ArticlePDF Available

OSMANLI DEVLETİ'NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNE DAİR BULGULAR (19. YÜZYIL SONLARI VE 20. YÜZYIL BAŞLARINDA) / THE FINDINGS ABOUT DIPHTHERIA IN OTTOMAN EMPIRE AND PREVENTIVE HEALTH SERVICES ( END of 19TH CENTURY AND BEGINNING of 20TH CENTURY)

Authors:

Abstract

Difteri hastalığı tarihte karabakma, kızılağrı, kuşboğan, kuşkuyruğu, Bretonneau hastalığı, Süryani ülseri, kuşpalazı gibi adlarla isimlendirilmiştir. Hastalıkla mücadelede kullanılan difteri serumu bilim dünyasına tanıtıldıktan birkaç gün sonra Sultan II. Abdülhamit’e de sunulmuştur. II. Abdülhamit serumun İstanbul’da da üretilmesi için çalışma başlatmıştır. Bu çerçevede difteri hastalığı ile mücadele için Dr. Nicole ve Dr. Nizameddin Bey başta olmak üzere muhtelif araştırmacılar Paris’e gönderilmiştir. Paris’te bulunan Pasteur Ameliyathanesi örnek alınarak İstanbul’da “Difteri Ameliyathanesi” adı verilen difteri hastalığı ile mücadele merkezi kurulmuştur. Ayrıca II. Abdülhamit, 1898’de, küçük yaşta difteri hastalığından kaybettiği kızı Hatice Sultan anısına Hamidiye Etfal Hastanesi’ni yaptırmıştır. Bu hastanenin içerisinde de difteri ile mücadele merkezi kurulmuştur. Osmanlı Devleti hastalık alanlarını dezenfekte etmek için pülverizatör, tebhir makinesi ve otoklâv makinelerini, hastaları tedavi için ise difteri serumunu kullanmıştır. Ancak vilayetlerin bütçelerinin yetersizliği bazı kazalarda belediye tabibi bulunmamasına, bazı kazalarda ise mücadelenin belediye tabiplerine vekâlet eden yetersiz kişiler tarafından yapılmasına neden olmuştur. Anahtar kelimeler: Difteri salgını, 19. yüzyıl, Osmanlı Devleti, hastalık tarihi, Pasteur Diphtheria was called in different names through the history. Diphtheria serum used to struggle with the disease was presented to Sultan Abdülhamit II after being presented to science world. Sultan Abdülhamit II started the studies to produce the serum in İstanbul. Dr. Nicole and Dr. Nizameddin Bey being in the first place, a lot of researchers were sent to Paris to learn the solutions for diphtheria. By taking the Pasteur Operating Room in Paris as an example, a diphtheria struggle center was founded under the name of “Diphtheria Operating Room” in İstanbul. In addition, Sultan Abdülhamit II. founded Hamidiye Etfal Hospital which included a struggle for diphtheria center in 1898 for the memory of her daughter who died because of diphtheria at a young age. Ottoman Empire used various machines to disinfect the diseases areas and diphtheria serum to cure the patients. Keywords: Epidemic diphtheria, 19th Century, Ottoman Empire, history of the disease, Pasteur
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE
KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNE DAİR BULGULAR
(19. YÜZYIL SONLARI VE 20. YÜZYIL BAŞLARINDA)*
ZEYNEL ÖZLÜ**
Giriş
Osmanlı Devleti’nde bebek ve çocuk ölümlerinin küçümsenmeyecek bir
boyutta olduğu tahmin edilmektedir. Bu bağlamda 19. yüzyılda çocuk sağlığı
alanında ilk olarak bir bütün halinde çocuk sağlığının farkına varılmış ve korunması
için çaba sarf edilmiştir1. Mesela 1867 tarihinden itibaren yayınlanan Tuhfetü’t-
Tıb adlı eserin “emrâz-ı sıbyân” (çocuk hastalıkları) başlığı altında bulunan
bölümünde boğulma, sarılık, pişik, ağız ağrısı, göz ağrısı, yılancık, ishal, çıbanlar,
boğmaca, çiçek, kızamık, kızıl ve kuşpalazı gibi çocuk hastalıkları hakkında bilgiler
verilmiştir2. Bu hastalıklardan kuşpalazı hastalığı tarihte karabakma, kızılağrı,
kuşboğan, kuşkuyruğu, Bretonneau hastalığı, Süryani ülseri gibi adlarla da
isimlendirilmiştir3. Hastalığa difteri adını Brettoneua, ilk olarak 1826’da “dipherite
ve daha sonra 1865’te de dipfteria ismini teklif etmiştir4. Diphterite (deri) Yunanca
bir kelime olup, bu isim Osmanlı belgelerinde % 99 “kuşpalazı” ve “difteri” olarak
ifade edilmesine rağmen istisna da olsa bazı vesikalarda “difteriyâ” olarak da
* Bu araştırma Gaziantep Üniversitesi Araştırma Projeleri tarafından desteklenmiş olan “19.
Yüzyıl’da Osmanlı Devletinde Difteri Hastalığı ve Mücadele (s. 1-77)” adlı proje çerçevesinde hazırlanmış-
tır (Proje No: Fef. 10.04).
** Prof. Dr., Gaziantep Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Gaziantep/TÜRKİYE
zeynelozlu@hotmail.com
1 Cüneyd Okay, “Son Dönem Osmanlı Toplumunda Çocuk (1850-1900)”, Türkler, c. 14, Yeni
Türkiye Yayınları, Ankara 2002, ss. 41-56.
2 1 Ramazan 1284 (27 Aralık 1867) tarihinden itibaren 16’şar sayfalık fasiküller halinde yayınla-
nan eserin 94. sayfasından itibaren çocuk hastalıkları hakkında bilgi verilmektedir. Ayten Altıntaş vd. “Basılı
Tıp Yayınları Alanının Öncülerinden Biri- Tuhfetü’l-Tıb”. Ed. Hüsrev Hatemi, Aykut Kazancıgil, Tıp Tarihi
Araştırmaları-History of Medicine Studies, Yüce Yayım, S. 10, Haziran, İstanbul 2001, s. 23, 27.
3 Süreyya Ülker, Ülker Çörbilim Terimleri Sözlüğü. Erkam Matbaası, İstanbul 2001, s. 145.
4 Russell L. Cecil, İç HastalıklarıCecil. Yayınlayan: Cevdet Aykan, Çev. Arif İsmet Çetingil vd., İ.
Ü. Tıp Fakültesi Talebe Cemiyeti Yayını, İstanbul 1950, s. 13.
ZEYNEL ÖZLÜ420
telaffuz edilmiştir5.
19. yüzyıl başlarında çocuklarda6 ölümcül bir enfeksiyon nedeni olarak görülen
kuşpalazı (difteri) hastalığı7, havaya yayılan mikroplarla bulaşmaktadır. Hastalardan
damlacıklarla çıkan mikroorganizmaların kısa veya uzun zaman havada asılı halde
kaldığı veya kuruyup toz haline gelerek havaya karıştığı ve solunum yolu ile bulaştı-
ğı8 ayrıca hastalığın en fazla sonbahar ve kış aylarında görüldüğü tespit edilmiştir9.
Bu çalışmanın amacı 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde difteri hastalığı ve
mücadele konusunda Osmanlı Devleti’nin aldığı tedbirleri ortaya koymaktır. Has-
talıkla ilgili yapılan bazı çalışmalarda hastalıkla mücadelede difteri serumu ve pül-
verizatörlerin rolü ile ilgili bazı veriler ortaya konmuşsa da hastalıkla mücadelede
devletin karşılaştığı sıkıntılar, karantina vs. tedbirleri, şırınga, serum ve pülveriza-
törlerin temini ve taşraya sevkinin yeterli olup olmadığı gibi hususlar hala orta-
ya konmayı beklemektedir. Bu çerçevede Osmanlı Arşivi’nde difteri hastalığının
konu edildiği muhtelif vakalara yönelik belge türleri tespit edilerek analiz edilmiş
ve bunlardan hareketle Osmanlı Devleti’nin hastalıkla mücadelede karşılaştığı sı-
kıntılar ortaya konmaya çalışılmıştır.
5 Bakınız 20 C 1308 (31 Ocak 1891) tarihli vesika. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Dahiliye
Mektubi Kalemi (DH. MKT), 1804/39, Vesika 1-2.
6 Hastalığın daha çok çocuklar üzerinde etkili olduğu anlaşılmaktadır. 1315 senesi temmuz ayının
10. gününde Fransızca Servet Gazetesi’nde çıkan yazıda difteri hastalığı bulaşmış bir vakadan bahsedilmiştir.
Buna göre Üsküdar'da Sâlâcık İskelesi’nde kuşpalazı hastalığına yakalanan sekiz çocuğun “esir-i firâş” (yata-
lak) oldukları belirtilmektedir. BOA, Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı Tahrirat-ı Ecnebiye ve Mabeyn Mütercimliği (Y.
PRK. TKM), 42/43, Vesika 1-2./ Yine Manastır vilayeti Şeceste kasabasında yaşayan çocuklarda şiddetli bir
şekilde Kuşpalazı hastalığı görülmüştür (11 R 1316/29 Ağustos 1898). BOA, DH. MKT., 2097/90./ 1900
tarihli bir diğer belgede kuşpalazından bir çocuğun vefat ettiği belirtilmiştir. Belgede difteri dışında “boğaz
hastalığı”ndan da 2-3 çocuğun vefat ettiği ifade edilmiştir. BOA, DH. MKT., 2298/50. Kuşpalazından bir
çocuğun vefat ettiği tespit edilmiştir (20 N 1317/ 22 Ocak 1900)./Difterinin sadece insanlarda bulunduğu
zannedilmekte ise de buna benzeyen mikrop membranların hayvanların boğazında ve ineklerin memesinde
de bulunduğu görülmektedir. Cecil, İç Hastalıkları, s.14.
7 Ahmet Yaramış ve Selahattin Katarü “Çoklu Sistem Tutulumu İle Seyreden Difteri Vakası”,
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, S.49, 2006, s. 222. /Hastalığın yüzyıl sonlarında birçok yerde etkili olduğu
anlaşılmaktadır. Yapılan bir araştırmada 1884 yılından 1908 yılına kadar geçen zaman zarfında gerek
Kıbrıs’ta gerekse çevre ülkelerde ortaya çıkarak Kıbrıs’ı tehdit ettiğinden dolayı resmi yayınlara konu olan
başlıca hastalıklar olarak humma, sıtma, kolera, çiçek, veba, tifo, bataklık humması, verem ve difteri (kuşpa-
lazı) hastalığının adı geçmektedir. Bu hastalıklardan Kıbrıs’ta yaygın olarak görülenler ise humma, bataklık
humması, sıtma, çiçek ve difteridir. Mehmet Demiryürek, “Kıbrıs’ta Salgın Hastalıklar ve Hastalıklarla
Mücadele (1878-1908)”, 38. Uluslararası Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, c. 2, Ed. Nil Sarı, Ali Haydar Bayat,
Yeşim Ülman, Mary Işın, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara 2005, s. 1308.
8 Sevim Yumuturuğ, Halk Sağlığı Ders Kitabı, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları, S.
64, Ankara1988, s. 24.
9 İç Hastalıkları, Ed. Prof. Dr. Aydoğan Öbek, 4. Baskı, Güneş Kitabevi, Bursa 1990, s. 152.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 421
Materyal ve Metot
Araştırma 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti’nin difteri
hastalığı ile mücadelesini ortaya koymaktadır. Konu ile ilgili yayınlanmış literatür
genelde dolaylı bilgiler veren araştırmalardan ibarettir. Nitekim tıp tarihi ile ilgili ya-
pılan genel araştırmalar, süreli yayınlar tek tek taranmış ve buralarda difteri hastalığı
ile ilgili çok az veri tespit edilebilmiştir. Bu nedenle araştırma, İstanbul’da bulunan
Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki muhtelif difteri hastalığı vakalarını konu alan ori-
jinal vesikaların tespit ve analizi ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çalış-
mamızda Osmanlı Devleti’nin difteri hastalığı ile mücadele yöntemleri, muhtelif va-
kalar dikkate alınarak, “çevreye, halka ve tedaviye yönelik koruyucu sağlık önlemleri”
açısından değerlendirilip ayrı ayrı kategorize edilerek ortaya konmaya çalışılmıştır.
Araştırmanın hazırlanması uzun bir süreç gerektirdiğinden, özellikle ilk yıl
arşivden belgeler temin edilerek transkripsiyonlar yapılmış, daha sonraki dönem-
ler ise belgelerin analizi ve araştırmanın yazımına ayrılmıştır.
A. HASTALIĞIN BELİRTİLERİ
1847’de Virrchow, membranı tarif etmiş, 1869’da Trendelenberg difteri-
li materyalden eksperimental olarak hastalığı husule getirebilmiş10, Alman he-
kimi Edwin Klebs 1883’te difteri mikrobunu mikroskopla görmüş bir yıl sonra
da bakteriyolog Loeffler, 22 difteri hastasının 13’ünün boğazından difteri basili
elde etmeyi başarmıştır. Bu nedenle difteri mikrobuna uzun yıllar Klebs-Loeff-
ler basili adı verilmiştir. Hastalıkla ilgili olarak bir süre sonra Paris’teki Pasteur
Enstitüsü’nde çalışan Roux ile Yersin adındaki Fransız uzmanları toksin kuramı-
ortaya atmışlardır. Bu kuram kalp ve sinir dokularının yıkımındaki ana öğeyi
belirlediğinden zamanla hastalığın yenilmesi sağlanmıştır. Bu temel buluşlardan
sonra Alman bakteriyologu Emil Von Behring, laboratuarda üretilen difteri mik-
robundan alınan zehrin difteriye eğilimi olmayan hayvanlara aşılanması halinde
dokuların antitoksin üretmek gibi bir tepki gösterdiğini ve hayvanın bu hastalıktan
etkilenmeyerek sağlıklı kaldığını ileri sürmüştür. Roux ve Yersin antitoksin üreticisi
olarak bir at seçmişler ve difteriye karşı açılan savaşı sürdürerek 1894 Paris salgını
sırasında Behring antitoksinini büyük çapta kullanmışlardır11.
Difteri tüm bakteriyel hastalıkların en hızlı gelişenlerinden birisi olup, bakteri
alındıktan sonra beş gün içinde belirtileri gelişir ve bir hafta sonra ölüm olabilir12.
10 Cecil, İç Hastalıkları, s.13.
11 Sağlık Ansiklopedisi, “Difteri Çocukları Etkileyen Hastalık”, c. II, Arkın Kitabevi, İstanbul , s.450-451.
12 Erkan Özcengiz, “Difteri Bağışıklaması”, STED, c. 12, S. 3, 2003, s.103.
ZEYNEL ÖZLÜ422
Kuşpalazı yüzünden “dünyanın en uygun sıhhat alanlarından” Amerika’nın
Santiyago şehrinde bile sağlık oldukça kötüye gitmiş bu bağlamda Doktor Ro’nun
kuşpalazı tedavisi için keşfettiği “deva-yı cedid”in kıymeti daha iyi anlaşılmıştır.
Bu şehirde 2 seneden beri ölüm oranının yüzde 10 kadar arttığı, bu artışın yüzde
7 miktarındaki kısmına ise kuşpalazının neden olduğu görülmüştür. Nitekim 1892
yılında Santiyago şehrinde ölüm miktarı 17.378 kişi olup bunun 72 kişisi difteri-
den ölmüştür13. 1894 yılının ilk 6 ayında ise 6272 kişi vefat etmiş olup bunun 388’i
(yüzde 7,30) difteriden kaynaklıdır14.
Hastalığa yakalananlarda ateş, boğaz ağrısı, kardiyovasküler sistem ve sinir
sistemini tutan ciddi komplikasyonlar15, yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes dar-
lığı ve kuru öksürük görülür16. Duyarlı yaş gruplarında sınırlı epidemiler yapabilir.
Kuluçka süresi 1-7 gün kadardır. Bakterinin virulansına ve lokalizasyonuna göre
klinik belirtiler değişik düzeydedir. Difteri boğaz (farinks, larinks) burun, deri, ge-
nital bölge ve nadiren göz ve kulaklarda lokalize olur ve hastalık genel ve lokal
belirtilerle gidiş gösterir17.
Hastalığa, soğuk algınlığı, anjinler, boğmaca ve kızamık gibi enfeksiyonlar hazır-
layıcı rol oynamaktadır. Hastalık hastalardan veya portörlerden geçmektedir. Süt, su
veya eşya ile bulaşma büyük bir önem göstermez18. Bazı belgelerde hastalığın “purğo-
ruca” (pornumoruca?) dan sirayet ettiği ifade edilmiştir (20 N 1317/22 Ocak 1900)19.
Difteriye müptela olan hastaların tedavi edildiği yerlerle, bunların yorgan yas-
tık gibi eşyaları ve bunlara bakan kişilerin üzerinde yapılan araştırmalarda (tehar-
riyât) difteri basillerinin, hastaların yattıkları yerlerin tozlarında, hastaya bakan ki-
şilerin kundura, saç ve elbiselerinde çok miktarda bulunduğu ortaya konmuştur20.
13 Belgenin devamında 17378 ölüm vakasından ölenlerin oranı “100 de 49” olarak belirtilmiştir. Belge-
de “100 de 49” oranının sehven yanlış yazılmış olduğu gerçek oranın ise “100 de 4,9” olduğu anlaşılmaktadır.
14 Servet-i Fünun, “Şuunât-Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye- Amerika- Santiyago’da Difteri Hastalığın-
dan Ölümler”, c. 8, Yıl: 4, sy. 191, 7 Teşrinievvel 1310, s. 144.
15 Emel Gür, “Adolesanlarda Aşılama: Difteri-Boğmaca-Tetanoz, Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak
ve Suçiçeği Aşıları”, İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Adolesan Sağlığı II, Sem-
pozyum Dizisi No: 63, 2008, s. 86.
16 Ayfer Tantay, “Milli Mücadele Yıllarında İzmir’de Etkili Olan Başlıca Bulaşıcı Hastalıklar (Em-
raz-ı Sariye)”, ÇTTAD, VI/15, 2007, s. 51.
17 Cecil, İç Hastalıkları, s. 152.
18 Bahtiyar Demirağ, Çocuk Hastalıkları –İnfeksiyöz Hastalıklar ve Zehirlenmeler, c. II, Milli Eğitim
Basımevi, Ankara 1951, s. 303.
19 Belgede difteri dışında “boğaz hastalığı”ndan 2-3 çocuğun vefat ettiği de belirtilmiştir. BOA,
DH. MKT., 2298/50.
20 Servet-i Fünûn, “Şuunât-Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye-Difteri”Hastalığının Bulaşması”, c. 9, Yıl:
5, sy. 222, 1 Haziran 1311, s. 224.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 423
Bununla beraber Berlin’de Doktor Vâsirmân’ın araştırmalarına (tetkîkât ve müşâ-
hedât) nazaran kuşpalazına müptela olan hastaları tedavi eden kişiler, bu hastalığa
müptela olma tehlikesine maruz kaldığı halde, hastalığın, tedavi yapan bu kişilere
bulaşmadığı (muafiyet halde) ifade edilmiştir. Bu çerçevede tedavi işlemlerini ya-
pan kişilerin kanlarından bir miktar alınarak üretilen kuşpalazı mikropları, bu-
nunla muamele edilmiş ve mikropların etkisini ortadan kaldırdığı tespit edilmiştir.
Bu deney 8 kişi üzerinde uygulanmış ve bunlardan 7’sinin kanının kuşpalazı mik-
roplarının üretilmesiyle ortaya çıkan toksine karşı tepkide bulunduğu görülmüştür.
Halbuki 4 ile 10 yaş arası çocuklardan kan alınıp incelendiğinde bunların ancak
yarısında kanın, mikroplara karşı antitoksin ürettiği belirlenmiştir. İşte bu deneyler
“kuşpalazının etfâle (çocuklara) ve ehl-i şebâba (gençlere) mahsus bir maraz oldu-
ğu ve büyüklerin bu marazdan kuvvetlice bir raddeye kadar masun kaldığı (nı)…”
göstermiştir21. Servet-i Fünûn gazetesinin bir diğer haberinde ise Bakteriyolojiha-
ne Müdürü Doktor Nikol’ün Paris’te kendinin yetişmiş olduğu Ameliyathane’den
getirilen “masl-i dem yani aşı” yı, evladından geçen kuşpalazı ile hasta olan bir
kadın üzerinde deneyerek başarı elde ettiği belirtilmiştir22.
Enfeksiyon hastalıkları en sık görüldükleri yaş bakımından farklılık gösterirler.
Nitekim kızamık ve boğmacaya en yüksek yakalanma 1-5 yaşlarında iken difteri,
kızıl ve kabakulakta ilkokul çağlarıdır. Belirli yaşlarda bazı hastalıklara daha fazla
yakalanmada çevrenin ve yaşama tarzının önemli etkisi olmuştur23.
Hastalığın tarihte zaman zaman diğer bazı hastalıklarla “ihtilat” ederek farklı
şekiller aldığı da görülmektedir. Konya’da 400 kişiyi etkisi altına alan, 22 kişiyi
öldüren kuşpalazı hastalığının kızıl hastalığı ile ihtilat ettiği ve farklı bir şekil aldı-
ğı görülmektedir. Ancak hastalığın müstakil kuşpalazı hastalığına göre ne tür farklı
belirtilere sahip olduğu konusunda herhangi bir bulguya rastlanmamıştır (11 M
1324/7 Mart 1906)24.
Hastalığın tarihte dizanteri, kızamık ve frengi hastalığı ile karıştırıldığı gö-
rülmektedir. Mesela Nevşehir kazasında kuşpalazı hastalığı meydana geldiği ve
bölgeye gereken ihtiyaçların gönderilmesi konusunda talepte bulunulmuşsa da
bölgeye gönderilen tabipler bölgede çıkan hastalığın kuşpalazı olmadığını hasta-
21 Servet-i Fünûn, “Şuunât-Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye- Masleddem ve Berlin’de Kuşpalazı Teda-
visi”, c. 8, Yıl: 4, sy. 196, 1 Kanunuevvel 1310, s. 223-224.
22 Servet-i Fünûn, “Kuşpalazı Tedavisi Antitoksi”, c.8, sy.189, Yıl:4, 13 Teşrinievvel 1310, s. 102.
23 Ekrem Kadri Unat, Temel Mikrobiyoloji, II. Baskı, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Yayınları, İstanbul 1993, s. 219.
24 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9.
ZEYNEL ÖZLÜ424
lığın dizanteri, kızamık ve frengi hastalığı olduğunu ortaya koymuşlardır (7 Ra
1328/19 Mart 1910)25.
B. HASTALIKLA MÜCADELEDE İDARİ BİRİMLERİN ROLÜ
1. Vilayetlerin Rolü
Bir bölgede hastalık çıktığı zaman hastalık mahalline en üst düzeyde mü-
dahalede bulunulmuş, hastalığın nerede ortaya çıktığı ve şiddeti konusunda ilgili
birimlere bilgi verilmiştir26. Hastalıkla ilgili olarak “Umum Mekâtib-i Askeriye-i
Şâhane Nezareti Celilesi”nden alınan görüş doğrultusunda İstanbul’da Şehrema-
neti27, taşrada ise mutasarrıflıklar sorumlu tutulmuştur28. Dolayısıyla hastalıkla
mücadelede bölge mutasarrıflarının gayreti önemli bir yer teşkil etmiştir29.
Hastalığın seyri ve şiddeti konusunda valiler, İstanbul’daki merkezi hükümet
yetkililerini sürekli olarak bilgilendirmişlerdir. Hastalığın çok az bir vefata neden
olması bile bu haberleşme trafiğini azaltmamış gözükmektedir. Mesela İzmir’de
kuşpalazı hastalığından iki çocuk vefat ettiği tespit edilince hastalığın takibi ko-
nusunda hem Aydın valisi Hasan Fehmi hem de İstanbul’daki merkezi hükümet,
hastalığın seyri ve hastalığın engellenmesi için uygulanan ihtiyat tedbirlerinin (te-
dâbir-i ihtiyâtiye) sürekliliği konusunda takipçi olmuşlardır30.
Vilayetlerde salgın hastalık ortaya çıktığında yerel tıp mensupları alacakları
tedbirleri Nezaret-i Tıbbiye-i Mülkiye’ye bildirmiş nezaret tarafından da cemiyet-i
tıbbiyeye bilgi verilmiştir. Alınan tedbirlerle ilgili olarak cemiyet-i tıbbiye de, ge-
rektiğinde bazı değişiklik ve ilaveler yapılarak tekrar mahalline gönderilmek üze-
re, nezarete görüş bildirmiştir31. Ayrıca hastalık çıkan alanlarda belediye tabipleri
tarafından, hastalığın seyri konusunda bir rapor hazırlanarak belediyenin bağlı
bulunduğu mutasarrıflık tarafından hem Sıhhiye Nezareti’ne hem de Tıbbiye Ne-
zareti’ne bilgi verilmiştir32. İzmir'de kızıl ve difteri hastalığı ortaya çıkması (şekl-i
25 BOA, Dâhiliye Muhaberat-ı Umumiye İdaresi Evrakı (DH. MUİ), 70-2/6, Vesika 2.
26 Bakınız 11 R 1316 (29 Ağustos 1898) tarihli vesika. BOA, DH. MKT., 2097/90.
27 Bakınız 14 R 1319 (31 Temmuz 1901) tarihli vesika. BOA, DH. MKT., 2516/114.
28 Bakınız 24 B 1318 (17 Kasım 1900) tarihli vesika. BOA, DH. MKT., 2429/39.
29 Serfiçe Mutasarrıfı Hıfzı Paşa’nın gayretiyle bölgede meydana gelen tifo ve kuşpalazı hastalıkla-
rına karşı gösterilen gayret için bakınız (12 Za 1314/ 14 Nisan 1897). BOA, Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı
Mabeyn Erkanı ve Saray Görevlileri Arizaları (Y..PRK. SGE.), 7/41.
30 Bakınız 5 Z 1311 (9 Haziran 1894) tarihli vesika. BOA, Yıldız Sadaret Hususi Maruzat (Y..A...
HUS), 299/58, Vesika 1-2.
31 Hilmi Erginöz, “Türkiye’de Sağlık İdaresi”, Dünyada ve Türkiye’de 1850 Yılından Sonra Tıp Dalların-
daki İlerlemelerin Tarihi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları, İstanbul 1988, s.175.
32 Makriköy'de (Bakırköy) üç çocukta “boğmaca öksürüğü”, iki çocukta kuşpalazı hastalığı olduğu
iddia edilmiştir. İki çocuğun kuşpalazından öldüğüne dair Kaza-i Erbaa mutasarrıflığı belediye tabibi tara-
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 425
istila) ve hastalığın Aydın, Nazilli ve Söke taraflarına da yayılması üzerine gerekli
tedbirlerin alınması için Meclis-i Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umûmiye riyaseti
tarafından olaya el konulmuş ve konuyla ilgili olarak hastalık çıkan mahallerde
vilayet yönetimi tarafından da tedbir alınması için Aydın vilayeti uyarılmıştır (30 Z
1327/12 Ocak 1910)33. İstanbul’da kızıl, kuşpalazı ve nezle-i müstevliye gibi salgın
hastalıklarla mücadele amacıyla alınacak tedbirler de Meclis-i Tıbbiye-i Mülkiye
ve Sıhhiye-i Umûmiye tarafından kararlaştırılmıştır (26 Ca 1307/18 Ocak 1890)34.
2. Belediyelerin Rolü
Hastalıkla mücadeleyi taşrada en etkin şekilde yürüten kurum belediyeler ol-
muştur. Belediye teşkilatı müdüriyetlerden veya yerel şube bürolarından oluşup,
bunların başında birer müdür bulunmaktadır. Belediyeye bağlı olan heyet-i sıhhiye
müdüriyetinin ise belli başlı görevleri şunlardır: Hastaneler, yetimhaneler ve diğer
hayır kurumlarını tesis etmek ve bunları yönetmek, fabrikalar ve imalathaneler
yapılırken bunların halk sağlığı ile ilgili belediye kurallarına uygun olmasını sağla-
mak ve halen kurulmuş olan bu tür tesislerin sağlık koşullarını iyileştirmek, satışa
sunulan yiyecek, içecek maddeleriyle diğer ürünleri denetlemek ve analiz etmek,
sağlığa aykırı ve tehlikeli olanları imha etmek veya satışını engellemek, içilebile-
cek suları belirlemek, suyolları, kuyular ve kanalların sağlık kurallarına göre inşa
edilmesini sağlamak, bulaşıcı ve salgın hastalıkları önlemek için gerekli tedbirleri
almak, bu amaçla vilayetin sıhhiye müdüriyeti ile ilişki kurmak ve hastalığa karşı
aşılama yapmak, ölüm nedenini gösteren doktor raporu üzerine defin izni vermek
vs.dir35. Bu çerçevede İstanbul halkının sağlığını yakından ilgilendiren, su, kana-
lizasyon gibi işler ile yiyecek ve içeceklerin kontrolü yanında dezenfeksiyon gibi
koruyucu sağlık önlemlerinin sağlanması, salgın dönemlerinde hastaların tedavisi
ve ilaçlarının temininden belediyeler sorumlu tutulmuştur36.
fından bir rapor hazırlanmış ve hazırlanan rapor mutasarrıflık aracılığıyla Tıbbiye Nezareti’ne gönderilmiş-
tir (18 Z 1304/7 Eylül 1887). BOA, DH. MKT, 1444/107.
33 BOA, DH. MUİ, 54-1/12, Vesika 1-2.
34 Hastalığın 1890 yılında, geçen seneye kadar “daha vahim ve kebir olarak hüküm sürdüğü
anlaşılmaktadır. BOA, İrade Dahiliye (İ..DH.), 1167/91242, Vesika 1-3.
35 İstanbul Şehremanetinde dokuz müdüriyet bulunmaktadır. Bunlar Beyazıt, Fatih, Pera, Yeniköy,
Anadolu Hisarı, Üsküdar, Kadıköy, Adalar ve Makriköy (Bakırköy)’dür. Şube müdüriyetlerinin belli başlı görev-
leri kendi bölgelerinin beledi işlerini yürütmek, belediye gelirlerini toplamak, on beş günde bir gelir ve giderle-
ri gösteren bir liste hazırlayarak göndermek, yılsonunda yıllık hesap listelerini göndermek ve kendi şubelerinin
yönetimine ilişkin her türlü işi yerine getirmektir. William Wheelock Peet, “Kent Yönetimi”, İstanbul 1920, Ed.
Clarence Richard, Johnson M. A., çev. Sönmez Taner, 2. Baskı, Tarih Vakfı Yurt Yayını, İstanbul 2007, s. 96-100.
36 Bu çerçevede 1865’te şehirde görülen kolera salgınında ilk belediye hastanesi olan Altıncı Daire-i
Belediye Hastanesi hizmete girmiştir. Nuran Yıldırım, “Sağlık Hizmetleri”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklope-
disi, c. 6, Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul 1994, s. 403.
ZEYNEL ÖZLÜ426
3. Patrikliğin Rolü
Osmanlı Devleti’nde patriğin siyasi ve dini olmak üzere birçok rolü vardır.
