ChapterPDF Available

Türkiye’de Sendikalaşmanın Tarihsel Gelişimi

Authors:

Abstract and Figures

Etkinliği ve popülaritesi zaman içinde dalgalı bir seyir izlese de Sendika; çalışma hayatındaki rolünün yanı sıra, demokrasi, sosyal devlet anlayışı, bireysel ve kolektif hakların gelişmesi ve daha pek çok alanda toplumsal hayata yaptığı katkılardan dolayı İnsanlığın tarih boyunca teşkilatlandırdığı en büyük ve en önemli örgütlerden biri olmaya devam etmektedir. Bu makalede, dünyada sendikaların ilk ortaya çıktığı dönemin çalışma ve yaşam koşulları betimlenmeye çalışılarak sendikaların ortaya çıkış nedenleri ve bir sendikanın yerine getirmesi gereken temel işlevlerine kısaca değinildikten sonra, Türkiye'de sendikalaşmanın tarihsel gelişimi ve çalışma hayatı üzerindeki etkileri incelenecektir.
No caption available
… 
Content may be subject to copyright.
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
198
8
Türkiye’de Sendikalaşmanın Tarihsel Gelişimi
Murat PIÇAK
Hamza KADAH
Özet
Etkinliği ve popülaritesi zaman içinde dalgalı bir seyir izlese de Sendika;
çalıĢma hayatındaki rolünün yanı sıra, demokrasi, sosyal devlet anlayıĢı,
bireysel ve kolektif hakların geliĢmesi ve daha pek çok alanda toplumsal
hayata yaptığı katkılardan dolayı Ġnsanlığın tarih boyunca teĢkilatlandırdığı
en büyük ve en önemli örgütlerden biri olmaya devam etmektedir. Bu
makalede, dünyada sendikaların ilk ortaya çıktığı dönemin çalıĢma ve
yaĢam koĢulları betimlenmeye çalıĢılarak sendikaların ortaya çıkıĢ nedenleri
ve bir sendikanın yerine getirmesi gereken temel iĢlevlerine kısaca
değinildikten sonra, Türkiye‟de sendikalaĢmanın tarihsel geliĢimi ve
çalıĢma hayatı üzerindeki etkileri incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: ĠĢçi sınıfı, sendikal haklar, sendikalaĢma
Jel Kodları: J01, J21, J51, K31
Giriş
Ġnsanoğlunun, avcı toplayıcı yaĢam biçimini terk edip yerleĢik hayata adım
atmasıyla baĢlayan ve belli baĢlı sorunların çözümünü kolaylaĢtırmaya
yönelik ilk basit örgütlenme biçimleri; insan toplumlarıyla paralel bir
dönüĢüm evresinden geçerek bugünkü çeĢitliliğe ve karmaĢıklığa ulaĢmıĢtır.
ġüphesiz sendikalar da çalıĢma hayatındaki belirleyici rolünün yanı sıra,
demokrasi, sosyal devlet anlayıĢı, bireysel ve kolektif hakların geliĢmesi ve
yaygınlaĢması vb pek çok alanda yaptığı katkılardan dolayı bu örgütlerin en
büyük ve en önemlilerinden biri haline gelmiĢtir. Sendikalar, yasalar
çerçevesinde üyelerini, iĢletmeye ve hükümete karĢı temsil etme, mesleki
ve kiĢisel geliĢimlerini sağlama, sosyal, ekonomik ve özlük haklarını
koruma, hukuki zeminde haklarını gözetip koruma, üyeleri arasında
yardımlaĢma ve dayanıĢmayı sağlama gibi faaliyetlerde bulunurlar.
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
199
Sendika, üyelerinin karĢılıklı anlaĢma yoluyla çıkarlarını koruyan ve
yönetime karĢı üyelerini; çalıĢma koĢulları, çalıĢma saatleri, ücret gibi
konularda temsil eden kurumdur. Bu nedenle iĢverenler, maaĢlarda, çalıĢma
Ģartlarında ve saatlerinde değiĢikliğe gidecekleri zaman çalıĢanlar adına
sendikanın yasal temsilcileriyle muhatap olurlar. Söz konusu alanlardaki
mevcut durumdan veya iĢverenin yaptığı herhangi bir değiĢiklikten memnun
olmayan çalıĢanlar, sendika kararıyla ve hukuki mesuliyet üstlenmeksizin iĢ
yavaĢlatma, grev ve baĢka yöntemlerle taleplerine ulaĢmak için yönetime
veya siyasi otoriteye baskı yapabilirler.
1. Sendikanın Tanımı Ve Tarihsel Gelişimi
Sendika ismi köken itibariyle Eski Yunancadaki sýndikos veya Latincedeki
syndicus‟tan Fransızcaya „‟Syndic‟‟ Ģeklinde geçen ve Antik Yunan ve
Roma Ģehir devletlerinde Ģehrin yönetim kademesinde görev alan ve
günümüz belediye encümenine benzer görevleri ifa ettiği düĢünülen kamu
görevlilerini tanımlamak için kullanılıyordu. „‟Syndicat‟‟ terimi ise Syndic
olarak tanımlanan kiĢinin makamını ve onun iĢlevlerini ifade etmek için
kullanılmıĢtır. Fransızcada Syndic; güvenilir kimse, Syndicat ise birlik (ve
tabi sendika) anlamında kullanılmaktadır. Türkçeye Fransızcadan, iĢçi
örgütlenmesini (Fransızcada olduğu gibi) ifade etmek üzere alınmıĢtır.
Sendikayı tanımlayacak olursak; "iĢçilerin ve iĢverenlerin çalıĢma
iliĢkilerinde ortak, ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve
geliĢtirmek için iĢçiler tarafından serbestçe kurulan, demokratik ilkelere
uygun olarak faaliyette bulunan bağımsız, özel hukuk kapsamındaki
kurumdur. Sendika kavramı için literatürde çeĢitli tanımlamalar mevcuttur
ancak biz kabaca; „‟ĠĢçilerin haklarını ve çıkarlarını korumak ve yeni haklar
kazandırmak amacıyla, yine iĢçiler tarafından oluĢturulan örgütlerdir‟‟
Ģeklinde öz bir tanımlama yapabiliriz.
SendikalaĢmada temel amaç, ücretin rekabet aracı olmaktan çıkarılması,
iĢçi-iĢveren arasında bireysel sözleĢmeler yerine toplu sözleĢmelerin
yapılması ve iĢçilerin daha düĢük ücretle çalıĢmayı kabul ederek birbirlerine
rakip olmalarını önlemek amacıyla; ücretlerin, çalıĢma sürelerinin ve
çalıĢma Ģartlarının standart hale getirilmesiydi (Kozak, 1992).
Sendika özellikleri taĢıyan ilkel örgütler itibarıyla iĢçi teĢkilatları, ilk
çağlardan itibaren kendini gösterse de modern anlamda sendika tarihini,
kapitalizmin ilk geliĢmeye baĢladığı yer olan on dokuzuncu yüzyıl
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
200
Ġngiltere‟sinden baĢlatmak mümkündür. Sanayi devrimiyle birlikte
makineleĢmenin getirdiği verimlilik sonucu, üretimdeki nitel ve nicel artıĢla
birlikte muazzam bir emek sömürüsü baĢ göstermiĢ, iĢçiler, çok düĢük
ücretlerle ve günde 16 saate varan süre boyunca çok ağır Ģartlarda çalıĢmak
zorunda bırakılmıĢtır.
Marx, (1867)‟ın Dönemin emek cenneti kabul edilen Belçika‟nın;
Cezaevleri Ve Hayır Kurumları Genel Denetmeni ve Merkez Ġstatistik
Komisyonu üyesi M. Ducpetiaux‟un „‟Budgets economiques des classes
ouvrieres en Belgique‟ eserindeki verilerden yararlanarak bir tablo
hazırlamıĢtır. Ücret düzeyi ile belli baĢlı sınıfların (Marx sadece iĢçi, asker
ve mahkûmlara yer vermekle yetinmiĢtir.) gıda tüketimini gösteren bu
tabloya göre: Hasta üyesi olmayan, 4 üyesi çalıĢan 6 kiĢilik sağlıklı bir
ailenin toplam kazancı, 6 mahkûmun salt gıda giderlerinden daha düĢüktür.
Dolayısıyla bu aile hem aĢırı çalıĢmaya hem de bu çalıĢma temposuna
rağmen yetersiz beslenmeye mahkûmdur.
SendikalaĢma öncesi dönem, kötü koĢullarda ve aĢırı çalıĢma kaynaklı
sayısız iĢçi ölümleri ve iĢ kazalarıyla doludur. Marx‟ın "ölesiye çalıĢma"
ifadesiyle tanımladığı bu olguyu Kapital 1.Cilt‟te aktardığı, ilki çalıĢanın,
ikincisi ise baĢkalarının ölümüyle sonuçlanan farklı sektörlerde iki örnekle
özetlemeye çalıĢalım. 1. olay: "AĢırı çalıĢmanın neden olduğu ölüm."
BaĢlığıyla gazetelerde yer alan haber, saygın bir giysi firmasında çalıĢan 20
yaĢındaki Ģapkacı Mary Anne Walkley'nin ölümü ile ilgiliydi. Doktor‟un,
jüri önünde açıkladığı teĢhis; Mary Anne Walkley, çok küçük ve havasız bir
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
201
odada, 30 kızla beraber uzun saatler çalıĢması, ve yine çok küçük, havasız
ve kalabalık bir koğuĢta yatması nedeniyle ölmüĢtür!" ġeklinde idi. Ne var
ki mahkeme, genç kızın inme sonucu öldüğüiddia etmiĢ ve aksi yönde
(ĠĢveren lehine) karar vermiĢtir. Ġkinci olay; Büyük bir tren kazası sonucu
yüzlerce yolcunun ölümünden sorumlu tutulan üç demiryolu iĢçisinin
Londra'da jürinin karĢısındaki savunmalarıyla ilgilidir. Jüriye, on-oniki yıl
önce görevlerinin günde yalnız sekiz saat olduğunu ancak son beĢ-altı yılda
bunun, aĢamalı olarak 14, 18 ve 20 saate çıkığını, özellikle tatil
dönemlerinde, trenlerin, aralıksız 40-50 saat çalıĢtığını, uykusuzluk ve
yorgunluk nedeniyle bu tür kazaların kaçınılmaz olduğunu söylemiĢlerdir.
Bu savunma jüriyi ikna etmemiĢ ve iĢçiler cezalandırılmıĢtır. Marx, (1867,
ss, 248-250) Söz konusu dönemde iĢçi sınıfının içinde bulunduğu durumun
vahametini gösteren örnekler çoğaltılabilir. Öyle ki, Ġngiltere ve
sanayileĢmiĢ diğer Avrupa ülkelerindeki buna benzer sayısız vaka ve iĢçi
sınıfının içinde bulunduğu sefalet, Amerika‟da kölelik yanlılarının
tezlerinde "beyaz köleler" sloganıyla yaygın bir biçimde yer almıĢ ve
basında etkili bir propaganda aracı olarak kullanılmıĢtır.
KuĢaklar boyu devam eden ve neredeyse iĢçilerin salt temel gıda
ihtiyaçlarını karĢılamasına bile yetemeyecek ölçüde kötüleĢen çalıĢma
koĢullarına rağmen; güvencesi, sağlık, emeklilik gibi temel özlük
haklarından yoksun bırakılmıĢ. Büyüyen iĢletmelerde iĢverenle çalıĢan
arasındaki iletiĢim ve iliĢkinin azalarak git gide yok olması sonucu iĢçilerin
muhatap bulamaması örgütlenme sürecini hızlandırmıĢ ve bugün sendika
(Trade Union veya Syndicat) dediğimiz bu muazzam yapı ortaya çıkmıĢtır.
Ġngiltere‟de 1824'te iĢçi örgütlenmelerine karĢı olan yasalar kısmen ortadan
kaldırıldıktan sonra belli baĢlı meslek erbapları ve vasıflı iĢçileri kapsayan
sendikalar kurulmuĢ ise de bunlar vasıfsız iĢçileri üyeliğe kabul etmemeleri
nedeniyle ancak lonca tipi örgütlenmelerin biraz geliĢmiĢ Ģekli olarak
değerlendirilebilir. Hatta 1850‟lerden itibaren Ġngiltere‟de sayısız
sendikanın faaliyete baĢlaması ve 1871 tarihli bir yasa ile iĢçi sendikalarının
resmen tanınması bile hemen ardından çıkarılan "ġiddet, tehdit ve tecavüz
ile ilgili ceza yasasını değiĢtiren yasa" ile uygulamada iĢçiler aleyhine
etkisiz hale getirilmiĢtir. Marx, (1867) Aslında Ġngiltere‟de 1800‟lerin
baĢlarında bildiğimiz anlamda, yani çalıĢanları vasıflı-vasıfsız ayrımı
yapmadan kabul eden ve sendikal iĢlevleri yerine getirebilen ilk akım
sendikal örgütlenme biçimleri teorik olarak geliĢtirilmiĢti. Ancak teorik
çerçevesi, iĢlevleri ve yöntemleri açısından standardize edilmiĢ sendikaların
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
202
kurulması ve yaygınlaĢması 1800‟lerin sonlarına tekabül eder. Fabian
cemiyetinin ve Londra ekonomi okulunun kurucularından olan Sidney ve
Beatrice Webb sendika kavramını kısaca; "Ücretli çalıĢanların, iyileĢtirilmiĢ
istihdam koĢullarını korumak amacıyla kurduğu sürekli birlik" Ģeklinde
tanımlamıĢ, ayrıca "History of Trade Unionism (1894) " ve ''Industrial
Democracy (1897)" kitaplarındaki kapsamlı çalıĢmalarıyla, modern
sendikacılığın öncüleri olmuĢlardır. Büyük Britanya‟da 1800‟lerin
sonlarında ortaya çıkan Fabiancılığın, sendikacılığa iliĢkin evrimci, faydacı,
uzlaĢmacı ve tavizciliğe dayanan sendika geleneği, kısmen değiĢikliğe
uğramakla birlikte geliĢerek her dönem geçerliliğini sürdürmüĢ ve
günümüze kadar ulaĢmıĢtır.
2. Osmanlı Döneminde Sendikalaşma
Yüzyıllarca tek zenginleĢme stratejisi toprak fethetmek veya diğer ülkeleri
vergiye bağlamak olan Osmanlı Ġmparatorluğunda sanayi neredeyse hiç
geliĢmemiĢtir. Batıda sanayinin hızla ilerlemesi ve sömürgeciliğin
geliĢmesiyle Osmanlı Ġmparatorluğunun siyasi ve ekonomik buhranlarla yüz
yüze kalarak yarı sömürge konumuna düĢmesi; bir iĢçi sınıfının ve
dolayısıyla iĢçi haklarının geliĢmesine engel olmuĢtur. Avrupa‟da yeni
sosyo-ekonomik Ģartlarla paralel geliĢen düĢünce dünyası karĢısında
Osmanlı imparatorluğu bu alanda da varlık gösterememiĢtir. Buna rağmen,
batı kültürünü inceleyip etkilenen aydın mre arasında iĢçi hak ve
hürriyetlerine eğilen ve 1871‟de Ameleperver Cemiyetini kurmayı baĢaran
bir azınlığın varlığı da dikkat çekicidir.
I. İlk Yasal Düzenlemeler
AraĢtırmalara göre, Osmanlı Ġmparatorluğu‟nda doğrudan iĢçileri korumaya
yönelik ilk düzenlemenin, 1834 yılında Mısır Hidivi Mehmet Ali PaĢa‟nın
oğlu Ġbrahim PaĢa‟nın bir süre iĢgal ettiği Çukurova‟da tarım iĢçileri için
getirdiği bir takım kurallar olduğu yönündedir. Bu düzenlemeyle birlikte
iĢçiler haftada 1,5 gün tatil hakkına kavuĢmuĢ ve bu sürenin yarım günü için
ücret ödenmesi öngörülmüĢtür. 18 Nisan 1845 tarihli Polis
Nizamnamesinde Osmanlı polisinin görevleri arasında, “iĢini terk ederek
greve giden iĢçilerin” derneklerinin ortadan kaldırılması Ģeklinde bir ifade
yer almaktadır. Koç, (2003) Bazı araĢtırmacılar, bu hükmün konmasını, bu
dönemdeki çeĢitli iĢçi eylemlerinin yarattığı gereksinim olarak yorumlasalar
da, en güçlü ihtimal, Polis Nizamnamesi‟ndeki bu hükmün, Osmanlı
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
203
Devleti‟nde yaĢanan bir gereksinimin ürünü olmaktan ziyade, Fransa‟dan
alınan mevzuatın çevrilmesi sırasında ilgili madenin de olduğu gibi Osmanlı
mevzuatına dahil edilmiĢ olabileceğidir.
