ChapterPDF Available

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUĞUN BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ BAĞLAMINDA FİLM ANALİZİ YÖNTEMİYLE İNCELENMESİ

Authors:

Abstract

GİRİŞ Birçok kişi gerçek bir davranış bozukluğu tanısı alacak kadar ciddi sıkıntılar çekmektedir. Bu sıkıntıların başında obsesif kompulsif bozukluğu (OKB) gelir (Purdon ve Clark, 2017). OKB obsesyon ve kompulsiyonlar ile tanımlanan ruhsal bir hastalıktır (Bayar ve Yavuz, 2008). Çoğu insanın bu sıkıntı yüzünden hayatı olumsuz etkilenmektedir. Hem kendileri hem de çevrelerindeki insanlar için OKB zor bir hastalıktır. Yapılan araştırma bulgularında da OKB en sık görülen dördüncü ruhsal hastalık olarak bulunmuştur. Sırlamada ise fobiler, madde kullanım bozukluğu ve depresyondan sonra gelir (Bayar ve Yavuz, 2008). OKB tedavisinde en sık kullanılan terapi bilişsel davranışçı terapidir (BDT) (Purdon ve Clark, 2017). BDT düşüncelerin duyguları ve davranışları etkilediğini vurgulayan bir terapidir (Özcan ve Gül Çelik, 2017). BDT yardımıyla OKB ile çalışırken danışanların ilk önce OKB'lerini tam olarak anlamaları sağlanır. Ardından danışanlara bilişsel çarpıtmaları fark ettirilir. OKB tedavisinde BDT ile birlikte davranışçı terapi de sıklıkla kullanılır. Davranışçı terapiye ait maruz bırakma tepkisi danışanın obsesyonlarına karşı kullanılır. Böylelikle danışan kaygısıyla karşı karşıya kalarak kompulsiyonlarının azaltılması hedeflenir. Bu tedavi süreci ile birlikte sık sık ev ödevleri verilir (Purdon ve Clark, 2017). Ev ödevi ile birlikte danışanların kaygılarına karşı çaba, emek ve zaman harcamaları istenir (Soylu ve Topaloğlu, 2015). OKB ile BDT'nin bir arada anlatılmasına olanak verecek yollardan biri olan film analizi birçok açıdan önemlidir. Filmler yardımıyla birey olaylara farklı açılardan bakabilme fırsatı bulur ve farklı çözüm yollarını gözlemleyebilir (Aka ve Gençöz, 2010'dan akt. Boyacı ve İlhan, 2016, s. 735). Ayrıca filmler; bireyin kendisinden başka insanları tanıması ve anlaması, farklı kişilikleri ve farklı hayatları görmesi açısından da zengin kaynaklardır. Çalışmada film analizini ele almayı mümkün kılan nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. BDT ve OKB'ye dair bilgiler, film analizi yöntemi ile filmden kesitler alınarak somut olarak örneklendirilmiş ve değerlendirilmişlerdir. Filmdeki sahneler değerlendirilerek OKB olan başkarakterin obsesyon ve kompulsiyonları (bulaşma obsesyonu, temizlik kompulsiyonu gibi), bilişsel çarpıtmaları (aşırı genelleme, zihin okuma gibi), bilişsel yapısı (temel inançlar, otomatik düşünceler gibi), hatalı değerlendirmeleri ele alınmıştır. OKB'nin BDT'nin kavramları ile açıklanması ve bu kavramların somut temsillerinin fark ettirilmesi lisans ve lisansüstü eğitimlerinde kullanılmak üzere bu çalışmanın akademisyenlere ve öğrencilere kaynak oluşturabileceği düşünülmektedir. Yapılan bu film analizi ile öğrenciler için soyut olan kavramların somutlaştırılması sağlanabilir. Bu çalışmada başkahramanı OKB hastası olan "Benden Bu Kadar" adlı film, OKB ve BDT temel kavramları açısından analiz edilmiş ve BDT'nin OKB'yi ele alış yolu irdelenmiştir.
OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUĞUN BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ
BAĞLAMINDA FİLM ANALİZİ YÖNTEMİYLE İNCELENMESİ
Yağmur KAYA
Akdeniz Üniversitesi, yagmur34kaya@gmail.com
Tuğba SARI
Akdeniz Üniversitesi, tugbasari@akdeniz.edu.tr
GİRİŞ
Birçok kişi gerçek bir davranış bozukluğu tanı alacak kadar ciddi sıkıntılar çekmektedir. Bu sıkıntıların
başında obsesif kompulsif bozukluğu (OKB) gelir (Purdon ve Clark, 2017). OKB obsesyon ve kompulsiyonlar
ile tanımlanan ruhsal bir hastalıktır (Bayar ve Yavuz, 2008). Çoğu insanın bu sıkıntı yüzünden hayatı olumsuz
etkilenmektedir. Hem kendileri hem de çevrelerindeki insanlar için OKB zor bir hastalıktır. Yapılan araştırma
bulgularında da OKB en sık görülen dördüncü ruhsal hastalık olarak bulunmuştur. Sırlamada ise fobiler, madde
kullanım bozukluğu ve depresyondan sonra gelir (Bayar ve Yavuz, 2008). OKB tedavisinde en sık kullanılan
terapi bilişsel davranışçı terapidir (BDT) (Purdon ve Clark, 2017). BDT düşüncelerin duyguları ve davranışları
etkilediğini vurgulayan bir terapidir (Özcan ve Gül Çelik, 2017). BDT yardımıyla OKB ile çalışırken
danışanların ilk önce OKB’lerini tam olarak anlamaları sağlanır. Ardından danışanlara bilişsel çarpıtmaları fark
ettirilir. OKB tedavisinde BDT ile birlikte davranışçı terapi de sıklıkla kullanılır. Davranışçı terapiye ait maruz
bırakma tepkisi danışanın obsesyonlarına karşı kullanılır. Böylelikle danışan kaygıyla karşı karşıya kalarak
kompulsiyonlarının azaltılması hedeflenir. Bu tedavi süreci ile birlikte sık sık ev ödevleri verilir (Purdon ve
Clark, 2017). Ev ödevi ile birlikte danışanların kaygılarına karşı çaba, emek ve zaman harcamaları istenir (Soylu
ve Topaloğlu, 2015). OKB ile BDT’nin bir arada anlatılmasına olanak verecek yollardan biri olan film analizi
birçok açıdan önemlidir. Filmler yardımıyla birey olaylara farklı açılardan bakabilme fırsabulur ve farklı
çözüm yollarını gözlemleyebilir (Aka ve Gençöz, 2010’dan akt. Boyacı ve İlhan, 2016, s. 735). Ayrıca filmler;
bireyin kendisinden başka insanları tanıma ve anlama, farklı kişilikleri ve farklı hayatları görmesi açısından
da zengin kaynaklardır. Çalışmada film analizini ele almayı mümkün kılan nitel araştırma yöntemlerinden
doküman incelemesi kullanılmıştır. BDT ve OKB’ye dair bilgiler, film analizi yöntemi ile filmden kesitler
alınarak somut olarak örneklendirilmiş ve değerlendirilmişlerdir. Filmdeki sahneler değerlendirilerek OKB olan
başkarakterin obsesyon ve kompulsiyonları (bulaşma obsesyonu, temizlik kompulsiyonu gibi), bilişsel
çarpıtmaları (aşırı genelleme, zihin okuma gibi), bilişsel yapısı (temel inançlar, otomatik düşünceler gibi), hatalı
değerlendirmeleri ele alınmıştır. OKB’nin BDT’nin kavramları ile açıklanması ve bu kavramların somut
temsillerinin fark ettirilmesi lisans ve lisansüstü eğitimlerinde kullanılmak üzere bu çalışmanın akademisyenlere
ve öğrencilere kaynak oluşturabileceği düşünülmektedir. Yapılan bu film analizi ile öğrenciler için soyut olan
kavramların somutlaştırılması sağlanabilir. Bu çalışmada başkahramanı OKB hastası olan “Benden Bu Kadar”
adlı film, OKB ve BDT temel kavramları açısından analiz edilmiş ve BDT’nin OKB’yi ele alış yolu
irdelenmiştir.
