ChapterPDF Available

Bir 'Kavram Alanı' Belirlemesi: Devrim, İhtilal, İsyan

Authors:
Zamanın İzleri 1
ZAMANIN İZLERİ:
İLKELER, İDEOLOJİLER VE
İSYANLAR
2 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI
ZAMANIN İZLERİ: İLKELER, İDEOLOJİLER VE İSYANLAR
Editör:
Prof. Dr. Temel ÖZTÜRK
Yayın Kurulu:
Doç. Dr. Bayram SEVİNÇ
Yrd. Doç. Dr. Ahmet KÖKSAL
Yrd. Doç. Dr. Savaşkan Cem BAHADIR
Danışma Kurulu:
Prof. Dr. A. Mevhibe COŞAR
Prof. Dr. Temel ÖZTÜRK
Prof. Dr. Hikmet ÖKSÜZ
Sekreterya:
Arş. Gör. Fatih İNAN
Arş. Gör. Ersoy Özmen ALKAN
Arş. Gör. Merve Esra POLAT
Arş. Gör. Gülnur DEMİR
Düzelti:
Arş. Gör. Emre TÜRKMEN
Arş. Gör. Pelin SEÇKİN
Arş. Gör. Gülşen ÖZÇAMKAN AYAZ
Kapak Tasarımı:
Yrd. Doç. Dr. Mustafa Reşat SÜMERKAN
Baskı: KTÜ Matbaası, TRABZON
Tel.: 0 462 377 21 44
1. Baskı: Aralık 2017
Baskı Adedi: 300
ISBN: 978-605-2271-03-2
Adres: KTÜ Yayınları Satış Bürosu
Tel: 0462 377 22 32
-Üniversiteler yayın yönetmeliğinin 6. maddesine göre bu eserin bilim ve dil bakımından
sorumluluğu yazarlara aittir.-
© Bu eserin herhangi bir kısmının izinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntılanması, internet
sitelerinde yayınlanması, pdf ya da kitap şeklinde parayla satılması yasaktır. Aksi eylemde
bulunanlar telif hakları yasasından doğan tüm yükümlülükleri peşinen kabullenmiş sayılırlar.
Zamanın İzleri 11
BİR ‘KAVRAM ALANI BELİRLEMESİ: DEVRİM,
İHTİLAL, İSYAN*
A. Mevhibe COŞAR
Emre TÜRKMEN
Doğan Aksan’ın
hatırasına****
Giriş
Dil, birbirinden tamamıyla bağımsız birimlerden oluşan bir sözlük
yahut metaforlar havuzu değil aksine Leo Weisgerber’in de ifade ettiği gibi
‘dünyanın zihne mal oluşunun neticesi [daha doğrusu ifası]’dır.
1
Bunun
içindir ki insan, kelimeler ile dünyayı algılar, yorumlar ve varlık gösterir.
Böylece dil, konuşucusunun dünya algısını hem yansıtır hem de şekillendirir.
Çünkü dil aynı zamanda insanı sınırlandırır. O zaman ‘Kelime, genel bir
dünya ve kâinat tasavvurunun bir parçasını ifade eden ses ve mana birliği’
olarak hayat bulur; ait olduğu ‘topluluğun dünya rüşü demek olan bir -
dış âlem tasavvurunun belirleyicisi’ hâlini alır.
2
Kelimeler, insan zihninde, birbirinden bağımsız bir şekilde ayrı ayrı
ya da sözlükteki kelimeler gibi alfabetik bir sıra şeklinde bulunmaz; aksine
her biri birbiriyle ilişkili bir bütünün birer parçası olup bu bütün içinde yapı,
anlam ve işlevsel tamamlayıcı olarak rol alırlar. Bir kodlama sistemi olarak
* Konu başlığının belirlenip çalışmanın planlanmasını takiben veriler Arş. Gör. Emre
Türkmen tarafından temin edilmiş, değerlendirme ve yorumlar Arş. Gör. Emre Türkmen ve
Prof. Dr. Asiye Mevhibe Coşar tarafından hazırlanmıştır.
 Prof. Dr., Karadeniz Teknik Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı
Bölümü, Trabzon. mcosar@ktu.edu.tr
 Arş. Gör., Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve
Edebiyatı ABD, Trabzon. emreturkmen@ktu.edu.tr
**** Bu çalışmayı Türkiye’de dilbilim alanının kurumlaşması ve yaygınlaşması yolundaki
büyük katkıları ile önemli ve unutulmaz bir isim olan Doğan Aksan’a ithaf ediyoruz. Çalışma
için teorik okumalarımızı gözden geçirirken Anlambilim ve Türk Anlambilimi adlı kitabında
“Kavram Alanı Sorunu”nu ele aldığı bölümde [s. 47] “Son on yıldan beri üzerinde çok
durulan ihtilal, devrim, evrim kavramları da sınırları çizilmek, ilişkileri belirtilmek isteyen
öğelerin kurduğu bir alan sayılabilir.” cümlesini tekrar okumamız, bu şahane tevafuk ve kim
bilir belki de eski bir ilham, kendisini rahmetle anmamıza vesile olmuştur.
1
Leo Weisgerber, nyanın Zihnen Geliştirilmesinde Dil Alanları, Çev. Hüseyin Sesli,
Erzurum 1968, s. 8.
2
Hüseyin Sesli, Dil Alanı Üzerine, Erzurum 1968, s.1-2.
12 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
bu bütün, ses – yazım – anlam olmak üzere üç katmana tekabül eder.
3
Aristo, Russell, Wittgenstein çizgisi, bu üçlemede anlamı dünya gerçek-
liğinin dile yansıması olarak belirler
4
. Anlamsal özellikler, kelimelerin
kavramsal içeriklerini oluşturur. Dolayısıyla her kelime, bir ilgiyle bağlan-
dığı bir kelime kümesinin mensubudur ve kelimeler arasındaki bu ilişkiler
ağı onların anlamının da belirleyicisidir. Bu şekilde, kelimelerin arasındaki
anlam bağlarının biçimlerine sinmiş olduğu ilişkiler en köklü ilişkilerdir; bu
bir anlamda dilin ruhunu oluşturur. Dil de zaten onu kullananların dışında bir
gerçekliğe karşılık gelmez.
5
Doğan Aksan, Alman J. Trier’in “dil alanı” teorisi ve başka araştır-
macıların “anlam alanı, kavram alanı, lenguistik alan” gibi adlarla ele alarak
geliştirdikleri yöntemle tek kelimenin, tek kavramın yalın olarak incelen-
mesine karşı çıktıklarına dikkat çeker.
6
Aksan, “Kavram alanı”nı birbiriyle ilişkili ve birbirine yakın
kavramların, eş anlamlıların içinde düşünüldükleri alan olarak tanımlar.
Bunu Trier’in kavramların tıpkı mozaik gibi birbirini sınırlandıran çeşitli
parçacıkların birleşmesinden oluşmuş bir alan içinde bulundukları düşün-
cesine dayandırır. Bu kurama göre her kavramın değeri, ancak kapladığı
yerle ve öteki kavramlarla bağıntısına göre belli olmaktadır.
7
Türkçede kavram alanı çalışmaları, Aksan’ın tanımı çizgisinde aynı
kökten gelen ve bir kelime ailesi oluşturan kelimelerin ya da eş anlamlıların
tarihsel süreçte geçirdikleri gelişme ve değişmelerin tasnifine ve incelen-
mesine dayanır
8
. Kelime ailesi, “ay kökten türem çeşitli kelimeleri,
3
Language can be explained as a multiple coding system comprising three levels of coding,
or ‘strata’: the semantic (meanings), the lexicogrammatical (forms) and the phonological and
orthographic (expressions).” M.A.K Halliday ve Ruqaiya Hasan, Cohesion in English,
Longman, London 1976, s. 5.
