ChapterPDF Available

Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi

Authors:

Abstract

Küreselleşme ile ivme kazanan serbestleşme dönemi çerçevesinde, yine küreselleşmenin halihazırdaki açmazlarından biri olan serbest emek hareketliliğinin göç ve sınır politikaları bağlamında temel aktör olarak devletler tarafından daha çok siyasi kaygılarla düzenlenmesi, pandemi döneminde irdelenmesi gereken somut vakalarla gündeme gelmiştir. COVID-19 pandemisi, küreselleşme yazını kapsamında emek-sermaye ilişkisi, üretim ve çalışma şekilleri, devletlerin işgücü piyasası ve istihdam düzenlemelerine müdahalesi ve devlet-toplum ilişkilerinin dönüşümü gibi konular üzerinden yeni bir tartışma ortamı yaratmıştır. Pandemi, özellikle istihdama yönelik derin tahribat oluşturduğu için, ekonominin motoru olan işgücü piyasasındaki düzenlemelere devletin acil durum kapsamında karar alıcı ve uygulayıcı olarak müdahalesi, uluslararası emek göçü ve sınır yönetimine yönelik politikaları da doğrudan gündeme getirmektedir. Dolaysıyla, yaşanan bu dönem ve pandemi tecrübesi, uluslararası emek göçünün ilerleyen dönemlerde nasıl gelişeceğine dair de bazı öngörüler sunmaktadır. Bu çalışma küreselleşme ve göç yazını üzerinden, COVID-19 pandemisinin yol açtığı kriz ortamının uluslararası emek göçü üzerindeki etkilerini ve emek göçü politikalarının yakın gelecekteki olası dönüşümünü/sürdürülebilirliğini irdelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, iki yönlü olarak göç veren ve göç alan ülkelerin ekonomilerinin göçmen işçilerin hareketliliği bağlamında pandemiden nasıl etkilendiklerini incelemektedir. Çalışmanın ilk bölümünde küreselleşme ve göç yazınına ilişkin kuramsal tartışmalara kısaca değinilmiştir. İkinci bölümde pandeminin göç alan ekonomik açıdan gelişmiş ülkelere etkileri, üçüncü bölümde ise pandeminin göç veren ülkelerin gerek ekonomileri gerekse de göçmen işçiler üzerindeki etkileri güncel gelişmelerden somut örneklerle incelenmiştir. Son bölümde ise, küreselleşmenin açmazlarından biri olan serbest emek hareketliliği ve göç, gözlemlenen tüm bu gelişmeler bağlamında pandemi krizi üzerinden yorumlanarak, geleceğe dair olası senaryolara değinilmiştir.
Editörler
Elif Uzgören
Dilaver Arıkan Açar
KÜRESELLEŞMENİN KRİZİ,
PANDEMİ VE
ULUSLARARASI SİYASET
Genel Dağıtım
ATLAS AKADEMİK BASIM YAYIN DAĞITIM TİC. LTD. ŞTİ.
Adres: Bahçekapı mh. 2465 sk. Oto Sanayi Sitesi No:7 Bodrum Kat Şaşmaz-ANKARA - siparis@nobelyayin.com-
Telefon: +90 312 278 50 77 - Faks: 0 312 278 21 65
E-Satış: www.nobelkitap.com - www.atlaskitap.com - Bilgi: esatis@nobelkitap.com - info@atlaskitap.com
Dağıtım ve Satış Noktaları: Alfa Basım Dağıtım, Arasta, Arkadaş Kitabevi, D&R Mağazaları, Dost Dağıtım, Ekip Dağıtım, Kida Dağıtım,
Kitapsan, Nezih Kitabevleri, Pandora, Prefix, Remzi Kitabevleri
Kütüphane Bilgi Kartı
Uzgören, Elif., Açar, Dilaver Arıkan.
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset / Elif Uzgören, Dilaver Arıkan Açar
1. Basım. VI + 256 s. 13,5x21,5 cm. Kaynakça var, dizin var.
ISBN:
1. Uluslararası İlişkiler 2. Küreselleşme 3. Pandemi.
KÜRESELLEŞMENİN KRİZİ, PANDEMİ VE ULUSLARARASI SİYASET
Editörler: Elif Uzgören, Dilaver Arıkan Açar
Yayın No. :
İdari Bilimler No. :
ISBN :
Basım Sayısı : 1. Basım, Eylül 2020
© Copyright 2020, NOBEL AKADEMİK YAYINCILIK EĞİTİM DANIŞMANLIK TİC. LTD. ŞTİ. SERTİFİKA NO.: 40340
Bu baskının bütün hakları Nobel Akademik Yayıncılık Eğitim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti.ne aittir. Yayınevinin yazılı izni olmaksızın,
kitabın tümünün veya bir kısmının elektronik, mekanik ya da fotokopi yoluyla basımı, yayımı, çoğaltımı ve dağıtımı yapılamaz.
Nobel Yayın Grubu, 1984 yılından itibaren ulusal ve 2011 yılından itibaren ise uluslararası düzeyde düzenli olarak faaliyet
yürütmekte ve yayınladığı kitaplar, ulusal ve uluslararası düzeydeki yükseköğretim kurumları kataloglarında yer almaktadır.
Genel Yayın Yönetmeni : Nevzat Argun -nargun@nobelyayin.com-
Yayın Koordinatörü : Gülfem Dursun -gulfem@nobelyayin.com-
Redaksiyon : Suat Kaymak -suat@nobelyayin.com-
Sayfa Tasarım : Furkan Mülayim -furkan@nobelyayin.com-
Kapak Tasarım : Mehtap Yürümez -mehtap@nobelyayin.com-
Baskı Sorumlusu : Yavuz Şahin -yavuz@nobelyayin.com-
Baskı ve Cilt :
iii
ÖN SÖZ
Bu kitabın yazılması için fikir veren ve her aşamada destek sağ-
layan Ayselin Yıldız ve Gözde Kaya’ya, kitabın derlenmesi sırasında
yardımlarını sunan Sevgi Çilingir’e, süreç içinde rehavete kapılmamı-
zı engelleyen Mete Aksoy ve Gözde Ersoy’a çok teşekkür ederiz.
Her türlü sorularımızı sabırla cevaplayan Nobel Akademik Yayın-
cılık’tan Gülfem Dursun’a teşekkürlerimizi sunmayı bir borç biliriz.
Ayrıca Ahmet Çağrı Bartan’a kitabın yayıma hazırlanması süre-
cinde her zaman ulaşılabilir olduğu, gösterdiği özverili ve titiz çalış-
malar ve desteğinden dolayı çok teşekkür ederiz.
Akademik gelişimimizde katkıları olan değerli hoca ve meslek-
taşlarımıza, özelde de değerli hocamız Prof. Dr. Mustafa Türkeş'e
teşekkürlerimizi iletmek isteriz.
Kitabın yazım sürecinde bize destek olan değerli ebeveynlerimi-
ze şükranlarımızı sunarız.
Bu kitabı pandemi sırasında özveriyle çalışan başta sağlık emek-
çileri olmak üzere, biz evde kalırken dışarıda çalışarak halk sağlığına
katkı sağlayan tüm emekçilere adamak isteriz.
Editörler Elif Uzgören ve Dilaver Arıkan Açar
v
İÇİNDEKİLER
ÖN SÖZ................................................................................ iii
1. Giriş: Küreselleşmenin Krizi, Reform Tartışmaları ve Pandemi .. 1
Elif Uzgören
2. Küresel Yönetişim Çerçevesinde Küresel Sağlık Riskleri
ve 2020 Pandemi Krizi ........................................................... 19
Dilaver Arıkan Açar
3. Küreselleşmenin Krizi, Eşitsizlikler ve Reform Önerileri .......... 45
Elif Uzgören
4. Küreselleşmenin Krizi veya Krizin Küreselleşmesi:
Bir Modernite Projesi Olarak Küreselleşme .............................. 75
Mete Aksoy
5. Küreselleşme ve Kimlik Siyasetinin Gölgesinde
Sekülarizmin Dönüşümü ...................................................... 103
İlkim Özdikmenli Çelikoğlu
6. Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi ..................... 133
Ayselin Yıldız
Ayşen Üstübici
7. Küresel İklim Krizi ve Yönetimi: Pandemi Sonrası
Dünyada Sera Gazı Emisyon Rejimi ...................................... 165
Sevgi Çilingir
vi
8. Neoliberal Küreselleşmenin Kalkınma Krizi:
21. Yüzyılda Uluslararası İş Bölümü ve Bağımlılık İlişkileri ........ 201
Ahmet Çağrı Bartan
9. Sonuç: Küresel Siyaset, Kriz ve Pandemi Merkezli
Bilançosu ........................................................................... 241
Dilaver Arıkan Açar
DİZİN ................................................................................ 249
YAZARLAR HAKKINDA ....................................................... 253
133
6. EMEK GÖÇÜ, SINIRLAR VE COVID-19
PANDEMİSİ
Ayselin Yıldız
Ayşen Üstübici
a. Giriş
Dünyanın büyük bir bölümünü etkisi altına alan COVID-19 pan-
demisiyle insanlık zor günlerden geçerken, alınan önlemler ve bunlara
bağlı gelişen dinamik süreçler bağlamında küresel ve yerel ekonomiler
de derinden etkilenmiştir. Pandemi devam ederken, diğer yandan da
pandemi sonrası belirsizlik ortamında nasıl bir dünya olacağı öngörü-
leri, sağlık sistemlerinin ve ekonomilerin nasıl şekilleneceği, devlet-
toplum ilişkilerinin ne yönde dönüşeceği tartışmaları hararetle devam
etmektedir. İş yapma modellerinden kriz yönetimine, siyaset anlayı-
şından değerler sistemine kadar birçok var olan yapının test edildiği
bu süreçte, yeni yapılanmaların da nasıl şekilleneceği küreselleşmenin
son dönemde yaşadığı açmazlara bağlı olarak gelişecektir. Diğer taraf-
tan ülkelerin salgın önlemleri kapsamında aldığı karantina kararları
virüsün yayılmasını kontrol altına alarak ölüm oranlarını azaltırken,
birçok işletmenin faaliyetlerinin durması/kapanması ile gelir eşitsizlik-
leri artmış, eğitim duraklamış ve insanların geleceğe güvenleri sarsıl-
mıştır (OECD, 2020). Tüm bu gelişmeler, küreselleşme ve açmazları
tartışmaları ekseninde, son dönemde etkileri daha da çok hissedilen
gelir eşitsizliğine bağlı artan göç baskısı, bu ortamı fırsat bilerek yük-
selen popülizm ve göç karşıtlığı gibi liberal değerlerin de sorgulandığı
bir tabloyu pandemiyle daha görünür ve sorgulanır kılmıştır.
Pandeminin yarattığı çok boyutlu ve derin kriz, sağlık sistemle-
rinin yanı sıra, üretim, istihdam ve emek-sermaye ilişkileri bağlamın-
da küresel ekonomiler üzerinde de görülmemiş bir etki yaratmıştır.
Bu çalışmanın hazırlık aşamasında asistanlık yapan Esin Arslan'a teşekkür ederiz.
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
134
Üretim zincirlerinde ve tedarik sistemlerinde yaşanan durma, ticaret
ve yatırım ağlarındaki aksamalar, çalışma şekillerindeki dönüşüm ve
istihdam kayıpları kırılgan ve dışa bağımlılıkları yüksek olan ekono-
mileri daha da zora sokmuştur. Dışa bağımlılık her zaman gelişmekte
olan veya az gelişmiş ülkeler bağlamında düşünülmemelidir. Küresel-
leşmenin yarattığı kalkınma modelinde özellikle gelişmiş ülkeler tica-
rette yaşanan aksaklıklardan öte, belirli sektörlerde iş gücü arzına
ilişkin yaşanan bağımlılıklar nedeniyle de pandemiden derin etkilen-
miştir. İzolasyon tedbirlerinin bir sonucu olarak pandeminin ekonomi-
lerdeki ilk ve ivedi etkileri gelirde azalma, istihdamda düşüş ve ücretli
emek gelirlerinde yaşanan reel kayıplar olarak görülmektedir.
Turizm, konaklama, yiyecek hizmetleri, hava yolu taşımacılığı,
imalat sanayi ve tarım gibi sektörler pandemi nedeniyle alınan koruma
tedbirlerinden en çok etkilenen alanların başında gelmektedir. Bu
emek-yoğun sektörlerdeki üretim kayıpları ve dünya genelinde göz-
lemlenen ekonomik daralmanın en ciddi yansımalarından biri de artan
işsizlik ve yoksulluk olarak ortaya çıkmaktadır. Amerika Birleşik
Devletleri (ABD), Büyük Buhran’dan bu yana en yüksek işsizlik ora-
nını pandemi kaynaklı olarak %14,7 ile Nisan 2020’de kaydetmiştir
(ABD İşgücü İstatistikleri Bürosu, 2020). Keza Dünya Bankası, pan-
demi sonrası beklenen küresel ekonomik durgunluğun (resesyon)
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en derin ekonomik dur-
gunluk olacağını ve kişi başına gelir oranında tahmini %6,2 azalma ile
dünya çapında milyonlarca insanın aşırı yoksullukla karşı karşıya
kalacağını öngörmektedir (Dünya Bankası Grubu, 2020a: 15). En kötü
senaryoya göre, pandemi nedeniyle gelir veya ketimde küresel dü-
zeyde ortalama %20 düşüş olması durumunda, dünya genelinde yok-
sulluğun 420-580 milyon kişi artacağı tahmin edilmektedir (Sumner
ve Hoy, 2020: 6). Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)
ise, halihazırdaki durumda, ikinci bir virüs dalgası yaşanmaması koşu-
luyla, küresel ekonomik faaliyetlerin %6 oranında azalacağını ve
2019’da OECD ülkelerinde %5,4 olan küresel işsizlik oranının
2020’de %9’a yükseleceğini tahmin etmektedir (OECD, 2020: 28).