Obsesif Kompulsif Bozukluk
OKB: obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar
veya zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalıktır (Kring, Johnson, Davison ve Neale, 2015). OKB, hem
ondan etkilenen bireyi hem de bireyin çevresini etkiler (Veale ve Willson, 2019). DSM-5 kriterlerine göre
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
285
obsesyonlar: tekrarlayıcı, ısrarcı, istenmeyen düşünce, dürtü ve imgelerdir; birey bu düşünce, dürtü ve imgeleri
görmezden gelmeye, bastırmaya veya etkisizleştirmeye çalışır. Kompulsiyonlar ise: bireyin sıkıntısını azaltmak
veya korkulan bir olayın yaşanmasını engellemek için yapmak zorunda hissettiği tekrarlayıcı davranışlar veya
düşünsel eylemlerdir; birey tekrarlayıcı davranış veya düşünsel eylemleri, obsesyonların yarattığı kaygıyı
azaltmak amacıyla belirli ve katı kurallar doğrultusunda yapmak zorunda hisseder (Kring ve diğ. 2015). OKB’si
olan bireyler genellikle obsesyonlarının ne kadar anlamsız olduğunun farkındadırlar (Bayar ve Yavuz, 2008).
Kadınlar ve erkeklerde OKB görülme oranı neredeyse eşit olsa da kadınlarda çok az bir farkla daha sık görülür,
ancak OKB’nin erkeklerde erken yaşlarda görülme ihtimali daha fazladır. OKB’nin başlama yaşı genellikle 18-
24 yaşları arasındadır. OKB’nin belirli bir nedeni bulunmamaktadır. Herhangi bir OKB geni bilinmemektedir
(Purdon ve Clark, 2017). OKB’nin depresyon ve anksiyete ile birlikte görülme olasılığı çok yüksektir (Erford,
2015). OKB’yi iyileştiren bir ilaç yoktur. Ancak ilaç tedavisi, takıntıların sıklığını ve bunlardan kaynaklı stresi
azaltmaya yardımcı olabilir. İlaç tedavisinin, davranışların ortaya çıkmasını engelleyen veya belirli bir
davranışın gerçekleştirilmesini durdurmaya yardımcı olan beyin bölgesindeki anormal hareketleri düzeltmekte
işe yaradığı görülür. Yine de herkes ilaç tedavisinden yarar göremeyebilir ve bireyler tedaviyi bıraktıklarında
ilacın faydaları çok uzun sürmeyebilir. Bilişsel davranışçı terapide elde edilen kazanımlar ise hayat boyu
sürecek beceriler öğrenilmesi nedeniyle daha uzun sürebilir (Purdon ve Clark, 2017). Hastalarda sık görülen
obsesyon çeşitleri şunlardır (Şahin, 2012’den akt. Yılmaz, 2018, s. 23):
- Bulaşma obsesyonları: En sık görülen obsesyon türüdür. Gözle görülmeyen mikrop veya kirlerle kişinin
kirleneceği, enfekte olacağı biçiminde bir kaygı ile kendini gösterir.
- Kuşku obsesyonları: İkinci en sık görülen obsesyon türüdür. Bir işi yapıp yapmadığından emin
olamama ile ilişkilidir.
- Saldırganlık obsesyonları: Bireyin kendisine veya çevresindeki diğer insanlara zarar verme, onları
öldürme düşünceleri, şiddet içeren korkutucu imgeler, utanılacak bir şeyi yapmaktan korkma,
dikkatsizlik nedeniyle başkalarına zarar vermekten korkma ile ilgili obsesyonlardır.
- Biriktirme obsesyonları: Birçok şeyin gereksinim duyulmamasına rağmen satın alınması, sahip olunan
hiçbir şeyi atamama biçiminde kendini gösterir.
- Cinsel obsesyonlar: Yabancılardan, aileden ya da arkadaşlardan biri ile ilgili istenmeyen cinsel
düşüncelere, çocukları içeren cinsel düşüncelere, eşcinsellik ile ilgili cinsel düşüncelere sahip olma ile
ilişkili obsesyonlardır.
- Dini obsesyonlar: Çoğunlukla dindar kişilerde günah sayılan düşüncelerin akla gelmesi biçiminde
ortaya çıkar.
- Simetri-düzen obsesyonları: Bireyin her şeyin yerli yerinde, düzgün ve sırasında olması gerektiğiyle
ilişkili obsesyonlardır.
- Somatik obsesyonlar: Bireylerin kanser ve AIDS gibi tedavi edilmesi zor hastalıklarının bulunduğunu
veya bu hastalıklara yakalanma ihtimallerini düşünmeleriyle ilgili obsesyonlardır.
Bilişsel Davranışçı Terapi
OKB alanında en başarılı psikolojik tedavi yöntemi olarak kabul edilen tedavi yaklaşımı BDT’dir. OKB’de
sıklıkla davranışçı terapi teknikleriyle beraber kullanılır (Purdon ve Clark, 2017). BDT çerçevesinde OKB
değerlendirildiğinde obsesyonların altında bazı aşırı kötüye yorulan düşünceler vardır ve bunlar anksiyeteye yol
açar (Toptaş, 2019). Diğer bir deyişe göre obsesyon ve kompulsiyonlar bireylerin istenmeyen zorlayıcı
düşüncelerini ve bu düşünceleri kontrol etme çabalarını hatalı değerlendirmeleri nedeniyle devamlılık gösterir.