4
Aristo, Russell, Wittgenstein gibi felsefecilerin öncüsü olduğu ‘gönderimsellik’ kuramına
göre anlam dünya gerçekliğinin dile yansıtılması olarak tanımlanabilir. Gönderimsellik
kuramı, anlamın gerçek dünyayı yansıttığını iddia eder. Anlam ile dil arasındaki ilişki ise
dünya gerçekliğinden dile bir ‘gönderim’ ilişkisidir ve dilde anlam gönderimsellikle oluşur.
Zeynep Erk Emeksiz, “Dil, Dünya Gerçekliği ve Anlam İlişkisi”, Genel Dilbilim-II, Ed. A.
Sumru Özsoy, Zeynep Erk Emeksiz, AÖF Yayınları 1410, Eskişehir 2011, s. 53.
5
İskender Savaşır, Kelimelerin Anayurdu ve Tarihi, Metis Yayınları, İstanbul 2000, s. 10-11.
6
Ona göre ele alınan şeylerin öncelikle birer kavram olmasebebiyle bu hususta en doğru
terim “kavram alanı” olacaktır. Doğan Aksan, Anlambilim ve Türk Anlambilimi, AÜ DTCF
Yayınları, Ankara 1987, s.44.
7
Doğan Aksan, “Kavram Alanı-Kelime Ailesi İlişkileri ve Türk Yazı Dilinin Eskiliği
Üzerine”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten [1971], 1989, s. 254.
8
Örnek çalışmalar için bkz.: İlhan Uçar, Kavram-Çağrışım-Kelime Bağlamında Bitki
Adlarına Anlam Bilimsel Bir Yaklaşım”, Turkish Studies, Cilt 8/1, Kış 2013, ss. 2671-2683;
Rıdvan Öztürk, “Kutadgu Bilig’de Geçen ‘Bayat’ Kelimesinin Anlamı ve Kavram Alanı”, Dil
Araştırmaları, Sayı 9, Güz 2011, ss. 23-34; Sadık Kılıç, “Kutsalın Tezahürü ve Kur'an'da Taş
Kavram Alanı”, Ekev Akademi, Cilt 3, Sayı 1, Bahar 2001, ss. 1-23; Nesrin Bayraktar, “Boz
Zamanın İzleri 13
bunların meydana getirdikleri aile”yi anlatmak üzere kullanılmaktadır.
9
anlamlılar ise bugün için artık “yakın anlamlılar” olarak anılması gereken
kelimeler olarak görülmektedir. Çünkü anlamlı görünen kelimelerin
aslında anlamsal olarak tam örtüşmedikleri, her zaman birbirlerinin yerine
kullanılamayışları ile kolayca açıklanabilmektedir.
10
Tam da burada kelimeleri, yalnızca kelime ailesi ya da eş/yakın
anlamlıları olarak bir kavram alanında sınırlandırmayı yetersiz görmek
gerekir. Nitekim kelimeler; hem tek başlarına anlam taşırlar hem de diğer
kelimelerle ifade bütünlüğü oluşturmak üzere bir araya geldiklerinde yeni bir
anlam kazanır, yansıtırlar. Kelimeler, dâhil oldukları bütünü çevreleyen
bağlamda farklı anlam özellikleri gösterirler çünkü bağlam, kelimeleri yeni
bir kavram alanının bileşenleri arasına sokar. Bu, yukarıda ifade edildiği
gibi; “dilin onu kullananların dışında bir geçekliğe karşılık gelmeyişi” ile
açıklanabilir.
Bu çalışmada Batı dillerinde ekseriyetle sosyal değişiklikleri
imleyen revolution kelimesinin Türkçe karşılığı devrim, Arapça halel’den
(bozukluk) gelen ihtilal ve yine Arapça asi kelimesinin masdarı isyan
kelimeleri değerlendirilerek bu kavramlara ilişkin bakış açılarının ne yönde
olduğu ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Bu doğrultuda kendi sınırlılıkları
dâhilinde devrim, ihtilal ve isyan kelimelerinin mevcut anlamları ve ele
alınış biçimleri kavram haritalarından yararlanılarak kavram alanı
çerçevesinde gösterilmektedir.
Devrim İhtilal – İsyan
Yıldızların düzenli ve belirli bir kurala göre döngüsel hareketlerini
imleyen revolution kelimesi ilk olarak astronomide kullanılmış; ardından
siyasal zeminde bir kavram alanına sahip olmuştur.
11
Türkçe karşılığı olarak
ve Kır Renk Adlarının Kavram, Anlam ve Biçim Boyutu ÜzerineInternational Journal of
Central Asian Studies, Cilt 13, 2009, ss. 101-121 vb.
9
Aksan, “Kavram Alanı-Kelime Ailesi İlişkileri ve Türk Yazı Dilinin Eskiliği Üzerine”, s.
254.
10
Bu konuda deyim ve atasözü gibi dil birimlerinde söz konusu örneklerin kazandıkları duygu
değeri ile birbiri yerine kullanılamadığı açık şekilde gösterilir: "ak ve beyaz, kara ve siyah
gibi kelimeler eşanlamlı gibi görünseler dahi, kullanım alanlarına baktığımızda her zaman
birbirlerinin yerini alamadıklarını görürüz: Ak akçe, alın akı, sütten çıkmış ak kaşık... / kara
gözlüm, kara elmas, kara gün, yüz karası, kara baht... gibi. Sözlüksel alandaki sözcükler
kısmen eşanlamlıdır.” Sueda Özbent, “Sözlüksel Alan Teorisi ve Çeviri”, Diyalog, 2013,
Sayı 2, s. 57.
11
Köken olarak astronomik bir terim olan revolution kelimesi Kopernik’in De revolutionibus
orbium coelestium [Gökcisimlerinin Devirleri / Dönüşleri Üzerine] adlı eserinde kendine yer
bulmuş, doğa bilimlerinde kullanılmıştır. Kelime siyasal anlamını 14 Temmuz 1789 Fransız
İhtilali ile kazanmıştır: “1789’un 14 Temmuz gecesi, Paris’te XVI. Louis, Dük La
Rochefoucauld-Liancourt’dan Bastille’in düştüğünü, bazı mahkûmların kurtulduğunu ve
kraliyete ait askerî birliklerin halkın toplu saldırısı karşısında dağıldığını işitmişti. Kral ve
14 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
kullanılan devrim kelimesi de dönme, değme, çevirme manalarında dili-
mizde eskiden beri bulanan devir- kökünden +Im son ekiyle türetilmiştir.
12
Kelime, Türkçe Sözlük’te esas olarak dört farklı maddede tanımlanır: “Belli
bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik; İhtilal; İnkılap; Çevrilme,
katlanma, bükülme”.
13
Kavramın Türk dünyasındaki karşılıklarına bakıldığında Arapça
kökenli “Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan
köklü değişiklik, iyileştirme, devrim, reform; bir durumdan başka bir
duruma geçiş, dönüşüm”
14
anlamlarına gelen inkılap kelimesi çoğunlukta
olmak üzere nadiren de Rusça aracılığıyla revolyutsiya kelimesinden ödünç-
leme yoluna gidildiği görülmektedir: Azerbaycan Türkçesinde ingilab,
Başkurt Türkçesinde inkilap, revolütsiya, Özbek Türkçesinde inkılab, Tatar
Türkçesinde, inkıylap, revolütsiya; Türkmen Türkçesinde revolyutsiya, Yeni
Uygur Türkçesinde inkılap. Bunun yanı sıra Türk dilinin türetme imkân-
larından yararlanılarak dön- fiilinin kelime başı tonsuz ünsüzlü biçimi olan
töñ- “dönmek” fiil kökünden -ker/-kör fiilden fiil ve +is/üş fiilden isim
haberi vermeye gelen dük arasında geçen ünlü diyalog, çok kısa ve çok açıklayıcıdır.