Son dönemde kısıtlamalar normalleşme kapsamında gevşetilmeye
başlamış olsa da ikinci bir dalga riskine her zaman açık olmakla bir-
likte, ekonomilerin bu süreçten nasıl çıkacağı, hükümetlerin pandemi-
nin ekonomik etkilerine verdikleri yanıtların ne kadar başarılı olabile-
ceği henüz büyük bir belirsizlik içerisindedir.
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
135
Bu bağlamda COVID-19 pandemisi, küreselleşme yazını kapsa-
mında emek-sermaye ilişkisi, üretim ve çalışma şekilleri, devletlerin iş
gücü piyasası ve istihdam düzenlemelerine müdahalesi ve devlet-
toplum ilişkilerinin dönüşümü gibi konular üzerinden yeni bir tartışma
ortamı yaratmıştır. Pandemi, özellikle istihdama yönelik derin tahribat
oluşturduğu için, ekonominin motoru olan iş gücü piyasasındaki dü-
zenlemelere devletin acil durum kapsamında karar alıcı ve uygulayıcı
olarak müdahalesi, uluslararası emek göçü ve sınır yönetimine yönelik
politikaları da doğrudan gündeme getirmektedir. Liberal ekonomilerin
savunduğu serbest gücü hareketliliği savına karşı, pandemiyle bir-
likte devletler salgın önlemleri gerekçesiyle normalde de tamamen
kendi egemenlik alanlarında kontrol etmek istedikleri uluslararası
emek göçü ve sınır yönetimi politikalarına ilişkin bulunmaz bir fırsat
yakalamıştır. Pandeminin yayılmasını hızlandıran insan hareketliliği-
nin kısıtlanması bir noktada gerekliyken, bu durum aynı zamanda
devletlerin göç yönetişimi çerçevesinde ülkeye kimin girip çıkacağına
ve iş gücü piyasasında göçmenlerin nasıl yer alacağına ilişkin kontrol
odaklı rolünü güçlendirmesine de ortam yaratmıştır. Birçok ülke
COVID-19’un yayılmasını önlemek için seyahat yasaklarıyla sınırla-
rını kapatırken, öğrenim, çalışma ve aile birleşmesi amaçlı vize başvu-
rularını da askıya almıştır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 11
Mart 2020 tarihinde pandemi ilanından 10 Haziran 2020’ye kadar
geçen 3 aylık sürede, 220 ülkede 69.758 seyahat kısıtlaması uygula-
ması ilan edilmiştir (IOM, 2020a). Yine 10 Haziran 2020 itibariyle,
169 ülkedeki toplam 3.498 sınır giriş noktasının %40’ı tamamen kapa-
lı, %41’ı kısmen kapalı ve sadece %13’ı tamamen açık olarak rapor-
lanmıştır (IOM, 2020b). Devletlerin pandemi gerekçesiyle olağanüstü
koşullarda halihazırda müdahale edebildikleri bu alanlarda pandemi
sonrasında da müdahale yetkilerini kullanmaya devam edip etmeye-
cekleri önemli bir tartışma konusudur.
Sınırlar pandemi nedeniyle kapanırken birçok göçmen işçi ülke-
lerine geri dönememiş, işini kaybedenler oturum/çalışma izinlerinin
sonlanması nedeniyle düzensiz göçmen duruma düşmüş, bir başka
ülkede çalışmak için kabul alanlar bu fırsatı değerlendirememiş, kimi
ülkelerse pandemi bahanesiyle yabancıları sınır dışı etme işlemlerini
hızlandırmıştır. Diğer taraftan da pandemi, devletlerin tarım, gıda,
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
136
turizm, ulaşım ve inşaat gibi belirli sektörlerde uluslararası emek gö-
çüne olan güçlü bağımlığını ve ivedi ihtiyacını açıkça ortaya çıkart-
mıştır. Devletler özellikle tarım gibi sektörlerde piyasaların yarattığı
olağan iş gücü ihtiyacı ve baskısına direnemeyerek, sınırlardan geçiş-
leri tarım işçileri için esnetmek zorunda kalmıştır. Mevsimlik göçmen
tarım işçilerinin pandemi ile kısıtlanan hareketlilikleri ile oluşan tarım
işçisi açığı, önümüzdeki sene için gıda güvenliği açısından ciddi endi-
şeler yaratmaktadır (Dünya Bankası Grubu, 2020a).
Genel olarak değerlendirildiğinde, küreselleşme ile ivme kaza-
nan serbestleşme dönemi çerçevesinde, yine küreselleşmenin haliha-
zırdaki mazlarından biri olan serbest emek hareketliliğinin göç ve
sınır politikaları bağlamında temel aktör olarak devletler tarafından
daha çok siyasi kaygılarla düzenlenmesi, pandemi döneminde irde-
lenmesi gereken somut vakalarla gündeme gelmiştir. Dolayısıyla,
yaşanan bu dönem ve pandemi tecrübesi, uluslararası emek göçünün
ilerleyen dönemlerde nasıl gelişeceğine dair de bazı öngörüler sun-
maktadır. Bu çalışma küreselleşme ve göç yazını üzerinden, COVID-
19 pandemisinin yol açtığı kriz ortamının uluslararası emek göçü üze-
rindeki etkilerini ve emek göçü politikalarının yakın gelecekteki olası
dönüşümünü/sürdürülebilirliğini irdelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma,
iki yönlü olarak göç veren ve göç alan ülkelerin ekonomilerinin göç-
men işçilerin hareketliliği bağlamında pandemiden nasıl etkilendikle-
rini incelemektedir.
Çalışma sadece uluslararası emek göçüne odaklanmaktadır. Sı-
ğınmacılar, mültec`ler, kend` ülkeler` dışında b`r başka ülkede
çalışmakta olan yerler`nden ed`lm`ş k`ş`ler, vatansızlar veya uluslara-
rası koruma statüsündeki kişiler bu çalışmanın kapsamı dışında tutul-
muştur. Bu bölümün hazırlandığı dönemde, pandemi ve göç ilişkisi
üzerine bilimsel çalışmalar akademik yazına henüz yaygın şekilde
yansımadığı için, sınırlı sayıdaki makale ve görüş yazılarından fayda-
lanılmış, göç ve kalkınma yazını incelenmiş, daha çok uluslararası
kurumların hazırladığı raporlar ve gazete haberleri taranarak küresel-
leşme ve emek göçünün geleceğini anlamaya yönelik bir analiz ya-
pılmıştır.
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
137
Çalışmanın ilk bölümünde küreselleşme ve göç yazınına ilişkin
kuramsal tartışmalara kısaca değinilmiştir. İkinci bölümde pandeminin
göç alan ekonomik açıdan gelişmiş ülkelere etkileri, üçüncü bölümde
ise pandeminin göç veren ülkelerin gerek ekonomileri gerekse de
göçmen işçiler üzerindeki etkileri güncel gelişmelerden somut örnek-
lerle incelenmiştir. Son bölümde ise, küreselleşmenin açmazlarından
biri olan serbest emek hareketliliği ve göç, gözlemlenen tüm bu ge-
lişmeler bağlamında pandemi krizi üzerinden yorumlanarak, geleceğe
dair olası senaryolara değinilmiştir.
b. Küreselleşme ve Göç: Kuramsal Tartışmalar
Tartışmalı ve çok yönlü bir kavram olan küreselleşme, Harvey’in
ifadesiyle kapitalizmin dünya ölçeğinde yaygınlaştığı “zaman ve
mekânsal olarak eşit olmayan kalkınmanın üretim süreci” olarak ta-
nımlanabilir (Harvey, 1995: 8). Küreselleşmeyi eleştirel bir yaklaşım-
la ele alan Hirst ve Thompson’a göre 16. yüzyıldan bu yana dinamik
bir süreç olarak yaşanan küreselleşme, 1870 ve 1914 arasında geçirdi-
ği döngüden sonra, 1914’ten sonra daha çok karşılıklı bağımlılıkların
öne çıktığı bir sürece girmiştir (Hirst ve Thompson, 1996). Bretton
Woods’ta temelleri atılan ve 1980 sonrasında ise büyük ivme kazanan
küresel kalkınma modeli yeni dünya düzenini ekonomik ve siyasi
olarak birtakım temel unsurlar/savlar üzerinde inşa etmeyi öngörmüş-
tür. İkt`sad` alanda üret`m ve sermayen`n serbest dolaşımı desteklenir-
ken, serbest emek hareketl`l`ğ` kapsamında göç olgusu da ulusal
ölçekten uluslararası ölçeğe taşınarak, küreselleşmen`n temel konula-
rından birisi haline gelmiştir (Bakırtaş, 2012). Bu bağlamda, uluslara-
rası emek göçü küresel kalkınma odaklı dünya ekonomisinin ayrılmaz
bir parçası olarak tartışılmaktadır. İstihdam, üretim ve finans yapıları,
oluşturulan yeni uluslararası kurumlar ve ilgili mevzuat altyapıları ile
desteklenirken, emek-sermaye ilişkilerinin yanı sıra merkez-
çevre/Kuzey-Güney ülkeleri arasında üretim ve ticarette ortaya çıkan
yeni dönüşümler de küresel düzeyde şekillenmeye başlamıştır. Ticaret
ve finans odaklı büyüme modeli kapsamında gelişmiş ekonomiler ve
ulus ötesi şirketler de yoğunluklu olarak, sermaye ve üretimlerini
gücünün arzının görece ucuz olduğu gelişmekte olan ülkelere, özellik-
le de Uzakdoğu Asya ülkelerine kaydırmıştır.
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
138
Küreselleşme modeli malların, hizmetlerin ve sermayenin sınır-
ların ötesinde serbest dolaşabileceği uygun yasal ve ekonomik altyapı-
ları uluslararası düzeyde oluşturup yaygınlaştırırken, emek bu dört
unsur içinde serbest dolaşım hakkı kısıtlanan ve kontrolü temelde
devletlerin egemenlik alanında tutulan tek unsur olarak ikinci planda
kalmıştır. Günümüzde, yabancı sermaye sahipleri en yüksek karı elde
edebileceğini öngördüğü yerlere yatırım ve bu ülkelerdeki emeği ucu-
za çalıştırarak üretim yapabilmekteyken, emek gücü aynı derecede
serbest dolaşım hakkına sahip olamamaktadır. Emeğin serbest dolaşı-
mı küreselleşmenin bir çelişkisi olarak sadece söylemde kalırken,
devletler emeğin dolaşımını sermayenin ve devletin kendi stratejik
çıkarlarını kesiştiği eksenlerde sınır kontrolleri ve göç politikalarıyla
düzenleyen veya kısıtlayan en temel aktör olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu çerçevede, 1970’te 84,4 milyon kişi ile dünya nüfusunun %2,3’ü
olan göçmenlerin, küreselleşmenin hızı ile 2018 itibari ile 271 milyon
kişiye yükseldiğini ve dünya nüfusunun %3,5’ni oluşturduğunu da göz
ardı etmemek gerekir (IOM, 2019: 21). 2017 yılında yaklaşık 164
milyon olan göçmen işçi küresel iş gücü havuzunun %4,7’sini; sığın-
macılar, mülteciler, uluslararası koruma sahipleri, vatansızlar ve ça-
lışma yaşında olmayan göçmenler gibi geniş karma bir grubu kapsa-
yan küresel göçmen nüfusun ise %59,2’sini oluşturmaktadır (ILO,
2018: 5).
Küreselleşme sürecinin 1990’larda ivme kazanmasıyla, devletle-
rin uluslararası emek göçünü düzenlemeye daha da aktif olarak dâhil
olması, özellikle Hizmet Ticareti Genel Anlaşması’nın 1995’te kuru-
lan Dünya Ticaret Örgütü bünyesine aktarılmasıyla sağlamıştır. Hiz-
met sektörünün küreselleşmesi, beyin göçü odaklı nitelikli insan gö-
çünü hızlandırmış ve uluslararası göç gelişmiş ekonomilerin nitelikli
iş gücünü çekebilmelerinde önemli bir öncelik olmuştur (Bakırtaş,
2012). Göç ve kalkınma literatüründe “beyin göçü” olarak da yoğun
olarak tartışılan gelişmiş ülkelerin nitelikli iş gücüne odaklanan seçici
göç politikaları yaklaşımı, aslında düşük nitelik gerektiren işler için de
farklı değildir. Devletlerin göç politikalarını kendi egemenlik alanları
içerisinde kimi zaman kapitalist üretim ve kalkınma modelini destek-
ler, kimi zamansa ekonomik çıkarların tersine sınırlardan kimin kabul
edilip kimin kabul edilmeyeceği yönündeki siyasi yaklaşımı, tarihsel,
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
139
kültürel, sosyal ve siyasi boyutlarıyla çok yönlü irdelenmesi gereken
karmaşık bir konudur. Keza Hollifield, liberal devletlerin bir taraftan
rekabet üstünlüğünü sağlamak için ekonomilerini ve toplumlarını
ticarete, yatırıma ve göçe açık tutmaları gerekirken, diğer taraftan
piyasaların tüm baskılarına rağmen emek hareketliliğinin içerdiği
siyasi risklerden dolayı sınırlarını kapalı tutma ve kontrol etme ihtiya-
cını “liberal paradoks/çelişki” kavramı üzerinden tartışmaktadır (Hol-
lifield, 1998; 2004).
