden
alevlenerek büyüdüğünü de açıklamaktadır.
Yakın Dönemde Yaşananlar ve Halkın Talepleri:
Yukarıda ele alınan hususlar göz önüne alındığında, Kolombiya toplumsal mobilizasyon ve
eylemlerin sıklıkla yaşandığı/yaşanması beklenen bir ülke olarak karşımıza çıkmaktadır
(Archilla,2021). Hem silahlı grupların baskısı hem de ekonomik sıkıntılar Kolombiya halkını
hayatından bezdirmiş durumdadır. Benzer şekilde, hem 2019 hem de geçtiğimiz sene sonunda
Latin Amerika genelinde yaşanan protestoların bir uzantısı şeklinde ortaya çıkan ve özellikle
Bogota’da eğitim, ekonomik sıkıntılar, eşitsizlik vb. taleplerle başlayan protestolar
yaşanmıştı. Yerli kabilelerin de protestolara katıldığı bu dönemde 13 kişi hayatını yitirirken,
olaylar Covid-19 pandemisinin başlamasıyla sona erdi ve sorunlar yine çözümsüz kaldı.
Geçtiğimiz yıl yaşanan olaylar pandemi nedeniyle sona erse de mevcut olayların şimdi patlak
vermesinin en önemli nedeni de yine pandemi olmuştur. Kolombiya pandemiden en çok
etkilenen ülkelerden birisidir. Yaklaşık iki milyon Venezuelalı göçmene ev sahipliği yapan
Kolombiya’da işsizlik pandemi öncesinde zaten önemli bir sorunken, pandemi insanların
gelirlerini kaybetmelerine ve ekonomik sıkıntılarının artmasına yol açtı. Kolombiya’da bir
diğer sorun kuşkusuz kayıt dışı çalışanların durumu. Ülkede birçok insan sokaklarda bir şeyler
satarak gündelik olarak geçimini sağlıyor. Covid-19 kapsamında alınan sokağa çıkma yasağı
vb. tedbirler bu insanları bir şekilde açğa mahkum etmiş durumda. Mülakat yaptığımız
kişilerin de ifade ettiği üzere “artık insanların kaybedeceği bir şey kalmadı.”
Olayların şimdi patlak vermesinin başka bir nedeni de 2016 yılında FARC ile imzalanan barış
anlaşmasının tam olarak uygulanmamasıdır. Nitekim barış anlaşmasının imzalanmasından
hemen sonra, söz konusu anlaşmaya karşı olan eski devlet başkanı Alvaro Uribe’nin
partisinden Ivan Duque başkan olarak seçildi. Bu gelişme barış anlamasında karara bağlanan
konuların uygulanmasında büyük aksaklıkları da beraberinde getirdi. Bundan dolayı tekrar
silahlanmaya başlayan eski FARC militanları, ki bir kısmı zaten silah bırakmamıştı, ülkedeki
şiddetin ve dolayısıyla da insanların üzerindeki baskının daha da artmasına sebep oldu. Bu
kapsamda sadece görüştüğümüz eski FARC üyeleri değil, yerli kabile üyeleri dahi devletin
hem FARC’ı hem de toplumu aldattığını düşünmektedir.
Anlaşmanın uygulanmamasının yarattığı sorunların eski FARC üyelerinin silahlanmasından
daha derin olduğunu ifade etmek mümkün. Söz konusu barış anlaşması sadece FARC’ın silah
bırakması ya da geçiş dönemi adaleti gibi hususları değil aynı zamanda ülkedeki sosyal
eşitsizlikler ile yukarıda belirtilen toplumun sosyo-ekonomik sorunlarının ortadan kaldırılması
ile ilgili de birçok madde içermektedir. Örneğin, toprak reformu ile topraksız köylülere toprak
verilmesi, koka (kokainin ham maddesi) üreticisi çiftçilere başka ürünler üretmeleri için
destek verilmesi, kırsalda çiftçilere kolaylık sağlayacak altyapı (sulama sistemi, nakil yolları
vb.) imkanlarının gelişmesi, demokratik protesto hakkının getirilmesi vb. doğrudan fakir
halkın imkan ve haklarını arttırmaya yönelik maddeler de barış anlaşmasının içeriğinde
mevcut. Bu gibi hususların uygulanmıyor oluşu da protestoların tetiklenmesinde önemli bir
etkendir. Örneğin, proje kapsamında Cauca ve Caqueta’da görüştüğümüz koka üreticisi
çiftçiler, barış anlaşması sonrasında devlet desteği umuduyla koka tarlalarını yeni ürünler için
hazırladıklarını ancak destek gelmeyince birçok çiftçinin tekrar koka üretimine döndüğünü
ifade etmişlerdir. Burada kırsalda yaptığımız etnografik gözlemler altyapı anlamında gerekli
adımların atılmadığını da açıkça göstermektedir.