II. İlk Örgütlenmeler
AraĢtırmalar Osmanlı Ġmparatorluğunda iĢçilerle ilgili ilk örgütün 1871‟de
kurulan Ameleperver Cemiyeti olduğunu göstermektedir. Bu cemiyetten
çok önce loncalar döneminde "orta sandığı" veya "teavün sandığı" adları ile
yardımlaĢmaya yönelik birlikler meydana getirilmiĢse de bunları iĢçi
örgütleri Ģeklinde kabul etmek doğru değildir. Ġlk iĢçi cemiyeti olarak
faaliyet gösteren "Ameleperver Cemiyeti" ile Avrupa‟daki iĢçi
örgütlenmeleri arasında da çok büyük farklar vardır. Bununla birlikte
1872‟de KasımpaĢa Tersaneleri iĢçileri ilk grevlerini yapmıĢ ve amaçlarına
ulaĢmıĢlardır. Sülker, (1955, ss.7,8) KasımpaĢa Tersanesinde çalıĢan ve
aylarca ücretlerini alamayan 600 kadar Müslüman ve Hıristiyan iĢçi ,
PadiĢah‟a dilekçe verip hallerini anlatmak için cuma namazını ve cuma
selamlığını beklemiĢ, PadiĢah‟a ulaĢamadıkları gibi, iĢçileri ikna etmek için
görüĢmeye gelen Bahriye Nazır Vekili de iĢçilere elle tutulur bir Ģey
vermemiĢtir. Bunun üzerine iĢçiler greve gitmiĢler ve ücretsiz geçen 11 ayın
sonunda haklarını alabilmiĢlerdir.
Koç, (1998)‟e göre ise; Ameleperver Cemiyeti, gerçekte bir iĢçi örgütü
değildir. Bu örgüt, 1 Nisan 1866 tarihinde kurulmuĢ olan bir yardımseverler
derneğidir ve gerçek adı "Amelperver Cemiyeti"dir. Bilinen ilk sendika türü
örgütlenme, Ġstanbul‟da Tophane fabrikasındaki iĢçileri tarafından gizli
olarak kurulan Amele-i Osmani Cemiyeti‟dir. 1894-95 yıllarında kurulan bu
örgüt, kısa bir süre sonra ortaya çıkarılmıĢ ve dağıtılmıĢtır.
Ġttihat ve Terakki Hükûmeti, Alman sermaye sahğplerinin isteği üzerine,
Adliye Vekaletinde müĢavirlik yapan Kont Ostrog‟un teklif ettiği biçimde
sendika kurmayı yasaklayan bir yasa çıkardı ve 25 Eylül 1908‟de Tatil-i
EĢgal Kanunu Muvakkati adıyla ilan edildi. Böylece dernek veya sendika
kurma hakkı ve grev yapma özgürlüğü yasaklandı. Sülker, (1955) Ancak
Koç, (1998)‟e göre bu yıllarda sendikalaĢmanın nırlı kalmasının nedeni
1936 yılına kadar yürürlükte kalan bu yasa değildir. Osmanlı
Ġmparatorluğu‟nda savaĢlara bağlı olarak ülkede yaĢanan anti-demokratik
ortamdan dolayı sendikacılık hareketi 1913 yılından sonra gerilemiĢti.
Ayrıca tipik bir tarım ülkesi olan Osmanlı Ġmparatorluğu‟nda milli gelir ve
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
204
istihdamda tarımın payı aĢırı derecede yüksekti ve iĢçi sayısı oldukça
sınırlıydı. ĠĢçilerin büyük çoğunluğu (nitelikli iĢçilerin neredeyse tamamı)
Rum, Ermeni, Musevi ve diğer azınlıklardan kimselerdi. Buda iĢçiler
arasında bölünmelere yol açıyordu. Müslüman iĢçilerin önemli bir bölümü
köylerinde hala arazileri bulunan ilk kuĢak iĢçilerdi; memleketlerinden tam
kopmamıĢlardı ve iĢçilik geleneği ve bilinci yerleĢmemiĢti.
3. Cumhuriyet Döneminde Sendikalaşma
Türkiye‟de sendikal hareketin tarihsel geliĢimi, standart sendikalaĢmanın
görülmediği ancak basit iĢçi örgütlerinin mevcut olduğu 1923-1946 dönemi,
sendikalarla ilk tanıĢmanın gerçekleĢtiği 1946-60 dönemi, sendikacılığın
geliĢtiği, grevli toplu pazarlık hakkının elde edildiği 1960-80 dönemi, 24
Ocak istikrar programı ve 12 Eylül askeri darbesi gibi iki tarihi olayın
gerçekleĢtiği, dolayısıyla sendikacılığa Ģekil veren yasal mevzuatın yeniden
çizildiği 1980 sonrası olmak üzere dört dönemde incelenebilir.
I. 1923-1946 Sendikasızlık Dönemi
1923-46 döneminde sendikal örgütlenmelerin görülmemesi ġey Sait
Ayaklanmasına karĢı çıkarılan 17 Mart 1925 tarih ve 578 Sayılı Takrir-i
Sükun Yasası ve 3512 sayılı Cemiyetler Kanunu ile doğrudan ilgilidir.
Takrir-i Sükun Yasası sendikalarla ilgili doğrudan hükümler içermemekle
birlikte verdiği yetkilere dayanılarak, iĢçi örgütlerinin faaliyetleri
engellenmiĢ ve neredeyse tamamı kapatılmıĢtır. KuĢkusuz yasal mevzuat,
sendikasızlığın tek sorumlusu değildir, zira ekonomisi tarımsal
faaliyetlerden ibaret olan, savaĢtan yeni çıkmıĢ ve bununla iliĢkili belirgin
bir genç ve nitelikli iĢgücü açığı sorunuyla karĢı karĢıya olan bir ülkenin,
belli bir bilinç gerektiren örgütlenmelerin oluĢabilmesi için elveriĢli bir
ortama sahip olması zaten mümkün değildi. Osmanlı Ġmparatorluğu
ekonomik hayatında, faaliyet gösteren Ahi Ocakları ve loncalar gibi meslek
örgütleri ile1871 de kurulan Ameleperver Cemiyetini ve 1921 de kurulan ve
Boratav (2003)‟e göre tüccarın bir kukla teĢkilatı niteliğindeki Amele
Birliği‟ni konu dıĢı bırakırsak; 3512 sayılı Cemiyetler Kanunu‟nda “Sınıf
esasına dayalı cemiyet kurulamaz.” Ġfadesinin metinden çıkarıldığı
1946‟dan önce Türkiye‟de (ve selefi olan Osmanlı Ġmparatorluğunda)
gerçek anlamda sendikacılıktan söz etmek mümkün değildir. 1946 da
kurulan sendikaların ise hemen hepsinin sosyalizmi benimseyen partiler
öncülüğünde kurulmuĢ olması, dönemin batıya yaklaĢmaya çalıĢan
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
205
hükümetini harekete geçirmiĢ ve bu sendikaların tamamı, sosyalizmin
ideolojik yayılımını önlemek ve desteğine talip olunan batının antikomünist
kaygılarını gidermek amacıyla sıkıyönetim ilan edilerek kapatılmıĢtır. Bu
olay, 1871 Ġngiltere örneğine benzerliği ve dolayısıyla bir devletin, ilk
karĢılaĢmada örgütlü kitlelere çekinceli bakıĢının evrensel boyutunu
göstermesi açısından da dikkat çekicidir.
SendikalaĢmanın tekrar serbestleĢmesi ise bir yıl sonra 20.11.1947 yılında
yayımlanan ve birinci maddesinde: “Aynı iĢ kolunda veya bu iĢ kolu ile
ilgili iĢlerde çalı¬Ģanların yardımlaĢmaları ve ortak menfaatlerini
korumaları ve temsil etmeleri amaçları ile kendi aralarında kurabilecekleri
dernekler iĢçi sendikalarıdır. Bir iĢ kolunda iĢverenlerin aynı maksatlarla
kendi aralarında kurabilecekleri dernekler de iĢveren sendikalarıdır”.
ġeklinde bir tanıma yer veren “5018 sayılı ĠĢçi ve ĠĢveren Sendikaları ve
Sendika Birlikleri Hakkında Kanun” ile gerçekleĢebilmiĢtir. Bu dönem
sendikalar pek varlık gösteremese de ülkede, iĢçi-iĢveren iliĢkilerini feodal
kalıntılardan kurtarmaya yönelik önemli mevzuat değiĢiklikleri yaĢanmıĢtır.
Bunlardan bazıları aĢağıda sıralanmıĢtır:
15.01.1924 gün, 394 sayılı Yasayla, nüfusu 10 bin ve daha
fazla olan yerlerdeki iĢyerlerinde haftada bir gün ücretsiz izin
hakkı tanındı. 1924 Anayasası dernek-cemiyet kurma hakkını
tanıyor, angaryayı yasaklıyordu.
06.05.1930 gün, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Yasası ile 12
yaĢın altındaki çocukların çalıĢtırılmalarına kısıtlamalar
getirildi; iĢçi sayısı 50 ve daha fazla olan iĢyerlerinde doktor
bulundurma zorunluluğu kondu.
01.06.1932 gün, 2007 sayılı Yasa ile (Türkiye‟de Türk
VatandaĢlarına Tahsis Edilen San‟at ve Hizmetler Hakkında
Yasa) yabancı iĢçilerin Türklerle rekabeti önlendi.
27.12.1937 gün, 3293 sayılı Sınai Müesseselerle Sigorta
ġirketlerinde Kullanılan Ecnebilere Mukabil Türk Memur ve
Müstahdemi YetiĢtirilmesi Hakkında Kanun kabul edildi. Bu
kanun ile Türk iĢgücünün eğitimi ve istihdamı teĢvik edildi.
01.06.1935 gün, 2739 sayılı Yasa ile ücretsiz genel tatil
günleri düzenlendi.
17.6.1938 gün ve 3457 sayılı Sınai Müesseselerde ve Maden
Ocaklarında Mesleki Kurslar
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
206
Açılmasına Dair Yasa kabul edildi.
Tatil-i EĢgal Yasası kamuya yönelik hizmetlerde çalıĢan
Ģirketlerde sendikalaĢma yasağı getirmesine rağmen bu yasak
1925 yılına kadar genellikle katı bir biçimde uygulanmıyordu.
28.06.1938 tarih ve 3512 sayılı Cemiyetler Yasası ise sınıf
esasına dayalı cemiyet kurmak yasaklandı.
06.05.1939 Tarihinde, Sınai Müesseselerde ve Maden
Ocaklarında Mesleki Kurslar AçılmaHakkında Nizamname
de kabul edildi.
24.03.1939 günü ĠĢ Ġhtilaflarını UzlaĢtırma ve Tahkim
Nizamnamesi yayımlandı.
Ġlk ĠĢ Yasası olan 3008 sayılı Yasa 1936 yılında kabul edildi
ve 1937 yılında yürürlüğe girdi
22.06.1945 gün, 4763 sayılı Yasa uyarınca ÇalıĢma Bakanlığı
kuruldu.
27.06.1945 gün, 4772 sayılı ĠĢ Kazaları ile Meslek Hastalıkları
ve Analık Sigortaları Yasası, 09.07.1945 gün, 4792 sayılı ĠĢçi
Sigortaları Yasası kabul edildi.
25.01.1946 gün, 4837 sayılı Yasa ile ĠĢ ve ĠĢçi Bulma Kurumu
kuruldu.
05.06.1946 gün, 4919 sayılı Yasa ile Cemiyetler Yasası‟nın
bazı maddeleri değiĢtirilerek, sınıf esasına dayalı cemiyet
kurma yasağı kaldırıldı.
1923-1946 döneminde mevzuat değiĢiklikleri ile iĢçiler lehine yapılan
düzenlemeler, iĢçi sınıfının örgütlü ve bilinçli bir mücadelesinin ürünü
olmaktan son derece uzaktır. Bu dönem yapılan yasal düzenlemeler daha
çok hükümetin iĢgücü ve özellikle nitelikli iĢgücü yetersizliğine çözüm
bulma ve bir iĢçi aristokrasisi yaratarak çıkabilecek toplumsal sorunları
önleme çabalarının ve uluslararası mevzuata uyum çabalarının bir
sonucudur.
II. 1946-1960 Dönemi
SendikalaĢma süreci, bir ülkedeki sendikal hareketin örgütlenme fırsatı
bulmasıyla baĢlar; örgütlenmenin mevcudiyeti ile devam eder.
Mahiroğulları, (2006) Türkiye‟de sendikacılık, 1938 tarih ve 3512 sayılı
Cemiyetler Kanunu‟nda “Sınıf esasına dayalı cemiyet kurulamaz.”
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
207
ifadesinin metinden çıkarıldığı 4919 sayılı kanun ile yasallık kazanmıĢtır.
Sendikaların yasallık kazanmasını müteakip kısa sürede pek çok sendika
kurulmuĢsa da, ilk kurulan sendikaların çoğunluğunun sosyalizmi
benimseyen partiler öncülüğünde kurulmuĢ olması nedeniyle söz konusu
sendikalar 17 Aralık 1946 tarihinde dönemin hükümeti tarafından
antikomünist kaygılarla ve sıkıyönetim kararıyla kapatılmıĢtır. Dolayısıyla
Türkiye‟de sendikalaĢma sürecinin baĢlaması, 26.02.1947 tarihinde resmi
gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “5018 sayılı ĠĢçi ve ĠĢveren
Sendikaları ve Sendika Birlikleri Hakkında Kanun” ile mümkün
olabilmiĢtir. Grev hakkını içermeyen ve beĢinci maddesi sendikalara siyaset
yasağının devamına hükmeden ilgili kanun ile sendikaların kuruluĢ esasları
ve faaliyet alanları belirlenmiĢtir.
II.A. 1946-1960 Dönemi Ülkenin Siyasi Durumu
7 Ocak 1946 günü kurulan Demokrat Partinin Programının 7. maddesi
Ģöyleydi:
“…iĢçilerin, çiftçilerin, tüccar ve sanayicilerin, serbest meslekler
mensuplarının, memur ve muallimlerin, yükseköğretim talebesinin mesleki,
içtimai ve iktisadi maksatlarla cemiyetler, kooperatifler ve sendikalar
kurmalarını gerekli buluyoruz.” Koç (2000) Demokrat Parti‟nin muhalefet
yıllarında iĢçilere yönelik en önemli vaadi, grev hakkıydı. Bu nedenle,
1947-1950 döneminde iĢçi sınıfı açısından temel tartıĢmalar bu hak
üzerinedir. 1947 yılı baĢlarında 5018 sayılı ĠĢçi ve ĠĢveren Sendikaları ve
Sendika Birlikleri Hakkında Yasa‟nın Meclis görüĢmeleri sırasında
DP‟liler; grev hakkının olmadığı bir sendika kanununun bir anlamının
olmayacağını ifade eden konuĢmalar yapmıĢlardır.
Ġlginç bir biçimde grev hakkına devletçilik ilkesi nedeniyle karĢı çıkan CHP
iktidarı sırasında grev hakkının ateĢli savunucusu olan, bu hakkı parti
programına koyup seçimlerde propaganda aracı olarak kullanan Demokrat
Parti; iktidara geldiğinde grev hakkına, ülkenin kalkınma aĢamasında
olması gerekçesiyle ısrarla karĢı çıkmıĢtır. CHP ise iktidardayken karĢı
olduğu grev hakkını 1953 yılında programına almıĢtır. 5018 sayılı ĠĢçi ve
ĠĢveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri Hakkında Yasa‟nın kabul edildiği
1947 yılından sonra kurulmaya baĢlayan sendikalar, özellikle ABD'li
sendikacıların, katkılarıyla, 1952 yılında birleĢerek Türk-ĠĢ‟i kurmuĢlar ve
böylece iĢçiler bir konfederasyon çatıaltında toplanmıĢlardır. Bu dönem
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
208
Türk-ĠĢ'e egemen olan sendikacılık anlayıĢı, Gomperist Amerikan
sendikacılığının hemen hemen tüm özelliklerini yansıttığını söylemek
yanlıĢ olmayacaktır.
Türkiye tarihinde ülke çapında hemen hemen tüm iĢkollarını kapsayan ve
Kemal Sülker‟in önerdiği isim olan TÜRK-Ġġ adıyla kurulması
kararlaĢtırılan bu ilk Konfederasyon, 31 Temmuz 1952 tarihinde Ankara‟da
resmen kurulmuĢtur. Bu dönem baĢlangıçta TÜRK-Ġġ‟in baĢkan ve
yöneticileri açıkça DP‟yi desteklemiĢ, bazı yöneticileri DP‟nin ocak ve
bucak teĢkilatlarında çalıĢmıĢlar ancak daha sonra TÜRK-ĠĢ ve DP‟nin
arasında ilerde değineceğimiz çeĢitli sorunlar yaĢanmıĢ ve ittifak darbeye
giden süreç içinde bir karĢıtlığa dönüĢmüĢtür.
