ArticlePDF Available

Geçmişten Günümüze Özel Gereksinimli Olma ve Zihin Yetersizliği: Dünya'da ve Türkiye'de Kavramların Evrimi Special Needs and Intellectual and Developmental Disability from Pass to Present: The Evolution of Terminologies in the World and Turkey

Authors:

Abstract

Since the individual differences were examined to identify individuals with special needs, various terms have been raised in parallel with sosiocultural, economic and political characters of present era and technologic and scientific developments in the world. These individuals were named as “abnormal child” in the first literature. Nowadays, the term has been replaced with “individual with special needs” . Social events, which had important roles on the history of the world, cause the change in the perspectives about the individuals with intellectual and developmental disability as well as the terms to define those individuals. In that sense, with an emphasis on the term “mental deficiency”, a committee was established in the name of American Association of Mental Deficiency (AAMD) in America in 1876. However, in the present days, the AAIDD (2012) and The American Psychiatric Association Diagnostic and Statistical Manual (DSM-V) (2013) prefer to use the term “intellectual developmental disability”. The purpose of this study is to analyze the knowledge about individual with special needs and individuals who have differences in intellectual functioning, which has been emerged in the literature so far, also to explain how social events and the policies influence defining of those individuals in Turkey and to clarify the diversity of terms in the world from past to the present in the literature and to emphasize the current terms.
sbd.anadolu.edu.tr 111
Öz
Bireysel farklılıklar incelenmeye başladığından beri
özel gereksinimi olan bireyleri tanımlamada, yaşanı-
lan dönemin sosyokültürel, ekonomik, siyasi özellikleri
ve dünyada yaşanan teknolojik ve bilimsel gelişmelere
paralel olarak çeşitli kavramları gündeme getirilmiş-
tir. Bu bireyler ilk olarak alanyazında “anormal çocuk
olarak adlandırılmışlardır. Günümüzde ise, “özel ge-
reksinimi olan birey” terimi bu bireyleri tanımlamada
kullanılmaktadır.
Dünya tarihinde önemli bir role sahip olan sosyal olay-
lar zihin yetersizliği olan bireylere ilişkin bakış açısının
ve bu bireyleri tanımlamada kullanılan terimlerin de-
ğişmesinde etkin rol oynamıştır. Zihin yetersizliği olan
bireyleri tanımlamak üzere Amerikada 1876 yılında
“zeka eksikliği” terimine vurgu yaparak Amerikan
Zeka Eksikliği Birliği (American Association Mental
Deficiency) (AAMD) adıyla bir birlik kurulmuştur.
Günümüzde, Amerikan Zihinsel ve Gelişimsel Ye-
tersizlikler Birliği (American Association Intellectual
Developmental Disabilities) (AAIDD) (2012) ve Ame-
rikan Psikiyatri İstatiksel Tanılama Birliği (e Ameri-
can Psychiatric Associations Diagnostic and Statistical
Manual (DSM-V) (2013) “zihinsel gelişim bozukluğu
(intellectual developmental disabilty)” terimini kullan-
mayı tercih etmektedir.
Bu çalışmanın amacı, uzun bir geçmişe sahip, özel
gereksinimi olan ve zihin yetersizliği olan bireylerle
ilgili var olan bilgileri analiz etmek, sosyal olayların
ve politikaların bu bireylerin tanımlanmasını nasıl
etkilediğini incelemek ve tarihten günümüze dünya
ve Türkiyede alanyazında yer alan kavram çeşitliliği-
ne açıklama getirmek ve güncel olan terimlere vurgu
yapmaktır.
Anahtar Kelmeler: Özel Gereksinimi Olan Birey,
Engelli Çocuk, Zihin Yetersizliği, Zeka Geriliği
Abstract
Since the individual dierences were examined to
identify individuals with special needs, various terms
have been raised in parallel with sosiocultural, econo-
mic and political characters of present era and techno-
logic and scientific developments in the world. ese
individuals were named as “abnormal child” in the first
literature. Nowadays, the term has been replaced with
“individual with special needs” .
Social events, which had important roles on the history
of the world, cause the change in the perspectives about
the individuals with intellectual and developmental di-
sability as well as the terms to define those individuals.
In that sense, with an emphasis on the term “mental
deficiency”, a committee was established in the name of
American Association of Mental Deficiency (AAMD)
in America in 1876. However, in the present days, the
AAIDD (2012) and e American Psychiatric Asso-
ciation Diagnostic and Statistical Manual (DSM-V)
(2013) prefer to use the term “intellectual developmen-
tal disability”.
Geçmşten Günümüze Özel Gereksinimli Olma ve Zhn Yeterszlğ: Dünya’da ve
Türkyede Kavramların Evrm
Specal Needs and Intellectual and Developmental Dsablty from Pass to Present:
The Evoluton of Termnologes n the World and Turkey
Doç. Dr. Atilla Cavkaytar - Öğr. Grv. Meral Melekoğlu - Arş. Grv. Gizem Yıldız
Doç. Dr. Atilla Cavkaytar, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü, atilla.cavkaytar@gmail.com
Öğr. Grv. Meral Melekoğlu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü, meralmelekoglu@gmail.com
Arş. Grv. Gizem Yıldız, Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü, 88.gizemyildiz@gmail.com
Anadolu Unversty
Journal of Socal Scences
Anadolu Ünverstes
Sosyal Blmler Dergs
112
Geçmişten Günümüze Özel Gereksinimli Olma ve Zihin Yetersizliği: Dünya’da ve Türkiye’de Kavramların Evrimi
e purpose of this study is to analyze the knowledge
about individual with special needs and individuals
who have dierences in intellectual functioning, which
has been emerged in the literature so far, also to expla-
in how social events and the policies inuence defining
of those individuals in Turkey and to clarify the diver-
sity of terms in the world from past to the present in the
literature and to emphasize the current terms.
Keywords: Intellectual Disability, Mental Retardation,
Child with Special Need/Child with Disability,
Handicapped child/Disabled Child.
Özel Gereksnm Olan Brey
İnsanlık var olduğundan beri bireyler arasında belir-
gin ya da belirgin olmayan pek çok farklılıklar olmuş-
tur. Bireysel farklılıklar, insanları anlama amacıyla
incelenmeye başladığı dönemden günümüze kadar,
bu alanda çeşitli kuram, model ve yaklaşımlar geliş-
tirilmiştir. Bireysel farklılıkların tarihsel gelişimine
bakıldığında ilgili ilk çalışmaların “bireysel ayrılıklar
psikolojisi” fikri ile doğduğu görülmektedir (Çağlar,
1985). Öyle ki insanlar arasındaki ayrılıklar bir bilim
sorunu olarak ele alınmış ve bazı kuramlar aracılı-
ğıyla araştırılmaya başlanmıştır. Örneğin, Darwin’in
gelişim kuramı bireysel ayrılıkları araştıran temel
kuramlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dar-
win, “Türlerin Kökeni” adlı yapıtında bireysel ayrılık-
lara ilişkin şu görüşlere yer vermiştir: Aynı ana-ba-
banın döllerinde görülen ya da aynı sınırlı bir bölgede
yaşayan aynı türden bireylerde gözlenen çok sayıdaki
ve ufak tefek ayrılıklara bireysel farklar denilebilir.
Aynı türün bütün bireylerinin aynı kalıba dökülmüş
olduğunu doğal ki kimse düşünemez. Bu bireysel fark-
ların bizim için önemi son derece büyüktür” (Darwin,
1859, s.104). Bu dönemde bireylerin özelliklerine
ilişkin başka görüşler olsa da bireysel ayrılıklar psiko-
lojisinin gelişmesinde en büyük etkinin Darwin’den
geldiği söylenebilir (Çağlar, 1985).
Sir Francis Galton ise, bireylerin fiziksel ve kişisel
özelliklerini, yeteneklerini incelemiş, insan özellik-
lerinin çok çeşitli şekillerde farklılaştığını istatistiksel
olarak çözümlemiştir. Dolayısıyla özel gereksinimi
olan çocukların tanımlanmasında da “bireysel fark-
lılıklar” kavramından yararlanıldığı belirtilmektedir
(Özyürek, 2000). Görüldüğü gibi bireysel farklılıkları
nedeniyle özel gereksinimi olan bireyler insanlık ta-
rihi boyunca var olmuşlardır. Toplumların bu birey-
lere bakış açısı incelendiğinde, dünyada yaşanan bazı
olayların bu bakış açısının farklılaşmasında dönüm
noktası oluşturduğu görülmektedir.