Tarihsel olarak incelendiğinde de Batı Avrupa’daki sanayileşmiş
ülkelerin 1945-1973 arasında emek-yoğun meslekler için ihtiyaç duy-
duğu iş gücünü özellikle çevre ülkelerle yaptıkları ikili anlaşmalar
kapsamında geçici göçmen işçi alım politikaları ile karşılaması, bugün
yine gelişmiş Avrupa ülkelerinin dijital dönüşüm ve bilgi teknolojileri
ağırlıklı ekonomileri için ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü cezbet-
meye ilişkin girişimlerinden pek de farklı değildir. Avrupa Birliği’nin
döngüsel göç (circular migration), Almanya’nın Mavi Kart ve İngilte-
re’nin Brexit sonrası gündeme getirdiği “puan sistemi” uygulamaları
son dönemlerde öne çıkan bu seçici ve geçicilik üzerine tasarlanmış
göç politikaları yaklaşıma örnek verilebilir. Diğer taraftan emek hare-
ketliliği, temel aktör olarak devletlerin sermaye ile ilişkileri çerçeve-
sinde çoğunlukla emek gücüne ihtiyaç kalmadığında kişileri geri gön-
derme mantığı üzerinden düzenlemek istediği bir alan olarak da gö-
rülmektedir. 1950’lerden 1970’lere kadar Almanya, Avusturya ve
İsviçre’nin ve bir dönem de Amerika’nın uyguladığı misafir işçi mo-
deli/rotasyon rejimi (Samers, 1999), işsizliğin ve ekonomik büyüme-
nin yüksek olduğu dönemlerde göçmen işçi alımını öngörürken, eko-
nomik durgunluk dönemlerinde işçilerin ülkelerine geri gönderilmeleri
üzerinden (Miller ve Martin, 1982) emeği/insanı, malların serbest
hareketliliğinde olduğu gibi arz ve talep kuralları çerçevesinde değer-
lendiren bir yaklaşımı yansıtmaktadır (Hollifield, 2004). İşverenler
açısından bakıldığında ise, kapitalist üretim biçiminde ve sermaye
birikim modeli çerçevesinde, yüksek kâr ve daha fazla büyüme için
göçmen işçiler ucuz emeğin ana kaynağıdır ve hatta ekonominin ol-
mazsa olmaz, doğal bir parçası olarak görülmektedir. Oysa ki, bir
coğrafyada emek piyasası uluslararası göçmen işçilerce oluşmaya
veya gelişmeye başladığında, göç sosyal ağlar üzerinden kendini sür-
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
140
dürülebilir kılmakta (Massey 1998) ve göçün devlet veya işverenler
gibi farklı aktörlerce kendi çıkarlarına göre durdurulması bu olağan
akış üzerinden pek de mümkün veya kolay olmamaktadır.
Tüm bu gelişmelerin, halihazırda liberal uluslararası sistemin ve
küreselleşmenin içinde olduğu kriz, var olan alışılmış yöntemlerin ise
krizin açmazlarını çözmeye yeterli olmadığı bir konjonktürde yaşan-
dığını vurgulamak gerekir. Kimi düşünürler küreselleşme krizini yeni
siyasi oluşumlar, kurumlar ve ekonomik büyüme ile liberal düzenin
yenilenerek devam edeceği geçici bir dönem olarak yorumlarken,
kimileri ise krizin çok daha derin olduğunu vurgulamakta, milliyetçi-
lik, korumacı ekonomiler ve bölgesel güçlerin yükseldiği ancak ser-
best ticaret, çok-taraflılık ve güvenlik işbirliklerinden uzaklaşılan bir
yapıya ve hatta “liberal modernitenin” sonuna gelindiğine dikkat çek-
mektedir (Ikenberry, 2018: 8). Diğer taraftan, neoliberal politikalarla
desteklenen sermayenin yeniden ikamesi, finansal sistemin çıkarları
doğrultusunda finansal türevler, kredi kartları ve borsa hareketleri gibi
sentetik araçlar üzerinden ekonominin finansallaştığı (Kutlay, 2011),
Polanyi’nin tanımlamasıyla ekonominin daha çok “metalaştığı” (Po-
lanyi, 1957) yeni bir rejimi getirmiştir. Sistemin dışında kalan, emek
piyasasına dâhil olamayan ve sonuçlarından etkilenen milyonlarca
insan da gelir eşitsizlikleri ve yoksulluğa karşı çok daha korumasız
hale gelmektedir.
Gelir eşitsizliklerinin dünyadaki dağılımına bağlı olarak, emek
göçünün genel itibariyle, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerden
gelişmiş ülkelere doğru olduğu görülmektedir. Özellikle Doğu Afrika
ülkeleri, yoksulluk, düşük ücretler ve yüksek işsizlik nedeniyle, en çok
emek göçü gönderen bölgeler arasındadır (Manji, 2017). Uluslararası
Göç Örgütü’nün (IOM) güncel Küresel Göç Raporu’na göre, en çok
göç alan ülkeler sırasıyla Amerika (51 milyon), Almanya, Suudi Ara-
bistan, Rusya, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa iken, en
çok göç gönderen ülkeler Hindistan, Meksika, Çin, Rusya, Suriye,
Bangladeş ve Pakistan olarak sıralanmaktadır (IOM, 2019). Uluslara-
rası Çalışma Örgütü (ILO) raporuna göre ise yaklaşık 111 milyon kişi
(tüm göçmen işçilerin %68’i) yüksek gelirli ülkelerde, %29’u da orta
gelirli ülkelerde yaşamaktadır (ILO, 2018: 9). Küresel Göç Rapo-
ru’nda 2013 ve 2017 verileri karşılaştırıldığında göçmen işçilerin daha
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
141
çok orta gelirli ülkelere doğru yöneldiği, yüksek gelirli ülkelerin göç-
men sayılarında ise %7 oranında düşüş olduğu görülmektedir. Bu
durumun temel nedenlerinden biri, orta gelirli ülkelerdeki ekonomile-
rin gösterdiği gelişme ve/veya yüksek gelirli ülkelerin emek göçünü
kısıtlayıcı yeni yasal düzenlemeleri olabilir (IOM, 2019: 33). Gelişmiş
ülkelerin büyüme seyri düşme yönündeyken, gelişmekte olan ülkelerin
üretim bazlı büyüme seyri yükselmektedir. Her ne kadar Uluslararası
Göç Örgütü, bu trendin önümüzdeki yıllarda da aynı şekilde devam
edeceğini öngörse de yaşadığımız pandeminin özellikle istihdam şe-
killerine yönelik yarattığı etkinin bu öngörüyü farklı yönde değiştir-
mesi muhtemeldir.
Pandemi tüm bu gelişmeler bağlamında, bir sonraki bölümde de-
taylı tartışılacağı gibi, uluslararası emek göçünün dinamiklerini farklı
şekilde etkileyecek dönüşümlerin sinyallerini vermektedir. COVID-19
pandemisi, iş gücü piyasasının önceliklerinin nasıl belirleneceği, iş
gücüne kimin, hangi niteliklerle, ne kadar süre ve nasıl kabul edileceği
konularında devletlerin rolünün ne şekilde evrileceği gibi çok önemli
soruları gündeme getirmiştir (Papademetriou ve Hooper, 2020). Bu-
nun yanında, pandemi devletlerin küreselleşme krizinin kendi doğası
gereği yarattığı liberal paradokstan nasıl kaçınabileceğine veya eko-
nominin yarattığı gerçekliklerle yüzleşerek hangi alanlarda uluslarara-
emek göçüne mecbur kaldığına ilişkin tartışmaları da yaşanan so-
mut örneklerle göstermektedir.
c. Göç Alan Ülkeler Açısından Pandemi ve
Emek Göçü
Dünyada en fazla COVID-19 vakası bulunduran ilk 20 ülke,
göçmen işçi nüfusunun %55’ine ev sahipliği yapmaktadır (Dünya
Bankası Grubu, 2020b: 2). Pandeminin uluslararası emek göçü üze-
rindeki etkisi, göç alan gelişmiş ülkeler ve ayrıca bu ülkelerdeki göç-
men işçilerin pandemiden nasıl etkilendiği bağlamında iki temel açı-
dan incelenebilir.
Pandemi krizi, özellikle gelişmiş ülkelerin belirli sektörlerde
göçmen işçilere olan ihtiyacını ve bağımlılığını açıkça göstermiştir.
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
142
Tarım, gıda üretimi, sağlık hizmetleri, yaşlı bakımı, lojistik ve tedarik
zinciri gibi sektörlerdeki kritik hizmetleri sağlayanların büyük bir
kısmının göçmen işçiler olduğu ve gelişmiş ekonomilerin bu sektör-
lerde göçmen iş gücüne olan bağımlılığı pandemiyle birlikte çok daha
net bir şekilde anlaşılmıştır (Papademetriou ve Hooper, 2020). Fasani
ve Mazza’ya göre, Avrupa Birliği ülkelerindeki temel işleri yürüten
işçilerin %13’ü birlik içinden serbest dolaşımla ve birlik dışından göç
ederek gelen göçmen işçilerden oluşmaktadır; maden ve inşaat sektö-
rünün %17’si, temizlik ve destek hizmetlerinin %25’i, kişisel bakım
hizmetlerinin ise %14’ü AB ülkeleri dışından gelen göçmen işçiler
tarafından yürütülmektedir (Fasani ve Mazza, 2020: 8). Körfez ülkele-
rinde ise inşaat sektörü ve ev hizmetlerinde çalışan işçilerin
%95’inden fazlası göçmenlerden oluşmaktadır (IOM, 2019: 34).
Pandemi, tarım sektöründe ülkelerin uluslararası emek göçüne
olan bağımlılığını ve gıda güvenliği konusundaki haklı endişelerini de
ön plana çıkartmıştır. Büyük çoğunluğu mevsimlik göçmen tarım
işçileri tarafından yürütülen tarımsal faaliyetler, birçok ülkede sınırla-
rın kapanmasıyla ve karantina sonucunda oluşan gücü açığı nede-
niyle gıda güvenliğinin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokacak derecede
sekteye uğramıştır. Avrupa’nın birçok ülkesinde çilek, portakal, ka-
vun, domates gibi ürünlerin hasadı sınırları geçen yüz binlerce mev-
simlik tarım işçisi tarafından yapılmaktadır. Örneğin İtalya’da tarım
hasadı, Sahra Altı Afrika’dan gelen ve çoğu kayıtsız çalışan yüz bin-
lerce göçmen işçiye bağımlıyken, İspanya’da özel nitelik gerektiren
koyun kırkma işi, Uruguay ve Paraguay’dan gelen göçmen işçiler
tarafından yapılmaktadır (BBC, 2020a). Sicilya İşçi Sendikaları Birli-
ği Genel Sekreteri Tonino Russo, sınırların kapanmasının yanı sıra
ülkedeki göçmenlerin de sokağa çıkma yasakları ve polise yakalanma
korkusuyla işe gitmemeye başladıklarını ancak göçmen işçiler olmaz-
sa İtalya tarımının çökeceğini ifade etmiştir (BBC, 2020a). Buna rağ-
men, İtalya, aşırı sağ partilerin tepkilerinden korktuğu in binlerce
düzensiz Afrikalı göçmene geçici çalışma izni vermeyi öneren tasarıyı
rafa kaldırmak zorunda kalmıştır (Abella, 2020). Aynı şekilde Rus-
ya’da yüksek değerli tarım ürünü hasadı ve gıda işleme süreçleri de
Orta Asya’dan gelen ucuz emek işçilerince yapılmaktadır. Rus ihra-
catçı firmalar ve Rusya Meyve Üreticileri Birliği, göçmen işçiler ol-
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
143
mazsa çilek hasadının ancak %20-30’nun Rus çiftçilerce yapılabilece-
ğini hatırlatarak, hükümetten acilen en az 500.000 mevsimlik tarım
işçisi için sınır girişlerini esnetmesini talep etmiştir (Najibullah ve
Chizhova, 2020).
Tarım sektöründe göçmen işçilere duyulan ivedi ihtiyaç nedeniy-
le, birçok ülke sınır esnekliklerini tarımsal faaliyetler özelinde uygu-
lamak zorunda kalmıştır. Salgının en zorlu zamanlarında, salgının
daha da yayılması tehdidine rağmen, sağlanan özel izinlerle sınırlar
sadece mevsimsel tarım işçilerinin geçişleri için hususi açılmıştır.
Örneğin Almanya salgının tepe seviyelerine geldiği 2020 Nisan ayın-
da, mevsimi gelen kuşkonmazların ve çileklerin tarlada çürümemesi
için Bulgaristan ve Romanya’dan yaklaşık 80.000 mevsimlik işçi
alımı için nırlarını açmıştır (Global Voices, 2020). Avrupa Komis-
yonu da yayınladığı bir “Rehber” ile üye devletlerin kritik meslek
grubundaki işçilerin hareketliliğini geciktirecek önlemlerden kaçınma-
larını talep etmiştir (Avrupa Komisyonu, 2020). Bu kritik meslekler
grubu mevsimlik tarım işçileri, sağlık, gıda, ulaşım, bakım hizmetleri
çalışanları, sağlık alanında çalışan bilim insanları, itfaiyeci ve polis
memurlarını kapsamaktadır. Bu noktada, emek göçüne yönelik gele-
neksel yaklaşımdaki nitelikli-niteliksiz iş gücü ayrımının değil, kimi
meslekler grubu çalışanlarının “temel işçiler” (essential workers) sı-
nıflandırması olarak öne çıkması önemli bir gelişmedir.
