ArticlePDF Available

SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS KAPSAMINDA ELAZIĞ KÜRSÜBAŞI GELENEĞİ (ELAZIĞ KÜRSÜBAŞI TRADITION IN THE SCOPE OF INTANGIBLE CULTURAL HERITAGE)

Authors:
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
213
ISSN: 2619-9548 Journal homepage: www.joghat.org, http://dergipark.gov.tr/joghat
Journal of Gastronomy, Hospitality and Travel (JOGHAT)
2020 Volume: 3 Number: 2
Page: 213-233
Received: 01.12.2020 Revised: 10.12.2020 Accepted: 15.12.2020
Araştırma Makalesi (Research Article)
SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS KAPSAMINDA ELAZIĞ KÜRSÜBAŞI
GELENEĞİ (ELAZIĞ KÜRSÜBAŞI TRADITION IN THE SCOPE OF INTANGIBLE
CULTURAL HERITAGE)
Melih AYDIN1* (orcid.org/0000-0003-1488-9325)
Şafak ÜNÜVAR2 (orcid.org/0000-0001-9177-8704)
1 Otel, Lokanta ve İkram Hizmetleri Bölümü, Turizm ve Otelcilik M.Y.O., Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Kilis, Türkiye
2 Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, Turizm Fakültesi, Selçuk Üniversitesi, Konya, Türkiye
ÖZET
Turistleri, bir destinasyonu ziyaret etmeye iten önemli motivasyon kaynaklarından biri de o yörenin sahip olduğu kültürel
değerlerdir. Kültürün yaşatılması ve aktarılabilmesi için, kültürel değerlerin doğru şekilde sunulabilmesi gerekmektedir. 2010
yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine eklenen geleneksel sohbet toplantıları kategorisindeki kürsübaşı, Elazığ’a
özgü bir somut olmayan kültürel miras değeridir. Somut olmayan kültürel mirasın korunması açısından, kültürel miras
turizminin etkinliği ve sürdürülebilirliği önemli bir konudur. Bu bağlamda, kürsübaşı geleneğinin yaşatılması, turistlere
sürdürülebilir şekilde sunulması ve bu konuda farkındalık yaratılması açısından, Elazığ’da faaliyet gösteren turizm
işletmelerinin rolü büyüktür. Bu çalışmada, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Türkiye Temsil Listesi’nde yer alan
kürsübaşı sohbet toplantılarının, geleneklerin yaşatılması adına otel işletmelerinde hangi düzeyde ele alındığının tespiti ve
kürsübaşı geleneğinin, otellerde yönetici farkındalığı bağlamında ve kanâât önderleri nezdinde incelenmesi amaçlanmıştır.
Araştırmanın sonuçlarına göre kürsübaşı geleneği günümüzde özünün dışına çıkarak, bir eksen kayması yaşamıştır. Ayrıca,
otel misafirlerinden gelen taleplerin düşük seviyede olması ve otel yöneticilerinin bu geleneğe tam anlamıyla vakıf olmamaları,
kürsübaşı geleneğinin turistik bağlamda bilinirliğini sekteye uğratmaktadır.
Anahtar Kelimeler: UNESCO, Somut Olmayan Kültürel Miras, Kürsübaşı, Elazığ, Harput
ABSTRACT
One of the most substantial sources of motivation for tourists to visit a destination is the unique cultural practices carried out
in that region. It is important to reveal cultural values effectively in terms of keeping and transferring culture. Kürsübaşı, which
was inscribed in the List of the Intangible Cultural Heritage of UNESCO in 2010, in the category of traditional sohbet meetings,
is an important cultural value unique to Elazığ. The sustainability and operability of cultural heritage tourism is an important
issue for the protection of intangible cultural heritage. In this context, tourism enterprises operating in Elazığ play a big role in
keeping the Kürsübaşı tradition alive, presenting it to tourists in a sustainable way and raising awareness on this issue. In this
Makale Künyesi: Aydın, M., Ünüvar, Ş. (2020). Somut Olmayan Kültürel Miras Kapsamında Elazığ Kürsübaşı Geleneği,
Journal of Gastronomy Hospitality and Travel, 3(2), 213-233. DOI: 10.33083/joghat.2020.45
*Sorumlu Yazar: maydin@kilis.edu.tr
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
214
study, it is aimed to determine the way kürsübaşı conversation meetings are handled in hotel businesses in order to keep the
traditions alive and to examine the Kürsübaşı tradition in the context of manager awareness and opinion leaders in hotels.
According to the results of the research, the Kürsübaşı tradition has gone beyond its essence today and has experienced an axis
shift. In addition, the low level of demand from hotel guests and the fact that the hotel managers are not fully aware of this
tradition disrupt the recognition of the Kürsübaşı tradition in the touristic context.
Key Words: UNESCO, Intangible Cultural Heritage, Kürsübaşı, Elazığ, Harput
1. GİRİŞ
Bir bölgedeki turistik işletmeler, çekicilikler ve fiziki unsurlar dışında da turistleri güdüleyen
unsurlar olduğu bilinmektedir. Anıtlar, tarihi yapılar gibi somut unsurların dışında kalan bu somut
olmayan kültürel miras (SOKÜM) ögeleri günümüzde birçok turistin, turistik ürün seçiminde ve seyahat
hareketlerinde göz önüne aldıkları güdüleyici etmenlerdendir.
Somut olmayan kültürel miras, kültür turizminde giderek daha fazla rağbet gören ve benzersiz
bir turistik ürün yaratılmasına katkı sunan önemli bir kültür ögesidir. Turistik çerçevede SOKÜM,
bireylerin kültürel açıdan duyarlı davranışlar ortaya koymasını teşvik eder (Morozova & Morozov,
2018: 4; Esfehani & Albrect, 2016: 12). SOKÜM’ün gelişimi üzerinde özellikle, kültürel miras
turizminin pabüyüktür çünkü somut olmayan kültürel miras, ancak düzenli olarak uygulandığında
anlam kazanmaktadır (Bak, 2007: 27). Bu düşünceden hareketle, kürsübaşı geleneğinin otel
misafirlerine sunumunun hem kültürel mirasın korunup gelecek nesillere aktarılması hem de kültür
turizminin gelişimi açısından önemli bir kültür ögesi olduğunu ifade etmek mümkündür.
SOKÜM’ü koruma faaliyetleri toplumu ve insanları her zaman farklı cazibelerle öne çıkmaya
ve bir ülkenin gelenek, görenek ve kimliğini korumaya yöneltmektedir. Mirasın maddi olmayan
unsurları, bir ülkeye, yerel miras turizmi bağlamında duygusal bağlanmayı kolaylaştırmada büyük
öneme sahiptir. Bunun yanı sıra, SOKÜM’ün yerel halkın gelir ve istihdamına doğrudan; turizm
gelişimine ise dolaylı etkileri bulunmakta; sanat, kültür ve ülke mirası, bir ülkenin GSYİH' sını da
önemli ölçüde etkilemektedir (Petronela, 2016). Bu bağlamda Dünya Turizm Örgütünün, SOKÜM ile
turizm kavramları arasındaki ilişki hususunda “kazançlı bir ortaklık” tespitinde bulunması, SOKÜM’ün
turizm açısından önemini ortaya koymaktadır. Çünkü, belli bir bölgede yaşayan bireyler tarafından
gerçekleştirilen uygulamalar, o toplumun kültürel özelliklerini yansıtmakta, bu sayede turistler, turistik
ürün tercih kararı süreçlerinde SOKÜM ile etkileşime girebilmektedirler (Başkan & Avcıkurt, 2015:
621).
Bir SOKÜM unsuru olan Kürsübaşı ise, insanların bir araya gelerek ortak bir kültür paydasında
buluştuğu ve birbirleriyle yakınlaşıp kaynaştığı, geleneksel bir sohbet toplantısıdır. Her yaş ve sınıftan
insanı ağırlayan bu muhabbet meclisleri, icra edildiğillardan beri Harput’un kültür aynası olma
işlevini üstlenmektedir. Günün yorgunluğunun atıldığı, insanların birbirlerine dertlerini açarak
rahatladıkları; toplumsal, dini, örfi meselelerin ele alındığı bu buluşmalarda hem dini motiflerin hakim
olduğu sohbetler, hem meşk havasında müzikli eğlenceler hem de iç mekânda oynamaya müsait olan
oyunlar (fincan oyunu vb.) yer almaktadır. Anadolu misafirperverliğinin hissedildiği bu sözlü
meclislerde ahali birbiriyle kaynaşır, atıştırmalıklarla ağızlar tatlanır ve meşkle ruhsal doyuma ulaşılırdı.
Kavramların maddileştiği günümüz toplum yapısı, kürsübaşı gibi ritüellerin kültürel pratikler anlamında
çok uzağındadır. Bunun başta gelen sebeplerinden biri toplumun ısınma, barınma, beslenme ve
sosyalleşme anlamında benmerkezci bir yöne evrilmesi ve kültürel bozunumla birlikte kendini gösteren
toplumsal duyarsızlaşmanın her geçen gün biraz daha derinleşmesidir. Bu yozlaşmanın önüne
geçilebilmesi ve kürsübaşı geleneğine tekrar eski itibarının teslim edilebilmesi turistik işletmeler için
hem bir fırsat hem de bu işletmeler nezdinde üstlenilmesi kaçınılmaz hale gelmiş bir misyondur.
Çalışmada sırasıyla somut olmayan kültürel miras ve kürsübaşı geleneği ile ilgili bilgiler
sunulmuştur. Bu kadim geleneğin unutulmaması ve literatüre aydınlatıcı bilgilerin kazandırılması adına,
kürsübaşı sohbetleri ve bu sohbetlerin içeriği ile ilgili işleyişsel detaylara değinilmiştir. Araştırmanın
asıl iskeletini oluşturan, otellerde kürsübaşı geleneğine yönelik yaklaşım, otel yöneticileri bağlamında
14 departman yöneticisi ve genel müdür pozisyonundaki kişilere sorular yöneltilerek incelenmiş;
kürsübaşı geleneğine vakıf olduğu bilinen, Elazığlı 2 kaynak kişinin görüşlerine de ayrıca başvurulmuş;
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
215
bu sayede, turizm odaklı bir araştırma olmanın yanında, kürsübaşı geleneğinin yaşatılması açısından
referans teşkil edebilecek bir vesikanın alanyazına kazandırılması amaçlanmıştır.
2. SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS
1972’de imzalanan Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi, o tarihte
sınırlayıcı bir tanıma sahipti ve o dönemde SOKÜM’ü kapsamadığı için eleştiriler almıştı. Bu tarihe
kadar hazırlanan sözleşmelerdeki kültürel miras algısının “yapı/mimari/obje/nesne” odaklı olduğu
görülmektedir. Yükselen bu sesler karşılığını bulmuş ve 1973 yılında Bolivya Deklarasyonuyla, 1989’da
Geleneksel Kültür ve Folklorun Korunması Tavsiye Kararı ve nihayet 2003 yılında SOKÜM’ün
Korunması Sözleşmesi’nin imzalanması ile birlikte, somut olmayan kültürel miras kavramı
kullanılmaya başlanmıştır (Oğuz, 2013: 7).
Ekici (2004: 7) kültürel mirası, belli bir kişi veya grubun, aynı şekilde bir kişi ya da gruba, sahip
olduğu maddi-manevi varlıklara dair bütün haklarını devretmesi olarak açıklamaktadır. Buzarovski’ye
(2013: 124) göre ise kültürel miras, somut ve somut olmayan olmak üzere iki kategoride
incelenmektedir. Bu kategorilerden biri olan SOKÜM, topluluk, grup ve kimi durumlarda kişilerin,
kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımlayabildikleri anlatımlar, temsiller, uygulamalar, bilgi-
beceriler ve bunlara ilişkin araç-gereçler ve kültürel mekânları ifade eder. Kuşaktan kuşağa devredilen
SOKÜM, topluluk ve grupların çevreleriyle, yaşadıkları doğayla ve kendi tarihleriyle etkileşimlerine
bağlı olarak, sürekli yeniden yaratılır ve bu durum da onlara hem kimlik hem de devamlılık duygusu
verir; bu şekilde kültürel çeşitliliğe ve insanların yaratıcılıklarına duyulan saygıya katkı sağlanmış olur
(UNESCO, 2019).
2003 yılında UNESCO’ya üye ülkeler tarafından kabul edilen SOKÜM’ün Korunması
Sözleşmesi’nde geçen “somut olmayan” kavramı görsel, uygulamaya dönük, işitsel (müzikal) ve sözlü
tüm halk bilgisi türetmelerini kapsamaktadır (Ekici, 2004: 6). Koruma altına almak kavra, kültürel
miras ögesinin estetik, tarihi, bilimsel ve sosyal yönlerinin de farkında olmak ve bu değerler üzerinden
kendi kültürel kimliğini iyi tanımaya vurgu yapar (Vecco, 2010:323).
UNESCO tarafından icra edilen çalışmalar çerçevesinde, ülkelerle ilgili SOKÜM listeleri
oluşturulmakta ve dünya kültürlerini oluşturan değerlerin unutulması ve bu uygulamaların tekrarının
azalarak zaman içinde yok olması önlenmeye çalışılmaktadır (Güdü, Sonat & Bozok, 2015: 575).
UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen SOKÜM’ ün Korunması Sözleşmesi, kültürel mirası
koruma anlamında önceki sözleşmelerden farklı şekilde; “insansız korumadan insanlık için ve insanla
birlikte koruma” düşüncesine yönelmiştir. Sözleşmede insan unsuru öne çıkarılmış ve kültürel mirası
taşıyan ve aktaran bireylere, kültürel mirası üreten ustalara ve kültürel mirasın aktarıldığı mekânlara
özel bir parantez açılmış ve yaşatarak koruma yöntemi benimsenmiştir (Ekici & Fedakâr, 2013: 51).
UNESCO, Somut Olmayan Mirasın Başyapıtları Bildirgesi ışığında, SOKÜM’ün insanlar arasındaki
etkileşim ve anlayış sağlayıcı, yakınlaştırıcı, birleştirici bu özel rolünü gözeterek, 17 Ekim 2003
tarihinde, SOKÜM’ün Korunması Sözleşmesi’ni kabul etmiştir. Bu sözleşmenin “Tanımlar” olarak
adlandırılan 2. maddesinde, SOKÜM: “topluluk, grup ve bazen de bireylerin, kendi kültürel
miraslarından bir parça olarak tanımlayabildikleri temsiller, uygulamalar, bilgi-beceri, anlatımlar ve
bunlara ilişkin araç, gereç ve kültürel mekanlar” olarak açıklanmaktadır. SOKÜM, özellikle şu
alanlarda ortaya çıkar (UNESCO, 2019):
a) SOKÜM’ün aktarımında taşıyıcı olma işlevi gören dil, sözlü gelenekler ve anlatımlar
b) Gösteri sanatları,
c) Toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler,
d) Doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar,
e) El sanatları geleneği.
UNESCO tarafından, yukarıda açıklanan 4 maddeyi kapsayan SOKÜM unsurları, Türkiye
özelinde de her yıl farklı kültürel miras gelenekleri olarak tescil edilerek Türkiye temsil listesinde yer
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
216
almıştır. UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Türkiye Temsil Listesi’ndeki ögeler
Tablo 1’de sterilmiştir.
Tablo 1. İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Türkiye Temsil Listesi
Kabul Edildiği Yıl
Somut Olmayan Kültürel Miras Unsuru
2008
-Meddahlık Geleneği
-Mevlevi Sema Törenleri
2009
-Aşıklık Geleneği
-Karagöz
-Nevruz
2010
-Geleneksel Sohbet Toplantıları
-Alevi-Bektaşi Ritüeli Semah
-Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali
2011
-Tören Keşkeği Geleneği
2012
-Mesir Macunu Festivali
2013
-Türk Kahvesi ve Geleneği
2014
-Ebru: Türk Kâğıt Süsleme Sanatı
2016
-Geleneksel Çini Sanatı
-İnce Ekmek Yapma ve Paylaşma Kültürü: Lavaş,
Katırma, Jupka, Yufka.
-Nevruz (2009 yılındaki ortak dosya genişletilerek
yeniden listeye dahil edilmiştir.)
2017
-Bahar Bayramı Hıdırellez (Makedonya ile ortak
dosya)
Islık dili (Acil koruma gerektiren kültürel miras
unsuru)
2018
-Dede Korkut- Korkut Ata Mirası: Kültürü,
Efsaneleri ve Müziği (Azerbaycan ve Kazakistan ile
Ortak Dosya)
2019
Geleneksel Türk Okçuluğu
Kaynak: UNESCO, 2019
SOKÜM kavramı, 2003 yılında UNESCO’nun Genel Kurulu’nda kabul edilmesi ile uluslararası
alanda kabul görmeye ve UNESCO’ya üye olan ülkelerin parlamentolarında kabul edilmeye başlanmış,
sonrasında ise 2006 yılının Ocak ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen “SOKÜM’ün
Korunması Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”un onaylanması ve
yürürlüğe girmesi ile Türkiye de sözleşmeye taraf olmuştur (UNESCO, 2019). Bunu takip eden yıllarda,
geleneksel sohbet toplantılarının üzerinde özellikle durulmuş, 2010 yılında UNESCO SOKÜM’ün
Korunması İçin Hükümetler Arası Komite Nairobi/ Kenya’da bir araya gelerek, Elazığ- Kürsübaşı
sohbet toplantılarını da kapsayan Geleneksel Sohbet Toplantıları başlıklı kültürel mirasın korunması
sözleşmesini kabul etmişlerdir (UNESCO, 2019).
3. KÜRSÜBAŞI GELENEĞİ
Gelenekler, toplumun yaşadığı coğrafyadan esinlenerek şeklini alır. Belli bir coğrafyadaki
insanların günlük hayatlarında sık etkileşimde bulundukları maddi ve manevi unsurların etkisiyle, uzun
yıllar içerisinde şekillenen gelenekler toplumların kültürel zenginliğini yansıtırlar (Ar, 2015: 19).
Tarihsel süreçte, geleneksel sözlü kültür taşıyıcısı olarak karşımıza çıkan sohbet toplantıları, uzun kış
gecelerinde insanların bir araya gelerek keyifli anlar yaşamalarını ve toplumsal dayanışma ve
kaynaşmayı sağlayan sosyal bir ögedir (Atlı, 2015:7). Aşağıda, Tablo 2’de Türkiye’de farklı yörelere
ait sohbet toplantıları ve o yörede aldığı isimler sunulmuştur. Geleneksel sohbet toplantılarının
geçmişten günümüze, Türkiye’deki 7 coğrafi bölgenin tümünde, kimi yörelerde birbirine benzer
uygulamalarla, kimi yerlerde ise tamamen farklı pratiklerle hayat bulduğu tabloda görülmektedir.
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
217
Tablo 2. Türkiye’de Sohbet Toplantılarının Farklı Yörelerdeki Karşılıkları
Çankırı, Kastamonu-Tosya, Manisa-Kula, Manisa-Soma, Afyon-Sandıklı, Tavas,
Uşak, Simav
Yârân
Konya- Akşehir
Sıra Yârenleri
Kütahya Yöresi
Yâren Teşkilatı
Elazığ
Kürsübaşı
Şanlıurfa
Sıra Gecesi
Balıkesir-Dursunbey ve Konya
Barana
Afyon, Bursa, Isparta-Senirkent ve Kütahya
Gezek
Sivas, Çorum, Gaziantep, Mardin, Kastamonu, Erzincan-Kemaliye, Tokat,
Nevşehir
Sıra Gezme
Gaziantep, Yozgat
Oda Sohbetleri
Gümüşhane, Bayburt, Sivas, Bolu-Gerede, Sinop-Boyabat, Tokat-Erbaa Üzümlü,
Kırşehir ve Karabük-Safranbolu
Ferfene
Balıkesir-Pamukçu
Erfene
Artvin
Harfana ya da Arfana
Kastamonu
Oturma ve Oturak
Bolu-Mudurnu
Ateş Gezmesi (Birikme Geceleri)
Konya, Edirne ve Balıkesir
Helva Sohbetleri
Diyarbakır
Velime Geceleri (Eyvan Geceleri)
Konya ve Aksaray
Oturak Âlemleri
Bolu-Gerede
Sohbet Toplantıla
Ankara Yöresi
Cümbüş Âlemleri
Van
Oturmah
Ankara-Beypazarı, Karabük-Safranbolu, Kırıkkale-Keskin ve Kırşehir
Muhabbet Sohbetleri
Kırşehir
Helebiş
Karabük-Safranbolu
Sıra Âlemleri
Isparta ve Antalya
Kef (Keyif)
Adıyaman
Harfene Sohbetleri
Sivas
Oda Açma / OdaYakma
Denizli-Acıpayam
Kızan Odası Sohbetleri
Şanlıurfa
Sahaniye Gezmesi
Samsun-Havza
Kaz Çevirme Âlemleri
Samsun
Keşik Meclisi
Kemerhisar
Keşik Gitme
Karaman, Kastamonu
Sıra Meclisi
Karabük-Safranbolu
Banduma, Lokma, Oturak
Kaynak: (Atlı, 2016a: 274-275; Seyfeli, 2016: 247; Atlı, 2018: 98).
Kürsübaşı geleneğinin uzak tarihine ilişkin izler, avcı-toplayıcı dönemlere kadar ulaşmaktadır.
Bunun yanında Uygur halk kültürünün önemli bir ögesi olan Uygur halk meşrepleri, Harput
kültüründeki geleneksel kürsübaşı ile mekân, yöneticiler, hiyerarşik yapı, müzik, ikram, kurallar, verilen
cezalar ve oturma düzeni anlamında büyük benzerlikler göstermektedir. Özellikle Uygurların yerleşik
hayata geçiş dönemi sonrasında daha da gelişmiş olan meşrep geleneği, İslamiyetin kabulüyle birlikte
X. yüzyıldan sonra içerisinde dini motifleri de taşır hale gelmiştir (Sönmez, 2017). Kürsübaşı
geleneğinin tarihçesine eğilen bazı araştırmacılar (Ekim, 2012: 6; Eroğlu, 2017: 523; Ekici & Fedakâr,
2013) geleneksel sohbet toplantılarının, Osmanlı döneminde kurulmuş olan, esnafların yorgunluklarını
atmak maksadıyla yiyecek ve içecekler eşliğinde düzenledikleri şarkılı, türkülü, manili, gazelli, oyunlu
sohbetleri içeren Ahilik sohbet toplantılarına temellendiğine dikkati çekse de, Sönmez (2017: 225)
Ahilik geleneğinin temelinin özünde Türkistan’a dayandığını savunmaktadır. Bununla birlikte, Ahilik
teşkilatı dağıldıktan sonra da belirli yörelerde birbirine benzer özellikte bazı gelenekler görülmeye
devam etmiştir. Bu bilgilerden hareketle, kadim bir Türk geleneği haline gelen kürsübaşı sohbet
toplantılarının kökeninin Ahilik geleneğinin de ötesine dayanması muhtemeldir.
Kürsübaşı, Elazığ ve Harput yörelerinde ev ve köy odalarında gerçekleşen müzikli oturum
olarak tanımlanmıştır (Koçak, 2003). Harput sanatçılarının duygularını sözlere ve müziğe dökerek
kendilerini ifade ettikleri bahçe alemleri, kürsübaşı meşkleri, meşk alemleri gibi bir araya gelişler, bir
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
218
musîki meclisi, bir müzik teşkilatı gibidir (Eroğlu, 1989: 12). Kürsübaşı sohbetleri, yöre halkının
sevinçlerini, eğlencelerini yansıtan bir meşk meclisi olmanın yanı sıra; türkülerle, ağıtlarla sonlanan ev
meclisleri olarak da yöre insanının hüzünlerini, acılarını, kederlerini paylaştığı, dertleştiği toplantılardır
(Yalçın, 2012: 18). Geçmişte oda işletme kültürünün olduğu Elazığ’da, zengin kişilere ait konaklarda
selamlık daireler, orta halli kişilerin ise selamlık odaları bulunmaktaydı. İleri gelenlerin sahip olduğu bu
konak adı da verilen selamlıklar kimi yerde salon büyüklüğüne erişebilmekteydi. Hatta bunlardan
bazılarında birkaç oda olup, hemen yanlarında ise hizmetkârların hazır bulunduğu, kahve ocağı da denen
ayrı bir oda mevcuttu. Bu odalarda düzenli olarak toplanan kişiler belliydi. Bir odanın müdavimi olan
kişinin başkalarının tertiplediği diğer bir odada görülmesi hoş karşılanmamaktaydı (Akbıyık, 2018: 38;
Çarsancaklı, 2002: 47).
Kürsübaşı toplantıları, kız isteme merasimlerinin yapıldığı ve evlilik kararlarının alındığı; dini,
felsefik ve kahramanlık temalı kitapların okunup yorumlandığı irfan meclisleridir. Bu toplantılar, yüzük
oyunu gibi seyirlik oda içi oyunların oynandığı, dönemin eğlence meclisleridir. Bu meclisler, yörenin
tarihinin, yaşama biçiminin, törelerinin, gelenek ve göreneklerin bir sonraki kuşaklara aktarıldığı
yerlerdir. Kürsübaşı toplantıları, katılanlar tarafından getirilen ve “yatsılık”, “yassılık” gibi isimlerle
bilinen ve geç saatlerde atıştırmalık olarak verilen ikramların yapıldığı toplantılardır (Türkiye Radyo
Televizyon Kurumu, 2019).
Kürsübaşı geleneğinde yemekler, püsün olarak bilinen imece usulüyle hazırlanıp yenmekteydi.
Püsünler, katılımcıların her birinin farklı bir yiyecek getirmesi şeklinde yapılabildiği gibi, gün içinde
püsün için katılımcılardan toplanan paralarla da yapılabilmekteydi. Püsünler yapılmadan önce, akşama
doğru dükkânlarda, tertip edilecek püsüne kimlerin kabul edileceği önceden istişare edilerek hazırlıklar
yapılırdı. Bunun yanında, özellikle kış aylarında yapılan kürsübaşılarda meyve püsünleri de tertip edilir,
yaz aylarında toplanarak korunup saklanan turfanda meyveler bu sohbet toplantılarında tüketilirdi
(Sunguroğlu, 1968: 278-280; Yılmaz, 2019: 13).
