ArticlePDF Available

İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan Kaynaklanan Sorumluluk Esasları

Authors:

Abstract

lk ve orta dereceli okullarda öğrencilerin birbirlerine karşı zarar vermesi halinde, zarara kimin hangi esaslara göre katlanacağı olgusu belirsizdir. Bu konuda, idari sorumluluk bulunduğu gibi, aynı zamanda özel hukuktan kaynaklanan sorumluluklar da bulunmaktadır. Bu kapsamda, ayırt etme gücüne sahip küçüğün haksız fiillerinden dolayı sorumluluğu ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.369 kapsamında ev başkanının sorumluluğu bulunabilir. Ayrıca özel okullar açısından çocuğun korunması yükümlülüğünün ihlâlinden kaynaklanan akdî sorumluluk da gündeme gelebilir.
Atıf Şekli Cite As: KARAUZ Agâh Kürşat / ÇOKKAŞ Yakup, “İlk ve Orta Derece-
li Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan Kaynaklanan Sorumluluk
Esasları”, SÜHFD., C. 28, S. 1, 2020, s. 37-74.
İntihal Plagiarism: Bu makale intihal programında taranmış ve en az iki hakem
incelemesinden geçmiştir. This article has been scanned via a plagiarism software
and reviewed by at least two referees.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ
Selçuk Law Review
Araştırma Makalesi
Research Article
Gönderim Received: 18.10.2019
Kabul Accepted: 11.01.2020
10.15337/suhfd.634742
İLK VE ORTA DERECELİ OKULLARDA ÖĞRENCİLERİN
BİRBİRLERİNE VERDİKLERİ ZARARDAN KAYNAKLANAN
SORUMLULUK ESASLARI
Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ* Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ**
Öz
İlk ve orta dereceli okullarda öğrencilerin birbirlerine karşı zarar vermesi halin-
de, zarara kimin hangi esaslara göre katlanacağı olgusu belirsizdir. Bu konuda,
idari sorumluluk bulunduğu gibi, aynı zamanda özel hukuktan kaynaklanan
sorumluluklar da bulunmaktadır. Bu kapsamda, ayırt etme gücüne sahip küçü-
ğün haksız fiillerinden dolayı sorumluluğu ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu
m.369 kapsamında ev başkanının sorumluluğu bulunabilir. Ayrıca özel okullar
açısından çocuğun korunma yükümlülüğünün ihlâlinden kaynaklanan akdî
sorumluluk da gündeme gelebilir.
Anahtar Kelimeler
Öğrenci İdarî Sorumluluk Ev Başkanının Sorumluluğu Kusursuz Sorum-
luluk Özel Okul Sözleşmesi
* Dr, Öğr. Üyesi, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medeni Hukuk Anabilim
Dalı, Antalya, Türkiye Asst. Prof., Akdeniz University, Faculty of Law, Depart-
ment of Civil Law, Antalya, Turkey.
agahkursatkarauz@gmail.com 0000-0003-1253-7430
** Arş. Gör., Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İdare Hukuku Anabilim Dalı,
Antalya, Türkiye Asst., Akdeniz University, Faculty of Law, Department of Ad-
ministrative Law, Antalya, Turkey.
yakupckks@gmail.com 0000-0003-2881-6303
38 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
PRINCIPLES OF RESPONSIBILITY ARISING FROM DAMAGES
CAUSED BY STUDENTS TO EACH OTHER IN PRIMARY AND
SECONDARY SCHOOLS
Abstract
In primary and secondary schools, if the students harm each other, it is unclear
who will bear the harm. In this regard, as well as administrative responsibility,
there are also responsibilities arising from private law. In this context, the minor
who has the power of appeal may have the responsibility for tort and article 369
of the Turkish Civil Code (Law No.: 4721) may have the responsibility of the
head of the household. In addition, in private schools, contractual liability
arising from a violation of the obligation to protect the child may also be raised.
Key Words
Student Administrative Responsibility Responsibility of The Head of
Family Strict Liability Private School Contract
I. GİRİŞ
Eğitim ve öğrenim hakkına ilişkin olarak Anayasa’nın 42. madde-
si, birtakım amaçları ve sınırları ortaya koymaktadır. Buna göre, kimse-
nin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı, öğrenim
hakkının kapsamının kanunla düzenleneceği, Atatürk ilke ve inkılâpları
doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim
ve denetimi altında yapılacağı ve buna aykırı eğitim ve öğretim yerleri
açılamayacağı, özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esasların
Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak kanunla dü-
zenleneceği gibi muhtelif hükümlere yer verilmektedir (Ana, m.42). Bu
cümleden olarak, Millî Eğitim Bakanlığı’nın sunduğu eğitim-öğretim
faaliyetine ilişkin sorumluluk bahsi incelenmeden önce, bakanlığa bağlı
okul kavramı ile konumuz bağlamında bu okullardaki eğitim sisteminin
ifade edilmesi gerekir. Bu bakımdan bakılacak başat mevzuat 1739 sayılı
Millî Eğitim Temel Kanunu (METK) ile 5580 sayılı Özel Öğretim Kurum-
ları Kanunu (ÖÖKK)’dur.
1739 sayılı Kanun’un 18 ilâ 33. maddelerinde “Türk Millî Eğitim
Sisteminin Genel Yapısı” başlıklı ikinci kısmı, üç bölümden oluşmakta
olup, örgün ve yaygın eğitimin ana hatları çizilmektedir. Kanun’un 18.
maddesi, “(1) Türk millî eğitim sistemi, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 39
üzere, iki anabölümden kurulur. (2) Örgün eğitim, okul öncesi eğitimi, ilköğre-
tim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını kapsar. (3) Yaygın eğitim, ör-
gün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü
kapsar.” hükmünü içermektedir. Buna göre çalışmamızın kapsamı, yük-
seköğretim haricinde kalan, okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğre-
tim sahaları olup, ilgili hükümlerden kısaca bahsedilmelidir.
Okul öncesi eğitim, mecburî ilköğrenim çağına gelmemiş çocukla-
rın eğitimini kapsar, bu eğitim isteğe bağlıdır (METK, m.19). Okul öncesi
eğitim kurumları, bağımsız anaokulu, ilköğretim okuluna bağlı anasınıf-
ları veya ilgili diğer öğretim kurumlarına bağlı uygulama sınıfları olarak
açılabilir. (METK, m.21/1). İlköğretim ise, 6-13 yaş grubundaki çocukları
kapsamakta olup, bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı so-
nunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonun-
da biter (METK, m.22). Devamında, ilköğretim kurumlarının ilkokul ve
ortaokul olarak bağımsız şekilde kurulacağı, imkân ve şartlara göre or-
taokulların ise, ilkokullarla veya liselerle birlikte kurulabileceği hüküm
altına alınmıştır (METK, m.24). Nitekim devam eden maddede, ilköğre-
tim kurumlarının ilkokullar ile -imam-hatip okulları dahil- ortaokulları
ihtiva ettiği belirtilmiş olup, ikinci fıkrasında nüfusun az ve dağınık ol-
duğu yerlerde, köylerin gruplaştırılarak, merkez köylerde ilköğretim
bölge okulları ve bunlara bağlı pansiyonlar, gruplaştırmanın mümkün
olmadığı yerlerde ise yatılı ilköğretim bölge okulları (YİBO) kurulacağı
ifade edilmiştir (METK, m.25). Ortaöğretim ise, çeşitli programlar uygu-
layan liseler ile mesleki eğitim merkezleri şeklinde belirtilmektedir
(METK, m.29/1).
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu (ÖÖKK), özel hukuk
gerçek ve tüzel kişilerinin İdarenin denetim ve gözetim yükümlülüğü
altında, eğitim-öğretim kamu hizmetinin ruhsat usulüyle görülmesine
ilişkin esas ve usulleri düzenlemektedir. 5580 sayılı Kanun’da okul, “özel
eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim ile Bakanlıkça dönüşüm
programına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonuna
kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özel okulları” şeklinde ifade edil-
miştir (ÖÖKK, m.2/1c). Özel eğitim okulu, “Özel eğitim gerektiren bireylere
hizmet veren, özel olarak yetiştirilmiş personelin bulunduğu, geliştirilmiş eği-
tim programlarının uygulandığı özel öğretim kurumunu” (ÖÖKK, m.2/1h)
40 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
ifade eder. Kanun’da kurumlar ve bu kurumlarda görevli personelin
MEB’in denetim ve gözetimi altında olduğu belirtilmektedir (ÖÖKK,
m.11/1).
Görülüyor ki, bakanlık eğitim-öğretim hizmetini bizatihi sunabile-
ceği gibi, özel hukuk kişileri eliyle de yerine getirebilir. Tekel niteliği
taşımayan kamu hizmetlerinin idarece verilecek izin yoluyla, özel hu-
kuk kişilerince de yerine getirilmesi ruhsat (izin) usuolarak bilinir.
1
Bu açıdan idarenin mezkûr faaliyet konusu hizmetten kaynaklanan za-
rarlardan dolayı sorumluluk durumu, kurum açma izni verilen yerler
bakımından “gözetim ve denetim yükümlülüğü” bağlamında değerlendi-
rilmelidir.
2
II. SORUMLULUK ESASLARI
Yukarıda bahsedilen eğitim kurumlarında öğrencilerin birbirlerine
verdikleri zararlarda kimin ne tür sorumluluğunun bulunduğunun or-
taya konulması gerekir. Örneğin, bir çocuk
3
okulda üçüncü bir kişiyi
yaralarsa, ev başkanı, TMK m. 369 (ZGB Art. 333) uyarınca, kamu so-
rumluluğu altındaki kurumlar kamu hukuku kapsamında ve öğrenci ise
1
AKYILMAZ, Bahtiyar/ SEZGİNER, Murat/ KAYA, Cemil: Türk İdare Hukuku, 10.
Baskı, Savaş, Ankara, 2019, s.565-566. Aksi yönde bkz.: KARAHANOĞULLARI,
Onur: Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Rejim), Turhan, Ankara, 2015, s.324-
326.
2
AYM, MEB’in gözetim ve denetimi altındaki özel öğretim kurumlarını şöyle nite-
lendirmektedir: “…Devlet, bir kamu hizmetini, bizzat kendi personeli, araç ve gereciyle
yapabileceği gibi, bu hizmeti özel kişilere de yaptırabilir. Ancak bu durum, hizmeti yapmak-
la yükümlü kılınan kamu kurumunu hizmetten yararlananlara ve üçüncü şahıslara karşı
sorumluluktan kurtarmaz. Bu sebeple, özel okulları,yönetimlerinde ve dış etkinliklerinde
Devlet okullarında olduğu gibi hizmetin kurallarına uygun ciddiyet ve güvenilir biçimde
yürütülmesini sağlamak Devletin görevidir. O halde, bir yanda genel kamu yararı amaçla-
yan bir kamu hizmeti, öte yanda da yararını düşünen özel kişiler vardır ve işte bu yarar ça-
tışmasının dengelenmesi söz konusudur. Bunu sağlayabilmek için de yürütülecek hizmet
üzerinde kamu kurumuna etkin yetki ve sorumluluk tanımak gerekir. Nitekim, Anayasa'nın
42. maddesinin altıncı fıkrasında "özel ... okulların bağlı olduğu esaslar... kanunla düzenle-
nir." hükmü, kanun koyucunun bu konudaki yetkisini saklı tutmuştur…”. AYM,
E.1990/4, K.1990/6, T.12.4.1990, RG.: 17.6.1990-20551.
3
Çocuk, kelime anlamı itibariyle “insan yavrusu” demektir. Konu hakkında geniş
bilgi için bkz.: SEROZAN, Rona, Çocuk Hukuku, 2. Bası, İstanbul, 2005, s.3 vd;
İNAN, Ali Naim, Çocuk Hukuku, İstanbul, 1968, s.10.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 41
TBK m. 49’a göre (OR Art. 41.), yaralanan öğrenciye karşı sorumludur.
4
Esasen hukukî sorumluluk, kusur sorumluluğu, kusursuz sorumluluk
ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi başlıkları altında incelenmekte-
dir.
5
Çalışma kapsamında kusur ve kusursuz sorumluluk bahisleri üze-
rinde durulacak olup bu bağlamda fiil, zarar, uygun illiyet bağı ve hu-
kuka aykırılığa değinilecektir. Kusur ise, gözetim veya objektif özen
ödevinin ihlâli, tehlikeli bir işletme veya nesneye sahip olma gibi du-
rumlarda aranmamakta olup, böyle hallerde kanunî düzenleme ile ku-
sursuz sorumluluk (sebep sorumluluğu) gündeme gelmektedir.
6
Öğrencilerin birbirlerine karşı verdikleri zararlarda sorumluluğun
kime ve hangi esaslara göre isnat ettirileceği konusunda, ilk olarak, ida-
renin sorumluluğu incelenecek olup, ardından özel hukuk bakımından
sorumluluğun kaynakları irdelenecektir.
A. İdarenin Sorumluluğu
Hukuk düzeninde esasen bir sorumluluktan bahsedilebilmesi için
bir fiilin bulunması, bu fiilin kusurlu olması ve bununla illiyet bağı ku-
rulabilen bir zararın ortaya çıkması gerekmektedir. İdarenin sorumlulu-
ğu noktasında, ortada bir idari işlem ve eylemin varlığı, bununla bir
zararın doğması ve bunlar arasında illiyet bağı (sebep-sonuç bağlantısı)
bulunması gerekmekte olup, kusurun varlığı ise idarenin kusur sorum-
luluğunda gündeme gelebilen bir olgudur.
7
İdarenin sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile
yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin
yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı za-
4
JEAN-PIERRE Heller/ PASCAL Oberson. Die Haftung des Familienhauptes nach
Art. 333 Abs. 1 ZGB sowie die Billigkeitshaftung nach Art. 54 Abs. 1 OR, s. 14.
5
EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt II, 23. Baskı, Yetkin, Ankara, 2018,
s. 513.
6
EREN, s. 515.
7
GÖZLER, Kemal, İdare Hukuku Cilt II, Ekin, Bursa, 2019, s. 1294-1372; AKYILMAZ,
Bahtiyar/SEZGİNER, Murat/KAYA, Cemil, Açıklamalı-İçtihatlı Türk İdari Yargılama
Hukuku, 1. Baskı, Savaş, Ankara, 2019, s. 1276-1277; ÇAĞLAYAN, Ramazan, İdare
Hukuku Dersleri, 7. Baskı, adalet, Ankara, 2019, s. 655; SANCAKDAR, Oğuz/ÖNÜT,
Lale Burcu/US DOĞAN, Eser/ KASAPOĞLU TURHAN, Mine/SEYHAN, Serkan,
İdare Hukuku Teorik Çalışma Kitabı, 8. Baskı, Seçkin, Ankara, 2019, s. 751; ULUSOY,
Ali Dursun, Yeni Türk İdare Hukuku, Yetkin, Ankara, 2019, s. 557-558.
