ArticlePDF Available

Türk Lehçelerindeki/b-/>/m-/Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi

Authors:

Abstract

Muhtelif sebepleri olan /b-/>/m-/ değişmesi, dünya dillerinde sık yaşanan bir ses hadisesidir. Sonuçları itibarıyla hava basıncının burun kanalına yönelmesiyle oluşan bu hadise, dil bilimi literatüründeki genizsilleşme ve burun uyumu gibi kavramlarla ifade edilen fonolojik genişlemenin içerisinde değerlendirilmektedir. /b-/>/m-/ gelişmesi, lehçe çalışmalarında genellikle yüzeysel olarak incelenen, Türk lehçeleri için karşılaştırmalı ve kapsayıcı çalışmaların yapılmadığı bir alandır. İşte bu makalede /b-/>/m-/ değişmesi, fonolojik ve anatomik açıdan değerlendirilmiş; oluşturulan ortak kelime örnekleminin de yardımıyla değişmenin lehçelerdeki fonemik eğilimleri saptanmıştır. Ayrıca fonemlerin burunsallık değerleri üzerine yapılan çalışmalardan yararlanılarak /b-/ sesiyle diğer seslerin analojik etkileşimi tartışılmıştır. Çalışmada, bu değişmeye ait Türk lehçelerindeki temel etkileşim ses birimleri /(ḍ>) y, ġ, g, (ş>ʝ>) j, ḳ, k, l, m, n, ŋ, ń, r, z/ olarak tespit edilmiştir. Değişmeyi tetikleyen beş fonolojik nedenin yanında, semantik kaçınmanın da /b-/>/m-/ değişmesi üzerinde etkili olduğu belirlenmiş; etkileşim seslerinden /n, ŋ, ń/ fonemlerinin bu ses hadisesine neden olan en güçlü belirleyiciler olduğu ortaya koyulmuştur. The /b-/>/m-/ change is a frequent phonemic evolution in languages. This change causes the air pressure to be directed towards the epipharynx. This phonemic expansion-based change is known as nasalization in linguistics. The /b-/>/m-/ change is an area that is generally examined superficially in dialectal studies, where comparative studies aren’t done for Turkish dialects. In this article, the /b-/>/m-/ change is evaluated phonologically and anatomically with the help of the lexical sample group. Also the assimilations and phonemic tendencies impressing the /b-/ in Turkish was discussed by using the studies on the nasalance values. This change is caused by five phonological triggers, as well as phono-semantic avoidance. In the study, fundamental phonemic triggers in Turkish dialects of this change were determined as /(ḍ>) y, ġ, g, (ş>ʝ>) j, ḳ, k, l, m, n, ŋ, ń, r, z/. Also, the phonemes that trigger this voice change most are /n, ŋ, ń/.
Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi/Journal of Turkish World Studies
20/1 YazSummer 2020, ss. 59-96
DOI: 10.32449/egetdid.716662
Gönderim Tarihi: 08.04.2020
Kabul Tarihi: 28.05.2020 Araştırma Makalesi
T Lehçeeidei b-/>/m- Değieii Fei Açıda
İceeei
Phonetic Analysis of /b-/>/m-/ Change in Turkish Dialects
Ensar KILIÇ *
Öe
Muhtelif sebepleri olan /b-/>/m-değimei dna dilleinde ık aanan bi
e hadieidi Sonçlaı iibaıla haa baıncının bn kanalına nelmeile
olan b hadie dil bilimi lieandeki geniilleme e bn m gibi
kavramlarla ifade edilen fonolojik genilemenin içeiinde değelendiilmekedi
/b-/>/m-gelimei lehçe çalımalaında genellikle eel olaak incelenen
Tk lehçelei için kaılaımalı e kaaıcı çalımalaın aılmadığı bi
alandı İe b makalede b-/>/m- değimei fonolojik e anaomik açıdan
değelendiilmi ollan oak kelime nekleminin de adımıla
değimenin lehçeledeki fonemik eğilimlei aanmıı Aıca fonemlein
bnallık değelei eine aılan çalımaladan aalanılarak /b-/ sesiyle
diğe elein analojik ekileimi aıılmıı Çalımada b değimee ai Tk
lehçeleindeki emel ekileim e biimlei   ġ g  j  k l m n ŋ ń
  olaak ei edilmii Değimei eikleen be fonolojik nedenin anında
emanik kaçınmanın da b-/>/m-değimei einde ekili oldğ belilenmi
ekileim eleinden n ŋ ń fonemleinin b e hadieine neden olan en
gçl belileicile oldğ oaa kolm
Anahtar kelimeler: /b-/>/m- değimei geniilleme ddak nlei
fonoemanik kaçınma foman mlğ
Abstract
The /b-/>/m-/ change is a frequent phonemic evolution in languages. This
change causes the air pressure to be directed towards the epipharynx. This
phonemic expansion-based change is known as nasalization in linguistics. The
/b-/>/m-/ change is an area that is generally examined superficially in dialectal
*Anadolu Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Doktora Öğrencisi, ensarkilic@hotmail.com.tr,
ORCID: 0000-0003-2294-4443.
Ensar Kılıç
60
studies, where comparative studies are not done for Turkish dialects. In this
article, the /b-/>/m-/ change is evaluated phonologically and anatomically with
the help of the lexical sample group. Also the assimilations and phonemic
tendencies impressing the /b-/ in Turkish was discussed by using the studies on
the nasal values. This change is caused by five phonological triggers, as well as
phono-semantic avoidance. In the study, fundamental phonemic triggers in
Tkih dialec of hi change ee deemined a   ġ g  j  k l
m n ŋ ń   Alo he honeme ha igge hi oice change most are /n,
ŋ ń
Keywords: Phonemic development of /b-/>/m-/, nasalisation, labial
consonants, phono-semantics avoidance, formant mismatch.
Dillerin tarihî seyri içerisinde, sesler sürekli bir gelişme içerisindedir. Sesler,
mevcut dilin fonolojik tarihine bağımlı olarak fonem kadroları oluşturur. Dünya
üzerindeki bilinen dillerin fonem kadroları 10 ila 140 arasında değişiklik gösterir
(Brown, 2017, s. 22). Fonemik yarılmalar yoluyla seslerde meydana gelen
gelişme, bir sesten birkaç farklı alofonun meydana gelmesi suretiyle dillerin
fonolojik yüzeylerini oluşturmaktadır. Bu nedenle dillere ait fonolojik
yüzeylerin altında, derin ses katmanları yer almaktadır. Bu ses katmanları,
insanoğlunun teşekkül yerleri ve boğumlanma açısından fonemleri ayırt
edebilme yeteneğiyle bağlantılıdır. Nitekim dillerde ilk filizlenme aşamasından
sonra büyük bir hızla gelişim gösteren fonemik çeşitliliğin; göç, coğrafya, iklim,
kültürel ilgi vb. nedenlerle geliştiği, ata fonemlerin zamanla bölümlenerek
dünya dillerine yayıldığı anlaşılmaktadır (Atkinson, 2011, s. 346).
1
Bu nedenle,
/b-/ fonemini anlayabilmek için bu fonemin evrensel fonetikle olan yadsınamaz
bağını ortaya koymak önemlidir.
/b-/>/m-/ değişmesi, birçok dilde yer alan temel ses hadiselerindendir. Bu
değişme, dil bilimi literatüründeki genizsilleşme ve burun uyumu gibi
kavramlarla ifade edilen fonolojik hadisenin içerisinde değerlendirilmektedir
(Korkmaz, 2017, s. 143; Walker, 2011, s. 1; Walker, 2000, s. 321; Cohn, 1993, s.
43). Konuşma sırasında ağız, burun ve solunum boşluklarındaki ses titreşiminin
1
Sıralı Kurucu Etki Modeli’ne göre, insanoğlunun dünya üzerindeki genişlemesi Afrika merkezli ve
tek bir kaynaktan gelen uzun süreli bir göç ile mümkün olmuştur (Deshpande vd., 2008, s. 291).
Atkinson tarafından Sıralı Kurucu Etki Modeli temel alınarak dünya dilleri üzerinde yapılan bir
araştırmada görülmüştür ki, tıpkı insana ait fenotipik çeşitliliğin Afrika’dan uzaklaştıkça azalması
gibi, dillerdeki fonem sayısı da Afrika’dan uzaklaştıkça azalmıştır (Atkinson, 2011, s. 346). Bu
araştırma hem tüm dillerin Afrika kökenli olduğunu desteklemekte hem de fonemlerin nasıl
çeşitlendiği konusunda önemli ipuçları vermektedir. Nitekim insanoğlunun sesleri anlamlandırma
konusundaki en temel hazır bulunuşluklarından biri, seslerin boğumlanma özelliklerini ve farkını
saptayabilmedir (Boer, 2001, s. 10-11).
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
61
dengesindeki her bir değişmenin teşekkül eden fonemin rezonansında
sapmalara neden olduğu ve geniz emisyonunun (teşekkül sırasında genizden
bir miktar hava salınımının) da bu değişmelerde önemli bir etken olduğu
bilinmektedir (Kummer, 2006, s. 4). Buna bağlı olarak Türk lehçelerine
bakıldığında, önce /b-/ giriş ünsüzündeki geniz emisyonunun arttığı ve
böylelikle geniş bir kelime kadrosunda gerileyici veya ilerleyici benzeşmeye
dayalı genizsil bir genişlemenin meydana geldiği görülmektedir.
2
Bu değişme
Türk lehçelerinde oldukça yaygın olmakla birlikte, zikredilen fonetik hadise
hakkında herhangi bir müstakil çalışma bulunmamaktadır. Nitekim bu makale,
Türk lehçeleri bağlamında /b-/>/m-/ değişmesini geniş bir çerçevede ele almak,
bu değişmeye neden olan ses ve konumlanma envanterini tespit ederek
değişmenin olası sebeplerini değerlendirmek amacıyla kaleme alınmıştır.
1. bi Bğaaı e Bğaa Beeiği Taıdığı Seee
İiii
Tüm dillerde olduğu gibi Türkiye Türkçesinde de /b/ ünsüzü üretilirken ağız
içerisinde hava basınçlı bir şekilde tutulur. Daha sonra bu hava basıncı alt ve üst
dudağın aralanmasıyla boşalır ve /b/ sesi boğumlanır. /b/ sesinin
boğumlanması esnasında burun kanalı kullanılmaz. /b/ foneminin /m/ ile en
büyük farkı da budur. Çünkü /m/’nin boğumlanması esnasında basınçlı hava
ağızdan değil burundan bırakılır (Golding-Kushner, 2011, s. 23; Crystal 2018, s.
51).
/b/ sesi Ana Altaycadan başlayarak -belki burada /p/ foneminden gelişerek-
Türkçenin bütün dönemlerinde gerek birincil kökenli gerekse ikincil fonem
olarak yaşamış olmalıdır.
3
Çünkü /b/ fonemi, insanoğlunun daha üç aylık
süreçten itibaren /p/ ve /m/ ile birlikte tekli hecelerin başında boğumlayabildiği
az sayıdaki sesten biridir (Crystal, 2018, s. 18). Bununla birlikte /b/’nin kelime
ortasında ve sonunda boğumlanması, tekli hecelerin veya kelimelerin başında
boğumlanması gibi kolay değildir. Çünkü dudak ünsüzleri olan /b/ ve /p/’nin
boğumlanmasında ünsüzün bulunduğu her konum için farklı kas hareketleri
2
Bir dilin birçok lehçesinde yayılmacı bir şekilde geniz ünsüzlerinin dudak ünsüzlerinin yerini
almasına geniil genileme adı verilir. Genizsil genişlemenin fonetik bir nedeni olabileceği gibi
yaş ve eğitim durumu gibi çok farklı sebepleri de olabilmektedir (Kaiser, 2008, s. 298). Bu
değişme özellikle bazı lehçelerde /b-/’nin teşekkülü esnasında geniz emisyonu adı verilen burun
yoluna hava kaçması hadisesiyle olgunlaşmaya başlamış, zamanla /b-/ fonemi tamamen burun
yolunu kullanarak /m-/ ünsüzüne dönüşmüştür.
3
Clauson ve Aalto’ya göre Ana Altaycadaki asli dudak ünsüzü /b-/’dir. Sçerbak, Serebrennikov ve
Gadjieva ise Ana Altayca için asli dudak ünsüzü olarak /p-/’yi önermektedir (Özeren, 2008, s. 143;
Serebrennikov & Gadjieva, 2011, s. 47-49).
Ensar Kılıç
62
gerekmektedir (Liberman vd., 1967, s. 450).
4
Nitekim ana dili Türkçe olan
çocuklar iki yaşında /m, p, t, y/ ünsüzleriyle birlikte /b/ sesini kelime başında
%97’lik bir oranla -kolaylıkla- boğulmayabiliyorken, bu oran iki ünlü arasında
%88’e, sözcük sonunda ise %42’ye kadar düşmektedir (Ege, 2010, s. 24-25;
Özcan & Özcan, 2014, s. 74). Araştırmadaki bir diğer ilgi çekici sonuç ise /b/’nin
ünlü ile biten bir kelimeden sonra sözcük başında dahi örneklemin ancak %45’i
tarafından sesletilebildiği gerçeğidir (Ege, 2010, s. 25).
5
Ana dili Türkçe olan
çocuklar üzerinde yapılan bu araştırma, /b/ foneminin Türkçeyle şekillenen bir
hançere için hangi konumda ne derecede aşınmaya uğradığı ve nasıl bir
alofonlaşma eğilimine girdiğini göstermektedir.
/b/ foneminin üretilebilmesi için gereken boğumlanma hareketleri, bu
fonemi diğerlerinden ayıran bazı karakteristik özelliklere sahiptir. Liberman
/b/’nin boğumlanması esnasında meydana gelen şu dört karakteristik özelliğe
dikkat çekmiştir (1967, s. 446):
i) Üst ses kanalının patlayıcı ünsüzlerin karakteristik özelliklerini üretebilecek
şekilde açılması ve kapanması,
ii) Ses kanalının özel olarak dudaklarda kapatılması ve açılması, böylece
ddakıllık olarak adlandırılan teşekkül yeri özelliğinin üretilmesi,
iii) Dudaksıllığın sağlanabilmesi için art damağın kapatılması,
iv) Ses titreşiminin dudakların açılmasıyla eş zamanlı olarak başlatılması.
Ona göre /b/ foneminin boğumlanma açısından kendisine benzeyen
seslerle olan karakteristik farkları ise şunlardır:
/b/ foneminin özelliklerinden i, ii ve iii, /p/ ünsüzü için de geçerlidir. Ancak
iv özelliği /b/ ve /p/ arasındaki farkı ortaya koyar. Çünkü /p/ sesinin üretilmesi
esnasında ses titreşimi dudakların açılmasından 50-60 milisaniye sonra başlar.
Yani /p/’nin ötümsüzlüğe dayalı bir formant diziliminde teşekkülü /b/’ye göre
çok daha kolaydır. /b/ ile /m/; i, ii ve iv numaralı özellikler hususunda benzeşse
de bu iki fonem iii numaralı özellik konusunda farklılaşır. Nitekim /m/ sesi
üretilirken art damak burunsalık özelliğinin üretilebilmesi için açık durur. /b/ ile
yakın özellikler gösteren bir diğer ses /d/’dir. /b/ ve /d/’nin i, iii ve iv numaralı
4
Liberman, bir ünsüzün farklı ünlülerle veya farklı konumlarda kullanıldığı zaman fonolojik olarak
farklı özellikler gösterdiğini belirtmiş ve bu durumu “değişmezlik problemi” olarak tanımlamıştır.
Değişmezlik problemi, yapısı itibarıyla yarım ünlüler ve akıcı ünsüzleri daha az etkilemekle birlikte
bu fonemler dahi farklı birleşimlerde sabit sesletimlere sahip değildir (1967, s. 438-439).
5
/b/ fonemi, kendisinden önce ünlü ile biten sabit bir tabandan sonra ilk seste dahi olsa fonemik
kararlığını koruyamaz. Üstelik zamanla bu iki kelime bitişik hâle gelirse sesteki yarılma daha da
belirginleşir. Nitekim Türkçenin bilinen ilk birleşik kelimelerinden olan kaa ba  kaaba “köle,
cariye” kelimesinde bu durum izlenebilir: karabaş>karavaş.
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
63
özellikleri ortaktır. Bununla birlikte /d/ dudaklarda üretilen bir ses değildir
(1967, s. 446).
/b/ fonemi genelindeki bilgiler, /b-/ giriş foneminin Türkçedeki gelişmesi
üzerine yorumlandığında şu üç temel fonolojik çıkarıma varılabilmektedir:
i) /b-/ sesi, giriş konumunda en yüksek yüzdeyle sesletilmeye elverişli
fonemlerden biridir.
ii) /b/ sesinin Türkçede homorganik ilişki içerisinde olduğu fonemler
mevcuttur. Bu nedenle girişteki /b-/ sesi gerileyici veya ilerleyici benzeşme gibi
herhangi bir nedenle fonemik dönüşüme zorlandığında, özellikle
homorganikleri olan /m-, p-, v-/ ile nöbetleşmekte ya da erimektedir. Nitekim
Türkiye Türkçesinde /b/ fonemi; /f/, /m/, /p/ ve /v/ ile birlikte dudak
ünsüzleridir (Zimmer & Orgun, 1999, s. 154).
iii) /b-/ fonemi, giriş sesi olsa dahi kendisinden önce açık heceli bir
sözcüğün bulunması durumunda boğumlanma kararlılığını kaybetmektedir.
Nitekim daha önce belirtildiği üzere böyle bir durumda /b-/’nin başarılı
sesletim oranı keskin bir şekilde %97’den %45’e kadar düşmektedir.
6
2. /b-/ Foneminin ve /b-/>/m- Geieii T Lehçeeidei
Durumu
Diller genel anlamda dudak ünsüzlerinin giriş ünsüzü olarak kullanımı
hususunda seçicidir. Nitekim pek çok dilde söz başında /b-/ veya /p-/ olmak
üzere yalnızca bir tane patlamalı dudak sesi vardır (Clauson, 2017, s. 112). Bu
durum, dillerin ve hatta lehçelerin dudaksıl giriş ünsüzleri konusunda belirgin
eğilimler gösterdiğini ortaya koymaktadır. Dünya dillerindeki fonemik
gelişmelerle ilgili bu kurallar tabii olarak Türkçe içerisinde de örneklendirilebilir.