Tanzimat reformları sonrasında patriğe isnat edilen en önemli rol reformlarla da
onaylanan “milletbaşı” konumudur37. Gayri Müslimlerin bulundukları mahallerde,
hastalığa duçar olan grup Rum ise Rum Patrikliği, Ermeni ise Ermeni Patrikliği38
vasıtasıyla gerekli işlemler yapılmıştır. Bu çerçevede patrikliğin konu ile ilgili görü-
şü Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti’ne gönderilmiştir. Mesela difteri
hastalığı çıkan okul Rum mektebi olduğu için ve “mektebin tatili patrikhanenin tas-
dikine” bağlı olduğu için durum “Rum Patrik Kaymakamlığı”na bildirilerek karar
alınmıştır39. Van vilayeti merkezinde meydana gelen kuşpalazı hastalığı birçok vefata
neden olunca da, konu ile ilgili olarak Ermeni Patrikliği harekete geçerek gerekli ted-
birlerin alınmasını istemiştir40. Adana merkez ve havalisinde meydana gelen difteri
salgınında da bölge Ermeni Patrikliği’nin serum ve şırınga talepleri ilkönce “Der-sa-
adet Ermeni Patrikliği”ne iletilerek karar alınmıştır (2 B 1327/ 20 Temmuz 1909)41.
C. HASTALIKLA MÜCADELEDE İSTİHDAM EDİLEN KİŞİLER
1. Sıhhiye Müfettişleri
Hastalıkla ilgili olarak Başkent İstanbul’da Bakteriyolojihane müdürlüğüne
başvurularak yardım istenmiş, hastalığın niteliği konusunda sıhhiye müfettişliği ta-
rafından araştırma başlatılarak tespitler yapılmıştır(20 N 1317/22 Ocak 1900)42.
Şehremaneti dâhilinde bulunan belediyelerin sınırları içerisinde meydana gelen
hastalıklar belediyenin heyet-i sıhhiye reisi vekâleti tarafından Hıfzıssıhha Umumi
Müfettişliği’ne bildirilmiş, müfettişlik tarafından43 konu ile ilgili bir rapor hazırla-
narak, hastalıkla ilgili gerekli tedbirlerin alınması sağlanmıştır (8 B 1316/22 Ka-
sım 1898)44. Mesela Yedikule civarında Mirahur’da bulunan Halid Efendi Mekteb-i
İbtidaisi öğrencilerinden Düriye’nin kuşpalazı hastalığına tutularak “esir-i firâş
37 Athanasia Anagnostopulu, “Tanzimat ve Rum Milletinin Kurumsal Çerçevesi Patrikhane, Ce-
maat Kurumları, Eğitim”, 19. Yüzyıl İstanbul’unda Gayri Müslimler, Ed. Pinelopi Stathis, çev. Foti ve Stefo
Benlisoy, 2. Baskı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2003, s. 8.
38 Mesela Van vilayetinde ortaya çıkan ve ölümlere sebep olan kuşpalazı hastalığı ile ilgili olarak
Ermeni patrikliğinin görüşleri dikkate alınarak işlem yapılmıştır (25 C 1324/16 Ağustos 1906), BOA, DH.
MKT.,1109/53, Vesika 1.
39 Bakınız 6 Za 1314 (8 Nisan 1897) tarihli vesika. BOA, İ..DH., 1167/91242, Vesika 1-3.
40 BOA, DH. MKT.,1109/53, Vesika 1-2.
41 BOA, DH. MKT., 2881/17, Vesika 1-2.
42 İşkodra vilayetinde meydana gelen kuşpalazı illeti ile ilgili mücadeleye bakınız: BOA, DH.
MKT.,2298/50.
43 1316 yılında görev yapan Hıfzıssıhha umumi müfettişlerinden biri Reşad Bey’dir.
44 Altıncı Daire-i Belediye dâhilinde bulunan Kasımpaşa, Tatavla ve Beyoğlu'nun bazı yerlerinde
çiçek ve difteri hastalıklarının ortaya çıkmasıyla ilgili yapılan işleme bakınız. BOA, DH. MKT, 2137/97.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 427
(yatalak) olduğu tespit edilince konu ile ilgili bir müfettiş tayin edilmiş ve Müfettiş
Hasan Efendi mektebin geçici olarak (muvakkaten) tatiline karar vererek konu ile
ilgili olarak mektep muallimine tebliğde bulunmuştur (20 Ş 1317/ 24 Aralık 1899)45.
Der-saadet bölgesinin birçok belediye dairesine bölünmüş olması nedeniyle
bu dairelere bağlı hıfzıssıhha müfettişlerinin hazırladığı rapor ve suretleri hem Şeh-
remaneti hem de Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti’ne gönderilmiştir46.
Taşrada, kazalarda, meydana gelen hastalıklarla ilgili olarak da kaza sıhhiye
müfettişliği bir rapor hazırlayıp önce vilayete daha sonra da Umum Mekâtib-i
Askeriye-i Şâhane Nezareti’ne bildirimde bulunmuştur. Mesela Mitroviçe'de bir
buçuk aydan beri devam eden difteri hastalığından 30 hasta, 6 tane de vefat mey-
dana gelince, bölge sıhhiye müfettişliği önce Kosova vilayetine oradan da Umum
Mekâtib-i Askeriye-i Şahane Nezareti’ne bilgi vererek durum hakkında en alt ida-
ri birimden en üst birime kadar herkesi bilgilendirmiştir (19 C 1317/25 Ekim
1899)47. Konya’da çıkan kuşpalazı hastalığına da Konya vilayeti sıhhiye müfettiş-
liği el koymuş ve merkeze gönderilen bir telgrafname ile bölgede iki seneden beri
hastalığın devam etmekte olduğu ve bunun için yardıma ihtiyaç olduğu belirtil-
miştir (11 M 1324/ 7 Mart 1906)48.
Hastalıkla mücadele için vilayetlerde de sıhhiye müfettişleri görevlendirilmiş
ve hastalığın çerçevesi (icra eyledikleri keşfiyât ve muamelât) konusunda vilayet
sıhhiye müfettişi ve belediye tabibinin görüşleri doğrultusunda bir rapor hazırlan-
mıştır49.
Sınır vilayetlerinde ise hastalık mahalline vilayet sıhhiye müfettişi ve tabip
gelene kadar “hudud müfettişleri”nin hastalıkla ilgili çalışmalarda görev aldığı
ve ilgili bölgelerde gerekli tedbirleri sağladığı görülmektedir. Tabip gelmediği du-
rumlarda tabip tayini talebinin bildirilmesi konusunda da hudud müfettişleri rol
oynamışlardır50.
45 BOA, Maarif Mektubi Kalemi (MF. MKT.), 481/32, Vesika 1-3.
46 Erenköy’de çocuklarda görülen kızıl ve kuşpalazı hastalıkları hakkında Onuncu Belediye Dai-
resi hıfzıssıhha müfettişliğinin yaptığı işlemler için bakınız (16 B 1319/ 29 Ekim 1901). BOA, DH. MKT.,
2549/65.
47 BOA, DH. MKT, 2261/19.
48 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9./Ayrıca bakınız. BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 22.
49 Konya’da çıkan kuşpalazı hastalığına, Konya vilayeti sıhhiye müfettişliği el koymuştur (11 M
1324/ 7 Mart 1906). BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9./ Ayrıca bakınız: BOA, Rumeli Müfettişliği
Kosova (TFR.I..KV..), 54/5304, Vesika 1-4.
50 Hudud Müfettişi ‘İzzet Bey’in, tabip gönderilmesi ile ilgili ifadesi için bakınız. BOA, TFR.I..
KV.., 54/5304, Vesika 1-4.
ZEYNEL ÖZLÜ428
Hastalıklarla ilgili rapor hazırlanırken bazen bir yerine iki defa ayrı ayrı mü-
fettiş veya müfettişler gönderildiği hatta gerektiğinde sermüfettiş gönderilerek
tahkikatın derinleştirildiği görülmektedir. Bu bağlamda yapılan bazı tetkiklerde
kuşpalazından öldüğü iddia edilen bazı kişilerin gerçekte kuşpalazı olmadığı orta-
ya çıkmıştır. Hatta hastalığın nereden sirayet ettiği ile ilgili hususlar ve hastalarla
ilgili olarak iddia edilenlerin de asılsız çıktığı bu teftişlerde ortaya konan olgular-
dandır. Mesela Makriköy'de (Bakırköy) ortaya çıktığı (zuhur) bildirilen boğmaca
ve kuşpalazı hastalıklarının tahkiki için bölgeye iki ayrı müfettiş yanında Sıhhiye
Sermüfettişi Miralay Ahmed Hilmi Bey de gönderilmiş, köyde çıkan kuşpalazı
hastalığının İstanbul’dan sirayet ettiği, boğmacanın ise her sene münferit olarak
bu köyde ortaya çıktığı ortaya konmuştur (24 S 1305/ 11 Kasım 1887)51.
2. Belediye Tabipleri
Belediyelerin sağlık alanındaki işlevlerini belirleyen 1861 yılında yayınlanan
“Tababet-i Belediye İcrasına Dair Nizamname” deki (tüzük) bir madde belediye-
lerin hekim istihdamı konusunu da hükme bağlamaktadır. Asıl amacı sağlık ala-
nında çalışanların kayıt altına alınması olan bu tüzük “Mekteb-i Tıbbiye Nezareti,
yayım ve ilanından itibaren İstanbul’da üç ay, taşralarda ise bir sene içerisinde
nizamnamenin uygulanmasının yanı sıra icazetnameli hekim bulunmayan yerlere
hekim temininden sorumludur” diyerek belediyelerin sağlık hizmetleri konusun-
daki yerini belirlemiştir. Osmanlı yönetimi böyle bir uygulama ile ülke genelinde
hekim istihdamı olgusunu kamu görevlisi biçiminde belediyelere özgü bir görev
olarak kabul etmiştir52. 1871 yılında da “memleket tabibi” adı altında taşraya he-
kim görevlendirilmiştir. “İdare-i Umûmiye-i Tıbbiye Nizamnamesi”ne göre bu
hekimlerin, görev yaptıkları yerlerde devletin sağlık işlerindeki temsilcisi olarak,
belediyelerin denetiminde çalışmaları öngörülmüştür53.
a. Belediye Tabiplerinin Sayısal Olarak Yetersizliği
1869’da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de Cemiyet-i Tıbbiye-i Mülkiye kurul-
muştur. Cemiyet-i Tıbbiye-i Mülkiye; belediyelere hekim, eczacı gibi sağlık gö-
revlileri tayin etmek, bunların terfi ve cezalandırılmalarını yönlendirmek, yabancı
ülkelerde yetişen sağlık görevlilerine çalışma izni vermek, alanına giren konular-
da mahkemelerin sorduğu sorulara cevap vermek, belediye hekimlerinin verdi-
ği raporları inceleyip onaylamak54, vilayetlere atanacak olan tabiplerin hareket
51 BOA, DH. MKT, 1462/65.
52 Erdem Aydın, Türkiye’de Sağlık Teşkilatlanması Tarihi, Naturel Kitap Yayıncılık, Ankara 2002, s.13.
53 Murat Aksu, Tıp Tarihi Açısından Türkiye’de Verem Savaşı, Türkiye Ulusal Verem Savaşı Dernekleri
Federasyonu Yayını, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Basımevi, Ankara 2007, s. 42.
54 Yıldırım, “Sağlık Hizmetleri”, s. 403.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 429
tarzlarına ilişkin yönetmelikler düzenlemek ve bunların hareket ve işlemlerine sü-
rekli nezaret etmek, vilayetlerde sıhhiye meclisleri ve cemiyetleri teşkil edildikçe
nizamname layihalarını kaleme alıp icraatını teftiş ve kaleme almakla yükümlü
olmuştur55. Hastalık çıkan mahallere doktor tayini (intihab ve ağrâmı) 1890’larda
“Tıbbiye Nezareti” tarafından56, 1898-99 yıllarında ise Umum Mekâtib-i Askeri-
ye-i Şâhane Nezareti kanalıyla sağlanmıştır57.
Başkent İstanbul’da hastalıkla mücadelede birinci derecede görevli kişilerin
Dokuzuncu Daire-i Belediye’de çalışan belediye tabipleri olduğu görülmektedir.
Belgelerde bu tabiplerin sayısının bazı yerlerde “müteaddid”58olduğu belirtilse de
hastalığa yakalanan kişilerle ilgili ihbarda bulunulduğu halde doktor bulunmaması
nedeniyle vefat eden hastaların bulunduğu alanlar da bulunmaktadır59. Mesela
1890 yılına ait bir belgede İstanbul’da bulunan on belediye dairesinden sadece
altıncı ve dördüncü dairelerde tabip görev yaptığı geriye kalan sekiz belediye dai-
resinde doktor bulunmadığı ayrıca bu dairelere geçici de olsa doktor tayinine çalı-
şıldığı görülmektedir (26 Ca 1307/18 Ocak 1890)60.
Tabip yetersizliği taşrada, farklı kazalarda görev yapan belediye tabiplerinin
sadece kendi kazalarında değil vilayete bağlı diğer kazalarda da görevlendirilme-
lerine neden olmuştur. Mesela Kosova vilayeti Preşova kazasının Radohince ve
İstayofça karyelerinde ortaya çıkan “çiçek” ve “difteri” hastalıkları nedeniyle Priş-
tine mutasarrıflığına bilgi verilerek tabip talebinde bulunulmuştur. Bunun üzerine
Preşova kazasına, Komanova belediye tabibinin gönderilmesine karar verilmiştir.
55 Erginöz, “Türkiye’de Sağlık İdaresi”, s. 175.
56 Bakınız 26 Ca 1307 (18 Ocak 1890) tarihli vesika. BOA, İ..DH., 1167/91242, Vesika 1-3.
57 Şile kazasında bulunan Erân köyünde (Erenköy) birkaç çocukta kuşpalazı hastalığı tespit edi-
lince, hastalığın yayılmaması ve diğer fenni tedbirleri alması için bölgeye “acilen” bir tabip gönderilmesi
Umum Mekatib-i Askeriye-i Şahane Nezareti kanalıyla sağlanmıştır. Bu çerçevede bölgeye Bakteriyoloji
muavinlerinden Doktor Yüzbaşı Ziya Efendi görevlendirilmiştir(14 N 1316/26 Ocak 1899) BOA, DH.
MKT, 2163/40./ Hastalık çıkan bölgelere gönderilen belediye tabipleri bu tarihlerde “Umum Mekâtib-i
Askeriye-i Şâhane Nezaret-i Celilesi” ile bilgi alışverişi yaparak görevlerini icra etmişlerdir. Mesela Manastır
vilayeti Şeceste kasabası çocuklarında şiddetli bir şekilde kuşpalazı hastalığı görülmüştür. Hastalığın tedavisi
için bölgeye belediye tabibi gönderilmesi için yapılan uygulamaya bakınız: (11 R 1316/29 Ağustos 1898).
BOA, DH. MKT., 2097/90.
58 BOA, Y. PRK. TKM, 42/43, Vesika 1-2.
59 1315 senesi Temmuz ayının 10. gününde Fransızca Servet Gazetesinde çıkan yazıda hastalık
bulaşmış iki vakadan bahsedilmiştir. Buna göre hastalığı belirtilmeyen Üsküdar mezarcılar kethüdası Hüsnü
Efendinin evvelki gün vücudunda bir “fenalık” hissettiği, bunun üzerine zevcesiyle çocuklarının bir tabib
gönderilmesi için hemen “Belediye Dairesi” ne müracaat ettikleri görülmektedir. Fakat Dokuzuncu Daire-i
Belediye’de belediye tabipleri müteaddid olduğu halde müracaatları esnasında yardım edecek hiçbir hekim
bulunamadığından adam aradan çok zaman geçmeden vefat (irtihal-i dar-ı beka) etmiştir (14 Ra 1317/23
Temmuz 1899). BOA, Y. PRK. TKM, 42/43, Vesika 1–2.
60 BOA, İ..DH., 1167/91242, Vesika 1-3.
ZEYNEL ÖZLÜ430
Bununla beraber tabibin görev yerine gitmemesi nedeniyle yeniden tabip talebin-
de bulunulması da dikkate değer bir olgudur (22.12. 1321/7 Mart 1906)61.
Tabip tayinlerinde öncelik, doktorların hastalıkla mücadelede kendilerine ko-
laylık sağlayacak pülverizatör makinesi temin edilmiş alanlara tanınmıştır. Mesela
Kosova vilayetinde Üsküp merkezi ile ona bağlı diğer idari birimlerde pülverizatör
makinesi bulunmadığından öncelik vilayete bağlı diğer birimlere tanınmıştır (29
M 1318/ 29 Mayıs 1900)62.
Vilayet sıhhiye müfettişliğinden alınan bilgilerden, hastalıkla mücadelede
vilayetlerdeki varidat yetersizliğinin, bazı kazalarda tabip bulunmamasına, bazı
kazalarda ise mücadelenin belediye tabibi yerine “belediye tababeti vekâleti sure-
tiyle idare edilmekte” olmasına neden olduğu anlaşılmaktadır (3 Z 1317/4 Nisan
1900)63. Yeterli sayıda doktor bulunmaması, hastalıkla mücadele amacıyla bazı
yerlere cerrahların da istihdam edilmesine neden olmuştur. Mesela Demirhisar
kasabasına bağlı bazı köylerde çıkan difteri hastalığının tedavisi için Sofya'da cer-
rahlık yapan Demirhisarlı Yovan veled-i Boşko'nun hastalık mahalline gönderil-
mesi için Sofya’da ekmekçilik (etmekçilik) yapan bazı kişiler tarafından arzuhal
verilmiştir (11 B 1317/15 Kasım 1899)64.
Tabip eksikliğinin ileriki yıllara ait kayıtlarda da vurgulandığı görülmektedir.
Nitekim son dönemlere ait bazı kayıtlarda sadece köylerde değil, birçok kaza mer-
kezinde bile tabip ve eczahane bulunmadığı ifade edilmektedir65. Bu çerçevede
hastalıkla mücadelede yetersiz kalınmış66 hatta hastalık çıkan mahallerde yaşa-
yan halk bazen toplu olarak, Meclis-i Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umûmiye
Riyasetine bir arzuhal yazarak tabip talebinde bulunmuşlardır. Bu tür durum-
larda talepler dikkate alınmış ve imkânlar el verdiği ölçüde hastalık mahallerine
tabip tayini geçekleştirilmiştir. Tabibin gününde görev yerinde olup olmadığı ve
hastalığın meydana getirdiği zayiata dair de gerekli takibat ilgililerce yapılmıştır
61 Bölge civarında kızıl ve boğaz hastalığı görüldüğüne de işaret edilmiştir. BOA, TFR.I..KV..,
54/5304, Vesika 1-4.
62 İlgili belgede “şimdilik tabib mevcud olan İştib, Kumânova, Radoşine, Kratova, Penka, Piriştine,
Mitroviçe, Pirizrîn, Kalkandelen, Seyovine, Pireyol (Pereyol) ve Berâne belediyeleri için büyük hacimde
birer pülverizatör ile serum şırıngaları gönderilmesi için çalışma başlatılması istenmiştir. BOA, DH. MKT,
2351/124, Vesika 1-2.
63 Kosova'da ortaya çıkan difteri hastalığı nedeniyle yapılan yazışmaya bakınız. BOA, DH. MKT,
2328/44.
64 Konu ile ilgili talep Umum Mekatib-i Askeriye-i Şahane Nezareti’ne iletilmiştir. BOA, DH.
MKT, 2270/98.
65 İlgili belgede “….yalnız kurada değil ekser kaza merkezlerinde bile ne tabib ve ne de eczahane
bulunmaması hasebiyle…..” ifadesi kullanılmaktadır.
66 Bakınız 7 Ş 1324 (26 Eylül 1906) tarihli belge. BOA, DH. MKT, 1120/2, Vesika 4.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 431
(7 Ra 1328/19 Mart 1910)67. Mesela Büyükeren köyünde bulunan çocuklarda on
günden beri kızıl ve kuşpalazı hastalıkları görüldüğü ve şimdiye kadar 3-4 kişinin
vefat ettiği, birkaç çocuğun da “hal-i ızdırabda bulunduğu” haber verilince gerekli
ilaçlar (edviye-i lazime) ile beraber hemen tabip gönderilmesi ve hastalığın kontrol
altına alınması için Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti ve Şehremane-
ti’ne talepte bulunulmuştur (14 R 1319/31 Temmuz 1901)68.
b. Doktorların Bilgi Eksikliği ve İntibak Eğitimine Alınması
Hastalıkla mücadelede karşılaşılan önemli sorunlardan birisi de doktorların
difteri hastalığı ile ilgili bilgiler konusunda yetersiz olmalarıdır. Nitekim hastalığın
meydana geldiği alanlarda müfettişler tarafından yapılan tespitlerde karşılaşılan
en önemli sorunlardan birisi olarak serumların hastalara nasıl şırınga edileceğinin
bile tabipler tarafından bilinmemesi gösterilmiştir. Bu konuda Müfettiş Devletlû
Şakir Paşa’nın eleştirisi dikkat çekmektedir. Bu çerçevede serumların taşra kaza-
lara gönderilmesiyle beraber kullanım şeklinin de belediye tabiplerine öğretilmesi
(suret-i istimalinin belediye tabiblerine ögredilmesi) konusunda Umum Mekâtib-i
Askeriye-i Şâhane Nezareti’nden talepte bulunulmuş69 ve kuşpalazı hastalığına
mübtela olan çocukların serum ile tedavisi, serumun kullanılması, hastalığın (illet)
Bakteriloji (Bakterüloji) bilimi bakımından incelenmesi (teşhis) amacıyla gerekli
bilimsel bilgileri vermek, gerekli ameliyatı vicâhen (yüz yüze) icra etmek üzere Dr.
Nicole tarafından bir seminer düzenlenmiş ve seminere tüm belediye doktorları
davet edilmiştir. Seminerin iki bölümden ibaret olduğu, her kısımda 20 doktoru
geçmemek üzere bir seminer düzenlendiği görülmektedir. Birinci seminer Teşri-i
saninin 13. günü, diğeri ise aynı ayın 26. günü Nişantaşı’nda bulunan Bakterilo-
jihane’de düzenlenecektir. Seminere belediyelerin kadrosunda bulunan doktorlar
(devâir-i belediyenin etibba-yı daimesi) katılabilecektir. Konu ile ilgili olarak şeh-
remaneti tarafından sadaretten de izin alınmıştır (2 C 1313/20 Kasım 1895)70.
67 Nevşehir kazasında hükümferma olan kuşpalazı hastalığından dolayı iki tabibin seri bir şekilde
(serian) bölgeye gönderilmesi talep edilmiştir. Arzuhalde kasaba ve köylerde kuşpalazı, kızılca ve nezle-i
müstevliyeden dolayı 1500’ü aşkın çocuğun (evlad-ı fukara ve evlad-ı duafâ) hasta olduğu ifade edilmiştir.
Arzuhale halktan 36 kişinin adı yazılmış ve mühürleri basılmıştır. Bu çerçevede bölgeye belediye tabibi
Espîro Panayot Efendi görevlendirilmiş ve 23 Mayıs 1325’te (5 Haziran 1909) görev mahalline gitmiştir.
Tabibin görev yerine vaktinde gidip gitmediği ile ilgili bir de tahkikat yapılmıştır. BOA, DH. MUİ, 70-2/6,
Vesika 1, 3, 4.
68 BOA, DH. MKT., 2516/114.
69 Yozgat’ta (Yozğad) her sene kızıl ve kuşpalazı hastalığı gibi hastalıklardan dolayı birçok çocuk
vefat (telef) etmektedir. Bu hastalıklardan kuşpalazı için yeterli miktarda serumun Yozgat vs. yerlere gönde-
rilmesi ve kullanım şeklinin belediye tabiplerine öğretilmesi konusunda Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane
Nezareti’ne yazılan 24 C 1316 (9 Kasım 1898) tarihli yazı için bakınız. BOA, DH. MKT, 2131/11.
70 BOA, Yıldız Tasnifi Mütenevvi Maruzat Evrakı Bölümü (Y..MTV.), 132/32.
ZEYNEL ÖZLÜ432
c. Doktorların Maaşı
Hastalıkla mücadelede istihdam edilen doktorların maaşları hastalık çıkan
mahallerin “devâir-i belediye… vâridâtı”ndan karşılanmıştır. Ancak ekonomik sı-
kıntılar veya belediye varidatında bulunan kaynakların farklı kalemlere tahsis edil-
miş olması nedeniyle doktor maaşlarına kaynak (karşılık) bulmada sıkıntı yaşan-
dığı görülmektedir (3 Z 1317/3 Nisan 1900)71. Konuyla ilgili muhtelif kaynaklar
hastalıkla mücadelede kullanılan pülverizatör makinesi yanında tathir memuru ve
doktor istihdamı konusundaki yetersizliğin en önemli nedeni olarak hem vilayet-
lerin72 hem de belediyelerin varidat yetersizliğini ön plana çıkarmaktadır. Umum
Mekatib-i Askeriye-i Şahane Nezareti ile yapılan muhtelif yazışmalarda belediye
gelirlerinin yetersizliğinden bahsedilmesi de bunu teyit etmektedir. Mesela Koso-
va’da 14 belediyede gelir yetersizliği nedeniyle doktor ve tathir memuru istihdam
edilememiş ve pülverizatör satın alınamamıştır (23 Ş 1317/27 Aralık 1899)73. Bu
bağlamda hastalıkla mücadele için devlet tarafından hastalık çıkan mahallere dif-
teri serum ve şırıngaları yanında tabipsiz olan kaza ve livalara birer tabib tayin
edilmesi ve tabib maaşlarına kaynak (karşılık) bulunması konusunda çalışmalar
yapılmış ve bu konuda Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti’nin direktif-
leri doğrultusunda hareket edilmiştir (21 Za 1317/23 Mart 1900)74. Hatta doktor
maaşlarına kaynak bulununcaya kadar maaşların merkez hazine tarafından karşı-
lanması (tesviye) bile gündeme gelmiştir (3 Z 1317/4 Nisan 1900)75.
Hastalıkla mücadelede görev yapan özellikle taşradaki doktorların maaşları-
nın azlığı da dikkat çekmektedir. Nitekim Kemah kazasına kuşpalazı ile mücadele
için görevlendirilen Doktor Yüzbaşı Nureddin Bey'in zamlı maaşının 374 kuruş
30 pare olması dikkate değer bir olgudur. Merkezin bu maaşı ve doktorun 870
kuruş Der-saadet'e dönüş harcırahının “1313 yılı dahiliye tahsisatından” karşılan-
ması gerekirken ödenek kalmadığı gerekçesiyle buradan karşılamaması ve zamlı
71 Kosova'da ortaya çıkan difteri hastalığından dolayı yapılan işlemler için bakınız. BOA, DH.
MKT, 2328/44.
72 Vilayet sıhhiye müfettişliğinden alınan bilgi ve Kosova'da ortaya çıkan difteri hastalığı nedeniyle
yapılan yazışmaya bakınız (3 Z 1317/4 Nisan 1900). BOA, DH. MKT, 2328/44.
73 Kosova'nın bazı kazalarında (Üsküb, Kumânova, İştib, Yenipazar, Mitroviçe, Berâne, Taşlıca vs.)
ortaya çıkan ve telefata sebeb olan difteri ve kızamık hastalığına karşı Umum Mekâtib-i Askeriye Nezareti’n-
ce tıbbi malzeme ve personel gönderilmesi için yapılan yazışmada 14 belediyenin (İpek, Yâkova, Pireşova,
Osmaniye, Ohanya, Gilân…) varidât yetersizliğinden bahsedilmektedir. BOA, DH. MKT, 2289/61.
74 Kosova'da tabipsiz olan liva ve kazalara birer tabib tayin edilip “maaş-ı nizamilerine” karşılık
bulmak için çalışma yapılmıştır. Bununla beraber difteri hastalığına yakalanmış İştib’de 5, Taşlıca’da 2,
Üsküb’de 4 vaka tespit edilmiştir. Bunlardan İştib’de 2, Taşlıca’da da 1 hastanın vefat ettiği tespit edilmiştir.
BOA, DH. MKT, 2322/94.
75 Kosova'da ortaya çıkan difteri hastalığından dolayı yapılan işlemler için bakınız. BOA, DH.
MKT, 2328/44.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 433
maaş ve harcırahın doktorun görevli gittiği Kemah kazası gelirinden ödenmesi
için Maliye Nezareti’nden izin istenmesi devletin içine girmiş olduğu ekonomik
sıkıntı ile ilgili olsa gerektir (21 Z 1319/31 Mart 1902)76.
İstanbul’da dört ve altıncı belediye daireleri dışında kalan sekiz belediye dai-
resinde görevlendirilecek doktorlar için de ilgili belediye gelirlerinden aylık 7.000
kuruş tahsis edilmiştir. Sekiz dairenin “beherine birer tabib tayin” edilmiştir. Maa-
şın tayin edilecek tüm doktorlar için olduğu anlaşılmaktadır (26 Ca 1307/18 Ocak
1890)77.
Tablo 1: İstanbul’da Belediye Tabiplerinin Aldıkları Maaşlar
(26 Ca 1307/18 Ocak 1890) 7879
Doktor Tayin Edilen Alan Aded/Nefer Maaşı/Kuruş
Birinci Daire 1 1000
İkinci Daire 1 1000
Üçüncü Daire 1 1000
Beşinci Daire 1750
Yedinci Daire 1750
Sekizinci Daire79 1750
Dokuzuncu Daire 1 1000
Onuncu Daire 1750
d. Doktorların Harcırahı
Hastalık mahallerine gönderilen doktorların harcırahları, şartlara göre mer-
kezden veya görevli gidilen kazanın gelirlerinden karşılanmıştır. Mesela kuşpalazı
hastalığı ortaya çıkan Karğı nahiyesi köyleri, Çorum mutasarrıflığına bildirilince
bölgeye Çorum Belediye tabibi görevlendirilmiş ve tabibin harcırahının hastalık
mahallinden karşılanması için çalışma yapılmıştır80. Yine kuşpalazı ile mücadele
76 BOA, DH. MKT., 463/30.
77 BOA, İ..DH., 1167/91242, Vesika 1-3.
78 BOA, İ..DH., 1167/91242, Vesika 4.
79 Kadıköyü bölgesinin Onuncu Belediye Dairesi Heyet-i Sıhhiye Riyaseti kapsamında bulunmak-
tadır (3 S 1314/ 14 Temmuz 1896). BOA, MF. MKT, 325/55, Vesika 1-5
80 Bölgeye 15 şişe serum ile bir adet şırınga gönderilmesi için harekete geçilmiştir (24 B 1318/17
Kasım 1900). BOA, DH. MKT., 2429/39.
ZEYNEL ÖZLÜ434
için Kemah kazasında görevlendirilen Doktor Yüzbaşı Nureddin Bey'e 870 ku-
ruş Der-saadet'e dönüş harcırahı tespit edilmiş ve harcırahın “1313 yılı dahiliye
tahsisatından” karşılanması gündeme gelmişse de, ödenek kalmadığı gerekçesiyle
harcırahın doktorun görevli gittiği Kemah kazası gelirinden ödenmesi için Ma-
liye Nezareti’nden izin istenmiştir (21 Z 1319/31 Mart 1902)81. Der-saadet’ten
Şile kazasına gönderilen Bakteriyoloji muavinlerinden Doktor Yüzbaşı Ziya Efen-
di’nin gidiş dönüş harcırahının da (azimet ve avdet harcırahı)82 nasıl karşılanacağı-
na ilişkin yapılan yazışmalarda, harcırahın doktorun görevli gittiği yerin belediye
gelirinden karşılanması gerektiği ifade edilmekle beraber belediye gelirinin müsait
olmadığı tespiti yapılarak harcırahın Şehremaneti’ne ait gelirlerden ödemesinin
yapılması sağlanmıştır (4 L 1316/15 Şubat 1899)83.