Harput kültürünün önemli unsurlarından biri olan kürsübaşının yapıldığı evlerde, kış aylarında
kurulan kürsünün etrafında oturma geleneği için kürsü yorganları, makatlar ve sedirler ile yaslanma
amaçlı yastıklar bulundurulmaktaydı (Kılıç, 2007: 19). Kürsüler, 50-60 cm. yüksekliğe sahip olup, dört
ayaklı ve dört köşeli, tahtadan yapılmış kare bir masa şeklindedir. Alt döşemenin ortasında, mangalın
yerleştirilmesi için yapılmış, 30-60 cm. çapında daire şeklinde oyulmuş boş bir yer vardır. Kürsülerin
boyutuna göre özel olarak yapışkan çamur ve samandan yaptırılmış olan bu mangallar, kürsü ayaklarının
tam ortasına yerleştirilir, etrafında ise ev ihtiyacında kullanılacak suların ısınması için bakır ibrikler
sıralanırdı. Açık havada ve genellikle yemek ocaklarında yakılan kömür ateşi, carıtlarla (ateş küreği) bu
mangallara konulur ve uzun süre dayanması için de üzerleri külle kapatılırdı. Bu ateş, soğuğun şiddetine
göre 10-12 saate kadar kürsüyü ve kürsü başlarını etkili bir şekilde ısıtır ve sıcak tutardı. Kürsünün
üzerine, özel olarak yaptırılmış büyük yorganlar örtülürdü. Kürsünün iki tarafına sedir, diğer iki tarafına
da büyük minderler sıralanırdı. Bunların üzerine tekrar yumuşak döşek veya makatlar konur ve üstlerine
temiz örtüler serilirdi. Duvar taraflarına da sıra ile yastıklar dayanır. Bu yumuşak minderler üzerinde
oturulur, yastıklara yaslanılırdı. Ayak, bacak ve kollar bu yorgan altına sokulur ve kürsü yorganı
göğüslere kadar çekilirdi. Bu şekilde kürsünün dört bir tarafında oturanlar vücutlarını ısıtıp soğuktan
korunmaktaydı (Sunguroğlu, 1968: 276).
Geleneksel Harput evlerinde kullanılan "kürsü" ile geleneksel Japon evlerindeki “kotatsu” nun
kökeni Orta Asya'ya kadar uzanmaktadır. Hem Japon kültüründeki kotatsu hem de geleneksel Harput
evlerindeki kürsü, insanların etrafına ısınmak için toplanarak üstlerine yorgan, örtü vb. çekerek
oturdukları bir obje olma rolünü üstlenmektedir (Schwamborn, 2019: 18). Görülmektedir ki, isim ve
kullanım amacı bakımından dikkate değer benzerlikteki bu iki ayrı kültür ögesi, özünde dünya mirası
mozaiğinin tamamlayıcılarıdır.
Kürsübaşının o gün icra edileceği ev sahibinin ikram ettiği kuruyemiş ve meyveler kürsünün
üzerinde konmaktaydı. Sohbet devam ederken, bu kuruyemiş ve meyveler yenir, çay ve kahve içilirdi.
İçecek olarak ayran, koruk şerbeti, bazen de nar şerbeti ikram edilirdi. Bu meclislerdeki oturma düzeni
yaşlı, bilge kişilerden genç, daha toy kişilere doğru sıralanırdı. Misafirler özellikle baş köşeye oturtulur,
söze yaşlı bilgeler başlar. İlk etapta toplum meseleleri konuşulurdu. Küsler varsa barıştırılır, sıkıntısı
olanların dertlerine çareler aranır. Davacı ve davalılar dinlenerek bir karara varılırdı. Kur’an-ı
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
219
Kerim’den bir bölüm okunur ve dualar edilirdi. Sonrasında, en önemli bölüm olan meşk bölümüne
geçilmekteydi. Meşki yönetecek ve müzik konusunda söz sahibi olan kişinin komutuyla, sazendeler
Paşagöçtü Peşrevi ile faslı açarlar. Meşk esnasında, yaşlı ya da gençlerden kimse yiyip içemez ya da
konuşamazdı. Bu mecliste bulunanlar uluorta dolaşamazlardı. Ara verildiğinde ikramlar yapılır,
ihtiyaçlar görülür, sazlar akort edilirdi. Ortamdan ayrılmak isteyen bir kimse ancak izin alarak
ayrılabilirdi. Bu şekildeki, kendine özgü kural ve kaideleri olan müzik temsiline kurala dayalı müzik
icrası geleneği adı verilmektedir (Öcal, 2013: 136-137; Eroğlu, 1996: 199). Harput Peşrevi olarak da
bilinen Paşagöçtü, sözsüz olarak ve yalnızca sazlarla icra edilirdi. Sonrasında aynı makamdaki gazellere
geçilir ve türkülerle devam edilirdi. Üçüncü bölümde ise hoyratlar okunur ve nihayet şıkıltım olarak da
adlandırılan hareketli, hızlı, kırık havalar çalınırdı (Önal, 2011: 102). Ezbere beyitlerin okunup, Nedim,
Fuzuli, Sadi, Baki ve Nabi’den eserlerin geçildiği kürsübaşlarında sesi güzel olanlar Muhammediye,
Nevres Külliyatı, Emrah ve Kısas-ı Enbiya’dan parçalar seslendirmekteydi. Bu sohbet toplantılarında
tasavvufi yaşantı ve bilgi de öğrenilmekteydi (Akbıyık, 2018: 38; Çarsancaklı, 2002: 48). Yöre halkı
yılın yaklaşık olarak yarısına denk gelen soğuk ayları, kürsübaşlarında toplaşarak ve ısınarak geçirir ve
adeta güneş görmezdi (Sunguroğlu, 1968: 207). Kürsübaşı sohbetlerinde Harput musiki kültüründen
türküler, elezber, hoyrat, maya, gazel, oyun havaları gibi türler icra edilmekteydi (Azar, 2015: 270).
Resim 1. XXVII. Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarında Kürsübaşı Gösterimi
Kaynak: Elazığ İl Kültür Turizm Müdürlüğü, 2019.
Kürsübaşı kavramı esas itibariyle Elazığ'a özgü bir kavram olup, kürsübaşı adı duyulduğu anda
akıllara, sıra geceleriyle bağdaştırılan çiğ köfte sahnesi gelmektedir. Asıl kürsübaşının böyle idrak
edilmemesi gerekmektedir. Eski kürsübaşı toplantılarında ilk etapta nerede toplanılacağı kararlaştırılır
ve toplanılacak yerdeki en büyük, ekâbir olarak tabir edilebilecek, sözü geçen, yaşı ve bilgisi itibariyle
hürmete değer kişi bir konu açarak, o konu üzerine münâzara edilmesini sağlardı. Söyleşi yapılırdı ve
en sonunda musikiye geçilirdi. Yörede orcik olarak bilinen cevizli üzüm ya da dut sucukları, bastuk
(pestil), elma armut kakı, ceviz, badem, dut kurusu, leblebi ikram edilirdi (Demirbaş, 2015; Sahil, 2019:
188). Kürsübaşı sohbetlerinde bir sosyal hiyerarşi kuralına göre davranılırdı. Odada her bir bireyin
oturacağı yer ve oturuş şekli, sohbetlere dahil olup olmama durumu, kendi yaşı ve mevkisi
doğrultusunda bellidir ve bir adaba göre yapılırdı (Çarsancaklı, 2002: 48). Kürsübaşı geleneği,
Elazığ’da kent kimliğinin oluşumu ve yerleşiminde bir yapı taşıdır (Azar, 2013: 197). Bu toplantılarda
yalnız eğlencelere yer verilmekle kalınmaz, aynı zamanda kültürün bir yansıması olan masallar,
hikâyeler, savaş anıları, bilmeceler, şakalar, fıkralar anlatılırdı (Sunguroğlu, 1968: 280; Akbıyık, 2018:
38). Kürsübaşı yalnız müzikten ibaret olmayıp, kahramanlık menkıbelerinin anlatıldığı, memleket
meselelerinin konuşulduğu küçük bir meclis görevi üstlenmekteydi (Önal, 2011: 102).
Kırmızıgül (2019: 50), Harput musikisinin o dönem için önde gelen yerel ses sanatçılarından
Nihat Kazazoğlu ile yaptığı görüşmesinde, Harput musikisinde kanun, klarnet, cümbüş, ud, keman gibi
enstrümanların olduğunu, bununla beraber Osmanlı zamanında Harput’ta yaşayanların çalgılı
eğlencelere sıcak bakmadığını; bu yüzden meşk ve kürsübaşı etkinliklerinde icra edilen eserlerin eski
devirlerde ağızla söylendiğini belirtmektedir. Bu ağızla söyleme tavrı “ayak tutma” olarak adlandırılmış
olup; daha sonraki dönemlerde ayak tutma, yerini enstrümanlara bırakmıştır.
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
220
Resim 2: Elazığ Kürsübaşı Sohbet Toplantısı
Kaynak: Şentürk & Ozanoğlu, 2015: 332.
Asırlara yayılan bir medeniyet beşiği olan Harput, iktisadi ve idari ve kültürel bir merkez olma
özelliğini her zaman korumuştur. Harput’un sakinleri tarafından yıllarca bağ ve bahçelerdeki meşk
meclislerinde, ev ve köy odalarında ise kürsübaşı ve alem meclislerinde kendine has müzik üretim ve
icraatları yapılmıştır (Eroğlu, 1989: 11). Türk musikisinde özel bir yere sahip olan Harput musikisinden
eserlerin icra edildiği etkinliklerin; kışın kürsübaşı, yaz aylarında ise havuzbaşı, kayabaşı gibi isimlerle
anıldığı bilinmektedir (Bican, 2014: 23). Bu kültürel toplantılarda kurala dayalı toplu müzik icrası
geleneği vardır. Klasik Anadolu türkü geleneğinden gözle görülür bir biçimde farklılaşan Harput
musikisinde şehir müziği etkileri hissedilir. Kanunla birlikte ince saz ya da takım çalgı adı verilen
cümbüş, klarnet, keman, ud, dömbek gibi enstrümanlar kullanılır (Eroğlu, 2017: 521). İcra edilen şarkı
ve türkülerde, makam ve usul bakımından birtakım farklılıklar söz konusudur. Yaz aylarında, özellikle
cuma günleri Kurey, Kale ve Kayabaşı gibi bilinen mahallelerde yüksek havaların (uzun hava), şarkı ve
türkülerin söylenip, yenilip içildiği, mahalleler arasında birbirini uzaktan pür dikkat dinleyen mahalle
sakinleri tarafından cevap mahiyetinde musiki atışmalar yapıldığı ve bütün bir Harput ahalisinin bu
musiki şölenini dinlediği aktarılmaktadır (Bıçak, 2015: 413-414). Harput’ta ve çevresinde, Klasik Türk
Müziği sazlarının yüz yılı aşkın süredir çalındığı bilinmektedir. Bağ ve bahçelerde günler süren
eğlencelerde ve kürsübaşı meşklerinde yüksek sesli ve açık havaya uygun olan cümbüş ve klarnet gibi
sazlar tercih edilmiştir. Bu çalgıların tercih edilmesinde, tarihsel süreçte bir yönetim merkezi
konumunda olan Harput bölgesindeki saray kültürünün etkisi büyüktür (Karkın & İmik, 2010:4).
Kürsübaşının unutulmaya yüz tutması 20. yüzyılın ikinci yarısından sonraya tarihlenir. 1944
yılından itibaren, yılda bir kez, İstanbul’daki Elazığlı üniversite öğrencileri tarafından düzenlenen Elazığ
folklor gecelerinde kürsübaşı adında bir gazete çıkarılmaktaydı. 1951 yılında 7. sayısını da verdikten
sonra kürsübaşı tertiplerinin yapılamamasından ötürü yayına ara verilmiş; son olarak 8. sayısını ise uzun
yıllar sonra 1959 yılında vermiştir (Sunguroğlu, 1959: 540).
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
221
Resim 3: 5 Nisan 1975 tarihli “Geleneksel Kürsübaşı” Dergisi
Kürsübaşı geleneğinin sürdürülebilmesi, yerel kuruluşlar ve basın yayın organlarıyla birlikte,
turizm alanında faaliyet gösteren kurumlar ve özel sektör temsilcilerinin ilgi, çaba ve özverisine
muhtaçtır. Zira turizm destinasyonlarını deneyimlemek isteyen turistler, o bölgedeki fiziksel unsurların
yanı sıra, SOKÜM ögelerine karşı da merak duygusuyla hareket etmektedirler. Günümüz seyahat
hareketleri ve turistik ürün seçimlerinde bu soyut değerler daha fazla ilgi görmeye başlamıştır.
