ArticlePDF Available

İBN HALDUN VE SERBEST PİYASA FİKRİ: İBN TEYMİYYE VE GAZALİ'DEN KANITLAR

Authors:
  • Nigde Omer Halisdemir University

Abstract and Figures

Günümüz İslam topluluklarında tercih edilen makroekonomi politikalarının, özellikle erken dönem İslam topluluklarında ortaya çıkan modern İslami iktisat anlayışının oldukça gerisinde olduğu düşünülmektedir. Bu anlayış, ağırlıklı olarak piyasada belirlenen fiyat sinyallerine göre arz ve talebin oluşmasını önermekte; pazarda bu sinyal mekanizmasını bozan bir durum ortaya çıkması halinde ise, kamu kesiminin düzenleyici ve denetleyici rolüne vurgu yapmaktadır. Bu çerçevede İbn Haldun’un iktisadi görüşlerinin temelini bireysel özgürlük, mülkiyet ve adalet kavramları oluşturmaktadır. Bununla birlikte, yazmış olduğu Mukaddime adlı eserinde devlet mefhumundan yola çıkarak serbest piyasaya ilişkin birtakım tespitlerde bulunmuştur. İbn Haldun eserinde, devlet analizi yapmasına rağmen, kamu kesiminin tüm gücü elinde bulundurmasına karşı çıkmış, devleti dengeleyecek mekanizmanın piyasa ekonomisi olacağını ifade etmiştir. Bu görüşüyle İbn Haldun, İbn Teymiyye’den kesin bir şekilde ayrılırken; Gazali’yle nispeten benzerlik göstermektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan ve dönemin etkili fikir insanlarından olan Gazali, İbn Teymiyye ve İbn Haldun’un, üç farklı iktisadi görüşü temsil ettiği ve çalışmanın özgün yanını bu üç İslam düşünürünün serbest piyasaya ilişkin görüşlerinin oluşturduğu düşünülmektedir. Çalışmada günümüz İslam devletlerine, erken dönem İslami iktisat fikirlerinin ışık tutması hedeflenmektedir.
No caption available
… 
Content may be subject to copyright.
A preview of the PDF is not available
Article
İbni Haldun’la alakalı çalışmalar yapan bilim adamları içerisinde İbni Haldun’un iktisadî düşüncelerinin serbest piyasa nazariyesine çok benzer bir nazariye olduğunu dile getirenler olduğu gibi, bu düşüncelerinin serbest piyasa nazariyesinden çok Marksist anlayışa daha yakın olduğunu savunanlar da vardır. Fakat onun üretimle, mülkle, devletlerin doğuşları ve yıkılmalarıyla alakalı düşünceleri, emeği servetin kaynakları arasında sayıp her şeyi emeğe dayandırarak onu asli unsur olarak kabul etmesi, Marksizm’e yakın araştırmacıları, onun kendilerinin fikirlerini savunuyor düşüncesine sürüklemiştir. O; iktisadî oluşumların, insanoğlu ve milletler için oldukça ehemmiyetli bir konuma sahip, uygarlıkların meydana gelmesi ve terakki etmesi için asli faktör olduğunu söyler. Bu düşünceleri, Marks’ın öncüllerini hazırlayan bir fikir adamı şeklinde anlaşılmasına sebebiyet vermiştir. Ancak onun ekonomi fikirleri iddia edildiği gibi ne serbest piyasa teorisine ne de Marksçı zihniyete yakındır. O, kendine ait bir ekonomi sistemi bulunan Kur'an-Sünnet referanslı İslam ekonomisi düşüncesine sahiptir. Netice itibariyle İbni Haldun’un öngörüleri ve tespitleri günümüz ekonomilerinin sağlıklı şekilde yönetilmesi için yol göstericidir.
Article
One of the most widely read treatises on economics in the nineteenth century, A Treatise on Political Economy is a translation of Traité d'economie politique published in five French editions from 1803 to 1829. Say presents his treatise as a shorter and more systematic version of Adam Smith's Wealth of Nations (1776). First translated into English in 1821, it was the best-known exposition of Smith's economics and was widely used as a textbook in the U.S. and Europe. Say studies political economy, which comprises agriculture, commerce, and the arts insofar as they increase or decrease wealth; he studies productive commerce where gain is balanced by loss and commerce is profitable to all. Say examines the concept of wealth, and establishes the laws upon which its production, distribution, and consumption depend. For Say there are three great agents of production: industry, capital, and natural agents. Productive capital includes (beyond money) tools, products, raw materials, and improvements upon land. Although Say concurs with Smith in his theory of the operation of the economic system, he departs from Smith at a number of points. Say rejects the labor theory of value held by Smith and Ricardo that the basis of the value of a good is the labor (or "productive agency") devoted to it. Value is the combined product of labor, capital, and nature. He proposes the utility theory of value: it is the creation of utility that creates value; the price of a good reflects its utility to the buyer. While Smith had made the entrepreneur invisible, Say makes the entrepreneur central to economic activity. Effort, knowledge, and application are found in any process of production. Entrepreneurs use their "industry" to organize and direct the factors of production to achieve satisfaction of human wants and market demands. Central is the application of knowledge to a specific end. For Say, entrepreneurship is more a matter of coordination than innovation. Smith's division of labor emphasized time saved and improving the dexterity of the workman; for Say, application of tools and machinery was crucial. Unlike Smith, Say emphasized the difference between enterprise and capital, and the profits arising from them, in the productive process. Say claimed his system more perfect because it dealt with the production of immaterial goods. The treatise is the source of Says' Law, or the "Law of Markets," which states that supply creates it own demand; more precisely, that aggregate production or supply of commodities leads to aggregate consumption of, or demand for, commodities in general. Increased supply increases demand. There may be momentary gluts in production, but they will be corrected by the market in time. Say realized the interest rate is the price of credit, not money; like commodity prices, it should not be regulated by the state. Taxation injures production because it prevents the accumulation of productive capital. In opposition to mercantilism, which emphasized accumulation of gold, Say argued that money is a means to facilitate production and exchange. He rejected the idea that excessive saving would reduce domestic demand. He held that the main obstacle to prosperity is an unwillingness or inability to produce (not a failure of demand); growth is caused by the supply of better and more means of production (that is, a continuous development of science and technology). He observed that savings goes quickly into investment in production; and investment (productive consumption) does more to stimulate growth and expand production than demand for luxuries or military goods (unproductive consumption). (TNM)
Principles of Economic Ibn Taymiyyah (Moral Analysis
  • I R Ambon
Ambon, I. R. (2015). "Principles of Economic Ibn Taymiyyah (Moral Analysis)". Al-Ulum Journal, 15(1), 185-200.
İbni Haldun. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
  • A Arslan
Arslan, A. (2014). İbni Haldun. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.