Düşünce bu şekilde yorumlandığında birey için sıkıntılar artar. Daha sonra birey kompulsiyonlarda bulunarak
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
286
bu sıkıntıları hafifletmeye çalışır. Düşüncenin eşlik ettiği rahatsızlığı ortadan kaldırmak için kullanılan bu
yöntemler aslında düşüncenin tetikleyicileri konumuna gelir ve düşüncenin geliş sıklığı artar (Purdon ve Clark,
2017). BDT’de genel amaç; düşünce, algı ve inançlardaki hataları düzelterek veya değiştirerek duygusal
gerginliği ve buna eşlik eden katı davranış örüntülerini azaltmaktır. Danışan, denetleyemediği dış unsur ve
olayların çaresizce içinde kıvranan bir kurban olarak değil, hayatındaki değişimleri doğrudan gerçekleştirme
yeteneğine sahip bir aktör olarak görülür (Hackney ve Cormier, 2008). BDT takıntılı düşüncenin OKB’li
bireyde ne anlam ifade ettiğine (düşünce ile ilgili bilişsel değerlendirmeye/inanca) ve bireylerin o düşünceye
olan davranışsal tepkilerine (kaçınma davranışlarına, zorlantılarına, nötrleştirici hareketlere veya düşünce-
kontrol yöntemlerine) odaklanır. Bireyler düşünceleri ile var olan durum arasında bir bağın olmadığını ve
düşüncelerinin aslında kendileri tarafından çarpıtılmış olduğunu anlamaya başladıklarında takıntıya verdikleri
duygusal tepkileri azalır. Zorlantı, nötrleştirme, kaçınma veya düşünce kontrolü yapma gibi ihtiyaçları daha az
yoğun hale gelir. Zorlantılarını gerçekleştirmediklerinde bile streslerinin azaldığını gördüklerinde zorlantıları
gereksiz duruma gelir (Purdon ve Clark, 2017). OKB’de yaygın biçimde kullanılan psikolojik teknik ise maruz
bırakmadır (Kring ve diğ. 2015). Maruz bırakmada; zararsız ama aynı zamanda bireyde korku oluşturan
uyaranlara, bireyin korku tepkisi ortadan kalkıncaya dek karşı karşıya bırakılarak ve bireyin anksiyetesi düşene
kadar bu durumda kalmaya devam etmesi istenir (Türkçapar, 2017). Bibliyoterapi de çeşitli psikolojik danışma
yaklaşımları tarafından sahiplenilen bir tekniktir. Ancak bilişsel niteliğinden dolayı BDT içerisinde sıkça yer
verilir. Ayrıca günlük tutmadan da BDT’de çok yararlanılır. Dolayısıyla BDT’ye dayalı OKB’li bireylerde de
bibliyoterapi ve günlük tutma çok sık kullanılır (Erford, 2015).
YÖNTEM
Bu çalışma, yönetmenliği James L. Brooks tarafından yapılan Jack Nicholson'ın En İyi Erkek Oyuncu, Helen
Hunt'ın En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü kazandığı 1997 yapımı Amerikan filmi olan ve orijinal adı
“As Good As It Gets” olan “Benden Bu Kadar” filminin BDT yaklaşımına dayanarak analiz edildiği betimsel
bir çalışmadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Doküman
incelemesinde, araştırılması amaçlanan olgular hakkında bilgi veren yazılı ve görsel materyallerin analizi yer
almaktadır. Doküman incelemesinde sadece yazılı materyal değil; film, video ve fotoğraf gibi görsel materyaller
de kullanılmaktadır (Yıldırım ve Şimşek, 2013’ten akt. Boyacı ve İlhan, 2016, s. 736). Nitel araştırmalarda
kullanılan video veya film analizi gibi yöntemler araştırılan konuyla ilişkili daha ayrıntılı veri toplanmasında
yardımcı olmaktadır (Goodson ve Walker, 1988’den akt. Boyacı ve İlhan, 2016, s. 736).
İşlem
Bu çalışmada BDT’nin temel kavramları ve uygulaması film analizi yöntemi ile örneklendirilmiş ve OKB bu
terapi kapsamında ele alınmıştır. Alan yazında var olan bilgi birikimine katkıda bulunmak ve bu alanda çalışan
araştırmacılara farklı bir bakış açısı sunmak amacıyla BDT’nin kavramları “Benden Bu Kadar” (As Good As It
Gets) (Brooks, 1997) adlı filmin analizi yardımıyla somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Analiz süresince filmde
BDT’nin temel kavramlarına örnek oluşturabilecek bölümler ve diyaloglar araştırmacı tarafından incelenmiş ve
bunlar BDT’nin temel kavramlarına göre değerlendirilmiştir. Bu araştırmada, başkarakteri OKB tanısı almış
olan “Benden Bu Kadar” adlı filmin, OKB ve BDT’nin temel kavramlarıyla ilişkilendirilerek sunulması
amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda filmde bulunan çeşitli sahneler ve diyaloglar BDT’nin kavramları ile
ilişkili olmasına göre gruplandırılmış ve analiz edilmiştir. Filmde yer alan sahneler dakika ve saniye belirtilerek
değerlendirilmiştir. Bu sahnelerin değerlendirilmesiyle; bilişsel yapı, bilişsel çarpıtmalar, bilişsel şemalar, temel
inançlar, otomatik düşünceler gibi BDT’nin bazı temel kavramları açıklanmış ve BDT kapsamında OKB ele
alınmıştır. OKB ile ilgili kavramlara da ayriyeten yer verilmiştir. Örneğin hatalı değerlendirmeler, obsesyon ve
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
287
kompulsiyonlar filmden kesitler alınarak BDT’den ayrı olarak örneklendirilmiştir. Böylelikle OKB’ye dair
farkındalığın da arttırılması amaçlanmıştır.
Filmin Özeti
Orijinal adı “As Good As It Gets” olan ve “Benden Bu Kadar” olarak Türkçeye çevrilen film Amerikan
yapımıdır. 1998 yılında gösterime girmiş olan film geniş kitleler tarafından beğenilmiştir. Filmin demografik
bilgileri Tablo 1’de sunulmuştur. Tablo 1’deki bilgilere filmin kapağından ulaşılmıştır.
Tablo 1. Filmle İlgili Demografik Bilgiler
BULGULAR
Film sahneleri analiz edildiğinde ve başkahramanın OKB’si için terapistiyle görüşmeye gittiği sahne göz önüne
alındığında kahramanın OKB belirtilerini gösterdiği ve bilişsel davranışçı terapiye göre birçok bilişsel
çarpıtmaya sahip olduğu gözlenmiştir. Bu bölümde OKB ve BDT’ye yönelik kavramlara yer verilmiştir.
Başkarakterin obsesif kompulsif bozukluğu, bilişsel yapısı (temel inanç, ara inanç, otomatik düşünce), bilişsel
çarpıtmaları (keyfi çıkarsama, aşırı genelleme, zihin okuma, etiketleme), hatalı değerlendirmeleri, obsesyon ve
kompulsiyonları (bulaşma obsesyonu, temizlik kompulsiyonu, kuşku obsesyonu, kontrol kompulsiyonu,
simetri-süzen obsesyon ve kompulsiyonu) ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu kavramlar ele alınırken dakika ve
saniye belirtilerek filmden kesitler alınmış ve bunlar yorumlanmıştır. Filmde analiz edilen sahnelere ilişkin liste
Tablo 2’de sunulmuştur.
Tablo 2. Filmde Analiz Edilen Konuşmaların Tümüne İlişkin Liste
Yönetmen: James L. Brooks
Yapımcılar: James L. Brooks ve Kristi Zea
Senaristler: James L. Brooks ve Mark Andrus
Oyuncular: Jack Nicholson, Helen Hunt, Greg Kinnear
Orijinal Dil: İngilizce
Süre: 2 saat 19 dakika
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri
Ödüller: Oscar (En iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu), Altın Küre Müzikal ve Komedi dalında (En iyi film,
En iyi kadın oyuncu, En iyi erkek oyuncu)
Sahneler
Filmdeki Gösterim Zamanı
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
56’.55’’
74’.34’’
124’.28’’
98’.03’’
43’.29’’
84’.32’’
74’.50’’
81’.19’’
09’.33’’
07’.44’’
124’.20’’
1’.31’’
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
288
Filmin Başkarakteri ve Obsesif Kompulsif Bozukluk
Filmin başkarakteri olan Melvin Udall (Jack Nicholson) başarılı bir yazar olarak yaşamını sürdüren obsesif
kompulsif bozukluğuna sahip bir adamdır. Ellerini sık sık yıkama, kapıyı kilitleyip kilitlemediğini birkaç kez
kontrol etme, temizliğe aşırı önem verme, yolda giderken çizgilere basmama gibi takıntıları vardır.
