ArticlePDF Available

EĞİTİMİN GALİLEO’SU: JAN AMOS KOMENSKY ve EĞİTİM İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ

Authors:

Abstract

Jan Amos Komensky 16. ve 17. yüzyılda Avrupa’da yaşamış bir eğitim filozofudur. Yenilikçi bir eğitimci ve modernist olarak günümüz eğitim kuramlarının oluşmasında önemli bir katkıları olmuştur. Otuz Yıl Savaşları’nın yaşandığı Avrupa’da reformist bir eğitim lideri olarak birçok yenilik meydana getirmiştir. Bununla beraber yaşadığı çağda eğitim sisteminin önemi pek anlaşılmamıştır. Komensky, eğitim konusundaki en kapsamlı eseri olan Büyük Didaktika adlı kitabında kendi eğitim görüşlerini sistemli bir şekilde açıklamaktadır. Sanat eğitimi, dil eğitimi, öğretmen eğitimi vb. alanlarda önemli çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmanın amacı Jan Amos Komensky ve onun eğitim görüşlerinin incelenmesidir. Bu amacı gerçekleştirebilmek adına literatür taranmış, Jan Amos Komensky’nin eğitim konusundaki görüşlerine yer verilmiş ve onun eğitim tarihi ve günümüz eğitimi için niçin bu kadar önemli bir figür olduğu açıklanmıştır.
Al-Farabi International Journal on Social Sciences
ISSN 2564-7946
http://dergipark.gov.tr/farabi Page 67 Volume (3), Issue (2), Year (June 2019)
EĞİTİMİN GALİLEO’SU: JAN AMOS KOMENSKY ve EĞİTİM İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ
GALILEO OF THE MODERN EDUCATION: JAN AMOS KOMENSKY AND H S OPINIONS
ABOUT EDUCATION
Adnan ÇIRAK
1
ÖZET
Jan Amos Komensky 16. ve 17. yüzyılda Avrupa’da yaşamış bir eğitim filozofudur. Yenilikçi bir
eğitimci ve modernist olarak günümüz eğitim kuramlarının oluşmasında önemli bir katkıları olmuştur.
Otuz Yıl Savaşları’nın yaşandığı Avrupa’da reformist bir eğitim lideri olarak birçok yenilik meydana
getirmiştir. Bununla beraber yaşadığı çağda eğitim sisteminin önemi pek anlaşılmamıştır. Komensky,
eğitim konusundaki en kapsamlı eseri olan Büyük Didaktika adlı kitabında kendi eğitim görüşlerini
sistemli bir şekilde açıklamaktadır. Sanat eğitimi, dil eğitimi, öğretmen eğitimi vb. alanlarda önemli
çalışmalar yapmıştır.
Bu çalışmanın amacı Jan Amos Komensky ve onun eğitim görüşlerinin incelenmesidir. Bu amacı
gerçekleştirebilmek adına literatür taranmış, Jan Amos Komensky’nin eğitim konusundaki görüşlerine
yer verilmiş ve onun eğitim tarihi ve günümüz eğitimi için niçin bu kadar önemli bir figür olduğu
açıklanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Jan Amos Komensky, Eğitim Tarihi, Eğitim, Eğitim Felsefesi
ABSTRACT
Jan Amos Komensky who lived between 16. and 17. century in Europe. As a modernist educator and
reformist, he was contribute to modern education system. He brought many innovations on the education
in Europe where Thirty Year Wars taken place at that time. However, importance of his education
system wasn’t understand clearly his lived age. The Great Didactica, which is the most comprehensive
books about education written by Komensky, systematically explain his educational views. He made
important studies about art education, language education, teacher education etc.
The aim of this research examining is to Jan Amos Komensky and his education views. In order to
accomplish this aim literature examining, pass an opinion on Jan Amos Komensky’s views on education
and explained why he is so important figure for history of education and modern education.
Keywords: Jan Amos Komensky, History of Education, Education, Philosophy of Education
“İnsan ancak eğitildikten sonra insan olur.“
Jan Amos Komensky
1.Giriş
Eğitimin amaçları konusunda en çok kabul gören tanım mükemmel insan yetiştirme olgusudur (Tozlu,
1997: 102). Bu tanım her ne kadar yeterli gözükse de bazı soruları havada bırakmaktadır? Mesela
mükemmel insan derken ne kastedilmektedir? Ortak bir mükemmel insan ve içinde bu mükemmel
insanların yaşadığı bir toplum inşa edilebilir mi? Mükemmel insan denilince aklımıza ne tür insan
gelmeli? Bu tür sorular günümüz eğitim amaçları üzerinde durulması gereken konulardandır.
Eğitimin amacı konusunda belki de klasik tanımların ötesinde en önemli tanımlamalardan bir tanesini
Nobel ödüllü ünlü İngiliz filozof ve matematikçi Lord Bertrand Russell yapmıştır. “Eğitim Üzerine”
adlı eserinde Russell eğitimin tanımını şu şekilde yapmaktadır:
“Eğitim ne kuşkuculuğa ne de dogmaya sessizce olumlama yaratmamalı. Onun yaratacağı şey bilginin
bir dereceye kadar, zor olmakla birlikte elde edilebileceği; belirli bir zamanda bilgi sandığımız
şeylerden çoğunun az çok yanlış olabileceği; ama yanlışların dikkat ve çalışmayla düzelebileceği
hakkında bir inanıştır.” (Russell, 2013: 35).
1
Bilim Uzmanı, adnancirak@gmail.com
Al-Farabi International Journal on Social Sciences
http://dergipark.gov.tr/farabi Page 68 Volume (3), Issue (2), Year (June 2019)
Russell’in tanımında da ifade ettiği gibi eğitim hem dogmaya hem de aşırı kuşkuculuğa karşı bir duruş
sergilemek, bunları dengeli bir şekilde sentezleyebilmek ve doğru-yanlış çıkarımlarında ölçüyü
kaçırmamaktadır. Bilginin peşinde bir nevi koşmaktır. Ve bu amacı gerçekleştirebilmek adına antik
zamanlardan günümüze toplumlar büyük bir uğraş içerisinde olmuşlardır.
Eğitimin tarihi insanlığın tarihi kadar eskidir. Eğitimin tam olarak ne zaman ve ne şekilde ortaya çıktığı
eğitim tarihçileri tarafından uzun zamandır üzerinde durulan önemli meselelerden bir tanesidir. Elde
edilen arkeolojik bulgulara göre eğitim ilk olarak yazının bulunmasına paralel bir şekilde
Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır (Çam, 2016: 630). İlerleyen zaman içerisinde eğitim olgusu zamanla
değişmiş ve günümüzdeki tanımına uygun bir hale gelmiştir.