3. Tathîrât Memurları
Hastalık çıkan yerlerde alınan tedbirlerden birisi de hastalık mahallinin ka-
rantinaya alınıp steril hale getirilmesidir. Hastalık mahallinde yapılan fenni te-
mizlik faaliyetleri (tathirat-ı fenniye) belediyenin “tathîr (sterilizasyon) memuru”
tarafından84 yapılmıştır. İstanbul’da görevli olan tathirat memurlarının belediyeye
bağlı “Daire-i Hey’et-i Sıhhiye Riyaseti”nde görev yaptıkları anlaşılmaktadır85.
Temizlik faaliyetlerine belediye ile beraber bölgede bulunan diğer kuruluşlarda
destek vermişlerdir. Mesela Konya’da çıkan bir kuşpalazı hastalığı ile ilgili olarak
hastalığın ilk defa 319 senesi Şubat ayı (1904) başında Konya istasyonunda
ikamet eden Şimendifer müstahdemlerinden Koknivis adındaki birisinin iki
çocuğunda görüldüğü, ailenin Adana’dan buraya göç ettiği, dolayısıyla hastalığın
bu aile vasıtasıyla Adana’dan Konya’ya sirayet ettiği tespiti yapılmış ve Koknivis’in
hanesinin “belediye ve Şimendiferülmebâs marifetiyle” fenni temizlik yapılmasına
81 BOA, DH. MKT., 463/30.
82 Şile kaymakamlığı örneği için bakınız 14 N 1316 (26 Ocak 1899) tarihli vesika. BOA, DH.
MKT, 2163/40.
83 Belgede “kaza-i mezkurun (Şile kazasının) umur-u maliyesi Maliye Nezaret-i Alisi’nce idare
olunmakda bulunduğu gibi ayruca harcırah tertibi de mevcud olduğu beyanıyla maruz-zikr harcırahın ne-
zareti müşarun ileyhaca tesviyesi lazım geleceği…. Bu misüllü etibba harcırahları kazalarca devair-i beledi-
ye varidatından idilegelmekde bulunmasına göre nezaret-i müşarun ileyhaca kabul ve ifa edilemeyeceği tabiî
olub….. i’tası lazım gelen harcırahın kaza-i mezkur belediye varidatından verilmesi ve şu sûret mümkün
değil ise heman emanet-i celilerince (Şehremaneti) tediyesiyle muma ileyhin bir an evvel mahall-i mezkura
gönderilmesi…. ” ifade edilmektedir. BOA, DH. MKT, 2166/42.
84 Belgede “Kızıltoprak’ta vaki’ Zühdü Paşa mektebinin Mösyö Mon Drağon marifetiyle tathirat-ı
fenniyesi (nin) icra edil……..” diği belirtilmiştir. BOA, MF. MKT, 325/55, Vesika 2./ Bakınız 29 M 1318
(29 Mayıs 1900) tarihli vesika. BOA, DH. MKT, 2351/124, Vesika 1-2.
85 Bakınız 22 L 1318 (12 Şubat 1901) tarihli vesika. BOA, MF. MKT., 545/9, Vesika 1-6./ Ayrıca
bakınız 3 Z 1323 (29 Ocak 1906) tarihli vesika. BOA, DH. MKT.,1045/44.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 435
karar verilmiş ve hastalığın ortaya çıktığı hanelerde her türlü “tahaffuz” ve
“tebhirât-ı fenniye” icra edilmiştir (11 M 1324/7 Mart 1906)86.
Temizlik işlemlerinin niteliği, hastalık tespit edilen kurumun (okul vs.) kapanış
ve açılış tarihi gibi hususlarda heyet-i sıhhiye müfettişi umumiliği müfettişleri karar
vermiştir. Fenni temizlik yapıldıktan sonra temizliğin ciddi yapıldığının tespiti için
müfettişliğe ve kurumun ilgili organlarına bilgi verilmiştir. Mesela hastalık çıkan
alan bir okul ise okulun eğitime hazır hale geldiği konusunda mektep müfettişine
ve “Mekatib-i İbtidaiye İdaresi”ne bilgi verilmiştir (3 S 1314/14 Temmuz 1896)87.
Kadıköyü’nde Kızıltoprak’ta bulunan Zühdü Paşa Mektebi öğrencilerinden Vedia
adlı kız çocuğunda kuşpalazı hastalığı tespit edilince konu ile ilgili olarak riyasetten
bir rapor gönderilmiş ve mektepte tam teşekküllü bir temizlik (tathirat-ı mükem-
mele-i fenniye) yapılması amacıyla mektebin 10 gün kadar tatiline karar verilmiş-
tir. Okulun tatiliyle beraber tathirat memuru istenerek okulda temizlik gerçekleş-
tirilmiştir. İşlemlerin gerçekleştirilmesi amacıyla şehremaneti tarafından, Maarif
Nezareti’nden de izin istenmiştir. Hastalığın sirayetine engel olunması için okulun
kapatılmasına karar verildiğinde “acilen” kaydıyla “ibtidaiye idaresine” de bilgi ve-
rilerek fenni temizlik işlemi gerçekleştirilebilmiştir (3 S 1314/14 Temmuz 1896)88.
Hastalık çıkan mahalde ileriki aşamada hastalığın tekrar nüksedip etmediği
konusunda “riyaset” tarafından takibat yapılarak konu ile ilgili raporlar hazırlan-
mıştır (20 Ş 1317/ 24 Aralık 1899).89
D. DİFTERİ HASTALIĞI İLE MÜCADELEDE KORUYUCU
SAĞLIK ÖNLEMLERİ
Hastalığın ortaya çıktığı yerlerde uygulanan tedbirler genel olarak, hıfzıssıh-
ha tedbirlerinin bütünüyle icrası, bölgeye serum ve şırınga gönderilmesi, hastalık
mahallinden hastalığın derecesine ilişkin günlük malumat alınarak hastalığın sey-
rinin yakın takibe alınması, hastalık çıkan alanların (mektep vs.) muvakkaten bo-
şaltılması90 ve hastalık mahallinde dezenfeksiyon işlemi yapılması gibi tedbirlerden
meydana gelmektedir.
86 Koknivis’in hanesi “kordon” altına alınmışsa da bu yeterli olmamış hastalığın diğer civar hanelere
yayılmış olması nedeniyle buralarda da gerekli tedbirler alınmıştır. Hastalık Rum Mahallesi’nden yavaş yavaş
şehrin diğer mahallelerine de yayılmış ve kontrol altına alınan hasta sayısı 400’e ulaşmıştır. Bunlardan 22’si vefat
etmiştir. Hastalığın “kızıl ile ihtilat ettiği” tespit edilmiştir. Hastalardan “vaktiyle serum ile tedavi olanlar şifâyâb”
olmuşlardır. BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9./Ayrıca bakınız: BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 22.
87 BOA, MF. MKT, 325/55, Vesika 1-5.
88 BOA, MF. MKT, 325/55, Vesika 1-5.
89 BOA, MF. MKT., 481/32, vesika 1-3.
90 Malkara'da kuşpalazı hastalığından dolayı üç çocuğun vefat etmesi üzerine bölgeye 6 şişe
serum gönderilmiş bu bağlamda belirtilen tedbirler alınmıştır (7 Ra 1317/16 Temmuz 1899). BOA,
ZEYNEL ÖZLÜ436
1. Çevreye Yönelik Koruyucu Sağlık Hizmetleri
a. Karantina Tedbirleri
Osmanlılarda 17. yüzyılda görülmeye başlayan Batı etkisi 18.91 ve 19. yüz-
yıllar da daha da yaygınlaşarak etkisini göstermiştir. Bu etkilerden birisi sağlık
alanında olmuştur. Nitekim Tanzimat döneminde sağlık alanındaki en önemli
çağdaşlaşma girişimlerinden biri olan salgın hastalıklara karşı karantina sistemi
uygulanmış ve 1850’lere girerken ülkenin dört bir yanında geniş bir karantina ağı
oluşturularak, Avrupa ile yakın ilişkiler kurulmuştur92.
19. yüzyılda Avrupalılar karantina sistemini ve hastalık bulaşmış malları yok
etmeyi temel hedef alan ve ticaret açısından yıkıcı etkileri olan salgıncı görüşleri
zamanla bırakma eğilimine girerken Osmanlılar salgın tezinin ve şüphe duyulan
kişileri bir araya toplayıp tecrit etme yoluyla salgınların önüne geçme ilkesinin
yanında tavır almışlardır93.
Osmanlı Devleti’nin difteri hastalığına karşı aldığı tedbirlerden (tedâbir-i ta-
haffuziye) birisi de hastalığa yakalananların sağlıklı insanlarla bir arada bulunma-
sının (ihtilâttan) yasaklanmasıdır. Uygulama için gerekli tedbirler sıhhiye müfettiş-
liği tarafından alınmıştır94.
Hasta çocukları sağlıklı olanlardan tecrit etme olgusu Osmanlı toplumunda
genel bir uygulama olmakla beraber, zaman zaman inkıtaaya uğradığı da vakidir.
Mesela Firuz Ağa’da inşa edilen çocuk misafirhanesinde hastalanan çocuklar ayrı
bir koğuşta bakıma alınırlarken bulaşıcı hastalığa yakalanan çocuklar için ayrı bir
baraka inşa edilmesi95 19. yüzyılda mekteplerde çiçek, kızamık ve kuşpalazı gibi
DH. MKT, 2221/117./ Ayrıca Şile kazası Erân köyü (Erenköy) örneği için bakınız (27 Za 1316/8 Nisan
1899). BOA, DH. MKT, 2186/96./Yedikule civarında Mirahur’da bulunan Halid Efendi Mekteb-i İbtidaisi
öğrencilerinden Düriye’nin kuşpalazı hastalığına tutularak “esir-i firâş” (yatalak) olduğu tespit edilince konu
ile ilgili bir müfettiş tayin edilmiş ve Müfettiş Hasan Efendi mektebin geçici olarak (muvakkaten) tatiline ka-
rar vermiş ve konu ile ilgili olarak mektep muallimine tebliğde bulunulmuştur (20 Ş 1317/ 24 Aralık 1899).
BOA, MF. MKT., 481/32, Vesika 1-3.
91 Esin Kahya, “XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunda İatrokimya Cereyanının Etkileri”, III.
Türk Tıp Tarihi Kongresi, İstanbul: 20-23 Eylül 1993, Kongreye Sunulan Bildiriler, TTK Basımevi, Ankara 1999, s. 69.
92 Orhan Koloğlu, “XIX. Yüzyılda Hac Yoluyla Koleranın Yayılması ve Hanikin Karantina Dok-
torunun Anıları”, III. Türk Tıp Tarihi Kongresi, İstanbul: 20-23 Eylül 1993, Kongreye Sunulan Bildiriler, TTK
Basımevi, Ankara, s. 61./ Gülden Sarıyıldız, “Karantina Meclisinin Kuruluşu ve Faaliyetleri”, Belleten, S.
22, Ankara1999, s. 330.
93 Hüseyin Özgür, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Temizlik ve Halk Sağlığı Hizmetleri”, Yeni Türkiye,
Büyük Osmanlı Araştırması, Toplum, c. 5, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 1999, s. 119.
94 Kosova vilayetine bağlı Mitroviçe ve Osmaniye'de ortaya çıkan difteri hastalığına karşı alınan
tedbirlere bakınız 25 Ş 1317 (29 Aralık 1899) tarihli vesika. BOA, DH. MKT, 2290/77.
95 Cüneyd Okay, “Osmanlı Devletinde Kimsesiz Çocukları Barındırmak İçin Kurulan Bir Kurum:
Himaye-i Etfal Cemiyeti (1917-1923)”, Osmanlı, c. 5, 1999, s. 499-500.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 437
salgın hastalığa yakalanan çocuklar için sıhhi açıdan yetersiz iptidai tarzda karan-
tina odaları tahsis etmek yerine, hasta olan çocukların okul içerisindeki bir odada
karantinaya alınması (ihtilât) yani hasta olan ve olmayanların aynı ortamda bu-
lunması tıbben uygun olmayacağı için bina dışında ayrı bir karantina dairesi inşa
edilmesi veya salgının nadiren meydana gelmesi nedeniyle yeni bir oda inşa etmek
yerine hastaların donanımlı bir hastaneye (Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye Hastaha-
nesi) nakledilmesinin sağlanması96, konutlarda tespit edilen hastalık vakalarının
muhtelif şekillerde okullar vasıtasıyla sirayet edebileceği ihtimaline karşı bu kişi-
lerin okulla olan her türlü iletişimlerinin kesilmesinin sağlanması97, hastalık çıkan
hanelerde çocuğun hastalığı nereden kapmış olabileceği üzerinde düşünülerek bu
hastalığın genelde okulda bulaşmış olabileceği ihtimali üzerinde durulması ve ya-
pılacak tahkikat neticesinde (tahkikât-ı vâkıa) ilgili okulun temizlenmek amacıyla
geçici bir süre kapatılması, hasta olan çocukların iyileşinceye kadar diğer çocuklar-
la ilişkisinin sonlandırılması, aşısız çocukların okula gelişlerinin engellenmesi98 gibi
96 Mekteb-i Sultani talebesinden iki çocuk suçiçeğine yakalanınca mektep hastanesinde karantina-
ya alınmıştır. Ancak çocukların yatırıldığı yerin “fenne muvafık olmadığı” ve bu çerçevede çiçek ve kuşpalazı
gibi hastalıklara yakalananların bu odada karantinaya alınmasının uygunsuz olduğu (katiyen caiz olamaya-
cağı) bizzat mekteb tababetinden bildirilmiştir. Bu bağlamda çocuklardan salgın hastalığa yakalananların
Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye Hastahanesi’ne naklinin daha uygun olacağı, hastane masraflarını ödemeden
aciz olanların masraflarının mektep tarafından karşılanması veya mektepte bir karantina odası inşa edilmesi
konusunda çalışma başlatılmıştır (22 M 1314/ 3 Temmuz 1896). BOA, MF. MKT., 323/18, Vesika 1-3
97 Birinci Daire-i Belediye dâhilinde kızıl, kızamık, difteri gibi salgın hastalıkların dikkat çekecek
kadar artması dolayısıyla yapılacak tahkikat Hey’et-i Sıhhiye Reisi Abidin Bey tarafından yürütülmüştür.
Yapılan tahkikatta adı geçen daire dâhilinde 8 kızıl, 9 kızamık ve 1 difteri hastalığı tespit edilmiştir. Hastala-
rın bazısı ibtida mektebi öğrencilerindendir. Nitekim hastalıkla ilgili olarak Şehzadebaşı ve Çenberlitaş civa-
rında bulunan mekteb-i ibtidailer, Laleli civarında Ağayokuşu’nda Yakub Ağa Mektebi İbtidaisi, Aksaray’da
Oruçgazi İsmail Ağa Mektebi İbtidaisi temizlenmiş, ancak vukuatın ekserisinin Kumkapı civarında olduğu
tespit edilmiştir. Bu çerçevede Kumkapı civarında Havuzlu Kilise içinde bulunan Rum mektebinin de 12
gün tatil edilmesi ve durumun Maarif Nezareti’ne bildirilmesine karar verilmiştir (22 L 1318/12 Şubat
1901). BOA, MF. MKT., 545/9, Vesika 1-6./Ayrıca bakınız 3 Z 1323 (29 Ocak 1906) tarihli vesika. BOA,
DH. MKT.,1045/44.
98 Lanğa'da Baklacı sokağında Mâriyo Lanğa’nın numarasız (bilâ-numara) hanesinde bulunan
mahdumu Erminyo ve büyük kardeşi Veltiyâ’nın daha önceden difteriye yakalandığı tespit edilmiştir. Ço-
cukların şuanda da çiçek hastalığına yakalanmış oldukları tespit edilmiş ayrıca hanelerinin karşısında bulu-
nan Silici Bedus’un (isim açık şekilde Bedus olarak yazılmakla beraber Bederus kastedilmiş olabilir) hanesin-
de bulunan 6 yaşındaki Sâvân’ın difteriye yakalandıkları yapılan muayene sonucunda anlaşılmıştır. Yapılan
tahkikatta bu çocukların hastalığının devam ettiği ve hastalığı Lanğa’da bulunan Rum Kilisesi içerisindeki
Tepeyâğoyo Mektebi’nden aldıkları tespit edilmiştir. Aşısız çocukların mektebe gelişlerinin yasaklanması ile
ilgili olarak birinci daire-i belediye heyeti sıhhiyesi riyaseti tarafından bir rapor hazırlanmıştır. Durum şeh-
remini tarafından Maarif Nezareti’ne de bildirilerek onay istenmiştir (6 Za 1314/8 Nisan 1897). BOA, İ..
DH., 1167/91242, Vesika 1-3. Aynı dosyada 4 adet vesika bulunmasına rağmen dördüncü vesika farklı bir
husustadır. Nitekim ilgili belgede Hasköy’de bulunan Musevi mektebinde elbise tevzii yapıldığı ve mektep
müdürü ve bir talebe tarafından Türkçe birer nutuk irad edildiği, törene “Marş-ı Ali-i Hamdi” ile başlandığı
ve yine aynı marş ile sonlandırıldığı, törende kurallara aykırı (hilaf-ı rızâ-yı âli) hiçbir şey yapılmadığı ifade
edilmiştir (10 Mart 1313/22 Mart 1897). BOA, İ..DH., 1167/91242, Vesika 4.
ZEYNEL ÖZLÜ438
örnekler tecrit uygulaması ile ilgili son derece dikkate değer örneklerdir. Bununla
beraber bunun tam tersi örnekler de mevcuttur. Nitekim hastanelerin temizliği ve
salgın hastalıklara yakalanmış hastalarla, diğer hastaların ayrı yerlerde tedavi edil-
mesi konusunda zaman zaman yapılan bazı teftişlerin sonucu içler acısıdır. Mesela
1894 yılında İstanbul’da Haydarpaşa, Maltepe, Yıldız ve Gümüşsuyu99 hastane-
lerinde bu tür bir teftiş Paris’ten getirilen Doktor Marjeri tarafından yapılmış ve
yapılan teftişte doktorun tüm uyarılarına rağmen salgın hastalığa yakalanmış kişi-
lerle, diğer hastaların bir arada tedavi ettirilmeye devam edildiği tespit edilmiştir.
Bununla beraber yapılan uyarılara uyulmasını sağlamak için Tophane-i Amire
Müşiriyeti tarafından da gerekli tedbirlerin alınması dikkatten kaçmamalıdır (9
Z 1311/13 Haziran 1894)100. Yine İstanbul’da Mekteb-i Sultani’de difteri salgın
hastalığına yakalanan çocuklardan İstanbul’da oturanların mektep hastanesinde
alıkonmayarak velileri yanına gönderilmesi gerektiği ve İstanbul’da akrabası olma-
yanların masrafları “kendülerinden istifa edilmek” üzere uygun bir hastaneye nak-
ledilmesi (mektepteki fakir çocukların hastaneye nakil vs. masrafları hariç) ile ilgili
bazı yetkililerin görüş serdetmeleri de salgınlara karşı henüz tam olarak bilinçle-
nilmediğini ortaya koyan olumsuz örneklerdir (22 M 1314/3 Temmuz 1896)101.
b. Hastalık Çıkan Mahallerden Tahliyeler Yapılması
Difteri hastalığına karşı yetkililer tarafından alınan tedbirlerden birisi de has-
talık mahallinde uygulanan tahliyelerdir. Tahliye konusundaki kararlar Cemiyet-i
99 Gümüşsuyu hastanesinde temizlik işlemi Mösyö Mondrağon tarafından gerçekleştirilmiştir.
100 Paris’ten getirilerek hastanelerin durumlarını teftiş için memur edilen Doktor Marjeri, ameliyat-
haneler hakkında rapor hazırlamıştır. Doktor, Haydarpaşa ve Maltepe hastanelerinde devlet tarafından inşa
edilmekte olan ameliyathanelerden Haydarpaşa ameliyathanesini çok (fevkalade) takdir etmiş, Yıldız has-
tanesinde bir ameliyathane yapılması gerektiğini bildirmiş ve ameliyathane ile ilgili bir proje hazırlamıştır.
Doktor, Haydarpaşa, Maltepe ve Yıldız hastaneleri ameliyathanelerinde ihtiyaç duyulan muhtelif cerrahi
aletleri de tespit ederek bunları temin yoluna gidilmesini istemiştir. Doktor bu hastaneler dışında Gümüşsu-
yu hastanesinde de teftişte bulunmuş (nazar-ı teftiş ve muayene) ancak teftiş sırasında kuşpalazı hastalığına
yakalanan bazı kişilerin bulaşıcı hastalığa yakalanmamış diğer hastalar arasında (hastagân-ı sâire arasında)
tedavi edilmekte olduğunu tespit etmiştir. Hastane görevlilerine, ilgili hastanın ayrı bir yerde tedavi edilmesi
gerektiğini belirtmesine rağmen (tavsiye ve ihtar) ve bir gün sonra da kendisine hastanın ayrı bir yerde te-
davi edildiği belirtilmesine rağmen, 5 gün sonra tekrar (mükerreren) hastaneye gittiğinde hastayı yine eski
yerinde, diğer hastalar (merdâ-yı saire) arasında, görmüştür. BOA, Y. MTV., 97/62.
101 Mekteb-i Sultani talebesinden iki çocuk suçiçeğine yakalanınca mektep hastanesinde karantina-
ya alınmıştır. Ancak çocukların yatırıldığı yerin “fenne muvafık olmadığı” ve bu çerçevede çiçek ve kuşpalazı
gibi hastalıklara yakalananların bu odada karantinaya alınmasının uygunsuz olduğu (katiyen caiz olamaya-
cağı) bizzat mektep tababetinden bildirilmiştir. Bu çerçevede çocuklardan salgın hastalığa yakalananların
Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye Hastahanesi’ne naklinin daha uygun olacağı, hastane masraflarını ödemeden
aciz olanların masraflarının ise mektep tarafından karşılanması veya mektepte bir karantina odası inşa
edilmesi konusunda çalışma başlatılmıştır. BOA, MF. MKT., 323/18, Vesika 1-3.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 439
Tıbbiye-i Şahane Nezareti riyaseti tarafından alınmışsa da Sıhhiye Nezareti, be-
lediyeler (İstanbul’da Şehremaneti) ve muhtemel kargaşalara karşı Zaptiye Neza-
reti’nin görüşleri de alınmıştır. Tahliyeler yapılırken duruma göre hareket edilmiş
ve bazen hasta olan kişiler değil hastalık bulaşmamış veya hastalığın çıkması ve
yayılmasına neden olabilecek olası kişi ve eşyalar tahliye edilmiştir. Nitekim bazen
hastalığa müzdahim bir şekilde yaşama vs. unsurlar neden olabilmektedir. Mesela
Kemeraltı ve Pençşenbe (Perşenbe) pazarı civarı mahallelerinde difteri hastalığı
ortaya çıkmış ve bu mahallelerde Rusya’dan göç eden Musevilerin ikamet etmek-
te olduğu tespit edilmiştir. Bu kişilerin müzdahim bir şekilde çadırlarda (hayme)
oturdukları bunun da hastalığa neden olabileceği düşünülmüş ve bölgedeki sıhhi
durumun ıslahı için kişilerin bir kısmının bir başka yere tahliyesine karar verilmiş-
tir (4 Rebiülevvel 1309/8 Ekim 1891)102.
Difteri hastalığının okullarda ortaya çıkması durumunda Hıfzıssıhha Umumi
Komisyonu tarafından tetkik yapılarak okulun kapatılıp kapatılmaması gerektiği-
ne karar verilmiştir. Kapatma kararlarında Maarif Nezareti ve sadaretin de onayı
alınmıştır. Yapılacak temizlik faaliyeti ile okullarda sıhhi şartlar oluşturulabilecekse
okulun geçici olarak kapatılması sağlanmış şayet okulun “taksimât-ı inşaiyesi(nin)
hiçbir suretle kavâid-i sıhhiyeye” uymayacağı düşünülüyorsa öğrencilerin yeni bir
yere nakli gerçekleştirilmiştir (27 Ca 1312/26 Kasım 1894)103. Hastalığın yayılma-
sının önüne geçmek için gerekli görüldüğünde mekteplerde bulunan çocukların
“her gün muayene” edilmesi istenmiş fakat muayenenin yetersiz kalması duru-
munda da okulların tahliye edilmesi sağlanmıştır (14 M 1328/26 Ocak 1910)104.
Bu çerçevede hey’et-i sıhhiye müfettişi umumiliği tarafından bir müzekkire ha-
zırlanarak Şehremaneti’ne gönderilmiş, Şehremaneti de durumu Maarif Neza-
reti’ne bildirerek okullarda yapılacak temizlik veya bazı okulların geçici olarak
tatil edilmesinin gerekçesini bildirmiştir. Temizlik ve tatil ile ilgili karar mektep
müdürüne de bildirilmiş, okul müdürü ve görevli diğer personel (heyet-i mekteb),
mektebin talebelerden kesin bir şekilde tahliye edilmesinden sorumlu tutulmuştur.
102 BOA, Y..A...HUS, 252/12.
103 Mesela Vefa civarında bulunan Şemsü’l-Maarif Mektebi şakirdanından üç çocukta kuşpalazı
hastalığı tespit edilmiş ve hastalığın yayılmasını (tevsi’ ve intişar-ı maraz) engellemek için Hıfzıssıhha Umu-
mi Komisyonu tarafından verilen kararla ve sadaretten gönderilen emir üzerine okul, geçici olarak tatil
edilmiştir. Benzer şekilde Vefa Tepesi dâhilinde bulunan Taşmektep’te de üç çocukta difteri hastalığı tespit
edilmiş, okul sıhhi şartlara uymadığından öğrencilerin başka bir yere nakline karar verilmiştir. BOA, Yıldız
Tasnifi Perakende Evrakı Şehremaneti Maruzatı (Y.. PRK..ŞH.), 5/57.
104 Difteri hastalığının mekteplerde ortaya çıkması durumunda, konunun mutlaka ilgili belediyeye
ve Maarif Nezareti’ne bildirilmesi hususunda hassas davranılması istenmiştir. Konuyla ilgili olarak Meclis-i
Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umûmiye riyaseti takipçi olmuştur. BOA, DH. MUİ, 58/32, Vesika 1-2.
ZEYNEL ÖZLÜ440
Azınlık mektepleri ile ilgili uygulanacak tedbirler ilgili patrikhaneye de bildirilmiş-
tir (22 L 1318/12 Şubata 1901)105.
c. Hastalıktan Vefat Edenlerin Cesetlerinin Koruma Altına Alın-
ması
Difteri (difteriyâ) gibi bulaşıcı hastalıklardan vefat eden kişilerin cenazelerinin
hemen defnedilmesi konusundaki gerekli tedbirler Adliye ve Mezâhib Nezareti
tarafından alınmıştır. Vefat eden kişi gayri Müslim ise gerekli tedbirler patrikha-
ne vasıtasıyla alınmıştır. Yunanlılarda, ölen kişinin mahalleler arasında dolaştı-
rılması “adet-i milliye” olmasına rağmen bu tür adetlerin salgın hastalıklardan
meydana gelen ölümlerde icra edilmemesi hususunda gerekli önlemler alınmıştır
(20 C 1308/31 Ocak 1891)106.
1900 tarihli bir vesikadan Şehremanetine bağlı belediye dairelerine (devâir-i
belediye) dâhil alanlarda fenni temizlik işlemlerinin hakkıyla yerine getirilemediği
anlaşılmaktadır. Buna gerekçe olarak ileri sürülen nedenlerden birisi de bulaşıcı
hastalıktan (emrâz-ı sâriye) vefat edenlerin eşyalarının “tebhîr edilmeksizin” “bât
pazarlarında satılmakda” olmasıdır. Bu bağlamda çiçek, difteri, humma-yı tifo
gibi bulaşıcı hastalıklardan vefat edenlerle ilgili olarak belediye dairelerine haber
vermeyenler hakkında müeyyide uygulanmasına karar verildiği görülmektedir.
105 Rum Patrikhanesi örneği için bakınız: BOA, MF. MKT., 545/9, Vesika 1-6.
106 Makri köyünde difteri hastalığından vefat eden Yunan konsololatosu tercümanının çocuğunun
cenazesi “adet-i milliye üzere” “açıkta olarak sokakta gezdirildiği” görülmesine istinaden, bunun gibi bula-
şıcı hastalıktan vefat edenlerin açıkta gezdirilmemesi için Adliye ve Mezâhib Nezareti'nce gerekli tedbirlerin
alınması sağlanmıştır. Belgede hastalıklara neden olan bakımsız helâların kötü kokular yaydığı bu çerçeve-
de bu tür helâların bir süre kapatılıp temizlettirilmesi konusunda helâların bulunduğu mevkiden sorumlu
olan kurumlarla yazışma yapıldığı belirtilmektedir. Bu çerçevede Şimendifer İdaresi ve Evkaf-ı Hümayun
Nezareti ile yazışma yapılmıştır. Makri köyünde tren (şimendifer/şimendüfer) istasyonu mevkii bitişiğinde
bulunan 4 adet helâ kötü bir durumda bulunduğu için belediye tarafından kapatılmış (sedd) olmasına rağ-
men kumpanya tarafından zaman zaman açtırılması helâların kötü bir şekilde kokmasına (teaffün) neden
olmuştur. Durumun belediyeye bildirilmesi üzerine gerek şimendifer mevkiinde gerekse diğer yerlerde bu-
lunan helâların temizlenmesine olağanüstü itina gösterilmesi konusunda Şimendifer İdaresi'ne tebligatta
bulunulması istenmiştir. Şimendifer idaresi ile yapılan yazışmanın Nafia Ve Ticaret Nezareti üzerinden
yapıldığı görülmektedir. Yine Laleli Camii yakınında Nazır Hüseyin Ağa Medresesi helâlarıyla çamaşırhane
lağımlarının tıkanarak fevkalade kokması (taaffün) ve Kadıköyü’ndeki camii helâlarının temizlettirilmesi
için Evkaf-ı Hümayun Nezareti'nce gerekenin ifası için yazışma yapılmıştır. Kadıköy'de belediye dairesi
karşısında vaki hamamcı barakası arkasının tuvalet mahalli yapılmasına müsaade edilmeyip tahta perde ile
kapatılmasına (sedd) karar verildiği görülmektedir. (20 C 1308/31 Ocak 1891). BOA, DH. MKT, 1804/39,
Vesika 1-2. /İlgili belgelerde bu vakalar dışında Sıhhiye müfettişi tarafından yapılan denetlemelerde kendisi-
ne haber verildiği halde hastanın İranlı olması nedeniyle belediye tabibine malumat vermeyen Direklerarası
Mevkii Belediye Serçavuşu Ali Efendi'nin şiddetle tevbih edilmesi, Tavukpazarı'ndaki ciğerci dükkânı içinde
bulunan mezbaha, belediye tarafından kapatılmış (sedd) iken mührün sökülerek (fekk) kesim yapıldığı görül-
düğünden gerekli muamelenin Şehremaneti'nce ifası konusunda çalışmalar yapıldığı belirtilmektedir (20 C
1308/31 Ocak 1891). BOA, DH. MKT, 1804/39, Vesika 1-2.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 441
Konu ile ilgili olarak Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti, belediyele-
ri uyarmış ve bulaşıcı hastalıklardan vefat eden kişilerin gazetelerde ilan edile-
rek halkın bilgilendirilmesi istenmiştir. Ne tür vakaların neşredileceği konusunda
Şehremaneti bünyesinde oluşturulan “Hıfzıssıhha Komisyonu”nun kararı dikkate
alınmış ve “Matbûât-ı Dâhiliye İdaresi”nin izni ile de ilan gerçekleştirilmiştir (18
Ca 1318/13 Eylül 1900)107.