II.B. 1946-1960 Dönemi Sendikalaşma Oranları
SendikalaĢma oranı ya da sendikal yoğunluk kavramı, dar anlamıyla bir
iĢkolundaki ya da iĢyerindeki sendikalı iĢçilerin o iĢkolunda çalıĢan tüm
iĢçilere oranı anlamına gelir. 1946‟da kurulan ÇalıĢma Bakanlığı‟nın
görevleri arasında “ÇalıĢma hayatı ile ilgili istatistikleri derlemek” Ģeklinde
bir ifade yer almaktaydı. Bakanlığa verilen bu görev çerçevesinde ilgili
birim, 1948‟den itibaren sendikaların üye sayıları ile ilgili verileri
yayımlamaya baĢlamıĢtır. AraĢtırmacılar, bu dönemdeki verilerin
güvenilirliğine kuĢkuyla bakmaktadırlar. ÇalıĢma Bakanlığı verilerine göre,
1950 tarihinde Türkiye‟de 88 sendikada örgütlü 78 bin iĢçi vardı. 1960
tarihinde ise 432 sendikada örgütlü 282 bin iĢçi bulunuyordu.
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
209
Tablo 1. Sendikalı ĠĢçi ve SendikalaĢma Oranlarının Yıllara Göre Dağılımı
(1948-1963)
1946 yılında, sınıf esasına dayalı cemiyet kurma yasağının kalkmasından
sonra çeĢitli türde sendikalar kuruldu. Bazı iĢyerlerinde iĢçilerin dıĢarıdan
yönlendirme olmadan oluĢturdukları sendikalar ortaya çıktı. Bir kısmı ise,
daha önceden kurulmuĢ derneklerin sendikalara dönüĢtürülmesiydi. Soğuk
SavaĢ koĢullarının belirginleĢmesi ve Türkiye‟nin kesin bir biçimde Sovyet
karĢıtı kutupta yer alması üzerine, 16 Aralık 1946 tarihinde bu sendikaların
sosyalist-komünist temellere sahip olanları kapatıldı. Ardından, 1947
yılından itibaren CHP‟nin (ya da devletin) doğrudan denetimi altında
sendikalar oluĢturulmaya baĢlandı. Bunlardan bazıları isimleri ve üye
sayıları aĢağıda verilmiĢtir.
Ereğli Kömür Havzası Maden ĠĢçileri Sendikası
üye sayısı 17,873
Ġzmir Tütün ĠĢçileri Sendikası
üye sayısı 4316
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
210
Tekel Ġstanbul Yaprak Tütün Bakım ve ĠĢletme Sendikası
üye sayısı 2,500
Ġstanbul Un ve Unlu Mamulat ĠĢçileri Sendikası
üye sayısı 2,138
Ġzmir Mensucat ĠĢçileri Sendikası
üye sayısı 1,550
Samsun Tekel Tütün ĠĢçileri Sendikası
üye sayısı 1051
1948‟de kurulan Ġstanbul ĠĢçi Sendikaları Birliği de yine hükümetin
kontrolündeydi.
Bu yıllarda kurulan belli baĢlı iĢyeri sendikalarından bazıları birleĢerek
15.12.1952 tarihinde Türkiye Demiryolları ĠĢçi Sendikaları Federasyonu‟nu
kurdular. Bunlar:
EskiĢehir Devlet Demiryolları Sanayi ĠĢçileri Sendika
Sivas Devlet Demiryolları Sanayii ĠĢçileri Sendikası
Ġzmir Devlet Demiryolları Sanayii ĠĢçileri Sendikası
HaydarpaĢa Devlet Demiryolları I. ĠĢletme Sanayi ĠĢçileri
Sendikası
Adapazarı Devlet Demiryolları Vagon Atölyesi ĠĢçileri Müstakil
Sendikası gibi yerel sendikalardı. Uzun yıllar DYF-Ġġ olarak devam eden
bu federasyon, 1983‟te günümüz Demiryol-ĠĢ Sendikası‟na dönüĢtü.
1946-1960 döneminde öne çıkan diğer sendika birlikleri ise aĢağıdaki gibi
sayılabilir.
Adana ĠĢçi Sendikaları Birliği
Ankara ĠĢçi Sendikaları Birliği, Bursa ĠĢçi Sendikaları Birliği
Çukurova ĠĢçi Sendikaları Federasyonu
Diyarbakır Bölgesi ĠĢçi Sendikaları Birliği
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
211
Ege ĠĢçi Sendikaları Federasyonu
Gaziantep ĠĢçi Sendikaları Federasyonu
Güney Bölgesi ĠĢçi Sendikaları Federasyonu
Hatay Bölgesi ĠĢçi Sendikaları
Federasyonu, Ġzmir ĠĢçi Sendikaları Birliği
Karadeniz ĠĢçi Sendikaları Federasyonu
Kocaeli ĠĢçi Sendikaları Birliği
Sakarya ĠĢçi Sendikaları Federasyonu
Ve TÜRKĠġ‟in kurulduğu 1952 yılına kadar sendikaların merkez
teĢkilatı iĢlevi gören
Ġstanbul ĠĢçi Sendikaları Birliği de sonraları TÜRK-Ġġ‟e
bağlanmıĢtır
II.C. 1946-1960 Dönemi SendikalaĢma Oranlarını Etkileyen Unsurlar
Türkiye‟de cumhuriyetin ilanından sonra; 1927‟de TeĢvik-i Sanayi Kanunu
çıkarılmıĢ, 1930‟lardan itibaren Sovyet destekli sanayi planları yapılmıĢ,
1947 sonrası özel sektör giriĢimciliği desteklenmiĢ ancak tüm bunlara
rağmen ülke hala tipik bir tarım ülkesi olmaktan kurtulamamıĢtır.
Türkiye, 1945‟in sonlarında çok partili hayata geçmesine rağmen, 1961‟e
kadar çoğulcu demokrasiye iĢlerlik kazandırılamamıĢtır. Tek parti
döneminin tahammülsüz, müdahaleci ve yasaklayıcı alıĢkanlıkları
sürdürülmüĢtür. Dolayısıyla, dönemin iktidar partileri sendikalar hakkında
sendikacılığın ve iĢçi haklarının geliĢtirilmesi ve nya standartlarına
kavuĢturulmasına çalıĢmaktan ziyade kendi siyasi çıkarları doğrultusunda
kullanmaya ve iktidarlarını pekiĢtirme yolunda bir araç olarak kullanmaya
yönelmiĢlerdir. Kısaca bu dönem sendikal hareket kendi doğal dönüĢümünü
gerçekleĢtirememiĢ daha çok devletin müdahaleleriyle ĢekillenmiĢtir.
SendikalaĢmayı bu dönemde aleyhte etkileyen unsurlar arasında yasal
mevzuattaki bazı hükümleri de saymakta fayda vardır.
3008 sayılı Kanun, 72. maddesinde sendikacılığın temelini teĢkil eden “grev
hakkını” yasaklamıĢtır. Grev hakkından olmadığı bir sendikacılık kuĢkusuz
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
212
örgütlenmek isteyen iĢçiler açısından iĢlevsiz bir sendikacılıktır ve
örgütlenmeye son derece olumsuz etkileri vardır.
5018 sayılı Kanun, 7. maddesinde grev yasağını sürdürmüĢ; “greve teĢvik”
eden sendika yöneticilerinin cezalandırılmasını ve sendikalarının
kapatılmasını hükme bağlamıĢtır. Ayrıca esnaf odasına kayıt yapan ĠĢ
Kanunu‟na tâbi bir iĢverenin iĢyerinde çalıĢan iĢçiler, sayısı ne olursa olsun
sendika kuramaz, sendikalara üye olamazlardı.
Ekonomik faktör olarak üyelik aidatlarının kaynaktan tahsil ediliyor olması
da üyeleri mali açıdan güç durumda bırakma potansiyeli nedeniyle caydırıcı
etkisi yaparak sendikalaĢmayı olumsuz etkilemiĢtir. Önemli bir diğer etken
olarak, bu dönem sanayi kesiminde çalıĢan iĢçilerin çoğunlukla kırsal kesim
kökenli “geçici iĢçi” kategorisinde çalıĢan ve kırsalla bağlarını
koparamamıĢ, sınıf bilincine sahip olmayan iĢçi sınıfının ağırlıkta olması da
sendikalaĢma düzeyini olumsuz etkilemiĢtir.
Demokrat Parti, yalnızca kendi kontrolü ve güdümü altında olduğu sürece
sendikalara tahammül etmiĢ ve desteklemiĢ ve bir tür oy kaynağı olarak
görmüĢtür. Koç, (2003) DP, sendikaların kendilerine karĢı siyaset yapmaları
konusunda kaygı duyuyordu. Bu nedenle, CHP döneminde kabul edilmiĢ
olan 5018 sayılı Yasa‟da yer alan siyaset yasağını aynen korumuĢ ve
kullanmıĢtır. Böylece bir anlamda sendikaların üyelerine ilave çıkarlar, yeni
haklar elde etmesini sağlayacak ”baskı iĢlevi” kullandırılmamıĢtır. Ancak
seçim yatırımı amacıyla da olsa getirdiği bazı düzenlemelerin,
sendikacılığın geliĢmesine katkıda bulunduğu da bir gerçektir.
Yukarıda sayılan olumsuzluklara karĢın sendikalaĢma oranına olumlu bir
etki olarak; 5518 sayılı Kanunu‟nun 78. maddesinde 25.1.1950 tarihinde
yapılan bir değiĢiklikle “sendikalara toplulukla iĢ uyuĢmazlığı çıkarma”
yetkisinin verilmesi, bu tarihten sonra iĢçiler açısından sendikalaĢma
nispeten anlamlı hale gelmiĢ ve sendikacılığa kısmen de olsa bir ivme
kazandırmıĢtır.
II.D. 1946-1960 Dönemi İşçi Haklarında Gelişmeler
DP iktidarı döneminde ülkede yaĢam koĢulları önemli ölçüde iyileĢmiĢtir.
ĠĢçiler ise, özellikle konut edinme konusunda kendilerine sağlanan önemli
bazı avantajlardan yararlandılar. Ayrıca, Zonguldak yöresindeki maden
iĢçilerine askerlik konusunda bazı kolaylıklar getirildi. Koç, (2000) 1947-
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
213
1960 döneminde iĢçi ve memurların reel ücretlerinde mutlak bir artıĢ
görülmektedir. Gelir dağılımında bir düzelme olmamakla birlikte, reel ücret
düzeyindeki artıĢ, iĢçilerin DP‟ hükümetinden beklentilerini önemli ölçüde
karĢılamıĢ ve (artık oy hakkına sahip olan) iĢçi sınıfı içinde DP‟ye duyulan
sempatide önemli bir artıĢa neden olmuĢtur.
DP Yönetimi 1950-1954 döneminde, ekonomik canlanmanın getirdiği
olanaklardan da etkili bir biçimde yararlanarak, iĢçilerle ve sendikalarla iyi
iliĢkiler kurmuĢ, iĢçi ve memurların reel ücretleri yükselmiĢ genel yaĢam
koĢulları nispeten iyileĢmiĢtir. Ancak, sendikaları politik çıkarları
doğrultusunda yönlendirmekte ve kontrol altına almakta zorlanan DP
Hükümeti, sendikaları ve özellikle federasyon ve konfederasyonları
devreden çıkararak iĢçilerle doğrudan iliĢki kurmaya onları denetim altına
almaya giriĢmiĢtir. Bu bağlamda iĢçilerin DP teĢkilatlarında örgütlenmesine
çalıĢıldı. 1957 yılında DP‟ye muhalif olan sendika ve bölge birliklerinin
kapatılması sağlandı, DP‟nin sendikaları istediği gibi kullanma
giriĢimindeki baĢarısızlığı sonucunda 1959 yılında Vatan Cephesini kurdu.
ĠĢçilerin ve memurların Vatan Cephesi‟ne üye olması için yoğun bir çaba
harcandı ve her gün radyodan yeni üyelerin isimleri anons edildi.1960
yılında ülkedeki temel hak ve özgürlüklere darbe niteliğindeki Tahkikat
Komisyonu oluĢturuldu. “Yeter Söz Milletindir” sloganıyla yola çıkan
DP‟nin, sancılı dönemlerde iktidarda olan ve özellikle II. Dünya SavaĢı
sırasında aldığı sert tedbirlerle özdeĢleĢen CHP‟ye karĢı duyulan tepkiyi ve
SavaĢ sonrası koĢullarını etkili bir biçimde kullanarak, halkın geniĢ
kesimlerinden aldıkları destekle 10 yıl iktidarda kalmıĢ ancak sloganın
aksine söz daima kendisinde kalmıĢtır.
Bu dönemin önemli mevzuat değiĢiklikleri:
1946‟da ĠĢçileri ilgilendiren önemli bir geliĢme yaĢanmıĢtı 4919
sayılı Yasa ile Cemiyetler Yasası‟nın bazı maddeleri değiĢtirilerek, sınıf
esasına dayalı cemiyet kurma yasağı kaldırıldı. 1947‟de ise 5018 sayılı ĠĢçi
ve ĠĢveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri Hakkında Yasa kabul edildi.
22.07.1948 tarihinde Ağır ve Tehlikeli ĠĢler Tüzüğü çıktı.
02.06.1949 tarihinde 5417 sayılı Ġhtiyarlık Sigortası Yasası kabul
edildi.
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
214
04.01.1950 tarihinde 5502 sayılı Hastalık ve Analık Sigortası
Yasası kabul edildi.
5521 sayılı ĠĢ Mahkemeleri Yasası ile iĢçi temsilcilerinin de
hakimlik yapabilmesi sağlandı
25.04.1949 tarihinde 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf
Dernekleri Birlikleri Yasası ile “esnafın ve bunların yanında çalıĢanların”
birlikte örgütlenmeleri öngörüldü.
23.05.1949 tarihinde 5387 sayılı Korunmaya Muhtaç Çocuklar
hakkında Yasa ile, yetiĢtirme yurtlarında kalan çocukların iĢyerlerinde çırak
olarak çalıĢtırılmaları düzenlendi.
8.06.1949 tarihinde 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli
Sandığı Yasası ile Emekli Sandığı kurularak, memurların sosyal güvenliği
tek bir çatı altında toplandı.
25.01.1950 tarihinde 5518 sayılı Yasa ile kıdem tazminatı
hakkında önemli bir iyileĢtirme sağlandı. 3 yıldan fazla çalıĢmıĢ olan
iĢçilere çalıĢtıkları tüm yıllar için her yıl karĢılığında 15 günlük ücret
tutarında kıdem tazminatı ödenmesi düzenlemesi getirildi.
25.01.1950 gün ve 5518 sayılı Yasa değiĢikliği ile daha önce
sadece “günde en az on iĢçi çalıĢtıran iĢyeri” olması zorunluluğu
kaldırılarak, daha küçük iĢyerlerinin de ĠĢ Yasası kapsamına alınması
konusunda Bakanlar Kurulu‟na yetki verildi. Bu yetki Bakanlar Kurulu
tarafından etkili bir biçimde kullanıldı ve yasa kapsamındaki iĢyeri
sayısında büyük bir artıĢ sağlandı.
07.08.1951 tarihinde 3/13501 sayılı kararname ile 22.07.1948
tarihinde 3/7896 sayılı kararnamede kabul edilen Ağır ve Tehlikeli ĠĢler
Tüzüğü‟nde iyileĢtirmeler yapıldı.
08.01.1951 tarihinde Asgari Ücretlerin Tespitine Müteallik
Yönetmelik ÇalıĢma Bakanlığı tarafından onaylandı ve iĢçilerin de katıldığı
komisyonlarla asgari ücret saptanmasına baĢlandı.
13.06.1952 tarihinde Basın ĠĢ Yasası ilk kez kabul edildi. Bu Yasa
ile basın mesleğinde çalıĢanlara 3008 sayılı ĠĢ Yasası ile diğer iĢçilere
sağlanan hakların üstünde ve ötesinde bazı haklar tanındı.
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
215
10.03.1954 tarihinde 6379 sayılı Deniz ĠĢ Yasası kabul edildi.
1952 ve 1953 yıllarında çıkarılan iki nizamname ile parlayıcı,
patlayıcı ve tehlikeli maddelerden iĢçilerin korunması ve madenlerde
iĢçilerin emniyetinin sağlanması düzenlendi.
1953‟te 4/1272 sayılı kararnameyle kabul edilen bir nizamname ile
gebe ve emzikli kadınlar için çeĢitli tedbirlerin alınması, birçok iĢyerinde
emzirme odalarının ve kreĢlerin açılması zorunluluğu getirildi.