Anlatılana göre kral, ‘C’est une revolte’ [Bu bir isyan!] diye bağırır, ama Liancourt onu
düzeltir: ‘Non, Sire, c’est une revolution’ [Hayır Efendim, bu bir devrim]”. Hannah Arendt,
Devrim Üzerine, Çev. Onur Eylül Kara, İletişim Yayınları, İstanbul 2012, s. 53-60. Cemil
Meriç, kelimenin dönüşümü için şunları söyler: “Kelimeyi siyasi bir deyim olarak kullanan
Yeni-Aristocular’a göre hep devrî bir hareket söz konusudur. Ülkeler daima aynı hükümet
şekillerini tekrarlar. Başka bir deyişle sitelerin zaman zaman tercih ettikleri yönetim tarzları
vardır. Yani yeni bir hükümet şekli icat edemezler. Hükümet şekillerinden ilki, tabii olarak
kurulan monarşidir. Monarşi krallığı doğurur. Krallığın bozulmasından istibdat doğar.
İstibdatın sona ermesi ile aristokrasi sahneye çıkar; aristokrasi umumiyetle oligarşiye inkılap
eder. Topluluk, yöneticilerin adaletsizliklerine son verince demokrasi kurulur. Demokrasinin
yozlaşması oklokrasiye zemin hazırlar. İşte hükümetlerin takip ettiği revolution (devrî
hareket) budur. Ülkeler hep aynı yoldan geçer, daima hareket noktalarına dönerler.” Cemil
Meriç, Mağaradakiler, Haz. Mahmut Ali Meriç, İletişim Yayınları, İstanbul 2016, s. 113.
Kelimenin Batı’da geçirdiği aşamaları ele alan ve İngilizceye 14. yüzyılda eski Fransızca
yakınkök revolucion, Latince revolutionem’den, o da Latince kök sözcük revolvere’den
“dönmek, devretmek” anlamlarından geldiğini; Latincede “savaşın yenilenmesi” anlamından
“silahlı kalkışım ya da muhalefet”, genişleme yolu ile “otoriteye karşı duruş” anlamının
geliştiğini ve sosyalist hareket tarafından “yepyeni bir düzen getirme” anlamının
güçlendirildiğini, sanayi devrimi gibi kullanımlarla “yeni bir toplumsal sistemden yeni
icatlara uzanan” bir anlam çeşitliliğine ulaştığını gösteren ayrıntılı bilgi için bk. Raymond
Williams, Anahtar Sözcükler, Çev. Savaş Kılıç, İletişim Yayınları, İstanbul 2011, s. 326-332.
12
İsmet Zeki Eyüboğlu, Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, Sosyal Yayınlar, İstanbul 1988, s. 83.
Ayrıca devir-kökünün Türkçenin tarihsel dönemlerindeki varlığı için bk. Sir Gerard Clauson,
An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, The Clarendon Press, Oxford
1972, s. 443; Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti’t-Türk Giriş-Metin-Çeviri-Notlar-Dizin, Haz.
Ahmet B. Ercilasun ve Ziyat Akkoyunlu, TDK Yayınları Ankara 2014, s. 255.
13
Türkçe Sözlük, TDK Yayınları Ankara 2005, s. 516.
14
Türkçe Sözlük, s. 971.
Zamanın İzleri 15
yapan eklerle Kazak Türkçesinde töñkeris (<töñ-ker-is) ve Kırgız Türkçe-
sinde töñkörüş (<töñ-kör-üş) kelimeleri ile devrim kelimesi karşılanmıştır.
15
Devrim kelimesi, Türkçe devir- kökü ile Arapça devir, dönüş
manasındaki devr masdarıyla benzerlik taşıdığı yönünde morfolojik, devir-
mek gibi yıkıcı bir zihniyetin ifadesi olduğu yönünde semantik eleştirilere
maruz kalmıştır.
16
Kelimenin değişik çalışmalarda ihtilal, inkılap, özgürlük,
topluma dönme, düzen değişikliği, karşı konulamazlık (tarihsel zorunluluk),
yeni bir başlangıç ve modernleşme gibi farklı kavramlar etrafında izah
edilmesi, üzerindeki tartışmaların bir başka boyutunu oluşturmaktadır.
Hannah Arendt, devrimi özgürlük esasında ele alır. Ona göre
devrimin içeriği, özgürlük koşullarının doğmasıdır.
17
Arendt’e göre Fransız
Devrimi, özgürlük fikrinin yeni bir başlangıç fikriyle örtüştüğü devrim
sözcüğüne “karşı konulamazlık” temelinde yeni bir imgelem kazandırmıştır.
Bu karşı konulamazlık devrimi gerçekleştirenler tarafından nehir, feyezan,
akıntı, kasırga metaforları ile beraber ifade edilmiştir.
18
Sözcük bugün de bu
imgelem bağlamında değerlendirilmektedir.
15
Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü I, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1991, s. 168-
169.
16
Özdarendeli, “semantik olarak devrim, ‘devirmek’ten geliyor, ‘devirmek’ ise ‘yıkmak’
demektir. Öyleyse nasıl olur? Bu korkunç mânalı kelimeyi sık sık kullanmakla her şeyi
yıktığımızı veya yıkmak istediğimizi mi ilân ediyoruz?” eleştirilerini hiçbir esasa dayanmayan
boş ve kuru bir iddia olarak değerlendirir. Bu iddialara karşı bir zihniyeti değiştirmenin,
eskinin yerine yeniyi koymanın devrimden başka ne ile karşılanabileceği sorusunu yöneltir.
M. Necmettin Özdarendeli, “Devrim mi İnkılâp mı?”, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt
6, Sayı 66, 1957, s. 335- 337. Öte yandan Nevnihal Bayar, kelimeye ilişkin şu bilgilere yer
verir: “Safa [Peyami] devrimin yaşayacağı şüpheli olan kelimelerden olduğunu, çünkü dil
yapısının düzgün olmakla beraber, kök manasıyla kendisine yüklenen anlam arasında fark
bulunduğunu söylemiştir. Ataç [Nurullah] ise kelimeyi savunmuş ve inkılâptan çok daha fazla
bize ait olduğunu ifade etmiştir. Banguoğlu [Tahsin] ve Timurtaş [F. Kadri] devrimin ihtilâl
karşılığı, kabul edilen doğru bir kelime olduğunu, ancak ‘inkılâp’ karşılığı olmadığını, zira
kelimenin kökünün devirmekten geldiğini söylemişlerdir. Aksoy [Ö. Asım] ise ihtilâlin
‘toplum düzenini bozup karıştırma’ demek olduğunu, ihtilâlde düzenin değil karışıklığın var
olduğunu, buna dilimizde kargaşa dendiğini, devrimin ise ‘kötü düzeni yıkıp yerine iyi düzeni
kurma’ eylemi olduğunu, dolayısıyla inkılâp karşılığı olduğunu, ayrıca inkılâpın ses düzeni
açısından da rkçeye aykırı olduğunu belirtmiştir. Yücel [Tahsin], Ataç ile aynı görüştedir.
Ötüken [Adnan] ise Timurtaş’ın fikirlerini desteklemiştir. Püsküllüoğlu [Ali] kelimenin
başlangıçta yanlış kabul edildiğini, ancak zaman içinde benimsendiğini ifade etmiştir.”
Nevnihal Bayar, Açıklamalı Yeni Kelimeler Sözlüğü, Akçağ Yayınları, Ankara 2006, s. 90.
Tuncer Gülensoy, Türkçe devir- kökü ile Arapça devir, dönüş manasındaki devr masdarı
arasındaki morfolojik benzerliğin açıklanmaya muhtaç olduğu kanaatindedir. Tuncer
Gülensoy, Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü, TDK Yayınları,
Ankara 2007, s. 280.
17
Eric J. Hobsbawn, Devrimciler, Çev. Hatice Pınar Şenoğuz, Agora Kitaplığı, İstanbul 2006,
s. 231.
18
Arendt, s. 62-63.
16 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
Kemal H. Karpat, III. Selim ile başlayan modernleşme hareketlerinin
cumhuriyet devrinde, rejimin dayandığı altı ana ilkeden biri olan
devrimcilik
19
ilkesine ulaştığını ifade ederek cumhuriyet rejiminin hedefi
olan modernleşmenin ancak bu ilke ile mümkün olabileceğini vurgular. Bu
bakımdan Karpat, devrimi “modernleşme yolunda bir vasıta” şeklinde
değerlendirir.