Pandeminin bir diğer etkisi, özellikle gelişmiş ülkelerin, yüksek
nitelikli iş gücünü ülkelerine çekebilmek amaçlı halihazırda uygula-
dıkları “seçici emek göçü” politikalarını pandemi gerekçesiyle meşru-
laştırma, istemedikleri emek göçünü de yine pandemi önlemleri ge-
rekçesiyle sınır ve vize politikaları üzerinden engelleme eğilimi olarak
görülmüştür. Bu bağlamda, pandemi, siyasi yelpazenin aşırı sağ ve
aşırı solunda yükselen göç karşıtlığı ve popülizmin de etkisi ile emek
göçünün daha da seçici hale gelmesine uygun bir ortam yaratabilir.
Örneğin, ABD pandemi döneminde yabancı sağlık çalışanlarının vize
ve çalışma izinlerini uzatarak yurt dışından sağlık çalışanlarının Ame-
rika’ya gelebilmesi için coğrafi kısıtlamaları kaldıran yeni yasal dü-
zenlemeleri yürürlüğe sokmuştur (ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik
Bürosu, 2020; ABD Konsolosluk Hizmetleri Bürosu, 2020). Diğer
taraftan ise pandemiyi gerekçe göstererek düzensiz göçmenleri menşe
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
144
ülkelerine geri gönderme süreçlerini hızlandırmıştır. ABD, Mart ve
Mayıs 2020 arasında ailelerinden/ebeveynlerinden ayrı refakatsiz en
az 1.000 çocuğu, her türlü şiddete ve ayrımcılığa maruz kalabilecek
olmalarına rağmen Meksika, El Salvador, Guatemala ve Honduras’a
geri göndermiştir (UNICEF, 2020). Benzer şekilde Suudi Arabistan,
salgına karşı sınırlı imkânlarla mücadele eden Etiyopya hükümetinin
çağrılarına ve ayrıca Uluslararası Göç Örgütü’nün uyarılarına rağmen
yaklaşık 2.900 Etiyopyalı göçmeni, ülkelerine geri göndermiştir
(IOM, 2020c). İngiltere’de ise Avrupa Birliği’nden ayrılma kararını
getiren Brexit sürecinde etkili şekilde kullanılan göçmen karşıtlığına
rağmen, pandemiyle birlikte sağlık sistemlerinin ve yaşlı bakım hiz-
metlerinin büyük ölçüde yabancı doktor, hemşire ve sağlık personeli-
ne dayandığı gerçeği açıkça görülmüştür. İngiltere, 1 Ekim 2020’den
önce çalışma vizesi bitecek olan Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) kapsa-
mında çalışan 2.800 yabancı doktor, hemşire, sağlık çalışanı ve ailele-
rinin vizelerini pandemiyle savaş gerekçesiyle ücretsiz olarak bir yıl
daha uzatılacağını belirtmiştir (Birleşik Krallık Hükümeti, 2020).
Pandeminin göç alan ülkelerde yaşayan göçmen gruplar üzerinde
de çarpıcı etkileri olmuştur. Emek göçü, küreselleşmenin serbest
gücü hareketliliği kapsamında teşvik ettiği liberal ekonomilerin ayrıl-
maz bir unsuru olduğu kadar, gelir eşitsizliği ve artan yoksullaşmanın
da temel sorunlu alanlarından biridir. Küresel ekonomilerde uzundur
var olan eşitsizliklerin ve pandemi sürecinde yaşanan gelir kayıpları
sebebiyle artan yoksullaşmanın en derin yansımalarını önümüzdeki
dönemlerde kırılgan ve savunmasız göçmen gruplar üzerinde gözlem-
lemek muhtemeldir. Dünya genelinde pek çok göçmen `şç` geç`c`,
kayıt dışı, düşük ücretl` ve sosyal korumadan yoksun `şler` `çeren
sektörlerde çalışmaktadır (Dünya Bankası Grubu, 2020b). Keza Dün-
ya Bankası Grubu’nun (2020c) hazırladığı rapor ve ILO (2020a), hü-
kümetlerin COVID-19 ile mücadeleye ilişkin politikalarında göçmen-
leri büyük oranda bu politikaların dışında bıraktıklarının altını çizmek-
tedir. Özellikle düşük ücretli işlerde kısa süreli vizeleri kapsamında
veya kayıtsız olarak çalışan göçmen işçilerin birçoğu, karantina ön-
lemleri ve sınırların kapanmasıyla hem işlerini kaybetmiş hem de
ülkelerine geri dönmekte büyük zorluklar yaşamıştır (ILO, 2020b).
Yurt dışında bulunan Polonyalı işçilerin %40’ı vize süreleri dolmasına
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
145
rağmen karantina sebebiyle ülkelerine geri dönememiştir (Dünya
Bankası Grubu, 2020c: 20). Diğer taraftan, 2 milyon Nepal vatandaşı-
nın ucuz iş gücü olarak çalıştığı Hindistan’da, Hindistan hükümetin 24
Mart 2020 itibari ile karantina uygulanacağı haberi üzerine ülkelerine
geri dönmek için yola çıkan yüzlerce Nepal vatandaşı, Nepal hüküme-
tinin virüsün yayılmasını engellemek amacıyla Hindistan sınırını ka-
patmasıyla sınırda mahsur kalmıştır (Shrestha, 2020). Güney Afrika
Cumhuriyeti ise, COVID-19’u ülkeye büyük ölçüde Avrupa’dan hava
yoluyla gelen yolcular getirmiş ve yaymış olmasına rağmen, Zimbab-
ve ile olan sınırına 40 km. tel örgü çekmiştir (The Economist, 2020).
Arap ülkelerinde çalışan ve çoğunluğu Asya’dan gelen 23 milyon
göçmenin büyük bir kısmını barındıran Körfez İşbirliği Konseyi
(GCC) ülkelerinden (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ka-
tar, Bahreyn, Kuveyt ve Oman) pandemiyle ülkelerine dönmek isteyen
işçiler, uçak seferlerinin iptal olması ile yaşadıkları ülkelerde mahsur
kalmıştır (BBC, 2020b). Birleşik Arap Emirlikleri’nde 500.000 Hin-
distan ve 40.000 Pakistan vatandaşı ülkelerine geri dönebilmek için
konsolosluklarından talepte bulunmuştur (The Economist, 2020; Ke-
laita, 2020). Kuveyt’te ise ülkelerine geri dönmeye gönüllü olacak
kayıtsız göçmen işçilerin tekrar Kuveyt’e geri dönebileceğine dair
esneklik gösterileceği açıklamasından sonra çoğunluğu Bangladeş,
Mısır, Etiyopya, Hindistan, Sri Lanka uyruklu 23.500 işçi ülkelerine
geri dönebilmek için talepte bulunmuştur (Ullah, 2020). Ancak çölün
ortasında, çok kalabalık kamplarda ve hijyenik olmayan koşullarda bir
aydan uzun süre bekletilen işçilerin tüm protestolarına rağmen geri
dönüşler gereğince düzenlenememiş ve COVID-19 işçilerin kaldığı bu
kamplarda hızlıca yayılmıştır.
Diğer taraftan, birçok göçmen işçi gelirlerini kaybettikleri için
temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelmiştir. Örneğin,
2,7 milyon kayıtlı ve çok yüksek sayıda da kayıtsız göçmen işçinin
yaşadığı Tayland’da yoğunluklu olarak turizm, hizmet ve inşaat sek-
törlerinde çalışan yaklaşık 700.000 göçmen işçi karantina önlemleriyle
iş yerlerinin kapanması sonucu işlerini kaybetmiştir (ILO, 2020c).
Tayland İçişleri Bakanı’nın 23 Mart 2020 itibari ile sınırları kapataca-
ğını duyurması üzerine de hem salgının kötüleşerek yayılmasından
hem de işini kaybedip oturum izinlerinin yenilenmeyeceği ve düzensiz
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
146
göçmen durumuna düşecekleri korkusundan birçok göçmen işçi de ülke-
leri Kamboçya, Laos ve Myanmar’a geri dönmüştür. Bu ülkelere dönen
yaklaşık 310.000 göçmen işçinin (ILO, 2020c), 60.000 kadarı Tayland
hükümetinin kalmaları yönündeki çağrısına rağmen Tayland’dan ülkele-
rine geri dönen işçilerdir (Dünya Bankası Grubu, 2020b).
Bir diğer örnek, dünyanın en zengin ülkelerinden olan Katar’da,
2022 FIFA Dünya Kupası için inşaat ve hizmet sektöründe çoğunluğu
kayıtsız çalışan göçmen işçiler pandemi ile işsiz kalmış, büyük çoğun-
luğunda koronavirüs tespit edilmiş ve işçiler ülkelerine dönebilmek bir
yana, yemek dilenecek duruma düşmüştür (Pattison ve Sedhai, 2020).
2,8 milyon nüfuslu Katar’da yaklaşık 2 milyon göçmen işçi bulun-
maktadır ve Katar 29.425 pozitif vaka ile dünyada kişi başına en çok
koronavirüs vakasının görüldüğü ülkelerin başında gelmektedir (Gulf
Times, 2020). Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise işini kaybedenlerin
hemen hemen hepsi göçmenlerdir ve göçmenler ülke nüfusunun
%90’nı oluşturmaktadır (The Economist, 2020). 3,3 milyon toplam
ülke nüfusunun %92’sinin yabancı işçilerden oluştuğu Dubai’de otu-
rum izni çalışma koşuluna bağlı olduğu için, işini kaybeden göçmenle-
rin ülkeden ayrılmasıyla, Dubai nüfusunun bu sene en az %10 azala-
cağı tahmin edilmektedir (Parviz, 2020). Büyük projeleri ve yüksek
maaşlarıyla ayrıca nitelikli iş gücü için de cazibe merkezi olan Körfez
ülkelerinden tersine göçün başlamasıyla, bu işçilere bağlı ekonomile-
rin, lüks tüketimin ve özellikle de konaklama ve emlak sektörü gibi
alanların da oldukça olumsuz etkilenmesi beklenmektedir. Emirates
Hava Yolları, 800 pilotu açığa çıkarırken (Kelaita, 2020), yaklaşık
100.000 kişilik çalışan kadrosunun %30’nu işten çıkarabileceğini
açıklamıştır (The Economist, 2020).
Sınırlı imkânlar ve zor yaşam koşulları nedeniyle COVID-
19’dan sağlıkları anlamında en çok etkilenen gruplar içerisinde özel-
likle düşük nitelikli işlerde çalışan göçmenler gelmektedir. Gerek
ekonomik eşitsizlikler gerekse de sağlık hizmetlerine herkesin eşit
erişemediği New York eyaletinde açıklanan resmî verilere göre (2020
Nisan ayının ilk haftası) New York şehrinin toplam nüfusunun
%29’unu oluşturan Latin kökenliler, virüs nedeniyle hayatını kaybe-
denlerin %34’ünü oluşturmuştur (Amerika’nın Sesi, 2020). Göçmen
işçiler Orta Doğu, Güney Asya ve Kuzey Afrika’daki baülkelerde
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
147
devlet yardımlarından faydalanamadıkları gibi sağlık hizmetlerine
erişimden de tamamen dışlanmışlardır (Dünya Bankası Grubu, 2020c).
İyi uygulama örneği olarak, Brezilya, COVID-19 acil durumu kapsa-
mında göçmenlerin, mültecilerin ve hatta kayıt dışı çalışan işçilerin de
yararlanabilecekleri bir işsizlik yardım programı oluşturmuştur. Bu
süreçte, örnek bir sosyal devlet uygulaması ve salgın politikası güden
Yeni Zelanda da tarım işçilerinin çalışma koşullarını iyileştirmek için
önemli adımlar atmış, yabancı tarım işçilerinin 2 Nisan'dan 9 Temmuz
2020'ye kadar sürecek geçici vizeleri otomatik olarak 25 Eylül 2020’ye
kadar uzatmıştır (ILO, 2020d). Yeni Zelanda ayrıca Ücret Desteği Prog-
ramı’na göçmenleri de dâhil etmiştir (Yeni Zelanda İstihdam, 2020).
Çalışma koşullarına ilişkin ise, maalesef birçok yerde özellikle
seri üretim yapılan fabrikalarda ve tarım sektöründe COVID-19 ön-
lemleri ile işçilerin sağlığının korunması kâğıt üzerinde kalmıştır.