Düşüncelerini dobra bir biçimde dışa vurur ve bu yüzden de pek çok kişiyle kavga eder ve insanlar tarafından
pek sevilmez. İnsanlara karşı kırıcı, küstah, içinden geldiği gibi konuşan, söylediklerini yumuşatmayan bir tarzı
vardır. Bir gün bir kadın Melvin’in kapısını çalar, kadını gören Melvin ‘’Daha ölmedin mi?’’ (Film, 56’.55’’)
der. Bu, Melvin’in insanlara genel olarak nasıl davrandığını gösteren iyi bir örnektir. Melvin iltifat da etmez,
etmek istese bile bunu başaramaz. Ayrıca kendisi de iltifat ve teşekkürleri sevmez. Bunu Melvin’in şu
mlesinden de anlayabiliriz ‘’İnsanlara teşekküre ihtiyaç duymadığını söylemek sence de iyi bir şey değil mi?’’
(Film, 74’.34’’). Melvin eşcinsel insanları sevmez. Eşcinsel, ressam ve köpek sahibi olan karşı komşusu Simon’ı
da bu yüzden sevmez ve bunu da Simon’a her fırsatta söyler. Melvin’in sahip olduğu takıntılar nedeniyle her
gün aynı restoranda ve aynı garsondan yemek yer. Bu garson yalnız bir anne olan ve hasta oğlunu annesinin
yardımı ile büyüten Carol’dur.
Bir gün Simon resmini çizdiği genç bir erkek ve onun arkadaşları tarafından soyularak darp edilir. Simon
köpeğine bakamayacak durumda olduğu için köpek, erkek arkadaşı tarafından zorla Melvin’e verilir. Melvin
köpeği ilk başta hiç sevmese de zamanla sevmeye başlar hatta Simon’a köpeği geri verdikten sonra onun
yokluğunu arar. Carol da oğlunun hastalığı nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalır ve Melvin Carol’u pek
tanımasa da ondan her gün yemek yemeye alıştığı için onun geri dönmesi için uğraşır ve en sonunda Carol işe
geri döner. Parasız kalan Simon’ın ailesinden para alabilmek için şehir dışına çıkması gerekir. Melvin ve Carol
da ona eşlik eder. Şehir dışına çıktıklarında Carol ve Melvin arasında bir aşk doğar. Şehir dışından döndükten
sonra artık Melvin’in eski takıntıları kalmaz. Kapıyı kilitlemeyi unutur ve bunu kendi de ‘’Kapıyı kilitlemeyi
unuttum.’’ (Film, 124’.28’’) diye ifade ederek şaşkınlık yaşar ama takıntısını yerine getirmediğinden dolayı da
çok mutlu olur. Hatta Melvin ve Carol beraber yürürken Melvin yoldaki çizgilere basar ve bunu fark ettiği halde
basmaya devam eder. Dolayısıyla Melvin, artık eski Melvin değildir.
Bilişsel Yapı
Bilişsel yapı, BDT’nin önemli kavramlarından biridir. Bilişsel yapı hayat boyu gelişir ve bireyin aile ortamını
ve çevresini yansıtır (O’Donohue ve Fisher, 2009’dan akt. Boyacı ve İlhan, 2016, s. 738). Bilişsel yapı üç
bölümden oluşur: Temel inançlar, ara inançlar ve otomatik düşünceler (Murdock, 2012’den akt. Boyacı ve İlhan,
2016, s. 738). Temel inançlar, dünyaya arkasından bakılan merceğin rengini verir, sayıltılar ve kurallar bu
inançlara dayalı olarak gelişir. Temel inançlar, bireyin kendisi, başkaları ve dünyanın işleyişiyle ilgili kanılarını
yansıtır. Bunlar bireyin otomatik düşünceleri, davranışları ve duyguları üzerinde büyük etkilere sahiptir.
İnançların çoğu benzer temalar gösterse de sözcüğe dökülmeleri farklıdır. Beck temel inançları üç grupta toplar:
Çaresizlik, sevilmeme, değersizlik. Çaresizlik temel inancı; yetersizlik, yeteneksizlik, beceriksizlik, güçsüzlük,
başarısızlık, dayanıksızlık gibi inançlarla ilişkilidir. Sevilmeme temel inancı; önemsizlik, terk edilme, sevilecek
13
14
15
16
17
18
19
48’.11’’
94’.14’’
4’.37’’
22’.02’’
42’.40’’
85’.04’’
95.’01’’
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
289
kadar iyi olmama gibi inançlarla ilişkilidir. Değersizlik temel inancı ise; yaşamayı hak etmeme gibi inançlarla
ilişkilidir. Ara inançlar, temel inancın yarattığı sıkıntılarla baş edebilmek için kullanılan yöntemlerdir. Otomatik
düşünceler ise, bireyin belli bir durum karşısında, o an zihninden geçen anlık değerlendirmelerdir. Değişime en
açık katmandır (Türkçapar, 2017).
Şekil 1. Melvin Udall’ın Bilişsel Yapısı
Şekil 1’de filmin 98. Dakikasında geçen diyalog işlenmiştir. Burada Melvin’in sevilmeme temel inancı
görülmektedir. Melvin’in sevilmeme inancı filmin çoğu yerinde gözlenmektedir. Pek çok defa Carol’a iltifat
etmeye çalışırken onu daha da çok üzmüştür. Ayrıca insanlara karşı da tepkisi bu şekildedir. İnsanlara karşı sert
ve kırıcı sözler sarf eder. Aslında hepsinin altında sevilmeme temel inancı yatar. Eğer insanlara iyi davranırsa,
onlara güzel sözler söylerse onlara ihtiyacı olduğu belli olacak ve onlar tarafından terk edilecektir. Ama Melvin
içten içe sevilmek ister. Filmin sonunda da Carol’la olan birlikteliğinde çok mutlu olarak takıntılarından
kurtulur. Bu açıdan bakıldığında Melvin’in davranışlarının nedeni daha anlaşılır olmaktadır.
Bilişsel Çarpıtmalar
Bilişsel çarpıtmalar BDT’nin en önemli kavramlarından biridir. Bireyler psikolojik sıkıntı yaşadıkları sırada
daha ilkel bir bilgi işleme sistemine geçiş yaparlar ve bunlar bilişsel çarpıtmalar olarak adlandırılır. Psikolojik
problemlerin bilişsel çarpıtmalar gibi hatalı düşünme, yetersiz veya yanlış bilgiye dayanarak yanlış çıkarımlar
yapma ve düşle gerçeği birbirinden ayıramama gibi genel süreçlerden kaynaklandığı öne sürülür. Bu sebeple
BDT’de danışma sürecinde OKB’li bireylere kendi düşünce ve varsayımlarını, özellikle bilişsel çarpıtmalarını
tanımaları, gözlemlemeleri ve takip etmeleri öğretilir (Ali Yıldız, 2018; Boyacı ve İlhan, 2016; Corey, 2008).