20
Doğan Avcıoğlu, devrimi düzen değişikliği olarak açıklar. “Devrim,
en basit deyimiyle eski düzenin egemen sınıflarıyla birlikte gitmesi ve
yükselen toplumsal güçlerin kendi düzenlerini getirmesidir.”, der.
21
Niyazi Berkes, devrim kavramını “topluma dönme eğilimi” olarak
değerlendirir. Türkiye’de Batılı anlamda ansızın ya da toplumsal sınıfların
itişiyle toplumu yeni baştan kuracak şekilde bir devrim geleneğinin
olmadığından söz eder. Devrim kelimesi için daha önceleri ihtilal ve inkılap
kelimelerinden yararlanıldığını belirten Berkes, “ihtilal ile daha çok bir
darbe ile yapılan hükûmet değişikliği; inkılap ile daha çok toplumsal hayatta
meydana getirilen değişiklikler işaretlenir”, der.
22
Mahmut Goloğlu’na göre devrim (inkılap), üstün yetenekli bir
kimsenin veya kimselerin yeni bir toplum düzeni ortaya atarak veya bu
hususta başlamış olan evrimsel bir gelişmeye el koyup hızlandırarak
değişiklik yapmasıdır.
23
Cemil Meriç, devrimi ekânim-i selâse adlandırmasıyla ihtilal, inkılap
kelimeleri ile birlikte açıklamayı tercih eder. Ona göre devrim, ihtilal ve
inkılap kelimeleri aynı mefhumun (revolution) farklı karşılıklarıdır.
24
Devrim kelimesinin 1960’lardan sonra kullanılmaya başlandığını belirterek
25
Mizancı Murat’tan Necip Fazıl’a kadar bütün yazarların “revolution”
19
İdeolojik bakımdan Atatürkçülüğün altı ilkesinden biri olarak değerlendirilen devrimcilik
şöyle açıklanmaktadır: “Devrimcilik aydınlanmayı Türkiye’de her yere ve hatta herkese
yaymak, bütünsel kalkınmayı gerçekleştirmek ve bunun için etkin çabalar göstermek
demektir. Bu henüz ulaşılmamış, uzun vadeli bir hedeftir, fakat bir an önce ulaşmak gerekir.
Ulaşılıncaya değin devrimcilik gündemdedir.” Sinan Akşin vd., Çağdaş Türkiye 1908-1980,
Türkiye Tarihi, Cilt 4, 10. Basım, Cem Yayınevi, İstanbul 2008, s. 118.
20
Kemal H. Karpat, Türk Demokrasi Tarihi Sosyal Kültürel Ekonomik Temeller, İmge
Kitabevi, Ankara 2008, s. 445.
21
Doğan Avcıoğlu, Devrim ve Demokrasi Üzerine, Tekin Yayınevi, İstanbul 2001, s. 220.
22
Niyazi Berkes, Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler, Kaynak Yayınları, İstanbul
2002, s. 74-75.
23
Mahmut Goloğlu, Türk Devrim Tarihi, Haz. Hikmet Öksüz, vd., Karadeniz Teknik
Üniversitesi Yayınları, Trabzon 2010, s. 17.
24
Meriç, s. 111.
25
Meriç, s. 134.
Zamanın İzleri 17
karşılığı olarak bazen ihtilali, bazen de inkılabı kullandığını ancak inkılabın
ifade ettiği mananın ihtilal olduğunu ileri sürer.
26
Toktamış Ateş, devrimi siyasi ve ekonomik alanda hızlı değişim
olarak değerlendirir ve kelimenin eski dildeki karşılığını inkılap olarak
gösterir: “Devrim” (ya da eski dilimizdeki ifadesiyle “inkılâp”) bir toplum-
daki ekonomik ve siyasal yararlanma olanaklarının toplumun geniş kesimleri
yararına hızla değişimidir.
27
Şekil 1: Devrim kelimesinin kavram haritası
Yukarıdaki açıklamalar ışığında devrim kelimesinin ihtilal, inkılap,
karşı konulamazlık, modernleşme, özgürlük, topluma dönme, yeni bir
başlangıç kavramları etrafında ele alındığı görülmektedir. Devrim
kelimesinin kavram haritasını oluşturan “düzen değişikliği”ne Avcıoğlu,
“karşı konulamazlık”, “özgürlük” ve “yeni bir başlangıç” adlandırmalarına
Arendt, “topluma dönme”ye Berkes, “modernleşme”ye ise Karpat yer
vermektedir. Türkçe Sözlük’te devrim kelimesi için “ihtilal”, “inkılap”
kavramları vardır. Yine devrimi “inkılap” kavramı ile açıklayanlardan biri de
Ateş’tir. Goloğlu’nun devrimin edicisi ya da icracısının üstün niteliğine
vurgu yapması bakımından diğer yazarlardan ayrıldığı görülmektedir.
Devrim kelimesinin Arapça inkılap kelimesi ile tanımlanması dilde
mevcut bu birimin kök anlamındaki “kalb: altüst etmek, bir şeyi geriye
döndürmek, çevirmek” karşılığı, devrim kelimesinin gerek kök anlamı gerek
kazandığı anlamlarla örtüşmektedir. İnkılap kelimesi ile ilgili olarak
Türkçede “kısa sürede yapılan köklü değişiklik” anlamına işaret edilmesi ve
26
Meriç, s. 129.
27
Toktamış Ateş, Biz Devrimi Çok Seviyoruz, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul
2004, s. 2.
18 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
özellikle astronomide “güneşin dünyadan en uzak bulunduğu zaman” anlamı
‘revolution’ın çıkış anlamı ile karşılaştırıldığında manidardır.
28
İhtilal, Türkçe Sözlük’te “Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik
yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın
cebir ve kuvvet kullanarak yapılan geniş halk hareketi, devrim; Kargaşalık,
düzensizlik, karışıklık; Köklü değişim” olmak üzere üç farklı maddede
tanımlanmaktadır.
29
Türk dünyasında kelime Azerbaycan, Tatar ve Başkurt
Türkçesinde ihtilal, Kazak Türkçesinde tönkeris, Kırgız Türkçesinde
tönkörüş, Özbek Türkçesinde inkılab,rkmen Türkçesinde revolyutsiya,
Uygur Türkçesinde inkılap şeklindedir.
30
Berkes, ihtilalin geçmişte günümüzden farklı olarak inkılap ile
birlikte devrimi ifade etmede kullanıldığından söz ederek ihtilali, ordu ya da
ordu ile birleşmiş siyaset adamları tarafından yapılan hükûmet darbesi
şeklinde açıklar.
31
Goloğlu, ihtilali açıklarken ayaklanma ve hükûmet darbesi ifade-
lerinden yararlanarak şiddet temelinde bir değişiklikten söz eder. “Zora
dayanan, yıkıcılığı da göze alan, bölünme ve parçalanmalar doğuracak kadar
tehlikeli olan değişikliklerdir. Daha doğrusu yapılmak istenen değişiklik,
zora ve yıkıcılığa dayanan ve bölünme ve parçalanmalara sebep olabilecek
yöntemleri kullanarak yapılmak istenmektedir.”
32
der.
Meriç, ihtilalin yalnızca hükûmet darbesi ile açıklanamayacağını öne
sürer. Hükûmet darbesi tabirini iktidarı ellerinde bulunduranların kanunsuz
olarak gerçekleştirdikleri bir anayasa değişikliği veya devletin silahlı bir
topluluk tarafından ele geçirilmesi için kullanmanın yerinde olacağını, bu el
koyuşun başka bir sosyal sınıfın iktidara yükselmesi veya bir rejim
değişikliği ile neticelenmesi durumunda ihtilal adını alacağını söyler.
