ArticlePDF Available

Bir “Siyasal Süreç” Olarak Fransız Sarı Yelekliler Hareketi’nin Ortaya Çıkışı

Authors:

Abstract

17 Kasım 2018 tarihinde 280 binden fazla kişinin sokağa çıkıp hükümeti protesto etmesiyle başlayan Sarı Yelekliler hareketi, Avrupa’daki kemer sıkma karşıtı protesto dalgasının belki de en güncel ve keskin tezahürünü teşkil etmektedir. Bu protestoların küresel arka planı bir yana, Sarı Yelekliler, Fransa için tarihi bir öneme sahiptir. Çünkü, Sarı Yelekliler’in, Fransa’nın meşhur 1968 hareketinden beri deneyimlediği en büyük toplumsal olay olduğu iddia edilmektedir. Mevcut makale, Siyasal Süreç kuramının penceresinden ve süreç analizi tekniğine dayanarak bu hareketin başlıca hangi siyasal ve sosyo-ekonomik dinamiklere bağlı olarak ortaya çıktığı sorusuna odaklanmaktadır. Sarı Yelekliler hareketinin ortaya çıkışı, başlıca üç ana etkene bağlanabilir. İlk olarak, bu hareketin ortaya çıkıp kitleler arasında yayılmasını sağlamaya yönelik oldukça elverişli bir sosyo-ekonomik ve siyasal ortam (siyasal fırsatlar, political opportunities) bulunmaktadır. Bu başlık altında, yüksek gelirli kesimler lehine ilerletilen vergi adaletsizliği, satın alma gücünün düşüşü, artan işsizlik ve güvencesizlik ile özelleştirme, kamusal hizmetlerin gerilemesi ya da sona erdirilmesi gibi neoliberal kemer sıkma siyasetlerinin ivme kazanması öne çıkmaktadır. İkinci olarak, bu ortamda baskın çıkan toplumsal hoşnutsuzlukların örgütsel düzleme aktarılmasında liderlik dinamikleri ve örgütsel kuvvet etkeni (harekete geçirici yapılar, organizing structures) önemli bir rol üstlenmektedir. Sarı Yelekliler’in durumunda, kamusal görünürlüğü artırıcı ve gündelik yaşantıyı kesintiye uğratıcı eylem repertuvarlarının kullanılması belirleyici olmuştur. Eylemlerin ademi merkeziyetçi ve ağırlıklı olarak sosyal medya ağlarına dayalı niteliği, Sarı Yelekliler’in kitleselliği ve görünürlüğüne ayrı bir güç katmıştır. Sarı Yelekliler ile ilişkilendirilen Facebook topluluklarını yöneten insanlar, kısa sürede hareketin başına taşınmıştır. Örgütsel düzlemde göze çarpan bir diğer etken de, Sarı Yelekliler’in toplumsal tabanında yaş, meslek ve sınıf bakımından var olan çeşitliliktir. Son olarak, Sarı Yelekliler hareketinin ortaya çıkışı, çerçeveleme (framing) etkinliklerinin siyasal ve sosyo-ekonomik ortamın koşullarıyla birebir örtüşecek şekilde ve bütünlüklü, tutarlı bir tarzda yürütülmesiyle alakalıdır. Bu durum, harekete hâkim olan slogan ve resmi taleplerin bütününe yansımıştır. Macron’un göreve gelmesinden beri kullandığı ve emekçi kesimleri doğrudan olarak rencide edici söylemi, Sarı Yelekliler’in sergilediği kolektif eylem çerçevelerinin ana malzemesini sağlamıştır. Ayrıca, sarı yeleklerin neoliberalizm karşısında bir görünürlük sembolü olarak kullanılması kendi içerisinde bir çerçeveleme eylemi teşkil etmektedir. Makalenin küresel ve tarihsel önemde bir toplumsal olayı açıklamaya yönelik ampirik katkısı bir yana; kuramsal olarak da, “siyasal fırsatlar” merkezli yapısalcı ve tepeden inmeci eğilimlere mesafe koyup, aynı zamanda öznel etkenleri göz önünde bulundurarak literatüre katkı sağlamak amaçlanmaktadır.