Destinasyon yönetim örgütlerinin, destinasyon pazarlaması sürecinde SOKÜM ögelerini göz önünde
bulundurması, bu açıdan önem arz etmektedir. Bu doğrultuda, Harput kültürünün bir parçası olan
kürsübaşı geleneğinin canlandırılması için, Türk otel zincirlerinden birinin Elazığ’da 2016 yılında açtığı
otelde, “meşkhane” adı verilen özel mekân hizmete sunulmuştur. Bu tasarımı özel olarak yapılmış
odada, kürsübaşı geleneğinin canlandırılması amaçlanmıştır. Ne var ki, yaklaşık 2 yıl hizmet veren
meşkhane, faaliyetlerine ara vermiştir.
Kültürel ögelerin öne çıktığı bir destinasyonda turistik arz, gelen turist sayısıyla yakından
ilişkilidir. Tablo 3’te, Elazığ’ı ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısı ve yıllara göre turist sayısındaki
değişim gösterilmiştir. Tablodan da görüleceği gibi, 2010 yılından itibaren 10 yıllık zaman diliminde
yerli ve yabancı turist sayısı 3 katını aşmıştır. Tabloda göze çarpan bir diğer detay, Elazığ’ı ziyaret eden
yabancı turist sayısının 10 yıllık dönemde yıllık 5000 turist rakamına dahi ulaşamamış olmasıdır. Yerli
turist sayısına oranla, yabancı turist sayısının bu denli düşük olması, yabancı turiste yönelik tanıtım
faaliyetlerinin gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır.
Tablo 3: 2010-2019 Yılları Arasında Elazığ’da Geceleme Yapan Yerli ve Yabancı Turist İstatistikleri
YILLAR
YERLİ
YABANCI
TOPLAM
YÜZDELİK
DEĞİŞİM
2010
68.553
1.276
69829
2011
95.911
2.498
98409
41%
2012
97.451
2.563
100014
2%
2013
98.275
2.631
100906
1%
2014
110.093
2.820
112913
12%
2015
130.093
3.478
133571
18%
2016
125.857
2.567
128424
-3,9%
2017
174.136
3.596
177.732
38%
2018
156.140
3.082
159.222
-10%
2019
208.802
4.796
213.598
34%
Kaynak: Elazığ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü
4. YÖNTEM
SOKÜM Türkiye Temsil Listesi’nde yer alan Kürsübaşı Sohbet Geleneği’nin yaşatılması adına,
bu geleneğin otel işletmelerinde hangi düzeyde ele alındığının tespiti ve Elazığ’da faaliyet gösteren
otellerde yönetici pozisyonundaki çalışanlar ile kanaat önderi vasfındaki kişiler açısından Kürsübaşı
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
222
Sohbet Geleneği’ne yönelik farkındalığın incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada araştırmanın
amacına ve sorularına uygun olan nitel araştırma modeli olan fenomenolojik yöntem kullanılmıştır.
Fenomenolojik araştırma, günlük hayatta farkında olduğumuz fakat derinlemesine ve ayrıntılı bir
anlayışa sahip olmadığımız olgulara odaklanarak, tecrübelerimizi ve kendi dünyamızdaki bu tecrübelere
yüklediğimiz anlamı ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır (Yılmaz ve Şahin, 2016: 148)
Araştırmada veri toplama aracı olarak, görüşme ve doküman inceleme tekniği kullanılmıştır.
Araştırmanın amacına yönelik oluşturulan sorular hem döküman incelemesi hem de alanında uzman
kişilere dayanarak yarı-yapılandırılmış görüşme formu şeklinde hazırlanmıştır. Geliştirilen görüşme
formu aracılığıyla nitel araştırmalarda tercih edilen olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden amaca
göre örnekleme yöntemi ile belirlenen 14’ü otel yöneticisi, 2’si ise kürsübaşı geleneğine vakıf kanâât
önderlerinden oluşan 16 katılımcıya yüz yüze sorular yöneltilmiştir. Otel yöneticilerine, kürsübaşı
sohbetlerinin otel işletmelerindeki icrası ile ilgili toplamda 9 soru, kanâât önderlerine ise kürsübaşı
geleneğinin ritüelistik temeline yönelik bir soru yöneltilmiştir. Yapılan görüşmeler, katılımcıların onayı
alınarak kayıt altına alınmıştır. Her bir katılımcı için görüşme süresi 20 dakika ile 40 dakika arasında
değişmiştir. Görüşme esnasında sorularda gerekli değişiklikler yapılmış, konuşma tarzına uygun,
konuşmayı teşvik edici, görüşme sürecini kontrol edici ve yansız olmaya dikkat edilmiştir.
Katılımcıların kürsübaşı geleneği ile ilgili düşüncelerini ve çalıştıkları işletmede kürsübaşının hangi
düzeyde ele alındığını derinlemesine inceleyebilmek maksadıyla, gerektiğinde katılımcılara bu sorularla
ilgili açıklamalar yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir.
Geçerlik ve Güvenirlik
Verilerin ayrıntılandırılarak raporlanması nitel araştırmada önemli geçerlik ölçütlerinden biridir.
Bunun yanında veri toplama, analiz etme ve yorumlama aşamalarında tutarlı olma ve bu tutarlığın
sağlanmasında hangi yolun izlendiği hususu, geçerliği ortaya koyan kayda değer göstergelerdir
(Yıldırım ve Şimşek, 2011: 257-258). Nitel araştırmalarda yaygın bir pozitivist ölçüt olan güvenirlik ise
bir araştırmacının, araştırma aracının veya yöntemin zaman içerisindeki istikrarını ve tutarlılığını ifade
eder. Güvenilir bir ölçüm aracı farklı şart, zaman ve ortamlarda aynı şekilde çalışarak, tutarlı bir ölçüm
ortaya koyar (Tracy, 2020: 266-267). Araştırmacının bir araç olduğu nitel araştırmada kendisine
güvenilir demesi yeterli değildir. Bunun yerine araştırmacı, onu kişisel olarak güvenilir yapan
özelliklerin ayrımsanmanı temin ederek, verilere ilişkin yorumların güvenilir olmasını sağlamaktadır
(Marshall ve Rossman, 2016: 122). Bu çerçevede araştırma sürecinde geçerlilik ve güvenirliğin
sağlanması için aşağıda sıralanan çalışmalar yapılmıştır:
-Araştırmanın metodolojisi açık ve ayrıntılı bir biçimde açıklanmıştır.
-Araştırma soruları alanyazın ve alanında uzman kişilerin görüşleri çerçevesinde oluşturulmuştur.
-Katılımcılar araştırma konusuna uygun, alanında uzman kişilerden seçilmiş; görüşme gönüllülük
esasına dayalı yapılmış ve yüz yüze etkileşimde bulunulmuştur.
-Verilerin toplanması, analiz edilmesi ve değerlendirilmesi aşamalarında derinlemesine bilgi
edinme anlayışı benimsenmiştir.
-Araştırma süreçleri birbiriyle bağlantılı ve tutarlı bir şekilde yürütülmüştür.
-Araştırmaya dahil edilen katılımcılar amaçlı örnekleme tekniği tercihe göre belirlenmiştir.
-Araştırmada, verilerinin raporlanması sürecinde ayrıntılar hassasiyetle incelenmiş; araştırmanın
doğrulanabilirliği, tekrarlanabilirliği, aktarılabilirliği ve inandırıcılığı üzerinde özellikle durulmuştur.
5. BULGULAR
Çalışma kapsamında görüşülen katılımcıların görüşme sorularına verdikleri cevaplar
doğrultusunda çalışmanın bulguları aşağıdaki başlıklar altında derlenmiştir.
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
223
5.1. Katılımcıların Profili
Tablo 4. Katılımcılara Ait Demografik Bilgiler
Katılımcılar
Cinsiyet
Yaş
Görevi
Katılımcı 1 (K1)
Erkek
39
Genel Müdür
Katılımcı 2 (K2)
Kadın
25
Departman Yöneticisi
Katılımcı 3 (K3)
Erkek
40
Genel Müdür
Katılımcı 4 (K4)
Erkek
51
Departman Yöneticisi
Katılımcı 5 (K5)
Erkek
35
Departman Yöneticisi
Katılımcı 6 (K6)
Erkek
41
Departman Yöneticisi
Katılımcı 7 (K7)
Erkek
44
Departman Yöneticisi
Katılımcı 8 (K8)
Erkek
42
Departman Yöneticisi
Katılımcı 9 (K9)
Erkek
40
Genel Müdür
Katılımcı 10 (K10)
Erkek
34
Departman Yöneticisi
Katılımcı 11 (K11)
Erkek
56
Genel Müdür
Katılımcı 12 (K12)
Erkek
43
Genel Müdür
Katılımcı 13 (K13)
Kadın
43
Departman Yöneticisi
Katılımcı 14 (K14)
Erkek
45
Genel Müdür
Katılımcı 15 (K15)
Erkek
64
Kanaât Önderi
Katılımcı 16 (K16)
Erkek
49
Kanaât Önderi
5.2. Verilerin Analizi
Görüşmede elde edilen verilerin çözümlenmesinde niteliksel içerik analizi uygulanmıştır. İçerik
analizinden önce ilk olarak görüşme metni dikkatlice okunarak bir kod listesi çıkarılmış, kodlar
arasındaki ilişki açığa çıkarılarak ana ve alt kategoriler belirlenmiştir. Araştırmanın soruları ve amaçları
doğrultusunda alanyazın temelinde oluşturulmuş toplam 3 ana kategori ve 8 alt kategori Tablo 5’de
belirtildiği gibi adlandırılmıştır.
Tablo 5: Kategori ve Alt Kategoriler
Kategoriler
Alt Kategoriler
1-Kürsübaşı Etkinliğine Yönelik Algı
1.1. Kavramsal Algı (1. Soru)
1.2. Kültürel Mirasın Korunması Algısı (2 ve 6. Soru)
1.3. Özgünlük Algısı (3.Soru)
2-Tesis Kabiliyeti
2.1. Otellerin Kürsübaşı Tecrübesi (5.Soru)
2.2. Mekânsal Uygunluk (8.Soru)
3-Muhtemel Maliyet ve Getiri
3.1. Konuklardan gelen katılım talepleri (4.Soru)
3.2. Maliyet (7.Soru)
3.3. Gelir (9.Soru)
Ana kategori ve alt kategorilerin belirlenmesinden sonra her bir katılımcıya ait görüşlerin hangi kategori
ve alt kategoride yer aldığı ile ilgili analize geçilmiş ve sonuçlar Tablo 6da sunulmuştur.
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
224
Tablo 6: Kategori ve Alt Kategorilere Göre Katılımcıların rsübaşına Yönelik Algıla
Kategori
Kürsübaşı Etkinliğine Yönelik Algı
Frekans
Yüzde %
Kavramsal Algı
Müzik/Musiki (K1, K2, K3, K4, K5, K6, K8)
7
50
Söyleşi/Sohbet (K1, K2, K5, K6, K14)
5
36
Toplanma (K2, K6)
2
14
Görsel Oyun (K11)
1
7
Çalgı (K5, K6, K14)
3
21
Kültür (K7, K10, K13)
3
21
Elazığ (K3, K5, K7, K8, K10)
5
36
Harput (K7, K14)
2
14
Organizasyon (K7, K13)
2
14
Eğlence (K2, K6)
2
14
Yöresel/Mahalli (K4, K5, K7, K8, K10)
5
36
Kürsü (K11)
1
7
Halk meclisi (K5)
1
7
Tarih (K10)
1
7
Efsaneler (K11)
1
7
Yerel Kıyafet (K11)
1
7
Geleneksel (K14)
1
7
Yer minderi (K9)
1
7
Kültürel Mirasın
Korunması
Algısı
Otellerde
Düzenlenen
Kürsübaşı
Organizasyonlarını
n Etkisi
Etkisi Vardır (K2, K4, K5, K6, K7, K8, K10,
K13, K14)
9
64
Kısmen Vardır (K1, K3, K9, K11, K12)
5
36
Etkisi Yoktur
0
0
Kürsübaşının
Korunup
Yaşatılmasına Dair
Algı
Kurumlar Tarafından Desteklenmelidir (K1,
K4, K7, K11)
4
29
Etkinlikler Harput’ta Düzenlenmelidir (K3, K9,
K13, K14)
4
29
Tanıtımı Yapılmalıdır (K2, K5, K11, K12)
4
29
Oteller Program Düzenlemelidir (K6, K11,
K13)
1
7
Kürsübaşının
Diğer Sohbet
Toplantılarından
Farkı (Özgünlük
Algısı)
Tamamen Farklıdır (K1, K7, K8, K10, K11, K14)
6
43
Kısmen Farklıdır (K2, K3, K5, K6, K9, K13)
6
43
Fark Yoktur (K4)
1
7
Fikrim Yok (K12)
1
7
Tesis Kabiliyeti
Otellerin Kürsübaşı Tecrübesi
Sürekli Şekilde Yapılıyor
0
0
Yapılıyor, Süreklilik Arz Etmiyor (K1, K3, K5,
K7, K8, K11, K13)
7
50
Hiç Yapılmadı (K2, K4, K6, K9, K10, K12,
K14)
7
50
Kürsübaşı İçin Uygun Mekân
Mevcut (K1, K2, K3, K4, K5, K6, K7, K8, K10,
K11, K12, K13)
12
86
Mevcut Değil (K9, K14)
2
14
Muhtemel Maliyet ve Getiri
Kürsübaşı Etkinlik Soru/Talepleri
Talep Geliyor (K4, K5)
2
14
Nadiren Talep Geliyor (K1, K3, K6, K7, K8,
K9, K10, K11, K13)
9
64
Talep Gelmiyor (K2, K12, K14)
3
21
Maliyet Tahmini
Kurtarır (K2, K5, K6, K10, K11)
5
36
Desteklenirsek Kurtarır (K7)
1
7
Kurtarmaz (K1, K3, K4, K8, K9, K12, K13,
K14)
8
57
Gelir
Artırır (K2, K6, K10, K11)
4
29
Kısmen Artırır (K5)
1
7
Artırmaz (K1, K3, K4, K7, K8, K9, K12, K13,
K14)
9
64
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
225
Kürsübaşı teriminin otel yöneticileri için ifade ettiği anlamı ele almaya yönelik 1. soruya
Kürsübaşı terimini daha önce duymuş muydunuz? Cevabınız evet ise, kürsübaşı teriminin sizin için ne
ifade ettiğini söyler misiniz? sorusuna verilen yanıtlara bakıldığında, katılımcıların K1: Duymuştum.
