Conference PaperPDF Available

YENİ POPÜLİZM DALGASI ETKİSİNDE ASYA'DA ULUSLARARASI GÜVENLİĞİN İNŞASI: FİLİPİNLER, HİNDİSTAN ve ENDONEZYA'NIN DIŞ SİYASETİNİ BİRLİKTE OKUMAK

Authors:
71
YENİ POPÜLİZM DALGASI ETKİSİNDE ASYA’DA ULUSLARARASI
GÜVENLİĞİN İNŞASI: FİLİPİNLER, HİNDİSTAN ve ENDONEZYA’NIN DIŞ
SİYASETİNİ BİRLİKTE OKUMAK
Efe Can Gürcan
İstinye Üniversitesi, efe.gurcan@istinye.edu.tr
Ceren Ece Göcen
İstinye Üniversitesi, ceren.gocen@istinye.edu.tr
Suat Eren Özyiğit
İstinye Üniversitesi, suat.ozyigit@istinye.edu.tr
ÖZET
Küreselleşmenin krizi altında bütün dünyayı etkisi altına alan “yeni popülizm” olgusu, günümüzde en keskin
ifadelerinden birini Asya kıtasında bulur. Asya’da ise Filipinler’in Duterte’si, Hindistan’ın Modi’si ve
Endonezya’nın Widodo’su, yeni popülizm dalgasının belki de en fazla öne çıkan önderleri arasında gösterilir.
Asya’nın yeni popülizminin küresel etkileri, liberal demokrasinin gerilemesinin yanı sıra –tıpkı Güney Çin Denizi
örneğinde olduğu gibi– artan çatışma riski ve bölgesel istikrarsızlıkta kendisini hissettirmektedir. Bu genel
gözlemlerden yola çıkan mevcut çalışma şu sorular etrafında şekillenmektedir: Yeni popülizmin uluslararası
güvenliğe etkileri ne şekilde ortaya çıkmaktadır? Asya özelinde, yeni popülizm dalgasının bölgede dış siyaset
söylemi ve güvenlik algısının inşasındaki rolü nedir? Bu çalışma, inceleme altındaki ülkelerin kendilerine özgü
özelliklerinin yanı sıra dış siyasetlerindeki benzeşen yönleri ve karşılıklı etkileşimleri ortaya koymayı
amaçlamaktadır. ylece çalışma, halk-elit ayrımına, kişisel ve doğrudan bir liderlik tarzına ve halk iradesine
vurgu yapan hâkim popülizm tanımının içeriğini uluslararası güvenlik ve Asya kıtasının özgüllüğü bağlamlarında
genişleterek literatüre kavramsal ve ampirik katkılar sağlayacaktır. Asya örneğinde, popülizmde belirleyici olan
kişisel liderliğin etkileri dış siyasete doğru genişlemiştir. İktidara sahip popülist liderlerin pragmatist
yönelimlerinin dış siyaseti şekillendirmiş olduğu anlaşılmaktadır. Çin ile ilişkiler ve popülist desteği artırmaya
yönelik altyapı kalkınmasına verilen öncelik belirleyici bir etken teşkil etmektedir. Aşırı sağ milliyetçilikten ya da
daha çoğulcu sayılabilecek bir milliyetçilikten beslenmesi fark etmeksizin Asya’daki vakalar, popülizmin
kaçınılmaz olarak Trumpvari bir izolasyonizme yol açacağı savını yanlışlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Yeni Popülizm, Söylem, Dış Siyaset, Uluslararası Güvenlik, Asya, Güney Çin Denizi
1. Giriş
Cambridge Sözlüğü tarafından “2017 Yılının Kelimesi” olarak seçilen popülizm, tanımıyla ilgili süregelen bütün
belirsizlik ve anlaşmazlıklara karşın günümüz siyasetini şekillendiren en önemli olgulardan biri halini almıştır.
Böyle bir ortamda, siyasal çalışmalar alanında popülizmi tanımlamaya ve anlamlandırmaya yönelik literatürün de
oldukça genişlediği gözlemlenmektedir. Ne var ki mevcut literatür dahilinde, uluslararası ilişkiler alanını son
derece yakından ilgilendiren dinamiklere sahip popülizmin dış siyaset ve ulus-aşırı siyaset ile ilişkisine yönelik
çalışmaların henüz emekleme aşamasında olduğu dikkat çekmektedir (Stengel vd., 2019; Roose, 2018). Bu
makale, bugüne kadar yeterli ilgiyi görmeyen popülizm ve dış siyaset ilişkisi ile Asya’da popülizm olgusuna
ampirik olduğu kadar kuramsal bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Asya’da Hindistan’ın Modi’si, Filipinler’in
Duterte’si ve Endonezya’nın Widodo’su, küresel popülizm dalgasının belki de en fazla öne çıkan önderleri
arasında gösterilmektedir (Mietzner, 2018). Asya’nın yeni popülizminin küresel etkileri, liberal demokrasinin
gerilemesinin yanı sıra –tıpkı Güney Çin Denizi (Gürcan, 2020) örneğinde olduğu gibi– artan çatışma riski ve
bölgesel istikrarsızlık gibi sorunlarla kendisini hissettirmektedir. Bu genel gözlemlerden yola çıkan mevcut
çalışma şu sorular etrafında şekillenmektedir: Yeni popülizmin uluslararası güvenliğe etkileri ne şekilde ortaya
çıkmaktadır? Asya özelinde, yeni popülizm dalgasının bölgede dış siyaset söylemi ve güvenlik algısının
inşasındaki rolü nedir? Her ne kadar literatürde popülizm tanımlamaları çeşitlilik gösterse de popülizmi
tanımlayıcı birtakım ortak ölçütler oluşturmak mümkündür. Mevcut makalede popülizm; halk-seçkinlik zıtlığı
üzerine kurulu kutuplaştırıcı bir yaklaşımı, kişisel ve doğrudan bir liderlik tarzını, halk iradesi veya egemenliği
üzerinden gelişen çoğunlukçu bir söylemi yansıtan siyasal düşünce ve eylemlerin bütünü olarak kabul edilmiştir
(Anselmi, 2017: 7-8). Makalenin ilk kısmı, Modi döneminde Hindistan’ın dış politikasının dönüşümünü ele
alacaktır. İkinci ve üçüncü kısımlar ise sırasıyla Duterte’nin Filipinler’ini ve Jokowi’nin Endonezya’sını
inceleyecektir. Son kısım, makalenin bulgularının bir özetini sunacaktır.
72
2. Modi Yönetimi Altında Hindistan’ın Değişen Dış Siyaseti
2014 yılında başa gelen Narendra Modi, Hint popülizmi tarihinde yeni bir dönem açmıştır. Modi’nin
popülist liderlik genellemeleriyle uyuşan belki de en önemli özelliği, keskin bir şekilde dile getirdiği seçkin
karşıtlığıdır. Her ne kadar 2014 seçimlerinde en fazla oy aldığı kesimlerin başında orta ve yüksek sınıflar gelse de
Modi, kendisiyle özdeşleştirdiği yoksul kesimin mağduriyetini öne çıkarıp Hint siyasetini tekelleştiren “Nehru
Gandhi hanedanlığı” etrafındaki siyasal seçkinlere karşı 60 senelik Ulusal Kongre Partisi (UKP) iktidarları
dönemini (1947-2014) sona erdirmiştir (Wojczewski, 2019: 262; Plagemann ve Destradi, 2019: 289). Benzer
şekilde, seçkin ve İslam karşıtı bir Hindu milliyetçiliği üzerinden UKP’nin çoğulculuğunu ve sekülerliğini hedef
almıştır. “Sahte sekülerlik” ve “gayri millilik” olarak nitelediği “Batıcı” UKP siyasetini, çoğunluğun çıkarlarını
Müslümanlar gibi azınlıklara yönelik bir çoğulculuk adına göz ardı etmekle itham etmiştir (Jaffrelot ve Tillon,
2017: 280).