Eğitim, macerası oldukça uzun bir süreçtir. Mezopotamya’da, Antik Mısır’da ve Antik Yunanistan’da
meydana gelen eğitim sistemi ve felsefesi ile şimdiki eğitim sistemi ve felsefesi arasında önemli
farklılıklar bulunmaktadır (Tozlu, 1997: 92). Eğitim sisteminin ve felsefesinin farklılaşması eğitimin
amacını buna bağlı olarak değiştirmektedir. Örneğin, tarihin en önemli ve eski ordu-milletlerinden bir
tanesi olan Spartalılar’da eğitimin amacı iyi asker yetiştirmektir. Benzer bir şekilde Antik Yunanistan’da
eğitimin amacı bireyin bedeninin ve ruhunun harmonik bir bütünlük halinde geliştirilmesidir (Aytaç,
1980: 17). Özellikle Marathon Savaşı
2
’ndan sonra Atina’da Perikles döneminde meydana gelen kültürel
gelişmeler ve sırasıyla Anaksagoras, Sokrates, Platon ve Aristoteles’in katkılarıyla meydana gelen
Yunan felsefesi Büyük İskender sonrası Helenizm ile birleşmiş ve İlk Çağ’ın eğitim ideali de böylece
zirveye çıkmış oldu (Russell, 2017a: 126).
Orta Çağ’da St. Thomas Aquinas, Aristoteles ve Platon’un felsefi görüşlerini eğitimle birleştirdi ve
skolastik eğitimin temelini ortaya attı (Aytaç, 1980: 79; Russell, 2017b: 90). Bu eğitim sisteminde amaç
daha çok hakikat olan kabul edilen geleneksel şeyleri öğrencilere kabul ettirmekti ve bilimsel
gelişmelere karşı son derece kapalı bir yapı sergilenmekteydi. Herhangi bir bilimsel keşfe önem
verilmemekteydi. Hıristiyan teolojisinin eğitim felsefesinin özü daha çok hakikat denilen mistik olgulara
dayanmaktaydı. Manastır okulları, şövalyelik okulları oldukça önemli bir yer tutmaktaydı. İlk Çağ
eğitiminden Orta Çağ eğitimine bilimsel anlamda geçen tek şey Aristoteles’in kıyas mantığıydı (Aytaç,
1980: 86). Bununla beraber Orta Çağ döneminde özellikle Charlemagne ve Büyük Alfred dönemlerinde
yapılan bazı ek düzenlemeler günümüz eğitim sistemi içerisinde ilk ve orta öğretimin temellerini attı
(Gümüş, 2010: 28).
Orta Çağ’ın sonlarına doğru eğitimde yavaş yavaş bir gelişim yaşanmaya başladı. Özellikle 1300 ile
1500 yılları arası oldukça belirleyicidir (Aytaç, 1980: 98). Gümüş (2010: 30) ve Sebetci (2016: 96)’ye
göre bunun iki önemli sebebi vardır; bunlardan birincisi Avrupa’da daha binli yıllardan itibaren
üniversite denilen eğitim kurumlarının kilise reformundan sonra seküler bir tarzda eğitime yönelmesi,
ikincisi ise sanat ve bilimde meydana gelen gelişmeleri destekleyen ve gittikçe güçlenen burjuva
sınıfının etkisi. Ülgen (2010: 348)’e göre ise özellikle Geç Ortaçağ Rönesans’ın hazırlayıcısı olmuştur.
Rönesans aslında ilk başta sanat alanında meydana gelen gelişmelerle bağlantılı olarak ortaya çıkmıştı
(Russell, 2017c: 16; Arslan, 2015: 121; Aytaç, 1980: 101). Fakat Rönesans dönemi olarak kabul edilen
zaman aralığı içerisinde başını Erasmus’un çektiği hümanist akım o dönemde eğitimin içeriğini de
etkilemiştir (Arslan, 2015: 121). Hümanizmin estetikçi eğilimlerinin eğitim sistemlerini de
etkilemesiyle beraber başta İtalya olmak üzere Almanya’da, Fransa’da ve İngiltere’de hümanist
pedagoglar ortaya çıktı. Katolik sistemin İspanya’da diğer ülkelere göre daha güçlü olmasından dolayı
hümanizm ve eğitime etkisi İspanya’da daha sınırlı olmuştur. Bununla beraber Rönesans döneminde
antik kültürün yeniden keşfiyle beraber insan merkezli, tabiata dönük, özgürlüğe daha çok önem veren
bir eğitim modeli ortaya çıkmıştır (Aytaç, 1980: 99).
Rönesans döneminden sonra Avrupa’da meydana gelen Reformasyon ve Karşı Reformasyon akımları
eğitimin o zamana kadar olan süreçlerine her ne kadar zarar verse de 17. yüzyılda meydana gelen yeni
gelişmeler insanın çevresini anlamlandırmak için yeni yöntemler bulduğu, deney ve gözlem metodunun
2
M.Ö. 490 yılında Yunan site devletlerinden bir tanesi olan Atina’nın Marathon Ovası’nda Pers Kralı Darius’a karşı zafer
kazandığı savaşın adıdır. Bu savaştan sonra sanatta, bilimde ve kültürde diğer şehir devletlerinin gerisinde kalan Atina,
Perikles’in önderliğinde büyük bir atılım yapmıştır. http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/maraton-savasi
Al-Farabi International Journal on Social Sciences
http://dergipark.gov.tr/farabi Page 69 Volume (3), Issue (2), Year (June 2019)
ön plana çıktığı, aklın merkeze alındığı yeni bir dönüm noktası olmuştur. Acar (2007: 5-6)’ında belirttiği
gibi “tabii akıl” her şeyin ölçütü olmuştur. Aydın ve Candemir (2017: 498)’ye göre özellikle Francis
Bacon ve Thomas Campanella’nın ütopyalarını bilimsel temele dayandırmaları metot çağı döneminin
çağları aşan bir eğitim görüşü ile kurgulanmıştır. Burada özellikle Francis Bacon’un “Denemeler” adlı
eserinde “Öğrenim Üstüne” yazdığı denemesi oldukça dikkat çekicidir. İlgili denemesinde Bacon açıkça
deneyciliğe atıfta bulunmakta ve şöyle demektedir:
“Öğrenime çok az zaman ayırmak uyuşukluktur, yalnız ruh güzelliği için okumak gösteriş, düşüncelerde
hep kitapların kurallarına bağlı kalmak da budalaca bir bilgiçliktir. Öğrenim insan kişiliğini bütünler,
ama öğrenimin kendisi de kişiliğin deneyleriyle bütünlenir, çünkü insan yaradılışındaki yetiler,
öğrenimle budanması gereken yaban bitkileri gibidir, deneylerle pekiştirilmemiş bir öğrenim ise çok
belirsiz kuramsal bilgilere dayanır. Becerikli kişiler öğrenimi hor görürler, sıradan kişiler ona hayran
kalır, bilge kişiler ise ondan yararlanır; çünkü öğrenim, sağlayacağı yararın ne olduğunu göstermez;
bu onun ötesinde, insanın gözlemleriyle kendi başına kavrayacağı bir şeydir.” (Bacon, 2008: 193).
Metot Çağı’nı kendi içerisinde oldukça önemli pedagoglar çıkarmıştır. August Hermann Francke, John
Milton, Wolfgang Ratke ve Jan Amos Komensky ilk akla gelenlerdendir (Aytaç, 1980: 140-160). Bu
çalışmada ise daha çok Jan Amos Komensky ve onun eğitim görüşleri üzerinde durulacaktır.
2. Jan Amos Komensky
3
ve Hayatı (1592-1670)
Jan Amos Komensky 28 Mart 1592 yılında bugün Çek Cumhuriyeti’nin sınırları içerisinde kalan
Moravya’ya bağlı Mahren bölgesinde fakir bir çiftçinin çocuğu olarak doğmuştur (Leek, 2011: 224).