Chapter
Full-text available
İLKÇAĞLARDA VERGİYE KARŞI DİRENİŞ VE İSYANLAR İLK VERGİ REFORMU ve VERGİ AFFI: SÜMERLER, M.Ö. 2350 KİDDİNUTU (VERGİDEN MUAF ŞEHİRLER): BABİL ve ASURLAR, M.Ö. 2000-500 SOLON’UN ANAYASASI ve VERGİ REFORMU, M.Ö. 594-591 ETRÜSKLERİN SONU ve ROMA’NIN YENİDEN FETHİ: ANTİK ROMA, M.Ö. 509 ANTİK ÇAĞDA BİR DÜNYA SAVAŞI: ANTİK YUNAN, M.Ö. 478-404 RODOS - BİZANS SAVAŞI: ANTİK YUNAN, M.Ö. 220 MISIRLILARIN BÜYÜK İSYANI: ANTİK MISIR, M.Ö. 206-185 TRİUMVİRLİK VERGİLERİ ve İSYANLAR: ROMA CUMHURİYETİ, M.Ö. 44, 42, 31, 2
Chapter
Full-text available
Çalışmada psikolojik, sosyolojik ve ekonomik nedenlere bağlı vergiye karşı toplumsal tepkiler olarak ortaya çıkan vergi isyanı, vergiye karşı direniş ve verginin reddi gibi olgular, yirminci yüzyıldaki örnekler üzerinden ele alınmaktadır. Bu bağlamda bir ulusun ayrıştırılması ve vergiler yoluyla toplumsal göçün engellenmesi gibi önemli tarihsel nedenler ve sonuçlar barındıran ve sonraki toplumsal hareketliliği etkileyen Kaliforniya'da Japon İşçilerinin ve Pennsylvania’daki İtalyan Göçmenlerin Vergileri Reddi olayları ele alınmıştır. Daha sonra benzer nedenleri barındıran Güney Afrika’da Hintlilerin verginin kaldırılması hedefiyle gerçekleştirdikleri grev etraflıca değerlendirilmektedir. Çalışmada ayrıca Galli Madencilerin vergi muafiyet tutarlarında artışa yönelik taleple vergi ödemeyi reddettikleri süreç incelenmiştir. Son olarak Kıbrıs’taki Türklerin Rum belediyelerine vergi ödemeyi reddettiği olay üzerinde durulmaktadır. In the study, we discuss phenomena such as tax revolt, tax resistance and tax refusal, which emerged as social reactions against taxes due to psychological, sociological and economic reasons through important historical examples in the 20th century. In this context, we review the refusal of taxes of Japanese Workers in California and Italian Immigrants in Pennsylvania. These taxes have important historical causes and consequences such as the segregation of a nation and the prevention of social migration and affected the subsequent social mobility. Then, we evaluated the strike of the Indians in South Africa with the aim of abolishing the tax, which has similar causes, in detail. In this study we also examine the process in which Welsh Miners refuse to pay tax with a demand for increasing tax exemption amounts. Finally, we discuss the case where the Turks in Cyprus refused to pay taxes to the Greek municipalities.
Thesis
Full-text available
Urban transportation is located at the conjunction of technical and social areas and it includes various institutions and actors depending on the scale of urban development. As urban transportation incorporates private enterprises, it creates poverty relations and allows the organization of urban transportation by private actors at the point where urban needs intersect with capital accumulation. The relationships established in this area display a diverse historical and spatial view. Moreover, along with the changes that take place in urban transportation, transportation labor goes through constant transformation. Within the scope of this study, the occupational transformation that took place in taxi, taxi-minibus and minibus transportation systems, which are provided by small-scale private urban transportation actors in Istanbul, and the reflection of this transformation on working relations are evaluated. In order to understand the transportation organization and working relations in the transportation systems examined in Istanbul, semi-structured interviews were conducted with taxi, minibus and taxi-minibus license plate holders and drivers. The research findings indicate that the increase in commercial license plate values stratified the driving profession in taxis, minibuses and taxi-minibuses. In addition, although the urban transportation has been institutionalized, this institutionalization does not alter the informal structure of working and employment relations that progress through bilateral relations and are characterized by precarity for the workers.