Modi’nin dış siyaset söyleminde, Trump’ın America First” (Önce Amerika) ve Made in America
(Amerikan Üretimi) söylemlerini andıran unsurlar bulunmaktadır. Modi, kendi India First(Önce Hindistan)
sloganını hem çoğunlukçu iç siyasete yönelik ve sekülerlik aleyhine oluşturmuş hem de dış siyasette bir güç
propagandası unsuru olarak kullanmıştır (Wojczewski, 2019: 266; The Economic Times, 2013). “Make in India
(Hindistan’da Üret) sloganı Trump’ınkine benzer bir korumacılık söylemi yansıtmaktadır. Modi, bu popülist
sloganla ülkesinde ithal mal tüketiminin azaltılması ve yerli üretimin ilerletilmesi arzusunu dile getirmiştir
(Wojczewski, 2020). Hindistan’ın 1991 yılında başlattığı Look East (Doğu’ya Dön) siyaseti, Modi ile birlikte Act
East (Doğu’ya Doğru Hareket Et) ismiyle ilerletilmiştir. Modi, Çin’in Güney Çin Denizi çatışmasındaki sert
tavrına ve Kuşak ve Yol Girişimi’ne cevaben Asya-Pasifik ülkeleriyle daha derin bir ekonomik ilişki kurma
amaçlamıştır (Taufiq 2019: 86; Hussain, 2019: 100). Ayrıca, Hindistan’ın Japonya ve Vietnam gibi ülkeler başta
olmak üzere bölge ülkeleri ile stratejik ve askeri iş birliğini genişletme amacını ön plana çıkarmıştır (Wojczewski,
2016:46-48). 2017 ve 2019 yıllarında gerçekleşen Kuşak ve Yol Girişimi Forumları’na katılmayı reddetmiştir.
Kuşak ve Yol Girişimi’nin bir devamı olarak yaratılan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun Hindistan ile ihtilaflı
olan Keşmir bölgesinden geçirilmesi, Modi yönetiminin bu olumsuz tavrında belirleyici olmuştur (Caussat, 2020:
92). Hindistan’ın Çin ile ilişkileri ise Modi yönetimi altında doğrudan çatışma yönünde ilerlemiştir. İki ülke
arasında Soğuk Savaş sonrası dönemin en kanlı sıcak çatışmaları 2017 ve 2020 yıllarında yaşanmıştır. Ayrıca,
Keşmir sorununun Modi yönetimi altında şiddetlendiği gözlemlenmektedir. 2019 yılında Hindistan’ın Müslüman
çoğunluğa sahip Keşmir’in özel statüsünü kaldırmasıyla Modi’nin bölgede İsrail’in Filistin’deki yerleşimcilik
modelini uygulama çabaları öne çıkmıştır (Sen, 2020; Shahid, 2019; Ramdani, 2019).
Ayrıca Modi, 2017 yılındaki İsrail ziyaretiyle bu ülkeyi ziyaret eden ilk Hint lideri unvanına kavuşmuştur.
Not düşmekte yarar vardır ki Hindistan, İsrail’in en çok silah ihraç ettiği ülkeler arasında birinci sıradadır. Modi
döneminde Hindistan’ın ABD ile askeri iş birliğinde de gözle görülür bir artış gerçekleşmiştir. Hindistan’ın
ABD’den silah ithalatı, 2013-2017 döneminde %557’lik bir oranda artış göstermiştir. ABD’nin Hindistan ile
gerçekleştirdiği ortak askeri tatbikatların sıklaşması ile Hindistan adeta bir NATO ülkesi görünümü vermiştir
(Wojczewski, 2020; Montague, 2019). En nihayetinde Hindistan’ın, kendi kurmuş olduğu Bağlantısızlar
Hareketi’nin 2016 yılında Venezuela’da ve 2019 yılında Azerbaycan’da gerçekleşen zirvelerine katılmaması,
Nehru’dan miras kalan bağlantısızlık siyasetinin tabutuna son çiviyi çakmıştır (Wojczewski, 2020; Plagemann ve
Destradi, 2019).
Modi’nin dış siyasetinde, popülist siyaset yapma tarzında sık karşılaşılan faydacı ve esnek yaklaşımın
yansımaları görülmektedir. İç siyasette Hindu milliyetçiliği yaklaşımının baskın çıkmasına karşın Modi, Çin ile
yaşanan sıcak çatışmalardan sonra bile, yeni katıldığı Çin merkezli Şangay İşbirliği Örgütü ve Asya Altyapı
Yatırım Bankası’nı (AAYP) terk etmemiştir. Tersine Hindistan, 2016-2017 yılları arasında AAYP kredilerinden
en fazla faydalanan ülke olarak öne çıkmıştır. 2019 yılına kadar Çin, Hindistan’ın en büyük ticaret ortağı
konumunu korumuş, ancak daha sonra yerini ABD’ye kaptırmıştır. Çin ile yaşadığı bütün gerginliklere karşın
Hindistan, BRICS’in 2020 zirvesine katılmış ve bu vesileyle çok kutuplu dünya talebini Çin ile beraber yeniden
dillendirmiştir. Hindistan’ın Kuşak ve Yol Girişimi’ne karşı ilk yıllarda getirdiği olumsuz eleştiriler, yerini bu
konuda derin bir sessizliğe bırakmıştır (Gürcan, 2020b; Rana, 2020).
3. Duterte Dönemi Popülizmi Altında Filipin Dış Siyasetinin Dönüşü
Kendi seleflerinden çok daha farklı bir yönetim tarzı izleyeceği iddiası üzerine kurulu sert bir ylem
geliştiren Rodrigo Duterte, 30 Haziran 2016 yılında Filipinler devlet başkanlığına seçilmiştir. Filipinler’in en
yoksul ve güvenliksiz bölgesi Mindanao Adası’ndan olan Duterte, Filipinler’in Manila dışında bir eyaletinden
gelen, ülkenin ABD ile ilişkilerini sorgulayan ve kendine sosyalist diyen ilk başkanıdır (Heydarian, 2017, Casiple
2016). Sık sık halk ağzı ile konuşan ve söylemini seçkin karşıtlığı üzerine kuran Duterte, klasik popülizm tanımına
kolaylıkla dahil edilebilecek özelliklere sahiptir. Seçim kampanyasında yozlaşmış elitlerin, kendi deyişiyle
“emperyal Manila’nın” (Tenorio vd., 2020; Teehankee, 2016) tahakkümünü kıracağı, suçla mücadelede bütün
suçluları “Manila Körfezi’ne atıp oradaki balıkları şişmanlatacağı” vaadinde bulunması, Çin ile Filipinler
73
arasındaki Spratly Adaları sorununu adalara Filipin bayrağı dikerek çözeceği (Montiel vd., 2019: 521), alışıldık
popülist söylemin en temel esaslarını ortaya koymaktadır.