33
İhtilal denilince akıllara öncelikle Fransız İhtilali’nin geldiğini hatırlatarak
kelimenin gelişiminin 1789’dan önce ve 1789’dan sonra şeklinde incelen-
mesinin daha doğru olacağı kanaatini dile getirir.
34
İhtilal kelimesinin
tanımlarına yer verdikten sonra Meriç, ihtilal kavramının Osmanlı için
madde dünyasında bir yozlaşma, bir soysuzlaşma…sosyal âlemde bir fitne,
fesat, çağdaş bir deyimle anarşi kavramlarını çağrıştırdığını belirtir.
35
28
http://www.kubbealtilugati.com [10.07.2017]
29
Türkçe Sözlük, s. 942.
30
Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü I, s. 372-373.
31
Berkes, s. 74.
32
Goloğlu, s. 17.
33
Meriç, s. 121.
34
Meriç, s. 112-113.
35
Meriç, s. 124.
Zamanın İzleri 19
Ateş, ihtilalin ayaklanma sözcüğünün karşılığı olduğunu belirterek
devrim ile olan ilişkisini devrimin mutlaka bir ihtilal sonrası olmadığı gibi,
her ihtilalin de mutlaka bir devrim ortaya çıkartmadığı düşüncesiyle
açıklamaya çalışır.
36
Şekil 2: İhtilal kelimesinin kavram haritası
Yukarıdaki açıklamalardan hareketle ihtilal kelimesinin kavram
haritasının anarşi, ayaklanma, fesat, fitne, Fransız İhtilali, halk hareketi,
hükûmet darbesi, soysuzlaşma, yozlaşma kavramları etrafında oluştuğu
söylenebilir. İhtilal kelimesinin kavram haritasında yer alan “anarşi”, “fesat”,
“fitne”, “Fransız İhtilali”, “soysuzlaşma” ve “yozlaşma” adlandırmalarına
Meriç, “ayaklanma”ya Ateş ve Goloğlu, “hükûmet darbesi” adlandırmasına
Berkes ve Goloğlu yer verirken “halk hareketi” adlandırması Türkçe
Sözlük’te geçmektedir.
İsyan, Arapça “Âsi olmak, baş kaldırmak, itâat etmemek”
37
anlam-
larında kullanılmakta, Kamus-ı Türkî’de “Asi olma, bağî, tuğyan, serkeşlik,
itaatsizlik”
38
; Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat’te İtaatsizlik, emre
boyun eğmeme; ayaklanma”
39
şeklinde açıklanmaktadır. Kelime, Türkçe
36
Ateş, s. 2-3.
37
Arif Erkan, Arapça-Türkçe Büyük Sözlük El-Beyan I. Cilt, Yasin Yayınevi, İstanbul 2012, s.
1659.
38
Şemseddin Sami, Kamus-ı Türkî, Haz. Paşa Yavuzarslan, TDK Yayınları, Ankara 2015, s.
546. Öte yandan isyan kelimesinin izahında kullanılan kelimelerin anlamları şu şekilde
verilmektedir; baği; Asi, serkeş, tarik-i haktan udûl eden. Kamus-ı Türkî, s. 96; tuğyan;
Taşma, taşkınlık; Azgınlık, serkeşlik. Kamus-ı Türkî, s. 1258; serkeşlik; İtaatsizlik,
muannitlik, muhalefet. Kamus-ı Türkî, s. 1069; itaatsizlik; İtaat ve inkıyat etmeme, muti
olmayanın hâli, serkeşlik. Kamus-ı Türkî, s. 550.
39
Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitabevi Yayınları,
Ankara 2008, s. 464.
20 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
Sözlük’te de “Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı
gelme, başkaldırma, ayaklanma; Bir düzene veya emre boyun eğmeme,
uymama, itaat etmeme”
40
anlamlarıyla yer almaktadır. Bu bağlamda isyan
kelimesinin tarik-i haktan udûl eden, itaatsizlik, muannitlik, itaat ve inkıyat
etmeme, muti olmayanın hâli, başkaldırma, ayaklanma, kurulu düzene veya
devlet güçlerine karşı gelme anlamlarında kullanıldığını söylemek mümkün
olmakla birlikte bunların tamamında bir itirazın ve karşı oluşun varlığından
söz etmek mümkündür.
41
İsyan, çağdaş Türk dillerinden Tatar rkçesi ve Başkurt Türkçesinde
fitnä kelimesiyle karşılanmaktadır.
42
Türkmen Türkçesinde fitne kelimesinin
ön seste değişikliğe uğraş biçimi olan pitne, isyan kelimesinin dinî
zeminde kullanımına bir diğer örnektir. Diğer çağdaş Türk dillerine bakıl-
dığında isyan kelimesinin ses değişikliklerine uğramış türevleri görülmek-
tedir: Azerbaycan Türkçesinde üsyan, Özbek Türkçesinde isyan, Yeni Uygur
Türkçesinde isyan,
43
Kazak Türkçesinde köter- fiilinden kaldırmak”
köterilis, Kırgız Türkçesinde kötör- fiilinden “kaldırmak” kötörülüş.
44
Yine,
Türkmen Türkçesinde pitne sözcüğünün yanı sıra tarihî Çağatay Türkçe-
sinden de tanıklanan gozgalañ kelimesi, isyan karşılığında kullanılan bir
başka kelimedir.
45
40
Türkçe Sözlük, s. 992.
41
Aksan, anlam alışverişini çevirme yolu ile anlam alınması, anlam etkilenmesi ve sentaks
etkilenmesi olmak üzere üç ana başlıkta topladıktan sonra çevirme yolu ile anlam alınması
bölümünde Tam Çeviri Kelimeler adı altında Farsça ser-keşiden “baş çekmek” kelimesinin
Türkçeye “başkaldırmak, itaat etmemek” anlamlarında çevrilmek suretiyle kazandırıldığından
söz eder. Doğan Aksan, “Anlam Alışverişi Olayları ve Türkçe”, Türk Dili Araştırmaları
Yıllığı Belleten [1962], 1961, s. 216.
42
Mustafa Öner, Kazan-Tatar Türkçesi Sözlüğü, TDK Yayınları, Ankara 2015, s. 135.
43
Berdak Yusuf ve Mehmet Mahur Tulum, Sözlük Özbekistan Türkçesi-Türkiye Türkçesi
/Türkiye Türkçesi-Özbekistan Türkçesi, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1994, s.
59.; Emir Necipoviç Necip, Yeni Uygur Türkçesi Sözlüğü, Çev. İklil Kurban, TDK Yayınları,
Ankara 1995, s. 179. İsyan kelimesinin çağdaş Türk lehçelerindeki anlamları için bir diğer
çalışma bk. Kurtuluş Öztopçu vd., Dictionary of the Turkic Languages, Routledge, London ve
New York 1999, s. 121.
Yine isyan kelimesinin karşılıkları için Türk Dil Kurumunun Lehçeler Sözlüğü’nden
yararlanılabilir.
http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_lehceler&arama=lehceler&guid=TDK.LHC.59
2e78f5b1aab0.98323591, (ET: 17.07.2017).
44
Hasan Oraltay, Nuri Yüce ve Saadet Pınar, Kazak Türkçesi Sözlüğü, Türk Dünyası
Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1984, s. 141.; K. K. Yudahin, rgız Sözlüğü, Çev. Abdullah
Taymas, TDK Yayınları, Ankara 2011, s. 511.
45
Talat Tekin vd., Türkmence-Türkçe Sözlük, Yay. Mehmet Ölmez, Türk Dilleri Araştırmaları
Dizisi, Ankara 1995, s. 289. Çağatay Türkçesinde “şamata, karışıklık, fesat” anlamları için bk.
Suat Ünlü, Çağatay Türkçesi Sözlüğü, Eğitim Yayınevi, Konya 2013, s. 401.
Zamanın İzleri 21
İngilizcede isyan kavramı, insurrection, riot, rebellion, uprising ve
revolt gibi birbirine yakın anlamlı kelimelerle ifade edilebilmektedir.
