ThesisPDF Available

The Lived Experience of Meaningful Work in a Stigmatized Occupation: A Descriptive Phenomenological Inquiry

Authors:

Abstract and Figures

Experiencing work as meaningful has been linked to positive personal and organizational outcomes, such as increased engagement, job satisfaction, motivation, positive work behaviors, performance, and an overall sense of well-being (e.g. Lysova, Allan, Dik, Duffy, & Steger, 2019; Rosso, Dekas, & Wrzesniewski, 2010). However, while research seeking to explain the numerous factors that contribute to and result from the experience of meaningful work has proliferated, empirical studies directly investigating the lived experience of meaningful work in diverse occupational contexts are limited. Moreover, the lived experience of meaningless work and its relationship to the experience of meaningful work is not well understood. For workers in stigmatized occupations – jobs relegated by society as physically, socially, or morally undesirable due to the nature of the work – theorists have proposed numerous unique barriers to the experience of meaningfulness, thereby putting these workers at an increased risk for negative outcomes, including disengagement, lower commitment, and low satisfaction (e.g. Ashforth & Kreiner, 1999; Blustein, 2011). At the same time, direct inquiry into the lived experience of meaningful work in stigmatized occupations remains sparse. Hence, the purpose of this study was to better understand this experience. This was accomplished using a qualitative approach enacted through a descriptive phenomenological method to uncover what the experience of meaningful work was like for a group of university custodians. Drawing from emerging research (e.g. Bailey & Madden, 2017; Mitra & Buzzanell, 2017), the experience of meaningful work was assumed in this study to be tensional and necessarily linked to the phenomena of meaningless work and meaning-making in work. Consequently, these phenomena were also explored and related to the experience of meaningful work. The descriptive phenomenological analysis resulted in the identification of common elements of the experiences of meaningful work, meaningless work, and meaning-making in work among university custodians. Meaningful work was experienced by each custodian and was characterized by enacting a learned positive approach to work, having and experiencing pride in the work, maintaining meaningfulness, experiencing ongoing external validation of the self and work, enacting kinds of ongoing self-validation, helping others, and developing positive and personal relationships. However, meaningless work was also experienced by each custodian and was characterized by experiencing degradation by others, losing a sense of self at work, experiencing threats to the craft of cleaning, doing repetitive and purposeless tasks, and having kinds of negative experiences with supervisors and management. The experiences of both meaningful work and meaningless work emerged as interwoven meanings in work and were experienced as temporary, volatile, and fluid phenomena. This study adds to the body of meaningful work research and theory by clarifying how the construct of meaningful work is lived through in a stigmatized occupational context, and by exploring the phenomena of meaningless work and meaning-making in work and their relationship to the experience of meaningful work. Moreover, the study offers practitioners an understanding and awareness of the elements that may foster the experience of meaningfulness for workers in stigmatized occupations.
Content may be subject to copyright.
A preview of the PDF is not available
... Although it has great importance in terms of individual and organizational aspects, there are not enough studies on the sources of meaning of work yet. While there are many studies on the positive results of the meaning of work in the literature (Bhatnagar & Aggarwal, 2020;Bunderson & Thompson, 2009;Chartwright & Holmes, 2006;Dik & Duffy, 2009;Dinç et al., 2019;Dobrow & Tosti-Kharas , 2011;Domene, 2012;Hagmaier & Abele, 2012;Littman-Ovadia & Steger, 2010;Lobene & Meade, 2013;Melton & Schulenberg, 2008;Mendes & Stander, 2011;Uzunbacak & Akçakanat, 2018), research on the source of meaning is limited (Bailey and Madden, 2016;Mercurio, 2019;Rosso et al., 2010). In these studies, the theoretical framework was generally tried to be defined; empirical research is thought to be insufficiently focused. ...