Olayların neden şimdi gerçekleştiğine dair yapılan genel açıklamalara ek olarak, olayların
fitilini ne ateşledi sorusunun yanıtını aradığımızda, bir önceki Santos hükümetine göre daha
sağ eğilimli olan mevcut Duque hükümetinin Nisan 2021’de yürürlüğe koymak istediği vergi
reformu ve sağlık reformu protestoların başlamasına neden olan son kıvılcım olarak göze
çarpmaktadır. Hükümet, özellikle vergi reformuyla Covid-19 döneminde daha da kötüleşen
ekonomik sıkıntıları aşmak için alt-orta sınıfının üzerine daha fazla bir ekonomik yük
getirmektedir. Bu çerçevede, yeni düzenlemeyle akaryakıt ile çiftçinin ürettiği patates vb.
ürünlere vergiler gelirken, zengin iş adamlarının sahip olduğu büyük çaplı endüstrilere
herhangi bir vergi yükü getirilmemektedir.
Sağlık reformuna bakıldığında ise, ülkede devlete bağlı devlet tarafından finanse edilen bir
sosyal güvenlik kurumu bulunmamakta ve sağlık sigortası işleri özel şirketler üzerinden
yürütülmektedir. Yeni sağlık reformu bu sistemin daha da özelleşmesine yol açacaktır. Ayrıca
reform özel kuruluşların haklarını arttırırken hem normal insanları hem de sağlık çalışanlarını
bu kuruluşlara karşı daha dezavantajlı bir konuma getirecek unsurları bünyesinde
barındırmaktadır. Yürüttüğümüz mülakatlarda ifade edildiği üzere, mevcut sistemde bile
hastanelerden randevu alamadıkları için yakınan Kolombiyalılar, bu yeni düzenlemeler ile
hali hazırda özel olan bu sağlık sigorta sisteminin oligarşik bir yapıya dönüşeceğini ve bunun
da insanların sağlık hizmetlerinden yararlanmada çok daha kötü bir hale getireceğini
söylemektedir. Örneğin, belli bir kronik hastalığa sahip insanların daha fazla sağlık sigorta
ücreti ödemeleri gibi. Böylece sağlık hizmetinin bir hak olmaktan çıkıp tamamen ücretli bir
servis haline gelme riski bulunmaktadır. Zaten, bu çerçevede protestolarda kullanılan
pankartlarda sağlık imkanlarının bir hak olduğu yönündeki talepler de dikkat çekmektedir.
Olaylar bu iki kanun teklifine –vergi ve sağlık - karşı başlamış olsa da hızla genişleyerek daha
farklı taleplerin de yer aldığı büyük çaplı bir toplumsal harekete dönüştü. Vergi reformunun
geri çekilmesi ve hazine bakanının istifa etmesi protestoların durulmasına yeterli olmadı.
Protestolara katılan halkın taleplerini kısaca belirtmek gerekirse ilk göze çarpanın ücretsiz
eğitim ve öğrenciler için uygun yurt imkanları olduğu görülmektedir. Kolombiya’da devlet
üniversiteleri de dahil tüm yüksek öğrenim ücretli. Üniversite ücretleri ise toplumun büyük bir
kesiminin karşılayabileceği seviyelerde de değil. Belli bir ekonomik imkana sahip olmayan
gençler yüksek öğrenime devam edemezken, bu fırsat eşitsizliği insanları büyük ölçüde
karamsarlığa sokmaktadır. Aynı şekilde Bogota ve diğer büyük şehirlerde kalacak yer
imkanlarının da çok pahalı olduğu bilinmektedir. Özellikle gösterilere katılanların büyük bir
çoğunluğunu oluşturan gençler ücretsiz eğitim ve yurt gibi imkanların arttırılması konusunda
taleplerini dile getirmektedir.