Filmin başkarakteri Melvin Udall’ın da bilişsel çarpıtmaları bulunur ve bu bilişsel çarpıtmalar düşüncelerini,
duygularını ve davranışlarını yönetir. Bu bölümde Melvin Udall’ın yapmış olduğu bilişsel çarpıtmalara yer
verilmiştir.
Ara İnanç
Olay
Temel İnanç
Otomatik Düşünce
Davranışsal Tepkiler
Duygusal Tepkiler
“İnsanlara ihtiyacı olduğunu belli eden kişiler sevilmezler.”
“İltifat etmek ve insanlara iyi davranmak, onlara ihtiyaç duyduğunu gösterir.”
Sevilmeme
Carol’un Melvin’den
kendisine iltifat etmesini
istemesi
“İltifat etmemeliyim.”
“İltifat edersem ona ihtiyacım olduğunu
anlayacak ve beni terk edecek.”
Utanma
İltifat etmeye çalışırken
Carol’a kötü söz söylemesi.
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
290
Keyfi çıkarsama: Bir duruma ilişkin destekleyici kanıtlar bulunmadığı halde ve çelişkili kanıtlar karşısında
bile belirli bir sonuca varılır. Bu sonuçlar, entü ve kesin senaryoyu düşünmeyi içerir (Ali Yıldız, 2018; Corey,
2008).
- Melvin ve Carol restorandayken aralarında şöyle bir konuşma geçer: Carol “Bana iltifat et Melvin.
Söylediklerinin duygularımı ne kadar incittiğinin farkında mısın?” der, Melvin “İnsanlar ne zaman
onlara ihtiyacın olduğunu anlasalar seni terk etmekle tehdit ederler.” (Film, 98’.03”) diye cevap verir.
Melvin Carol’a iltifat edince onu terk edeceği yönünde olumsuz senaryo düşüncesine sahiptir.
Aşırı genelleme: Bir veya birkaç olaydan genel inançlar oluşturarak bu inançların geniş ölçüde diğer olaylara
da uygulanmasıdır (Ali Yıldız, 2018; Corey, 2008).
- Melvin Simon’un köpeğine geçici olarak baktıktan sonra Simon geri döndüğü için onu geri vermek
zorunda kalır. Daha sonra restorana gittiğinde Carol’u bulamaz ve patrona Carol’ı bulmasını söyler,
ardından ‘’Bugün berbat bir gündü.’’ (Film, 43’.29’’) diye yorum yapar. Melvin’in bir durumu bütün
durumlara genelleyerek kendini üzdüğü anlaşılıyor.
- Melvin, Carol ve Simon yolculuğa çıkacaklardır. Melvin arabada yanına Carol’ın oturacağını düşünür
ancak onun yerine Simon oturur. Bunun üzerine Melvin ‘’Hiç şansım yok, hiç yok!’’ (Film, 84’.32’’)
der. Carol’ın yanına oturmamasını tüm durumlara genellemiştir.
Zihin okuma: Bireyin bir duruma ilişkin herhangi bir kanıta dayalı olmadan karşısındaki kişinin ne
düşündüğünü bildiğini sanır ve bu düşüncelerin de olumsuz olduğu kanaatindedir (Ali Yıldız, 2018).
- Simon’un erkek arkadaşı ile Melvin arasında bir diyalog geçer. Simon’un erkek arkadaşı “İnsan içine
çıkmaya başlamışsın. Dün gece Simon ona çorba getirdiğini söyledi.” der ve Melvin de “Şu haline bak,
sen beni aptal sanıyorsun!” (Film, 74’.50”) der. Öyle bir şey demediği halde Melvin, Simon’un erkek
arkadaşının onu demeye çalıştığını düşünür.
- Melvin ve Carol telefonda konuşurken Melvin ‘’Şimdi bana ne diyeceğini biliyorum.’’ (Film, 81’.19’’)
der. Carol daha hiçbir şey demezken Melvin bu yorumu yapmıştır.
Etiketleme: Kişinin genellikle içinde bulunduğu durumu ya da kişiye ilişkin bulguları yeterince
değerlendirmeden kesin, katı, yargılayıcı ve olumsuz yakıştırmalar kullanmasına denir (Corey, 2015 ve
Murdock, 2012’den akt. Boyacı ve İlhan, 2016, s. 741). Kişi hem kendisine yönelik hem de çevresindeki
insanlara yönelik etiketleme yapabilir. Aşırı genelleme ile benzer bir bilişsel çarpıtmadır (Sharf, 2012’den akt.
Boyacı ve İlhan, 2016, s. 741).
- Melvin eşcinsel ve siyahilere karşı düşmanca hareketlere sahiptir. Özellikle komşusu Simon’a karşı her
fırsatta eşcinsel olmasına yönelik laf söyler ve Simon’un erkek arkadaşı siyahi olduğu için de ondan
hoşlanmadığını dile getirir. Melvin Simon’un erkek arkadaşına hem eşcinsel hem de siyahi olduğu için
iğrendiğini gösteren bir yüz ifadesi ile ona karşı şunu dile getirmiştir: ‘’Tecavüz ediyorsun ve üstelik
siyahsın!’’ (Film, 09’.33’’). Melvin Simon’a da ‘’Seçim gecesi olsa bile birlikte olduğun eşcinsel,
birleşik devletlerin ilk homo başkanı seçildiği için bunu birileriyle paylaşmak istesen bile beni rahatsız
etme!’’ (Film, 07’.44’’) demiştir. Melvin Simon’a karşı film boyunca bunun gibi daha pek çok laf
söylemiştir. Ayrıca eşcinsellere yönelik benzer düşüncelere sahip olduğunu şu konuşmalardan da
anlayabiliriz: Simon ‘’Çünkü onu seviyorsun.’’ der ve Melvin de ‘’Siz homoların her zaman duyarlı
olması mı gerek?’’ diye cevap verir (Film, 124’.20’’). Bu konuşmalardan da anlaşılacağı üzere Melvin
eşcinsellere ve siyahilere karşı etiketlemeye sahiptir, hepsine karşı düşmanca davranmaktadır ve bunu
dile getirmekten de çekinmemektedir.
