ChapterPDF Available

Kuşaklar, kuşaklararası ilişkiler, kuşak politikasi. Çok dilli bir Rehber - Edition 2016

Authors:

Abstract

Kuşaklar, kuşaklararası ilişkiler, kuşak politikasi. Çok dilli bir Rehber - Edition 2016
12
tür
12
Kurt Lüscher, Andreas Ho, Gil Viry & Eric Widmer, Mariano Sánchez,
Giovanni Lamura & Marta Renzi, Andrzej Klimczuk, Paulo de Salles Oliveira,
Ágnes Neményi, Enikő Veress, Cecilia Bjursell & Ann-Krisn Boström,
Gražina Rapolienė & Sarmitė Mikulionienė, Sema Oğlak & Ayşe Canatan
Generaonen, Generaonenbeziehungen, Generaonenpolik
Generaons, intergeneraonal relaonships, generaonal policy
Généraons, relaons intergénéraonelles, poliques de généraons
Generaciones, relaciones intergeneracionales, políca generacional
Generazioni, relazioni intergenerazionali, polica generazionale
Pokolenia, relacje międzypokoleniowe, polityka relacji
międzypokoleniowych
Gerações, relações intergeracionais, políca geracional
Nemzedékek, nemzedékek közö kapcsolatok, nemzedéki polika
Generații. Polici generaționale și relații intergeneraționale
Generaon, relaoner mellan generaoner, generaonspolicy
Kartos, kartų santykiai, kartų polika
12. Kuşaklar, kuşaklararası ilişkiler, kuşak polikası
Ein mehrsprachiges Kompendium
A mullingual compendium
Un abrégé mullingue
Un compendio mullingüe
Un compendio mullingue
Wielojęzyczne kompendium
Um compêndio mullíngue
Többnyelvű kompendium
Un compendiu mullingvisc
E mångspråkigt kompendium
Daugiakalbis kompendiumas
Çok dilli bir Rehber
262
12
GENERATIONES
“Kuşaklar”, kuşaklararası konuların teori, metodoloji, araşrma ve polika yönünden incelen-
mesiyle ilgili farklı ülkelerden ve farklı alanlardan meslektaşların oluşturduğu bağımsız bir ağdır.
Finansal olarak Konstanz Üniversitesi Mükemmellik Merkezi “Sosyal Bütünleşmenin Kültürel
Temelleri” tarandan desteklenmektedir.
„Generaones“ ist ein freies Netzwerk von Wissenschalerinnen und Wissenschalern, in unter-
schiedlichen Ländern und Disziplinen, die sich mit aktuellen Fragen der Generaonenanalyse in
Theorie, Methodologie, Empirie und Polik beschäigen. Es wird vom Exzellenzcluster „Kulturelle
Grundlagen von Integraon“ der Universität Konstanz gefördert.
“Generaones” is a free network of scholars from dierent countries and disciplines concerned
with the analysis of intergeneraonal issues in theory, methodology, research and policy. It is
nancially supported by the Center of Excellence „Cultural Foundaons of Social Integraon“,
University Konstanz
Edion 2016
© Universität Konstanz 2016
This book is distributed under the terms of the Creave Commons Aribuon 4.0 Internaonal
License (hp://creavecommons.org/licenses/by/4.0/), which permits use, duplicaon, adap-
taon, distribuon and reproducon in any medium or format, as long as you give appropriate
credit to the original author(s) and the source, provide a link to the Creave Commons license
and indicate if changes were made.
ISBN 978-3-89318-074-5
Downloads:
www.generaonen-compendium.de
Unterstützt von:
263
12
Giriş
Önsözde belirldiği üzere, bu projede ‘kuşakların’ analizinde mümkün olan çeşitli bakış açıların-
dan birini benimsiyoruz. Başlangıçta şunları belirtmek önemlidir: İnsanlar kendilerini bir kuşa-
ğın üyeleri olarak tanımladıklarında veya başkaları onları böyle algıladığında, kuşak üyeliğinin
kendilerinin sosyal kimlikleri ve dolayısıyla da kendilerinin eylemleri için önemli olduğunu kabul
etmektedirler. Bu durumun nereye kadar gideceği de, onların özel durumuna, görevlerine ve
sosyal çevresine bağlıdır. Bu bakış açısı, özellikle insanların bireysel ve sosyal kimliklerini nasıl
gelişrdikleri sorusunun önemli olduğu “postmodern” toplumlardaki hayat açısından özellikle
yardımcı olabilir.
Bu çıkış noktası kuşak analizi için kaynak olabilecek bir kavramsal çerçeve sunmaktadır. Bize göre
bu çalışma, daha dikkatli incelendiğinde, Karl Mannheim’in1 çok iyi bilinen sezgiye dayalı “kuşak
durumu (kuşak gerçeği), kuşakla ilgili birim” ilişkili araçların, bilinç ve kimlikle ilişkili farklı varsa-
yımlar kapsamında önemli olduğuna işaret etmektedir.
Böyle bir bakış açısı, sosyal entegrasyon ve kuşağa ait olma üzerine belirli bir odaklanmayı gerek-
ren farklı kuşakların üyeleri arasındaki ilişkilere ve bu ilişkilerdeki dinamiklere özellikle dikkat
çeker. Bu amaçla, özel bir bir terminoloji ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Insanlığın dünyevi deneyi-
minde üretkenliğin idrak edilmesi ve son olarak yaşamın anlamını araşrmak herzaman birbiriyle
bağlanlı olmuştur. Tüm bunlar hem geçmişin hem de günümüzün önemli temalarıdır. Günü-
müzün bu çelişkili dinamiği ve geleceğin belirsizliği, “kuşakların sorunları” üzerine olan mevcut
ilgiyi daha da arrmaktadır (bu nedenledir ki, kuşak teorisinin kurucusu olan Karl Mannheim’a
af yapılmaktadır).