03.03.1954 tarihinde 6309 sayılı Maden Yasası ile maden
iĢçilerinin güvenliği ve sağlığı için bazı düzenlemeler getirildi.
1954 yılında kabul edilen bir yasayla, nüfusu on bin ve daha fazla
olan Ģehir ve kasabalarda çalıĢan tüm iĢçiler ve müstahdemler için öğle
dinlenmesi hakkı getirildi.
11.04.1960 tarihinde 7467 sayılı Yıllık Ücretli Ġzin Yasa ile ĠĢ
Yasası‟na tabi olan iĢyerlerinde çalıĢan iĢçiler için yıllık ücretli izin hakkı
getirildi.
Yine bu dönemde ĠĢ Kazalarıyla Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları
Yasası, Maluliyet, Ġhtiyarlık ve Ölüm Sigortası Yasası, gibi sosyal
güvenlikle ilgili iĢçiler lehine önemli yasalar çıkarılmıĢtır.
II.E. 1946-1960 Dönemi Sendikal Haklarda Gerilemeler
Demokrat Parti döneminde özellikle 1954 sonrasında sendikalar üzerinde
baskı uygulanırken, iĢçilerin oylarının alınabilmesi amacıyla iĢçiler lehine
önemli düzenlemeler yapıldı. Ancak DP daha önce de değinildiği gibi grev
hakkının tanınması konusunda verdiği sözü tutmadı. Ayrıca 1955 ve 1957
yıllarında TÜRK-Ġġ‟in ve bağlı sendika birliklerinin ve CHP‟lilerin
yönetiminde bulunduğu bazı sendikalar ve sendikacılar üzerinde baskı
yaparak sindirmeye çalıĢtı. 6-7 Eylül 1955 provokasyonu bahane edilerek
Ġstanbul ĠĢçi Sendikaları Birliği ve bazı sendikaların faaliyeti durdurulmuĢ;
TÜRK-Ġġ ve bağlı 27 sendika aranmıĢ ve belgelerine el konmuĢtur. Ġlk anda
2057 kiĢi gözaltına alındı. Ġstanbul ĠĢçi Sendikaları Birliği ve bağlı
sendikaların bazıları basıldı, tüm evraklarına el konuldu ve faaliyetleri
yasaklandı. (Koç, 2000, 2003) Aslında sendikalara yönelik bu baskı ve
kontrol altına alma güdüsü DP‟ye özgü bir olgu değildi zira CHP de yandaĢı
olmayan örgütlenmelere karĢı benzer uygulamalara gitmiĢtir. Ancak zaman
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
216
değiĢiminden beklenen, haklarla ilgili mevzuat ve uygulamaların olumlu
yönde değiĢmesi gereğine ters düĢmesi bakımından DP‟nin uygulamalarının
daha ağır oluğu da kuĢkusuzdur. Örneğin zamanın ruhuna uygun olarak
önceden izin almaksızın uluslararası sendikal örgütlere üye olma hakkı,
Sendikal özgürlüklerin en önemlilerinden birisi iken, 5018 sayılı Yasa‟nın
5. maddesi, bu haktan yaralanmayı Bakanlar Kurulu iznine bağlanmıĢtı.
TÜRK-Ġġ Genel Kurullarında Uluslararası Hür ĠĢçi Sendikaları
Konfederasyonu‟na üyelik konusunda bir karar alınmıĢ olmasına karĢın,
gerekli izin bir türlü verilmiyordu. DP Hükümetlerin tutumu, Türkiye
Cumhuriyeti‟nin iki kez Uluslararası ÇalıĢma Örgütü‟ne Ģikayet edilmesine
neden oldu. TÜRK-Ġġ‟in Uluslararası Hür ĠĢçi Sendikaları
Konfederasyonu‟na ve üye sendikaların da uluslararası iĢkolu
federasyonlarına üyelikleri ancak 27 Mayıs darbesi sonrasında
gerçekleĢebilmiĢtir. Yine bu dönem DP; siyasi çıkarlar uğruna Vatan
Cephesini kurmuĢ ve paralel bir iĢçi örgütlenmesine dönüĢtürerek hem
sendikaları etkisiz hale getirilmiĢ, hem de iĢçi sınıfı kendi içinde bir
çatıĢmayla yüz yüze bırakılmıĢtır. Buna rağmen DP iktidarında iĢçilerin
hükümet yanlısı tavrı, kısa vadeli çıkarlar açısından anlaĢılabilir bir
durumdu ve her ne kadar iĢçiler farkında olmasa da bu dönem elde edilen
haklar iĢçilerin oy güçleri sayesinde elde edilmiĢti. Yine bu haklar
sayesinde 1961 yılında Anayasa‟ya sosyal devlet anlayıĢı kendine yer
bulabilmiĢtir.
III. 1960-1980 Dönemi
Türkiye‟de solun, iĢçi ve sendika hareketinin en hareketli olduğu bu dönem,
12 Mart 1971 muhtırası nedeniyle bir kesinti yaĢasa da 12 Eylül Askeri
Darbesine kadar siyasal, toplumsal ve kuĢkusuz sendikal hayatta
hareketlilik devam etmiĢtir.60‟lar ve 70‟ler bu anlamda bir bütünlük
gösterdiğinden bu çalıĢmada birlikte değerlendirilecektir.
III.A. 1960-1980 Dönemi Ülkenin Siyasi Durumu
KuĢkusuz bu döneme damgasını vuran en önemli olay, Türkiye
Cumhuriyeti tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen 27
Mayıs Askeri darbesi olmuĢtur. DP‟nin kapatılması birçok siyasetçinin
tutuklanması ve Adnan Menderes, Fatin RüĢtü Zorlu ve Hasan Polatkan‟ın
idamıyla sonuçlanan 27 Mayıs Darbesi, Ġlginç bir biçimde Türkiye‟nin
çoğulcu demokrasi sürecinin baĢlangıcı sayılabilecek anayasal düzenlemeler
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
217
getirmiĢtir. Ancak henüz bu değiĢim ortada yokken bile 27 Mayıs darbesi,
sendikal hareketin tamamının desteğini almıĢ, cunta yönetimi de
sendikaların desteğini alma noktasında özel çaba sarf etmiĢtir. 27 Mayıs‟tan
sadece dört gün sonra Bakanlar Kurulu‟nun Türk-ĠĢ‟in Uluslararası Hür ĠĢçi
Sendikaları Konfederasyonu üyeliğine izin vermesi bu desteğin en belirgin
göstergesidir. Yine Türk-ĠĢ Ġcra Kurulu üyesi Ömer Ergün‟ün Cemal
Gürsel‟in kontenjanından senatör olarak atanması bir baĢka önemli jest
olarak değerlendirilebilir. 1961 Anayasası ile Türkiye‟de iĢçilerin sendikal
hakları ilk kez anayasal güvence altına alınmıĢtır. Sendika, toplu pazarlık ve
grev hakları tanınarak çağdaĢ sendikacılık normlarına ulaĢılmıĢtır. Ancak,
bu hakların yasalarla düzenlenmesi üç yıl sonra, 1963 yılında 274 sayılı
Sendikalar Kanunu ve 275 sayılı Toplu ĠĢ sözleĢmesi Grev ve Lokavt
Kanunu ile gerçekleĢebilmiĢtir.
Demokrat Parti‟ye Muhalif sendikacılar 27 Mayıs darbesini kendi
karĢıtlarını tasfiye etmek için fırsata çevirdiler. DP‟li sendikacıların da
darbe öncesi davranıĢlarının aksine DP iktidarını eleĢtiren ve darbeyi öven
bir tutum içine girmeleri bir baĢka ilginç nokta olsa gerek. 27 Mayıs‟ın
ardından Demokrat Partiye yakın Ġstanbul ĠĢçi Sendikaları Birliği ve Türk-
ĠĢ‟in yönetici kadroları değiĢtirildi. DP‟li Türk-ĠĢ BaĢkanı Nuri BeĢer ihraç
edildi. 13 ġubat 1961 tarihinde, çoğu sendikacı olan bir grup sosyalist
tarafından kurulan Türkiye ĠĢçi Partisi (TĠP) Türk siyasi hayatına girdi.
1961-80 dönemi toplumsal, siyasal ve ideolojik açıdan Türkiye‟nin en
hareketli dönemi olarak tarihe geçmiĢtir. Sosyalist-komünist hareket ilk kez
bu dönemde yaygın ve kitleselleĢen legal ve illegal örgütlenmeler oluĢturdu.
Kürt siyasi hareketi uzun bir aradan sonra, tekrar ortaya çıktı ve Türk
soluyla ittifak yaparak halk tabanında destek bulmaya çalıĢtı. Bazı
Sosyalist-komünist gruplar devlete karĢı ilk kez bu dönem silahlı
eylemelere giriĢti. Devlet, kendi varlığına ve bütünlüğüne karĢı en büyük iki
tehdit olarak tanımladığı sosyalist-komünist harekete ve Kürtçülüğe karĢı,
Ġslamcı ve Ülkücü örgütleri destekledi ve zaman zaman kullandı. Toplumun
genelinde sağ-sol saflaĢmaları ve çatıĢmaları giderek arttı. Toplumsal
zeminde ortaya çıkan bu saflaĢma ve çatıĢma sendikal alana da yansıdı.
Özellikle Kemal Türkler, Sadık Özkan, Aslan Sivri ve diğer bazı
sendikacıların silahlı saldırılar sonucunda öldürülmesi, bu gerginlikleri,
saflaĢmaları ve çatıĢmaları daha da artırdı. SeydiĢehir Alüminyum,
Ġskenderun Demir Çelik, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu gibi büyük
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
218
kamu iĢyerlerinde sendikal mücadele silahlı çatıĢma biçimi dahi aldı. Koç,
(2003)
Bu dönemde 1960 darbesini de dahil edersek 20 yılda 27 Mayıs 1960, 12
Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri olmak üzere 10 yıl arayla üç darbe
gerçekleĢti. Yine bu dönem Sivas, MaraĢ ve Çorum olayları ve etnik ve
mezhepsel ayrıĢmayı körükleyen daha pek çok olay yaĢanmıĢtır.
1960-80 dönemi sendikalar açısından da oldukça hareketli geçmiĢtir.
DĠSK‟in 1967‟de kurulmasıyla sonuçlanan Türk-ĠĢ içindeki çatıĢmalar, aynı
zamanda bir değiĢim bir demokratikleĢme ve sola açılma süreci olarak
tarihe geçmiĢtir. Sendikacılık mücadeleci, tabana dayanan, “devrimci
çizgisini 75‟ten itibaren, “sınıf ve kitle sendikacılığı” olarak
tanımlayabileceğimiz bir ilkeler bütününe ulaĢacaktır. 70‟ler, sendika
hareketinin sosyalist sola açıldığı, solun ise bölündüğü yıllardır ve bu
bölünmüĢlük, 70‟lerin son yıllarında sendika hareketinde ağırlaĢarak
kendisini hissettirmeye baĢlar. ġafak, (2013) Türkiye‟de bu dönemde
sendika-üye iliĢkisi açısından, sendikaların görevi olarak kabul edilen
fonksiyonlar, sadece üyenin çalıĢma koĢullarının belirlenmesiyle sınırlı
olmayıp çok daha kapsamlıydı ve tam bir dayanıĢma söz konusuydu. Üye,
karakolda, mahkemelerde veya hastanelerde bir sorunla karĢılaĢtığında,
sendikacısına baĢvurur, kendisi veya yakını, baĢka bir Ģehre hastaneye
gittiğinde, varsa sendikanın misafirhanesinde kalır, gittiği yerde bir sendika
görevlisi hastanedeki iĢleri hızlandırmak ve kolaylaĢtırmak için
görevlendirilirdi. Üyenin çocuklarına iĢ bulmak, üyenin veya yakınlarının
tayininin yapılması, bir okula kaydettirilmesi de yine sendikacının görevleri
arasında kabul edilirdi. Sendikalar yukarıda sayılanlar dıĢında da pek çok
konuda üyelerini desteklemiĢ, yardımlarda bulunmuĢ ve koruyup
kollamıĢtır.
III.B. 1960-1980 Dönemi Sendikalaşma Oranları
1961 yılının son günü Ġstanbul Saraçhane'de, Ġstanbul ĠĢçi Sendikaları
Birliği tarafından düzenlenen miting Cumhuriyet tarihinin ilk iĢçi mitingi
olmasının yanı sıra en kitlesel mitinglerden biri olarak ta tarihe geçmiĢtir.
Sendikacılar 27 Mayıs Darbesini grev hakkının elde edilmesi bağlamında
bir fırsat olarak görmüĢler ve aslında bunu saklama gereği de
duymamıĢlardır. Ne var ki iĢçi nıfının grev hakkına sahip olması, 1963
düzenlemesine kadar mümkün olmamıĢtır. Saraçhane Mitingi ile birlikte
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
219
iĢçi sınıfı, adına ortaya çıkan bu hareketlilik, yükselerek devam etmiĢ ve
ilerleyen yıllarda DĠSK'in kurulmasına zemin oluĢturan iĢçi sınıfının
kararlılığı ve özgüvenini artırıcı bir etki yaratmıĢtır. Bu dönem radyo ve
televizyon yaygınlaĢmıĢ, iĢçi sınıfı ve sendikacılık hareketi büyük ölçüde
bağımsız ve etkili bir güç halini almıĢtır. Özellikle toplu iĢ sözleĢmeleri
aracılığıyla reel ücretler artırılmıĢ ve iĢçi sınıfı yeni haklar elde etmiĢ ancak
yine bu hakların bir bölümü dolayısıyla sendikalaĢmayla ilgili doğru
istatistiki verilerin toplanması zorlaĢmıĢtır.
ġöyle ki: 274 sayılı Kanun ile iĢçilere aynı anda birden fazla sendikaya üye
olma imkanı verilmiĢ, sendikalara üye oluĢta ve ayrılıĢta noter onaĢartı
kaldırılması iĢsizlik durumunda dahi sendika üyeliğinin sürmesine hatta
suni üyeliklerin ortaya çıkmasına neden olmuĢ; DĠSK, MĠSK ve Hak-ĠĢ‟in
kurulması sonrasında sendikalar arası rekabet giderek artmıĢtı. Ayrıca
29.07.1970 tarih ve 274 sayılı Sendikalar Kanununun bazı maddelerinin
değiĢtiren 1317 sayılı Yasa‟nın 9.maddesinin 2. krasının a, b ve c
bentlerinde değiĢiklik yapılmıĢtı. Buna göre a. bendinde „‟ĠĢçi
sendikalarının Bir iĢçi sendikasının, (b ve c bentlerinde ise federasyon ve
konfederasyonlarının) Türkiye çapında faaliyet gösterebilmesi için kurulu
bulunduğu iĢkolunda çalıĢan sigortalı iĢçilerin en az (1/3) ünü, üye sıfatiyle
bir araya gelmeleri suretiyle kurulurlar.‟‟ ġeklinde hükme bağlanması
sonucu, her sendika üye sayısını olduğundan daha yüksek gösterme yoluna
gitmiĢtir.
Tüm bu geliĢmelerden ve sendikalı iĢçi sayısının sigortalı iĢçi sayısından
çok daha fazla olmasından; bu dönem, ÇalıĢma Bakanlığı‟nın
SendikalaĢmaya iliĢkin yayımlanan istatistiki verilerinin gerçek bilgiler
içermediğini anlamak mümkündür.
Türkiye‟de 1961 ve özellikle 1963 sonrasında sendikalara üye iĢçi sayısında
büyük bir sıçrama yaĢandı. ÇalıĢma Bakanlığı verilerine göre, 1961 yılında
511 sendikada örgütlü 298 bin üye bulunuyordu. 1966‟de sendika sayısı 704
ve bu sendikaların 374 bin üyesi vardı. 1967 yılında sendikalara üye iĢçi
sayısı 835 bine, 1969 yılında 1 milyon 194 bine ve 1970 yılında da ise 2
milyon 88 bine fırlamıĢtır. ÇalıĢma Bakanlığı verilerine göre sendikalı iĢçi
sayısında özellikle 1975-1980 döneminde çok büyük artıĢlar olmuĢtu. 1975
yılında 3,3 milyon olan üye sayısı, 1977‟de 3,8 milyona, 1978‟de 3,9
milyona, 1979 „da 5,5 milyona ve 1980‟de de 5,7 milyona yükselmiĢti.
(Koç, 2003)‟a göre 1967 yılından itibaren tutulan bu resmi istatistiklerin
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
220
tümü yanlıĢtır. Özellikle 1970 sonrasında gerçek üye sayısı ile Bakanlığın
resmi verileri arasındaki fark daha da artmıĢtır. 1980 yılında sendikaların
gerçek üye sayısı, ÇalıĢma Bakanlığının verilerinde yer aldığı gibi 5,7
milyon değil, en fazla 1,5-2,0 milyon civarı olmalıdır.
