ArticlePDF Available

Abstract

Konfiçyüs Çin geleneklerini derleyip toparlayarak yeni kuşaklara aktarmak isteyen bir düşünürdür. Amacı Çin geleneğindeki yaşayan ahlâk ve geleneklerin devamını sağlayarak atalar kültürüne dayalı Çin Medeniyetini ortaya koymaktır. Pratik düşüncesi ahlâk, din ve muhafazakârlık açılarından insana seslenmektir. Konfüçyüs sadece Çin’e ait değil, bütün dünyaya aittir. O’nun siyasi düşüncesi insanlığın üstün idealinin temelidir. Konfüçyüs, önce prens unvanı ile yüceltilmiş, ondan sonra “Mükemmel Hakim” ve “Taçsız Kral” namıyla kutsanmış ve Çin’de kendi adına tapınaklar inşa edilmiştir. Öğretisi, hükümetin temeli, şahsiyeti ise milletinin en yüksek idealinin temsilcisidir. Öğretilerinin, bilinen Çin mizacına çok uygun olduğu bir gerçektir. Sadece insanla ilgilenen Konfüçyüs bundan dolayı Çin’in Sokrates’i sayılmıştır.
KONFÜÇYÜS VE ÖĞRETİSİ
Dr. Selahattin FETTAHOĞLU*
ÖZET
Konfiçyüs Çin geleneklerini derleyip toparlayarak yeni kuşaklara aktarmak is-
teyen bir düşünürdür. Amacı Çin geleneğindeki yaşayan ahlâk ve geleneklerin
devamını sağlayarak atalar kültürüne dayalı Çin Medeniyetini ortaya koymak-
tır. Pratik düşüncesi ahlâk, din ve muhafazakârlık açılarından insana seslen-
mektir.
Konfüçyüs sadece Çin’e ait değil, bütün dünyaya aittir. O’nun siyasi
şüncesi insanlığın üstün idealinin temelidir. Konfüçyüs, önce prens unvanı
ile yüceltilmiş, ondan sonra “Mükemmel Hakim” ve “Taçsız Kral” namıyla
kutsanmış ve Çin’de kendi adına tapınaklar inşa edilmiştir. Öğretisi, hükü-
metin temeli, şahsiyeti ise milletinin en yüksek idealinin temsilcisidir. Öğre-
tilerinin, bilinen Çin mizacına çok uygun olduğu bir gerçektir. Sadece insan-
la ilgilenen Konfüçyüs bundan dolayı Çin’in Sokrates’i sayılmıştır.
1. Hayatı:
Çin’in büyük bilginlerinden biri olan Konfüçyüs,1 M.Ö. 21 Ağustos
551 tarihinde, Kuzey Çin’in şimdiki Shandong eyaletinin Lu şehrinde, Kong
ailesinden Shu-Liang He’nin ikinci oğlu olarak dünyaya gelmiştir.2 Asıl adı
Qui, lakabı ise Zhonngni’dir. Kong soyadıdır.3 Çin’de meşhur olan ismi
Kong-Fuzi veya Kung-Fu-Tzu’dur. Fuzi, üstad, bilge, öğretmen, filozof an-
* Amasya Müftülüğü.
1 Confucıus – Konfuzius, Kong Fuzi kelimesinin Üstad Kong anlamında
latinceleştirilmiş şeklidir.
2 Bu tarih, yaklaşık olarak Hindistan’da Budda, Yunanistan’da Pysagor, Mezopo-
tamya’da Nebukadnezar’ın yaşadıkları, Yahudilerin Babil’e sürgün edildiği za-
mandır. Sokrates ile Empedokles, Konfüçyüs’un ölümünden az sonra doğmuştur.
3 Gu, Xuewu; Konfuzius zur Einführung; s.24.
306 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
lamına gelir. Konfüçyüs’ün isminin anlamı da Bilge-Filozof Kong demek-
tir.4
Çin tarihçileri onun hayatındaki olaylarla ilgili en küçük ve en önemsiz
rivayetleri bile kaydettiklerinden hayat hikayesi hakkındaki bilgiler geniş ve
karışıktır.5 Ailesi ve soyu hakkındaki bilgiler sonraki kaynaklara dayandı-
ğından kesinlik taşımamaktadır.
Soyu, çocukluğu ve gençliği ile ilgili ilk açık bilgileri Szema Chi’en’in
(M.Ö. 145-86) Shiki adlı tarihi hatıralarından öğrenmekteyiz.6 Kaynaklarda
soyu ve gençliği ile ilgili çeşitli rivayetler ve anlatımlar bulunmaktadır. Bir
rivayete göre fakir, fakat saygın bir aristokrat aileden gelmektedir.7 Kendisi-
ne isnat olunan Lun Yu adlı eserinde bizzat kendisi, çocukluğunun büyük
sıkıntılar içinde geçtiğini belirtmektedir.8
Konfüçyüs hakkında Çin’de yeni yapılan araştırmalar, onun annesinden
ve dedesinden (annesinin babasından) ders aldığını ortaya koymaktadır. An-
nesi Yan Zheng, bilge bir aile olan Yan Xiang ailesine mensuptur. Altı yaşı-
na gelince annesi Yan Zheng’den yazı yazmayı öğrenmiş, dokuz yaşında
okula başlamış, on üç yaşına geldiğinde annesinin ona öğreteceği bir şey
kalmayınca onu dedesinin (annesinin babası) yanına göndermiştir.
Konfüçyüs on sekiz yaşında iken dedesi ölmüştür. M.Ö. 539 yılından itiba-
ren ölünceye kadar bir bilge olan dedesinden altı yıl süreli özel eğitim almış-
tır. Bu süre içinde ondan, altı marifet (sanat-hüner) diye adlandırılan, töre
(tarihi gelenek ve görenekler), müzik, ok ve yay kullanma, araba sürme, yazı
yazma ve hesap yapmayı öğrenmiştir. Dedesinin ölüm döşeğinde kızına: “Bu
çocuğunun bilgisinin genişliği benim bilgimi aştı. Ondan büyük bir adam
olacak.” dediği rivayet edilmiştir.9
Bununla birlikte O’nun, düzenli bir öğretimin dışında, karşılaştığı her-
kesten ve okuduğu her şeyden bir şeyler öğrenmiş olması muhtemeldir.10
Öğrenmeye merakı dolayısıyla iyi bir öğrenim görmüş, elde ettiği bilgilere
herkes hayran kalmıştır. Aldığı eğitim ile ilgili bizzat kendisi şöyle demekte-
dir: “On beş yaşında kendimi öğrenmeye verdim, otuz yaşında irademe sahip
olabildim, kırk yaşında şüphelerden uzaklaştım, elli yaşında göğün emrini
öğrendim, altmış yaşında sezgi yoluyla her şeyi kavradım, yetmiş yaşında
4 Bkz. Muhammed ebu Zehra, Mukarenet’el-Edyan, Kahire, Trsz. s.67.
5 Günaltay, Mehmet Şemsettin; Tarih-i Edyan, s.266.
6 Yutang, Lin; The Wisdom of Confucius; s. 54.; Noss, John B.; Man’s Religions;
s.271; Gu Xuewu , Konfuzius, s. 27.
7 Noss, John B.; Man’s Religions; s,271.
8 Lun Yu; IX- 6.
9- Gu Xuewu , Konfuzius, s. 27.