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
291
Hatalı Değerlendirmeler
OKB’ye ait altı inanç öne sürülür, bunlar bir bakıma obsesyonların kompulsiyonlara dönüşmesinde rol alan
hatalı değerlendirmelerdir (Purdon ve Clark, 2017; Toptaş, 2019): Tehlikenin aşırı biçimde değerlendirilmesi
veya abartılı tehdit algısı, abartılmış sorumluluk algısı, mükemmeliyetçilik, düşünceleri kontrol etmeye verilen
önem, düşüncelerin aşırı önemsenmesi ve belirsizliğe tahammülsüzlüktür. Bu filmde açıkça görülen hatalı
değerlendirmeler belirsizliğe tahammülsüzlük ve mükemmeliyetçiliktir. Melvin’in her zaman aynı saatte, aynı
restorandan ve aynı garsondan yemek yemesi ve bu döngü kırıldığında kendini çok kötü hissetmesi belirsizliğe
tahammül edemediğini gösterir. Ayrıca Melvin’in, Carol ve Simon ile çıkacakları geziyi önceden ayrıntılı bir
şekilde planlaması da bu hatalı değerlendirmesini destekler. Mükemmelliyetçi olmasına ise, valizi hazırlarken
en ince ayrıntısına kadar düşünmesi, Carol’un işten ayrıldığını duyduğunda hayatının berbat bir hale geldiğini
düşünmesi örnek gösterilebilir. Dolayısıyla Melvin’de belirsizliğe karşı tahammülsüzlük ile mükemmeliyetçilik
hatalı değerlendirmeleri iç içe geçmiştir ve bu düşünceler birbirini beslemektedir.
Obsesyon ve Kompulsiyonlar
Bulaşma obsesyonu: Kirlenme ve pis olma ile ilgili zihni meşgul eden takıntılardır (Beşiroğlu, Yücel Ağargün,
Boysan, Eryonucu, Güleç ve Selvi, 2005).
- Melvin filmin başında Simon’un köpeği apartmanın içine işeyecek diye çok sinirlenir ve köpeği
eldivenleriyle tutarak ona ‘’Sen son defa bir binanın içine işedin.’’ (Film, 1’.31’’) diye söylenip köpeği
apartmanın çöp kutusuna atar. Burada kir ve mikrop karşısında duyulan endişeyi görüyoruz.
- Melvin yolda yürürken insanlardan kir kapacağı yönünde düşüncesi olduğu için onlara değmemeye
çalışır.
- Melvin hasta insanlardan mikrop bulaşacağı için de tedirgin olur. Melvin Carol’un hasta oğlunu
hastaneye götürürken bile ona ‘’Öksürürken ağzını kapa evlat.’’ (Film, 48’.11’’) der.
- Melvin ve Carol bir restorana gider. Oradaki garson, restoran kuralları gereği Melvin’in ceket ve kravat
giymesi gerektiğini söyler. Garson, restorana ait bir ceket ve kravatı giyebileceğini söyleyerek onlarda
bulunanı gösterir. Melvin ise ‘’Hayır, ben bu şeyi giyemem. Belki istersin ama bana veba enjekte
etmene izin veremem, anladın mı beni?’’ (Film, 94’.14’’) der. Melvin’in temizlik obsesyonunun nasıl
aktive olduğu ve bunun üzerine neler düşündüğü bu konuşmalardan da anlaşılıyor.
Temizlik kompulsiyonu: Bulaşma obsesyonlarının yarattığı sıkıntıyı gidermek için yapılan davranışlardır
(Beşiroğlu vd., 2005).
- Melvin sırasıyla şunları yapar: Melvin bulaşma obsesyonlarına karşı ev dışında eldiven takma
davranışını sergiler. Eve girince kapı tokmaklarını eldivenle tutar ve o eldivenleri çöpe atar. Bu demek
oluyor ki eldivenleri yıkamak yerine her dışarı çıktığında yeni bir eldiven kullanır. Ellerini yıkamak
için dolaptan yeni bir sabun alıp elini yıkar ve sabunu bir kere eline alıp kullandıktan sonra çöpe atar.
Ayrıca ellerini yıkarken suyun sıcaklığı Melvin’in ‘’Uf çok sıcak, sıcak’’ (Film, 4’.37’’) diyeceği kadar
çok sıcaktır. Melvin’in kir ve mikroplardan arınmak amacıyla ellerini yakacak kadar sıcak suyla
yıkaması, sabundan mikrop kapmamak için bir kullanışta çöpe atması gibi etkenler Melvin’in temizlik
kompulsiyonlarının derecelerini gösterir.
- Melvin bulaşma obsesyonlarını gidermek için yaptığı davranışlardan biri de restorana çatal, kaşık ve
bıçaklarını kendi götürmesidir. Carol: ‘’Artık dayanamayıp soracağım. Bu plastik çatal bıçağın anlamı
nedir? Neden bizimkileri kullanmıyorsun? Temiz olmadığından mı korkuyorsun?’’ diye sorar ve
Melvin: ‘’Bu elimde değil. Bunu herkes biliyor.’’ (Film, 22’.02’’) der.
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
292
Kuşku obsesyonu: Günlük aktivitelerle ilgili bir işi yapıp yapmadığı yönünde zihin meşguliyetidir (Beşiroğlu
vd., 2005).
- Melvin’in kapıyı kilitleyip kilitlemediğine, ışıkları açıp açmadığına yönelik kuşku obsesyonları vardır.
Kontrol obsesyonu: Genellikle kuşku obsesyonu ile ilişkili davranışlardır (Beşiroğlu vd., 2005).
- Melvin sabunları herhangi bir olasılığa karşı çokça alıp dolabına düzgün bir şekilde yerleştirmiştir.
Ayrıca eve girince kapıyı kilitleyip kilitlemediğine yönelik obsesyonlarının kaygısını azaltmak
amacıyla kapıyı kilitlerken dışından beşe kadar sayarak kilidi açıp kapar, aynı durumu lambayı açmak
için de yapar.
- Melvin gittiği restoranda hep aynı yere oturur. Hatta yerine başka birileri oturduğunda da onları zorla
kaldırır. Hep aynı restorana, aynı saatte gidip aynı garsondan yani Carol’dan yemek yemelidir. Carol
restoranda olmadığı bir gün başka bir garsona ‘’Fil kız git ve Carol’u bul. Burada benim yemeğimi
sadece o getirir.’’ (Film, 42’.40’’) der. Melvin bunu söylerken de çok endişelidir çünkü kontrolü elden
kaybediyordur. Belirsizliklere karşı tahammülü yok o yüzden her şey onun istediği gibi olmalıdır.
- Melvin yataktan çıkıp terliğini giymeden önce terliklerin üç yanına sırayla ayak parmak uçlarını
değdiriyor ve ardından terliklerini giyebiliyor.
- Melvin, Carol ve Simon arabada giderlerken Melvin ‘’Tüm yolculuğu programladım.’’ (Film, 85’.04’’)
der. Her şeyin kendi istediği gibi olması ve kontrolün onda olması yine Melvin için önemli olmuş ve
buna göre davranmıştır.
Simetri-düzen obsesyon ve kompulsiyonları: Sık görülen belirtilerdendir. Kişinin tüm yaşamında simetri
gereksinimi ve düzen hakimdir (Beşiroğlu vd., 2005).
- Melvin’in eşyaları çok düzenlidir, kitapları yan yana ve üst üstedir. Düzene önem verir.
- Melvin’in çizgilere basmadan yürüme takıntısı vardır. Hatta bu takıntısı yüzünden bir mağazaya
girememiştir. Mağaza görevlisi ‘’İçeri girin.’’ der ve Melvin yerdeki çizgilerin çokluğunu görüp
geçemeyeceğini anlayınca ‘’Hayır, giremem.’’ (Film, 95’.01’’) der. Bu takıntısı yüzünden günlük
yaşamındaki aksamalara şahit oluyoruz.