Bu bakış açısı, sosyal tabakalar veya karşılaşrılabilir sosyal sınıar“gruplar” olarak algılanan
kuşaklardan farklıdır. (kuşakların tarihsel tanımı). Ancak, gözönünde bulundurulması gereken
sorunun, “deneyimi paylaşan toplulukların“ öncelikle nasıl gözlemlenebileceğidir. Bir başka bakış
açısı da ailedeki kuşaklara odaklanır (kuşakların kalımla ile ilgili tanımı).
Bizim bakış açımız, bu iki algı arasındaki ortaklıkların araşrılmasına olanak sağlamaktadır. Ancak
kuşaklararası ilişkilerin düzenlenmesi gerekğinden yapısal ve sosyo-demograk koşulların da
göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla, yeni bir kavram olan kuşak polikasının
1 Kuşak ve bilgi arasındaki ilişki, Karl Mannheim’ın incelediği bir konu olmuştur. O, varoluşsal olarak bütün düşünce-
lerin bir toplumsal grup tarandan belli bir güç talebi ile oluşturulduğunu, bundan dolayı kirlerin evrensel kılın-
maya çalışıldığını belirtmişr. Bir kuşağın bireyleri somut bir grup oluşturamazlar ve birbirleriyle ilişkileri sürekli
değildir, ama onlar belli bir zaman ve mekanda ortak bir konuma sahiprler. Bir toplumsal sının üyeleri ekonomik
durumlarına göre belirlenirken, kuşaklar zamansal ve mekansal bir ortaklığı ve tarihsel süreci paylaşmaktadırlar.
Kuşaklar bu çerçevede özgün bir tarihsel sürecin ve tecrübenin etkisi alnda kalarak kirlerini ve görüşlerini
gelişrmektedirler. Mannheim’e gore, diğer kuşaklarla karşılaşrıldığında bir kişinin kuşağının konumu, doğası
bakımından açıkça ekonomik değildir. Ancak yine de kuşağın, kuşakla bağlanlı olanların kirleri üzerinde önemli
bir etkisi vardır. Kuşakta yer alan üyeler belirli bir toplumsal yeri paylaşmalarından dolayı da bir gruptur. Her kuşak
öncelerinde olan ve kendilerinden sonra gelecek kuşakların deneyimlediklerinden farklı olayları tecrübe etmek-
tedirler (Yanık, H. ss. 19–20. Çeviren notu).
264
12
aydınlağı siyasal boyutlar işin içine girmektedir. Bu aynı zamanda “kuşaklararası adalet2” kav-
ramını biraz daha gelişrme rsanı sağlamaktadır.
Burada bunu vurgulayan çeşitli bakış açılarından biri sunulmaktadır. Bu, daha fazla keşfedil-
mesi gereken bir uun genişliğini göstermektedir. Gelecekte, yaşam seyri yönelimlerinin yanı
sıra sosyo-kültürel boyutlara daha da yakından bakmak niyendeyiz. Yorumlar memnuniyetle
karşılanacakr.
Neden böyle çok dilli bir rehber? Hemen hemen bütün lisans derecelerinin gösterdiği üzere
bilimin küresel olduğu iyi bilinmektedir. İngilizcenin üstünlüğü de ortada. Ancak sonuç olarak
ortaya çıkan tek biçimlilik genellikle aldacıdır, çünkü farklı kültür ve dillerde bulunan ince farklı-
lıkları gizlemektedir. Dahası, Avrupa düzeyinde artan bir kurumsal ve yasal düzenleme çakışması
ve çeşitli Avrupa ülkelerindeki giderek benzer hâle gelen sosyal eğilimler kültürel farklılıkların
devamlılığını maskelemektedir. Bu farklılıklar (görünürde) aynı olan kuşaklararası terminolojinin
farklılaşan anlayışlarıyla, haa farklı terimlerin kullanılışıyla ifade edilmektedir.
Bizim krimizce çok dillilik, fenomenlerin ve kuşaklararası araşrma sahasındaki teorik keşierin
daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. İnce farklılıklar daha fazla düşünmeye itmektedir. Özellikle
zorlayıcı olanlar, ‘devlet/hükümet’ veya ‘polika’ gibi kolayca çevrilemeyen terimlerdir.
2 Akademik söyleme bağlı olarak orijinali Almanca olan ‘Generaonengerechgkeit’ teriminin farklı çevirileri mev-
cuur: ‘kuşaklararası adalet’, “kuşaklararası eşitlik’ veya ‘kuşaklararası adillik’.
265
12
Türkçe versiyonu üzerine yorumlar
Bu projede yer almak bizi çok heyecanlandırdı ve sorumluluk hissi ile çalışmaya tahmin eğimiz-
den daha uzun bir zaman ayırdık.