10 Noss, John B.; Man’s Religions; s. 271-272.
Konfüçyüs ve Öğretisi / 307
doğru olan şeylere zarar vermeden kalbimin isteklerini yerine getirebil-
dim.”.11
Konfüçyüs, M.Ö. 532-502 yılları arasında devlet kademelerinde çeşitli
görevlerde bulunmuştur. Bir süre devlet parkları ve tahıl ambarlarında bekçi-
lik yaparak geçimini sağlamıştır. Lu Derebeyliğinde büyük mevkiler aldığı,
siyasal hayatta büyük roller oynadığı ve Adalet Bakanlığına kadar yükseldiği
rivayet edilmektedir. Devlet memuriyetinden ayrıldıktan sonra kendisine
sadık öğrencileri ile ülkenin her tarafını dolaşarak dersler vermiştir.12
Çin’de yaptığı bu seyahatler on üç yıl sürmüş ve bu seyahatler kendisi-
ne çok taraftar sağlamıştır. Daha sonra öğrenci yetiştirmeye başlamış ve
başarılı bir öğretmen olarak tanınmıştır. Çin tarihi kaynaklarında da ülkesi-
nin ilk serbest öğretmeni olarak anılmaktadır.13
Özel bir okul kurmuş, M.Ö. 522 den itibaren yirmi dokuz yıl öğretmen-
liğini yaptığı bu okulda özel dersler vermiştir. Öğretmenliği süresince 3000
öğrenci yetiştirdiği rivayet edilmektedir. Kendisinden altı sanat diye adlandı-
rılan Töre, Müzik, Okçuluk, Araba Kullanmak, Yazı Yazmak ve Hesap
Yapmak ilimlerini tam olarak tedris etmiş olan 72 öğrencisinden14 sadece 22
sinin Lun Yu’da –Konuşmalar- adı geçmektedir.15
Konfüçyüs, M.Ö. 479 yılında Chiu-Fu’da ölmüştür. Öğrencileri meza-
rının yanına bir kulübe inşa ederek mezarı başında üç yıla yakın bir süre
matem tutmuşlar, daha sonra onun hayatta uygulayamadığı prensiplerini
onun izinden giderek gerçekleştirmeye çalışmışlardır. Ölümünden sonra
şöhreti her yere yayılmış ve adına tapınaklar yapılmıştır. Mezarı halen ziya-
rete açıktır.16
2. Kutsal Metinleri:
Çin’in klasik edebiyatı, kısmen Konfüçyüs tarafından bir araya getirilen
kadim parçalardan, kısmen de bizzat Konfüçyüs’un kendisi ve öğrencileri
tarafından yazılan eserlerden meydana gelmiştir. Zihninde tasarladığı dini
ıslahatın esaslarını bu kitaplardan çıkarmıştır. Çin’de doğmuş olan dinler ile
felsefelerin esaslarını teşkil eden bu eserler, aynı zamanda Çin Edebiyatı’nın
da en eski ve en klasik örneklerini ihtiva ederler.17
11 Lun Yu; II-4.
12 Sarııoğlu, Prof. Dr. Ekrem; Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, s. 229.
13 Smıth, Huston; The religions of Man; s.142.
14 Gu, Xuewu; Konfuzius zur Einführung; s. 32-33.
15 Bakınız, Konfüçyüs; Lun Yu.
16 Sarııoğlu, Prof. Dr. Ekrem; Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, s. 229-230.
17 Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i Edyan; s.247.
308 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
Konfüçyüs'un Kutsal Kitablarını oluşturan iki koleksiyon vardır. Kien
Loung’un emriyle M.S. 1773 yılında Dini Kitaplar için kabul edilen bibli-
yografik sisteme göre18 bunlar “Wou King” (Beş Klasik) ve “Se Chou”
(Dört Kitap)’tır. Bunlar üzerine de Çin bilginlerince çalışmalar yapılmış ve
tefsirler yazılmıştır ki, bunların en meşhuru Tehou-Hi'nin eseridir.
2.1. Wou King” (Beş Klasik):
Wou King –İstihaleler-‘in yazarı Konfüçyüs değildir. O, birkaç öğren-
cisi ile beraber Kutsal Kitapların -King’ler- toplanması ve araştırılmasına
koyulmuş, var olan vesikaları toplayarak Kingler’i bir araya getirip düzen-
lemekten başka bir şey yapmamıştır. Kingler’den sadece Kun Kiyu’yu yaz-
mış olabileceği rivayet edilmektedir.19 Kingler, bugün de eski Çin Hikmeti-
nin en kıymetli eserleri sayılmaktadır.20
2.1.1. Yi King (Değişiklikler –istihaleler- Kitabı):
Çin’in en eski ve en mukaddes kitaplarının ilki ve Çin klasiklerinin
özüdür. Pratik yönüyle bir kehanetler ansiklopedisi olan bu kitap, bir tür
mitoloji geometrisidir. Dini ve idari ahlak prensipleri ile mistik ve metafizik
olayları ihtiva eder. M.Ö. 3000 yılarında hüküm sürmüş beş hükümdardan
birincisi olan Fou-Hi’ye isnat olunur.21
Büyük aşırılık iki temel biçimi üretmiştir. Bu öğeler erkek ilke YANG
ile dişi ilke YİN’dir. Yang semavi, Yin ise dünyevidir. Her zaman ve her
yerda Yang ile Yin birlikte bulunur. Yang kesintisiz çizgi (), Yin ise ke-
sikli çizgi ( ) ile sembolleştirilir. Yang ile Yin arasında dört ilişki kuru-
labilir. İki temel biçimden oluşan bu ilişki “dört temsili simge” (⎯⎯⎯;
; ; ); olarak bilinir. Birbirinden tümüyle değişik olabilecek
pek çok yoruma açık Yi King’in temeli, tek ya da çift çizgiden oluşan bu iki
ayrı simgenin üçerli dizilmesi ile elde edilen sekiz üçlü birime dayanır. Sekiz
üçlü olaylardaki iyilik ve kötülüğü belirlemeye yarar ve bu belirlemeden
büyük yaşam işinin sorgulanması çıkmıştır. Daha sonra her şeklin üçer çizgi-
si altışar çizgiye tamamlanmak suretiyle yapılan ikinci bir terkip ile sekiz
altılı birime dayalı altmış dört şekil meydana getirilmiştir. Bu şekillerin bir-
18 Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i Edyan; s.247.
19 Eliade, Mircea; Culianu, Ioan P.; Handbuch der Religionen, s. 307.
20 Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i Edyan; s.247.
21 Lanczkowski, Günter; Heilige Schriften; s.141.; Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i
Edyan; s.248. Ayrıca Bkz: El-Hini, M. Cabir Abdu’l-All; Fi’l-Akaidi ve’l-Edyan;
s.176-177.
Konfüçyüs ve Öğretisi / 309
biriyle ilişkilendirilmesi ile yeni yorumlar elde edilir ki, Yi King metninin
esası bu altmış dört şekildir.22
Konfüçyüs, Yi King’le ilgili “Eğer bana hayatıma birçok seneler ilave
ettirmek izni verilseydi, eksiklikten kurtulabilmek için Yi King’i okumak
üzere ömrümün elli sene daha artmasını isterdim” ifadesini kullanmaktadır.
2.1.2. Şu King (Vesikalar Kitabı):
Konfüçyüs’un ilk redakte ettiği eserdir.23 İsminden de anlaşılacağı üze-
re, dini ve felsefi bir kitaptan ziyade bir tarih kitabıdır. Çin’in tarihi ile ilgili
2400 yıllık dokümanları, tarihi bilgileri ve geçmişe ait önemli vesikaları
ihtiva eder. Kitabın bir bölümü devlet idaresi ile ilgili tamim ve prensipleri
ihtiva etmektedir. Bu kitap, Çin hükümdarlarından Yao ve Shun devrinden
başlayarak Chou Hanedanı devrine kadar takriben 17 asırlık bir zaman dilimi
içinde vuku bulan olayları nakleder. Muhtevası halka hikmet öğretme ama-
cına yöneliktir. Tarihi bir kaynak olmak itibariyle şüpheli olmakla birlikte,
Çinlilerin hükümet ve din ile ilgili fikirlerini anlatmasıısından önemli bir
kitaptır.24
2.1.3. Şi King (Şiirler -İlahiler- Kitabı):
Çin’lilerin ibadet ve din işleri ile ilgili söyledikleri 305 muhtelif man-
zum ilahi ve şiiri ihtiva eder. Konfüçyüs’un bu ilahileri, üç yüz bin kadar
ilahinin arasından seçtiği rivayet edilmektedir. Dört kısma ayrılır. Birinci
kısımda örf ve adet ile ahlaka ait konular işlenir. İkinci kısımda imparator
saraylarında verilen ziyafet ve şenlik alemlerinden bahsedilir. Üçüncü kı-
sımda çok çeşitli konulardan bahsedilir. En önemlileri büyük kurban ile ilgili
olanıdır. İlahiler, manzum olmamakla birlikte kıtalara ayrılmış ve kafiyeli-
dirler.