Protestoların genişlemesiyle ortaya çıkan bir diğer talep demokratik gösteri hakkı ve polis
şiddetinin durdurulması zira olayların genişlemesinde, protestoların ilk aşamasından itibaren
aşırı bir polis şiddeti uygulanması büyük rol oynamıştır. Öte yandan, 2016 yılında imzalanan
barış anlaşmasının önemli maddelerinden biri olan demokratik protesto hakkıyla ilgili henüz
bir yasa yapılmamıştır. Protestoların ilk günlerinde tanık olunan polis şiddeti, ülkede durumu
görece iyi olan orta üst sınıfın da mevcut göstericilerle dayanışma göstererek sokağa
çıkmasına ve bu şiddet olaylarını protesto etmeye itti. Bu kapsamda göstericilerin
taleplerinden birisi ESMAD adı verilen ve 1999 yılında iç kalkışmalara ve iç güvenlik
olaylarına karşı oluşturulmuş olan özel polis birliklerinin kaldırılmasıdır. Dolayısıyla polis
şiddetinin protesto edilmesi gösterilerin ana temalarından birisi haline gelmiş durumda.
Ülkedeki şiddet de bu çerçevede protestolara katılan göstericilerin ana gündem maddelerinden
birini oluşturmaktadır. Kolombiya’da cinayet sayıları resmi verilere göre oldukça yüksekken,
kayıtlara girmeyen birçok olayın da gündelik hayatın parçası olduğu bilinmektedir. Örneğin
saha ziyareti gerçekleştirdiğimiz Tumaco’da hakim durumda olan iki ayrı FARC grubu şehri
tamamen terörize etmiş durumda ve her gün birkaç insan ölüyor. Bunlara ek olarak, ülkede iki
ayrı cinayet trendinden daha bahsedebilmek mümkün: İlki silah bırakmış FARC üyelerinin
öldürülmesi ki barış anlaşmasının imzalandığı 2016 yılında bu yana 250’nin üzerinde eski
FARC militanı öldürüldü (Charles, Baysal, Forero, 2021) ki bu konu barış anlaşmasına en
büyük darbeyi vuran sorunların başında gelmektedir. İkinci cinayet trendi ise ülkedeki insan
hakları savunucuları, toplumsal konularda ilgili lider konumundaki bireyler ile yerli kabileler
gibi grupların liderlerini kapsamaktadır. Ülkede alternatif seslerin susturulması için özellikle
paramiliter güçler tarafından bu insanlara yönelik sistematik bir şiddet uygulanmaktadır.
Protestocuların istekleri arasında özellikle bu tür sistematik cinayetlerin önüne geçilmesi
talebi de yer almaktadır.
Gösterilere katılan bir başka grup olan çiftçiler de öncelikle vergi reformuyla tarım ürünlerine
getirilen vergiler sebebiyle sokağa çıktılar. Fakat ülkedeki çiftçilerin sorunları oldukça fazla
ve bu kapsamda taleplerinin sayısı çok. Saha çalışmamızda gözlemlediğimiz kadarıyla,
normal resmi vergi yanında kırsaldaki silahlı gruplar da yine vergi adı altında çitçilerden
haraç almaktadır. Tüm bu sorunlara ek olarak kırsaldaki altyapı eksiklikleri ve hükümetin bu
konudaki isteksizliği çiftçilerin protestolara katılmasında önemli bir sebep olarak ifade
edilebilir. Elbette barış anlaşmasında geçen koka üreticilerinin farklı ürün üretimine
yöneltmek için bu insanlara destek verilmesi hususunun da tam uygulanmıyor oluşunu da
çiftçilerin protestolara katılma sebepleri arasında saymak gerekiyor. Benzer şekilde barış
anlaşmasında belirtilen toprak reformunun tam olarak uygulanmaması kırsaldaki insanların
önemli sorunları arasında yer alıyor. Topraksız ve gerçekten fakirlik içerisinde yaşayan
köylülerin ana talepleri toprak reformu. Çok kötü fiziki şartlarda hayatlarına devam eden bu
insanlar, evlerinin bahçelerinde kendi tüketimleri için plátano (pişirilerek yenen bir muz türü)
ya da patates gibi ürünler yetiştirirken, parasal olarak sadece koka üreticisi toprak sahiplerinin
çitliklerinde günlük yevmiyeli olarak çalışarak bir kazanç sağlayabiliyorlar. Bu insanların
maddi olarak durumları gerçekten çok kötü. Protestocuların bu konudaki talepleri de bu
insanlarla ilgili ekonomik sıkıntıların giderilmesi ve kapsamlı bir toprak reformunun
yapılması yönünde.