2. Halka Yönelik Koruyucu Sağlık Hizmetleri
a. Halkın Hastalık Çıkan Mahallerle İlgili Bilgilendirilmesi
Hastalıkla mücadelede mahalli yöneticilerden edinilen bilgiler önemli rol oy-
namakla beraber, yerel ve uluslararası yayın organları takip edilerek bunlardan da
hastalık mahalleri hakkında bilgiler edinilmiştir. Hastalığın yayılmasını engelle-
mek ve ahaliye hastalık hakkında bazı tebliğatın yapılması için gazeteler, aracı ola-
rak kullanılmıştır108. Mesela Beyoğlu taraflarında kızıl hastalığı çıkması nedeniyle
mektepler tatil edilmiş konu ile ilgili olarak gazetelerde haber yapılmıştır. Hastalık
mekteplerin tatil edilmesine sebep olabilecek kadar ağır ise diğer okulların da tatil
edilmesi düşünülmüş ve konu ile ilgili olarak Maarif Nezareti tarafından Sıhhiye
Nezareti ve Tıbbiye Nezareti’ne görüş sorulmuştur. Tıbbiye Nezareti’nden gönde-
rilen Meclis-i Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umûmiye kararnamesinde her sene
bu zamanlarda kızıl ve kuşpalazı hastalıklarının “daha vahim ve kesir” bir şekilde
hüküm sürdüğü, bazı yerlerde Avrupa’nın birçok şehrinde ortaya çıkan nezle-i
müstevliyenin görüldüğü bu çerçevede alınacak tedbirlerin çok sıkı bir şekilde uy-
gulanması ve bu işi takip edecek doktorların görevlendirilmesinin önemi üzerinde
durulmuştur (26 Ca 1307/18 Ocak 1890)109. Görüldüğü üzere hastalıkla mücade-
lede gazeteler büyük bir öneme sahiptir.
Dönemin gazetelerinden Servet-i Fünûn gazetesi, difteri hastalığı ile ilgili bü-
tün gelişmeleri halka ulaştırmayı kendine vazife edinmiş gözükmektedir. Konu ile
ilgili bir yazıda “altı yedi haftadır her tarafda meserret ve tereddüdât-ı azimeyi
müstevcib olan kuşpalazı tedavisi meselesi gittikçe o kadar ehemmiyet ve ciddi-
yet kesb eyliyor ki ihtirâât ve keşfiyât-ı fenniye ve medeniyenin her an tercümanı
bulunan gazetemizde yeni devânın beher hafta zarfındaki haberlerini inzâr-ı ehl-i
mütalaaya vaz’ etmeden geçmeyi kabil göremiyoruz” ifadesi geçmektedir110.
107 BOA, DH. MKT, 2402/40.
108 Bakınız 26 N 1321 (16 Aralık 1903) tarihli vesika. BOA, Rumeli Müfettişliği Manastır Evrakı
(TFR.I..MN..), 28/2774, Vesika 6.
109 BOA, MF. MKT., 355/30, Vesika 1-4.
110 Servet-i Fünûn, “Kuşpalazı Tedavisi Antitoksi”, s. 102.
ZEYNEL ÖZLÜ442
Devlet yetkilileri, hastalıkla mücadele ederken halkın muhtemel ümitsizlik ve
infiallerine meydan vermemek için, vilayet gazeteleri aracılığıyla hastalığın ilacının
mevcut olduğu ve merkezden hastalık çıkan yerlere tabip gönderileceği gibi bilgile-
ri, halka, gazeteler aracılığıyla ilan ederek halkın moralini yüksek tutmaya çalışmış-
tır (7 Ş 1324/26 Eylül 1906)111. Taşrada meydana gelen hastalıklarla ilgili olarak
gönderilen mektuplar gazetelerde yayınlanarak haber yapılmış, gazete haberlerini
ihbar kabul eden yöneticiler haberin doğru olup olmadığı konusunda hastalığın
çıktığı bölgenin belediye idaresi ve hastalığın meydana geldiği kurumun bağlı bu-
lunduğu idare ile iletişime geçerek gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamıştır. Mesela
Sabah Gazetesi'nin 26 Eylül 1310 (8 Ekim 1894) tarihli nüshasında, Selanik'te bir
mektepte birkaç çocuğun kuşpalazından öldüğüne dair bir mektup yayınlanmış,
haber üzerine Selanik Vilayeti Maarif Müdürlüğü ve belediye dairesi ile iletişime
geçilerek ilkönce haberin doğru olup olmadığı, haber doğruysa da gerekli tedbir-
lerin alınması konusunda bir muhabere yapılmıştır (9 R 1312/10 Ekim 1894)112.
b. Sağlık Taramaları ve Hastalıkla İlgili İstatistikler
Hazırlanması
Osmanlı topraklarında hangi hastalıkların ne zaman ve nerede hüküm sür-
mekte olduğu ve sonuçlarına ilişkin uzun bir dönem düzenli istatistikler tutulma-
dığı görülmektedir. Bazı durumlarda padişahın emriyle bazı bilgiler toplanmışsa
da bunlar gerekli ayrıntıyı ihtiva edecek tarzda ve mükemmellikte değildir. Bu
nedenle İstanbul’da ve taşrada hangi hastalıkların hangi mevsimlerde en fazla
etkisini göstermekte olduğu ve mahalli özelliklerin bu konuda ne şekilde tesirli
olduğunu ortaya koyup mükemmel düzeyde istatistik yapılması için Mekteb-i
Tıbbiye’de birkaç talebeden oluşacak bir kurul oluşturulmuş, tutulan istatistikler
gazetelerde de ilan edilerek toplum sağlığının korunması sağlanmaya çalışılmıştır
(13 Mart 1906)113.
Hey’et-i Sıhhiye Riyaseti tarafından özellikle başkent İstanbul’da haftalık jur-
naller (rapor) hazırlanarak bölgede meydana gelen hastalıklar ve bu hastalıkların
artış gösterip göstermediği konusunda tespitler yapılmıştır114. Hastalıkla ilgili ha-
111 İlgili belgede “…..vilayet gazetesiyle devanın mevcudiyeti evvelce halka i’lân ve merkezlerden
tabip gönderileceği beyan olunarak…….” ifadesi kullanılmaktadır. BOA, DH. MKT, 1120/2, Vesika 4.
112 BOA, MF. MKT., 232/17.
113 Vahdettin Engin, Sultan II. Abdülhamit ve İstanbul’u, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2008, s. 262.
114 Birinci Daire-i Belediye dâhilinde kızıl, kızamık, difteri gibi salgın hastalıkların dikkat çekecek
kadar artması nedeniyle yapılacak tahkikat Hey’et-i Sıhhiye Reisi Abidin Bey tarafından yürütülmüştür. Ya-
pılan tahkikatta adı geçen daire dâhilinde 8 kızıl, 9 kızamık ve 1 difteri hastalığı tespit edilmiştir. Hastaların
bazısı ibtida mektebi öğrencilerindendir. Nitekim hastalıkla ilgili olarak Şehzadebaşı ve Çenberlitaş civarın-
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 443
zırlanan raporlar gazetelerde ilan edilerek halkın bilgilenmesi ve hastalığın siraye-
tinin önlenmesi sağlanmaya çalışılmıştır115. Hıfzısıhha Ser-müfettişliği tarafından
haftalık jurnaller hazırlanarak, İstanbul’da salgın hastalıkların seyri ve şiddeti ko-
nusunda idari birimler bilgilendirilmiştir116. Mesela İstanbul’da Altıncı Belediye
Dairesi dâhilinde iki hafta boyunca meydana gelen sıhhi vakalar (vukuat-ı sıhhiye)
için iki adet müzekkire hazırlanmış, hastalıkla mücadelede gerekli aşı vs. işlemlerin
süratle uygulanması amacıyla, Umum Mekatib-i Askeriye Nezareti'nden Şehre-
maneti’ne bir tezkire gönderilerek gereğinin yapılması istenmiştir(3 Z 1323/29
Ocak 1906)117.
Hastalıktan vefat eden kişilerle ilgili olarak kişilerin ismi, şöhreti, yaşı (sinn),
oturduğu mevki, hastalığı ve milliyeti konusunda cetveller hazırlanmıştır. İstanbul
ve Bilâd-ı Selâse'de 305 senesi Kanunuevvelinin 27. günü (8 Ocak 1890) kızıl ve
kuşpalazından ölenleri bildiren bir vefayât cetveli şu şekildedir: (16 Ca 1307/8
Ocak 1890)118.
Tablo 2: Vefat Cetveli Örneği
(27 Kânunuevvel 1305/8 Ocak 1890)119
Adet Şöhreti İsmi Mahallâtı Sinni (yaşı) İlleti Milleti
1Ferhad Beyin
kerimesi Fatma Mediha Ekşi Karatut'da
Oruç Gazi yok Kuşpalazı İslam
1İsmail Ağanın
kerimesi Zehra Fetecede Katib
Muslihiddin 8 Kızıl İslam
1 Miltiyâdî oğlu Aleksandros Kadıköyü 4Kuşpalazı Rum
Taşrada meydana gelen hastalıklar da merkez tarafından yakından takip edilmiş
ve bulaşıcı hastalıklardan (‘ilel-i sâriye) tedavi altına alınmış olanların miktarı, hasta
da bulunan mekteb-i ibtidailer, Laleli civarında Ağayokuşu’nda bulunan Yakup Ağa Mektebi İbtidaisi, Ak-
saray’da Oruçgazi İsmail Ağa Mektebi İbtidaisi temizlenmiş, ancak vukuatın ekserisinin Kumkapı civarında
olduğu ifade edilmiştir. Bu çerçevede Kumkapı civarında Havuzlu Kilise içinde bulunan Rum mektebinin
de 12 gün tatil edilmesi ve durumun Maarif Nezareti’ne bildirilmesine karar verilmiştir. BOA, MF. MKT.,
545/9, Vesika 1-6./Altıncı Belediye Dairesi dahilinde iki hafta boyunca meydana gelen sıhhi vakalar (vu-
kuât-ı sıhhiye) için iki adet müzekkire hazırlanmıştır(3 Z 1323/29 Ocak 1906). BOA, DH. MKT.,1045/44.
115 Bakınız 16 N 1312 (13 Mart 1895) tarihli vesika. BOA, Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı Mabeyn
Başkitabeti (Y..PRK.BŞK.), 40/18.
116 Der-saadet belediye daireleri dâhilinde ölümlere sebep olan difteri ve çiçek hastalıklarının sira-
yetinin önlenmesi için yapılan yazışmaya bakınız (17 B 1316/1 Aralık 1898). BOA, DH. MKT, 2142/65.
117 BOA, DH. MKT.,1045/44.
118 BOA, Y. MTV., 41/107.
119 BOA, Y. MTV., 41/107.
ZEYNEL ÖZLÜ444
olanlardan ne kadarının iyileştiği (kesb-i ifâkât), doktorların “serum zerki ameliya-
tını” layıkıyla yerine getirip getirmediği ve bölgede serum vs. ihtiyaç olup olmadığı
bilgisi “acilen” kaydıyla sürekli olarak tespit edilmiştir (26 N 1321/16 Aralık 1903)120.
Vilayet yöneticileri kazalarında meydana gelen hastalıkların seyri, vilayet sıh-
hiye müfettişi ve ilaçların (serum vs.) bölgeye ulaşıp ulaşmadığı gibi hususları yakın
takibe almışlar ve durumu merkezle, Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Neza-
reti ile iletişim halinde çözmüşlerdir121. Hastalık çıkan köylerde vefat edenin olup
olmadığı, bölgede tabip bulunup bulunmadığı, hastalığın niteliği gibi hastalıkla
ilgili ilk bilgilerin bölgede görev yapan komiser tarafından tespit edilip, bir rapo-
ra (jurnal) dönüştürüldüğü ve durumun vilayet yöneticilerine oradan da Umum
Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti’ne iletildiği görülmektedir. Mesela Şile
kazası Aran köyünde kuşpalazından birkaç çocuğun birden vefat ettiği ve köyde
belediye tabibi bulunmadığı Şile komiseri tarafından tespit edilerek konunun öne-
mine binaen bölgeye hemen bir tabip gönderilip, hastalığın yayılmasına meydan
verilmemesi için Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti’nden yardım talep
edilmiştir (20 Ş 1316/3 Ocak 1899)122.
Taşrada çıkan kuşpalazı hastalığı buralarda bulunan merkeze bağlı muhtelif
alanları da (çiftlik-i hümayun vs) harekete geçirmiş ve hastalığın sirayetinin engel-
lenmesi için gerekli tedbirlerin alınması sağlanmıştır. Bu kurumlara özgü hastane-
lerde de kuşpalazı hastalığı ile mücadele için serum ve şırınga bulundurulmasına
önem verilmiş ve bu konuda ilgili kurumlar tarafından merkezden ilaç ve malze-
me talebinde bulunulmuştur. Mesela Eskişehir’de baş gösteren kuşpalazı hastalığı
nedeniyle Çiftlik-i Hümayun Hastanesi’ne yeterli miktarda serum ve şırınganın
gönderilmesi amacıyla Askeri Çiftlikât-ı Hümayun Nezareti tarafından talepte bu-
lunulmuş ve hastaneye 20 şişe serum ile 2 adet serum şırıngası Çiftlikât-ı Hüma-
yun evrak memuruna teslim edilerek gönderilmiştir. Serumların Çiftlikât-ı Hüma-
yun dâhilinde vuku’ bulacak olası hastalara uygulanması sağlanmaya çalışılmıştır.
Gönderilen serum ve şırıngalar Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhâne Nezareti’nin
bilgisi dâhilinde gönderilmiştir (13 S 1320/22 Mayıs 1902)123.
120 Ohri'ye bağlı bazı köylerde çıkan hastalıklar için yapılan işlemlere bakınız. BOA, TFR.I..MN..,
28/2774, Vesika 2.
121 Kavala'da ortaya çıkan kuşpalazı hastalığına karşı gerekli tedbirlerin alındığı ile ilgili olarak Sela-
nik vilayetinin merkezle yazışması hususunda bakınız (3 Ş 1317/7 Aralık 1899). BOA, DH. MKT, 2281/49.
122 BOA, DH. MKT, 2155/113./ Ayrıca bakınız 27 Za 1316 (8 Nisan 1899) tarihli vesika. BOA,
DH. MKT, 2186/96.
123 BOA, DH. MKT. 509/36, Vesika 1-2.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 445
3. Tedaviye Yönelik Sağlık Hizmetleri
Tedavi edici sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetlerine göre çok daha
fazla maliyet ve organizasyon gerektiren hizmetlerdir. Yetişmiş personel ve fiziki
imkânlar ile yönetim ve finansman gibi çok önemli boyutları bulunmaktadır124.
a. Avrupa’nın Yakından Takip Edilmesi ve Difteri ile Mücadele
İçin Risale Hazırlanması
Mikropların bulunmasıyla, 19. yüzyıla kadar toplu ölümlere neden olan bu-
laşıcı ve salgın hastalıklarla mücadelede koruyucu olarak aşı, dezenfeksiyon gibi
yeni yöntemler geliştirilmiş ve Avrupa’da özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından
itibaren bunların uygulandığı yeni sağlık müesseseleri kurulmaya başlamıştır. Os-
manlı devleti bu alandaki keşifleri yakından izleyerek, kuduz ve difteri aşıları ile
tüberkülini öğrenmek üzere Avrupa’ya hekimler göndermiştir125. Bu bağlamda
Osmanlı devletince Avrupa’daki tıbbi gelişmeler yakından takip edilmiş yurtdışın-
da çıkan haberler dikkatle takip edilip, konu ile ilgili en üst düzeyde tedbirler alın-
mış ayrıca difteri hastalığı hakkında yabancı dilde kaleme alınmış metinler, sıhhi-
ye ve zaptiye nezaretlerine gönderilerek tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır126.
Bu bağlamda Avrupa basınında, Osmanlı devleti hakkında çıkan haberlerin Şu-
ra-yı Devlet Mülkiye Dairesi azası olan bazı kişiler tarafından tercüme edilerek
haberlerle ilgili değerlendirmeler yapıldığı, haberlerin gerçeği yansıtıp yansıtma-
dığı konusunda araştırma yapılıp, gerektiğinde bir strateji belirlendiği anlaşılmak-
tadır127. Mesela 1315 senesi temmuz ayının 10. gününde (22 Temmuz 1899) Fran-
sızca Servet Gazetesi’nde çıkan yazıda Üsküdar'da Sâlâcık İskelesi’nde kuşpalazı
hastalığına yakalanan sekiz çocuğun doktor bulunmaması nedeniyle “esir-i firâş”
(yatalak) oldukları belirtilmiştir. Bunun üzerine derhal bir araştırma başlatılmış
konunun kısmen gerçeği yansıtmadığı ancak “kuşpalazı illet-i sariyesinin tevsiine
(yayılmasına) meydan ver(il)miş olması ihtimaline…” binaen doktorların görev-
124 Asuman Altay, “Sağlık Hizmetlerinin Sunumunda Yeni Açılımlar ve Türkiye Açısından Değer-
lendirilmesi”, Sayıştay Dergisi, 2007, S. 64, s. 35.
125 Yıldırım, “Sağlık Hizmetleri”, s. 402./ 19. asrın ikinci yarısından itibaren hasta çocukların
herhangi bir doktor yerine ihtisas muayenehanelerde tedavi edildiği ve buralarda hizmet veren doktorların
Avrupa’da eğitim aldığı görülmektedir. Bu durum dönemin gazete ilanlarına da yansımıştır. Konu ile ilgili
bir ilanda; “Doktor İvazyan Efendi bu defa Avrupa’ya ettiği seyahatten avdet ederek vech-i sabık üzere
her gün saat yediden on bire kadar Postahane-i Amire ve Yeni cami saati karşısında hasta kabul etmeye
başlamıştır. Tabib-i mumaileyh Pazar günleri dahi Beyoğlu’nda Aynalıçeşme’de Aslan Sokağı’nda 1 numa-
ralı kendi hanesinde yalnız çocuk ve deri hastalıklarına meccanen bakacaktır”, denmektedir. Okay, “Son
Dönem Osmanlı Toplumunda Çocuk (1850-1900)”, (2002), ss. 41-56.
126 Bakınız 4 Ra 1309 (8 Ekim 1891) tarihli vesika. BOA, DH. MKT, 1875/105, Vesika 1-5.
127 BOA, Y. PRK. TKM., 42/43, Vesika 1-2.
ZEYNEL ÖZLÜ446
lerini tam olarak yerine getirip getirmediği konusunda hassas davranılması için
tedbirler alınması gündeme gelmiştir (14 Ra 1317/23 Temmuz 1899)128.
Osmanlı Devleti difteri ile mücadele ederken sadece gazete haberlerini de-
ğil Avrupa’daki bilimsel gelişmeleri de yakından takip etmiş, bu amaçla Avru-
pa’ya araştırmacılar göndermiştir. Bu çerçevede Beyrut Vilayeti sıhhiye müfettişi
(hey’et-i tıbbiyeden) Doktor Nizameddin Bey difteri hastalığının serum adı verilen
“deva-yı cedid” ile “usul-u müdâvâtını (hastaya nasıl uygulanacağı) talim eylemek”
için devlet tarafından Paris’e gönderilmiştir. Doktor Nizameddin Bey’in yanında
iki tabip daha gitmiştir. Bunlar Paris hastaneleriyle Mösyö Pastör’ün ameliyatha-
nesinde difterinin serum ile hastalara nasıl uygulanacağı (müdâvât) konusunda
araştırma (tedkîkât ve mutâlaât) yapmışlardır. Araştırmayı yaptıktan sonra ülkeye
dönen Nizameddin Bey “Difteriye Karşı Serum Tedavisi” isimli risaleyi hazırlamış
ve risaleyi 400 nüsha olarak Beyrut matbaalarından birinde bastırmak amacıyla
kendisine “ruhsat-ı nizamiye” verilmesi için bir başvuruda bulunmuştur. Risale-
nin basılması için Maarif Nezareti’ne de başvurulmuş ve risalenin “muhteviyatı
(nın)… fenne muvâfık ve ıstılâhâtı dahi ıstılâhât-ı mevzû’aya mutabık ve mu’ceb-i
istifâde bir eser...” olduğu, dolayısıyla basılmasında herhangi bir engel bulunma-
dığına karar verilmiştir (24 Z 1312/18 Haziran 1895)129.
b. Hamidiye Etfal Hastanesi’nin Kurulması
Tanzimat’a kadar hastanelerde çocuklar için özel bölümler bulunmamakta-
dır. Dolayısıyla bir çocuk hastanesinden de söz etmek mümkün değildir. 19. yüz-
yılda çocuk sağlığı alanında ilk olarak bir bütün halinde çocuk sağlığının farkına
varılmış ve korunması için büyük çaba sarf edilmiştir. 19. asrın ikinci yarısından
itibaren hasta çocukların herhangi bir doktor yerine çocuk doktorlarına götürül-
mesi alışkanlığı yerleşmeye ve yaygınlaşmaya başlamış, hastanelerde çocuklar için
özel koğuşlar kurulmuş ve nihayet asrın sonlarına doğru da ilk çocuk hastanesi
128 BOA, Y. PRK. TKM, 42/43, Vesika 1-2.
129 Risalenin basımı için uygulanan prosedür şu şekildedir: Risalenin basımı için Beyrut valiliği du-
rumu Maarif Nezareti’ne bildirmektedir. Kitabın içeriği ile ilgili olarak Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane
Nezareti’ne bilgi verilerek “Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye” tarafından tetkik yapılması sağlanmaktadır. İn-
celeme yapıldıktan sonra kitabın basılmasına karar verildiği takdirde Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye tarafın-
dan bir “tasdikname” hazırlanmakta ve konu Tophane-i Amire ve Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Ne-
zareti tarafından Maarif Nezareti’ne bildirilmektedir. Kitabın basılması izni alındıktan sonra izin ruhsatı,
basım yapılacak vilayete gönderilerek, bölgedeki maarif müdüriyetince kitabın basılması konusunda gerekli
işlemlerin yapılması sağlanmaktadır. Basımdan sonra basılan eserlerden beş nüshası ve eserin kaç nüsha
basıldığına dair bir yazı Mekâtib-i Askeriye-i Şahane Nezareti’ne gönderilmektedir. Beyrut Valisi Nasuh’un
Maarif Nezareti’ne yazısı için bakınız: BOA, MF. MKT.,269/56, Vesika 1-11.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 447
hizmete girmiştir130.
Osmanlı döneminde çağdaş anlamda ilk çocuk hastanesinin ise Dr. İbrahim
Paşa tarafından II. Abdülhamit131 döneminde hizmete açılan Hamidiye Etfal
Hastanesi olduğu görülmektedir132. II. Abdülhamit’in 1898’de küçük yaşta difteri
hastalığından kaybettiği kızı Hatice Sultan’ın anısına yapılmış olan bu hastane 5
Haziran 1899 (24 Mayıs 1315) günü hizmete girmiştir133. Saray hastane yapılaca-
ğı hususunun gazetelerde yayınlanmasını da sağlayarak bu konuda muhtemelen
kamuoyunun da desteğini almaya veya kuşpalazı salgınlarından meydana gelen
ölümler konusunda her türlü tedbirin devlet tarafından alınmaya çalışıldığını or-
taya koymaya çalışmıştır (20 Ca 1312/19 Kasım 1894)134.
Hastanede bir bakteriyoloji laboratuvarı, kızıl ve kuşpalazı serumlarıyla çiçek
aşısı hazırlama yeri bulunmaktadır135.
Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti’nde çağdaş anlamda ilk çocuk hastanesinin
yapılmasına difteri hastalığı neden olmuş hastane de bu doğrultuda donanımlı bir
hale getirilmiştir.
c. Difteri Ameliyathanesinin Kurulması
Beyrut Vilayeti Sıhhiye Müfettişi Nizameddin Bey Paris’ten döndükten sonra
orada edindiği mütalaalara (tecrübelere) istinaden difteri hastalığının yeni tedavi-
si için bir hastahane yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Yeni hastahane inşası ve
130 Okay, “Son Dönem Osmanlı Toplumunda Çocuk (1850-1900)”, s. 47-48-vd./ Görüldüğü gibi
Osmanlılarda çocuk hastanelerinin ayrı kurumsal bir kimlik kazanmaları süreci oldukça yavaş ilerlemiştir.
Buna karşılık 1850 öncesi Avrupa’sında sadece 25 çocuk hastanesi bulunmakta iken, 1850 ile 1878 yılları
arasında Avrupa’da 67 yeni çocuk hastanesi daha açılmıştır. Bunların bir kısmı genel hastanelerin pediatri
bölümü şeklinde kurulmuştur. Nadir Özbek, Osmanlı İmparatorluğunda Sosyal Devlet Siyaset, İktidar ve Meşrutiyet
1876-1914, 2. Baskı, İletişim yayınları, İstanbul 2004, s. 227.
131 Sultan II. Abdülhamit sosyal alanda hizmet veren birçok eser yaptırmıştır. Bunların sayısı 1552
adet olup bu müesseseler için 72.780.129 altın sarf edilmiştir. Ayrıntı için bakınız: Vahid Çabuk, Osmanlı
Siyasi Tarihinde Sultan II. Abdülhamid Han, Emre Yayınları, İstanbul 2003, s. 238-239.
132 Suat Efe, “Şişli Etfal Hastanesinin Kurucusu Dr. İbrahim Paşa (1861-1938)”, Tıp Tarihi Araştır-
maları, Ed. Nil Sarı, Hüsrev Hatemi, 1993, S.4, s. 141, 143. / Hastane bugünkü Şişli Çocuk Hastanesi’dir.
Hastanenin kuruluşu için bakınız. Rıdvan Ege, Atatürk ve Cumhuriyet Dönemi Sağlık Hizmetleri 1923-1998. 83.
Kitap, Türk Hava Kurumu Basımevi, Ankara 1998, s.6./ İstanbul İl Yıllığı 1973, İstanbul 1973, s. 456-457.
133 Nuran Yıldırım, Hastane Tarihimizde Bir Kutup Yıldızı Hamidiye Etfal Hastanesi, Ajans Es, İstanbul
2010, s. 29-31, 34.
134 BOA, İrade Hususi (İ. HUS.), 31/1312/CA074.
135 Nuran Yıldırım, “Salgınlar”. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 6, Kültür Bakanlığı ve Tarih
Vakfı Ortak Yayını, İstanbul 1994, s. 424. / Nuran Yıldırım, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Koruyucu Sağlık
Uygulamaları”, TCTA , V, İletişim Yayınları, İstanbul 1985, s. 1336.
ZEYNEL ÖZLÜ448
Paris’teki yeni tedavi yöntemlerini anlatmak üzere Nizameddin Bey’in, başkent İstan-
bul’a gitmesinin iyi olacağı düşünülmüş ve bu konuda 11 Ağustos 1311 (23 Ağustos
1895) tarihinde Mekatib-i Askeriye-i Şahane Nezareti’nden izin istenmiştir (22 Ra
1313/12 Eylül 1895)136. Bu hastanenin inşasının, Osmanlı Devleti’nin doğu memle-
ketlerinde de etkili büyük bir hizmetinin (memalik-i şarkiyyenin umumuna hidemât-ı
azimesi) olmasına vesile olacağı varsayılarak difteri hastalığı ile mücadele için İstan-
bul’da bir laboratuar bir de ameliyathane kurulması için çalışma başlatılmıştır137.
Hastane ile ilgili yapılması gerekenler Dr. Nicole tarafından tespit edilip Dr.
Marjeri’ye sunulmuştur. Kuşpalazı hastalığının tedavisindeki yetersizlikten dolayı
ölümlerin çokluğu (tedavisindeki ‘usretten dolayı mu’ceb olduğu vefeyâtın kes-
reti) ve çaresiz insanların hayatlarının korunması (biçareganın muhafaza-i haya-
tı) amacıyla hastanenin kurulması konusunda devletin üst yönetimi de harekete
geçmiştir138. Ancak Doktor M. Nicole başlangıçta Osmanlı devlet yöneticilerinden
yeterli desteği görememiş ve bu nedenle Paris’e gitmeye ve geri dönmemeye ka-
rar vermiştir. Nitekim Nicole, geri dönmeme nedeni olarak; muavin olarak istediği
doktorların kendisine verilmemesi, kuşpalazı hastalığı için mubayaa olunacak alet
ve edevatın parası hakkında Sadaret ve Mekteb Nezareti’ne yaptığı müracaatın
kabul edilmemesi ve devlet tarafından mesaisinin teşvik edilmemesi gibi hususları
ileri sürmüştür (16 N 1312/13 Mart 1895)139. Bununla beraber, zamanla hastalığın
ehemmiyetini anlayan devlet adamlarının, bir süre sonra Dr. Nicole’e gerekli desteği
verdikleri görülmektedir. Bu çerçevede kuşpalazı ameliyathanesinin kurulmasında
Muallim Mösyö Nicole görevlendirilerek140 kuşpalazı hastalığına yakalananların,
Doktor Ro tarafından keşfedilen “usul-ü cedide”ye göre tedavisine mahsus olarak,
Der-saadet’te bir ameliyathane inşa edilmesine karar verilmiştir (10 B 1312/7
Ocak 1895)141. İnşa edilecek ameliyathaneye Paris’teki Pastör Daruttalimi örnek
alınmıştır. Nitekim Paris’teki Pastör Daruttalimi, döneminin alanındaki en iyi ame-
liyathane ve laboratuvarıdır. Belgelerden anlaşıldığına göre başta Almanya olmak
üzere bütün Avrupa hükümetleri Paris ameliyathanesini örnek alarak ülkelerinde
de aynı nitelikte bir ameliyathane kurmak istemişlerdir. Hatta Dr. Nicole Paris’te
iken “kuşpalazı deva-yı cedidinin tertibini öğrenmek üzere” Almanya hükümeti
tarafından da Profesör Mösyö Frankal, Pastör Daruttalimi’ne gönderilmiştir142.
136 İlgili belgede Nizameddin Bey’in difteri konusunda “bir hayli tecrübe hasıl eylemiş olduğun-
dan……….. muvakkaten Der-saadet’e azimetine ruhsat i’tâsı… ” istenmektedir. BOA, DH. MKT, 427/28.
137 BOA, İrade Askeri (İ. AS.), 10/1312/B-08, Vesika 5.
138 Bakınız 18 S 1313 (10 Ağustos 1895) tarihli vesika. BOA, İ.HUS., 40/1313/S-050
139 BOA, Y..PRK.BŞK., 40/18.
140 Bakınız 25 R 1313 (15 Ekim 1895) tarihli vesika. BOA, Y..A..HUS., 337/129, Vesika 1-2.
141 BOA, İ. AS., 10/1312/B-08, Vesika 1-5.
142 Bakınız 22 Teşrin-i sani 1310 (4 Aralık 1894) tarihli vesika. BOA, İ. AS., 10/1312/B-08, Vesika 5.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 449
Der-saadet'te inşa edilecek ameliyathanenin tesisi hakkında Dr. Nicole ta-
rafından bir rapor hazırlanmış ve hastanenin resim, plan ve maliyeti hakkında
bir çalışma başlatılmıştır. Rusyalı Mimar Mösyö Şerbâkof ile Dr. Nicole sadarete
çağrılarak (celb ve davet) ameliyathanenin en pratik şekilde (fiyatı ehven, inşası
sehl-kolay ve bir yerden diğer bir mahalle nakli mümkün) ve nasıl yapılacağı ay-
rıca hastanede kullanılacak kaplama tahtanın numunesi gibi konularda bilgi alın-
mıştır (10 C 1312/9 Aralık 1894)143.