Buna uygun olarak, Hakas ve Sarı Uygur Türkçelerinde, Türkçe kökenli olup /b-/
ile başlayan kelimelerin giriş ünsüzü genel olarak ötümsüzleşerek /p-/ olmuştur
(Malkoç, 2018, s. 45; Kasapoğlu-Çengel, 2004, s. 90).
7
Yine Çuvaş Türkçesinde
de ötümsüzlük ön plandadır.
8
Tuva ve Kırgız Türkçelerinde ise genel olarak
6
Ayrıca Liberman ve arkadaşları tarafından yapılan fonopsikolojik çalışmalar açık bir şekilde /b/
foneminin kendisinden önce gelen ünlülerden etkilendiğini ortaya koymuştur (1967, s. 450).
7
Hakas Türkçesinde ağı- “havla-“, pah- “bak-“, pala “bala, çocuk”, alçah “balçık”, alı
“baldır”, alı “balta”, par “var” vb. örneklerde de görüldüğü gibi bu lehçede /b-/>/p-/ değişmesi
karakteristiktir (bk. Gürsoy-Naskali vd., 2007, s. 355-405). Aynı durum Sarı Uygur Türkçesi için de
geçerli olup bu lehçede pus "buz", ıın "burun", pasta- "başla-", ba "pas", put "but" gibi
kelimeler karakteristik /b-/>/p-/ değişmesine örnek gösterilebilir (Kasapoğlu-Çengel, 2004, s. 90).
8
Çuvaş Türkçesinde, Türkiye Türkçesinde /b-/’li olan hem alıntı hem de Türkçe kelimelerin
çoğunda /p-/ sesi bulunur. Yani Çuvaş Türkçesi /b-/’yi ötümsüzleştirmektedir: ăckă “bıçkı”,
ăhă “bakır”, ahça “bahçe”, ajk “baykuş”, pajla- “payla-“, pajta “fayda”, papak “bebek”,
par “bez”, par- “ver-“, ă “buz”, ăah- “bırak-“, ăa “pire”, ă “buzağı”, ă- “boz-“, aă
Ensar Kılıç
64
Türkçe kelimelerin girişinde ötümsüz /p-/ sesi tercih edilmemektedir (Clauson,
2017, s. 112; Özeren, 2008, s. 143).
9
Aynı şekilde Eski Türkçede de /p-/ sesi giriş
konumunda genellikle alıntı kelimelerde bulunur (T. Tekin, 2016, s. 65; Eraslan,
2012, s. 69). Görüldüğü gibi Hakas, Sarı Uygur ve Çuvaş Türkçelerinde
ötümsüzlük
10
; Tuva ve Kırgız Türkçeleri ile Eski Türkçede ötümlülük ön
plandadır. Bununla birlikte Çuvaş Türkçesinde genel anlamda ötümsüzleşme
temayülü ağır bassa da “boyun”, aGa “boynuz”, mĭĭh “bıyık” vb.
(Ceylan, 1997, s. 11; Paasonen, 1950, s. 89) kelimelerin art zamanlı
morfolojilerinde genizsil özellik gösteren fonemlerin bulunması, bu lehçede /b-
/>/m-/ gelişmesinin kısıtlı da olsa görülebilmesini sağlamıştır. Ayrıca bazı Türk
lehçeleri yabancı dillerden ödünçledikleri kelimelerin giriş seslerindeki muhtelif
fonemleri /b-/ olarak sesletme eğilimindedir. Örneğin Yakut, Kazak ve Kırgız
Türkçelerinde /v-, p-, f-/ ile başlayan yabancı kökenli kelimelerde, bu sesler
genel olarak /b-/’ye çevrilir: Rus. vopros > Yak. boppuros “problem”, Rus. flag >
Yak. bılaa “bayrak”, Rus. aılka > Kır. baselke “posta kolisi”, Ar. fāl > Kır. ve
Kaz. bal “fal”, Rus. plug > Kaz. blık “saban”, Far. ehleān > Kır. balban, Kaz.
baluvan “pehlivan” gibi (Kirişçioğlu, 1999, s. 36; Akın, 2011, s. 627; Yudahin,
2011; Koç, 2019; Atmaca, 2012, s. 288).
/b/ foneminin Türkçenin yazılı olarak takip edilebildiği dönemden beri ilk
seste bulunabildiği görülmektedir. Eski Türkçede “balıḳ, baş, bir” gibi birçok
kelimede /b-/ fonemine rastlanmaktadır. Türk lehçelerinde genellikle tek heceli
kelimelerde geniş veya düz ünlülerden önce gelen /b-/ foneminin ise
genizsilleşmeye karşı daha dirençli olduğu görülmektedir. Örneğin Türkiye,
Azerbaycan, Türkmen, Özbek, Kırgız, Kazak, Başkurt, Nogay ve hatta Yakut
Türkçelerinde “baş, beş, bir” kelimeleri hep /b-/ ile başlar. İçerisinde /n, ŋ, ń/
bulunan kelimeler bu genellemenin dışındadır. Çünkü bu sesler /b-/>/m-/
gelişmesi için çok güçlü tetikleyicilerdir (bk. Tablo 1).
/b-/ foneminin tek heceli kelimeler dışında da Türk lehçelerindeki
korunumu hâlâ çok kuvvetlidir. Bu durum, Dîvânu Lugâti’t-Türk ile Oğuz,
“batur”, pelce “beşik”, ĕlĕ “bulut”, ĕ “bir”, ĕĕm “bütün”, bin “pin”, lă “balık”, ana
“bacanak”, lcăk “balçık” vb (Paasonen, 1950, s. 94-116; Ceylan, 1997, s. 8-12).
9
Diğer Türk lehçelerinde TT ek i-, porsuk; Özb. pish- “piş-“, pichoq “bıçak”; Kaz. aa
“başmak”, i- “piş-“, ıa “bıçak” gibi birçok örnekte Eski Türkçe ile kıyaslandığında /b-/>/p-/
değişmesine şahit olunurken Kırgız ve Tuva Türkçelerinde, yansıma kelimeler ve Tuva
Türkçesindeki aġa “kurbağa” vb. birkaç kelime haricinde, Türkçe kelimelerde /p-/ sesine
rastlanmamaktadır (bk. Tablo 1; Arıkoğlu vd., 2003, s. 87-88; Özeren, 2008, s. 143).
10
Normalde /b-/ ünsüzünü Türkçe kelimelerde saklamayan Hakas Türkçesinde, ötümsüz diş eti
veya diş eti-damak ünsüzleri ve akıcı ünsüzler sayesinde birkaç Türkçe kelimenin başında /b-/
ünsüzüne rastlanabilmektedir: balık “balık”, baı “gelir”, bamak “potin, çarık” gibi (Gürsoy-
Naskali vd., 2007, s. 65-70).
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
65
Karluk, Kıpçak ve Sibirya lehçelerini örneklemeleri açısından seçilen Altay,
Azerbaycan, Kazak, Kırgız, Özbek, Türkiye, Türkmen ve Yeni Uygur lehçelerinin
68 maddeden oluşan oak kelime nekleminde
11
açıkça görülmektedir.
Nitekim aşağıdaki örnekleme göre /b-/’nin lehçeler bazındaki ağırlıklı korunum
oranı %81.53’tür. Hatta kelimelerden %47.05’inin örneklemdeki lehçelerden
hiçbirinde değişim göstermediği (giriş sesi açısından) saptanmıştır (bk. Tablo 1).
Lehçelere ayrı ayrı bakıldığında ise çağdaş lehçelerden Türkiye Türkçesinin /b-/
ünsüzünü %89.7 ile en yüksek oranda koruduğu, koruyuculuğun en az olduğu
Yeni Uygur Türkçesinde dahi bu oranın %66.17 olduğu anlaşılmaktadır. Türk
lehçelerinde /b-/ sesinin değişme örneklemi aşağıdaki gibidir (Ercilasun vd.,
1991; Ercilasun & Akkoyunlu, 2014; Orucov vd., 2006; Gürsoy-Naskali &
Duranlı, 1999; Dybo vd., 2015; Bayniyazov vd., 2019; Koç vd., 2019; Tekin vd.,
1995; Shaw, 2014; Yudahin, 2011; Yusupova, 2018; Begmetov vd., 2006-2008;
Necip, 2016; Eren, 1999):
Dîâ
Lgâi-
T
Tie
Tçei
Azerbaycan
Tçei
Te
Tçei
Yeni
Uygur
Tçei
Kazak
Tçei
gı
Tçei
Altay
Tçei
baḍram ~
bayram
bayram
bayram
baýram
bayram
meyram
mayram
bayram
bağla-
bağla-
bağla-
bagla-
bağli-
bayla-
baylō
buula-
baḳa
(kur)bağa
(qur)bağa
(gur)baga
paḳa
baḳa
ḳur(baḳa)
baḳa
baḳır-
bağır-
bağır-
bagyr-
vaḳir-
baḳır-
baḳır-
bagır-
11
Lehçeler arası ortak kelime havuzu oluşturulurken yaşanan en büyük sorun hemen hemen tüm
lehçelerde yaygın olarak kullanılan bir kelimenin, bir ya da birkaç lehçede sözlük envanteri
bakımından kullanılmaması ya da kayda geçirilmemiş olmasıdır. Bu nedenle örneklem seçilirken
öncelikle Dîvânu Lugâti’t-Türk’te /b-, m-/ giriş sesiyle bulunan kelimeler merkeze alınmış; bu
kelimelerden Altay, Azerbaycan, Kazak, Kırgız, Özbek, Türkiye, Türkmen ve Yeni Uygur
Türkçelerinin tamamında (aksi belirtilmedikçe ölçünlü dillerde) bulunanlar listelenmiştir.
Devamında fonetik açıdan gerekli farkındalığı yansıtmadığı düşünülen ve aynı kökten türeyen
bazı kelimeler örneklemden çıkarılmıştır. Örneklemde Oğuz grubundan üç, Karluk ve Kıpçak
grubundan iki, Sibirya lehçelerinden ise bir adet lehçe seçilmiştir. Örneklemdeki lehçe sayısının
daha da genişletilmemesinin sebebi, lehçe sayısı arttıkça ortak kelime sayısının azalmasıdır.
Ortak kelime sistemine dayalı dar bir örneklemden elde edilen yüzdelik değerlerin tabii olarak ele
alınan lehçelerdeki yönelim oranlarını kesin olarak vermesi mümkün değildir. Ancak bu oranlar
mukayese ve eğilimin yönü bakımından önemlidir. Ayrıca, kelime listesi hazırlanırken Latin
alfabesi kullanılan lehçelerdeki kelimeler hâlihazırda kullanıldığı şekliyle verilmiştir. Bunun
yanında kalıplaşmış kelime kombinasyonlarının neden olduğu değişmeler giriş konumunu temsil
etmediği için değerlendirmeye alınmamıştır. Örneğin Özbek Türkçesi ağızlarında “qurbaqa”
kelimesinin “qurvaqa” biçimi de vardır. Yine Özbek Türkçesinde “ber-tasvir yardımcı fiil olarak
kullanıldığında aynı durum ortaya çıkmaktadır: kela ber- > kelaver- vb.
Ensar Kılıç
66
bala
bala
bala
bala
bala
bala
bala
bala
baldu
balta
balta
palta
palta
balta
balta
malta
balıḳ
balık
balıq
balyk
bélik
balıḳ
balıḳ
balıḳ
bār
var
var
bar
bar
bar
bar
bar
bar-
var-
var-
bar-
bar-
bar-
bar-
bar-
bas-
bas-
bas-
bas-
baş-
bas-
bas-
bas-
baş
baş
baş
baş
baş
bas
baş
baş
başaḳ
başak
başaq
baş
başaḳ,
maşaḳ
(kaş.
ağzı)
başaḳ,
maşaḳ
maşaḳ
majaḳ
başlan-
başla-
başla-
başla-
başli-
basta-
baştō
baştal-
başmaḳ
başmak
başmaq
başmak
başmaḳ
paspaḳ
başmaḳ
başmaḳ,
başpaḳ
bat-
bat-
bat-
bat-
pat-
bat-
bat-
bat-
bedük ~
beḍük
büyük
böyük
beýik
büyük
büyik
biyik
biyik
beg
bey
bəy
bek
beg
bek
bek
biy
belgü
belgi
bəlgə
belgi
belge
belgi
belgi
bеlğе
ber-, bir-
ver-
ver-
ber-
ber-
ber-
ber-
ber-
beri
beri
bəri
beri
beri
beri
beri
beri
berk
pek, berk
bərk
bek, berk
bek, berk
bek
bek, berk
bek
beşik,
bişik
beşik
beşik
meşik
böşük
beşik
beşik
mejik
bıḍıḳ
bıyık
bığ
myýk
miyiḳ
mıyıḳ
mıyıḳ
mıyıḳ
bıç-
biç-
biç-
biç-
piç-
piş-
biç-
bış-
bıldır
bıldır
bildir
bildir
bultur
bıltır
bıltır
bıltır
bış-
piş-
biş-
biş-
piş-
pis-
bış-
bış-
biçek
bıçak
bıçaq
pyçaq
piçaḳ
pışaḳ
bıçaḳ
bıçak,
bıçağı
bil
bel
bel
bil
bel
bel
bel
bel
bil-
bil-
bil-
bil-
bil-
bil-
bil-
bil-
bilek
bilek
bilək
bilek
bilek
bilek
bilek
bеlеği,
belek
bilezük
bilezik
bilərzik
bilezik
bileyzük,
bileküzük
bilezik
bilerik
bilektüş
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
67
bir
bir
bir
bir
bir
bir
bir
bir
bişinç
beşinci
beşinci
bäşinji
beşinçi
besinşi
beşinçi
bejinçi
bit
bit
bit
bit
pit
bit
bit
biyt
biz
biz
biz
biz
biz
biz
biz
bis
boḍ
"uzunluk"
boy
boy
boy
boy
boy
boy
boy
boḍuġ
boya
boya
boya
boyaḳ
boyav
boyoḳ
buduḳ
boġ-
boğ-
boğ-
boğ-
boğ-
buvındır-
buun-
"boğul-"
boġun
boğum
buğum
bogun
boğun,
boğum
buvın
muun
buu
bol-
ol-
ol-
bol-
bol-
bol-
bol-
bol-
borsmuḳ,
borsuḳ
porsuk
porsuq
torsuk
borsuḳ
borsıḳ
borsıḳ
borsuḳ
boş
boş
boş
boş
boş
bos
bos
boş
boyun,
boyın
boyun
boyun
boýun
boyun
moyın
moyun
moyın
boz
boz
boz
boz
boz
boz
boz
boro
böl-
böl-
böl-
böl-
böl-
böl-
böl-
böl-
böri
börü
böri
böri
"böcek"
böri
böri
börü
börü,
möri
börk
börk
börk
börük
börk
börik
börük
börük
bu
bu
bu
bu
bu
bu
bu
boo
buğu
buğ
bug
buğ
buv
buu
budġay
buğday
buğda
bugdaý
buğday
biyday
biyday
buuday
buġra
buğra
buğra
bugra
buğra
buvra
buura
bura
buḳa
boğa
buğa
buga
buḳa
buḳa
buḳa
buḳa
bulġa-
bula-
bula-
bula-
bulğa-
bılğa-
bulğō
bulga-
bulıt,
bulut
bulut
bulud
bulut
bulut
bult
bulut
bulut
būt
but
bud
but
put
but
but
but
butaḳ,
butıḳ
budak
budaq
pudak
putaḳ
butaḳ
butaḳ
budaḳ
buz-
boz-
poz-
boz-
buz-
buz-
buz-
bus-,
buzuş
"bozuş-"
Ensar Kılıç
68
būz, buz
buz
buz
buz
muz
muz
muz
bus,
mus,
mıs, pus
buzaġu
buzağı
buzov
buzaw
mozay
buzav,
muzoo
buzav
bıza,
bozu
bük-
bük-
bük-
bük-
pük-
büg-
büg-
bük-
bütün
“doğru,
sağlam”
bütün
bütün
bütin
pūtün
bütin
bütün
büdün
men
ben
mən
men
men
men
men
men
meŋ
"yüzdeki
benek"
ben
bənək
meň
meŋ
meŋ
meŋ
meŋ
miŋ
bin
min
müň
miŋ
mıŋ
miŋ
mıŋ
miŋi
beyin
beyin
beýni
miŋe
mıy
mee
monçuḳ
boncuk
muncuq
monjuk
monçaḳ
monşaḳ
monçoḳ
monşaḳ
mün-
bin-
min-
mün-
min-
min-
min-
min-
müŋüz
boynuz
buynuz
buýnuz
müŋgüz
müyiz
müyüz
müüs
Örneklemdeki değişmeye ait frekanslar ve /b-/ sesinin korunma yüzdesi
7
(%89.7)
7
(%89.7)
10
(%85.29)
10
(%85.29)
23
(%66.17)
17
(%75)
13
(%80.88)
14
(%79.41)
Örneklemdeki /b-/>/m-/ değişmesi yaşayan sözcük sayıları ve lehçedeki tüm
değişmelere oranı
7
(%100)
0
(%0)
4
(%40)
7
(%70)
11
(%47.82)
13
(%76.47)
13
(%100)
14
(%100)
/b-/>/m-/ değişmesi geçiren kelimelerin tüm kelimelere oranı
%10.29
%0
%5.88
%10.29
%16.17
%19.11
%19.11
%20.58
Tablo 1: Türk lehçelerinde /b-/ sesinin değişme örneklemi
Yukarıdaki tablodan da hareketle yapılabilecek diğer değerlendirmeler
şunlardır:
Tablodaki veriler dikkate alındığında, /m-/ fonemi /b-/’nin en çok
dönüştüğü sestir. Nitekim /b-/>/m-/ değişmesinin tüm değişmeler içerisindeki
payı %69.91’dir. Ayrıca, bu örnekleme dâhil olan ve /b-/ ile başlayan
kelimelerin yaklaşık sekizde biri (%12.90), /b-/>/m-/ değişmesi yaşamıştır. Bu
oran, Dîvânu Lugâti’t-Türk’te %10.29, Türkiye Türkçesinde %0, Azerbaycan
Türkçesinde %5.88, Türkmen Türkçesinde %10.29, Özbek Türkçesinde %14.70,
Yeni Uygur Türkçesinde %16.17, Kazak Türkçesinde %19.11, Kırgız Türkçesinde
%19.11 ve Altay Türkçesinde ise %20.58’dir. Mevcut veriler, Sibirya
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
69
lehçelerinden Altay Türkçesi ve Kıpçak lehçeleri olan Kazak ve Kırgız
Türkçelerinin /b-/>/m-/ değişmesine en yatkın lehçeler olduğu izlenimini
vermektedir. Bu örneklemde, Karluk lehçeleri olan Özbek ve Yeni Uygur
Türkçeleri ise /b-/>/m-/ değişmesi hususunda Kıpçak lehçelerinden daha az,
Oğuz lehçelerinden ise daha fazla örnek barındırmaktadır. Daha önce de
bahsettiğimiz üzere ötümsüzlüğü ön plana çıkaran Çuvaş Türkçesi sayılmazsa,
genizsilleşme eğilimi en az olan lehçeler Oğuz grubundandır.
