ArticlePDF Available
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) : 77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
77
Türkiye’de Kadın Kooperatifçiliği
Women's Cooperatives in Turkey
Doç.Dr. Aybala DEMİRCİ AKSOY1 - Doç.Dr. Gülay GÜNAY 2
Geliş Tarihi: 24.12.2017
Kabul Tarihi: 31.01.2018
Özet
Kadın ve erkeklerin toplumsal cinsiyet rolleri, aile ve sosyal yaşamdaki toplumsal norm ve değerler ile sahip
oldukları haklar ve kaynaklara erişim konusundaki farklılaşmalar, yoksulluk sorununun irdelenmesinde kadın
yoksulluğunun önemli bir parametresi olarak kabul edilmektedir. Pek çok çalışmada da kadınların yoksulluğa
daha fazla maruz kaldıkları ve sayısal anlamda kadın yoksulluğunun giderek artmakta olduğu belirtilmektedir.
Kooperatifler toplumların refah zeylerinin yükseltilmesinde, sürdürülebilir kalkınmanın ve gelişmenin
sağlanmasında önemli sorumluluklar yüklenmektedir. Kooperatifler; özellikle kadın yoksulluğunun
azaltmasında, kadınların güçlendirilmesinde, etkinliklerinin arttırılmasında ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin
ortadan kaldırılmasında etkili araçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Geniş anlamda ekonomik işbirliği
şekli olan kooperatifler, ortak amaçlara ulaşmak isteyen bireylerce oluşturulan bir örgütlenme modelidir. Aynı
zamanda, bir ülkedeki sosyal, siyasal ve kültürel değerlerin gelişmesine katkıda bulunan kooperatifler;
demokratik hakların kazanımı yanında, bilinçli ve örgütlü bir toplumun oluşumunda da önemli bir fonksiyona
sahiptir. Bu nedenle, kadın kooperatiflerinin, kadın bakış açısına sahip ve kadınların ihtiyaçlarını karşılamaya
yönelik çok amaçlı girişimler olarak kurulması gereklidir. Dolayısıyla kadın kooperatifleri, kadınların ekonomik,
sosyal ve kültürel ihtiyaçları ile ekonomik faaliyetlerini geliştirmek suretiyle ortaklarının sağlıklı ve gelişmiş bir
çevrede yaşamalarını olanak sağlamalıdır. Kadınların ilerlemesi ve güçlendirilmesi önündeki engellerin
ortadan kaldırılmasında, kadın kooperatifçiliği ulusal ve uluslararası öncelikler arasında yer almalıdır. Bu
çalışmada, kadın yoksulluğu kavramı ve kadın kooperatifçiliği ilişkisi ile sürdürülebilir gelişim açısından
Türkiye’de kadın kooperatifleri değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kadın, Kadın yoksulluğu, Kooperatifçilik, Kadın kooperatifçiliği, Sürdürülebilir kadın
girişimciliği
Jel Kodları: J54, P36, P46
Abstract
Gender roles in women and men, social norms and values in family and social life, differences in access to the
rights and resources are considered as an important parameter of women's poverty to examine the problem
of poverty. In many studies it is stated that women are more exposed to poverty and that women's poverty is
increasing in numerical sense. Cooperatives have important responsibilities in ensuring sustainable
development and advancements to increasing the prosperity of communities. Cooperatives are considered to
be one of the most effective tools in the reduction of women's poverty, the empowerment of women, the
enhancement of their effectiveness and the elimination of gender inequality. Cooperatives in the broad sense
of economic cooperation form an organization model in which individuals who want to reach common goals
are formed. At the same time, cooperatives, which contribute to the development of social, political and
1
Gazi Üniversitesi, Bankacılık ve Sigortacılık Y.O. Sigortacılık Bölümü, aybala@gazi.edu.tr
2
Karabük Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü, ggunay@karabuk.edu.tr
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) :77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
78
cultural values in a country, besides the democratic rights of recovery, it also has an important function in the
formation of a conscious and organized society. For this reason, it is necessary for women's cooperatives to
be established as multi-purpose enterprises with women's perspective and to meet the needs of women.
Therefore, women's cooperatives should provide opportunities for their partners to live in a healthy and
developed environment by improving their economic, social, cultural needs and economic activities. Women’s
cooperatives should be among national and international priorities in removing the barriers to women's
advancement and empowerment. In this study, women's cooperatives were evaluated in Turkey in terms of
the concept of women's poverty and the relationship between women's cooperatives and sustainable
development.
Keywords: Women, Women's poverty, Cooperatives, Women's cooperatives, Sustainable women
entrepreneurship
Jel Code: J54, P36, P46
GİRİŞ
Ülkeler, barındırdıkları nüfusun refah ve mutluluğunu sağlamak için, sahip oldukları kaynakları
verimli bir şekilde kullanmak zorundadırlar. Ekonomik yapı içerisinde; üretim, mübadele, bölüşüm
ve tüketim olarak sınıflandırılan temel ekonomik aktiviteler, düzenli ve dengeli bir şekilde işliyorsa
ekonominin sağlıklı bir çizgi içerisinde olduğu söylenmektedir (Tolunay ve Akyol, 2006:1). Ülkelerin
gelişmişlik düzeylerinin yükseltilmesinde ve ilerlemenin sağlanmasında ekonominin dengeli, düzenli
ve eşit bir çizgide büyümesi gerekir. Ancak bir ülkede kalkınmanın sağlanmasında sadece olumlu
ekonomik gelişmeler değil aynı zamanda teknolojik yenilik, katılımcılık, demokratikleşme, çevre,
kentsel yaşam koşullarının iyileştirilmesi, yönetişim, örgütsel yenilik gibi alanlarda da gelişme ve
ilerlemelerin kaybedilmesi gerekmektedir (Tolunay ve Akyol, 2006:2; Sakınç, 2013:26). Bu nedenle
bir toplumda kalkınmanın sağlanabilmesinde yerel yönetimler, bölgesel planlama, girişimciliğin
artması için çeşitli teşvikler, kamusal yatırımlar, organize sanayi bölgelerinin kurulması, bölgesel
kalkınma ajansları, teknoparklar, sivil toplum kuruluşları, serbest bölgeler ve özellikle kooperatifler
en önemli aktörleri oluşturmaktadır (Tutar ve diğerleri, 2014:503). Birleşmiş Milletler Genel Kurulu
tarafından da vurgulandığı üzere kooperatifler, özellikle yoksulluğun azaltılmasına ve sosyal
bütünleşmeye katkı sağlamaları açısından gelişme ve kalkınma araçları arasında büyük öneme
sahiptir (T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, 2012:26). BM Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-
ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal
bütünleşmeye olan katkılarını vurgulayarak 2012 yılını “Uluslararası Kooperatifler Yılı” olarak ilan
etmiştir (http://koop.gtb.gov.tr).
Bir ülkedeki ekonomik güçlenme ve kalkınma, kadınların ve erkeklerin, üretken faaliyetleri
yürüterek kendi yaşamlarının ve toplumsal yaşamın kalitesini arttırmalarına destek olmaktadır
(OECD, 2012:22). Kalkınmanın gerçekleştirilmesinde, yaşamın diğer alanlarında olduğu gibi burada
da daha fazla toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, ekonomik açıdan da akılcıdır ve verimliliği
artırarak tüm kalkınma araçlarını güçlendirmektedir (World Bank, 2011:12). Ancak özellikle
gelişmekte olan ülkelerde sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel faktörler kadınların sosyal ve
ekonomik hayata katılımının önündeki engelleri oluşturmaktadır. Dolayısıyla yoksullaşma riski
taşıyan dezavantajlı gruplar arasında kadınlar, en kırılgan gruplardan birini oluşturmaktadır. Gerek
ulusal gerekse uluslararası arenada pek çok kurum ve kuruluş yıllardır kadınların yoksulluğunu
azaltmaya yönelik çeşitli alanlarda çaba harcamaktadırlar. Kadın yoksulluğuyla mücadele
bağlamında, sosyal yardım, anlayış ve uygulamaların, toplumsal cinsiyete duyarlı bir çerçevede
yeniden yapılandırılması, sosyal yardımlara bağımlılığı azaltacak, kadınların konumlarını iyileştirecek
ve toplumsal bütünleşmeyi sağlayacak yönde uzun vadeli faydalar sağlayacak oluşumlardan biriside
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) : 77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
79
kooperatiflerdir. Kooperatifler; kadınların sosyo-ekonomik rollerinde değişimin sağlanmasında ve
ekonomik pozisyonların güçlendirilmesini teşvik edici başarılı araçlardan biridir.
Türkiye’de kadın kooperatifleri ilk olarak 1999 yılında kurulmaya başlamıştır. Bunlar kadınlar
tarafından kadınlar için oluşturulmuş yapılardır. Bugün, kadın kooperatifleri sektörü küçük olsa da,
ülke genelinde ortaklarına ve topluma mal ve hizmet sunmaktadır. Kadın kooperatiflerinin
irdelenmesi ve farkındalık oluşturulması kadınların güçlendirilmesi, kaynaklara ve rsatlara
erişimlerinin arttırılması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması veya en aza
indirilmesinde etkin şekilde katkıda bulunmaktadırlar. Ayrıca kadın yoksulluğunu azaltmada kadın
kooperatiflerinin etkililiğine değinen çalışmaların literatürde sınırlı olması konunun önemini
arttırmaktadır. Kadın kooperatifleri yalnızca ekonomik amaçlı ve yalnızca sosyal amaçlı olan yapılar
arasında sınırı aşan örgütlenmelerdir. Bu çalışma kapsamında kadın yoksulluğu ve kadın yoksulluğun
önlenmesinde kooperatiflerin önemi ve etkinliği incelenmiştir. Aynı zamanda Türkiye’de Kadın
Kooperatiflerinin mevcut durumu, sorunları, engelleri ve çözüm önerileri ile birlikte sürdürülebilir
gelişim açısından Türkiye’de kadın kooperatifçiliği değerlendirilmiştir.