Elazığ’ın musikisini yansıtan ve musiki ortamında yapılan söyleşiler, sohbet; K5: “Evet. Elazığ’ın
yöresel müziklerinin çalındığı, muhabbet edildiği, yörenin sorunlarının tartışıldığı halk meclisi.” ve
uzun yıllar Elazığ dışında yaşamış bir otel yöneticisinin (K11): “Ben yıllardır Elazığ dışında yaşayan
birisiyim. Urfa’yı duyuyoruz mesela ama kürsübaşını ben Elazığ’a gelince duydum. Bildiğim kadarıyla
bir kürsü var ve ona uygun mekân var. Yerel kıyafetli insanlar efsaneler anlatıyorlar. Görsel oyunlar
var içinde." şeklinde yanıt verdiği; bu bilgiler ışığında katılımcıların, kürsübaşı geleneği hakkında -
kimileri yüzeysel olsa da- belli ölçüde bilgi sahibi oldukları anlaşılmaktadır. Katılımcılar, kürsübaşını
sohbet, müzik, eğlence, toplanma, söyleşiler, yöresel müzik programı, Harput kültürü, birlik, beraberlik,
yer minderi gibi çağrışımlarla karakterize etmektedirler. Tablo 6da, kürsübaşı teriminin Elazığ’daki
otel yöneticileri nezdinde kavramsal karşılığının kodlandığı görülmektedir. Buna göre otel yöneticileri
kürsübaşı terimini en çok “Müzik/Musiki” (K1, K2, K3, K4, K5, K6, K8); “Söyleşi/Sohbet” (K1, K2,
K5, K6, K14); “Elazığ” (K3, K5, K7, K8, K10); ve “Yöresel/Mahalli” (K4, K5, K7, K8, K10)
kavramlarıyla ilişkilendirmişler; sırasıyla diğer kodlar Çalgı” (K5, K6, K14); “Kültür” (K7, K10,
K13); “Toplanma” (K2, K6); “Harput” (K7, K14); “Organizasyon” (K7, K13); “Eğlence” (K2, K6);
“Görsel Oyun” (K11); “Kürsü” (K11); “Halk Meclisi” (K5); “Tarih” (K10); “Efsaneler” (K11);
“Yerel Kıyafet” (K11); Geleneksel” (K14); “Yer Minderi” (K9) şeklindedir. Bu yanıtlar
doğrultusunda, Elazığ’daki otel yöneticilerinin kürsübaşını zihinlerinde Elazığ’a özgü, mahalli, musiki
tarafı ağır basan bir sohbet şeklinde haritaladıkları anlaşılmaktadır.
Geleneksel kürsübaşı Sohbet toplantılarına nasıl sahip çıkılabileceğini ve bu geleneğin
yaşatılması adına hangi adımların atılması gerektiğini ölçmeye yönelik 2. soru olan, “Kürsübaşı sohbet
toplantılarının unutulmaması, canlandırılması adına size göre hangi adımlar atılmalıdır?” sorusuna
K3: “Haftada bir falan Harput’ta güzel bir mekânda birtakım organizasyonlar yapılabilir. Otelde
de bunu yapabilirim ama Elazığ kenti daha çok pazarlama çalışanlarına, şirketlere hitap ettiği için,
kürsübaşı onlar için pek bir şey ifade etmeyecek. 100 tl verin size kürsübaşı organizasyonu sunalım
diyebileceğim kadar durumları iyi değil zaten.”; K7: “Bence kürsübaşı 10 yıl önce bitti. Maalesef o
zamanki kürsübaşı ekibi gibi donanımlı bir ekip de yok. Bir sahneye 3-4 bin TL para talep ediyorlar.
Kültür Turizm İl Müdürlüğünün destek olması gerekir.”; K11: “Kurumların desteğine ihtiyaç var.
Fuarlara katılmak gerekir, reklamının yapılması gerekir ve öne çıkarılmalı bence bu gelenek. Otellerde
yapılacak etkinliklerle de destek verilebilir kürsübaşına. Yerel kuruluşların ve otel işletmelerinin icra
etmesiyle sürdürülebilir bir hâl alacağını düşünüyorum.”; K13: “Bence bu iş, elbette otellerde de
olabilir ama ben bunun Harput’ta icra edilmesinden yanayım. Harput’ta yöresel bir alan oluşturulmalı
bir kültürel ev gibi de düşünebiliriz. Her akşam da icra edilebilecek bir mekân olabilir.” cevapları
göstermektedir ki, yöneticiler bu geleneğin yaşatılması için tanıtım faaliyetlerinin yapılması gerektiğini
(K2, K5, K11, K12), belli mercilerden bir desteğe ihtiyaç duyulduğunu ve kürsübaşı geleneğinin
Harput’la özdeşleştiğini (K3, K9, K13, K14) düşünmektedirler. Bunun yanında katılımcıların,
geleneksel kürsübaşı kültürünün unutulmaması için en çok “Kurumlar tarafından desteklenmelidir” (K1,
K4, K7, K11) çözüm önerisine başvurdukları anlaşılmaktadır.
Türkiye’nin birçok yöresinde geleneksel sohbet toplantısı kültürüne rastlamak mümkünken, bu
yörelerdeki sohbet toplantılarında içerik ve işleyiş bakımından birtakım farklılıklar göze çarpmaktadır.
Kürsübaşı, özgün ve Harput’la bütünleşen bir sohbet toplantısı olup, katılımcılara yöneltilen 3. soru
olan: Kürsübaşının, diğer bölgelerdeki benzerlerinden (Urfa Sıra Geceleri, Diyarbakır Velime
Geceleri, Çankırı Yaren, Balıkesir Barana vb.), sizce bir farkı var mıdır? Varsa, farkı sizce nedir?
sorusuna K1: “Farkı, diğerleri tamamen musiki, ama kürsübaşı sohbetle birlikte bir tartışma dayanışma
ve konuşma ortamı yaratıyor. Gündelik meselelere eğiliyorlar”; K3: “Pek bir farkımız olduğunu
düşünmüyorum fakat ilginç bir durum var. Urfa Sıra Geceleri dediğimiz zaman bütün Türkiye bundan
haberdar ama dışarıya ben gittiğimde gördüm ki inanın kürsübaşını kimse bilmiyor.”; K10: “Sıra gecesi
çok farklıdır. Şarkı türkü eşliğinde icra edilen ve daha çok eğlenceye yönelik bir organizasyondur.
Kürsübaşı ise kültürel bir etkinliktir ve mâni / sohbet benzeri güncel olaylar konuşulur. Nasıl ki il
mecliste toplanıyorsa, kürsübaşında da toplanılıp, şehrin sorunları masaya yatırılır. Bu da bir meclistir
yani.” şeklinde cevaplar veren katılımcılar olsa da birçok katılımcı, kürsübaşı ile diğer geleneksel sohbet
toplantıları arasında çok büyük farklar olmadığını belirten, K6: “Ben bu geleneksel toplantıların benzer
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
226
karakterde olduğunu düşünüyorum”; K9: “Çok bariz bir farkının olduğunu düşünmüyorum.” şeklinde
cevaplar vermişlerdir.
Tablo 7: Kürsübaşı ile Diğer Geleneksel Sohbet Toplantıları Arasındaki Farklılıklara Dair Katılımcı Görüşleri
Kürsübaşı ile Diğer Geleneksel Sohbet Toplantıları
Arasındaki Farklılıklara Dair Katılımcı Görüşleri
Fikir Beyanı
Frekans
Yüzde
Tamamen farklıdır
6
%43
Kısmen farklıdır
6
%43
Fark yoktur
1
%7
Bilgim yok
1
%7
Katılımcıların, Otel Misafirlerinden Gelen Kürsübaşı
Taleplerine Dair Görüşleri
Talep Durumu
Frekans
Yüzde
Talep geliyor
2
%14
Nadiren talep geliyor
9
%64
Talep gelmiyor
3
%21
Kürsübaşı Etkinliklerinin Otellerde Düzenlenme Durumu
İcra Durumu
Frekans
Yüzde
Sürekli olarak yapılıyor
0
0
Yapıldı fakat süreklilik yok
7
%50
Yapılmadı
7
%50
Kürsübaşı Etkinliklerinin Otellerde Düzenlenmesinin
Geleneğin Yaşatılmasına Etkisi
Fikir Beyanı
Frekans
Yüzde
Etkisi vardır
9
%64
Kısmen etkisi vardır
5
%36
Etkisi yoktur
0
0
Kürsübaşı Etkinliğinin Mali Elverişliliği
Fikir Beyanı
Frekans
Yüzde
Kurtarır
5
%36
Desteklenirsek kurtarır
1
%7
Kurtarmaz
8
%57
Otel İşletmelerinin Fiziksel Uygunluk Durumu
Mekân durumu
Frekans
Yüzde
Mevcut
12
%86
Mevcut değil
2
%14
Kürsübaşı Etkinliğinin Gelire Etkisi
Fikir Beyanı
Frekans
Yüzde
Artırır
4
%29
Kısmen Artırır
1
%7
Artırmaz
9
%64
Tablo 7den da anlaşılacağı gibi, Elazığ’daki otel yöneticileri çoğunlukla, kürsübaşı sohbet
toplantılarının Anadolu’da diğer yörelerde icra edilenlerden bir farkının olduğunu düşünmektedir.
Bunun yanında “kısmen farklıdır” ya da “tamamen farklıdır” düşüncesinde olan katılımcıların baskın
çoğunluğunun, bu farkı ortaya koyacak tatmin edici cevaplar veremedikleri anlaşılmaktadır. Bunda, otel
yöneticilerinin Anadolu’nun çeşitli yörelerindeki geleneksel sohbet toplantılarına, çalıştıkları ilin
dışında yer alması sebebiyle çok vakıf olmamalarının ya da bu yörelere dair bilgi düzeylerinin yüzeysel
olmasının etkili olduğu anlaşılmaktadır.
Otellerdeki konukların kürsübaşı ile ilgili merak duygusunu ve potansiyel talebi ele almak adına
4. soru olan Otel misafirlerinizden, kürsübaşı ile ilgili sorular, katılım talepleri vs. ne sıklıkla
gelmektedir?sorusu yöneltilmiştir. Bu soruya K3: “Talep nadiren geliyor. Eskiden Elazığ’a turlar
düzenlenirdi. İstanbul’dan uçakla kafileler gelirdi. Otobüs Adıyaman’da misafirleri alır, Nemrut,
Hasankeyf, Ağrı, Van, Elazığ, Harput gezisi şeklinde bir güzergah izlenirdi. Konaklamalar da otelimizde
yapılırdı. Artık öyle bir şey yok.” cevabını vermiştir. K5 ise, “Elazığ’dan ilginç bir şekilde talep
gelmiyor. Özellikle tur gruplarından ve şehir dışından misafirlerden böyle talepler alıyoruz. Yarıdan da
azından geliyor talep diyebilirim misafirlerin. Kürsübaşı ağır kaçıyor misafirlere ve daha eğlenceli bir
şeyler istiyorlar.” cevabını vermiştir. K7: “Ancak dersine çalışmış olan turist gelip soruyor. Bilenler
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
227
soruyor ancak. Cevabını vermiştir. K1: “Çok az talep geliyor”; K2: “Şu ana kadar hiç talep
gelmedi”; K6: “Nadiren talep geliyor” şeklinde yanıtlar vermişlerdir. Tablo 7’den da anlaşılacağı gibi,
otel yöneticisi katılımcılardan gelen yanıtlar, bu otellerin %78’inde (11 katılımcı) otel misafirlerinden
kürsübaşı organizasyonuyla ilgili ya nadiren talep geldiğini ya da hiç talep gelmediğini ortaya
koymaktadır. Buna karşılık katılımcılardan yalnızca 2 kişi, kürsübaşı ile ilgili talep aldıklarını
belirtmişlerdir.