Duterte döneminde Filipinler’in dış siyaseti belirgin bir şekilde dönüşüme uğramıştır. Belki de en önemlisi,
Filipinler, uluslararası sahadaki geleneksel ABD müttefikliğini terk etmiştir. Duterte’nin kendisi, dış politikada
radikal boyutta revizyonist bir yol izleyerek Filipinler’in artık ABD’nin müttefiki olmadığını açık bir şekilde
belirtmiştir (Heydarian, 2017). Selefinin Güney Çin Denizi’nde Çin’e karşı Filipinler’in direncini artırmak için
ABD desteğiyle başlattığı askeri reform sürecini durdurmuştur (Castro, 2019; Castro, 2017). Duterte’nin ABD
karşıtlığı ile kendisini sosyalist olarak tanımlaması (Heydarian, 2017) arasında pekâlâ bir bağ kurulabilir. Duterte,
Müslüman kökenli büyük annesinin, ona çocukluğunda ABD’nin Filipinler’deki sömürgeci geçmişini anlatmış
olduğundan ve lise yıllarında solcu bir öğrenci olduğundan bahsetmiştir (Chao, 2020). Duterte’nin 2007 yılında,
Davao’daki belediye başkanlığı neminde, ABD-Filipinler arasında düzenlenecek ortak tatbikatı engelleyip
şehrin havaalanını ABD ordusuna kapatmış olması yine önemli bir ayrıntıdır (Heydarian, 2017). Benzer bağlamda,
Filipin dış politikasını radikal bir şekilde ABD ekseninden Çin eksenine kaydırması anlamlıdır. Duterte’nin, halefi
Aquino zamanında Çin ile Güney Çin Denizi’ndeki Spartly Adaları sorunun taşındığı ve Filipinler’in haklı
bulunduğu Uluslararası Tahkim Mahkemesi kararını tanımaması, bu yönde attığı büyük bir adımdır. Duterte,
Güney Çin Denizi’ndeki hakimiyet sorununu Batı merkezli uluslararası kurumların tahakkümünden çıkararak bu
sorunu Çin ile ikili ilişkiler dahilinde çözme yoluna gitmiş ve bu sayede Çin’in ekonomik desteğini güvence altına
almayı başarmıştır (Manantan, 2019; Castro, 2019; Chalk, 2018: 11; Heydarian, 2017; Castro, 2016). Çin’in Kuşak
ve Yol Girişimi için 2017 yılında düzenlediği ilk foruma katılım sağlamıştır. ASEAN’in 50. yılında gerçekleşen
zirvesinde Kuşak ve Yol Girişimi’nin bölge için önemine dikkat çekmiştir (Manantan, 2019). Bu noktada
belirtmek gerekir ki Duterte, seçim vaatleri arasında bulunan altyapı ve kamu hizmetleri sorununu, Çin’den alınan
ekonomik destek ile çözmeye başlamıştır (Chao, 2020; Rabena, 2018). Dahası, Filipinler’in dış politikasındaki
radikal değişimin temelinde Duterte’nin ABD’ye yeteri kadar güven duymamasının etkili olduğu söylenebilir.
Pragmatik (Tenorio vd., 2020) bir yaklaşıma sahip Duterte, Filipinler’in Çin ile savaşacak kapasitesinin olmadığını
ve herhangi bir çatışma durumunda ABD’den yeterli yardımı göremeyeceğini düşündüğünden Çin ile bir sorun
yaşamamak (Baviera, 2016: 204) yolunda bir politika izlemektedir.
4. Jokowi Döneminde Popülizm ve Endonezya’nın Değişen Dış Siyaseti
Tıpkı Hindistan ve Filipinler gibi, dünyanın en kalabalık Müslüman çoğunluğa sahip (ve dünyanın üçüncü
en kalabalık) ülkesi olarak kabul edilen Endonezya da dünyada yükselen popülizm dalgası etkisi altına giren
başlıca Asya ülkeleri arasında yer almıştır. Joko Widodo (Jokowi), herhangi bir partiyle doğrudan bağı olmamasına
karşın zaferle çıkacağı 2014 yılı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterilebilmek için daha önce hiç üst
yöneticilik görevi üstlenmediği Endonezya Demokratik Mücadele Partisi’ne dahil edilmiştir. Bununla birlikte,
yerel bir yönetici olarak ulusal siyasete hâkim elit kesimden gelmediği için seçim kampanyasında halkı
zenginlerden çok daha iyi anladığını ifade etmiştir. Parti mekanizmalarının ötesinde, halkla doğrudan bir iletişim
kurarak sosyal medya ve gönüllüler üzerinden bir seçim kampanyası yürütmüş ve seçkin karşıtı bir söylem
benimsemiştir (Mietzner, 2020; Kenny, 2017; Weatherbee, 2017: 131; Mietzner, 2015: 26; 2019, 376-377).
Jokowi, seçkin karşıtı söylemi çerçevesinde, kendisine “sıradan halk”ın (orang kecil) şampiyonu yakıştırmasında
bulunmuştur (Mietzner, 2018: 380; Heydarian, 2017). Özellikle 2016 yılından itibaren siyasal seçkinler ile uzlaşma
sürecine giren Jokowi, eşitlik ve adalet gündemini ikinci planda bırakıp altyapı kalkınmasına öncelik tanımıştır
(Mietzner, 2018: 379; Hadiz ve Robison, 2017).
Jokowi’nin popülist iktidarı altında Endonezya’nın dış siyaseti değişime uğramıştır. Önceki dönemde dış
politikada “binlerce dost, sıfır düşman” politikası uygulanırken, Jokowi döneminde “binlerce dost yerine en iyi
çıkar elde edilecek birkaç dost” politikasına geçilmiştir (Sulaiman, 2019: 614-619; Weatherbee, 2017: 132).
Faydacı olarak nitelendirilebilecek bu politika ile Endonezya’nın yönelmesi gereken ‘dost’ ülkenin Çin olduğunu
söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim Jokowi, büyümeye dayalı bir ekonomik model izlemenin yanı sıra
altyapıyı güçlendirmeye ve deniz gücünü artırmaya büyük önem vermiş; “Endonezya denizlere dönüyor!”
(Indonesia Back to the Seas) sloganıyla Endonezya’yı küresel bir deniz merkezi (Poros Manitum Dunia veya
Global Maritime Fulcrum) ve deniz gişesi (Maritime Toll Road) haline getirme hedefini benimsemiştir (Sulaiman,
2019: 617; Wicaksana, 2019: 8; Lundry, 2018). Bütün bunlar doğrultusunda, Çin ile ilişkiler ile birlikte Çin
liderliğindeki Kuşak ve Yol Projesi ve Endonezya’nın Asya Altyapı Yatırım Bankası üyeliği önem kazanmıştır
(Anwar, 2019; Singh vd., 2019; Pattiradjawane, 2016). Jokowi döneminde Endonezya-Çin ilişkileri daha önce hiç
olmadığı kadar hızlanmıştır (Anwar, 2019).