46
İngilizcedeki karşılıklardan revolt kelimesi, revolution kelimesi ile aynı
mastardan türemiştir.
47
Bu benzerlik devrim ve isyan kelimelerinin hangi
noktalarda birbirinden ayrıldığı sorusunu da beraberinde getirmektedir.
İsyan, temelde öznelerin bir yöneticiye karşı ayaklanmalarını betimlemede
kullanılırken taşıdığı ehemmiyet, getirdiği netice ve özgürlük vurgusu taşıyıp
taşımama açılarından devrim ve ihtilal kelimelerinden ayrılmaktadır.
Nitekim Meriç, Paul Robert’in Fransız Dili Lügati adlı eserinden hareketle
ihtilal kelimesini açıklarken ihtilali isyandan ayıran şeyin ehemmiyeti ve
neticesi olduğu bilgisini verir.
48
Diğer taraftan Arendt, isyan ve başkaldırı
kelimelerinin Orta Çağ’ın sonlarından bu yana tanımlı hâlde olduğunu,
özgürleşmeye işaret etme noktasında devrimden ayrıldıklarını söyler.
49
Modern öncesi siyasi jargonda, öznelerin bir yöneticiye karşı ayaklan-
malarını betimleyecek yeterince sözcük olmasına rağmen öznelerin bizzat
yönetici olacakları radikal bir değişimi (devrimi) betimleyecek herhangi bir
sözcüğün bulunmadığını ekler.
50
Böylece isyan kelimesinin devrim ve ihtilal
kelimelerinden özgürleşme ve değişim esasında farklı kavram alanına sahip
olduğuna işaret eder.
Tanımlarından hareketle isyan kelimesinin kavram haritası Şekil 3’te
görüldüğü üzere belirlenebilmektedir. Kelimenin birbirleriyle ilişkili âsi
olmak, ayaklanma, başkaldırma, bağî, emre boyun eğmeme, fitne, itaat
etmemek, itaatsizlik, tuğyan, serkeşlik gibi eş anlamlı kelimeler etrafında
kullanıldığı görülmektedir. Kavram haritasında yer verilen “asi olmak”,
“başkaldırma”, “itaat etmemek” karşılıklarına Arapça-Türkçe Büyük Sözlük
yer verirken “bağî”, “itaatsizlik”, “tuğyan”, “serkeşlik” adlandırmaları Kamus-
ı Türkî’de, “emre boyun eğmeme” Osmanlıca Ansiklopedik Lûgat’te ve
“ayaklanma” Türkçe Sözlük’te geçmektedir. “Fitne” sözcüğü ise Çağdaş
Türk dillerinde tercih edilmektedir. Buradan hareketle kelime yaygın olarak
siyasi anlam zemininde bir kavram alanına sahiptir denilebilir. Siyasi
anlamının dışında “Allah’ın emirlerini yerine getirmeme veya yasaklarından
46
Longman Dictionary of Contemporary English, Pearson Education Limited, İngiltere 2009.
Öte yandan Steingass, kelimeyi şöyle açıklar: “Being disobedient, rebellious; rebellion,
disobedience, opposition to lawful authority; sin, transgression; unrest; overthrow;
disturbance” [itaatsiz olmak, asi, başkaldırı, itaatsizlik, meşru otoriteye muhalefet, günah,
haddi aşma, karışıklık, bozmak, kargaşa]. Francis Steingass, A Comprehensive Persian-
English Dictionary, Typopress, Beyrut 1998, s. 852.
47
Meriç, revolution kelimesinin geri dönmek manasında “revolver” Latince mastarından
türediğini, revolt “isyan”, revolver kelimelerinin de aynı kelimenin farklı anlamlardaki
türevleri olduğunu belirtir. Meriç, s. 111-112.
48
Meriç, s. 121.
49
Arendt, s. 50.
50
Arendt, s. 51.
22 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
kaçınmama”
51
anlamıyla dinî-ahlaki zeminde bir kullanım alanı da olduğu
söylenebilir.
Şekil 3: İsyan kelimesinin kavram haritası
İsyan kelimesine ilişkin bir başka dikkat çekici boyutu ise kelimeyi
açıklamada yararlanılan organ isimleri oluşturmaktadır. Ayak, baş, boyun,
ser gibi organ isimleri aracılığıyla karşı koyuş ya da itirazın ifade edilmesi
isyanı, devrim ve ihtilalden ayırt eden bir başka özelliktir.
52
Sonuç
Kavramların tıpkı mozaik gibi birbirini sınırlandıran çeşitli parça-
cıkların birleşmesinden oluşmuş bir alan içinde bulundukları düşüncesinden
hareketle devrim, ihtilal ve isyan kelimelerinin ana hatlarıyla izi sürülen bu
çalışmada her üç kelimenin de kurulu düzene yönelik hareketleri karşı-
lamada toplumların hafızalarında yer etmiş tarihsel olguları imlediği
görülmektedir.
Tarihsel süreçte değişen dünya görüşleri, kabuller ve tecrübeler
ışığında kelimeler yeni anlamlar kazanabildiği gibi farklı kavram ve olgular
51
Temel Türkçe Sözlük, İstanbul 1991, s. 591.
52
Eski Türkçe söz varlığı takip edildiğinde kelimenin izahında organ adları içeren sözcükler
kullanıldığı görülür: adak kamşat- “isyan çıkarmak, karışıklık çıkarmak”. A. Von Gabain,
Eski Türkçenin Grameri, Çev. Mehmet Akalın, TDK Yayınları, Ankara 1988, s. 258; boyun
- “uymak, itaat etmek”, boyun sümek “itaat”, boyun sümezlik “itaatsizlik”. Nuri Yüce,
Mukaddimetü’l-Edeb, TKD Yayınları, Ankara 1993, s. 107; yüküntür- “baş eğdirmek, boyun
eğdirmek”. Talat Tekin, Orhon Yazıtları, TDK Yayınları, Ankara 1988, s. 189. Bunların
yanında isyan kelimesi ile aynı kavram alanında değerlendirilebilecek diğer kelimeler ise
şöyledir: ör- “baş kaldırmak, isyan etmek”, Talat Tekin, Orhun Yazıtları Grameri, Yay.
Mehmet Ölmez, Türk Dilleri Araştırmaları Dizisi, İstanbul 2003, s. 251; taşık- “çıkmak, dağa
çıkmak, isyan etmek”. Tekin, s. 253; yükün- eğilmek, diz çökmek, itaat etmek”. Tekin, s.
260; sökür- “(diz) çöktürmek, kendine tabi kılmak”. Tekin, s. 252.
Zamanın İzleri 23
karşısında yeni sözcükler üretme ihtiyacı da doğabilmektedir. Kullanıcıların
bu yolda ihtiyaçlarını giderme biçimleri kelimelerin dil içindeki seyrini
etkileyebilmekte, kimi zaman kavram karşılıkları itibarıyla kelimelerin
birbiri yerine kullanıldıkları görülebilmekte; kimi zaman da bu yerine
kullanılma birinin dilde unutulmasına yol açabilmektedir. Bu bağlamda
devrim ve ihtilal kelimelerinin anlamlandırılmasındaki farklı yaklaşımlar,
izahlarında kendi içinde tenakuz oluşturacak bir çeşitliliğe yol açmıştır.
İhtilal, inkılap, karşı konulamazlık, modernleşme, özgürlük, topluma dönme,
yeni bir başlangıç, düzen değişikliği etrafında açıklanan “devrim” ve anarşi,
ayaklanma, fesat, fitne, Fransız İhtilali, halk hareketi, hükûmet darbesi,
rejim değişikliği, soysuzlaşma, yozlaşma etrafında açıklanan “ihtilal”, revolution
teriminin karşılıklarıdır.