Article
Full-text available
Bu araştırmada akademide anlam deneyiminin altında yatan psikolojik süreçleri anlamlandırmak adına “Akademide Anlam Kaynakları Envanteri”ni geliştirmek amaçlanmıştır. Bu envanter sayesinde akademisyenlerin işlerini anlamlı kılan kaynaklar tespit edilecektir. Tespit edilen kaynakların yönetilmesi ile akademisyenlerin işlerine daha fazla anlam yüklemeleri ve bu sayede performans ve verimliliklerinin artması sağlanabilecektir. Envanter geliştirme süreci 3 araştırmadan oluşmuştur. Araştırma 1’de (n=815) madde havuzu oluşturulmuş, odak grup görüşmeleri ve uzman görüşleri sonrasında taslak envanter üzerinden deneme ölçümleri yapılmıştır. Araştırma 2’de (n=352) envanterin pilot çalışması gerçekleştirilmiş, keşfedici faktör analizi yapılmıştır. Araştırma 3’te (n=669) ise doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik analizi ve ölçüt bağıntılı geçerlilik analizi yapılmıştır. Yapılan 3 aşamalı araştırma sonucunda 31 ifade ve 5 boyuttan oluşan bir envanter elde edilmiştir. Oluşan modele göre, akademide anlam kaynakları envanterinin boyutları; “yaşam tutkusu”, “bilimsel katkı sağlama”, “fayda sağlama”, “para ve saygınlık elde etme” ve “keşfetme ve öğrenme”dir. İşin anlamlılığı ile en yüksek ilişkili anlam kaynağı boyutları “fayda sağlama” ve “yaşam tutkusu” olarak belirlenmiştir.
Conference Paper
Full-text available
Damgalanma, özellikle Covid 19 küresel salgın sürecinde ortaya çıkan riskli ve güvenli olmayan çalışma koşulları karşısında sağlık çalışanlarının sıklıkla maruz kaldığı durumu ifade etmektedir. Literatürde, sağlık çalışanlarının salgın ve bulaşıcı hastalıklar sebebiyle damgalanmayla karşılaştığı ve damgalanmanın doğurduğu çeşitli sonuçların ele alındığı görülmektedir. Bu doğrultuda, çalışmada Covid 19 sürecinde görev yapan sağlık çalışanlarının damgalanmaya maruz kalma şekillerinin ve damgalanmanın sonuçlarının bir model çerçevesinde sunulması amaçlanmaktadır. Araştırma amacı kapsamında farklı hastanelerde görev yapan; kıdem, yaş, çalışma birimi gibi farklı kriterler esas alınarak, 28 çalışan ile yarı yapılandırılmış soru formu aracılığıyla mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Mülakatlardan elde edilen veriler MAXQDA nitel veri analizi programı kullanılarak kodlanmış ve kategorize edilmiştir. Kodların ve kategorilerin görselleştirilmesinde frekans analizi, karşılaştırmalı analiz ve ilişki analizlerinden yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, damgalanmaya maruz kalan sağlık çalışanlarının karşılaştığı sonuçlar dört ana tema çerçevesinde sekiz alt-tema olarak sınıflandırılmıştır. Bununla birlikte sağlık çalışanlarının maruz kaldığı damgalanma sonuçları “bireysel”, “örgütsel”, “toplumsal” ve “ailevi” olarak dört ana tema kapsamında sınıflandırılmıştır.
Article
The annual survey of graduate programs in family and consumer sciences at U.S. universities and colleges was conducted in June 2020. The project’s goal was to assemble a listing of theses and dissertations completed in 2019 from all areas of family and consumer sciences. Representatives at institutions with identified family and consumer sciences programs were e‐mailed requests for information regarding completed theses and dissertations. Twenty‐five colleges and universities responded. The final total was a total of 214 theses and 195 dissertations were completed within participating graduate programs in 2019. This report includes the submitted information on theses and dissertations by subject category.
Conference Paper
Full-text available
Sıkı kurallara bağlı sektörler arasında yer alan havacılık sektöründe uçucu personelin yetkilendirilmesi, sınıflandırılması ve lisanslandırılması da oldukça önemli olmaktadır. Tüm bu işlemler ülkemizde uçuş okulları tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada Türkiye’deki uçuş okullarının örgütsel ekoloji kuramı ile değerlendirilmesi amaçlanarak örgütlerin kapanma ve kurulma nedenleri, tarihsel süreç içerisindeki tüm örgütleri etkileyen makro çevre koşulları üzerinde durulmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre Cumhuriyet döneminde bireysel çabalar sonucu açılan ve uçak fabrikasına da sahip olan iki uçuş okulunun bürokratik engeller nedeniyle, serbestleşme döneminden sonra kurulan uçuş okullarının ise siyasal ve ekonomik nedenlerle kapandığı görülmüştür.