Kuşpalazı serumlarının hazırlanması amacıyla kurulacak ameliyathanenin
Okmeydanı’nda kurulması hakkında da bir irade-i seniyye hazırlanmıştır. Bu ira-
de-i seniyyeye dayanarak kuşpalazı hastaları (hastagân) için yapılacak hastanenin
Okmeydanı civarında inşasının uygun olduğu, haritasıyla, keşif defteri hazırlanaca-
ğına ve Nişantaşı civarında kurulan ameliyathanenin sadece bakteriyoloji tedrisatı,
serum hazırlanması, fenni araştırmalar ve tahlil yapmaya (yalnız bakteriyoloji ted-
risatıyla serum istihzarına ve tedkikât-ı fenniye ile tahlîlât icrasına tahsis idilerek…)
tahsis edilip oraya hasta kabul edilemeyeceğine dair Bakteriyolojihane Muallimi
Mösyö Nicole tarafından Mekâtib-i Askeriye Nezareti’ne bir müzekkire verilmiş,
konu sadarete iletilerek gereğinin yapılması için çalışma başlatılmıştır (13 R 1313/3
Ekim 1895)144. Kuşpalazı ameliyathanesinin Okmeydanı mevkisine kaydırılması
düşüncesi, Nişantaşı’nda bulunan bakteriyoloji laboratuvarının da ihtiyaçlarının
(“havagazı ve Terkos suyu mubayaası gibi) kolay bir şekilde sağlanması amacıyla
Okmeydanı’na kaydırılmasını gündeme getirmiştir (25 R 1313/15 Ekim 1895)145.
Kuşpalazı hastalığı aşı ameliyatı, Paris'te Pastör Daruttalimi’nde görevli Mu-
allim Mösyö Ro tarafından keşfedilmiştir. Aşının Osmanlı topraklarında da uy-
gulanması ve ameliyatın nasıl yapıldığını öğrenmek için Mekteb-i Tıbbiye-i Şa-
haneden146 4 kişinin147 difteri konusunda uzun süre hizmet vermiş olan “Pastör
Darutta’limi”ne gönderilmesi konusunda bazı kurumlar (seraskerlik, Mekatib-i
143 BOA, İ.HUS., 32/1312/C-014./ BOA, İ.HUS., 40/1313/S-050./ Bakınız 10 B 1312 (7 Ocak
1895) tarihli vesika. BOA, İ. AS., 10/1312/B-08, Vesika 3.
144 BOA, Y..PRK.BŞK., 43/41.
145 BOA, Y..A..HUS., 337/129, Vesika 1-2.
146 Bu okul orduya hekim, eczacı ve cerrah yetiştirmek amacıyla 1839 yılında açılmış olup, öğretim
ilk 30 yıl (1839-1870) boyunca Fransızca yapılmıştır. Turhan Baytop, “Osmanlı Döneminde Eczacılık ve
Eczacılar”, Osmanlı, c. 8, Yeni Türkiye yayını, Ankara 1999, s. 587.
147 Dört ay müddetle, başlangıçta üç kişinin gönderilmesi gündeme gelmişken daha sonra bu sayı
dörde çıkarılmıştır. Bu kişiler Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Hıfzıssıhha muallim muavini Kaymakam Mah-
mud Hakkı Bey, Müfredat Tıb Muallimi Binbaşı Münir, Seririyat-ı Dahiliye Muallim muavini Binbaşı Celal
İsmail efendiler ve Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Emraz-ı Etfâl ve dahiliye muallimi Kaymakam Salih Bey’dir.
BOA, Yıldız Esas Evrakı (Y..EE.), 49/11, Vesika 3.
ZEYNEL ÖZLÜ450
Askeriye-i Şahane Nezareti vs.) tarafından talepte bulunulunca Dr. Nicole du-
rumu sadarete arz ederek, Mösyö Ro ile “laboratuarın inşaatı masarifi ve ciheti
tertibini” müzakere etmek üzere Paris’e bir tıbbi heyet (heyet-i tıbbiye)148 gönderil-
mesinden ziyade kendisinin149 aynı amaçla 15 gün süreyle Paris’e gönderilmesine
izin verilmesini ve bu için kendisi tarafından seçilecek Avrupalı bir memurun
tayini ve gerekli masrafların karşılanmasını istemiştir. Doktorun talebi daha sonra
Meclis-i Mahsus-u Vükela’da görüşülmüş ve heyet yerine, Dr. Nicole’ün talebinin
yerine getirilmesi daha uygun görülmüş ve konu ile ilgili işlemleri yapması için
Seraskerlik ve Maliye Nezareti’ne bilgi verilmesine karar verilmiştir (8 Ca 1312/7
Kasım 1894)150. Bu çerçevede Dr. Nicole, daha önce kurmuş olduğu Bakteriyoloji
laboratuvarından sonra, difteri hastalığı ile mücadeleye özgü yeni bir laboratuva-
rın inşası ve masrafları konusunda bilgi almak üzere bu konuda deneyimli Mösyö
Ro ile görüşmek üzere Paris’e gönderilmiştir (8 Ca 1312/7 Kasım 1894)151.
Dr. Nicole Paris’e gittiğinde Mösyö Pastör ile görüşmüş hatta Pastör şiddetli
derecede hasta olmasına rağmen Nicole’ü kabul etmiş (Mösyö Pastör cenablarının
giriftar olduğu şiddetli hastalığıyla beraber kullarını yanına kabul ile…) ve görüş-
mede Nicole, Der-saadet’te bulunduğu sürece tanzim ettiği laboratuvarın tertibi
ile kuşpalazı ameliyathanesinin inşası konusunu görüşmüş, bu konu ile ilgili olarak
Paris’e gönderildiğini ifade etmiştir. Daha sonra Doktor Mösyö Ro ile görüşerek
Der-saadet’te bir ameliyathanenin plan, proje ve masrafları konusunda bir rapor
hazırlamıştır152. Pastör Daruttalimi müdürü Doktor Ro ve Doktor Nicole tarafın-
dan hazırlanan rapor 6 maddeden meydana gelmektedir. Bunlar;
1. Kuşpalazı ameliyathanesi, Bakteriyolojihane bitişiğinde kurulacaktır.
Ameliyathane kargirden bina edilip, zemin katı altında bir bodrum ile yalnız bir
kattan ibaret olacaktır. Yapının haritası yapılarak sadarete arz edilmiştir. Bu labo-
ratuarda Terkos suyu ile havagazının yirmi beş minkâri bulundurulacak ve hesap-
lamalar kendine özgü bir hesap ile hesap edilecektir.
148 Dr. Nikole’ün heyete karşı çıkmasının nedeni belgede “kendüsünün hizmet-i devlet-i aliyyede
bulunduğu halde ahirlerinin hükümet-i seniyye canibinden ağrâm edilmesine muvafakat edemeyeceği ve
hîn-i ‘avdetinde zikr olunan kuşpalazı aşı ameliyatını buraca lazım gelenlere ta’lîm eyleyeceği….” şeklinde
ifade edilmiştir. BOA, Y..EE., 49/11, Vesika 6.
149 Kendisinin gönderilmesi gerektiği ile ilgili olarak “kendüsünün hidmet-i devlet-i aliyede bulun-
duğu halde ahirlerinin hükümet-i seniyye canibinden ağram edilmesine muvafakat edemeyeceğini…..” söy-
lemiştir. BOA, İ.HUS., 31/1312/CA054.
150 BOA, Y..EE., 49/11,Vesika 1-7./Ayrıca bakınız 15 Ca 1312 (14 Kasım 1894) tarihli vesika.
BOA, İ.HUS., 31/1312/CA054.
151 BOA, Y..EE., 49/11, Vesika 1-3.
152 Bakınız 22 Teşrîn-i Sâni 1310 (4 Aralık 1894) tarihli vesika. BOA, İ. AS., 10/1312/B-08, Vesika 5.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 451
2. İlacın hazırlanması için şimdilik geçici olarak 10 aded bargir ile işe başla-
nacaktır. (bedee ve mübaşeret) Bu hayvanlar için muntazam bir ahır tahsis edilip
ahırın laboratuara (laboratuvar) yakın olması sağlanacak ve hayvanların hizmeti
için bir seyis istihdam edilecektir.
3. Doktor Nicole tarafından bir katib tayini sağlanacak ve kâtibin memu-
riyeti padişah tarafından onaylanacaktır. Kâtib laboratuvarın yazı ve muhasebe
işlerinde istihdam edilecektir. Kâtibe aylık olarak 15 lira verilecektir.
4. Ameliyathanenin inşası için ilk anda sadece 500 lira gerekmektedir. Bu para
Dr. Nicole’e teslim edilecek, ancak paranın sarf yeri ve hesabı konusunda Dr. Nicole
tarafından da saray tarafından tayin edilecek bir kişiye bilgi (hesab) verilecektir.
5. Laboratuvarın genişletilmesi (tevsi’ ve teksîr) konusunda bir karar alın-
mazsa, mevcut durumda yıllık 540 liralık bir bütçeye (borcâ) ihtiyaç bulunmakta-
dır. 540 lira 10 kısma ayrılarak her Rumi ayın başında Bank-ı Osmani tarafından
re’sen Dr. Nicole’e teslim edilecek, Dr. Nicole de paranın nasıl harcandığı (sarf ve
isti’mâli hesâbâtı) konusunda saray tarafından tayin edilecek kişiye hesap verecek-
tir. 540 liranın 360 lirası ilacın (deva) hazırlanması ve bargirlerle alet ve edevatın
masrafına, 180 lirası ise tayin edilecek katibin maaşına tahsis edilecektir.
6. Hazırlanacak ilaç (deva-yı mahsus) asakir-i şahane, bahriye mensupları
ve fakir kişilere (muhtâcîn-i fukara) “meccanen” verilecektir. Harbiye, bahriye ve
dâhiliye nezaretleri ve şehremanetinden gelecek talepler karşılanacaktır. Eczacı ve
sair tabiplere satılacak ilaç, her haftaya özgü olarak 25 kuruş karşılığında satıla-
caktır. Elde edilecek gelir laboratuar idaresine teslim edilecektir. İlaç satışlarından
elde edilen bu gelirin üç ayda bir kere Dr. Nicole tarafından ilgililere hesabı ve-
rilecek ayrıca elde edilen gelir ameliyathanenin büyütülmesine (tevsii muamelatı)
tahsis edilecektir (10 B 1312/7 Ocak 1895)153.
Dr. Nicole Paris’te kaldığı 7 gün boyunca her gün Doktor Mösyö Ro ile mü-
zakerede bulunmuş, müzakere neticelerini birlikte bir rapora dönüştürüp saraya
arz etmişlerdir154. Doktor Ro tarafından keşfedilen kuşpalazı aşısının Avrupa’ya
muhtaç olmadan Dersaadet’te üretilmesi amacıyla kurulması ferman edilen “Da-
rülameliyât”ın planları Doktor Nikol’ün nezaretiyle hazırlattırılmış155ameliyatha-
nenin inşası için bir defa 500, hastalığın tedavisi için gerekli ilacın hazırlanması
153 BOA, İ. AS., 10/1312/B-08, Vesika 1-5.
154 BOA, İ. AS., 10/1312/B-08, Vesika 1-5.
155 Servet-i Fünûn, “Şuunât-Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye-Doktor Ro Tarafından Keşf Olunan Kuş-
palazı Aşısının İstanbul’a Getirilmesi”, c. 8, Yıl: 4, sy. 205, 30 Kânunusani 1310, s. 368.
ZEYNEL ÖZLÜ452
için (hastalığın tedavisi için lazım gelen devanın istihzarı zımnında şimdilik tedarik
olunacak 10 hayvana mukteza) 10 hayvan tedariki156 (at) 157, ameliyathanede istih-
dam edilecek bir kâtibin maaşı, alet edevat masrafı olarak da yıllık 540 lira tahsis
edilmiştir (10 B 1312/7 Ocak 1895)158.
Dr. Marjeri’ye bir mektup yazan Dr. Nicole difteri hastanesi159 inşa edildik-
ten sonra hastanedeki işlerin idaresine kendisinin memur edilmesini talep etmiştir.
Gerekçe olarak kendisinin difteri hastalarının tedavisi konusunda Fransa hastane-
lerinde iki defa memur edildiğini, hastalıkla ilgili yapılacak ameliyatların tamamı-
na (kâffesine) vukûfu olduğunu, verilecek işleri zamanında yerine getirebileceğini,
daha önce kolera hastalığı ile mücadelede de muhtelif hastanelerde görev yaptığını,
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de yapılmak istenen icraat ile ilgili layihayı kendisinin
hazırladığını dile getirmiş, bu çerçevede kuşpalazı ile mücadelede de kendisinin
çok faydalı olabileceğini düşündüğünü ifade etmiştir. Dr. Nicole ile ilgili bu ifadeler
Marjeri tarafından saraya da arz edilmiştir (16 S 1313/8 Ağustos 1895)160.
d. Darülaceze’de Difteri Hastalığı İle İlgili Tedbirler Alınması
Fakir ve kimsesiz kadın, erkek ve çocukları koruma altına almak için yapılan
darülaceze yapı topluluğu idare binası, ikisi kadınlara ikisi de erkeklere ait olmak
üzere dört aceze pavyonu, iki pavyonu olan bir hastane binası, yetimhane, ırzahâne
(süt çocukları evi), çamaşırhane, iki hamam ile terzilik, kunduracılık, marangozluk,
demircilik, dökümcülük, halı atölyeleri, fırın, cami, iki kilise, havra ve beş meslek
sanat okulundan başka bir kreş ve çocuk yuvasından meydana gelmiştir161. Darül-
156 BOA, İ. AS., 10/1312/B-08, Vesika 1-5.
157 Servet-i Fünûn, “Şuunât-Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye-Doktor Ro Tarafından Keşf Olunan Kuş-
palazı Aşısının İstanbul’a Getirilmesi”, s. 368./ Hastalıkla ilgili araştırmalarda atın tercih edilmesinin nede-
ni kaynaklara şu şekilde yansımıştır: At difteri mikroplarıyla çabuk ülfet etmektedir. Diğer birçok hayvana
göre atlar çok güçlü oldukları için kuşpalazı için yapılan testlere oldukça dayanıklıdır. Nitekim 2-5 cm mika-
ba kadar kuvvetli toksin, cilt altlarına zerk edildiği halde vücutlarında hafif bir sıtma ve şırınga edilen yerde
çabuk kaybolan bir şişten başka bir belirti görülmemiştir. Servet-i Fünûn, “Kuşpalazının Tedavisi”, c. 8, Yıl: 4,
sy. 186, 22 Eylül 1310, s. 55.
158 BOA, İ. AS., 10/1312/B-08, Vesika 1-5.
159 Doktor Ro’nun usulü ile ilgili olarak Avrupa’da da bazı çalışmalar yapılmıştır. Nitekim bu usul
Avusturya’nın başlıca şehirlerinde hemen uygulamaya konulmuş ve bargirden masl-i dem alınmak üzere bir
tıbbi müessese kurulmasına karar verilmiş ve masraflarla gerekli tahsisat da hemen kabul edilmiştir. Fran-
sa’da Doktor Ro’nun keşfinin insanlık alemine “ne büyük bir hizmet olduğunu takdiren” ihtiyaç duyulan
tertibat ve inşaatlar için büyük bir yardım (ianât-ı külliye) toplanmıştır. Yine Paris Hıfzıssıhha Komisyonu
Doktor Ro’ya resmi olarak (sûret-i resmiye ve aleniyede) teşekküre karar vermiştir. Servet-i Fünûn, “ Şuunât
(Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye-Kuşpalazı tedavisi)”, c.8, sy.189, Yıl:4, 13 Teşrinievvel 1310, s. 112.
160 BOA, Y..MTV., 125/131.
161 Nuran Yıldırım, “Darülaceze”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 2, Kültür Bakanlığı ve Ta-
rih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul 1994, s. 555.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 453
aceze hastanesi içinde bir başhekim, iki hekim, iki cerrah, iki eczacı, bir hastalar ağası
ile hademelerin istihdam edilmesine karar verilmiştir162. Darülaceze ile ilgili yapılan
muhtelif çalışmalarda burada çocuk sağlığının ön planda tutulduğu, sağlık kontrolle-
rinin sürekli olarak takip edildiği ve bunların kayıt altına alındığı, yemeklerin çocuk-
ların durumuna göre özenle hazırlandığı, tecrit ve ishalli çocukların hemen diğerle-
rinden ayrılarak herhangi bir bulaşıcı hastalığa karşı önlem alındığı görülmektedir163.
Osmanlı devleti kuşpalazı hastalığı hususunda da Darülaceze’nin en önemli
şubelerinden olan hastane ve ona bağlı birimleri iyileştirmeye çalışmış ve Darüla-
ceze’de bulunan ihtiyaç sahiplerine serumun cüzi bir ücret karşılığı satılması için
yazışmalar yapmıştır (13 N 1324/31 Ekim 1906)164. Darülacezede 1905 yılında bir
de tebhirhane açılmıştır165.
e. Taşrada Hastane Kurma Teşebbüsleri
Hastane kurma çabaları sadece merkezde değil taşrada da gerçekleşmiştir. Bu
teşebbüslerden birisi ilginçtir. Nitekim kuşpalazı hastalığı ile mücadele konusunda
bazı İngilizlerin Osmanlı halkına yardım etmek istediği Osmanlı yöneticilerinin
ise bu yardımı pek kabul etmek istemedikleri anlaşılmaktadır. Nitekim Ohri'ye
bağlı bazı köylerde kuşpalazı hastalığı ortaya çıkınca Ohri’de bulunan Mösyö Be-
rilford’un madâmesinin bölgeye “iâne” olarak bir hastane kurmak istediği görül-
mektedir. Ancak “buna mahal kalmamak üzere” hükümet yetkilileri muvakkat bir
hastanenin seri bir şekilde kurulması, bu amaçla gereken paranın tahsis edilme-
si ve hasta olanların tedavisinin sağlanması konusunda bir çalışma başlatmıştır
(26 N 1321/16 Aralık 1903)166.
f. Dezenfeksiyon İşlemleri
Hıfzıssıhha hizmetlerinin en önemlilerinden olan dezenfeksiyon işlemi Os-
manlılarda yaygın olarak uygulanmış olup etüv makineleri kuruluncaya kadar
kolera ve çiçek gibi bulaşıcı hastalıklardan ölenlerin eşya ve elbiseleri yakılarak
162 Hidayet Y. Nuhoğlu, “Darülaceze”, DİA, c. 8, Türkiye Diyanet Vakfı Yayını, İstanbul 1993, s. 513.
163 Turgay Çavuşoğlu ve Jale Çetinkaya, “Darülaceze ve Sosyal Hizmetler”, 2013,
http://www.turgaycavusoglu.com/index.php?option=com_content&view=article&id=71&Itemid=87
(Erişim tarihi 24. 09. 2013).
164 Konu ile ilgili belgede serumun “Darülhayr’da taze taze istihzar ve erbab-ı ihtiyaca bedel-i cüzi
mukabilinde furuht olun (duğu)….” ifade edilmektedir (13 N 1324/31 Ekim 1906). BOA, DH. MKT, 1126/83.
165 Yıldırım, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Koruyucu Sağlık Uygulamaları”, s. 1325.
166 İlgili belgede konu ile ilgili olarak “iane tevziiyle meşğul olan İngilizlerin bir hastane küşadına
teşebbüs ettikleri mahallinden buyurulması üzerine buna mahal kalmamak üzere canib-i hükümetten bir
hastanenin serian istihzarıyla musab olanların (hastalığa yakalananların tedavisi …..” ifadesi geçmektedir.
BOA, TFR.I..MN.., 28/2774, Vesika 4, 8.
ZEYNEL ÖZLÜ454
hastalığın yayılmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır167. Daha sonraları ise salgın
hastalıklara yönelik temizlik işlemleri için tebhir (tütsüleme, etüvden geçirme)
aletleri168 ve pülverizatörler kullanılmıştır169. Bunlardan pülverizatörler hastalık
mahallindeki kötü havanın temizlenmesi için, tebhir (etüv) makineleri ise hastalık
mahallindeki kişilerin giyim kuşam vs. kullandığı eşyaları dezenfekte etmek için
kullanılmıştır. Salgın ve bulaşıcı hastalık dönemlerinde tebhirhaneler önemli hiz-
metler ifa etmişlerdir170.
1913’te çıkarılan Vilayet İdare-i Sıhhiye Nizamnamesi’ne eklenen bir fıkra
ile bulaşıcı ve salgın hastalıkların önlenmesi için vilayet ve sancak belediyelerince
tebhirhane yaptırılması, kazalara nüfusa göre formol cihazı, pülverizatörler ve de-
zenfeksiyon ilaçları sağlanması emredilmiştir171.
Etüv Makineleri
Kolera, tifo, veba172, çiçek, suçiçeği, kızıl, kızamık, tifüs, dizanteri, verem, lo-
ğusa humması, boğmaca ve difteri gibi bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanan
kişilerin giysi ve eşyalarını basınçlı su buharı ile bu hastalıkların görüldüğü me-
kanları kimyasal maddeler ile dezenfekte etmekle görevli sağlık birimleri “tebhir-
hane” olarak tanımlanmaktadır. 1893’te İstanbul’da görülen kolera salgınında
167 Gülden Sarıyıldız, Hicaz Karantina Teşkilatı (1865-1914), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara
1996, s. 116.
168 Gülden Sarıyıldız, “Osmanlılarda Hıfzıssıhha”, DİA, c. XVII, Türkiye Diyanet Vakfı Yayını,
İstanbul 1998, s. 320-321.
169 Sarıyıldız, Hicaz Karantina Teşkilatı (1865-1914), s.116.
170 Sarıyıldız, “Osmanlılarda Hıfzıssıhha”, s. 320-321.
171 Yıldırım, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Koruyucu Sağlık Uygulamaları”, s. 1325.
172 Osmanlı Devleti etüv makinesini sadece difteri hastalığı ile mücadele de değil kolera, tifo ve
veba gibi salgın hastalıkların yayılmasını engellemek için de kullanmıştır. Nitekim kolera hastalığının Bağ-
dat, Basra ve Musul vilayetlerinde devam etmesi, daha sonra Zor sancağı merkezine sirayet etmesi ve yine
“geçenlerde” İzmir’de veba zuhur ettiğinden dolayı “vilayet ve sancak merkezleri olan büyük şehirlerde”,
“edevât-ı tebhiriyenin” bir an önce bulundurulmasının önemi daha iyi anlaşılmıştır. Bu çerçevede Paris’te
bulunan Dühter fabrikasından büyük bir etüv makinesi alınması konusunda bir çalışma başlatılmıştır(14
Şevval 1322/22 Aralık 1904). Sıhhiye Nezareti’nin yazısı için bakınız: BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika
62./ Ayrıca Aydın vilayetinin 26 Ramazan 1322 (4 Aralık 1904) tarihli yazısı için bakınız: BOA, DH.
MKT.,718/11, Vesika 63./ Yine “umum vilayet ve elviye-i gayrı mülhakaya yazılan 13 Şaban 1322 tarihli
yazı için bakınız. BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 64-65./ 25 Receb 1322 (5 Ekim 1904) tarihli sadra-
zamlık yazısında da büyük şehirlerde etüv makinesi bulundurmanın zorunlu olduğu yinelenmiş ve Şam-ı
Şerif tarafının da Paris’ten bir etüv makinesi siparişinin olduğu belirtilmiştir. BOA, DH. MKT.,718/11,
Vesika 66./ Koleranın büyük şehirlerde hükümferma olması nedeniyle Şam-ı Şerif bölgesine de, Paris’te
bulunan Dühter fabrikasından bir aded büyük etüv makinesi siparişi yapılmıştır. Makine bedeli belediye
hâsılatından karşılanmış ve makine, müstamel eşya ve elbiselerin temizlenmesi amacıyla Şam’da Hamidiye
hastanesi bahçesinin uygun bir yerine yerleştirilmiştir. (inşa ettirilmiş). (14 Cemaziyelevvel 1321/8 Ağustos
1903) Konu ile ilgili olarak Suriye vilayeti tarafından yazışma yapılmıştır. BOA, DH. MKT.,718/11, Vesi-
ka 67.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 455
Fransa’dan gelen Dr. Andre Chantemesse’nin şehirde yaptığı incelemelerden son-
ra hazırladığı rapor üzerine İstanbul’da üç tebhirhane açılması kararlaştırılmış,
Paris tebhirhaneler müfettişi Eugene Mondragon da dezenfektör olarak tebhirha-
neler muallimliğine getirilmiştir. Mondragon 1908’e kadar bu görevi yürütmüş-
tür173. Tebhirhanelerde bulaşık ve temiz olmak üzere iki bölüm oluşturulmuştur.
Bu iki bölümü ayıran duvara büyük bir etüv makinesi monte edilmiştir. Etüvün
bulaşık ve temiz bölümlere açılan iki kapağı bulunmaktadır. İki bölümde de bi-
rer kapı, meydanlık, arabalık, ahır, müstahdem odası ve samanlık bulunmaktadır.
Bulaşık ve temiz bölümlerin personeli ile kullandıkları araç gereçler birbirinden
ayrılmıştır. Bulaşık tarafın görevlileri kendilerine ait özel arabalarla belediye gö-
revlilerinin bildirdiği hastalık görülen yerlere gidip, buraları dezenfekte ettikten
sonra topladıkları eşyaları büyük çuvallar içinde tebhirhanenin bulaşık bölümü-
ne getirmekte ve etüvün bulaşık tarafa bakan kapağı açılarak eşya ve giysiler de-
mir raflara yerleştirilip, 110 derece basınçlı su buharı ile dezenfekte edilmektedir.
Daha sonra ise temiz bölümün görevlileri kendi taraflarına bakan kapağı açarak
mikroptan arındırılmış eşya ve giysileri alıp bir süre kuruttuktan sonra arabalar ile
alınan yere iade etmişlerdir174.
19. yüzyılda salgın hastalıklarla mücadelede iki tür etüv makinesi kullanıldı-
ğı anlaşılmaktadır. Bunlar etüv makinesi ve otoklâv makinesidir. Bunlardan etüv
makinesi diğerine göre daha “etkilidir. Nitekim etüv makinesinin kullanılmış mal-
zemelerin temizlenmesinde görülen faydası belgelerde “fevâid-i azimeyi muceb”
yani olağanüstü fayda şeklinde ifade edilmiştir (13 Temmuz 1319/26 Temmuz
1903)175. Nitekim Konya’da meydana gelen difteri ve tifo hastalıkları ile mücadele
için İstanbul’dan etüv makinesi istendiği halde etüv makinesi olmaması nedeniyle
otoklâv makinesi gönderilince, otoklâv makinesinin hastalıkla mücadelede diğeri
kadar etkili olmadığı bu nedenle etüv makinesinin “serian i’mal” edilmesi konu-
sunda talepte bulunulduğu görülmektedir (7 B 1323/7 Eylül 1905)176. Otoklâv
makinesinin daha çok “hastanelerde timar edevatını(n)” bakımı için kullanılan “el-
zem” bir cihaz olduğu anlaşılmaktadır.. Nitekim Konya Gureba Hastahanesi’nde
otoklâv makinesinin henüz mevcut olmaması nedeniyle büyük ve önemli ameli-
yatların yapılmasına (ameliyat-ı mühimme ve cesime icrasına) cesaret edilememesi
173 Tebhirhaneler 1911 yılında Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhiye Müdüriyeti’ne devredilmiştir. Sarıyıl-
dız, “Osmanlılarda Hıfzıssıhha”, s. 320-321.
174 Nuran Yıldırım, “Tebhirhaneler”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 7, Kültür Bakanlığı ve
Tarih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul 1994, s. 231-232.
175 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 68, 70-71-72.
176 BOA, İ. HUS., 133/1323.B-15.
ZEYNEL ÖZLÜ456
ve hastaneden beklenen faydanın sınırlı kaldığı görülmektedir. Bu çerçevede ilgili
hastaneye konulmak üzere bir adet otoklâv makinesi ve etüv makinesinin cihazla-
rıyla beraber gönderilmesi talep edilmiştir177.
Etüv Makinesinin Temin Edildiği Yerler
Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa’nın girişimiyle 10 Eylül 1891 tarihinde te-
bhir (etüv) makinesi yapmak için Babıali’den iki ihtira beratı alınmış, 1892 yılında
ise Tersane-i Amire fabrikalarında etüv makinesi üretimi başlamıştır178. Vilayetler
tarafından talep edilen etüv makineleri ile ilgili olarak ilkönce, imalat yapılan Ter-
sane-i Amire mevcudunda etüv makinesi olup olmadığı gibi hususlarda “imalat
komisyonu” tarafından bir bilgi notu (ilam) hazırlanmakta, daha sonra ise konu ile
ilgili olarak Şura-yı Bahriye’ye oradan da Bahriye nazırına arz yapılarak Dâhiliye
Nezareti’ne bilgi verilmektedir. Böylelikle dâhiliye nazırlığının, vilayetlerin etüv ma-
kinesi ihtiyacı hususunda gerekli hazırlıkları yaptığı anlaşılmaktadır179. Otoklâv ma-
kinesinin de Tersane-i Amire’de imal edildiği ve ihtiyaç duyulan yerlere makinenin
gönderilmesi konusunda Mekatib-i Askeriye Nezareti’nin ilgilendiği ve bu nezaretle
Tersane-i Amire’nin bağlı bulunduğu Bahriye Nezareti arasında gerekli yazışmala-
rın yapılarak, makinelerin hastalık mahallerine gönderildiği görülmektedir180.
Hastalığın muhtelif mahallerde meydana gelmesi ve tebhir makinelerinin za-
manında ilgili yerlere gönderilememesi Meclis-i Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i
Umûmiye tarafından, ilgili birimlere, (Tophane-i Amire, Umum Mekatib-i Aske-
riye-i Şahane Nezareti ve Dâhiliye Nezareti) tebhir makinelerinin diğer vilayet ve
sancakların merkezlerinde de bulundurulmasının sağlık açısından zorunluluğu ko-
nusunda (fevâid ve muhsenât-ı sıhhiye olacağından…) bir görüş serdetmesine ne-
den olmuştur181. Bu çerçevede “Tersane-i Amire’ce i’mâl” ve hastalık mahallerine
irsal” edilen etüv makinesine ihtiyaç artmış dolayısıyla Tersane-i Amire’deki ima-
lat yetersiz kalmış ve ihtiyaç duyulan makineler ülke dışındaki muhtelif fabrikala-
rın Der-saadet vekilleri aracılığı ile182 temin edilmeye başlamıştır. Nitekim Paris’te
177 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 27.
178 Nuran Yıldırım, “Tersane-i Amire Fabrikalarında Tebhir Makinesi/Etüv Üretimi ve Kullanı-
mı”, (http://www.bilimtarihi.org/e-metinler003.htm (Erişim Tarihi: 15 Ekim 2013).
179 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 40.
180 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 28.
181 Bakınız 19 Rebiü’l-ahir 1323 (23 Haziran 1905) tarihli vesika. BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika
44-47./ Bu durum 1913’te yasal zorunluluk haline gelmiştir. 1913’te çıkarılan Vilayet İdare-i Sıhhiye Ni-
zamnamesi’ne eklenen bir fıkra ile bulaşıcı ve salgın hastalıkların önlenmesi için vilayet ve sancak belediye-
lerince tebhirhane yaptırılması, kazalara nüfusa göre formol cihazı, pülverizatörler ve dezenfeksiyon ilaçları
sağlanması emredilmiştir. Yıldırım, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Koruyucu Sağlık Uygulamaları”, s. 1325.
182 Paris örneği için bakınız: BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 16.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 457
bulunan Dühter183ve Jenet Herşer fabrikaları184 ve Berlin’de bulunan “Tünşelâğar
(Tünşelâğır) fabrikası”185 gibi yerlerden etüv makinesi temin edilmiştir.