42 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
rarın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurum olup, ka-
musal faaliyetler sebebiyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan
eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi,
karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve
ilkeleri içine almaktadır.
8
Bu yönüyle, “İdarenin hukukî sorumluluğu, kişi-
lere lütuf ve atıfet duygularıyla belli miktarda para ödenmesini öngören bir
prensip olmayıp; demokratik toplum düzeninde biçimlenen idare-birey ilişkisi-
nin doğurduğu hukuki bir sonuçtur”.
9
Bakanlığın sunduğu eğitim-öğretim faaliyetinin yürütülmesinden
kaynaklanan aksaklık veya bozukluk durumu, idarenin hizmet kusuru-
nu akla getirmekte olup, hizmetin “kötü işlemesi”
10
, “geç işlemesi”
11
veya
“hiç işlememesi”
12
halinde gündeme gelecektir. Uyuşmazlık Mahkemesi,
okulun sınıf kapısının çok sert şekilde kapanması sonucunda öğrencinin
8
D15D, E.2013/5356, K.2016/3705, KT.:23.5.2016, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).
9
D15D, E.2013/3961, K.2014/2433, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019).
10
Hizmetin kötü işlemesi, hizmetin gereği gibi yürütülmemesi ya da idarenin kendi-
sinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak hizmeti ifa etmesi ge-
reği gibi yapmamasını ifade eder. Hizmetin kötü işleyip işlemediği somut olaya gö-
re değerlendirilmesi gereken bir olgu olup kullanılan araç-gereç ve olanaklar gibi
birçok unsurun birlikte düşünülmesi gerektiği için mutlak bir kural koymak güçtür.
Detaylı bilgi için bkz.: SANCAKDAR Oğuz/ÖNÜT, Lale Burcu/US DOĞAN, Eser/
KASAPOĞLU TURHAN, Mine/SEYHAN, Serkan, İdare Hukuku Teorik Çalışma Kita-
bı, 8. Baskı, Seçkin, Ankara, 2019, s. 752-753.
11
Hizmetin olağan sayılamayacak bir gecikme ile yerine getirilmesi veya zamanında
yapılamamasıdır. Hizmetin ne süre ile yapılacağı mevzuatta belirlenmişse buna ba-
kılacak olup, bu yönde düzenleme mevcut değilse halin icabına göre idarenin ma-
kul bir süre tayin etmesi gerekir. SANCAKDAR Oğuz/ÖNÜT, Lale Burcu/US DO-
ĞAN, Eser/ KASAPOĞLU TURHAN, Mine/SEYHAN, Serkan, İdare Hukuku Teorik
Çalışma Kitabı, 8. Baskı, Seçkin, Ankara, 2019, s. 753-754.
12
Kamu hizmetinin hiç sunulmaması olup, burada idarenin bağlı yetki ile mi takdir
yetkisi ile mi hareket ettiği hususu önem taşımaktadır. Bağlı yetkinin bulunduğu
bir sahada hizmetin hiç işlememesi sorumluluğu doğurabilecek nitelikte iken, tak-
dir yetkisinin bulunduğu durumda hareketsiz kalmanın, somut olaya bakılarak ka-
rar verilmesi gerekecektir. SANCAKDAR Oğuz/ÖNÜT, Lale Burcu/US DOĞAN,
Eser/ KASAPOĞLU TURHAN, Mine/SEYHAN, Serkan, İdare Hukuku Teorik Çalışma
Kitabı, 8. Baskı, Seçkin, Ankara, 2019, s. 754-756.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 43
parmağını sıkıştırarak kopardığı olayda, meydana gelen zarardan dolayı
açılan davada idare mahkemelerini görevli görmüştür.
13
Danıştay, öğrencilerin fiilleriyle birbirlerine zarar vermesi olayla-
rıyla ilgili uyuşmazlıklarda ilk olarak, idarenin denetim ve gözetim so-
rumluluklarını özenle yerine getirip getirmediğini incelemektedir. Bu
inceleme esnasında, bu yükümlülüğü yerine getirmiş olsa engellenebile-
cek bir zarar olduğu kanaatine varırsa, bu zararın hizmet kusuru kap-
samında kaldığına karar vermektedir. Ancak, idarenin gözetim yüküm-
lülüğünü yerine getirse dahi engelleyemediği zararlarda da, kamu kül-
fetleri karşısında eşitlik, hakkaniyet ve nasafet ilkeleri gereği olarak ku-
sursuz sorumluluğunun bulunduğuna karar vermektedir. Nitekim, bir
lise öğrencisinin teneffüs esnasında mukavva parçasını rastgele fırlat-
ması sonucu arkadaşının gözüne isabet ederek görme kaybına sebep
olmasında idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getir-
memesinden kaynaklı olarak hizmet kusuru bulunmaktadır.
14
Diğer bir
13
UYM, E.2013/616, K.2013/732, T.13.5.2013, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019).:
…Kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin;
kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; hizmet kusuru ya da başka bir neden-
le idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “idari dava türleriarasında sayılan “idari
işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası” kapsa-
mında, idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır…”.
14
D8D, E.2014/7466, K.2015/1717, KT.: 11.3.2015, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “…Uyuşmazlık konusu olayda, lise öğrencisi olan davacının okul bahçesinde
teneffüs esnasında başka bir öğrencinin elindeki ajanda kapağı olarak tanımlanan mukavva
parçasını rastgele fırlatması sonucu gözüne isabet etmesi neticesinde bir gözünde görme
kaybı oluştuğu, davacının bir gözünde görme kaybına yol açan olayda mukavva fırlatan öğ-
rencinin mukavva parçasını olay meydana gelmeden önce de birkaç kez rastgele fırlattığı;
nöbetçi öğretmenin nöbet süresince görev yerinde bulunması halinde fark edilip önlenebile-
cek bir olay iken, görev yerinde bulunmaması nedeniyle önlenemediği, olay sonrasında da ne
nöbetçi öğretmenin olaya müdahale ettiğine ne de okul idaresinin olaydan haberdar edildiği-
ne ilişkin tutulmuş bir tutanak olmadığı, okul idaresinin de bu durumu 20-25 gün sonra
öğrendiğini belirttiği, olayın idarenin denetim ve gözetim görevinden kaynaklanan yüküm-
lülüklerini tam anlamıyla yerine getirmemesi sonucu meydana geldiği, gözetim ve denetim
görevini yerine getirmiş olsaydı olayın engellenebileceği anlaşılmaktadır. / Bu durumda,
idarenin faaliyet alanı ile ilgili olarak önlemekle yükümlü olduğu halde önleyememesi nede-
niyle oluştuğu anlaşılan mevcut zararın, hizmet kusuru kapsamında gerekli araştırmalar
yapılarak davacıda oluşan görme kaybının oranının tespiti için adli tıbba gönderilmesi ve
sonrasında tazminat miktarlarının belirlenmesi adına bilirkişi incelemesi yaptırılmak sure-
tiyle maddi ve manevi zararın mahkemece tazmin edilmesi gerekirken, idarenin hizmet ku-
44 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
olayda ise, yine bir lise öğrencisinin sınıf arkadaşının gözüne kalem fır-
latmasıyla bir gözde görme kaybı meydana gelmesinde idarenin üzerine
düşen bütün yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen; kamu külfetle-
ri karşısında eşitlik, hakkaniyet ve nasafet kuralları gereği kusursuz so-
rumluluğu bulunduğu değerlendirmesini yapmaktadır.
15
Görülüyor ki, idarenin sorumluluğunun belirlenmesinde, somut
olayın özelliği önem arz etmekte olup, bu duruma göre sorumluluk esa-
sı değişkenlik gösterebilmektedir. Yine, idarenin kamu hizmetinin su-
numunda kusuru bulunmasa dahi, okulda meydana gelebilecek zarar-
lardan dolayı, fiile ilişkin olarak öğretmen veya öğrenciden südur etme
şeklinde bir ayrıma gidilmeksizin idarenin sorumlu tutulması hukukun
genel ilkeleri ile nesafet kuralları kapsamında değerlendirilen bir husu-
siyettir.
16
suru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre sorumlu olmadığı gerekçesiyle davayı reddet-
mesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır….
15
D8D, E.2014/4787, K.2015/1716, KT.:11.3.2015, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “…Bakılan davada, dava konusu olaya ait bilgi ve belgelerin bir bütün olarak
değerlendirilmesinden, gözüne isabet eden kalemle yaralanan davacıya ilk müdehalenin mü-
dür yardımcısı tarafından yapıldığı ve annesine haber verildiği, acilen hastaneye sevkinin
sağlandığı görüldüğünden, tazminat istemine konu olan olaya ilişkin olarak davalı idarenin
üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği ve buna bağlı olarak hizmet kusurunun bu-
lunmadığı anlaşılmaktadır. / Ancak, idarenin gözetim sorumluluğu gereği, kamu hizmeti-
nin yerine getirilmesinde kusuru olmasa bile öğrenci velisinin öğrenciyi okul idaresinin gö-
zetim ve denetimine bıraktığı andan itibaren okulda ders saati içerisinde meydana gelebile-
cek olan zararlardan sorumlu tutulması ve meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk il-
kesi uyarınca tazmin edilmesi, kamu külfetleri karşısında eşitlik, hakkaniyet ve nesafet ilke-
leri gereğidir. / Bakılan davada, Ağrı İli X1 Lisesi 10/E sınıfı öğrencisi olan davacının, gö-
züne sınıf arkadaşının kalem atması sonucunda yaralandığı açık olup idarenin bu zararın
oluşumunda doğrudan etkisi bulunmamakla birlikte, öğrencinin okul idaresinin gözetim ve
denetiminde bulunduğu süre zarfında gerekli gözetim ve denetim görevini yapmaması ne-
deniyle meydana gelen olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca zararı
tazmin sorumluğu bulunmaktadır…”.
16
D8D, E.2015/14517, K.2017/896, KT.: 16.2.2017, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “…İdari hizmetlerin kuruluş ve işleyişindeki mevcut kusurlarından dolayı
meydana gelen zararların idarece tazmini gerekeceği açıktır. Ayrıca, kamu hizmetlerinin gö-
rülmesi sırasında genel külfetler dışında fertlere ve ferdi mülkiyete verilen zararların, eylem
ile doğan zarar arasında nedensellik bağının bulunması halinde, kusursuz sorumluluk esa-
sına göre idarenin kusuru aranmaksızın idarelerce oluşan zararın karşılanması hukukun
genel ilkeleri ve nesafet kuralları gereğidir. / … / İdarenin kamu hizmetinin yerine getiril-
mesinde kusuru olmasa bile okulda meydana gelebilecek olan zararlardan sorumlu tutulması
hukukun genel ilkeleri ile hak ve nesafet kuralları gereğidir. / Bu durumda, okul bahçesinde
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 45
Bu başlıkta üzerinde durulması gereken bir diğer konu ise, idare-
nin söz konusu zararlardan kaynaklı kusurlu veya kusursuz sorumlulu-
ğu bulunmasının yanında, bu sorumluluğunu kaldıran veya azaltan bir
etkenin olayda mevcut olup olmadığı konusudur. Ebeveynlerin çocuğun
himayesi, bakımı ve gözetimi, okula devamı gibi konulardaki yükümlü-
lüğünü yerine getirmemesi meydana gelen zararda, Danıştay tarafından
“müterafik kusur” olarak değerlendirilmekle, idarenin sorumluluğunu
azaltan bir etkisinin olduğu kabul edilmektedir
17
. Bu yönüyle anne ve
babanın da sorumlulukları oranında zarara katlanması gerekir.
18
basketbol oynayan öğretmenin geri geri gitmek suretiyle davacı öğrenci ile çarpışması sonu-
cu meydana gelen olay nedeniyle idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca zararı taz-
min sorumluluğu olduğundan, maddi ve manevi tazminat isteminin reddine ilişkin Mah-
keme kararında hukuki isabet görülmemiştir…”.
17
D10D, E.2013/3299, K.2016/1403, KT.: 15.3.2016, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “…Okulda olması gereken saatte girilmesi yasak olan alana giren ve vagonun
üzerine çıkmak suretiyle olaya sebebiyet veren K2 ile bulunan anne ve babanın idare mah-
kemesince alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere olayda % 50 oranında müterafik ku-
suru bulunduğunun kabülü gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğraya-
nın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda,
zarara uğrayana ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak
azaltılmalıdır. / Buna göre, İdare Mahkemesince, meydana gelen maddi zararda kazazede ve
ebeveynlerinin de davalı idare yanında % 50 oranında müterafik kusuru bulunduğu gözeti-
lerek bir karar verilmesi ve maddi tazminat hesabının da bu durum nazara alınarak yapıl-
ması gerekirken, olayda tamamen idarenin kusuru olduğu kabul edilmek suretiyle maddi
tazminat miktarının belirlenmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır…”. Aynı yönde bir
başka karar için bkz.: D10D, E.2010/2573 K.2014/198, KT.:21.1.2014,
www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019).: “…İlköğretim 8. sınıf öğrencisi olan davacılar-
dan olay tarihi itibarıyla 14 yaşındaki K2'in, ders saatinde arkadaşları K5 ve K6 ile birlikte
okulun yakınında bulunan askeri güvenlik bölgesine girerek, burdan bazı askeri malzemeleri
aldıkları, boş bir arazide sakladıkları, ertesi gün, bu hurda malzemeleri K5'ın bidon ve torba
içinde okula getirdiği, orada top oynayan davacılardan K2 ve diğer arkadaşlarıyla birlikte
hurda malzemeleri satmak amacıyla hurdacıya götürdükleri, hurdacının kabul etmemesi
üzerine anılan davacının çuvalın içinden çıkarttığı demir boruyu kaldırıma vurduğu, lav
roketinin motor parçası olan bu borunun patlaması sonucunda sağ bacağını ve sağ gözünü
kaybettiği, bu olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle…/ Olay tarihi
itibarıyla 14 yaşında olan, davacılardan K2'in, söz konusu hurda malzeme ile oynayarak
patlamasına neden olduğu anlaşıldığından, olayın meydana gelmesinde gözetim ve denetim
sorumluluğunu gereğince yerine getirmeyen anne ve babasının da kusuru bulunmaktadır.
Bu nedenle, maddi tazminata hükmedilirken bilirkişi incelemesi sonucu hesaplanan maddi
zarar üzerinden anne ve babanın müterafik kusurunun da dikkate alınması, gerekirse yeni-
den bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerekmektedir…”.