12
Oğuz grubu açısından bakıldığında kademeli olarak Azerbaycan ve Türkmen
Türkçelerinde artan genizsilleşme bu iki lehçeyi genizsilleşme açısından Oğuz
dışı lehçelere bir nebze yakınlaştırmaktadır.
13
Türkiye Türkçesi ve Türkiye
Türkçesine yakınlığıyla bilinen Gagavuz Türkçesi ise /b-/>/m-/ değişmesine
karşı oldukça dirençlidir.
14
Bu iki lehçedeki /b-/>/m-/ değişmesine karşı direncin
en önemli kanıtı diğer Türk lehçelerinin aksine ben” zamirinin giriş sesindeki
/b-/ ünsüzünün Anadolu ağızlarının ekseriyeti de dâhil olmak üzere korunmuş
olmasıdır. Nitekim ölçünlü Türkiye Türkçesindeki Türkçe kökenli kelimelerde
çoğunlukla /m-/ sesi bulunmamaktadır (Ergin, 2008, s. 59). /m-/ sesinin
bulunduğu kelimeler genellikle ödünçlemedir. Bununla birlikte Anadolnn
doğda Van Bili M Ka-Teekeme baıda Afon Mania Adın e eki
baı Tkmen ağılaında Eki Tkçede de oldğ gibi ilk hecei genel bi
nle kaanan ea kelime içinde genel bi n blnan lede n ee
b->m- değimei gl ben men beñi meñi bıña mıña anca
manca biñ miñ binek aı minek aı bnñ mnñ amak māmak
vb (Korkmaz, 2007, s. 95). Ayrıca /m-/ sesinin bulunduğu “menekşe” ve
“menteşe” kelimeleri, Farsça asıllarının /b-/’li olması ve bu kelimelerin Türkiye
12
/b-/ ile başlayan kelimeleri genel anlamda ötümsüzleştiren Hakas Türkçesinde /b-/ korunumu
çok düşük olsa da bu durum bütün kelimelerin /p-/ ile sesletildiği anlamına gelmez. Nitekim
Dîvânu Lugâti’t-Türk’te /m-/ sesiyle rastlanan kelimelerin birçoğu Hakas Türkçesinde de bu
şekildedir. Örneğin mii “beyin”, min “ben”, miŋ “ben, hal”, mn- “bin”, moncıh “boncuk”, m
“boynuz” vb (Gürsoy-Naskali vd., 2007, s. 291-311).
13
Oğuz grubuna dâhil olan Azerbaycan ve Türkmen Türkçesinde, Türkiye Türkçesinde /b-/ giriş
ünsüzüne sahip “ben, bin, bin-gibi kelimeler de /b-/>/m-/ gelişmesi gösterir. Bununla birlikte
/ŋ, n/ seslerinin gerileyici etkisinin az olduğu kelimelerde bu eğilim Oğuz dışı lehçelere göre
sınırlıdır. Örneğin Türkiye Türkçesinde /b-/’li sesletilmesine rağmen birçok Türk lehçesinde /m-
/’li şekilleri görülen “boyun, beyin, bol” gibi kelimeler, Azerbaycan ve Türkmen Türkçelerinde de
giriş sesinde /b-/ barındırmaktadır. Bununla birlikte Türkmen Türkçesindeki Türkçe kökenli
kelimelerde de uzun ünlülerin bulunması bu lehçenin Azerbaycan Türkçesine kıyasla /b-/>/m-/
değişmesine olan eğilimi artırmaktadır. Örneğin Azerbaycan ve Türkiye Türkçesindeki “böcek”
kelimesi Türkmen Türkçesinde “mȫcek” biçimindedir.
14
Oğuz lehçeleri içinde Tkie Tkçeine game e ck olm bakımından en akını
Gaga Tkçeidi Haa kimi Tkologlaa ge Gaga Tkçei Tkie Tkçeinin Rmeli
ağılaından aılabilecek bi ağı elliği gemekedi (Kurt & Demir, 2016, s. 69).
Ensar Kılıç
70
Türkçesinde /b-/>/m-/ dönüşümüne uğraması yönüyle ilginçtir.
15
Bu
kelimelerdeki ikinci hece başı ünsüzü olan /-n-/’nin bu değişmeye ortam
hazırladığı anlaşılmaktadır. Türkçe olup /m-/ ile başlayan “mırılda-, mırıldan-,
mırla-, mırın (kırın), mışıl mışıl, mışılda-” gibi kelimeler yansımadır.
16
Bunun
dışında /b-/>/m-/ değişmesi hususunda değerlendirilebilecek kelimeler “mele-
17
, malak, mıhlama, mayış-ve kökeni tartışmalı olan “minder”dir.
18
“Minder”
kelimesi ile ilintili olabilecek ve Dîvânu Lugâti't-Türk’te kayda geçirilen mında
mnda “ipekle süslenmiş gelin odası” ve mında “ipek” biçiminde olmak
üzere iki farklı kelime bulunmaktadır (Ercilasun & Akkoyunlu, 2014, s. 765-766;
Zieme, 1997, s. 149-152). Yine Moğolcada ipekle ilişkili mindasu(n) “işlenmemiş
ipek” kelimesi vardır (Lessing, 2003, s. 842). Ayrıca “mındatu” kelimesi
Maitrisimit’te “bandatu” olarak geçmektedir (Zieme, 1997, s. 149-152). Hem
Türkçe hem de Moğolcadaki bu benzer sözcükler ticaret kelimeleridir (Zieme,
1997, s. 149-152). Muhtemelen İpek Yolu ticareti üzerinden yayılan bu
kelimeler henüz Eski Uygur Türkçesinde /b-/>/m-/ değişmesine uğramıştır.
Daha sonra anlam değişmesine uğrayan bu türevler “yaslanmaya yarayan şilte”
anlamıyla Oğuz grubuna da /m-/’li şekliyle geçmiştir. Bununla birlikte Gülensoy,
“minder” kelimesinin Dîvânu Lugâti't-Türk’te geçen “mündaru” ile
karşılaştırılması gerektiğini düşünmekte ancak Räsänen ve Egorov ile birlikte bu
kelimenin etimolojisini Türkçe “bin-fiiline dayandırmaktadır (Gülensoy, 2011,
s. 602).
/b-/>/m-/ değişmesiyle ilgili lehçe gruplarının gösterdiği eğilimlere geniş bir
pencereden bakıldığında, aynı gruba dâhil olan lehçelerin /b-/>/m-/
değişmesine olan yatkınlıkları açısından büyük ölçüde tutarlılık gösterdiği
anlaşılmaktadır. Hatta /b-/ sesinin bazı kelimelerdeki gelişmesi gruplar arasında
ayrım ve gruplandırılma yapmaya elverişlidir. Örneğin “boyun” kelimesi Oğuz
ve Karluk grubunda giriş ünsüzü olarak /b-/’yi tercih ederken Kıpçak grubu ise
15
Örnekte verilen “menteşe” kelimesi Far. “bendkeşe”den, “menekşe” ise Far. “benefşe”den
ödünçlenmiştir (Akalın vd., 2011, s. 1651-1653). Bunun zıddı şekilde Türkiye Türkçesinde Far.
mbā  bmba “kalın bağırsak, kalın bağırsaktan yapılan yemek” (Akalın vd., 2011, s. 411)
örneğinde olduğu gibi kelime ortasındaki /-b-/’nin etkisiyle /m-/>/b-/ değişmesi de meydana
gelebilmektedir.
16
Bunun yanında eklerin kelimeleşmesi suretiyle oluşan bazı yapılarda da ilk seste /m-/’ye
rastlanabilmektedir: “mışçasına ilişki, mış gibi yap-“ vb (Tolkun, 2019, s. 1599).
17
Her ne kadar bu kelime yansıma olsa da Dîvânu Lugâti’t-Türk’te bēle- “mele-(Ercilasun &
Akkoyunlu, 2014, s. 582) biçiminde rastlanan bu fiilin giriş sesinin Türkiye Türkçesinde uzun /-ē-/
ünlüsünün etkisiyle genizsilleştiği düşünülebilir. Uzunluğun genizsilleşmeye etkisi için “Basınç
Tasarrufu ve Akıcılık Uyumu” bahsine bakınız.
18
“Malak” kelimesi için “Fonosemantik Kaçınma”, “mıhlama” kelimesi içinse “Basınç Tasarrufu ve
Akıcılık Uyumu” bahislerine bakınız.
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
71
/b-/ ünsüzünü genizsilleştirmektedir. Yine “boynuz” kelimesi tüm Oğuz
lehçelerinde /b-/ giriş sesini korurken, diğer tüm gruplarda giriş sesini
genizsilleştirmiştir. Bununla birlikte /b-/ foneminin gelişmesi hususunda genel
resme değil, tek tek kelimelere bakılmaya devam edildiğinde lehçe grupları
bazında keskin hatlarla çizilmiş, tam kararlılık gösteren bir algoritma
bulunamayacaktır. Örneğin her ikisi de Karluk grubunda olmasına rağmen Yeni
Uygur Türkçesinde “buzağı” kelimesi “mozay” biçimindeyken, Özbek
Türkçesinde bu kelime bazı Anadolu ağızlarında da bulunan buzoq”
şeklindedir.
19
Bu durum genizsilleşme dışındaki değişmelerde de
yaşanmaktadır. Örneğin Türkiye Türkçesi gibi Oğuz grubuna dâhil olan Türkmen
Türkçesinde, Türkiye Türkçesinin aksine “budak” kelimesinin ilk sesi
ötümsüzdür. Türkmen Türkçesindeki “pudak” kelimesinin giriş sesi, bir Karluk
lehçesi olan Yeni Uygur Türkçesi ile daha yakındır. Tıpkı lehçeler arası
farklılaşmalar gibi, /b-/ foneminin aynı lehçe içerisinde alofonlaşması da sık
rastlanan bir durumdur. Örneğin Altay Türkçesinde /b-/ ve /m-/ sesleri çoğu
defa çok şekillidir: Tablo 1’deki b mı m  “buz” örneğinin dışında
baaı  maaı “yiğit”, baan  maan “çadır”, busta- ~ musta- “böğür-“ (bk.
Gürsoy-Naskali & Duranlı, 1999; Dybo vd., 2015) vb. kelimelerde de /b-/
fonemindeki alofonlaşma sürecinin canlılığını hâlihazırda devam ettirdiğini
gösteren çok şekillilik mevcuttur.
20
Bu çok şekillilik ağızlarda daha da ön plana
çıkmaktadır. Örneğin Türkiye Türkçesinin ölçünlü dilindeki “pınar” kelimesi
Mersin, Antalya ve Muğla’nın bazı bölümlerinde “muŋar” (Korkmaz, 2007, s.
95); İzmir Bornova ağzında ise “bınar” şeklinde sesletilmektedir.
21
Lehçeler arası değerlendirmedeki bir diğer husus ayrıksılaşmadır. /b-/’nin
kısıtlı sayıda lehçede, diğer lehçelerin tamamına yakınından ayrıksılaştığı çok
sayıda örnek vardır. Örneğin Kırgız Türkçesi, Türk lehçelerinin genelinde
korunan “boğum” kelimesinin giriş sesini genizsilleştirmiş, böylelikle kelime
“muun” biçiminde sesletilmiştir. Bu konuda en çok veri sağlayan lehçelerden
biri ise %33,82’lik oranla örneklemde /b-/’yi en çok değiştiren lehçe olan Yeni
Uygur Türkçesidir. Diğer Türk lehçelerinin genelinde “bat-, bit, but, bük-,
bütün” gibi kelimelerin giriş ünsüzlerinin korunmasına rağmen Yeni Uygur
Türkçesi -kelimelerde bulunan ötümsüz ünsüzlerin de etkisiyle- bu kelimelerin
giriş sesini ötümsüzleştirmektedir.
19
Burdur, Trabzon, Rize, Manisa, Kütahya, Zonguldak ağızlarında kelimenin "buzak" biçimi
bulunmaktadır (Vardarlı vd., 1965, web).
20
Bunun sebebi bu lehçelerin geç dönemde yazıya geçmesi sonucunda farklı alofonik eğilimlerin
uzun süre bir arada yaşamasıdır.
21
Ayrıca “bınar” türevinin yanında, kelime “bunar” ve “buŋar” şekillerinde de yaşamaktadır
(Vardarlı vd., 1965, web).
Ensar Kılıç
72
/b-/’nin gelişmesiyle ilgili ikili lehçe mukayeselerinde birçok kez fonetik bir
asimetrinin bulunduğu rülmektedir. Örneğin Türkmen Türkçesi “boynuz”
kelimesinin giriş ünsüzünü aynen muhafaza ederken Kazak, Kırgız, Özbek ve
Yeni Uygur Türkçeleri bu kelimenin ilk sesini genizsilleştirmektedir. Bunun tam
zıddı şekilde bu dört lehçenin ölçünlü dili “beşik” kelimesinin ilk sesindeki /b-
/’yi korurken bu kez Türkmen Türkçesi “beşik” kelimesinin giriş ünsüzünü
genizsilleştirmiştir. Türk lehçelerinde bu durumla ilgili çok daha fazla örnek
bulmak mümkündür. Örneğin, Türkiye Türkçesindeki “bıçak” kelimesi Tatar
Türkçesinde “pıçaḳ” biçimindedir; buna rağmen Türkiye Türkçesindeki
“parmak” kelimesine Tatar Türkçesinde “barmaḳ” şeklinde rastlanır (Dwyer,
2007, s. 2012). Bu fonemik asimetriler /b-/ foneminin Türk lehçelerindeki
gelişmesinin özellikle kendisiyle yakın ünlüler, genizsil veya diş eti ünsüzleriyle
bağıntılı çok yönlü bir fonemik yarılma sürecinde gerçekleştiğini
göstermektedir. Nitekim Saraç tarafından Türkiye Türkçesindeki ünsüzler
üzerine yapılan bir çalışmada, aynı ünsüze ait farklı ünlülü kombinasyonların
muhtelif burunsalık özellikleri taşıdığı belirlenmiştir (2010, s. 40-69).
3. /b-/>/m- Değiesinin Fonolojik Sebepleri
Fonolojik bağlamda /b-/ sesi Türkçe için mutasyon geçiren bir ünsüz değil,
bulunduğu konumun özelliğine göre değişen, buna bağlı olarak da giriş sesinde
genizsilleşme, sızıcılaşma ve ötümsüzleşme temayülleri gösteren bir
fonemdir.
22
Bu fonemin ilk seste /m-, p-, t-, v-/ seslerine dönüşebildiği, aynı
zamanda bazı hâllerde de eridiği görülmektedir.
23
Nitekim Türkçede /b-/>/m-/
değişmesi sonucunda oluşan genizsilleşmeye sebep olan etkileşim sesleri /(ḍ>)
y, ġ, g, (ş>) j, ḳ, k, l, m, n, ŋ, ń, r, z/’dir. Bunun yanında uzun ünlüler ve sporadik
olarak ötümsüz ünsüzler de genizsil etkileşimde bulunabilmektedir. Türk
lehçelerinde /b-/>/m-/ değişmesinin oluşmasında beş farklı fonolojik nedenin
yanında fonosemantik kaçınma etkilidir
3.1. Geii Üei Geieici Yaı Beeei
Söz başındaki /b-/ dudak ünsüzü, kendisini izleyen genizsil bir ünsüzün
etkisiyle /m-/’ye dönüşür (Atıcı, 2015, s. 103; Gülsevin, 2013, s. 54).
24
Burun
22
Ünsüz mutasyonu, bir ünsüzün yalnızca bulunduğu konumun etkisine bağlı kalmaksızın frekans
değerinin güçlenmesi, zayıflaması veya burunlaştırılması şeklinde üç farklı süreci kapsar
(Grijzenhout, 2011, s. 1537-1541). Türkçede /b-/ sesinin gelişmesi ise bulunduğu gramatik
konumlarla bağlantılıdır.
23
/b-/>/t-/ Türkçe için nadir bir ses değişmesi olup Türkmen Türkçesindeki torsuk “porsuk”
kelimesinde bulunur.
24
Özdemir’e göre, alaıcı n b ei ck baında baı dmlada ııcı bi e  ea m
fark etmez bu durumda) olmaa olanmakadı (bk. 2015, s. 131). Sultanzade ise Özdemir’in bu
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
73
yolunu kullanan damak /ŋ/’si,
25
palatal /ń/, d eti /n/’si (alveolar /n/) veya
/m/’nin (tam benzeşmeye neden olur) /b-/’yi gerileyici benzeşme sonucunda
/m-/’ye dönüştürmesi fonolojik açıdan genizsil ünsüzlerin güçsüzlüğüyle
açılanabilir (Kılıç, 2018, s. 262). Fant’a göre, bn nlei akik açıdan
enerjileinin aıflığı e ellikleinin ilei deecede değikenlik gemeile
diğe konma eleinden aılı B nlein akik aıında ak e
bn bolklaında olan fomanlaın anı ıa ağı bolğnda olan
anifoman e alı (akt. Kılıç, 2018, s. 263).