Şiirlerin bazıları basit hikayelerdir. Bazıları da mecaz ve istiarelerle25
doludur. Bu şiirlerin bazıları Cumhuriyetin ilan edildiği 1912 yılına kadar
Pekinng’deki Gök Mabedi’nde yapılan kurban takdimlerinde okunmuştur.26
22 Campbell, Joseph; Doğu Mitolojisi; s.424.; Lanczkowski, Günter; Heilige
Schriften; s.141.; Störing, H. J.; İlkçağ Felsefesi; s.130; Günaltay, M. Şemsettin;
Tarih-i Edyan; s.248-249.
23 Lanczkowski, Günter; Heilige Schriften; s.140.
24El-Hini, Muhammed cabir Abdullah. Dırasetu’l-Islamiyye; s. 175.; “ Günaltay, M.
Şemsettin; Tarih-i Edyan; s. 252
25
26 Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i Edyan; s.253.; El-Hini, Muhammed Cabir
Abdu’l-Al; Fi’l-Akaidi ve’l-Edyan Ed-diyanatu’l-Kubra’l-asriyye; s. 179.
310 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
2.1.4. Li King (Törenler Kitabı):
Ayin ve merasimlerle ilgili hatıraları ihtiva eder. Konfüçyüs’un ölü-
münden sonra oluşmuş olmakla birlikte pek çok bölümü Konfüçyüs’a da-
yanmaktadır. İmparator Vang-Ti’nin emriyle toplatılmış olan İmparator fer-
manlarından müteşekkildir. Atalara saygı, sarayda davranış gibi adabı mua-
şerete ait eserlerin özüdür. 27
2.1.5. Kun Kivu (İlkbahar ve Sonbahar Vakayinameleri):
İlkbahar ve sonbahar ile ilgili olarak günü gününe yazılmış notları ihti-
va eder. Bu eserin Konfüçyüs tarafından yazılmış olması muhtemeldir. Ken-
disi bu eserinde Lu eyaletinin M.Ö. 722 yılından 480 yılına kadarki tarihin-
den de ilgi uyandıracak bir şekilde bahsetmektedir.28 Bu kitapta hadiseler
yalnız kaydedilmiş, tafsilata girilmemiştir.29
2.2. “Se Chou” (Dört Kitap):
XI. Yüzyılda Sung Hanedanı sırasında bir araya getirilen bu koleksi-
yon, yönetici sınıfın eğitiminin temelini oluşturmaktadır. Çin’in ahlaki, me-
deni ve siyasi kanunları demek olan bu kitaplar30 Konfüçyüs ile muasırları
arasındaki konuşmalardan bahsetmektedir.31 Yöneticiler, memur alınması
için yapılan imtihanlarda bu kitaplardan faydalanmışlardır.
2.2.1. Lun Yu (Vecizeler-Özdeyişler):
Konfüçyüs’ün en çok rağbet edilen kitabıdır. Konfüçyüs’ün vecizeleri
(Lun Yu) adı ile bilinmektedir. M.S. II.asırdan kalma bir nüshası elimizde
bulunmaktadır.32 Bu eserin şüpheye yer vermeyecek derecede ona ait olduğu
iddia edilse de, çağdaş uzmanlar, bazı belgelere dayanarak Konfüçyüs’un bu
eserin yalnızca yarısına yakın bir bölümünün yazarı olduğunu33 ileri sürmek-
tedirler. Üzerinde bir takım düzeltmeler yapılan ve talebelerinden 3. neslin
tespit ettiği 20 bölümden oluşan bu kitapta, ondan ve sözlerinden hatıralar
bulunmaktadır.34 Konfüçyüs’ün fikirleri ile ilgili en önemli eseridir.35
27 Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i Edyan; s. 253.
28 Doğrul, Ömer Rıza; Yeryüzündeki Dinler Tarihi, s.165.
29 Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i Edyan; s. 254. Ayrıca Bkz. Störing, H. J.; İlkçağ
felsefesi; s. 132.
30 Şemsettin, M.; Tarih-i Edyan, s. 270.
31 Doğrul, Ömer Rıza; Yeryüzündeki Dinler Tarihi, s.165.
32 Eliade, Mircae; Culianu, Ioan P., Handbuch der Religionen, s.307.
33
34- Sarııoğlu, Prof. Dr. Ekrem; Başlangıcından Günümüze Dinler Tarihi, s. 230.
35 Noss, John B.; Man’s Religions; s. 273; Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i Edyan;
s.255.
Konfüçyüs ve Öğretisi / 311
2.2.2. Mong-tse (Mensiyus’un Sözleri):
Bu kitap yedi baptan oluşur. Mensiyus, Konfüçyüs’nin en büyük mü-
fessiridir. Lun Yu’ya nisbetle muntazam bir suretle tertip edilmiştir. Konular
karşılıklı muhavere şeklinde münakaşa edilir.36
2.2.3. Tchöng Yong (Orta Yol Doktrini):
İtidal ve iyiliği tavsiye eder. Konfüçyüs’ün felsefi düşüncesinin mü-
kemmel bir izahıdır.37
2.2.4. Ta-Hio (Büyük Bilgi):
Faziletten bahseder. Bu kitabında Konfüçyüs, barışı sağlama yolunun
bizzat insanın kendi benliğinde tecelli etmesi gerektiğine dikkat çekerek
ancak kendisi ile barışık olan insanın ev halkını, çevresini ve nihayet milleti-
ni yönlendirebileceğini belirtmiştir. Konfüçyüs’ün ahlâkî prensiplerini bu
eserde görmek mümkündür.38
Mehmet Şemsettin Günaltay, Tarih-i Edyan adlı eserinde onun eserleri
ile ilgili şöyle demektedir: “Konfüçyüs’un geniş Çin ülkesinde sahip olduğu
nüfuz cidden hayret vericidir. Çin’de pek çok ihtilaller meydana gelmiş,
memleket kuzeyli kavimler tarafından defalarca zapt ve istila edilmiş olduğu
halde, Kingler hiçbir şekilde değer kaybetmemiş, Konfüçyüs’un manevi
nüfuzu sarsılmamıştır. Eski ve modern felsefe tarihi bunun bir mislini daha
gösterememiştir.”39
3. Öğretisi:
Konfüçyüs bir din kurucusu, ya da bir reformcu olarak ortaya çıkma-
mış, ortaya yeni bir şey koymak istememiş, ülküsünü geçmişte aramıştır. O,
Çin geleneğinde bulunan yönetimle ilgili bilgileri toplamak, sosyal hayat ve
törenlerle ilgili hususları bir araya getirmek, yaşayan ahlak ve geleneklerin
devamını sağlamak; böylece atalar kültüne dayalı Çin medeniyetini ortaya
koymayı kendine amaç edinmiştir. Bozulmuş ve yıkılmak üzere bulduğu
Kadim Çin dininin, Çin hayatında en hakim kuvvet olmaya devam etmesini
isteyerek onu canlandırmaya çalışmıştır. Misyonunu, “Ben eskiye inanan
biriyim; bir kurucu değil bir aktarıcıyım.”40 sözleri ile tarif etmiştir.
36 Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i Edyan; s. 256.; Noss, John B.; Man’s Religions;
s. 274.
37 Noss, John B.; Man’s Religions; s. 274.
38 Noss, John B.; Man’s Religions; s. 274.
39 Günaltay, M. Şemsettin; Tarih-i Edyan; s. 277.
40 Lun Yu; VII-1.
312 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
Bütün eski Çin metinlerini gözden geçirmiş, daha önceki Çin filozof ve
şünürlerinin yazılarını derleyerek yorumlamıştır. Ona büyük bağlılık gös-
teren ve ondan edebiyat, tarih, felsefe-ahlak öğrenen öğrencileri, ölümünden
sonra onun sözlerini ve görüşlerini toplamışlardır.
Konfüçyüs’ün düşünce merkezini, insanlığın politik hayatını en iyi şe-
kilde düzene koyma ideali yatmaktadır. Öğretisi, değişik zamanlarda farklı
nitelikte felsefi ve dini bir kimlik kazanıp ahlaki-siyasi bir öğreti olarak öne
çıkmıştır. Onun pratik düşüncesi ahlak, din ve muhafazakarlık açılarından
insan aklına seslenmektedir.
