ChapterPDF Available

TEKRARLAYAN TRAVMA VE İKİNCİL MAĞDURİYET KONULARININ ADLİ SÜREÇLERDE DEĞERLENDİRİLMESİ

Authors:

Abstract

ÖZET : Travma, kişinin doğal baş etme becerilerini felce uğratan olağandışı bir durumdur. Aynı zamanda yaşanan olayın kişinin yaşamına ve/veya vücut bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak algılanmasıdır. Travmaya maruz kalan kişi yaşadığı olaya bir anlam veremez. Suç eyleminin mağdur üzerinde yarattığı en önemli etkilerden birisi de travma yaşantısıdır. Özellikle ağır suç eylemlerine maruz kalanlarda bu tablo daha da belirginleşir. "Tekrarlayan Travma terimi mağdurların önceki travmatik deneyimlerini hatırlatan bir olay veya etkileşim nedeniyle travma semptomlarının yeniden ortaya çıkmasını tanımlar. İkincil mağduriyet ise mağdurun yasal haklarını kullanma esnasında adli süreçte hissettiği ihlaller ya da olumsuz sosyal / toplumsal tepkiler ile mağduriyetlerinin keskinleşmesidir. Ceza adaleti sistemindeki kimi prosedürler suç mağdurlarında ikincil mağduriyete yol açabilmektedir. Bu nedenle haksızlığa uğrama algıları daha da artabilir. Adli süreçte ikincil mağduriyete sebep olacak etkenlerin saptanması için hangi prosedürlerin riskli olduğu iyi araştırılmalıdır. Böylelikle mağdurlar için gerekli tedbirler alınabilir ve hakları korunabilir Bu çalışmanın amacı ceza adalet sistemi içerisindeki bazı süreçlerin mağdurlar üzerindeki olası etkilerine dikkat çekmek ve çocuk mağdurlara yaklaşımlarla ilgili öneriler sunmaktır.
VI. Uluslararası TURKCESS Eğitim ve
Sosyal Bilimler Kongresi
30 Ekim- 1 Kasım 2020/İstanbul
Tam Metin Kitabı
VI. International Congress on Education
and Social Sciences
30 October- 1 November 2020/İstanbul
Full Text Book
TEKRARLAYAN TRAVMA VE İKİNCİL MAĞDURİYET
KONULARININ ADLİ SÜREÇLERDE DEĞERLENDİRİLMESİ
Derya Deniz
İstanbul Kültür Üniversitesi
d.deniz@iku.edu.tr
ORCID: 0000-0003-3839-1193
ÖZET
Travma, kişinin doğal baş etme becerilerini felce uğratan olağandışı bir durumdur. Aynı zamanda
yaşanan olayın kişinin yaşamına ve/veya vücut bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak algılanmasıdır.
Travmaya maruz kalan kişi yaşadığı olaya bir anlam veremez. Suç eyleminin mağdur üzerinde yarattığı
en önemli etkilerden birisi de travma yaşantısıdır. Özellikle ağır suç eylemlerine maruz kalanlarda bu
tablo daha da belirginleşir. “Tekrarlayan Travma terimi mağdurların önceki travmatik deneyimlerini
hatırlatan bir olay veya etkileşim nedeniyle travma semptomlarının yeniden ortaya çıkmasını tanımlar.
İkincil mağduriyet ise mağdurun yasal haklarını kullanma esnasında adli süreçte hissettiği ihlaller ya da
olumsuz sosyal / toplumsal tepkiler ile mağduriyetlerinin keskinleşmesidir. Ceza adaleti sistemindeki
kimi prosedürler suç mağdurlarında ikincil mağduriyete yol açabilmektedir. Bu nedenle haksızlığa
uğrama algıları daha da artabilir. Adli süreçte ikincil mağduriyete sebep olacak etkenlerin saptanması
için hangi prosedürlerin riskli olduğu iyi araştırılmalıdır. Böylelikle mağdurlar için gerekli tedbirler
alınabilir ve hakları korunabilir
Bu çalışmanın amacı ceza adalet sistemi içerisindeki bazı süreçlerin mağdurlar üzerindeki olası
etkilerine dikkat çekmek ve çocuk mağdurlara yaklaşımlarla ilgili öneriler sunmaktır.
Keywords: Travma; tekrarlayan travma; ikincil mağduriyet; mağdur; ceza hukuku; adli psikoloji
EVALUATION OF RETRAUMATIZATION AND
SECONDARY VICTIMİZATION ISSUES IN FORENSIC PROCESSES
ABSTRACT
Trauma is an unusual condition that paralyzes a person's natural coping skills. It is the perception of the
event as a threat to the life and / or body integrity of the person. The person who exposed to trauma
cannot make sense of the event. Traumatic experiences most important effects of the criminal act on the
victims. This situation becomes more apparent especially in those who are subjected to serious criminal
acts. The term of “retraumatization” defines the recurrence of trauma symptoms due to an event or
interaction that reminds victims of their previous traumatic experiences. Violations or negative social
reactions during the judicial process can lead to secondary victimization. Therefore, victim’s perceptions
of being injured may increase even more. Risky procedures should be well investigated in order to
VI. Uluslararası TURKCESS Eğitim ve
Sosyal Bilimler Kongresi
30 Ekim- 1 Kasım 2020/İstanbul
Tam Metin Kitabı
VI. International Congress on Education
and Social Sciences
30 October- 1 November 2020/İstanbul
Full Text Book
determine the factors that will cause secondary victimization in the judicial process. In this way,
necessary measures can be taken for the victims and their rights can be protected.