Aytaç (1980, 144)’ın belirttiğine göre Komensky’nin soyu Kuman Türklerine dayanmaktadır.
Komensky savaş ve kargaşanın hüküm sürdüğü aynı zamanda günümüzdeki Avrupa toplumunun da
yavaş yavaş şekillendiği bir çağda yaşamıştır (Gundem, 1992: 44). Küçük yaşta ailesini kaybeden
Komensky akrabaları tarafından büyütüldü ve Prerov’daki Gramer Okulu’na gitti. Buradan mezun
olarak papaz oldu (Gundem,1992: 45; Aytaç, 1980: 145). Yüksek öğrenimini ise Herborn ve Heidelberg
Üniversitesilerinde tamamladı (Stroope, 2005: 204).
1618-1648 yılları arasında Avrupa’da meydana gelen Otuz Yıl Savaşları
4
, Komensky’nin yaşamına ve
çalışmalarına derinden etki etmiştir (Gundem, 1992: 45.). Bu dönemde Komensky, çıkan karışıklıklar
ve yaşadığı yerin İspanya’ya bağlı Katolik orduları tarafından işgal edilmesi üzerine Adlerberg’te
saklanmaya başladı. Bu esnada evi yağmalandı, kütüphanesi yandı, eşi ve iki çocuğunu da kaybetti
(Aytaç, 1980: 145; Stroope, 2005: 204).
1628 ile 1641 yılları arasında Leszno’da yaşayan Komensky, kendisini tüm Avrupa’da meşhur edecek
olan Didactica Magna (Büyük Didaktika) adlı eserini yazdı ve bazı liselerde ders verdi (Gundem, 1992:
46). Büyük Didaktika adlı eserinde bahsettiği eğitim görüşleri Avrupa toplumlarını etkiledi ve birçok
dile çevrildi (Glenn, 2018: 48). 1641 yılında İngiltere’den bir davet aldı. Bu davetin amacı İngiltere’de
bir bilim reformu programı hazırlamaktı. Lakin bir sene sonra başlayan iç savaştan ötürü İngiltere’den
ayrıldı ve aynı sebeplerle kendisini davet eden İsveç’e gitti (Glenn, 2018: 49; Subbiondo, 1992: 262).
1642 ile 1648 yılları arasında Elbig’te kalarak dil öğretimi konusundaki eserlerini hazırladı (Aytaç,
1980: 145).
1650 yılında Macaristan tarafından okul reformu yapmak üzere davet edildi ancak burada yaşadığı
sorunlar nedeniyle 1654 yılında buradan da ayrılmak zorunda kaldı (Gundem, 1992: 48). Leszno’ya geri
dönen Komensky Polonya ordularının burayı işgal etmesi üzerine ömrünün geri kalanını yaşayacağı
Amsterdam’a gitti. Polonya ordularının işgali sırasında evi ve kütüphanesi yağma edildi ve yakıldı. 15
Kasım 1670’te Amsterdam’da öldü (Aytaç, 1980: 145). Komensky’yi yıllar boyunca bu tarz saldırılara
maruz bırakan şey onun bir Protestan oluşudur. Protestan olarak yaşadığı yıllar içerisinde sürekli olarak
saldırılara maruz kalmış, deyim yerindeyse vatansız bir bilgin olarak yaşamıştır.
3
Jan Amos Komensky bazı kaynaklarda “Johannes Amos Comenius” olarak geçmektedir. Bu çalışmada “Komensky” ismi
kullanılmıştır.
4
Otuz Yıl Savaşları (1618-1648) Avrupa’da Habsburglarla Borbonlar arasında otuz yıl süren dinsel nitelikli savaşlardır.
Savaşın temel nedeni Protestan-Katolik dini çatışması olsa da, savaşa katılan büyük devletler siyasi çıkarlar için
savaşmışlardır. https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/otuz-yil-savaslari-1362
Al-Farabi International Journal on Social Sciences
http://dergipark.gov.tr/farabi Page 70 Volume (3), Issue (2), Year (June 2019)
Jan Amos Komensky’nin eğitime etki eden önemli düşünceleri her ne kadar Avrupa’yı derinden
sarsmışsa da ölümünün ardından onun eserlerine olan ilginin yeniden ortaya çıkmasıyla beraber Metot
Çağı’ndan sonra gelen Aydınlanma Dönemi’nde eğitim ile ilgili bir çok konuda önemli bir referans
noktası oluşturmuştur (Lukas-Munjiza, 2014: 32).
3. Jan Amos Komensky’nin Eğitime Katkıları
Erich Fromm (1997: 82)’a göre Avrupa’da meydana gelen Otuz Yıl Savaşları, Rönesansla beraber
gelişen ve zirveye çıkan hümanizme büyük darbe vurmuştu. İşte böyle bir ortam içerisinde Jan Amos
Komensky eğitimde yeni bir ekol olarak ortaya çıkmıştır.
Jean Piaget ve John Goormaghtig’e göre uluslararası işbirlikli öğrenme modelinin dünyadaki öncüsü
Komensky’dir. Bir diğer deyişle evrensel eğitim modeli Komensky ile başlamaktadır. Bu da onu modern
eğitimin babası haline getirmektedir (Piaget, 1993: 98). Onun teolojik ve politik fikirleri günümüz
modern eğitimin konseptini oluşturmaktadır (Lohmann, 2002: 551). Komensky’nin eğitim anlayışını
hazırlayan süreçler içerisinde belki de en önemlisi 17. yüzyılda Avrupa’da kızların nadiren okula
gönderilmesi ve sadece zengin çocuklarına yönelik aristokrat bir eğitim anlayışının hakim olmasıydı
(Hill, 2015: 247). Çünkü o dönemlerde dini alanda meydana gelen gelişmeler ışığında yüksek okullar
genellikle zengin çocuklarına hizmet eden bir araca dönüşmüş durumdaydı. Zengin aristokratların
çocukları istedikleri şekilde eğitim görürken bu durum halkın diğer kesimlerini temsil eden sınıfların
çocuklarından esirgenir olmuştu.
Aytaç (1980: 146)’a göre Komensky’nin büyüklüğü, kendi görüşlerini kendinden önce gelen
pedagogların görüşlerinden daha ileri bir başarı ile Yeni Çağ felsefesi ilkelerine dayanarak kendi eğitim
sistemi içerisinde işlemesinden ileri gelmektedir. Bir başka deyişle, Komensky’e kadar olan süreç
içerisinde eğitimi yeni fikirler ve çağın felsefesiyle harmanlayarak yeni bir senteze ulaşan başka bir
eğitim filozofu bulunmamaktadır.
Komensky kendi eğitim görüşlerini Pansofik Kolej/Okul adını verdiği ve kendi eğitim ilkelerine göre
eğitim veren kurumunda uygulamaya çalışmıştır (Hill, 2015: 246). 1650 yılında başında bulunduğu
okulda şu üç sisteme göre eğitim verilmekteydi:
Bir konuda aşama aşama ilerlemek,
Herhangi bir otoriteye başvurmaksızın her şeyi incelemek ve doğruyu anlamaya çalışmak
(günümüzde bu sisteme eleştirel düşünme denir.)