İngilizce’den Türkçe’ye çevirip uyarlamak aslında çok kolay olmadı. Çoğu zaman ikilemde kaldığı-
mız konu ve kavramlar oldu. Kelimesi kelimesine ve ‘özgür’ çeviri arasındaki dengeyi tuurmak
çeviri sürecinde çok sıkınlı oldu. Daha önce çeviriler yapmışk ama bu rehberde kendimizi çok
sorumlu ve en doğru sözcükleri ve ifade biçimlerini kullanmak zorunda hissek. Kuşaklarara-
sı ilişkiler konusunda çalışıyor olmamıza rağmen “kuşak” kavramına karşılık gelen “generaon”
kavramı ve bu kavramın son ek almış biçimlerini(örneğin; generaonal, generavity) Türkçe’ye
çevirmek zor oldu. Türkçe ve İngilizce gramer ve cümle yapısı farklılığı da ayrı bir zorluktu. Bu
nedenle Almanca versiyonuna da bakarak bazı kavramları daha anlaşılır hale germeye çalışk.
Sema Oğlak & Ayşe Canatan
266
12
Kuşaklar kavramına yaklaşım
Kuşaklararası ilişkilerin zamanlaması
12.01 ‘Kuşaklararası çaşma’, “kuşaklararası diyalog’, ‘kuşaklararası dayanışma’ veya ‘yaşlı
yükü’ gibi dikkat çeken, can alıcı moda olan sözcükler, halkın kuşaklararası söylemle nasıl bir
ilişkisi olduğunu göstermektedir. Bu söylemler, kuşaklararası ilişkilerin nasıl yaşanıp değerlendi-
rilmeleri gerekğiyle ilgili kuşaklararası gizli bir derin anlam ya da etkili konuşma sana (retorik)
ifadeleridir. Kuşaklararası sözcüğünün bir özelliği, idealleşrme (dayanışma) ve tehdit (çaşma)
arasındaki karşıt yapıyı kuşaklararası farklılıkları olduğundan daha abarlı bir şekilde ortaya koy-
makr. Benzetmeler (mecazi) bu kuşaklararası kavramının önemli birer parçasıdırlar. Dolayısıyla
da aşağıdaki benzetme (mecazi) (J. Bilstein’ın “Metaphoric of the Term of Generaon”ına göre.
Liebau/Wulf: Generaon. Weinheim 1996’da) anlaşılabilir.—Bakınız Tablo 1:
Kuşaklararası kavramının değişik mecazi biçimleri Örnekler
Gelişim/Kalkınma “Yeni bir İnsan”ın yaralışı
Döngüsellik ve süreç Kuşaklar zinciri, yaşamın dönemleri
Yasa Kuşaklararası sözleşme
İyileşrme, Islah Öğretmen, Bahçıvan, gençlik bizim
geleceğimizdir
Yabancılık ve ilişkiyi kesme Kuşakların savaşı
12.02 L.L. Nash’e (1978. Concepts of existence. Daedalus 107, 1’de) göre, Yunanca “genos”
sözcüğü, “var olma” anlamına gelen “genesthai” ilinden gelmekte ve yaşamın sürekli değişen
eşiğine adım atmayı tanımlamaktadır. Çocukların doğumuyla birlikte ebeveynlerininkinden fark-
lı, yeni bir kuşak ortaya çıkar. Bu durum her yeni kuşakla birlikte tekrar edilir. Bu olay tekrar tekrar
olmaktadır ancak söz konusu olgu, aynı kalmaktadır. Ank Roma’da Yunanca “generao” terimi-
nin çevirisi “doğuş”, “yaralış”, “üreme” anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla da yaratan, biçim
olarak kendisine benzeyen bir şey yaratmaktadır ancak söz konusu insanlar olduğunda yaralış,
yaracıdan tür olarak değil, bireysel olarak farklıdır. Bunun ötesinde, J. Bilstein kuşak teriminin
iki temel kre dayandığına dikkat çeker: – doğuş ve yaralışın yanı sıra devamlılık ve döngüsellik,
diğer bir ifadeyle yaralış ve aidiyet – ki bunlar metafor olarak kullanımda da yansılmaktadır.
Bu temel gerilimler kuşaklararası etkili konuşmanın kutuplaşmasında kendini gösteren kuşak-
lararası ilişkilerdeki ikilem potansiyeline ve ikilem deneyimine aa bulunmaktadır – S. Weigel
(2006. Genea-Logik) kuşak kavramı; evrim ve gelenek arasında bir kesişme noktası olarak çeşitli
akademik bilimlerde anahtar bir kavram olduğunu ve aynı zamanda bu kavramın bilim ve insanlık
arasındaki farklılıklarına da dikkat çekmektedir. Bu durum, kuşakların “nicelleşrildiği” ve “nitel-
leşrildiği” mevcut araşrma yöntemlerinde yansılmaya devam etmektedir.
12.03 ‘Kuşak’ kavramının önemini anlayabilmek için kısa geçmişini ve kullanım çeşitliliğini göz
önünde bulundurmak şarr. “Yeni” bir şeyin daha önce var olan bir şeyden evrilebileceği / üre-
lebileceği inancı “kuşak” sözcüğünün merkezindedir. Bir şeyin “yeni” kuşağının daha önce var
olandan ayrı olması ve aynı zamanda da ortak özellikler barındırması çok önemlidir. O zaman
267
12
kavramın tarihçesi –biraz basitleşrmeyle– aşamalara ayrılabilir (kavramı Antropoloji, Biyoloji,
Tarih ve Sosyoloji ile ilişkilendirmek önemlidir.)
12.04 Kaamın tarihçesinin üç aşaması
1. Birinci aşama, ank dünyayı ve karanlık çağları (Ortaçağ) ilgilendirir ve sırasıyla geçmişe ve
geleneğe bakarak günümüzü anlamaya çalışma çabalarını içermektedir. Bireyin yaşam seyrinin
zamana bağlı yapısı ve toplumsal gelişme arasında kurulan benzeşim aile ve akrabalık aracılı-
ğıyla sağlanır. Bu erken aşama, bilginin kuşaktan kuşağa aktarımını kabul ederek kuşaklararası
ilişkilerin pedagojik olarak anlamlandırılmasına bir zemin oluşturmaktadır.