Kozmolojik bir cemiyet yapısı bulunan Çin’de insan, bu kozmolojinin
ve birliğin bir parçasını teşkil etmektedir. Bunun için Çin Düşüncesi, ahlak
ve insan davranışları temeline oturmaktadır.41 Konfüçyüs öğretisinin ilgi
alanı da bu sebeplerle sadece insan ve insan-toplum ilişkilerini kapsamakta-
dır. Bu sistemin temelinde, insanın yaratılıştan iyi olduğuna itimat yatmakta-
dır.
O, çok eski Çin geleneklerini derleyip toparlayarak yeni kuşaklara ak-
tarmak isteyen bir düşünür olmanın ötesine gitmemiş, bir din kurma amacı
da gütmemiştir. Çağdaşı Sokrates gibi insanlara iyi ve mutlu bir hayatın
yollarını öğretmeyi hedeflemiştir.42 Onun amacı doğrudan doğruya toplumun
düzeni, ahlakı ve mutlu yaşaması olmuştur.
3.1. İnanç:
Konfüçyüs kendini bir din kurucusu olarak görmemektedir. Öğretisini
ahlaki ve felsefi değerler üzerine kurmuş olsa da bu değerlerin temelinde din
hissedilmiştir. Öğretisinde zamanları aşan bir gücün etkisi hissedilmektedir.
O’na göre “inançsız bir halk ayakta duramaz”.43
Onun öğretisinde; ister felsefe, ister ahlak, ister din diyelim din tarafın-
dan yapılması beklenen her şey yapılmıştır. Geleneksel Çin Dininin sistem-
leştirilmiş ve arıtılmış şekli de denilebilecek44 öğretisi, kendinden sonra za-
manla bir dine dönüşştür. O’nun adı filozoflar, devlet adamları, büyük
öğretmenler ve ahlakçılar arasında değil, peygamberler arasında zikredil-
mektedir. Dinler Tarihi araştırmacıları da O’nun öğretisini bir din olarak
kabul etmektedirler.45
41 Tworuschka, Monika und Udo; Religionen der Welt; s.349.
42- Hançerlioğlu, Orhan; Dünya İnançlar Sözlüğü Dinler-Mezhepler-Tarikatlar-
Efsaneler; s.265-266.
43 Lun Yu; XII-7.
44 - Hançerlioğlu, Orhan; Dünya İnançlar Sözlüğü Dinler-Mezhepler-Tarikatlar-
Efsaneler; s.266.
45 Aydın, Prof. Dr. Mehmet; Dinler tarihine Giriş; s.58.
Konfüçyüs ve Öğretisi / 313
Çin Dinleri'nin en eskisi ve en büyüğü Konfüçyüs dini,46 Vur-Ti (M.Ö.
140-87) zamanından 1912 yılına kadar devletin resmî dini kabul edilmiştir.
O, bir bakıma geleneksel Çin Din.’nin kaideleşmiş şeklidir.47
3.1.1. Tanrı İnancı:
Konfüçyüs’ün zamanında inanılan kutsal varlıklar ve ruhların sayısı sa-
yılamayacak kadar çoktu. Evi koruyan ilahlar, toprağın, yolların, dağların,
nehirlerin vb. ilahları; hepsinin üstünde “dedelerin ruhları” vardı. Eski Çinli-
ler, kainatta her şeyin ruhu olduğunu, insanların dışında bitki ağaç ve bütün
hayvanların ruhlarının dünyayı doldurduğunu kabul ederlerdi.48 Gök-Tanrı,
ataların ruhları ve görünen her şeyi kuşatan ruhlar tazim edilen üç şeydi.
Ancak bunların en büyüğü “Şana-ti” olarak ifade edilen “Gök Tanrı” idi.49
Konfüçyüs, “Şana-ti”, yani en üstün tanrı yerine daima “Tien”’i kul-
lanmıştır. Ona göre “Tien”, bütün kutsal varlıkların hatta göğün bile efendi-
sidir. O, uludur, yücedir, her şeye gücü yeter; her şeyi görür.50 Tabiatın ida-
recisi, her şeyin üstündeki varlık, insanlar ve bütün varlıkların kaderini tayin
eden kudrettir. Ona göre Eğer hakikat ortaya çıkacaksa bu, Göğün (Tien’in)
arzusu olarak çıkar. “Tien” yine ona göre, gökte oturan, kötü hükümdarları
cezalandıran, yeni hanedanlar kuran, erdemlileri mükafatlandıran, ataların
kolektif adı değil, kişisel olmayan ahlaki bir kuvvet, en yüce varlık, doğanın
düzeni ve kendisiydi. Kısaca O, her şeyin üstünde bir varlık ve yaratıcı kud-
ret idi.51 Kurbanla ilgili tavsiyeler yapılırken Tien’i kızdıranın dua edecek
başka yeri kalmayacağı vurgulanmaktadır.52
Konfüçyüs, bütün insanların takip etmesi gereken göğün yol ve nizamı
olan "Tao" kavramını da kullanmıştır. Ancak Tao, bir tanrı olmaktan öte,
insanın yürüyeceği doğru yol ve ahlak prensibi olarak belirlenmiştir.53
O, hareketlerinin tanrı tarafından kontrol edildiğini hissederek hareket-
lerini ona göre ayarlamış, “Benim yüreğimde olan değerler Göklerdendir”54
46 Bu terimi daha çok Batılılar kullanmaktadır. Dinin asıl adı Kung Chiao'dur.
Türkçe'de bu terim karşılığında bazı Dinler Tarihçileri "Konfüçyanizm" terimini
kulanmaktadır
47 H.Gazi Yurdaydın. M.Dağ, a.g.e., S.152.
48 Bkz. Günay Tümer- Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ankara, 1988, 53 ; Ebu
Zehra, 71
49 Bkz, Ebu Zehra, 71
50 Lun Yu; XX-1.
51 Bkz. Konuşmalar, X
52 “Göksel olana karşı suç işleyen kimsenin, ibadet edebileceği bir yeri yoktur” (Lun
Yu; III-13.).
53 Aydın, Prof. Dr. Mehmet; Dinler Tarihine Giriş; s. 58.
54 Lun Yuu; VII-22.
314 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
sözü ile her şeyi Tanrı’ya havale etmiş ve böylece ahlaki davranışları dine,
dini de Tanrı’ya dayandırmıştır.
3.1.2. Ahiret İnancı:
Eski Çin’de cennet-cehennem, mükafat ve ceza anlayışları bulunma-
maktaydı. Konfüçyüs bu anlayışları olduğu gibi alarak bir ilavede bulunma-
mıştır. Öldükten sonraki ahiret hayatını pek fazla düşünmemiş, bilakis ken-
disi için temel problem olarak dünya hayatını tanzim etmeyi görmüştür. Ona
ölümden sonra ruhların durumunu soran öğrencisine: “Biz diriler için göre-
vimizi yapamıyoruz, ölülere nasıl yapalım. Hayatı bilemiyoruz ki ölümü
nasıl bilelim.”55 Diye cevap vermiştir.
Konfüçyüs, metafizikle çok az ilgilenmiştir. Ruhlar ve ölüler hakkında
kendisine sorulan sorulara daima kapalı cevaplar vermiştir. Ona göre Meta-
fizik ve ilahiyatla uğraşmak faydasız bir çalışmadır. İnsan her şeyi fizik ve
insanlık çerçevesinde aramalıdır ki insanlığa hizmet edilmiş olsun. O, bu
bağlamda : “Dünya nasıl yaratılmış, bunda bizim için önemli bir şey yoktur.
Bizce en önemli olan şey, yaratılmış olan dünyayı nasıl tertip ve tanzim ede-
bileceğimizin belirlenmesidir.” demektedir. 56
Metafizikle bu kadar ilgisiz olmasına rağmen, hiçbir zaman öbür dün-
yanın varlığını inkâr etmemiş, topluma daima hata işlemekten uzak kalmala-
rını hatırlatmış, işlenen bir suçun cezasının mutlaka bu dünyada görüleceği-
ne onları inandırmaya çalışmıştır. O, her fırsatta çevresindekilere birbirlerin-
den özür dilemeleri gerektiğini telkin etmiş, insanın her zaman hatadan salim
olamayacağına dikkat çekmiştir.
O’na göre mevcut bir alem ve onun nizamı olduğunu bilmek yeterlidir.