Protestolara katılan gruplardan bir diğeri olan yerli kabilelerin yüzyıllardan beri süregelen
birtakım talepleri mevcut. Tabii ki bu talepler kolonyal dönemden beri bu insanların
yaşadıkları sorunlarla doğrudan ilgili. Protestolar boyunca özellikle bu insanlar tarafından
İspanyol kolonyal liderlerinin heykellerinin yıkılması bu insanların sıkıntılarının çok eski
tarihlere dayandığının açık bir göstergesi. Kırsalda silahlı grupların baskısı altında ezilen bu
insanlar kendi topraklarını ve kendi kültürlerini korumaya çalışmaktadır. Son derece barışçıl
olan bu grupların taleplerinden birisi barış anlaşmasında karara varılan ancak tam olarak
uygulanmaya toprak reformu kapsamında kedilerine geri verilecek olan toprakların teslim
edilmesidir. Aynı şekilde bölgelerindeki silahlı grupların baskılarından da kurtulmayı talep
etmektedirler istiyorlar. Bunlara ek olarak diğer gruplar ile ortak bir amaç olarak koka
tarlalarının havadan zehirlenmesine karşılar ve bunun tekrar yürürlüğe girmesini istemiyorlar.
Bu ilaçlama hem insanlara hem de doğaya büyük zarar verirken, ilaçlama yapılan bölgedeki
bitkilerin ve diğer tarım ürünlerinin de büyük oranda zarar görmesine sebep oluyor.
Tüm bu anlatılanlardan da görüleceği üzere, ülkedeki farklı sınıfların ve grupların talepleri
birbirinden farklı alanlarda olsa da iki alanda birbiriyle kesişmektedir. Bunlardan ilki ülkede
devam eden sosyo-ekonomik adaletsizlik. Nitekim ifade edilen sorunların ve dile getirilen
taleplerin hemen hepsi alt ve alt-orta sınıfın sıkıntılarını yansıtmakta. Hükümet sorunların
çözümünde isteksizliğini devam ettirirken, politikalar da bu insanların taleplerini
öncelemekten çok uzaktır. Kolombiya’daki mevcut ve hakim sistemin üst sınıfın durumunu
korumaya yönelik olduğunu ifade edebilmek mümkün. Göstericilerin ikinci ortak söylemi ise
“anti-Uribismo” olarak adlandırılan Uribe karşıtlığıdır. Alvaro Uribe, 2002-2010 döneminde
Kolombiya’nın başkanlığı görevini yürüttü. Uribe’nin başkanlığı döneminde hem ülke eliti ve
bürokrasisi ile bunları önceleyen bir sistem kurdu hem de özellikle sol silahlı gruplara yönelik
çok sert bir politika izledi (Baysal, 2019). Sol silahlı gruplara yönelik askeri operasyonların
önünü açarak, söz konusu silahlı grupları büyük oranda zayıflatırken, paralelindeki köy
boşaltmaları ya da katliamlar vb. pek çok insan hakkı ihlaline de yol açtı. Bu politikaların bir
kısmı doğrudan devlet kuvvetleri ile yapılırken, bir kısmı ise paramiliter güçler tarafından icra
edilmiştir (Baysal, 2019). Karışğı tüm bu olaylar nedeniyle Uribe, halihazırda çeşitli
suçlardan dolayı yargılanmakta ve ev hapsinde tutulmaktadır. Uribe’den sonra başkanlık
görevini devralan iki başkan da Uribe’nin partisinden seçildi. 2010’da başkan seçilen Juan
Manual Santos, seçildiği Milli Birlik Sosyal Partisinden (Partido Social de Unidad Nacional)
çok farklı bir politika benimseyip FARC ile barış sürecini başlattı. Uribe ise bu sürece muhalif
olan en önemli politik figür olmuştur. Barış süreci sonrası Uribe, daha kolay kontrol
edebileceği Ivan Duque’yi 2018’de aday göstererek başkan seçilmesini sağladı. Bu çerçevede
son olarak, Uribe’nin kontrolünde olan Duque’nin yetersizlikleri ve bunun yarattığı
demokratik sıkıntılar da protestoların hedefine oturmuş durumdadır. Dolayısıyla 2002
yılından beri ülke siyasetinin merkezinde olan Uribe’nin söz konusu dönemin büyük bir
kısmında iktidarda veya iktidarı kontrol eder pozisyonda olmuştur. Bu göz önünde
bulundurulduğunda göstericilerin “anti-Uribismo” etrafında birleşmesi şaşırtıcı değildir.