Çin ile dış siyasetteki faydacı ilişkiler, Jokowi’nin Güney Çin Denizi’nde önemli bir iddiada bulunmaması
ve daha pasif bir konumda yer almasında kendini hissettirmiştir (Laksmana, 2016). Ne var ki Güney Çin
Deniz’inde münhasır ekonomik bölgelerin paylaşılamamasına ilişkin anlaşmazlıklar, 2015-2016 yıllarında ivme
kazanmıştır (Gürcan, 2020). Bu dönemde ise Çinli balıkçılar ve Endonezyalı sahil güvenlik güçlerinin karşı karşıya
gelmesinden sonra Jokowi, kabine toplantısını bir savaş gemisinde gerçekleştirmiş ve devriyelerin artırılması
emrini vermiştir. Ancak Jokowi, Çin’e aşırı taviz verme suçlamalarını bertaraf etmeye yönelik bu sert çıkışı
74
sonrasında –her ne kadar Endonezya Natuna Adaları konusundaki taleplerini sürdürse de– Endonezya-Çin ilişkileri
kısa sürede normale dönmüştür (Arshad, 2020; Sulaiman, 2019).
Jokowi’nin Çin ile dış siyasetinde öne çıkan bir başka durum, Çin-ABD gerilimindeki tavırdır. Konuyla
ilgili açıklamalarında savaşın kimseye faydası olmayacağını, harabeler arasında zaferi kutlamanın bir anlamı
olmadığını ve batan bir dünyanın ortasında en büyük ekonomik güç olmanın bir anlamı olmadığını belirtmiştir
(Strangio, 2020). Burada da dış siyasetinde güvenlik kaygıları sebebiyle barışçıl bir tutum sergilediğini belirtmek
yanlış olmayacaktır. En son olarak, popülizmin Asya genelindeki uluslararası boyutunun Endonezya özelindeki
görünümlerine kısaca değinmek yerinde olacaktır. Jokowi, Filipinler’in popülist başkanı Duterte’nin uyuşturucuya
karşı savaş siyasetini onayladığını açıkça ifade etmiştir. Buna mukabil, 2017 yılında uyuşturucu ticareti
şüphelilerinin Endonezya polisi tarafından infaz edilmesi olaylarında artışlar geçekleşmiştir. Duterte’yi örnek alan
Jokowi, uyuşturucu ticareti suçlularını için idam cezası uygulamalarına hız vermiştir (Lundry, 2018).
5. Tartışma ve Değerlendirme
Asya’da 2020 yılına kadar iktidarını koruyan popülistlerin karşılaştırmalı incelemesi, z konusu ülkelerin dış
siyasetlerindeki değişimleri ortaya koymaktadır. Modi’nin sağ milliyetçi popülizminin izlerine India First ve Make
in India gibi popülist dış siyaset söylemlerinde rastlanmaktadır. Modi döneminde Hindistan dış siyaseti, Look East
konseptinden Act East konseptine geçiş yaşamış ve böylelikle Çin’e doğrudan cephe alan güvenlik merkezli bir
anlayışa adım atmıştır. Bu bağlamda, Modi’nin Kuşak ve Yol Girişimi’ne mesafeli yaklaşımının yanı sıra 2016
yılından itibaren Hindistan’ın Soğuk Savaş’tan beri Çin ile yaşanan en kanlı çatışmaları yaşaması anlamlıdır. Aynı
şekilde, Modi döneminde ABD ile askeri ilişkilerini belki de hiç olmadığı kadar geliştiren Hindistan, adeta bir
NATO ülkesi görünümü vermektedir. Popülist Duterte’nin Filipinler’inde de dış siyasetin dönüşümü benzer bir
radikallikte seyretmiştir. Duterte’ye kadar bölgede geleneksel bir ABD müttefiki olarak addedilen Filipinler,
Duterte dönemiyle ABD’den köklü bir kopuş yaşamıştır. ABD desteğiyle yürütülen askeri modernizasyon süreci,
Duterte tarafından kesintiye uğratılmıştır. Selefinden farklı olarak Duterte, Çin ile ilişkilerine ayrı bir önem
atfetmiştir ve Güney Çin Denizi sorunu dahilinde Çin ile anlaşmazlıklarını Batı merkezli uluslararası hukuk
platformlarına taşımaktan çekinmiştir. Popülist Jokowi’nin Çin’e yönelik yaklaşımı da Duterte’ninkinden pek
farklı olmamıştır. Jokowi, Endonezya’nın dış politikasını “binlerce dost yerine en iyi çıkar elde edilecek birkaç
dost” konsepti doğrultusunda yeniden şekillendirmiştir. Global Maritime Fulcrum ve “Endonezya denizlere
dönüyor!” gibi sloganlar ile ülkesinin dış politikasını Çin lehine denizlere yönelik değiştirmiştir. Her ne kadar Çin
ile Natuna Adaları üzerinden bir anlaşmazlık yaşasa da bu anlaşmazlıklar, Çin ile ilişkilerin önünü kesmeye
yetmemiştir. Asya popülizmi vakası bir bütün olarak incelendiğine anlaşılmaktadır ki popülizmde belirleyici olan
kişisel liderliğin etkileri dış siyasete doğru genişlemiştir. Dolayısıyla iktidara sahip popülist liderlerin pragmatist
yönelimlerinin dış siyaseti şekillendirmiş olduğu anlaşılmaktadır. Asya ülkeleri özelinde gerek yakınlaşma gerekse
uzaklaşma yönünde gelişsin, Çin ile ilişkiler ve popülist desteği artırma yönelik altyapı kalkınmasına verilen
öncelik belirleyici bir etken teşkil etmektedir. Aşırı sağ milliyetçilikten ya da daha çoğulcu sayılabilecek bir
milliyetçilikten beslenmesi fark etmeksizin Asya vakaları, popülizmin kaçınılmaz olarak Trumpvari bir
izolasyonizme yol açacağı savını yanlışlamaktadır.
Kaynakça
Anselmi, Manuel. (2017). Populism: An Introduction. UK: Routledge.
Anwar, Dewi Fortuna. (2019). “Indonesia-China Relations: Coming Full Circle?”. Southeast Asian Affairs, 145-162.
Arshad, Arlina. (2020). “Jokowi Plays Down Stand-Off with China in the Natunas”. The Straitstimes, 10.01.2020.
https://www.straitstimes.com/asia/se-asia/jokowi-plays-down-stand-off-with-china-in-the-natunas (Erişim Tarihi:
08.12.2020).
Baviera, Aileen. (2016). “President Duterte’s Foreign Policy Challenges”. Contemporary Southeast Asia 38(2): 202-208.
Casiple, Ramon. (2016). “The Duterte Presidency as a Phenomenon”. Contemporary Southeast Asia 38(2): 179-184.
Castro, Renato Cruz. (2016). “The Duterte Administration's Foreign Policy: Unravelling the Aquino Administration's
Balancing Agenda on an Emergent China”. Journal of Current Southeast Asian Affairs 35(3): 139-159.
Castro, Renato Cruz. (2017). “The Duterte Administration’s Appeasement Policy on China and the Crisis in the Philippine
US alliance”. Philippine Political Science Journal 38(3): 159-181.
Castro, Renato Cruz. (2019). “Explaining the Duterte Administration’s Appeasement Policy on China: The Power of Fear”.
Asian Affairs: An American Review 45(3-4): 165-191.
Caussat, Paul. (2020). “Facing Political Issues and Protecting National Sovereignty: The Sino-Indian Economic Relation Since
1947”. In China-India Relations: Geo-political Competition, Economic Cooperation, Cultural Exchange and Business
Ties, ed. Young-Chan Kim. Switzerland: Springer. Pp: 81-98.
Chalk, Peter. (2018). “National Security in the Philippines Under Duterte: Shooting From the Hip or Pragmatic Partnerships
Beyond the Noise”. Australian Strategic Policy Institute.