2. İkinci aşama modern çağ ile birlikte başlar. Bu aşama, kuşak kavramının yoğun olarak yeni ve
açık bir geleceğe doğru başlangıcın işaretlerini vermesi ile özdeşleşmişr. Kuşaklar ilerlemenin
bir başlacısı olarak görülürler. Odaklanma sanat ve bilim üzerinedir. Kavramın önvurgusu,
bilgi aktarımının, öğretmen-öğrenci modeline odaklanan kuşaklararası bir ilişkiler modeliyle
aynı doğrultuda ilerlediği şeklindedir. Bunun tersine, ailede kuşaklar zinciri varsayılan olarak
alınır ve burjuva ailesinin ideallerine göre işlenir. İlk aşamaya benzer bir şekilde, çoğu örnek
erkeklere göndermede bulunur.
3. Kuşakları anlamanın üçüncü bir aşaması da kuşak kavramının belli bir zaman dilimini tarif
etmek için kullanılan bir tanı aracı olarak ele alındığı daha yakın geçmişle birlikte başlar. Bu
aşama, geçmiş, günümüz ve de gelecek arasındaki ilişkide değişen bakış açısını ifade etmekte-
dir. Sırasıyla geçmişle ve gelenekle inbakı yapılmışsa ve bu hâlen geçerliyse bile gelecek belir-
siz olarak görülür. Bu çelişki çağdaş toplumlardaki “postmodern” çözümlemelerde açıkr.
Ancak kesinliğin yirilmesi, kuşakları anlama konusundaki uun genişlemesine katkı da sağ-
lamışr: Ailedeki ve toplumdaki kuşakların devamlılığı birbirleriyle ilişkilidir. Bu, en çok sosyal
polika alanında, refah devle (ve devlen reformu) bağlamında kuşaklararasında yeniden
düzenlenen adalete ilişkin sorularda açıkr.
12.05 Postmodernlikte sosyo-polik analizler için önemli etkileri olan toplumsal cinsiyet fark-
lılıklarına özellikle önem verilmektedir. Kadınların rolü tanınmakta ve iki cinsiyen ilişkisi tarşıl-
maktadır. Bu söylemler, medyanın her yerde birden bulunuşu ve bizim onunla olan ilişkimizden
önemli ölçüde etkilenmektedir. Bunun yine “bakım” örneğinde olduğu gibi kuşaklar ve toplumsal
cinsiyet arasındaki yakın dayanışma açısından etkileri bulunur.
Kavramlardaki çeşitliliğin günümüze uyumlaşrılması
12.06 Günümüzde, kuşaklararası konulara gösterilen ilgi çok çeşitli yayınlarda (kısmen daha
fazla dikkat çekmeyi hedeeyen bazı yeni sınıandırma kullanılması) kendini göstermektedir
Aşağıda, bunları yeni yayınları kullanarak kavramın tarihçesi açısından bir düzen içinde vermeye
çalışıyoruz. (Bu yayınlar iyi bilindiği için okuyucuları tamamen interneeki bibliyograk kaynak-
çaya yönlendiriyoruz.)
268
12
Özetle, en azından kuşaklararası konu ve söylemlerin aşağıda verilmiş olan kategorilerini
tanımlıyoruz
1. Soybilimsel kuşaklar; akrabalık, soy ve aile rolleriyle ilgilidir:
Literatürden örnekler:
Bengtson ve Robertson (1985). Grandparenthood.
Cherlin ve Furstenberg Jr. (1986). The New American Grandparent.
Rossi ve Rossi (1990). Of human bonding: parent-child relaonships across the life course.
Szinovacz (1998). Handbook on Grandparenthood.
2. Pedagojik kuşaklar; okullardaki, şirketlerdeki (örneğin, mentorluk) ve genel olarak toplum
ve kültürdeki eğimle ilgili ilişkiler ve rollere değinmektedir.
Literatürden örnekler:
Ecarius (1998). Was will die jüngere mit der älteren Generaon?
Generaonenbeziehungen in der Erziehungswissenscha [Genç kuşak, yaşlı kuşakla ne
yapmak isyor? Pedagojide kuşaklararası ilişkiler].
Liebau (1997). Generaon. Versuch über eine pädagogischanthropologische
Grundbedingung [Kuşak. Pedagojik antropolojik bir temel ihyaç hakkında makale].
Mead (1972). Culture and Commitment: A Study of the Generaon Gap.
Schelsky (1957). Die skepsche Generaon. Eine Soziologie der deutschen Jugend
[Kuşkucu kuşak. Alman gençliğinin sosyolojisi].
3. Sosyo-kültürel tarihsel kuşaklar şunlara değinir…
a) savaşlara, ekonomik ve siyasi huzursuzluk ve bunlar sonucunda ortaya çıkan kolekf
kimliklere.
Literatürden örnekler:
Eisenberg (1982). The lost generaon: Children in the holocaust.
Elder Jr. (1974). Children of the Great Depression.
Easterlin vd. (1990). Rerement prospects of the baby-boom generaon.
b) eğilim belirleyici kültürel hareketler, tarzlar ve çalışmalara,
Literatürden örnekler:
Campbell (1999). This is the beat generaon.
Coupland (1991). Generaon X: Tales for an accelerated culture.