Diğer taraftan işçiler de gelir güvenliği endişesi nedeniyle, önlemlerin
yeterince alınmadığı şartlarda çalışmaya devam etmiş, hastayken ça-
lışma, hastalığını gizleme gibi hem işçi sağlığını hem de kamu sağlığı
açısından riskleri arttıran durumlar gözlenmiştir. Keza göçmenler,
yerel nüfusla kıyaslandığında sosyal mesafeyi korumanın zor olduğu,
hastalığın bulaşmasının daha mümkün olduğu, kalabalık ortamlarda
yaşamakta ve çalışmaktadırlar (Kluge vd., 2020). Örneğin, Singa-
pur’da sıkı pandemi önlemlerine rağmen, göçmen çalışanların barın-
dığı ve işveren tarafından işletilen yatakhaneler salgının merkezi hali-
ne gelmiştir (Abella, 2020). Suudi Arabistan’daki COVID-19 vakala-
rının yarıdan fazlası göçmen işçilerde saptanmıştır (Hubbard, 2020).
d. Göç Veren Ülkeler Açısından Pandemi ve
Emek Göçü
Göç hareketleri ile oluşan ulusötesi ağlar göç alan ve veren böl-
geler arasında sıkı bağların ve etkileşimlerin oluşmasına yol açar. Bu
nedenle, göç alan ülkelerdeki gelişmeleri, göç veren ülkeler bağlamın-
da da incelemek gerekir. Aynı şekilde, geleneksel olarak göç veren
ülkelerin pandemiden ne kadar etkilendikleri ve izledikleri politikalar
göç veren ülkeler üzerinde de etki yaratacak ve gelecekteki göç örün-
tülerini şüphesiz ki etkileyecektir.
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
148
Bu bağlamda, göç, kalkınma ve küreselleşme arasındaki ilişkiyi
ele alırken, göç veren ülkeler açısından en çok incelenen konulardan
biri özellikle göçmen işçilerin geldikleri ülkedeki ailelerine ve toplu-
luklarına gönderdikleri göçmen gelirleri/işçi dövizleridir (remittan-
ces). Gelişmekte olan ülkelerdeki göçmenler, geldikleri ülkelere gön-
derdikleri işçi dövizleriyle özellikle yerel ekonominin kalkınmasına
katkı sağlarlar ve yurt dışında yaşayan vatandaşların gönderdikleri bu
havaleler göç veren hanelerin refahı açısından önemli bir rol oynar.
İşçi dövizleri, göç veren ailelerin ve toplulukların yoksulluk oranlarını
düşürür ve gelir seviyelerini artırır. Dünya Bankası (2016) raporunda
yer alan ve gelişmekte olan 71 ülkeyi temel alan bir araştırma, kişi
başına denk gelen göçmen işçi dövizleri yüzde 10 arttığında, yoksul-
luk seviyesinde yaşayan insan oranının yüzde 3,5 kadar azaldığını
göstermektedir (Adams ve Page, 2005). 2012’de yayımlanan bir başka
analiz de işçi dövizlerinin insani gelişime katkısının kalkınma yardım-
larından daha etkili olduğunu göstermektedir (Üstübici ve İrdam,
2012). Kalkınma yardımlarının aksine, doğrudan göçmen ailelere ve
göç veren topluluğa eriştiği in, göçmen işçi dövizlerinin ihtiyaçlara
daha hızlı cevap verdiği düşünülebilir (Dünya Bankası Grubu, 2016).
Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)
gibi kuruluşlar tarafından derlenen resmî sayılara göre 2015 yılında,
gelişmekte olan ülkelerden göç etmiş kişilerin ülkelerine gönderdikleri
işçi dövizleri 432 milyar Amerikan dolarına denk gelmektedir (Dünya
Bankası Grubu, 2016: 16). Bu miktar, aynı yıla ait 161 milyar Ameri-
kan doları tutarındaki toplam resmî kalkınma yardımlarının 2,5 katın-
dan fazladır (Dünya Bankası Grubu, 2016: 17). 2019’da ise işçi döviz-
leri rekor bir seviyeye ulaşmış ve özellikle düşük ve orta gelirli ülke-
lerdeki hanelere ulaşan bu kaynak, kalkınma için önemini sürdürmüş-
tür. Pandemi öncesinde, Çin dışında, dışarı göç veren birçok ülkeye
gönderilen işçi dövizlerinin miktarı, doğrudan yatırımların önüne
geçmiştir. Örneğin Mısır’a 2015 yılında gelen işçi dövizleri, Mısır’ın
Süveyş Kanalı’ndan elde ettiği gelirlerin dört katı tutarındadır (Dünya
Bankası Grubu, 2016). Bu rakamlar yabancı ülkelerde çalışan işçilerin
ülkelerine aktardıkları kaynakların özellikle az gelişmiş ve gelişmekte
olan ülkelerin ve hanelerin ekonomileri içinde ne denli hayati bir rol
oynadıkları örnekler.
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
149
Genel itibarıyla, kaynak ülkelerdeki afet ve kriz durumlarında
hem yurt dışına göçün hem de işçi dövizlerinin arttığı gözlemlenir,
ancak COVID-19’un neden olduğu küresel salgın ve küresel ekono-
mik daralma nedeniyle, göçmen işçiler büyük oranda işini kaybetti-
ğinden bu eğilimin tam tersi beklenmektedir. COVID-19 krizi başla-
madan önce, Dünya Bankası (2020c), 2020'nin sonuna kadar 574 mil-
yar Amerikan dolarının düşük ve orta gelirli ülkelere gönderileceğini
öngörmüştür, ancak iş kayıpları ve karantina sırasında havale gönder-
me zorluğu, finansal istikrarı gelecek olan dövize bağlı olan alıcıları
olumsuz yönde etkilemiştir. Dünya Bankası (2020c), düşük ve orta
gelirli ülkelere yapılan havalelerin 2020'de bir önceki seneye oranla
%20 düşerek 445 milyar Amerikan dolarına bir başka deyişle 2015
yılındaki miktara gerileyeceğini tahmin etmektedir. Dünyadaki
ekonomik yavaşlamanın ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki
düşen petrol fiyatlarının 2020’de Sahra altı Afrika ve Güney As-
ya’ya havale akışlarının sırasıyla %23 ve %22 düşmesine neden
olacağı tahmin edilmektedir (Dünya Bankası Grubu, 2020c: 8). Bu
durumun yol açacağı yoksulluğun bir nebze önüne geçmek amacıy-
la, uluslararaörgütlerin, işçi dövizlerini dolaşımını kolaylaştırma-
yı ve maliyetleri düşürmeyi hedefleyen bir aksiyon planı hazırla-
mıştır (KNOMAD, 2020).
Hindistan ve hanelerin önemli bir kısmının işçi dövizleri ile ge-
çindikleri birçok Asya ve Latin Amerika ülkesinde, COVID-19 nede-
niyle işçi dövizlerinin azalacağı öngörüsü, yakın geleceğe dair eko-
nomik tahminleri de olumsuz etkilemektedir. Karayipler ve Pasi-
fik’teki küçük ada ülkelerinde ve Tacikistan, Nepal, Haiti gibi işçi
dövizlerinin gayri safi millî hasılanın (GSMH) üçte birini oluşturduğu
ülkelerde, işçi dövizlerindeki düşüş ile beraber yalnızca göç veren
hanelerin değil, o hanelere gelen dış gelirlerin harcanmasının iç piya-
salarda yarattığı çarpan etkisinin de düşmesi ile beraber ciddi bir eko-
nomik çöküntü beklenmektedir. Yabancı yatırımların ve ticaretin
azaldığı, turizm gelirlerinin eridiği bu dönemde, işçi dövizlerindeki
azalmanın hem kırılgan ekonomileri daha derinden etkilemesi, hem de
hanelerin yoksullukla başa çıkma yöntemlerini baltalaması yüksek
ihtimaldir.
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
150
COVID-19’un işçi dövizleri üzerindeki olumsuz etkisi devam
ederse, bazı haneler karantina biter bitmez işçi dövizlerinden yarar-
lanmak için hane üyelerini yurt dışına gönderme baskısını da hisset-
meleri muhtemel olacaktır. Bununla beraber, göç politikaları daha da
seçici hale geleceğinden yurt dışına verilen göçün bir hane stratejisi ve
ulusal kalkınma yaklaşımı olarak ne kadar sürdürülebilir olacağı daha
sorgulanır hale gelecektir. Özellikle nitelikli gücü açısından baktı-
ğımızda küresel hareketliliğin eskisi kadar kolay olmayacağı ve eko-
nomik durağanlığın beklendiği yakın gelecekte, göç etme kararının
hem ekonomik hem sağlık açısından yeni riskleri beraberinde getire-
ceği açıktır. Örneğin önümüzdeki dönemlerde, İngiltere ve ABD gibi
özellikle nitelikli işçi çekmek isteyen ülkelerin sunduğu kısa dönemle-
ri vizelere ya da iyi bir sağlık sigortası içermeyen iş tekliflerine rağbet
azalabilecektir.
Pandemi, küreselleşme ve göç bağlamında göç gönderen ülkele-
rin işçilerinin hareketliliğini de önemli ölçüde etkilemiştir. Bir önceki
bölümde bahsedildiği gibi, pandemiyle birlikte göç alan gelişmiş ülke-
lerin tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde sorunlar yaşaması özellikle
kol gücü ile zor koşullarda çalışan göçmen işçilerin bir yandan işlerini
kaybetmesine diğer yandan da hastalığa yakalanma riskine rağmen
mecburen o ülkelerde kalarak çalışmaya devam etmelerine sebep ol-
muştur. Bununla beraber, gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere
göç etmeye hazırlanan veya plan yapan çok sayıda nitelikli işçiye
verilen teklifleri seyahat kısıtlamaları dolayısı ile durma noktasına
gelmiş ve var olan teklifler de ertelenmiştir. Sadece Sri Lanka’da
37.500 işçi, kısıtlamalardan dolayı ülkelerini terk edemedikleri için
yurt dışında çalışma fırsatını değerlendirememiştir (Weeraratne,
2020). İşlerini kaybeden göçmenlerin ise ancak küçük bir kısmı ülke-
lerine geri dönebilmiş veya geri dönmeyi tercih edebilmiştir. Sınır
önlemleri ve maddi yetersizlikler nedeniyle göç ettikleri ülkede kal-
mak zorunda olan göçmen işçilerin yanında, bir kısmı da döndükleri
takdirde yeniden göç etme imkânlarını olmayacağını düşünerek bu-
lundukları ülkelerde kalmayı tercih etmiştir. Dolayısıyla, ülkelerin
ekonomik daralma ile çok daha seçici göç politikaları izleyeceğini
öngören birçok göçmen işçi zor koşullara rağmen bulundukları ülkede
kalma yönünde hareket etmiştir (Abella, 2020).
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
151
Diğer taraftan, göç veren birçok ülke, yurt dışında bulunan ve
zor durumda kalan vatandaşlarını ülkeye kabul etmek konusunda te-
reddüt etmese de kısıtlı imkânlar nedeniyle bazı ülkelerde zorluklar
yaşanmıştır. Birçok ülke özel uçak seferleri ile yurt dışında çalışan ve
yaşayan vatandaşlara dönüş hakkı tanımıştır. En çok göç veren ülke-
lerden biri olan Hindistan, dünya genelinde yaklaşık 200.000 göçmen
vatandaşını ülkeye geri kabul etmiştir (Migration Data Portal, 2020).
Aynı şekilde, çoğunluğu Afgan uyruklu olmak üzere ciddi bir yerin-
den edilmiş nüfus barındıran Pakistan ve İran’dan, 230.000’den fazla
kayıtsız Afgan işçi, 1 Mart 2020 ve 30 Mayıs 2020 arasında Afganis-
tan’a geri dönmüştür (IOM, 2020d). Afganistan ve Hindistan gibi
büyük sayılarda göç veren ülkelerin vatandaşları ülkeye getirme süreci
bir yandan da sağlık sistemindeki baskıyı arttırmıştır. Benzer şekilde,
göç ile ülkelerinin farklı yerlerine dağılmış olan işçilerin, memle-
ketlerine dönmesi Hindistan ve Çin örneklerinde olduğu gibi ülkelerin
üzerinde ağır bir ekonomik ve halk sağlığı bilançosu yaratmıştır (Mig-
ration Data Portal, 2020).
e. Geleceğe Dair Senaryolar ve Genel
Değerlendirme
Her ne kadar önümüzdeki günler pandeminin nasıl ilerleyeceğine
ilişkin büyük belirsizlikler içerse de pandeminin emek göçünü ne
yönde ve nasıl etkileyeceğine dair yaşanan örneklerden hareketle bir-
kaç olası senaryodan söz edilebilir. Bu senaryoları incelemeden önce,
dünyanın üretime dayalı sermaye birikim sürecinden, finansal araçlara
dayalı, paranın işletilmesiyle sermaye birikimine yöneldiğini, buna
bağlı olarak istihdam yapısında dönüşümün hizmet sektörü ağırlıklı
geliştiği bir dönemden geçtiğimizi de belirtmek gerekir. Hizmet sektö-
öne çıkarken, tarım da yine temel ihtiyaç olarak varlığını sürdüren
bir sektördür. Diğer taraftan hizmet sektöründe istihdamda kayıt dışı-
lık artmaktadır. 2016 verilerine göre, tüm dünyada hizmet sektörü
%47 ile kayıt dışı ekonominin en yoğun görüldüğü sektörlerden biriy-
ken, tarım sektörü kayıt dışı ekonomide %94 ile başı çekmektedir
(ILO, 2019: 8). Her iki sektör de kayıtsız göçmenlerin en yoğun ola-
rak çalıştıkları sektörlerdir.
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
152
Senaryolardan ilki, pandemi ile artan işsizliğe bağlı olarak, ülke-
lerin sınırlı sayıdaki iş imkânları için sadece işsiz kendi vatandaşlarına
istihdam olanağı vererek yabancı emek göçünü durdurma olasılığıdır
(Papademetriou ve Hooper, 2020). 1970’lerde Avrupa’nın düşük nite-
likli işlerde istihdam edilen göçmenleri ekonomik gereklilik olarak
değil, yerel iş gücüne rakip olarak görme yaklaşımı (Samers, 1999)
siyasi ve toplumsal kaygılar nedeniyle bugün hâlâ devam etmektedir.