Kooperatif Kavramı
Felsefesini, dayanışma ve ortak hareket etme düşüncesi üzerine kuran kooperatifçilik anlayışı, ilk
olarak 28 tekstil işçisinin ortak girişimi olarak başlamış, günümüzde bir milyara yakın insanın ortak
gücü haline gelmiştir (Kanlı, 2016:2). Günümüzde kooperatifçilik anlayışının gittikçe yaygınlaşması
nedeniyle tanımını yapmak ve sınırlarını belirlemek zorlaşmıştır. Kooperatifçilik kavramının
multidisipliner yaklaşımda kullanımının artmasıyla içerik olarak zenginleşmiştir. Mori (2014:3)
yaşanan değişimler ve gelişmelerle birlikte kooperatifçilik anlayışının da değiştiğine vurgu
yapmaktadır. Bu olgu, kooperatiflerin odağını belirli sosyal ya da mesleki gruplardan ve onların
çıkarlarından alarak bir bütün olarak topluma kaymasını sağlamıştır (Mori, 2014:3).
Türkiye’de gelir adaletinin istenen düzeyde olmaması, istihdam ve işsizlik alanlarındaki sorunların
tümüyle çözümlenememiş olması, plansız nüfus artışı, kontrolsüz kentleşme gibi birçok ekonomik
ve sosyal sorunun hızla çözümü açısından sosyal ve ekonomik politikaların belirlenmesi ve
uygulamaya konulması zorunludur. Bu sorunların çözümünde kooperatiflerin çeşitli yönlerden
bölgesel ve ulusal düzeyde önemli katkı sağlayacağı, sosyo-ekonomik kalkınmayı ve gelişmeyi
hızlandıracağı bir gerçektir (T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, 2012:11).
Ülkemizin doğusu ve batısı arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmak hükümetlerin temel hedefleri
arasında yer almaktadır. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde, ekonomide gelişimin sağlanmasında,
sürdürülebilir kalkınmanın oluşturulmasında ve istihdamın arttırılmasında kooperatiflerin önemli
düzeyde katkıları bulunmaktadır. Kamunun ulaşamadığı bölgelerin ekonomik ve sosyal kalkınmasını
sağlayan araçlardan biri olan kooperatifler, kuruldukları bölgelerde, temelinde dayanışma olan
yoksulluk ve işsizlik gibi ekonomik problemlerden bir çıkış noktası olmuştur (Tutar ve diğerleri,
2014:502).
Sürdürülebilir bir toplumun oluşturulmasında tüketicinin korunması, kıt kaynakların etkin kullanımı,
gelişmekte olan ülkelerde girişimciliğin arttırılması gibi rolleri bulunan kooperatifler;
“... bireylerin ortak ekonomik, sosyal, kültürel ihtiyaç ve arzularının müşterek sahip olunan ve
demokratik kurallar ile yönetilen bir işletme vasıtası ile karşılamak için gönüllü olarak oluşturdukları
bağımsız bir organizasyondur.” şeklinde tanımlanmaktadır (Turan, 2005:101; Mülayim 2006:17).
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) :77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
80
Ülkemizde, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu (2004 yılında yapılan değişiklik sonrası) kooperatifleri
şöyle tanımlamaktadır: “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve
özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım,
dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan
değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir” (Değişik: 21/4/2004-5146/ 1 md.).
Tchami (2007:1) “İşçi Örgütleri için Kooperatifçilik El Kitabı”nda kooperatifçiliği “Kooperatifleri,
üyelerinin paylaştıkları sorunları çözmek için birlikte çalışmalarına yardımcı olan işletmelerdir.”
şeklinde tanımlamaktadır.
Tchami’ye göre (2007:1) kooperatif üyeleri gerçek ya da tüzel kişiler olabilir. Tüzel kişiliklerin
kooperatifleri, ağ oluşturma, stratejik ortaklıklar ve franchising gibi, etkili bir ticari işbirliği biçimini
temsil edebilir. Birçok işletmenin kapitalist yaklaşımına bir alternatif: bir tür ekonomik-sosyal
işbirliği olarak görülmektedir. Sonuç olarak, iş dünyasının toplumsal refahını bir iş seviyesine
uygulamayı amaçlayan kooperatif, kar amacı gütmeyen bir hizmet işletmesidir.
Türkiye’de Kooperatiflerin Mevcut Durumu
Ülkemizde kooperatifçilik hizmetlerinden sorumlu üç ayrı bakanlık bulunmaktadır. Tarımsal amaçlı
kooperatifler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, yapı kooperatifleri Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının, tarım dışı amaçla kurulan yapı kooperatifleri haricindeki kooperatifler ise Gümrük ve
Ticaret Bakanlığının sorumluluğundadır (T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, 2016:14).
Kooperatifler içinde sayıca en fazla sayıya sahip olan tür konut yapı kooperatifleridir. Kooperatif ve
ortak sayıları ile ilgili ayrıntılı analizler yapıldığında, tarımsal amaçlı kooperatiflerde kooperatif
başına düşen ortak sayısının daha fazla, tarım dışı kooperatiflerde ise daha az olduğu görülmektedir.
Ülkemiz kooperatifçiliğinde az ortaklı bir kooperatif yapısı hakimdir. TÜİK verilerine göre, son yedi
yıla ilişkin olarak kurulan kooperatifler, tür ve sayı bakımından değerlendirildiğinde; en çok kurulan
kooperatiflerin konut yapı kooperatifleri, tarımsal kalkınma kooperatifleri ve taşıma kooperatifleri
olduğu anlaşılmaktadır. Türk Kooperatifçilik Raporuna göre bu üç Bakanlığın görev ve sorumluluk
alanında faaliyet gösteren 26 ayrı türde 72.563 kooperatif bulunmakta olup, bu kooperatiflerin
7.373.224 ortağı vardır (T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, 2016:15). Tablo 1’de 2016 yılında
Türkiye’de faaliyet gösteren kooperatifler ve ortak sayıları yer almaktadır. Tablo 1 genel olarak
değerlendirildiğinde; faaliyet alanına göre fazla sayıdaki kooperatif (44.910) konut yapı alanında
olup, bu kooperatifleri sırayla tarımsal kalkınma kooperatifleri (7.534), motorlu taşıma
kooperatifleri (6.491), tüketim kooperatifleri (2.617), sulama kooperatifleri (2.381) ve tarım kredi
kooperatifleri (1.625) ve diğerleri izlemektedir.
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) : 77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
81
Tablo 1: Türkiye’de kooperatifler ve ortak sayıları
Kooperatif
Ortak
44.910
1.655.098
7.534
805.368
6.491
187.277
2.617
234.797
2.381
282.867
1.625
1.054.340
428
18.845
304
402.289
37
3.142
31
1.564.320
6.205
1.164.881
72.563
7.373.224
Kaynak: Türk Kooperatifçilik Raporu 2016. http://koop.gtb.gov.tr
Kadın Yoksulluğunun Önlenmesinde Kooperatiflerin Önemi
Yoksulluk, insanlık tarihi ile birlikte ortaya çıkmış bir olgudur. İlk toplumlardan günümüze kadar
farklı şekillerde görülmüştür (Açıkgöz ve Yusufoğlu, 2012:78). Yoksulluğun bireyler ve toplum
içerisinde görülüş şekli ve algılanış biçimi farklılık gösterse de, tarih boyunca hemen hemen tüm
toplumların sosyal sorunlarının başında yer almıştır. Ancak, yoksulluğun kitlesel bir boyut
kazanması, yayılması, ekonomik, sosyal ve siyasi alanda yer almaya başlaması Sanayi Devriminden
sonra gerçekleşmiştir (Açıkgöz, 2010:48; Şenses, 2001:18).
Son 50 yıldır dünya üzerinde büyük bir refah artışı gerçekleşmesine rağmen, dünya nüfusunun %
46’sı yani iki milyar sekizyüz milyon insanın Dünya Bankası tarafından belirlenen günlük (2 ABD
doları) yoksulluk sınırının altında yaşadığı rapor edilmiştir. Bir milyar ikiyüz milyon insan ise açlık
sınırının (1.25 dolar ve daha az) altında yaşamlarını sürdürmektedir. Her yıl yaklaşık olarak 18 milyon
insan yoksulluğa bağlı sebeplerden dolayı çok erken yaşta ölmektedir. Bu rakam toplam insan
ölümlerinin üçte birini oluşturmaktadır. Her gün 50.000 insan (34.000’ni beş yaşın altındaki çocuklar
olmak üzere) yoksulluğa bağlı sebeplerden dolayı ölmektedir (Kabaş, 2010:9). Dünya Bankası 2011
yılı verilerine göre son 30 yıldır mutlak yoksulluk (günlük olarak en fazla 1.25 dolar ile geçinmeye
çalışanlar) içinde yaşayanların sayısı 1 milyara ulaştığı ve bu sayısının dünya nüfusunun %14.5’ini
oluşturduğu tahmin edilmektedir (World Bank, 2011). Geçtiğimiz on yıl içinde özellikle gelişmekte
olan ülkelerde, yoksulluk içinde yaşayan kadınların sayısı erkeklerin sayısıyla orantısız bir şekilde
artış göstermiştir. Yapılan tahminlere göre tüm dünyada yoksulların yaklaşık %70’ini kadınlar
oluşturmaktadır (Gimenez, 2004:98).