26
Bu seslerin hece sonlarında
bulunması veya vurgusuz orta hece ünsüzü konumunu işgal etmesi, kelime
başlarında bulunan ötümlü ve dudaksıl /b-/ ünsüzünü, fonolojik olarak güçsüz
olan genizsil fonemlerin neden olduğu formant uyumsuzluğu neticesinde
aşındırmaktadır. Çünkü genizsil ünsüzler komşusu konumundaki bütün
ünlülerin giriş frekanslarının azalmasına neden olmaktadır (Kılıç, 2018, s. 265).
Böylelikle ünlülerin boğumlanmasında oluşan bu güçsüzlük giriş ünsüzü olan
/b-/’ye kadar sirayet etmekte, basınçlı bir şekilde ağız yoluyla boşaltılması
gereken hava, genliği artmış bir şekilde burundan tahliye edilmektedir.
Türk lehçelerinde /b-/’nin en çok fonolojik etkileşim kurduğu sesler damak
/ŋ/’si ve diş eti /n/’sidir. Bu iki sesin girişteki /b-/ ile etkileşimi daha Eski
Türkçede maŋa “bana”, men “ben”, meŋ “ben, benek”, meŋgi “ebedi”, meŋi
“beniz”, meŋe- “benzet-”, min- “bin-“, miŋ “bin”, ming “binek hayvanı,
monç mnçġ “boncuk, inci”, mŋ kede bnalım, mŋe- “böğür-vb.
kelimelerde açıkça görülmektedir (bk. Caferoğlu, 2015, s. 127-134). Bu durum
Türk lehçeleri için çok güçlü bir temayüldür. Bu temayülün Türk lehçelerinde en
geniş yayılım gösteren örneklerinden biri ise 1. kişi zamiridir.
27
iddiasının yanlış olduğunu, /b/’nın sızıcılaşmasının kelime onnda e eklede ellikle de iki nl
aaı ineokal konmda meydana gelen bir hadise olduğunu belirtir (bk. 2016, s. 9).
25
Tüm damak ünsüzleri /ŋ/ gibi burun yolunu kullanmadığından, diğer damak ünsüzlerinin /b-
/>/m-/ değişmesini tetikleme kapasitesi /ŋ/’ye göre çok düşüktür. Diğer damak ünsüzlerinin bu
değişmeye neden olduğu örneklerden biri Türkiye Türkçesinde bke “yiğit, pehlivan” olarak
sesletilen kelimenin, /b-/’yi büyük oranda değiştiren Hakas Türkçesindeki “möke ~ mökö”
(Gürsoy-Naskali vd., 2007, s. 308) biçimidir. Bunun yanında Anadolu ağızlarında “bağa” ve “baga”
gibi türevlere sahip olan ve “kaplumbağa, kurbağa yavrusu” vb. anlamlara gelen kelime Tokat ve
Konya ili ağızlarında “maka” (Vardarlı, 1997, s. 3107) biçiminde yaşamaktadır.
26
Bn nlei akik açıdan nllee çok bene Kom nlleden enejileinin alığıla
aılı (Kılıç, 2018, s. 263).
27
Bu değişme zamirin barındırdığı diş eti /n/’si ve eklemlendiği /ġ, g, n, ŋ/ seslerini barındıran
eklerin etkisiyle meydana gelmiştir. Nitekim Türkiye ve Gagavuz Türkçeleri dışındaki lehçelerin
neredeyse tamamında “ben” zamirinin giriş ünsüzü /m-/’ye dönüşmüştür. Böylelikle dilde çok
tüketilen yapılardan biri olan 1. kişi zamirinin özellikle geniz ünsüzleriyle birlikte boğumlanması
için gereken fiziksel çaba en aza indirilmiştir.
Ensar Kılıç
74
1. kişi zamirindeki genizsil ünsüzün /b-/ üzerindeki etkisi dışında, bu
zamirdeki /b-/>/m-/ değişmesinin kök-ek birleşimlerinin analojik etkisine
dayanan iki temel tetikleyicisi daha vardır. Bunlardan ilki zamire eklenen ve
dilde çok tüketilen belirtme ve ilgi hâli eklerinin içerisinde bulunan /i/
ünlüsünün burunsalık değeriyle alakalıdır. /i/ ünlüsü diğer ünlülere göre
Türkçede çok daha yüksek bir burunsallık yüzdesine sahiptir (Saraç, 2010, s.
50). Bunu destekler nitelikte, 1. kişi zamirinde /b-/>/m-/ değişmesi görülen
birçok lehçede, zamirdeki ünlünün genizsilleşmeye uygun olarak dar ünlülü
kullanıldığı görülmektedir (bk. Tablo 2). İkinci olarak, Eski Türkçede yönelme
hâli ekinin kişi zamirlerine eklenmesi esnasında rastlanan /-ng-/ fonemik
birleşmesinin genizsilliği artırması, /b-/>/m-/ gelişmesi için diğer bir analojik
tetikleyicidir. Nitekim bu iki tetikleyici geniz ünsüzünün baskın etkisini yalnızca
tali yoldan desteklemektedir. Daha önce bahsedildiği gibi genizsil ünsüzün bu
zamir üzerindeki özgül etkisi o denli yüksektir ki, Türk lehçelerinde, eskicil
“*bi+” zamir kökü ve “bu” işaret zamirinin
28
/-n-, -ŋ-/ ünsüzleriyle etkileşmediği
durumlarda, /b-/>/m-/ değişmesine dair fonetik eğilimin azaldığı açıktır.
Örneğin Çağatay Türkçesinde 1. kişi zamiri “min" iken, bu zamirin çokluğu “biz"
biçimindedir (Eckmann, 1988, s. 230-231). Yine Çağatay Türkçesinde işaret
zamiri “bu", /n/ ile başlayan bir ek almadığı müddetçe giriş ünsüzü /b-/’yi
korumaktadır: “bu, bular” vb. Bunun aksine, “bu” zamirinden sonraki herhangi
bir konumda /n, ŋ/ ünsüzleri sesletildiğinde, /b-/ genizsilleşerek /m-/’ye
dönüşmektedir (Eckmann, 1988, s. 230-231). Tıpkı diğer lehçelerde olduğu gibi
Türkiye ve Gagavuz Türkçelerinde de bu zamirler yer yer /n/ ile etkileşimli
fonolojik bağlamlarda bulunmalarına rağmen bu lehçelerdeki “ben” ve “bu”
zamirlerinde /b-/>/m-/ değişmesinin karakteristik olmaması 1. kişi zamiriyle
ilgili irdelenmesi gereken bir diğer boyuttur. Oysaki Eski Anadolu Türkçesinde
tam anlamıyla /b-/’li şekillerin hâkimiyetinin söz konusu olmadığı bilinmektedir.
Eski Anadolu Türkçesinde genizsil benzeşme sonucu men “ben", mana “bana",
miŋ “bin", mnça “bunca", mndaģ “bunun gibi" ve munlar “bunlar" gibi
örneklere şahit olmak mümkündür (Mansuroğlu, 1988, s. 256).
29
Bahsi geçen
bu meseleye yanıt bulabilmek için 1. kişi zamirinin Türk lehçelerindeki durumu
28
“Bu” işaret zamiri hâl eki aldığında birçok lehçede tıpkı 1. kişi zamiri gibi /b-/>/m-/ değişmesine
girer. Azerbaycan Türkçesi ise her ne kadar 1. kişi zamirinin ilk sesinde /b-/>/m-/ değişmesini
gösterse de “bu” zamirini gerek çağdaş gerekse tarihî çekimleri de dâhil olmak üzere /b-/ giriş
fonemiyle sesletmektedir, bu yönüyle Türkiye Türkçesine yakınlaşmaktadır (Yıldız, 2017, s. 209).
Aynı durum Oğuz grubuna ait birtakım özellikler gösteren ancak bir Kıpçak lehçesi olan Karay
Türkçesinde de mevcuttur (S. Gülsevin, 2013, s. 207).
29
Bu örnekler Doğu Türkçesi yazı geleneğinin bir yansıması olarak kabul edilebilir (Korkmaz, 1995,
s. 296-298). Ancak bu durumda bile bahsi geçen yazı geleneğinin sürdürülmemiş olması, Eski
Anadolu Türkçesinin genizsilleşmeye karşı direncini göstermektedir.
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
75
aşağıdaki tabloda verilmiştir (bk. Kocasavaş, 2004, s. 83-149; bk. Ercan, 2016, s.
147-148; bk. Eckmann, 2017, s. 87; bk. Eckmann, 1988, s. 230-231; bk. Ersoy,
2017, s. 276; bk. Eraslan, 2012, s.242-244; bk. Özkan, 1996, s. 138; bk.
Hacıeminoğlu, 2013, s. 33-34; bk. Gülsevin, 2016, s. 71; bk. Uygur, 2007, s. 577;
bk. Kara, 2007, s. 262; bk. Tekin, 2016, s. 111-112; bk. Kirişçioğlu, 1999, s. 87-
88; s. 772; bk. Gabain, 1988, s. 92; bk. Mansuroğlu, 1988, s. 261; bk. Ata, 2002,
s. 67; bk. Yazıcı-Ersoy, 2007b, s. 382):
30
Tie Tçei
ben
bana
Beni
benim
Altay Türkçesi
men
mege ~ mee ~ maa
meni
meniŋ ~ meŋ
Azerbaycan Türkçesi
men ~ nadir ben31
mene
meni
menim ~ nadir
benim
Başkurt Türkçesi
min
miŋe
min
minŋ
Codex Cumanicus
men
maŋa ~ maġa ~ maa
meni ~ menimni
meniŋ ~ menim ~
menüm
Çağatay Türkçesi
min
maŋa
mini
meniŋ ~ miniŋ
Çuvaş Türkçesi
ep ~ epĭ
mana
mana
man(ĭ)n
E. Uygur Türkçesi
men ~ min
maŋa
meni ~ mini
meniŋ ~ miniŋ ~
meneŋ
Eski Anadolu Türkçesi
ben32
baŋa ~ maŋa
beni ~ bini ~ meni
benüm ~ binüm ~
benüŋ ~ menüm
Gagavuz Türkçesi
bän
bana
beni
benim
Halaç Türkçesi
men
meŋe
meni
menüm
Harezm Türkçesi
men
maŋa
meni ~ mini
meniŋ ~ miniŋ ~
menim ~ minim
Karaçay Türkçesi
men
menŋe ~ maŋŋa ~
manna
meni
meni
Karahanlı Türkçesi
men ~ min ~
nadir ben33
maŋa
meni ~ mini
meniŋ
30
Tablo 2’deki zamirler ve çekimlerinin yazımında hâlihazırda Latin alfabesini kullanan lehçeler
için resmî imla esas alınmıştır.
31
Kocasavaş, “ben” şeklinin Latin alfabesinin kabul edilmesi sonucu Türkiye ile etkileşimin bir
sonucu olabileceğini belirtmektedir (2004, s. 97).
32
Eski Anadolu Türkçesinde bu zamir yalın hâldeyken “ben” biçiminde kullanılmış; bununla
birlikte ek aldığında hem /b-/ hem de /m-/’li sesletimlere rastlanılmıştır (Kocasavaş, 2004, s. 94).
33
Dîvânu Lugâti’t-Türk’te yer alır.
Ensar Kılıç
76
Karaim Türkçesi
(Troki ağzı)
men
maya ~ ma
meni
menim
Karakalpak Türkçesi
men
mağan
meni
meniŋ
Kazak Türkçesi
men
maġan
meni
meniŋ
Kazan Tatar Türkçesi34
min ~ nadir ben
miŋa
mine
minem ~ benem
Kırgız Türkçesi
men
maġan ~ maġa
meni
menin
Kırım Tatar Türkçesi
men35 ~ nadir ben
maŋa ~ mā ~ nadir
baŋa
meni ~ beni
(osmanlı tesiri)
menim ~ benim ~
meniŋ ~ nadir
menem ~ menin
Köktürkçe
ben ~ men36
baŋa ~ maŋa
bini
beniŋ ~ meniŋ
Kumuk Türkçesi
men
maġa
meni
meni
Memlûk Kıpçak Türkçesi
men
maŋa ~ maa
meni
menim
Osmanlı Türkçesi
ben37
baŋa ~ maŋa ~ bana
beni
benim
Oyrat Türkçesi
men
mege
meni
menin
Özbek Türkçesi
men38
menga
meni
mening
Soyon Türkçesi
men
meŋē ~ mē
-
mēŋ
Şor Türkçesi
min
maġa ~ mā
meni
mēŋ
Türkmen Türkçesi
men
maňa
meni
menin
Y. Uygur Türkçesi39
män
maŋa
meni
meniŋ
Yakut Türkçesi
min
mieḫe ~ mieḫeğe
miigin
miene
Tablo 2: 1. kişi zamirinin lehçelerdeki durumu
Tablodan da görüleceği üzere 1. kişi zamirinin çekimlerindeki /(ng>)-ŋ, -ŋ-/
foneminin tam olarak akıcılık yönünde çözüldüğü sadece üç lehçe vardır:
Türkiye, Gagavuz ve Çuvaş Türkçeleri. Bunun dışında kalan lehçelerin
34
Kazan Tatar Türkçesine ait bazı metinlerde de Anadolu sahasıyla benzer yapılar
görülebilmektedir: ben “ben”, benem “benim” (Tolkun, 2015, s. 414).
35
Daha fazla kullanılan şekil “men”dir.
36
Daha fazla kullanılan şekil “men”dir.
37
Eski Anadolu Türkçesinden sonra “men” şekli çok büyük oranda kaybolur (Kocasavaş, 2004, s.
95).
38
Özbek Türkçesinde, 1. kişi zamiri “men” biçimindedir, bununla birlikte zamire ait ünlü orta
uzunluk göstermektedir (Aripov 2019, s. 10733).
39
Yeni Uygur Türkçesinde 1. kişi zamiri ve çekimlerinde bulunan /ä/ ünlüsü Türkiye Türkçesindeki
/e/ ünlüsünden daha geniş ve açıktır. Transkripsiyonda /e/ olarak gösterilen ses ise Türkiye
Türkçesindeki /e/ ile mukayese edildiğinde daha kapalı ve dardır (Yazıcı-Ersoy, 2007b, s. 365).
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
77
tamamındaki 1. kişi zamirinin çekimlerinde /ŋ/ ya hâlâ yaşamaktadır ya da bu
lehçelerde damaksıllığı ödünleyebilecek ikincil /ġ, g/(>/ø/) sesleri mevcuttur.
Ayrıca Kırım coğrafyasında Osmanlı’nın yoğun siyasi nüfuzu neticesinde Türkiye
sahasına özgü bazı yapılar ve ses özellikleri Kırım Tatar Türkçesine (Kırım Tatar
Türkçesi üzerinden dolaylı olarak da Kazan Tatar Türkçesine) sirayet etmiştir
(Tolkun, 2015, s. 414; Erkan, 2015, s. 113).
40
Tabloda da görüldüğü gibi 1. kişi
zamiri bu iki lehçede genel olarak “men ~ min” biçiminde olsa da bu zamirin
“ben” şekli de vardır.
Çuvaş Türkçesinde belirli bir oranda görülen tam akıcılaşma (kayıcılaşma)
temayülü Türkiye ve Gagavuz Türkçelerinde daha güçlü bir eğilimdir.
41
Bu
lehçelerde belirtme hâli ekinin fonetik çatışma yaşadığı durumlarda dahi
çoğunlukla /-n-/ sesinden yararlanılmaz, bunun yerine yardımcı ünsüz
görevindeki yarı ünlü /-y-/ kullanılır, damaksıllık azalır ve kayıcılık ön plana
çıkar; böylelikle kelime ortasında kalan /-n-/ seslerinin frekansları iyice
zayıflayarak /-n-/ sesinin diğer seslere etkisi de iyice azalır.
42
Bir başka ifadeyle
Türkiye ve Gagavuz Türkçeleri ekleşme sırasında [-n-] alofonlarını birçok kez
uygun bir formant olarak kabul etmez.
43
Ayrıca bu lehçelerdeki 1. kişi zamirinde
ve bu zamirin ulandığı eklerdeki /-ŋ, -ŋ-/ sesleri, akıcılığın ön plana çıkmasıyla
ġ gleme eğilimi
44
göstermediğinden, bunun yerine /-ŋ-/ için /b-/ sesinin
boğumlanmasını daha da kolaylaştıracak akıcı veya hırıltılı hece ortası ünsüzleri
ortaya çıkmıştır: bahan baan behen beğen bana” vb (Daşdemir 2008, s. 2-
3). Hatta bu durum Anadolu ağızlarının bazılarında öyle bir hâl almıştır ki 1. kişi
40
Kazan, 1552’den sonra Rus işgaline girse de Kırım uzun süre Osmanlı egemenliğinde kalmıştır;
Kazan ile de güçlü siyasi ve kültürel bağlar kurmuştur (Kireççi & Tezcan, 2015, s. 20-41).
41
Çuvaş Türkçesinde ilgi hâli çekiminin son sesinde /-n/ sesinin korunması, /b-/’nin maruz kaldığı
burunsal etkiyi artırmış, muhtemelen bu nedenle ilgi hâli ekinin analojik etkisiyle zamir
çekimlerinin ilk seslerinde /b-/>/m-/ değişmesi yaşanmıştır. Ancak 1. kişi zamirinin
ekleşmelerinde /ŋ/ sesindeki çözülme yönündeki eğilim, yalın hâlde /b-/>/m-/ değişmesinin
gerçekleşmemesi durumunu ortaya çıkarmıştır. Hatta Çuvaş Türkçesinde “ep ~ epĭ” biçiminde
ötümsüzleştiği görülen 1. kişi zamiri, zamanla ötümsüz ünsüzün başında oluşan türeme
nedeniyle yeniden /-b-/’leşme göstermiş; kelimenin telaffuzu “ebe (‘ebɘ)” (Kocasavaş, 2004, s.
99) şekline dönüşmüştür.
42
Çuvaş Türkçesinde özellikle ilgi hâli ekinin zamir dışı çekimlerinde tam akıcılaşmanın izlerine
rastlanır. Çuvaş Türkçesinde ilgi hâli ekleri ünlülerden sonra -nĭn -nìn -ĭn -ìn biçimindedir (T.