Öğrencilere kendi çabalarıyla doğru bilgiyi buldurmak, öğrencilerin kendilerini keşfetmelerine izin
vermek (Hill, 2015: 247).
Komensky’e göre eğitimin amacı insanı edebi hayata hazırlamaktır (Aytaç, 1980: 147). Büyük
Didaktika adlı eserinde eğitimi doğa ile insanın harmonik bir uyumu olarak görmektedir (Jujova-Bakker,
2015: 12). Snelgrove (2017: 35)’ye göre Büyük Didaktika adlı eser aynı zamanda modern eğitimin
ilkelerini yeniden organize etmesi ve yeni bir okul reformunu savunmasından dolayı eğitim klasikleri
içerisinde önemi fazla olan bir eserdir. Komensky aynı zamanda okullarda ahlak eğitimine de büyük
önem veren bir eğitim pedagogu olmuştur (Habl, 2017: 58). Komensky’e göre insanlara kazandırılacak
bilgiler geniş kapsamı olmalı ancak bütün bilim ve sanatların genel bilgisinden ziyade önemli olay ve
olgular, ana ilkeler, bunlara bağlı kanun ve amaçlar öğretilmelidir (Aytaç, 1980: 147). Onun
çalışmalarında etik önemli bir yer tutmaktadır. Aristotelesçiler, Thomistikler, Stoacılar ve Yeni
Platoncular etik konusundaki görüşlerinde oldukça belirleyici olmuştur (Misseri, 2017: 14).
Komensky’e göre dünya tanrının bir yaratısıdır ve bu yaratı en çok sanatta, doğada ve insanoğlunda
bulunmaktadır. Büyük Didaktika’da birçok alanda meydana getirdiği görüşler müzik eğitimini de
etkilemesi bakımından önemlidir. Komensky’nin eğitim reformu, okulların yeniden organize edilmesi
konuları haricinde modern Avrupa’yı en çok etkilediği bir diğer alan ise dil eğitimidir (Szoradova, 2015:
536).
Hiç kuşku yok ki yaşadığı çağ içerisinde Komensky Rönesans’ın derin etkisi altındadır. İnsan, toplum
ve doğa üzerine yazdığı denemelerinde bu durum açıkça kendisini göstermektedir (Lukas-Munjiza,
2014: 33). Bütün bunların yanı sıra Francis Bacon ve Thomas Campanella’nın felsefi ilkelerinden
Al-Farabi International Journal on Social Sciences
http://dergipark.gov.tr/farabi Page 71 Volume (3), Issue (2), Year (June 2019)
hareketle yukarıda özetlenmeye çalışılan evrensel harmoni ilkesini geliştirmiştir (Aytaç, 1980: 147). Bu
ilkeler Komenksy’nin pedagojik eğitim ilkelerini doğrudan etkilemiştir. Eğitim Tarihi için büyük önem
taşıyan Büyük Didaktika adlı eserinde pedagojik ilkelerini şu şekilde açıklamıştır:
Eğitim öğrencinin gelişim seviyesine uygun olmalı (Komensky öğrenme konusunda dört önemli öğe
belirlemiştir. Birincisi oyun sırasında duyuların rolü, ikincisi hayal gücü ve hafıza, üçüncüsü anlayış
ve bilgi, dördüncüsü ise muhakemedir.)
Bütün öğrenim süreci duyular yoluyla akıl merkeze alınarak yapılmalı
Eğitim özelden genele, basitten daha zora, bilinenden bilinmeye verilmelidir
Öğrenim yavaş bir şekilde sistematik olarak öğrencilere kazandırılmalıdır (Gundem, 1992: 54).
Pansofik bilgiye dayalı öğretim Komensky’de önemli bir yer tutmaktadır. Pansofizm gündelik hayat
içerisinde ihtiyacımız olan ve tüm sorularımıza cevap veren, Tanrı-Doğa-İnsan üçlemesi içerisinde insan
yaşamının sorgulandığı ve insan yaşamının içsel unsurlarının da temsil edildiği genel eğitim görüşünü
ifade etmektedir. Bir diğer deyişle evrensel bilgeliktir (Gleen, 2018: 53). Pansofizm’e göre insanoğlu
eşit bir şekilde üç önemli öğe olan ratio-oratio-operatio (düşünme-konuşma-aktivite) ile doludur ve bu
aşamalardan geçerek bilge olunur; bir başka ifadeyle bütün toplum pansofist olur (Lukas-Munjiza, 2014:
35). Pansofik bilgi dediği formasyon ideali Komensky’e göre bütün okul müfredatlarında
uygulanmalıdır. Pansofik bilgiyi oluşturan öğeler okullarda her yaş ve her sınıf kategorisine göre farklı
gelişim yollarına uygun düşecek şekilde öğretilmelidir. Böylece Komensky’nin hayalini kurduğu
insanların tüm yeteneklerinin harmonik olarak geliştirilmesi ideali meydana gelmiş ve olacak ve böylece
okullar artık birer insanlık atölyeleri haline gelecektir (Aytaç, 1980: 147).
Komensky’nin eğitime yenilik getiren bir diğer önemli çalışması 1669 yılında yazdığı Pampedia adlı
eseridir (Habl, 2015: 11). Burada Komensky ilk defa yaşam boyu öğrenmeden bahsetmekte ve insanların
yedi farklı eğitim sürecinden geçmesi gerektiğinden bahsetmektedir (Lukas-Munjiza, 2014: 39).
Komensky’nin eğitim görüşleri üzerinde en önemli ilkelerden bir tanesi de dünya barışı ve dünya
reformu meselesidir. Eğitim yoluyla dünya reformu tasarısı için kaleme aldığı İnsani Sorunların
Düzeltilmesi İçin Genel Tavsiyeler (Universal Consultation on the Reform of Human Affairs) adlı 7
ciltlik el yazması eserinde Komensky, evrensel barışın tüm dünyada hüküm sürebilmesi adına evrensel
bir eğitim felsefesinin gerekliliğinden bahseder. Buna ayrıca eserinin 5. cildinde evrensel dili, 6. cildinde
de evrensel reformu kendi eğitim görüşleri ekseninde pratik hayata uyarlamaya çalışmıştır (Aytaç, 1980:
149; Gundem, 1992: 46). Komensky’nin bu eseri daha sonra ortadan kaybolmuş, basılamamış ancak
1935 yılında yeniden keşfedilerek bilim dünyasına kazandırılmıştr (Gundem, 1992: 47).
Komensky’nin eğitim sistemi formel ve informel olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Buna göre informel
eğitim hayatın ilk altı yılı boyunca aile içerisinde alınmalıdır. Formel eğitim 6 ile 12 y arasında
başlamalı, ortaokul eğitimi 18 yaşına kadar devam etmeli ve üniversite eğitimi de 24 yaşında sona
ermelidir. Ancak Komensky’e göre eğitim burada sona ermez, hayatın kendi okulunda devam eder. Bir
başka deyişle, yukarıda da ifade edildiği gibi Komensky’e göre eğitim hayat boyu devam bir süreçtir.
Komensky burada eğitimin hayat boyu devam eden bir süreç olduğuna vurgu yapmaktadır (Gundem,
1992: 50).