Ġstihdama iliĢkin istatistiklere göre ise 1961-1980 döneminde iĢçi sınıfının
sayısında ciddi bir artıĢ söz konusudur. Türkiye‟de 1965‟te gelir getirici bir
iĢte çalıĢan ücretlilerin sayısı 3 milyon iken, 1970‟te 4,2 milyon, 1975‟te 5,4
milyon ve 1980‟de da 6,2 milyona ulaĢmıĢtır.Ücretlilerin gelir getirici bir
iĢte çalıĢanlara oranı ise; 1965‟te % 22,5 idi. Bu oran 1970 yılında yüzde
20‟lik bir artıĢla % 27,6 olmuĢ, 1975 yılında % 31‟e, 1980 yılında da %
33,4‟e yükselmiĢtir. Hane halkı reislerinin sayısında, ücretlilerin payının
daha da yüksek olduğu gözlenmektedir. 1970 yılında % 35‟i ücretli olan
hane halkı reislerinin oranı 1975 yılında % 39‟a ve 1980 yılında da yüzde
42,1‟e yükselmiĢtir.
III.C. 1960-1980 Dönemi Sendikalaşma Oranlarını Etkileyen Unsurlar
Bu dönem kuĢkusuz sendikalaĢma için siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan
son derece elveriĢli bir ortama sahipti. Çoğulcu demokrasi, sosyal devlet
anlayıĢı ve iĢçi sınıfının artan bilinci sayesinde sendikalaĢma oranları
oldukça yüksek seviyelere çıkmıĢtır. Her ne kadar 1970 sonrası ülkede baĢ
gösteren toplumsal olaylar gerekçesiyle 1971 Askeri Muhtırası ile bir
kesinti yaĢansa da sendikal hareket, 1980 darbesine kadar sosyal ve siyasal
yaĢamda oldukça aktif rol oynamıĢ ve sendikalaĢma oranı dönem sonuna
kadar yükselmeye devam etmiĢtir.
Grev yasağının kaldırılması, beden iĢçileriyle sınırlı olan iĢçi tanımı, tüm
ücretlileri kapsayacak Ģekilde yeniden tarif edilmiĢ, sendika aidatlarının
düzenlenmesi sendikaların inisiyatifine bırakılmak suretiyle sendikaların
mali durumu iyileĢtirilmiĢtir. Tüm bu sayılan geliĢmeler hem sendikaların
hem de iĢçilerin güçlenmesini dolayısıyla da sendikalaĢma oranının
artmasını sağlamıĢtır. Bununla birlikte daha önce değindiğimiz nedenlerden
dolayı bu artıĢ resmi kayıtlarda yer alan veriler olduğundan daha yüksektir.
III.D. 1960-1980 Döneminin Önemli Örgütlenmeleri
DĠSK, MĠSK VE HAK-Ġġ gibi bünyesine pek çok sendika ve federasyon
alan önemli çatı örgütlenmeler de yine bu dönemde kurulmuĢlardır.
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
221
Devrimci ĠĢçi Sendikaları Konfederasyonu (DĠSK), 13 ġubat 1967 tarihinde
Türk-iĢ'ten ayrılan 17 iĢçi sendikası tarafından kurulmuĢtur.
MHP‟nin ideolojik görüĢlerini benimseyen MĠSK, MĠLLĠ-Ġġ
Konfederasyonu adıyla 23 Haziran 1970 Tarihinde Ġstanbul‟da kuruldu ve
özellikle 1975‟te kurulan Milliyetçi Cephe hükümeti zamanında faaliyetleri
yoğunlaĢsa da üye sayısı oldukça düĢüktü.
22 Ekim 1976 tarihinde Ankara'da kurulan ve tüzüğünde, cumhuriyet,
laiklik ve demokrasi gibi kavramlara yer vermeyen HAK-Ġġ ise Milliyetçi
Cephe hükümeti ortaklarından, Milli Selamet Partisi‟nin iĢçi örgütlenmesi
olarak faaliyet göstermiĢtir.
Sosyal Demokrat-ĠĢ 22 Eylül 1978 tarihinde Türkiye Sosyal Demokrat ĠĢçi
Sendikaları Konfederasyonu ismiyle Ġstanbul‟da kuruldu.
Türk Ülke-ĠĢ 23 Temmuz 1976 tarihinde Türkiye Milliyetçi, Adaletçi,
Emekçi ĠĢçi Sendikaları Konfederasyonu ismiyle 15 sendika tarafından
kuruldu.
1961 Anayasasında memurlara tanınan sendikalaĢma hakkı yılından itibaren
kullanılarak 1971‟e kadar 658 memur sendikası kuruldu. Ancak memurların
sendika kurma hakkının 1971 yılında yasaklanmasından sonra memurlar,
ideolojik görüĢlere göre sert bir bölünme ve saflaĢma Ģeklinde
dernekleĢmeye baĢladı.
1965-1971 dönemini kapsayan 6 yıllık süreçte kurulan memur sendikaları:
16.07.1968‟deTürkiye Kamu Personeli Sendikaları Konfederasyonu‟nu
(TÜRK-PERSEN) 24.04.1968‟de de Türkiye Ġktisadi Devlet TeĢekkül ve
TeĢebbüsleri Personel Sendikaları Konfederasyonu kuruldu. Koç, (2003)
Ayrıca, 1968 yılı sonlarına oğru 16 memur sendikaları federasyonu daha
kurulmuĢtu. Bu dönemin en bilinen memur sendikaları, 10.07.1965‟te
kurulan Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ve 12.07.1965‟te kurulan
Türkiye Ġlkokul Öğretmenleri Sendikası‟dır (ĠLK-SEN). Memur
sendikalarının önemli bir bölümü, toplu pazarlık ve grev haklarının
bulunmadığı koĢullarda, yardımlaĢma sandığı kurarak ve çeĢitli etkinlikler
düzenleyerek üye çekmeye ve örgütlülüğünü ayakta tutmaya çalıĢtı. Bu
derneklerden öne çıkanları sırlarsak:
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
222
(EGO-DER, DDY-DER, TRT-DER, TÜM PTT-DER, GENEL-DER, TEK-
DER, TÜM ZERBANK-DER, SAYIġTAY-DER) gibi iĢyeri
örgütlenmesini esas almıĢlar, (TÖB-DER, TÜTED, TÜS-DER, ÜLKÜ-
BĠRÖĞRET, ÜLKÜ-TEK, HÜR-ÖĞRET, HÜR-TEK) gibi dernekler iĢkolu
esasına göre, (TÜM-DER, MEM-DER, ÜLKÜM, AK-MEM) ise tüm kamu
çalıĢanlarını aynı çatı altında örgütleme amacıyla kurulmuĢ derneklerdir.
III.E. 1960-1980 Dönemi İşçi Haklarında Gelişmeler
Reel asgari ücret 1963-1967 döneminde kayda değer oranda arttı, 1968
yılında küçük bir gerilemenin arınan, 1969 yılında yüzde 32 oranında bir
artıĢ gösterdi. 1971 yılında bir miktar gerilemenin ardından 1979 yılına
kadar dalgalı yükseliĢini sürdürdü. Ancak 1980 yılında bir önceki yıla göre
yaklaĢık yarı yarıya düĢtü. Genel bir ortalamayla, 1961-1980 döneminde
Türkiye‟de reel ücretler, kiĢi baĢın milli gelir artıĢına paralel bir artıĢ
gerçekleĢtirmiĢtir.
24.07.1963 tarihinde kabul edilen 274 sayılı Sendikalar Yasası ve 275 sayılı
Toplu ĠĢ SözleĢmesi Grev ve Lokavt Yasası ile 1961 Anayasasında geniĢ bir
biçimde tanınmıĢ bulunan sendikal hak ve özgürlükler, büyük ölçüde
sınırlandırıldı. Özellikle grev hakkına getirilen kısıtlamalar ve verenlere
Anayasa‟da yer almayan lokavt yetkisinin tanınması, iĢçi sınıfı ısından
önemli hak kayıpları olmuĢtur.
17.07.1964 tarihinde 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası ile farklı sigorta
kolları tek bir Yasayla düzenlendi.
624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları Yasası ile kamu çalıĢanlarına sınırlı
bir sendikalaĢma hakkı tanındı. Ancak toplu pazarlık ve grev hakları
verilmedi.
657 sayılı Devlet Memurları Yasası ile personel rejimi yeniden düzenlendi.
Bu Yasada memurların grev yapması yasaklanıyordu.
20.04.1967 tarihinde 854 sayılı Deniz ĠĢ Yasası, 6379 sayılı Deniz ĠĢ
Yasası‟nın yerini aldı ve gemicilerin haklarında iyileĢtirme sağladı.
28.07.1967 tarihinde 931 sayılı ĠĢ Yasası ile 1936 yılında kabul edilmiĢ olan
3008 sayılı ĠĢ Yasası yenilendi ve bazı yeni haklar elde edildi.
23.10.1969 tarihinde 1186 sayılı Yasayla 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Yasası değiĢtirilerek, 25 yıldır sigortalı olup 5000 gün prim ödeyen
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
223
sigortalıların yaĢlılık aylığına hak kazanabilmesinde yaĢ sınırı kaldırıldı.
Böylece, erken yaĢlarda emeklilik hakkı doğdu.
04.07.1970 tarihinde 1317 sayılı Yasayla 274 sayılı Sendikalar Yasası
değiĢtirilerek, sendika bölge birlikleri yasaklandı, noter aracılığıyla sendika
üyeliğinden istifa uygulaması getirildi ve yeni bazı baĢka düzenlemelerle
DĠSK‟in faaliyetleri sona erdirilmeye çalıĢıldı. Bu Yasa Türkiye ĠĢçi
Partisi‟nin baĢvurması üzerine, iptal edildi
25.07.1971 tarihinde 1475 sayılı ĠĢ Yasası kabul edildi.
20.9.1971 tarihinde 1488 sayılı Yasayla 1961 Anayasası değiĢtirilerek,
memurların sendikalaĢma hakkı kaldırıldı ve memurların sendika kurmaları
ve kurulu sendikalara üye olmaları açık bir biçimde yasaklandı.
04.07.1975 tarihinde 1927 sayılı Yasayla, birçok toplu iĢ sözleĢmesinde
elde edilmiĢ olan bir hak yasalaĢtırılarak tüm iĢçilere uygulandı. Kıdem
tazminatına hak kazanabilmek için çalıĢılması gereken süre 3 yıldan 1 yıla
indirildi. Her yıl için ödenecek kıdem tazminatı miktarı da 15 günlük
ücretten 30 a yükseltildi.
1960-1980 döneminde aĢağıda belirtilen tüzük ve yönetmelikler aracılığıyla
da bazı hakların kullanımı düzenlenmiĢtir:
ĠĢçi ÇalıĢma ve Kimlik Karnesi Tüzüğü (24.05.1973)
19.06.1972‟de ĠĢyerlerinde Açılacak Kantinler Hakkında
Yönetmelik
21.01.1972‟de Sakatların ve Eski Hükümlülerin ÇalıĢtırılmaları
Hakkında Yönetmelik
19.03.1973‟te ĠĢçi ücretlerinden Ceza Olarak Kesilen Paraları
Kullanmaya Yetkili Kurulun KuruluĢu ve ÇalıĢma Esasları Hakkında Tüzük
12.02.1972‟de Asgari Ücret Yönetmeliği
04.04.1973‟te Fazla ÇalıĢma Tüzüğü
19.06.1972‟de Yıllık Ücretli Ġzin Yönetmeliği
12.03.1973‟de ĠĢ Süreleri Tüzüğü
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
224
19.2.1973‟te ĠĢyerlerinde ĠĢin Durdurulmasına veya ĠĢyerlerinin
Kapatılmasına ĠliĢkin Tüzük
12.03.1973‟te Hazırlama, Tamamlama, Temizleme ĠĢleri Tüzüğü
22.08.1973‟te Kadın ĠĢçilerin Sanayie Ait ĠĢlerde Gece
Postalarında ÇalıĢtırılma KoĢulları Hakkında Tüzük
17.03.1973‟te Haftalık ĠĢgünlerine lünemeyen ÇalıĢma Süreleri
Tüzüğü
04.04.1973‟te Postalar Halinde ĠĢçi ÇalıĢtırılarak Yürütülen ĠĢlerde
ÇalıĢanlara ĠliĢkin Bazı Özel Usul ve Kurallar Hakkında Tüzük
11.01.1974‟te ĠĢçi Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği Tüzüğü
24.12.1973‟te Parlayıcı, Patlayıcı, Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle
ÇalıĢılan ĠĢyerlerinde ve ĠĢlerde Alınacak Tedbirler Hakkında Tüzük
19.02.1973‟te Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Sekiz
Saat veya Daha Az ÇalıĢılması Gereken ĠĢler Hakkında Tüzük
19.02.1973‟te ĠĢçi Sağlığı ve ĠĢ Güvenliği Kurulları Hakkında
Tüzük
09.04.1973 Ağır ve Tehlikeli ĠĢler Tüzüğü
11.08.1973‟te Gebe ve Emzikli Kadınların ÇalıĢtırılma
KoĢullarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtları (KreĢ) Hakkında
Tüzük
16.08.1973‟te ĠĢ ve ĠĢçi Bulma Kurumu‟nun Ödevlerinin YapılıĢ
ġekilleri Hakkında Tüzük, ĠĢverenin ĠĢçi Ġsteklerini ĠĢ ve ĠĢçi Bulma
Kurumu‟na Bildirmeleri Hakkında Tüzük
10.12.1973‟te Askeri ĠĢyerleriyle Yurt Emniyeti Ġçin Gerekli
Maddeler Ġmal Olunan ĠĢyerlerinin Denetim ve TeftiĢi Hakkında Tüzük.
1960-1980 döneminde iĢçi haklarının geliĢtirilmesinde en büyük kazanım
toplu pazarlık hak olmuĢtur. Mevzuatta yapılan iyileĢtirmelerde, iĢçi
sınıfının oy gücü kuĢkusuz etkili olmuĢtur. Toplu sözleĢmeleri
aracılığıyla elde edilen kazanımlarda ise, bir yandan ithal ikameci kalkınma
modeli içinde devlet desteğiyle hızla büyüyen iç pazarın sağladığı imkanlar,
çalıĢan kesimin oy gücü ve Soğuk SavaĢ koĢulları, diğer yandan iĢçi hak ve
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
225
hürriyetleri için verilen mücadeleler, yapılan grevler ve diğer eylemler etkili
oldu. Koç, (2003) 1960-1980 döneminin bir tür darbeler dönemi olduğunu
ve 27 Mayıs darbesinin sendikalar ve muhalif gruplar tarafından
desteklendiğini daha önce belirtmiĢtik. 12 Mart muhtırası için de
Sendikaların, en azından TÜRK-Ġġ ve DĠSK‟in tutumlarının aynı olduğu da
bilinmektedir. 12 Eylül darbesine karĢı ise sendika birlikleri farklı tepkiler
göstermiĢtir. TÜRK-Ġġ yöneticileri 12 Eylül‟e mutlak desteklerini bildiren
açıklamalar yapmıĢlar ve Konfederasyon adına Kenan Evren‟e bir destek
mesajı göndermiĢlerdir. HAK-Ġġ 12 Eylül‟ü baĢlangıçta desteklese de
sonraları eleĢtirel bir tutum sergilemiĢtir. DĠSK ve DĠSK‟e bağlı sendikalar
ise önceden darbe haberini almıĢ olmalarına rağmen ve darbeye karĢı
olmakla birlikte sessiz kalmayı tercih ettiler.
IV. 1980 Sonrası Dönem
1980 sonrası dünyada Türkiye‟yi de etkileyen önemli geliĢmelerin
yaĢandığı dönemdir. 70‟lerden itibaren dünya ekonomisi krize girmiĢ,
Sovyetlerin dağılmasıyla soğuk savaĢ bitmiĢ, Doğu Avrupa ülkelerinde
sosyalist hükümetler iktidarı kaybetmiĢ, dünyanın her yerinde etnik, dini,
mezhepsel ayrıĢmalar çatıĢmaya dönüĢerek savaĢlara hatta bölgesel
savaĢlara neden olmuĢtur. Teknoloji artan bir hızla geliĢmiĢ, büyük
oligipollerin uluslarara yayılım göstermeleriyle küreselleĢme süreci
baĢlamıĢ ve sosyal devlet anlayıĢı yavaĢ yavaĢ terk edilmeye baĢlanmıĢtır.
KuĢkusuz tüm bu saydıklarımız Türkiye‟ye toplumsal ve siyasal yapısına
derinden sirayet eden geliĢmelerdir.
