Conference PaperPDF Available

Yükseköğretim Sisteminde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Authors:
e-ISBN 978-605-69502-8-5
Editors
Asst. Prof. Dr. Mehmet Necati CIZRELIOGULLARI, Ph.D.
Cyprus Science University
Assoc. Prof. Dr. Rukiye KILILI, Ph.D.
Cyprus Science University
Bildiri özetleri kitabı içeriğinin
tüm sorumluluğu yazarlarına aittir.
The contents of this Abstract Book
are solely those of the authors.
© All rights reserved.
E-printed in November 2020
e-ISBN 978-605-69502-8-5
No part of this book may be reprinted or reproduced
or utilized in any form or by any electronic, mechanical
or any other means, now known or hereafter invented,
including photocopying and recording, or in any form
of information storage or retrieval systems, without
permission from the publishers.
Web: https://www.eclss.org
Contact: contacts@eclss.org
ii
ECLSS 2020a
9th ECLSS Conferences on Language and Social Sciences
Crystal Waterworld Resort & SPA
Belek, Antalya, TURKEY
October 16 - 18, 2020
ORGANIZING COMMITTEE
Selman ARSLANBAS, Cyprus Science University [Honorary Chair]
Assc. Prof. Dr. Rukiye KILILI, Ph.D. TRNC [Co-Chair]
Asst. Prof. Dr. Mehmet Necati CIZRELIOGULLARI, Ph.D. TRNC [Co-Chair]
Hasan KARACAN, Ph.D., TURKEY [Co-Chair]
Kalbike Omirbaikyzy ESENOVA, Ph. D, KAZAKHSTAN
Eva EPPLER, Ph. D., UK
Maija BURIMA, Ph. D., LATVIA
Ali KORKUT, Ph. D., TURKEY
Mehmet DEMIREZEN, Ph.D., TURKEY
Şükrü CANKAYA, Ph.D., TRNC
Giedrė KVIESKIENE, Ph.D., LITHUANIA
Rustam KHALMURADOV, Ph.D., UZBEKISTAN
Nadejda AÇAN, Ph. D., RUSSIA
Altynshah KURMANALI, Ph. D., KAZAKHSTAN
Tahira KALSOOM, Ph.D., PAKISTAN
Fakhra AZIZ, Ph.D., PAKISTAN
498
Yükseköğretim Sisteminde Karşılaşılan
Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Gizem Sebahat ÇOBAN
1
Fatma Ayşin KURAK
2
Öz
Ülkemizde Yükseköğretimin sorunları ve bu sorunların çözümleri genelde mevzuatlara (yasa anayasa
ve yönetmelikler) yönelik düzenlemelerin yapılması ile çözülmeye çalışılmıştır. Bu çözüm çalışmaları
daha çok üniversite dışındaki kurumların yaptıkları planlamalar ile düzenlenmeye çalışılmıştır.
Yükseköğretim sisteminde yaşanan problemlerin ve her gün daha da artan karmaşanın çözümü için
üniversiteler ile diğer kurumlar arasında iletişimlerinin olması ve mevzuatların bu kapsamda
düzenlenmesi uygulanması ayrıca globalleşen dünyada değişen şartlara göre revize edilmesi
gerekmektedir. Türkiye’nin 2023 yılı için planladığı, dünyanın ilk on ekonomisi arasında yer almak
hedefini gerçekleştirebilmesi için teknolojiyi üretmesi ve bu aşamaların hepsinde üniversiteleri işin içine
katması gerekir.
Anahtar Kelimeler: Planlama, Yükseköğretim, Sosyal İlişkiler
1. GİRİŞ
Yükseköğretim ile ilgili konular gündeme geldiğinde; Büyük ölçüde kamu tarafından finansmanı
sağlanan Devlet Üniversiteleri başta olmak üzere, önemli olan bir konu; üniversitelerin özerkliğidir.