Özel gereksinimi olan bireyler önceleri, eğlence aracı
olarak kullanılan kişiler veya uğursuz varlıklar olarak
görülmüştür. Özel gereksinimi olan bireye karşı ser-
gilenen bu tutumlar, 15. ve 16. yüzyılda Rönesans’ın
etkisiyle olumlu yönde değişmiştir. Yine 18. yüzyılda
gerek Avrupa’da, gerekse Amerikada ihtilallerin et-
kisiyle özellikle John Locke, J.J. Rousseau gibi bilim
adamlarının, insanın doğasına olan merakı ile ilgili
araştırmaları, özel gereksinimi olan bireylere karşı
tutumların değişmesinde etkin rol oynamıştır. İhti-
lallerle herkese eşit hak ve özgürlük verilmesi, özel
gereksinimi olan bireylere yardım ve desteği ön pla-
na çıkarmıştır (Beirne-Smith, Patton ve Kim, 2006;
Beirne-Smith, Ittenbach ve Patton, 1998).
Tarihe bakıldığında özel gereksinimi olan bireyler
kimi zaman üstünlükleri nedeniyle destanlar yazmış,
kimi zaman da yetersizlikleri nedeniyle ölüme terk
edilmiş ya da toplumdan soyutlanmışlardır (Cavkay-
tar, 2012). Dolayısıyla bireysel farklılıklar, özel gerek-
sinimi olan bireylere bazen statü kazandırırken, ba-
zen de toplumdan silinmelerine yol açmıştır.
Geniş anlamda ele alındığında bireysel farklılıklar,
toplum özelliklerinde, dinde, kültürde, etnik yapıda
gözlemlenirken, bireysel anlamda kişinin zihinsel,
psikolojik ve fiziksel özelliklerinde gözlemlenebil-
mektedir. İnsanoğlu, pek çok bireyde ortak olarak
görülen özelliklere sahip olan bireyi normal, farklılık
gösteren bireyi ise anormal olarak nitelendirmiştir.
Bu durum ise akla “kime ve neye göre normal, anor-
mal ya da özürlü sorusunu getirmiştir (Stiker, 1999).
Nitekim özel gereksinimli olmanın tanımı yapıldı-
ğında vurgu, belirtilen bireysel farklılıklara yönelik
olmuştur.
Özel gereksinimi olan bireyin tanımına ilişkin ta-
rihsel süreç incelendiğinde ise özel gereksinimi olan
çocuğun ilk alanyazında “anormal çocuk” olarak ad-
landırıldığı görülmektedir. Şöyle ki, Binnet ve Simon,
özel gereksinimi olan bireyleri, “anormal çocuklar
(abnormal children)” olarak adlandırmış, tıbbi olarak
şöyle tanımlamıştır: “açıkça ortalamadan ayrılıp ta
patolojik bir anormallik gösteren her birey hakkında
anormal terimi kullanılır”. Ayrıca, özel gereksinimi
olan bireyler “heterojen bir özelliğe sahip olup, bedeni
ve zihni yetersizliklerinden dolayı genel eğitim hizmet-
113
sbd.anadolu.edu.tr
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Eğitim Özel Sayısı
lerinden yararlanamayan kişiler” olarak da tanımlan-
mıştır (Binnet ve Simon, 1907, s.18-19).
Alanyazın, bu bireylerin tanımında kullanılan terim-
lerin zaman içerisinde değiştiğini göstermektedir.
Örneğin, 10 Ağustos 1922 tarihinde kurulan Ulusla-
rarası Ayrıcalıklı Çocukların Eğitimi Birliği (e In-
ternational Council for the Education of Exceptional
Children (CEC), 1922) “ayrıcalıklı çocuk” terimini
kullanmıştır. CEC’in tarihsel gelişimi (1922-2010)
incelendiğinde kavramsal olarak değişiklik olsa da
halen aynı terimi kullandıkları görülmüştür. Ayrıca
Boykin, (1957) ”ayrıcalıklı çocuk” teriminin 1950’ler-
de oldukça yaygın olarak kullanıldığını vurgulamıştır.
Buna ek olarak, 1960’lı ve 1970’li yıllarda “engelli ço-
cuklar (handicapped children)” terimi ortaya atılmış-
tır. Bu terim, Amerika Birleşik Devletlerinde 1975 yı-
lında kabul edilen “Tüm Engelli Çocuklar İçin Eğitim
Yasası (Education for All Handicapped Children Act)
(EHA)” adlı yasal düzenlemede açıkça yer almıştır.
Alandaki araştırma ve tartışmalar doğrultusunda,
1997 yılında (PL 105-17 sayılı) “Yetersizliği Olan Bi-
reylerin Eğitim Yasası (e Individuals with Disabili-
ties Education Act) (IDEA)” kabul edilmiş ve bu ya-
sayla “önce insan dili (person first language)” vurgu-
lanmıştır. Böylece “yetersizliği olan birey (individual
with disability)” ifadesi gündeme gelmiştir. Buna bağ-
lı olarak 2000’li yıllarda özür/engel teriminin yerine,
bu bireyleri örselemeden ve yetersizliklerini ön plana
çıkarmadan daha kabul edilebilir şekilde tanımlamak
için “yetersizliği olan birey (individual with disabi-
lity)” ve “ayrıcalıklı çocuk (exceptional child)” terim-
lerinin dünyada giderek yaygın bir şekilde kullanıldı-
ğı görülmektedir (Hallahan ve Kauman, 2000; He-
ward, 2006; IDEA, 2004; U.S. Milli Eğitim Bakanlığı,
2012; Viviana, 2008). Özel gereksinimi olan bireyleri
doğru bir biçimde tanımlayabilmek için, bu terimle
birlikte çağrıştırılan zedelenme, yetersizlik ve engel te-
rimlerini tanımlamak gerekmektedir. Zedelenme, psi-
kolojik, fizyolojik ya da anatomik yapı ya da işlevler-
de herhangi bir kayıp ya da anormallik durumudur.
Yetersizlik, zedelenmeye bağlı olarak zihinsel, fiziksel
ve davranışsal işlevlerde ya da duyu organlarının iş-
levlerinde gözlenen kayıplardır. Engel ise, yetersizliği
olan bireyin çevreyle etkileşiminde karşılaştığı prob-
lemdir. Yetersizliği olan birey engelli birey değildir.
Bununla birlikte yetersizlik, bireye bağlı olarak veya
çevresel şartlardan dolayı bireyden beklenen görev ve
sorumlulukları yerine getirememesi durumunda en-
gele dönüşmektedir (Akçamete, 2009; Cavkaytar ve
Diken, 2012; Eripek, 2005).
Şekil 1’de dünya alanyazınında sıklıkla kullanılan te-
rimler kronolojik bir sıra ile belirtilmiştir. Yukarıdaki
açıklamalardan anlaşılacağı üzere, dünyadaki tarihsel
gelişimde giderek etiketlemeden uzaklaşılıp, bireyin
gereksinimleri dikkate alınarak “Özel Gereksinimi
Olan Birey” teriminin daha kapsayıcı bir terim ola-
rak ortaya çıktığı görülmektedir. Nitekim, özel eğitim
alanyazınında özel gereksinimi olan birey terimi sık-
lıkla tercih edilmektedir (Akçamete, 2009; Cavkaytar
ve Diken, 2012).
BİREYSEL
FARKLAR
(Individual
Differences)
(Darwin,
1859)
ANORMAL
ÇOCUKLAR
(Abnormal
Children)
(Binnet ve
Simon,
1907)
AYRICALIKLI
ÇOCUKLAR
(Exceptional
Children)
(CEC, 1922;
Boykin, 1957)
ENGELLİ
ÇOCUKLAR
(Handicapped
Children)
(1960-70’ler)
YETERSİZLİĞİ
OLAN BİREY
(Individual with
Disability)
(IDEA, 1997)
ÖZEL
GEREKSİNİMİ
OLAN BİREY
(Individual with
Special Needs)
(Akçamete, 2009;
IDEA, 2004)
Şekil 1. Dünya Alanyazında Özel Gereksinimlilik Terimleri
Türkiye’de ise ülkenin uluslararası sözleşmelere katı-
lımıyla birlikte özel gereksinimi olan bireylere ilişkin
düzenlemelere yer verilmeye başlandığı görülmekte-
dir. Özel gereksinimi olan bireylere ilişkin yapılan ilk
yasal düzenlemeler Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) Ana-
yasalarında yer almıştır. İlk olarak 1961 Anayasasının
“Sosyal ve İktisadi Haklar ve Ödevler” başlığının f
bendi 50. maddesinde “Devlet, durumları sebebiyle
114
Geçmişten Günümüze Özel Gereksinimli Olma ve Zihin Yetersizliği: Dünya’da ve Türkiye’de Kavramların Evrimi
özel eğitime ihtiyacı olanları, topluma yararlı kılacak
tedbirleri alır” ifadesi yer almıştır (T.C. Anayasası,
1961: madde 50). Anayasaya dayalı olarak çıkarılan
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu 8. maddesinde
“Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştir-
mek için özel tedbirler alınır. ifadesi ile bu bireyleri
koruma ve topluma katmayı hedeeyen yasal düzen-
lemelere yer verilmiştir (Milli Eğitim Temel Kanunu,
1973: madde 8). Günümüze kadar gelen 1982 anaya-
sasında ise “Eğitim Hakkı ve Ödevi” başlıklı madde
42’de, özel gereksinimi olan bireyler 1961 anayasasın-
daki gibi “özel eğitime muhtaç bireyler” olarak ifade
edilmektedir (T.C. Anayasası, 1982: madde 42). Bu
düzenlemeler, özel gereksinimi olan bireylerin ilko-
kul programlarında da yer almasını sağlamıştır. Milli
Eğitim Bakanlığı 1979 İlkokul Programı’nın temel
ilkelerinden biri şöyledir: “Bedeni ve zihni kusuru
görülen öğrencilerle özel şekilde meşgul olunmalıdır”
(MEB, 1979, s.16).