The aim of this study is to draw attention to the possible effects of some processes in the criminal justice
system on victims and to offer suggestions about approaches to child victims.
Keywords: Trauma; retraumatization; secondary victimization; victims; criminal law; forensic
psychology
1.Travma ve Tekrarlayan Travma
Bir suç mağduru olmak sıklıkla psikolojik yönden olumsuz süreçlere yol açar (Davis ve
ark.,1996; Frieze ve ark., 1987; Janoff-Bulman, 1995). Suç eylemininin mağdur üzerinde
yarattığı en önemli etkilerden birisi de travma yaşantısıdır. Özellikle ağır suç eylemlerine maruz
kalanlarda bu tablo daha da belirginleşir. Epidemiyolojk araştırmalar sonucunda tecavüz
mağdurlarının %35 ile %70 arasında, fiziksel saldırıya uğrayanların %2 ile %58 arasında,
hırsızlığa maruz kalanların da %18 ile %28 arasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu
yaşadıkları bulgulanmıştır. (Kessler ve ark., 1995; Kilpatrick ve ark., 1989) Travmanın
tanımına bakıldığında kişinin anlamlandırma, bağlantı kurma, iç odaklı ve dış odaklı uyaranları
duyumsamayı sağlayan; doğal başetme becerilerini felce uğratan olağandışı bir durum olduğu
görülür (Türksoy, 2003). Bir olayı travma olarak tanımlayan unsurlardan birisi, yaşanan olayın
kişinin yaşamına ve/veya vücut bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak algılanmasıdır (Karakaya
ve Coşkun 2007). Diğer bir unsur ise kişinin yaşadığı olaya anlam verememesidir. Travma
etkisi yaratan olay, kişinin günlük yaşam deneyimlerinin dışında kalan özelliği nedeniyle
varolan bilişsel şemalara uygunluk sağlayamaz ve kişi yaşadığı olaya bir anlam veremez.
Yaşanan olaya anlam verememenin nedeni, travmatik olayın aşırı fiziksel uyarılma yaratması
ve bilişsel işlevleri bozmasıdır (Sungur, 1999). Doğal afetler ve trafik kazaları gibi kasıtlı
olmayan olayların yanı sıra cinsel taciz, tecavüz, terörist saldırılar, fiziksel saldırılar, işkence
gibi insan eliyle ve kasıtlı olarak gerçekleştirilen olaylar da travma yaratıcı etkenlerdir.
Travmatik olayın etkileri, tehdit edici doğasıyla, fiziksel ve psikolojik sağlığımızın
yanında sosyal varlığımızı da zedelemesiyle yaşam boyu sürer, kişinin kendisini ve dünyayı
algılama şekli etkilenir. Travmatik olayın tehdit ediciliği ve maruz kalan bireyin başa çıkma
becerileri arasındaki ilişki travmanın göreceli yanını oluşturur. Tehlikenin doğası baş etme
becerilerini aştığında yaşantı stresli ve zor bir olay olmaktan çıkarak travmatik hale gelir. Yaş,
cinsiyet, deneyim, farkındalık, önceki travmatik yaşantılar bu durumu etkileyen faktörler
arasındadır. Travma, çaresizlik, güçsüzlük, kontrol kaybı, kendini başkalarının merhametine
teslim etme, teslim olma, vazgeçme gibi pek çok duygu ve düşünce düzeyinde etkin olur
(Ruppert 2011, s.95). Travma sonrası stres bozukluğu, akut stres bozukluğu, disosiyatif
belirtiler, travmatik yas, karmaşık travma sonrası stres bozukluğu, majör depresyon psikolojik
travma ile ilişkili hastalıklar arasında sayılmaktadır (Aker 2012, s.14). Psikoza yatkınlığı
bulunan bireylerde travma yaşantısı, psikotik belirtilerin ortaya çıkma riskini arttırabilir
(Spauwen ve diğ. 2006).
Travmatik bir olay yaşamış kişiler aşırı korku, çaresizlik ya da dehşet tepkileri
gösterebilirler, sıkıntı veren anıları tekrar tekrar anımsayabilirler ya da rüyada görebilirler.
Travmatik olay sanki yeniden oluyormuş gibi davranabilirler ya da hissedebilirler, olayın bir
VI. Uluslararası TURKCESS Eğitim ve
Sosyal Bilimler Kongresi
30 Ekim- 1 Kasım 2020/İstanbul
Tam Metin Kitabı
VI. International Congress on Education
and Social Sciences
30 October- 1 November 2020/İstanbul
Full Text Book
yönünü çağrıştıran durumlarla karşılaştıklarında yoğun bir psikolojik sıkıntı duyabilirler ya da
fizyolojik tepki gösterebilirler. Travmaya eşlik etmiş olan düşünce, duygu ya da konuşmalardan
kaçınma çabaları gösterebilirler. Olayla ilgili anıları uyandıran etkinliklerden, yerlerden ya da
kişilerden uzak durabilirler. Travmanın önemli bir bölümünü anımsamayabilirler, önemli
etkinliklere ilgileri ya da katılımları azalabilir, insanlardan uzaklaşabilirler ya da yabancılaşma
hislerine kapılabilirler. Duygulanımda kısıtlılık ve bir geleceğin kalmadığı duygusu görülebilir.