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) :77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
82
Pek çok çalışmada da ifade edildiği gibi yoksulluk yalnızca kadınları ilgilendiren bir sorun olmamakla
birlikte, günümüzde en çok kadınları etkilemektedir (Öztürk ve Çetin, 2009:2661; Şener, 2009:3;
Açıkgöz, 2010:46; Güzel, 2011:8; Gerşil, 2015:165; Özdemir ve Yılmaz, 2011:73). Kadın yoksulluğu
hem çok boyutlu hem de sektörlerarası olarak düşünülmesi gereken bir sorundur. Kadınlar
yoksulluğu evde ve toplum içinde farklı şekillerde farklı zamanlarda ve farklı mekanlarda
yaşayabilirler. Diğer bir ifadeyle kadınların yoksulluğu yaşama biçimleri içinde bulundukları zaman,
durum ve koşullara göre farklılaşabilmektedir. Toplumda cinsiyet rollerinin neler olduğunu
belirleyen toplumsal normlar ve beklentilerle birlikte aile içerisinde yaşa ve cinsiyete bağlı ortaya
çıkan eşitsiz güç ilişkileri, kadın ile erkeğin yanı sıra kadınlar arasında var olan yapısal eşitsizlikler
kadınların yoksulluğu yaşama biçimlerini farklılaştırmaktadır (Bradshaw ve Linnekar, 2003:9). Kadın
yoksulluğu, 1990 yılından İtibaren Birleşmiş Milletler Konferanslarında, Kopenhag Dünya Kalkınma
Zirvesi ve Pekin 4. Dünya Kadın Konferansı’nda bir dünya sorunu olduğu kabul edilmiştir (Ecevit,
2003:85).
Kadın yoksulluğu, yüksek işsizlik ve üretimde yoğun bir şekilde "makine"nin kullanılmaya başlanması
ile artmıştır. Bununla birlikte dengesiz kaynak dağılımı, eğitimsiz ya da düşük eğitimli kadınların
kaynaklara ulaşmadaki mahrumiyetleri, kadınları zor şartlar altında çalışmaya itmiştir. Kadınların
büyük bir çoğunluğunun kayıt dışı çalışması, sosyal güvenlik olanaklarından yeterince
yararlanamamaları, düşük eğitim düzeyi, mesleki becerileri kazanmamış olmaları ve yetersiz iş
deneyimleri istihdam olanaklarından yararlanmalarını engellemekte ve bu durum kadınların daha
fazla yoksullaşmalarına sebep olabilmektedir (Gerşil, 2015:162-163). Ayrıca kadın ve erkek
arasındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliği hem iş olanakları hemde istihdam koşulları açısından
varlığını sürdürmektedir. Ortalama olarak aynı işi yapan erkekler kadınlardan daha fazla
kazanmakta, liderlik ve yönetim pozisyonlarında erkekler daha fazla yer almaktadır (Ryder, 2015).
Tüm bu faktörlerin yanı sıra cinsiyet rollerinin katılığı ve kadınların yetki ve karar alma
mekanizmaları ile eğitim, öğrenim ve üretim kaynaklarına kısıtlı ulaşımı ve ailenin güvenliğini tehdit
edebilecek diğer unsurların ortaya çıkması da bu durumun sorumlusu olan unsurlardır. Toplumsal
cinsiyete dayalı bakış açısını ana görüş olarak tüm ekonomik analiz ve planlamalara yeterince
yansıtmamak ve yoksulluğun yapısal nedenlerini yeterince ele almamak da kadınların
yoksullaşmasına katkıda bulunan unsurlardır (Günay ve diğerleri, 2016: 279).
Bir ülkenin gelir düzeyi ile çalışan sayısı arasında birebir bir ilişki olduğu göz önüne alındığında
ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma için kadın istihdamının artırılması gerektiği açıktır. Kadınların
tam ve eşit katılımıyla düzenlenen ve izlenen sağlam ve kararlı makroekonomik ve sektörel
politikaları oluşturmak ve uygulamak, geniş tabanlı sürekli ekonomik büyümeyi teşvik edecektir.
Yapılan çalışmalar; kadın istihdamının yetersiz kaldığı ülkelerde, %100 erkek istihdamının
sağlanması durumunda bile istenilen gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) düzeyine ulaşılmasının mümkün
olmadığını açıkça ortaya koymaktadır (Aşık, 2013;2).
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Haziran 2016 işgücü istatistiklerine göre istihdam oranı % 47,1
olarak gerçekleşmiştir. İstihdam edilenlerin % 20,2’si tarım, % 19,3’ü sanayi, % 7,5’i inşaat, % 53,1’i
ise hizmetler sektöründe yer almıştır. Cinsiyete göre işgücüne katılma oranları incelendiğinde ise
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) : 77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
83
erkeklerin % 72,3’inin, kadınların ise % 33,0’ünün işgücüne katıldıkları belirlenmiştir. Eğitim düzeyi
yükseldikçe işgücüne katılan kadın sayısı da artmaktadır (TÜİK, 2016). Mart 2017 işgücü
istatistiklerine göre istihdam oranı %46,1 olmuştur. Bu dönemde erkeklerde işgücüne katılma oranı
%71,9 iken, kadınlarda ise işgücüne katılım %32,9 olarak gerçekleşmiştir (TÜİK, 2017). EUROSTAT
2015 verilerine göre 28 AB ülkesinde (20 – 64 yaş arası) işgücüne katılma oranı kadınlar için %64,3
erkekler için %75.9’dır. Avrupa Birliği üyesi olan tüm ülkelerde, kadın istihdam oranları
erkeklerinkinden daha düşük olup, AB çapında büyük farklılıklar göstermektedir (EUROSTAT, 2016).
Ayrıca küresel olarak da erkeklerin işgücüne katılım oranı kadınlardan daha yüksektir. Dünya
genelinde çalışma yaşında olan erkeklerin %77,0’si istihdam edilirken, çalışma çağındaki kadınların
ancak %50,0’si işgücüne katılabilmektedir (UN, 2015:89)
Türkiye’de genel olarak son yıllarda kadınların işgücüne ve istihdama katılım oranlarında bir artış
kaydedilmesine rağmen, toplamda erkeklerin oranının ancak üçte biri kadardır. Bu hali ile Türkiye,
G20 ülkeleri ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında kadınların işgücüne katılma oranının en düşük
olduğu ülke konumundadır (Küçükali, 2013:6). Kadın istihdamının arttırılmasında öncelikle
Türkiye’de kadınların işgücüne katılımının neden çok düşük olduğunu ve neden düşmeye devam
ettiğini belirlenmesi önem arz etmektedir (Öz, 2010: 1; Pekin+5 Siyasi Deklarasyonu ve Sonuç
Belgesi, 2003). "Türkiye'de Kadınların İşgücüne Katılımı" raporunda kadınların işgücüne
katılımlarının giderek düşmesinin iki temel nedeninin kentleşme ve tarımsal faaliyetlerden
uzaklaşma olduğu belirtilmiştir (Öz, 2010:2).
Yoksulluğun yapısal nedenlerini ele almak ve insan merkezli sürdürülebilir kalkınmayı başarmanın
genel çerçevesi içinde yoksulluğu yok etmeye ve cinsiyete dayalı eşitsizliği azaltmaya kararlı olmak
gerekmektedir. Diğer yandan Kamu harcamalarının tahsisini, kadınlara ekonomik fırsatlar ve üretim
kaynaklarına eşit ulaşılabilirlik sağlayacak ve başta yoksulluk içinde yaşayanlar olmak üzere kadının
temel sosyal, eğitim ve sağlıkla ilgili ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden düzenlemeler
yapılmalıdır (Pekin+5 Siyasi Deklarasyonu ve Sonuç Belgesi, 2003). Gerek ulusal gerekse uluslararası
arenada pek çok kurum ve kuruluş yıllardır kadınların yoksulluğunu azaltmaya yönelik çeşitli
alanlarda çaba harcamaktadırlar. Tarımsal verimliliği arttırmak, hayvancılığı geliştirmek ve geçim
kaynakları fırsatları sağlamak gibi yatırımlar yoksul kırsal kadınların ihtiyaçlarını karşılama da temel
yaklaşımlardır (Günay ve diğerleri, 2016:315). Günümüzde dünya çapında milyonlarca kadına ulaşan
bir başka, daha popüler ve etkili yoksullukla cadele yolu ise kadın girişimciliğini destekleyen kadın
kooperatiflerdir.
Kooperatifler, toplum içinde kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmelerinde ve
toplumsal eşitliğin sağlanmasında önemli katkıları olan kuruluşlardır. Kendilerini, ailelerini ve
topluluklarını desteklemek için kooperatif iş modelini kullanan kadınların dünya çapında örnekleri
vardır. Bununla birlikte, uluslararası kooperatifçilik hareketi, kadınların güçlendirilmesi ve toplumsal
cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik faaliyetleri, gündeminin merkezine yerleştirmeleri
gerekmekte, bu konuda yapabilecekleri ve yapmaları gerekenler çok daha fazladır (Ryder, 2015).