Özel gereksinimi olan birey için 2828 sayılı Sosyal
Hizmetler Kanunu (1983) 4.maddenin c bendinde
“özürlü” terimi kullanılmıştır. Buna göre, Özürlü,
doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya
kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve
sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi ne-
deniyle normal yaşamın gereklerine uymama duru-
munda olup; korunma, bakım, rehabilitasyon, danış-
manlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişiyi” ifade
eder (Sosyal Hizmetler Kanunu, 1983: madde 4). Bu
kanunun 4.maddesinde yer alan “sakat” terimi 1997
yılında 572 sayılı KHK ile “özürlü” terimi olarak de-
ğiştirilmiştir (KHK 572, 1997: madde 4).
Uluslararası sözleşmelere dayalı olarak oluşturulan
düzenlemelerden biri de Türkiye tarafından 30 Mart
2007 tarihinde kabul edilen Engelli Kişilerin Hak-
larına Dair Uluslararası Sözleşmedir. Sözleşmenin 1.
Maddesinde, “Engelli kişiler, çeşitli engellerle karşılık-
lı etkileşimleri nedeniyle başkaları ile eşit olarak toplu-
ma tam ve etkin olarak katılmalarını engelleyebilecek
uzun dönemli fiziksel, ruhsal, zihinsel veya duyusal
rahatsızlıkları bulunan kişilerdir” tanımı yer almakta-
dır (Engelli Kişilerin Haklarına Dair Uluslarası Söz-
leşme, 2007: madde 1).
Türkiye’de alanyazındaki tanımlar incelendiğinde
özel gereksinimi olan birey ilk kez 1971 yılında Öz-
soy tarafından şu şekilde tanımlanmıştır: “Beden,
zihin, duygusal ve sosyal gelişimlerindeki özür ve üs-
tün özellikleri yönünden eğitim ve öğretim amaçlarını
gerçekleştirmek için normal çocukların eğitim hizmet-
lerindekine ek olarak bir takım özel hizmet ve önlemle-
ri gerektiren çocuklara özel eğitime muhtaç çocuklar
denir” (Özsoy, Özyürek ve Eripek, 1988, s.6). Bu ta-
nım, MEB (1979) ilkokul programında aynen benim-
senmiştir.
Daha sonra Enç, özel gereksinimi olan bireyi “gelişim
ve eğitim ihtiyaçları olağan koşullar altında karşılana-
mayacak kadar farklılık gösteren çocuklar ayrıcalıklı
çocuklardır” şeklinde tanımlamıştır (Enç, Özsoy ve
Çağlar, 1975, s.5). Çağlar ise özel gereksinimi olan
bireyi özel eğitime muhtaç çocuk olarak şöyle ta-
nımlamıştır: “Beden, zihin, duygu ve sosyal özellik-
lerindeki olağan dışı ayrıcalıkları nedeniyle normal
eğitim hizmetlerinden yeterince yararlanamayan ço-
cuklardır” (Çağlar, 1985, s.6). Buna ek olarak Çağ-
lar, doktora tezinde bu çocukları önceki tanımlardan
farklı olarak “bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal özel-
liklerinde muayyen bir oranda sürekli olarak işlev kay-
bı veya bozukluğu sonucu normal yaşamın gereklerine
uyamama durumuna sakatlık, bu durumdaki kişiye
sakat denirşeklinde ifade etmiştir (Özsoy, Özyürek
ve Eripek, 1988, s.7).
Eripek’in yaptığı tanımda ise özel gereksinimi olan
birey, “normallerden farklı özellik ya da yetenekleri
normal eğitim olanaklarından, kapasiteleri ölçüsünde,
yeterince yararlanmayan çocuklar ayrıcalı çocuklar-
dır” şeklinde yer almaktadır (Eripek, 1984, s.60). Özel
gereksinimi olan birey için kullanılan “exceptional”
teriminin Türkçe karşılığı Türk Dil Kurumu (TDK)
Türkçe/İngilizce sözlükte (1978) “ayrıcalıklı”, Mit-
hat Enç’in Ruh Terimleri Sözlüğünde ise (1974) “ay-
ral” olarak geçmektedir (Eripek, 1990). Ülkemizde
ayral çocuk” terimi yerine 1983’te yürürlüğe giren
2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu 3.
maddesiyle “özel eğitime muhtaç çocuklar” terimi
kullanılmaya başlanmıştır. Bu kanunda özel eğitime
muhtaç çocuklar; “Beden, zihin, ruh, duygu, sosyal ve
sağlık özellikleri ve durumlarındaki olağan dışı ayrılık-
lar sebebiyle normal eğitim hizmetlerinden yararlana-
mayan 4-18 yaş grubundaki çocuklar” olarak tanım-
lanmaktadır (Eripek, 1990, s.186). Ancak 1997 yılın-
da çıkarılan 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamede (KHK) üstün yeteneklileri
de içerisine alacak şekilde “özel eğitim gerektiren bi-
rey terimiyle yeni bir tanımlamaya gidilmiştir. Bu
tanıma göre bu bireyler; “çeşitli nedenlerle, bireysel
özellikleri ve eğitim yeterlikleri açısından akranla-
rından beklenilen düzeyde anlamlı farklılık gösteren
115
sbd.anadolu.edu.tr
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Eğitim Özel Sayısı
birey özel eğitim gerektiren bireydir” şeklinde ifade
edilmektedir ve bu tanım günümüzde de geçerliliğini
korumaktadır (KHK 573, 1997).
Özel gereksinimi olan bireyler için yapılan bir başka
tanım ise Özyürek tarafından “bireysel farklılıklar”
kavramı ele alınarak şu şekilde yapılmıştır: Ayr ıcal ı
(özel gereksinimli) çocuk, norm kümesini oluşturan
akranlarından farklı ya da büyümesi kararlılık göster-
meyen çocuktur”(Özyürek, 2000, s.17).
2012 yılında güncellenen Özel Eğitim Hizmetleri
Yönetmeliği’nde Özel eğitime ihtiyacı olan birey:
Çeşitli nedenlerle bireysel ve gelişim özellikleri ile eği-
tim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen
düzeyden anlamlı farklılık gösteren birey” şeklinde ta-
nımlanmıştır (ÖEH, 2012).
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bireylerin
farklı özellikleri dikkat çekici hale getirilerek, ona
atfedilen bir etiket haline dönüşebilmektedir. Onay-
lamama/dışlama olan etiketleme ise, toplumun diğer
üyelerinin farklı özellikleri açısından ayrı görmesidir
(Goman, 1990). Dolayısıyla bireyin belirgin olan
özellikleri etiketleme de ilk hedef olabilmektedir.
ÖZEL
EĞİTİME
MUHTAÇ
BİREY
(T.C.
Anayasası,
1961)
ÖZEL
EĞİTİME
MUHTAÇ
ÇOCUK
(Özsoy,
1971; Enç,
1975;
Çağlar,
1978)
ÖZEL EĞİTİM
GEREKTİREN
BİREY
(KHK, 1997)
ENGELLİ
KİŞİ
(Söz. ve
yasal düz.)
ÖZÜRLÜ
(Sosyal
Hizmetler
Kanunu,
1983)
AYRICALI
ÇOCUK
(Eripek,
1984;
Özyürek,
2000)
ÖZEL
GEREKSİNİMİ
OLAN BİREY/
ÖZEL EĞİTİ
ME
İHTİYACI
OLAN BİREY
(Akçamete, 2009
;
ÖEH, 2012)
Şekil 2. Türkiye Alanyazında Özel Gereksinimlilik Terimleri
Türkiye’de alanyazında özel gereksinimliliğe ilişkin
pek çok terime rastlanılmaktadır. Ancak bu terimler
içerisinden Şekil 2’de verilen terimler tarihsel süreç
içerisinde dönüm noktası niteliğindedir. Terimlerin
analizlerine bakıldığında, özel gereksinimi olan bi-
reyler ilk başlarda hastalıklarla (cüzamlı, deli, spastik,
yatalak, araaz) adlandırılmışlardır. Daha sonraları bu
bireyler için “talihsiz, ebleh, geri, densiz, zavallı, arı-
zalı, sakat, anormal, özürlü, engelli” gibi isimlendir-
melere gidilmiştir. Günümüzde ise “yetersizliği olan
birey, özel gereksinimi olan birey, özel eğitime ihtiya-
cı olan birey terimleri altında tanımlanmaktadırlar
(Binet ve Simon, 1907, s.1, Eripek, 1990).