Bunlarla birlikte uyku bozuklukları, huzursuzluk, öfke patlamaları, düşünceleri
yoğunlaştırmada zorluk, sürekli tetikte olma ve aşırı irkilme gibi belirtiler de görülebilir. Bunlar
travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) başlıca belirtileridir (APA, 2013). Ayrıca kişinin
kendisini ve başkalarını suçlamasına neden olan süreklilik gösteren çarpık bilişler oluşabilir.
Kendisi ya da başkala ile ilgili sürekli, abartılı, olumsuz inanışlar ya da beklentiler (Ben
kötüyüm, kimseye güvenilmez…gibi), önemli etkinliklere katılımda belirgin azalma
gözlenebilir.
İnsanlar travmayı geride bırakmak isterler ancak insan beyninin yaşamı sürdürmeyi sağlayan
temel kısımları inkâr konusunda çok iyi değildir. Travmatik deneyimden çok uzun bir süre
sonra en küçük bir tehlike karşısında bozulmuş beyin devreleri harekete geçebilir ve yoğun
miktarda stres hormonu salgılanmasına neden olabilir. Bu da hoş olmayan duygulara, yoğun
fiziksel duyumlara dürtüsel ve saldırgan davranışlara zemin hazırlar. Bu travma sonrası
tepkiler, anlaşılmaz ve dayanılmaz olarak hissedilebilir. Travma yaşayanlar kontrolden
çıktıklarını hisseder ve kurtarılamayacak şekilde derinden hasar gördüklerini düşünmeye
başlayabilirler (Van Der Kolk, 2018). Travmaya saplanma, benlik kaybı ve hissizleşme
tabloları karşımıza çıkabilir.
Travma yaşayan kişilerle yapılan beyin araştırmalarında beynin duygulardan sorumlu olan
amigdalada (limbik sistem içerisindeki bir yapı) büyük bir aktivasyonun olduğu gözlemlenir.
Bu bölge yaklaşan tehlikelere karşı bizi uyaran ve beden stres tepkisi vermesini sağlayan
bölgedir. Bedeni “savaş ya da kaç” komutuna hazırlar. En şaşırtıcı bulgu ise beyin korteksinin
sol frontal lobunda Broca alanı olarak tabir edilen bölgede kan akımındaki düşüştür. Broca alanı
beynin konuşmadan sorumlu bölgesidir ve bu tablo ancak felçli hastalarda görülür. Broca
alanındaki bu değişim duyguların kelimelere dökülmesini engeller. Bu nedenle “travma sözcük
öncesidir” denebilir (Van Der Kolk, 2019).
“ Tekrarlayan Travma” terimi ise literatür içerisinde tartışmalı bir terim olmakla beraber adli
süreçlerde meydana gelen olgu bağlamında ele aldığımızda, mağdurların önceki travmatik
deneyimlerini hatırlatan bir olay veya etkileşim nedeniyle travma semptomlarının yeniden
ortaya çıkmasını ifade etmek için kullanılır. Tetikleyici bir olay meydana geldiğinde mağdurun
önceden yaşadığı travmaya ait anılardan ve duygulardan etkilenmesiyle ortaya çıkar. Bir
yaranın kabuğunun kalkması sürecinin psikolojik anlamda yaşanmasıdır ve oldukça acı
vericidir (Dallam, 2010).
2. Suç Mağdurlarında Birincil Mağduriyet ve İkincil Mağduriyet Süreçleri
Mağdur kelimesi haksızlığa uğrayan kişi anlamına gelirken mağduriyet, birinin haksız yere
muamele görmesine veya kötü bir konumda olduğu hissine kapılmasına neden olan durum
olarak tanımlanmaktadır (Baisla,2016). Kriminolojide ise mağdur veya suç kurbanı, başka bir
VI. Uluslararası TURKCESS Eğitim ve
Sosyal Bilimler Kongresi
30 Ekim- 1 Kasım 2020/İstanbul
Tam Metin Kitabı
VI. International Congress on Education
and Social Sciences
30 October- 1 November 2020/İstanbul
Full Text Book
kişinin eyleminden dolayı zarar görmüş, acı çekmiş ya da ölmüş olan kişi anlamına gelir
(Separovic,1974).
Birincil mağduriyet, doğrudan suç kaynaklı bir mağduriyet olup suçun işlenmesi sırasında
suçlu ve mağdur arasında gerçekleşen olay ya da suçun sonucunun mağdur üzerindeki etkisi
nedeniyle meydana gelmiştir. Bu etki, fiziksel etki, finansal etki ve her birinin yaşam kalitesini
olumsuz yönde etkileyebilecek kurban üzerindeki psikolojik ve duygusal etkiler olabilir.
İkincil mağduriyet ise suç sonrası mağduriyet veya çifte mağduriyet olarak da bilinir.