18
Anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüğü, aile başkanının sorumluluğu
bahsinde detaylı olarak izah edilmektedir.
46 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
Meydana gelen zarara salt üçüncü kişinin davranışı neden olmuş-
sa, bu zarardan idarenin sorumluluğunun kalktığı ve fakat ortaya çıkan
zararda idare ile birlikte üçüncü kişinin davranışı iç içe geçmişse, bu
durumda idare ile üçüncü kişi arasında sorumluluğun paylaştırılması
gerektiği değerlendirilmektedir.
19
Bu sebepten ötürü, sorumluluğun na-
sıl paylaştırılacağı belirsizdir. Bu anlamda, üçüncü kişilerin kusuru çok
farklı biçimlerde meydana gelebildiği için bu hususta mutlak ölçüt
koymanın yanı sıra, idari yargı içtihatlarını takip etmenin daha isabetli
olacağı yönünde yaklaşım bulunmaktadır.
20
Nitekim, idare hukukunda
müteselsilen sorumluluğun bulunmaması, idarenin ve üçüncü kişinin
davranışı bakımından sorumluluk derecesinin tespit ve tayini konusun-
da hangi yargı yolunun görevli ve yetkili olduğu veya üçüncü kişinin
idareye rücu etmesi gibi birtakım sorunlara da sebep olmaktadır.
21
Öğretide zarar görenin, sorumlulukları oranında idare ve üçüncü
kişi aleyhine dava açması, idareye açılan davanın idarî yargıda; üçüncü
kişiye açılan davanın da adlî yargıda açılması gerektiği belirtilmekte
olup, idare aleyhine açılan davada, idarenin belirli bir oranda sorumlu-
luğa mahkûm edilmesi hâlinde, zarar görenin bakiye zararının tazmini
için adlî yargıda üçüncü kişi aleyhine dava açması gerekeceği, bu du-
rumda, adlî yargıda üçüncü kişinin kusursuz görülebileceği veya daha
az kusurlu görülebileceği, hatta daha az veya hiç tazminata mahkûm
edilmeyebileceği, sonuç olarak zarar görenin uğradığı zararı tazmin
edememesi gibi adaletsiz bir neticenin ortaya çıkabileceği değerlendir-
mesi bulunmaktadır.
22
Nitekim, Danıştay’ın yukarıda belirttiğimiz “mü-
terafık kusur”a ilişkin kararlarında, idare yanında anne babanın da yüz-
de elli oranında kusurlu olduğu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte,
idarenin kusura dayanan sorumluluğunda üçüncü kişinin kusuru, ida-
renin sorumluluğunu azaltan “üçüncü kişinin kusuru” olarak değerlen-
dirilmektedir.
19
GÖZLER, s. 1366-1367; ÖZAY, İl Han, Günışığında Yönetim, Filiz Kitabevi, İstanbul,
2017, s. 877; ÇAĞLAYAN, s. 681-682. Aksi yönde bkz.: ULUSOY, s. 565.
20
ÖZAY, s. 877.
21
ÇAĞLAYAN, s. 682-683.
22
VEDEL, Georges/DELVOLVÉ, Pierre, Droit Administratif, Cilt I, Paris, Presses
universitaires de France, 1992, s. 619-620, (Nakleden: GÖZLER, s. 1367-1368).
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 47
Gözler, zarar görenin üçüncü kişi aleyhine adli yargıda tazminat
davası açabileceğini, üçüncü kişinin zararını tazmin ettikten sonra ida-
reye müracaat etmek suretiyle idarenin açıkça veya zımnen reddetmesi
durumunda, tam yargı davası açarak rücu imkânının bulunduğuna işa-
ret etmektedir.
23
Kanaatimize göre, idarî yargıda idare aleyhine dava açılarak zara-
rın tazmin gerçekleştirilmelidir. Bunun üzerine idare mahkemesi kara-
rında belirtilen hususlarla birlikte varsa üçüncü kişinin kusuru bağla-
mında idare, üçüncü kişiye rücu edebilir. İdarenin açacağı rücu davası,
adli yargıda özel hukuk hükümlerine göre (örnek olarak TMK m.369, aile
başkanının kusursuz sorumluluğu gibi) gerçekleştirilecek olup, bu husus
zarar görenin menfaatleri bakımından daha isabetlidir. Kaldı ki, üçüncü
kişinin kusuru, idarenin kusursuz sorumluluğunu etkilemeyeceği için
koşulların varlığı hâlinde, idarenin kusursuz sorumluluğuna gidilerek
idareden tazmin ettirilebileceği ve daha sonra üçüncü kişinin kusuru
oranında idare tarafından adli yargıda özel hukuk hükümlerine dayanı-
larak rücu davası açılabilecektir.
24
Aynı değerlendirmeyi idare huku-
kunda müteselsil sorumluluk kabul edilmediğinden idarenin kusur so-
rumluluğunda ne yazık ki yapabilmemiz olanaklı değildir. Ancak yuka-
rıda belirtilen içtihatlar çerçevesinde idare pratiklerinde görüldüğü üze-
re, idare kusurlu veya kusursuz olarak- sorumluluğu zarar gören lehi-
ne tazmin ettikten sonra, üçüncü kişinin zararın meydana gelmesinde
bir etkisi varsa (örneğin ev başkanının koruma, gözetme yükümlülüğünün
ihlâli gibi) rücu davası açabilecektir.
Belirtilmesi gereken bir diğer husus, yatılı eğitim kurumlarında
eğitim gören öğrencilerle ilgili uyuşmazlıklardaki içtihat farklılığıdır.
Burada Yargıtay, öğrencinin verdiği zararlardan dolayı halihazırda ev
başkanının sorumluluğunun da bulunduğu içtihadından saparak, yal-
nızca okul idaresinin sorumlu olduğuna işaret etmektedir.
25
Ev başkanı-
23
GÖZLER, s. 1368.
24
SANCAKDAR vd., s. 777.
25
Yargıtay 4.HD, E. 2003/4678, K. 2003/10280, T. 18.9.2003, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “Çocukların yatılı okumaları durumunda gözetim ve denetimin tamamen okul
idaresine geçtiği durumlarda, aile başkanlığı görevinin okul idaresine geçtiği düşünülmeli-
dir. Çünkü bu halde aile başkanının bakıp gözetmesi, devamlılık taşıyacak biçimde ortadan
48 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
nın sorumluluğu ile Yargıtay’ın uygulamasına ileriki başlıklarda detay-
lıca değinilmektedir.
B. Özel Hukuk Bakımından Sorumluluğun Kaynakları
Öğrencilerin birbirlerini yaralamaları durumunda idare hukuku
haricinde özel hukuktan doğan tazminat sorumluluğu da gündeme
gelmektedir. Özel hukuktan doğan sorumluluğun birden fazla sebebi
olabilecektir. Genellikle bu tür öğrenciler reşit olmadıkları için ehliyetle-
ri tam da değildir. Bu öğrencileri tam ehliyetsiz veya sınırlı ehliyetsiz
olarak sınıflandırmak mümkündür. Türk-İsviçre hukukunda tam ehli-
yetsizlik ısından herhangi bir yaş sınırı öngörülmemiş olup; her bir
somut olay açısından ayrı ayrı tespit edilmesi gerekir
26
. Ancak ister tam
ehliyetsiz ister sınırlı ehliyetsiz olsun küçüğün davranışlarından özel
hukuk anlamında sorumlulardan ilki TMK m. 369 kapsamında aile baş-
kanıdır. Bunun haricinde, sınırlı ehliyetsiz statüsündeki küçüğün haksız
kalkmaktadır. Hâlbuki somut olayda, günün belirli saatlerinde okula giden çocuğun yetişti-
rilmesi, gözetilip denetlenmesi okul idaresine ait olmayıp, aile başkanının görevi içindedir.
Diğer bir anlatımla bu gibi durumlarda, aile başkanlığı görevi kesintiye uğramamaktadır.
Çocuğun günlük olarak yetiştirilmesi sürdürülmektedir. Böylece aile başkanlığı görevi yine
babaya ait bulunmaktadır.”
26
AKİPEK, Jale G./AKINTÜRK, Turgut/ATEŞ, Derya, Türk Medeni Hukuku Birinci Cilt,
13. Baskı, Beta, İstanbul, 2016, s. 304; BGB § 104’e göre, yedi yaşını doldurmayan
küçüklerin mutlak bir şekilde fiil ehliyetinden yoksun olduğu düzenlenmiştir.
Çocuklarda ayırt etme gücüne ilişkin sabit yaş sınırı yoktur; tüm durumları (kararın
göreceliği) dikkate alarak bireysel duruma bağlıdır. Örneğin, bazen, çocuğun geli-
şimine bağlı olarak, kibritlerle oynamak veya arabaları çizmek gibi basit hareket-
lerden sorumlu tutmak mümkün olabilir. Ancak karayollarında bir sorumluluk için
daha yüksek yaş beklenmektedir. Ancak, sorumluluğa ilişkin kararın onanması
tazminat için tam sorumluluk anlamına gelmez. Bazen olayda mevcut olan hafif
ihmal gibi sebepler tazminatta indirim sebebi olabilir. Ayırt etme gücünden yoksun
çocukların davranışları sonucunda hakkaniyet sorumluluğu (OR 54); ve ayrıca ev
başkanının sorumluluğu gündeme (ZGB 333) gelebilir. Örneğin; 7 yaşında çocuğun
yamaçtan taşları yuvarlaması; 6 yaşındaki çocuğun arkadaşının saçına dart atmak
isterken gözüne gelmesi (ZR 56 Nr. 93); 7 yaşında çocuğun silâhla oynarken yara-
laması gibi (BGE 43 II 205, 208) gibi olaylarda çocuk sorumlu tutulmamıştır. Ancak
9 yaşında bir çocuğun yoğun bir ana yoldan bisikletle durmadan geçmesi ve çarp-
ması (BGE 111 II 89, 91); 9 yaşında çocukların Bengal kibriti ile oynaması sonucu
ahırı ateşe vermesi (BGE 100 II 332, 337); 12 yaşında bir öğrencinin henüz bağlan-
mamış ve bir fırtınada devrilmiş olan yüksek voltajlı bir direk somununu sökmesi
(BGE 90 II 9, 12) hallerinde çocuk sorumlu tutulmuştur. Bkz. HEINRICH Honsel/
BERNHARD Isenring/ MARTİN A. Kessler, Schweizerisches Haftpflichtrecht, 5. Auf-
lage, 2013, s. 78.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 49
fiil niteliğindeki bu tür yaralama fiillerinden sorumluluğu da tamdır.
Ancak ayırt etme gücüne sahip olmayan küçükler tam ehliyetsiz olduk-
ları için bu tür haksız fiillerden sorumlu değildirler. Fakat bu tür du-
rumlarda, TBK m. 65 kapsamında hakkaniyet sorumluluğu gündeme
gelebilir
27
. Ayrıca özel okul denilen kurumların özel okul sözleşmesi
kapsamındaki yükümlülüklerinden birisi de öğrencilerin korunup kol-
lanmasıdır. Bu sebeple, bir öğrencinin okulda yaralanması aynı zaman-
da sözleşmenin ihlâli niteliği taşımaktadır. İşte bu durumda ise yara-
lanma sonucunda ortaya çıkan zarardan özel okul sözleşmesel olarak
sorumlu olacaktır.
1. Ev Başkanının (Kanundan Doğan) Sorumluluğu
a. Ev Başkanı Kavramı
Aile, bir ev başkanının yönetiminde aynı çatı altında birlikte yaşa-
yan kimselerden oluşmuş insan topluluğunu ifade eder.
28
Aile terimi,
Türk Medeni Kanunu’nda üç farklı türde kullanılmaktadır:
29
Dar aile
(evlilik birliği) (TMK m.185), geniş aile (soybağı birliği) (TMK m.282) ve
büyük aile (ev düzeni birliği) (TMK m.367). TMK’nin 367 ilâ 371. mad-
delerinde “ev düzeni”ne ilişkin hükümler bulunmakta olup, burada bü-
yük aile düzenlenmektedir.
30
Dar aile düzeninde yalnızca eşlerden olu-
şan birlik anlatıldığı için ev başkanı burada bulunmaz.
31
Ev başkanı kavramı kanunkoyucu tarafından tanımlanmamış
olup; ancak kanundaki düzenlemeden bir sınırlama çıkarılması müm-
kündür
32
. TMK m.367/1 gereğince, “aile hâlinde yaşayan birden çok kimse-
nin oluşturduğu topluluğun kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenen bir ev
başkanı varsa, evi yönetme yetkisi ona ait olur”. Buna göre ev başkanı sıfatı,
kanundan, sözleşmeden veya örf ve âdet kurallarından kaynaklanabil-
27
TANDOĞAN, Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1961, s. 59; EREN, s. 636.
28
AKINTÜRK, Turgut/ ATEŞ, Derya, Türk Medeni Hukuku Aile Hukuku İkinci Cilt, 21.
Bası, Beta, İstanbul, 2019, s. 454.
29
ÜNAL, Mehmet, Türk Medeni Hukukunda Aile Başkanının Sorumluluğu, Ankara Üni-
versitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No:450, Ankara, 1979, s. 40-41.
30
GENÇCAN, Ömer Uğur, Aile Hukuku, Yetkin, Ankara, 2011, s. 1668; AKIN-
TÜRK/ATEŞ, s. 454.
31
GENÇCAN, s. 1669.
32
JEAN-PIERRE ve PASCAL., s. 43.
50 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
mektedir. Ayrıca evlilik devam ettiği sürece kural olarak ev başkanlığı
sıfatı, anne ve babaya birlikte aittir.
33
Nitekim, bu anlamda ev başkanla-
rının müteselsil sorumluluğu gündeme gelmektedir.
34
Devam eden hükümlerde ev başkanının haiz olduğu hak, yüküm-
lülükler ve sorumluluğu bulunduğu gibi, ev düzenine tâbi olanların da
birtakım hak ve yükümlülükleri mevcuttur. Nitekim ev başkanının evin
düzen ve disiplinini sağlamak üzere gerekli gördüğü emir ve buyruk-
larda bulunma hakkı vardır. TMK m.368 gereği ev başkanının “evin dü-
zenini sağlama”
35
, “eşyasını koruma”
36
, “gözetimini yapma”
37
ve “ödemeleri
yapma”
38
gibi görevleri söz konusudur. Ayrıca TMK m.369/1 gereği, “ev
başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
33
Yargıtay 4.HD, E. 2009/8959, K. 2010/4588, T. 19.4.2010, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “…Evlilik devam ettiği sürece velayet hakkını birlikte kullanacakları Medeni
Yasa'nın 336/1. maddesinde belirtilen ana ve baba; aynı Yasa'nın 342/1. maddesi gereğince,
velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisi olduklarından,
küçüğün başkalarına verdiği zarardan dolayı yine aynı Yasa'nın 369. maddesi gereğince aile
başkanı olarak sorumludurlar.”