IV.A. 1980 Sonrası Ülkenin Siyasi Durumu
12 Eylül 1980 günü Türkiye‟de, etkileri bugün bile devam eden bir darbe
gerçekleĢmiĢtir. Darbenin hemen öncesinde Türkiye 24 Ocak 1980 istikrar
programı ile ithal ikameci planlı ekonomiden vazgeçip serbest piyasa
sistemine geçmiĢ ve ekonomi politikalarına köklü reformlar yapmıĢtır. Bir
yandan özelleĢtirmeler ve sözleĢmeli kamu personeli alımına hız verilerek iĢ
güvencesi zayıflatılmıĢ, diğer yandan sendikal örgütler iĢlemez hale
getirilmiĢtir. Sivil toplum örgütlerinin sindirilmesi ve özel sermayenin önem
ve öncelik kazanması anlamına gelen bu iki olayın neden olduğu dönüĢüm
sonucu; iĢçi sınıfı baskı altına alınmıĢ, iĢveren sendikaları güçlenmiĢ,
iĢverenler sendika dıĢı birliklerle dayanıĢmayı daha da artırmıĢ ve siyasi
otorite üzerinde mevzuata etki edecek ölçüde baskı gücü elde etmiĢtir. Bu
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
226
bağlamda sermaye temsilcileri sendikaları pasifize etmek, sendikal hak ve
hürriyetleri ortadan kaldırmak için yoğun çaba sarf etmiĢlerdir.
90‟lı yıllar boyunca PKK ve Ġrticayla mücadele gündemden hiç düĢmemiĢ,
Doğu ve Güneydoğuda ortaya çıkan Ģiddet olayları, uzun soluklu OHAL
uygulamalarını beraberinde getirmiĢ, çatıĢmalar, toplumsal olaylar ve göç
bölge ekonomisini bitirdiği gibi ülke ekonomisine de ağır bir yük
getirmiĢtir. Dizginlenemeyen enflasyon dolarizasyona neden olarak etkisini
daha da yıkıcı hale getirmiĢ, kamu kesiminde israf, yolsuzluk, rüĢvet
korkunç boyutlara ulaĢmıĢ. 5 Nisan 1994 istikrar programıyla, bu adı
konmamıĢ krizin yükü emekçi sınıf ve dar gelirli tabakaların sırtına
yıkılmıĢtır. Kendini Cumhuriyet‟in ve Laikliğin koruyucusu olarak
tanımlayan mekanizma; 24 Aralık 1995 genel seçimlerinden birinci parti
olarak çıkan Refah Partisi‟nin yer aldığı Refahyol hükümetini tehdit (irtica
tanımlamasıyla) olarak gördüğünü her fırsatta ifade etmiĢ, nihayet 28 ġubat
1997'de olağanüstü toplanan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrası
hükümete dayatılan kararlar post modern darbe olarak literatüre girmiĢtir.
BaĢörtüsü yasağıyla zihinlere kazınan süreçte, Ġslami kesim ve üniversiteler
yoğun baskılara maruz kalmıĢtır. IMF borçları bu dönem en sık baĢvurulan
finansman kaynağı oldu ancak bunun bedeli IMF‟in ülke ekonomisine
sürekli müdahaleleri olmuĢtur.
1998‟ların sonlarında kuluçkaya yatan kriz 2001 yılında gün yüzüne çıktı.
Türk Lirası aĢırı değer kaybetti reel ücretler ve alım gücü iyice azaldı,
küçük ve orta ölçekli pek çok iĢletme kapandı. Krize karĢı tedbirler almak
üzere Dünya Bankasında çalıĢan Kemal DerviĢ Ekonomiden Sorumlu
Devlet Bakanlığına getirildi ve IMF öncülüğünde Güçlü Ekonomiye GeçiĢ
Programına geçildi.
2002 seçimlerinde iktidara gelen Milli GörüĢ kökenli siyasetçilerin kurduğu
Adalet Ve Kalkınma Partisi iktidarında krizin etkileri giderilip ekonomi
genel olarak rayına oturtulsa da iĢçiler açısından eskiden inĢaat sektörüyle
sınırlı olan taĢeronlaĢma, hemen her sektöre hakim oldu ve ücretliler içinde
asgari ücretle çalıĢanların oranı rekor düzeye çıktı 2009 yılı itibariyle
sigortalıların yüzde 43,2‟si brüt asgari ücret kadar, yüzde 23,1‟i 693-900 TL
aylık brüt kazanç elde etmiĢtir. SendikalaĢma, 2009 yılına kadar istikrarlı
bir seyir izlemiĢ ancak 2012‟den itibaren sert bir düĢüĢ yaĢanmıĢ ve
sendikalaĢma oranları tek haneli yüzdelik değerler almaya baĢlamıĢtır. 2016
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
227
itibariyle; toplam sigortalı iĢçi sayısı: 13.038.351 kiĢi, toplam sendikalı iĢçi
sayısı: 1.499.870 kiĢi ve sendikalaĢma oranı yüzde 11,50 olmuĢtur.
IV.B. 1980 Sonrası Sendikalaşma Oranları
Kırdan kentlere göç, kırsalda kendi toprağında çalıĢanların önce
mülksüzleĢmesine sonra da iĢçileĢmesine yol açar. 1980-2003 dönemine
Türkiye iĢçi sınıfı tarihinde en kapsamlı mülksüzleĢme ve en hızlı iĢçileĢme
yaĢanmıĢtır. Koç, (2003) Bu süreç özellikle 1990 sonrasında güneydoğuda
yaĢanan göç olaylarıyla daha da hızlandı. MülksüzleĢen ve kırsalla bağını
koparmak zorunda kalan insanların büyük çoğunluğu geçici iĢlerde veya
kendi hesabına çalıĢarak zamanla iĢçi haline gelmiĢtir.
Türkiye‟de 1980 yılında 6,2 milyon olan ücretli sayısı 1990 yılında 9,0
milyona yükselmiĢ, Günümüzde bu sayı 13 milyona çıkmıĢtır. 1980 yılında
yüzde 33,4 olan ücretlilerin gelir getirici bir iĢte çalıĢanlara oranı, 1990
yılında yüzde 38,5‟e yükselmiĢ, Bugün ise yüzde 50‟nin üstüne çıkmıĢtır.
1980 yılı verilerine göre, hane halkı reislerinin yüzde 42,1‟i ücretliyken, bu
oran 1990 yılında yüzde 46,6‟ya yükselmiĢ, günümüzde ise yüzde 50
civarındadır.
Gelir getirici bir iĢte çalıĢan 20,2 milyon kiĢiden 10,3 milyonu ücretli, 6,3
milyonu iĢveren-esnaf, 3,6 milyonu ise ücretsiz aile çalıĢanıydı. 10,3 milyon
ücretlinin 5,1 milyonu SSK‟lı, 2,3 milyonu ise Emekli Sandığı‟na bağlıydı.
Diğerleri ise kayıt dıĢı istihdam ediliyordu.
ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı‟nın çalıĢma hayatı ile ilgili istatistiki
verileri düzenli olarak yayımlamaya baĢladığı 1984‟te 1.427.744 olan
sendikalı iĢçi sayısı Ocak 2001‟de 2.580.927‟ye ulaĢmıĢ ve dönem boyunca
sendikalı iĢçi sayısı istikrarlı bir biçimde yaklaĢık iki katına çıkmıĢtır.
SendikalaĢma oranlarının dönem ortalaması %50-60 civarında
gerçekleĢmiĢtir.
Türkiye‟deki sendikalaĢma oranlarının sistemsiz hesaplanmasından
kaynaklanan hatalı istatistikler nedeniyle sendikalı iĢçi sayısı ve
sendikalaĢma oranları yanlıĢ hesaplanmıĢ ve genelde her yıl yaklaĢık 500-
600 bin kiĢi fazla hesaplanmıĢtır. Mahiroğulları, (2006) Sosyal Güvenlik
Bakanlığı, sendikalı iĢçi sayıları ile ilgili verilerdeki mükerrer kayıttan,
vefat eden ve emekli olan üyelerin listelerden düĢülmemesinden
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
228
kaynaklanan hataları gidermek, amacıyla 2000 yılındaki düzeltmesine kadar
bu böyle devam etmiĢtir.
Tablo 2. Sendikalı ĠĢçi Sayısı ve SendikalaĢma Oranları (1984-2001)
Kaynak: Mahiroğulları, Adnan. (2006). Türkiye‟de SendikalaĢma Evreleri
Ve SendikalaĢmayı Etkileyen Unsurlar, C.Ü, Ġktisadi ve Ġdari Bilimler
Dergisi, Cilt 2, Sayı 1, s.172,
Tablo.2‟den anlaĢılacağı gibi 2000 yılında yapılan düzeltmeden sonra
sendikalı iĢçi sayısında 600 bin kiĢi eksilmiĢtir. 04.04.1995 gün ve 4101
sayılı Yasa ile sendikalı iĢçi sayısının sağlıklı tespit edilmesini sağlayacak
yeni düzenlemeler yapılmıĢ ve iĢçi sendikalarını, üye kayıt belgelerini,
belgeleri düzenleyen noter bilgilerini, üyelerinin çalıĢtıkları iĢyerlerinin
unvanlarını ve iĢverenleri de çalıĢtırdıkları iĢçileri 6 ay içinde ÇalıĢma Ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirmekle yükümlü kılmıĢtır. Mahiroğulları,
(2006) Ne var ki bu sistemden de bir sonuç alınamamıĢ, olduğundan daha
fazla sendikalı iĢçi sayısı yer almaya devam etmiĢtir.
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
229
Tablo 3. Sendikalı ĠĢçi Sayısı ve SendikalaĢma Oranları (2000-2016)
Yıllar
Toplam İşçi
Sayısı
Sendikalı İşçi
Sayısı
Sendikalaşma
Oranı %
2000
4.521.081
2.468.591
54.60
2001
4.564.164
2.648.847
58.04
2002
4.686.618
2.717.326
57.98
2003
4.781.958
2.751.670
57.54
2004
4.916.421
2.854.059
58.05
2005
5.022.584
2.945.929
58.65
2006
5.154.948
3.001.027
58.21
2007
5.292.796
3.091.042
58.40
2008
5.414.423
3.179.510
58.72
2009
5.398.296
3.232.679
59.88
2010*
-
-
-
2011*
-
-
-
2012
10.881.618
1.001.671
9.2 1
2013
11.628.806
1.032.166
8.88
2014
12.287.238
1.189.481
9.68
2015
12.744.685
1.429.056
11.21
2016
13.038.351
1.499.870
11.50
Kaynak: ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Resmi Ġnternet
Sitesi/Ġstatistikler
* ÇSGB resmi internet sayfasında ilgili yıla ait veri bulunamadı
90‟lı yıllara kıyasla bir düĢüĢ olmakla beraber 2000‟li yıllar, 2009 yılına
kadar istikrarlı bir seyir izlemiĢ ancak 2012‟den itibaren sert bir düĢüĢ
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
230
yaĢanmıĢ ve sendikalaĢma oranları tek haneli yüzdelik değerler almaya
baĢlamıĢtır. Bu düĢüĢte yeni Sosyal Güvenlik Yasası ve istatistik sisteminde
nispi iyileĢmenin etkisi olmakla beraber, bu düĢüĢün tamamını açıklamak
için yeterli olmayıp sendikalaĢmaya ilginin azaldığı veya azalmak zorunda
bırakıldığı da bir gerçektir. KüreselleĢme taĢeronlaĢma ve sigortalı
çalıĢanlar içinde asgari ücretle çalıĢanların oranının yükselmesi iĢ
güvencesinin ortadan kalkması bu düĢüĢün nedenleri arasında sayılabilir.
Tablo 3‟e bakıldığında, 2001 krizi sonrası yüzde 58 olan sendikalaĢma oranı
2012‟de yüzde 9,2‟ye, 2016‟da ise yüzde 11,5‟ye düĢtüğü görülmektedir.
Tablo 4. Önde gelen ĠĢçi Sendikaları Konfederasyonları ve üye sayıları
(2001-2015)
Konfederasyonun
Adı
Üye sayısı
2001
Üye sayısı
2015
TÜRK-Ġġ
1.861.146
842.322
DĠSK
343.718
143.233
HAK-Ġġ
293.212
385.065
Kaynak: ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Resmi Ġnternet
Sitesi/Ġstatistikler
2001-2015 yılları arasında sendikalı iĢçilerin konfederasyonlara dağılımında
meydana gelen değiĢimi gösteren tablo 4 incelendiğinde 14 yılın sonunda
gerek TÜRK-Ġġ, gerekse KESK‟in, üyelerinin yarısından fazlasını
kaybettiği, HAK-Ġġ‟in ise üye sayısını önemli oranda artırdığı görülecektir.
Kamu sektöründe ise özel sektörün aksine 2000‟li yıllarda sendikalaĢma
oranında büyük bir artıĢ olmuĢ, 1990‟larda kurulan TÜRK KAMU-SEN,
MEMUR-SEN ve KESK gibi üst örgütlere 2000‟li yıllarda yenileri
eklenmiĢse de bu üç konfederasyonun hakimiyeti devam etmiĢtir. Tablo 5‟e
baktığımızda, toplam sendikalı memur sayısındaki artıĢın toplam memur
sayısındaki artıĢtan daha fazla olduğu hemen dikkati çekmektedir. 2002-
2016 yılları arası dönem baĢı 1.357.326 olan memur sayısı Temmuz
2016‟da 2.452.249 olmuĢ, 650.770 olan sendikalı memur sayısı Temmuz
2016‟da 1.756.934 olmuĢtur. SendikalaĢma oranı ise yüze 47,94‟ten yüzde
71,64‟e çıkmıĢtır.
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
231
Tablo 5. Kamu sektöründe yıllara göre personel sayısı, sendikalaĢma oranı ve sendikalara dağılımı
Yıllar
Toplam
Memur
Sayısı
KESK
MEMUR-
SEN
TÜRKİYE
KAMU-
SEN
DİĞER
Sendikalı
Memur
Sayısı
Oran
%
2002
1.357.326
262,348
41,871
329,065
17,486
650.770
47,94
2003
1.272.267
295.830
98,146
385.425
9,445
788.846
61,99
2004
1.564.777
297,114
137,937
343,921
8,900
787.88
50,35
2005
1.584.490
264,060
159,154
316,038
8,365
747.617
47,18
2006
1.568.324
234.336
203.851
327.329
14.876
779.399
49,70
2007
1.617.410
231.987
249.725
350.727
23.024
855.463
52,89
2008
1.691.299
223.460
314.701
357.841
30.169
930.397
55,01
2009
1.784.414
224.413
376.355
375.990
40.0314
1.017.072
57,00
2010
1.767.737
219.195
392.171
369.600
42.396
1.023.362
57,89
2011
1.874.543
232.083
515.378
394.497
53.144
1.195.102
63,75
2012
2.017.978
240.304
650.328
418.991
66.038
1.375.661
68,17
2013
2.134.638
237.180
707.652
444.935
78.254
1.468.021
68,77
2014
2.270.558
239.700
762.650
447.641
139.973
1.589.964
70,03
2015
2.354.314
236.203
836.505
445.729
160.591
1.679.028
71,32
2016
2.452.249
221.069
956.032
420.220
159.613
1.756.934
71,64
Kaynak: ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Resmi Ġnternet Sitesi/Ġstatistikler
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
232
Tablo 5 ve tablo 6‟da dikkat çeken bir baĢka husus, MEMUR-SEN‟in üye
sayısının her yıl artırarak 14 yıl içinde yaklaĢık 23 katına çıkararak son
yıllarda toplu sözleĢmelerde en etkili, hatta genel sözleĢmede tek yetkili
konfederasyon haline gelmiĢ olmasıdır.
Tablo 6. Kamu sektöründe faaliyet gösteren sendika Konfederasyonları ve
üye sayıları (2016)
Kuruluş
Yılı
Konfederasyonun Adı
Üye sayısı
2002
Üye sayısı
2016
1992
TÜRK KAMU-SEN
329.065
420.220
1995
MEMUR-SEN
41.871
956.032
1995
KESK
262.348
221.069
2002
BASK
1.319
4.655
2008
BĠRLEġĠK KAMU-Ġġ
-
63.990
2008
HAK-SEN
-
4.276
2013
TÜM MEMUR-SEN
-
7.835
Kaynak: ÇalıĢma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Resmi Ġnternet
Sitesi/Ġstatistikler
IV.C. 1980 Sonrası Sendikalaşma Oranlarını Etkileyen Unsurlar
12 Eylül darbesi ile birlikte Türkiye; insan hakları, demokrasi, temel haklar
ve iĢçi hak ve özgürlükleri açısından tarihinin en karanlık yıllarını
yaĢamıĢtır. Türkiye ĠĢveren Sendikaları Konfederasyonu BaĢkanı Halit
Narin, bu sürecin iĢçi sınıfı açısından ne anlama geldiğini “20 yıl iĢçiler
güldü, biz ağladık; Ģimdi gülme sırası bizde,” diyerek özetlemiĢtir. Darbeyle
birlikte, TBMM ve tüm siyasal partiler feshedilerek, zaten nırlı bir
biçimde uygulanabilen demokrasi tamamen yok edildi. MGK kararları
Anayasa‟nın üstünde kabul edildi. Toplu pazarlık ve grev hakkı ortadan
kaldırıldı. DĠSK, HAK-Ġġ, MĠSK ve bunlara bağlı sendikaların faaliyetleri
durduruldu. TÜRK-Ġġ‟e bağlı kimi sendikaların faaliyetleri durduruldu.