ILO'nun 2002 yılında yayınlamış olduğu 193 Nolu Tavsiye Kararında, tüm ülkelerde kooperatiflerin
geliştirilmesini teşvik etmek için tedbirler alınmasını önermektedir. "Özellikle yönetim ve liderlik
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) :77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
84
düzeyinde kadınların kooperatif hareketine her seviyede katılımını artırmak için özel bir önem
verilmesi" gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, kooperatiflerde ve işlerinde toplumsal cinsiyet
eşitliğini artırmaya yönelik ulusal politikalar önermektedir (ILO, 2002).
Kadın kooperatifleri; kadınların ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanması ile sağlıklı ve
gelişmiş bir çevrede yaşamalarını ve sürdürülebilir bir gelişim sağlamalarına olanak sağlayan
araçlardır. Kadın kooperatiflerinin; ortaklarına mesleki eğitim vererek el becerilerini geliştirmek,
ortaklarının mal ve hizmet üretimleri için gerekli girdi ve ekipmanları tedarik etmek ve ortaklarının
sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını gidererek, sağlıklı ve gelişmiş bir çevrede yaşamalarına zemin
hazırlamak gibi amaçları bulunmaktadır (T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, 2012:27).
Literatürde kadın kooperatifçiliğine ilişkin yapılan bir tanımlamaya rastlanmamıştır. Kadın
Kooperatifleri Birliği (SİMURG) (2015) kadın kooperatiflerini “ihtiyaçları ve öncelikleri temelinde
hizmet geliştirmek üzere yerel kadın grupları tarafından oluşturulan yapılardır” şeklinde
tanımlamaktadır (Duguid ve arkadaşları, 2015:38)
Türkiye’de Kadın Kooperatifçiliği
Kadın kooperatifi meselesi hem devlet hem sivil toplum hem de uluslararası örgütlerin giderek daha
yakından ilgilendiği bir olgudur (KEİG, 2015:12). Dünya’da yoksulluğa çözüm olması, istihdamı
arttırması açısından kooperatifler önemli ekonomik kalkınma araçlarıdır. Özellikle yoksulluktan ve
işsizlikten en çok etkilenen dezavantajlı grup olan kadınlar, kadın kooperatifleri ile bu durumu
aşmaya çalışmaktadır. Dünyada Hindistan, Yugoslavya, İran, Nijerya, Tayland gibi ülkelerde FAO ve
ILO gibi kuruluşların çeşitli projeleri ile Kadın Kooperatifleri çalışmalar yapmaktadır (T.C. Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı, 2012:2). Son yıllarda kadın girişimciliğini arttırmak amacıyla gerek ulusal gerekse
uluslararası düzeyde gerçekleştirilen çeşitli projelerle kadınların kooperatif kurmaları veya
kooperatiflere aktif üye olmaları teşvik edilmiştir. Her şeyden önce, kadın kooperatifleri ve kadın
kooperatifleşmesi, bir “kalkınma çözümü” olarak hızla popülerleşmekte, öne çıkmaktadır.
Kooperatiflerin teşvik edilmesi ve geliştirilmesi komitesi (COPAC, 2015) tarafından gerçekleştirilen
bir araştırmada son 20 yıldır dünya genelinde kadınların kooperatiflere katılma oranının %75 arttığı
belirlenmiştir.
Tüketici kooperatiflerinin üyelerinin çoğunluğu kadınlardan oluşmaktadır. Örneğin Japonya’da
kooperatif üyelerinin %95’i kadınlardan oluşmakta ve kadınlar aynı zamanda kooperatif yönetim
sisteminde de aktif rol almaktadırlar. Kadınlar işçi kooperatiflerinde de güçlü bir varlık göstermeye
başlamışlardır. İspanyol İşçi Kooperatifleri Konfederasyonu'nda (COCETA), üyelerinin % 49'unu
kadınlar oluşturmakta, kadınların %39'u yönetici pozisyonlara sahiptir. İtalya, moda endüstrisindeki
işçi kooperatiflerinde çalışanların %95'i kadındır. Doğu Afrika'da kadınların kooperatiflere katılımı
giderek artmaktadır. Tanzanya’da mali kooperatif sektöründe 2005 yılından bu yana kadın
üyeliğinin dört kat arttığını ve kadınların payının % 43’e yükseldiğini ortaya koymaktadır. Uganda'da
kadınlar erkeklerden daha fazla tarımsal kooperatiflere katılmaktadırlar. Doğu Afrika'daki mali
kooperatif kurullarındaki kadınların varlığı % 24'ten (Kenya) % 65'e (Tanzanya) yükselmiştir (ILO,
2015:7). Dünya genelinde kadınların giderek kooperatif kurmaları ve kooperatiflere katılımlarının
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) : 77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
85
artması, istihdam olanaklarını ve aynı zamanda kaynaklara erişimlerinin artması anlamına
gelmektedir.
Kadınların Türkiye’deki kooperatiflerdeki durumu ile ilgili ulaşılabilir bilgi kısıtlıdır. Cinsiyete göre
kooperatif ortaklarına ilişkin resmi veri bulunmamaktadır. Mevcut kooperatiflerin kadın ortakları
üzerindeki etkisine ilişkin bilgi de çok kısıtlıdır. Türkiye’deki kadın kooperatifleri, T.C. Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı’na bağlı kooperatif türlerinden biridir. 2012 2016 Türkiye Kooperatifçilik
Stratejisi ve Eylem Planının (TÜKOSEP) faaliyetleri arasında “girişimcilik becerilerini ve ekonomiye
bir aktör olarak katılımlarını geliştirecek” bir araç olarak en az 20 kadın kooperatifinin kurulması
bulunmaktadır. Bu faaliyet, Eylem Planında Türkiye’deki kadın kooperatiflerine, hatta genel olarak
kadınlara değinilen tek bölümdür (Duguid ve arkadaşları, 2015:34).
Ülkemizde Kadın Kooperatifleri öncelikle deprem bölgesi Kocaeli, İzmit başta olmak üzere
İstanbul’da da örgütlenmeye başlamıştır. Daha sonra Doğu ve Güneydoğu bölgeleri ve tüm
Türkiye’de örgütlenmişlerdir (Özdemir, 2008:204). Bugün ülkenin her tarafına yayılmış olarak farklı
faaliyet alanlarına sahip kadın kooperatifinden bahsedilmektedir. Sayıları gün geçtikçe artmaktadır.
Yapılan bir çalışmada 2005 yılında kadın kooperatifleri sayıları 36 iken günümüzde nerdeyse üç
katına çıkmıştır (Özdemir, 2005:74). Türkiye’de kadın kooperatiflerin mevcut durumunu (2015)
belirlemek amacıyla gerçekleştirilen çalışmanın bulgularına göre 63 kadın kooperatifinin aktif,
47’sinin faaliyet halinde 48’inin inaktif, 14’ünün büyüme göstermekte olduğu ve 2’sinin kurulma
aşamasında olduğu görülmektedir (Tablo 2.). Çalışmadan elde edilen bu verilere göre aktif kadın
kooperatifi sayısı (63) yüksek bir rakam olmasa da, kooperatiflere yönelik ilgi ve olanak olduğuna
işaret etmektedir (Duguid ve diğerleri, 2015).
Tablo 2. Türkiye’de Kadın Kooperatiflerinin Durumu
Durum
Kadın kooperatiflerinin sayısı
Başlangıç
2
Faaliyet halinde
47
Büyüyor
14
Aktif
63
İnaktif
10
Fesih sürecinde
8
Kapandı
20
İnaktif
38
Toplam
101
Kaynak: Türkiye’de Kadın Kooperatiflerinin Mevcut Durumu (2015). http://documents.worldbank.org.
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) :77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
86
Kadın kooperatifleri genelde İşletme kooperatifi biçiminde kurulmaktadır. Ev eksenli çalışanlar ise
Küçük Sanat Kooperatifi biçiminde örgütlenmeyi tercih etmektedirler. Bunun yanında konut,
yayıncılık, üretim ve pazarlama, yardımlaşma kooperatifleri de kurulmuştur. Kadınlar bu
kooperatiflerde çeşitli el ürünlerinin değerlendirilmesinden, ev yemekleri ve yöresel yemekler
yapımı, kuaförlük hizmetleri, kadın ve çocuk merkezleri kurulmasının yanında sosyal ve sanatsal
açıdan desteklere kadar birçok faaliyette bulunmaktadırlar (Özdemir ve Yılmaz, 2011: 74).
Kadın kooperatifleri ile ilgili yapılan çeşitli çalışmalarda gerek ülkemizde gerekse yabancı ülkelerde
kadın kooperatiflerin yasal, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan benzer sorunlarla karşılaştıkları
belirtilmektedir. Kadın kooperatiflerinin kurulması ve işletilmesi aşamasında sermaye ile ilgili
sorunlar, yasal güçlükler, yüksek yasal ve idari harçlar ve destek bulamamak gibi bürokratik, toplum
cinsiyet rolleri çerçevesinde kadının aile içi sorumlulukları ve erkeğin baskın olması, iletişim
becerilerindeki sınırlılıklar, farklı kooperatifler arasındaki entegrasyonun yetersizliği ve ortakların bir
işletmeyi yürütecek, kooperatifi yönetecek becerilerinin düşük olması, kazançlarının yetersiz olması
gibi kültürel, ayrıca derin yoksulluk, sosyo-kültürel normlar ve işsizlik gibi yerleşik ve yaygın diğer
toplumsal sorunlar bulunmaktadır (Van Vliet, 2006:6-7;Özdemir, 2008:207; Duguid ve arkadaşları,
2015:34; Mayoux, 1995:221; Koutsou ve diğerleri, 2003:53 ).