Komensky’nin eğitime genel olarak bir diğer önemli katkısı da ilk kez demokratik bir okul inşa etmeye
çalışmasıdır (Wolf, 2011: 82; Somr-Pavlicikova, 2016: 34). Büyük Didaktika adlı eserinde hem
demokratik bir okuldan söz etmekte hem de ana okulu, ana dil okulu, Latince okullar ve akademiler
hakkında geniş bilgiler vermektedir (Aytaç, 1980: 148).
4. Sonuç
Eğitim konusunda Komensky en önemli görüş ve düşüncelerini Pansofik Kolej dediği öğretim
okullarında uygulamaya çalışmıştır. Bir eğitim felsefesi düşüncesi olarak pansofik bilgi Komensky’de
önemli bir yer tutmaktadır. Evrensel bilgelik de dediği pansofik bilginin amacı toplumun ve toplumun
tüm kesimini oluşturan bireylerin gelişimini harmonik olarak tamamlamak ve okulları insanlığın
kendisini geliştirebildiği atölyeler haline getirmektir.
Al-Farabi International Journal on Social Sciences
http://dergipark.gov.tr/farabi Page 72 Volume (3), Issue (2), Year (June 2019)
Büyük Didaktika adlı eserinde Komensky okulların yeniden organize edilmesi, eğitim ilkelerinin
düzenlenmesi ve genel ahlak felsefesi gibi oldukça önemli konularda fikir ve önerilerini dile getirmiştir.
Müfredat konusunda bütün bilim dallarının öğretilmesini savunmuş ancak özellikle deney ve gözlem
metodunun bu alanlarda uygulanması gerektiği üzerinde durmuştur. Thomas Campanella ve Francis
Bacon’un etkisinde olduğu yazılarında oldukça dikkat çekmektedir. Evrensel harmoni ilkesinin özünde
bu düşünce yatmaktadır (Lukas-Munjiza, 2014: 334).
Yaşarken değeri pek bilinmeyen ve daha sonraki zamanlarda önemi anlaşılarak modern eğitimin babası
olarak kabul gören Jan Amos Komensky için ünlü eğitim kuramcılarından Jean Piaget “Eğitimin
Galileo”su demektedir (Piaget, 1993: 99). Lukac ve Munjiza (2014: 41)’nın da belirttiği gibi; savaşlar,
ideolojik çatışmalar, dini sürgünler, ekonomik eşitsizlik ve yoksulluk onu yolundan döndürmemiştir.
Avrupa eğitim sistemi içerisinde özellikle 19. yüzyıldan itibaren Komensky’nin görüşleri ağırlık
kazanmıştır (Lukas-Munjiza, 2014: 41).
Yaşam boyu öğrenme modeli, o çağda yaşayan pedagoglar arasında ilk kez Komensky tarafından dile
getirilmiştir. Sınıf düzeylerine göre indirgenmiş ve belirli bir müfredat programına bağlanmış bu eğitim
modelini bireylerin harmonik bilgiye ulaşmasında bir basamak olarak kullanmıştır. Bir başka deyişle,
harmonik evrensel bilgilerle yaşam boyu öğrenmeyi kaynaştırmaya çalıştırmıştır. Bu konudaki
görüşlerini Pampedia adlı eserinde uzun uzun ifade etmiştir (Gundem, 1992: 47).
Komensky ortaya attığı fikirlerle eğitim alanında bir çok alana doğrudan etki etmiştir. Bunlar arasında
ilk akla gelen evrensel dilin kurulması meselesidir. Leek (2011: 230)’e göre Komensky’nin dil teorisinin
ardında yatan gerekçe barıştır. Gerçekten o dönemde Komensky bu dünyada birleşik bir insanlık
anlayışıyla güvenlik, barış, özgürlük ve refah gibi toplumu ilgilendiren konuların evrensel bir dil ve
evrensel bir eğitim reformu ile meydana geleceğini ve insanların savaşmayacaklarını savunmuştur
(Aytaç, 1980: 150). Bu fikirlerden Komensky’nin 17. yüzyılda hümanizmin eğitim alanında en önemli
temsilcilerinden bir tanesi olduğu yorumunu yapmak şüphesiz yanlış olmayacaktır. Komensky yaşadığı
çağın önemli isimlerini de etkilemiştir. Özellikle evrensellik ideali fikri Michael Praetorius, Marin
Mersenn, Athanasius Kircher ve Rene Descartes gibi isimleri etkilemiştir (Szoradova, 2015: 558).
Öğretim konusunda duyuların rolü, hayal gücü ve hafıza, anlayış ve bilgi, muhakeme ve eleştirel
düşünme gibi kavramlar Komensky’de sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Öğrencilerin düzey ve
yeteneklerine göre öğretimin ne şekilde olması gerektiği ile ilgili düşünceler Büyük Didaktika adlı
eserinde Komensky tarafından işlenmektedir (Hill, 2015: 247) Komenksy’nin çalışmaları bu açılardan
eğitimciler için oldukça önemlidir. Çağdaş eğitim kuramlar içerisinde onun görüşleri temelinde hala
derinlemesine araştırmalar yapılmaktadır (Jujova-Bakker, 2014: 16). Yaşadığı çağ içerisinde
Komensky’e göre bir öğretmende bulunması gereken üç temel öğe şunlardır:
Yeterli derecede bilgili olmalı. Öğrencilere öğreteceği şeyleri kendisi çok iyi bilmeli.
Didaktik yönü kuvvetli olmalıdır.
Öğretmekten zevk duymalı ve çalışkan olmalıdır (Aytaç, 1980: 149).
Metot Çağı’nın önemli figürlerinden birisi olan Jan Amos Komensky’nin eğitim ile ilgili görüşleri daha
sonraki araştırmacılar için referans noktası kabul edilmiştir. Yaşadığı çağda okul öncesi eğitimi,
demokratik okul reformu, yeni bir eğitim programı, sanat eğitimi konularında önemli eserler vererek
Metot Çağı’ndan başlayarak günümüze gelen süreç içerisinde eğitim tarihinde hak ettiği yeri saygıyla
almıştır.
Metot Çağı aynı zamanda modern eğitim ilkelerinin ortaya çıkması açısından da oldukça önemli bir
çağdır. Aydınlanma döneminin bir alt basamağını oluşturan Metot Çağı’nda Wolfgang Ratke sınıf
fikrini ortaya atmış, August Hermann Francke ise öğretmen yetiştirme işini ilk defa sisteme oturtmuştur.
Metot Çağı’ndan sonra meydana gelen hızlı değişim ve dönüşümler sonucu eğitim bilimlerinde yeni
fikirler ve kuramlar ortaya çıkmış olsa da kökleri her zaman Metot Çağı’nın derinliklerinde yer almıştır
(Aytaç,1980: 160).
Al-Farabi International Journal on Social Sciences
http://dergipark.gov.tr/farabi Page 73 Volume (3), Issue (2), Year (June 2019)
Otuz Yıl Savaşları’nın Avrupa’yı yakıp yıktığı bir çağda bir nevi sürgün hayatı yaşamıştır Komensky.
Protestan olmasının yanı sıra o dönemde Avrupa’da bir nevi Rafızilik hareketi olarak görülen Bohemyalı
Kardeşler Birliği’ne üye olması, gittiği yerlerde uzun süre kalamamasına sebep olmuştur. Hatta bu
uğurda defalarca hicret etmek zorunda kalmış, eşini ve iki çocuğunu kaybetmiş, el yazmaları yakılmıştır.