Tekin, 2013, s. 158).
43
Yönelme ve belirtme hâli eklerinde /-y-/ yardımcı sesini kullanan Gagavuz Türkçesinde ilgi hâli
ekinin ünlü ile biten tabanlardan sonra /-n-/ ünsüzünü tamamen erittiği örnekler de vardır:
babaan kesesi “babanın kesesi” vb (Özkan, 1996, s. 121-122). Bu durum Gagavuz Türkçesinin
ekleşme noktalarında /-n-/ ünsüzünün fonetik zayıflığından ötürü yaşadığı formant
uyumsuzluğunu açıkça ortaya koymaktadır.
44
Örn. Kır. maġan  maġa “bana”, Kaz. maġan  maġa “bana” vb (bk. Tablo 2).
Ensar Kılıç
78
zamirinin yönelme çekimindeki /-n- ~ -ñ-/ tamamen eritmiştir: Tokat (a
“bana”), Konya (a “bana”), Erzincan (baā “bana”), Giresun (ă “bana”),
Kastamonu ( “bana”), Ordu ( “bana”) ve Gaziantep (bē  bā “bana”)
(Daşdemir, 2008, s. 5). Kısacası /-ŋ-/ Türkiye Türkçesi ve ağızlarında
çözülmüştür ve bu çözülme /-ġ-, -g-/ yoluyla değil /ŋ/ > (ɣ) ~ v ~ h/ > /ø/
gelişmesiyle tekâmül etmiştir. Daşdemir bu durumu şu şekilde ifade
etmektedir:
Zamilein nelme hâlleinde glen aı aaımacılaa ge
damak ninin çlmeieimei e kelime onnda bi nei
aıılmaı ile oaa çıkmıı Damak ninin ellikle iki nl
aaında ñ  ğ    h   eklinde bi geliim gemei kelime
içinde iki nlnn an ana gelmeinden kanaklanan e amanla
nomalleecek olan nl nlklaının oaa çıkmaına ebe
olur (2008, s. 4).
/b-/>/m-/ değişmesine niçin Türkiye ve Gagavuz Türkçelerinin daha kapalı
olduğunu anlamak şüphesiz sadece bahsi geçen fonetik izah ile açıklanamaz. Bu
fonetik durumun altında mutlaka anatomik bir gerçek de yatmaktadır. Nitekim
Macchiarelli ve Bondioli, insanların göçerliği terk ederek daha durağan bir
yaşam tarzını benimsemelerinin ve daha yumuşak besin maddelerini tercih
etmelerinin çene yapılarında ciddi bir küçülmeye neden olduğunu belirtmekte
ve bunu artan nüfus yoğunluğu etkisi olarak nitelendirmektedir (1986, s. 405-
407). Çünkü insanların çene gelişimleri, yenilen yiyecekler ve yiyeceklerin ateş
ve aletlerle işlenmesi gibi birçok faktörle yakından ilişkilidir (Emes vd., 2011, s.
37). Orta Asya Türk tarihine bakıldığında Türklerin başlıca geçim kaynağının
hayvancılık olduğu ve bunun bir sonucu olarak temelde et ve süt ürünlerinin ön
plana çıktığı görülmektedir (Güldemir, 2014, s. 350). Macchiarelli ve
Bondioli’nin tespitleri, Batı yönünde hareket eden ve eti tek başat unsur
olmaktan çıkarıp hububat, tahıl vb. tarıma dayalı ürünlerle harmanlamaya
başlayan Türk toplulukları için de geçerli olmalıdır. Bu konuya ışık tutabilecek
önemli çalışmalardan biri Erol-Balaban’ın ortodonti alanındaki uzmanlık tezidir.
Üst çene özelinde yapılan bu çalışmada, dar çeneye sahip bireylerin genizsil
sesleri çıkarmada büyük derecede başarısız oldukları burunsallık ölçümleri
sonucunda ortaya koyulmuştur (Erol-Balaban, 2018, s. 77). Yani dar çene
yapıları daha dudaksıl seslere eğilimliyken geniş çenelerde genizsillik
artmaktadır. Bu durumda, Anadolu yemek kültürü, coğrafyası ve gen
havuzunun /b-/ sesinin korunması yönünde bir direnç unsuru olup olmadığı
tıbbî yöntemlerle ayrıca incelenmesi gereken bir mevzudur.
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
79
Diş-damak ünsüzlerinin /b-/ fonemine etkisi aalıklı konm benemei
45
yoluyla da gerçekleşebilmektedir. Bu değişmeye Kırgız, Kazak, Başkurt ve Yakut
Türkçelerinde “burun” kelimesinin giriş ünsüzünün /m-/ olarak sesletilmesi
örnek gösterilebilir (Ercilasun vd., 1991, s. 86-87).
46
Yine Eski Türkçedeki biçin
“maymun” kelimesi Altay Türkçesinde “miçin” şekline dönüşür (Dybo vd., 2015,
s. 656). Türk lehçelerinde çok anlamlılık gösteren bıın “böğür, omurga, bel”
kelimesi ise Kazak ve Kırgız Türkçelerinde “mıḳın”dır (Dağlı, 2019, s. 2207).
/b-/>m-/ değişmesine sebep olan seslerden bir diğeri /ń/’dir. /ń/, Eski
Türkçeden itibaren /b-/>/m-/ değişmesini tetiklemiştir.
47
Bu değişmenin
yaşandığı kelimelerden ilki “bań-fiilidir. Clauson’a göre bu fiil “mayış-, bayıl-
fiilinin tabanıdır (Clauson, 1972, s. 772-773; akt. Yıldız, 2016, s. 304). Bu taban
üzerine kurulan “bayıl- fiili Türk lehçelerinde çeşitli nüanslarla
kullanılmaktadır. Örneğin Türkiye Türkçesinde /b-/ giriş sesiyle “kendini kaybet-
anlamına gelen fiil, Hakas Türkçesinde /m-/ giriş sesiyle “yorgun düş-
manasında kullanılmaktadır (Gürsoy-Naskali vd., 2007, s. 298).
48
/b-/>/m-/
değişmesine şahit olunan bir diğer fiil boń- “karış-“ kelimesidir. Clauson’a göre
Eski Türkçede muyum “şaşkın” ve muymal- “şaşkın ol- şeklinde rastlanan
45
Birbirini etkileyen iki ünsüz arasında farklı bir ünsüz ve birden fazla ünlü olması durumunda
oluşan uzaklık nedeniyle seslerin birbirini etkileme kapasitesi azalır. Bu uzaklık hâli, bir kelimede
/n/ ve /ŋ/ gibi ünsüzler olmasına rağmen /b-/ sesinin lehçelerin birçoğunda korunması sonucunu
doğurur. Örneğin “boncuk” kelimesi Türkiye Türkçesinin dışındaki lehçelerin neredeyse
tamamında /m-/ ile sesletilir. Çünkü bu kelimedeki /b-/ ve /-n-/ sesleri çok yakın konumlar işgal
eder. Ancak /b-/ ve /-n/ seslerinin oldukça uzak konumlarda bulunduğu “burun” kelimesinde bu
gelişme sınırlı kalır. Nitekim bu kelime Azerbaycan, Özbek, Tatar, Türkmen, Yeni Uygur vb. birçok
lehçede /b-/’li türevlerle görülür. Bununla birlikte Kırgız, Kazak ve Başkurt gibi lehçelerde /b-
/>/m-/ değişmesinin olgunlaştığına şahit olunur. Bu durum, dudak ünsüzleri ve genizsil
ünsüzlerin arasındaki ses sayısı arttıkça etkileşim etkisinin azaldığını ancak tam olarak yok
olmadığını göstermektedir.
46
Bu kelimedeki /b-/>/m-/ değişmesinin birkaç lehçeyle sınırlı kalması, /b-/ ve /-n/ sesleri
arasındaki mesafenin uzun olmasından kaynaklanmaktadır.
47
Yıldız tarafından hazırlanan ve /-ń, -ń-/ sesinin muhtelif kaynaklarda tespit edildiği 37 maddelik
envanterdeki kelimeler temel alınmıştır (2016, s. 304-305).
48
Yine Dîvânu Lugâti’t-Türk’te “mayış-” biçiminde bulunan kelime, bugünkü Türkiye Türkçesinde
de aynı fonemik dizilimdedir. /b-/>/m-/ değişmesine son derece mesafeli duran Türkiye
Türkçesinde bile kelimenin /m-/’li giriş sesine sahip olması düşündürücü bir durumdur. Bunun
nedeni /-a-/ ünlüsünden sonra /-y-/ yarı ünlüsünün gelmesidir. Ancak zaten farklı bir hecenin ilk
sesi olan yarı ünlü “bayıl-“ örneğinde olduğu gibi tam olarak genizsilleşmeyi sağlayabilecek
durumda değildir. Bu durumda yarı ünlüden sonra kısa ünlü, kısa ünlüden sonra ise sürekli-sızıcı
bir sesin gelmesi, fiilin son sesinin tıpkı bir ünlü gibi uzun söylenmesine neden olmaktadır. Sonuç
olarak fonetik genliğin iyice arttığı bu fonolojik ortamda /m-/ sesinin formant uyumu /b-/’ye göre
çok daha fazladır. “Mayış-fiilinde de görülen bu fonetik hadise ile ilgili detaylı bilgi için “Basınç
Tasarrufu ve Akıcılık Uyumu” bahsine bakınız.
Ensar Kılıç
80
kelimeler bu fiilin kökünden türemiştir (1972, s. 773; Gabain, 2007, s. 287). Bu
değişmenin yaşandığı bir diğer kelime *bń “boynuz”dur. Arkaik dönemde
kelime ortasında bulunduğu düşünülen /-ń-/’nin fonemik yarılmaya
uğramasıyla bu kelimenin Eski Türkçede /-ŋ- ~ -g-/’li “miŋiz ~ müŋüz ~ mügüz”
biçimleri oluşmuştur (Gabain 207: 287)
49
. Kelimenin modern Türk
lehçelerindeki kullanımı şu şekildedir (Ercilasun vd., 1991, s. 78-79; Ceylan,
1997, s. 11; Vasiliev, 1995, s. 44; Gürsoy-Naskali vd., 2007, s. 291-311; Arıkoğlu
vd., 2001, s. 77; bk. Tablo 1):
TT
Az.
Trkm.
Öb
Y. Uyg.
Tat.
Kaz.
Kı
Ba
Yak.
Al.
Tuv.
Hak.
Ç
boynuz
buynuz
buýnuz
mügüz
müŋgüz
mögiz
müyiz
müyüz
mögöⱬ
muos
müüs
mıyıs
müüs
myraGa
Tablo 3: Boynuz kelimesinin lehçelerdeki durumu
Eski Uygur Türkçesinde beńi méŋi “beyin” biçiminde rastlanan kelimede
de aynı durumun varlığı düşünülebilir. Kelimenin bazı Türk lehçelerindeki
durumu şu şekildedir (Ercilasun vd., 1991, s. 64-65; Vasiliev, 1995, s. 33;
Gürsoy-Naskali vd., 2007, s. 291-311; Arıkoğlu vd., 2001, s. 76; bk. Tablo 1):
TT
Az.
Trkm.
Öb
Y.
Uyg.
Tat.
Kaz.
Kı
Ba
Yak.
Al.
Tuv.
Hak.
Ç
beyin
beyin
beýni
miya
miyä
mi
mıy
miyihi
meyii
mee
mee
mii
mime50
Tablo 4: Beyin kelimesinin lehçelerdeki durumu
3.2. /-m-, - Feii Nede Odğ Geieici Ta Beee
/b-/>/m-/ genizsilleşmesinin bir diğer sebebi gerileyici tam benzeşmedir.
Bununla birlikte Türkçede /b-/ sesinin /m/ foneminin tam benzeşmesine
uğraması nadir bir ses hadisesidir. Bu duruma örnek olarak Dîvânü Lugati't-
Türk’te “bamuḳ ~ bāmuḳ” (Ercilasun & Akkoyunlu, 2014, s. 572) olarak
kaydedilen kelimenin -orta konum ünsüzü /-m-/’nin ve ilk hecedeki uzunluğun
etkisiyle- Başkurt ve Tatar Türkçesinde “mamıḳ” (Gülensoy, 2011, s. 685), Yeni
Uygur Türkçesinde (Kâşgar ağzı) “mamuḳ” (Shaw, 2014, s. 185), Özbek
Türkçesinde “momiq” (Begmetov vd., 2006-2008, s. 612), Çuvaş Türkçesinde
“mamăk” (Paasonen, 1950, s. 86) hâline gelmesi örnek gösterilebilir.
51
Yine
Dîvânü Lugati't-Türk’teki bkm ek mkim ek “kadınların giydiği
49
“mügüz (>müyüz)” yapısı A. Sertkaya’ya göre aykırı genizleşme (denalizasyon) yoluyla /-ŋ-/>/g/
değişmesi yaşamıştır (2014, s. 4).
50
Ceylan ve Adamović, bu kelimenin Türk lehçelerinde türevleri görülen “beyin” kelimesiyle
etimolojik olarak ilişkili olmadığı görüşünü savunmaktadır (Ceylan, 1997, s. 11-12).
51
Birçok lehçede farklı varyantları olan “pamuk” kelimesi Farsça “panbûk”tan alıntılanmıştır (T.
Tekin, 1997, s. 195). Kelime Dîvânü Lugati't-Türk’te “bamuḳ, bāmuḳ” şeklinde iki türeve sahiptir
(Ercilasun & Akkoyunlu, 2014, s. 572).
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
81
ayakkabı” (Ercilasun & Akkoyunlu, 2014, s. 607) kelimesi de uzak tam
benzeşme yoluyla /b-/>/m-/ değişmesine uğramıştır. Diğer bir örnek Volga
Bulgar Türkçesinde kayda geçen mēlim “beşinci” kelimesidir. Burada son
sesteki /-m/ fonemi, /b-/ sesinin genizsilleşmesine neden olmuştur (T. Tekin,
1988, s. 32; Ceylan, 1997, s. 12). Ayrıca giriş sesinde /b-/ sesini sistematik
olarak /m-/ ve /p-/’ye dönüştüren Hakas Türkçesinde de bu ses hadisesine
rastlanmaktadır. Hakas Türkçesinde Türkiye Türkçesindeki başmak” ve
“parmak” isimleri kendilerine eklenen kalıplaşmış mastar ekindeki giriş
ünsüzünün etkisiyle ilk seste /b-/>/m-/ gelişmesi göstermektedir. Bu
kelimelerin Hakas Türkçesindeki şekilleri maymah “ayakkabı” ve marmah
“parmak”tır (Gürsoy-Naskali vd., 2007, s. 296, 298). Yine Küerik Türkçesindeki
mermek “başparmak” (Dağlı, 2019, s. 2216) kelimesinde de aynı duruma
rastlanmaktadır.
52
 Tieie Bağı Aıa e Ö U
Türkçede /b-/>/m-/ değişmesinin ortaya çıkış nedenlerinden bir diğeri
titreşime bağlı aşınma ve ötümlülük uyumudur. Daha önce belirtildiği gibi /b/,
dudakta oluşan ötümlü bir patlama ünsüzüdür. Bu durumda /b/’den sonra
gelen ünsüzün diş eti veya diş eti-damak ünsüzü olması, /b-/ foneminin
teşekkülünü zorlaştırmaktadır. Bu durumda /b-/ fonemi daha rahat
boğumlanabileceği alofonlara ayrışmakta, bahsedilen şartlarda /b-/, /ḍ, (ş>>) j,
z/ (ötümlü ve sızıcı diş eti, üst diş eti ünsüzleri) ses grubundan sistematik olarak
etkilenmektedir. Nitekim /ḍ, (ş>>) j, z/ ünsüzleri, ötümlü olmaları yönüyle /b/
ile benzerlik gösterir. Ancak diş etinde teşekkül etmeleri ve teşekkülleri
sırasında dilin kullanılması nedeniyle /b-/’den sonra boğumlanmaları fonetik
açıdan ekonomik değildir. Çünkü /b-/ boğumlandıktan sonra teşekkül
noktasının dudaklardan diş eti ya da damağa kayması gerekmektedir. Bu
fiziksel zorluğa bir de iki ünsüz arasındaki dar ünlüler eklenince bahsi geçen
fonetik zorluk daha da artmaktadır. Aşağıda /b-/ foneminin dar bir ünlü ile
beraber /-z/ ünsüzüne bağlandığı ET buz “buz” kelimesinin Türk lehçelerindeki
durumu gösterilmiştir (Ercilasun vd., 1991, s. 66-67; Vasiliev, 1995, s. 44;
52
Özbek Türkçesindeki bomaldo “başparmak” (Yusupova, 2018, s. 72) kelimesinde de benzer
bir duruma rastlanmaktadır. Bununla birlikte buradaki değişme iç sestedir ve kelime /-ş-/’nin
alofonlaşmasının akıcı nöbetleşmelerle birleştiği zincirleme ses hadiselerini barındırmaktadır. İç
ses hâline gelen /-b-/’nin burunsallık değeri arttıkça kendisinden önce gelen /-ş-/’nin ötümlülük
derecesi de artmaya başlamıştır. Çünkü burun ünsüzleri boğumlanma açısından ünlülere çok
benzemektedir (Kılıç, 2018, s. 263). /-ş-/ sesindeki bu durumun ortaya çıkardığı formant
uyumsuzluğu neticesinde akıcı /-rm-/ ses grubu boğumlanma süresi daha kısa olan /-rd-/’ye
dönüşmüştür (boğumlanma süreleri için bk. Şayli vd., 2003, s. 25). Ayrıca “parmak” kelimesi için
“Basınç Tasarrufu ve Akıcılık Uyumu” bahsine bakınız.
Ensar Kılıç
82
Kasapoğlu-Çengel 2004, s. 90; Arıkoğlu vd., 2001, s. 77; Paasonen, 1950, s. 100;
bk. Tablo 1):
ET
TT
Az.
Trkm.
Sal.
Öb
Y.
Uyg.
S.
Uyg.
Kı
F
Kaz.
Tat.
Ç
Hak.