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012-2016 yılı Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planının 3.7
No’lu eylemi çerçevesinde kadınların girişimcilik kabiliyetlerinin arttırılması ve ekonomide bir aktör
olarak yer almalarının sağlanması için kooperatifler çatısı altında örgütlenmeleri yönünde
çalışmalarda bulunmaya başlamıştır. Bu kapsamda Bakanlık 2012 yılında “Kadın Kooperatifleri
Tanıtım ve Kapasite Geliştirme Projesi” adı altında süresiz bir çalışma başlatmıştır. Projenin en
önemli amaçlarından birisi kooperatifler aracılığıyla kadın istihdamının arttırılması ve gizli kadın
emeğinin değerlendirilerek ekonomiye katılımının sağlanması, kadınların kooperatifler aracılığı ile
ekonomik özgürlüğüne kavuşmasının sağlanması olarak belirtilmiştir. Bakanlık kadın kooperatifleri
için “Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ana sözleşmesi”ni yayınlamıştır. Bu sözleşme de
diğer kooperatiflerden farklı olarak “üretim becerisinin” geliştirilmesine vurgu yapılmıştır (KEİG,
2015:13).
Türkiye’de, son 10 yılda, pek çok aktörü kapsayan geniş bir sosyo-politik çevrede kadın
kooperatifinin kadının kalkınması açısından geçerli, işlevsel ve etkin bir model olduğu yönünde
genel bir uzlaşı oluşmuştur. Kadınların ve farklı kadın gruplarının gelir, sosyo-ekonomik hayata
katılım, istihdam ve örgütlenmeye yönelik arayışlarını yönlendirebilecekleri bir model olarak, kadın
grupları arasında giderek daha sık gündeme gelmektedir. Aynı şekilde, devlet, kalkınma örgütleri,
sosyal hareketler açısından, toplumsal cinsiyet konusundaki hedef ve vizyonlarını somut ve son-
odaklı olarak ifade edebilecekleri bir formül olarak görülmektedir. Kadın kooperatifi ve kadın
kooperatifleşmesinin yaygınlaşması ve popülerleşmesi, kooperatif modelinin tek tek bu aktörlerin
tercihlerini yansıtmasının ötesinde, tüm bu tarafları buluşturabilecek bir uzlaşı gibi algılanmaya
başlanması ile ilişkilidir. Bu hali ile, kadın kooperatifçiliği, farklı aktörlerin çeşitli arayış ve
girişimlerini eklektik şekilde bir araya toplayan, uygulamada geride pek çok da belirsizlik bırakan
parçalı ve kadın odaklı kalkınma vizyondur (KEİG, 2015:15).
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) : 77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
87
SONUÇ
Kooperatif kavramı, bugün geldiğimiz noktada, ilk çıkış nedeni olan ekonomik ihtiyaçlarının
karşılanması fikriyle artık tanımlanmamakta, kavrama sosyal, kültürel ve siyasal değişimler
çerçevesinde farklı anlamlar da yüklenmektedir. Bu bağlamda yepyeni bir sosyal yapı ve yaşam
biçimi hareketi olarak “mahalle kooperatifleri”, yeni ve sürdürülebilir gelişmeye dayalı bir toplumsal
yapı oluşturmaktadır. Başka bir ifade ile kooperatifler, yeni bir medeniyetinin oluşumunda stratejik
bir görev alabilirler ve 21.yy’ın kronik sorunlarının çözümünde anahtar rol üstlenebilirler (Kanlı,
2016:28).
Küresel bir sorun haline gelen kadın yoksulluğunun mahrumiyetler, dezavantajlı konum ve
toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri gibi farklı sınırlılıklar açısından ele alınması gerekmektedir. Bu
çerçevede, kadın-erkek, anne-çocuk ve çocuk-ebeveyn ilişkileri, toplumsal, siyasal ve ekonomik
alanlardaki ayrımcılıkların ortadan kaldırılması ve bunlara nelik olarak sosyal politikaların
yapılandırılması ve uygulamaya konulması, eğitim fırsatların kadınlar tarafından ulaşılabilirliğinin
arttırılması, kadınların geleneksel ilişki ağlarının pençesinden kurtarılması üzerinde önemle
durulması gereken konular olarak görülmektedir (Açıkgöz,2010:58-59).
Kadın yoksulluğuyla mücadele aracı olan sosyal yardımların, kadınların yaşadığı yoksulluğu
hafifletmede önemli bir yeri olmasına rağmen, kadınların kamusal ve özel alandaki toplumsal
konumlarına ilişkin ciddi bir etkisini görmek mümkün olamamaktadır (Şener, 2012:63). Kadın
kooperatifleri kuruluş amaçları ve vizyonları doğrultusunda yoksulluk çeken, sosyal hizmetlere
ulaşmakta güçlük yaşayan kadınların yardımlaşma ve güçlenme temelinde örgütlenmelerini
sağlamaktadır. Böylece gerek kamusal gerekse özel alanda kadınların yapısal sorunlarının daha
kolay ve etkin çözümü gerçekleştirilebilmektedir.
Yoksulluğu azaltma ve sosyal hizmet perspektifi ile çalışan kadın kooperatifleri, pek çok kadın için
sosyal hayata katılımda ilk adımı oluşturmaktadır. Kurumlar, haklar, sosyal ağlar ve hizmetlere
erişimde kadınlar açısından önemli bir araç konumundadırlar. Bu nedenle, bu kooperatiflerin kadın
bakış açısına sahip, kadınların ihtiyaçlarını karşılamaya ve toplumsal görünürlülüklerini arttırmaya
yönelik çok amaçlı girişimler olarak kurulması gerekmektedir.
Yerel kalkınma yaklaşımına sahip kadın kooperatifleri, kadınların üretimde bulundukları alanlar için
üretime dönük ve kadınların ihtiyaçlarına yönelik tüketim, sosyal hizmet ve eğitime dönük kapsamlı
örgütlenmeler haline gelme potansiyeline sahiptir. Bu noktada, yereli tanıyan ve yerelde kadınlarla
yakın ilişkileri bulunan kadın örgütlerinin oluşturulması yada Sivil Toplum Örgütlerinin ağırlıkları
olarak bu alanlarda kritik rolleri üstlenmeleri önemlidir.
İster toplumsal yarar, ister istihdam yaratmak ya da üretim yapmak amacıyla kurulmuş olsunlar,
kooperatifler her durumda kadınlar için bir etkileşim, fırsatlara erişim ve dayanışma imkan
sağlamaktadır. Kooperatif çatısı altında farklı yeteneklere sahip kadınların bir araya gelerek ortak
bir kapasite oluşturabilmeleri, ülkelerin sosyal ve ekonomik yönden kalkınmalarına büyük faydalar
sağlayacaktır. Bu bağlamda, ekonomik yönden ayakta durabilen kadınlar ailesine, yaşadığı
toplumsal çevreye ve ülkesine daha faydalı bir birey olarak toplumsal hayatta hak ettiği yeri
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) :77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
88
alabilecektir. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen eğitim, sağlık, mülk edinme, kredi kullanabilme ve
kaynaklara erişimde yaşanan cinsiyet eşitsizlikleri kadınların kooperatiflere katılımlarını sınırlayan
faktörler olarak halen önemini korumaktadır (ILO, 2015:7).
Genel bir değerlendirmeyle kooperatifler, özellikle kadınların bulunduğu topluma verimli hizmet
vermesini sağlamaktadır. Kooperatiflerin, kadınların toplumda tanınması ve aile içinde de ekonomik
bağımlılığının azaltılması fonksiyonun yanı sıra, uygulanacak çeşitli programlar aracılığıyla kadınların
sosyal ve ekonomik alanda güçlendirilmesinde ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında çok
önemli bir rol oynadığını söylemek mümkündür. Sonuç olarak kadın kooperatiflerinin kadınların
yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde yoksulluğun azaltılmasında ve işgücüne katılımlarının
arttırılmasında en önemli çözüm araçlarından biri olduğu ifade edilebilir.
KAYNAKLAR
Açıkgöz, Reşat (2010). “Kadın Yoksulluğu Üzerine Bir İnceleme.” Yardım ve Dayanışma, Cilt:1 sayı:2 ss:45-60.
Açıkgöz, Reşat ve Yusufoğlu, Ömer Ş. (2012). “Türkiye’de Yoksulluk Olgusu ve Toplumsal Yansımaları.” İnsan
ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, Cilt:1 Sayı:1 ss:76-117.
Aşık, Güneş A. (2013). “Kalkınma planı ve ‘Türkiye’yi Kadınlar Büyütebilir mi?’ Sorusu.” Değerlendirme Notu.
TEPAV Politika Notları http://www.tepav.org.tr (12 Eylül 2017).
Bradshaw, Sarah ve Linneker, Brain (2003). Challenging women's poverty: Perspectives on gender and
poverty reduction strategies from Nicaragua and Honduras.” CIIR-ICD Briefing, CIIR-ICD London.