Bu alemi kim yaratmış, nasıl yaratmış, bunun o kadar önemi yoktur. Ma-
demki insanlar hakkında bilgimiz yoktur, o halde ruhlar nasıl bilinebilir.
Madem ki hayat hakkında bilgimiz yoktur, o halde ölüm nasıl izah edilebi-
lir.57 Ölmek ve dirilmek Tanrı’nın takdirindedir. “Hayat ve ölüm göksel ya-
salardır”.58İyi bildiğimiz bir şey varsa o da hepimizin ölümlü olduğudur”.59
3.2. İbadet:
Konfüçyüs her ne kadar bir ahlâk eğitimcisi olarak gözükse de diğer ta-
raftan devrinin dini ayin ve törenlerine önem vermiş, her şeyi idare eden bir
55 Lun Yu; XI-11. Ayrıca bakınız: Ebu Zehra, 73
56 “Akıllı olan dalgalı bir denizin sakin kenarında oturup deniz dalgaları hakkında
uzun uzun düşünüp karar vermekle vakit geçirir; gafiller ise kendilerini dalgalar
arasına atarlar ve çoğu zaman yok olurlar.”
57 “Siz hayatın ne olduğunu bilmiyorsunuz; ölümün nasıl olduğunu nasıl bileceksi-
niz?” (Lun Yu; )
58 Lun Yu; XII-5.
59 Lun Yu; XII-7.
Konfüçyüs ve Öğretisi / 315
ilâhî inayete büyük bir bağlılık göstermiştir. O, Göğün Rabbi anlamında
“Tien” denilen bir Yüce Varlıkla irtibatlı bulunduğundan bahsetmiş, dua
etmiş, oruç tutmuş60 ve dini merasimlere katılmaktan geri durmamıştır.61
Dini görevlerin saygı ile yerine getirilmesini tavsiye etmiş,62 İbadet ve tapı-
nağın müziği ile ilişkiyi, erdemin şartı olarak saymıştır.63 Merasimin, halk ve
avamı bir birine bağlayan bir bağ olduğunu, bu bağ çözülürse halkın telaş
içinde kalacağını ifade etmiştir.64
Ona göre yüce hükümdar olan Tanrı, hürmet ve ibadet edilmesi gereken
bir varlıktır. “Ben çok dua ettim” sözü ile duanın yararına işaret etmektedir.
Onun anlayışında dua, devamlı olmamakla birlikte bir vazifedir. İbadet, şekil
olarak dini anlamda oruç tutup temiz olduktan sonra ifa edilen kurban olarak
bilinmektedir.65 Konuşmalarda, ölülere kurban ve adak sunulduğu tekrar
edilmekte,66 büyük kurban törenlerinden bahsedilmekte ve ölülere dua edil-
mesi ve kurban kesilmesi tavsiye edilmektedir.67 Geleneklere uygun bir şe-
kilde yapılan ayinlerle ilgili bir soruya: “Törenlerde sadelik müsriflikten çok
daha iyidir, yas ayinlerinde ise, yürekte duyulan derin üzüntü her zaman bazı
görgü kurallarına yeğdir.”68 cevabını vermiştir.
Devlet ve Halk Dini Olarak Konfüçyanizm'de ayrı bir rahipler sınıfı
olmamakla birlikte mabette görev almış yetkili memurlar vardır ve ayinler
genellikle devletin yetkili memurlarınca yönetilmiştir.69 Bu ayinleri yöneten-
lere “jü” adı verilmektedir. Bunlar aynı zamanda kültürlü insanlardır.70 Dün-
yanın üstün idarecisi “Tien” (Gök Tanrı) için yapılan törenleri de hemen
ekseriyetle imparator yönetmiştir. Günümüzde de devam eden ve her yıl 22
Aralık gece yarısından sonra başlayan bu törenler; adaklar, içkiler, yiyecek-
ler ve müzikli alaylar şeklinde icra edilmektedir. Bu törenler, Pekinng'in
güneyinde dünyanın en büyük mihrabı olarak kabul edilen üç teraslı beyaz
mihrabın çevresinde yapılmaktadır. Bunun dışında her yıl yapılan güneş ve
ay ibadeti ile ilgili ayinler devlet görevlilerince yürütülmektedir.71
60 Lun Yu; VII-12; X-1.;
61- Sarııoğlu, Prof. Dr. Ekrem; Başlangıcından Günümüze Dinler Tarihi, s. 179.
62 Lun Yu; III-26.
63 “Erdemli olmayan insanın ibadetle bir ilişkisi olabilir mi? Erdemli olmayan insa-
nın tapınağın müziği ile bir ilişkisi olabilir mi?”, (Lun Yu; III-3.)
64 Schimmel, Prof. Dr. Annemarie; Dinler Tarihine Giriş, s.21
65 Tümer, Günay – Küçük, Abdurrahman; Dinler Tarihi; s.63.
66 Lun Yu; III-12.
67 Lun Yu; III-4.; X-14-15.
68 Lun Yu; III-4.
69 Lun Yu;
70 Aydın, Prof. Dr. Mehmet; Dinler Tarihine Giriş; s.57.
71 H.Gazi Yurdaydın. M.Dağ, a.g.e., S.152.
316 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
3.3. Ahlak:
Dinden daha çok bir ahlak ve hikmet yolu olan Konfüçyüs’ün ahlak öğ-
retisi, belirli bir şart ve faydaya göre değil, Gök’e ait kanun ile eski bilgeler
model kabul edilerek, köklü insanlık değerlerine bağlılık;72 kendine karşı
dürüst, başkalarına karşı duyarlı olmak73 ilkeleri ile oluşturulmuştur. Toplu-
mu, siyasi bir terbiye ile saadete kavuşturmanın yollarını ararken insanın bu
dünyada mutlu ve düzenli bir hayat sürmesini gaye edinmiştir. Ahlaki telkin-
lerin meyve verebilmesi için bilgi, ahde vefa, iş idaresi ve üste karşı dürüst
davranma temelleri üzerine oturması şarttır.
3.3.1. Erdem:
Konfüçyüs, ahlak öğretisinin temelini “İnsan Sevgisi”74 olarak niteledi-
ği insanlık erdemi üzerine kurmuştur. Dünyada yaşamla uyum sağlamanın
en etkin yolu iyilikseverliktir. Erdem”, nefsin istek ve arzularını kontrol
etmek, iyi ile doğru olana bağlılık, töreye muhalif hiçbir şeye bakmamak,
hiçbir şeyi duymamak, hiçbir şeyi söylememek ve hiçbir şey yapmamaktır.75
Erdem kişiye verilen rolde mükemmellik elde edilmesi ile orantılıdır.
İnsan sevgisine fedakarlık, yardımseverlik ve müsamaha (hoş görü) yo-
luyla ulaşılabilir. Fedakarlık, kişinin kendini en samimi duygularla insanlığa
adaması, ölülerin ruhlarına saygılı olması ve onlara bağlı kalmasıdır. İnsan
en zor şartlarda bile önce görevini yerine getirir, sonra ücretini düşünür.
Yardımseverlik, insanlara bol miktarda bağışta bulunmak, onların yardımına
koşmak, kendi hayatını kurarken başkalarını da desteklemek, kendini gelişti-
rirken başkalarını da geliştirmektir. Kişinin kendi gelişmesi doğrultusunda
başkalarını da kalkındırması, insan sevgisinin temel kurallarından biridir.
İnsana hayat boyu rehberlik edecek düstur, hoş görü ve cana yakınlıktır.
Konfüçyüs’ün öğretisinin özünü oluşturan bu prensip, “kendine yapılması
istenilmeyen şeylerin başkalarına yapılmaması76 sözleri ile ifade edilmekte-
dir.77
Onurlu insan erdemden bir an olsun bile vaz geçmez. Erdemden ayrılır-
sa insanlığının gerektirdiği sorumlulukları yerine getiremez.78 “Kararlı ve
yüksek ahlak sahibi bir insan, erdemine zarar verecek bir yaşantı kurmaz;
erdemini muhafaza etmek için gerektiğinde hayatını feda eder.”79
72 Lun Yu; I-2.
73 Lun Yu; IV-15.
74 Lun Yu; XII-22.
75 Lun Yu; XII-1.
76 Lun Yu; XII-2.
77 Lun Yu; VI-20; VI-28; XV-28.
78 Lun Yu; IV-5.
79 Lun Yu; XV-8.
Konfüçyüs ve Öğretisi / 317
Konfüçyüs, dünyada beş şeyi her şeye uygulayabilmek yeteneğini “mü-
kemmel erdem” olarak tanımlamaktadır. Bu erdemler; ağırbaşlılık, cömert-
lik, samimiyet, doğruluk ve nezakettir.