Ev başkanı gerçek veya tüzel kişi olabilir. Ev başkanının talimatı altındaki dadı,
bebek bakıcısı gibi yardımcı kişilerden de ev başkanı sorumlu olabilir. Bkz. ISA-
BELLE WILDHABER, Kommentierung zu Art. 331-333 ZGB, in: Heinrich Hon-
sell/Nedim Peter Vogt/Thomas Geiser (Hrsg.), Basler Kommentar ZGB I, Art. 1 456
ZGB, 5. Aufl., Basel 2014, s. 1883.
34
JEAN-PIERRE ve PASCAL., s. 43; RODOSLU, Emine Koçano, “Ev Başkanının So-
rumluluğu”, AÜHFD, 63(4), 2014, s. 896.
35
JEAN-PIERRE ve PASCAL., s. 43; WILDHABER, s. 1878; Evin düzenini sağlama
konusunda ev başkanının sahip olduğu yetkilere yemek, uyku, çalışma, eve geliş,
arkadaş toplantısı ve gezinti saatleri belirleme gibi örnekler verilebilir. Bu noktada
ev halkından her bir kimsenin yararının âdil biçimde gözetilmesi esastır. GENÇ-
CAN, s. 1673.
36
JEAN-PIERRE ve PASCAL., s. 43; Ev başkanı, evde birlikte yaşayanların eşyasını
özenle korumak ve güvenlik altında bulundurmakla yükümlüdür. GENÇCAN, s.
1672.
37
JEAN-PIERRE ve PASCAL., s. 44; Ev başkanı, ev halkından küçüğün, kısıtlının, akıl
hastasının ve akıl zayıflığı olanın verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve ko-
şulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat
ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat
etmedikçe sorumlu olduğundan bu konuda gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
GENÇCAN, s. 1672-1674.
38
Ev başkanı, ev halkından küçüğün, kısıtlının, akıl hastasının ve akıl zayıflığı olanın
verdiği zarardan esasen sorumlu olup, oluşan zarara karşılık uygun bir bedel öde-
mekle yükümlüdür. GENÇCAN, s. 1674.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 51
bulunan kişinin verdiği zarardan… sorumludur”. Bu durum, ev başkanının
kanundan kaynaklanan kusursuz sorumluluğu şeklinde ifade edilmekte
olup
39
, çalışma bağlamındaki ilgisi Yargıtay uygulaması ile ortaya konu-
lacaktır. Bu itibarla ev başkanının sorumluluğunda kanunda öngörülen
kişi tarafından gerçekleştirilen davranış ile başkasına zarar verilmeli ve
bu zararla davranış arasında illiyet bağı bulunması ve son olarak da
kurtuluş beyyinesine yer verilmemiş olması gerekmektedir.
40
Yargıtay’ın bir kararında aile başkanlığı kavramı, aile halinde bir-
likte yaşayanların idaresi, aile üyeleri arasında bir düzenin kurulması ve
bunların yararına olarak birliğin korunması gibi anlamları taşımakta
olup, müessese ile getirilen asıl amacın, gözetime muhtaç aile üyelerine
karşı zarara uğramış olan üçüncü kişileri de korumak olduğu belirtil-
mektedir.
41
Kamu makamları, özel hukuka tâbi bir faaliyette bulunursa ev
başkanının sorumluluğuna gidilir. Ancak cezaevleri, devlet hastaneleri
ve devlet okullarında kamu hukuku yükümlülüğünden başka faaliyet
yoktur. Bu sebeple, yükümlülük ev başkanları olan ebeveynler üzerinde
kalır
42
.
b. Ev Başkanı Kavramının Velâyet ve Vesayetten Farkı
Veli, vasi ve ev başkanlığı aynı şeyler değildir. Velâyete, velinin
sadece küçük çocukları tâbidir. Vesayete ise velisi olmayan küçükler ile
kısıtlama altına alınan erginler tâbidir. Ancak ev başkanlığına, ister kü-
çük veya ergin olsun ister henüz kısıtlama altına alınmamış akıl hastası
39
JEAN-PIERRE ve PASCAL., s. 43; WILDHABER, 1878; AKINTÜRK/ATEŞ, s. 456;
KILIÇOĞLU, Ahmet M., Aile Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara, 2015, s. 670-671.
40
GENÇCAN, s. 1674; AKINTÜRK/ATEŞ, s. 456-457; RODOSLU, s. 882.
41
Yargıtay 3.HD, 16.04.2015, E.2014/13740, K.2015/6426, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019). İsviçre Federal Mahkemesinin bir kararında ev başkanının, ev halkı üze-
rinde otoritesi ile üzerinde iradesine üstünlük tanınan kimsenin bu pozisyonundan
dolayı ev halkından gözetime ihtiyacı olan kimselerin davranışlarından ZGB Art.
333e göre sorumlu olan kimse olduğu belirtilmiştir. BGE 71 II 63 E. 1. Bkz. JEAN-
PIERRE ve PASCAL., s. 43.
42
JEAN-PIERRE ve PASCAL., s. 40. İsviçre Medeni Kanununda (ZGB Art. 333), ev
başkanının üçüncü kişilere verdikleri zararlardan dolayı kamunun sorumluluğu
hariç tutulmuştur. Ancak kamu hukukuna göre devletin sorumluluğu ölçütlerine
dayalı olarak ayrıca bir sorumluluk hali de oluşabilir.
52 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
veya zayıfı kimseler olsun isterse de hısım veya yabancı olsun aile ha-
linde bir arada yaşayan kimselerin tamamı tâbidir. Bu itibarla ev baş-
kanlığına tabi olanların çevresi, velayet veya vesayete oranla daha geniş-
tir.
Bu yönüyle velâyet, anne-baba ile çocuk arasındaki ilişki çerçeve-
sinde kanunî temeli bulunan bir hak olup vesayet ise, mahkeme kararı
neticesinde talep edene tanınan hukukî bir yetkidir. Vesayet altına alı-
nanla ilgili bu yetki, kimi hususlarda hâkimin onayına bağlı olup kimi
hususlarda ise vasinin takdirindedir. Ev başkanlığı, TMK m.367 gereği
kanundan, sözleşmeden veya örf ve âdet kurallarından kaynaklanabil-
mektedir.
Görüldüğü üzere velâyet ve vesayet ile ev başkanının sahip oldu-
ğu hak ve yetkilerin süjesi konumundaki kişilerin kapsamına yönelik
olarak farklar bulunmaktadır. Velâyetin kapsamı, velâyet altında olan
küçükler ile kısıtlanan erginler iken; vesayet genellikle kısıtlanan ergin-
ler ile istisnâen küçükler üzerinde olup, ev başkanına tâbi olan kişiler
bakımından ise daha geniştir.
43
Ev başkanı, denetim ve gözetim altında bulundurmakla yükümlü
olduğu ev halkından olan küçüğün, kısıtlının akıl hastalığı veya akıl
zayıflığı bulunan kişinin üçüncü kişilere verdiği zararlardan kusursuz
olarak sorumludur. Ancak veli ve vasinin hukukî sorumluluğu, kusur
sorumluluğudur.
44
Nitekim velâyet, vesayet ve ev başkanlığında kanunî
bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkan sözleşme
dışı sorumluluk bulunmakta olup vasinin sorumluluğu, diğerlerine göre
daha özeldir.
45
c. Ev Başkanının Sorumluluğu ve Yargıtay Uygulaması
aa. Ev Başkanının Sorumluluğu
İlk ve orta dereceli okullarda öğrencilerin birbirlerine verdikleri
zararlarda sorumluluk esaslarından birisi de, ev başkanının kusursuz
sorumluluğudur. Yargıtay’ın konuya ilişkin yaklaşımından bahsetme-
43
İBİŞ, Funda, Ev Başkanının Hukuki Sorumluluğu, Yayımlanmamış YL Tezi, DEÜSBE,
2016, s. 55.
44
ÜNAL, Aile Başkanı, s. 26; İBİŞ, s. 57-58; AKINTÜRK/ATEŞ, s. 456-457.
45
JEAN-PIERRE/ PASCAL., s. 39; ÜNAL, Aile Başkanı, s. 26.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 53
den evvel, kısaca bu sorumluluğa değinilmek gerekir. TMK m.369’a göre
ev başkanı, ev düzenine tâbi olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya
akıl zayıflığı bulunanın başkalarına verdiği zararlardan sorumlu tutula-
bilmektedir. Buradaki sorumluluk, kanuna dayanan kusursuz sorumlu-
luk hali olup, çoğunlukla sebep sorumluluğu veya objektif sorumluluk
olarak da nitelendirilmektedir.
46
Aile başkanının, gözetimi altındaki kişilerin üçüncü kişilere verdi-
ği zarardan sorumluluğu düzenlemesi adam çalıştıranın veya hayvan
tutucusunun sorumluluğuna benzemektedir.
47
TMK. m. 369’a göre aile
başkanının sorumlu olabilmesi için hakimiyeti altındaki kişinin hukuka
aykırı bir davranışla üçüncü kişiye zarar vermesi gerekmektedir. Yani
ev başkanı, sorumlu olduğu kişilerin üçüncü kişilere karşı haksız fiilin-
den mesuldür.
48
Üçüncü kişilere karşı sözleşmeden doğan zararlardan
ev başkanı sorumlu tutulmaz.
49
Ev başkanının sorumluluğunun genel ve özel şartları vardır. Buna
göre, zarar, uygun illiyet bağı ve hukuka aykırılık, ev başkanının sorum-
luluğunun genel şartıdır.
50
Ev başkanlığı ilişkisi, gözetime muhtaç kim-
senin fiili ve kurtuluş beyyinesi getirilememesi ise, sorumluluğunun
özel şartıdır.
51
46
AKINTÜRK/ATEŞ, s. 456.
47
JEAN-PIERRE/ PASCAL., s. 41, EREN, s. 662; AKINTÜRK/ATEŞ, s. 456-457.
48
Yargıtay’ın aşağıdaki kararı, hukuka aykırı davranışa örnek oluşturması bakımın-
dan ilgi çekicidir: “Ev başkanının sorumluluğunun ilk şartı, gözetime muhtaç bir aile üye-
sinin zararlı bir davranışta bulunmasıdır. Zararlı davranış olumlu hareketlerle olabileceği
gibi olumsuz hareketlerle de yaratılır. Olumsuz davranış, başkasını zarardan korumak için
bir harekette bulunmak yükümlülüğünün mevcut olmasına rağmen böyle bir davranışta bu-
lunulmadığı zaman söz konusu olur. Bununla birlikte, zararlı davranışlar içinde en çok gö-
rüleni olumsuz davranışlardır. Bunlara uygulamada çok çeşitli örnekler verilebilir. Örne-
ğin, oyun sırasında sopa veya dikenli dalla arkadaşına vurmak, taş, kartopu, kağıttan uçak,
silgi, ok ve cam gibi cisimler atmak, bıçakla yaralamak, ateşli silahlarla veya oyuncak taban-
ca ile oynamak, tüfek veya tabanca ile ateş etmek, bir araçla çarpmak, yangın çıkarmak, ırza
geçmek ve hırsızlık yapmak gibi eylemlerde durum böyledir.” Yargıtay 4HD, 9.12.2003,
E.2003/4661, K.2003/14392, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019).
49
ÖZTAN, Bilge, Aile Hukuku, 6. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2015, s. 1228.
50
JEAN-PIERRE/ PASCAL., s. 43 vd; EREN, s. 663-664.
51
JEAN-PIERRE/ PASCAL., s. 41 vd.; EREN, s. 664.
54 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
Ev başkanlığı ilişkisinin varlığı için sosyal unsur ile bağımlılık un-
suru birlikte yer almalıdır. Sosyal unsur, iki veya daha çok kişinin ortak
bir ev yönetimi içinde birlikte yaşamasını ifade etmektedir. Ancak, ba-
ğımlılık unsuru, aynı ev içinde yaşayan kişiler arasında bir altlık-üstlük
ilişkisi bulunmasıdır.
52
Aynı ev içinde bireyler arasında bir altlık-üstlük
ilişkisi yoksa, burada bağımlılık unsuru bulunmadığından ev başkanlı-
ğından söz edilmesi mümkün olmamaktadır. Nitekim, üç öğrencinin bir
ev içinde bir arada yaşaması örneğinde ev başkanı bulunmamaktadır.
53
Özel şartlardan ikincisi, zarara küçüğün, kısıtlının, akıl hastasının
veya akıl zayıflığı bulunanın fiili sebep olmalıdır. Bu noktada, anılan
kişilerin fiilinin kusurlu veya kusursuz olmasının herhangi bir önemi
bulunmamakta olup, bu şartın gerçekleşmesi için hukuka aykırı bir dav-
ranış yeterlidir.
54
Son özel şart ise, kurtuluş beyyinesi getirilememesidir. Yukarıdaki
şartlar mevcut ise esasen ev başkanının sorumluluğu bulunmaktadır. Bu
durumda Kanun, özen (gözetim) yükümlülüğünün ihlâl edildiğini var-
saymakta olup, ev başkanının sorumluluktan kurtulabilmesi için bir
kurtuluş kanıtı getirmesini öngörmektedir. Buna göre, ev başkanı, TMK
m.369/1’e göre alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği özen
ve gözetim ödevini yerine getirdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtu-
labilmektedir.
55
Ev başkanının göstermekle yükümlü olduğu özen ve
gözetim yükümlülüğü objektif olarak değerlendirilerek, aynı çevre ve
kategorideki makul ve dürüst kişilerin aynı şartlarda gösterecekleri özen
ve gözetim ölçüsü esas alınmalıdır.
56
Ancak kurtuluş beyyinesine ilişkin
konu ve şahıs sınırlaması bulunmaktadır. Buna göre,
52
JEAN-PIERRE/ PASCAL., s. 43; ÜNAL, Aile Başkanı, s. 106, 109; EREN, s. 664-665;
RODOSLU, s. 889; KILIÇOĞLU, s. 671; ÖZTAN, s. 1221-1222; ARBEK, Ömer, Çocuk-
ların Akit Dışı Vermiş Oldukları Maddi Zararlardan Sorumluluk, Yetkin, Ankara, 2007,
s. 63-65.
53
JEAN-PIERRE/ PASCAL., s. 41; EREN, s. 665; ARBEK, s. 63-65.
54
ÜNAL, Aile Başkanı, s. 109-112; KILIÇOĞLU, s. 672-673; ÖZTAN, s. 1230; ARBEK,
65-66.