Suçun doğrudan bir sonucu olmayıp, mağdurun kendisini algılamadaki değişimle veya
kurumlar ya da bireylerin ihmaliyle ortaya çıkan mağduriyet şeklidir. Adli sistemde ikincil
mağduriyet, mağdur haklarının yanısıra sanığın haklarına özen gösterilirken de meydana
gelebilir (Baisla, 2016). Yani mağdurun birincil mağduriyetten dolayı yasal haklarını kullanma
esnasında adli süreç içerisinde hissettiği ihlaller ya da tecrübe ettiği olumsuz sosyal / toplumsal
tepkilerdir (Montada, 1994). Ceza adaleti sistemi genellikle suç mağdurlarında ikincil
mağduriyete yol açması ile karakterize edilir (Fattah, 1997; Gutheil ve ark., 2000; Koss, 2000).
Örneğin tecavüz mağdurlarıyla yapılan bir çalışmada bu kişilerin % 52’sinin hukuk sistemi ile
olan temaslarını “zararlı” olarak değerlendirdiği saptanmıştır (Campbell ve ark., 2001).
Cinsel saldırı suçuna dair araştırmalar, sistemdeki bazı personellerin mağdurlara zaman
duyarsız bir şekilde davranabileceğini göstermektedir. Birkaç çalışmada bazı polis, savcılar,
hakimler ve doktorların kadınların tecavüze yol açtığına inanma ve tecavüz olayları hakkında
yalan söyledikleri gibi mağdurları suçlayıcı suçlayıcı davranışları benimseyebildiklerini ortaya
koymuştur (Orth, 2002). İkincil mağduriyet, yalnızca hizmet sağlayıcıların yaptıklarından
değil, aynı zamanda yapmadıklarından da kaynaklanabilir. Sistem personelinin sözlü ve sözel
olmayan davranışları bazı kadın mağdurları şüpheli oldukları veya yeniden şiddete maruz
kaldıkları duygusuna gark edebilir (Cample ve Raja, 1999). Çocukların suç mağduru oldukları
hallerde dava açmama nedeninin sıkça belirtilen bir nedeni, çocuğa yasal sisteme katılma ve
mahkemede ifade vermenin getireceği ek travmalardan koruma isteğidir. Hukuki sürece katılan
herhangi bir kişi için bir miktar stres kaçınılmazken, çocuklar zihinsel, fiziksel ve duygusal
gelişim düzeylerinden dolayı yetişkinlerden daha fazla acı çekmektedir. Adli sürecin doğası
gereği yaşanabilen karışıklıklar çocuklar için strese neden olmaktadır. Dahası, çocuklar kendi
mağduriyetleri hakkında tanıklık yaparken ekstra bir zarar riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar,
çünkü tanıklık yapmak onları bir miktar misilleme korkusuna maruz bırakmaktadır. Zaten
korku ve endişe, depresyon veya özgüvenle ilgili sorunları olan suç mağduru için, ceza adaleti
işlemleri oldukça kafa karıştırıcı ve moral bozucu olabilir. Mağdurlar, adli sistemde çalışanların
tepkisiz ve nötr bazı yaklaşımlarına karşı oldukça duyarlı olabilir ve bu davranış biçimlerini
sert olarak algılayabilir (Wemmers,1996).
Adli süreçte ikincil mağduriyet yaşanmasına sebep olacak etkenler araştırılırken
mağdurların hangi prosedürlere karşı psikolojik duyarlılıkları olduğu iyi araştırılmalıdır.
Olumsuz süreç ve sonuçlar suç mağdurunun önemli beklentilerini ihlal edebilir.
Misilleme/intikam isteği suç mağdurlarının ceza adalet sisteminde bulunmalarının öncelikli ve
önemli bir motivasyon sebebidir (Vidmar ve Miller,1980). Bir suçu polise bildirme ile davanın
başlaması arasındaki sürecin uzun olması mağdur açısından önemli bir psikolojik stres
sebebidir (Bennett et al., 1999; Gutheil et al., 2000). Ayrıca “etkileşimsel adalet” terimi ile ifade
edilen adli prosedürde kişilerarası etkileşimden doğan bazı hususlar da mağduriyet algısında
önemlidir. Mağdura gerekli saygı ve nezaketin gösterilmemesi (Lind ve Tyler, 1988),
VI. Uluslararası TURKCESS Eğitim ve
Sosyal Bilimler Kongresi
30 Ekim- 1 Kasım 2020/İstanbul
Tam Metin Kitabı
VI. International Congress on Education
and Social Sciences
30 October- 1 November 2020/İstanbul
Full Text Book
mağdurun suçlanması, anlayışsız ya da duygusuz yorumlar/görüşlerin belirtilmesi, mağdurun
uğradığı zararın küçümsenmesi; mağdur, tanıklık makamında iken sanıkla yüzleşmesi,
mahkeme salonunda seyircilerin varlığı gibi durumlar mağdur üzerinde önemli psikolojik
baskılar yaratır (Konradi,1999; Koss, 2000). Hatta bazı mağdurlar, savunma avukatları
tarafından kısmen ya da tamamen suçlandıklarında kendilerini suçlama eğilimleri
göstermektedirler (Koss, 2000). Ayrıca mahkeme sürecinde sanığa masumiyet karinesine göre
yapılan yaklaşım dahi mağdur tarafından kendi çıkarlarına ilişkin önemli bir sorun olarak
algılanabilir. Halbuki bu ilke, davalının adil yargılanmasına ilişkin bir garanti görevini görür
(Lind ve Tyler, 1988).