Jones (1986). Great expectaons: America and the baby boom generaon.
c) refah devle düzenlemeleri, kazanımları ve yükümlülüklerine (örneğin, yaşlılık güven-
cesi nansmanı)
Literatürden örnekler:
Arber ve Aas-Donfut (2000). The myth of generaonal conict: The family and state in
ageing sociees.
Daatland ve Lowenstein (2005). Intergeneraonal solidarity and the family welfare state
balance.
269
12
Kohli (1999). Private and public transfers between generaons: Linking the family and the
state.
Willes (2010). The Pinch. How the baby boomers took their children’s future—and why
they should give it back.
4. Zaman tanılı kuşaklar, ideal pteki ergen kuşakları vurgulayan belli altgrupların mevcut du-
rumuna yapılan önermeleri içerir:
Literatürden örnekler:
Böpple ve Knüfer (1998).GeneraonXTC: Technound Ekstase [XTC Kuşağı: tekno ve eksta-
zi].
Epstein (1998). Youth culture: Identy in a postmodern world.
Illies (2000). Generaon Golf.
Tapsco (2009). Grown up digital—How the next generaon is changing your world.
Diğer ifadeler, terimi metaforik bir anlamda kullanmaktadırlar. Örneğin, ilaçlar, araçlar (arabalar,
bilgisayarlar) ve teknikler kuşağı gibi.
270
12
Kavramsal Temeller
Çıkış noktası
12.07 “Kuşak” kavramı, genellikle yorumlayıcı bir çerçeve olarak kullanılır ve bu nedenle de
kuşak kavramının ne anlama geldiği bilindiği veya içerikten bunun çıkarılabileceği varsayılmakta-
dır. Ancak, kavramın bir araşrmada ve analizde kullanılması durumunda tam olarak neyi ifade
ediyor olduğunun teorik olarak tanımlanması gerekmektedir. Kavramsal çeşitliliği/farklılığı sis-
temleşrme girişimlerinde daha özet ve anlaşılır bir tanımlanma yolu tercih edilir. Biz burada
“semiyok3 üçgen” olarak tanımlanan bir versiyonu uyarladık. Buna göre, bu kavramın anlamı”
teorik varsayımlar ve uygulamalı amaçlara dayalı bir biçimde açıklayıcı tutum ve kanıta dayalı iliş-
kinin sonucudur. Yani, kavramın yorumlanmasını, ürelmesini veya işaretleri anlama süreçlerini
içeren bütün faktörlerin sistemak bir şekilde incelenmesinin sonucudur. Bu bakış açısıyla bakıl-
dığında, tanımlamalar sezgisel/deneyimsel hipotezler olarak yorumlanabilir. Kavramlar, zaman
zaman kanıtlı olsa da genellikle teorik temelli varsayımlar içerir. Bu bir vaka çalışması olsaydı
haklılık yanı olabilirdi. Ancak, bu kavram; değişime, yeniden işlenmeye ve eklemeler yapılmaya
ihyaç duyabilmektedir.
12.08 Çıkış noktamız, girişte vurgulandığı gibi emoloji ve kuşakların tarihçesi kavramından
bakılabilecek kuşağa aidiyet ve kuşaklararası kimlik yükleme arasındaki karşılıklı ilişkidir. Tüm
bunlar dikka, bireyler ve gruplar arasındaki karşılıklı sosyal ilişkilere çekmektedir, çünkü bunlar
-sosyolojik bir bakış açısından- kimlikleri meydana germektedir. Dahası, yaşamın özel ve kamu-
sal alanlarına uyarlanabilir ve bireysel ve kolekf yaşam tarzlarıyla aktarılabilir. Kuşaklararası iliş-
kilerin yasal anlaşmanın yanı sıra gelenek ve göreneklerdeki kurulumu, örneğin, kuşakların siyasi
boyutları gibi sürekli olarak yeni bir kuşak rejiminin yaralmasının gerekliliği belirtmektedir. Bu
temel olgular arasındaki içsel korelasyon kuşaklararası ilişkilere, kavramsal bir örüntü olarak yak-
laşılmasını ifade etmektedir. Biz de bu yüzden üç temel tanım öneriyoruz: kuşaklar ve kuşaklara-
rası kimlik; kuşaklararası ilişkiler ve kuşaklararası rejim ve polika.
Bunlar daha sonra da başka olguların kademeli tanımlamaları olmak adına referans noktaları
hâline gelebilirler.
Kuşaklar ve kuşak kimliği
Temel Tanımlamalar
12.09‘Kuşak kavramı’ eylemler ve belirli nüfus grupları, akrabalık ilişkileri, kurumsal aidiyet
veya geçmişteki olayların deneyimiyle bağlanlı sosyal ilişkiler arasındaki kimlikle ilgili etkileşimi
3 Semiyoc (Semiyoloji); Simge, sembol ve işaretlerin yorumlanmasını, ürelmesini veya işaretleri anlama süreç-
lerini içeren bütün faktörlerin sistemak bir şekilde incelenmesine dayanan bir bilim dalıdır. Başka bir ifadeyle;
insanla insan, insanla doğa arasındaki etkileşimi açıklamak, bu amaçla da bilgikuramsal, yöntembilimsel ve bem-
sel açıdan tümü kapsayıcı, tutarlı ve yalın bir kuram oluşturmak, gösterge bilimi diye adlandırılan bir bilim dalının
alanına girer. Kültürel kodlar, gelenekler ve metni anlam süreçlerine göre düzenlenmiş işaret sistemleri diye nite-
lenen her şey semiyoğin inceleme alanına girmektedir.(Çeviren notu)
271
12
çözümleme amacını taşımaktadır. Odak noktasını; bireylerin yanısıra müşterek taraarın düşün-
ce, duygu, istek ve eylem, yaşam biçimi ve yaşam serüveni oluşturmaktadır
12.10 Bir kuşağın üyesi olmayı sosyal kimliğe yükleyerek bahsetmemizin nedeni, temel bir
nitelik tanımlama tuzağından kaçmak ve bunun yerine deneysel olarak gözlemlenebilecek
eylemlere odaklanmakr. Bu, zaman zaman sosyal gruplar veya (bütün bir kuşağın) ‘ortak dene-
yim toplulukları’ gibi kolekf aktörlerin eylemlerine ait sayılan aktarılmış anlamda gerçekleşir.