Yönetim kurulu toplantıları da dahil tüm sendikal faaliyetler önceden izin
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
233
alma ve polislerin gözetimine gerçekleĢtirme Ģartına bağlandı. Sendikaları
kamuoyu gözünde itibarsız kılmaya yönelik sistemli bir kampanya
sürdürüldü. Koç, (2003) 12 Eylül‟e kadar örgütlenememiĢ iĢyerlerinde yeni
sendikal örgütlenme ve toplu iĢ sözleĢmesi yapma imkanı ortadan kaldırıldı.
Binlerce sendikacı ve sendika üyesi tutuklandı iĢkence gördü. 1402 sayılı
Sıkıyönetim Yasası‟nın tanıdığı yetkilere dayanılarak binlerce memur ve
iĢçi iĢten atıldı veya sürgüne gönderildi. Bu dönemde çıkarılan birçok yasa
ile toplumsal ve bireysel hak ve özgürlükler iyice kısıtlandı. 1980 sonrası
hızla artan özelleĢtirme, kamu personel alımlarının azalması, kadrolu
personel yerine sözleĢmeli personel tercih etmesi, kimi ücretli gruplarına
sendikalaĢma hakkının tanınmaması, 90‟larda baĢlayan taĢeronlaĢmanın
2000‟li yıllarda bütün sektörlerde had safhaya ulaĢması ve küresel bir takım
etkenler sendikalaĢmayı olumsuz etkilemiĢtir.
2001 krizi baĢladığında aslında ülkede fiili bir kriz mevcuttu ancak Sezer‟in
fırlattığı kitapçık (Ya da Ecevit‟in bunu kameralar önünde açıklaması)
krizin etkilerinin bir anda katlanmasına neden oldu. IMF öncülüğünde
Güçlü Ekonomiye GeçiĢ Programı uygulamaya sokularak bertaraf edilmeye
çalıĢılan kriz geleneksel olduğu üzere, yine en büyük darbeyi iĢçi sınıfına ve
ücretle geçinen geniĢ kitlelere vurmuĢtur.
2002 seçimlerinde iktidara gelen Adalet Ve Kalkınma Partisi iktidarı
süresince, Suriye krizine kadar ülke ekonomisi; Milli Gelir, KiĢi BaĢı Milli
Gelir ve dıĢ ticaret hacminde istikrarlı bir büyüme dikkati çekmektedir.
Sosyal hizmetler, sağlık, altyapı alanlarında da ciddi ilerleme
kaydedilmiĢtir. 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren zorunlu genel sağlık
sigortası uygulamasına geçilmesiyle ücretli çalıĢan sayısında bir artıĢ
gözlense de kayıt dıĢı istihdamda ve iĢsizlikte her hangi bir ĢüĢ
olmamıĢtır. Bu dönem özellikle 2010 sonrası sendikalaĢma oranının yüzde
9‟lara kadar düĢtüğü görülmektedir. SendikalaĢma üzerinde son derece
olumsuz etkileri olduğu bilinen özelleĢtirmeler bu dönem de artarak devam
etmiĢtir. Dünyada genel olarak sendikaların popülerliğinin azaldığı bir
gerçektir. Bunda yukarıda değindiğimiz küresel değiĢimin dayatmalarının
yanı sıra insan kaynakları yönetiminin öne çıkması, bireyselleĢme eğilimi,
artan iĢsizlik, büyük oligopollerin üretim tesislerini emeğin ucuz olduğu
Güneydoğu Asya ülkelerine kaydırmaları sonucu artan iĢsizlik,
güvencesizliği, iĢçiler aleyhine değiĢen yasal mevzuat ve benzeri pek çok
neden sıralanabilir. Türkiye‟de 2001 sonrası sendikalaĢmaya olumsuz etki
eden en önemli sorun 22.05.2003 gün ve 4857 Sayılı ĠĢ Kanunu ile kamu
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
234
sektöründe dahi yaygın istihdam Ģekline dönüĢerek had safhaya ulaĢan
taĢeronlaĢma ve buna bağlı olarak geliĢen sigortalı çalıĢanlar içinde asgari
ücretle çalıĢanların oranının aĢırı yükselmesidir. 4857 Sayılı ĠĢ Kanunu
öncesi; 2002 yılında 387 bin olan taĢeron iĢçi sayısı, 2011 yılında 1,611 bin
kiĢi olmuĢtur. SGK verilerine göre sigortalı ücretli çalıĢan 13 milyon kiĢinin
yaklaĢık 5 milyonu (yüzde 39) asgari ücretli olarak çalıĢmaktadır. Asgari
ücretli çalıĢanların toplamda tamamına yakını (yüzde 91) küçük ve orta
ölçekli iĢletmelerde (KOBĠ‟lerde) çalıĢmaktadır. Ayrıca iĢsizlik ve kayıt
dıĢı istihdam, örgütlenmeyi caydırıcı koĢullar yaratma noktasında iĢverenin
elini güçlendirmektedir.
Yine Türkiye‟ye özgü bir gerekçe ve siyasi kutuplaĢmaların arttığını
göstermesi bakımından önemli bir nokta olarak; çalıĢanlar genellikle bir
sendikaya üye olmayı, ilk sendikal ayrıĢma döneminden itibaren politik ve
ideolojik açıdan bir kimlik hatta safını belli etme Ģeklinde
değerlendirmektedir. Bu bağlamda özellikle son zamanlarda artan iĢsizlik,
taĢeronlaĢma ve düĢük ücret düzeyinden kaynaklı iĢ güvencesi kaygısıyla
çalıĢan kesim sendika üyeliğine mesafeli durmaktadır. 60‟lı ve 70‟li yıllarda
safını belli etmek için bir sendika üyeliği edinen Türk iĢçisi, gelinen
aĢamada safını belli etmemek için sendikasız kalmayı tercih etmektedir. Bu
tersine dönüĢün birbiriyle iliĢkili iki temel nedeni vardır. Ġlki, alternatifsiz
kalma anlamında mülksüzleĢme diğeri ise güvencesinden yoksun
kalmadır.
IV.D. 1980 Sonrası İşçi Haklarında Gelişmeler
1982 Anayasası, hayatın her alanında olduğu gibi çalıĢma hayatında da anti-
demokratik mevzuat değiĢikliklerine gitmiĢ; 2821 sayılı Sendikalar Yasası
ve 2822 sayılı Yasa ile sendikalaĢma, toplu pazarlık ve grev haklarına
büyük darbeler indirmiĢtir.
10.10.1980 Tarihinde 2316 sayılı Faaliyetleri Durdurulan Sendika,
Federasyon ve Konfederasyonlara Kayyım Tayini Hakkında Yasa ile
sendikaların malvarlıklarının, anti-demokratik bir biçimde belirlenmiĢ
kayyımlara devredildi.
17.10.1980, 05.05.1981 ve 10.12.1982 Tarihlerinde 2320, 2457 ve 2762
sayılı yasalarla, kıdem tazminatına tavan getirildi.
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
235
01.03.1981 Tarihinde 2422 sayılı yasa ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Yasası değiĢtirilerek, sigortalıların ayakta yapılan tedavilerinde ilaçların
bedelinin yüzde 20‟si ilgili sigortalıdan kesilmeye baĢlandı. Emekli
aylığının hesaplanmasında son beĢ yıllık kazançların en yüksek 3 yılının
ortalaması yerine, son beĢ yılın tümünün ortalaması alınmaya
baĢlandı.YaĢlılık aylığı taban oranı yüzde 70‟den yüzde 60‟a
indirildi.Sigorta primi iĢçi payı yüzde 12‟den yüzde 14‟e çıkarıldı.
19.04.1981 tarihli Resmi Gazete‟de yayımlanan 6772 Sayılı Kanuna
eklenen bir ek madde ile yeraltı madenciliği dıĢındaki tüm kamu
iĢletmelerinde yıllık toplam ikramiye 112 yevmiye, özel sektörde ise 120
yevmiye ile sınırlandırıldı.
19.03.1981 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2429 sayılı Ulusal Bayram
ve Genel Tatiller Hakkında Yasa ile geçmiĢte ücretli tatil yapılan 5,5 gün,
çalıĢılan güne dönüĢtürüldü.20.04.1983 tarihinde 2818 sayılı Yasa ile 23
Nisan günü tekrar ücretli izin durumuna getirildi.
22.07.1981 Tarihinde 2495 sayılı Bazı Kurum ve KuruluĢların Korunması
ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Yasa ile özel güvenlik
görevlilerinin sendikalara üye olması ve grev yapması yasaklandı.
06.01.1982 tarihinde 2577 sayılı Yasa ile Ġdari Yargılama Usulü Yasası
değiĢtirilerek, grev, yürüyüĢ ve benzeri hakların kullanımında yürütmenin
durdurulmasına karar verilemeyeceği hükmü kabul edildi.
26.03.1982 tarihinde 2645 sayılı yasa ile sosyal güvenlik alanında yeni hak
kayıpları oldu. SSK Yönetim Kurulu‟nun yapısı önemli ölçüde
değiĢtirilerek yönetim Kurulundaki iĢçi temsilcilerinin sayısı 2‟den 1‟e
indirildi. SSK çalıĢanları ve emeklilerin 1‟er temsilcileri de Yönetim
Kurulu‟ndan çıkarıldı.
22.04.1983 tarihinde 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası güncellenerek siyasal
partilerin sendikalarla iliĢkilerini yasaklayan Anayasa hükmü güçlendirildi.
16.06.1983 tarihinde 2845 sayılı Yasa ile devlet güvenlik mahkemeleri
oluĢturulurken, greve iliĢkin suçların da bu mahkemelerde yargılanacağı
düzenlemesi getirildi.
04.10.1983 gün ve 2908 sayılı Dernekler Yasası ve 2911 sayılı Toplantı ve
Gösteri YürüyüĢleri Yasası, demokratik yaĢama son derece ciddi
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
236
sınırlamalar getirdi. TRT Yasası değiĢtirilerek, TRT netim Kurulu‟nda
iĢçilerin bir temsilcisinin bulunması Ģartı kaldırıldı.
19.10.1983 tarihinde 2929 sayılı Yasa, iktisadi devlet teĢekküllerinin
yönetim kurullarında bir iĢçi temsilcisinin bulunması imkanını ortadan
kaldırıldı.
25.10.1983 tarihli Olağanüstü Hal Yasası ile sendikal hak ve hürriyetler
iyice kısıtlandı.
Yüksek Hakem Kurulu, 24.12.1980 tarih ve 2364 sayılı Yasa ile kendisine
tanınan geniĢ yetkileri kullanarak, 1963-1980 döneminde toplu
sözleĢmelerine konmuĢ olan birçok önemli hükmü iptal etti.
Bu dönemde bir yandan 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasasıyla sıkıyönetim
komutanlıklarına verilen yetki kullanılarak binlerce iĢçi ve memur hiçbir
gerekçe gösterilmeden ya iĢlerinden atıldı veya sürgüne gönderildi; öte
yandan diğer iĢçilere fiili bir iĢ güvencesi sağlandı. Tüm ülkede 14.09.1980
gününden 1983 yılı sonuna, sıkıyönetim uygulanan illerde ise 1984 yılı
Ekim ayı sonuna kadar, geçerli bir nedene dayanmadan iĢçi çıkarılması
yasaklandı.
08.03.1984 tarih ve 84/7931 sayılı karar ile ĠĢçi ve ĠĢveren Sendika ve
Konfederasyonlarının Devletçe Denetlenmesi Esaslarına ĠliĢkin Tüzük ile
sözde denetim adı altında sendikaların baskı altına alınabilmesinin hukuksal
dayanakları güçlendirildi.
08.06.1984 tarihinde 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile
özelleĢtirmenin daha kolay yapılabilmesi amacıyla, kamu iktisadi
teĢebbüslerinde sözleĢmeli personel uygulaması getirilerek devlet
memurluğu güvencesi kaldırıldı.
15.06.1985 tarihinde 3218 sayılı Serbest Bölgeler Yasası ile, serbest
bölgelerde, kuruldukları tarihten baĢlayarak, on yıl süre ile grev yasağı
getirildi.
19.06.1986 tarihli Resmi Gazete‟de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve
Meslek Eğitim Yasası ile 50 ve daha fazla sayıda iĢçi çalıĢtıran iĢletmelerde
(grevlerde öğrencilerin grev kırıcı olarak kullanılmaları amacıyla) toplam
iĢçi sayısının yüzde 10‟una kadar meslek lisesi öğrencisi çalıĢtırılmasına
izin verildi. Ayrıca, iĢçi sendika ve konfederasyonlarının eğitim fonlarının
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
237
yüzde 25‟inin Çıraklık, Mesleki ve Teknik Eğitimi GeliĢtirme ve
YaygınlaĢtırma Fonu‟na aktarılması zorunluluğu getirildi. Kaynak: Koç,
(2003)
29.07.1983 tarihinde ender rastlanan olumlu değiĢikliklerden biri, 2869
sayılı Yasayla ĠĢ Yasası değiĢtirilerek, haftalık çalıĢma süresinin
kısaltılması ve çocukların çalıĢma yaĢının yükseltilmesi oldu. ÇalıĢma
süresi, ücretlerde bir indirime gidilmeksizin 48 saatten 45 saate indirildi.
Çocukların çalıĢma yaĢı asgari 15 olarak güncellendi.
SendikalaĢma, toplu pazarlık ve grev hakları baĢta olmak üzere, tüm hak ve
özgürlüklere büyük darbeler indiren 1982 Anayasasına ilginç bir biçimde
memurların sendikalaĢmasına iliĢkin herhangi bir yasak getirilmemiĢti.
SONUÇ
Türkiye‟de sendikal hareket 1923-46 döneminde, gerek yapısal nedenler
gerekse yasaklayıcı mevzuat nedeniyle basit iĢçi örgütlenmelerini
saymazsak hiç bir varlık gösterememiĢtir. II. Dünya savaĢı sonrası Türkiye
dıĢ siyasette bir eksen kayması yaĢamıĢ ve buna bağlı olarak yeni
partnerlerinin talepleri doğrultusunda ekonomik ve politik sistem
bağlamında anti-komünist bir revizyona gitmiĢtir. 1946-47 yıllarında
sendikal örgütlenmenin ilk kez yasal mevzuat çerçevesinde serbestleĢmesi
ne yazık ki sendikacılığın özü açısından hayal kırıklığına neden olmuĢtur
zira ilgili düzenlemeler sendika kavramını anlamlı kılan grevli toplu
sözleĢme hakkını içermemekteydi. Muhalefetteyken grevli toplu sözleĢme
hakkını seçim malzemesi olarak kullanan CHP ve DP iktidara geldiklerinde
bu hakkın verilmesi konusunda hiç te istekli olmamıĢtır.
Ne var ki sivil iktidarın ekonomik geri kalmıĢlık gerekçesiyle tanımadığı bu
hak, ironik bir biçimde 27 Mayıs cunta tarafından Anayasayla güvence
altına alınmıĢtır. 1961 CHP hükümetinde çalıĢma bakanı olan lent Ecevit
ve baĢka kimi yazarlar ve bu hakkın tepeden verilme olduğunu, hükümet
tarafından verilmese iĢçi sınıfının bir mücadele sonucu bu hakkı asla
alamayacağını iddia etmiĢlerdir. Ancak bunun, iĢçi sınıfının oy gücünü ve
değiĢen profilini görmezden gelen bir iddia olduğu açıktır. Nitekim izleyen
yıllarda bu iddianın sahipleri, artık gerçek anlamda sınıf bilincine sahip iĢçi
vasfı kazanmıĢ olan yeni iĢçi sınıfının mücadelesine tanık olmak suretiyle
yanıldıklarını anlama Ģansı da yakalamıĢlardır. 60‟lar ve 70‟ler sendikal
hareketin en aktif olduğu yıllar olarak tarihe geçmiĢ, iĢçi sınıfı bu dönem
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
238
(Ecevit‟in iddiasının aksine mücadele yoluyla) büyük kazanımlar elde
etmiĢtir. Üye sayısı bakımından ÇalıĢma Bakanlığı verileri pek sağlıklı
olmasa da, bu dönem hem sendikal örgüt ve üst örgüt sayısında hem
sendikalı iĢçi sayısında hem de üyelik oranında çok büyük artıĢ olmuĢtur.