Özel gereksinimi olan çocuklar/bireyler içerisinde
önemli bir grubu zihin yetersizliği olan bireyler oluş-
turmaktadır. Çalışmanın bu bölümünde zihin yeter-
sizliği olan birey/çocuk konusundaki terim ve tanım-
lara yer verilmiştir.
Zhn Yeterszlğ Olan Breylern
Tanımlanması
Termler
Zihin yetersizliği olan bireyler tarihte ilk önce tıp
alanının konusu olmuştur. Zekâca geri anlamın-
da kullanılan ilk terimlerin “ruh sağlığı bozuk/deli/
çıldırmış (insane/craziness/madness)” ve “yetersiz/
aciz (incapable)” şeklinde olduğu belirtilmektedir
(Stiker, 1999). Türkiye’de ise zihin yetersizliği olan
bireyler için genellikle halk dilinde “anormal, tutuk,
normalaltı, alık, aptal, bunak, budala, densiz, hakiki
anormal, sahte anormal” gibi terimler kullanılmıştır
(Çağlar, 1979).
On üçüncü yüzyılda (13. yy) “idiot (idiocy)” teriminin
dünyada yaygın olarak zihin yetersizliği olan bireyleri
tanımlamada kullanıldığı belirtilmektedir (Sucuoğlu,
2009). “İdiot, Yunanca “meslek sahibi olmayan kişi”
116
Geçmişten Günümüze Özel Gereksinimli Olma ve Zihin Yetersizliği: Dünya’da ve Türkiye’de Kavramların Evrimi
ve “beceri sahibi olmayan işçi” anlamına gelmektedir
(Beirne Smith, Patton ve Kim, 2006; Beirne-Smith,
Ittenbach ve Patton, 1998). MacMilliana göre, du-
rumları daha hafif olanlar için 1938 yılında “embesil
(imbecility)” terimi kullanılmıştır. “Embesil” terimi
Latince “zayıf” ve “güçsüz” anlamına gelmektedir.
Daha sonra durumları embesilden daha da hafif
olanlara “simpleton” terimi kullanılmaya başlanmıştır
(Akt.:Eripek, 2005). Ondokuzuncu yüzyılın sonların-
da (1912) Psikolog Goddard, Binet Zeka Testi’ne göre
zeka bölümü 51-70 arasında olanlar için moron te-
rimini kullanmıştır (Akt.: Beirne-Smith, Ittenbach ve
Patton, 1998; Sucuoğlu, 2009). Böylece zihin yetersiz-
liğinin sınıandırılmasına ilişkin ilk belirtiler ortaya
çıkmıştır.
Dünyada “idiot” ve “emb esil terimlerinin yerini
1950’li yıllarda “zeka geriliği (mental retardation)”
terimi almıştır. Ardından, 1960’lı yıllarda eğitimciler
“eğitilebilir” ve öğretilebilir” terimlerini kullanmış-
lardır. Zihin yetersizliği olan bireyler 1970’li yıllar-
da “zihin engelli” diye adlandırılmıştır. Türkiye’de ise
“mental retardation” teriminin Türkçe karşılığı olarak
“zeka geriliği terimi kullanılmıştır (Eripek, 2005).
Enç (1972) ise zihin yetersizliği olan bireyler için geri
zekalı” terimini gündeme getirmiştir (Çağlar, 1979).
“Geri zekalı terimi toplum tarafından ağır ve örse-
leyici bulunduğu için “güçk”, “yetersizlik ve “engel
terimleri irdelenmiş ve geri zekalı yerine, “zihinsel
güçlüğü olan” ve günümüzde de kullanılan “zihin ye-
tersizliği olan birey” terimleri önerilmiştir.
Tarihte I. ve II. Dünya Savaşları, ihtilaller, ülkeler
arası göç olayları ve IQ testlerinin geliştirilmesi gibi
olaylar zihin yetersizliği olan bireylere ilişkin bakış
açısının değişmesinde, etkin rol oynamıştır. Bu süreç-
te meydana gelen olumsuz çevre ve yaşam koşulları
nedeniyle zihin yetersizliği olan bireylerin yaygınlık
oranlarında da önemli farklılıklar olduğu gözlenmiş-
tir. Bu durum devlet politikalarında değişikliğe gidil-
mesini, özellikle bu bireylerin korunması ve destek-
lenmesinde yeni uygulamaların geliştirilmesini sağla-
mıştır. Bu gelişmeler, zihin yetersizliği olan bireylerle
ilgilenen farklı disiplin alanlarının oluşmasına neden
olmuştur. Zihin yetersizliğiyle ilgili yeni disiplin alan-
larının oluşumu ve artışıyla birlikte, tanım, tanı ve
sınıandırmada belirli bir kavram karmaşası ortaya
çıkmıştır (Beirne Smith, Patton ve Kim, 2006; Beirne-
Smith, Ittenbach ve Patton, 1998). Amerika Birleşik
Devletlerinde 1876 yılında kurulan Amerikan Zeka
Eksikliği Birliği’nin (American Association Mental
Deficiency) (AAMD) (AAIDD, 2012) tarihsel süreç
içerisinde yaptığı tanımlar bu karmaşıklığı önlemede
önemli rol oynamıştır.
Zihin yetersizliğiyle ilgili ilk kurumsal oluşum Ame-
rikan Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizlikler Birliği
(American Association Intellectual Developmental
Disabilities) (AAIDD) dir. Bu birlik 1908 ve 2010 yıl-
ları arasında, zihin yetersizliğini anlama ve yordamay-
la ilgili son bilimsel gelişmelere bağlı olarak 11 tane
zihin yetersizliği tanımlama ve sınıandırma kitap-
çığı yayınlamıştır. Kuruluş zihin yetersizliği ile ilgili
terim ve kavramların değişmesine bağlı olarak zaman
içerisinde isim değişikliği de yapmıştır. Kuruluşun ilk
adı Amerikan Zekâ Eksikliği Birliği (American As-
sociation Mental Deficiency) (AAMD) (1876) iken,
daha sonra Amerikan Zeka Geriliği Birliği (Ameri-
can Association Mental Retardation) (AAMR) (1921;
1933; 1941; 1957; 1959; 1961; 1973; 1983; 1992; 2002)
adını almıştır. Kuruluş en son 1 Ocak 2007 tarihinde
Amerikan Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizlikler Birli-
ği (AAIDD) adını almış ve günümüzde halen bu ad
altında bilimsel çalışmalarını sürdürmektedir (AA-
IDD, 2012). Kurulduğu yıldan itibaren bazı dönem-
lerde zihin yetersizliği olan bireyleri tanımlamada
kullanılan terimleri, AAIDD yeniden yorumlamıştır
(AAIDD, 2012; Beirne-Smith, Patton ve Kim, 2006;
Beirne-Smith, Ittenbach ve Patton, 1998).
AAIDD zihin yetersizliğin tanım ve sınıandırılma-
sına ilişkin ilk kitapçığını 1921’de yayınlanmıştır. Bu
ilk kitapçıkta “zeka eksikliği (mental deficiency)” te-
rimine vurgu yapmış ve bireyin sosyal çevreye uyum
sağlamada başarısız olmasına odaklanmıştır. Bunun-
la birlikte, AAIDD’nin 1959’daki tanımında olgun-
laşma (maturation)”, öğrenmede ve sosyal uyumda
“zihinsel işlevsellik ve “yetersizlik” kavramları vurgu-
lanmıştır. AAIDD (1959)’nin, 5. kitapçığı birliğin dö-
nem başkanı olan Rick Heber’in başkanlığını yaptığı
uzmanlar komitesi tarafından, 6. kitapçığı (1973) ise
Herbert Grossman’ın başkanlığını yaptığı uzmanlar
komitesi tarafından geliştirilmiştir.
AAIDD (1973)’nin 6. kitapçıktaki tanımı, Bütün
Çocuklar İçin Eğitim Yasası (e Education for All
Children Act) (EHA) (1975) kapsamında ulusal ta-
nım olarak kabul edilmiştir. Ancak AAIDD 1983
yılında yeni bir tanım geliştirmiştir ve bu tanım
Amerikan Psikiyatri Birliği (American Psychiatric
Association) (DSM-III) (1980)’nin ve Dünya Sağlık
Örgütü Ulusal Sınıandırma Birliği (WHO-ICD-9)
117
sbd.anadolu.edu.tr
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Eğitim Özel Sayısı
(1978)’nin geliştirdiği tanımlarla örtüşmektedir (AA-
IDD, 2012; Beirne-Smith, Ittenbach ve Patton, 1998).