Fakat buna rağmen kendi kafasında kurduğu evrensel eğitim reformu için çalışmış ve kendi sistemini
oluşturmaya çalışmıştır. Sağlığında birden fazla ülkeden eğitim reformu konusunda davet alması onun
ne kadar önemli bir eğitimci olduğunu anlamamız açısından oldukça önemlidir.
5. Kaynakça
Acar, K.A. (2007). Bertrand Russell’ın Eğitim Görüşü. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Selçuk
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.
Arslan, S. (2015). Eğitim ve Etik. International Periodical For The Languages, Literature and History
of Turkish or Turkic, Volume 10/7: 111-124
Aydın, K.A ve Candemir, Y. (2017). Rönesans Dönemi Ütopya Eserlerinde Eğitim Paradigması.
Mediterranean International Conference on Social Sciences: 487-493
Aytaç, K. (1980). Avrupa Eğitim Tarihi (Antik Çağ’dan 19. Yüzyılın Sonlarına Kadar). Dil-Tarih ve
Coğrafya Fakültesi Basımevi. Ankara.
Bacon, F. (2008). Denemeler. (Çev. Akşit Göktürk). Yapı Kredi Yayınları. İstanbul.
Çam, B.F. (2016). Eğitim Sisteminin Ortaya Çıkışı ve Antik Yunan Eğitim Anlayışının Temelleri.
Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 5, Sayı 2: 629-643
Fromm, E. (2000). Sevgi ve Şiddetin Kaynağı. (Çev. Selçuk Budak). Öteki Yayınevi. Ankara.
Glenn, L.J. (2018). The Intellectual-Theological Leadership of John Amos Comenius. Perichoresis,
Volume 16: 45-61
Gundem, B.B. (1992). Vivat Comenius: A Commemorative Essay on Johann Amos Comenius, 1592-
1670. Journal of Curriculum and Supervision, Volume 8, No 1: 43-55
Gümüş, T.T. (2010). Orta Çağ’dan Erken Modern Döneme Batı Avrupa’da Eğitim Tarihi: Yeni
Yaklaşımlar. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 6, Sayı 1: 25-40
Habl, J. (2015). “Only that man who governs himself may govern others”: Jan Amos Comenius and his
Anthropological Assumptions of Moral Politics. Pro Rege, Volume 43, No 4: 8-14
Habl, J. (2016). Knowledge, Character, Piety: Foundational Tenets of Comenius’ Moral Education. The
Online Journal of New Horizons in Education, Volume 6: 59-68
Hill, I. (2012). Evolution of education for international mindedness. Journal of Research in
International Education, 11(3): 245-261
Jujova, A. ve Bakker, F. (2015). Didactic Principles by Comenius and 21th Century Skills. e-
Pedagogium, Volume 2: 7-20
Leek, J. (2011). John Amos Comenius-The Initiator of Modern Language Teaching and World
Understanding. Prace Naukowe Akademii im. Jana Dlugosza w Czestochowie, Volume 7: 223-232
Lohmann, I. (2002). Commercialism in Education: Historical perspectives, global dimensions and
European educational research fields of interest. European Educational Research Journal, Volume 1,
No 3: 550-565
Lukas, M. ve Munjiza, E. (2013). Education System of John Amos Comenius and Its Implications in
Modern Didactics. Zivot i skola br. 31: 32-44
Misseri, E.L. (2017). Comenius’ ethics: from the heart to the world. Ethics & Bioethics (in Central
Europe), 7(1-2): 13-23
Piaget, J. (1993). Jan Amos Comenius. Prospects. UNESCO, International Bureau of Education,
Volume 23: 78-116
Russell, B. (2013). Eğitim Üzerine. (Çev.Alişan Uğur). Cem Yayınevi. İstanbul.
Russell, B. (2017a). Batı Felsefesi Tarihi (İlk Çağ Felsefesi). (Çev. Ahmet Fethi). Alfa Yayınları.
İstanbul.
Russell, B. (2017b). Batı Felsefesi Tarihi (Katolik Felsefesi). (Çev. Ahmet Fethi). Alfa Yayınları.
İstanbul.
Russell, B. (2017c). Batı Felsefesi Tarihi (Modern Felsefe). (Çev. Ahmet Fethi). Alfa Yayınları.
İstanbul.
Sebetci, H. (2016). 11.-12. Yüzyıllarda Ortaçağ Avrupası’nın Eğitime Genel Yaklaşımı. Sosyal ve
Kültürel Araştırmalar Dergisi, Cilt II, Sayı 3: 91-105
Al-Farabi International Journal on Social Sciences
http://dergipark.gov.tr/farabi Page 74 Volume (3), Issue (2), Year (June 2019)
Snelgrove, D. (2017). Testing, experience and reason: Perspectives from Comenius and Dewey. Journal
of Philosophy & History Education, Volume 67, No 1: 35-52
Somr, M. ve Pavlicikova, H. (2016). Through wisdom to humanness and democracy. Jan Amos
Komensky and Tomas Garrigue Masaryk. Studia Z Teorii Wychıwania, Volume 7: 27-35
Stroope, W.M. (2005). The Legacy of John Amos Comenius. International Bulletin of Missionary
Research, Volume 29, No 4: 204-208
Subbionda, L.J. (1992). From Babel to Eden: Comenius and The 17th- Century Philosophical Language
Movement. Historiographia Linguistica, 19:2-3: 261-273
Szoradova, E. (2015). Contexts and functions of music in the Orbis sensualism pictus textbook by John
Amos Comenius. Paedagogica Historica, 51:5: 535-559
Tozlu, N. (1997). Eğitim Felsefesi. Milli Eğitim Basımevi. Ankara.
Ülgen, P. (2010). Geç Orta Çağ’da Avrupa’daki Üniversiteler ve Eğitim. Mustafa Kemal Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 7, Sayı 14: 347-372
Wolf, T. (2011). Comenius and Savitribai Phule. Journal of Applied Christian Leadership, Volume 5,
No 2: 78-104
http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/maraton-savasi (03.05.2019 tarihinde erişilmiştir).
https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/otuz-yil-savaslari-1362(04.05.2019 tarihinde erişilmiştir).
... Komenský için insan sonsuz mükemmellik yeteneğine sahiptir ve eğitim onun kendi gelişimini tamamlayan önemli bir yoldur. Bu görüşü Komenský'den bir asır sonra J.J. Rouesseau benimseyecektir(Leek, 2011;Çırak, 2019). ...