Ağır başlı isen saygısızlık görmezsin. Bir bilgin ağır başlı değilse say-
gınlığı yoktur.80 Cömert isen her şeyi elde edersin. Samimi isen halk sana
güvenir. Sadakat ve samimiyeti birinci planda tutmuştur. O’na göre hakkani-
yet, dürüstlük ve samimiyet en köklü ve en değerli ilkeler sayılmıştır.81 Ki-
bar bir insan hata yapmadan itinalı bir şekilde üzerine düşeni yapar, diğer
insanlara birlikte yaşama kurallarının gerektirdiği gibi nazik ve dikkatli dav-
ranırsa, bütün insanlar onun kardeşi olur.” 82 Nazik isen başkalarını hizme-
tinde kullanabilirsin.83
3.3.2. Doğruluk ve Dürüstlük:
“Gerçekten iyi olan kişi, hiçbir zaman mutsuz olmaz. Olgun kişi buna-
lıma düşmez. Yiğit olan korkmaz, Kişinin yaşantısı bütünüyle dürüstlük
olmalı. Yoksa üzüntülerden, tehlikelerden hiç kurtulamaz. İnsanın en değerli
şeyi dürüstlüktür.84 Dürüstlük ise doğruluğa bağlıdır.85
Konfüçyüs’a göre haksız elde edilmiş ün ve zenginlikler, uçuşan bulut-
lar gibidir.86 İnsan, dünya işlerine karşı arzusu ve ön yargılarıyla değil, dü-
rüstlükle yaklaşmalı ve adaleti düşünmelidir.
Dürüst isen çok şeyi başarırısın. Kendisinden tavsiye isteyen bir idare-
ciye, “Dürüstlükten ayrılma, yanlışlarını düzelt.” demiştir. Doğru yoldan
kazanılmayan şeyler elden çabuk çıkar. Doğru olanı görmek ve bunu yap-
mamak cesaretsizlik demektir. İnsanlar doğruluk için dünyaya gelmiştir. Bir
insan doğru yoldan ayrılıp iyi bir hayat sürerse, ölümden kurtuluşu sadece
bir şans eseridir. Büyük ve üstün insan yalnız doğruluğu, küçük insan ise
yalnız faydayışünür.87
3.3.3. Töre:
Konfüçyüs düşüncesi insana ve günlük hayata dönüktür. İnsan ancak
kendi ve altından kalkabileceği sorunları ile uğraşmalıdır. Konfüçyüs, öğre-
tisinde daha ziyade ahlaki esaslar üzerinde durmuştur. Vermeye çalıştığı
80 Lun Yu; I-8.
81 Lun Yu; I-8.; XII-10.
82 Lun Yu; XII-5.
83 Ayrıca Bkz. Tümer, Günay – Küçük, Abdurrahman; Dinler Tarihi; s. 63-64.
84 Lun Yu; XVII-22.
85 Lun Yu; XII-13.
86 “Yiyecek lokmam, içecek suyum ve kolumu büküp yaslanabileceğim bir yastığım
varsa bunlarla mutlu olabilirim, oysa haksız elde edilmiş ün ve zenginlikler, bana
göre uçuşan bulutlar gibidir.” (Lun Yu; VII-15)
87 Lun Yu; IV-5.
318 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
mesaj toplumun ahlaki yönden geliştirilmesi ile ilgilidir.88 O’nun özlemi,
büyük bir toplumsal uyumdur. O’na göre bu uyum, sadece barış ve sükunet-
ten ibaret değil, aynı zamanda bir toplumsal -uzlaşma, -imtizaç ve -ittifaktır.
Bu tür bir uyum, kanunların uygulanması ve devlet gücü ile gerçekleştirile-
mez. Yüksek insan ahlakının temel öğesi töredir. Töre aynı zamanda ahlakın
ve kanunların da kaynağıdır.89 kişiliğimizi sağlamlaştıran ve bizi sapıklık ve
taşkınlıktan koruyan bir set gibidir. Bu settin gereksiz olduğunu sanıp da onu
yıkanlar gün gelir taşkınlıkların ve azgınlıkların dalgaları içinde boğulup
giderler.90
3.3.4. Hikmet:
Konfüçyüs’a göre toplumun güçlendirilmesi ve korunması için en
önemli etken ve en doğru olan şey, bir şeyler öğrenmektir.91 Bilgi desteğin-
den yoksun bir fikir tehlikelidir. Halkı, mutlu olabilmeleri için eğitime tabi
tutmak gerekir. Gerçek bilgi, insanın bildiği şeyi bildiğini bilmesi; bilmediği
şeyi bilmediğini de bilmesidir. Gerçek Bilge, “köklü insanlık değerlerine
bağlı ...”92 kişidir.
Konfüçyüs’a göre Öğrenme tutkusu olamadan nezakete düşkün olmak,
kişiyi gülünç duruma düşürür; öğrenme tutkusu olmadan bilgiye düşkün
olmak kişiyi karmaşaya sürükler; öğrenme tutkusu olmadan dürüst davran-
maya çalışmak davranış bozukluğuna neden olur; öğrenme tutkusu olmadan
ık sözlü olmak yanlış kararlar alınmasına sebep olur; öğrenme tutkusu
olmadan cesareti sevmek kişiyi itaatsizliğe sürükler; öğrenme tutkusu olma-
dan karakter sağlamlığını istemek, kişiyi söz dinlemez hale getirir.93şün-
meden öğrenmek ise boşuna zaman harcamaktır.
Hikmet, alemden kaçmak ve münzevi bir hayata atılmak değil, hakiki
ve doğru prensipleri umumi hayata uygulamaya çalışmaktır.
3.3.5. Adalet:
Konfüçyüs'e göre hayırseverlik ve adalet, ahlaki olgunluğu tamamlayan
iki önemli meziyettir. Toplumda bazı görevler sadece ahlaki oldukları için
yapılmak zorundadır. Menfaatler adaletin gerçekleşmesini önleyen en büyük
faktörlerdir. Onun için insanları bu duygudan uzaklaştırmak gerekir.
Adaletin gayesi, her insana yerini vermektir. İnsan, babadır, oğuldur,
büyük kardeştir, arkadaştır ya da yurttaştır. Her bir durum, bazı imtiyazlar ve
88 Bkz. Tümer-Küçük, 54
89 Gu, Xuewu; Konfuzius zur einführung; s. 85-86.
90 Störing, H. J.; İlkçağ Felsefesi, Hind, Çin, Yunan. S. 140.
91 Lun Yu; XV-30.
92 Lun Yu; I-2.
93 Lun Yu; XVII-8.
Konfüçyüs ve Öğretisi / 319
bazı sorumluluklar gerektirir. Bu her ferdin başkasına karşı borçlu bulundu-
ğu ve başkalarının da ona karşı borçlu olduğu bir bağlılıklar sistemi içinde
yaşamasını ifade eder.94
Konfüçyüs’a göre “asıl önemli olan şey, sorunun çözümünü mahkeme-
lere bırakmamaktır.”95 Bu hususla ilgili görüşlerini şu sözleri ile ortaya
koymaktadır. “Hapishanelerinizde uzun incelemeler yaptım ve gördüm ki
bütün mahkumlar ya fakir insanlardır ya da onların çocukları. Yine gördüm
ki hemen hemen tüm hükümdarlar ya cahildir ya da cahillerin çocukları.
Bundan anladım ki insanları suç işlemeye ve yasaları çiğnemeye iten şey,
fakirlik ve cehalettir. Fakirlik ve cehaleti ortadan kaldırırsak ülkemizde kim-
se suç işlemeyecektir.” Fakirlik ve cahilliği ortadan kaldırmak için de iyi
yöneticilere ihtiyaç vardır.