Elazığ’da faaliyet gösteren otellerin kendi bünyesinde kürsübaşı organizasyonlarını ne sıklıkla
yaptıklarını tespit etmek amacıyla otel yöneticisi katılımcılara yöneltilen 5. soru olan Otelinizde şu ana
kadar kürsübaşı geleneği ile ilgili organizasyonlar yapıldı mı? Yapıldı ise bu süreklilik arz etti mi?
sorusuna karşılık katılımcılar, K1: “Yaptık ama sadece musiki boyutunda yapıldı. Yani kürsübaşının
özünün dışında bir organizasyondu”; K3: Evet yaptık. Büyük bir firmanın sezon açılışında ses
getirmesi için kürsübaşı ekibi geldi. Çok güzel geçmişti. 13 yıllık otel hayatımızda 3-4 kere ya oldu ya
olmadı böyle organizasyonlar. Bunun temelinde aslında kürsübaşı icra edecek ekibin fahiş rakamlar
talep etmesi var. Çok yüksek rakamlar talep ediyorlar. Biraz ikram yapın diyoruz, yanaşmıyorlar. Kafile
için de bu çok para demek. Onların biraz pazarlığa yanaşması durumunda, otel de bir güzellik
yapabilecek. Böyle organizasyonlardan, misafirler de çok memnun oluyor ama malesef kürsübaşı ekibi
parasal anlamda biraz daha aşağısını kabul etmiyor.”; K4: “Yapmadık. Mahalli müzik yapıyoruz
enstrümanlar çalınıyor ama o şekilde bir organizasyon yok. Yani heyet yok. Yöreye özgü 8 köşe
şapkasını, şalvarını, gömleğini, kuşağını, yumurta topuk ayakkabısını giymiş adamlar olacak; K5: Evet
yapıldı, tur gruplarının isteği üzerine oldu ancak.”; K7: “Otelimizde kürsübaşı etkinliği 2 kez yapıldı”
cevaplarını vermişlerdir. Katılımcıların Tablo 7’deki cevaplarından, Elazığ’daki otel işletmelerinin
hiçbirinde, kürsübaşı organizasyonlarının sürekli olarak yapılmadığı ve araştırma kapsamındaki
otellerin yarısının (7 otel işletmesi) bu organizasyonu daha önce hiç yapmadıkları sonucuna
varılmaktadır.
Otel yöneticilerinden, geleneksel kürsübaşı sohbet toplantılarının otellerinde düzenlenmesinin bu
geleneğin gelecek nesillere aktarılmasına ne gibi etkilerinin olacağını ölçmeye yönelik 6. soru: Sizce
kürsübaşı etkinliklerinin otelinizde icra edilmesinin, bu geleneğin yaşatılması ve kültürel mirasın
korunması hususunda bir etkisi olur mu? sorusuna cevaben K1: “Kısmi bir etkisi olduğunu
düşünüyorum. Bu tür etkinliklerin daha çok kültür sanatın olduğu ortamda icra edilmesi ve
ticarileştirilmemesi lazım.”; K3: “Mutlaka olur ama destek görmesi lazım. İl Kültür Turizm
Müdürlüğünün özellikle bu konuda aktif olması gerektiğini düşünüyorum.”; K9: “Olabilir ama destek
görmesi gerekiyor.”; K10: Evet, büyük etkisi olacaktır. İnsanların, Elazığ’ın önemli bir değerinin
otelimizde uygulanıyor oluşundan haberdar olması, buraya yönelmelerine, dolayısıyla kültürün de
yaşatılmasına vesile olacaktır.”; K11: “Korunması gereken bir sosyal miras bu. Bu programları tertip
etmeyi otelde sürekli hale getirerek bir görmek lazım ki fikir beyan edebilelim. Ayrıca, kürsübaşı
kültürünü yaşatan kişilerin öncelikle ekonomik kaynak bulması lazım ki bu gelenek ölmesin.
Düşünsenize, ayda yılda bir kez bu organizasyonlar için kendilerinden talepte bulunulursa, onlar da
bunu yapmak istemeyeceklerdir.” cevabını vermişlerdir. Bu yanıtlar doğrultusunda, Tablo 7’de,
araştırmaya dahil olan Elazığ’daki 14 otel yöneticisinden 9’unun (%64) çalıştıkları otelde kürsübaşı
organizasyonu yapılması durumunda bu geleneğin yaşatılacağını ve kültürel mirasın korunması
hususunda fayda sağlanacağını düşündüğü görülmektedir.
Otel işletmelerinin, tesis bünyesinde düzenleyecekleri kürsübaşı organizasyonlarının muhtemel
maliyetine, parasal açıdan gösterebilecekleri toleranslarını tespit etme amacıyla yöneltilen 7. soru olan:
Kürsübaşı geleneği ile ilgili etkinlik düzenlemeniz halinde, kürsübaşı ekibi için ödemek zorunda
olduğunuz maliyeti kurtarabileceğini düşünüyor musunuz? sorusuna katılımcılar K1: “Hayır
kurtarmaz çünkü daha önce yaptık, biliyoruz.”; K2: “Eğer pazarlaması etkili şekilde yapılırsa ve
organizasyon her anlamda profesyonelce tertip edilirse rahatlıkla kurtarabileceğini düşünüyorum” ;
K6: “Bu konuda endişemiz yok. Evet kurtarır.”; K5: “Çok rahat kurtarır”; K7: “Böyle bir organizasyon
düzenlememiz halinde, maliyeti kurtarma tek başımıza zor. Valilik, kültür turizm, halk eğitim ve
belediyenin kültür turizm işlerine bakan kanalının destek olması gerekir.”; K11: Tabi ki kurtarır. Belki
başta maliyetine bu organizasyonları yaparız fakat sonrasında halkta bir kürsübaşı kültürü oluştuktan
sonra kâr edebileceğimizi de düşünüyorum ben.” yanıtlarını vermişlerdir. Tablo 7’de katılımcıların
cevapları incelendiğinde, yöneticilerin çoğunluğunun (%57), çalıştıkları otelde kürsübaşı etkinlikleri
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
228
düzenlenmesi durumunda kürsübaşı programında yer alacak kişilerin ücretlerinin maliyetini dahi
kurtaramayacağını ifade ettikleri görülmektedir.
Elazığ’daki otel işletmelerinin, kürsübaşı organizasyonu yapabilecek fiziksel alana sahip olup
olmadıklarını tespit etmek için katılımcılara yöneltilen 8. soru olan: Kürsübaşı etkinliği için otelde
uygun bir mekânınız var mı?sorusuna, katılımcıların büyük çoğunluğu (%86) olumlu yanıt vermiştir.
Tablo 7’den de görülebilen bu durum, Elazığ’daki otel işletmelerinin kürsübaşı organizasyonları
tertiplenmesi hususunda bir mekân sorunu olmadığını ortaya koymaktadır.
Katılımcılara, yöneticilik yaptıkları otelde düzenleyecekleri bir kürsübaşı organizasyonunun otel
gelirlerini artırıp artırmayacağını tespit etmek amacıyla yöneltilen ve 9. soru olan: Kürsübaşı
etkinliğinin, otel gelirlerinizi artıracağını düşünüyor musunuz? sorusuna katılımcılardan, Tablo 7’den
de görüleceği üzere, K4: “Maliyeti yüksek olduğu için bir şey diyemem riskli bir iş.”; K13: “Hayır
düşünmüyorum. İnsanlar burada gelir mi amaçlıyor yoksa aktivite mi? Urfa Sıra Gecesi kıvamında bir
organizasyon görmek düşüncesiyle mi Elazığ’a gelirler? Yoksa Elazığ’ın kültürünü bu
organizasyonlarda görmek için mi? Şimdiye kadar bu konuda başarılı olunamadı maalesef. Umarım
bundan sonra daha iyi olur ve hem kültür korunur hem gelirler artar.”; K14: “Zannetmiyorum, aksine
götürüsü olacaktır. Ses, gürültü probleminden dolayı kaybımız olur üstelik.”; K7: “Ben insanların talep
göstereceğini düşünmüyorum. Çünkü bu deyim yerindeyse kendi özünden sıyrılıp eğlenceye dönüşmüş
durumda.cevapları elde edilmiştir.
Çalışmada, 12 otel yöneticisine yöneltilen, kürsübaşı sohbetlerinin otel işletmelerindeki icrası
ile ilgili yukarıda sıralanmış olan toplam 9 soruya ilâveten, kürsübaşı geleneğine hakim olan 2 kanaat
önderine kürsübaşı geleneğinin ritüelistik temeline yönelik bir soru yöneltilerek, kürsübaşı geleneğini
tasvir etmeleri istenmiştir. Bu mülakatlardan elde edilen yanıtlar, aşağıda sunulmaktadır:
K15: “Bizim kürsübaşı değerimiz, 2006 yılından bu yana UNESCO’da yer alıyor. Kürsübaşları,
küçük bir meclis görevini üstlenirler. Yazın yapılanın adı da havuzbaşıdır. Bu gelenek önceleri aile içi
ısınma aracı olarak kullanıldı. Sonradan sohbet, muhabbet, gezmeye gelenler derken ocakbaşından
kürsübaşına taşınmış oldu. Sonraları fasıl heyetine dönüyor yani. Kürsübaşında hanımlar yoktu. Sadece
erkeklerin katılım gösterdiği bir toplanma şekli idi. Haftanın belirli günlerinde, önceden tespit edilip
kararlaştırılan evde, yatsı namazından sonra, sadece işleyişin değil, memleket meseleleri, hasta olanlar
konuşulur, dertlerine derman bulunmaya çalışılır, kırgın olanlar, küsler barıştırılır. Sonra eğlenceye,
meşke geçilir. Ustalar kürsübaşında otururlar, çıraklar da daha çok ayak diplerinde yer alırlar. Usta-
çırak ilişkisinin gelişmiş olduğu bir yerdir. Sonra yassılıklar verilir. Yassılık (yatsılık) dediğimiz kavram,
ceviz, badem, pestil, kurutulmuş meyvelerdir. İstenirse, büyüklerin isteği doğrultusunda şahıslar 2-3
kişilik oyun oynayabilir. Daha sonra haftaya nerede buluşacağız, kimin evinde toplanalım diye mekân
belirlenir. Püsün gecelerinde kadın erkek ayrı meşk yaparlarmış. Ocakbaşı zamanında meşk yapılırken
bu şekildeymiş. Durum kürsübaşı adını alıp genişleyince, bu toplanma şekli kürsübaşlarına taşınmış.
Kadınlar, farklı bir evde toplanır, tef çalarak eğlenirlermiş. Ya da zaten kürsübaşı icrasının yapıldığı
evdeki o ses her yerden duyulur, böylece kadınlar da bundan istifâde ederlermiş. Ya evin sahibi ya da
yaşça büyük olan kişi haydi şunu yapalım der ve o kişinin sözü doğrultusunda meclis yönlenir. Kürsübaşı
adabı çok önemlidir. Oturmasından tutun, duruşunuza, konuşma tarzınıza kadar her bir husus, bir
adaba uygun şekildedir. Ayak uzatamazsınız, ayak ayak üstüne atamazsınız. Kürsübaşı, saygı
çerçevesinde icra edilir.”
K16: Bir Kürsübaşı projemiz vardı. Tam da UNESCO tarafından, kürsübaşının somut olmayan
kültürel miras listesine kabûl edildiğimiz dönemdeydi. Urfa’nın sıra geceleri Türkiye’de bilinmektedir
fakat maalesef biz Urfa sıra geceleri gibi katkı koyamadık kürsübaşına. Dışarıdan gelip, kürsübaşına
dahil olayım derseniz Elazığ’da, önceden derneklere söyleyeceksiniz, hazırlık yapacaklar, sunum
yapacaklar. Yani hali hazırda hemen geleyip kürsübaşı etkinliğine dahil olayım gibi bir durum maalesef
söz konusu değil. Dolayısıyla UNESCO’nun sahip çıkması önemlidir fakat Elazığ’ın, Elazığlının sahip
çıkması çok daha önemlidir. Bu geleneğin görsele dönüştürüp, gelecek nesillere aktarılması adına
önemlidir. Kürsübaşında ara oyunları vesaire var, onları da kürsübaşı geleneği içerisinde düşünmek
gerekir. Benim çocukluk yıllarımdaki kürsübaşlarında matallar(masal) anlatıldı. Ortalama 10 gün
kadar sürebiliyordu. Bu matallarda kahramanlık içeren hikâyeler vardı. Bu matalların da elbette özel
anlatıcıları vardır. Mısır taraflarında, buna benzer icraların gerçekleştirildiği masal kahvehaneleri
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
229
vardır. Kürsübaşının bir kısmı yüzük oyunu, arı oyunları gibi, görseli tamamlayan, orta oyunlarının da
olduğu bölümlerden oluşmaktadır.”