55
JEAN-PIERRE/ PASCAL., s. 42, ÜNAL, Aile Başkanı, s. 119-120; EREN, s. 667; RO-
DOSLU, s. 892-894; KILIÇOĞLU, s. 673-675; ÖZTAN, s. 1230-1232; ARBEK, s. 66-70.
56
JEAN-PIERRE/ PASCAL., s. 41; EREN, s. 667.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 55
- Konu bakımından nırlama: TMK m. 369’daki sorumluluğun ko-
nusu, aile üyesinin üçüncü kişilere sözleşme dışında verdiği zararlardan
oluşur. Sözleşmeden doğan zararlar bu maddeye dâhil değildir.
57
- Şahıs bakımından sınırlama: Aile başkanının sorumluluğu şahıs
bakımından da sınırlıdır. Çünkü aile başkanı tüm aile üyelerinin üçüncü
kişilere verdiği zararlarından değil, sadece küçük, akıl hastası ya da za-
yıfı ve kısıtlılardan sorumludur
58
.
Tüm bunlardan da anlaşıldığı üzere aile başkanının sorumluluğu,
şahıs ve konu bakımından sınırlı bir olağan sebep sorumluluğu olup,
kusurun varlığı önemli değildir.
59
Kusurun varlığı salt olarak kurtuluş
beyyinesinin ortaya çıkarılıp çıkarılamamasında gündeme gelen bir du-
rumdur. Ev başkanı, somut olay karşısında kurtuluş beyyinesine daya-
narak sorumluluktan kurtulabilmektedir. Örnek olarak, velâyete tâbi
küçüğün okul arkadaşına zarar vermesi durumunda zararın, küçüğün
arkadaşının kendisine karşı ağır tahrik oluşturan haksız bir eylemi sebe-
biyle oluşması durumunda, ev başkanının bu durumu kanıtlayarak so-
rumluluktan kurtulabilmesi olanaklıdır.
60
bb. Yargıtay Uygulaması
Yargıtay’ın konuya ilişkin yaklaşımını verdiği kararlar ışığında irdelemek
gerekmektedir:
İlk olayda, on dört yaşındaki küçük, babasına ait olan ruhsatsız
tabanca ile arkadaşını ayağından yaraladığından yerel mahkeme, baba-
nın kusurunun bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Yargıtay
ise, kusursuz sorumluluğun bulunduğunu ifade ederek kararı bozmuş-
57
ÖZTAN, s. 1228.
58
JEAN-PIERRE/ PASCAL., s. 40; KILIÇOĞLU, s. 672; ÖZTAN, s. 1229.
59
KILIÇOĞLU, s. 670.
60
KILIÇOĞLU, s. 675. Yazarın konuya ilişkin olarak verdiği benzer örneği şu şekilde-
dir: Psikolojik rahatsızlığı bulunan küçüğü tedavi amaçlı olarak tedavi kurumuna
götüren baba, bu kurumun gerekli tedavileri yapmadığını veya yanlış tıbbi tedavi
uyguladığını ve bunun sonucunda küçüğün sorunlarının arttığını ve zarar gördü-
ğünü ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
56 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
tur. Reşit olmayan bir kişinin eğitim ve yetiştirilmesi kural olarak aileye
aittir.
61
Zarar verenin eylemli olarak evin mensubu olmaktan çıktığı,
aralarındaki bağımlılık ilişkisinin kesildiği durumlarda, ev başkanının
sorumluluğunun sona erdiği ve zarar verenin tekrar evin mensubu hali-
ne geldiği ana kadar ortadan kalkacağı ve bağımlılık ilişkisinin hangi
hallerde kesileceği, uyuşmazlığı doğuran her somut olayın kendi özel-
likleri çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Örneğin, akıl zayıflığı taşıyan birinin sağlık kurumuna yatırıldığı veya
bir öğrencinin yatılı okula alındığı hallerde, ev başkanı ile aralarındaki
bağımlılık ilişkisinin kesilmiş sayılması gerektiğinde öğreti ve Yargıtay
kararlarında görüş birliği vardır. Buna karşılık, somut olayda olduğu
gibi yatılı olmayan, öğrencilerin sadece günün belirli saatlerinde öğre-
nim gördükleri eğitim kurumlarında geçen süre bakımından, ev başka-
ile zarar veren arasındaki bağımlılık ilişkisinin kesilip kesilmeyeceği
konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bu nitelikteki bir eğitim ku-
rumunda, ev başkanı ve baba durumundaki davalının, teneffüs dahil,
okul saatleri içerisinde fiilen küçüğün yanında olmasına hem eğitim
ilkeleri açısından ve hem de eylemli olarak olanak bulunmaması karşı-
sında, bağımlılık ilişkisinin kesildiği ve küçüğün, öğrencilik sıfatıyla
tamamen okul idaresinin gözetimi altına girdiği, ona bağımlı halde bu-
lunduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla, somut olayda, davalı ile küçük
kızı arasında, olayın meydana geldiği yer ve zaman itibariyle, bir bağım-
lılık ilişkisinden söz edilemez; davalının böylesi bir ilişkiden kaynakla-
nan sorumluluğu söz konusu olamaz. Ne var ki, ev başkanı salt bu sıfa-
tından dolayı, eğer somut olayın özellikleri onu gerektiriyorsa, küçüğün
kendisiyle aralarındaki bağımlılık ilişkisinin kesildiği yer ve zamanlar-
daki davranışlarının sonuçlarından dahi sorumlu tutulabilir.
61
Yargıtay 4HD, 24.6.2003, E.2003/3597, K.2003/8285, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “…“Bu konu MK.nun 369. maddesinde düzenlenmolup aile başkanının bu
konudaki sorumluluğu belirtilmiştir. Bu sorumluluk için ana ilke; aile başkanının özen
ve gözetim ödevini yapmamasıdır. Somut olayda davalı küçüğün gerçekleştirdiği eylem
onun aile başkanı tarafından tehlikeli ve hukuka aykırı şeyler yapmaktan uzak tutulmadığını
kendisine bu konuda gerekli bilgi verilip aydınlatılmamış olduğunu göstermektedir. Mah-
kemece aile başkanı sıfatıyla davalı babanın sorumlu tutulması gerekir…”.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 57
Nitekim bu duruma örnek kabilinden verilebilecek bir olayda, il-
köğretim 4. sınıf öğrencisi olan küçük, sınıf arkadaşının gözüne cam
kırığı atmak suretiyle gözünün zarar görmesine neden olmuştur. Zarar
gören küçüğün babası, idare mahkemesinde okul aleyhine açtığı tam
yargı davasını kazanmıştır. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanlığı, zarar
veren küçüğün babasına rücuan tahsil amacıyla dava açmıştır. Davalı
baba cevap dilekçesinde, okula kızını göndermekle onun üzerindeki
gözetim ilişkisinin sona ereceğini, bu ilişkinin okul idaresine geçeceğini
ve okul idaresinin de zaten sorumlu kişi olarak tazminatı ödemesi ge-
rektiğini belirtmiştir. Yerel mahkeme, olayın okulların açık olduğu bir
zamanda, Millî Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluğu altındaki bir yerde
meydana geldiği; çocuğunu okula gönderip idareye teslim eden davalı-
nın okul saatleri içinde başka bir tedbir almasının mümkün bulunmadı-
ğı, Medeni Kanun'un 369/1. maddesi gereğince alışılmış şekilde çocuğu-
nu gözetim altında tuttuğu açıkça anlaşılan ev başkanı davalının bir
kusurundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar ver-
miştir. Ancak, Yargıtay söz konusu kararında bağımlılık ilişkisi kesilse
bile aile başkanının sırf çocuğun yaşı itibariyle bazı şeyleri zaten öğret-
mesi gerektiğini düşünmüş ve babayı haksız görmüştür.
62
Yatılı okulda eğitim gören öğrencilerle ilgili olarak ise, Yargı-
tay’ın içtihadı oldukça farklıdır. Bu durumda, öğrencinin verdiği zarar-
dan dolayı ev başkanının sorumluluğu bulunmamakta olup yalnızca
okul idaresinin sorumlu olduğuna işaret edilmektedir.
63
Nitekim, bu
62
YHGK, 8.12.2004, E.2004/4-642, K.2004/648, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019).
İsviçre Hukukunda OR Art. 61 kapsamında kamu görevlilerinin veya çalışanların
resmî görevlerini yerine getirdikleri sırada neden oldukları zararlara ilişkin çalışan-
ların sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre çalışanlar koşulların gerektirdiği öl-
çüde özen ve denetim yükümlülüğünü ihlâl etmeleri halinde sorumludurlar. Ancak
öğretmenler, ZGB Art. 33 maddesi kapsamında aile başkanının hükümlerine göre
sorumlu tutulamaz. Öğretmenler kendi çocuklarının ev başkanı olup; öğrencilerin
aile başkanı değildir. Bkz. Kuoni, A., Über die Haftung der Bündner Lehrer und ihr
Versicherungsbedürfnis, Jahresbericht des Bündnerischen Lehrervereins, 31 (1913),
s. 24, http://doi.org/10.5169/seals-146257.
63
Yargıtay 4.HD, E. 2003/4678, K. 2003/10280, T. 18.9.2003, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “Çocukların yatılı okumaları durumunda gözetim ve denetimin tamamen okul
idaresine geçtiği durumlarda, aile başkanlığı görevinin okul idaresine geçtiği düşünülmeli-
dir. Çünkü bu halde aile başkanının bakıp gözetmesi, devamlılık taşıyacak biçimde ortadan
kalkmaktadır. Halbuki somut olayda, günün belirli saatlerinde okula giden çocuğun yetişti-
58 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
hususta ev başkanlığı otoritesinin tespiti için yatılı okula teslim anının
her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
64
Yargıtay, ev başkanının hukukî sorumluluğuna ilişkin olarak
açılan tazminat davalarında, görüm ve çözüm yerinin aile mahkemesi
olduğu konusunda istikrarlı kararlar vermektedir.
65
2. Öğrencinin (Haksız Fiilden) Şahsi Sorumluluğu
Özel hukuktan kaynaklanan sorumluluk kaynakları bakımından
öğrencilerin (sınırlı ehliyetsizler ile tam ehliyetsizlerin) haksız fiil sorum-
luluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu
yönüyle, öğrenci terimini hatırlamakta fayda bulunmaktadır. Yukarıda
belirtildiği üzere bu çalışmanın konusu ilk ve orta derece okullardaki
öğrencileri kapsamaktadır. Buna göre, ilk ve orta dereceli okullar, 1739
sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 18. maddesinden hareketle, genel
rilmesi, gözetilip denetlenmesi okul idaresine ait olmayıp, aile başkanının görevi içindedir.
Diğer bir anlatımla bu gibi durumlarda, aile başkanlığı görevi kesintiye uğramamaktadır.
Çocuğun günlük olarak yetiştirilmesi sürdürülmektedir. Böylece aile başkanlığı görevi yine
babaya ait bulunmaktadır.”
64
RODOSLU, s. 887. Yazara göre, yatılı okula teslim edilen öğrenci ile okul müdürü
arasındaki ev başkanlığı ilişkisi öğrencinin okula bırakıldığı anda başlar. Yatılı
okulda iken, küçüğün bir zararın meydana gelmesine sebebiyet vermesi halinde
okul müdürü ev başkanı olarak sorumlu tutulmalıdır.
65
Yargıtay 3HD, 13.3.2017, E.2015/17779, K.2017/2977, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “…Uyuşmazlık, velayet altındaki küçüğün, üçüncü kişilere zarar vermesi ha-
linde bu zararın tazmini için açılan maddi ve manevi tazminat davasında hangi mahkeme-
nin görevli olduğu noktasında toplanmaktadır… / …Ev başkanının sorumluluğu yasal da-
yanağını Türk Medeni Kanunu’nun Aile Hukukunu düzenleyen ikinci kitabında yer alan
369. maddeden almakta; aynı zamanda hukuksal nitelikçe de aile hukuku hükümleriyle sıkı
sıkıya bağlantılı bulunmaktadır… / …Hal böyle olunca mahkemece, yukarıda ifade edilen
yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla
bakılıp sonuçlandırılması gerektiğinin gözetilmesi bu kapsamda öncelikle ayrı Aile mahke-
mesi varsa dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, yoksa, davaya Aile Mahkemesi
sıfatıyla bakılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru
görülmemiştir…”. Aynı yönde karar için bkz.: Yargıtay 4HD, 24.5.2011, E.2010/6405,
K.2011/5864, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019). YHGK, 20.2.2008, E. 2008/4-153,
K. 2008/139, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019).; Yargıtay 4. HD, 26.10.2007, E.
2006/13162, K. 2007/13037, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019); Yargıtay 4.HD,
18.9.2008, E.2008/3880, K.2008/10515, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019); Yargı-
tay 4. HD, 18.9.2008, E.2008/3880, K.2008/10515, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019); Yargıtay 19.10.2009, 3.HD, E. 2009/14239, K. 2009/16080,
www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019); Yargıtay 4.HD, 28.9.2009, E.2008/14387,
K.2009/10221, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019).
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 59
olarak yükseköğretim dışında kalan okul öncesi öğretim, ilköğretim ve
ortaöğretim kurumlarıdır. Bahsedilen kurumlardaki öğrenciler incelene-
ceğine göre, bu kurumlara kayıt, bu kurumlardan faydalanma hakkı ve
yaş şartının belirlenmesi, öğrencilerin fiil ehliyeti
66
yönünden farklı hak-
sız fiil sorumluluklarının kapsamına dahil edileceğini ortaya koyacaktır.
Bu bakımdan METK m.19’a göre okul öncesi eğitim, mecburi il-
köğrenim çağı”
67
na gelmemiş çocukların eğitimini kapsamakta olup, iste-
ğe bağlıdır. İlköğretimdeki öğrencilerin ise, METK m.22 ve 222 sayılı
İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca, ilköğretim çağı
6-14 yaş grubundaki çocukları kapsamı altına aldığı görülmektedir. Or-
taöğretime tâbi öğrencilerde ise, asgari veya azami bir yaş koşulu bu-
lunmamakla birlikte, METK m.27 uyarınca ortaöğretimden yararlanma
hakkı, “İlköğretimini tamamlayan ve ortaöğretime girmeye hak kazanmış olan
her öğrenci, ortaöğretime devam etmek ve ortaöğretim imkanlarından ilgi, isti-
dat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanmak hakkına sahiptir.” şeklinde ifade
edilmektedir. Burada da yine çalışmamız kapsamında değerlendirmeye
aldığımız kişiler, erginliğini henüz elde etmemiş olan öğrencilerdir. Zira,
bunların fiil ehliyeti yönünden tabi oldukları birtakım özellikler nede-
niyle verecekleri zarardan kimin ve ne ölçüde sorumlu olacağının belir-
lenmesi önem arz etmektedir.