Buna ek olarak, yapılan her tanımdan sonra bilim
adamlarının konu ile ilgili tartışma ve araştırmaları
geniş çapta devam etmiştir. Dolayısıyla, AAIDD’nin
dokuzuncu tanımı olan AAMR 1992 tanımında zihin
yetersizliği olan bireyleri tanımlama da daha işlevsel
olan terimleri kullanmayı tercih etmiştir. Devamın-
da ise, yine uzun süre kullanılan ve zihin yetersizli-
ğini tanımlamada farklı bakış açıları getiren AAMR
2002 tanımını yayınlamıştır. AAMR (2002) ve AA-
IDD (2010) tanımları arasında, kullanılan terimlerde
farklılık (”zeka geriliği (mental retardation)” yerine
“zihinsel gelişim bozukluğu (intellectual developmental
disorder)”) görülmesi dışında tanımlarda bir farklılık
tespit edilmemiştir. AAMR (2002)’in tanımlamada
ölçüt aldığı beş kriteri AAIDD (2010)’nin de ölçüt
aldığı görülmüştür.
Şekil 3. Dünya Alanyazında Zihin Yetersizliği Terimleri
İDİOT
(idiocy)
(13. yy)
ZEKA
EKSİKLİĞİ
(mental
deficiency)
(AAMD,
1876)
MORON
(moron)
(Goddard,
1912)
ZEKA
GERİLİĞİ
(mental
retardation)
(AAMR,
1921)
EMBESİL
(embecil)
(1938)
ZİHİNSEL
YETERSİZLİK
(intellectual
disability)
ZİHİ
NSEL VE
GELİŞİMSEL
YETERSİZLİK
(intellectual and
develomental
disability)
(AAIDD, 2007;
2010)
ZİHİNSEL
GELİŞİM
BOZUKLUĞU
(intellectual
developmental
disorder)
(AAIDD,
2012; DSM-V,
2013)
Robert L. Schalock’ın başkanlığını yaptığı uzmanlar
komitesi tarafından yayınlanan AAIDD (2010)’nin
11. tanımlama ve sınıandırma kitapçığında “Zihin-
sel ve Gelişimsel Yetersizliği Olan Birey (Individuals
with Intellectual and Develomental Disability)” teri-
mine vurgu yapılmaktadır. Ayrıca yeni tanıma tıbbı
bir bakış açısı ekleyerek, kalıtımsal ve patolojik ne-
denler üzerinde durulmaktadır (AAIDD, 2012).
Tanımlar
Dünya Alanyazınında Kullanılan Tanımlar
Yukarıda tartışılan terimlerin evrimsel değişimi, ta-
mların da değişime uğramasına neden olmuştur.
Tanımların tarihsel süreci incelendiğinde zihin ye-
tersizliği olan bireylerin tanım ve sınıandırmalarına
ilişkin ilk resmi çalışmaların 1921’de AAIDD tarafın-
dan yayınlandığı bilinmektedir (AAIDD, 2012).
Heber (1959; 1961)’in tanımına göre, zeka gerili-
ği, uyumsal davranışlarda yetersizlikle birlikte genel
zihinsel işlevlerde gelişim dönemlerinde ortalamanın
altında olma durumudur” (Beirne-Smith, Ittenbach
ve Patton, 1998, s.68). Bu tanımda “zihinsel işlevlerde
ortalamanın altında olma, standart zeka testlerin-
de ortalamanın en az bir puan altında olmayı ifade
etmektedir. “Uyumsal davranış” terimi ise 1961 ta-
nımlamasında gündeme gelmiştir. “Gelişim dönemi”
de 0-16 yaş aralığını kapsamaktadır. Bilim adamları
AAIDD (1961) tanımında ifade edilen “uyumsal dav-
ranış” terimini uzun süre tartışmışlardır. Bu tanımda
özellikle “uyumsal davranış teriminin çok genel bir
kavram olduğu, dolayısıyla çi dili ve farklı kültür-
den (bilingual/multicultural) olan bireylerin çoğuna,
zihin yetersizliği tanısı konulmasına neden olacağı
vurgulanmışr.
AAIDD’nin 1973’teki tanımı ise dönemin başkanı
olan Grossman tarafından yapılmıştır. Grossman,
AAIDD (1959; 1961) tanımlarını kabul edip, sadece
genel ortalamanın belirgin bir şekilde altında olma
118
Geçmişten Günümüze Özel Gereksinimli Olma ve Zihin Yetersizliği: Dünya’da ve Türkiye’de Kavramların Evrimi
ifadesini vurgulamıştır. Bu anlamda, standart zekâ
testlerinde ortalamanın en az iki puan altında olmayı
belirtmiştir. Ayrıca uyumsal davranışları belirlemede
bireyin yaşının ve içinde bulunduğu sosyal-kültürün
grubun dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır
(Beirne-Smith, Patton ve Kim, 2006; Beirne-Smith,
Ittenbach ve Patton, 1998).
AAIDD (1977)’nın tanımında, zihin yetersizliğinin
derecesine vurgu yapılmış ve zihin yetersizliği olan
bireylerin IQ puanına göre sınıandırılması günde-
me gelmiştir. AAIDD’nin 1983 yılındaki tanımı te-
rimsel olarak önceki tanımlarla benzerlik göstermek-
tedir. Ancak zihinsel yetersizliğin önemli ölçütlerin-
den olan “belirgin bir şekilde genel IQ altında olma
durumuna açıklık getirmiştir. Bu anlamda, WHO-
ICD-9 (1978), DSM-III (1980) ve AAIDD (1980)
zihin yetersizliğini tanımlamada IQ’nun 70’ in altın-
da ölçütünü ve gelişim dönemini ise 0-18 yaş olarak
dikkate almışlardır. AAIDD (1983) tanımı, 1959’da
yapılan tanım ve sınıandırmaya açıklık getirmiştir.
Ayrıca zihin yetersizliği ile ilgili bilgiler daha artmış
ve insanların bakış açılarında büyük değişiklikler
olmuştur (Akt.: Beirne-Smith, Ittenbach ve Patton,
1998).
AAIDD 1992’de dünyada da yaygın bir şekilde kabul
görecek ve zihin yetersizliği olan bireyleri tanımlama-
da kaynak gösterilecek olan tanımlamasını yapmıştır.
Bu tanıma göre, zeka geriliği, halihazırdaki işlev-
lerde önemli sınırlılıkları göstermektedir. Bu, zihinsel
işlevlerde önemli derecede normalaltı, bunun yanı sıra
zihinsel işlevlerde ilişkili uyumsal beceri alanlarından
(iletişim, özbakım, ev yaşamı, sosyal beceriler, toplum
hizmetlerinden yararlanma, kendini yönetme, kendi
kendini güdüleme, sağlık ve güvenlik, işlevsel akade-
mik beceriler, boş zamanları değerlendirme ve iş) iki ya
da daha fazlasında sınırlılıklar gösterme durumudur.
Zeka geriliği 18 yaşından önce ortaya çıkmaktadır
(Beirne-Smith, Ittenbach ve Patton, 1998, s.77). Bu
tanımı önceki tanımlardan ayıran en önemli özelli-
ği, bireyi zihinsel işlevlerde en üst düzeye çıkarmada
bu bireylere program sağlamadan çok, programları
bireylerin bireysel özelliklerine göre dizayn etme ve
uyarlamayı vurgulamasıdır. Ayrıca AAIDD’nin 1992
tanımı, eğer zihin yetersizliği olan bireye uygun eği-
tim sağlanırsa zihin yetersizliğinin hayat boyu devam
eden bir olgu olmayacağını öne sürmüştür. Bu tanım-
da zihinsel işlevlerde önemli derecede normal altı
sınırının 75 ZB puanına çıkarılması, zekaca geri ola-
rak tanılanacak insanların sayısını kaçınılmaz olarak
artıracağı düşüncesiyle eleştirilmiştir. Ayrıca tanımda
sıralanan uyumsal beceriler deneysel olarak belirlen-
memiştir (Akt.: Eripek, ; 1996; 2005).
AAIDD 2002 yılında bu tanıma gelen eleştirileri de-
ğerlendirerek yeni bir tanım yapmıştır: Zeka gerili-
ği, zihinsel işlevlerde bulunma ve kavramsal, sosyal ve
pratik uyumsal becerilerde kendini gösteren uyumsal
davranışların her ikisinde anlamlı sınırlılıklar olarak
karakterize edilen bir yetersizliktir. Bu yetersizlik 18
yaşından önce başlar. AAIDD 2002 ve 2007 tanım-
ları arasında herhangi bir terim veya anlam değişik-
liği yapılmamıştır. Kuruluşun 10. ve 11. kitapçıkla-
rındaki tek fark komitenin adlandırılış şeklindedir;
2002’de komitenin adı Amerikan Zeka Geriliği Bir-
liği (AAMR) iken 1 Ocak 2007 tarihinden itibaren
Amerikan Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizlikler Birliği
(AAIDD) olmuştur (Blackbourn, Patton ve Trainor,
2004; Friend, 2006).