6. SONUÇ VE ÖNERİLER
Araştırmanın sonuçları, Harput kültürünün önemli bir ögesi olan kürsübaşı geleneğinin, otel
yöneticileri nezdinde tam anlamıyla anlamsal karşılığını bulamadığını ortaya koymaktadır. Elazığ
Belediyesi tarafından düzenli şekilde organize edilen kürsübaşı etkinlikleri ve Harput’ta bulunan
konağın kürsübaşı müzesine dönüştürülmesi çalışmaları, bu kültürün yaşatılma adına önemli
adımlardır. Ne var ki Elazığ ilinde faaliyet gösteren otel işletmelerinde, ekonomik kaygılar ve
konuklardan gelen taleplerin azlığı gibi farklı nedenlerden ötürü, kürsübaşı etkinliği düzenleme ile ilgili
somut bir plan veya projenin bulunmadığı görülmektedir.
Kürsübaşı sohbetleri ile ilgili olarak, geçmişe kıyasla günümüzde dikkate değer bazı farklılıklar
bulunmaktadır. Geleneksel kürsübaşı sohbetlerinde, kimin evinde toplanılacağı kararlaştırılıp, her
seferinde konuklar farklı kişiler tarafından ağırlanırken, günümüzde bu gelenek ortadan kalkmıştır.
Kürsübaşı sohbetlerinin gerçekleştiği yerler artık eskiden yapıldığı gibi şahısların kendi mülkleri değil;
ekseriyetle cemiyet, kurum veya dernekler tarafından belirlenen yerler olarak suni bir temsile dönüşmüş
haldedir. Buna bağlı olarak, kürsübaşı etkinliklerinin icra edilme sıklığı da gözle görülür biçimde
azalmıştır. Bunun yanında, günümüz turistik işletmelerinin, talep geldiği ölçüde, kürsübaşı etkinliklerini
eskiden yapıldığı haliyle yalnız kış aylarında değil, yaz mevsiminde de düzenledikleri ve “kürsü”
objesini, tabiatıyla yalnız görsel amaçlı kullandıkları görülmektedir. Ayrıca, özü itibariyle eril bir sohbet
kültürünü yansıtan kürsübaşı, günümüzde kadın izleyicilerle de buluşan bir organizasyon halini almıştır.
Bütün bu değişimde temel sebep şehirleşme, teknoloji ve modern toplum dinamikleridir. Teknolojik
gelişmelere paralel olarak değişen talepler doğrultusunda, bu organizasyonlarda farklı uygulamalara
gidildiği görülmektedir. Bu durum Metin, 2018; Atlı, 2016b; Çepik, 2020; Ünlü, 2018 ve Yüksel, 2018
tarafından yapılan araştırmaların sonuçlarıyla da örtüşmektedir. Uygulamada karşılaşılan tüm bu
kapsamlı dönüşüm, toplum dinamikleriyle kendiliğinden oluşmuştur. Bu dönüşüm, içinde
bulunduğumuz zamanın ruhuyla, Harput’a özgü bu geleneğin ortak bir potada erimesiyle meydana
gelmiştir.
Kürsübaşı sohbetlerindeki dönüşümü olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirmek yerine,
kürsübaşı geleneğinin imkân dahilinde, geçmişteki çıkış noktasından itibaren izleyiciye etkili şekilde
anlatılabilmesi gerekmektedir. Bu sayede, hem re halkı hem de kürsübaşına merak duyan turist
kitleleri, hikâyesini bildiği bu geleneğe günümüzde sunulduğu haliyle vakıf olacaklardır. Otel
yöneticilerin aktardığı bilgiler ışığında, konukların kürsübaşı sohbetlerinin hareketli, eğlenceli olması
yönünde bir beklenti içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Divan edebiyatı, gazel, hoyrat gibi
unutulmaya yüz tutan ve daha az rağbet gören ağır eserlerin icra edildiği düşünüldüğünde, toplumda her
alanda kendini gösteren değişimin folklor, müzik, sanat ve sosyal yaşamda da görülebileceği
anlaşılabilir bir olgudur. Buna göre, günümüz turistinin bu tür repertuar ve işleyiş bakımından kapsamlı
bilgi gerektiren etkinliklerde izleyici olarak tolerans seviyelerinin düşük olması beklenen bir durum
olup; toplum geleneklerinde ve ananevi anlayışta gözlemlenen değişimler, turist taleplerini de
kaçınılmaz şekilde etkileyecektir. Yüksel (2018: 124) bu olguyu, gelenekselin güncel olanaklarla
harmanlanarak geliştirilmesi ve devamlılığının sağlanma şeklinde açıklamakta; geleneksel mirasların
-özgünlüğü korumak kaydıyla- yeniliklere ve gelişime adapte olmasının, günümüz koşullarının bir
gereği olduğunu savunmaktadır.
Kürsübaşı sohbet toplantılarının özüne uygun biçimde, eskiden beri bu toplantıların içinde yer
alan ve belli bir kültür-birikimsel olgunluğuna erişmiş bireylerle birlikte icra edilmesi, eskiden icra
edilen kürsübaşı toplantıları hakkında fikir sahibi olunması babında önemlidir. Özellikle kış aylarında
Harput’ta icra edilip kayda alınarak, ulusal nitelikteki belgesel kanallarında düzenli olarak ekranlara
getirilmesi ve toplumsal kültür hafızasının tazelenmesi sağlanmalıdır.
Elazığ’daki otel işletmelerinde, kürsübaşı geleneği ile ilgili çalışmaların 2010 yılında
kürsübaşının UNESCO tarafından SOKÜM listesine dahil edilmesini takip eden yıllarda başladığı, hatta
kürsübaşını bir tanıtım aracı olarak kullanan işletmelerin dahi bulunduğu görülmektedir. Buna karşın,
2019 yılında meydana gelen Elazığ depremi ve 2020 yılının ilk çeyreğinde etkisini göstermeye başlayan
koronavirüs salgını, bu çalışmaların askıya alınmasına neden olmuştur.
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
230
UNESCOya Öneriler: Kürsübaşı kültürünün en önemli temsilcilerinden olan, yaşayan insan mirası
sıfatındaki şahıslarla görüşmeler yapılmalı, bu kültür mozaiğinin envanter zenginliğine katkı
sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, geleneksel kürsübaşı sohbet toplantılarının son temsilcileri, XXI.
yüzyılda yok denecek kadar azdır. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi ve kürsübaşı toplantılarının emsâl
kişilikleri ile ayrıntılı mülakatlar yapılarak, bunların kayıt altına alınması gerekmektedir. Bu hususta
otobiyografik ya da biyografik türden eserlere rastlanmakla birlikte, bütün bu neşriyatın topyekûn bir
araya getirilmesi ve sistematik bir kayıt oluşturulması önemli bir alanyazınsal ihtiyaçtır.
Otellere Öneriler: Katılımcıların da ifade ettiği gibi kürsübaşı artık otellerde nadiren icra edilmekte,
yapılan az sayıdaki etkinlik de özünün dışına çıkmak suretiyle, suni bir temsile dönüşmektedir. Bu
konuda otel yöneticilerinin kürsübaşı ile ilgili daha kapsamlı bilgi edinmesi gerekmektedir. Elazığ’da
faaliyet gösteren oteller, çağın gereklerine uygun şekilde, etkinlik programlarında küçük rötuşlar
yaparak hem izleyicinin hoşnut olacağı bir atmosfer yaratıp hem de bu geleneğin temel taşlarını
izleyiciye yansıtabileceklerdir. Otel yöneticilerinin, kürsübaşı etkinliğinin çalıştıkları otelde
düzenlenmesini sürdürülebilir bir faaliyet olarak görmedikleri; bu etkinliklerin yapılmasına olumsuz
yaklaşmalarının temel tetikleyicisinin ise ekonomik nedenler olduğu anlaşılmaktadır. Bu bilgiler
ışığında seyahat acentelerinin, Harput’a yönelik tur programlarının içerisine kürsübaşı unsurunu
eklemesi; otel işletmelerinin de aynı şekilde, konukların Harput’a ulaşımı için transferler hizmeti
sunması, bu geleneğin canlandırılmasına katkıda bulunabilecek adımlardır.
İlgili Kurum ve Kuruluşlara Öneriler: Elazığ Belediyesi kürsübaşı ekibi, Elazığ ilinde bu etkinlikleri
belirli günlerde düzenleyen tek kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu geleneğin halka inmesi ve
tabana yayılması adına bu önemli bir gelişme olmakla birlikte; kış mevsiminde yapılmaması ve kürsü
unsurunun, kürsübaşıyla anlam kazanan ikramlıkların, masal, fıkra, menkıbe ve edebi türden
anlatımların bu etkinliklerde yer almamasından ötürü şu aşamada kürsübaşını yaşatma çabaları bir
temsil olmaktan öteye gidememektedir. Salt enstrümanlarla ve seslendiricilerle icra edilen bu
temsiller, yarattığı otantik hava ve şekil itibariyle bir canlı müzik etkinliğinden daha fazlasını ortaya
koymasına rağmen, halen geleneksel kürsübaşı çerçevesinden uzaktır. Kürsübaşı geleneğinin toplum
hafızasında yer teşkil edebilmesi ancak bu geleneğin temsilcilerinin desteklenmesine bağlıdır. Böylece,
bu geleneğin temsilcileri hem istihdam edilerek motive edilecek hem de önemli bir halk kültür ögesine
sahip çıkılmış olacaktır. Bu sayede, özünden uzaklaştırılarak kürsübaşı geleneğinin dışında icra edilen
temsillerin de önüne geçilmiş olacaktır.
KAYNAKÇA
Akbıyık, A. (2018). Şanlıurfa’dan Elazığ'a Sıra Gecesinden Kürsübaşına. Ss. 29-42. Elazığ Belediyesi
- Türkiye Yazarlar Birliği Şehir Kültürü ve Kültürlü Şehir Sempozyumu. 5-6 Ekim 2018. Elazığ
Belediyesi Yayınları.
Ar, H. (2015). Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunmasında Turist Rehberlerinin Rolü. Balıkesir
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Atlı, S., (2015). Somut Olmayan Kültürel Mirasa Bir Örnek: Balıkesir Pamukçu Erfene Sohbet
Toplantıları. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8 (40), Ss. 7-25.
Atlı, S., (2016a). Erzincan-Kemaliye (Eğin) Sıra Gezme Sohbet Toplantıları ve “Eğin Fasıl Grubu”.
Karadeniz Araştırmaları. Sayı: 51. Ss. 273-300.
Atlı, S., (2016b). Türkiye’deki Geleneksel Sohbet Toplantıları Üzerine Bir İnceleme. Manisa Celal
Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Doktora Tezi.
Atlı, S. (2018). Türkiye’deki Geleneksel Sohbet Toplantıları Üzerine Bir Değerlendirme. Milli Folklor,
30(117) Ss. 88-101.
Azar, B. (2013). Bir Aidiyet İfadesi: Bize Harputlu Derler. Geçmişten Geleceğe Harput Sempozyumu,
Elazığ, 23-25 Mayıs 2013. Ss. 193-200.
Azar, B. (2015). Folklor-Şiir ve Cenani Dökmeci. Uluslararası Harput’a Değer Katan Şahsiyetler
Sempozyumu, Elazığ 14-16 Mayıs 2015. Ss. 265-274.
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
231
Bak, S. (2007). Domestic and International Cultural Tourism in the Context of Intangible Heritage.
Safeguarding Intangible Heritage and Sustainable Cultural Tourism: Opportunities and
Challenges İçinde. UNESCO-EIIHCAP Regional Meeting, Vietnam 11-13 December 2007.
Başkan, K. & Avcıkurt, C. (2015). Kültürel Miras Değeri Olarak Somut Olmayan Geleneksel Tören
Keşkeği İncelemesi. Doğu Karadeniz Bölgesi Sürdürülebilir Turizm Kongresi Bildiriler Kitabı
içinde. 14-16 Mayıs 2015 Ss. 618-626
Ben Anadoluyum, Trt Müzik, Ben Anadoluyum, Elazığ-Harput Kürsübaşı,
www.trt.net.tr/anasayfa/vod.aspx?tur=tv&sk=733f9340-6471-4c54-978a-
8abdaaad32df&sg=7b77248d-447c-4f3b-91be-7bdd740d60d7&sm=87d65e20-d464-4744-b356-
f13274385331 Gösterim tarihi: 29.03.2012, Erişim Tarihi: 28.04.2019.
Bıçak, R. (2015). Hafız Osman Öge. Fırat Üniversitesi Harput Uygulama ve Araştırma Merkezi.
Uluslararası Harput’a Değer Katan Şahsiyetler Sempozyumu, Elazığ 14-16 Mayıs 2015. Ss.
413-421.
Bican, Z. (2014). Kara Erik Çağala. Fırat Üniversitesi Harput Araştırmaları Dergisi. 1(2). Ss. 23-27
Buzarovski, D. (2013). Digital Extension of Music Memory Music as a Collective Cultural
Memory. Kultura/ Culture 4, (2013). Skopje: Mi-An: ss. 12329.
Çarsancaklı, Z. (2002). Kürsübaşı Sohbetleri: Hatıralardan Bir Demet Dert Yumağı. İstanbul.
Çepik, F. (2020). Geleneksel Sohbet Toplantıla Bağlamında Şanlıurfa Sıra Geceleri Üzerine Bir
İnceleme. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans
Tezi.