- Melvin, Simon ve Carol ile çıkacağı yolculuk için valiz hazırlar. Valiz hazırlarken bütün giysilerini ilk
önce yatağın üstüne düzgünce ve birbirine karıştırmadan dizer. Daha sonra da bunları özenle valizine
yerleştirir. Ayrıca bunları yaparken defterine notlar alır.
SONUÇ
OKB’nin tedavisinde BDT sıklıkla kullanılmaktadır (Purdon ve Clark, 2017). Filmde de başkarakter OKB
tanısı almış olduğu için film olarak bu film seçilmiştir. Böylelikle başkarakter üzerinden obsesyon ve
kompulsiyonlar açıklanmış, bilişsel yapılar ve bilişsel çarpıtmalar ele alınmıştır. Filmler, hem psikolojik
danışmada yardımcı bir teknik olarak danışanlara önerilebilir hem de psikolojik danışman eğitiminde bir araç
olarak kullanılabilir (Ülker Tümlü ve Voltan Acar, 2014). Bu çalışmada da benzer şekilde “Benden Bu Kadar”
filmi, BDT’ye dayalı ele alınarak kuramın kavramlarını ve OKB’li bireyleri anlama ve anlamlandırmaya
çalışma açısından bir araç olarak değerlendirilmiştir. Yapılan bu film analizinin BDT’nin OKB’li bireylere bakış
açısına örnek olmasının yanı sıra yaklaşımın ve ilgili hastalığın anlaşılması bağlamında alanda çalışanlara ve
öğrencilere destek olacağı düşünülmektedir.
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
293
ÖNERİLER
Bu çalışmadan yola çıkılarak psikolojik danışmanların eğitiminde filmlerden yararlanmanın, danışmanlar
açısından yararlı olacağına inanılmaktadır. Farklı danışan tiplerine (örn. okb, depresyon vs. tanısı almış)
empatik yaklaşılabilme olanağı bulunur hem de eğitim süresince öğrenilen bilgiler filmler yoluyla daha çok
pekişebilir (örn. kuramları filmlere uygulamak). Film analizi sayesinde filmlere bakış açısında yeni boyutlar
deneyimlenebilir (Şenol Durak ve Fışıloğlu 2007). Ayrıca OKB’li bireyler için kendine yardım kitaplarından
olan “Takıntılarla Başa Çıkma” ve “Obsesif Kompulsif Bozukluk: Yaşanmış Örnekler, Pratik Öneriler,
Uygulamalar” OKB alanında yıllarca çalışmış terapistler tarafından BDT temelli olarak yazılmıştır. Bu kitaplar
psikolojik danışmanlar tarafından danışanlarına bibliyoterapi olarak önerilebilir. Ek olarak, yapılan bu film
analizi ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerine yönelik yürütülecek psiko-eğitim çalışmalarında bilişsel
çarpıtmalara dair somut örnekler sunması açısından eğitim materyali olarak kullanılabilir. Üniversitelerin
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezlerinde verilen eğitimlerde film analizine de yer verilerek bu tarz
çalışmalardan yararlanılabilir. OKB ve BDT’ye dair kavramlar ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkileri
öğrencilere somut temsillerinin fark ettirilebilmesi için akademisyenlere kaynak olabileceği düşünülmektedir.
Böylece öğrenciler için soyut olan kavramların somutlaştırılması sağlanabilir. Bu nedenle film analizine yönelik
çalışmaların sayılarının artması beklenmektedir.
KAYNAKLAR
Ali Yıldız, M. (2018). Psikolojik danışma ve psikoterapi kuramları. Z. Karataş ve Y. Yavuzer (Ed.). Bilişsel terapi içinde
(s. 313-413). Ankara: Pegem Akademi.
Bayar, R. ve Yavuz, M. (2008). Obsesif kompulsif bozukluk. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri
Sempozyumu içinde (s. 185-192). İstanbul: Sempozyum Dizisi Elektronik Versiyon.
Beşiroğlu, L., Yücel Ağargün, M., Boysan, M., Eryonucu, B., Güleç, M. ve Selvi, Y. (2005). Obsesif-kompulsif belirtilerin
değerlendirilmesi: Padua envanteri’nin türk toplumunda geçerlik ve güvenilirliği. Türk Psikiyatri Dergisi, 16(3),
179-189.
Boyacı, İ. ve İlhan, T. (2016). Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımının film analizi yöntemiyle incelenmesi. Mersin
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 12(2), 734-746.
Brooks, J. L. (Yönetmen) (1997). As good as its gets (Film). USA: Tristar Pictures.
Corey, G. (2008). Psikolojik danışma ve psikoterapi kuram ve uygulamaları. (T. Ergene, Çev.). (Orijinal eser 2005 yılında
basılmıştır).
Erford, B. T. (2015). 40 Techniques every counselor should know. USA: Pearson Education.
Hackney, H. ve Cormier, S. (2008). Psikolojik danışma ilke ve teknikleri: Psikolojik yardım süreci el kitabı. (T. Ergene ve
S. Aydemir Sevim, Çev.). Ankara: Mentis Yayıncılık. (Orijinal eser 2005 yılında basılmıştır).
Kring, A. K., Johnson, S. L., Davison, G. ve Neale, J. (2015). Anormal psikolojisi. (M. Şahin, Çev.). Ankara: Nobel
Akademik Yayıncılık. (Orijinal eser 2014 yılında basılmıştır).
Özcan, Ö. ve Gül Çelik, G. (2017). Bilişsel davranışçı terapi. Türkiye Klinikleri Dergisi, 3(2), 115-120.
Purdon, C. ve Clark, D. A. (2017). Takıntılarla başa çıkma. (A. Gündoğdu ve P. İşçen, Çev.). İstanbul: Psikonet Yayınları.
(Orijinal eser 2005 yılında basılmıştır).
Soylu, C. ve Topaloğlu, C. (2015). Bilişsel davranışçı terapide ev ödevi uygulamaları. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar
Dergisi, 7(3), 280-288.
Şenol Durak, E. ve Fışıloğlu, H. (2007). Film analizi yöntemi ile virginia satir aile terapisi yaklaşımına bir bakış. Türk
Psikoloji Yazıları. 10 (20), 43-62.
Türkçapar, M. H. (2017). Bilişsel terapi. Ankara: HYB Yayıncılık.
Toptaş, B. (2019). Kuramsal çerçeveden OKB. Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, 2(3), 94-109.
Ülker Tümlü, G. ve Voltan Acar, N. (2014). Issız adam filminin gerçeklik terapisine dayalı incelenmesi. İnsan & İnsan,
2(1), 62-73.
Veale, D. ve Willson, R. (2019). Obsesif kompulsif bozukluk: yaşanmış örnekler, pratik öneriler, uygulamalar. (N. Yener,
Çev.). İstanbul: Kuraldışı Yayıncılık. (Orijinal eser 2005 yılında basılmıştır).
Yılmaz, B. (2018). Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde güncel yaklaşımlar. Lectio Scientific Journal of Health and
Natural Sciences. 2(1), 21- 42.