Chao, Wen-Chih. (2020). “The Philippines’ Perception and Strategy for China’s Belt and Road Initiative Expansion: Hedging
with Balancing”. The Chinese Economy.
Gürcan, Efe Can. (2019). Multipolarization, South-South Cooperation and the Rise of Post-Hegemonic Governance. New
York: Routledge.
75
Gürcan, Efe Can. (2020a). "A Neo-Mahanian Reading of Turkey and China's Changing Maritime Geopolitics". BRIQ 2(1): 23-
35.
Gürcan, Efe Can. (2020b). “The Construction of “Post-hegemonic Multipolarity” in Eurasia: A Comparative Perspective”. The
Japanese Political Economy 46(2-3): 127-151.
Hadiz, Vedi ve Robison, Richard. (2017). “Competing Populisms in Post-Authoritarian Indonesia”. International Political
Science Review 38(4): 488-502.
Heydarian, Richard Javad. (2017). The Rise of Duterte: A Populist Revolt Against Elite Democracy. Londra: Palgrave Pivot.
Hussein, Imtiaz. (2019). “Encircling India: China Tightens South Asian Noose”. In South Asia in Global Power Rivalry: Inside-
out Appraisals from Bangladesh, ed. I. Hussain. London: Palgrave Macmillan. Pp: 100-123.
Jaffrelot, Christophe ve Tillin, Louise. (2017). “Populism in India”. In The Oxford Handbook of Populism, eds. C. Kaltwasser,
P. Taggart and P. Ostiguy. UK: Oxford University Press. Pp: 179-194.
Kenny, Paul. (2017). Populism and Patronage: Why Populists Win Elections in India, Asia, and Beyond. Oxford University
Press.
Laksmana, Evan A. (2016). “The Domestic Politics of Indonesia's Approach to the Tribunal Ruling and the South China Sea”.
Contemporary Southeast Asia 38(3): 382-388.
Lundry, Chris. (2018). “Assessing Indonesia’s Foreign Policy Under Jokowi”. National Bureau of Asian Research 13(4): 30-
35.
Manantan, Mark Bryan. (2019). “Pivot Toward China: A Critical Analysis of the Philippines' Policy Shift on the South China
Sea Disputes”. Asian Politics & Policy 11(4): 643-662.
Mietzner, Marcus. (2015). “Reinventing Asian Populism: Jokowi's Rise, Democracy, and Political Contestation in Indonesia”.
Policy Studies, 72. https://www.eastwestcenter.org/system/tdf/private/ps072.pdf?file=1&type=node&id=35018
(Erişim Tarihi: 15.12.2020).
Mietzner, Marcus. (2018). “Movement Leaders, Oligarchs, Technocrats and Autocratic Mavericks: Populists in Contemporary
Asia”. In Routledge Handbook of Global Populism, ed. Carlos de la Torre. London: Routledge. Pp: 370-384.
Mietzner, Marcus. (2020). “Rival Populisms and the Democratic Crisis in Indonesia: Chauvinists, Islamists and Technocrats”.
Australian Journal of International Affairs 74(4): 420-438.
Montague, Zach. (2019). “U.S.-India Defense Ties Grow Closer as Shared Concerns in Asia Loom”. The New York Times,
20.11.2019. https://www.nytimes.com/2019/11/20/world/asia/india-military-exercises-trump.html (Erişim Tarihi:
13.12.2020).
Montiel, Cristina, Boller, Arvin, Uyheng, Joshua ve Espina, Ervina. (2019). “Narrative Congruence Between Populist President
Duterte and the Filipino Public: Shifting Global Alliances From the United States to China”. Journal of Community
& Applied Social Psychology 29(6): 520-534.
Pattiradjawane, René L. (2016). “The Indonesian Perspective Toward Rising China: Balancing the National Interest”. Asian
Journal of Comparative Politics 1(3): 260-282.
Plagemann, Johannes ve Destradi, Sandra. (2019). “Populism and Foreign Policy: The Case of India”. Foreign Policy Analysis
15(2): 283301.
Rabena, Aaron Jed. (2018). “The Complex Interdependence of China's Belt and Road Initiative in the Philippines”. Asia & The
Pacific Policy Studies 5(3): 683-697.
Ramdani, Nabila. (2019). “Modi’s Brutal Annexation of Kashmir Follows the Israel-Palestine Script to the Letter Now
Permanent War is Certain”. Independent, 22.08.2019. https://www.independent.co.uk/voices/modi-kashmir-crisis-
india-pakistan-israel-palestine-netanyahu-a9074501.html (Erişim Tarihi: 12.12.2020).
Rana, Kishan. (2020). “Conclusion: An Indian Perspective on the Belt and Road Initiative”. In China-India Relations: Geo-
political Competition, Economic Cooperation, Cultural Exchange and Business Ties, ed. Young-Chan Kim.
Switzerland: Springer. Pp: 203-228.
Roose, Joshua. (2018). “Non-Western New populism: Religion, Masculinity and Violence in the East”. In Populism and the
Crisis the Democracy, eds. G. Fitzi, J. Mackert ve B. Turner. London: Routledge. Pp: Pp: 111-129.
Sen, Somdeep. (2020). “India’s Alliance with Israel Is a Model for the World’s Illiberal Leaders”. Foreign Policy, 10.09.2020.
https://foreignpolicy.com/2020/09/10/indias-alliance-with-israel-is-a-model-for-the-worlds-illiberal-leaders/
(Erişim Tarihi: 12.12.2020).
Shahid, Kunwar Khuldune. (2019). “'Kashmir Is Palestine': Why Both India and Pakistan Want to Push This Ominous
Comparison”. Haaretz, 14.08.2019. https://www.haaretz.com/world-news/.premium-kashmir-is-palestine-why-
india-and-pakistan-are-both-pushing-this-ominous-analogy-1.7683411 (Erişim Tarihi: 12.12.2020).
Singh, Bhubhindar, Teo, Sarah, Ho, Shawn ve Tsjeng, Henrick. (2019). “Contending Visions of East Asian Regional Order:
Insights From the United States, China, Japan, and Indonesia”. Asian Affairs: An American Review 46(1): 19-41.
Stengel, Frank A., MacDonald, David B. ve Nabers, Dirk. (2019). “Introduction: Analyzing the Nexus Between Populism and
International Relations”. In Populism and World Politics: Exploring Inter- and Transnational Dimensions, eds. F.
Stengel, D. MacDonald ve D. Nabers. Basingstoke: Palgrave Macmillan. Pp: 1-22.
Sulaiman, Yohanes. (2019). “What Threat? Leadership, Strategic Culture, and Indonesian Foreign Policy in the South China
Sea”. Asian Politics & Policy 11(4): 606622.
Taufiq, Hossain Ahmed. (2019). “China, India, and Myanmar: Playing Rohingya Roulette?”. In South Asia in Global Power
Rivalry: Inside-out Appraisals from Bangladesh, ed. I. Hussain. London: Palgrave Macmillan. Pp: 81-99.
Teehankee, Julio C. (2016). “Duterte's Resurgent Nationalism in the Philippines: A Discursive Institutionalist Analysis”.
Journal of Current Southeast Asian Affairs 35(3): 3-14.
Tenorio, Christine, Meyer, Patrik ve Nurmandi, Achmad. (2020). “President Duterte’s Bicephalous Leadership: Populist at
Home Pragmatic Abroad”. Asian Journal of Comparative Politics 1-15.