Akademik özgürlüğü ya da başka bir deyişle akademisyenlerin söz hürriyetini ikinci planda tutan veya
önemsemeyen bir görüntü ile karşılaşmak mümkündür. Ülkemizde, 1933,1948,1960 ve 1982 yıllarında,
akademisyenler sahip oldukları düşünceleri ve görüşleri nedeni ile işlerinden atılmışlar, görevlerinden
uzaklaştırılmışlardır. “Günümüzdeki yükseköğretim sistemi, 2547 sayılı yasayla tanımlanan (1981
Üniversite Reformu) olarak adlandırılan bir sistemden oluşmaktadır. Üzerinden uzun yıllar geçmesine
ve çok sayıda değişiklik yapılmasına rağmen, sistemin ruhu tam değişmemiştir (Günay ve Günay, 2011).
Dünya’da 2000’li yılların başlarından beri gelişmiş ülkeler, bilgiye dayalı ekonomi ve bilgili alt yapısı
olan toplum sürecini yaşamaktalar. Bu süreçte bilginin değeri daha çok artmış ve bilgi önemli temel
1
Öğr. Görv. Kıbrıs İlim Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi, TRNC. E-mail: gizemcoban@csu.edu.tr
2
Öğr. Görv. Kıbrıs İlim Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, TRNC. E-mail:
fatmakurak@csu.edu.tr
499
haline gelmiştir. Küreselleşmeyle beraber gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak rekabet ortamı
yükseköğretim alanında da değişikliklere sebep olmuştur. Ülkelerin çoğu daha üstün bilgi üreten
sistemler geliştirme çabaları içerisine girmiştir. Türkiye’de yükseköğretimde, gelişme yani diğer
anlamda modernleşme döneminin başlangıcı olarak kabul edilen,1773’den beri birçok yurt dışında
uygulanan modeller denenmiş veya yabancı modeller esas alınarak değişiklikler yapılmıştır. Sık değişen
hükümetler ile yükseköğretim sistemi arasında hep problemler olmuş, zaman zaman gerilimler
yaşanmıştır. Bu sorunların çözümlenmemesi akademik özgürlüklere ve üniversite özerkliğine sürekli
zarar vermiştir (Aktan, 2003). Sonuç olarak; Yükseköğretim sistemin mevcut sorunları ve eğitimdeki
eğilimler ve uzaktan eğitim sistemleri gibi yaklaşımlar ile geleceğin üniversitelerini, eğitim sistemini
göz önüne alarak yeniden yapılandırılmalı veya yükseköğretim sisteminde tabandan başlayarak daha
büyük bir reform yapılmalıdır. Bugün Türkiye ‘de üniversitelerin dünya standartlarında bir akademik
özgürlüğe sahip olabilmeleri, bilimsellik ve gelişmişlik açısından istenilen ve özlenen bir durumdur.
Türkiye’de özellikle üniversiteler de özerklik anlamında çalışmalar yapılmış ve buna bağlı tartışmalar
yaşanmıştır, üniversite özerk olunca bilimsel çalışmaların ve akademik özgürlüğün de olacağı
değerlendirilmiştir. Fakat akademik özgürlük, kurumsal anlamda üniversitelerin idari ve mali özerkliğe
sahip olmaları, kişisel anlamda özgür düşünce, vicdan ve fikir özgürlüğüne, iş güvencesine ve
üniversitede de alınan kararlara katılma özgürlüğüne sahip olmak anlamında değildir (Günay, 2008b).
Akademik özgürlüğün üniversitelerde istenilen boyutta sağlanabilmesi için; 2547 sayılı Yükseköğretim
kanunu yeniden değerlendirilmesi, akademik özgürlüğün genişletilmesinin yanında üniversite özerkliği
ve kişisel özgürlükleri dikkate alan, önem veren dünya üniversitelerinin ölçeğinde ama bizimde
kültürümüzü yansıtan değerlere uygun yeni bir kanun yapılmalıdır (Güler, 1994).