COPAC-The Committee for the Promotion and Advancement of Cooperatives (2015). Cooperatives, Women
and Gender Equality.” http://www.copac.coop/wp-
content/uploads/2015/07/COPAC_PolicyBrief_CoopsWomen.pdf
Duguid, Fiona; Durutaş, Gökçen; Wodzicki, Michael (2015). “Türkiye’de Kadın Kooperatiflerinin Mevcut
Durumu.
Esim, Simel ve Omeira, Mansour (2009). “Rural women producers and cooperatives in conflicts settings in the
Arab States.” FAO-IFAD-ILO Workshop on Gaps, trends and current research in gender dimensions of
agricultural and rural employment: differentiated pathways out of poverty. Roma. İtalya.
EUROSTAT (2016). Employment Statistics.
http://ec.europa.eu/eurostat/statistics-
explained/index.php/Employment_statistics (28 Eylül 2015).
Gerşil, Gülşen (2015). “Küresel Boyutta Yoksulluk ve Kadın Yoksulluğu.” Yönetim ve Ekonomi, Cilt:22 Sayı:1
ss:159 181.
Gimenez, Martha E. (2004). Connecting Marx and Feminism in The Era of Globalization: A Preliminary
Investigation”. Socialism and Democracy, Cilt:18 Sayı:1 ss:85-105.
Günay, Gülay; Demirci Aksoy, Aybala ve Bener, Özgün (2016). “Dünyada Kadın Sorunları.” (ss.272 321) (Ed:
Aydın, F.), Günümüz Dünya Sorunları. Ankara, Pegem Akademi
Güzel, Simla (2011). “Kadın Yoksulluğu İle Mücadelede Dünya Bankası Ve Mikro Kredi Uygulaması: Türkiye
Açısından Bir Değerlendirme.” Azerbaycan Vergi Haberleri, Cilt:8 ss:7996.
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) : 77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
89
http://documents.worldbank.org/curated/en/931051485321696406/text/112242-WP-TURKISH-PUBLIC-
Rapor-TR.txt
http://koop.gtb.gov.tr/data/592ea2611a79f514ac499aad/TKR-2015-2017%200510-BASIM.pdf (22 Eylül
2017).
ILO (2002), Recommendation 193 Concerning the Promotion of Cooperatives.” http:// www.ilo.org (20 Eylül
2017).
ILO (2015). “Cooperatives and the Sustainable Development Goals A Contribution to the Post-2015
Development Debate A Policy Brief.
Kabaş, Tolga (2009). Gelişmekte Olan Ülkelerde Yoksulluğun Nedenleri ve Yoksullukla Mücadele.” Adana:
Nobel Kitap.
Kanlı, İ. Bakır (2016). “Sürdürülebilir Gelişmeyi Sağlamada Stratejik Bir Araç: Mahalle Kooperatifleri.” Çağdaş
Yerel Yönetimler, Cilt:25 Sayı:3 ss:1-34.
KEİG (Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimciliği) (2015). rkiye’de Kadın Kooperatifleşmesi: Eğilimler ve İdeal
Tipler. İstanbul Kayhan Matbaa
Koutsou, Stavriani, Iakovidou, Olga ve Gotsinas, Nicolas (2003). “Women’s Cooperatives in Greece: An On-
going Story of Battles, Successes and Problems.” Journal of Rural Cooperation, Cilt:31 Sayı:1 ss: 47-57.
Küçükali, Adnan (2013), “Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapının Kadınların Çalışma Hayatı Üzerine Etkileri:
Erzurum Örneği”, Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi. Cilt:1 ss:1-19.
Mayoux, Linda (1995). “Alternative Vision or Utopian Fantasy?: Cooperation, Empowerment and Women’s
Cooperative Development in India.” Journal of International Development, Cilt:7 Sayı:2 ss: 211-228.
Mori, Pier Angelo (2014) “Community and cooperation: the evolution of cooperatives towards new models
of citizens’ democratic participation in public services provision”, Euricse Working Paper n. 63|14.
Mülayim, Ziya Gökalp (2006). “Kooperatifçi Atatürk ve Kooperatifçilik”. Ankara, Yetkin Yayınları.
OECD (2012), “Poverty Reduction and Pro-Poor Growth: The Role of Empowerment”, OECD Publishing.
http://dx.doi.org/10.1787/9789264168350-en (10 Ağustos 2017).
Öz, Sumru (2010). “Kadın İstihdamını Artırmak, Ekonomik Araştırma Forumu ( EAF) Notu 10-11. ss:1-5,
https://eaf.ku.edu.tr/sites/eaf.ku.edu.tr/files/eaf_pn1011.pdf (16 Eyül 2017).
Özdemir, Gülen; Yılmaz, Emine (2011). “Kadın Girişimciliği ve Kooperatifler.” Uluslararası II. Trakya Bölgesi
Kalkınma - Girişimcilik Sempozyumu Bildiri Kitabı I, Kırklareli.
Özdemir, Gülşen (2008). “Günümüz Kooperatiflerinde Dönüşümün Örneği: Kadın Kooperatifleri”, Türk
Kooperatifçilik Kurumu tarafından 9-10 Ekim 2008 tarihinde düzenlenen XIX. Milletlerarası Türk
Kooperatifçilik Kongresinde sunulu bildiri, 2008
Öztürk, Mustafa; Çetin, Başak Işıl (2009). “Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk ve Kadınlar.” Yaşar Üniversitesi
Dergisi, Cilt:3 Sayı:11 ss:2661-2698.
Pekin+5 Siyasi deklarasyonu ve sonuç belgesi (2003). Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu (Türkçe-
İngilizce).” 2. Baskı Ankara:Cem Web-Ofset.
Ryder, Guy (2015). “Leveraging the cooperative advantage for women’s empowerment and gender equality.”
Cooperatives and The World of Work No.1. http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/---ed_emp/---
emp_ent/---coop/documents/publication/wcms_307217.pdf (2 Ekim 2017).
Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi,2018,53 (1) :77-90
Third Sector Social Economic Review,2018,53(1) :77-90
doi: 10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.18.02.865
90
Sakınç, Süreyya (2013). “Yerel Kalkınma Politikalarında Yerellik ve Katılımcılık” (ss:25 36). Yerel ve Bölgesel
Kalkınma: Küresel ve Yerel Bakış Açıları Doç. Dr. Süleyman Yaman Koçak’a Armağan (Ed:Özen, B. ve G. Şeker),
Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Celal Bayar Üniversitesi, Matbaa Birimi, Manisa.
Şen, Murat (2013). “İnsan Hakları Bağlamında Çalışma Hakkı.” Melikşah Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
MÜHFD Cilt:II Sayı:2 ss:13-37.
Şener, Ülkü (2012). “Kadın Yoksulluğu.” Mülkiye Dergisi, Cilt:36 Sayı:4 ss:51 67.
Şener, Ülkü(2009). Kadın Yoksulluğu, TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı), TEPAV
Değerlendirme Notu,
Şenses, Fikret (2001). “Küreselleşmenin Öteki Yüzü:Yoksulluk. İstanbul: İletişim Yayınları.
T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (2012). “Kooperatifçilik ve 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı.” Yayın No:96
http://koop.gtb.gov.tr (22 Eylül 2017)
T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (2016). “Türkiye Kooperatifçilik Raporu”. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü.
Tchami, Guy (2007). Handbook on Cooperatives for use by Workers’ Organizations (Vol. Cooperative
Programme) International Labour Office: Geneva.
Tolunay, Ahmet ve Akyol, Ayhan (2006). “Kalkınma ve Kırsal Kalkınma: Temel Kavramlar ve Tanımlar.”
Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi Seri: A(2), ss:116 127.
Turan, Nurcan (2002). “Kooperatif İşletmeler İşletmelerinin Ekonomik Ve Toplumsal Kalkınmayı
Gerçekleştirmede Başarı Sağlamalarında Etkili Olan Faktörler ve Bu Faktörlerin Türk Kooperatif İşletmeciliği
Açısından Ele Alınması.” Afyon Kocatepe Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt:4 sayı:2 ss:83 101.
Tutar, Filiz; Alpaslan, Cemile; Tutar, Erdinç ve Turgut Ahmet (2014). “Türkiye’de Yerel Kalkınmanın Yeni Aktörü
Üçüncü Sektör: Kooperatifler.” Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt:2 Sayı:1 ss:501 524.
TÜİK, (2016). “İstatistiklerle Kadın, 2015.” Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni, Sayı: 21519, 07 Mart 2016,
http://www.tuik.gov.tr (16 Eylül 2017).
TÜİK, (2017a). “İstatistiklerle Kadın, 2016.” Sayı:24643, 07 Mart 2017, http://www.tuik.gov.tr (16 Eylül 2017).
TÜİK, (2017b). “İstatistiklerle Yaşlılar, 2016”. Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni Sayı: 24644, 16 Mart
2017, http://www.tuik.gov.tr (16 Eylül 2017).
UN (United Nations) (2015), “The World's Women 2015. Trends and Statistics.
https://unstats.un.org/unsd/gender/chapter4/chapter4.html (12 Eylül 2017).
Van Vliet, Myfanwy (2006). “Networking Diversity Including Women and Other Under-Represented Groups
in Co-Operatives.” #06.01. Research Reports Series. Saskatchewan, Canada: Centre for the Study of
Cooperatives, Saskatchewan Üniversitesi.
World Bank (2011), “World Development Report 2012: Gender Equality and Development”, Washington, DC:
The World Bank.