Oysa ki bilindiği gibi tarım, halk sağlığı, ulaşım, bakım hizmetleri gibi
sektörlerde çalışmayı genç yerel işçiler zaten tercih etmedikleri için bu
alanlarda uzun yıllardır göçmen işçiler istihdam edilmektedir. Yani
göçmen işçiler bu sektörlerde yerel nüfusun işini elinden alan rakipler
değil, bilakis yerel nüfusun yapmak istemediği işlerde çok daha düşük
ücretlerle ve zor şartlarda çalışan, diğer taraftan da ekonomiye katkı
sağlayan gruplardır. Ancak özellikle ekonominin kötüleştiği zaman-
larda göçmenlere olan kamuoyu desteğinin de genellikle azalmasından
hareketle (Finseraas vd., 2016), bu durumda devletlerin var olan
imkânlarının gerektirdiği nitelik ve yetkinliklere uygun olarak yerel
gücünü eğitmesi beklenebilir. Rusya’da yabancı mevsimlik tarım
işçilerinin pandemi nedeniyle kendi ülkelerine dönmeleri ve sınırların
kapanmasıyla da Rusya’ya tekrar geri gelememelerinden kaynaklı
oluşan iş gücü açığına yönelik, Tarım Bakanlığı, farklı sektörlerde
işini kaybeden Rus vatandaşları ve tarım okullarından mezun olan
öğrencilerin tarım sektöründe çalışmalarını destekleyecek yeni bir
yasa tasarısı hazırlamıştır (Dünya Bankası Grubu, 2020d). Almanya
ve Fransa COVID-19 nedeniyle Fas, Tunus, Polonya ve Romanya gibi
ülkelerden gelemeyen mevsimlik işçiler yerine kısa dönem bir çözüm
olarak gönüllülerden ve işsizlerden çiftçilere yardım etmeleri talebin-
de bulunmuştur. İngiltere’deki Üreticiler Derneği, yerel iş gücünü
çekmek için “Pick for Britain”, İngiltere Etik İş Sağlayıcıları Birli-
ği’ne bağlı ve işçi bulma firmaları ise pandemi nedeniyle işsiz ka-
lanları tarıma yönlendirmek için “Feed the Nation (Ulusu Besle)”
kampanyalarını başlatmıştır (Chapman, 2020). Türkiye’de de Sarp
sınır kapısının kapatılması nedeniyle 2020 çay hasadı, Gürcü tarım
işçilerinin yokluğunda, yerli işçiler ve çiftçilerin aile ve akrabalarının
yardımı ile yapılabilmiştir (Tokyay, 2020). Bu ihtiyaç durumu, devlet-
ler tarafından işini kaybeden yerli işçilerin ekonomiye dâhil edilmesi
bağlamında ekonomik gelir getirici bir girişim olarak görülebilir. An-
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
153
cak, mevsimlik göçmen işçiler gibi deneyimli olmayan bu iş gücünün
verimliliği ve işin ehli olmadığı için ürün hasadında yarattığı tahribat
önemli bir tartışma konusudur. Diğer taraftan, özellikle genç nüfusun
az olduğu ve demografik açığın bulunduğu ülkelerde, sağlık hizmetle-
ri, bakım işleri, tarım ve düşük nitelik gerektiren işlerde göçmen emek
gücü dışında bir alternatif bulmak da oldukça zordur.
Bu noktada, geleceğe dair senaryolarda, özel gücü niteliği ve
teknik bilgi gerektiren tarım sektöründe emek göçünün devletler, siya-
si partiler veya diğer aktörlerden bağımsız olarak devam edeceği ön-
görülebilir. Keza, COVID-19 sonucunda, özellikle Avrupa’da ortaya
çıkan gıda güvenliği ve tedarik zincirinin aksamaya uğraması, mev-
simlik tarım işçilerinin “temel işçiler” (essential workers) olarak sınıf-
landırılmaya başlamasına ve seyahat yasaklarından muaf tutulmaları
gibi bazı istisnalardan yararlanmalarına neden olmuştur. Almanya,
pandemi öncesi ve pandemi sırasında ülkeye girmeyi başaran az sayı-
daki işçinin ülkede daha uzun süre kalmasına izin vererek çözüm
üretmeye çalışmıştır. Kanada’da mevsimlik tarım işçileri, gıda sektörü
çalışanları ve bakım hizmetleri sağlayan geçici göçmen işçileri belirli
önlemleri almak koşuluyla (seyahat öncesi sağlık taraması, 14 gün
karantina uygulaması vb.) seyahat kısıtlamalarından muaf tutulmuştur
(Global News, 2020). İtalya Çalışma Bakanlığı da göçmen tarım işçi-
lerinin izinlerini uzatarak Romanya ile “yeşil koridor” açmıştır (ILO,
2020d). Bu örnekler, özellikle tarım gibi, insani güvenliği ilgilendiren
sektörlerde pandemi süresince ve sonraki dönemde göçmen iş gücü
ihtiyacının ve alımının devam edeceğine işaret etmektedir. Ancak,
göçmenlerin kalış süresi ve çalışma koşulları ciddi bir revizyona tabi
olacak gibi görünmektedir. Benzer bir durum, nitelikli iş gücüne iliş-
kin sektörlerde de mevcuttur. Yapılan güncel bir araştırma, ABD’nin
özellikle bilişim sektörü çalışanlarının alması gereken H-1B vizesine
getirdiği kısıtlamalar sonucunda oluşacak işçi açığının, nitelikleri
yetersiz olduğu için yerli nüfus tarafından karşılanamayacağını gös-
termiştir (Glennon, 2020). Çalışmaya göre firmalar, yerli işçileri istih-
dam etmek yerine, operasyonlarını Kanada, Hindistan ve Çin’e kaydı-
racaklarını belirtmiştir.
Bir diğer senaryoya göre, ülkelerin salgınla mücadele kapsamın-
da benzer korunma önlemlerinin uygulandığı diğer ülkelerden, komşu-
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
154
ları olan ülkelerden veya tekrar bölgesel göç koridorlarına odaklana-
rak gücü ihtiyaçlarını özellikle buralardan karşılamaya yönelebile-
ceğidir (Papademetriou ve Hooper, 2020). Halihazırda var olan göç
koridorları coğrafi yakınlık, tarihsel bağlar, sömürgeci geçmiş gibi
etkenler üzerine kurulmuştur. Bu bağlamda, pandemi sonrası dönemde
Fas-Fransa/İspanya, Mısır-Suudi Arabistan, Somali-Kenya, Zimbab-
ve-Güney Afrika, Afganistan-İran, Türkiye-Almanya, Endonezya-
Malezya, Bangladeş-Hindistan, Polonya-Almanya, Romanya-İtalya
gibi göç koridorlarının işlerliğinin artması ve sektör bazlı emek gö-
çünün yoğunluklu ve sınırlı olarak sadece bu koridorlar üzerinden,
halk sağlığına dair karşılıklı taahhütler verilerek devam etmesi bekle-
nebilir.
Üçüncü olası senaryo ise, pandeminin etkisiyle yeni üretim ve
esnek çalışma modellerine bağlı olarak dönüşen işçi-işveren ilişkisine
yöneliktir. Pandemi süresince, özellikle beyaz yakalı çalışanların
uzaktan çalışma modeline geçmesi bazı sektörlerde sınır ötesi çalışa-
bilme şartlarını kolaylaştıran yeni bir istihdam şekli olarak gelişmek-
tedir. İşverenler açısından maliyetleri, vize ve çalışma izinlerine iliş-
kin bürokrasiyi, işçiye ve ailesine yönelik üstlenmesi beklenen sorum-
lulukları nispeten azaltan ve kişilerin toplumda fiziksel olarak var
olmasını da gerekli kılmayan bu durum, neoliberal ekonomilerin dö-
nüşümü ile de uyumlu olarak daha tercih edilebilir ve cazip hale gel-
mektedir. Özellikle eğitim ve bilişim sektörü uzaktan çalışma modeli-
ni kullanarak yabancıların istihdamına yönelmektedir. Bu durumun
beyin göçünü sınırlı da olsa önleyebileceği ve göç baskısını azaltabi-
leceği düşünülebilir. Diğer taraftan işçiler açısından ise farklı dina-
miklerin göç etme kararına dâhil olacağını görülmektedir. Göçmenler
de gidecekleri ülkede yeterli önlem alınmaması ve güvenlik eksikliği
durumunda hastalanma endişesiyle kararsız durumda kalabilirken,
dünyanın hangi bölgesinde hangi şartlarda çalışabileceğine dair karar-
larını ekonomik kazanımlardan çok pandemi koşullarına göre yeniden
gözden geçirmektedirler. Kimileri fiziksel olarak bir başka ülkede
bulunması gerekmeden, yabancı iş gücünün bir parçası olarak ekono-
miye katılabilme ihtimalini olumlu görürken, kimileri de sağlık riskle-
ri, belirsizlik, sınırların her an kapanma durumu, yeni virüs dalgası,
ailelerinin durumu gibi nedenlerle ekonomik şartları çekici olsa bile
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
155
bir başka ülkede çalışmaya sıcak bakmayabilir. Diğer bir ifade ile, göç
kararlarının verilme sürecinde belirleyici etkenlerin farklılaşması,
ekonomik olmayan kaygıların öne çıkması beklenebilir. Küresel Göç
Raporu’nun (IOM, 2019) öngördüğü emek hareketliliğinin orta gelirli
ülkelere doğru yönelmeye ve diğer taraftan da yüksek gelirli ülkelerin
göçmen sayılarının düşmeye devam etmesi, pandemin seyrine göre
emek-sermaye ilişkileri, ülkelerin sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri
ve yabancılara uygulanan istihdam şekillerindeki dönüşüme bağlı
değişiklik gösterebilir. Bu istihdam şeklinin nasıl evrileceği, göç ve
kalkınma ilişkisini de önemli ölçüde etkileyecektir. Uzaktan çalışma
modeliyle yabancı istihdamının artması, göç alan ülkelerdeki popülist
siyasileri ve göç karşıtı kamuoyunun söylemlerini görece dindirebile-
cek bir gelişme olabileceği gibi, elde edilen kazancın harcanacağı ve
tüketimin de göç veren menşe ülkelerin ekonomilerinde yapılacak
olması, göç ve kalkınma modeline farklı bir katkı sağlayabilir.
Dördüncü senaryo, üretim ve tedarik zincir ağlarının yeniden dü-
zenlenmesi ile ilgilidir. Ucuz gücünün yanı sıra bugün dünyadaki
imalat sanayi üretiminin yaklaşık %7’sinin Çin’in ürettiği ara malı
ithalatına bağımlı olması pandemiyle bir kez daha Çin’in küresel üre-
tim ve ticaretteki kritik önemini göstermiştir. Kishore Mahbubani,
pandeminin Amerika merkezli küreselleşmeden daha Çin merkezli
küreselleşmeye doğru kayışı hızlandıracağını belirtmektedir (Foreign
Policy, 2020). Ancak diğer taraftan bu dönemdeki bazı gelişmeler,
Çin’e alternatif üretim merkezlerin ortaya çıkartılması, merkez ve
çeper ülkelerin uluslararası ekonomide yeni rollerinin ne olacağı ko-
nularını da gündeme getirmektedir. Bu tartışmalar içerisinde, Avrupa
tüketim bölgesine ürünlerin ulaştırılması bağlamında lojistik konumu
itibari ile avantajlı ve ayrıca Avrupa ile bütünleşik bir gümrük rejimi-
nin parçası olan Türkiye, yeni bir üretim merkezi ve tedarik noktası
olarak gündeme gelmektedir. Ancak Acemoğlu’nun da belirttiği gibi
Türkiye’nin bu tartışmalar içinde özellikle iş gücünün ucuzluğuyla
değil, üretkenliğini arttırmak için teknolojik olarak ileriye giden sek-
törlere daha fazla yatırım yapması ve teknolojiye bağlı olarak büyü-
meyi tercih etmesi daha doğru bir hedef olacaktır (Habertürk, 2020).
Pandemi, üretim ve tedarik zincirlerinin yeniden düzenlenmesini
gündeme getirirken, buna bağlı olarak devlet ve işverenlerin emek
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
156
göçü üzerinde müdahale ve kontrol yetkilerini de arttıran bir ortam
yaratmıştır. Steril ve güvenli ticaret modelleri oluşturarak üretimin
durmaması ve tedarik zincirlerinin devamlılığının sağlanması gerekçe-
siyle, devlet ve işverenlerin istihdama yönelik birçok konunda temel
karar alıcı ve uygulayıcı olarak gündeme geldiği görülmektedir. Örne-
ğin, Türkiye’deki muhafazakâr eğilimli iş insanlarının sivil toplum
örgütü Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) gün-
deme getirdiği Üretim ve Yatırım Üsleri’nin kurulması, KOBİ’lerin
özel inşa edilmiş alanlara taşınmasını ve işçilerin özel olarak tasar-
lanmış bu yerlerinde çalıştırılması öngörülmektedir (Ekotürk,
2020). Yeni bir üretim ve taşıma hattı olarak planlanan bu kompleks-
lerde izolasyon ve sağlık tedbirleri alınmış konaklama tesislerinin
kurulması, ayrıca bu tesislerin içinde banka, kargo, hastane, cami, spor
alanları, market, restoran ve mağazaların yer alması, salgın ve afet
dönemlerinde üretim ve ticaretin devam edebilmesi planlanmaktadır.