Mağdurların, mağdur statülerinin tanınması ihtiyacına yönelik ihlaller de muhtemelen
şiddetli bir ikincil mağduriyet biçimi olarak karşımıza çıkar. Çünkü mağdurların adli sürece
dahil olmalarında mevcut durumlarının resmi olarak tanınması isteği başkaca önemli bir
motivasyon sebebidir. Adli ceza ile sanık resmen suçlu olarak tanımlanırsa, böylelikle mağdur
da kamuya yönelik bir suçun mağduru olarak tanınır (Montada, 1991). Eğer mağdur, failin çok
az ceza alacağına dair bir fikir geliştirirse mahkeme sürecinde dahi failin serbest
bırakılabileceğine dair fikir geliştirebilir. Mahkemenin sanıkla ilgili kararını duyduktan sonra,
mağdur cezanın yeterince ağır olup olmadığını değerlendirir. Bu nedenle ikincil mağduriyet
riski mahkeme kararının açıklanmasından sonrasına dek uzanan bir süreçtir.(Orth, 2002)
3. Sonuç ve Öneriler
Hem medeni hukuk hem de ceza hukuku süreci mağdur için stres yaratsa da, ceza adaleti
sistemi mağdurlar için özellikle göz korkutucu olabilmektedir. Bazı mağdurlar polisi aradıkları
andan itibaren, kendilerini kontrolleri dışında görünen bir olaylar sarmalıyla karşı karşıya
bulabilirler. Polisin yeterince hızlı geri dönüş yapmadığını düşünebilirler, örneğin polis
geldiğinde mağdurlar, polisin yaşadıkları deneyime karşı yeterince duyarlı olmadığına
inanabilirler. İnceleme amacı ile eşyalarına geçici süre ile el konulduğunda bunun sebebini
anlamakta zorlanabilirler. Eğer saldırgan yakalanmış ya da hapse konulmuş ise onların serbest
kalmasından korkuyor olabilirler (Bartol ve Bartol, 2012).
Herhangi bir suça maruz kalma, kimi zaman telafisi zor mağduriyetleri de beraberinde
getirebilmektedir. Hane içi şiddet mağdurları, hırpalanmış kadın sendromuna maruz kalmış
kadınlar, tecavüz ve cinsel suç mağdurları, suç mağduru çocuklar, ayrımcılık ve nefret suçlarına
maruz kalanlar, diğer psikolojik ve fiziksel şiddet mağdurları adli süreçte utanma, suçluluk,
yaşadıklarını kendilerine yakıştıramama gibi süreçler yaşayabilirler. Bu durum onların açık ve
ayrıntılı bir ifade vermesini de güçleştirebilir (Durak ve Durak, 2017). Bir çok nedenle suç
mağdurları, adli süreçte kendilerini içinde buldukları bilinmezlikler sarmalında yoğun kaygı ve
endişe yaşayabilmektedir. Bu aşamada mağdur psikolojisi konusunda uzmanlaşmış
personellerin (sosyal çalışmacı, adli yardım büro çalışanları veya emniyet teşkilatı mensupları)
mağduru adli prosedür konusunda bilgilendirmesi, hukuki ve psikolojik yönden desteklemesi
yararlı bir girişim olacaktır. Adli tıp muayenesinde görev yapan sağlık çalışanları, emniyet
teşkilatı ve yargı mensuplarına yönelik, suç mağdurlarının psikolojisi ve onlara yaklaşım
konularıyla ilgili özelleşmiş eğitimlerin hazırlanması önerilebilir.
Çocuk mağdurlar ve özellikle cinsel istismar mağdurları adli süreçte daha fazla strese maruz
kalmaktadırlar, çünkü birçok nedenden ötürü, sert olarak algıladıkları mahrem bir sorgulamaya
VI. Uluslararası TURKCESS Eğitim ve
Sosyal Bilimler Kongresi
30 Ekim- 1 Kasım 2020/İstanbul
Tam Metin Kitabı
VI. International Congress on Education
and Social Sciences
30 October- 1 November 2020/İstanbul
Full Text Book
maruz kalmaktadırlar. Özellikle yaşça daha büyük kız çocukları bu süreçte hukuk sistemini
adaletsiz olarak algılayabilirler. Ayrıca yasal işlemlerdeki gecikmeler, çocuk mağdurların
defalarca ifade vermesi ve yeniden değerlendirmeye tabi tutulmaları da risk faktörleri
arasındadır. Bu nedenle adli işlemler sırasında çocuk mağdurların aşağıda sayılan imkanlardan
yararlanması oldukça önemlidir:
1) Çocukların (hem soruşturma sırasında hem de tanıklık sırasında) mahkeme salonu
dışında ve sanıktan uzakta olacak biçimde video kaset veya kapalı devre televizyon/ diğer
elektronik yollarla ya da üçüncü bir kişinin aracılığı ile ifade vermesine izin verilmesi
2) Çocukların jestleri ve diğer sözel olmayan araçları kullanarak iletişim kurmasına izin
verilmesi.
3) Avukatlar, hakimler, savcılar ya da araştırmacıların, çocuğun kendisine sorulan soruyu
anlama ve güvenilir şekilde cevap verebilme düzeyine uygun zcük ve terimleri kullanarak
soruları formüle etmeleri.
4) Çocukların dolgu malzemeli oyuncak hayvan gibi rahatlatıcı bir eşya tutmasını
sağlamak.