AAIDD’nin yaptığı en son tanımda ise “zeka geriliği”
terimi yerine günümüzde de kullanılan “zihinsel ye-
tersizlik” terimi yer almaktadır; zihinsel yetersizlik,
zihinsel işlevlerde ve uyumsal davranışlarda gözlenen
önemli düzeyde sınırlılıkların karakterize ettiği; biliş-
sel, sosyal ve pratik uyumsal becerilerde kendini göste-
ren bir yetersizlik türüdür. Bu yetersizlik 18 yaşından
önce ortaya çıkmaktadır” (AAIDD, 2010).
Sonuç olarak, AAIDD 1992, 2002 ve 2010 tanımları
incelendiğinde zihin yetersizliğini tanımlamada orta-
ya üç önemli nokta çıkmaktadır: (1) Zihin işlevlerde
anlamlı sınırlılıklar görülmesi, (2) uyumsal davra-
nışlarda anlamlı sınırlılıklar görülmesi, (3) gelişim
döneminde ortaya çıkması AAIDD’nin tanımlarına
ek olarak iki önemli sistem daha zihin yetersizliğini
tanımlamıştır. Bunlardan birisi, Amerikan Psikiyatri
İstatiksel Tanılama Birliği (e American Psychiat-
ric Association’s Diagnostic and Statistical Manual)
(DSM-IV-TR)’dir. Birlik, yetersizlik gruplarını tanı-
lamada dikkate alınan kriterlerle ilgili çeşitli yıllarda
kitapçık yayınlamıştır. DSM-IV zihin yetersizliği olan
bireyleri tanımlamada “zeka geriliği (mental retar-
dation)” terimini kullanmıştır. DSM-IV zihin yeter-
sizliği olan bireyleri tanımlarken; (a) önemli ölçüde
genel zihinsel işlevlerde ortalamanın altında olma,
(b) birey IQ gelişimde belirli ölçüde sıkıntı çekmesinin
yanında güvenlik, sağlık, boş zamanını değerlendirme,
iş, işlevsel akademik beceriler, kendi kendini yönetme,
toplum kaynaklarını (araç-gereç) kullanma, sosyal/iç-
sel davranışlar, ev yaşantısın, kendi kendine bakmasın
119
sbd.anadolu.edu.tr
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Eğitim Özel Sayısı
ve iletişim kurma gibi becerilerin en az ikisinde uyum-
sal davranış sıkıntıları çekme ve (c) 18 yaşından önce
yukarıdaki davranışların görülmesi kriterlerini dikka-
te almıştır (AAIDD, 2010; Beirne-Smith, Patton ve
Kim, 2006, s.65). Ancak alanyazında DSM-V, (2013)
“zekâ geriliği (mental retardation)” terimi yerine “zi-
hinsel gelişim bozukluğu (intellectual developmental
disorder)” terimini kullanmayı tercih etmiştir.
Zihin yetersizliği kavramını inceleyen diğer sistem
ise, Dünya Sağlık Örgütünün Uluslararası Sağlık,
Yetersizlik ve İşlevsellik Sınıandırma (e World
Health Organizations International Classification of
Functioning, Disability, and Health) (WHO-ICF) sis-
temidir. ICF-10 (2007), zihin yetersizliği olan birey-
leri tanımlarken “zekâ geriliği (mental retardation)”
terimini kullanmış ve “standartlaştırılmış testler sonu-
cunda zihin, dil, motor ve sosyal becerilerinde yetersiz
olmasına bağlı olarak, bireyin özellikle gelişim döne-
minde akıl sağlığı gelişiminin tam olmaması” şeklin-
de tanımlamıştır. Alanyazına göre ICF, 2015 yılında
yeni basımını yayınlamayı planlamaktadır (WHO,
2012).
Bunların dışında, Amerika, Yetersizliği Olan Bireyle-
rin Eğitimini Geliştirme Yasası (e Individuals with
Disabilities Education Improvement Act) (IDEA)
ile zihin yetersizliği olan bireyleri tanımlarken yine
“zekâ geriliği (mental retardation)” terimini kullanmış
ve zihin yetersizliğini; özellikle bireyin gelişim döne-
minde bireyin uyumsal davranış göstermede ve genel
zihinsel işlevlerde önemli bir ölçüde ortalamanın al-
tında bir gelişim göstermesi ve bu durumun çocuğun
eğitim performansını olumsuz etkilemesi” şeklinde
tanımlamıştır (Friend, 2006, s.287).
Dünyada yapılan zihin yetersizliği tanımlarına ba-
kıldığında sadece AAIDD (2010) ve DSM-V (2013)
tanımında “zihin yetersizliği” teriminin kullanıldığını,
diğer tanımlarda ise “zeka geriliği” teriminin yer aldı-
ğını görmekteyiz (AAIDD, 2012).
Türkye Alanyazınında Kullanılan Tanımlar
Mithat Enç (1972) tarafından yürütülen doktora se-
miner çalışmasında zekâ geriliği olan bireyler şöyle
tanımlanmıştır: “Zihin gelişimlerinde meydana gelen
yavaşlama, duraklama veya gerileme nedeniyle davra-
nış ve uyum yönünden yaşıtlarına göre sürekli olarak
gerilik gösteren bireylere geri zekâlı denir.” Bu tanım
1975 yılında MEB tarafından yayınlanan Özel Eğiti-
me Muhtaç Çocuklar Hakkında Yönetmelikte aynen
benimsenmiş ancak tanıma “…normal eğitim prog-
ramlarından yararlanamayan birey…” açıklaması ek-
lenmiştir (Eripek, 1996, s.86).
Çağlar ise, kapsamlı olarak geri zekâlılığı şöyle ifade
etmiştir: doğumdan önce, doğum esnasında ve son-
raki gelişim süresinde, çeşitli nedenlerle zihin gelişim-
lerinde ve fonksiyonlarında oluşan sürekli yavaşlama,
duraklama ve gerileme gösteren ve bunun sonucu ola-
rak etkili uyumsal davranışlarda gerilik ve yetersizlik
gösteren sürekli bir durumdur” (Enç, Özsoy ve Çağ-
lar, 1975, s.231). Çağlar daha sonrasında bu tanımda
değişikliğe gitmiş ve 1979 yılında yeniden şu şekilde
tanımlamıştır: “doğumdan önce, doğum sırasında ve
doğumdan sonraki gelişim süresinde, çeşitli nedenlerle,
zihin, psiko-devinimsel (motor), sosyal olgunluk geli-
şim ve fonksiyonlarda sürekli yavaşlama, duraklama
ve gerileme sonucu olarak akranlarından dörtte bir ve
daha yüksek oranda gerilik oluşturan sürekli bir du-
rumdur” (Çağlar, 1979, s.12).
Zihin yetersizliği olan bireyler için yapılan tanımlar-
dan bir diğeri de MEB İlkokul Programı’nın yaptığı
tanımdır. Bu tanıma göre: “Bazı çocuklar herhangi
bir sebeple zihni gelişmelerinde meydana gelen aksak-
lık yüzünden aile ve okul çevresine ayak uydurmakta
güçlük çekerler. Bunlara geri zekâlılar denir” (MEB,
1979, s.390).
Zihin yetersizliği pek çok disiplin alanı tarafın-
dan ele alındığından ilk tanımlar arasında tıbbi
tanımlar da yer almaktadır. Resimli Sağlık Bilinci
Ansiklopedisi’nin Akıl Sağlığı ve Hastalıkları Bölü-
münde zihin yetersizliği akli yetersizlik olarak geç-
mektedir. Tıp alanında zihin yetersizliği “aynı zaman-
da geri zekâlılık ve akli gecikme olarak adlandırılan
akli yetersizlik, genellikle doğuştan veya çocukluğun ilk
yaşlarında meydana gelen noksan veya kusurlu bir akli
durumdan ileri gelmektedir” şeklinde tanımlanmıştır
(Resimli Sağlık Bilinci Ansiklopedisi, 1978: cilt 1, bö-
lüm 5, s.124).