76
The Economic Times. (2013). “'India First' is My Definition of Secularism: Narendra Modi”, 10.03.2013.
https://economictimes.indiatimes.com/news/politics-and-nation/india-first-is-my-definition-of-secularism-narendra-
modi/articleshow/18888854.cms?from=mdr (Erişim Tarihi: 09.12.2020).
Weatherbee, Donald E. (2017). “Indonesia and China: The Bumpy Path to a Wary Partnership”. In Southeast Asia And China:
A Contest. In Mutual Socialization A Contest in Mutual Socialization, eds. Lowell Dittmer and Chow Bing Ngeow.
Singapur: World Scientific Publishing. Pp: 139-151.
Wicaksana, Gede Wahyu. (2019). “Economic Nationalism for Political Legitimacy in Indonesia”. Journal of International
Relations and Development.
Wojczewski, Thorsten. (2016). “China’s Rise as a Strategic Challenge and Opportunity: India’s China Discourse and Strategy”.
India Review 15(1): 22-60.
Wojczewski, Thorsten. (2019). “Conceptualizing the Links Between Populism, Nationalism and Foreign Policy: How Modi
Constructed a Nationalist, Anti-establishment Electoral Coalition in India”. In Populism and World Politics:
Exploring Inter- and Transnational Dimensions, eds. F. Stengel, D. MacDonald ve D. Nabers. Basingstoke: Palgrave
Macmillan. Pp: 251-274.
Wojczewski, Thorsten. (2020). “Populism, Hindu Nationalism, and Foreign Policy in India: The Politics of Representing “the
People””. International Studies Review 22(3): 396–422.
Ulusaldan Küresele:
Popülizm, Demokrasi,
Güvenlik Konferansı
10-11 Aralık 2020
Ulusaldan Küresele:
Popülizm, Demokrasi,
Güvenlik Konferansı
10-11 Aralık 2020
Ulusaldan Küresele: Popülizm, Demokrasi,
Güvenlik Konferansı
10-11 Aralık 2020
Işık Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Uluslararası İlişkiler Bölümü
Konferans Web Sayfası
http://polsisik.com
Editör
Ödül CELEP
Merve KURT
Işık Üniversitesi Yayınları
Meşrutiyet Mahallesi, Üniversite Sokak, No: 2
Şile / İSTANBUL
Tel: 444 07 99 - Faks: 0 (216) 710 28 74
E-Posta : yayinevi@isikun.edu.tr
Sertifika No: 18541
Çevrimiçi Yayın : Şubat 2021
e-ISBN : 978-975-6494-41-7
e-Kitap : https://hdl.handle.net/11729/3023
Bu yayının bütün hakları Işık Üniversitesi’ne aittir. Kitapta yer alan bildiriler referans gösterilerek ve
yazar(lar)ın fikri mülkiyet hakları korunarak kullanılabilir. Yayınevinin yazılı izni olmaksızın kitabın
tümünün veya bir kısmının elektronik, mekanik ya da fotokopi yoluyla basımı, yayımı ve dağıtımı
yapılamaz.
Ulusaldan küresele : popülizm, demokrasi, güvenlik konferansı (10-11 Aralık 2020) / editör Ödül Celep, Merve Kurt.
İstanbul : Işık Üniversitesi Yayınları, 2021.
xiii, 113 pages ; 23 cm.
Includes bibliographical references.
e-ISBN 9789756494417
1. Political science -- Congresses 2. Populism -- Congresses 3. Democracy -- Congresses
4. Security, International -- Congresses
JA35.C45 2021
Işık Üniversitesi Kütüphanesi Bibliyografik Künye
Işık Üniversitesi Kütüphanesi kataloğunda bu kitap için katalog kaydı mevcuttur.
Ulusaldan Küresele:
Popülizm, Demokrasi,
Güvenlik Konferansı
Bu eser, Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
DÜZENLEME KURULU
BİLİM KURULU
KONFERANS SEKRETERYASI
Prof. Dr. Mehmet KAYTAZ
Prof. Dr. Rabia KARAKAYA POLAT
Prof. Dr. Ödül CELEP
Doç. Dr. Özlem KAYHAN PUSANE
Doç. Dr. Seda DEMİRALP
Dr. Öğr. Üyesi Erol ÜLKER
Arş. Gör. Dr. Mehmet Turan ÇAĞLAR
Arş. Gör. Merve KURT
Arş. Gör. Yusuf EVİRGEN
Prof. Dr. Mehmet KAYTAZ
Prof. Dr. Rabia KARAKAYA POLAT
Prof. Dr. Ayşe Betül ÇELİK
Doç. Dr. Özlem KAYHAN PUSANE
Doç. Dr. Seda DEMİRALP
Doç. Dr. Aslı ILGIT
Doç. Dr. Evren BALTA
Dr. Öğr. Üyesi İbrahim MAZLUM
Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Alper ECEVİT
Arş. Gör. Merve KURT
Arş. Gör. Yusuf EVİRGEN
KONFERANS PROGRAMI
Açılış (10:00-10:15)
Prof. Dr. Cemal İbiş, Işık Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, Işık Üniversitesi Rektör Yardımcısı,
Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Mehmet Kaytaz, Işık Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi Dekanı
Açılış Konuşması (10:15-11:00)
Prof. Dr. Fuat Keyman, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Ulusaldan Küresele: Popülizm, Demokrasi, Güvenlik”
PANEL PROGRAMI
1. GÜN
1. Panel (11:00-12:45) : Popülizmin Yükselişi
Panel Başkanı ve Tartışmacı : Rabia Karakaya Polat
Mustafa Görkem Doğan
İstanbul Üniversitesi
Bir Kolektif Eylem Ana Çerçevesi Olarak Popülizm
Emre Erdoğan, Tuğçe Erçetin
Bilgi Üniversitesi
Popülist Liderlerinin Başarısına Medya Sistemleri Perspektifinden Bir Bakış: Birleşik Krallık, Hollanda
ve Türkiye Karşılaştırması
Berk Esen
Sabancı Üniversitesi
Popülist Otoriterliğin Yükselişi
Asım Karaömerlioğlu
Boğaziçi Üniversitesi
Why Neopopulism is the Zeitgeist of Contemporary Politics
Veli Özdemir
Marmara Üniversitesi
Popülizmin Uluslararası İlişkilere Etkisi: Öngörülemezlik, Kişiselleştirme ve İdeolojik Eğilimler
ÖĞLEN ARASI (12:45-13:45)
2. Panel (13:45-15:30) : Türkiye’de Popülizm
Panel Başkanı ve Tartışmacı : Erol Ülker
Ali Akkaya
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi
Türkiye’de Sol Popülizm Örneği Olarak Halkların Demokratik Partisi
Ebru Canan-Sokullu
Bahçeşehir Üniversitesi
Economic Voting and the Rise of Populism at Times of Economic Crisis: The Case of Turkey
Seda Demiralp
Işık Üniversitesi
Elitizmden Popülizme
Emine Önük, Yüksel Alper Ecevit
Çukurova Üniversitesi
Yarı-Başkanlık Sistemi ve Popülizmin Yürütme İçi Tartışmalara Etkisi: Fransa Örneği
Selin Karana Şenol
Üsküdar Üniversitesi
Popülizm ve Demokrasi İlişkisi: İstisnai Bir Vaka Örneği Olarak Türkiye
PANEL ARASI (15:30-15:45)
3. Panel (15:45-17:15) : Güney Asya ve Çin Bağlamında Popülizm ve Dış Siyaset
Panel Başkanı ve Tartışmacı : Emre Erdoğan
Efe Can Gürcan, Ahmet Gedik
İstinye Üniversitesi
Hindistan ve Pakistan’da Yükselen Popülizmin İkili İlişkilere Etkisi
Efe Can Gürcan, Ceren Ece Göcen, Suat Eren Özyiğit
İstinye Üniversitesi
Asya’da Yeni Popülizm Dalgası Etkisinde Uluslararası Güvenliğin İnşası: Filipinler, Hindistan ve
Endonezya’nın Çin Siyasetini Okumak
Bilgen Sütçüoğlu
İstinye Üniversitesi
‘Önemli Öteki’ Olarak Asya Dış Politikasında Çin
2. GÜN
4. Panel (10:00-11:30) : Demokrasi ve Uluslararası Siyaset
Panel Başkanı ve Tartışmacı : Seda Demiralp
Özlem Akçay
Kocaeli Üniversitesi
Avrupa Komşuluk Politikası
Ferda Özer
Kocaeli Üniversitesi
Avrupa Birliği’nde Demokrasi Açığı Tartışmaları
Rabia Karakaya Polat, Vivien Lowndes
Işık Üniversitesi, Birmingham Üniversitesi
Türkiye’de Yerel Yönetimler ve Suriyeli Mülteciler: Bir Çok Katmanlı Yönetişim Yaklaşımı
Gökhan Sırmalı
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi
Bağımsızlığından Bugüne ABD’nin Gürcistan’a Yapmış Olduğu Demokrasi Yardımları