Protestolar neden şiddet olaylarına dönüştü?
23 Mayıs 2021 itibariyle biri polis memuru olmak üzere 50’nin üzerinde insan hayatını
kaybetti. Bunun dışında yüzlerce yaralı ve kayıp mevcut. Farklı sivil toplum örgütleri ölü
sayısının daha fazla olduğunu da iddia ediyorlar. Ayrıca, protestolara destek vermek üzere
Cali’ye gelen yerli kabile üyelerinden 8’i vuruldu. Sosyal medyaya yansıyan görüntüler son
derece kötü. Bazı görüntülerde askeri helikopterler ile protestoları kontrol etmeye çalışan
polisin halkın üzerine ateş açğı görüldü. Diğer taraftan ülkede birçok yağma ve hırsızlık
olayları görüldü, birçok belediye otobüsü ve durak kullanılamaz hale geldi. Birçok
mağazanın, bankanın camları kırıldı. Bogota da merkezi yerlerdeki bankalar, mağazalar hatta
apartmanlar bile girişlerini, vitrinlerini ahşap plakalarla kaplamış durumda.
Peki bu olaylar neden şiddetlendi? Birçok post-kolonyal ülkede olduğu gibi Kolombiya’da da
devletin zayıf olması (weak state) öncelikli neden olarak karşımıza çıkmaktadır. Arlene B.
Tickner’ın vurguladığı üzere (Tickner, 2021), zayıf devlet yapısı tüm ülke içerisinde kontrolü
sağlayıp şiddet kullanımını tekeline alabilmiş değil. Dolayısıyla devlet ontolojik bir korku ve
güvenliksizlik ikilemi içerisinde yaşamakta, buna paralel olarak da kendisine gelen tüm
eleştirileri güvenlikleştirmekte ve bunlara karşı şiddet içeren tedbirler almakta (ayrıca bknz:
Sanin ve Viatela, 2007). Bu aslında sadece Kolombiya’ya özgü bir durum değil. Ancak
Kolombiya’nın mevcut hükümeti ve başkanının, yukarıda ifade edildiği gibi, doğrudan eski
devlet başkanı Uribe kontrolünde olması ayrı bir meşruiyet sorununu yanında getirerek bu tür
eleştiri ve protestoların güvenlikleştirilmesinde önemli bir rol oynuyor.
Ülke özelinde şiddetin artmasında etkili olan, başka bir deyişle olaylarda şiddet içeren
eylemleri uygulayan polis ve ordunun varlığı. Bunun yanında ülkedeki hem daha çok sağ
eğilimli paramiliter gruplar hem de sol eğilimli silahlı grupların varlığı da olayların şiddet
içeren nitelik kazanmasında etkili. Bunların dışında düzensizlikten beslenen ve bu
düzensizliği uyuşturucu kaçakçılığı, yağma ya da hırsızlık gibi eylemleri için fırsat gören
insanlar da şiddet eylemlerinin artmasındaki bir diğer etmen. Son olarak bu insanların
eylemleri dolayısıyla radikalleşerek eylemcilere şiddet uygulayan sivillerin varlığından da söz
etmek gerekmektedir. Tüm bu faktörleri biraz daha ayrıntılı incelemek konuya açıklık
kavuşturmak için önem arz etmektedir.