Şekil 4: İngilizcedeki Revolve kelimesi temelinde Devrim, İhtilal ve
İsyan
Türkçede kullanılan başta devrim ve ihtilal, ilaveten isyan kelime-
lerinin kendi anlam daireleri dışında, zihinlerde ortak bir anlam alanı içinde
değerlendirildiğini söylemek mkündür. Bu durum, hem kelimelerin
tarihsel süreçteki evrilişinden hem de alıntı olma özelliklerinden kaynak-
lanıyor olmalıdır. Alınkelimeler anlamlılıktan oluşan bir kavram alanı
yaratırken çeviri etkisi ile birbirini açıklamakta kullanılan kelimeler de bu
algıyı pekiştirmektedir.
Sözlük karşılıklarındaki bu ortaklıklar yanında devrim ve ihtilalin
ayrıldıkları noktalar da söz konusudur. Devrim, ihtilale nispetle hükûmet
darbesi şeklinde tanımlanan iktidara el koyuşla ilgili ya da rejim değişikliği
ile sınırlı kalmayıp toplumun geniş kesimlerini içine alacak nitelikteki
değişiklikleri kapsayan bir kelimedir. Devrim bir yanı ile artık olumlu
anlamda kullanılan bir kelimedir. İhtilal ise kök anlamındaki “bozulma” ile
ilgili bir tebarüzle olumsuz bir algı yansıtmaktadır.
Revolve
Revolution
Devrim İhtilal
Revolt
İsyan
24 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
Şekil 5: Kurulu düzene karşı olma temelinde devrim, ihtilal ve isyan
Esas olarak öznelerin bir yöneticiye/otoriteye karşı ayaklanmalarını
imleyen isyan, taşıdığı ehemmiyet, getirdiği netice ve özgürlük vurgusu
yansıtıp yansıtmama noktalarında devrim ve ihtilal kelimelerinden
ayrılmaktadır. İsyan, devrim ve ihtilal kelimeleri ile politik bağlamda
kullanılma açısından ortaklık gösterse de dinî bir zeminde de kullanılmakla
daha geniş bir kavram alanı kazanmıştır. Nitekim, müteradiflerinin sayısal
çokluğu kelimenin çeşitlilik eren bir kavram alanına sahip olduğunu
göstermektedir.
İsyan kelimesinin izahında ayak, baş, boyun, ser gibi organ isim-
lerinden yararlanılması dikkat çekmektedir. Karşı koyuş ve itirazı ifade
etmekte organ adlarının kullanılması, kelimenin insurrection, riot, rebellion,
uprising ve revolt gibi İngilizce karşılıklarındaki değişimleri de yansıt-
maktadır
53
. Bu durum, toplumların deneyimlediği vakaları adlandırma ve
yorumlama süreçlerini de yansıtmaktadır. Öyle ki eski Türkçeden takip
edilen örnekler bu görüşü desteklemektedir.
Devrim, ihtilal ve isyan sözcükleri Türk lehçelerinde benzer kulla-
nım özellikleri ile izlenmektedir. Farklı olarak devrim ve ihtilal kelimeleri
için Kazak Türkçesinde tönkeris, Kırgız Türkçesinde tönkörüş; isyan
kelimesi için Kazak Türkçesinde köterilis, Kırgız Türkçesinde kötörülüş;
53
Williams, revolution kelimesinin tarihsel süreçte geçirdiği aşamaları irdelerken “Sire…it is
not revolt, it is revolution/ Efendim… ayaklanma değil, bu bir devrim” [Fransızca çevirisi için
11 no’lu dipnotu hatırlayınız.] cümlesine vurgu yaparak ayaklanma [isyan] ile devrim
arasındaki farka işaret eder. Aynı kökten kelimenin kullanım alanı genişlerken revulsion
şeklinde eylem yanı sıra duygu da anlatır hale gelir ve iğrenme, tiksinme anlamlarında
kullanılır. Kelimenin köken bakımından rebellare “isyan etmek, başkaldırmak”tan gelmesi de
süreçteki ortaklıkları imlemeye devam eder. Williams, s. 326-332.
Devrim
Kurulu
Düzen
İhtilal
Kurulu
Düzen
İsyan
Kurulu
Düzen
Zamanın İzleri 25
Türkmen Türesinde ise tarihî Çağatay Türkçesinden de tanıklanan
gozgalañ kelimeleri dikkat çekmektedir.
Söz konusu kavramların Türkçede bugün ağırlıklı olarak yabancı
kaynaklı/alıntı kelimelerle karşılanıyor olmasının yanında Türkçe kökenli
sözcüklerden yeni türetmeler yoluna gidilmesi dikkat çekicidir. Türkçe asıllı
kelimelerin ise terimleşemeyerek ayak diremek, başkaldırmak gibi
örneklerde deyimler hâlinde yaşadığı görülmektedir.
Burada Ateş’in yukarıda bahsi geçen yorumu tersten okunarak isyan,
ihtilal ve devrim sıralamasının -genellenemese de- bir oluşum çizgisi
yansıttığı söylenebilir. İsyan ihtilali; ihtilal, düzenlemeler olarak ifade
edilebilecek devrim[ler]i tetikler. Devrim, olumlu ya da olumsuz sür
itibarıyla hepsini kapsayan bir sonuçtur. Böylece bu üçlü; anlam özellikleri,
kullanım alanları, tanımlanma kabiliyetleri ve çağrışımları itibarıyla ortak bir
kavram alanına işaret etmektedir. Kültür ve onun içinde ideoloji ve siyaset
bu kavram alanının çerçevesini oluşturmaktadır.
Şekil 6: Devrim, İhtilal ve İsyan kelimelerinin oluşum çizgisi
İsyan İhtilal
Devri
m
İhtila
l
İsyan
Devrim
26 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
KAYNAKÇA
AKSAN, Doğan, “Anlam Alışverişi Olayları ve Türkçe”, Türk Dili
Araştırmaları Yıllığı Belleten [1962], 1961, ss. 207-273.
_______, “Kavram Alanı-Kelime Ailesi İlişkileri ve Türk Yazı
Dilinin Eskiliği Üzerine”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten [1971],
1989, ss. 253-262.
_______, Anlambilim ve Türk Anlambilimi, Ankara Üniversitesi
DTCF Yayınları, Ankara 1987.
AKŞİN, Sinan vd., “Türkiye Tarihi”, Çağdaş Türkiye 1908-1980,
Cilt 4, 10. Basım, Cem Yayınevi, İstanbul 2008.
ARENDT, Hannah, Devrim Üzerine, Çev. Onur Eylül Kara, İletişim
Yayınları, İstanbul 2012.
ATEŞ, Toktamış, Biz Devrimi Çok Seviyoruz, İstanbul Bilgi
Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2004.
AVCIOĞLU, Doğan, Devrim ve Demokrasi Üzerine, Tekin
Yayınevi, İstanbul 2001.
BAYAR, Nevnihal, Açıklamalı Yeni Kelimeler Sözlüğü, Akçağ
Yayınları, Ankara 2006.
BERKES, Niyazi, Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler,
Kaynak Yayınları, İstanbul 2002.
CLAUSON, Sir Gerard, An Etymological Dictionary of Pre-
Thirteenth-Century Turkish, The Clarendon Press, Oxford 1972.
DEVELLİOĞLU, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat,
Aydın Kitabevi Yayınları, Ankara 2008.
EMEKSİZ, Zeynep Erk, “Dil, Dünya Gerçekliği ve Anlam İlişkisi”,
Genel Dilbilim-II, Ed. A. Sumru Özsoy, Zeynep Erk Emeksiz, AÖF
Yayınları 1410, Eskişehir 2011, ss. 53-58.
ERKAN, Arif, Arapça-Türkçe Büyük Sözlük El-Beyan I. Cilt, Yasin
Yayınevi, İstanbul 2012.
EYÜPOĞLU, İsmet Zeki, rk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, Sosyal
Yayınlar, İstanbul 1988.
GABAIN, A. Von, Eski Türkçenin Grameri, Çev. Mehmet Akalın,
TDK Yayınları, Ankara 1988.