Yak.
buz ~
muz53
buz
buz
buz
(būz)
muzi54
muz
muz
pus
muz
buz
muz
boz
păr
pus
muus
Tablo 5: Buz kelimesinin lehçelerdeki durumu
Tablodan da görüleceği üzere “buz” kelimesi örneğindeki fonetik zorluğu;
Karluk ve Kıpçak grubundaki lehçeler fonosemantik kaçınmanın da destekleyici
etkisiyle genel olarak /b-/>/m-/ genizsileşmesiyle çözmüş, Batı Oğuz grubu ve
Füyu Kırgız Türkçesi kelimenin Eski Türkçedeki fonolojisini korumuştur.
55
Bununla birlikte Kıpçak grubunda olmasına rağmen Tatar Türkçesi kelimedeki
ünlüyü genişleterek
56
/b-/ sesini muhafaza etmiştir. Sarı Uygur ve Hakas
Türkçeleri kelime sonundaki /-z/ fonemini ötümsüzleştirerek son sesteki yüksek
frekansı kelime başındaki /b-/’yi ötümsüzleştirmek suretiyle ödünlemiştir.
Genel Türkçedeki /z/ seslerinin Çuvaş Türkçesinde /r/ olmasının da etkisiyle bu
lehçede genizsilleşme değil ötümsüzleşme hadisesi yaşanmıştır. Yine dar
ünlüden sonra /-z-/ foneminin geldiği “buzağı” kelimesinde de benzer durumlar
gözlemlenmektedir. Örneğin bu kelime Kırgız Türkçesinde “buzav”ın yanı sıra
“muzoo”, Y. Uygur Türkçesinde ise “muzay” biçiminde yaşamaktadır (Özeren
2008, s. 17; Necip, 2016, s. 343).
Eski Türkçede sızıcılaşmakta olduğu anlaşılan /--/ sesinin gelişmesi sonucu
günümüze gelen ikincil /-y-/ sesinin tekâmülünde de (iki ünlü arasında
kalmaları veya kendilerinden sonra akıcı bir ünsüz gelmesi şartıyla)
genizsilleşme hadisesine şahit olunabilmektedir. Bazı durumlarda dilde fazla
tüketilmediğinden hâlâ yaşayan ünlü arası /d/ sesinde de aynı durum
mevcuttur. Örneğin Türkiye Türkçesindeki bıdık “kısa ve tıknaz” kelimesinin
Anadolu ağızlarında mıdık cüce, kısa kalmış” (Isparta, Denizli, Manisa ağızları)
ve hatta /-d-/ foneminin sızıcılaştığını gösteren mıık “ufak kalmış,
büyüyememiş meyve ya da tahıl” (Giresun ağzı) şekilleri vardır (Vardarlı, 1997,
s. 3179, 3195).
57
/b-/ sesinin ardından yarı ünlü değerindeki /-y-/ ünsüzünü
takiben dar bir ünlü gelmesi (“bıyık” kelimesi) ya da kelimenin içerisinde burun
53
Eski Uygur Türkçesinde “muz” şekli de kullanılmaktadır (Caferoğlu, 2015, s. 133).
54
Kelimenin İngilizce transliterasyonuna ulaşılmıştır (Stuart, 1993, s. 52).
55
Fonosemantik kaçınmanın “buz” kelimesi üzerindeki etkisi için “Fonosemantik Kaçınma”
bahsine bakınız.
56
Böylelikle /b-/ foneminin boğumlanabilmesi için gerekli süre sağlanabilmiştir.
57
İki dar ünlü arasında kalan /-d-/ sesi alofonlaşarak derecesi her ne olursa olsun bir miktar
sızıcılaşma eğilimi gösterir.
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
83
ünsüzü bulunması (“bayram” kelimesi), bazı lehçelerde teşekkül sırasında
oluşan basıncın azalıp havanın burundan boşaltılmasına neden olmaktadır.
Örnek olarak “bıyık” kelimesinin lehçelerdeki durumu şu şekildedir (Ercilasun
vd., 1991, s. 67-68; Vasiliev, 1995, s. 34; Paasonen, 1950, s. 89; bk. Tablo 1):
DLT
TT
Az.
Trkm.
Öb
Y.Uyg.
Ba
Kı
Kaz.
Tat.
Al.
Yak.
Ç
bıḍıḳ
bıyık
bığ
myýk
miyiq
miyiḳ
mıyıḳ
mıyıḳ
mıyıḳ
mıyıḳ
mıyıḳ
bıtıḳ
mĭyĭh
Tablo 6: Bıyık kelimesinin lehçelerdeki durumu
Titreşime dayalı aşınma temelli /b-/>/m-/ değişmesinin son örneği ise /-ş-/
ve ikincil /-j-/ (IPA: /-ʒ-) sesiyle alakalıdır. Türkçede /ş/ fonemi kendisinden
önce bir ünlü geldiğinde ötümlüleşme temayülü göstermektedir.
58
Bunun bir
sonucu olarak ötümsüz /-ş-/ sesinin iki ünlü arasında kalarak ünlülerin
ötümlülük derecesiyle alofonlaşması (ş>>) ya da bu alofonlaşmanın tekâmül
ederek ötümlü bir fonem olan /-j-/’ye dönüşmesi (ş>>j), tıpkı /z, (ḍ>)y/
ünsüzlerinin neden olduğu sızıcı etkiyi ortaya çıkarmaktadır. Bu durumda Altay
(Teleüt ağzı dâhil) ve Tuva Türkçelerinde giriş sesinde /b-/>/m-/ değişmesi
gözlenmektedir: Al. ve Tuv. majak “başak” (Dybo vd., 2015, s. 378; Elcan 2017,
s. 125; Arıkoğlu, vd., 2003, s. 75), Al. mejik “beşik, tabut” (Gürsoy-Naskali &
Duranlı, 1999, s. 133; Gülensoy, 2011, s. 135). Yine Yeni Uygur Türkçesinin
Kâşgar-Yarkend ağızlarında ve Kırgız, Kazak ve Türkmen Türkçelerinde bulunan
/-ş-/ foneminde meydana gelen alofonlaşma giriş sesindeki /b-/>/m-/
değişmesini tetiklemiştir: Y. Uyg. maak Kaz. masak, Kır. maak “başak”, Trkm.
meik “beşik” (bk. Tablo 1). Bu duruma Türkiye Türkçesinde ise Farsça “bīşe”
(Akalın vd., 2011, s. 1663) kelimesinden ödünçlenen “meşe” kelimesinde
rastlanmaktadır.
59
 Baıç Taaf e Aıcıı U
Türk lehçelerinin genelinde ötümsüz diş eti veya ötümsüz diş eti-damak
ünsüzleri /b-/ foneminin ötümsüzleşmesine neden olur. Ancak özellikle ilk
seste /p-/ sesine mesafeli duran Altay ve /b-/ fonemini mutlak surette
dönüştürmek isteyen Hakas Türkçelerinde, büyük oranda sabit formant
aralıklarına sahip olan akıcı ünsüzlerin desteğiyle ötümsüz ünsüzler de /b-/>/m-
/ değişmesini tetiklenebilmektedir. Bu lehçelerde, /b-/ ile başlayan çok heceli
58
Rumeli ağızlarında da kendisinden önce ünlü geldiğinde /-ş-/ ünsüzünün /-j-/’ye dönüştüğü
örnekler vardır. Örneğin Tekirdağ ili ağızlarındaki ho bldk (hoş bulduk>hojbulduk) ve igal
(işgal>ijgal) kelimelerinde (Tosun, 2018, s. 92) bu duruma rastlanmaktadır.
59
/b-/>/m-/ değişmesi konusunda Türkiye Türkçesi tutucu bir lehçe olmasına rağmen, bu
örnekteki /-ş-/ sesinin kendisinden önce gelen uzun ünlünün de etkisiyle -gerileyici benzeşme
yoluyla- /b-/>/m-/ değişmesine tabi olduğu görülmektedir.
Ensar Kılıç
84
kelimelerde ötümsüz diş eti veya diş eti-damak ünsüzlerinin akıcı bir ünsüzle
komşu olması, ünlü bağlantılı komşu olması (özellikle ara ünlünün dar ün
olması) ya da bu akıcı ünsüzlerle aynı heceyi paylaşması durumlarında, akıcı /l,
r/ fonemleri boğumlanma yolunu yumuşatır.
60
Böylelikle ağız içindeki basıncın
azalmasıyla /b-/>/m-/ değişmesi ortaya çıkar. Bazen Hak malçah alçah
“balçık” örneğinde olduğu gibi [m, p] kararsız alofonlaşma biçimlerine de
rastlanır (Dybo vd., 2015; Gürsoy-Naskali vd., 2007):
TT
Al.
Hak.
balta
malta
maltı ~ paltı
balçık
tam eşdeğer yok61
malçah ~ palçah
porsuk
borsık
morsıh
baldıran
baltırgan
maltırğan ~ paltırğan
burçak
mırçak “bezelye,
nohut”
mırçah ~ pırçah
beele noh
Tablo 7: Boğumlanma yolunun yumuşamasına bağlı örnekler
Basınç tasarrufu temelinde oluşan değişmenin öncelikli sebebi uzunluktur.
Bu uzunluk asli olabileceği gibi birtakım ses olaylarının sonucunda da oluşabilir.
Yine ünlüden sonra yarı ünlünün (/y/) gelmesi neticesinde de ünlünün
boğumlanma süresi uzamaktadır. Nitekim boğumlanması için dudakta ciddi bir
hava basıncı gerektiren /b-/ dudak ünsüzünden sonra uzun bir ünlünün
sesletilmesi oldukça zordur. Çünkü uzun ünlülerin boğumlanması için normal
ünlülere göre çok daha fazla havanın dışarıya itilmesi gerekir. Böylelikle /b-/
genizsil bir sese dönüştürülerek boğumlanma basıncından tasarruf edilir. Bu
duruma Türkiye Türkçesinde “boyun” olarak sesletilen kelime örnek
gösterilebilir. Yarı ünlü (/-y-/) ile birbirine bağlanmış ünlü grubunun kelime
başındaki /b-/’yi zayıflattığı bu kelime, söz sonundaki /-n/ foneminin de
etkisiyle Kazak Türkçesinde "moyın", Kırgız Türkçesinde "moyun", Tatar
Türkçesinde ise "muyın" şeklindedir (Gülensoy, 2011, s. 164). Kelimenin fonetik
açıdan tam diftonglaşmaya evrilen yapısı Sarı Uygur Türkçesindeki “moyin ~
moen ~ moin” (Gulcalı 2017, s. 135) kararsız geçiş yapılarını oluşturmuş, Yakut
Türkçesinde ise “mooy” (Vasiliev, 1995, s. 40) hâlini almıştır. Bu duruma
verilebilecek bir diğer örnek “böcek”tir. Räsänen ve Gülensoy’a göre kelimenin
60
Ötümsüz bir ünsüz akıcı bir ünsüzden sonra boğumlanırken ağızda bir miktar hava yitimi
gerçekleşir, bu durumda ötümsüz ünsüz akıcı ünsüzün boğumlanmasını takiben kalan basıncı
kullanmak zorunda kalır. Nitekim /r, l/ ünsüzleri /h, y/ ile birlikte Türkçedeki basıncı en düşük
fonemlerdir (Saraç, 2010, s. 38).
61
balar, baalu “çamurlu yer”
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
85
aslı “*bög+çek”tir (Gülensoy, 2011, s. 169).
62
Kelime kısa ünlülü bulunduğu
lehçelerde /b-/’li şekle sahipken “möcek (mȫcek)” biçiminde uzun ünlü ile
kullanıldığı Türkmen Türkçesinde ilk seste /m-/ ünsüzüyle sesletilmektedir
(Ercilasun vd., 1991, s. 80-81). Yine Moğolcada baġa “yiğit” (Lessing, 2003, s.
108) olarak yaşayan ve Türk lehçelerinde ikinci hece giriş ünsüzünün eriyerek
ikincil bir uzunluk oluşturduğu “batur” kelimesinde de uzunluğa bağlı /b-/>/m-/
değişmesi yaşanmıştır: Al baaı maaı, Hak. maı “batur” (Gürsoy-Naskali
& Duranlı, 1999, s. 33, 131; Gürsoy-Naskali vd., 2007, s. 298).
63
Uzun ünlüler /b-
/>/m-/ değişmesi noktasında o denli etkilidir ki, bu değişme hususunda hiçbir
eğilim göstermeyen Gagavuz Türkçesinde Farsça kökenli “bahāne" kelimesi /-h-
/ sesinin tamamen erimesi ve ortaya çıkan asli olmayan uzunluk nedeniyle
“maana”ya dönüşebilmiştir (Özkan, 1996, s. 75).
64
Hem titreyici hem de akıcı bir ünsüz olması nedeniyle çok kez ince sırada
erime eğiliminde olan /-r-/ sesi de bazı durumlarda tıpkı yarı ünlü gibi
davranmaktadır. Nitekim /-r-/ Türkçedeki en kısa boğumlanma süresine sahip
seslerden biridir (Şayli & Arslan, 2003, s. 25). Bu nedenle ünlüler üzerinde
uzatıcı etki gösteren /-r-/ kendisinden önce yuvarlak bir ünlünün geldiği ve
ünlülerle kuşatıldığı durumda, giriş sesi /b-/’nin boğumlanmasını
zorlaştırmaktadır. Böylelikle “boru” kelimesi Özbek Türkçesinde moi
“dumanın çıkış yolu, baca” (Yusupova, 2018, s. 61) hâline gelirken “börü”
kelimesi Altay Türkçesinde möri” (Gülensoy, 2011, s. 174) hâlini almaktadır.
Yine b “bıyık” kelimesi, Yeni Uygur Türkçesinde ilk sesteki /b-/’yi korumuş
ve “burut” olarak kullanılmıştır. Ancak bu kelime Kırgız Türkçesinde “murut”,
Özbek Türkçesinde “murut ~ murt”, Kazak ve Türkmen Türkçelerinde “murt”
hâline gelmiştir (Ercilasun vd., 1991, s. 67-68; Begmetov vd., 2006-2008, s.
647). Basınç tasarrufu ile ilgili en ilginç örneklerden biri de Aydın-Bozdoğan
ağızındaki “māmak” (Korkmaz, 2017, s. 143) kelimesinde görülmektedir. Bu
ağızda ET barmak “parmak” kelimesi /-r-/ sesinin oluşturduğu formant
uyumsuzluğu sonucu eriyerek kendisinden önce gelen ünlüyü uzatmış,
böylelikle giriş sesi ve ikinci heceye ait giriş ünsüzü iyice yakınlaşmıştır. Nitekim
62
DLT bg “örümcek” (Ercilasun & Akkoyunlu, 2014, s. 597).
63
Gülensoy kelimenin gelişmesini baġabaababāba baı şeklinde
vermektedir (2011, s. 121). Eğer Tatar ve Başkurt Türkçelerinde “güzel” anlamına gelen “matur”
kelimesinin “yiğit” anlamına gelen bu yapı ile etimolojik bağlantısı varsa, örnek olarak bu
lehçelerdeki “matur” kelimelerinden de yararlanılabilir.
64
Bu kelimedeki /-h-/ aşınmasının izlerine lihazırda Anadolu ve Kıbrıs ağızlarında da
rastlanmakta, birçok ağızda kelime “mahana, mahna” gibi biçimlerde sesletilmektedir (Çatal,
2012, s. 21; Vardarlı, 1997, s. 3106).
Ensar Kılıç
86
/-m-/’nin gerileyici tam benzeşme etkisi iyice artarak kelime “māmak” hâline
gelmiştir.
65
Kendisinden önce gelen ünlü ile ulanarak boğumlanması sırasında geniş bir
ağız açıklığı oluşan /-h-/ foneminden sonra formant aralığı sabit (akıcı) bir
ünsüz geldiğinde tıpkı uzun ünlülerde görülen etki burada da ortaya
çıkmaktadır. Bu hadise Türkiye Türkçesindeki “mıhlama” kelimesiyle
açıklanabilir. Bu kelimenin türevlendiği yapı “buğulama” olup Anadolu
ağızlarında muhtelif yemeklere ad olmakla birlikte “buğulama, buğlama,
mıhlama, muhlama” şekillerine sahiptir. Kelime başındaki /b-/ görüldüğü üzere
/-(u)h(l)-/’nin etkisiyle /m-/’ye dönüşmüş, “buğu” kelimesinin ikinci hece
ünlüsünün erimediği ve /-ğ-/>/-h-/ akıcılaşmasının yaşanmadığı örneklerde /b-/
sesi kendini muhafaza etmeyi başarmıştır.
 İeeici Ta Beee
Türkçede (özellikle Anadolu ağızlarında) giriş konumunda kullanılan
ünsüzler bazı durumlarda kendisinden önce gelen kelimenin son sesinden
etkilenebilmektedir. Buna örnek olarak Erzincan ili ağızlarında “bin lira”
kelimesi “bin  nira”ya, “üç yüz” kelimesi ise “üç  cüz”e dönüşebilmektedir
(Sağır, 1995, s. 119). Anadolu ağızlarında bu etkilenmeler sonucunda oluşan
değişmelerden biri de /b-/>/m-/’dir. Bu ilerleyici benzeşmeye özellikle Uşak ili
ağızlarında rastlanmaktadır. Örneğin bu ağızda “gelirim ben” ifadesi ilk
kelimenin sonundaki /m-/ sesinin ilerleyici benzeşmeye dayalı etkisiyle “gelirim
men” biçimine dönüşmektedir (Gülsevin, 2002, s. 58).
 Feai Kaçıa
/b-/>/m-/ değişmesinin bir diğer sebebi semantik kaçınmadır.