Şiddetin artmasındaki en önemli unsurların başında Kolombiya’nın çok güçlü bir ordu ve
polis gücüne sahip olması gelmektedir. Kolombiya ordusu özellikle ABD’den aldığı askeri
yardım ve eğitim sayesinde bölgenin sayılı güçlü ve düzenli ordularından birisi ve ordunun
devlet içerisinde belli bir otonom yapısı var. Askeri yapı ve teçhizat devletlerarası bir
çatışmadan ziyade iç tehditlerin bastırılmasına göre dizayn edilmiş durumda. Elinde çekiç
olan çakacak çivi ararmış deyiminden hareketle devletin elinde bu tür olaylara karşı
kullanabileceği böyle bir araç olması onu kolaylıkla kullanabilmesini de beraberinde
getirmektedir. Yaşanan son olaylarda polis birliklerinin yanında askerler de belli seviyede
protestolara müdahalede kullanıldı. Ordunun otonom yapıda olması ve ontolojik olarak
varlığını devam ettirme kaygısı da önemli bir etmen. Bölgede ülkeler arasında silahlı bir
çatışma çıkma ihtimali oldukça zayıf. Bu da ordunun varlığını ve yapılan askeri harcamaların
sorgulanmasını beraberinde getiriyor. Son dönemde imzalanan barış anlaşması ile ülkedeki en
büyük silahlı grup olan FARC’ın da silah bırakması bu sorgulamaları arttırmış durumda. Ordu
ve büyük oranda askeri yapıda ve Savunma Bakanlığı’na bağlı olan polis gücü için mevcut
protestolar ve bu protestolara karşı kullanılmaları belli bir ontolojik dayanak sağlıyor şeklinde
düşünülebilir. Nitekim, protestolar sayesinde bu kurumlar kendi varlık ve meşruiyetlerini
devam ettirme adına kendilerine yeni bir savaş bulmuş durumdalar (New York Times, 12
Mayıs 2021).
Ülkedeki paramiliter ve sol eğilimli silahlı grupların varlığı da olayların şiddetlenmesinde
önemli bir etmen. Mülakat yaptığımız kişilerin tamamı paramiliter güçlerin protestolara dahil
olup şiddet içeren eylemlerde bulunmasının Kolombiya için şaşılacak bir durum olmadığını
ifade etmiştir. Hatta bu konudaki argümanları devletin desteğiyle gerçekleşen şiddet eylemleri
ile hükümetin protestoların meşruiyetini ve desteğini zayıflatmayı amaçladığı şeklinde
olmuştur. Bu kapsamda Hükümetin ve Uribe’nin temel argümanı, FARC ve ELN gibi
özellikle sol eğilimli grupların protestolarda şiddet eylemlerini gerçekleştirdiğidir (Asuntos
Legales, 3 Mayıs 2021). Protestocularla yaptığımız mülakatlarda bu konunun ayrıntılarını
sorduğumuzda katılımcılar “hükümete göre hepimiz ya gerilla ya da teröristiz” şeklinde
yanıtlar verdi. Diğer yandan hükümet bu söylemler ile polis ve askerlerin şiddet
uygulamalarını meşrulaştırma gayreti içerisindedir. Örneğin, protestoların ilk günlerinde
Uribe twitter üzerinden polis ve ordunun teröristlerin eylemlerine karşı kendini savunma
hakkı olduğuna dair bir açıklama yapmıştır (Colombia Reports, 1 Mayıs 2021).
Bunlar dışında ülkedeki düzensizlikten beslenen küçük ya da büyük gruplar da protestoların
şiddetlenmesinde etkili olmaktadır. Büyük grupların başında ülkedeki uyuşturucu kaçakçıları
gelmektedir, nitekim düzensizlik ortamında uyuşturucu kaçakçılığı ile uğraşanlar işlerini daha
rahatlıkla yapabilmektedir. Daha küçük çapta ise düzensizlik ortamından istifade ederek
hırsızlık ya da yağma gibi işlere girişen insanlar bulunmaktadır. Ülkede protestolar boyunca
aşırılıkların olduğu ve polisin yetersiz kaldığı zamanlarda dükkân yağmalamaları ya da
hırsızlık eylemlerinin sıkça görülmüştür (Archilla, 2021). Dolayısıyla bu iki grupta ele
alınabilecek insanların, ülkede yaşanan düzensizliğin/karmaşanın devamından yana
olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır.