AKADEMİK ARAŞTIRMALAR 2020
_______________________________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________________________
294
Chapter
Full-text available
Hane halkı gelirinin, toplum sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğuna dair birçok çalışma bulunmaktadır. Söz konusu etkilerin incelenmesi için, mutlak gelir hipotezi, nispi gelir hipotezi ve gelir eşitsizliği hipotezleri gibi birtakım hipotezler ortaya atılmıştır. Mutlak gelir hipotezi, gelirde meydana gelen artışın sağlık düzeyini aynı oranda iyileştirdiğini öne sürmektedir. Nispi gelir hipotezinde, bireylerin sağlık durumunu belirleyen etkenin mutlak gelirde meydana gelen artışın değil, bireyin içinde yaşadığı toplumun gelir düzeyi ile ilişkili olduğu ifade edilmektedir (Wilkinson, 1996, 2001). Gelir eşitsizliği hipotezinde ise, gelir eşitsizliği ve sağlık sorunları arasındaki ilişki incelenmiş ve gelir dağılımdaki adaletsizliğin artmasının, sağlık üzerinde büyük ölçüde zararlı etkiler bırakabileceği öne sürülmüştür. Bu çalışmanın amacı gelir eşitsizliği ile bebek ölümleri ve yaşam beklentisi arasındaki ilişkiyi inceleyerek Türkiye’de gelir eşitsizliği hipotezinin geçerli olup/olmadığını analiz etmektir. Çalışmanın ikinci bölümünde gelir, gelir dağılımı ve sağlık arasındaki ilişkinin teorik çerçevesine yer verilmiş, üçüncü bölümde mutlak gelir hipotezi, nispi gelir hipotezi ve gelir eşitsizliği hipotezlerinin ulusal ve uluslararası boyutta geçerliliğini sorgulayan ampirik literatür gözden geçirilmiş, dördüncü bölümde veri, model, yöntem ve analiz sonuçlarına yer verilmiş ve beşinci bölümde ise sonuç ve öneriler ile çalışma sonlandırılmıştır.
Article
Full-text available
Toplumu etkileyen ve toplumdan etkilenen sinema, sosyal yaşamın gerçekliğini farklı açılardan ele alırken farklı disiplinler içerisinde yeniden hayat bulmaktadır. Bu disiplinlerden biri olan psikoloji alanında sinema yapıtları terapötik bir öğe olarak kullanılabilmektedir. Nitekim, bu çalışmada toplumu etkileyip, aynı zamanda toplumdan etkilendiği düşünülen sinema yapıtlarından “Issız Adam” filminin, terapötik bir öğe olarak Gerçeklik terapisi kavramlarıyla ilişkilendirilerek farklı bir bakış açısı ile sunulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, filmin esas kahramanlarından Alper ve Ada’nın temel ihtiyaçları olan sevgi ve ait olma, özgürlük, eğlence, güç ve hayatta kalma ihtiyaçlarını doyurma yollarında aldıkları sorumluluk dâhilindeki seçimleri ele alınmıştır. Ayrıca bu seçimlerin onların kalite dünyalarında nasıl anlam bulduğu ve onları pişmanlık yaratan ya da doyum sağlayan bir yaşama nasıl götürdüğü Gerçeklik terapisi açısından ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, bu çalışmanın, Gerçeklik terapisi ile ilgili kuramsal bilgiyi destekleyip bu yaklaşımın kavramlarının öğretimine örnek oluşturarak, psikolojik danışman eğitiminde kullanılmak üzere akademisyenlere ve öğrencilere kaynak oluşturacağı düşünülmektedir. / Cinema both affects society and is affected by society. The cinema exploring reality of social life in different points of view appears in different discipline. Cinema is used as a therapeutic component in the discipline of psychology, too. The aim of this study is to introduce the ‘Issız Adam’ movie in terms of the Reality Therapy. Thus, the selections of Alper and Ada, who are the actor and actress of the film, were analyzed with reference to how they fulfill the need of love and belonging, survivor, power, freedom, fun. Similarly, it was shown that how Alper and Ada’s selections make sense in their quality world and whether they feel sorrow or satisfaction in the context of Reality Therapy. Consequently, this study supports the theoretical knowledge about the Reality therapy and can be a model in teaching the concepts of this approach; so it is considered that the study will become a resource for academicians and students in the training of psychological counselors.
Article
Bilissel Davranisci Terapi (BDT) dunya genelinde oldugu gibi Turkiye’de de yaygin bir bicimde uygulanan ve hakkinda arastirmalar yapilan bir terapi yaklasimidir. BDT depresyonun tedavisiyle baslayan ve gunumuzde uyku bozuklugundan, saldirganliga kadar bircok psikolojik sorunun tedavisinde uygulanan bir yaklasimdir. Bu calismanin temel amaci; Aaron Temkin Beck tarafindan gelistirilen BDT yaklasiminin temel felsefesini incelemek ve film analizi yardimiyla kuramin temel kavramlarina ve uygulamasina orneklendirme olusturmaktir. Bu calismada nitel arastirma yontemlerinden dokuman incelemesi kullanilmistir. Arastirmada 1997 yapimi en iyi senaryo odulu dâhil olmak uzere iki dalda Oscar odulunu kazanmis Can Dostum/Good Will Hunting filmi BDT yaklasimi acisindan incelenmistir. Filmde saldirgan davranis problemi olan ustun yetenekli ancak okulu birakmis bir genc olan Will ve terapisti Sean arasindaki iliski anlatilmaktadir. Filmdeki olaylar ve diyaloglar uzerinden BDT’nin temel kavramlari somut bir bicimde orneklendirilmeye calisilmistir. Ayrica filmdeki roller uzerinden terapist danisan iliskisi de ele alinmistir. Sonuc bolumunde yapilan butun analizler alanyazin dogrultusunda tartisilmistir. Anahtar Kelimeler: Bilissel Davranisci Terapi, film analizi, psikolojik yardim arama, saldirganlik, dokuman analizi.
Psikolojik danışma ve psikoterapi kuramları
  • Ali Yıldız
Ali Yıldız, M. (2018). Psikolojik danışma ve psikoterapi kuramları. Z. Karataş ve Y. Yavuzer (Ed.). Bilişsel terapi içinde (s. 313-413). Ankara: Pegem Akademi.
Obsesif kompulsif bozukluk
  • R Bayar
  • M Yavuz
Bayar, R. ve Yavuz, M. (2008). Obsesif kompulsif bozukluk. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sempozyumu içinde (s. 185-192). İstanbul: Sempozyum Dizisi Elektronik Versiyon.
As good as its gets (Film)
  • J L Brooks
Brooks, J. L. (Yönetmen) (1997). As good as its gets (Film). USA: Tristar Pictures.
Psikolojik danışma ve psikoterapi kuram ve uygulamaları
  • G Corey
Corey, G. (2008). Psikolojik danışma ve psikoterapi kuram ve uygulamaları. (T. Ergene, Çev.). (Orijinal eser 2005 yılında basılmıştır).
40 Techniques every counselor should know
  • B T Erford
Erford, B. T. (2015). 40 Techniques every counselor should know. USA: Pearson Education.
Psikolojik danışma ilke ve teknikleri: Psikolojik yardım süreci el kitabı
  • H Hackney
  • S Cormier
Hackney, H. ve Cormier, S. (2008). Psikolojik danışma ilke ve teknikleri: Psikolojik yardım süreci el kitabı. (T. Ergene ve S. Aydemir Sevim, Çev.). Ankara: Mentis Yayıncılık. (Orijinal eser 2005 yılında basılmıştır).