Fonosemantik kaçınma genellikle fonolojik açıdan formant uyumsuzluğu
yaşayan ama değişme yoğunluğu bulunmayan hâllerin destekleyicisi olarak
işlev görür. Yani fonosemantik kaçınmalar, mevcut durumda belki de hiçbir
zaman bir değişmeyle sonuçlanamayacak alofonlaşmaları teşvik ederek dildeki
olası anlam/yapı çatışmalarını önler. Buna Türk lehçelerinin çoğunluğunda “ol-
fiilinin “bol-şeklinde telaffuz edilmesine rağmen bol “yeteri kadar, çok, geniş”
kelimesinin Oğuz grubu hârici Türk lehçelerinin çoğunluğunda /m-/ giriş sesiyle
söylenmesi örnek gösterilebilir (bk. Ercilasun vd., 1991, s. 76-77). Haddizatında
yuvarlak bir ünlüden sonra sabit formanta sahip akıcı bir ünsüzün gelmesi
(basınç tasarrufu) nedeniyle /m-/’leşme eğilimi göstermesi mümkün olan bol
“yeteri kadar, çok, geniş” kelimesinde bol- “ol-“ (bk. Tablo 1) fiiliyle olan fonetik
benzerlik neticesinde bu eğilimin daha da genişlediği görülmektedir.
65
Ayrıca gerileyici benzeşmenin etkisinin görüldüğü “burun” kelimesinde de akıcılık uyumu diğer
bir tetikleyicidir (bk. Genizsil Ünsüzlerin Gerileyici Yarı Benzeşmesi).
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
87
Fonosemantik kaçınma, daha önce bu makalede “titreşime bağlı aşınma ve
ötümlülük uyumu”na örnek olarak gösterilen “buz” kelimesinde yaşanan
genizsilleşme hadisesinin de tetikleyici unsurlarındandır. Özellikle Karluk ve
Kıpçak grubu Türk lehçelerinin genelinde “boz-fiili Türkiye Türkçesi ve diğer
birçok lehçenin aksine dar-yuvarlak ünlülüdür (bk. Ercilasun vd., 1991, s. 80-
81). Bu durumda “boz- fiili ile “buz” ismi arasında oluşacak fonetik
benzerlikten kaçınma eğilimi, Karluk ve Kıpçak grubunun “buz” ismini “muz”
biçimine dönüştürmesinde etkili olmuştur.
Fonosemantik kaçınmaya maruz kalan kelimelerden biri diğeri ise Anadolu
ağızlarında yaygın olarak malak ~ balak ~ palak türevleriyle rastlanan ve
manda, köpek, tavşan, kuş, inek, domuz, güvercin ve ayı gibi hayvanların
yavruları için kullanılan sözcüktür (Tor, 2011, s. 1766-1769). Nitekim Eski
Anadolu Türkçesinde “balaḳ” (Tor, 2011, s. 1766) biçimindeki bu kelime
Anadolu ağızlarında yalnızca /b-/>/m-/ değil /b-/>/p-/ değişmesine de maruz
kalmıştır. Bu durum, Anadolu ağızlarının hayvan yavruları için “balak” türevini
kullanma konusundaki çekincesini ortaya koymaktadır. Bunun sebebi “balak”
ve "bala” kelimelerinin insan yavrusu için de kullanılması olmalıdır.
66
Nitekim
Anadolu ağızlarında “malak” ve “palak” kelimelerinin tombul çocuklar için
sınırlı kullanımı dışında, insan yavrusu için birebir kullanımı yoktur.
Sç
Dil bilimi literatüründe genizsilleşme ve burun uyumu gibi kavramlarla ifade
edilen fonolojik hadisenin içerisinde değerlendirilen /b-/>/m-/ değişmesi, Türk
lehçelerinde sık görülen ses hadiselerindendir. Bu değişme hususunda Türk
lehçeleriyle ilgili şu yargı ve tespitlere ulaşılabilir:
1. /b-/>/m-/ gelişmesi her ne kadar Türk lehçeleri için genişleme gösteren
bir ses hadisesi olsa da aslında lehçelerin çoğunluğunda /b-/ korunumu hâlâ
çok kuvvetlidir. İçerisinde /n, ŋ, ń/ bulunan kelimeler bu genellemenin
dışındadır. Çünkü bu sesler /b-/>/m-/ gelişmesi için çok güçlü tetikleyicilerdir.
2. /b-/>/m-/ değişmesiyle ilgili lehçe gruplarının gösterdiği eğilimlere gen
bir pencereden bakıldığında, aynı gruba dâhil olan lehçelerin /b-/>/m-/
değişmesine olan yatkınlıkları açısından büyük ölçüde tutarlılık gösterdiği
anlaşılmaktadır. Hatta /b-/ sesinin bazı kelimelerdeki gelişmesi gruplar arasında
ayrım ve gruplandırılma yapmaya elverişlidir. Bununla birlikte /b-/ foneminin
gelişmesi hususunda genel resme değil, tek tek kelimelere bakılmaya devam
66
Benzer bir durum “çocuk” kelimesinde de yaşanmıştır. Eski Türkçede “domuz yavrusu”
anlamına da gelen bu kelime “insan yavrusu” anlamını karşılamaya devam ettikçe kelimenin
“domuz yavrusu” anlamı tamamen yok olmuştur (Aydemir 2018, s. 9-12).
Ensar Kılıç
88
edildiğinde lehçe grupları bazında keskin hatlarla çizilmiş, tam kararlılık
gösteren bir algoritma bulunamayacaktır.
3. /b-/>/m-/ değişmesi Türk lehçelerinde hâlihazırda canlıdır. Nitekim buna
bağlı olarak /b-/ foneminin aynı lehçe içerisinde alofonlaşması da sık rastlanan
bir durumdur.
4. /b-/ sesindeki gelişmeyle ilgili ikili lehçe mukayeselerinde birçok kez
fonetik bir asimetrinin bulunduğu görülür.
5. Örneklemdeki verilere göre, genel anlamda Kıpçak ve Sibirya grupları bu
değişmeye en yatkın lehçeleri barındırır. Karluk grubu ise giriş sesindeki bu
değişmeye Kıpçak ve Sibirya lehçelerinden daha az, Oğuz lehçelerinden ise
daha fazla yönelim göstermektedir.
6. Oğuz grubu ve Çuvaş Türkçesi genel anlamda /b-/>/m-/ değişmesine
diğer lehçelere nazaran daha kapalıdır. Bununla birlikte /b-/’yi ötümsüzleştirme
temayülü ağır basan Çuvaş Türkçesinde “boyun”, aGa “boynuz” gibi
kelimelerin art zamanlı morfolojilerinde genizsil özellik gösteren fonemlerin
olması, bu lehçede /b-/>/m-/ gelişmesinin kısıtlı da olsa görülebilmesini
sağlamıştır.
7. Oğuz grubunda Türkiye ve Gagavuz Türkçelerinin ölçünlü dilleri /b-/>/m-
/ değişmesine diğer grup üyelerine göre dirençlidir. Türkiye ve Gagavuz
Türkçelerindeki /b-/>/m-/ değişmesine karşı direncin en önemli kanıtı diğer
Türk lehçelerinin aksine “ben” zamirinin giriş sesindeki /b-/ ünsüzünün Anadolu
ağızlarının ekseriyeti de dâhil olmak üzere bu iki lehçede korunmasıdır. Oğuz
grubu açısından bakıldığında kademeli olarak Azerbaycan ve Türkmen
Türkçelerinde artan genizsilleşme bu iki lehçeyi genizsilleşme açısından Oğuz
dışı lehçelerle bir nebze yakınlaştırmaktadır.
8. Türkçede /b-/>/m-/ değişmesi sonucunda oluşan genizsilleşmeye sebep
olan temel etkileşim sesleri /(ḍ>) y, ġ, g, (ş>>) j, ḳ, k, l, m, n, ŋ, ń, r, z/’dir.
Bunun yanında ünlülerdeki uzunluk ve nadiren de ötümsüz sesler fonetik
tetikleyicilere dönüşebilmekte; bazen değişmenin birden fazla nedeni de
olabilmektedir. Nitekim bu fonolojik/fonetik gelişmenin oluşmasında altı farklı
neden vardır:
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
89
Hadise
Neden Olan
Ses Kadrosu
Gdğ Aa
Öee
Geii ei
geieici aı
beeei
/(ġ, g)67, ḳ,
k, n, ŋ, ń/
* Tüm lehçe gruplarında görülür.
* Oğuz ve Çuvaş lehçelerinde
yaygınlığı daha azdır.
* Türkiye ve Gagavuz Türkçeleri
diğer tüm lehçelere göre /b-/>/m-
/ değişmesine karşı çok
dirençlidir. Nitekim bu iki lehçede
1. kişi zamirinin giriş sesi
genizsilleşmemiştir.
maŋa “bana”, men “ben”,
meŋ “ben, benek”, meŋgi
“ebedi”, meŋi “beniz”,
meŋe- “benzet-”, min-
“bin-“, miŋ “bin”, ming
“binek hayvanı” monç
mnçġ “boncuk, inci”, mŋ
kede bnalım, mŋe-
“böğür-“ (Örneklerin tamamı
Eski Türkçeden alınmıştır.)
/-m-, -m/ foneminin
ede dğ
gerileyici tam
beee
/m/
/-m, -m-/ fonemlerinin kelime
içindeki durumuna bağlı olarak bu
makalede Başkurt, Tatar, Hakas,
Yeni Uygur (Kâşgar ağzı) ve Volga
Bulgar Türkçelerindeki bazı
örnekler saptanmıştır.
Başk., Tat. mamı ve Y. Uyg.
(Kâşgar ağzı) mam
“pamuk”
Hak. maymah “ayakkabı” ve
Hak. marmah “parmak”
Tieie bağı
aıa e
 
/ḍ (<y), j, ş,
z/ (ötümlü-
sızıcı diş eti
ünsüzleri)
Bu gelişmeye, genellikle Karluk,
Kıpçak ve yer yer kuzey
lehçelerindeki sınırlı bir kelime
kadrosunda rastlanır. Ayrıca bu
gelişme ölçünlü Türkiye
Türkçesindeki “meşe”
kelimesinde ve Rumeli ağızlarında
da görülür.
Özb., Y. Uyg., Kır., Kaz., Yak.,
Sal muz “buz”
Kaz. meyram, Kaz. mayram
“bayram”
Alt. mejik, Trkm. meik
“beşik, tabut”
Far. bīe > TT mee
Baıç aaf e
aıcıı 
/l, r/ ve
uzun ünlüler
Lehçelerin birçoğunda
rastlanabilen bir hadisedir.
Al. malta, Hak. malı “balta”
Al. mi “börü”
TT mıhlama “bir yemek
çeşidi”
Geii ei
ilerleyici tam
beeei
/m/
Anadolu ağızlarındaki bazı
örnekler tespit edilmiştir.
Uş. ağ. geliim  men “gelirim
ben” vb.
Fonosemantik
açıa
-
Evrensel bir gramatik hadisedir.
EAT balak> TT malak
“manda yavrusu”
Başk., Tat. mul, Kaz., Kır.,
Özb., Trkm., Y. Uyg. mol
“bol”
Tablo 8: Türk lehçelerinde /b-/>/m-/ değişmesi
67
-ng- fonemik birleşmesi vasıtasıyla
Ensar Kılıç
90
KAYNAKÇA
Akalın, Ş. H. vd. (2011). Bk Tkçe Slk. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Akın, C. (2011). Kırgız Türkçesinde Alıntı Kelimelerdeki Ses Değişmeleri.
Turkish Studies, 6 (1), 621-635.
Arıkoğlu, E. & Kuular, K. (2003). Ta Tkçei Slğ. Ankara: Türk Dil
Kurumu.
Aripov, M., Norov, A. & Abdurakhmonova, N. (2019). Composing
Modification of the Uzbek Phonetic Alphabet Based on International
Phonetic Alphabet. International Journal of Advanced Manufacturing
Technology, 6, 10731-10735.
Ata, A. (2002). Harezm-Alın Od Tkçei İstanbul: Kebikeç.
Atıcı, A. (2015). Sng Tkçei Se e Şekil Bilgii. Konya: Eğitim.
Atkinson, Q. (2011). Phonemic Diversity Supports a Serial Founder Effect
Model of Language Expansion from Africa. Science, 332 (6027), 346-349.
Atmaca, E. (2012). Kazak Türkçesinin Söz Varlığındaki Rusça Alıntılar ve Ses
Değişmeleri. Turkish Studies, 7 (3), 275-298.
Bayniyazov, A., Bayniyazova, J. & Koç, K. (2019). Tkie Tkçei-Kazak
Tkçei Slğ Ankara: Türk Dil Kurumu.
Begmetov, Z., Madvaliyev, A., Mahkamov, N., Mirzayev, T., Toxliyev, N.,
Umarov, Z., Hudoyberganova, D. & Hociyev, A. (2006-2008). Öbek Tilining
İåhli Lğäi. Özbekistan Respublikasi Fanlar Akademiyasi Alişer Navaiy
Namidagi Til va Adabiyat İnstitüti, Özbekistan Milliy Ensiklopediyasi Davlat
İlmiy Naşriyati.
Boer, B. (2001). The Origins of Vowel Systems. Studies in the Evolution of
Language, 1, Oxford University Press.
Brown, S. (2017). The Distribution of Phoneme Inventory and Language
Evolution. Cultural Anthropology and Ethnosemiotics, 3, 22-34.
Caferoğlu, A. (2015). Eki Ug Tkçei Slğ. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Ceylan, E. (1997). Çaça Çok Zamanlı Se Bilgii. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Clauson, G. (1972). An Etymological Dictionary of Pre-thirteenth-century
Turkish. Oxford: Calerendon.
-----. (2017). Tkçe-Moğolca Çalımalaı. Fatma Kömürcü (Çev.). Ankara:
Türk Dil Kurumu.
Crystal, D. (2018). Dilin Kıa Taihi. Tufan Göbekçin (Çev.). İstanbul: Alfa.
Cohn, A. (1993). Nasalisation in English: Phonology or Phonetics.
Phonology, 10 (1), 43-81.
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
91
Çatal, A. (2012). Kıbı Tk Ağılaı. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi).
Doğu Akdeniz Üniversitesi, Gazimağusa.
Dağlı, H. (2019). Türk Lehçelerinde İnsan Anatomisi ve Fizyolojisine Bağlı
Terimlerin Fonetik Değişkeleri Üzerine. International Social Sciences Studies
Journal, 5 (34), 2200-2222.
Daşdemir, M. (2008). Anadolu Ağızlarında Çekimli Yapılarda Ortaya Çıkan
/+En/ Eki ve Buna Bağlı Ses Değişmeleri. AÜ Tkia Aaımalaı
Eni Degii, 36, 1-16.
Deshpande, O., Batzoglou, S., Feldman, M. & Cavalli-Sforza, L. (2008). A
Serial Founder Effect Model for Human Settlement out of Africa. Biological
Sciences, 276, 291-300.
Dwyer, A. (2007). Salar: A Study in Inner Asian Language Contact Processes
Part I: Phonology. Turcologica, 37 (I), Wiesbaden: Harrassowitz Verlag.
Dybo, A., Chumakaev, A. E., Mayzina, A. N., Ozonova, A. A. & Almadakova,
N. D. (2015). Russko-Altayskiy Slovar'. Gorno-Altaysk: Nauchno-
Issledovatel'skiy Institut.
Eckmann, J. (1988). Çağatayca. Mehmet Akalın içinde (Ed.), Taihî Tk
Şielei içinde (s. 211-245). 2. Baskı, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma
Enstitüsü.
-----. (2007). Çağaaca El Kiabı Günay Karaağaç (Çev.). Ankara: Türk Dil
Kurumu.
Ege, P. (2010). Türkçe’deki Ünsüzlerin Edinimi: Bir Norm Çalışması. Tk
Psikoloji Dergisi, 25 (65), 16-34.
Elcan, Abdullah (2016). Ala Tkçei ile Tkie Tkçeinin Kaılaımalı
Se e Şekil Bilgii. (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ardahan Üniversitesi,
Ardahan.
Elcan, A. (2017). Altay Türkçesinin Ayırt Edici Ses Bilgisi Özellikleri.
Karadeniz, 15, 117-129.
Emes, Y., Aybar, B. & Yalçın, S. (2011). On the Evolution of Human Jaws and
Teeth: A Review. Bulletin of the International Association for
Paleodontology, 5 (1), 37-47.
Eraslan, K. (2012). Eki Ug Tkçei Gamei. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Ercilasun, A. B., Aliyev, A., Şayhulov, A., Kajıbek, E. Z., Ulu, K. K., Yusuf, B.,
Göklenov, C., Mahpir, V. U. & Çeçenov, A. (1991). Kaılaımalı Tk
Lehçelei Slğ. 2 Cilt, Ankara: Kültür Bakanlığı.
-----. & Akkoyunlu, Z. (2014). Kâkalı Mahmd Dîân Lgâi-Tk Gii-
Metin-Çeii-Notlar-Dizin. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Ensar Kılıç
92
Eren, H. (1999). Tk Dilinin Eimolojik Slğ. Ankara: Bizim Büro.
Ergin, M. (2008). Tk Dil Bilgii. Ankara: Bayrak.
Erkan, M. (2015). Kırım Tatar Türkçesi Grameri ve Türkiye Türkçesi Grameri
Arasında Bir Karşılaştırma Denemesi. Ullaaaı Soal Aaımala
Dergisi, 8 (37), 112-129.
Erol-Balaban, M. (2018). Hılı Ü Çene Genilemeinin Naomeik Sele
Üeindeki Ekiinin İncelenmei. (Yayımlanmamış Uzmanlık Tezi). Selçuklu
Üniversitesi, Konya.
Ersoy, F. (2017). Ça Tkçei Gamei. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Gabain, A. V. (1988). Codex Cumanicus’un Dili. Mehmet Akalın içinde (Çev.
& Ed.), Taihî Tk Şielei (s. 67-109). Ankara: Türk Dili Araştırma Enstitüsü.
----- (2007). Eki Tkçenin Gamei. Mehmet Akalın (Çev.). Ankara: Türk Dil
Kurumu.
Grijzenhout, J. (2011). Consonant Mutation. Marc van Oostendorp, Colin J.
Ewen, Elizabeth Hume & Keren Rice (Ed.), The Blackwell Companion to
Phonology içinde (s. 1537-1558). West Sussex: Blackwell Publishing.
Golding-Kushner, K. & Shprintzen, R. (2011). Velo-cardio-facial Syndrome.
Treatment of Communication Disorders, Vol. 2, Oxford: Plural Publishing.
Gulcalı, Z. (2017). Sarı Uygurcadaki Ses Değişmeleri Üzerine. Tk Dnaı,
4, 121-158.