Article
Full-text available
Modern eğitim sistemlerinin ortaya çıkışında çok büyük bir tarihsel arka plan yatmaktadır. Antik Çağ’dan günümüze kadar geçen süre içerisinde çok sayıda eğitimci farklı düşünceler ve sistemler geliştirmiştir. Avrupa’da Rönesans’tan itibaren her alanda olduğu gibi eğitim alanında da yeni ilke ve yöntemler ortaya çıkmıştır. Ortaya atılan bu yeni ilke ve yöntemler hem Avrupa eğitimini hem de dünya eğitimini etkilemiştir. Eğitimde meydana gelen yeni gelişmelerin neredeyse çoğunda Jan Ámos Komenský’nin katkısı bulunmaktadır. Komenský özellikle sanat eğitimi, dil eğitimi, okul öncesi eğitimi, ahlak eğitimi, modern ilke ve yöntemler, sınıf ve okul sistemi, ders kitapları gibi konularda oldukça önemli görüşler ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı Jan Ámos Komenský’nin pedagoji düşüncesinin kökenlerini, eğitim, öğretim ve okul sisteminin özelliklerini incelemektir. Araştırmada nitel veri toplama tekniklerinden doküman inceleme tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Jan Ámos Komenský’nin pedagoji düşüncesinin temelinde on yedinci yüzyılda meydana gelen bilimsel gelişmelerin ve hümanizm etkisinin olduğu; eğitim-öğretim, okul sistemi gibi konularda modern eğitimi etkilediği görülmüştür.
Article
Full-text available
Bu çalışmanın amacı eleştirel pedagoji açısından Sudbury Demokratik Değerler Okulu’nun incelenmesidir. Eleştirel pedagoji, Frankfurt Okulu’nun ortaya attığı eleştirel kuram sayesinde 1970’li yıllarda ortaya çıkmış bir eğitim hareketidir. Amacı insanın yaşadığı toplumda özgürleştirilmesi ilkesine dayanmaktadır. Bu ilke doğrultusunda dünyanın birçok yerinde alternatif eğitim veren okullar bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de Sudbury Demokratik Değerler Okulu’dur. Sudbury Demokratik Değerler Okulu 1968 yılında ABD’de kurulmuştur. Günümüzde Belçika, Danimarka, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde eğitim faaliyetlerine devam etmektedir. Okulun kurucusu Daniel Greenberg’in eğitim ilkeleri okulun temel felsefesini oluşturmaktadır. Sudbury Okulu’nda belirli bir müfredatın ve sınavın olmaması okulun dikkat çekici özelliklerindendir. Okuldaki eğitimin ana noktasını oyun ve eleştirel düşünme oluşturmaktadır.
Article
Full-text available
ZET Bu çalışmanın amacı 4+4+4 eğitim modeli ile birlikte 60-66 aylık öğrencilerin okula başlamasına ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüş ve düşüncelerini belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden durum desenine başvurulmuştur. Durum desenlerinden bütüncül tek durum deseni kullanılarak 4+4+4 eğitim modeli ile birlikte 60-66 aylık öğrencilerin okula başlamasına ilişkin 1. sınıf öğretmenlerinin görüş ve düşünceleri tespit edilemeye çalışılmıştır. Çalışma Denizli merkez ilçe ve ilçelerindeki ilkokullarda görev yapan 1.sınıf öğretmenleri ile gerçekleştirilmiştir (n=158). Araştırmada verilerin elde edilmesinde araştırmacılar tarafından hazırlanan "4+4+4 Eğitim Modeline Yönelik 1. Sınıf Öğretmenlerinin Görüş ve Düşüncelerine İlişkin Açık Uçlu Soru Formu" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre 1. sınıf öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğu 60-66 aylık öğrencilerin gerek kemik ve kas gelişimi dolayısı ile gerekse okul öncesi eğitim almadıkları için başarısız olduklarını belirtmiştir. Aynı zamanda 60-66 aylık öğrenciler 12 haftalık uyum ve hazırlık çalışmaları sonucunda ilkokuma yazma eğitimine hazır hale gelememektedir. Öğretmenlere göre sınıfların fiziksel donanımları bu öğrencilerin gereksinimlerini karşılamada yetersizdir. Sınıf mevcutlarının yüksek olduğu, sınıfların sıraları, masaları ve tahtaları öğrencilerin fiziksel özelliklerine uygun olmadığı, okul bahçelerinin 60-66 aylık öğrenciler için yetersiz olduğu, bahçelerde oyun alanlarının kısıtlı olduğu da gelen görüşler arasındadır. Okullarda ilkokuma-yazma için yeterli sayıda materyal bulunduğu ancak bunların 60-66 ay öğrenciler için uygun olmadığı, il merkezinde görev yapan öğretmenlerin ilçe merkezinde görev yapan öğretmenlere göre daha kolay araç-gereç temin ettikleri belirlenmiştir.  Bu araştırma Pamukkale Üniversitesi BAP birimi tarafından desteklenen "Türk Eğitim Sistemindeki 4+4+4 değişikliğinin sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre değerlendirilmesi (2012ARŞ006)" isimli projeden üretilmiştir. ABSTRACT The objective of the study is to determine the views and opinion of teachers on the issues that are experienced in 1st grade classes with the enrollment of 60-66 months old students as a result of the 4+4+4 educational model. Case study design, one of the qualitative research methods, was utilized in the study. The views and opinion of 1st grade teachers were determined on the enrollment of 60-66 month old students in the class as a result of 4+4+4 educational model using holistic single case study design. 158 1st class teachers that work in Denizli central district and districts were included in the study sample in total. "Open Ended Question Form on the Views and Opinion of 1st Grade Classroom Teachers On the 4+4+4 Educational Model" which prepared by researchers was utilized to collect data. The findings Show that most of the teachers of the 1st graders stated that 60-66 months students were not successful due to their muscle and bone development and as they had not taken preschool education. Furthermore, 60-66 months students could not be ready for first reading and writing as a result of 12 weeks adaptation and preparation studies. Teachers stated that another problem was the insufficient physical hardware in the classrooms and the high classroom sizes. Desks, tables and the blackboards in classrooms were not suitable for the physical characteristics of these students. Schoolyards were not sufficient for 60-66 months old students and game areas were limited in the schoolyards. It was found that there were enough materials for first reading and writing but these materials were not suitable for 60-66 months students. The teachers who worked at the city center found the educational equipments more easily than the teachers worked at the town center STRUCTURED ABSTRACT Introduction
Article
Full-text available
Through out centuries a lot of theories about the learning and teaching of languages have been proposed. John Amos Comenius has become one of the major influences on modern educational thinking, with his personality, philosophical and educational writing. The guiding ideas of Comenius’ system and their true significance are difficult to appreciate fully without some prior knowledge of his life. Comenius’ life and work are as closely interwoven as his ideas on world brotherhood and his religious precepts are inseparable from his educational reforms. It’s been almost four hundred years, since Comenius formulate his thoughts, by which then has been built the whole educational system of Europe. In tracing contemporary education movements and idea back to their origins we can find a surprisingly large number of them were coming from the progressive tendencies of the past. There are few content aspects of educational methodology in the current teaching curriculum in many countries which have not been influenced or advocated by Comenius. John Amos Comenius has been described by Anthony Howatt as „a genius, possibly the only one that the history of language teaching can claim”1. He managed to combine his pastoral duties with secondary school teaching and a prodigious written output on child foreign language learning, including use of visual aids, direct association of language and referent, functional vocabulary, use of concrete examples rather than abstract rules. His „Didactica Opera Omnia” has had the most far-reaching influence on the thinking of educators from the 17th century up to the present day and the principles of his philosophy were to be reflected in the major plans elaborated in the course of the past centuries to achieve peace and international collaboration in the world.