Dühter adı çoğu yerde Dühter olarak kullanılmakla beraber istisnai olarak
bazı belgelerde “Dühez” olarak da kullanılmıştır186. Dühter fabrikasının Der-saa-
det vekili Mösyö Lüben187, Jenet Herşer Fabrikası’nın Der-saadet vekili ise Mösyö
Minyo adlı kişilerdir188.
Tebhir makinesinin yurtdışından ithal edilmesi ile ilgili bir örnek 1905 yı-
lında gerçekleşmiştir. Bu sırada Kastamonu vilayetinde bulunan “Merkez Vilayet
Hastane-i Umumiyesi’nde iki aded tebhir makinesi hizmet vermektedir. Ancak iki
adet makine hastane için yeterli görülmekle beraber hastanenin bütün levazımı
ile 1 yatak takımı, 15 kat elbiseyi temizleyecek büyüklükte bir makinenin bulun-
madığı dolayısıyla daha büyük bir tebhir makinesinin Berlin’den satın alınması
konusunda yazışmalar yapılmıştır (28 M 1323/4 Nisan 1905)189.
Etüv Makinelerinin Fiyatı
Etüv makineleri boyutlarına göre muhtelif fiyatlarda seyretmiştir. Makinenin
maliyetine nakliye vs. masrafları da eklendiği zaman fiyat oldukça yükselmektedir.
Etüv makinesi ile beraber “formikelî pülverizatör” (bir başka yerde “formüllü pülveri-
zatör”190) adlı bir makine de hastalıkla mücadele de kullanılmaktadır. Her ikisinin 1903
yılındaki fiyatı toplam 5836 frank olarak tespit edilmiştir (7 S 1321/5 Mayıs 1903).191
183 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 22-23, 26, 30, 39, 41, 49-50./ Etüv makinesinin kullanılmış
malzemelerin temizlenmesinde kullanılmasında görülen fayda “fevâid-i azimeyi mu’ceb” olduğundan maki-
nenin temini konusunda diğer bölgelerde kayıtsız kalmamış ve İzmir, Beyrut, Bağdat, Halep ve Selanik gibi
yerlerde Dühter fabrikasından makine temini için harekete geçmişlerdir (13 Temmuz 1319/26 Temmuz
1903). BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 68, 70-71-72.
184 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9./ BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 12.
185 Kastamonu vilayetinde bulunan “Merkez Vilayet Hastane-i Umumiyesi’nde iki adet tebhir ma-
kinesi hizmet vermektedir. Ancak iki adet makine hastane için yeterli görülmekle beraber hastanenin bütün
levazımı ile 1 yatak takımı, 15 kat elbiseyi temizleyecek büyüklükte bir makinenin bulunmadığı bu çerçevede
daha büyük bir tebhir makinesinin Berlin’den satın alınması konusunda çalışma başlatılmıştır (28 M 1323/4
Nisan 1905). BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 51.
186 Haleb Valisi Mecid’in yazısı için bakınız (1319/1901-1902). BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 73.
187 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 15-16.
188 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 16-17-18./ 1903’te Konya’da çıkan difteri salgını için yapı-
lan etüv makinesi siparişinin Jenet Herşer Fabrikası’nın Der-saadet vekili Mösyö Minyo’ya verilmiş olduğu
görülmektedir. Makine için yapılan kontrat (kontrato) da bu kişi ile akdedilmiştir (7 S 1321/5 Mayıs 1903).
BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9./ BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 12.
189 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 51.
190 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 12.
191 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9.
ZEYNEL ÖZLÜ458
Yine 1903 yılında etüv makinesi ve diğer edevatın bedeli 300 Osmanlı lirası (altını),192
sadece etüv makinesinin fiyatı ise 261,5 Osmanlı lirası ve 412 mecidiye olarak tespit
edilmiştir (07 Ra 1321/3 Haziran 1903)193. 1905’te Bağdat vilayeti tarafından talep
edilen bir adet etüv makinesinin, nakliye masrafı ve sair masraflar dahil Paris’ten ge-
tirtilmesi toplam 7150 Frank olarak tespit edilmiştir (6 Receb 1323/6 Eylül 1905)194.
Otoklâv makinesinin bedeli ise 180 Frank olarak belirlenmiştir (7 Ra 1321/3
Haziran 1903)195.
Tebhir makineleri satın alınırken makine bedeli “Bank-ı Osmani vasıtasıy-
la Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezaret-i Celilesi namına”196 poliçe ile197
gönderilmiştir.
Etüv Makinelerinin Temini
Mubayaalar
Osmanlı Devleti salgın hastalıklarla mücadelede belediyelerin kendi bütçele-
rinden pay ayırmasını istemiş198 ve bunun da takipçisi olmuştur. Ancak belediye
bütçelerini aşan olağanüstü durumlarla karşılaşıldığında belediyelere merkezi büt-
çeden sübvansiyon da yapılmıştır.
İlk zamanlar yurtdışından ziyade “Tersane-i Âmire’de” “imal” edilip, ihtiyaç
duyulan yerlere gönderilen etüv (tebhir) makinelerinin, vilayetlere temini ile ilgili
hususlar taşrada “Meclis-i İdare-i Vilayet”te tartışılmış ve karara bağlanmıştır (12
Ramazan 1322/20 Kasım 1904)199.
Makinelerin hastalık mahalline gönderilmesi ve bedellerinin bir an önce
ödenmesi konusunda Tophane-i Amire müşiri ve Umum Mekâtib-i Askeriye-i
192 Bakınız 7 S 1321 (5 Mayıs 1903) tarihli vesika. BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9.
193 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 47./Ayrıca Bağdad Valisi Abdülvahhab’ın Dahiliye Nezare-
ti’ne yazısı için bakınız. BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 48.
194 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 31-32.
195 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 25, 33.
196 Bağdat Vilayeti’nden yapılan tebhir makinesi talebi için bakınız: 4 Rebiülahir 1323 (8 Haziran
1905) tarihli vesika. BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 43-44./Ayrıca bakınız: BOA, DH. MKT.,718/11,
Vesika 47.
197 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 72.
198 Osmanlı Devleti sadece difteri salgınlarında değil bütün salgınlarda belediye bütçelerinin
kullanılmasını istemiştir. Mesela İran taraflarını etkisi altına almış olan (hükümfermâ) koleranın (kolera
illet-i müdhişesi) Musul vilayetinde bulunan Kerkük ve Süleymaniye havalisine yayılmasını engellemek için
10 adet pülverizatör ile “ecza-yı tıbbiye”nin İskenderun’da teslim edilmek şartıyla 10.600 guruşa mubayaa
edilebileceği belirtilmiştir. İlgili makine ve ecza bedellerinin “mahall-i beledi varidâtından” karşılandığı gö-
rülmektedir (6 Safer 1323/12 Nisan 1905). BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 52, 56, 57.
199 Ankara valisinin talebi için bakınız. BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 61, 69.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 459
Şâhâne nazırı tarafından Dâhiliye Nezareti nezdinde girişimde bulunulmuştur (14
Zilhicce 1323/9 Şubat 1906)200.
Taşranın etüv makinesi taleplerini Tersane-i Amire’den yaptığı ve ihtiyaçların
buradan karşılandığı şayet burada yeterli sayı ve donanımda makine yoksa mer-
kezin taşra adına mubayaa yaptığı görülmektedir201. Hastalıkla mücadelede kul-
lanılan “alât ve edevât-ı tathiriye”nin mubayaası Sıhhiye Nezareti sıhhiye dairesi
(Daire-i Sıhhiye) tarafından yapılmıştır. Bununla beraber “alet ve edevât-ı sıhhiye
tahaffuz ve karantinahaneler için lüzum görünen” her şeyin, sıhhiyece mubayaası
da söz konusu değildir. Bunun dışındaki şeyler için mukavelename hazırlanması
Dâhiliye Nezareti’ne ait bir olup, dairenin görevi dışında bir olarak görül-
müştür. “Daire adına kontrato tanzim ve imza edilmesi” uygun görülmemiş bu
konuda kurumlar arasında bazen fikir ayrılığı olsa da Sıhhiye Nezareti kontrato
ve imza işinin dâhiliyeye ait bir iş olduğu konusunda fikir beyan etmiştir. İmza ve
kontrato yetkisinin dâhiliyeye ait bir iş olduğu konusunda, Umum Mekatib-i Aske-
riye-i Şahane Nezareti’ne de bilgi verilmiş ve yetki karmaşası aşılmaya çalışılmıştır.
Sıhhiye Nezareti’nin bir yazısında da kontrato ve imza yetkisinin dâhiliye veya
maliye nezaretine ait olması gerektiği belirtilmiştir (7 S 1321/5 Mayıs 1903)202.
Makine alımı için yapılan mukavelename Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane vekâleti
ile fabrika vekili arasında tanzim edilmiş, mukavelenamenin birer sureti Umum
Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti ve Sıhhiye Nezareti’ne gönderilerek, konu
ile ilgili olarak sadarete de görüş sorulmuştur (7 Ra 1321/3 Haziran 1903)203.
Makineler satın alındığında ilgili kurumlar arasında bir “mukavelename”
(kontrato) yapılmış, mukavelenamenin tanzim ve imza edilmesi konusunda Ma-
liye Nezareti takipçi olmuştur. Yapılan bazı alımlarda, makine bedelinin yarısının
sipariş verildiğinde diğer yarısının ise makinenin gönderileceği yere ulaşması du-
rumunda ödenmesi sağlanmış böylece makine siparişleri güvence altına alınmaya
200 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9./ Manastır Vilayeti’ne bağlı Kozana Kasabası’nda difteri
hastalığı zuhur ettiği tespit edilince bir adet pülverizatör satın alınarak posta ile gönderilmiştir. Konu ile
ilgili olarak Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti ile diyaloga geçilmiştir (22 Ş 1316/5 Ocak 1899).
BOA, DH. MKT, 2156/130.
201 Mesela Konya'da halkın ölümüne yol açan difteri ve tifo hastalıklarının önlenmesi için tersane
mevcudundan etüv makinesi gönderilmesi burada olmadığı takdirde yeni, bir adet etüv makinesinin satın
alınması talep edilmiştir (26 M 1323/2 Nisan 1905). BOA, Y..MTV., 272/151, Vesika 1-2./ Ayrıca bakınız
4 S 1323 (10 Nisan 1905) tarihli vesika. BOA, İ. HUS., 128/1323.S-009.
202 Kurumlar arasındaki yetki kargaşası nedeniyle bir süre makinenin sipariş edilemediği görülmek-
tedir. Bu nedenle de Konya vilayeti tarafından talep yinelenmiştir (7 S 1321/5 Mayıs 1903). BOA, DH.
MKT, 702/65, Vesika 1-9.
203 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 1-6.
ZEYNEL ÖZLÜ460
çalışılmıştır. Bu çerçevede Avrupa’nın muhtelif yerlerinden makine siparişleri ve-
rilmiştir204. Mesela Konya vilayetine temin edilecek etüv makinesi bedelinin yarı-
sının sipariş esnasında diğer yarısının ise makinenin Konya istasyonuna varması
durumunda ödenmesi planlanmıştır. Makinenin nakliye masrafı ve görevlilerin
“avdet (dönüş) harcırahı” ile “yevmiye”si hastalık mahalli idaresi tarafından kar-
şılanmaktadır (7 S 1321/5 Mayıs 1903)205. Bununla beraber şartlara göre makine
ve teferruatlarının parası vilayet borcasında karşılığı olmaması” gibi durumlarda
sıhhiye tahsisatından da karşılanabilmiştir206.
Az önce belirttiğimiz gibi, hastalığın ortaya çıktığı yerlerin idareleri, has-
talıkla mücadele için başlangıçta sadece İstanbul’dan makine satın almışlar207
ve bu hususta kendi bütçelerinden pay ayırmışlardır. Ancak her belediyenin
bu makineyi satın alacak düzeyde paraya sahip olmadığı bu nedenle de İstanbul’un
bu konuda kendilerine kolaylık sağlaması veya kendilerine ihsanda bulunması ko-
nusunda İstanbul’la yazıştığı görülmektedir208. Dolayısıyla hastalık çıkan alanlar-
da ihtiyaç duyulan etüv makinelerinin, mubayaa (satın alma) ve bağış yöntemiyle
temin edildiği görülmektedir. Mesela Biga sancağı mutasarrıflığı tarafından böl-
gede kullanılmak üzere 1 adet etüv makinesi talep edildiğinde bölge gelirlerinin
(varidat-ı mahalliye) “adem-i müsaadesiyle beraber Kala-i Sultaniye’nin mevâki-i
mühimme-i askeriyeden bulunması” ve “Der-saadet’e olan kurbiyeti (yakınlığı)”
neden gösterilerek makine bedelinin sıhhiye tahsisatından karşılanması istenmişse
de, Sıhhiye Nezareti Meclis-i Umur-u Sıhhiye tarafından etüv makinesi tedariki-
nin mahalli belediyelere ait olduğu bildirilmiş ve mutasarrıflık tarafından, istenen
makine bedelinin ödenmesi reddedilmiş ve bedelin “cihet-i sıhhiyeden ifası(nın)”
caiz olamayacağı ifade edilmiştir (2 Zilhicce 1322/7 Şubat 1905)209.
Belediye bütçesinde hastalıkla mücadele konusunda mubayaa edilecek mal-
zemelerle ile ilgili herhangi bir kalem bulunmaması durumunda temini zorunlu
olan malzemelerin bedelinin gelecek seneki bütçeden ödenmesi kararlaştırılmıştır.
Mesela Ankara vilayeti tarafından talep edilen 2 adet tebhir makinesi bedelinin
204 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9./ BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 12, 16-17-18.
205 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9./ BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 12.
206 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 12, 19-20.
207 Bir süre sonra İstanbul’un makine üretimi konusunda yetersiz kaldığı ve vilayetler adına Av-
rupa’dan makine sipariş edildiği görülmektedir. Mesela Şam-ı Şerif tarafının Paris’ten bir etüv makinesi
siparişinin olduğu belirtilmiştir. 25 Receb 1322 (5 Ekim 1904) tarihli sadrazamlık yazısında büyük şehirlerde
etüv makinesi bulundurmanın zorunlu olduğunun yinelenmesi gibi hususlar da makine teminini artırmış
olmalıdır. BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 66.
208 BOA, Y..MTV., 272/151, Vesika 1-2.
209 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 53-54-55, 59.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 461
biri Kayseriye (Kayseri) belediyesi tarafından, diğeri ise vilayet ve belediye kaynak-
larının “evvelce tanzim ve tasdik edilmesine binaen” “merkez vilayetle mülhakat-ı
sair belediyelerinin sene-i atiyye muvazene”lerinden ödenmesi kararlaştırılmıştır
(12 Ramazan 1322/20 Kasım 1904)210.
Makine maliyetlerinin karşılanamadığı durumlarda Dâhiliye Nezareti’nin
devreye girdiği211 ve maliyetin hazinenin sıhhiye tahsisatından karşılandığı görül-
mektedir212. Mesela Konya için satın alınan etüv makinesinin bedeli olan 300 li-
ranın, 150 lirası nakden sipariş esnasında “sıhhiye tahsisatından” ödenmiş, geri
kalan 150 liranın ödemesinin ise mukavelename gereğince “Maliye Nezareti Ce-
lilesi veznesinden umur-u tıbbiye-i mülkiye veznesine” oradan da fabrika vekiline
yapılmasına karar verilmiştir213. Yine taşradan yapılan bir talep üzerine Tersa-
ne-i Amire mamulâtında” etüv makinesi bulunmaması nedeniyle yerine iki adet
“otoklâv” makinesi gönderilmesine karar verilmiş ve otoklâv makineleri Mekâtib-i
Askeriye Nezareti tarafından gönderilerek, maliyetleri214 “tahsisat-ı sıhhiye”den
karşılanmıştır (7 S 1321/5 Mayıs 1903)215.
İhsanlar (Bağışlar)
Osmanlı Devleti’nde salgın hastalıkla mücadelede başarılı olamayan ve bu
konuda da yetersiz bütçeye sahip olan bazı belediyeler hastalıkla mücadelede
kullandıkları makine ve diğer malzemelerin kendilerine ihsan edilmesi yönünde
çalışma yürütmüşlerdir. Makinenin kendilerine “ihsan” edilmesi ile ilgili talepler
“Mabeyn-i Hümayun Başkitabeti”ne yapılmıştır (26 M 1323/2 Nisan 1905)216.
Etüv makinesi ile ilgili ihsan talepleri şu şekilde ifade edilmiştir: “….Sadaka-i
‘afiyet cihân kıymet-i hazret-i hilafetpenahi olmak üzere Tersane-i amire ma’mû-
latından bir etüv makinesinin ihsanı……”217 , “……lutfen ve merhameten buraya
‘inâyet buyurulması….” gibi.218
210 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 60-61.
211 BOA, İ. HUS., 133/1323.B-15.
212 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9.
213 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 7-11.
214 Bakınız 7 B 1323 (7 Eylül 1905) tarihli vesika. BOA, İ. HUS., 133/1323.B-15.
215 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9.
216 BOA, Y..MTV., 272/151, Vesika 1-2./ Ayrıca bakınız 4 S 1323 (10 Nisan 1905) tarihli vesika.
BOA, İ. HUS., 128/1323.S-009.
217 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 29.
218 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 41.
ZEYNEL ÖZLÜ462
Resim 1: Etüv Makinesi219
Pülverizatörler
Etüv makinesi ile beraber “formikelî pülverizatör” (bir başka yerde “formüllü
pülverizatör”220) adlı bir makine de hastalıkla mücadelede kullanılmaktadır. Her
ikisinin fiyatı toplam 5836 frank olarak tespit edilmiştir221. Vilayetlerden talep
edilen makine ve pülverizatörler Şehremaneti bünyesinde bulunuyorsa buradan
karşılanmış, mevcut içerisinde yok ise yurtdışındaki (Paris vs.) ilgili fabrikaların
Der-saadet vekilleri aracılığı ile temin edilmiştir222. Bununla beraber pülveriza-
törlerin Şehremaneti’nde “müteaddid” miktarda bulunması nedeniyle genelde
buradan gönderilmesi sağlanmıştır. İstanbul’da bulunan pülverizatörlerin “Paşa
Tebhirhanesinde” bulunduğu ve İstanbul’dan vilayetlere gönderilirken “Paşa Te-
bhirhanesindeki mevcuddan” alınarak, Şehremaneti’ne bağlı “Devair-i Belediye
Hey’et-i Sıhhiye Müfettiş-i Umumiliği marifetiyle” gönderildiği anlaşılmaktadır223.
Tebhir makineleri gibi pülverizatör bedellerinin de hastalığın meydana
geldiği yerlerin idareleri tarafından karşılanması sağlanmaya çalışılmıştır224.
219 İ.Ü. Nadir Eserler Kitaplığı Albümleri, Albüm,90870/10’den naklen verilmiştir. Yıldırım, Hastane
Tarihimizde Bir Kutup Yıldızı Hamidiye Etfal Hastanesi, s. 65.
220 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 12.
221 BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9.
222 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 16.
223 İstanbul’da bulunan pülverizatörlerin İstanbul’dan vilayetlere gönderilirken Şehremaneti’ne
bağlı “Devâir-i Belediye Hey’et-i Sıhhiye Müfettiş-i Umumiliği marifetiyle” gönderildiği anlaşılmaktadır.
Konya örneği için bakınız: BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 13-15.
224 İran taraflarını etkisi altına almış olan koleranın Musul vilayetinde bulunan Kerkük ve Süley-
maniye havalisine yayılmasını engellemek için 10 adet pülverizatör ile “ecza-yı tıbbiye”nin İskenderun’da
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 463
Bununla beraber pülverizatör bedellerinin vilayetler tarafından karşılanması
konusunda vilayetlerin isteksiz davranması merkezin ödeme konusunda, “devâir-i
belediye”lerin “mecbur tutulması” hususunda çalışma başlatmasına neden
olmuştur (29 M 1318/29 Mayıs 1900)225.
g. Difteri Serumu Üretilmesi
Telkihhane ve Bakteriyolojihane’nin Kurulması
1904 tarihli bir belgede aşı tüpü ve kuşpalazı serumunun Mekteb-i Tıbbi-
ye-i Şahane İdaresi altında bulunan Telkihhane ve Bakteriyolojihane-i şahanede
üretildiği (imal ve istihzâr) ifade edilmektedir (8 Nisan 1904/22 M 1322)226. Bu
çerçevede telkihhane ve bakteriyolojihanenin difteri serumu üretimi için önemli
birimler olduğu anlaşılmaktadır.
“Bir devlet müessesesi olan aşı evi (telkihhane)” 1892 yılında Hüseyin Remzi
Bey tarafından kurulmuştur. Kurumun, İstanbul’dan sonra Mekke, Basra, Şam,
San’a, Bağdat, Musul, Erzincan, Sivas ve Manastır şehirlerinde de şubeleri açılmıştır.
Telkihhanenin açılmasıyla daha önceleri ithal edilmekte olan aşılar burada hazır-
lanmaya başlamıştır227.
1893’te çıkan kolera salgını üzerine II. Abdülhamit salgına karşı ne tür tedbir-
ler alınabileceğini Pasteur’a sormuş ve Paris’ten Dr. Andre Chantemesse hastalıkla
mücadelede yol göstermek için Türkiye’ye gönderilmiş, Chantemesse’nin görüşle-
ri doğrultusunda Demirkapı’daki Tıbbiyenin bahçesine ahşap bir bina yapılmış ve
teslim edilmek şartıyla 10.600 kuruşa mubayaa edilebileceği belirtilmiştir. İlgili makine ve ecza bedelleri-
nin “mahall-i beledî varidatından” karşılandığı görülmektedir (6 Safer 1323/12 Nisan 1905). BOA, DH.
MKT.,718/11, Vesika 52, 56, 57.
225 Kosova vilayeti örneği için bakınız. BOA, DH. MKT, 2351/124, Vesika 1-2.
226 BOA, DH. MKT., 839/46, Vesika 1-2.
227 Sarıyıldız, “Osmanlılarda Hıfzıssıhha”, s. 320./ Hastalıkla mücadele cumhuriyet döneminde
Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün kurulmasıyla daha da etkili bir şekilde yapılmaya çalışılmıştır. Cumhuriyetin ila-
nından sonra 1925’te kurulması planlanan merkez Hıfzıssıhha Enstitüsü, İstanbul ve Sivas’taki bakteriyo-
lojihaneler ile Ankara’daki Kimyahane’nin birleşmesiyle ancak 17 Mayıs 1928’de kurulabilmiştir. 1930’da
1593 sayılı “Umumi Hıfzıssıhha Kanunu” ile bulaşıcı hastalıklarla mücadelede, üretilmesi veya ithal edil-
mesi planlanan aşıların (serum) genel koşullarının saptanmasında ve denetlenmelerinde standartlaşmaya
yönelik tedbirler alınmıştır. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun ikinci bölümünde “sari ve salgın hastalıklarla
mücadele” çerçevesinde çiçek, cüzzam, difteri (kuşpalazı), dizanteri, felc-i tıflî (çocuk felci) humma-yı racia,
karahumma, lekeli humma, Malta humması, kızamık, kızıl, kolera, kuduz, loğusa humması (humma-yı nifâ-
si), ruam, şarbon, sarî beyin humması, sıtma, trahom, uyku hastalığı, veba, verem ve zührevi hastalıklarla
mücadeleye yer verilmiştir. Neşe Özden, “Dr. Refik Saydam’ın Türk Sağlık Politikaları Üzerindeki Etkisi
(1923-1937)”, 38. Uluslararası Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, c. 3, Ed. Nil Sarı, Ali Haydar Bayat, Yeşim
Ülman, Mary Işın, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara 2005, s.1507-1508./ Hıfzıssıhha Enstitüsü Haziran
1954’te kapatılarak yerine Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Enstitüsü kurulmuştur. Sarıyıldız, “Osmanlı-
larda Hıfzıssıhha”, s. 320.
ZEYNEL ÖZLÜ464
burada da Bakteriyolojihane çalışmaya başlamıştır228. Bakteriyoloji laboratuvarının
kurulmasında büyük katkıları olan Dr. Nicole229 buraya müdür tayin edilmiştir. Açı-
lışından iki yıl sonra 1895’te binanın difteri serumu hazırlanması için yetersiz olduğu
belirtilmiş ve bakteriyolojihane Nişantaşı/ Çiftebakkallar’da bir konağa taşınmıştır230.
Kuşpalazı Serumunun Üretilmeye Başlanması
Temel savaş yöntemi aşılama olan231 ve kaynaklarda “Ramon” aşısı olarak da
adlandırılan232,difteri hastalığına yönelik aşının ilk nüvesi 19. yüzyıl sonlarında bu-
lunmuştur. Emile Roux, geliştirdiği difteri serumunu, 1894’te Budapeşte’de topla-
nan Uluslararası Hijyen ve Demografi Kongresi’nde tanıtarak, serumun tedavide
başarı ile kullanıldığını açıklamıştır233. Kongre üyeleriyle İstanbul’a gelen A. Chan-
temess (belgelerdeki ifadesiyle “Doktor Mösyö Şantemis234), bu serumdan bir kutu
getirerek II. Abdülhamit’e takdim etmiştir. Böylece difteri serumu bilim dünyasına
tanıtıldıktan sadece birkaç gün sonra İstanbul’a da gelmiştir. Bulaşıcı ve salgın has-
talıklarla mücadeleye büyük önem veren II. Abdülhamit, Chantemess ile yaptığı
görüşmeden sonra bu serumun Bakteriyolojihane-i Şahane’de üretilmesini istemiş-
tir235. Bu çerçevede kuşpalazı hastalığına karşı Doktor Ro tarafından icat (ihtira’)
edilen bu ilaçla ilgili olarak işinin ehli doktorlardan (huzzak ve mehere-i etibba)
228 Yıldırım, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Koruyucu Sağlık Uygulamaları”, s.1336.
229 1312 tarihli bir belgede difteri konusunda eğitim almak için yurtdışına gönderilecek kişilerle
ilgili yapılan bir yazışmada Dr. Nicole “tesis eylediğim Bakteriyoloji laboratuarı” ifadesini kullanmıştır (8 Ca
1312/7 Kasım 1894). BOA, Y..EE., 49/11, Vesika 1-3.
230 Yıldırım, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Koruyucu Sağlık Uygulamaları”, s.1336.
231 Nusret H. Fişek, Halk Sağlığına Giriş, Hacettepe Üniversitesi Dünya Sağlık Örgütü Hizmet Araş-
tırma ve Araştırıcı Yetiştirme Merkezi Yayını, Ankara 1983, s. 182.
232 Kaynakta difteri serumu ve aşısı arasındaki ayrım ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Mesela seru-
mun 2-3 haftada tesirini kaybettiği, aşının ise böyle olmadığı ve etkisinin uzun olduğu ayrıca hem hastayı
hem de çevresindekileri hastalığın felaketli sonuçlarından koruyacağı ifade edilmiştir. Pastör müessesesinde
“Ramon” yıllarca yapmış olduğu çalışmalar neticesinde bu aşıyı bulmuştur. Mahmud Sadık, “Fenni Musa-
habe-Tıpta Terakkiye Bir Misal/Kuşpalazı Aşısı”, Servet-i Fünûn, c.63, Yıl: 36, sy.1641-167, 26 Kanunusani
1928, s. 166-167.
233 Roux, kongrede kendi buluşu olan difteri serumunu tanıtmış ve difterinin profilaksisi, tedavisi ve
bağışıklığı konusunda Fransız heyetinin genel raporunu okumuştur. Roux yaptığı konuşmada 1891 yılından beri
meslektaşları olan Martin ve Chaillov ile birlikte, difterinin antitoksik serum ile tedavisi üzerinde çalıştıklarını,
bulgularının Behring, Ehrlich, Boer, Kossel ve Wassermann’ın bu konudaki çalışmalarını onaylayıcı nitelikte
olduğunu ifade etmiştir. Antidifteri serumunu tedavi amacıyla insanlara uyguladıklarında Hasta Çocuklar Has-
tahanesi’nde 1 Şubat-24 Temmuz 1894 tarihleri arasında 448 difterili çocuktan 109’unun öldüğünü (% 24,33),
1890 ile 1894 yılları arasında ise 3971 difterili çocuktan % 51,71’inin öldüğünü açıklamış ve ölüm oranları
arasındaki farkın antidifterik serum ile tedavi sonunda elde edildiğini bildirmiştir. Nuran Yıldırım ve Suzan
Bozkurt, “VIII. Uluslararası Hijyen ve Demografi Kongresinin (1894) Tıp Tarihimizdeki Yeri”, III. Türk Tıp
Tarihi Kongresi, İstanbul: 20-23 Eylül 1993, Kongreye Sunulan Bildiriler, TTK Basımevi, Ankara 1993, s. 82-83.
234 BOA, İ.HUS., 31/1312/CA074.
235 Yıldırım, “Salgınlar”, s. 424.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 465
meydana gelen ve Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de kurulan özel bir komisyon (komis-
yon-u mahsusa) tarafından inceleme yapılarak bir rapor hazırlanması istenmiştir.
Yapılan ön incelemede bir kutu ilacın bir veya en fazla iki hastaya yetecek miktarda
olduğu, ilacın komisyon tarafından birçok hastada kullanılmadan önce, şimdilik her
hafta posta ile 50 şişe miktarının Paris’ten getirilmesi ve komisyonun kontrolü altın-
da kurulacak en az 20 yataklık bir yerin tahsis edilerek, burada yapılacak uygulama
neticesinde ilacın kuşpalazına kesin çare (deva-yı katî) olup olmadığı konusunda
tespit yapılması düşünülmüştür. Tophane-i Amire Müşiriyeti ve Umum Mekatib-i
Askeriye-i Şahane Nezareti tarafından saraya arz edilen bu teklif padişah tarafın-
dan da uygun görülmüş ve 20 yataklık bir difteri hastanesi kurulması, Paris’ten her
hafta 50 şişe ilaç getirilmesi ve yapılacak uygulamanın olumlu netice verip vermedi-
ği konusunda bir an önce sarayın bilgilendirilmesi konusunda çalışma başlatılmıştır
(20 Ca 1312/19 Kasım 1894)236. Bakteriyolojihane-i Şahane Müdürü Dr. Nicole
de, Kasım 1894’te serumun hazırlanışını öğrenmek üzere Paris’e gönderilmiştir237.
Konu ile ilgili 1895 tarihli bir belgede, “Der-saadet’ce i’mâli muktezâyı ira-
de-i seniyye-i hazreti hilafetpenâhiden olan kuşpalazı serumunun istihzarat-ı re-
hin-i hitam olub tevziine mübaşeret olunacağın(ın)…” ifade edilmesi238 difteri se-
rumunun 1895 tarihinde artık Osmanlı topraklarında da imal edilmeye başladığı
ve hastalık mahallerine gönderileceğine işaret etmektedir. Bu bağlamda Bakteriyo-
lojihane-i Şahane’de 4 Aralık 1895’ten itibaren yerli difteri serumu üretilmeye baş-
lamış239 ve Dr. Nicole serumu adı verilen yerli difteri serumundan, Ocak 1899-Ka-
sım 1900 arasında imparatorluğun çeşitli yörelerine 3750 şişe gönderilmiştir. Bu
Osmanlı Devleti’nde kullanılan ilk bağışık serumdur240. Hastalıkla ilgili tutulan
istatistikler serumun önemli ölçüde faydalı olduğunu ortaya koymaktadır. Mesela
Şişli Etfal Hastanesi’nin dâhiliye tabibi ve bakteriyolog Bnb. Ömer Fuad Bey 21
Nisan 1900-15 Ağustos 1901 tarihleri arasında serum tedavisi uygulanan 75 difteri
vakasında bir ölüm, 18 krup vakasında ise 6 ölüm meydana geldiğini ve hastaların
çoğunun şifa bulduğunu gösteren bir istatistik hazırlamıştır241.