PANEL ARASI (11:30-11:45)
5. Panel (11:45-13:15) : Popülizm ve Demokrasiye Kavramsal ve Tarihsel Yaklaşımlar
Panel Başkanı ve Tartışmacı : Hasan Bülent Kahraman
Ödül Celep
Işık Üniversitesi
2019’un İki Belediye Seçimi: Türkiye İçin Bir Demokratikleşme Fırsatı
Seda Demiralp, Evren Balta
Işık Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi
Popülistler Nasıl Yenilir? 2019 İstanbul Seçimleri Örneği
Merve Kurt
Işık Üniversitesi
Demokrasiyi Yeniden Güçlendirmek mi? Kooperatifçilik
Erol Ülker
Işık Üniversitesi
Otoriter Demokrasi: Tarihsel ve Kavramsal Bir Tartışmaya Dair İlk Notlar
ÖĞLEN ARASI (13:15-14:15)
6.Panel (14:15-15:45) : Güvenlik Çalışmalarına Güncel Yaklaşımlar
Panel Başkanı ve Tartışmacı : Ödül Celep
Mehmet Turan Çağlar
Işık Üniversitesi
Güvenliğin Nesnesi ve Şiddetin Hedefi Kentler: Sadr Şehri Üzerinden Kentkırım İncelemesi
Özlem Kayhan Pusane, Aslı Ilgıt
Işık Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi
Duygular ve Dış Politika: Türkiye’nin 2017 IKBY Bağımsızlık Referandumu Tepkisi
Itır Toksöz
Doğuş Üniversitesi
Popülizm, Milliyetçilik, Güvenlik ve Dış Uzay
Mehmet Ali Tuğtan
Bilgi Üniversitesi
Clausewitz Bize Gerçekötesi Hakkında Ne Söylüyor?
KAPANIŞ
vi
SUNUŞ
Üniversitemizde 10-11 Aralık 2020 tarihleri arasında gerçekleşen, değerli katılımcıların destekleriyle çok önemli
konuların gündeme getirilip tartışıldığı Ulusaldan Küresele: Popülizm, Demokrasi, Güvenlik konulu
sempozyumun tebliğlerini yayınlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz.
Işık Üniversitesi olarak bu türden çalışmalarımızı sürdürmek ve ilerletmek konusunda kararlıyız. Bu çalışmaların
ülkemizdeki akademik hayata ışık tuttuğuna yürekten inanıyor, o ışığın sürekli olmasını diliyoruz.
Prof. Dr. Cemal İBİŞ
Rektör
xii
İÇİNDEKİLER
Bildiriler
1
7
15
25
36
47
64
71
77
82
88
93
101
102
103
xiii
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
Article
Full-text available
This article examines the reason behind the dramatic shift in Philippine foreign policy under the Duterte Administration. His predecessor, president Benigno Aquino, vigorously challenged China’s expansive territorial claim in the South China Sea throughout his six-year term. However, president Rodrigo Duterte’s actions and pronouncements are undoing the former president’s geopolitical agenda of balancing China’s expansion in the disputed waters. He distances the Philippines from the United States, its long-standing treaty ally, and gravitates toward China. This stance aims to earn goodwill with China so that the Philippines can avail itself of enormous aids and loans from China’s Belt and Road Initiative (BRI). This stemmed from this administration’s fear that the Philippines would not benefit from China’s emergence as an economic power. Nevertheless, by appeasing an expansionist power, the Philippines becomes complicit to China’s long-term strategy of maritime expansion to push the United States out of East Asia. In conclusion, the article warns that the Duterte Administration might end up losing the country’s exclusive economic zone (EEZ) in the South China Sea and the confidence and trust of its allies and security partners. This administration might also leave the public coffers empty and dry because of China’s reneging on its commitment to fund the Philippines’ massive infrastructure-building program, labeled “Build, Build, and Build.”
Article
Full-text available
Rodrigo Duterte won the Philippines' 2016 presidential elections thanks to a well-orchestrated campaign and his populist appeal among Filipinos. Soon after he assumed the presidency, he surprised and upset most of his domestic and western international audiences by pragmatically rejecting the pro-Western approach followed by the previous Aquino administration and adopting a China-friendly one. Adopting Critical Discourse Analysis, this research reveals President Duterte's bicephalous leadership: populist in domestic policies, and pragmatic but unpopular in foreign relations. To qualitatively describe the dichotomy between the populist and pragmatic nature of Duterte's leadership, this article surveys the Philippines' mainstream media from 2016 to 2019. Furthermore, this analysis shows that Duterte is using a defensive neorealist approach in building Philippines-China relations and that Filipinos are willing to consider China as a constructive partner for their country.
Article
The 2000s witnessed tectonic changes in the pattern of international relations. Central to these changes is the crisis of global governance and the multipolarization of world politics. Against this backdrop, Eurasian regionalism led by China and Russia is rising as a major force in geopolitical multipolarization. Recent research in international relations attests to growing interest in Eurasian regionalism, with case studies focusing on individual regional mechanisms. Almost entirely absent, however, is comparative research as to how alternative initiatives may promote Eurasian cooperation in a post-hegemonic direction. My research seeks to advance both our empirical and theoretical knowledge of this emerging area. How do geopolitical and economic realignments shape Eurasian cooperation and conflicts in a post-hegemonic direction? What are the historical and institutional settings that are helping Eurasian countries to implement a post-hegemonic agenda of regional cooperation? Using incorporated comparison, this article focuses on the cases of the SCO, the CSTO, the EAEU, and the AIIB; these are regarded as the most coherent and inclusive alternative governance initiatives in the Eurasian region. I argue that post-hegemonic multipolarity in Eurasia finds its strongest expression in regional governance focused on security and economic cooperation at the expense of US global hegemony. These governance mechanisms arise from several competing but complementary initiatives led by China and Russia. A striking characteristic of these mechanisms is that their institutional design reflects a nontraditional security approach, combining conventional security governance with efforts at market and financial and academic integration, business community building, and youth mobilization. The post-hegemonic character of Eurasian regionalism mainly lies in how it provides competing, but coalescing and coexisting schemes for regional governance, which redress Sino-Russian competition into a peaceful framework and do not call for a frontal attack on the US. Their prospects are threatened by Russia and China’s current economic challenges.