İlk olarak kısaca haksız fiil sorumluluğunu inceleyelim. TBK
m.49’a göre, “(1) Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu
zararı gidermekle yükümlüdür. (2) Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı
bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı
gidermekle yükümlüdür.”. Haksız fiil sorumluluğunun bu hükümden ha-
66
Türk medeni hukukunda fiil ehliyeti, kişinin özel hukuktan doğan hakları bizzat
kullanmak ve kendi fiilleriyle kendi leh veya aleyhine özel hukuk tarafından dü-
zenlenen hak ve borçları yaratma iktidarı olarak tarif edilmektedir. Bkz, AKİPEK,
Jale G./AKINTÜRK, Turgut/ATEŞ, Derya, s. 282; DURAL, Mustafa/ÖĞÜZ, Tufan,
Türk Özel Hukuku Cilt II, Kişiler Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2019, 20. Baskı, s.
47.
67
Mecburi ilköğretim çağı, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 3. maddesi
ile 1789 sayılı METK’nin 22. maddesine göre, Mecburi ilköğretim çağı, 6-14 yaş
grubundaki çocukları kapsar. İlkokulların birinci sınıflarına o yılın 31 Aralık tarihinde 72
ayını dolduran çocukların kaydı yapılır. Ancak çocuğun gelişim durumuna bağlı olarak
okula erken başlaması veya kaydının ertelenmesi ile ilgili hususlar yönetmelikle düzenle-
nir.”.
60 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
reketle unsurları, hukuka aykırı bir davranış, zarar, uygun illiyet bağı ve
kusur olarak ortaya konulabilir. Dolayısıyla haksız fiil sorumluluğu, bir
kusur sorumluluğu olduğu için TBK m.49’a göre bir kişinin hukuka ay-
kırı olan eylemlerinden sorumluluğunda esas, kusur şartıdır. Kusur için
ayırt etme gücünün mevcudiyetine bakılması gerekir.
Çocuklar akit dışı vermiş oldukları zararlardan dolayı kendileri de
sorumlu tutulabilir. Nitekim, belirli bir bilinç seviyesini haiz olan veya
haksız fiil ehliyeti bulunan küçüklerin, kusurlu davranışlarından sorum-
lu tutulmaları kusur sorumluluğunun gereğidir
68
.
Tam ehliyetsizler bakımından haksız fiil sorumluluğunda, tam eh-
liyetsizlerin ayırt etme gücü bulunmadığı için kusurlarından bahsedile-
bilmesi esasen mümkün olmayıp, tam ehliyetsizlerin haksız fiil sorum-
luluğunun bulunmadığı değerlendirilmektedir.
69
Ancak bu ana kuralın
birtakım istisnaları bulunmakta olup, bunlardan biri kusursuz sorumlu-
luk hâlleri
70
, bir diğeri hakkaniyet sorumluluğu ve son olarak da kişinin
kendi kusuruyla geçici veya sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetme-
si hâlidir
71
.
Sınırlı ehliyetsizlerin haksız fiil sorumluluğuna ilişkin açık düzen-
leme bulunmaktadır. Buna göre, TMK m.16/2’ye göre, “Ayırt etme gücüne
sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.”. Bu yönüyle,
sınırlı ehliyetsizler ayırt etme gücüne sahip olduğundan dolayı hukuka
aykırı eyleminden kaynaklanan zararlardan sorumlu olacaktır. Nitekim,
sınırlı ehliyetsizlerin haksız fiillerinden sorumluluğu, ayırt etme gücüne
sahip olmalarının doğal ve hukukî sonucu olarak değerlendirilmekte-
dir.
72
Sonuç olarak, öğrenciler açısından ayırt etme gücüne sahip olup
olmadıkları konusunda sabit bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Türk-
68
ARBEK, s. 45.
69
DURAL/ÖĞÜZ, s. 75; AKİPEK/AKINTÜRK/ATEŞ, s. 305.
70
Öğretide tam ehliyetsizlerin haksız fiil sorumluluğunun bulunmadığını belirtmekle
birlikte, üçüncü kişilere karşı verilen zararların TMK m.369’daki koşulların sağlan-
masıyla, ev başkanının sorumluluğuna gidilebileceği ifade edilmektedir. AKİ-
PEK/AKINTÜRK/ATEŞ, s. 305.
71
HEİNRİCH / BERNHARD/ MARTİN, s. 78; DURAL ve ÖĞÜZ, s. 75-76.
72
AKİPEK/AKINTÜRK/ATEŞ, s. 333.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 61
İsviçre Hukukunda kanunkoyucu yaş küçüklüğünü ayırt etme gücün-
den yoksunluk sebeplerinden biri olarak saymıştır (TMK m. 14); ancak
bir yaş belirtmemiştir. Somut olayın özelliklerine göre, ilkokul öğrencisi
de ayırt etme gücüne sahip küçük olarak haksız fiillerinden dolayı so-
rumlu olabilir. Şüphesiz ki; lise öğrencileri yaşları göz önüne alındığın-
da ayırt etme gücüne sahip küçükler olarak sınırlı ehliyetsiz kategori-
sinde olup; haksız fiillerinden dolayı sorumludurlar. Bu sebeple, onsekiz
yaşını doldurmamış küçükler geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Doğ-
duğu andan kreş, ilkokul, orta okul, lise ve dengi okullar boyunca hu-
kuken küçük olarak adlandırılan bu kimseler açısından ayırt etme gü-
cüne sahip olup olmadıkları her bir olay açısından ayrı ayrı tespit edil-
melidir
73
.
3. Özel Okulların (Sözleşmeden Kaynaklanan) Sorumluluğu
İlk ve orta dereceli okullarda öğrencilerin birbirlerine verdikleri
zararlarda özel okulların sözleşmesel sorumluluğu da söz konusu ola-
bilmektedir. Özel okul sözleşmesinin konusu öğretim faaliyeti olup,
esasen karşılıklı birtakım hak ve borçlar içeren bir isimsiz sözleşmedir.
74
Bu yönüyle, gerçekten özel okul veya özel öğretim kurumlarında öğren-
cilerin birbirlerine karşı zarar vermeleri oldukça muhtemeldir. İşte bu-
radaki sorumluluğun özel okul bünyesinde olmayan Millî Eğitim Bakan-
lığı’nın kendi bünyesindeki okullardan nisbeten farklı esaslara tâbi ola-
bileceğini düşünmekteyiz.
Özel okul sözleşmesinin tarafları, okul işletmesi ile öğrencidir.
Okul sözleşmesinin tarafı olarak tabir edilen okul işletmesi, 5580 sayılı
ÖÖKK m.1’e göre, gerçek ve tüzel kişi olabilmektedir. Burada dikkat
edilmesi gerekli olan husus; eğitim öğretim faaliyetinin kamu hizmeti
niteliği dolayısıyla okul işletmesinin ilgili idareden ruhsat alarak faali-
yetlerini yerine getirebileceğinin açık olduğudur. Bahsi geçen ruhsat,
idare hukukunun konusu olan kamu hizmetlerinin özel hukuk kişileri
eliyle görülebilmesinin araçlarından birisi olup, bu hususa yukarıda
değinilmektedir. Dolayısıyla özel okul sözleşmesinden kaynaklanan
73
HEINRICH / BERNHARD, s. 78. Bkz. dn. 26.
74
TİFTİK, Mustafa, Türk Hukukunda Özel Okul Sözleşmesi, 2. Baskı, Yetkin, Ankara,
2005, s. 21.
62 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
sözleşmesel sorumluluk incelenirken yine, idarenin denetim ve gözetim
yükümlülüğünün devam ettiği konusunda tereddüt bulunmamalıdır.
Sözleşmenin diğer tarafı olan öğrenci, sözleşmeye ister kendisi ta-
raf olsun; isterse de ana babanın küçük lehine olarak okul işletmesi ile
üçüncü kişi lehine sözleşme yapması bakımından pratik bir fark bulun-
mamaktadır.
75
Okul sözleşmesinden kaynaklı olarak okul işletmesinin ve öğren-
cinin sahip olduğu karşılıklı hak ve borçlar bulunmaktadır. Okul işlet-
mesinin öğretim yaptırma borcu, özenle ifa borcu ve sadakat borcu bu-
lunmaktadır. Çalışmamız bağlamında özenle ifa borcunun incelenmesi
gerekmektedir. Bu noktada okul sözleşmesinde dar anlamda özen bor-
cu, öğrenciye gereği gibi eğitim hizmeti sunulması ve belirli bir eğitim
konusu ile mesleki becerinin kazandırılmasına yönelik olarak yetiştiril-
mesini ifade etmektedir.
76
Okul sözleşmesinde geniş anlamda özen bor-
cu, sözleşmesel anlamda bir öğrenciye karşı gösterilmekle yükümlü
olunan özen borcunun yanı sıra, okul topluluğuna ilişkin hususlarda da
sözleşmenin özenle ifa edilmesini ifade etmekte olup, bu bakımdan oku-
lun öğrenciye ilişkin olarak ruhsat ve zihinsel zararlar ile sağlığının ve
vücut bütünlüğünün tehlikeye girmesi gibi fiziksel zararlara uğramama-
konusunda gerekli tedbiri alması gerekmektedir.
77
Nitekim, özel okul
sözleşmesinin aslî unsurlarından birisi, bağımlılık (tâbiyet) ilişkisinin
mevcudiyetidir. Diğer bir anlatımla, okul toplu hâlde öğretimin öğrenci-
lere bir zarar vermemesini, herhangi bir öğrencinin özellikle diğer öğ-
rencilerden rahatsızlık ve bir zarar görmemesini sağlamakla yükümlü-
dür.
78
Bununla birlikte okul, eğitim öğretim hizmetinin sunumu esna-
sında öğrencilerin birbirlerine karşı zarar vermemesini sağlamaya yöne-
lik önleyici tedbirler almakla yükümlü olup, bu konuda gerekli düzen-
lemeleri gerçekleştirmelidir. Okul işletmesi ile öğrenciler arasındaki özel
okul sözleşmesi gereği, okulun sunduğu eğitim öğretim hizmetini bir
75
TİFTİK, s. 36-37.
76
Ayrıntılı bilgi için bkz.: TİFTİK, s. 138-139.
77
TİFTİK, s. 139-140.
78
TİFTİK, s. 25.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 63
edim karşılığı olarak yaptığı görülmekte olup, öğrencinin okulda bu-
lunması, korunması, bakımı, beslenmesi, eğitilmesi, özen ve gözetimi bir
edimdir (sözleşmenin konusudur).
79
Bu sözleşme genel hükümlerde
düzenlenmediğinden isimsiz sözleşme olarak anılmakta olup, sözleş-
mede düzenlenmeyen hususlar için genel kuralların uygulanacağı açık-
tır. Özel okuldaki öğrencilerin birbirlerine karşı verdiği zararlarda so-
rumluluğa ilişkin olarak haksız fiilin yanında, bir de mezkûr sözleşme-
sel sorumluluğun da anılması gerekmektedir. Böylece haksız fiille söz-
leşmeden doğan sorumluluk arasında bir yarışma (telâhuk) bulunmak-
tadır.
80
Bu bakımdan sorumluluk sebeplerinin yarışması bahsini ayrı bir
başlık altında incelemenin daha isabetli olacağını düşünmekteyiz.
4. Sorumluk Kaynaklarının Yarışması
Çalışma konumuzda olduğu gibi, birden fazla kişinin tek bir za-
rardan ancak farklı hukuki sebeplerden dolayı sorumlu olması söz ko-
nusu olabilir. Öğrencilerin birbirlerini yaralamaları halinde idarenin
kusursuz sorumluluğu, ev başkanının gözetim yükümlülüğünü ihlâlin-
den kaynaklanan sorumluluğu, özel okulunun sözleşme yükümlülüğü-
nün ihlâlinden kaynaklanan sorumluluğu veya zarar veren öğrencinin
bizatihi sorumluluğu bulunabilir.
Ayırt etme gücünü sahip olan küçük haksız fiili ile sebep olduğu
yaralamadan sorumludur. Ancak küçüğün yaşı dikkate alındığında mali
bir güce sahip olmayacağı bilinmektedir. Böyle bir durumda zararı ku-
sursuz sorumlu olan kimselere yani idareye veya ev başkanına yönelt-
mek daha doğru olacaktır. Kaldı ki; bu tür zarar için açılacak tazminat
taleplerinin ev başkayerine doğrudan idareye yöneltilmesi mali açı-
dan düşünüldüğünde daha da uygundur. Ayrıca haksız fiili ile sorumlu
olan küçük yerine kusursuz sorumlulara bu davanın açılması ispat açı-
sından daha kolaydır. Şöyle ki; haksız fiil nedeniyle açılan davada kusu-
run ispat edilmesi gerekirken; ev başkanına açılacak davada bu kimse,
kusursuz sorumlu olduğu için kusurun ispatına gerek yoktur.
Özel okulun sözleşmenin ihlâlinden dolayı sorumlu olması hâlin-
de, TBK m. 112 gereği özel okul kusursuzluğunu ispat etmekle yüküm-
79
ÜNAL, Mehmet, Karar Tahlili, AHFD, 1979, S.1-4, s. 303.
80
ÜNAL, Karar Tahlili, s. 303.
64 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
lüdür. Çünkü TBK m. 112’de ispat yükü terse çevrildiği için özel okul
açısından zorlayıcı bir durum bulunmaktadır. Ancak ev başkanının so-
rumluluktan kurtulması için kurtuluş beyyinesi getirmesi gerekmekte-
dir. Kurtuluş beyyinesi getirmek söz konusu sorumluluk açısından ku-
sursuzluğunu ispat etmekten daha kolay olabilir. Zira ev başkanının
alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim
altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zara-
rın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe kurtulması
söz konusu değildir
81
.
6098 sayılı TBK m. 62 ile birlikte 818 sayılı BK m. 50 ve 51’de yer
alan tam teselsül- eksik teselsül ayrımı kaldırılmıştır. Buna göre, bir ço-
cuğun başka bir çocuğu yaralaması halinde zarardan farklı sebeplerle
sorumlu olan birden fazla kişiye TBK m. 61 ve 62 hükümleri uygulana-
caktır.
82
Bu hükümlerin uygulanmasında sorumluların kusurlu veya
kusursuz sorumlu olmaları önemli değildir. BK m. 51’de yer alan eksik
teselsülde, rücu edilirken kural olarak önce haksız fiili işleyenin yani
çocuğun, sonra sözleşme uyarınca sorumlu olan özel okulun, en son da
kanunen kusursuz sorumlu tutulanın (ev başkanının) söz konusu zararı
ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmişti. 6098 sayılı TBK m. 62 ile ek-
sik teselsül kaldırıldığı için, iç ilişkideki sorumluluk sırası kaldırılmıştır.