Yasal boyutta bakıldığında ise, 1983 yılında yürürlü-
ğü giren Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu’nda
ve daha sonraki yıllarda yayınlanan yönetmeliklerde
ve resmi kayıtlarda zeka geriliği” tanımına yer veril-
memiştir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazır-
lanan Eğitilebilir Geri Zekalı Çocuklar İçin İlkokul
Programına göre zihin yetersizliği olan birey, “zihin
gelişmesinde meydana gelen yavaşlama, duraklama
veya gerileme nedeni ile davranış ve uyum yönünden
120
Geçmişten Günümüze Özel Gereksinimli Olma ve Zihin Yetersizliği: Dünya’da ve Türkiye’de Kavramların Evrimi
yaşıtlarına göre sürekli gerilik ve yetersizliği olduğu
için normal eğitim programlarından yararlanamaya-
na geri zekalı denilmektedir” şeklinde tanımlanmak-
tadır (Özsoy, Özyürek ve Eripek, 1988, s.178). Daha
sonra 1990 da yayınlanan Eğitilebilir Çocuklar İlko-
kul Programı’nda zihin yetersizliği olan birey tanımı-
na yer verilmiştir; “doğumdan önce, doğum esnasında
ve sonraki gelişim sürecinde oluşan çeşitli nedenlerle zi-
hin, sosyal olgunluk, psiko-devinimsel gelişim ve fonk-
siyonlarında sürekli yavaşlama, duraklama ve gerile-
me sonucu olarak yaşıtlarına göre ¼ ve daha yüksek
oranda gerilik ve yetersizliği nedeniyle, normal eğitim
programından yararlanamayanlara geri zekâlı denir”
(MEB, 2007, s.11).Programda yer alan bu tanımla,
1975’te Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Hakkında
Yönetmelikte yayımlanan tanım birbirinden fazlaca
farklı değildir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2000 yılında yayınladığı
Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde ise “zihinsel
öğrenme yetersizliği” terimi kullanılarak, yetersizlik
zihinsel yetersizliğinden dolayı, bireyin eğitim perfor-
mansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde, hafif,
orta ve ağır düzeyde etkilenmesi durumu” olarak ta-
nımlanmıştır (ÖEH, 2000). Dört yıl sonra revize edi-
len Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde (2004)
terim değişikliği yapıldığı ve “zihinsel yetersizlik”
terimi kullanılarak AAIDD (2002) tanımının temel
alındığı ve var olan tanımın değiştirildiği görülmek-
tedir; “Zihinsel Yetersizlik: 18 yaşından önce ortaya
çıkan zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik
uyum becerilerinde anlamlı sınırlılıklar görülen yeter-
sizlik durumunu” ifade eder (ÖEH, 2004).
En son yayınlanan yönetmelikte (2012) ise “zihinsel
yetersizliği olan birey”, “Zihinsel işlevler bakımından
ortalamanın iki standart sapma altında farklılık gös-
teren, buna bağlı olarak kavramsal, sosyal ve pratik
uyum becerilerinde eksiklikleri ya da sınırlılıkları olan,
bu özellikleri 18 yaşından önceki gelişim döneminde
ortaya çıkan ve özel eğitim ile destek eğitim hizmetleri-
ne ihtiyaç duyan birey ifade eder” şeklinde tanımlan-
mıştır (ÖEH, 2012). Bu tanım ve terim günümüzde
de geçerliliğini korumaktadır.
Yine başka bir tanım da Zihinsel Özürlüler Federas-
yonu tarafından yapılmıştır. Zihinsel Özürlüler Fede-
rasyonu 5378 sayılı Kanunda zihinsel yetersizliği olan
bireye şöyle yer verilmiştir: Özürlü: Doğuştan veya
sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruh-
sal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde
kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağla-
ma ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri
olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık
ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi ifade eder”
(Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Ka-
rarnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun,
2005: madde 3).
Yapılan tüm farklı tanımlara rağmen Türkiye’de alan-
yazında güncel olarak kullanılan terim ve tanım Özel
Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde (2012) yer alan
“zihinsel yetersizliği olan birey” terimi ve tanımıdır.
Şekil 4’te ülkemiz alanyazınında sıklıkla kullanılan
terimler kronolojik bir sıra ile verilmiştir.
İDİOT
EMBESİL
MORON
(1800-1900)
ZEKA
GERİLİĞİ
(1950’liler)
GERİ
ZEKALI
(Enç, 1972;
Çağlar;
1978)
ZİHİN
ENGELLİ
80’ler)
ZİHİNSEL
ÖĞRENME
YETERSİZLİĞİ
(ÖEH, 2000)
ZİHİNSEL
YETERSİZLİK
(ÖEH, 2004;
2012)
Şekil 4. Türkiye Alanyazınında Zihin Yetersizliği Terimleri
Ülkemizde öğretmen yetiştiren üniversitelerde “zihin
engelliler öğretmenliği” programı yer almakta ve bilim-
sel çalışmalarda halen “zihin engelli”, “zihin özürlü” ve
“zihinsel özür”, “zihinsel yetersizlik”, “zihinsel işlevlerde
yetersizlik” ve “zihin yetersizliğigibi farklı terimler kul-
lanılmaktadır. Bu durum alanyazında belirtilen kavram
ve terimlerin farklılaşmasına neden olmakta, alana
özgü bir kavramsal bütünlük oluşması zorlaşmaktadır.
121
sbd.anadolu.edu.tr
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Eğitim Özel Sayısı
Özetle, özel gereksinimi olan birey, zihin yetersizliği
ve zihin yetersizliği olan bireylere ilişkin alanyazında
yer alan kavramlar ve terimlerdeki bu değişimlerin
devlet politikaları, savaşlar, ihtilaller, uluslararası söz-
leşmeler, yaşanan dönemin siyasi, kültürel özellikleri
ve sosyal olayların etkisinde olduğu söylenebilir. Ko-
nuya günümüz açısından bakıldığında, bilimsel geliş-
melerle yasal düzenlemelerin eşzamanlı ilerlememesi
kavramlardaki değişimin uygulamaya tam olarak
yansımamasına yol açabilmektedir. Bu nedenlerle
kavramların Dünyadaki bilimsel çalışma sonuçlarına
göre yorumlanması, bilim dünyasında kabul görmesi
ve bir an önce yasal düzenlemelere yansıması önemli
olmaktadır. Sonuç olarak kavramlardaki değişimlerin
bilim Dünyasınca dikkatlice izlenmesi, farklı diller-
den Türkçeye yapılan çeviri ve uyarlamalarda fikir
birliği oluşması son derece önemlidir. Bunu gerçek-
leştirmek için ise özel eğitim alanında üniversiteler
ve uygulayıcıların birlikte düzenleyeceği uluslarara
ve ulusal düzeyde kongre, seminer vb. toplantıların
daha sıklıkla düzenlenmesi önerilebilir. Bu toplantı-
lar sonucunda üzerinde bir fikir birliği oluşmalı, fikir
birliğine varılmış terimler belli zaman dilimlerinde
mutlaka güncellenmelidir. Böylece yeni terimlerin
kullanımındaki anlam kaymaları önlenmelidir. Bu
toplantılarda tartışmaya açılacak olan yeniliklerin
uygulanabilmesi için ise bu toplantı sonuçlarının bi-
lim dünyasının önerileri olarak kabul görmesi, birer
sonuç bildirgesi olarak kamuoyuyla paylaşılması bir
gerekliliktir. Bu çalışmaların tek elde toplanması gö-
revi ise Türkiye’de özel eğitim hizmetlerini düzenle-
yen Bakanlık birimlerinin olmalıdır.
Bu yazıda özel gereksinim kavramı ve zihin yeter-
sizliği kavramı tarihsel süreç içerisinde incelenmiş-
tir. Çalışmada var olan durum ortaya konmuş, ileri
araştırmalara temel oluşturacağı düşünülen bilgiler
derlenmiştir.
Kaynakça
AAIDD. (2010). FAQ on the AAIDD definition on in-
tellectual disability. 12 10, 2012 tarihinde AAIDD
Web Sitesi: http://www.aaidd.org/intellectualdisa-
bilitybook/content_7473cfm?navID=366 adresin-
den alındı
Akçamete, G. (2009). Özel gereksinimli olan öğrenci-
ler. G. Akçamete içinde, Genel Eğitim Kurumların-
da Özel Gereksinimi Olan Öğrenciler ve Özel Eğitim
(s. 31-74). Ankara: Kök Yayıncılık.
Beirne Smith, M., Ittenbach, R. F., & Patton, J. R.
(1998). Mental Retardation (5. Baskı b.). Prentice
Hall.
Beirne Smith, M., Patton, J. R., & Kim, S. H. (2006).
Mental Retardation: An introduction to intellectual
disabilities (7. Baskı b.). New Jersey, NJ: Prentice
Hall.
Binnet, A., & Simon, T. (1907). Anormal Çocuklar. (S.
E. Siyavuşgil, Çev.) İstanbul Devlet Basım Evi.
Blackbourn, J. M., Patton, J. R., & Trainor, A. (2004).
Exceptional individuals in focus (7. Baskı b.). Co-
lunbus, Ohio: Pearson Meririll Prentice Hall.
Boykin, L. L. (1957). Who is the exceptional child? e
Elementary School Journal, 58(1), 42-47.
Cavkaytar, A. (2012). Özel Eğitim. İ. Diken içinde,
Özel eğitime gereksinim duyan çocuklar ve özel eği-
tim (s. 3-27). Pegem Akademi.
Cavkaytar, A., & Diken, İ. (2012). Özel Eğitim ve Özel
itim Gerektirenler. Ankara: Vize Yayıncılık.
Çağlar, D. (1979). Geri Zekalı Çocuklar ve Eğitimi (2.
Baskı b.). Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Fa-
kültesi Yayınları No: 82.