Conference Paper
Full-text available
Bu çalışmanın amacı, 2006-2020 yılları arasında işletme tarihi (İT) ve yönetim ve örgüt çalışmalarında tarih (YÖÇ-T) alanlarının kavramsal yapısını ortak kelime analizi (OKA) ve sosyal ağ analizi (SAA) kullanarak, “İşletme Tarihi (BH)”, “Business History Review (BHR)” ve “Journal of Management History (JHM)” dergilerinde yayınlanan 1263 makalede yer alan anahtar kelimeler doğrultusunda ortaya koymaktır. İT ve YÖÇ-T, doğası gereği disiplinler arası alanlardır. 1960’lı yıllar ile birlikte YÖÇ’ün bilimselleşmesi dolayısıyla istatistiksel yöntemler ön plana çıkmış ve tarihsel ve boylamsal çalışmalar azınlıkta kalmıştır. Yönetim ve örgüt çalışmalarında özellikle 1980’li yıllarla beraber teorik çoğulculuğun gündeme gelmesi, yeni kurumsal kuramın tarih kullanımına dikkat çekmesi ve 1990’lı yıllarda “historic turn (tarihe dönüş)” kavramının tartışmaya açılmasıyla yönetim ve örgüt alanında tarih kullanımı geniş çapta yankı bulmaya devam etmektedir (Üsdiken ve Kipping, 2015; 38-47). Bu noktada İT, tarih kullanımı açısından geçmişten gelen ve daha çok işletme eğitiminde temel fonksiyon üstlenmiş olsa da günümüzde metodolojik tartışmalar açısından birleştirici (entegrationist) bir rol üstlenmektedir (Üsdiken ve Kipping, 2015). Clark ve Rowlinson Arş. Gör. Enes KURT İstinye Üniversitesi, ekurt@istinye.edu.tr Arş. Gör. Muhammet Fatih ŞENGÜLLENDİ Beykent Üniversitesi, fatihsengullendi@beykent.edu.tr Doç. Dr. Yasin Şehitoğlu Yıldız Teknik Üniversitesi, ysehit@yildiz.edu.tr 600 (2004), tarihe dönüş kavramı ile İT ile YÖÇ-T arasında diyalog kurulmaya çalışıldığını ifade etmiştir. Bu dönüş ile beraber tarih yazımı tartışmalarına ve tarihsel teorilerin yorumlanmasına yeniden bakış sağlanacağını ve tarihsel anlatının örgüt çalışmaları için faydalı olacağı vurgulanmaktadır. Bu çerçevede gerek birleştirici görüş gerekse de diyalogun kurulması itibariyle iki alan arasında etkileşim olduğu çalışmanın temel varsayımıdır. Son yıllarda İT veya YÖÇ-T’yi inceleyen bibliyometrik çalışmalarda artış gözlemlenmektedir. Yazında İT ve YÖÇ-T ile ilişkili alana bütüncül (Eloranta ve diğerleri, 2010; Ojala ve diğerleri, 2017), kavramsal (Alfalla-Luque ve Medina-López, 2009; Donzé ve Smith, 2018; Riviezzo ve diğerleri, 2015), yazar/teorisyen (Gur, 2017; McLaughlin ve diğerleri, 2014) temellerinde inceleyen bibliyometrik çalışmalarda genellikle atıf ve içerik analizi kullanmıştır. Bu çerçevede ortak kelime analizi ve sosyal network analizi yapılan çalışmaya rastlanmamıştır. Bu doğrultuda gerek bu boşluk gerekse de sözü geçen analizlerin, kavramsal yapıyı ve alana ait temel, ilişkili, gücünü kaybeden, yeni çıkan ve gelecekteki konuları ortaya koyabilmesi çalışmanın katkısını ortaya koymaktadır. Ayrıca yapılan analiz neticesinde bu alandaki araştırmacılara bazı öneriler de sunulmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın soruları şu şekildedir: Araştırma Sorusu 1: 2005-2020 yılları arasında İT ve YÖÇ-T araştırmalarında konu eğilimlerindeki değişimler nelerdir? Araştırma Sorusu 2: İT ve YÖÇ-T alanının temel araştırma konuları nelerdir? Araştırma Sorusu 3: İT ve YÖÇ-T alanı ile ilişkili konular nelerdir? Araştırma Sorusu 4: İT ve YÖÇ-T alanındaki gücünü kaybeden ve ortaya çıkan temalar nelerdir? Araştırma Sorusu 5: İT ve YÖÇ-T araştırmaları gelecekte ne yönde ilerleyebilir?