Bu plan aslında var olan sanayi siteleri ve organize sanayi bölgeleri
yaklaşımının bir adım daha ileri götürülmesidir. Üretim ve Yatırım
Üsleri önerisi, salgın ve afetleri gerekçe göstererek, temelde ekonomik
ve ticari faaliyetlerin aksamadan devamını sağlama önceliğinde, kapi-
talist üretim modelinin emeği m sosyal bağlarından ve toplumdan
kopartarak üretimin tamamen kontrol edilebilir bir metası haline ge-
tirmek olarak da yorumlanabilir. Bu model yabancı veya yerli işçi
ayrımı vurgusu içermese de iş gücünün ucuz şekilde istismara açık
şartlarda istihdam edilmesine ortam yaratmaktadır. Keza, Körfez Arap
ülkelerinde uygulanan ve bir nevi modern kölelik olan “kafala” (kefil-
lik) sisteminde de yabancı işçiler tüm çalışma ve ikamet koşullarını
düzenleyen kendilerini istihdam eden şirketlere bağımlıdır. İşçiler bu
işverenlerini değiştiremeyeceği gibi işverenin izni olmadan ülkeyi bile
terk edememektedir. İşverenlerce kötü koşullarda yatakhane ve yemek
hizmetleri sağlanan işçiler oldukça ağır koşullarda çalışırken birçok
haklarından yoksun bir nevi esaret sistemi içinde yaşamaktadırlar.
İşverenin işçi üzerinde pandemi gerekçesiyle denetimini, diğer taraf-
tan da baskısını artırabilmesine ortam yaratan bir diğer model de kapa-
üretim sistemleri olarak görülmektedir. Çanakkale’de Dardanel
şirketine ait fabrikada 14 günlük gözetimli karantina kararı alan yetki-
liler, mesai saatleri dışında da çalışanların gözetim altında tutulduğu
ve zorunlu barınma yerlerinde kaldığı kapalı devre çalışma sistemine
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
157
geçmiştir. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (2020) açıklama yapan
fabrika, üretim faaliyetlerinde bir aksama olmaması ve çalışanların
sağlığı gerekçesiyle bu tedbir kararını aldıklarını belirtmiştir. COVID-
19 pandemisi, Çin ve Malezya’da da yaygın olan kapalı devre çalışma
sistemi gibi modellerin yaygınlaşması ve verenlerin çalışanlar üze-
rinde baskılarını arttırabilecekleri bir ortam yaratırken, diğer taraftan
da çalışanları hastalanma riski ile işini kaybetme tehdidi arasında bı-
rakmaktadır.
Bu senaryolar içinde bir diğer temel soru da pandeminin devlet-
lerin rolünü ne yönde etkileyeceği ve pandemi sonrası milliyetçilik,
ırkçılık veya devletlerin daha otoriter yapılara dönüşüp dönüşmeyece-
ğine ilişkindir. Stephen Walt, pandemi sırasında acil önlemler kapsa-
mında krize müdahale eden devletlerin birçoğunun kriz sona erdiğinde
elde ettikleri bu güçlerden vazgeçmeyeceklerini, dünyanın daha az
açık, daha az müreffeh ve daha az özgür olacağını, milliyetçiliğin de
yükseleceğini öne sürmektedir (Foreign Policy, 2020). John Iken-
berry’de milliyetçiliğin pandemiyi takip eden kısa dönemde artacağını
ancak uzun dönemde demokrasilerin faydacı ve korumacı uluslararası-
laşmanın yeni bir modelini bulacağını öngörmektedir. O’Neil ise
emek göçünün geleceğine ilişkin öngörüler sunmaktadır. O’Neil,
Çin’de iş gücü fiyatlarının yükselmesi ve Amerika-Çin ticaret savaşla-
rı ile halihazırda ateş hattında olan küresel tedarik zincirlerinin ve
üretiminin, pandemiyle birlikte devletleri stratejik sektörlere müdahale
ve bu sektörlere ilişkin planlamalar yapmaya ittiğini, kardan çok arz
istikrarının öne çıkacağını vurgulamaktadır (Foreign Policy, 2020). Do-
layısıyla, uluslararası emek göçünün yönetişiminde zaten söz sahibi olan
ulus-devletlerin, stratejik sektörler bağlamında ekonomide rolü artan
aktörler olarak bu süreçten daha da güçlü çıkacakları beklenebilir.
Nihai değerlendirmede, makalenin kuramsal kısmında değinilen
“liberal paradoks” tartışmalarına ve küreselleşmenin açmazlarından
biri olarak Joppke’nin (1998) sorduğu Liberal devletler neden iste-
medikleri göçü kabul etmek zorunda kalırlar?” sorusuna bugün tekrar
geri dönülebilir. Bu soruya literatürde sunulan ekonomik neoliberal
yapılar (Hollifield, 2004), uluslararası hukuk ve normlar (Soysal
1994), uluslararası kuruluşlar (Sassen, 1996) veya iç/ulusal mekaniz-
malar (Joppke, 1998; Boswell, 2007) cevaplarına ek olarak, pandemi
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
158
gibi krizlerle insani temel ihtiyaçların tüm siyasi ve ekonomik baskı-
lardan bağımsız olarak öne çıkması eklenebilir. Diğer taraftan pande-
minin, dönüşen emek-sermaye ilişkileri ve istihdam modellerine bağlı
olarak devletlere seçici emek göçü politikalarını meşrulaştırmak ve
ayrıca istemedikleri göçü engellemek için de pandemiyi araçsallaştı-
rabilecekleri bir ortam yarattığı görülmektedir. Küreselleşmenin en
çok arttığı dönemlerde bile devletlerin emek hareketliliğini kontrol
etmede temel aktör olarak sürece dâhil olma isteği, pandemi sırasında
olağanüstü koşullar nedeniyle kendine gerekçeli uygun bir ortam bul-
muştur. Devletlerin kontrol yetkisini pandemi sonrası dönemde de
sürdürme eğiliminde olması beklenirken, tarım ve sağlık gibi sektör-
lerde ise ekonominin ve yaşamın temel gereksinimlerinden kaynakla-
nan gerçeklere de direnemeyeceği açıktır. Bu bağlamda COVID-19
pandemisi, emek piyasasının nitelikli veya niteliksiz emek gücü sınıf-
landırmaları üzerinden değil, kritik meslekleri icra eden temel işçiler
(essential workers) üzerinden yeniden düşünülmesi gerektiğini de
ortaya koymuştur. Dolayısıyla, pandemin seyrinin belirsizliğinden
bağımsız olarak, yaşanan bu tecrübenin halihazırda ekonomilerde
yarattığı somut etkiler üzerinden, kısa ve orta vadede üretim ve tedarik
zincirlerindeki dönüşümle birlikte uluslararası emek göçünün yapısın-
da da bir dönüşüm yaratması kaçınılmaz görünmektedir.
Kaynakça
Abella, M. (2020). Labour Migration Policy Dilemmas in the Wake of COVID-
19. International Migration, 58(4), 255-258. https://doi.org/10.1111/
imig.12746
Adams Jr, R. H. ve Page, J. (2005). Do International Migration and Remittan-
ces Reduce Poverty in Developing Countries?. World Develop-
ment, 33(10), 1645-1669.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk Hizmetleri Bü-
rosu. (2020). Update on visas for medical professionals. 22 Temmuz
2020 tarihinde https://travel.state.gov/content/travel/en/News/visas-
news/update-on-h-and-j-visas-for-medical-professionals.html adresin-
den erişildi.
Amerika Birleşik Devletleri İşgücü İstatistikleri Bürosu. (2020, 13 Mayıs).
Unemployment rate rises to record high 14.7 percent in April 2020.
https://www.bls.gov/opub/ted/2020/unemployment-rate-rises-to-record-
high-14-point-7-percent-in-april-2020.htm?view_full
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
159
Amerika Birleşik Devletleri Vatandaşlık ve Göçmenlik Bürosu (USCIS).
(2020). USCIS Response to COVID-19. 22 Temmuz 2020 tarihinde
https://www.uscis.gov/about-us/uscis-response-to-covid-19 adresinden
erişildi.
Amerika’nın Sesi. (2020, 8 Nisan). Siyahlar ve Latin Kökenlilerde Ölüm
Oranı Daha Yüksek. https://www.amerikaninsesi.com/a/new-york-
siyah-latin-corona-korona-salgin-olum-daha-yuksek/5364776.html
Avrupa Komisyonu. (2020, 30 Mart). Coronavirus: Commission Presents
Practical Guidance to Ensure the Free Movement of Critical Workers.
https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_20_545
Bakırtaş, T. (2012). Küresel Gelişme Modelinde Uluslararası Göç Olgusu ve
Yansımaları. Alternatif Politika, 4(2), 232-261.
BBC. (2020a, 11 Mayıs). Covid-19 Krizi Avrupa’da Göçmen İşçi Gerilimini
Körüklüyor. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-52620342
BBC. (2020b, 11 Mayıs). Coronavirus Leaves Gulf Migrant Workers Stran-
ded. https://www.bbc.com/news/world-middle-east-52655131
Birleşik Krallık Hükümeti. (2020, 31 Mart). NHS Frontline Workers Visas
Extended So They Can Focus on Fighting Coronavirus. https://www.
gov.uk/government/news/nhs-frontline-workers-visas-extended-so-
they-can-focus-on-fighting-coronavirus
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF). (2020, 21 Mayıs).
COVID-19: Dangers Mount for Migrant Children Forcibly Returned to
Northern Central America and Mexico during Pandemic.
https://www.unicef.org/press-releases/covid-19-dangers-mount-
migrant-children-forcibly-returned-northern-central-america
Boswell, C. (2007). Theorizing Migration Policy: Is There a Third Way?.
International Migration Review, 41(1), 75-100. https://doi.org/10.1111/
j.1747-7379.2007.00057.x
Chapman, B. (2020, 27 Mart). ‘Feed the Nation’: Britain urged to take up
work ın the fields as coronavirus threatens fruit and veg supplies. Inde-
pendent. https://www.independent.co.uk/news/business/analysis-and-
features/coronavirus-food-supplies-farm-work-feed-the-nation-
campaign-a9430386.html
Dünya Bankası Grubu. (2016). Migration and Development: A Role for the
World Bank Group. World Bank Group.
Dünya Bankası Grubu. (2020a). Pandemic, Recession: The Global Economy
in Crisis. Flagship Report. https://www.worldbank.org/en/publication/
global-economic-prospects
Dünya Bankası Grubu. (2020b, 19 Temmuz). Potential Responses to the
COVID-19 Outbreak in Support of Migrant Workers. Living Paper Ver-
sion. http://documents1.worldbank.org/curated/en/428451587390154689/
pdf/Potential-Responses-to-the-COVID-19-Outbreak-in-Support-of-
Migrant-Workers-June-19-2020.pdf
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
160
Dünya Bankası Grubu. (2020c). COVID-19 Crisis Through a Migration Lens.
Migration and Development Brief 32. https://openknowledge. World
bank.org/handle/10986/33634
Dünya Bankası Grubu. (2020d). COVID-19 (Coronavirus) Policy Response in
Support of Agriculture and Food Security in Russia. Migration and De-
velopment Brief 32. https://www.worldbank.org/en/country/russia/brief/
covid-19-response-agriculture-food-security-russia.print
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD). (2020). OECD Economic
Outlook, Volume 2020, Issue 1, OECD Publishing. https://doi.org/
10.1787/0d1d1e2e-en.
Ekotürk. (2020, 14 Mayıs). MÜSİAD Kovid-19 sonrası Üretim Hamlesi için
Kolları Sıvadı. https://www.ekoturk.com/haber/musiad-kovid-19-
sonrasi-uretim-hamlesi-icin-kollari-sivadi/
Fasani, F. ve Mazza, J. (2020). Immigrant Key Workers: Their Contribution
to Europe’s COVID-19 Response. IZA Policy Paper No. 155.
http://ftp.iza.org/pp155.pdf.
Finseraas, H., Pedersen, A. W. ve Bay, A-H. (2016). When The Going Gets
Tough: The Differential Impact of National Unemployment on the Per-
ceived Threats of Immigration. Political Studies, 64(1), 60-73.
https://doi.org/10.1111/1467-9248.12162
Foreign Policy. (2020, 20 Mart). How the World Will Look After the Coro-
navirus Pandemic?. https://foreignpolicy.com/2020/03/20/world-order-
after-coroanvirus-pandemic/
Glennon, B. (2020). How do Restrictions on High-Skilled Immigration Affect
Offshoring? Evidence from the H-1B Program. National Bureau of
Economic Research Working Paper Series, WP 27538. https://www.
nber.org/papers/w27538.pdf
Global News. (2020, 20 Mart). Temporary Foreign Workers Exempt from
some COVID-19 Travel Restrictions. https://globalnews.ca/news/
6711597/temporary-foreign-workers-travel-rules/
Global Voices. (2020, 14 Temmuz). Fruit Picking in a Pandemic: Europe’s
Precarious Migrant Workers. https://globalvoices.org/2020/07/14/fruit-
picking-in-a-pandemic-europes-precarious-migrant-workers/amp/
Gulf Times. (2020, 15 Mayıs). Qatar Records 1153 Virus Cases Friday as
Recoveries Cross 3500. https://m.gulf-times.com/story/663241/Qatar-
records-1153-virus-cases-Friday-as-recoveries-cross-3500
Habertürk. (2020, 6 Nisan). Daron Acemoğlu Ekonomik Krize Karşı Devletle-
rin Atması Gereken 5 Adımı Anlattı. https://www.haberturk.com/daron-
acemoglu-ekonomik-krize-karsi-devletlerin-atmasi-gereken-5-adimi-
anlatti-2636999
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
161
Harvey, D. (1995). Globalization in Question. Rethinking Marxism, 8(4), 1-
17. https://doi.org/10.1080/08935699508685463
Hirst, P. ve Thompson, G. (1996). Globalization in Question. Oxford Policy
Press.