5) Çocukların soruşturma ve yargılama süresi boyunca sanıklarla temastan kaçınmaları ve
tüm yasal işlemlerde sanıklardan uzak durmaları için gerekli önlemleri almak.
6) Çocukların tekrarlayan veya uzun süreli sorgulamalarını yasaklamak.
7) Duruşmanın gereksiz yere gecikmesine neden olan şartları ortadan kaldırmak.
8) Yasal süreç boyunca çocuğun ihtiyaçlarını anlama ve yorumlama konusunda
mahkemeye yardımcı olması için bir uzman (psikolog ya da sosyal çalışmacı), tıp doktoru ya
da aile üyelerinden birinin görevlendirilmesi (Murphy, 2014).
4. Kaynakça
Aker, A.T. Temel Sağlık Hizmetlerinde Ruhsal Travmaya Yaklaşım. (1. Baskı). Uzerler
matbaacılık, Reklamcılık, Turizm Sanayi ve Tic. LTD, Ankara: 2012.
Amerikan Psikiyatri Birliği (2013). Ruhsal bozuklukların tanısal ve sayımsal elkitabı, beşinci
baskı (DSM-5) (E. Köroğlu, çev.), Ankara: Hekimler Yayın Birliği.
Baisla, DK (2016) Secondary Victimization Under the Criminal Justice System, Journal of
Legal Studies and Research;2(3):62-77.
Bartol,C.R., & Bartol, A.M. Introduction to Forensic Psychology: Research and Application,
SAGE Pub.,California,2012.
Bennett, L., Goodman, L., and Dutton, M. A. (1999). Systemic obstacles to the criminal
prosecution of a battering partner. J. Interpers. Violence,14: 761772
Campbell, R., Sefl, T., Barnes, H. E., Ahrens, C. E., Wasco, S. M., and Zaragoza-Diesfeld,
Y.(1999). Community services for rape survivors: Enhancing psychological well-being or
increasing trauma? J. Consult. Clin. Psychol. 67: 847858.
VI. Uluslararası TURKCESS Eğitim ve
Sosyal Bilimler Kongresi
30 Ekim- 1 Kasım 2020/İstanbul
Tam Metin Kitabı
VI. International Congress on Education
and Social Sciences
30 October- 1 November 2020/İstanbul
Full Text Book
Campbell, R., Raja, S. (1999). Secondary victimization of rape victims: Insights from mental
health professionals who treat survivors of violence. Viol. Vict. 14: 261275.
Dallam, Stephanie J.(2010) A Model of the Retraumatization Process: A Meta-Synthesis of
Childhood Sexual Abuse Survivor’s Experiences in Healthcare, Graduate Faculty of the
University of Kansas, PhD Thesis.
Davis, R. C., Taylor, B.,&Lurigio, A. J. (1996). Adjusting to criminal victimization: The
correlates of postcrime distress. Violence and Victims, 11, 21-38.
Fattah, E. A. (1997). Toward a victim policy aimed at healing, not suffering. In: Davis, R. C.,
Lurigio,A. J., and Skogan, W. G. (eds.), Victims of Crime, Sage, Thousand Oaks, CA, pp. 257
272.
Frieze, I. H., Hymer, S., & Greenberg, M. S. (1987). Describing the crime victim: Psychological
reactions to victimization. Professional Psychology: Research and Practice, 18, 299-315
Gutheil, T. G., Bursztajn, H., Brodsky, A., and Strasburger, L. H. (2000). Preventing
“critogenic”harms: Minimizing emotional injury from civil litigation. J. Psychiatry Law, 28:
5–18.
Güney,S. Adli psikolojide gözlem-görüşme ve psikolojik değerlendirme (Ed. E.Ş. Durak ve M.
Durak), Mağdur Yetişkinlerde Psikolojik Değerlendirme ve Müdahale Yöntemleri, Nobel
Yayıncılık,Ankara, 2017.
Janoff-Bulman, R. (1995). Victims of violence. In G. S. Everly & J. M. Lating (Eds.),
Psychotraumatology: Key papers and core concepts in post-traumatic stress (pp. 73-86).
New York: Plenum.
Janoff-Bulman, R. ve Berg, M. (1998). Disillusionment and the creation of value: From
traumatic loss to existential gains. In J. Harvey (Eds.) Perspectives on loss: A sourcebook (pp.
35-48). Washington, DC: Taylor & Francis.
Herman, J.L. Travma ve İyileşme, Literatür Yayıncılık Dağıtım, İstanbul, 2007.
Kessler, R. C., Sonnega, A., Bromet, E., Hughes, M., & Nelson, C. B. (1995). Posttraumatic
stress disorder in the National Comorbidity Survey. Archives of General Psychiatry, 52,
1048-1060.
Kilpatrick, D. G., Saunders, B. E., Amick-McMullan, A., Best, C. L.,Veronen, L.
J.,&Resnick,H. S. (1989). Victim and crime factors associated with the development of crime-
related post-traumatic stress disorder. Behavior Therapy, 20, 199-214.
Koss, M. P. (2000). Blame, shame, and community: Justice responses to violence against
women. Am.Psychol. 55: 13321343.
Lind, E. A., Tyler, T. R. (1988). The Social Psychology of Procedural Justice, Plenum, New
York.