236 BOA, İ.HUS., 31/1312/CA074.
237 Yıldırım, “Salgınlar”, s. 424./ Difteri serumunun kâşifi ise ilk Nobel Tıp Ödülü sahibi olan ve
Hamidiye Etfal Hastanesi’ne de ziyaretlerde bulunan (16 Nisan 1907) Prof. Dr. E. A. Von Behring’tir. Yıldı-
rım, Hastane Tarihimizde Bir Kutup Yıldızı Hamidiye Etfal Hastanesi, s. 95-96.
238 Bakınız 2 C 1313(20 Kasım 1895) tarihli vesika. BOA, Y..MTV., 132/32.
239 Yıldırım, “Salgınlar”, s. 424.
240 14 Temmuz 1913’ten önce Bakteriyolojihane’de insan hastalıklarına karşı sadece difteri serumu
hazırlanmıştır. Yıldırım, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Koruyucu Sağlık Uygulamaları”, s.1336.
241 Yıldırım, Hastane Tarihimizde Bir Kutup Yıldızı Hamidiye Etfal Hastanesi, s. 60-61./ Difteri hastalığı
mütareke ve işgal yıllarında da can almaya devam etmiştir. Bu dönemde aşı çalışmalarına daha fazla hız ve-
ZEYNEL ÖZLÜ466
Difteri Serumu Şırıngası
Difteri serumu şırıngasının uzun süre dışarıdan sipariş edildiği anlaşılmakta-
dır. Mesela 1909 yılına ait bir belgede difteri serumunu zerk etmek için kullanılan
şırınganın “Ma’dî Nikola modeli” olduğu ve bu modelin “Paris’de Mösyö Sîmâlik
Fabrikası”ndan sipariş edildiği ifade edilmektedir(2 B 1327/20 Temmuz 1909)242.
Serum ve şırınga talepleri incelendiğinde aralarında nicel olarak ters bir orantı
mevcut olduğu ve şırınga sayısının serum sayısına göre az olduğu dikkat çekmekte-
dir243. Nitekim belgelerden, 100 adet seruma bir adet şırınga verildiği anlaşılmak-
tadır. Mesela Eğin kazasına tabi Zemâre köyünde meydana gelen difteri salgınına
karşı buradaki hasta fakir çocuklar için kullanılmak üzere 250 şişe serum, 2 aded
şırınga talep edilmişse de hastalığın daha az yayılmış olmasına (kılletine) nazaran
100 şişe serum, 1 adet şırınga gönderilmiştir (11 M 1327/2 Şubat 1909)244.
Serum ve Aşı Tüplerinin Dağıtımında Uygulanan Prosedür
Taşradan istenen serum talepleri heyet-i sıhhiye müfettişi umumiliği ve Me-
katib-i Askeriye-i Şahane Nezareti arasında yapılan yazışmalar neticesinde İstan-
bul’da bulunan Bakteriyolojihane-i Şahane’den temin edilerek245, Umum Mekâtib-i
Askeriye-i Şâhane Nezareti tarafından gönderilmiştir (10 Nisan 1324/23 Nisan
1908)246. Tüp ve serumlar doğrudan doğruya Tıbbiye Nezareti’nden istenilmesi
gerekirken247 bazı yerler tarafından usule aykırı olarak tüp ve serumların doğrudan
doğruya Telkihhane ve Bakteriyolojihane-i şahaneden istendiği görülmektedir. Bu
durum “tüp ve serumun hem sevk ve irsalinde te’hirâtı ve hem de muamelatında teş-
vîşâtı mu’ceb olmakda …” dır. Kurallar çerçevesinde talepte bulunulması konusun-
da tophane-i amire müşiri ve umum mekâtib-i askeriye-i şahane nazırı tarafından
rilmiştir. 1918 tarihli Anadolu Gazetesi’nin haberine göre Sıhhiye Müdüriyeti Umumiyesi tarafından İzmir
Sıhhiye Müdüriyetine “15 apol difteri serumu” gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu yıllardaki gazetelerde 1918
yılına ait birkaç vefat haberiyle birlikte 1335’te Karşıyaka’da 1, Menemen’de 2, İzmir’de 5 vaka ve 2 ölüm,
1336’da Karşıyaka’da 1, İzmir’de 2 vaka ve 3 ölüm olayı, 1338’de ise 5 difteri vakasına rastlanmıştır. Tantay,
“Milli Mücadele Yıllarında İzmir’de Etkili Olan Başlıca Bulaşıcı Hastalıklar (Emraz-ı Sariye)”, s. 51.
242 BOA, DH. MKT.,2881/17, Vesika 1-2.
243 BOA, DH. MKT., 2429/39.
244 BOA, DH. MKT, 2727/98, Vesika 1-2./ BOA, DH. MKT.,1109/53, Vesika 2./ BOA, DH.
MKT., 1096/11, Vesika 1-4.
245 İskenderun kazası kaymakamlığınca istenen 25 şişe serum için uygulanan prosedüre bakınız (24
Ks 1323/6 Şubat 1908). BOA, Zabtiye Evrakı (ZB.) 56/54.
246 “Belediye Eczanesi'nde bulundurulmak üzere” İskenderun kazasından 25 şişe difteri serumu talep edilince,
talep edilen serumlar Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhane Nezareti tarafından gönderilmiştir. BOA, ZB., 488/101.
247 Baalbek kazasında zuhur eden kuşpalazı hastalığıyla mücadele için gerekli serumların
gönderilmesi için Suriye vilayeti tarafından yapılan talep doğrudan Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhâne
Nezareti’ne iletilmiştir (15 Ca 1317/21 Eylül 1899). BOA, DH. MKT., 2249/14.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 467
Dâhiliye Nezareti’nden talepte bulunulmuş ve durumun vilayet ve livalar başta ol-
mak üzere ilgili bütün birimlere bir tamim hazırlanarak (tamimen) tebliğ edilmesi
istenmiştir. Tüp ve serumların doğrudan Tıbbiye Nezareti’nden istenmesi, doğal
olarak malzemelerin vaktinde ulaşmasına da imkan sağlamıştır (….bi-t’tabi’ vakt
ve zamanıyla ve sür’ati mümkine ile….) (22 M 1322/8 Nisan 1904)248.
Uygulanan prosedür çerçevesinde Bakteriyolojihane müdüriyetinin de, se-
rum talebi konusunda taşradan gelen doğrudan talep telgraflarını dikkate alma-
dığı görülmektedir. Nitekim Bakteriyolojihane’ye kuşpalazı serumuna şiddetle ih-
tiyaç olması gerekçesiyle 50 şişe serum gönderilmesi için bir hafta içinde 3 defa
telgraf çekildiği halde müdürlüğün talebi dikkate almadığı görülmektedir. Bu tür
durumlarda vilayet sıhhiye müfettişleri devreye girerek Dâhiliye Nezareti kanalıyla
Umur-ı Tıbbiye-i Mülkiye Nezareti’nin taleplerinin yerine getirilmesini sağlamış-
lardır (7 Z 1326/31 Aralık 1908)249.
Daha sonraları, Bakteriyolojihane müdürü Mösyö Remenikır tarafından dif-
teri serumlarının, talebi, gönderilmesi ve değiştirilmesi gibi muhtelif hususlarda
muhtemel kargaşayı önlemek için bir takrir hazırlanmış ve bu hususlarda Meclis-i
Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umûmiye riyasetinin sorumlu olması sağlanmıştır.
Bu nedenle taşradan gelen serum taleplerinin bu riyasete yazılması (muhabere) ve
üzerinden bir sene geçmeden serum değiştirme taleplerinin dikkate alınmayacağı
ile ilgili olarak bütün vilayetlere de (elviye-i gayrı mülhakata) bilgi verilmiştir (14 Z
1327/27 Aralık 1909)250.
İhtiyaç duyulan serum ve şırıngalar bölgedeki muhtelif yetkililer tarafından
talep edilmekle beraber Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Nezareti, her birimin tale-
bini de yerine getirmemiş, serum ve şırınga talebinin sadece mahalli hükümet
yetkilileri (hükümet-i mahalliye, vilayet yetkilileri) tarafından yapılmasını zorunlu
tutmuştur 251.
248 BOA, DH. MKT., 839/46, Vesika 1-2./Ayrıca bakınız 22-23 M 1322 (8-9 Nisan 1904) tarihli
vesika. BOA, DH. MKT., 2603/95, Vesika 1-2./Serumların Bakteriyolojihane’den gönderilmesi ile ilgili
olarak bakınız: BOA, DH. MKT, 1120/2, Vesika 3./ Bakteriyolojihane müdürlüğünden Suriye Vilayeti'ne
10 şişe serum gönderilmesi ile ilgili bakınız (13 B 1317/17 Kasım 1899). BOA, DH. MKT, 2272/20./
Bakınız 3 C 1317 (9 Ekim 1899) tarihli vesika. BOA, DH. MKT, 2255/24.
249 Ankara Vali vekili Defterdar Zihni’nin Dâhiliye Nezareti’ne yaptığı talep için bakınız. BOA,
DH. MKT., 2698/32, Vesika 1-2.
250 BOA, DH. MUİ, 49-1/2, Vesika 1-2.
251 Mesela Mamüratü’l-aziz vilayeti dâhilinde bulunan Eğin kazasına tabi Zemâre köyünde meyda-
na gelen difteri salgını nedeniyle Ermeni Patrikhanesi doğrudan Bakteriyolojihane müdürlüğüne başvurarak
serum ve şırınga talebinde bulunmuşsa da bu talep dikkate alınmamıştır (11 M 1327/2 Şubat 1909). BOA,
DH. MKT, 2727/98, Vesika 1-2.
ZEYNEL ÖZLÜ468
Serumların Muhafazası ve Tazeliğini Koruma Süresi
Bakteriyolojihane’de hazırlanan serumların üretim tarihinden itibaren bir yıl
boyunca tazeliğini koruduğu tespit edilmiştir. Konu ile ilgili bir vesikada “tarih-i
istihzarından itibaren bir seneye kadar havass-ı şifâiyesini muhafaza ideceği ta-
raf-ı ali asafânelerinden iş’ar buyrulduğu.…” ifade edilmiştir (21 B 1316/5 Aralık
1898)252. Taşraya gönderilen serum vs. diğer ilaçların genelde belediyeler içerisinde
birer eczahane kurularak buralarda muhafaza edildiği görülmektedir253. Bununla
beraber vilayetlerin çoğunda özellikle kış mevsimlerinde hastalığın olası artma ihti-
maline karşı merkezden serum talep edilerek254 “ihtiyaten” serum bulundurulması,
serumların fenni usuller çerçevesinde muhafaza edilememesi ve süresi içerisinde
kullanılmamasından dolayı bozulma riski ile karşı karşıya kaldığı görülmektedir
(1 B 1317/5 Kasım 1899)255. Bu çerçevede hastalık mahallerinden talep edilen
şırınga ve serumlar, zaman aşımına uğramaması (özellikle serumlar) için, belediye
tabipleri tarafından yapılan tetkikler neticesinde gerçek ihtiyaçlar tespit edilerek256
dengeli bir şekilde257 ve parça parça (ceste ceste) karşılanmıştır. İhtiyaç kalmadığı
takdirde serumların bozulmadan iadesi konusunda da hassas davranılması konu-
sunda çalışma başlatılmış258 ve vilayetlere gönderilen serumlardan artakalanlar be-
lirli bir süre bekletilmiş ve daha sonra merkezi hükümet adına Umur-ı Tıbbiye-i
Mülkiye Nezareti ile irtibata geçilerek değiştirilmiştir(25 S 1327/18 Mart 1909)259.
Bu bağlamda serumların tazeliğini koruması amacıyla vilayetlerce ihtiyaç duyulan
252 BOA, DH. MKT, 2144/3.
253 Bakınız 5 Şu 1323 (18 Şubat 1908) tarihli vesika. BOA, ZB. 348/117.
254 Nitekim belediyelerin özellikle kış mevsiminde hastalığın olası artma ihtimaline karşı merkezden
serum talep ettikleri ve bu nedenle belediye eczanelerinde bulunan serumların önemli bir kısmının eskimiş
olduğu anlaşılmaktadır. İskenderun Belediye eczahanesine taze kuşpalazı serumu gönderilmesi talebi için
bakınız 5 Şu 1323 (18 Şubat 1908) tarihli vesika. BOA, ZB. 348/117.
255 İlgili belgede şu ifade geçmektedir: “vilâyât-ı şâhânenin ekserinde ihtiyaten bulundurulan se-
rumların usul-ü fenniyesi dairesinde muhafaza….” BOA, DH. MKT, 2265/120.
256 Mesela Ohri’de meydana gelen hastalıkta, başlangıçta 10 şişe kuşpalazı serumu gönderilmiş
daha sonra 10 şişe daha gönderilmiştir (26 N 1321/16 Aralık 1903). BOA, TFR.I..MN.., 28/2774, Vesika
1-8.
257 Bakınız 11 M 1327 (2 Şubat 1909) tarihli vesika. BOA, DH. MKT, 2727/98, Vesika 1-2./ Me-
sela Van vilayeti tarafından gönderilen telgrafnamede bölgede Kuşpalazı hastalığının devam ettiği ifade
edilerek “100 kadar serum daha” gönderilmesi talep edilmiştir (25 C 1324/16 Ağustos 1906). BOA, DH.
MKT.,1109/53, Vesika 2./ Bir diğer bir belgede Van’da kuşpalazı ile mücadele için “şimdilik 30 adet se-
rumun sürat (ile) irsali”nin yapıldığı belirtilmektedir (10 Ca 1324/2 Temmuz 1906). BOA, DH. MKT.,
1096/11, Vesika 1-4.
258 Ohri’de meydana gelen hastalıkta başlangıçta 10 şişe kuşpalazı serumu gönderilmiş daha sonra
10 şişe daha gönderilmiştir (26 N 1321/16 Aralık 1903). BOA, TFR.I..MN.., 28/2774, Vesika 1-8.
259 Leskovik'e gönderilmiş olan dokuz şişe difteri serumundan bir şişe sarf edilmiş, geriye kalan
sekiz şişenin yerine tazelerinin gönderilmesi için Yanya vilayetince talepte bulunulmuştur. BOA, DH.
MKT.,2771/6.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 469
serumların üç ayda bir hazırlanması260 veya “altı ayda bir kere tecdid olun
(ması)…” sağlanmış261 ve üzerinden bir sene geçmeden serum değiştirme talepleri
dikkate alınmamıştır (14 Z 1327/27 Aralık 1909)262. Mesela Van vilayeti merke-
zi eczanesine sarf edilmek üzere “dört defada 230 aded serum” gönderilmiştir.
Bunlardan 101 (bir diğer belgede 100) adedi sarf edilmiş, geriye kalan 129 adedi
sarf edilemeyip “bozulmak ihtimaline binaen Bakteriyolojihane’ye iade” edilmeye
karar verilmiştir. 230 adet dışında bölgeden 140 adet daha istendiği görülmektedir.
Ancak hastalık bertaraf edilince vilayet yöneticileri harekete geçerek istenen “140
adedi henüz (bölgeye) vurûd etmemiş olduğundan (serumlar) nerede kalmış (bulu-
nuyor) ise buldurulması” için ilgili kişilere yazılı olarak bildirilmesini istemişlerdir
(7 Ş 1324/20 Şubat 1909)263. Yine Baalbek'te kuşpalazı hastalığı çıkması üzerine
birçok tahaffuz tedbiri alınmış ve hastalığın sirayeti engellenmiştir. Bununla bera-
ber merkez vilayet Suriye’de ve Beyrut’ta serum bulunmadığından her 15 günde
bir defa onar şişe serum gönderilmesi talep edilmişse de264 hastalığın artması nede-
niyle istenen serum miktarı daha sonra 24 şişeye çıkarılmıştır (17 C 1317/23 Ekim
1899)265. Yanya vilayeti tarafından kuşpalazı illetine karşı 150 şişe kuşpalazı serumu
istenmesine rağmen merkez sadece 100 şişe göndermiştir (4 M 1331/14 Aralık
1912)266. Yine Adana vilayetinde meydana gelen salgında bölgeden 300 adet se-
rum ve şırıngası talebinde bulunulmuşsa da merkezi yetkililer başlangıçta 40, daha
sonra 110 serum göndermiş geri kalanların da “ceste ceste” gönderileceğini bildir-
miştir(2 B 1327/20 Temmuz 1909)267. Şeceste (Manastır) kasabasında çocuklarda
(etfal) şiddetli bir şekilde kuşpalazı hastalığı görüldüğünde bölgeye “20 şişe serum”
gönderilerek hastalık tedavi edilmeye çalışılmıştır (11 R 1316/29 Ağustos 1898)268.
260 İlgili belgede “esmân-ı mahallerin devâir-i belediyesinden istihsal kılınmak üzere her vilayet için
lüzum olan serumun üç ayda bir istihzarıyla…” ifadesi kullanılmaktadır (7 Ş 1324/20 Şubat 1909). BOA,
DH. MKT, 1120/2, Vesika 4.
261 Taşraya gönderilen 10 şişe serum ve 2 aded şırınga bedeli ile ilgili olarak bakınız 21 B 1316 (5
Aralık 1898) tarihli vesika. BOA, DH. MKT, 2144/3.
262 BOA, DH. MUİ, 49-1/2, Vesika 1-2.
263 BOA, DH. MKT, 1120/2, Vesika 2,7, 8.
264 Bakınız 1 B 1317 (5 Kasım 1899) tarihli vesika. Talep için 6 Eylül 1315 (18 Eylül 1899) tarihinde
bir telgraf gönderilmiştir. Telgrafa, 2 Teşrîn-i evvel 1315 (14 Ekim 1899) tarihli telgrafla cevap verilmiştir.
BOA, DH. MKT, 2265/120./ Ayrıca bakınız 17 C 1317 (23 Ekim 1899) tarihli vesika. BOA, DH. MKT,
2260/47./ BOA, DH. MKT., 2249/14.
265 BOA, DH. MKT, 2260/47.
266 BOA, Dâhiliye İdari Kısım Belgeleri (DH. İD.), 55/84, Vesika 1-2.
267 Adana hadisesinden dolayı Adana merkez ve havalisinde kimsesiz (bîkes) kalmış ve difteri has-
talığına yakalanmış olan bazı yetim çocukların tedavisinde kullanılmak üzere serum talep edilmiştir. BOA,
DH. MKT.,2881/17, Vesika 1-2./ Bir başka vesikada Suriye'de difteri hastalığı ortadan kaldırıldığından ge-
rek görülmedikçe serum gönderilmemesi istenmiştir (5 L 1317/6 Şubat 1900). BOA, DH. MKT, 2301/40.
268 BOA, DH. MKT., 2097/90.
ZEYNEL ÖZLÜ470
Yine Van vilayetine 370 şişe serumdan ilkönce 140 şişe gönderilmiş, daha sonra
230, 101 ve 50 adet serum gönderilerek mümkün olduğunca serumların dengeli
bir şekilde dağıtılması sağlanmıştır (7 Ş 1324/20 Şubat 1909)269.
Bütün bu iyi niyetli uygulamalara rağmen muhtemelen organizasyonlardaki ek-
siklikler nedeniyle de vilayetlerin serum ve şırınga ihtiyaçlarının zamanında ve tam
olarak karşılanamadığı görülmektedir. Mesela Kosova vilayeti örneğinde olduğu gibi
bazı vilayetlere difteri serumu gönderilmekle beraber şırınga olmaması nedeniyle has-
talıkla mücadele istenilen düzeyde gerçekleşmemiştir. Hastalıkla mücadelede daha
hızlı hareket edebilmek için özellikle belediye tabibi bulunan yerlerde difteri serumu
ve şırıngası bulundurulması sağlanmaya çalışılmıştır (15 Ca 1316/1 Ekim 1898)270.
Serumların Hastalık Mahallerine Ulaştırılması
Hastalık çıkan mahallere gönderilen pülverizatör271, serum, tüp ve şırınga-
lar postahane kanalıyla gönderilmiştir. Önemine binaen serum vs. malzemelerin
postahanenin “mühimme kısmına” teslim edildiği272 ve serumların yolda kırılma-
ması için özel bir kutu içine273 konduğu görülmektedir. Kaza merkezinden köylere
gönderilen malzemelerin ise askeri birlikler vasıtasıyla ulaştırıldığı görülmektedir.
Mesela Ohri'ye bağlı bazı köylerde çıkan kuşpalazı için ihtiyaç duyulan serumlar
Selanik’ten özel bir süvari birliğine (süvari-yi mahsus) teslim edilerek gönderilmiş-
tir (26 N 1321/16 Aralık 1903)274.
Serumların kargo bedelleri serumun gönderildiği vilayet tarafından ödenmiş-
tir. Bu konuda Meclis-i Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umûmiye riyaseti takip-
çi olmuştur. Mesela 1330’lu yıllarda taşraya gönderilen bazı difteri serumlarının
“derrâce (bir çeşit araba) tarikiyle” Avusturya Postahanesi’ne teslim edilerek gön-
derildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede 100 şişe kuşpalazı serumu, Yanya vilayeti-
ne 1000 kuruşa gönderilmiştir (4 M 1331/14 Aralık 1912)275.
269 BOA, DH. MKT, 1120/2, Vesika 1, 3, 5, 6, 7, 8.
270 İlgili belgede “…. taleb edilen serumlar gönderilmekde ise de serum şırıngalarının vaktiyle irsal
olunamamasından naşi mezkur serumlar istimal edilemeyerek…..” ifadesi geçmektedir. BOA, DH. MKT., 2112/34.
271 Mesela Manastır vilayeti Kozana kasabasında difteri hastalığı zuhur ettiği beyanıyla bir adet
pülverizatör satın alınarak posta ile gönderilmiştir. Konu ile ilgili olarak Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şâhâne
Nezareti ile diyaloga geçilmiştir (22 Ş 1316/5 Ocak 1899). BOA, DH. MKT, 2156/130.
272 Yemen'e gönderilen kuşpalazı şırınga ve serum bedeli talebi için bakınız (5 L 1317/6 Şubat
1900). BOA, DH. MKT., 2301/39./ Van vilayeti örneği için bakınız (10 Ca 1324/2 Temmuz 1906). BOA,
DH. MKT., 1096/11, Vesika 1-4.
273 Baalbek’e gönderilen 10 şişe serum için bakınız (1 B 1317/5 Kasım 1899). BOA, DH. MKT,
2265/120.
274 Selanik’ten celp edilen 15 şişe difteri serumunun Ohri’ye yetiştirilmek üzere süvari-yi mahsusaya
teslim edildiğine dair yapılan yazışmalara bakınız: BOA, TFR.I..MN.., 28/2774, Vesika 3, 8.
275 BOA, DH. İD., 55/84, Vesika 1-2.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 471
Serum Bedellerinin Karşılanması
Hastalıkla mücadele için muhtelif alet edevat ve ilaç bulundurmak gerekmiş-
se de gerekli hassasiyet her zaman başkent İstanbul’da bile gösterilememiştir. Nite-
kim Şehremaneti’nin ilgili dairelerinde bile taze serum ve ameliyat için gerekli alet
ve diğer levazımat bulundurmak gerekli olduğu halde bunların her zaman hazırda
mevcut olmadığı bu nedenle de hastalıkla etkili mücadele edilemediği görülmek-
tedir. Konuyla ilgili olarak 1910’da Meclis-i Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umû-
miye Riyaseti takipçi olmuştur (14 M 1328/26 Ocak 1910)276. Her şeye rağmen
Der-saadet, taşra, mülkiye ve askeriye daireleri (devair-i mülkiye ve askeriye), aske-
ri kıtalar (kıtaat-ı askeriye), vilayet ve livalar (vilâyât ve elviye-i şahane) ile kaza ve
nahiyelerden gelen aşı tüpü ve serum taleplerini mümkün olduğunca karşılama-
ya çalışmıştır. Aşı tüpü “saye-i ‘inâyetvâye-i cenâb-ı padişahi..” olarak meccanen
karşılandığı halde serum ve şırınganın “ber mucebi nizam ve talimât” gereğince
parası ödenmek şartıyla gönderimi sağlanmıştır (22 M 1322/8 Nisan 1904)277.
Vilayetler tarafından istenen serum ve şırıngalar, genelde bedelleri karşılığın-
da gönderilmekle beraber sosyal devlet olma özelliğinin bir neticesi olarak bazı
durumlarda özellikle fakir ve yetim çocuklarda meydana gelen hastalıklarda “mec-
canen” gönderilmiştir (2 B 1327/20 Temmuz 1909)278. Ancak şırınga bedellerinin
“hiçbir mahallede meccanen i’ta edilmemekte olduğu” ve şırınga bedellerinin mut-
laka hastalık mahalli tarafından, bir şekilde, ödendiği dikkat çekmektedir. Serum ve
şırınga bedelleri ve ödenmesi gibi hususlarda, Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane
ve Umur-ı Tıbbiye-i Mülkiye Nezareti, Bakteriyolojihane müdürlüğünün görüşleri
doğrultusunda hareket etmiştir (2 B 1327/20 Temmuz 1909)279. Belediyelerin ilaç
bedellerini sadece maddi durumu iyi olanlardan tahsil ettiği, fakir olan kişilerin
yerine ise belediyenin karşıladığı görülmektedir (7 Ra 1328/19 Mart 1910)280.
Taşraya gönderilen serumların “altı ayda bir kere tecdid olun (duğu)…” ve se-
rum bedelinin (esman) serumlar gönderildikten sonra ödendiği görülmektedir (21
B 1316/5 Aralık 1898)281. Bununla beraber vilayetlere gönderilen serum ve şırın-
ga bedellerinin her zaman vaktinde ödenmediği bu nedenle de merkezi hükümet
276 İlgili tarihte Der-saadet’te difteri hastalığının arttığı ve hastalığa yakalanan bazı kişilerin vefat
ettiğinden bahsedilmiştir. BOA, DH. MUİ, 58/32, Vesika 1-2.
277 BOA, DH. MKT., 839/46, Vesika 1-2.
278 BOA, DH. MKT.,2881/17, Vesika 1-2.
279 BOA, DH. MKT.,2881/17, Vesika 1-2.
280 BOA, DH. MUİ, 70-2/6, Vesika 1-4.
281 Taşraya gönderilen 10 şişe serum ve 2 adet şırınga bedeli ile ilgili olarak bakınız. BOA, DH.
MKT, 2144/3.
ZEYNEL ÖZLÜ472
adına Umur-ı Tıbbiye-i Mülkiye Nezareti’nin zaman zaman vilayetleri uyardığı
anlaşılmaktadır (5 L 1317/6 Şubat 1900)282.
Serum bedelleri hastalık mahallerinde bulunan belediye dairelerinden tahsil
edilmiş283 ve Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şahane Nezareti’ne gönderilmiştir284.
İlgili bedeller, vilayet eczahanesi tarafından Bakteriyolojihane’ye gönderilip bura-
da muhasebe tarafından kayıt altına alınmış285 serum bedeli olan meblağın mak-
buz senedi de ilgili vilayete gönderilmiştir (25 S 1327/18 Mart 1909)286.
1899 tarihinde 10 şişe serum için 120 kuruş287, 20 tüp serum için 240 kuruş288,
1906 tarihinde 30 şişe difteri serumu için 300 kuruş289, 140 şişe serum için 1400
kuruş, daha sonra gönderilen 230 şişe serum için ise “mecidi 19” kuruş hesabıyla
2185 kuruş bedel belirlenmiştir. Yine Van vilayetine gönderilen 101 adet serum
için 1010 kuruş, 50 adet serum için 500 kuruş, 370 şişe için 3700 kuruş bedel
hesaplanmıştır(7 Ş 1324/26 Eylül 1906)290. 1909 yılında ise bir şişe difteri serumu
için 19 kuruş bedel belirlenmiştir (25 S 1327/18 Mart 1909)291.
Bu çerçevede 1899 tarihinde bir şişe difteri serumu 12 kuruş iken, 1906 ta-
rihinde 9,5-10 ve 14 kuruş, 1909 yılında ise 19 kuruştur. Serum fiyatlarının bu
10 yıllık zaman diliminde paranın değeri çerçevesinde muhtelif değerlerde oldu-
ğu görülmektedir. 1906 yılında serum bedelleri hesaplanırken “mecidi 19” kuruş
hesabıyla belirlenmiştir (7 Ş 1324/26 Eylül 1906)292.
282 Yemen'e gönderilen kuşpalazı şırınga ve serum bedeli talebi için bakınız. BOA, DH. MKT.,
2301/39./ Suriye'de çıkan difteri hastalığı gerek vilayet merkezi gerekse vilayete dahil diğer alanlarda orta-
dan kaldırıldığında, vilayet tarafından hala merkeze ödenmemiş serum bedellerinin bulunduğu görülmekte-
dir (5 L 1317/6 Şubat 1900). BOA, DH. MKT, 2301/40.
283 İlgili belgede “esmanı mahallerin devâir-i belediyesinden istihsal kılınmak üzere her vilayet için
lüzum olan serumun üç ayda bir istihzarıyla…” ifadesi kullanılmaktadır (7 Ş 1324/26 Eylül 1906). BOA,
DH. MKT, 1120/2, Vesika 4.
284 Van vilayeti örneği için bakınız (10 Ca 1324/2 Temmuz 1906). BOA, DH. MKT., 1096/11,
Vesika 1-4.
285 Bakınız 7 Ş 1324 (26 Eylül 1906) tarihli vesika. BOA, DH. MKT, 1120/2, Vesika 1.
286 Yany a vilayetine bağlı Leskovik'e gönderilmiş olan dokuz şişe difteri serumundan sarf olunan bir
şişenin bedeli için yapılan işleme bakınız. BOA, DH. MKT.,2771/6.
287 Baalbek’e gönderilen 10 şişe serum için bakınız 1 B 1317 (5 Kasım 1899) tarihli vesika. BOA,
DH. MKT, 2265/120.
288 Yemen'e gönderilen kuşpalazı şırınga ve serum bedeli talebi için bakınız 5 L 1317 (6 Şubat 1900)
tarihli vesika. BOA, DH. MKT., 2301/39.
289 Van’a gönderilen serumlar için bakınız 10 Ca 1324 (2 Temmuz 1906) tarihli vesika. BOA, DH.
MKT., 1096/11, Vesika 1, 3.
290 Van vilayetine gönderilen serumlar için bakınız. BOA, DH. MKT, 1120/2, Vesika 1, 3, 5, 6, 7, 8.
291 Yany a vilayetine bağlı Leskovik'e gönderilmiş olan dokuz şişe difteri serumundan sarf olunan bir
şişenin bedelidir. BOA, DH. MKT.,2771/6.
292 Van vilayetine gönderilen serumlar için bakınız. BOA, DH. MKT, 1120/2, Vesika 1, 3, 5, 6, 7, 8.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 473
Serumun zerkini yapmak için kullanılan şırınganın 1 adedi ise 1900293 ve 1909
yıllarında 1 Osmanlı Lirası olarak belirlenmiştir (2 B 1327/20 Temmuz 1909)294.
Sonuç
Osmanlı yöneticileri 19. yüzyılda çocuk sağlığının korunması amacıyla hiçbir
tedbirden kaçınmamışlardır. Karantina tedbirleri konusunda daha bilinçli hareket
etmişler, kuşpalazı gibi bulaşıcı hastalıklara yakalanan çocuklar için okul dışında
bir karantina odası tefriş edilmesi düşüncesi bir tarafa, hasta çocukların naklinin
donanımlı bir hastaneye yapılmasını da sağlamışlardır. Bu çerçevede İstanbul’da
çiçek, kızamık ve kuşpalazı gibi salgın hastalığa yakalanan çocukların tedavi edil-
diği alanlardan birisi Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye hastanesi olmuştur.