Thesis
Full-text available
This study aims to contribute to the understanding of the emerging profession of Security Risk Intelligence Analysis in the private sector by exploring the individual and collective professional identity of practitioners who identify and analyse threats and risks to the security of personnel, key assets and operations of an organisation or business in the private sector. The study used a mixed-method approach for the empirical research of how practitioners across different organisational contexts and national boundaries construct and maintain their professional identity in their quest for meaningful work. Security risk intelligence analysts in the private sector share the same individual professional identity, forming the collective professional identity's blueprint. There were some elements of difference, but none of them impacted the overall results that emerged during the study. Their professional identity is centred on their expert knowledge and ability to perform complex intellectual tasks in providing forewarning and insight into threats to the organisation or client's well-being and sustainability. They have a strong individual professional identity that reflects high levels of job satisfaction, pride and autonomy in their profession who thrive on connecting on a professional, functional level with stakeholders. Their main professional challenge related to the relative lack of understanding of their role in the private sector by various stakeholders in and outside the organisation. Lastly, proposals are made on how the profession as a collective and individual security risk intelligence analysts can increase their professional identity and their concomitant impact on the security risk management field and the security sector.
Article
The authors address a fundamental gap in understanding how sales performance and job satisfaction are determined in an investigation of the sales force of a direct-selling organization. Results indicate a direct positive effect of work-related effort on job satisfaction that is not mediated by sales performance. This is inconsistent with commonly accepted theoretical models and suggests that the perspective of work as a “terminal value” (i.e., an end in itself, rather than strictly a means to an end) has been underemphasized in models of work behavior. As such, either (1) measures of sales performance should be broadened to encompass the terminal value perspective on the psychological value of work or (2) conceptual models should be revised to reflect that narrowly defined measures of sales performance do not completely mediate the effect of effort on job satisfaction. The authors conclude with a discussion of managerial implications of these findings.
Article
With more individuals wanting their work to be meaningful, rather than just a source of income, more organizations recognize that fostering meaningful work is crucial for engaging their employees. Although scholars from diverse disciplines have made valuable efforts to examine how individual, job, organizational, and societal factors contribute to meaningful work, there is still no cohesive understanding of how these factors relate to one another and, thus, how organizations can proactively foster experiences of meaningful work for their employees. This paper reports the results of a multilevel review on the factors that contribute to workers’ experiences of meaningful work and discusses how these factors are related to each other to enable the experience of meaningful work in ways that organizations can promote. Our review suggests that to enable individuals to move beyond satisfying their basic needs by constructing their own sense of meaningful work, organizations should build and maintain work environments characterized by a) well-designed, good-fitting, and quality jobs that provide opportunities to job craft, b) facilitative leaders, cultures, policies and practices, and high-quality relationships, and c) an access to decent work. Our review demonstrates that there is a need for scholars to develop a theory that explains how individual, organizational and societal factors interact to foster meaningful work in organizations. Future research should also explore how organizations can target personality and societal factors that contribute to meaningful work.
Book
Building off the success of its award-winning first edition, the second edition of Crafting Phenomenological Research continues to be the leading resource for those interested in a concise introduction to phenomenological research in education and social sciences.Joining leading contemporary practitioners, such as van Manen, Giorgi, and Dahlberg, Vagle walks the reader through multiple approaches to designing and implementing phenomenological research, including his post-intentional phenomenology, which incorporates elements of post-structural thinking into traditional methods. Vagle provides readers with methodological tools to build their own phenomenological study, addressing such issues as research design, data gathering and analysis, and writing.Replete with exercises for students, resources for further research, and examples of completed phenomenological studies, this book affords the instructor an easy entrée into introducing phenomenology into courses on qualitative research, social theory, or educational research.New to this edition:An additional first chapter that outlines the historical background of phenomenological philosophy and methodology.A feature called “snapshots” that provides brief commentary and/or examples to illustrate concepts and ideas.Updated “resource digs” providing more examples, with the addition of more international resources.
Article
Disengagement at work is proving to be a source of continued trouble for business organizations. Various estimates suggest that in excess of 70% of the workforce is either passively or actively disengaged, which in turn subjects the organizations to enormous financial burden. Regretfully, this problem has not found sufficient intellectual resonance in the academia. Therefore, employing conservation of resources (COR; Hobfoll, 1989) as the guiding theory, in this research, we conduct an integrative literature review to consolidate the extant approaches to disengagement at work. Apart from explaining the construct, we also identified its antecedents, moderating influences, and outcomes. Implications for human resource development (HRD) research and practice have been discussed. We believe that such an attempt is likely to encourage an informed debate on the subject in the academic domain, while helping practitioners identify actionable interventions.