Kimlikle ilgili düşünceler de bu konuyla alakalıdır.
12.11 Kuşağa ait kimliklerin kendi kendini yansıtan (öz-düşünümsel) aarı anlamında Johann
Wolfgang Goethe’nin otobiyograsi “Poetry and Truth” (Şiir ve Hakikat) tan alınlanıp farklı bir
şekilde ifade edilecek olursa, on yıl önce ya da sonra doğan herkesin eğimi ve dış dünya üze-
rindeki etkisi yönünden tamamen farklı bir insan olacağı söylenebilir. Doğum yaşı, yaş, aidiyet
süresi ve tarihsel olaylar zamanın sosyolojik tanımlamalarını içermektedir.
Kuşaklararası farklılık
12.12 Kimliği tanımlanmış bir kuşağın varlığı kri, onun diğer kuşaklardan zorunlu olarak ayrıl-
dığı anlamına gelir. Dolayısıyla kuşaklararası farklılıklar, gelişrici deneyimler açısından olduğu
gibi yaşamdaki ve toplumsal tarihteki değişimler açısından, yani duygu, düşünme, bilgi ve eylem
açısından da tanımlanabilir. Öte yandan kuşaklararası farklılıkların geçmişi ve deneyimleri, bir
toplumun ve onun tarihinin baskın olan ortak aidiyet özelliği tarandan ürelir. Kuşaklararası
ayrılıklar, bireyler arasında tanımlanabildiği gibi, kuşaklar arasında da ‘ortak deneyim toplulukla-
rı’ olarak tanımlanabilir.
Birden fazla kuşağa ait olma: Çokkuşaklı olma
12.13 Prensipte her bir birey aynı anda birkaç farklı kuşağa ait olabilir. Bu, sosyal ilişkilerde
hem rsatlara hem de engellere neden olabilir. Örneğin, büyük kardeşler, küçük kardeşlere karşı
ebeveyn görevlerini (bakım, yeşrme) üstlenebilirler. Soybilime göre daha genç olan kuşak,
ileşim teknolojisindeki yeterliliklerine bağlı olarak ara sıra orta yaşlı ve yaşlı kuşaklara karşı
öğretmenlik rolünü üstlenebilir, diğer yandan da hayatlarını sürdürme veya birliktelik hiyerarşi-
leri konusunda daha yaşlı kuşaklara bağımlı olabilir. Bir kariyer peşinde koşturan ebeveynler belli
zamanlarda öğrenci rolünü üstenirken diğer zamanlarda da çocuklarına karşı ebeveyn rolünü
üstlenebilirler.
12.14 Dolayısıyla “çok kuşağa ait olma” genel olarak her bir birey için geçerlidir. Bu nedenle
soybilimsel, sosyal ve kültürel etkiler karışmışr. Bu durum, rol çaşmaları ve kararsızlık dene-
yimlerine neden olabilir.
Kuşaklararası ortaklıkta sosyal entegrasyon (bütünleşme): Üretken sosyal entegrasyon
12.15 Kişiye özel ve müşterek kuşaklararası ilişkilerde birbirinden ayrılan temel belirleyici
nedir? Kural olarak kuşaklar müşterek görevlerini yerine germeleri yanı sıra soybilimsel mirasın
272
12
sürdürülmesi ve gelişrilmesinde birlikte çaba gösterirler, öğrenme sürecinde de elbirliğinde
ilerlemektedirler. Bu varsayım aşağıdaki gibi tanımlanmışr: Yaşlı ve genç, örneğin, büyük ebe-
veynler ve torunlar, birlikte bir şey yapklarında bu, çoğunlukla öğrenmeyle ilişkilendirilir. Ancak
yaşa veya kuşak üyeliğine başvurmak öğrenmenin birçok biçimiyle de ilinlidir. Durum böyle
olunca, üçüncü bir faktör de işin içine girmektedir: maddi, sosyal ve kültürel mirasın aktarılması,
benimsenmesi ve gelişrilmesi. Bunlar, sosyal entegrasyonun en önemli ve belirgin süreçleridir.
12.16Üretken sosyal entegrasyon, farklı kuşakların üyeleri arasında öğrenme ve onların ortak
ekonomik, sosyal ve kültürel mirasların eleşrel değerlendirilmesi süreçlerinde sosyal kimlik özel-
liklerinin gelişrilmesi olarak tanımlanabilir.
Üretkenlik
12.17 Üretkenlik, nüfus biliminde genellikle üretken davranışla aynı anlamda kullanılır. Psi-
kolojide Erikson’un, yaşlı kuşağın genç olanlara bakma isteği olarak anlamasından beri bu böyle
olmuştur. Biz üç adımda daha kapsamlı bir anlayış sunuyoruz:
Birincisi ilk genellemede üretkenlik kavramı, insanların düşünceleri ve eylemlerinde arkadan
gelen kuşakların varlığını tasarlayabilmeleri krine bağlanabilir. İnsanlar üretken davranışları-
üst derecede kontrol edebilmektedirler. Çoğu, ebeveynliğe karar verebilir veya karşısında
olabilir.