2. KAVRAMSAL ÇERÇEVE
2.1. Yükseköğretimde Temel Misyon ve Vizyona Bağlı Yaşanan Sorunlar
Yükseköğretimde üç temel misyonu için vizyon ortaya koymak gerekmektedir. Türkiye’nin
Yükseköğretim Stratejisi’nde planlanan vizyon ifadesi ve Avrupa Konseyinin yükseköğretim amacına
yönelik ifadeleri ve bilimin temellerini de değerlendiren vizyon yeniden yorumlanıp konuşulmaya
başlanmıştır. Sonuçta üç temel vizyona değerlendirdiğimizde; Eğitim Vizyonu: Devamlılığı
sağlanabilir istihdam için istenen özellik, bilgi, beceriler ve yetkinlikle donatılmış, hayat boyu
öğrenmenin önemini kavramış, gelişime açık, kendini sürekli yeniliklerle donatan, kültürel değerleri
bilen, demokratik toplumun ilkelerine sahip, aydın bireyler yetiştirmektir. Araştırma Vizyonu: Bilime,
bilgiye, yaşam boyu öğrenmeye dayalı bir toplum oluşturarak, ulusal ve dünya değerlerinde, entelektüel,
sosyolojik ve ekonomik problemleri değerlendirebilen, bunları sorgulayıp araştıran ve sonuçlarını
kıyaslayan, uluslararası değeri, saygınlığı olan bilgi ve yüksek teknolojiler üretmektir. Kamu Hizmeti
Vizyonu: Kamudaki ihtiyaçları ve beklentilerini karşılamak ayrıca bu bağlamda, araştırma-geliştirme,
eğitim-öğretim, sağlık hizmetleri sunumu ile endüstriyel araştırma ve yetiştirme taleplerine, toplum
norm ve değerlerine de değerlendirerek cevap vermektir.
Araştırmadan uygulamaya geçiş; “Araştırma genel olarak Temel araştırma-Uygulamalı araştırma ile
geliştirme (Teknoloji geliştirme + Ürün geliştirme) olarak tanımlanır”. Araştırmaların hedeflerine
ulaşması ve araştırmanın amacına yönelik olarak ürün ortaya koymaları beklenir. Araştırma ile
istenilen ürün planlanıp, geliştirilmesinde aradaki yaşanan süreçlerin uygulanması için araçların
yeterli olmaması, Türk yükseköğretiminin önemli diğer sorunlarından biridir.” Örneğin, 2008
500
yılında, Türkiye adresli indeksli yayınların sayısı 1800 iken, İsrail tarafından yapılan yayın sayısı
9000’dir.Aynı yıl, İsrail’in ABD’ye patent başvurusu 4550 iken Türkiye’nin patent başvurusu ise
sadece 85’dir.” Sonuç olarak; Yapılan araştırmaların uygulamaya geçiş oranın düşüktür ve bu durum
yükseköğretimin desteklenerek araştırma ve geliştirme faaliyetlerine öncelik verilmesi, tüm
araştırmaların sağlam zeminde, uygun şartlarda dünya ülkeleri ile yarışır düzeyde olması gereklidir.
Üniversitelere araştırma için ayrılan ödeneklerin arttırılması ve araştırmaların uygulamalara
yansıtılması için özendirici çalışmalarla desteklenmesi gereklidir (Yükseköğretim Kurulu, 2007).
2.2. Yükseköğretim Bilgi Sistemi ve Performans Ölçümünün (YÖKSİS)istenilen düzeyde
olmaması.
Yükseköğretimde güncellenebilir ve dinamik ortak bir veri tabanı sistemi kullanılmaktadır,
Yükseköğretim Bilgi Sistemi (YÖKSİS) ile biraz yol alınmasına rağmen sistemde diğer sistemler
arasında entegre sorunları yaşanmakta ve istenilen dinamik süreci tam anlamıyla yakalayamamıştır.
Ayrıca, yükseköğretimde bireysel ve kurumsal performansların tam olarak ölçülüp değerlendirilmesi ve
ona göre ödenek ödül sistemlerinin uygulanması istenilen düzeye ulaşmamıştır. Sonuç olarak; YÖKSİS
sistemi çok daha dinamik ve diğer üniversitelerin sistemleri ile tam entegre bir biçimde
kullanılabildiğinde, yükseköğretimler de denetlenebilir olmak ve hesap verebilir olmak anlamında işler
çok daha kolay olacaktır. Buna bağlı olarak daha adil performans değerlendirme, ödül ve ceza sistemleri
uygulamak mümkün olacaktır. Yurtdışındaki benzer uygulamalarında incelenerek, yükseköğretimin
bilgi sistemlerine eklenebilecek uyarlanabilecek daha gelişmiş sistemlerin entegrasyonu çözüm önerileri
arasında olabilir.