Chapter
Full-text available
Yeni iletişim teknolojileri iletişimin doğasını etkilediği gibi eylemlerin doğasını da değiştirerek aktivistleri güç karşısında karşı konulmaz bir şekilde anarşist yapmıştır. Arap Baharı’ndan başlayarak Öfkeliler hareketine “Wall Street’i İşgal et” hareketinden “Gezi Parkı” eylemlerine ve son olarak da Sarı Yelekliler hareketi gibi bahsedilen bütün bu yeni toplumsal hareketlerde sosyal medyanın rolünün çok önemli olduğu bilinmektedir. Postmodern toplumsal hareketlerde sosyal paylaşım ağlarının seferber edici ya da harekete geçirici karakteri, kendilerini sistemin dışında gören ya da öteki olarak hisseden grupları zaman ve mekandan bağımsız bir şekilde tek bir bünyede birleştirmiş ve sanal cemaatlerin oluşumuna imkan tanıyarak kolektivizm ruhunu ortaya çıkarmıştır. Kolektivizm, toplumsal hareketlerin en temel karakteristiğidir ancak terim, yeni iletişim teknolojilerinin hayatımızın her alanını kuşatmaya başlamasıyla farklı bir boyut kazanmıştır. Bu çalışmada, Fransa’da patlak veren “Sarı Yelekliler” hareketinde sosyal medyanın etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda Sarı Yelekliler hareketinde aktif rol oynadığı düşünülen sosyal paylaşım ağlarından Facebook ve Twitter’da harekete yönelik daha önce yapılan çalışmalardan elde edilen veriler sunulmuş ve Twitter’da Sarı yelekliler hareketine dair açılan en çok erişime sahip iki etikete (#GiletsJaunes,#YellowVest) nitel araştırma yöntemlerinden netnografi kullanılarak sentiment analizi yapılmıştır.
Article
Social movements, that have been conceptualized as new with serious transformations in their content and implementation since the 1960s, which have the potential to influence current political/social debates or decisions, has entered social life in a way that no one can easily ignore in terms of their effects. The increasing visibility and impact of social movements, especially since the 2000s, differ significantly depending on whether countries have established democracy or not. The social movements that are widespread throughout the country do not cause a radical change in the country's administration in countries with a built-in democracy culture and consciousness, like Turkey and France, through the examples of countries studied in this work. Because in these countries, there is a system in which demands could be reflected through democratic elections. On the other hand, in countries where democracy culture is not fully established, like Egypt and Tunisia, social movements are thought to have a high capacity to cause radical changes in the administration with the influence of different actors. Extended English summary is in the end of Full Text PDF (TURKISH) file. Özet Güncel politik/toplumsal tartışmalara ya da kararlara yön vererek onları etkileme potansiyeline sahip olan ve 1960’lı yıllardan itibaren içeriğindeki ve uygulanış şeklindeki ciddi dönüşümler ile yeni olarak kavramsallaştırılan toplumsal hareketler etkileri itibariyle artık kimsenin kolayca göz ardı edemeyeceği bir şekilde toplumsal hayata girmiştir. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren toplumsal hareketlerin artan görünürlüğü ve etkisi ise sonuçları itibariyle ülkelerin yerleşik bir demokrasiye sahip olup olmamasına göre önemli derecede farklılık arz etmektedir. Ülke genelinde yaygınlaşan toplumsal hareketler, bu çalışmada incelenen ülke örnekleri üzerinden yerleşik bir demokrasi kültürüne ve bilincine sahip olan ülkelerde –Türkiye ve Fransa gibi- ülke yönetiminde köklü bir değişikliğe sebep olmamaktadır. Çünkü bu ülkelerde demokratik seçimler yoluyla taleplerin yansıyacağı bir sistem bulunmaktadır. Öte yandan, demokrasi kültürü tam olarak yerleşmemiş ülkelerde –Mısır ve Tunus gibi- toplumsal hareketlerin farklı aktörlerin de etkisiyle yönetimde köklü değişikliklere yol açma kapasitesinin yüksek olduğu düşünülmektedir.
ResearchGate has not been able to resolve any references for this publication.