VI. Uluslararası TURKCESS Eğitim ve
Sosyal Bilimler Kongresi
30 Ekim- 1 Kasım 2020/İstanbul
Tam Metin Kitabı
VI. International Congress on Education
and Social Sciences
30 October- 1 November 2020/İstanbul
Full Text Book
Montada, L. (1991). Coping with life stress: Injustice and the question “Who is responsible?”
In: Steensma, H., and Vermunt, R. (eds.), Social Justice in Human Relations (Vol.2), Plenum,
New York, pp. 9–30.
Montada, L. (1994). Injustice in harm and loss. Soc.Justice Res. 7: 528.
Murphy, W.(2014) "Traumatized Children Who Participate in Legal Proceedings are Entitled
to Testimonial and Participatory Accommodations under the Americans with Disabilities Act,"
Roger Williams University Law Review: 19 (2) , Article 3.
Murphy, W.(2014) "Traumatized Children Who Participate in Legal Proceedings are Entitled
to Testimonial and Participatory Accommodations under the Americans with Disabilities Act,"
Roger Williams University Law Review: 19 (2) , Article 3.
Orth, U.(2002) Secondary Victimization of Crime Victims by Criminal Proceeding, Social
Justice Research, 15(4):313-325.
Ruppert, F. Travma, Bağlanma ve Aile Konstellasyonları, Çev:Fatma Zengin, Kaknüs
Yayınları, İstanbul, 2011.
Separovic, ZP. “Victimology: A New Approach in the Social Sciences” (ed. Drapkin-Viano) I,
Victimology, A New Focus, Mass-London-Toronto, 1974.
Spauwen, J., Krabbendam, L., Lieb, R. ve diğ. Impact of psychological trauma on the
development of psychotic symptoms: relationship with psychosis proneness. BJP, 2006; 188:
527-533.
Van Der Kolk, B.A. Beden Kayıt Tutar (Çev.Nurdan Cihanşümül Maral), Nobel Akademik
Yayıncılık, Ankara, 2018.
Vidmar, N., and Miller, D. T. (1980). Socialpsychological processes underlying attitudes
toward legal punishment. Law Soc. Rev. 14: 565602.
Wemmers, J.M. Victims in the Criminal Justice System, Kugler Publications,
Amsterdam/Netherlands, 1996.
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
Article
Full-text available
It is conceivable that criminal proceedings cause psychological harm to the crime victims involved, that is, cause secondary victimization. To investigate this hypothesis, negative and positive effects of criminal proceedings were investigated, as perceived by 137 victims of violent crimes who were involved in trials several years previously. Trial outcome and procedure variables were measured as potential causes of secondary victimization. Results show a high proportion of victims reporting overall negative effects. Powerful predictors were outcome satisfaction and procedural justice, but not subjective punishment severity, interactional justice, and psychological stress by criminal proceedings. The practical implications of the results pertain to whether victims should be advised to report the crime to the police or not, and to appropriate prevention and intervention measures of secondary victimization by criminal proceedings.
Article
Full-text available
Childhood sexual abuse survivors frequently report feeling retraumatized during routine healthcare encounters. The goal of this study was to develop a model to aid in understanding difficulties abuse survivors face when accessing healthcare. Meta-synthesis was used to combine data from 15 qualitative studies. The resultant Healthcare Retraumatization Model postulates that retraumatization is a cyclical process with four interrelated subprocesses: hypersensitivity to threats to safety, exposure to triggers, post-traumatic stress reactions, and avoidant coping. Hypersensitivity can cause abuse survivors to feel threatened in situations which require trust and evoke vulnerability, powerlessness, or loss of control. Triggers are situations that cause abuse survivors to feel threatened and elicit stress reactions. Survivors typically cope by employing avoidant coping strategies originally developed during childhood to survive their abuse. Without intervention, retraumatization can result in unhealthy outcomes due to the negative effects of stress on survivors' mental and physical health along with interruptions in healthcare.
Article
Full-text available
Data were obtained on the general population epidemiology of DSM-III-R posttraumatic stress disorder (PTSD), including information on estimated life-time prevalence, the kinds of traumas most often associated with PTSD, sociodemographic correlates, the comorbidity of PTSD with other lifetime psychiatric disorders, and the duration of an index episode. Modified versions of the DSM-III-R PTSD module from the Diagnostic Interview Schedule and of the Composite International Diagnostic Interview were administered to a representative national sample of 5877 persons aged 15 to 54 years in the part II subsample of the National Comorbidity Survey. The estimated lifetime prevalence of PTSD is 7.8%. Prevalence is elevated among women and the previously married. The traumas most commonly associated with PTSD are combat exposure and witnessing among men and rape and sexual molestation among women. Posttraumatic stress disorder is strongly comorbid with other lifetime DSM-III-R disorders. Survival analysis shows that more than one third of people with an index episode of PTSD fail to recover even after many years. Posttraumatic stress disorder is more prevalent than previously believed, and is often persistent. Progress in estimating age-at-onset distributions, cohort effects, and the conditional probabilities of PTSD from different types of trauma will require future epidemiologic studies to assess PTSD for all lifetime traumas rather than for only a small number of retrospectively reported "most serious" traumas.