Article
The Duterte administration has adopted a positive attitude toward China; however, Filipino people are cautious in cooperating with China because of Chinese behavior in the South China Sea dispute and the country’s increasing influence on the world economy and regional security. The Filipino business sector’s stance on this collaboration is closer to that of the government’s because the BRI is perceived as a good business opportunity. Although there are diverging stances toward China and the BRI among state, people, and businesses in Philippines, these differences have not influenced President Duterte’s decision to cooperate with China under the framework of the BRI. The Duterte administration shelved differences pertaining to the South China Sea dispute first and then participated in the Chinese government’s BRI. Philippines’ government has tried to combine China’s funding and technology with Philippines’ Build, Build, Build program to improve domestic infrastructure, expand export of agriculture products to China, and increase economic growth rate. The Duterte administration has thus expanded cooperation with China for benefits in terms of economy, trade, science and technology, agriculture, education, tourism, and infrastructure through the BRI. The implications of the above actions taken by Philippines’ government include promotion of Philippines’ economic and infrastructure developments and elimination of security threats from China without the United States’ support through cooperation with China by participation in the BRI. Hence, shelving the South China Sea dispute is a means of promoting cooperation between the Philippines and China. The Duterte administration hopes to neutralize the effects of the pro-United States foreign policy in the past by cooperating with China in favor of maximum national interest.
Chapter
This chapter looks into the evolution of the economic relation between China and India since their modern foundations. The questions addressed in this chapter is the following: can a flourishing economic relationship contribute to reducing political tensions? If not, can the economic relation and security concerns be de-hyphenated? We first analyse the bilateral trade and investments structure and flows, then discuss the obstacles to a deeper economic relation before present four areas where both countries can cooperate irrespective of political tensions. We find that bilateral trade and investment flows remain very small in comparison with the size and proximity of both the economies, and this relative underperformance has to be understood in the wider geopolitical context. This chapter contributes to a better understanding of (1) the economic ties between the two largest emerging economies; and (2) how the economy and security concerns influence each other in this particular case.
Chapter
BRI has become the center of China’s foreign and economic policy. But it faces problems over its magnitude, mismanagement, and excessive indebtedness that the recipient countries confront. We focus here mainly on the Asian dimension. India has hitherto taken the position that since in a major BRI project, i.e. the centerpiece of the ‘China-Pakistan Economic Corridor’ (CPEC), the Gwadar-Karakoram logistics artery, traverses ‘Pakistan Occupied Kashmir’ (POK) just before entering Xinjiang; this India is India’s sovereign territory, and it cannot associate itself with BRI. Notwithstanding this opposition to China-Pakistan projects traversing POK, India’s hopes for Chabahar port investments in Iran can be valorized only via China built rail and road links into Central Asia. Incipient India-China cooperation in Afghanistan might give a platform for an Indian reassessment, as does a mutual economic need, China for the massive Indian market, and India for Chinese investments. But this has not happened so far. Elsewhere, examined briefly in this essay, BRI projects are a mixed bag, with some successes, many under execution, and a series of question marks. The European Union, and the US have voiced criticism, while Japan has partly shifted its position to one of support, with hopes for Japanese companies participating in some of these projects. Overall, BRI is a work-in-progress, amidst a welter of confusing reports and comments from the 70+ countries that are formal participants and others. At the same time, it has the potential to radically alter China’s global linkages, and the world power matrix.
Article
Viewed as a stable democracy for much of the 2000s and early 2010s, Indonesia has in recent years been part of the global populist surge. In fact, national politics has been marked by competition between three rival populist streams: chauvinism, Islamism and technocratic developmentalism. This article discusses the conditions under which such a three-track populism could emerge in Indonesia. In identifying the drivers of populism, it points to the existence of a major religio-political cleavage, the framing of that cleavage in a narrative of economic inequality, the easy targeting of cultural minorities, and the collaboration of established parties. Drawing from survey data to substantiate its claims, the discussion demonstrates that populist attitudes are spread widely across the ideological landscape; that its intensity is highest at the extreme ends of Indonesia’s Islamist-pluralist spectrum; and that populist citizens are more concerned with purported threats to their identity than the kind of politico-economic hardship that much of the classic populism literature has focused on. Most importantly for Indonesian democracy, the three types of populism have interacted among each other, and with the non-populist political establishment, in a way that has severely undermined the quality of the democratic polity.
Article
en Why is there no balancing behavior in Southeast Asia vis‐à‐vis what many observers see as a “Chinese threat,” especially in the case of Indonesia? Despite all the concerns regarding the stability of the region, Indonesia is neither strengthening its power projection capability nor building a coalition to address China's growing power in the South China Sea. Indonesia's underbalancing behavior is the result of a strategic culture that influences its military and foreign policy thinking on threat perceptions and economic considerations, limiting the options that Indonesia can take vis‐à‐vis China. As a result, China as a state is not seen as a major, direct, and immediate threat that would warrant immediate action that may in turn jeopardize Indonesia's larger interest. Instead, domestic politics and security—especially public perceptions of how the government's friendship with China may benefit or hurt the government—remains the focus and the priority of the government. Abstract zh 什么威胁?领导力、战略文化和印尼在南海的外交政策 相比起许多观察者所视的“中国威胁论”,为何在东南亚没有一个发挥制衡作用的行为,尤其是在印度尼西亚?除去一切有关该区域稳定性的顾虑,印尼既没有加强其军力投射能力,也没有建立联盟应对中国在南海日益增强的影响力。印尼欠缺具备制衡作用的行为,归因于其战略文化,该文化通过威胁感知和经济考量,进而影响其军事政策和外交政策,同时限制了印尼在应对中国一事上的选择。结果则是,中国不被视为一个主要的、直接的、立即的威胁,这种威胁会要求立即采取行动,进而可能破坏印尼更大的利益。相反,国内政治和安全—尤其是公众对印尼政府与中国的外交友谊的感知,如何可能会有益于或有损于政府—仍然是印尼政府的重要关注点和优先事项。 Abstract es ¿Qué amenaza? Liderazgo, cultura estratégica y política exterior de Indonesia en el Mar Meridional de China ¿Por qué no hay un comportamiento equilibrado en el sudeste asiático frente a lo que muchos observadores ven como una "amenaza china", especialmente de Indonesia? A pesar de todas las preocupaciones con respecto a la estabilidad en la región, Indonesia no está fortaleciendo su capacidad de proyección de poder ni está formando una coalición para abordar el creciente poder de China en el Mar del Sur de China. El comportamiento de desequilibrio de Indonesia es el resultado de una cultura estratégica de Indonesia que influye en su pensamiento militar y de política exterior a través de las percepciones de amenaza y consideración económica, lo que limita las opciones que Indonesia puede tomar con respecto a China. Como resultado, China como estado no se considera una amenaza importante, directa e inmediata que garantice una acción inmediata que pueda poner en peligro el mayor interés de Indonesia. En cambio, la política interna y la seguridad, especialmente cómo la percepción pública de la amistad del gobierno con China puede beneficiar o perjudicar al gobierno, sigue siendo el foco y la prioridad del gobierno.