2.3. Öğretim görevlisi Yetiştirilmesi ile ilgili sorunlar
Yeni kurulan birçok üniversitede, öğretim üyelerinin ve elemanlarının sayı olarak az olması, daha eski
üniversitelerde ise gelişmelere uyum sağlamayan kemikleşmiş üst kadrolardaki öğretim üyelerinin
ataleti, üniversitelerin kendi iç problemleri ile daha yoğun olmaları önemli sorunlardandır (Mutlu,
1997). Yeni açılan üniversitelerin öğretim üyeleri ve görevlileri açısından daha iyi denetlenebilir olması
ve de gereğinde bölüm açmalarına izin verilmemesi gerekir. Göstermelik kadrolarla açılan bölümlerde
verilen eğitimler konusunda uzman olmayan yetersiz öğretim elemanları ile gerçekleştiği için eğitimin
kalitesinde de istenmeyen seviyelerde olmamıza neden olmaktadır. Türkiye’de yükseköğretimin aşması
geren diğer önemli sorunlardan biride, sayısal olarak büyümesine paralel olarak yeterli sayıda ve dünya
standartlarında nitelikli ve donanımlı öğretim üyelerinin yetiştirilmemesidir. Akademik anlamda
çalışmaların desteklenmesi, bu konuda genç asistanların yurt dışı kariyer planlamalarında yardımcı
olunması (yabancı üniversitelerle asistan bazında değişim programlarının planlanması gibi) ve şartların
daha cazip hale getirilerek kadro planlamalarının yapılması ayrıca, bilimsel çalışmalarda teşviklerin,
araştırmaların önemsenmesi, bilgi çağında bilginin ve bilgiyi üretenin önemli olduğunun hissettirilmesi,
kaliteli öğretim elemanlarının yetiştirilmesine katkıda bulunacaktır.
2.4. Üniversitelerde Sosyal ilişkiler ve yaşanan çatışmalar
Üniversitelerde gözle görünmeyen, dile getirilmeyen, ancak sosyal hayatta, çalışma ortamlarında
yaşanan ilişkilerde görülebilen, üniversiteye özgü olan kültürdür.” Bu kültür örtük bir bilgidir, ancak
gelenek veya teamüllerle ortaya çıkabilir ya da öğrenci/hoca arasındaki ilişki (tez yöneticiliği, ders
501
verme gibi) dolayısıyla entelektüel beceri şeklinde geçebilen, söz veya yazı ile aktarılmayan, manevi bir
bilgi tarzıdır. Üniversitelerde tamamen güven ve pozitif ikili ilişkilere dayalı olarak yaşayan bu kültürün
zayıf olması dolayısıyla, üniversitelerde ortak çalışmaların yapılabilmesinde yaşanan zafiyetler diğer
önemli sorunlardandır. Profesyonel meslek yaşamında özellikle de akademik hayatta mutlaka bu tip
çatışmaları aşıp daha bilime dayalı, ekip ruhu içinde, farklı düşüncelerde akademisyenlerin bir araya
gelerek yapacağı çalışmalar daha yaratıcı olacak ve buna bağlı çatışmalarda en aza inecektir. Bu konu
daha çok üniversitelerin yönetici ve üst kadrolarının yapıcı, birleştirici yaklaşımları ile aşılabilir.
2.5. Yükseköğretimdeki Yapısal Sorunlar
Yükseköğretimde kanıta ve eğitimdeki verilere dayalı bir yönetim olmaması, ayrıca üniversitelerin mali
kaynak sorunlarının, finansman sıkıntılarının olması önemli sorunlardandır. Tüm bunların yanında
yapısal anlamda planlamada öngörülemeyen kontenjanlar, mezun sayısı ve istihdam sıkıntıları, yeni
üniversitelerin eğitim/ öğretim üyelerinin sayı/nitelik konuları ele alınmalıdır. Yükseköğretimde
kalitenin ve reformların arttırılması bu yapısal sorunların giderilmesi ile doğru orantılıdır.
2.5.1. Planlama
Yükseköğretimde bulunan, üniversite, fakülte, bölümler, öğretim görevlileri ve üyeleri, öğrencilerin
sayıları ile ilgili boyutlarda planlamalar vardır. Bu değerlerden yapılan çalışmalarda öğrenci sayılarına
bakıldığında değişik sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Yükseköğretimde boş olan kontenjanların sayılarının
fazla olduğu ve bununla beraber bölümlere bakıldığında durum daha da sıkıntılı olduğu gözlemlenmiştir.