Güldemir, O. (2014). Orta Asya’dan Cumhuriyet Dönemine Türk
Mutfağındaki Yemeklerin Değişimi: Yazılı Kaynaklar Üzerinden Bir
Değerlendirme. VII Lian Tim Öğencilei Aaıma Kongei Baılı
Bildiri Metni), 346-358.
Gülensoy, T. (2011). Tkie Tkçeindeki Tkçe Scklein Kken Bilgii
Slğ Ankara: Türk Dil Kurumu.
Gülsevin, G. (2002). Uak İli Ağılaı. Ankara: Türk Dil Kurumu.
-----. (2013). Ses Bilgisinde ‘Çevre Şartı’ Kavramı ve Ağız İncelemelerindeki
Önemi. Turkish Studies, 8 (9), 49-62.
Gülsevin, S. (2013). Karay Türkçesinin Kendine Has Özellikleri ve Türk
Lehçeleri Arasındaki Yeri. Kaadeni Aaımalaı, 36, 207-222.
-----. (2016). Kaa Tkleinin Dili Toki Dialeki Ankara: Türk Dil
Kurumu.
Gürsoy-Naskali, E. & Duranlı, M. (1999). Altayca-Tkçe Slk. Ankara:
Türk Dil Kurumu.
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
93
-----. Butanayev, V., İsina, A., Şahin, L. & Koç, A. (2007). Hakaça-Tkçe
Slk. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Hacıeminoğlu, N. (2013). Kaahanlı Tkçei Gamei. Ankara: Türk Dil
Kurumu.
Kaiser, E. (2014). Nasal Spreading in Paraguayan Guarani: Introducing
Long-distance Continuous Spreading. Amerindia.
Kara, M. (2007). Türkmen Türkçesi. Ahmet Bican Ercilasun içinde (Ed.), Tk
Lehçelei Gamei (s. 231-290). Ankara: Akçağ.
Kasapoğlu-Çengel, H. (2004). -yu Kırgızcasının Ses Özellikleri. Tkbilig, 7,
87-100.
Kılıç, M. A. (2018). Türkçedeki Burun Ünsüzlerinin Akustik Özellikleri.
Turkish Studies, 13 (12), 259-271.
Kireççi, M. A. & Tezcan, S. (2015). Kıımın Kıa Taihi Ankara: SFN.
Kirişçioğlu, F. (1999). Saha Yak Tkçei Gamei. Ankara: Türk Dil
Kurumu.
Kocasavaş, Y. (2004). Tkçede Şahı Zamilei. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Koç, K., Bayniyazov, A. & Başkapan, V. (2019). Kaak Tkçei-Tkie
Tkçei Slğ Ankara: Türk Dil Kurumu.
Korkmaz, Z. (1995). Tk Dili Üeine Aaımala I. Ankara: Türk Dil
Kurumu.
-----. (2007). Anadolu ve Rumeli Ağızlarının Dayandığı Temeller. Tk Dili
Aaımalaı Yıllığı Belleen, 55 (2007/1) , 87-110.
-----. (2017). Dil Bilgii Teimlei Slğ. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Kummer, Ann (2006). Resonance Disorders and Nasal Emissions Evaluation
and Treatment Using ‘Low Tech’ and ‘No Tech’ Procedures. ASHA Leader,
11 (2), 4-26.
Kurt, B. & Demir, N. (2016). Gagauz Öğrencilerin Türkiye Türkçesi Konuşma
Becerisinin Değerlendirilmesi. Tk Eğiim Bilimlei Degii, 14 (2), 69-88.
Lessing, F. (2003). Moğolca-Tkçe Slk -2. Günay Karaağaç (Çev.). 2
Cilt, Ankara: Türk Dil Kurumu.
Liberman, A., Cooper, F., Shankweiler, D. & Studdert-Kennedy, M. (1967).
Perception of the Speech Code. Psychological Review, 74 (6), 431-61.
Macchiarelli, R. & Bondioli, L. (1986). Post-pleistocene Reductions in
Human Dental Structure: A Reappraisal in Terms of Increasing Population
Density. Human Evolution, 1, 405417.
Ensar Kılıç
94
Malkoç, E. (2018). Diân Lgai-Tk ile Haka Tkçeinin Kaılaımalı
S Valığı (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ardahan Üniversitesi,
Ardahan.
Necip, E. N. (2016). Uyghurche-Tkche Lghe. İklik Kurban (Çev.). Şangay.
Mansuroğlu, M. (1988). Eski Osmanlıca. Mehmet Akalın içinde (Ed.), Taihî
Tk Şielei (s. 247-276). Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü.
Orucov, Ə., Abdullayev, B. & Rəhimzadə, N. (2006). Abacan Dilinin
İahlı Lği. 4 Cilt, Bakı: Şərk-Qərb.
Öner, M. (2013). Bgnk Kıçak Tkçei Ankara: Türk Dil Kurumu.
Özcan, A. O. & Özcan, F. (2014). Türk Çocuklarının Ses Gelişim Özellikleri ve
İlk Okuma Yazma Öğrenme. İanbl Geliim Ünieiei Soal Bilimle
Dergisi, 1 (2), 67-86.
Özdemir, H. (2015). Nazal Ünlü ve Zamir N’si Üzerine. Sobider, 4, 130-139.
Özeren, M. (2008). Kıgı Tkçeinde Ünle e Ün Olalaı.
(Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Fırat Üniversitesi, Elazığ.
Özkan, N. (1996). Gaga Tkçei Gamei. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Paasonen, H. (1950). Ça Slğ. İstanbul: İsmail Horoz.
Sağır, M. (1995). Eincan e Yei Ağılaı. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Saraç, E. T. (2010). Tkçe Fonemlein Ünl-Ün Kombinaonlaında
Naalie Değelendimei. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Hacettepe
Üniversitesi, Ankara.
Shaw, R. B. (2014). Kâga e Yakend Ağı Slğ. Fikret Yıldırım (Çev.).
Ankara: Türk Dil Kurumu.
Stuart, K., Quanlin, M. A., Wanxiang, M. A. & Zhicheng, M. A. (1993). Salar
Language Materials. Sino-Platonic Papers.
Serebrennikov, B. & Gadjieva, N. Z. (2011). Tk Yaı Dilleinin
Kaılaımalı Taihî Gamei. Tevfik Hacıev & Mustafa Öner (Çev.).
Ankara: Türk Dil Kurumu.
Sultanzade, V. (2016). Bir Daha Zamir N’sinin Kökeni ve Nazal Ünlü
Hakkında. Dil Aaımalaı, 18 (Bahar), 7-16.
Şayli, Ö. & Arslan, L. (2003). Türkçe'deki Seslerin Süre Özellikleri. Dilbilim
Aaımalaı, İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi, 15-26.
Tekin, T. (1988). Volga Bulgar Kitabeleri ve Volga Bulgarcası. Ankara: Türk
Dil Kurumu.
-----. (1995). Türkoloji Eleştirileri. Dil ve Edebiyat Dizisi, Ankara: Simurg.
Türk Lehçelerindeki /b-/>/m-/ Değişmesinin Fonetik Açıdan İncelenmesi
95
-----., Ölmez, M., Ceylan, E., Ölmez, Z., Eker, S. (1995). Tkmence-Tkçe
Slk. Simurg: Ankara.
-----. (2013). Türkçe İlgi Hâli Ekinin Kökeni Üzerine. Gökçen Bilgin (Çev.). Dil
Aaımalaı, 13, 158-162.
-----. (2016). Ohon Tkçei Gamei. Türk Dil Kurumu, Ankara.
Tolkun, S. (2015). Türk Dünyası Ortak Türküleri 3: Karakaş. Pof D Ökl
Çobanoğl Amağanı, 403-425.
-----. (2019). Türkçede Nadir rülen Bir Kelime Türetme Yolu: Eklerin
Kelimeleşmesi. X Ullaaaı Dna Dili Tkçe Semom Bildii Kiabı,
1596-1610.
Tor, G. (2011). Anadolu Ağızlarında Yavru Adları. 38. ICANAS, 4, Ankara:
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1749- 1829.
Tosun, İ. (2018). Tekirdağ Merkez İlçe Ağzında Alıntı Kelimeler.
Diyalektolog, 19, 77-103.
Uygur, C. V. (2007). Karakalpak Türkçesi. Ahmet Bican Ercilasun içinde (Ed.),
Tk Lehçelei Gamei (s. 543-622). Ankara: Akçağ.
Vardarlı, E., Ülkütaşır, Ş. & Ün, A. (1965). Tkiede Halk Ağından Deleme
Slğ. Ankara: Türk Dil Kurumu, erişim (web): https://sozluk.gov.tr/
(27.03.2020).
-----. (1997). Deleme Slğ. 12 Cilt, Ankara: Türk Dil Kurumu.
Vasiliev, Y. (1995). Tkçe-Sahaca Yakça Slk. Ankara: Türk Dil
Kurumu.
Walker, R. (2000). Yaka Nasal Harmony: Spreading or Segmental
Correspondence?. Proceedings of the Twenty-Sixth Annual Meeting of the
Berkeley Linguistics Society, General Session and Parasession on Aspect,
321-332.
-----. (2011). Nasal Harmony. Marc van Oostendorp, Colin J. Ewen,
Elizabeth Hume & Keren Rice (Ed.) West Sussex: Blackwell Publishing, 1-28.
Yazıcı-Ersoy, H. (2007). Başkurt Türkçesi. Ahmet Bican Ercilasun içinde (Ed.),
Tk Lehçelei Gamei içinde (s. 749-810). Ankara: Akçağ.
-----. (2007b). Yeni Uygur Türkçesi. Ahmet Bican Ercilasun içinde (Ed.), Tk
Lehçelei Gamei içinde (s. 429-480). Ankara: Akçağ.
Yıldız, H. (2016). Eski Türk Runik Yazısında [NY] Ligatürünün Kökeni ve /ń/
Sesi Üzerine. III Ullaaaı Tk Dnaı Aaımalaı Semom
Bildii Kiabı I, Bakü, 303-308.
Yıldız, O. (2017). Mirza Cihânşâh Hakîkî'nin Dili Üzerine Notlar. Tk Dnaı
İncelemelei Degii, 17 (2), 193-212.
Ensar Kılıç
96
Yudahin, K. (2011). Kıgı Slğ. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Yusupova, N. (2018). Tkçe-Öbekçe Slk. Ankara: Türk Dil Kurumu.
Zieme, P. (1997). Silk and Wad in Old Turkish Terminology. Tk Dillei
Aaımalaı, 7, 149-155.
Zimmer, K. & Orgun, O. (1999). Turkish. Handbook of the International
Phonetic Association: A Guide to the Use of the International Phonetic
Alphabet, Cambridge: Cambridge University Press, 154158.
Kıaaa
Al. Altay Türkçesi
Ar. Arapça
Az. Azerbaycan Türkçesi
Ba Başkurt Türkçesi
Ç Çuvaş Türkçesi
DLT Dîvânu Lugâti't-Türk
Far. Farsça
F Füyu Kırgız Türkçesi
Hak. Hakas Türkçesi
IPA Uluslararası Fonetik Alfabe
Kaz. Kazak Türkçesi
Kı Kırgız Türkçesi
Orkh. Orkhon Turkish
O. Uyg. Old Uyghur Turkish
Öb Özbek Türkçesi
Rus. Rusça
S. Uyg. Sarı Uygur Türkçesi
Sal. Salar Türkçesi
Tat. Tatar Türkçesi
Trkm. rkmen Türkçesi
TT Türkiye Türkçesi
Tuv. Tuva Türkçesi
U ağ Uşak ili ağızları
U dia Uşak province dialects
Y. Uyg. Yeni Uygur Türkçesi
Yak. Yakut Türkçesi
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
Article
Full-text available
Öz Bu çalışmada Gagauz öğrencilerin Türkiye Türkçesi konuşma becerisindeki durumlarına ilişkin tespitler yapılmıştır. Gagauz Türkleri, Orta Asya’dan göç ederek Balkanlara ve Avrupa’nın kuzeydoğusuna kadar gelen; Yunan, Bulgar, Romen ve Rus milletlerinin çatısı altında uzun süre yaşadıktan sonra 23 Aralık 1994’te Moldova Cumhuriyeti’nde kurdukları özerk idareyle devletleşme sürecini en son yaşayan Türk topluluğudur. Gagauzların sahip olduğu Türkçe, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Türkiye Türkçesiyle birlikte Türk dilinin Oğuz grubunu oluşturmaktadır. Bu diller içinde Türkiye Türkçesine gramer ve sözcük oluşumu bakımından en yakını Gagauz Türkçesidir. Hatta kimi Türkologlara göre Gagauz Türkçesi, Türkiye Türkçesinin Rumeli ağızlarından sayılabilecek bir ağız özelliği göstermektedir. Bu durumun Türkiye Türkçesi konuşma becerisine yansımalarını ortaya koymak, araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucuna göre Gagauz öğrencilerin Türkiye Türkçesi konuşma becerisinde başarısız oldukları tespit edilmiştir. Bunun temel nedeni, Gagauz ve Türkiye Türkçeleri arasındaki benzerliğin Türkiye Türkçesi konuşma becerisine olumsuz yansıması, diğer bir ifadeyle ana dilindeki alışkanlıkların hedef dilde konuşmaya ket vurmasıdır. Anahtar Sözcükler: Türk soylular, Gagauz Türkleri, Türkçe öğretimi, konuşma becerisi. Abstract This study reveals the evaluation of Gagauz students’ speaking skills in Turkish of Turkey. Gagauz Turks is the Turkish community, which immigrates from Central Asia and reaches up to the Northeast of Balkan Peninsula and Europe, and experiences the process of becoming a state by autonomous administration they have established in the Republic of Moldova on December 23rd, 1994 as the last Turkish community after living under the same roof of Greek, Bulgarian, Romanian and Russian nations for a long time. The Turkish language possessed by the Gagauz constitutes the Oghuz group of the Turkish language together with the Azeri Turkish, Turkmen Turkish and Turkish of Turkey. Within these languages, Gagauz Turkish is the most similar to the Turkish of Turkey in terms of grammar and word formation. Also according to some Turcologists, Gagauz Turkish demonstrates a dialect characteristic, which may be considered one of Rumelia dialects of the Turkish of Turkey. This situation constitutes the aim of this investigation revealing the reflection of Turkish of Turkey in speaking skills. According to the results of the inquiry, it was revealed that Gagauz students failed in Turkish of Turkey speaking skills. The main reason for this result is that the similarity between Gagauz and Turkey Turkish languages causes a negative reflection on Turkish of Turkey speaking skills. In other words, the habits of the mother tongue impede speaking skills in target language. Keywords: Turkic, Gagauz Turks, Turkish teaching, speaking skills.
Article
Full-text available
The article deals with creating a new phonetic alphabet for the formal grammar of the Uzbek language, using the current phonetic alphabet of the Uzbek language and the International Phonetic Alphabet. KEY WORDS: International Phonetic Alphabet; formal grammar of the Uzbek language; Uzbek phonetic alphabet; phonetic and phonemic transcription; interactive software.
Article
Full-text available
Nasal consonants are speech sounds that involve the nasopharyngeal and nasal cavities in the vocal tract during articulation. Acoustically, they are like vowels, but one can differentiate them from vowels by their lower energy. In Turkish, there are two nasal consonants that act as a phoneme: the bilabial consonant /m/ and the alveolar (or dental) consonant /n/. “The palatal n” (/ŋ/), which occurs in some Anatolian dialects, is not a separate phoneme; rather, it is an allophone of the consonant /n/. This study aims to establish the acoustic properties of Turkish nasal consonants, develop a method to demonstrate the presence of “the palatal n”, and establish a reference source for evaluating speech problems related nasal consonants. We prepared a list of 28 single or two-word terms for this study. Ten volunteers (five males and five females) each read the list, and we recorded them. Using the Praat program, we measured the acoustic features of the nasal consonants, including fundamental frequencies, formant and antiformant frequencies, spectral slope parameters, durations and amplitudes, and formant transitions on adjacent vowels. The median values for frequencies of the first, second, and third formants of the [m] consonant measured as 262, 1255, and 2418 Hz for the men, and 279, 1425, and 2444 Hz for the women; the values for [n] consonants were 270, 1546, and 2507 Hz for the men, and 295, 1690, and 2794 Hz for the women. In the narrow band amplitude histogram used to show the antiformant, we observed that the bands with the lowest amplitudes fell between 1500-2000 Hz for [m] and [n]. In addition, it was determined that the most important acoustic parameter indicating “the palatal n” is formant movements on neighboring vowels. The inconsistencies reported in the literature on acoustic properties of nasal consonants, especially related formant values, was also observed in our study. We then decided that it would be appropriate to use a single vowel neighborhood instead of different vowel neighborhoods and further to increase the number of subjects to overcome this problem, particularly in clinical phonetic studies.
Article
Full-text available
In this paper, research topics that are necessary for sound-based Turkish teaching are addressed. It is impossible to properly carry out a sound-based literacy instruction in Turkish without paying particular attention to the articulation characteristics of the sounds and the research regarding the sound development and phonetic acquisition in Turkish. The sound field of literacy acquisition phenomenon in Turkish is thoroughly studied in this article by mentioning the significance of cognitive processing of Turkish sounds.
Article
Full-text available
Although resonance disorders may be considered as a specialty area, any speech-language pathologist with a general practice, particularly those who are school-based, are likely to see these students on their caseloads. A basic knowledge of how to evaluate, how to treat, and when to refer to a specialist is important to ensure the best care for these children. Resonance is the quality of the voice that is determined by the balance of sound vibration in the oral, nasal, and pharyngeal cavities during speech. Abnormal resonance can occur if there is obstruction in one of the cavities, causing hyponasality or cul-de-sac resonance, or if there is velopharyngeal dysfunction (VPD), causing hypernasality and/or nasal emission. The velopharyngeal valve, consisting of the velum (soft palate) and pharyngeal walls, is critically important for speech because it directs the transmission of air pressure and sound energy into the oral cavity during the production of most sounds. Normal velopharyngeal function results in normal oral resonance, adequate intra-oral air pressure for consonant production, and sufficient breath support for normal utterance length.
Article
The abstract for this document is available on CSA Illumina.To view the Abstract, click the Abstract button above the document title.