İkinci olarak, insanların arkadan gelen kuşakların iyiliğini düşünme ve buna göre hareket ede-
bilme kapasiteleri bulunmaktadır. Bu, hem birey hem de sosyal kurumlar için benzer bir zorun-
luluk ve sorumluluk olarak doğru kabul edilmişr.
Yakın zamanda tarşmaya eklenen üçüncü bir genelleme, gencin de bireysel ve müşterek
olarak yaşlının iyiliğine yönelik farkındalık gelişrebilme deneyimini veya içgörüsünü dikkate
almaktadır.
12.18 Bu doğrultuda biz şu tanımlamayı öneriyoruz: Üretkenlik, bireysel ve müşterek olarak
kuşakların karşılıklı bağımlılıklarının farkında olmalarına ve eylemlerinde bunu göz önünde bulun-
duran insan yeteneğine işaret eder. – Üretkenliğin bu açıklaması, bireysel ve müşterek-toplumsal
yaşamın anlam arayışı potansiyellerini vurgulamaktadır.
Kuşaklararası ilişkilerin boyutları
Temel tanımlamalar
12.19İki ve daha fazla kuşak arasındaki sosyal ilişkiler, aynı kuşak içindeki sosyal ilişkilergibi,
benzerlikleri ve farklılıklarıyla kuşak üyeliği bilinci ile belirlenir (kuşaklararası ve kuşakiçi ilişkiler).
12.20 Bu ilişkiler, karşılıklı ve dönüşümsel uyum, ikna, alış-veriş ve öğrenme süreçlerinde
somut bir duruma gelir. Kuşaklararası ilişkilerin yapısı ve dinamikleri başka şeylerin yanı sıra
273
12
kurumsal görevlere de (yaşam güvenliği, bakım ve yeşrme) bağlıdır. Aynı zamanda, böyle iliş-
kileri sürdürüp gelişrmek önemlidir.
12.21 Tanımımız, sosyal ilişkilerin sürekli olarak birbiriyle ilişkili olan ve bu şekilde “çerçeve-
lenmiş”, dolayısıyla yegâne olmayan (bireysel ve kolekf) etkileşimler şeklindeki tanımlamasına
dayanmaktadır. Birçok durumda bu çerçeve, birlikte yapılması gereken görevler veya birbirimiz-
le karşılaşğımız sosyal roller aracılığıyla başlangıçta belirlenmektedir. Ancak en ilginci birbirini
takip eden kuşakların üyeleri arasındaki ilişkilerdir.
12.22 Farklılaşmış teorik ve deneysel çözümlemelerde kuşaklararası ilişkileri inşa etmek için
“sosyal bir manğın” tanımlanıp tanımlanamayacağı sorgulanmaktadır. Genel alışveriş ve karşılık-
lılık kuralları ne derece geçerlidir? Bu, kuşaklararası ilişkilerin ayırt edici özelliklerinden biri midir?
12.23 Bu bağlamda özellikle önemli olan, arkadan gelen kuşakların üyelerinin karşılıklılığı veya
karşılıklılık farkındalığını ertelemesidir. Bu kurallar farklı kuşakların üyeleri arasında farklı türden
aktarımlar hakkındaki verileri nasıl işlemektedir? Özel ve kamu aktarımları arasındaki ilişki nedir?
Üç kavram; kuşaklararası çaşma, kuşaklararası dayanışma ve kuşaklararası duygu karmaşıklığı
bu sorulara yönelik kapsamlı bir yaklaşım sunmaktadır.
Kuşaklararası çaşma
12.24 Kuşaklararası çaşma kavramı kuşaklararasındaki çaşmaları kızışran kaçınılmaz
dinamik farklılıkların bulunduğu inancına dayanmaktadır.
12.25 Geleneksel ve popüler literatürde yaygın inanç, genç ve yaşlı arasındaki çaşmaların az
çok kalıtsal olduğu ve bu ilişkilerin (sosyal) doğasında bulunduğudur. Nasıl sona ereceği sistemin
özünde var olan toplumun gelişmesinde görünür. Aile ve akrabalık ağlarında güç ilişkileri “doğal”
çıkış noktası olarak görünmektedir. Son zamanlarda genç ve yaşlı arasındaki çaşmalar refah
devle kurumlarında toplumsal kaynakların ve kalımın dağımıyla ilişkili olarak tarşılmaktadır.
Kuşaklararası dayanışma
12.26Kuşaklararası dayanışma, aynı veya farklı kuşakların üyeleri arasında koşulsuz güven
duymanın bir ifadesi olarak tanımlanabilir.