Ayrıca lisans programlarında son yıllarda giderek artan boş kontenjanlar olmakta, yığılmalar ile sosyal
ve siyasi maliyetlerde artışa geçmektedir. Planlama süreçleri, sınava giren öğrenci sayıları, kaçıncı kez
girdiği, yerleşme yüzdeleri, boş kalan kontenjanlar, isteğin olmadığı bölümler, devamsızlıklar, kayıt
yaptıran, kayıt sildiren öğrenci sayıları ve devamsızlık sayılarının oranlanmaları önem kazanmaktadır.
Tüm bu verilerin yıllık, beş ve on yıllık dilimler halinde incelenmesi, ayrıntılı olarak belirleyici
faktörlerle analizlerinin yapılması planlamaların daha sağlıklı olarak yapılmasını sağlayacaktır. Bu
verilerin değerlendirilmesi ile sürdürülebilir çözüm süreçlerinin geliştirilebileceği
değerlendirilmektedir.
2.5.2. Mezun sayıları ile istihdam ilişkisi
Yükseköğretim bireylere mesleki donanımların yanında, kültürel ve kişisel gelişim yönünden
entelektüel donanımlar kazandırmaktadır. Ayrıca üniversitelerde, tıp, teknoloji, mühendislik ve meslek
yüksekokullarında ilk amacı meslek alanlarına kalifiye insan yetiştirmek, toplumun gereksinimlerini bu
anlamda karşılamaktır.
1-) Yükseköğretimde meslek alanlarına yerleştirilmesi hedeflenen (sağlık fakültesi,
mühendislik, tıp, işletme, iktisat vb.) üniversiteyi bitirdiklerinde, mezun oldukları bölümlerde
istihdam edilmeleri her zaman mümkün olmadığı gibi, mezuniyet/işe yerleşme arasındaki oran
çok düşüktür. Örneğin, atama bekleyen öğretmenler, işsiz hastane yönetimi bölümleri, iktisat
/işletme mezunları gibi.
2-) Mezun olunan bölüm ile istihdam edilme arasındaki ilişkinin düşük olması ve buna bağlı bu
bölümlerin (arkeoloji, Hititoloji, su ürünleri vb.) bu bölümlerin sayı olarak azaltılmasının uygun
olacağı düşünülmüştür. İstihdam alanı düşük olan bölümlerdeki öğretim görevlilerinin
belirlenen birkaç üniversitede bir araya getirilerek daha güçlü bir alt yapı, malzeme ve
imkanlarının genişletilmesi sağlanmalıdır.
502
3-) Üniversite – Sanayi iş birliğinin kurulması, yeni ürünler geliştirilmesi ve kurumsallaşma gibi
yetkinliklerin gelişmesine sebep olacaktır. Ülkemizde üniversitelerin araştırmacı yönlerini
yansıtan yüksek lisans ve doktora programlarının sanayi ve ekonomi açılımında ortak
çalışmadıkları görülmektedir. Tam donanımlı araştırma merkezlerinin üniversite / sanayi
birliğinde birbirlerine entegre çalışmaları hem ekonomiye katkı hem de istihdam anlamında
pozitif etki yaratacaktır.
4-) Meslek liseleri ile Meslek Yüksekokulları arasında geçiş programları, anlaşılır ve cazip
değildir. Müfredatlarında içerik bakımından edinilen becerilerle yetkinliklerin gelişimi arasında
kopukluklar vardır. Yine meslek yüksekokulları ile ilgili fakülteler arasında belli geçiş modeli tam
tanımlanmamıştır. Bu duruma bağlı olarak kariyer planlamalarında meslek liselerinin de önü açılmış
olacaktır.
2.5.3. Yeni kurulan üniversitelerdeki öğretim görevlisi ve öğretim üyesi sayılarının az olması
Ülkemizde son yıllarda hatırı sayılır derecede yeni üniversiteler kurulmuştur. Hemen hemen hepsinde
öğretim üyesi sıkıntıları yaşanmaktadır ve YÖK bu durumun çözümüne yönelik tam yaptırımlar
geliştirememiştir. Uluslararası öğretim üyesi istihdamı olarak %2‘lik kotanın olması eksilik olarak
karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda etkili ve hızlı çözüm mekanizmaları ile hareket edilmedir (Akşit,
2002).