Çağlar, D. (1985). Özel Eğitimde Eğitilebilir Geri Zekalı
Çocukların Teşhis Sorunları: Doktora Tezi. Ankara:
Gazi Üniversitesi.
Darwin, C. (2009). Türlerin kökeni (7. Baskı b.). (S.
Belli, Çev.) Onur Yayınları.
Enç, M., Özsoy, Y., & Çağlar, D. (1975). Özel eğitime
giriş. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Yayınları No:49.
Engelli Kişilerin Haklarına Dair Uluslararası Sözleşme.
(2007). Kasım 5, 2012 tarihinde www.ihd.org.tr:
http://www.ihd.org.tr/index.php?option=com_
content&view=article&id=719:engellker-
haklarina-da-uluslararasi-slee-ve-secmeli-
protokol&catid=37:san-haklarylgeleri&Itemid=96
adresinden alındı
Erez, S. (1978). Bölüm 5: Akıl Sağlığı ve Hastalıkla-
rı. S. Erez, Ş. Sevili, K. Alemdaroğlu, S. Akra, O.
Saydam, U. Derman, . . . M. Tuzlalı içinde, Resimli
Sağlık Bilinci Ansiklopedisi (Cilt 1, s. 124-127). İs-
tanbul: Dölen Neşriyat A.Ş.
122
Geçmişten Günümüze Özel Gereksinimli Olma ve Zihin Yetersizliği: Dünya’da ve Türkiye’de Kavramların Evrimi
Eripek, S. (1984). Engelli (ayrıcalı) çocukların eğitimi.
Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 1(1),
59-82.
Eripek, S. (1990). Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar ve
Özel Eğitim. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Dergisi, 3(1), 185-200.
Eripek, S. (1992). Engelliler ve Eğitimleri. Anadolu
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 5(1-2), 79-94.
Eripek, S. (1996). Zihin Engelli Çocukların Tanımı.
Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 6(2),
81-87.
Eripek, S. (2005). Zeka Geriliği. Ankara: Kök Yayıncı-
lık.
Friend, M. (2006). Special education: Contemporary
perspectives for school professionals. Boston, MA:
Pearson Education.
Hallahan, D. P., & Kaufmann, J. M. (2000). Exceptional
learners introduction to special education (8. Baskı
b.). Allyn & Bacon, Needham, MA., ss. 7.
Heward, W. L. (2006). Exceptional Children: An intro-
duction to Special Education . New Jersey, NJ: Pear-
son Education Ss. 10.
IDEA. (2004). Individuals with Disabilities Education
Act Part B, Data Collection History. Kasım 12, 2012
tarihinde IDEA Web Sitesi: http://www.ideadata.
org/docs/bdatahistory.pdf adresinden alındı
MEB. (1979). İlkokul Programı. Ankara: MEB Yayın-
ları.
MEB. (1983). Milli Eğitim Temel Kanunu. Ekim 22,
2012 tarihinde www.kanunum.com: http://www.
kanunum.com/search.php?action=search&query=
milli+e%C4%9Fitim+temel+konunu&type=1&alt
catid=0&mm=100%#446174 adresinden alındı
MEB. (2007). Nisan 13, 2013 tarihinde Milli Eğitim
Bakanlığı Mesleki Eğitim veÖğretim Sistemini
Güçlendirme Projesi: http://megep.meb.gov.tr/
mte_program_modul/modul_pdf/141EO0016.pdf
adresinden alındı
OZİDA. (1997). 572 Sayılı Kanun Hükmünde Karar-
name. Ekim 30, 2012 tarihinde www.ozida.gov.
tr: http://www.ozida.gov.tr/kurumsal/mevzu-
at/04-01-008.htm adresinden alındı
ÖEH. (2012). Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği. Ma-
s 21, 2014 tarihinde T.C. Milli Eğitim Bakanlığı
Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Mü-
dürlüğü: http://orgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosya-
lar/2012_10/10111226_ozel_egitim_hizmetleri_
yonetmeligi_son.pdf adresinden alındı
Özsoy, Y., Özyürek, M., & Eripek, S. (1988). Özel Eği-
time Muhtaç Çocuklar ve Özel Eğitime Giriş. Çağ
Matbaası, Karatepe Yayınları.
Özyürek, M. (2000). Bireysel Farklılığa Psikoloji Yakla-
şımlarıyla Bakış. Karatepe Yayınları.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kanunu Madde
4. (1983). Kasım 10, 2012 tarihinde http://www.
mevzuat.adalet.gov.tr/html/614.html adresinden
alındı
Stiker, H. J. (1999). A History of Disability. Michigan:
e University of Michigan Press.
Sucuoğlu, B. (2009). Zihin Engelliler ve Eğitimleri. An-
kara: Kök Yayıncılık.
T.C. 1961 Anayasası III. Bölüm Sosyal ve İktisadi Hak-
lar ve Ödevler f Bendi Madde 50. (1961). Kasım
7, 2012 tarihinde www.tbmm.gov.tr: http://www.
tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa61.htm adresinden
alındı
T.C. 1982 Anayasası Eğitim Hakkı ve Ödevi Madde 42.
(1982). Kasım 7, 2012 tarihinde www.tbmm.gov.tr:
http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.
pdf adresinden alındı
U.S. Department of, E. (2012). e Oice of Special
Education an Rehabititative Services Celebrates 35
Years of the Individuals with Disabilities Educati-
on Act (IDEA). Ekim 22, 2012 tarihinde www2.
ed.gov: http://www2.ed.gov/abaout/oices/list/
osers/idea35/index/html adresinden alındı
Viviana, M. (2008). A Policy Analysis of the Individuals
with Disabilities and Educaiton Improvement Act of
2004. California State University, Long Beach.
WHO. (2013, Nisan). World Health Organization.
Ekim 21, 2012 tarihinde www.who.int: http://www.
who.int/classifications/icf/en/ adresinden alındı
Article
Full-text available
Bu zaman çizelgesi, insanlık tarihi kadar eski olan engelli tarihinde dünyada ve ülkemizde engellilerin, özellikle zihinsel engelliler ile ruhsal engellilerin yaşamını etkileyen önemli tarihsel olayların, bireylerin, grupların, kurumların, yasal düzenlemelerin, bazı teknolojilerin kronolojik gelişim çizgisini içererek, dünyada ve Türkiye'de zihinsel ve ruhsal engellilerin yaşam kalitesini iyileştirme yönünde yapılan toplumsal, kültürel, siyasî, hukukî, eğitimsel ve tıbbî girişimlerin tarih içindeki gelişimine olan farkındalığı artırmayı amaçlamaktadır.
Article
öğretmenlere ve alana ilk giren kişilere, hem zihin engellileri anlamaları hem de bu bireylere sunulan hizmetler ile yapılan araştırmaları öğrenmeleri açısından faydalı olacağı düşünülmektedir
Article
The increasing numbers of scholars, policy-makers, and political activists who are concerned with questions of physical and cognitive disability will warmly welcome Henri-Jacques Stiker's book, the first to attempt to provide a framework for analyzing disability through the ages. Published in 1997 in France as Corps infirmes et sociétés and available now in an excellent English translation, the book traces the history of western cultural responses to disability, from ancient times to the present. In this volume, Stiker examines a fundamental issue in contemporary Western discourse on disability: the cultural assumption that equality/sameness/similarity is always desired by those in society. He highlights the consequences of such a mindset, illustrating the intolerance of diversity and individualism that arises from placing such importance on equality. Importantly, Stiker does not hesitate to assert his own stance on the issues he discusses: that difference is not only acceptable, but that it is desirable, that it is necessary. The author goes beyond anecdotal history to traverse a little known history, penetrating to the heart of collective attitudes and reflecting on elements of policy. The sweep is broad; from a rereading and reinterpretation of the Oedipus myth to current legislation regarding disablity, he proposes an analytical history that demonstrates how societies reveal themselves through their attitudes towards disability, at times in unexpected ways, since the study of detail is often the best entry into the whole of a culture. The book will be of interest to scholars of disability, historians, social scientists, cultural anthropologists, and those who are intrigued by the role that culture plays in the development of language and thought surrounding the disabled. Henri-Jacques Stiker is Director of Research and member of the department of the History and Civilization of Western Societies, University of Paris VII.
Mental Retardation (5. Baskı b.)
  • Beirne Smith
  • M Ittenbach
  • R F Patton
Beirne Smith, M., Ittenbach, R. F., & Patton, J. R. (1998). Mental Retardation (5. Baskı b.). Prentice Hall.
Özel Eğitim ve Özel Eğitim Gerektirenler
  • A Cavkaytar
  • İ Diken
Cavkaytar, A., & Diken, İ. (2012). Özel Eğitim ve Özel Eğitim Gerektirenler. Ankara: Vize Yayıncılık.
Geri Zekalı Çocuklar ve Eğitimi (2. Baskı b.). Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları
  • D Çağlar
Çağlar, D. (1979). Geri Zekalı Çocuklar ve Eğitimi (2. Baskı b.). Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları No: 82.