Hollifield, J. F. (1998). Migration, Trade and the Nation-State. The Myth of
Globalization. UCLA Journal of International Law and Foreign Affairs,
3(2), 595-636.
Hollifield, J. F. (2004). The Emerging Migration State. International Migra-
tion Review, 38(3), 885-912. https://doi.org/10.1111/j.1747-7379.
2004.tb00223.x
Hubbard, B. (2020, 13 Nisan). Coronavirus Fears Terrify and Impoverish
Migrants in the Persian Gulf. New York Times. https://www. nyti-
mes.com/2020/04/13/world/middleeast/persian-gulf-migrants-
coronavirus.html
Ikenberry, J. (2018). The End of Liberal International order?. International
Affairs, 94(1), 7-23. https://doi.org/10.1093/ia/iix241
Joppke, C. (1998). Why Liberal States Accept Unwanted Immigration. World
Politics, 50(2), 266-293. https://doi.org/10.1017/S004388710000811X
Kamuyu Aydınlatma Platformu. (2020, 27 Temmuz). Dardanel Önentaş Gıda
Sanayi A.Ş. Özel Durum Açıklaması. https://www.kap.org.tr/tr/ Bildi-
rim/862020
Kelaita, K. (2020, 25 Temmuz). Some Dubai expats face uncertain future in
post-Covid-19 Economy. Al-Monitor. https://www.al-monitor.com/pulse/
o riginals/ 2020/06/dubai-expats-covid19-lockdown-leave.html
Kluge, H. H. P., Jakab, Z., Bartovic, J., D’Anna, V. ve Severoni, S. (2020).
Refugee and migrant health in the COVID-19 response. The Lancet,
395(10232), 1237-1239. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(20)30791-1
KNOMAD. (2020). Remittances in Crisis. How to keep them flowing. 22 Tem-
muz 2020 tarihinde https://www.knomad.org/covid-19-remittances- call-
to-action/ adresinden erişildi.
Kutlay, M. (2011). Ekonomik Kriz ve Avrupa’da Yükselen Şiddet: Avrupa İçin
Polanyi Anı mı? Birikim. https://www.birikimdergisi.com/guncel/370/
ekonomik-kriz-ve-avrupa-da-yukselen-siddet-avrupa-icin-polanyi-ani-mi
Manji, F. (2017, 26 Mayıs). No Win-Wins in Kenya’s Modern-Day Voyages
in Search of Work. Brookings. https://www.brookings.edu/blog/future-
development/2017/05/26/no-win-wins-in-kenyas-modern-day-voyages-
in-search-of-work/
Massey, D. S. (1998). Worlds in Motion: Understanding International Migra-
tion as the End of the Millennium. Oxford University Press.
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
162
Migration Data Portal. (2020). Migration Data Relevant for the COVID-19
Pandemic. 20 Temmuz 2020 tarihinde https://migrationdataportal.org/
themes/migration-data-relevant-covid-19-pandemic adresinden erişildi.
Miller, M. J. ve Martin, P. L. (1982). Administering Foreign-Worker Prog-
rams. Lexington Books.
Najibullah, F. ve Chizhova, L. (2020, 4 Haziran). Russian Farmers Suffering
As COVID-19 Pandemic Keeps Central Asian Workers At Home. Radio
Free Europe/Radio Liberty. https://www.rferl.org/a/russian-farmers-
suffering-as-covid-19-pandemic-keeps-central-asian-workers-at-
home/30652482.html
Papademetriou D. G. ve Hooper, K. (2020). How is COVID-19 Reshaping
Labor Migration?. International Migration, (58)4, 259-262. https://doi.
org/10.1111/imig.12748
Pattison, P. ve Sedhai, R. (2020, 7 Mayıs). Qatar's migrant workers beg for
food as Covid-19 infections rise. The Guardian. https://www.theguardian.
com/global-development/2020/may/07/qatars-migrant-workers-beg-for-
food-as-covid-19-infections-rise
Parviz, S. (2020, 19 Mayıs). PGCC migrant labour camps COVID-19 hots-
pots. Tehran Times. https://www.tehrantimes.com/news/448043/PGCC-
migrant-labor-camps-Covid-19-hotspots
Polanyi, K. (1957). The Great Transformation: The Political and Economic
Origins of Our Times. Beacon.
Samers, M. (1999). ‘Globalization', the Geopolitical Economy of Migration
and the 'Spatial Vent'. Review of International Political Economy, 6(2),
166-199. https://doi.org/10.1080/096922999347272
Sassen, S. (1996). Beyond Sovereignty: Immigration Policy Making Today.
Social Justice, 23(3), 9-20.
Shrestha, S. (2020, 1 Nisan). Hundreds of Nepalese stuck at India border
amid COVID-19 lockdown. Al Jazeera. https://www.aljazeera.com/
news/2020/04/hundreds-nepalese-stuck-india-border-covid-19-
lockdown-200401031905310.html
Soysal, Y. N. (1994). Limits of Citizenship: Migrants and Postnational Mem-
bership in Europe. Chicago and London: University of Chicago Press.
Sumner, A. ve Hoy, C.,Ortiz-Juarez, E. (2020, Nisan). Estimates of the Im-
pact of COVID-19 on Global Poverty. UNU-WIDER Working Paper,
2020/43. https://www.wider.unu.edu/sites/default/files/Publications/
Working-paper/PDF/wp2020-43.pdf
The Economist. (2020, 1 Ağustos). When Covid-19 recedes, will global mig-
ration start again?. https://www.economist.com/international/2020/
08/01/when-covid-19-recedes-will-global-migration-start-again
Emek Göçü, Sınırlar ve COVID-19 Pandemisi
163
Tokyay, M. (2020, 20 Mayıs). Karadeniz’de çay hasadı Covid-19 gölgesinde
başladı: Çay yapraklarını yerli işçiler topluyor. Euronews. https://tr.
euronews.com/2020/05/20/gurcistan-s-n-r-n-n-kapat-lmas-nedeniyle-
cay-hasad-covid-19-a-tak-labilir
Ullah, A. (2020, 15 Mayıs). Like Sardines: Migrant workers suffering in
Kuwait’s desert detention camps. Middle East Eye. https://www. midd-
leeasteye.net/news/coronavirus-kuwait-migrant-workers-bangladesh-
detention-camps
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO). (2018). ILO Global Estimates on Interna-
tional Migrant Workers Labour Migration: Results and Methodology.
https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---dgreports/---dcomm/---
publ/documents/publication/wcms_652001.pdf
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO). (2019, Ocak). Women and Men in the
Informal Economy: A Statistical Brief. https://www.ilo.org/wcmsp5/
groups/public/---ed_protect/---protrav/---travail/documents/publication/
wcms_711798.pdf
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO). (2020a, Nisan). COVID-19 Pandemisinde
Göçmen İşçileri Korumak. https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/-
--europe/---ro-geneva/---ilo-ankara/documents/publication/wcms_
745357.pdf
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO). (2020b, 24 Haziran). ILO Warns of
COVID-19 Migrant ‘Crisis within a Crisis’. https://www.ilo.org/global/
about-the-ilo/newsroom/news/WCMS_748992/lang--en/index.htm
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO). (2020c, 3 Temmuz). COVID-19: Impact
on Migrant Workers and Country Response in Thailand. https://www.
ilo.org/wcmsp5/groups/public/---asia/---ro-bangkok/---sro-bangkok/
documents/briefingnote/wcms_741920.pdf
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO). (2020d, Mayıs). Seasonal Migrant Wor-
kers’ Schemes: Rethinking Fundamental Principles and Mechanisms in
light of COVID-19. https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---
ed_protect/---protrav/---migrant/documents/publication/wcms_
745481.pdf
Uluslararası Göç Örgütü (IOM). (2019). World Migration Report 2020.
https://publications.iom.int/system/files/pdf/wmr_2020.pdf
Uluslararası Göç Örgütü (IOM). (2020a). COVID 19 Response. Situation Re-
port. https://migration.iom.int/reports/iom-covid-19-response-situation-
report-23-10-july-2020
Uluslararası Göç Örgütü (IOM). (2020b, 10 Haziran). Impact on Points of
Entry Weekly Analysis 10 June 2020. https://migration.iom.int/ re-
ports/impact-points-entry-weekly-analysis-10-june-2020?close=true
Küreselleşmenin Krizi, Pandemi ve Uluslararası Siyaset
164
Uluslararası Göç Örgütü (IOM). (2020c, 14 Nisan). Surge of Returnees to
Ethiopia, UN calls for a Pause Amidst Increased in Covid-19 Enforce-
ment. https://www.iom.int/news/surge-returnees-ethiopia-un-calls-pause-
amidst-increased-covid-19-enforcement
Uluslararası Göç Örgütü (IOM). (2020d, 14 Nisan). Return of Undocumented
Afghans.
https://afghanistan.iom.int/sites/default/files/Reports/iom_afghanistan-
return_of_undocumented_afghans-_situation_report_24-
30_may_2020.pdf
Üstübici, A. ve Irdam, D. (2012). The Impact of Remittances on Human
Development: a Quantitative Analysis and Policy Implications. Econo-
mics and Sociology, 5(1), 74-85.
Weeraratne, B. (2020, 14 Mayıs). Repatriation and Replacement of Lost
Foreign Jobs: Handling Labour Migration in Sri Lanka during COVID-
19. Talking Economics. https://www.ips.lk/talkingeconomics/2020/
05/14/repatriation-and-replacement-of-lost-foreign-jobs-handling-
labour-migration-in-sri-lanka-during-covid-19/
Yeni Zelanda İstihdam. (2020). Wage Subsidy Scheme and Wage Subsidy
Extension. 22 Temmuz 2020 tarihinde https://www.employment.govt.nz/
leave-and-holidays/other-types-of-leave/coronavirus-workplace/wage-
subsidy/ adresinden erişildi.
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
Article
Full-text available
Economic competition theory predicts that anti-immigration sentiments will increase in periods with high unemployment, in particular among low-skilled workers. Using five rounds of cross-sectional data from the European Social Survey and utilising the rise in unemployment in many European countries due to the financial crisis, this article provides a more effective empirical test of interest-based theories than previous studies. It employs hierarchical, two-stage regression techniques to estimate the relationship between aggregate unemployment rates and immigration opinion, and explores whether the relationship differs according to respondent's level of education. It is found that high unemployment rates are associated with a high level of economic concern over immigration – particularly if the size of the foreign-born population is large. The relationship is stronger among the low skilled, implying a tendency for polarisation of opinions about immigration in economic recessions. Finally, it is discovered that the general level of cultural concern over immigration is unrelated to variation in unemployment.
Article
Full-text available
ABSTRACT The globalization model, which has influenced the world’s economy since 1980, has brought about an internationalization of goods, capital, and labour markets. In fact, this so-called second globalization wave started in the aftermath of World War II and represents a process of struggling with crisis. The term global development focuses on this process, especially the internationalization of the inward-looking economic structure of periphery countries. In this process, international institutions’ assumption of potential problem as a result of periphery countries’ application of market-oriented policies represents another dimension of global development. The period following the fall of the Berlin Wall, which represents the collapse of the Soviet Union and hence the collapse of one of the legs of the bipolar world, promoted the internationalization of western markets by also covering the Eastern Bloc in terms of commodity trade and financial markets as well as service flows. Following the globalization of all markets beginning in the mid-1990s, the migration and development phenomenon became one of the intensely debated main policy objects throughout the world in general and in the US and the European Union in particular. In parallel with the re-examination of the classical academic point of view, the migration phenomenon has slowly become an academic attraction that simultaneously led to the development of new policy and programs. Although until the early 1990s the discussions on migration and development took place around the North–South axis, in the global development process—particularly after 1990—they evolved around South–North, South–South, and North–North axes. In this study per capita income, trade, population growth, and the main trends in migration in the global development-focused world economy after 1950 (the second wave of globalization) are first analysed to determine how the world changed. Then, the role of international migration in this change is investigated by taking into account both general and labour market trends. Finally, the reflections of the structure arising from globalization-centred migration on migrant remittance flows are discussed.
Article
These are not happy times for liberal internationalists. No one can be sure how deep the crisis of liberal internationalism runs. However, in what follows, I argue that despite its troubles, liberal internationalism still has a future. The nature of the crisis is surprising. The threats to liberal internationalism were expected to come from rising non-western states seeking to undermine or overturn the postwar order. In the face of hostile, revisionist states, the United States and Europe were expected to stand shoulder to shoulder to protect the gains from 70 years of cooperation. But, in fact, liberal internationalism is more deeply threatened by developments within the West itself. The centrist and progressive coalitions that lay behind the postwar liberal order have weakened. Liberal democracy itself appears fragile and polarized, vulnerable to far right populism and backlash politics. In recent decades, the working and middle classes in advanced industrial democracies—the original constituencies and beneficiaries of an open and cooperative international order—have faced rising economic inequality and stagnation. Within the West, liberal internationalism is increasingly seen, not as a source of stability and solidarity among like-minded states, but as a global playing field for the wealthy and influential. Liberal internationalism has lost its connection to the pursuit of social and economic advancement within western countries.