2.5.4. Yükseköğretimde kalite arayışları ve öğretim elemanlarının niteliklerinin düşük
olması
Bugün üniversitelerde verilen eğitimin kalitesini, yönetim kültürü ve iklimi öğrenme ortamları,
laboratuvar kapasiteleri, öğrencilere sunduğu imkanlar; bölümlerin eğitim plan ve programları, öğretim
üyelerinin nitelikleri ile değerlendirilmektedir (Aktay, 2003). Ayrıca Türk yükseköğretiminde, eğitim
programlarının beceri odaklı olarak yenilenmemesi ve uygulamalı eğitim modellerine gereği kadar yer
verilmemesi önemli sorunların başında gelmektedir. Eğitim programlarının bilgiye dayalı olmasına
rağmen bu bilginin uygulamaya aktarım düzeyi düşüktür (Aktan, 2003). Öğrencilerin mesleki bilginin
yanında mutlaka uygulamalara ağırlık vererek, becerilerini geliştirmeleri ve kariyer planlarını
etkileyecek yöntemleri uygulamaları önerilmektedir. Yükseköğretim de eğitim ve öğretim de
sürdürebilirlikten sorumlu öğretim üyelerinin uygulamaya, beceri odaklı öğretime yönelik olarak ciddi
anlamda zaafları bulunmaktadır. Bu anlamda eğitimde teorik bilgilerin ışığında mutlaka becerilerinde
gelişmesine fırsat tanınmalıdır.
SONUÇ
İş doyumu çalışanların yaptıkları işlerinden memnuniyet veya memnuniyetsizlik duymaları ile ilgili iki
taraflı anlam ifade eder. Yapılan çalışmalarda iş doyumunu bireylerin işine ya da iş tecrübelerine yönelik
olumlu bir durum olarak değerlendirirken diğer taraftan yapılan başka çalışmalarda çalışanların işleri ile
ilgili memnuniyetsizlik olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca yapılan işlerden memnuniyet duyulması, istekle
yapılan işlerde doyumunun yüksek olacağı, işlerin niteliğinin de buna bağlı olarak yüksek olacağı
belirtilmiştir. Yükseköğretimde yaşanan sorunların çokluğundan ve buna bağlı çözülemeyen sorunların
üniversitede çalışan herkesi etkilediğini bilmemek mümkün değildir. Çalışma ortamının stresli ve
sorunlarla dolu olması, akademisyenlerin iş doyumlarını negatif etkileyeceği değerlendirilmektedir. Bu
konuya yönelik yapılan bir araştırmada “İş doyumunun diğer durumsal özellikler yanında ücret ve
503
çalışma koşullarının bir fonksiyonu olduğu belirtilmiştir.” URL 1, YÖK internet sitesi, Çalışanların iş
doyumlarının düşük olması, eğitim örgütlerinin gelişimlerini olumsuz olarak etki eder. İş doyumunun
düşük olması, temel amacı çalışanların performanslarından en üst düzeyde yaralanmak olan örgüt
politikalarına ters düşen bir durumdur. Ayrıca iş doyumsuzluğu çalışanlarda yarattığı stres, gerginlik ve
buna bağlı olarak meydana gelen psikosomatik hastalıklar, alkol kullanımı, işe geç gelme veya
devamsızlık yapma, iş ortamında sürekli başka işlerle ilgilenme, uyulması gereken kuralları çiğnenmesi,
iş ortamında huzursuzluk yaratma gibi istenmeyen davranışların sergilenmesine sebep olabilir. Eğitim
kurumlarında çalışanlardan üst düzeyde verim almak çok daha önemlidir, çünkü geleceğin nesillerini
yetiştirme sorumluluğu olan öğretim görevlilerinin iş doyumlarının üst düzeyde olmasının önemi ortaya
çıkmaktadır.
Mesleğini seven, yaptığı işten doyum sağlayan ve benimseyen öğretim görevlisinin işini daha çok
sahipleneceği ve akademik yaşamında daha verimli, etkin ve yaratıcı çalışacağı düşünülmektedir.