Halkı iyi bir şekilde yöneten kimse kutup yıldızına benzer. Memleketi
yönetmek halkı doğru yola götürmek demektir. Bunun için de aşırı derecede
harcama yapmadan faydalı olmak, halkına pişmanlık getirmeyecek görevler
vermek , aç gözlülük etmeden istediği şeyi almak, gururlu olmadan itibar
kazanmak, korkunç olmadan yüce olmak gerekir. Ayrıca zulüm, baskı, gad-
darlık ve yersiz davranışlardan kaçınmak gerekir.
3.3.6. Güven:
Konfüçyüs’un üzerinde durduğu hususlardan biri de emniyet ve güven-
dir. Güven bir araçla güç kaynağı arsındaki ilişkiye benzer. Bir milletin
hayatının temeli güvendir. O’nun Güvenle ilgili düşüncesi, arkadaşlığın te-
meli olan güven, idarenin kaynağı olan güven ve halkın güveninin sağlanma-
sı noktasında yoğunlaşır.
Arkadaşlar arasında en önemli prensip, söz verdiği zaman sözünü tut-
mak ve sorumluluğunu üzerine aldığı işi sonuna kadar götürmektir.96 Devlet
yönetimin temel ilkeleri, yeterli yiyecek, yeterli askeri güç ve halkın yöne-
time güvenidir.97 Amirler halkın geçimine özen göstermeye, orta direği iyi
bir halde tutmaya, onlara güven ve emniyet aşılamaya mecburdur. İnsanların
güveni kazanıldıktan sonra onlarla çalışılabilir. İnsanlar güven duymadıkları
takdirde kendilerini baskı altında hissederler.98
94 Hodous, Lewis; Konfüçyüs Dini; (Çv. Günay Tümer) AÜİF Dergisi, c.21, Yıl
1965.
95 Lun Yu; -13.
96 Lun Yu; XIII-20.
97 Lun Yu; XII-70.
98 Lun Yu; XIX-
320 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
3.3.7. Sadakat:
Konfüçyüs’a göre iyi bir iş ahlakı sadakate bağlıdır. Çalışanlar üzerle-
rine aldıkları görevlere azami dikkat göstermeli,99 hükümdar bakanlara karşı
kibar ve lütufkar, bakanlar da hükümdarına bağlı ve sorumlu olmalıdır.100
Samimi isen halk sana güvenir. Sadakat ve samimiyeti birinci planda tutmuş-
tur. O’na göre hakkaniyet, dürüstlük ve samimiyet en köklü ve en değerli
ilkeler sayılmıştır.101 Bir insan amirlerini hiçbir zaman aldatmamalı102
3.3.8. Toplum Düzeni:
Toplum düzeni Göğün insan ilişkileri ile ilgili bir yasasıdır ve birbiri ile
ilişkili beş dereceden doğar. Sosyal hayatın bütün yönlerini içine alan bu beş
esas, bütün diğer ahlâkî sistemlerin de vazgeçemeyeceği prensiplerin başında
gelmektedir. Bunlar, Ana-Baba ve çocuklar arasındaki ilişki, amir-memur
ilişkileri, karı-koca ilişkileri, kardeşler arasındaki ilişki, arkadaş ve dostlar
arasındaki ilişkilerdir.
3.3.8.1. Ana-Baba ve Çocuklar Arasındaki İlişki:
Aile yapısı, Çin ahlakına hakim olan temel fikirdir. Bir ailede küçükler
ve büyükler arasındaki davranış kuralları görmemezlikten gelinemez. Baba
nazik, evlat babaya layık olmalıdır. Çocuğa şefkat göstermek ilişkinin en
yüksek derecesidir. Çocuklar hayatlarında ana-babalarına hürmet ve itaat
etmeye, vefatlarında ise onlar için kurban kesmeye mecburdur.103 Kendisi-
nin ve eşinin hareket tarzını, ana-babasının rızasına göre düzenler. Ana-
babanın borçlarından sorumlu olan çocuklardır. Hükümdar milletin babası-
dır, bundan dolayı hürmet ve saygıya hak kazanmıştır. Gök’ün oğludur, bu
sebeple babasının rızasına uygun hareket etmek zorundadır.104
Çin toplumunda aile temel birimdir. Konfüçyanizm'de insanın evlen-
meden veya bir erkek evlât bırakmadan ölmesi büyük günah sayılır. Çünkü
erkek evlâdın, ata ruhlarına ibadeti devam ettireceğine inanılır.105 Aile mode-
li, baba nesebi ve baba mirası silsilesine dayanan ilk devirlerin pederşahi
nizamı idi. Ahlak düzeninin temeli olan evlada yaraşır ana baba saygısı,
insan tabiatının bütün faziletlerini içine alır. Evlada yaraşır ana baba saygısı,
99 LunYU; XV-37.
100 Lun Yu; III-19.
101 Lun Yu; I-8.; XII-10.
102 Lun Yu; XIV-23.
103 Lun Yu; I-6;, II-5.
104 El-Hini, Muhammed Cabir Abdu’l-Al; Fi’l-Akaidi ve’l-Edyan Ed-diyanatu’l-
Kubra’l-asriyye; s.185.
105 H.Gazi Yurdaydın. M.Dağ, a.g.e., S.152.
Konfüçyüs ve Öğretisi / 321
sadece ölülere tören ve yaşayanlara itaat değil, ana babanın şerefine leke
getiren her hangi bir davranışın evlada yakışmadığını da içine alır.106
3.3.8.2. Amir-Memur İlişkileri:
Amirin riayet etmesi gereken ilk esas emrinde çalışanların güvenini ve
sevgisini kazanmaktır. Hükümdar, mukaddes bir adam, hata işlemez bir ana
ve baba olarak kabul edilir. Hükümdar iyilik sever, halk ve memurlar sadık
olmalıdır. İdarede korku ve dehşet, yöneticiler ile maiyetindekiler arasındaki
bağı koparır, işler zorlaşır, ahlak sarsılır ve nefislere fesat gelir.107 Sizden üst
durumda olan birinin beğenmediğiniz halleriyle sizden alt durumda olan
birine davranmayın.
3.3.8.3. Kardeşler Arasındaki İlişki:
Büyük kardeşşünceli, küçük kardeş itaatli olmalıdır. Bütün insanlar
eşit ve kardeştir. Küçük kardeşin görevi, büyük kardeşe itaat etmektir. Kadın
da aynı şekilde kocasına mutlak itaatle yükümlüdür.
3.3.8.4. Karı-Koca İlişkileri:
Koca adil, kadın itaatli olmalıdır. Kadın anne olmadıkça muhterem sa-
yılmaz. Ancak o zaman çocuğa şefkat gösterme hukukuna erişir. Boşama
kolaydır. Çok sayıda evliliğe -özellikle erkek neslin devamı için- izin vardır.
Kadın kocasına ancak dostça uyarıda bulunur. Çünkü alt derecedekinin üst
derecedekine saygı göstermesi gerekir.
3.3.8.5. Arkadaş ve Dostlar Arasındaki İlişkiler:
Bu ilişki birbirine minnettar olan aynı derecedeki insanlar için geçerli-
dir. Kendine uygun olmayan kimselerle arkadaşlık etmemeyi tavsiye eder.
Dostlar arasındaki ilişkinin eşitlik ve karşılıklı saygı içinde yürütülmesi ge-
rekir. Bunlar arasında asıl ilişki doğruluktur. Dürüst, samimi ve bilgili insan-
larla arkadaşlık yapmak yararlıdır.108
4. İdeal İnsan:
İdeal insan kendini ilme vakfeden bir bilgedir. O, saygılı, hür, alçak gö-
nüllü, lütufkar, adaletli, kısaca bütün faziletlerin bir modelidir. İdeal insan
aynı zamanda faziletin de aşığıdır. Hem kendi disiplinini elden bırakmaz,
hem de kendi kendini denetim altında tutar. Daima karşılıklı muamele kura-
lına uyar. Kendine yapılmasını istemediği şeyi, kendisi de başkalarına yap-
maz. Tedbirli davranır. O’na göre temkinli olanlar pot kırmaz.
106 Hodous, Lewis; Konfüçyüs Dini; (Çv. Günay Tümer) AÜİF Dergisi, c.21, Yıl
1965.