GOLOĞLU, Mahmut, Türk Devrim Tarihi, Haz. Hikmet Öksüz,
Murat Küçükuğurlu, Veysel Usta ve Muzaffer Başkaya, Karadeniz Teknik
Üniversitesi Yayınları, Trabzon 2010.
Zamanın İzleri 27
GÜLENSOY, Tuncer, Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin
Köken Bilgisi Sözlüğü, TDK Yayınları, Ankara 2007.
HALLIDAY, M.A.K ve HASAN, Ruqaiya, Cohesion in English,
Longman, London 1976.
HOBSBAWN, Eric J., Devrimciler, Çev. Hatice Pınar Şenoğuz,
Agora Kitaplığı, İstanbul 2006.
KARPAT, Kemal H., Türk Demokrasi Tarihi Sosyal Kültürel
Ekonomik Temeller, İmge Kitabevi, Ankara 2008.
Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü I, Kültür Bakanlığı
Yayınları, Ankara 1991.
Longman Dictionary of Contemporary English, Pearson Education
Limited, İngiltere 2009.
MAHMUD, Kâşgarlı, Dîvânu Lugâti’t-Türk Giriş-Metin-Çeviri-
Notlar-Dizin, Haz. Ahmet B. Ercilasun ve Ziyat Akkoyunlu, TDK Yayınları,
Ankara 2014.
MERİÇ, Cemil, Mağaradakiler, Haz. Mahmut Ali Meriç, İletişim
Yayınları, İstanbul 2016.
NECİP, Emir Necipoviç, Yeni Uygur Türkçesi Sözlüğü, Çev. İklil
Kurban, TDK Yayınları, Ankara 1995.
ORALTAY, Hasan, YÜCE, Nuri ve PINAR, Saadet, Kazak Türkçesi
Sözlüğü, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1984.
ÖNER, Mustafa, Kazan-Tatar Türkçesi Sözlüğü, TDK Yayınları,
Ankara 2015.
ÖZBENT, Sueda, “Sözlüksel Alan Teorisi ve Çeviri”, Diyalog,
2013, Sayı 2, ss. 55-66.
ÖZDARENDELİ, M. Necmettin, “Devrim mi İnkılâp mı?”, Türk
Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt 6, Sayı 66, 1957, ss. 335- 337.
ÖZTOPÇU, Kurtuluş vd., Dictionary of the Turkic Languages,
Routledge, London ve New York 1999.
SAMİ, Şemseddin, Kamus-ı Türkî, Haz. Paşa Yavuzarslan, TDK
Yayınları, Ankara 2015.
SAVAŞIR, İskender, Kelimelerin Anayurdu ve Tarihi, Metis
Yayınları, İstanbul 2000.
SESLİ, Hüseyin, Dil Alanı Üzerine, Erzurum 1968.
STEINGASS, Francis, A Comprehensive Persian-English Dictionary,
Typopress, Beyrut 1998.
28 İlkeler, İdeolojiler ve İsyanlar
TEKİN, Talat vd., Türkmence-Türkçe Sözlük, Yay. Mehmet Ölmez,
Türk Dilleri Araştırmaları Dizisi, Ankara 1995.
TEKİN, Talat, Orhon Yazıtları, TDK Yayınları, Ankara 1988.
_______, Orhun Yazıtları Grameri, Yay. Mehmet Ölmez, Türk
Dilleri Araştırmaları Dizisi, İstanbul 2003.
Temel Türkçe Sözlük, İstanbul 1991.
Türkçe Sözlük, TDK Yayınları, Ankara 2005.
ÜNLÜ, Suat, Çağatay Türkçesi Sözlüğü, Eğitim Yayınevi, Konya
2013.
WEISGERBER, Leo, Dünyanın Zihnen Geliştirilmesinde Dil
Alanları, Çev. Hüseyin Sesli, Erzurum 1968.
WILLIAMS, Raymond, Anahtar Sözcükler, Çev. Savaş Kılıç,
İletişim Yayınları, İstanbul 2011.
YUDAHİN, K. K., Kırgız Sözlüğü, Çev. Abdullah Taymas, TDK
Yayınları, Ankara 2011.
YUSUF, Berdak ve TULUM, Mehmet Mahur, Sözlük Özbekistan
Türkçesi-Türkiye Türkçesi Türkiye Türkçesi-Özbekistan Türkçesi, Türk
Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1994.
YÜCE, Nuri, Mukaddimetü’l-Edeb, TDK Yayınları, Ankara 1993.
İnternet Kaynakları
http://www.kubbealtilugati.com, (ET: 10.07.2017).
http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_lehceler&arama=lehc
eler&guid=TDK.LHC.592e78f5b1aab0.98323591, (ET: 17.07.2017).
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
Türk Demokrasi Tarihi Sosyal Kültürel Ekonomik Temeller, İmge Kitabevi
  • Kemal H Karpat
KARPAT, Kemal H., Türk Demokrasi Tarihi Sosyal Kültürel Ekonomik Temeller, İmge Kitabevi, Ankara 2008. Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü I, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1991.
Sözlüksel Alan Teorisi ve Çeviri
  • Mustafa Öner
  • Kazan-Tatar Türkçesi Sözlüğü
  • Yayınları
ÖNER, Mustafa, Kazan-Tatar Türkçesi Sözlüğü, TDK Yayınları, Ankara 2015. ÖZBENT, Sueda, "Sözlüksel Alan Teorisi ve Çeviri", Diyalog, 2013, Sayı 2, ss. 55-66.
Devrim mi İnkılâp mı?
  • M Özdarendeli
  • Necmettin
ÖZDARENDELİ, M. Necmettin, "Devrim mi İnkılâp mı?", Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt 6, Sayı 66, 1957, ss. 335-337. ÖZTOPÇU, Kurtuluş vd., Dictionary of the Turkic Languages, Routledge, London ve New York 1999. SAMİ, Şemseddin, Kamus-ı Türkî, Haz. Paşa Yavuzarslan, TDK Yayınları, Ankara 2015.
SESLİ, Hüseyin, Dil Alanı Üzerine
  • İskender Savaşir
  • Kelimelerin Anayurdu Ve Tarihi
  • Metis Yayınları
SAVAŞIR, İskender, Kelimelerin Anayurdu ve Tarihi, Metis Yayınları, İstanbul 2000. SESLİ, Hüseyin, Dil Alanı Üzerine, Erzurum 1968.
Anlam Alışverişi Olayları ve Türkçe
  • Doğan Aksan
AKSAN, Doğan, "Anlam Alışverişi Olayları ve Türkçe", Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten [1962], 1961, ss. 207-273.
An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish
  • Sir Clauson
  • Gerard
CLAUSON, Sir Gerard, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, The Clarendon Press, Oxford 1972. DEVELLİOĞLU, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitabevi Yayınları, Ankara 2008.
Dil, Dünya Gerçekliği ve Anlam İlişkisi
  • Zeynep Emeksiz
  • Erk
EMEKSİZ, Zeynep Erk, "Dil, Dünya Gerçekliği ve Anlam İlişkisi", Genel Dilbilim-II, Ed. A. Sumru Özsoy, Zeynep Erk Emeksiz, AÖF Yayınları 1410, Eskişehir 2011, ss. 53-58.
  • Talat Vd Tekin
  • Türkmence-Türkçe
  • Sözlük
TEKİN, Talat vd., Türkmence-Türkçe Sözlük, Yay. Mehmet Ölmez, Türk Dilleri Araştırmaları Dizisi, Ankara 1995.
Dünyanın Zihnen Geliştirilmesinde Dil Alanları
  • Leo Weisgerber
WEISGERBER, Leo, Dünyanın Zihnen Geliştirilmesinde Dil Alanları, Çev. Hüseyin Sesli, Erzurum 1968.
  • Nuri Yüce
  • Mukaddimetü'l-Edeb
  • Yayınları
YÜCE, Nuri, Mukaddimetü'l-Edeb, TDK Yayınları, Ankara 1993. İnternet Kaynakları http://www.kubbealtilugati.com, (ET: 10.07.2017).