Yıldız, Ecevit (2003). Toplumsal Cinsiyetle Yoksulluk İlişkisi Nasıl Kurulabilir? Bu İlişki Nasıl Çalışılabilir?”
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, Cilt:25 Sayı:4 ss:83-88.
... Kadın kooperatifleri bir "kalkınma çözümü" olarak son dönemlerde popülerleşmiş ve kadın kooperatiflerinin, kadınların kalkınması için işlevsel ve etkin bir model olduğu konusunda bir uzlaşıya varılmıştır (Anon, 2015;Aksoy & Günay, 2018 Kadın Kooperatifleri Birliği (SİMURG), kadın kooperatiflerini gereksinimleri temelinde hizmet geliştirmek için kadın grupları tarafından kurulan yapılar olarak tanımlamaktadır. ...
Article
Kapitalizme eklemlenme süreçleri dünyanın farklı bölgelerinde farklı şekilde gerçekleşmiş ve köylülüğün topraktan kopma süreci İngiltere’ye benzer biçimde işlememiştir. Fransa ve İsviçre gibi gelişmiş kapitalist ülkelerde de belirgin olan bu durum az gelişmiş kapitalist ülkelerde daha belirgin olmuş ve topraktan kopamayan bir kitlenin doğmasına neden olmuştur. 1950’li yıllardan itibaren çeşitli dönemler altında gelişim gösteren kırsal kalkınma, bahsi geçen kitlenin bulunduğu ülkelerde önemli bir kavram olarak öne çıkmaktadır. Çünkü o ülkelerde kırsal ekonomi, ülke ekonomisi içindeki yüksek payını halen korumaktadır. Kırsal kalkınma altındaki yaklaşımlar 1950’lerden başlayarak günümüze kadar çeşitli dönemler altında farklılaşmıştır. Özellikle 1980’ler itibariyle kadının da kalkınmaya dahil edildiği görülmektedir. 1990’lı yıllardan itibaren ise, kırsal kalkınma için önemli olan mikro krediler bir araç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yoksulluk küresel boyutta önemli bir sorun haline gelmiştir. Kadınların istihdama katılımı artmasına rağmen istenen düzeyde değildir ve kadın yoksulluğu ciddi bir sorun olarak dile getirilmektedir. Kadın istihdamı dünya genelinde marjinal, güvencesiz ve esnek istihdam biçimlerine kaymaktadır. Ayrıca istihdama katılımda kayıt dışılık oldukça yüksektir. Bu kayıt dışılığın kırsalda daha yoğun olması, kırsal kalkınmada kadınların önemini arttırmaktadır. Kadınların istihdam dışında özellikle sağlık ve eğitim gibi sosyal haklara erişimde ciddi sorunlar yaşadıkları bilinmektedir. Dayanışma ve işbirliğini amaçlayan kooperatifler ekonomik ve sosyal açıdan dezavantajlı grupların sorunlarını çözmek açısından önemli rol üstlenmektedirler. Kadın kooperatifleri de kadınların yoksulluğunun azaltılmasında ve kadınların güçlendirilmesinde önemli rol oynamaktadırlar. Bu çalışmada kırsal kalkınmada kadın kooperatiflerin önemi tartışılacak ve Türkiye özelinde değerlendirme yapılacaktır.
... Kadının iktisadi hayatta var olabilmesinin önemli araçlarından biri de kadın kooperatifleridir. Ekonomik hayatta var olurken aynı zamanda yalnız kalmadan ve daha az risk alarak etkin olmanın yolu kadın kooperatifleridir (Aksoy & Günay, 2018). Kadın kooperatifleri, kadınların hem iş birliği çerçevesinde iş hayatında var olmasını sağlamakta hem de sosyal yaşamda aktif rol almasına yaramaktadır. ...
Full-text available
Article
zet Bacıyân-ı Rûm teşkilatı Anadolu'nun ilk kadın birliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Girişimciliğin desteklenmesi, mesleki ve kişisel eğitimler verilmesi, iş birliği kültürünün aşılanması, meslek icra eden kadınlara destek olunması ve sosyal yardımlaşma alanlarında faaliyet göstererek kadınların sadece evde değil aynı zamanda iktisadi hayatta da yer almalarına öncülük etmişlerdir. Bu bağlamda TOBB tarafından illerde kadın girişimciliğinin arttırılması ve kadın girişimciliğinin önemi ile ilgili farkındalık yaratılması için oluşturulan Kadın Girişimciler Kurulları ile pek çok alanda benzerlikler göstermektedir. Bu çalışma kapsamında 81 ilde yer alan kadın girişimciler kurullarından araştırmaya katılmak isteyen 32 başkan ile online görüşme yapılarak kadın kooperatifleri bağlamında kadın girişimini destekleme ile ilgili faaliyetleri tartışılmış, bu kapsamda kurulların Bacıyân-ı Rûm teşkilatı ile olan benzerlik ve farklılıkları tespit edilmiştir. Elde edilen veriler Atlas.ti nitel veri analiz programı ile tematik analize tabi tutularak sonuçlar karşılaştırmalı olarak aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bacıyân-ı Rûm, Kadın Girişimciliği, Kadın Kooperatifi. Abstract The Bacıyân-ı Rûm organization is the first women's union in Anatolia. They have pioneered the participation of women not only at home but also in economic life by operating in the fields of supporting entrepreneurship, providing vocational and personal training, instilling a culture of cooperation, supporting women in the profession, and social assistance. In this context, it shows similarities in many areas with the Women Entrepreneurs Boards established by TOBB to increase women's entrepreneurship in the provinces and to raise awareness about the importance of women's entrepreneurship. Within the scope of this study, 32 chairwomen from the women entrepreneurs boards in 81 provinces who wanted to participate in the research were interviewed online and their activities related to supporting women's initiatives in the context of women's cooperatives were discussed, and in this context, the similarities and differences of the boards with the Bacıyân-ı Rûm organization were determined. The obtained data were subjected to thematic analysis with Atlas.ti qualitative data analysis program and the results were transferred comparatively.
Article
Kadın üreticiler tarımsal üretimin her aşamasında yer almaktadır. Ancak tarımsal örgütlenme ve tarımsal pazarlama konularında yeteri kadar yer almamaktadırlar. Bu çalışma ile kadın çiftçilerin tarımsal örgütlenme konusundaki bilinçlerinin ve tarımsal kooperatiflerde yönetime katılma isteklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada Çanakkale ili Merkez ilçesinde en fazla tarım işletmesinin bulunduğu Kumkale köyü gayeli olarak seçilmiştir. Örnek hacminin belirlenmesinde oransal örnekleme yöntemi kullanılarak 80 kadın çiftçi ile anket yapılmıştır. Bu köydeki kadınlarla yapılan anket çalışması verileri Mann Whitney U testi ile analiz edilmiştir. İlave olarak verilerin analizinde temel tanımlayıcı istatistiklerden ve likert ölçekli sorulardan da yararlanılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlarına göre kadın üreticiler kooperatif yönetimine katılım sağlamada isteklidirler. Kadın üreticiler başarılı kooperatifleri inceleyerek bu konudaki bilgilerini artırmak istemektedirler. Bu bağlamda yakın bölgedeki başarılı kooperatiflerde teknik incelemelerin yapılması ve bölgede kooperatifçilik eğitimlerinin verilmesi önerilmektedir.