107 Tümer, Günay – Küçük, Abdurrahman; Dinler Tarihi; s.65.
108 Lun Yu; XVI-4.
322 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
Daha çok akla hitap metodunu kullanan, mistik bir tavır takınarak meta-
fiziğin her türlüsünü reddeden Konfüçyüs, hislere de yer vermiştir. “Aşırılığa
varmayan zevk” ile “kişiye zarar vermeyecek üzüntü”’den söz eder. Dış
şartlar ne olursa olsun kişi, neşesini kaybetmemelidir. “Yemek için yalnızca
bir avuç pirinç, içmek için bir yudum su, yatacak yer için yalnızca kaldırım
taşları.”
Müziği anlayan ve ondan zevk alan Konfüçyüs’e göre müzik, bir eğitim
aracı ve neşenin ifadesidir.109
109 Müzik Kitabı
Konfüçyüs ve Öğretisi / 323
KAYNAKÇA
Aydın, Prof. Dr. Mehmet; Dinler Tarihine Giriş; Konya, 2002.
Campbell, Joseph; Doğu Mitolojisi Tanrının Maskeleri; trc. Kudret Emirıplu; Anka-
ra, 1993.
Cleary, Thomas; Konfüçyüs Düşüncesinin Temelleri; trc. Sibel Özbudun; İstanbul,
2000.
Doğrul, Ömer Rıza; Yeryüzündeki Dinler Tarihi; İstanbul, 1947.
Ebu Zehra, Muhammed ; Mukarenet’el-Edyan,; Kahire, Tarihsiz.
El-Hini, Muhammed Cabir Abdu’l-Al; Dirasatu’l Islamiyye Fi’l-Akaidi ve’l-Edyan
Ed-Diyanatu’l-Kubra’l-Asriyye; Mısır, 1971.
Eliade, Mircae; Culianu, Ioan P.; Handbuch der Religionen; München 1995.
Gu Xuewu , Konfuzius, Zur Einführung; Hamburg, 1999.
Hançerlioğlu, Orhan; Dünya İnançlar Sözlüğü Dinler-Mezhepler-Tarikatlar-
Efsaneler; İstanbul, 1993.
Hodous, Lewis; Konfüçyüs Dini; (Çv. Günay Tümer) AÜİF Dergisi, c.21, Yıl
1965.Dergisi, c.21, Yıl 1965.
Lanczkowski, Günter; Heilige Schriften, Inhalt, Textgestalt und Überlieferung;
1956.
Lun Yu
Sarııoğlu, Prof. Dr. Ekrem; Başlangıcından Günümüze Dinler Tarihi; Isparta,
2002.
Schimmel, Prof. Dr. Annemarie; Dinler Tarihine Giriş; Ankara, 1955.
Smith, Huston; The Religions of Man; New Yorg, 1964.
Störing, H. J.; İlkçağ Felsefesi Hind Çin Yunan; trc. Ömer Cemal Güngören; 2.
Baskı; İstanbul, 2000.
Tümer, Günay – Küçük, Abdurrahman; Dinler Tarihi; Ankara, 1993.
Tworuschka, Monika - Udo; Religionen der Welt; München, 1996.
Yutang, Lin; The Wisdom of Confucius; New Yorg, Tarihsiz.
324 / Dr. Selahattin Fettahoğlu
Confucius and his Teaching
ABSTRACT
Confucius was a thinker who gathered together the traditions of Chinese and
conveyed them to the future generations. His purpose was to establish a
Chinese civilization based on the culture of ancestors thorough continuing the
moral and customs lived in the Chinese culture. His aim was to convey the
practical morality based on religion and conservativism to human beings.
Thesis
Full-text available
Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta kardeşlik konusunu ele aldığımız bu çalışmada kardeşlik olgusunun önemini genel anlamda ortaya koyup, Yahudilik ve Hıristiyanlıktaki kardeşlik anlayışını inceledik. Yahudilik ve Hıristiyanlığın kardeşlik konusuna yüklediği anlamı, bu anlam çerçevesinde ortaya çıkan çeşitli kardeşlik yaklaşımlarını irdelemeye çalıştık. Bu bağlamda çalışmamızda, “kardeş - kardeşlik” kavramlarını ve kardeşliğin çeşitli kavramlarla olan ilişkisini ele alıp inceledik. Kardeşlik, hemen bütün dinlerde bulunan ortak bir olgudur. Bu olgu, dinlerde daha çok, “kan, soy, din ve insan” kardeşliği bağlamında değerlendirilmektedir. Biz de, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta kan, soy, din ve insan kardeşliği anlayışlarını tahlil edip, kardeşlikten kaynaklanan görevleri ve bu olguya aykırı olan hususları inceledik. Netice olarak kardeşlik, dinlerde çok önemli bir yer tutmaktadır. Yahudilik ve Hıristiyanlık, kardeşliği, soyut bir kavram olmaktan çıkarıp, günlük hayata aktarılan, somut ve aksiyoner bir olgu seviyesine çıkarmışolmakla birlikte, uygulamada birtakım farklılıkların olduğu görülmektedir. Bu farklılıklar da, söz konusu bu dinlerin etki alanı, hitap ettiği kitlenin ve kendi temel karakterlerinin birbirinden farklı olmasıyla açıklanmaktadır.
Article
Full-text available
Sosyal psikoloji alanında yapılmış çeşitli çalışmaların ortaya koyduğu verilere dayanılarak Kore, birçok Uzak Asya ülkesi gibi dünyanın en kolektivist toplumlarından biri olarak kabul edilmektedir. Hollandalı sosyal psikolog Hofstede tarafından farklı ulusal kültürleri anlamak için ortaya konmuş modelin verileri de Kore’nin kolektivist bir toplum olduğu görüşünü destekler niteliktedir. Kore toplumunu kolektivizme alternatif olarak ‘ilişkililik’ bağlamında değerlendiren görüşler de vardır. Bu çalışmada Kore’nin hangi değerlendirmeye daha uygun düştüğü tartışması bir kenara bırakılarak Kore insanının bireyci özellikler taşımaktan uzak olan davranış eğilimlerinin tarihsel temelleri iki düzlemde irdelenecektir. İlk olarak Kore kolektivizmini doğuran faktörlerin toplumun ekolojik ve coğrafi yapısı ile idari teşkilatlanmasında yattığı görüşünü benimseyen yaklaşımlardan yola çıkarak tarihsel deliller sunulacaktır. İkinci olarak Kore topraklarında hem kültürel hem siyasal olarak uzun yıllar etkin olmuş Konfüçyanist düşünce sisteminin Kore kolektivizmini nasıl pekiştirdiği ve olgunlaştırdığı tartışılacak ve Konfüçyüsçü değer yargılarının günümüz Kore kolektivizmine yansımaları örneklendirilecektir. Bu şekilde çağdaş Kore toplumunu daha iyi anlamak için toplumsal kökenlerine ışık tutulması amaçlanmaktadır.
Annemarie; Dinler Tarihine Giriş
  • Schimmel
Schimmel, Prof. Dr. Annemarie; Dinler Tarihine Giriş, s.21
Dinler Tarihine Giriş; s.57
  • Prof Aydın
  • Dr
  • Mehmet
Aydın, Prof. Dr. Mehmet; Dinler Tarihine Giriş; s.57.
Konfüçyüs Düşüncesinin Temelleri; trc
  • Thomas Cleary
Cleary, Thomas; Konfüçyüs Düşüncesinin Temelleri; trc. Sibel Özbudun;
Konfüçyüs Dini; (Çv. Günay Tümer) AÜİF Dergisi, c.21, Yıl 1965.Dergisi, c.21, Yıl
  • Lewis Hodous
Hodous, Lewis; Konfüçyüs Dini; (Çv. Günay Tümer) AÜİF Dergisi, c.21, Yıl 1965.Dergisi, c.21, Yıl 1965.
Dinler Tarihine Giriş; Ankara, 1955. Smith, Huston; The Religions of Man
Dinler Tarihine Giriş; Ankara, 1955. Smith, Huston; The Religions of Man; New Yorg, 1964.
Ömer Cemal Güngören; 2. Baskı; İstanbul
  • H J Störing
Störing, H. J.; İlkçağ Felsefesi Hind Çin Yunan; trc. Ömer Cemal Güngören; 2. Baskı; İstanbul, 2000.
Yutang, Lin; The Wisdom of Confucius
  • Welt Religionen Der
Religionen der Welt; München, 1996. Yutang, Lin; The Wisdom of Confucius; New Yorg, Tarihsiz.