Article
Full-text available
John Amos Comenius was a revolutionary leader in both the church and the academy in 17th century Europe. Born and raised in Moravia and firmly grounded in the doctrine of the United Church of the Brethren, Comenius rose from obscurity in what is now the Czech Republic to become recognized around Europe and beyond as an innovative and transformational leader. He contributed to efforts such as advocating for universal education, authoring classroom textbooks (most notably in Latin education), shepherding local churches and his entire denomination, and working for unity and peace among Christians across Europe. Though for many decades after his death he seemed to be lost to time, there has been a resurgence of scholarly interest in the ideas and methods of Comenius. His life and work can serve as a source of encouragement and inspiration to church and educational leaders today.
Article
Full-text available
This paper deals with the ethical views of the 17th century Czech thinker Jan Amos Komenský, also known as Johann Amos Comenius. Comeniologic studies are focused on different aspects of his contribution to education, theology and philosophy but surprisingly there are only a few studies on his ethical standpoints. Jan Patočka classified Comenius’s work in three periods: prepansophic, pansophic and panorthotic. Here the focus is on the panorthotic works in order to trace the different conceptions of ethics, virtue and other ethical concepts specially the virtue of prudence (prudentia/phronesis). Furthermore, to have a broader perspective, a short analysis of his prepansophic period book The Labyrinth of the World and the Paradise of the Heart is also included in order to contrast the evolution of the concept of prudence and the ethical sphere in his world-view. The methodology is based on conceptual analysis, the contrast of different references to ethics in his late period books. At the same time, this work is an attempt to extract secular elements for understanding his ethics, although the organic link between philosophy, theology and politics is recognized in his thought.
Article
Full-text available
Bu çalışma Ortaçağ, Rönesans ve Erken Modern Avrupa eğitim tarihindeki yeni yaklaşımları irdelemektedir. Makale ilk olarak bazı temel Ortaçağ ve Rönesans okullarını ve bu okulların öğrencilerine sundukları dersleri incelemektedir. Bu yolla modern öncesi okulların hangi şekilde ve ne ölçüde farklılıklar gösterdikleri belirlenmektedir. Ortaçağ eğitim tarihine ait geleneksel yaklaşımları kısaca tartıştıktan sonra Ortaçağa bakışımızı temelden değiştirebilecek yeni yaklaşımlar analiz edilmektedir. Çalışmada bireylerin cinsiyet farklarının eğitim biçimlerindeki farklılaşması ile ne ölçüde etkileşim içinde olduğunu incelemek için bazı arşiv belgeleri kullanmıştır. Makale son olarak batı Avrupa’daki eğitim kurumlarının hangi süreçte ve hangi biçimde değişim geçirdiğinin tarihini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ortaçağ ve Rönesans okullarının temel dönüşüm süreçleri ve bu okulların Avrupa’da modern eğitim kavramının şekillenmesindeki rolleri tartışılmaktadır.
Article
Full-text available
This article attempts to trace the evolution of the concept of international mindedness from the 17th century until the present, using four aspects to focus the discussion: education and other trends, ease of interaction across frontiers, determinants of international mindedness, and international mindedness in practice. Education trends start with the lack of any reading and writing instruction for the masses in the 17th century through compulsory schooling much later - based principally on the drilling of facts and memorization - and then progressive education ideas including critical thinking skills and intercultural understanding. Trade/slave routes and discovery voyages by land and sea were the initial impetus for crossing frontiers, and it was not until the latter half of the 20th century that international telephone calls and airline travel started to be within the reach of larger parts of the world's populations. From the beginning of the 21st century, the Internet and free international communication by word and voice became a reality for many. Early determinants of international mindedness focused on students moving to similar schools in different countries at different stages of their secondary education. This later progressed in the mid 20th century to concepts of intercultural understanding, language learning and human rights, and in the late 20th century and 21st century to principles related to sustainable development, awareness of global issues, and international cooperation as conflicts continued to arise around the globe. The practice of international mindedness was rarely associated with developing a curriculum and pedagogical approaches that favoured intercultural dialogue, the realization of the inter-dependence of nations, and critical analysis skills. It manifested itself via student exchanges across frontiers, until the rise of international schools during the first half of the 20th century, which was the catalyst, during the 1960s, for the development of the first internationally minded programme to assist those schools: the International Baccalaureate Diploma. The article concludes with a list of components of international mindedness which have changed over time.
Article
Full-text available
Around the globe, the systems of public education currently are being transformed into marketised institutions. Education is essential to the basic needs of every individual. But in a so-called ‘free-market’ economy, access to schools and universities is open only to those who can afford it. Jan Amos Comenius, Adam Smith, and Wilhelm von Humboldt, among others, laid the theoretical foundations of public education. Today, however, their ideas are being functionalised by corporate libertarians and ‘free-market’ ideologues. With the help of the WTO's General Agreement on Trade in Services they promote the abolishment of the public sector worldwide, including the EU. In opposition to this, the struggle for public education cannot be grounded on the demand for free und full access to (higher) education alone. It has to be conceptualised, in addition, within the horizon of a non-eurocentric, postmodern, global public sphere.
Article
Uygarlik tarihinin donum noktasinda, yazinin icadi ile birlikte devletin ayrilmaz bir parcasi olarak egitim sisteminin de ortaya ciktigi anlasilmaktadir. Mezopotamya ve Misir gibi Tunc Caginin en onemli uygarliklarinin iki bin yil icerisinde egitim kurumlarinin gelisme gosterdigi arkeolojik verilerle de ispatlanmistir. Yunan Uygarliginin kulturel, sanatsal ve toplumsal acidan gelisiminde baslangicindan itibaren iliski icerisinde oldugu Dogu kulturlerinin etkisi oldugu alfabesinin yaninda egitim sistemi ve kurumlarinin da model aldigi anlasilmaktadir. Yunan egitim sisteminin temeli Dogu kulturlerine dayansa da uygulamada kendine ozgu bicimlendirmesi etkileri gunumuze kadar gelen egitim sisteminin kurulmasini saglamistir. Bu nedenle calismamizda Yunan egitim sisteminin baslangicindan Hellenistik Donem’e kadar olan surecteki gelismeleri, egitimin amaci, bicimi ve egitim kurumlari degerlendirilmistir.
Article
The present study deals with the content-related and thematic, as well as visual and semantic, contexts in which musical motifs, and words and notions with a musical meaning, are placed in the Orbis sensualium pictus textbook of John Amos Comenius. They can be found in several places in the textbook in both its textual and pictorial components. They are used for a broad demarcation of the fields in which music is presented as a philosophical and aesthetic, didactic, communication, ethical and theological phenomenon. In this way, music is presented to the children of the seventeenth century through the Orbis sensualium pictus not only in the form of its specific object or event, in its metaphorical or symbolical meaning but, first of all, as a phenomenon present in the various fields of spiritual and everyday life. The reader becomes acquainted with music in its various functions, with its form, practical utilisation, relation to other fields of art and science, its position within philosophical concepts, its ethical dimension, aesthetic values, spiritual as well as transcendental essence. The purpose of the present study is to explore the essence, present the origins, genesis, sources for inspiration and objectives of the textual as well as the pictorial form of the music syllabus in this pictorial textbook, most widely used in the European context, and, at the same time, to point out the juxtapositions, links, functions and contexts into which music is placed throughout its contents.