Sonuç Yerine: Olaylar Nelere gebe
Kolombiya’daki protestolar bu yazının kaleme alındığı 24 Mayıs 2021 tarihi itibariyle halen
devam etmekte. Eylemler sayesinde protestocuların elde ettiği bazı kazanımlar da mevcut.
Örneğin daha protestoların başında vergi yasa tasarısı geri çekildi ve hazine bakanı istifa etti.
Ayrıca geçen hafta Başkan Ivan Duque alt gelir seviyesindeki öğrenciler için önümüzdeki
dönemde devlet üniversitelerinin ücretsiz olacağını açıkladı. Ancak yazının ikinci bölümünde
ele alınan halkın taleplerin tamamının bu protestolar ile sağlanabilmesi oldukça zor. Nitekim
taleplerin bütünü düşünüldüğünde, ülkede genel bir sosyal ve ekonomik dönüşüm
sağlanmadan bu taleplerin gerçekleşebilmesi mümkün gözükmemektedir. Ayrıca protestoların
daha ne kadar sürebileceği konusunda da bazı soru işaretleri olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Protestolardaki yağma, hırsızlık, otobüs ve durakların kullanılamaz hale gelmesi ve yol
kapamalar gibi bazı eylemler, protestolara katkı sağlamayan insanlarda rahatsızlıklar
yaratmaya, ayrıca protestolarla ilgili meşruiyet sorunlarına yol açmaya başladı. Büyük
şehirlere bazı gıda maddelerinin nakledilememesi ve ürünlerin yokluğu veya fahiş fiyattan
satılıyor olması vb. sorunlar da bu trendi destekler nitelikte. Ancak bunlardan dolayı
protestoların kısa zamanda sona erebileceği ya da genişleyerek devam edeceğine sair bir
öngörüde bulunmak oldukça zor. Halihazırda ilk günlerdeki şiddetini kısmen kaybeden
eylemler sona erebileceği gibi, benzer sorunlarla yüz yüze olan bölge ülkelerine de sıçrayarak
daha geniş bölgesel bir toplumsal harekete de dönüşebilir. Başta ABD olmak üzere
uluslararası toplumun protesto ve şiddet olaylarına tepkisi ve hükümete yapacakları baskı bu
süreçte etkili olacaktır.
Fakat şunu da ifade etmek gerekiyor ki, yaptığımız mülakatlarda tespit edebildiğimiz
kadarıyla protestoların genel bir değişim için bir kapı araladığını ifade edebilmek mümkün.
Kolombiya’da insanların bir kısmı mevcut kaosa rağmen ülkedeki sorunların farkında dahi
değil; büyük şehirlerde yaşayan halk kırsaldaki büyük sıkıntılardan haberdar değil, dolayısıyla
yaşanan protestolar sayesinde üst orta sınıfta ve özellikle de gençlerde ülkenin ana sorunları
hakkında belli bir farkındalık oluştuğu görülmektedir. Sosyal medya da bu farkındalığın
artmasında önemli bir rol oynadı. Görüştüğümüz protestocuların bir kısmı aslında özel olarak
kendilerinin ekonomik ya da sosyal anlamda büyük bir sorunu olmadığını fakat bu sorunları
yaşayan insanları görünce onlarla dayanışma göstermek için protestolara katıldığını ifade
ettiler. Bu da özellikle önümüzdeki yıl yapılması planlanan seçimlerde farklı sonuçların
doğmasını tetikleyebilecek bir durum olarak değerlendirilebilir.
Not 1: Bu yazıda kaleme alınan temel argümanlar, son 4 ay içerisinde Kolombiya’nın farklı
bölgelerinde icra edilen saha çalışması (mülakatlar, odak grup çalışmaları ve etnografik
katılımcı gözlem) ve son haftalarda protestolara katılan kişilerle yapılan mülakatlara
dayanmaktadır. Yapılan ana saha çalışması TÜBITAK 2219 Doktora Sonrası Araştırma Burs
Programı desteğiyle gerçekleşmektedir.