Ne var ki 60-80 dönemi aynı zamanda siyasal ve toplumsal kutuplaĢmaların
derinleĢtiği, sağ sol çatıĢmalarının günlük yaĢamın bir parçası haline geldiği
dönemdir.
Tam da bu gerekçelerle devreye sokulmuĢ olan 12 Eylül askeri darbesi, sivil
yaĢamın her alanında oluğu gibi sendikal hareket açısından da neredeyse her
türlü hak ve hürriyetin kaybedilmesi anlamına gelmekte idi. Darbeyle
birlikte, demokrasinin bütün bileĢenleri ortadan kaldırıldı. Toplu pazarlık
düzeni ve grev hakkı iĢçinin elinden alındı. Sendikal örgütlerin sadakat
bildiren birkaçı dıĢında neredeyse tamamının faaliyetleri durduruldu.
Mevzuata iĢçi sınıfı aleyhine pek çok yeni düzenleme getirildi, sendika
kurumu iĢlevsiz hale getirildi.
24 Ocak 1980 istikrar programı ile serbest piyasa ekonomisine geçerek
ülkeyi küresel tekellelerin açık pazarı haline getiren darbe öncesi ve sonrası
hükümetler, ekonomi politikalarına köklü yapısal değiĢime gitmiĢtir.
Devlete ait iĢletmeler hızla özelleĢtirilmiĢ, özel sektöre önem ve ayrıcalık
veren bu sisteme geçmenin bir sonucu olarak sermaye sahipleri daha fazla
söz sahibi olmaya baĢlamıĢtır. Kamu sektöründe binlerce memur iĢten
çıkarılmıĢ ve güvencesi zayıflatılmıĢ, özel sektörde ise 1402 sayılı
Sıkıyönetim Yasasıyla 1984‟e kadar geçerli neden olmaksızın iĢten
çıkarmalar yasaklandığı halde. Sonraları özel sektörde de güvencesi
zayıflatılmıĢtır. 90‟lı yıllarda ise PKK ve Ġrticayla mücadele, gerekçesiyle
sivil toplum örgütleri, anti-demokratik uygulamalara maruz kalmıĢ, 80‟lerde
olduğu gibi 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri YürüyüĢleri Yasası, bu dönem
yine sendikal hareketin önüne bir set olarak çıkmıĢ, pek çok sendikacı ve
aktivist DGM‟lerde yargılanmıĢtır.
2000‟li yıllara ekonomik krizle baĢlayan Türkiye‟de Ak Parti iktidarı
sonrası ekonomide genel bir iyileĢme gerçekleĢmiĢ, 2008 Krizinden en az
etkilenen ülkeler arasında yer almıĢ ancak iĢçi sınıfının tek gelir kaynağı
olan ücretler zaman inde reel olarak düĢmüĢ, iĢsizlik zamanla artmıĢtır.
Daha önce değindiğimiz gibi 2000‟li yıllar kapitalist dünyada
küreselleĢmenin, Türkiye‟de ise bir yandan özelleĢtirmenin diğer yandan,
gerek kamu sektöründe gerekse özel sektörde taĢeronlaĢmanın altın çağı
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
239
olmuĢtur. ÖzelleĢtirme ve taĢeronlaĢma ise, hem iĢ güvencesini ortadan
kaldırma hem de reel ücret düzeyini düĢürme noktasında iĢçi sınıfı aleyhine
büyük bir etki yaratmıĢtır. Yine bu dönem devlet personel alımları, kadrolu
memur-iĢçi aleyhine geliĢmeye devam etmiĢ zleĢmeli, geçici ve taĢeron
istihdam öne çıkmıĢtır. Kayıt dıĢı istihdam ise özellikle Suriye krizi sonrası
artarak devam etmektedir.
Türkiye‟de hizmet sektöründe sendikalaĢma eğilimi son derece düĢüktür,
mevcut sendikalı iĢçilerin büyük bölümünün sanayi sektöründe çalıĢan
iĢçilerden oluĢtuğu söylenebilir. 2016 itibariyle, toplam sigortalı iĢçi sayısı:
13.038.351 kiĢi, toplam sendikalı iĢçi sayısı: 1.499.870 kiĢi ve sendikalaĢma
oranı yüzde 11,50 olarak tespit edilmiĢtir. Kamu kesiminde özel kesim
iĢyerlerine göre sendikalaĢma oranı oldukça yüksektir. SendikalaĢma
eğilimi ise 10 kiĢiden az iĢçi çalıĢtıran küçük iĢyerlerinde % 8-9 civarında
seyrederken, 250 kiĢiden daha fazla iĢçinin istihdam edildiği yerlerinde
sendikalaĢma oranlarının % 90‟ların üzerindedir.
KuĢkusuz sendikalaĢma oranlarının düĢmesi Türkiye‟ye özgü bir durum
değildir ancak Türkiye‟nin yüzde 11 olan sendikalaĢma oranı,
sendikalaĢma ortalaması yüzde 23 olan Avrupa Birliği ülkelerinin oldukça
altında olduğu açıktır. OECD ülkeleri ortalaması ise yüzde 17‟dir. Öte
yandan AB ve OECD ülkelerinin sendikalaĢma oranın düĢme nedenleri de
farklıdır. Sendikasız, bireysel endüstri iliĢkileri ve insan kaynakları
yönetimi gibi iĢ ve iĢçi tatminine yönelik modellerin öne çıktığı geliĢmiĢ
ülkelerde iĢçiler açısından sendikasızlık Türkiye‟deki gibi kayda değer hak
mahrumiyetlerine yol mamaktadır. Türkiye‟de ise AB ve OECD
ülkelerinin aksine, yaĢanan hak ve gelir kayıpları dikkate alındığında iĢçi
sınıfı açısından sendikalara gereksinimin her geçen gün daha da artmakta
olduğu tespiti kolaylıkla yapılabilir.
Kaynakça
Boratav, Korkut. (2003). Türkiye Ġktisat Tarihi. Ġstanbul: Ġmge Kitabevi
Özerkmen, Necmettin. (2003). Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya
Fakültesi Dergisi
Murat PIÇAK, Hamza KADAH (Türkiye‟de SendikalaĢmanın Tarihsel GeliĢimi)
240
KOÇAK, M, Hakan. ve ÇELĠK, Aziz. Türkiye ĠĢçi Sınıfının Ayağa Kalktığı
Gün: Saraçhane Mitingi
Koç, Yıldırım. (1998). 100 Soruda Türkiye‟de ĠĢçi Sınıfı Ve Sendikacılık
Hareketi. Ġstanbul: Gerçek Yayınevi
Koç, Yıldırım. (1998). Sendikacılık Tarihi. Ankara: Türk-ĠĢ Eğitim Yay.
No.1
Koç, Yıldırım. (2000). Türkiye‟de ĠĢçiler Ve Sendikalar (Tarihten Sayfalar)
Türkiye YOL-Ġġ, Sendikası Yayınları
Koç, Yıldırım. (2003). Türkiye ĠĢçi Sınıfı Ve Sendikacılık Hareketi Tarihi.
Ġstanbul: Kaynak Yayınları
Kozak, Ġbrahim Erol. (1992). ĠĢçi Sendikalarının Tarihi GeliĢimi (Ġngiltere
Örneği)
Mahiroğulları, Adnan. (2001). Türkiye'de 1980 Sonrası SendikalaĢma Ve
SendikalaĢmayı Etkileyen Unsurlar
Mahiroğulları, Adnan. (2006). Türkiye‟de SendikalaĢma Evreleri Ve
SendikalaĢmayıEtkileyen Unsurlar, C.Ü. Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Dergisi,
Cilt 2, Sayı 1
Marx, Karl. (1867). Kapital, (1.Cilt). (A, Bilgi. Çev). Ankara: Sol
Resmî Gazete ile ilâm: 26.02.1947 - Sayı: 6542 No: 5018 (ĠĢçi ve ĠĢveren
Sendikaları ve Sendika Birlikleri hakkında kanun)
Resmî Gazete ile yayımı: 12.8.1970 - Sayı: 13577 – No: 1317 (274 sayılı
Sendikalar Kanununun bazı maddelerinin değiĢtirilmesi ve 31. maddesine
bir bent ile bu kanuna 3 geçici madde eklenmesi hakkında Kanun)
Sosyal-ĠĢ Sendikası (2011. Mayıs). 2000‟li Yıllarda Türkiye‟de Emekçilerin
Panoraması
Sülker, Kemal. (1955) Türkiye‟de Sendikacılık. Ġstanbul
ġafak, Can. (2013) Türkiye‟de 1960-1980 Dönemi Emek Tarihine ĠliĢkin
Kaynaklar
EriĢim Tarihi: 18.12.2016
Dünden Bugüne EKONOMĠ YAZILARI
(Editörler: Selçuk KOÇ, Sema YILMAZ GENÇ, Kerem ÇOLAK)
241
http://arsiv.sabah.com.tr/2009/02/02/haber,4733EA1B2EA74623B0B3A20
E41A2A42B.html
EriĢim Tarihi: 27.12.2016
http://www.csgb.gov.tr/home/contents/istatistikler/iscisendikauyesayilari/
EriĢim Tarihi: 26.12.2016
http://www.csgb.gov.tr/home/contents/istatistikler/kamugorevlilerisendikau
yesayilari/
EriĢim Tarihi: 17.12.2016
http://disk.org.tr/category/diskten/yayinlar/disk-ar-dergisi/
EriĢim Tarihi: 17.12.2016
http://www.hakis.org.tr/icerik.php?sayfa=3
EriĢim Tarihi: 17.12.2016
http://www.kesk.org.tr/category/kesk-ar/
EriĢim Tarihi: 17.12.2016
http://www.memursen.org.tr/toplu-sozlesmeler
EriĢim Tarihi: 17.12.2016
http://www.turkis.org.tr/TURK-IS-TARIHI-di160
This article is a chapter in a book (Dünden Bugüne Ekonomi Yazıları). If you want to access
full version of the book please click: http://library.ecoei.org/book/dunden-bugune-ekonomi-
yazilari/
Citaiton of the article: Pıçak M., Kadah H. (2017), Türkiye’de Sendikalaşmanın Tarihsel
Gelişimi, Ed. (Koç et al), in Dünden Bugüne Ekonomi Yazıları, Küv Yayınları.
... Köklü sayılabilecek bir geçmişe sahip olan sendikal örgütlenme; ülkelerin sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel koşullarından oldukça etkilenen örgütler olmaları nedeniyle her ülkenin sendikal anlamda gelişimi birbirinden farklı bir biçimde meydana gelmiştir (Akbıyık, 2012: 38). Nitekim Avrupa'da çağdaş anlamda sendikal örgütlenmelerin tarihi 1800'lü yıllara dayansa da Türkiye Cumhuriyeti'nde sendikacılık ile faaliyetler 1923-1946 yılları arasında gerçekleşmiş; ilk kez toplu sözleşme ve grev haklarının elde edildiği 1961 Anayasası sonrasında da sendikal faaliyetler hız kazanmıştır (Pıçak ve Kadah, 2017 (TOLEYİS, 2018). Nihayetinde 2009 verileri incelendiğinde, Türkiye'yi ziyaret eden turist sayısının 27 milyon civarında olduğu; bu rakamın 2018 yılında 46 milyona ulaştığı (KTB, 2019); bağlantılı olarak turizm yatırımlarında da ciddi bir artış olduğu gözlemlense de turizm sektöründe faaliyet gösteren işgörenlerin sendikalara ve sendikal faaliyetlere katılma konusunda mesafe kat edemedikleri görülmektedir. ...
Full-text available
Article
1961 yılının son günü İstanbul Saraçhane'de İstanbul İşçi Sendikaları Birliği (İİSB) tarafından düzenlenen miting Cumhuriyet tarihinin ilk işçi mitingi olarak sembolik bir anlam taşımasının yanı sıra kitleselliği ile de işçi hareketinin 1960’lardaki mücadelesinin dönüm noktası olmuş ve geleceğine dair umut yaratmıştır. Saraçhane emek hareketinin 1950'li yıllardaki birikiminin en görkemli sunumudur. Yüz bin civarında işçinin katıldığı tahmin edilen mitingin öncelikli amacı, hükümet programında kesin bir takvime bağlanmamış olan grev ve toplu sözleşme yasalarının bir an önce ve sınırlandırılmadan çıkartılmasını sağlamaktır. Ancak Saraçhane Mitingi güncel amacının ötesinde anlamlar içermekte ve işçi sınıfının hegemonik kapasitesinin genişlemesinde önemli bir dönemece işaret etmektedir. 1980’lere kadar sürecek olan emek hareketinin yükselişinin işaret fişeğinin Saraçhane mitingi olduğunu söylemek mümkündür. Saraçhane mitingi ile kazanılan özgüven 1960’lar boyunca nice işçi eylemine ve direnişine yol göstermiştir. Osmanlı döneminde Selanik ve İstanbul gibi merkezlerde yapılan birkaç mitingi ve 1 Mayıs gösterisini bir yana bırakırsak, Saraçhane işçi hareketinin bu topraklardaki ilk büyük mitingi olma özelliğini taşır. 1940'lı yılların sonlarından itibaren sendikaların miting girişimleri bir biçimde engellenmiştir. Özellikle 1950'li yıllarda İstanbul Taksim'de gerçekleştirilmek istenen ve kitlesel katılım potansiyeli taşıdığı gözlenen miting girişimlerinin devletin yoğun baskısıyla sonuçsuz kaldığı bilinmektedir. TİP’li sendikacıların özel bir rol oynadığıSaraçhane Mitingi'nin gerçekleşmesi tüm bu deneyimlerin yarattığı birikimin ve bastırılmış özlemin gün yüzüne çıkmasını sağlamış ve ilerleyen yıllarda DİSK'in kurulmasına zemin oluşturan işçi sınıfının kararlılığı ve özgüvenini artırıcı bir etki yaratmıştır. Makalede miting tarihsel bağlamı içinde ve önemli detayları sunularak değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Saraçhane mitingi, grev hakkı, sendikacılık
Türkiye"de ĠĢçiler Ve Sendikalar (Tarihten Sayfalar) Türkiye YOL-Ġġ
  • Yıldırım Koç
Koç, Yıldırım. (2000). Türkiye"de ĠĢçiler Ve Sendikalar (Tarihten Sayfalar) Türkiye YOL-Ġġ, Sendikası Yayınları Koç, Yıldırım. (2003). Türkiye ĠĢçi Sınıfı Ve Sendikacılık Hareketi Tarihi. Ġstanbul: Kaynak Yayınları
ĠĢçi Sendikalarının Tarihi GeliĢimi
  • Ġbrahim Kozak
  • Erol
Kozak, Ġbrahim Erol. (1992). ĠĢçi Sendikalarının Tarihi GeliĢimi (Ġngiltere Örneği)
Türkiye'de 1980 Sonrası SendikalaĢma Ve SendikalaĢmayı Etkileyen Unsurlar Mahiroğulları, Adnan
  • Adnan Mahiroğulları
Mahiroğulları, Adnan. (2001). Türkiye'de 1980 Sonrası SendikalaĢma Ve SendikalaĢmayı Etkileyen Unsurlar Mahiroğulları, Adnan. (2006). Türkiye"de SendikalaĢma Evreleri Ve SendikalaĢmayıEtkileyen Unsurlar, C.Ü. Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Dergisi, Cilt 2, Sayı 1
Kapital, (1.Cilt). (A, Bilgi. Çev)
  • Karl Marx
Marx, Karl. (1867). Kapital, (1.Cilt). (A, Bilgi. Çev). Ankara: Sol Resmî Gazete ile ilâm: 26.02.1947 -Sayı: 6542 -No: 5018 (ĠĢçi ve ĠĢveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri hakkında kanun)
Mayıs). 2000"li Yıllarda Türkiye"de Emekçilerin Panoraması Sülker, Kemal. (1955) Türkiye"de Sendikacılık. Ġstanbul ġafak, Can. (2013) Türkiye"de 1960-1980 Dönemi Emek Tarihine ĠliĢkin Kaynaklar EriĢim Tarihi
  • Ġģ Sosyal
  • Sendikası
Sosyal-ĠĢ Sendikası (2011. Mayıs). 2000"li Yıllarda Türkiye"de Emekçilerin Panoraması Sülker, Kemal. (1955) Türkiye"de Sendikacılık. Ġstanbul ġafak, Can. (2013) Türkiye"de 1960-1980 Dönemi Emek Tarihine ĠliĢkin Kaynaklar EriĢim Tarihi: 18.12.2016