Bu durumda rücu miktarı durumun, kusurun, yaratılan tehlikenin dere-
ce ve özelliklerine göre tamamen hâkimin takdir yetkisindedir. Böyle bir
durumda, hâkim, her bir olay açısından kusurun söz konusu olduğu
durumlarda kusurun ağırlığına, ev başkanının sorumluluğunda gözetim
ve denetim yükümlüğünün ihlâlinin etkisine ve zarara sebep olma ora-
nına ve tehlikenin ağırlığına bakacaktır. Bu durumda sorumluluk kusur-
lu davranışı ile zarar veren çocukta kalmayacak; diğerlerine de rücu
edilebilecektir
83
.
81
KIZILKAYA, Delal, Ev Başkanının Hukuki Sorumluluğu, Yayınlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, 2019, s. 80; Bkz. Roma hukukunda olduğu gibi, “culpam autem esse, cum
quod a diligente provideri potuerit, non esset provisum” yani özenli bir insanın göstere-
bileceği dikkati göstermemek ihmaldir. HEINRICH / BERNHARD/ MARTIN, s. 79.
82
KILIÇOĞLU, s. 675.
83
KIRCA, Çiğdem, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ile Müteselsil Sorumluluk Konu-
sunda Getirilen Yenilikler. Yeni Türk Borçlar Kanunu ve Yeni Türk Ticaret Kanunu
Sempozyumu Makaleler Tebliğler, İstanbul 2013, s. 36.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 65
Birden fazla çocuğun zarar veren fiile sebebiyet vermesi halinde
her bir ev başkanı müteselsilen borcun tamamından sorumlu olurlar
84
.
Ayrıca zarar görenin kusuru somut olayın özelliklerine göre TBK m. 52
kapsamında bir indirim sebebi olabilir. Ancak zarar gören çocuğun veya
başka bir üçüncü kişinin ağır kusuru gibi illiyet bağını kesen sebepler
var ise zarar veren çocuğun kusuru ortadan kalkacağından, ev başkanı-
nın da bu hallerde sorumlu olması beklenemez
85
.
Ayrıca ev başkanın ödediği tazminatı ayırt etme gücüne sahip kü-
çüğe rücu edip edemeyeceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. An-
cak hakim görüşe göre, ev başkanının ödediği tazminatı haksız fiillerin-
den sorumlu olan ayırt etme gücüne sahip küçüğe rücu edebileceği ka-
bul edilmektedir
86
. Hatta ev başkanının şartları oluşmuş ise ayırt etme
gücüne sahip olmayan küçüğe bile hakkaniyet sorumluluğu hükümleri-
ne istinaden rücu etme imkanı olduğu değerlendirilebilir. Keza ayırt
etme gücüne sahip olmayan küçük de hakkaniyet sorumluluğu kapsa-
mında ödediği tazminatı ev başkanının sorumluluğu hükümlerine göre
rücu edebilecektir
87
.
III. İDARENİN ÖZEL HUKUK HÜKÜMLERİNE GÖRE ADLİ
YARGIDA RÜCU DAVASI AÇMASI
Öğrencilerin birbirlerine karşı verdikleri zararlardan dolayı idare-
nin ödediği tazminat hakkında, sorumluluğu bulunanlara sorumluluk-
ları oranında rücu davası açılabilmesi olanaklıdır. Burada bahsedilen
rücu davası, kamu görevlilerinin görevi sırasında veya görevlerinden
dolayı işledikleri, ama kendilerine kanunî düzenlemelerle verilen yetki-
lerin kullanımıyla ilgisi bulunmayan kusurlardan ötürü uğranılan zarar-
lara ilişkin adlî yargıda açılması öngörülen (DMK m.12-13) rücu dava-
sından tamamen bağımsız ve farklı bir süreçtir.
88
84
ÜNAL, Aile Başkanı, s. 146; KIZILKAYA, s. 84.
85
ÖZTAN, s. 1232; KIZILKAYA, s. 74; NARTER, Sami, Kusursuz Sorumluluk, Haksız
Fiil Sorumluluğu ve Tazminat Sorumluluğu, Ankara, 2016, s. 248.
86
ÜNAL, Aile Başkanı, s. 147.
87
ÜNAL, Aile Başkanı, s. 148.
88
İdarenin kamu görevlilerine karşı adli yargıda açacağı rücu davasına ilişkin detaylı
izah için bkz.: GÖZLER, s.1182-1187; AKYILMAZ/SEZGİNER/KAYA, açıklamalı-
içtihatlı, s. 1227-1238.
66 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
Ebeveynlerin çocuğun himayesi, bakım ve gözetimi, okula devam
ettirilmesi gibi konularda yükümlülüğüne yerine getirmemesi, Danış-
tay’a göre “müterafık kusur” olarak değerlendirilip, idarenin sorumlulu-
ğunu azaltan bir etkisinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
89
Bu nok-
tada zarara yalnızca idarenin değil; aynı zamanda sorumlulukları ora-
nında anne ve babanın da katlanması gerekmektedir.
Yargıtay’ın önüne gelen bir uyuşmazlıkta, bir öğrencinin bir başka
öğrencinin gözüne cam fırlatması sonucu meydana gelen yaralanma
sebebiyle zarar görenin velisi tarafından idareye karşı açılan tam yargı
davasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu tespiti sonucunda
hükmedilen tazminatın, zarar verenin velisine karşı aile başkanının so-
rumluluğu hükümlerine dayanılarak rücuan tazmini için dava açılmış-
tır. Bu uyuşmazlıkta yerel mahkeme, okul saatleri içinde ve okulda
89
D10D, E.2013/3299, K.2016/1403, KT.: 15.3.2016, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).: “…Okulda olması gereken saatte girilmesi yasak olan alana giren ve vagonun
üzerine çıkmak suretiyle olaya sebebiyet veren K2 ile bulunan anne ve babanın idare mah-
kemesince alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere olayda % 50 oranında müterafik ku-
suru bulunduğunun kabülü gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğraya-
nın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda,
zarara uğrayana ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak
azaltılmalıdır. / Buna göre, İdare Mahkemesince, meydana gelen maddi zararda kazazede ve
ebeveynlerinin de davalı idare yanında % 50 oranında müterafik kusuru bulunduğu gözeti-
lerek bir karar verilmesi ve maddi tazminat hesabının da bu durum nazara alınarak yapıl-
ması gerekirken, olayda tamamen idarenin kusuru olduğu kabul edilmek suretiyle maddi
tazminat miktarının belirlenmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır…”. Aynı yönde bir
başka karar için bkz.: D10D, E.2010/2573 K.2014/198, KT.:21.1.2014,
www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019).: “…İlköğretim 8. sınıf öğrencisi olan davacılar-
dan olay tarihi itibarıyla 14 yaşındaki K2'in, ders saatinde arkadaşları K5 ve K6 ile birlikte
okulun yakınında bulunan askeri güvenlik bölgesine girerek, burdan bazı askeri malzemeleri
aldıkları, boş bir arazide sakladıkları, ertesi gün, bu hurda malzemeleri K5'ın bidon ve torba
içinde okula getirdiği, orada top oynayan davacılardan K2 ve diğer arkadaşlarıyla birlikte
hurda malzemeleri satmak amacıyla hurdacıya götürdükleri, hurdacının kabul etmemesi
üzerine anılan davacının çuvalın içinden çıkarttığı demir boruyu kaldırıma vurduğu, lav
roketinin motor parçası olan bu borunun patlaması sonucunda sağ bacağını ve sağ gözünü
kaybettiği, bu olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle…/ Olay tarihi
itibarıyla 14 yaşında olan, davacılardan K2'in, söz konusu hurda malzeme ile oynayarak
patlamasına neden olduğu anlaşıldığından, olayın meydana gelmesinde gözetim ve denetim
sorumluluğunu gereğince yerine getirmeyen anne ve babasının da kusuru bulunmaktadır.
Bu nedenle, maddi tazminata hükmedilirken bilirkişi incelemesi sonucu hesaplanan maddi
zarar üzerinden anne ve babanın müterafik kusurunun da dikkate alınması, gerekirse yeni-
den bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerekmektedir…”.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 67
meydana gelen olayda aile başkanının sorumluluğunun bulunmadığına
karar vermiştir. Yargıtay ise, küçüğün tehlikeli davranışlar konusunda
aile başkanı tarafından yeterince eğitilmediğinden TMK m.369/1 gereği
sorumluluğunun bulunduğunu ve somut olayın özellikleri ile fiziksel ve
çevresel faktörlerin, sosyo-ekonomik durumun gözetilerek aile başkanı
aleyhine tazminata hükmedilmesi gerekirken bu hususlar atlanarak,
yerel mahkemece idarenin açtığı rücu davasının reddi kararını bozmuş-
tur.
90
Kanaatimizce öğrencilerin birbirlerine zarar verdiği bu tür durum-
larda somut olayın nitelikleri göz önüne alınmakla birlikte, yerel mah-
kemenin kararında değindiği salt okul saatleri ve okul içinde bulunma
kriteri yetersiz olup, hakkaniyete aykırı durumlar meydana getirebile-
cektir. Zira, Yargıtay’ın da isabetle belirttiği üzere, zarar konusu haksız
fiilin meydana gelmesi olgusu yalnızca idarenin sunduğu hizmete daya-
lı organizasyon eksikliğinden kaynaklanmamaktadır. Bunun meydana
gelmesinde, aile başkanının küçüğü, tehlikeli davranışlar konusunda
yeterince eğitmemesi de yatmaktadır.
Yargıtay ile Danıştay’ın kararlarına bakıldığında, okullarda öğren-
cilerin birbirlerine karşı verdikleri zararlarda idarenin sorumluluğunun
bulunduğu belirtilmiştir. Aynı zamanda kararlarda ailenin, TMK
m.369/1 kapsamında aile başkanının kusursuz sorumluluğunun da yer
aldığı görülmektedir. Bu bakımdan, idareye karşı idari yargıda açılacak
olan tam yargı davası ile zararın tazmin edilme imkanı mevcuttur. İdare,
fazladan olarak karşıladığı miktar bakımından aileye karşı adli yar
yerlerinde rücu davası açabilmelidir.
İdarenin ödediği tazminata ilişkin olarak açacağı rücu davasında
görevli mahkemenin tespiti de önemli noktalardan biridir. Görev, belirli
bir davaya o yerdeki mahkemelerden hangisi tarafından bakılacağı ile
ilgili olup, kanunla düzenlenir.
91
Görev kuralları kamu düzenindendir
ve mahkemenin görevli olması dava şartıdır. Bu sebepledir ki, mahkeme
davanın her aşamasında re’sen görevsizlik kararı verebilir ve mahkeme-
90
Yargıtay 4.HD, 9.12.2003, E.2003/4661, K. 2003/14392, www.lexpera.com.tr, (E.T.:
4.12.2019).
91
ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder/TAŞPINAR AYVAZ, Sema, Medenî Usul Huku-
ku, 2. Baskı, Yetkin, Ankara, 2016, s.191.
68 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
nin görevine ilişkin olarak “görev sözleşmesi” yapılamaz.
92
Buna göre,
4787 sayılı “Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulle-
rine Dair Kanun’un 4. maddesine göre, Medenî Kanun’un vesayete iliş-
kin Üçüncü Kısım hükümleri (TMK m.396-494) hariç olmak üzere, aile
hukuku başlığını taşıyan İkinci Kitabı hükümleri (TMK m.118-395) ile
Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki
4722 sayılı Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkeme-
sinin görevlerindendir.
Ev başkanının sorumluluğu kapsamında açılan tazminat davala-
rında görevli mahkeme, aile mahkemesidir.
93
Nitekim Yargıtay’ın içti-
hadı da bu yöndedir. Bu yönüyle idarenin zarar verenin aile başkanına
karşı açacağı rücu davasında ev başkanının sorumluluğu (TMK m.369)
hükümlerine dayanılacağından, davanın adli yargıdaki asliye hukuk
mahkemeleri yerine, aile mahkemelerinde açılması görev kurallarının
bir gereğidir. Rücu davasında bu hususun gözden kaçırılması, davanın
her aşamasında davaya bakan mahkeme tarafından tespit edilmesi
hâlinde, görevsizlik kararı verilerek dosyanın usulen reddini gerektire-
cek bir olgudur.
SONUÇ ve DEĞERLENDİRME
Eğitim kurumlarında öğrencilerin birbirlerine verdikleri zararlar-
dan doğan hukukî ve idarî sorumluluğun kime ve hangi esaslara göre
isnat ettirileceği konusunda bir belirsizlik bulunduğu görülmektedir.
Çalışma kapsamında, zararın eğitim kurumunda meydana gelmiş olma-
sı ve verilen eğitim hizmetinin niteliği gereği, ilk olarak idarenin sorum-
luluğu incelenmiştir. İdarenin sorumluluğu, esasen kamusal faaliyetlerle
idare ile yönetilenler arasında yönetilenler aleyhine bozulan ekonomik
dengenin yeniden kurulmasına ve bu anlamda bireylerin uğradığı zara-
rın idarece tazminine ilişkin uygulamaları yeknesak hale getiren kural
ve ilkelerdir.
Bilindiği üzere ülkemizde eğitim-öğretim faaliyeti, mezkûr kanun-
lar çerçevesinde devletin bizatihi yürüttüğü veya denetimi ve gözetimi
92
ARSLAN/YILMAZ/TAŞPINAR AYVAZ, s. 196.
93
ÖZTAN, s. 1233. Nitekim Yargıtay içtihadı da bu yöndedir. Bkz.: Yargıtay 3HD,
E.2016/18552, k.2018/5668, KT.23.5.2018, www.lexpera.com.tr, (E.T.: 4.12.2019).
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 69
altında yürütülen bir kamu hizmeti olarak tezahür etmektedir. Öğrenci-
lerin okulda birbirine zarar vermesi olgusu ise, eğitim-öğretim faaliyeti-
nin yürütülmesi esnasında gerçekleşmekte olup, idarenin bu noktada
gerçekleşen zarardan sorumlu tutulması gerektiği konusunda tereddüt
bulunmamaktadır. Konuya ilişkin olarak somut olayın niteliğine göre
Danıştay’ın kimi kararlarında idare, hizmet kusuru gereği sorumlu tu-
tulmuş ve fakat kimi kararlarında ise, kusursuz sorumluluk esaslarına
tâbi tutulmuştur. Bu bakımdan her somut olayın ayrı değerlendirilmesi
esasından hareket edildiği açıkça anlaşılmaktadır.