Full-text available
Thesis
Küresel ekonomide yaşanan büyük refah artışına rağmen yoksulluk dünyanın en önemli sorunlarından birisidir. İki milyar sekizyüz milyon insan Dünya Bankası tarafından belirlenen günlük 2 ABD doları olan yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Küresel ekonomide bir yandan giderek artan zenginlik gözlemlenirken, diğer yanda şiddetli ve geniş çaplı bir yoksulluk yaşanmaktadır. 1990’lı yıllarda küresel yoksulluğu açıklamak için kullanılan Kuzey-Güney yarım küreler ayrımına dayanan dünya görüşü değişmiştir. Uluslararası sistemdeki değişimden dolayı küresel yoksulluğu açıklamak için iki farklı ve birbiriyle yarışan perspektif ortaya çıkmıştır. Bu perspektiflerden birisi “Bretton Woods”, diğeri ise “Birleşmiş Milletler” yaklaşımıdır. Bretton Woods yaklaşımında yoksulluk gelir yoksulluğu olarak tanımlanır, genellikle parasal göstergelerle (kişi başına düşen milli gelir, reel ücret, işsizlik oranı, yoksulluk sınırı, kafa sayım oranı gibi) ifade edilir. Birleşmiş Milletler yaklaşımında ise yoksulluk tanımı Amartya Sen’in Kapasite yaklaşımına dayanır ve çok boyutludur. Bu yaklaşımda yoksulluk insani yoksulluk olarak tanımlanır, genellikle parasal olmayan göstergelerle (okula kayıt oranı, okur-yazarlık oranı, ortalama yaşam süresi, bebek ve çocuk ölümleri gibi) ifade edilir. Bu tez çalışmasında yoksulluk iki yaklaşım kullanılarak da incelenmiştir. Bu çalışmada yoksulluk incelenirken Bin Yıl Kalkınma Hedefleri, İnsani Gelişme ve Yoksulluk Endeksleri, yoksulluk sınırları (gıda, gıda ve gıda dışı, günlük 1 ABD doları gibi) ve gelir dağılımı verileri birlikte kullanılmıştır. Bu amaçla Dünya Bankası’nın, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun elektronik veri dağıtım sistemlerinden 2004-2005 yılına kadar olan verileri indirilmiş ve kullanılmıştır. Bu çalışmada yoksulluğun nedenleri detaylı bir biçimde incelenmektedir. Yoksulluğun en önemli nedenleri arasında gelişmekte olan ülkelerin zayıf kurumsal ortamlarında uygulanan neoliberal politikalar, küçük büyüme oranları, yüksek enflasyon, büyük ve sürdürülemeyen bütçe açıkları ve dış açıklar gibi makroekonomik istikrarsızlığa yol açan sorunlar bulunmaktadır. Yoksul insanların sahip olduğu yetersiz fiziki ve beşeri sermaye, kredi piyasalarındaki aksaklıklar ve yüksek doğurganlık oranları yoksulluğun en önemli mikroekonomik nedenleri olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde görülen demokrasi açıkları, hak ve özgürlüklerin sınırlanması ve insan hakları ihlalleri yoksulluğun yönetimsel ve yasal nedenleri arasında sayılmaktadır. Bu çalışmada 24 gelişmekte olan ülkenin yoksulluk düzeyleri iki farklı yöntemle çok boyutlu olarak hesaplanmış ve ülkeler arasında sıralamalar yapılmıştır. Bu ülkelerin yoksulluk düzeylerinin ölçülmesinde 10 farklı gösterge kullanılmıştır. Bu göstergeler arasında parasal olmayan göstergeler (okur-yazar olmayanların oranı, doğumda yaşam beklentisi, yetersiz beslenenlerin oranı vs.) ağırlıktadır. Yoksulluk düzeylerinin ölçülmesinde kullanılan ilk yöntem Anand-Sen’in (1997) geliştirdiği İnsani Yoksulluk Endeksinde kullanılan yöntemdir. İkinci yöntem ise Borda kuralıdır. İki farklı yöntemle çok boyutlu olarak yapılan ölçüm sonuçlarından elde edilen sıralamalar ülkelerin gelir sıralamasından farklıdır. Türkiye ülkeler arasında yapılan sıralamalarda ön sıralarda yer almaktadır. Gelir dağılımı, siyasi istikrarsızlık ve şiddet oranı, kanunlara uyulmama oranı gibi sosyal göstergeler kullanıldığında bile Türkiye 24 ülke arasında ön sıralarda yer almaktadır. Türkiye’nin yoksulluk profili incelendiğinde yoksulluğun hanehalkı büyüklüğüyle doğru orantılı, eğitim düzeyiyle ters orantılı olarak değiştiği saptanmıştır. Türkiye’de en riskli ve kırılgan gruplar arasında özürlülerin, çocukların ve emeklilerin yer aldığı; eğitim ve istihdam alanlarında, merkezi ve yerel karar verme süreçlerinde ve sosyal yaşantımızda oldukça büyük bir cinsiyet eşitsizliğinin bulunduğu görülmüştür. Türkiye’de her dört çocuktan birinin yoksul olduğu tahmin edilmektedir. Eğer, çocuk yoksulluğu önlenemez ise, yoksulluğun gelecek nesillere transfer edileceği öngörülmektedir.
Full-text available
Article
Even though the concept of sustainability was used in the field of forestry in the 1700s and since then it has created a global agenda, it is a concept as old as the history of humanity. The relationship between cell and organ health applies to the relationship between social structure and administrative system as well. Therefore, neighborhood, which is considered the smallest building block, is the first and the most important requisite of creating healthy and livable spaces. However, in order to ensure sustainable development, there is a need for a mechanism, where people sharing a collective space can establish social, economic, and administrative consociations. We believe that this mechanism is 'neighborhood cooperatives'. This paper suggests the concept of 'neighborhood cooperative' which can assume a strategic role using SWOT analysis method.
Full-text available
Article
ZET Kırsal ve kentsel çevrede bulunduğuna bakılmaksızın tüm toplumlar değişmektedir. Kalkınma, bulunulan durumdan ya da bir önceki konumdan hareket ederek, değişime girmeyi öneren dinamik bir kavramdır. Kalkınma üzerinde en çok tanım yapılan kavramlardan biri olup, bir ülkenin yapısal niteliklerinin olumlu yönde değişimidir. Kalkınma sürecinin üç elemanı bulunmakta ve bunlar ülkelerin kalkınma uğraşlarında eş zamanlı olarak yürütülmektedir. Bu elemanlar; (1) Ekonomik Kalkınma, (2) Sosyal Kalkınma, (3) İnsan Kalkınması, olmaktadır. Kırsal kalkınma; insan yaşamına olumsuzluklar getiren kırsal çevre koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalardır. ABSTRACT All societies, rural and urban are changing all the time. Development is so closely associated with some form of action or intervention to influence the entire process of social change. Much has been written about the process of development, and the approaches which developing nations should adopt in order to develop. Reviewing this literature it can be concluded that a process of developments should contain tree main elements, as; (1) Economic Development, (2) Social Development, (3) Human Development. Rural development is defined as those institutions, activities and linkages that combine to improve the economic and social well-being of people in rural communities.
Book
Empowerment of those living in poverty is both a critical driver and an important measure of poverty reduction. It is the decisions and actions of poor people themselves that will bring about sustainable improvements in their lives and livelihoods. Inequitable power relations exclude poor people from decision-making and prevent them from taking action. Sustainable poverty reduction needs poor people to be both the agents and beneficiaries of economic growth - to directly participate in, contribute to and benefit from growth processes. Strengthening poor people's organizations, providing them with more control over assets and promoting their influence in economic governance will improve the terms on which they engage in markets. This economic empowerment combined with political and social empowerment will make growth much more effective in reducing poverty. This report aims to build donor understanding of empowerment and how best to support it.
Article
Kuresellesme sureciyle birlikte tum dunya da gorulen refah ve zenginligin aksine yoksullugun daha da derinlestigi yapilan uluslararasi arastirmalarla belirlenmistir. Gunumuzde insan ihtiyaclarinin maddi boyutla sinirli olmadigi, manevi nitelikteki boyutlarinin da bulundugu gercegi goz ardi edilemez. Yoksulluk taniminin, soz konusu maddi nitelikte olmayan ihtiyaclarin tatminini de icermesi, durumu daha da karmasik hale getirmekte ve yoksullugun tam bir taniminin bulunamamasi zamana ve mekana gore, ya da cok boyutlu acidan ele alinmasina gore farkliliklar gostermesinden kaynaklanmaktadir. Insan haklari cercevesinde; insan olmanin geregi olan, yasam ve ozgurluk hakki basta olmak uzere saglik, egitim, yiyecek, barinma ve toplumsal hizmetleri de icine alan; saglikli bir yasam; yasanin koruyuculugundan esit olarak yararlanma Insan Haklari Evrensel Bildirisinin temellerini olusturmaktadir. Yoksulluk sorununun kuresel boyutta bir olgu olarak, sahip olunan bu haklari tehdit ettigi gorulmektedir. Ozellikle, yoksullugun siddetini yogun olarak hisseden dezavantajli guruplar arasinda kadinlar icin bu durum kacinilmazdir. Kadinlar acisindan, isgucu piyasasina katilimin dusuk olmasi ve egitim imkânlarinin cok sinirli olmasi, toplumsal cinsiyet rollerinin bicimlendirdigi kadin olma durumu, geleneksel kadin rol modeliyle yetistirilmek, kadina gelir elde etmek icin yeterli zaman kalmamasi insan haklarindan sinirli yararlanmalarina neden olmaktadir. Isgucu piyasanin kadinlara yonelik ayrimci tutumlari da kadin yoksullugunu artirmaktadir. Butun bu faktorler, kadin yoksullugunu agirlasmasina ve kusaklar boyunca surmesine, kalicilasmasina neden olmaktadir. Bu baglamda, kadin yoksullugunu azaltabilecek en onemli unsur ise, kadinlarin calisma hayatina daha fazla dâhil edilmesine (katilmasina) iliskin sosyo-ekonomik politikalardir. Bu aciklamalarin isiginda, yoksulluk olgusu ve kadinin yoksullugu kavramlari ve onemi aciklandiktan sonra kadin yoksullugunun nedenleri tesbit edilerek kadin yoksullugunun ulkemizde ve dunyada hangi boyutlarda oldugu ve buna yonelik uygulanabilecek istihdam ve sosyal politikalara yer verilecektir.
Article
The community cooperatives that are spreading today in many parts of the world are the arrival point of an evolutionary process that has seen the progressive shift of cooperatives' focus from specific social and professional groups to society as a whole. This evolution is marked by two changes. The first was at the turn of the 19th century when there made their appearance the first community cooperatives which catered to the needs of a whole community. Among them were electric cooperatives, cooperative banks and some kinds of agricultural cooperatives. A further development relevant to the evolution of community cooperatives occurred towards the end of the last century with the enlargement of cooperatives' aims to embrace society's benefit. From this process there emerge in total four categories of cooperatives which taken together constitute a complete classification of the cooperative universe. New community cooperatives are the off-springs of the old ones but the picture is rather confused. The term itself is relatively new and similar institutions are named differently at different times. Moreover, though having a few basic features in common, they differ much from one another and from the old ones. To take care of this we elaborate a concept of community cooperative consistent with its evolution and the classification of cooperatives we have identified. Basic elements of the concept are community goods, territory and citizenship, which are discussed extensively with reference to factual cases. We then discuss in what way new community cooperatives differ from old ones. The paper closes with a discussion of their future prospects.