Article
Full-text available
Rape victims may turn to the legal, medical, and mental health systems for assistance, but there is a growing body of literature indicating that many survivors are denied help by these agencies. What help victims do receive often leaves them feeling revictimized. These negative experiences have been termed "the second rape" or "secondary victimization." If indeed secondary victimization occurs, then these issues may be raised in rape survivors' mental health treatment. In the current study, probability sampling was used to survey a representative sample of licensed mental health professionals about the extent to which they believe rape victims are "re-raped" in their interactions with social system personnel. Most therapists believed that some community professionals engage in harmful behaviors that are detrimental to rape survivors' psychological well-being. Implications for future research on secondary victimization are discussed.
Book
A study into the treatment of victims in the Dutch criminal justice system and its effects on their attitudes and behaviour. In particular, it examines victims' procedural justice judgements as their cases proceed in the criminal justice system and how victims' experiences impact their trust and confidence in authorities and their law-abiding behaviour.
Article
Litigation is always stressful for the parties involved, and certain emotional injuries from litigation itself, termed 'critogenic' (law-caused) harms, can be identified to aid attorneys in recognizing them. These harms include delay, adversarialization, retraumatization, violation of boundaries, loss of privacy, and arrested healing. After discussing critogenic benefits of litigation for balance, the authors offer approaches for minimizing the impacts of the above harms on clients.
Article
There is now a growing research literature on the types of reactions that are experienced by crime victims of all types. We review research on systematic differences in such reactions over time. Such reactions often seem more severe than might be expected on the basis of the material loss or physical injury caused by the victimization. Theories developed to explain the stress resulting from being a crime victim are outlined. They include a loss of a sense of self, a loss of safety or invulnerability, and feelings of inequity or injustice. Also reviewed are the cognitive and behavioral coping responses of victims. Redefining the victimization experience as less severe than it originally seemed or as occurring for some other purpose is one common coping mechanism. Another is to blame oneself as a means of reestablishing control over the situation. Behavioral coping through withdrawal or through assertive action and help seeking is also discussed. Some of the special issues associated with family violence and with children who are victimized, as well as another special type of victim, the friend or relative of someone else who has been killed or seriously injured, are discussed. Needs for future research are outlined. (PsycINFO Database Record (c) 2012 APA, all rights reserved)
Article
The major topics of this overview article are as follow: (i) A distinction is made between justice and deservedness. Suffered harm and loss may be judged undeserved with respect to the victim's prior behavior, prior life, and personality without the implication that a victimizer is identified who acted unjustly. (ii) The perception of injustice is outlined as a subjective construction that has two major components: The subject selects and applies one of several rules or principles of justice applicable to the case and the subject is attributing responsibility to an agent or agency who is not the victim himself or herself. It is argued that in every case there are several options for the selection of a rule of justice and for the attribution of responsibility. (iii) Several so-called risk factors of critical life events as unforeseeability, uncontrollability of events, and nonnormativeness of events are reinterpreted as factors relevant in the subjective construction of injustice. (iv) Several coping strategies reported in the literature on critical life events such as palliative comparisons, self-blame, or search for meaning are interpreted as efforts to avoid feelings of injustice. (v) On the basis of empirical data a closer look is taken on self-blame which, psychologically, is a heterogeneous construct. The effects of self-blame depend on its function: When used strategically as a means to avoid feelings of uncontrollability of one's fate or to reduce feelings of hostility toward a victimizer, it may have adaptive functions. When imposed by the subjective view of the facts it may result in feelings of guilt, shame, or anger about an avoidable mistake, feelings that are not adaptive but rather add to the negative balance caused by the primary loss or harm. (vi) Concerning search for meaning, a distinction is proposed between (a) grasping the meaning in the sense of understanding motives, goals, and reasons of the victimizer and (b) discovering and construing some gains in the consequences of a victimization, gains which may be material, social, experiential, self- and personality-related, or developmental. While finding meaning of the second kind improves the loss-gain balance and tends to reduce the perceived injustice the first kind of grasping meaning may sometimes result in intensifying feelings of injustice, especially when motives, goals, and reasons of the victimizer are considered as selfish, malevolent, or uncaring. The article ends with a discussion of the ambivalence of a victim's status which establishes some entitlements for compensation and care but also bears the risk of secondary victimization by negative social reactions.
Article
This paper develops a theoretical framework for investigating the socialpsychological dynamics of punishment reactions to criminal offenders. Two basic types of punishment motives are delineated: behavior control and retribution. The target, or focus, of these motives may be the offender or a broader social audience. Within each of the four cells defined by this classification, we review the literature describing how punishment responses are influenced by characteristics of the rule, the offense, and the offender, as well as by the attitude and personality of the reactor. A large number of empirically testable propositions are generated.
Article
Justice processing for crimes against women is reviewed. The data reveal conviction rates for partner violence and rape by known acquaintances are miniscule; mandatory arrest, protection orders, and diversion programs inadequately deter rebattering; few losses are compensated; and the adversarial justice process is retraumatizing, exacerbating survivor's self-blame. To better address crimes against women, several nations and tribal communities use communitarian approaches, forms of restorative justice. The offense is framed to include the perpetrator, victim, and community. The process forgoes incarceration to have family, peers, and advocates design perpetrator rehabilitation, victim restoration, and social reintegration of both victim and perpetrator. Evaluations suggest communitarian justice may increase victim satisfaction, raise the social costs of offending, multiply social control and support resources, and open a new avenue to targeted prevention.