Çalışma kapsamında idarenin sorumluluğu, özel hukuktan kay-
naklanan sorumluluk esasları ve bunların yarışmasından bahsedilmek-
tedir. Özel hukuktan kaynaklanan sorumluluk, hem zarar görenin hu-
kuki olarak zararı tazmin edeceği kişilerin ve sebeplerin belirlenmesi,
hem de idarenin açacağı rücu davası açısından önem taşımaktadır. Özel
hukuk bakımından bu tür davranışlarda sorumluluk esasları birden
fazla hukuki sebebe dayanabilmektedir. Bu sebepler; ayırt etme gücüne
sahip küçüğün haksız fiillerinden dolayı sorumluluğu olabileceği gibi;
ev düzeni içerisinde iradesine üstünlük tanınan ev başkanının gözeti-
mindeki çocuğun davranışından kusursuz sorumluluğu da olabilir. Ay-
rıca özel okullar açısından okula göndermekle birlikte zarar gören çocu-
ğun korunması yükümlülüğünün ihlâlinden kaynaklan akdi sorumluluk
da gündeme gelebilir. Bu sebeple, birden fazla sorumluluk sebebine da-
yanarak söz konusu kişilerin müteselsil sorumluluğundan da bahsedilir.
Öğrencilerin birbirlerini yaralamaları halinde açılan hukuki so-
rumluluk davalarında, ev başkanının kim olduğu ve ev başkanının oku-
la gönderdiği çocuk üzerinde otoritesinin devam edip etmediği konu-
sunda tartışma bulunmaktadır. Ancak Yargıtay uygulamasında, ev baş-
kanının çocuğu okula göndermekle çocuk üzerindeki hiyerarşisinin de-
vam ettiği; bu sebeple okul zamanında da meydana gelen olaylardan
aile başkanının sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu konuda yargı kararla-
rında çocuğun ancak yatılı okula gönderilmesi ile birlikte ev başkanının
tedbir alma yükümlülüğünün ortadan kalktığı kabul edilmektedir. Bu
sorumluluğun süjesi ev başkanıdır. Ev başkanı, ev halkı içerisinde irade-
sine üstünlük tanınan kişidir. Bu kişileri, geleneksel aile ( bir baba bir
anne ve çocuklar) kavramı içerisinde her zaman velâyet altındaki kişiler
70 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
için ev başkanı=anne, baba (yani veliler) şeklinde formüle etmek doğru
değildir. Somut olayın özelliklerine göre, aile yapısı, sosyal çevre vb.
durumlarda aile başkanı velilerden biri olabileceği gibi, veliler dışında
bir kimse de olabilir.
Görüldüğü üzere öğrencilerin birbirine verdiği zararda içe geç-
miş pek çok hukuk dalı ve sorumluluk esası mevcuttur. Kanaatimize
göre, zarar görenin menfaatleri bakımından öncelikli olarak idari yargı-
da idare aleyhine tam yargı davası açılması ve zararın idare tarafından
tazmininin ardından, idare mahkemesi kararında belirtilen hususlarla
birlikte varsa üçüncü kişinin kusuru bağlamında idarenin üçüncü kişiye
özel hukuk hükümlerine göre (örnek olarak TMK m.369, aile başkanının
kusursuz sorumluluğu gibi), adli yargıda (örnek olarak aile mahkemesi) rücu
davası açması daha isabetli olacaktır. Kaldı ki, üçüncü kişinin kusuru,
idarenin kusursuz sorumluluğunu etkilemeyeceği için koşulların varlığı
hâlinde, idarenin kusursuz sorumluluğuna gidilerek idare tarafından
tazmin ettirilebileceği ve daha sonra idare tarafından adli yargıda özel
hukuk hükümlerine dayanılarak rücu davası açılabileceği değerlendi-
rilmektedir
94
. Aynı değerlendirmeyi idare hukukunda müteselsil sorum-
luluk kabul edilmediğinden idarenin kusur sorumluluğunda ne yazık ki
yapabilmemiz olanakdeğildir. Ancak yukarıda belirtilen içtihatlar çer-
çevesinde idare pratiklerinde görüldüğü üzere, idare kusurlu veya ku-
sursuz olarak- sorumluluğu zarar gören lehine tazmin ettikten sonra,
üçüncü kişinin zararın meydana gelmesinde bir etkisi varsa (örneğin ev
başkanının koruma, gözetme yükümlülüğünün ihlâli gibi) rücu davası açabi-
lecektir.
94
SANCAKDAR vd., s. 777.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 71
KISALTMALAR CETVELİ
Bkz Bakınız
DİDDK Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu
DXD Danıştay İlgili Dairesi
E Esas
E.T. Erişim Tarihi
K Karar
KİBB Kazancı İçtihat Bilgi Bankası
KT Karar Tarihi
m. Madde
METK 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu
ÖÖKK 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu
s. sayfa
TMK 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
vd ve devamı
YHGK Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
YXHD Yargıtay İlgili Dairesi
YİBO Yatılı İlköğretim Bölge Okulu
72 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
KAYNAKLAR
AKINTÜRK, Turgut/ ATEŞ KARAMAN, Derya, Türk Medeni Hukuku
Aile Hukuku İkinci Cilt, 21. Bası, Beta, İstanbul, 2019.
AKİPEK, Jale G./AKINTÜRK, Turgut/ATEŞ, Derya, Türk Medeni Hukuku
Birinci Cilt, 13. Baskı, Beta, İstanbul, 2016.
AKYILMAZ, Bahtiyar/SEZGİNER, Murat/KAYA, Cemil, Açıklamalı-
İçtihatlı Türk İdari Yargılama Hukuku, 1. Baskı, Savaş, Ankara,
2019.
AKYILMAZ, Bahtiyar/ SEZGİNER, Murat/ KAYA, Cemil, Türk İdare
Hukuku, 10. Baskı, Savaş, Ankara, 2019.
ARBEK, Ömer, Çocukların Akit Dışı Vermiş Oldukları Maddi Zararlardan
Sorumluluk, Yetkin, Ankara, 2007.
ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder/TAŞPINAR AYVAZ, Sema, Medenî
Usul Hukuku, 2. Baskı, Yetkin, Ankara, 2016.
ÇAĞLAYAN, Ramazan, İdare Hukuku Dersleri, 7. Baskı, Adalet, Ankara,
2019.
KIZILKAYA, Delal, Ev Başkanının Hukuki Sorumluluğu, Yayınlanma-
mış Yüksek Lisans Tezi, 2019.
DURAL, Mustafa/ÖĞÜZ, Tufan, Türk Özel Hukuku Cilt II, Kişiler Hukuku,
Filiz Kitabevi, 20. Baskı, İstanbul, 2019.
EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt II, 23. Baskı, Yetkin,
Ankara, 2018.
GENÇCAN, Ömer Uğur, Aile Hukuku, Yetkin, Ankara, 2011.
GÖZLER, Kemal, İdare Hukuku Cilt II, Ekin, Bursa, 2019.
HEİNRİCH Honsel/ BERNHARD Isenring/ MARTİN A. Kessler,
Schweizerisches Haftpflichtrecht, 5. Auflage, 2013.
HELLER, Jean Pierre / OBERSON, Pascal, Die Haftung des Familien-
hauptes nach Art. 333 Abs. 1 ZGB sowie die Billigkeithaftung
nach Art. 54 Abs. 1 OR. Personen- Schaden- Forum 2014 Kind
als Täter und Opfer. 15.10.2019 tarihinde
https://www.swisslex.ch/AssetDetail.mvc/Show?source=hitlist
&setOrigin=True&assetGuid=d2655c17-c0d9-4d14-ac39-
06e3d16b3652&SP=6%7Ccqehuk adresinden erişildi.
İlk ve Orta Dereceli Okullarda Öğrencilerin Birbirlerine Verdikleri Zarardan...| 73
İBİŞ, Funda, Ev Başkanının Hukuki Sorumluluğu, Yayımlanmamış YL Te-
zi, DEÜSBE, İzmir, 2016.
İNAN, Ali Naim, Çocuk Hukuku, İstanbul, 1968.
KARAHANOĞULLARI, Onur, Kamu Hizmeti (Kavram ve Hukuksal Re-
jim), Turhan, Ankara, 2015.
KILIÇOĞLU, Ahmet M., Aile Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara, 2015.
KIRCA, Çiğdem, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ile Müteselsil Sorum-
luluk Konusunda Getirilen Yenilikler. Yeni Türk Borçlar Kanu-
nu ve Yeni Türk Ticaret Kanunu Sempozyumu Makaleler Teb-
liğler, İstanbul 2013.
KUONI, A., Über die Haftung der Bündner Lehrer und ihr Versiche-
rungsbedürfnis, Jahresbericht des Bündnerischen Lehrervere-
ins, 31 (1913), s. 24, http://doi.org/10.5169/seals-146257.
NARTER, Sami, Kusursuz Sorumluluk, Haksız Fiil Sorumluluğu ve Tazmi-
nat Sorumluluğu, Ankara, 2016.
ÖZAY, İl Han, Günışığında Yönetim, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2017.
ÖZTAN, Bilge, Aile Hukuku, 6. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2015.
SANCAKDAR, Oğuz/ÖNÜT, Lale Burcu/US DOĞAN, Eser/ KASA-
POĞLU TURHAN, Mine/SEYHAN, Serkan, İdare Hukuku Teorik
Çalışma Kitabı, 8. Baskı, Seçkin, Ankara, 2019.
SEROZAN, Rona, Çocuk Hukuku, 2. Bası, İstanbul, 2005.
RODOSLU, Emine Koçano, “Ev Başkanının Sorumluluğu”, AÜHFD,
63(4), 2014, ss.879-899.
TANDOĞAN, Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1961.
TİFTİK, Mustafa, Türk Hukukunda Özel Okul Sözleşmesi, 2. Baskı, Yetkin,
Ankara, 2005.
ULUSOY, Ali Dursun, Yeni Türk İdare Hukuku, Yetkin, Ankara, 2019.
ÜNAL, Mehmet, Türk Medeni Hukukunda Aile Başkanının Sorumluluğu,
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No:450, Ankara,
1979. (Aile Başkanı)
ÜNAL, Mehmet, Karar Tahlili, AHFD, 1979, S.1-4, s.295-304. (Karar Tahli-
li)
74 | Dr. Öğr. Üyesi Agâh Kürşat KARAUZ / Arş. Gör. Yakup ÇOKKAŞ
VEDEL, Georges/ DELVOLVÉ, Pierre, Droit Administratif, Cilt I, Paris,
Presses universitaires de France, 1992.
WILDHABER Isabelle, Kommentierung zu Art. 331-333 ZGB, in: Hein-
rich, Honsell/ Nedim Peter Vogt/Thomas Geiser (Hrsg.), Basler
Kommentar ZGB I, Art. 1-456 ZGB, 5. Aufl., Basel, 2014.
Article
Full-text available
Yabancı psikoloji doktrininden kaynağını alan akran zorbalığı (peer bullying) terimi, yerli doktrinde de benimsenmiştir. Son zamanlarda ise, bu ifadeye sadece doktrinde değil; eğitim dünyasında, medyada ve hatta ilk ve orta dereceli okullarda bir çocuğun velisi olan ana babalar arasındaki günlük konuşmalarda dahi rastlanabilmektedir. Doktrinde geleneksel zorbalık ve siber zorbalık şeklinde sınıflandırılan akran zorbalığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Çocuklar arasındaki akran şiddetinin önlenebilir olduğu düşüncesinden hareketle psikoloji, eğitim bilimleri ve sosyal hizmetler alanındaki çalışmalarda daha ziyade soruna yönelik önleyici mekanizmalar üzerine odaklanılmaktadır. Bu çalışma ise, sorunun hukuken değerlendirilmesini hedeflemektedir. Ancak siber zorbalık ile ilgili hukuki sorunlar çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur. Ayrıca okullarda akran zorbalığı sorununa temel haklar ve çocuk hakları perspektifinden yaklaşılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda gerektiğinde hâkim tarafından hem zorba hem kurban (mağdur) çocuklar bakımından koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının verilebileceği tespit edilmektedir. Çalışmanın son kısmında ise, okullarda karşılaşılan akran zorbalığı vakıalarında özel hukuk sorumluluğu değerlendirilmekte ve okulda akran zorbalığından kimin hangi sebeple sorumlu tutulabileceği belirlenmektedir. Böylece Türkiye’de akran zorbalığına ilişkin mevcut bilimsel çalışmalara, sorunun olası hukukî sonuçları ortaya konularak katkı sağlanması amaçlanmıştır.
  • Ev Başkanının Hukuki
  • Sorumluluğu
İBİŞ, Funda, Ev Başkanının Hukuki Sorumluluğu, Yayımlanmamış YL Tezi, DEÜSBE, İzmir, 2016.
Über die Haftung der Bündner Lehrer und ihr Versicherungsbedürfnis
  • A Kuoni
KUONI, A., Über die Haftung der Bündner Lehrer und ihr Versicherungsbedürfnis, Jahresbericht des Bündnerischen Lehrervereins, 31 (1913), s. 24, http://doi.org/10.5169/seals-146257.
  • Emine Rodoslu
  • Koçano
RODOSLU, Emine Koçano, "Ev Başkanının Sorumluluğu", AÜHFD, 63(4), 2014, ss.879-899.
  • Mehmet Ünal
  • Türk Medeni Hukukunda Aile Başkanının
  • Sorumluluğu
ÜNAL, Mehmet, Türk Medeni Hukukunda Aile Başkanının Sorumluluğu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No:450, Ankara, 1979. (Aile Başkanı)
  • Mehmet Ünal
  • Karar Tahlili
ÜNAL, Mehmet, Karar Tahlili, AHFD, 1979, S.1-4, s.295-304. (Karar Tahlili)
Basler Kommentar ZGB I, Art. 1-456 ZGB, 5. Aufl
  • Wildhaber Isabelle
WILDHABER Isabelle, Kommentierung zu Art. 331-333 ZGB, in: Heinrich, Honsell/ Nedim Peter Vogt/Thomas Geiser (Hrsg.), Basler Kommentar ZGB I, Art. 1-456 ZGB, 5. Aufl., Basel, 2014.
Çocukların Akit Dışı Vermiş Oldukları Maddi Zararlardan Sorumluluk
  • Ömer Arbek
ARBEK, Ömer, Çocukların Akit Dışı Vermiş Oldukları Maddi Zararlardan Sorumluluk, Yetkin, Ankara, 2007.
  • Ramazan Çağlayan
  • İdare Hukuku Dersleri
ÇAĞLAYAN, Ramazan, İdare Hukuku Dersleri, 7. Baskı, Adalet, Ankara, 2019.