Demirbaş, A. (2015). “Benliğini, Kültürünü, Özünü Kaybetmesinler”,
http://www.elazigsehirgazetesi.com/ozel-haber/benligini-kulturunu-ozunu-kaybetmesinler-
h507.html, Erişim tarihi: 7 Ocak 2016
Ekici, M., (2004). Bir Sempozyumun Ardından: Somut Olmayan Kültürel Mirasın Müzelenmesi. Milli
Folklor. 16(61). Ss. 5-12
Ekici, M., & Fedakâr P., (2013). 55(100) “Ege Üniversitesi” Deneyimleriyle Somut Olmayan Kültürel
Mirası “Yaşatarak Koruma” Milli Folklor.
Ekim, G. (2012). Coro Bozo ve Anadolu’daki Sohbet Toplantılarında Görülebilen Benzerlikler.
Akademik Bakış. (30). Ss. 1-16.
Elazığ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kürsübaşı Geleneği, https://elazig.ktb.gov.tr/TR-
96038/kursubasi-gelenegi.html, Erişim Tarihi: 17.05.2019.
Eroğlu, T. (1989). Harput Müziğinin Türk Müziği İçindeki Yeri, Milli Folklor Dergisi, 1(2).
Eroğlu, T. (1996). Nevşehir ve Elazığ’da Sıra Odaları ve Kürsübaşı Sohbetleri, I. Türk Halk Kültürü
Araştırma Sonuçları Sempozyum Bildirileri. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
Eroğlu, T. (2017). Türk Halk Müziğinin Türkiye’deki Coğrafî Bölgelere Göre Temel Özellikleri
Bakımından İncelenmesi. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi. 5(41). Ss. 513-527.
Esfehani, M.H. & Albrecht, J.N. (2016). Roles of Intangible Cultural Heritage in Tourism in Natural
Protected Areas, Journal of Heritage Tourism. Ss. 1-15.
Güdü, Ö., Sonat, S., & Bozok, D. (2015). El Sanatları ve Turizm İlişkisi Çerçevesinde Türk Halı
Dokumacılığının UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde Yer Alan Örnekler
Doğrultusunda Değerlendirilmesi. 14. Geleneksel Turizm Paneli Bildiriler Kitabı. Sakarya. Ss.
564-579.
Karkın, M., & İmik, Ü. (2010). Harput Müzik Kültürü. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Dergisi.
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
232
Kılıç, O. (2007). Harputlu Hacı Osman’ın 1725 Tarihli Terekesi ve Düşündürdükleri. Turkish Studies.
2(1).
Kırmızıgül, T. (2019). Harput (Elazığ) Musikisinde Kullanılan Çalgıların Musiki İçerisindeki Ağız-
Tavır ile Etkileşimleri. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış
Yüksek Lisans Tezi.
Koçak, H. (2003). Türk Halk Müziği Terminolojisi. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Marshall, C. ve Rossmann, G.B. (2016). Designing Qualitative Research. Sage Publications.
Metin, T.C. (2018). Animasyon Hizmetleri Kapsamında Türk Gecelerinin Somut Olmayan Kültürel
Miras Unsurları Bağlamında Değerlendirilmesi. GSI Journals Serie A: Advancements in
Tourism, Recreation and Sports Sciences, 1(1). Ss. 34-44.
Morozova, N. ve Morozov, M.M. (2018). Intangible Cultural Heritage as an Essential Element Of
Cultural Tourism Infrastructure. Culture, Heritage and Tourism Development. Ss. 82-85.
Oğuz, Ö. (2013). Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ve Türkiye Romanya
Geleneksel Ortak Mutfağı Projesi. Aynı Tadı Paylaşmak: Türkiye-Romanya Geleneksel Ortak
Mutfağı Çalıştay Bildirileri İçinde . Ss. 7-10.
Öcal, M. (2013). Türk Halk Müziğimizde Toplu Çalma Söyleme Geleneği. Folklor/Edebiyat. 19 (75).
Ss. 129-157.
Önal, H. (2011). Paşa Demirbağ. Ankara: Manas Yayıncılık.
Petronela, T., (2016). The Importance of the Intangible Cultural Heritage in the Economy. 3rd Global
Conference on Business, Economics, Management and Tourism. 26-28 November 2015, Rome,
Italy. Ss. 731-736
Sahil, A. (2019). Türk Halk Müziğinde Sıra Gecesi, Kürsübaşı Gecesi ve Barana Sohbet Geleneği.
Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi. 7(91). Ss. 171-190.
Schwamborn, Y. İ. (2019). Comparison of the “Oki-gotatsu” in the Traditional Japanese House and the
“Kürsü” in the Traditional Harput House. Intercultural Understanding. Ss. 15-19.
Seyfeli, M. (2016). Ahiliğin Günümüzde Yaşayan Geleneklerinden Kırşehir Ahiler Meclisi. Ss. 244-269.
Çankırı Karatekin Üniversitesi Yayınları. Anadolu Sohbet Gelenekleri ve Yaren Bildiriler.
Sönmez, T.G. (2017). Uygur Meşrepleri Üzerine Bir İnceleme. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi.
Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Doktora Tezi.
Sunguroğlu, İ. (1959). Harput Yollarında. İkinci Cilt. Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı Yayınları.
Sunguroğlu, İ. (1968). Harput Yollarında. 4. Cilt. Özaydın Matbaası: İstanbul.
Şentürk, N. & Ozanoğlu, T. (2015). Harputlu Bir Mahalli Sanatçı: Mustafa Döner. Fırat Üniversitesi
Harput Uygulama ve Araştırma Merkezi. 3. Uluslararası Harput’a Değer Katan Şahsiyetler
Sempozyumu. Ss. 331-335.
Tracy, S. J. (2020). Qualitative Research Methods Collecting Evidence, Crafting Analysis,
Communicating Impact. John Wiley and Sons Inc.
UNESCO, Convention For The Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage,
https://ich.unesco.org/doc/src/07483-EN.pdf, Erişim tarihi: 01.02.2019.
UNESCO, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi,
http://www.unesco.org/culture/ich/doc/src/00009-TR-PDF.pdf, Erişim tarihi: 22.07.2019.
UNESCO, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi,
https://www.unesco.org.tr/Pages/126/123/UNESCO-%C4%B0nsanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n-
Somut-Olmayan-K%C3%BClt%C3%BCrel-Miras%C4%B1-Temsil%C3%AE-Listesi. Erişim tarihi:
06.12.2020.
Aydın ve Ünüvar / Journal of Gastronomy, Hospitality, and Travel. 3(2) 2020
233
Ünlü, Z. (2018). Türkiye’de Geleneksel Sohbet Toplantıları ve bu Toplantılarda Toplu Çalma Söyleme
Geleneği. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Vecco, M. (2010). A Definition of Cultural Heritage: From Tangible to the Intangible. Journal of
Cultural Heritage. 11(2010). Ss. 321-324.
Yalçın, M. (2012). Karga Zarif. Can Sanat Yayınları: İstanbul.
Yıldırım, A. ve Şimşek, H. (2011). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Ankara: Seçkin
Yayıncılık.
Yılmaz, K., Şahin, T. (2016). Eğitim Fakültelerindeki Araştırma Görevlilerinin Mesleki Deneyimlerinin
İncelenmesi: Araştırma Görevlisi Olmanın Anlamına İlişkin Fenomenolojik Bir Çalışma,
Marmara Üniversitesi Atatürk itim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi / Journal of
Educational Sciences, Haziran, Cilt-Sayı: 44, ss.143-168
Yılmaz, M.A. (2019). Geleneksel Bir Sohbet Toplantısı: Kürsübaşı Sohbetleri. Journal of World of
Turks. 11(1). Ss. 7-21.
Yüksel, İ. (2018). Kotatsu Örneğinden Yararlanarak Geleneksel Harput Evindeki Kürsü Kullanımının
İyileştirilmesi ile Geleneksel Türk Evi’nin Restorasyonu’nda Isınma İhtiyacının Karşılanması.
Online Journal of Art and Design. 6(3). Ss. 118-126.
Book
Full-text available
Bu kitapta Türk Halk Müziği'nin formlar, çalgılar ve yedi bölgeden hikayeli türküleri ele alınmıştır. In this book, Turkish Folk Music's forms, instruments, and folk songs from seven regions are discussed.
Article
Full-text available
In the “Introduction” section of the study, the relation between “Man and Music” was mentioned, and the method of the study was expressed. In the first section of the study, Turkish music was investigated in terms of its structure and general characteristics. Especially, the idea of considering Turkish music as a whole was argued, and its fundamental differences in comparison with Western music were explained. In the second section of the study , “Manner” and “Mode” topics in Turkish folk music were expressed, and besides “Local Sounds” topic was explained. In the third section of the study, Turkish folk music in seven geographical regions in Turkey were investigated, and the tune and rhythm characteristics of folk music in these regions were explained . In the conclusion section of the study, considering that it is not very right to distinguish Turkish music by genres,and Turkish classical music is rather city-borne music,folk music exists in both cities and countrysides; the investigations were suggested necessarily to be performed in compliance with this approach. Besides, it is not right to classify ballads by provinces in Turkey , which was pleaded considering that cultural elements know no political or administrative bounds. It is reported in the study that although some inter-regional differences appear; when examined carefully every genre is seen in almost every region.
Article
Full-text available
z Alan yazında araştırma görevlilerinin mesleklerini nasıl algıladıklarının yeterince bilinmediği vurgulanmıştır. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda araştırma görevlilerinin mesleklerini nasıl anlamlandırdıkları fenomenolojik araştırma deseni ile henüz incelenmemiştir. Literatürdeki eksikliği gidermeyi amaçlayan bu çalışmada, araştırma görevlilerinin kendi yaşantı ve deneyimlerine dayalı olarak araştırma görevlisi olmanın anlamı incelenmiştir. Fenomenolojk araştırma deseni ile yürütülmüş olan çalışma, araştırma görevlilerinin mesleğe yönelik algılarını ve çalışma hayatında yaşadıkları deneyimleri nasıl anlamlandırdıklarını ortaya koyması açısından önemlidir. Araştırmanın katılımcı grubu, eğitim fakültesinde araştırma görevlisi olarak çalışan 10 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Görüşmede katılımcıların verdikleri cevaplara bağlı olarak sonda soruları da sorulmuştur. Fenomenolojik çalışmada incelenen araştırma konusuna ilişkin katılımcıların deneyimlerinin özüne ve yapısına ulaşmak hedeflenmektedir. Bu nedenle, katılımcıların araştırma görevlisi olma deneyimlerinin özünü ve yapısını açığa çıkarmak amacıyla verilerin analizinde 'parantezleme' ,'fenomenolojik redüksiyon' ,'imgesel çeşitleme' ve 'anlam ve özlerin sentezlenmesi' olmak üzere dört aşamalı bir süreç takip edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda eğitim fakültesinde araştırma görevlisi olma fenomeninin yapısını ve özünü birbiriyle ilişkili altı bileşenin oluşturduğu tespit edilmiştir. Deneyimin yapısını oluşturan bu bileşenler veya özler; araştırma görevlilerinin (1) istismar edilmesi, sekreterlik ve angarya işler yapması, (2) akademik baskıyla karşılaşması, (3) ekonomik sıkıntılarla yüzleşmesi, (4) motivasyon kaybı yaşaması, (5) akademik kariyer yapması ve (6) akademik gelişim sağlamasıdır. Araştırma görevlileri, görev tanımlarında olmadığı halde evrak ve angarya işleri yaptıklarını, hocaların yerine derslere girdiklerini ve onların özel işlerini yaptıklarını, bu durumun kendilerini rahatsız ettiğini ve kullanıldıklarını düşündüklerini belirtmişlerdir. Araştırma görevlilerinin akademik çalışmalarında da yeterince özgürce hareket edemedikleri, çalışmalarında baskı ve müdahale ile karşılaştıkları, özel ve mesleki hayatlarında ekonomik sorunlarla karşılaştıkları, tüm bu sorunların kendilerinde motivasyon kaybına neden olduğu belirlenmiştir. Araştırma görevlilerinin mesleklerinde edindikleri deneyimlerin, akademik kimlik inşa etme sürecinde önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Son olarak akademik kariyer ve bilimsel çalışmalar yapmanın araştırma görevlilerine mutluluk verdiği, onların akademik gelişimlerine katkıda bulunduğu tespit edilmiştir.
Article
The ‘new paradigm’ for protected areas emphasizes communities and their cultural assets, including intangible cultural heritage, as critical and inseparable parts of these areas. As tourism can be a significant factor in the economic framework of natural protected areas (NPAs), the prominent role of the community can have important implications. This paper reports on one of the first empirical studies on the interaction between intangible cultural heritage and tourism in an NPA with a special focus on the role of intangible cultural heritage. It is based on six months of qualitative ethnographic fieldwork in Qeshm Geopark, in the South of Iran. Local intangible cultural heritage is found to manifest and be used in tourism in three distinct ways: First, as a source of attraction and addition to any tourism offerings; second, as conservation tool, especially where the natural environment has strong cultural meanings for the local community; and third, as a driver for facilitating culturally and naturally sensitive behaviour by visitors. Concluding statements address any conceptual and practical implications.