Kaynaklar:
Arcihilla, Mauricio, 2021, Speech at NYU Seminar on Colombian Protest,
https://www.facebook.com/CLACS.NYU/videos/4238362996194694
Asuntos Legales, 3 mayıs 2021, Ministerio de la Defensa identificó seis grupos detrás de la
violencia durante el paro nacional, https://www.asuntoslegales.com.co/actualidad/ministerio-
de-la-defensa-identifico-seis-grupos-detras-de-la-violencia-durante-el-paro-nacional-3163437
Bagley, Bruce, 1984, “Colombia: National Front and Economic Development,”
İçinde: Politics, Policies, and Economic Development in Latin America, Robert Wesson (ed.),
125-27. Stanford, Calif.: Hoover Institution Press.
Baysal, Basar, 2019, Securitization and Desecuritization of FARC in Colombia: A Dual
Perspective Analysis, New York: Rowman Littlefield Lexington Books.
Charles, Mathew H., Basar Baysal ve Juan Diego Forero, 2021, A Criminal Peace: Mapping
the Murders of ex-FARC Combatants, OCCO Documents, Universidad Del Rosario,
https://www.urosario.edu.co/Documentos/Facultad-de-Ciencia-Politica-Gobierno-y-
Relacione/Observatorios/Crimen-
organizado/DOCUMENTOS_OCCO_2_A_Criminal_Peace-18-nov-min.pdf
Colombia Reports, 1 Mayıs 2021, Colombia’s Former President “Glorifying Violence”:
Twitter, https://colombiareports.com/colombias-former-president-glorifying-violence-twitter/
Braun, Herbert, 1985, The assassination of Gaitán: Public life and urban violence in
Colombia, Madison: University of Wisconsin Press.
Bushnell, David, 1993, The Making of Modern Colombia: A Nation in Spite of Itself,
Berkeley: Univ. of California Press.
LeGrand, Catherina, 2003, “The Colombian Crisis in Historical Perspective,” Canadian
Journal of Latin American and Caribbean Studies 28 (55/56): 165-209.
LeGrand, Catherine, 1985 Frontier expansion and peasant protest in Colombia, 1850-1936.
Albuquerque: University of New Mexico Press.
New York Times, 12 Mayıs 2021, Colombia’s Police Made for War, Finds a New One,
https://www.nytimes.com/2021/05/12/world/americas/colombia-protests-police-brutality.html
Romero, M., 2000i Changing identities and contested settings: Regional Elites and the
Paramilitaries in Colombia, International Journal of Politics, Culture and Society, Special
issue on Colombia, 14(1), 51-69.
Safford, F., & Palacios M., 2002, Colombia: Fragmented Land, Divided Society Oxford:
Oxford University Press.
Sanín, F. G., Acevedo, T., & Viatela, J. M., 2007, Violent Liberalism? State, Conflict And
Political Regime In Colombia, 1930-2006: An Analytical Narrative On State-Making, Crisis
States Research Center, Working Paper No.19.
Tate, Winifred, 2001, “Paramilitaries in Colombia,” The Brown Journal of World Affairs 8(1):
163-175.
Tickner, Arlene B., 2021, Speech at NYU Seminar on Colombian Protest,
https://www.facebook.com/CLACS.NYU/videos/4238362996194694
Research
Full-text available
https://dergipark.org.tr/en/pub/tsbder/issue/69116 “Latin Amerika Bölgesinde Siyaset ve Toplum” ana temalı 2022/1 sayısı için karşılaştırmalı siyaset bilimi, kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler, politik iktisat ve politik sosyoloji alanlarında Latin Amerika ülkelerinin siyasal ve sosyal kurumlarına, jeopolitik ve güvenlik sorunlarına, iç ve dış politikada temel çatışma alanlarına, bölgesel entegrasyon faaliyetlerine ve bölge ülkelerinin Türkiye ile ilişkilerine odaklanan bilimsel literatüre katkı sağlayacak çalışmaları içermektedir. Politics and Society in Latin America: Scientific studies that will contribute to the literature in the fields of comparative political science and public administration, international relations, political economy, and political sociology for the 2022/1 issue of our journal under the main theme ‘Politics and Society in Latin America’ that focuses on sub-topics such as political and social institutions, geopolitical and security problems, main conflict areas in domestic and foreign policy, regional integration activities and relations between Turkey and Latin America countries.
ResearchGate has not been able to resolve any references for this publication.