Öğretim görevlisinin iş doyumsuzluğu yaşaması ise hem yönetim de hem de toplum da oluşuz etkiler
yaratabilir. Ayrıca eğitiminden sorumlu olduğu öğrencilerini istenilen seviyede eğitim veremeyeceği ile
ilgili konular da sık sık dile getirilmektedir. Üniversitelerde iş doyumunun arttırılması yönetimin
öncelikli görevlerinin arasında olmalıdır, ayrıca öğretim görevlilerinin yaşanan diğer sorunlara yönelikte
çözüm önerilerinin geliştirilmesinin önemi tartışılmaz. Ayrıca, üniversitelerde mali kaynaklarının kısıtlı,
sosyal olanakların alt düzeylerde, öğrenci sayılarının ve planlanan ders yüklerinin fazla olması da
üniversite çalışanlarının motivasyonlarının düşmesine buna bağlı olarak ta düşük doyumunun
yaşanmasına sebep olur. Ülkemizde akademisyenlerin doyumu düzeyi ile doyumlarını etki eden
sorunların neler olduğuna yönelik çalışmalar son yıllarda daha çok yapılmaktadır. Gelecekte tüm
sorunlarından az da olsa arınmış, motivasyonu ve iş doyumu yükseköğretim görevlileri ile etkin ve
istenilen seviyelerde yükseköğretimin yapılması gerektiğine inanmaktayım.
KAYNAKÇA
Akşit, B. (2002). Bilgi Toplumuna Geçiş ve Üniversiteler: Şu Andaki Durum ve Yeniden Yapılanma
Konusunda Bazı Söylem ve Tartışmalar. İçinde: Bilgi Toplumuna Geçiş: Sorunsallar/Görüşler,
Yorumlar/Eltiriler ve Tartışmalar Ankara: TÜBA Yayınları.
Aktan, C.C. (2003). Özlenen Üniversite/Yaşanan Üniversite. Ankara: Y eni Türkiye Yayınları.
Güler, Ali. (1994). Türkiye’de Üniversite Reformları. Ankara: Adım Yayıncılık
Günay, D. (2008b). Akademik Özgürlük ve Üniversite Özerkliği Erişim: Ocak 2008,
http://www.durmusgunay.com.
Günay, D., & Günay, A. (2011). 1933’den Günümüze Türk Yükseköğretiminde Niceliksel Gelişmeler.
Mutlu, L. (1997). Eğitim Düşünceleri Dünyada ve Türkiye’de Yükseköğretim İstanbul: Ana Yayıncılık
URL 1, YÖK internet sitesi, Eğitim Öğretim Dairesi Başkanlığı, http://www.yok.gov.tr/content/ /64/93/,
1 Haziran 2020.
Yükseköğretim Kurulu. (2007). Türkiye’nin Yükseköğretim Stratejisi. Ankara: YÖK.
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
Türkiye'de Üniversite Reformları
  • Ali Güler
Güler, Ali. (1994). Türkiye'de Üniversite Reformları. Ankara: Adım Yayıncılık Günay, D. (2008b). Akademik Özgürlük ve Üniversite Özerkliği Erişim: Ocak 2008, http://www.durmusgunay.com.
1933'den Günümüze Türk Yükseköğretiminde Niceliksel Gelişmeler
  • D Günay
  • A Günay
Günay, D., & Günay, A. (2011). 1933'den Günümüze Türk Yükseköğretiminde Niceliksel Gelişmeler.
Eğitim Düşünceleri Dünyada ve Türkiye'de Yükseköğretim İstanbul: Ana Yayıncılık URL 1, YÖK internet sitesi
  • L Mutlu
Mutlu, L. (1997). Eğitim Düşünceleri Dünyada ve Türkiye'de Yükseköğretim İstanbul: Ana Yayıncılık URL 1, YÖK internet sitesi, Eğitim Öğretim Dairesi Başkanlığı, http://www.yok.gov.tr/content/ /64/93/, 1 Haziran 2020.
Türkiye'nin Yükseköğretim Stratejisi
  • Yükseköğretim Kurulu
Yükseköğretim Kurulu. (2007). Türkiye'nin Yükseköğretim Stratejisi. Ankara: YÖK.