Hastalığa Avrupa’da çare bulunmasından hemen sonra Osmanlılar da
konu ile ilgili uzmanlar yetiştirerek hastalıkla mücadele yolunu tutmuşlardır.
Nitekim hastalıkla mücadele konusunda Paris ve Almanya’da bir takım çalışmalar
yürütülmüş, Osmanlı Devleti de Paris’e araştırmacı göndererek hastalıkla müca-
dele konusunda kendi elemanlarını yetiştirmeye çalışmıştır.
II. Abdülhamit’in kızı Hatice Sultan’ın küçük yaşta difteri hastalığından kay-
bedilmesi İstanbul’da hem difteri hem diğer çocuk hastalıkları konusunda hizmet
veren çağdaş Hamidiye (Şişli) Etfal Hastanesi’nin yapılmasında etkili olmuştur.
Hastalıkla mücadelede daha etkili olmak amacıyla İstanbul’da bir de sadece
difteri hastalığı ile mücadelede hizmet verdiği anlaşılan “Difteri Ameliyathanesi”
kurulmuştur. Devletin ekonomik sıkıntıları nedeniyle taşrada geçici hastane kurma
düşüncesi pek gerçekleştirilememiş, genelde belediyeler içerisinde kurulan eczaneler
ve buralarda istihdam edilen doktorlar kanalıyla halkın sıhhi ihtiyaçları karşılanma-
ya çalışılmıştır. Bununla beraber kayıtlar sadece köylerde değil, birçok kaza merke-
zinde bile eczahane bulunmadığını ortaya koymaktadır. İngilizlerin Osmanlı devleti
üzerindeki emelleri, taşrada (Ohri’de ) difteri ile mücadele amacıyla geçici bir hasta-
ne kurmak isteyen İngiliz yardımının reddedilmesine neden olmuş gözükmektedir.
Hastalıkla mücadelede belediyeler içerisinde oluşturulan sıhhiye birimleri is-
tihdam edilmiştir. Hastalıkla mücadelede istihdam edilen en önemli görevliler; be-
lediye tabipleri, sıhhiye müfettişleri ve tathir memurlarıdır. Belediye tabiplerinin te-
davi edici hizmetler yanında koruyucu sağlık hizmetlerinde de istihdam edildikleri
293 Yemen'e gönderilen kuşpalazı şırınga ve serum bedeli incelendiğinde 3 adet şırınga bedelinin 3
Osmanlı lirası olarak belirlendiği görülecektir (5 L 1317/6 Şubat 1900). BOA, DH. MKT., 2301/39.
294 BOA, DH. MKT., 2881/17, Vesika 1-2.
ZEYNEL ÖZLÜ474
anlaşılmaktadır. Bununla beraber sadece köylerde değil, birçok kaza merkezinde
bile tabip bulunmadığı görülmektedir.
Hastalıkla mücadele konusunda yapılacak işlerin yerine getirilmesinde, özel-
likle İstanbul’da, karmaşaya ve gecikmeye neden olan yetki anlaşmazlıklarının
gerçekleştiği görülmektedir.
Difteri ile mücadelede muhtelif malzeme ve ilaç kullanılmıştır. Hastalık alan-
larını dezenfekte etmek için kullanılan pülverizatör, tebhir makinesi ve otoklâv
makinesi gibi. Bunlardan pülverizatörler hastalık mahallindeki kötü havanın te-
mizlenmesi için, tebhir (etüv) makineleri ise hastalık mahallindeki kişilerin giyim
kuşam vs. kullandığı eşyaları dezenfekte etmek için kullanılmıştır. Tebhir makinesi
bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanan kişilerin giysi ve eşyalarını basınçlı su bu-
harı ile bu hastalıkların görüldüğü mekanları kimyasal maddeler ile dezenfekte
etmek için kullanılmıştır. Otoklâv makinesi ise hastalıkla mücadelede tebhir kadar
etkili olmamış daha çok hastanelerde tımar edevatının (temizlik aletleri) dezenfek-
siyonunda kullanılmıştır.
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 475
KAYNAKLAR
Arşiv Kaynakları
Başbakanlık Osmanlı Arşivi
Dâhiliye İdari Kısım Belgeleri (DH. İD.), 55/84.
Dahiliye Mektubi Kalemi (DH. MKT), 427/28, 463/30, 509/36, 702/65, 718/11,
839/46, 1045/44, 1096/11, 1109/53, 1120/2, 1126/83, 1444/107, 1462/65,
1804/39, 1875/105, 2097/90, 2112/34, 2131/11, 2137/97, 2142/65,
2144/3, 2155/113, 2156/130, 2163/40, 2166/42, 2186/96, 2221/117,
2249/14, 2255/24, 2260/47, 2261/19, 2265/120, 2270/98, 2272/20,
2281/49, 2289/61, 2298/50, 2301/39, 2301/40, 2322/94, 2328/44,
2351/124, 2402/40, 2429/39, 2516/114, 2549/65, 2603/95, 2698/32,
2727/98, 2771/6, 2881/17.
Dâhiliye Muhaberat-ı Umumiye İdaresi Evrakı (DH. MUİ), 49-1/2, 54-1/12, 58/32,
70-2/6.
İrade Askeri (İ. AS.), 10/1312/B-08.
İrade Dahiliye (İ..DH.), 1167/91242.
İrade Hususi (İ. HUS.), 31/1312/CA054, 31/1312/CA074, 32/1312/C-014,
40/1313/S-050, 128/1323.S-009, 133/1323.B-15.
Maarif Mektubi Kalemi (MF. MKT.), 232/17, 269/56, 323/18, 325/55, 355/30,
481/32, 545/9, 1045/44.
Rumeli Müfettişliği Kosova Evrakı (TFR.I..KV..), 54/5304.
Rumeli Müfettişliği Manastır Evrakı (TFR.I..MN..), 28/2774.
Yıldız Esas Evrakı (Y..EE.), 49/11.
Yıldız Tasnifi Mütenevvi Maruzat Evrakı Bölümü (Y..MTV.), 41/107, 97/62,
125/131, 132/32, 272/151.
Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı Mabeyn Başkitabeti (Y..PRK.BŞK.), 40/18, 43/41.
Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı Mabeyn Erkanı ve Saray Görevlileri Arizaları (Y..
PRK. SGE.), 7/41.
Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı Şehremaneti Maruzatı (Y.. PRK..ŞH.), 5/57.
Yıldız Tasnifi Perakende Evrakı Tahrirat-ı Ecnebiye ve Mabeyn Mütercimliği (Y.
PRK. TKM), 42/43.
Yıldız Sadaret Hususi Maruzat (Y..A...HUS), 252/12, 299/58, 337/129.
Zabtiye Evrakı (ZB.) 56/54, 348/117, 488/101.
ZEYNEL ÖZLÜ476
İstanbul BB Atatürk Kitaplığı Arşivi
Mahmud Sadık, “Fenni Musahabe-Tıpta Terakkiye Bir Misal/Kuşpalazı Aşısı”,
Servet-i Fünûn, c.63, Yıl: 36, sy.1641-167, 26 Kanunusani 1928, ss. 166-167.
Servet-i Fünûn, “Şuunât-Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye-Doktor Ro Tarafından Keşf
Olunan Kuşpalazı Aşısının İstanbul’a Getirilmesi”, c. 8, Yıl: 4, sy. 205, 30
Kânunusani 1310, ss. 368.
Servet-i Fünun, “Şuunât-Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye-Difteri”Hastalığının Bulaşması”,
c. 9, Yıl: 5, sy. 222, 1 Haziran 1311, ss. 224.
Servet-i Fünûn, “Kuşpalazı İlletinin Devasını Keşfeden Doktor Ro’nun Resmi”, c. 8,
Yıl: 4, sy. 186, 22 Eylül 1310, ss.61.
Servet-i Fünûn, “Kuşpalazının Tedavisi”, c. 8, Yıl: 4, sy. 186, 22 Eylül 1310, s. 54-57.
Servet-i Fünûn, “Kuşpalazına Tutulmuş Bir Çocuğa Bargir Dem-i Safisinin Suret-i
Telkihinin Resmi”, c. 8, Yıl: 4, sy. 187, 6 Teşrinievvel 1310, ss. 92.
Servet-i Fünûn, “Kuşpalazı Tedavisi Antitoksi”, c.8, sy.189, Yıl:4, 13 Teşrinievvel 1310,
ss. 102-103.
Servet-i Fünûn, “ Şuunât (Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye-Kuşpalazı tedavisi)”, c.8, sy.189,
Yıl:4, 13 Teşrinievvel 1310, ss. 112.
Servet-i Fünun, “Şuunât-Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye- Amerika-Santiyago’da Difteri
Hastalığından Ölümler”, c. 8, Yıl: 4, sy. 191, 7 Teşrinievvel 1310, ss. 144.
Servet-i Fünûn, “Kuşpalazı İlacının Esasını Keşfeden Almanyalı Doktor Behren’in
Resmi”, c. 8, Yıl: 4, sy. 194, 17 Teşrinisani 1310, ss.180.
Servet-i Fünûn, “Şuunât-Mevadd-ı Sıhhiye ve Tıbbiye- Masleddem ve Berlin’de
Kuşpalazı Tedavisi”, c. 8, Yıl: 4, sy. 196, 1 Kânunuevvel 1310, ss. 223-224.
Diğer Kaynaklar
Aksu, Murat, Tıp Tarihi Açısından Türkiye’de Verem Savaşı, Türkiye Ulusal Verem Savaşı
Dernekleri Federasyonu Yayını- Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Basımevi,
Ankara 2007.
Altay, Asuman, “Sağlık Hizmetlerinin Sunumunda Yeni Açılımlar ve Türkiye
Açısından Değerlendirilmesi”, Sayıştay Dergisi, S. 64, 2007, s. 33-58.
Altıntaş, Ayten - Dinç, Gülten - İbrahim Başağaoğlu, “Basılı Tıp Yayınları Alanının
Öncülerinden Biri- Tuhfetü’l-Tıb”, Ed. Hüsrev Hatemi, Aykut Kazancıgil,
Tıp Tarihi Araştırmaları-History of Medicine Studies, Yüce Yayım, S. 10, Haziran,
İstanbul 2001, s. 21-37.
Anagnostopulu, Athanasia, “Tanzimat ve Rum Milletinin Kurumsal Çerçevesi
Patrikhane, Cemaat Kurumları, Eğitim”, 19. Yüzyıl İstanbul’unda Gayri Müslimler,
Ed. Pinelopi Stathis, çev. Foti ve Stefo Benlisoy, 2. Baskı, Tarih Vakfı Yurt
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 477
Yayınları, İstanbul 2003, s. 1-35.
Aydın, Erdem, Türkiye’de Sağlık Teşkilatlanması Tarihi, Naturel Kitap Yayıncılık, Ankara
2002,
Baytop, Turhan, “Osmanlı Döneminde Eczacılık ve Eczacılar”, Osmanlı, c. 8, Yeni
Türkiye yayını, Ankara 1999, s. 587-594.
Çabuk, Vahid, Osmanlı Siyasi Tarihinde Sultan II. Abdülhamid Han, Emre Yayınları,
İstanbul 2003.
Çavuşoğlu, Turgay- Jale Çetinkaya, “Darülaceze ve Sosyal Hizmetler”, 2013,
http://www.turgaycavusoglu.com/index.php?option=com_
content&view=article&id=71&Itemid=87 (Erişim tarihi 24. 09. 2013).
Demirağ, Bahtiyar, Çocuk Hastalıkları –İnfeksiyöz Hastalıklar ve Zehirlenmeler, c. II, Milli
Eğitim Basımevi, Ankara 1951.
Demiryürek, Mehmet, “Kıbrıs’ta Salgın Hastalıklar ve Hastalıklarla Mücadele (1878-
1908)”, 38. Uluslararası Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, c. 2, Ed., Nil Sarı, Ali
Haydar Bayat, Yeşim Ülman, Mary Işın, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara,
2005, s. 1299-1320.
Efe, Suat, “Şişli Etfal Hastanesinin Kurucusu Dr. İbrahim Paşa (1861-1938)”, Tıp
Tarihi Araştırmaları, Ed. Nil Sarı, Hüsrev Hatemi,1993, S.4, s.141-146.
Ege, Rıdvan, Atatürk ve Cumhuriyet Dönemi Sağlık Hizmetleri 1923-1998, 83. Kitap, Türk
Hava Kurumu Basımevi, Ankara 1998.
Engin, Vahdettin, Sultan II. Abdülhamit ve İstanbul’u, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2008.
Erginöz, Hilmi, “Türkiye’de Sağlık İdaresi”, Dünyada ve Türkiye’de 1850 Yılından Sonra
Tıp Dallarındaki İlerlemelerin Tarihi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları, İstanbul
1988, s. 174-185.
Fişek, Nusret H, Halk Sağlığına Giriş, Hacettepe Üniversitesi Dünya Sağlık Örgütü
Hizmet Araştırma ve Araştırıcı Yetiştirme Merkezi Yayını, Ankara 1983.
Gür, Emel, “Adolesanlarda Aşılama: Difteri-Boğmaca-Tetanoz, Kızamık-Kızamıkçık-
Kabakulak ve Suçiçeği Aşıları”, İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi
Etkinlikleri Adolesan Sağlığı II, Sempozyum Dizisi No: 63, 2008, s. 85-88.
İç Hastalıkları, (Ed). Prof. Dr. Aydoğan Öbek, 4. Baskı, Güneş Kitabevi, Bursa 1990.
Cecil Russell L, İç HastalıklarıCecil, yay. Cevdet Aykan, çev. Arif İsmet Çetingil vd.,
İ. Ü. Tıp Fakültesi Talebe Cemiyeti Yayını, İstanbul.
İstanbul İl Yıllığı 1973, (1973), İstanbul 1950.
Kahya, Esin, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunda İatrokimya Cereyanının
Etkileri”, III. Türk Tıp Tarihi Kongresi, İstanbul: 20-23 Eylül 1993, Kongreye Sunulan
Bildiriler, TTK Basımevi, Ankara 1999, s. 69-76.
Koloğlu, Orhan, “XIX. Yüzyılda Hac Yoluyla Koleranın Yayılması ve Hanikin
Karantina Doktorunun Anıları”, III. Türk Tıp Tarihi Kongresi, İstanbul: 20-23
ZEYNEL ÖZLÜ478
Eylül 1993, Kongreye Sunulan Bildiriler, TTK Basımevi, Ankara 1999. s. 61-67.
Nuhoğlu, Hidayet Y., “Darülaceze”, DİA, c. 8, Türkiye Diyanet Vakfı Yayını, İstanbul
1993, s. 512-514.
Okay, Cüneyd, “Son Dönem Osmanlı Toplumunda Çocuk (1850-1900)”, Türkler, c.
14, Ankara 2002, s. 41-56.
------------, “O s m a n lı Devleti’nde Kimsesiz Çocukları Barındırmak İçin Kurulan Bir
Kurum: Himaye-i Etfal Cemiyeti (1917-1923)”, Osmanlı, c. 5, 1999, s. 496-503.
Özbek, Nadir, Osmanlı İmparatorluğunda Sosyal Devlet Siyaset, İktidar ve Meşrutiyet 1876-
1914, 2. Baskı, İletişim yayınları, İstanbul 2004.
Özcengiz, Erkan, “Difteri Bağışıklaması”, STED, c. 12, S. 3, 2003, s.103-104.
Özden, Neşe, “Dr. Refik Saydam’ın Türk Sağlık politikaları Üzerindeki Etkisi (1923-
1937)”, 38. Uluslararası Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, c. 3, Ed. Nil Sarı, Ali
Haydar Bayat, Yeşim Ülman, Mary Işın, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara,
2005, s. 1503-1511.
Özgür, Hüseyin, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Temizlik ve Halk Sağlığı Hizmetleri”.
Yeni Türkiye, Büyük Osmanlı Araştırması, c. 5: Toplum, Yeni Türkiye Yayınları,
Ankara 1999, s. 116-128.
Peet, William Wheelock, “Kent Yönetimi”, İstanbul 1920, Ed. Clarence Richard,
Johnson M. A., çev. Sönmez Taner, 2. Baskı, Tarih Vakfı Yurt Yayını, İstanbul
2007, s. 83-108.
Sağlık Ansiklopedisi, “Difteri Çocukları Etkileyen Hastalık”, c. II, Arkın Kitabevi,
İstanbul.
Sarıyıldız, Gülden, “Osmanlılarda Hıfzıssıhha”, DİA, c. XVII, Türkiye Diyanet Vakfı
Yayını, İstanbul 1998, s. 319-321.
------------, Hicaz Karantina Teşkilatı (1865-1914), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara
1996.
------------, “Karantina Meclisinin Kuruluşu ve Faaliyetleri”, Belleten, S. 22, Ankara 1994,
s. 329-376.
Tantay, Ayfer, “Milli Mücadele Yıllarında İzmir’de Etkili Olan Başlıca Bulaşıcı
Hastalıklar (Emraz-ı Sariye)”, ÇTTAD, VI/15, (2007), s. 39-54.
Unat, Ekrem Kadri, Temel Mikrobiyoloji, II. Baskı, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa
Tıp Fakültesi Yayınları, İstanbul 1993.
Ülker, Süreyya, Ülker Çörbilim Terimleri Sözlüğü, Erkam Matbaası, İstanbul 2001.
Yaramış, Ahmet - Selahattin Katar, “Çoklu Sistem Tutulumu İle Seyreden Difteri
Vakası”, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 49, 2006, s. 221-224.
Yıldırım, Nuran, “Tersane-i Amire Fabrikalarında Tebhir Makinesi/Etüv Üretimi ve
Kullanımı”, (http://www.bilimtarihi.org/e-metinler003.htm (Erişim Tarihi,
15 Ekim 2013).
OSMANLI DEVLETİ’NDE DİFTERİ HASTALIĞI VE KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 479
------------, Hastane Tarihimizde Bir Kutup Yıldızı Hamidiye Etfal Hastanesi, Ajans Es, İstanbul
2010.
------------, “Sağlık Hizmetleri”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 6, Kültür Bakanlığı
ve Tarih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul 1994, s. 400-404.
------------, “Tebhirhaneler”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 7, Kültür Bakanlığı ve
Tarih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul 1994, s. 231-232.
------------, “Salgınlar”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 6, Kültür Bakanlığı ve Tarih
Vakfı Ortak Yayını, İstanbul 1994, s. 423-426.
------------, “Darülaceze”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 2, Kültür Bakanlığı ve
Tarih Vakfı Ortak Yayını, İstanbul 1994, s. 555.
------------, “Tanzimat’tan Cumhuriyete Koruyucu Sağlık Uygulamaları”, TCTA, V,
İletişim Yayınları, İstanbul 1985, s. 1320-1338.
Yıldırım, Nuran - Suzan Bozkurt, “VIII. Uluslararası Hijyen ve Demografi Kongresinin
(1894) Tıp Tarihimizdeki Yeri”, III. Türk Tıp Tarihi Kongresi, İstanbul: 20-23
Eylül 1993, Kongreye Sunulan Bildiriler, TTK Basımevi, Ankara 1993, s. 77-89.
Yumuturuğ, Sevim, Halk Sağlığı Ders Kitabı, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
Yayınları, Sayı: 64, Ankara1988.
Ek 1: BOA, DH. MKT, 2166/42
Zeynel Özlü
Ek 2: BOA, DH. MKT, 2165/120
Zeynel Özlü
Ek 3: BOA, Y..MTV, 125/131
Zeynel Özlü
Ek 4: BOA, Y..EE, 49/11
Zeynel Özlü
Ek 5: Kuşpalazına Tutulmuş Bir Çocuğa Bargir Dem-i Safisinin Suret-i Telkihi
Servet-i Fünûn, “Kuşpalazına Tutulmuş Bir Çocuğa Bargir Dem-i Safisinin Suret-i Telkihinin Resmi”,
c. 8, Yıl: 4, sy. 187, 6 Teşrinievvel 1310, s. 92.
Ek 6: Kuşpalazı İlacının Esasını Keşfeden Almanyalı Doktor Behren
Servet-i Fünûn, “Kuşpalazı İlacının Esasını Keşfeden Almanyalı Doktor Behren’in Resmi”, c. 8,
Yıl: 4, sy. 194, 17 Teşrinisani 1310, s.180.
Zeynel Özlü
Ek 7: Kuşpalazı İlletinin Devasını Keşfeden Doktor Ro
Servet-i Fünûn, “Kuşpalazı İlletinin Devasını Keşfeden Doktor Ro’nun Resmi”,
c. 8, Yıl: 4, sy. 186, 22 Eylül 1310, s.61.
Zeynel Özlü
Chapter
Full-text available
Baytar Captain Emin Bey was named Military Baytar in 1893 After graduating from Mekteb-i Ali, the first place of duty which was sent to Aleppo. His friends are victorious while on duty here Together with Bey and Ensign Ihsan Efendiler, A community to spread Unionist ideas and support Divan-ı Harpte for attempting to establish After trial, Emin Bey was given a three-year Kalebentlik penalty. but because of the high degree of crime, sentence was increased to fifteen years. After a certain time, to Fizan It has been proposed. While I was in exile in Fizan, Emin Zihni Bey, who had the opportunity to observe, is here He met with traditional treatment methods used against syphilis. Arabs in Fizan Chlorine to treat syphilis He saw that the disease was cured by using sodium and Abu Cehil watermelon. Assay this method on many patients After this method, Mercury used throughout the Ottoman by preparing a reward that claims to be more effective than treatment Submitted to the Tripoli Health delegation. Emin Zihni Bey mentioned syphilis, which was common in Europe and other continents in the period Although the disease is generally not completely curable treatments for slowing the disease are inadequate claimed to be. The method used in Fizan a really effective method that it has been researched and developed and entered the medical literature he wanted. But the Tripoli Arab health delegation, This method has its drawbacks and experts It is stated that this treatment cannot be accepted until it is completely analyzed. It has. Traditional treatment during exile in this study Abu Cehil watermelon and chlorine sodium syphilis an alternative treatment that can be used in the treatment of to explain and to give information about the treatment methods of the period It was studied.
Article
Full-text available
Salgın hastalıklar, tarih boyunca insanlığın en çok etkilendiği felaketlerden biri olmuştur. Nitekim bu hastalıklardan biri tanesi de koleradır. XIX. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ticari münasebetler, göçler, savaşlar ve hac yoluyla yayılma imkânı bulan kolera, kısa sürede küresel bir tehdit halini almıştır. Osmanlı topraklarında ilk kez 1822’de görülen salgın, gündelik hayatı uzun süre olumsuz yönde etkilemiştir. Anadolu’nun birçok yöresinde olduğu gibi Eskişehir ve çevresini de etkisini altına almıştır. 1893 yılı Ekim ayı ortasından itibaren Eskişehir’de görülmeye başlamış ve aynı yılın Kasım ayı ortasına kadar da devam etmiştir. Salgına maruz kalanlardan önemli bir kısmı hayatını kaybetmiştir. Osmanlı Hükümeti, hastalığın yayılmasını engellemek için öncelikle birtakım karantina önlemleri almıştır. Daha sonra uzman doktorlar görevlendirilmiş ve gündelik hayatla ilgili birtakım tedbirler alınmasına çalışılmıştır. İlgili çalışmada, 1893 yılında Eskişehir’de kolera salgının ortaya çıkışı, salgının boyutu, meydana gelen ölümler ve devletin salgına karşı aldığı önlemler üzerinde durulmuştur. Bunu yaparken de Osmanlı Arşivi’nde muhtelif tasniflerde bulanan belgelerin yanı sıra dönemin basınından ve salgın üzerine yapılmış çeşitli çalışmalardan istifade edilmiştir.
Article
Full-text available
Ülkeler arası yaşanan savaşlar hem savaşan hem de savaşa dahil olmayan taraflar açısından siyasi, sosyal, demografik ve ekonomik sıkıntıların yaşanmasına sebep olmuştur. Böyle bir durumda ülkelerin yaşadığı sıkıntılardan biri de seferberlik durumlarında ortaya çıkan ve bir çok insanın ölümüne yol açan salgın hastalıklardır. Osmanlı Devleti de son dönemleri itibarıyla sömürgeci devletlerle savaş halinde olduğundan salgın hastalıkların yarattığı insan ölümleri ile pek çok kez karşılaşmıştır. Dolayısıyla devlet adamları uzmanlar vasıtasıyla bu gibi durumlarda oluşacak salgınlara karşı mücadele yöntemleri üzerinde çalışmalar yapmışlardır. Böylece savaş durumunda meydana gelebilecek insan ölümlerini en aza indirmeyi amaçlamışlardır. Bu bağlamda yapılan çalışmalardan biri olan Doktor Vefik Nahi’nin kaleme almış olduğu “Seferberlik Salgınlarına Karşı (1911-12)” adlı eser Osmanlı son dönemlerinde seferberlik dönemi salgınlarında yapılması gereken uygulamalardan bahsetmektedir. Eserde sıhhiye zabitanının görevleri, beden temizliğinin önemi, köy ve kasaba ordugahlarının kurulması, emraz-ı intaniye ordugahı, asker ve sivillere hizmet sunan menzil hıfzıssıhhasının oluşturulmasının önemini anlatan bölümler tespit edilmiştir. bunun dışında: sıhhiye zabitanının en büyük görevinin her türlü zorluğa karşı seferberlik salgınlarını önlemek olduğu, köy ve kasabalarda ordugahlar kurup bu merkezlerde sıhhiye zabiti bulundurulması, yine her bölgede konakçı müfrezeleri bulundurarak gerekli olan sıhhi tedbirlerin ve temizliğin yapılması, zorunlu durumlarda emraz-ı intaniye ordugahının kurulup, genel sıhhi tedbirlerin alınmasını sağlayarak insanların tedavi edilmesinin sağlanması, hıfzıssıhha menzilleri kurularak askerlerin ve sivil insanların ileri hatlara her hangi bir bulaşıcı hastalığa yakalanmadan gitmesinin sağlanması gibi hususlar ayrıntılarıyla belirtilmiştir.
Chapter
Full-text available
ÇALIŞMANIN AMACI, ÖNEMİ VE KAPSAMI Halk ve çevre sağlığı ile temizlik hizmetlerinin bugün içinde bulunduğu sorunları anlayabilmek ve sorunlara ülkenin gerçeklerine uygun şekilde çözüm yolu aramak bu hizmetlerin geçirdiği tarihsel gelişimi bilmekle kolaylaşabilir. Bu görüşten hareketle halk ve çevre sağlığını da içine alacak şekilde birçok alanda günümüzü yakından etkileyen önemli değişikliklerin başlangıç noktası olarak kabul edilen Tanzimat’tan itibaren Cumhuriyetin kuruluşuna kadar olan dönem temel olarak alınacaktır. Tanzimat döneminde söz konusu beledi hizmetlerin bütüncül tahlili hem o dönem tarihini, özellikle yerel yönetimler açısından, hem de halk sağlığı ve temizlik hizmetlerinin geçirdiği evreleri daha iyi anlamak açısından yararlı olacaktır. Ayrıca, tarihsel dönem içinde bu hizmetlerin geçirdiği değişiklikler ve bunların ardında yatan gerçek nedenler ile başarılar ve başarısızlıklar bize bugün için daha tutarlı ve rasyonel önerilerde bulunmamıza yardımcı olacaktır.
Article
: Yaramış A, Katar S. (Department of Pediatrics, Dicle University Faculty of Medicine, Diyarbakır, Turkey). Diphtheria in patient presenting multiple system damage. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 2006; 49: 221-224. A 10 year-old girl was admitted to our hospital with five-day history of fever, bilateral neck swelling, and dyspnea. The patients symptoms suggested nasopharyngeal diphtheria and she was administered penicilin and, antitoxin immediately. Nevertheless myocarditis, syncope, neuropathy and hepatitis developed after two-week hospitalization. The patient was therefore administered carnitine, dopamine, dobutamine and immunglobulin. After hospitalization for 52 days, the patient was discharged with minimal hemiparesis. The remaining of symptoms resolved on follow-up. In this article we report a patient with diphtheria and review the literature.
Tersane-i Âmire'de " " imal " edilip, ihtiyaç duyulan yerlere gönderilen etüv (tebhir) makinelerinin, vilayetlere temini ile ilgili hususlar taşrada " Meclis-i İdare-i Vilayet
  • İlk Zamanlar Yurtdışından Ziyade
İlk zamanlar yurtdışından ziyade " Tersane-i Âmire'de " " imal " edilip, ihtiyaç duyulan yerlere gönderilen etüv (tebhir) makinelerinin, vilayetlere temini ile ilgili hususlar taşrada " Meclis-i İdare-i Vilayet " te tartışılmış ve karara bağlanmıştır (12
Vesika 1-9. 193 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 47./Ayrıca Bağdad Valisi Abdülvahhab'ın Dahiliye Nezareti'ne yazısı için bakınız
  • Tarihli Vesika
  • Dh Boa
  • Dh Mkt Mkt
Bakınız 7 S 1321 (5 Mayıs 1903) tarihli vesika. BOA, DH. MKT, 702/65, Vesika 1-9. 193 BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 47./Ayrıca Bağdad Valisi Abdülvahhab'ın Dahiliye Nezareti'ne yazısı için bakınız. BOA, DH. MKT, 718/11, Vesika 48. 194 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 31-32. 195 BOA, DH. MKT.,718/11, Vesika 25, 33.
nin zaman zaman vilayetleri uyardığı anlaşılmaktadır (5 L 1317/6 Şubat 1900) 282. Serum bedelleri hastalık mahallerinde bulunan belediye dairelerinden tahsil edilmiş 283 ve Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şahane Nezareti
  • Adına Umur-I Tıbbiye-I Mülkiye
  • Nezareti
adına Umur-ı Tıbbiye-i Mülkiye Nezareti'nin zaman zaman vilayetleri uyardığı anlaşılmaktadır (5 L 1317/6 Şubat 1900) 282. Serum bedelleri hastalık mahallerinde bulunan belediye dairelerinden tahsil edilmiş 283 ve Umum Mekâtib-i Askeriye-i Şahane Nezareti'ne gönderilmiştir 284.
esmanı mahallerin devâir-i belediyesinden istihsal kılınmak üzere her vilayet için lüzum olan serumun üç ayda bir istihzarıyla…
  • İlgili Belgede
İlgili belgede "esmanı mahallerin devâir-i belediyesinden istihsal kılınmak üzere her vilayet için lüzum olan serumun üç ayda bir istihzarıyla…" ifadesi kullanılmaktadır (7 Ş 1324/26 Eylül 1906). BOA, DH. MKT, 1120/2, Vesika 4.
e gönderilmiş olan dokuz şişe difteri serumundan sarf olunan bir şişenin bedelidir
  • Bağlı Yanya Vilayetine
  • Leskovik
Yanya vilayetine bağlı Leskovik'e gönderilmiş olan dokuz şişe difteri serumundan sarf olunan bir şişenin bedelidir. BOA, DH. MKT.,2771/6. 292
Fenni Musahabe-Tıpta Terakkiye Bir Misal/Kuşpalazı Aşısı
  • Bb Atatürk Kitaplığı Arşivi Mahmud İstanbul
  • Sadık
İstanbul BB Atatürk Kitaplığı Arşivi Mahmud Sadık, "Fenni Musahabe-Tıpta Terakkiye Bir Misal/Kuşpalazı Aşısı", Servet-i Fünûn, c.63, Yıl: 36, sy.1641-167, 26 Kanunusani 1928, ss. 166-167.