12.27 Kuşaklararası dayanışma kavramı, temel olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşlan-
ma ve kuşaklararası ilişkiler üzerine yapılan araşrmalar aracılığıyla popülerlik kazanmışr. Bu,
kısmen izole bir çekirdek aile kavramına, aile ve akrabalığın genel olarak önemini kaybetmesi-
ne ve yaşlılık desteği gereksiniminin tek taraı algılanmasına karşı tepkidir. Bengtson/Roberts’ın
içinde al boyutun yeraldığı modeline (Intergeneraonal solidarity in aging families. Journal of
Marriage and Familiy, 1991: 856–870) sıklıkla aa bulunulur. Bunlar, (1) ilişkisel dayanışma
(etkileşimin sıklığı ve örüntüleri), (2) duygusal dayanışma (pozif duyguların türü, derecesi veya
karşılıklılığı), (3) anlaşmaya dayalı dayanışma (tavırlar, değerler ve inançlara ilişkin anlaşmanın
derecesi), (4) işlevsel dayanışma (desteğin/kaynakların verilip alınmasının derecesi ve miktarı),
274
12
(5) kuralcı dayanışma (ailevi rollere ve yükümlülüklere bağlılığın gücü) ve (6) yapısal dayanışma
(ailenin büyüklüğü veya coğra yakınlık gibi kuşaklararası ilişkilerin rsat yapısı) şeklindedir.
12.28 Bu dayanışma kavramının yalnızca aile bağlamı içerisindeki kuşaklararası ilişkilere gön-
derme yapğı belirlmelidir. Kavrama yapılan eleşriler, ortak akviteleri vermenin ve almanın
veya bunlara dâhil olmanın zorlayarak veya gönülsüzce de yapılabileceğini savunmaktadırlar.
Dahası, kuşaklararası ilişkilerin kuralcı bir idealleşrilmesi riski de mevcuur. Bu yüzden polojiyi
kuşaklararası ilişkileri boyutlandırma için bir teklif olarak görmek önerilebilir. Ancak toplumsal
genelleme sıkınlı olacakr. Genel bir ifadeyle çok boyutlu dayanışma kavramı, kuşaklararası
ilişkilerin öneminin en başta onun birleşik sosyal uyuma sağladığı katkı aracılığıyla tanımlandığı
yaygın inanç temeline dayanmaktadır. Dolayısıyla kuşaklararası ilişkilerin içsel dinamiklerinin çok
önemli yönleri göz ardı edilir. Aynı şekilde, onları şekillendiren sosyal koşullar da küçümsenir. Bu,
deneysel verilerin tasarlanması, toplanması ve çözümlemesinde de açıkça görülür.
Kuşaklararası duygu tezatlığı (her iki duygunun birlikte hissedilmesi)
12.29 Kuşaklararası duygu tezatlığı kavramı, mikro-sosyolojik ve makro-sosyolojik kuşaklara-
rası ilişkilerin aynı zamanda aşk ve nefret, bağımsızlık ve bağımlılık, yakınlık ve uzaklık gibi çaş-
macı ve dayanışmacı tavır ve davranışları ifade edebileceğine aa bulunur. Kaynağı, paralel
birliktelik ve çeşitliliğin tanınmasında yatar. Bizim tanım önerimiz şu şekildedir:
12.30Duygu tezatlığı kavramı genel anlamıyla birey ve kuruluşların görünüşleri için önemli
olan sosyal ilişkiler, olgular ve menlerin anlamını ararken duyguda, düşüncede, isteklerde veya
sosyal yapılarda kutupsal zıtlıklar arasında tereddüt etme (“bocalama”) deneyimine başvurur.
12.31 Duygu tezatlığı kavramının temeli psikoterapi ve Simmel’in bireysellik ve sosyallik kav-
ramında yatmaktadır. Duygu tezatlığının bilimsel ifadesinin (günlük hayaaki ifadesine nazaran)
başlı başına olumsuz bir çağrışımının olmadığını vurgulamak gerekir. duygu tezatlığı deneyimi
ve bu durumla baş etme bu yüzden ilişkileri sürdürme anlamında bir engel olarak görülebilir.
Bu, sosyal açıdan yaracı ve yenilikçi bir şekilde yapılabilir. Ayrıca, bireysel etki, güç veya otorite
önemli olabilir. Buna göre “dayanışma”, “serbest bırakma”, “geri çekilme” ve “bağlılık” gibi çeliş-
kili duygularla baş etmenin farklı yolları bulunabilir.
12.32 Kuşağa ait kavramının emolojisi hâlihazırda devamlılık ve yenilik arasındaki gerilime
değinir. Bu tarz gerilimler ayrıca birçok kuşaklararası ilişkinin paralel yakınlık ve uzaklık özelliğinin
bir sonucudur.
12.33Bu bakış açısı için genel bir buluşsal hipotez aşağıdaki gibi doğru varsayılabilir: Kuşak-
lararası ilişkiler, yapısal gerekçeler nedeniyle (yani yakınlıkları ve değişrilemezlikleri) yüksek
bir duygu tezatlığı deneyimleme potansiyelini ifade etmektedir. Ancak bunlar her zaman ve her
koşulda duygu tezatlığı değildirler.
275
12
Kuşaklararası ilişkiler ve sosyal yapılar
12.34 Kuşaklararası kimliklerin aı demograk, sosyal ve kültürel yapıların içine gömülüdür.
Bu yapılar bireyler, gruplar, kurumlar ve başka sosyal birimler arasındaki kuşaklararası ilişkileri
somut bir şekilde çerçevelemektedirler. Bu yapısal birimlere toplumsal düzeyde kuşaklararası
ilişkiler olarak değinilebilir (“Generaonenverhältnisse”).
12.35 Bu tanım, “ilişkilere” (“Beziehungen”) aa bulunanlardan yalnızca mikro-sosyal etki-
leşimler ve makro-sosyal koşullar olarak “toplumsal ilişkiler(“Verhältnisse”) açısından farklıla-
şır. Üyeleri arasındaki somut etkileşimlerinde kendilerini gösteren makro-sosyal birimler arası
(soyut) ilişkilerin de olabileceğini göz önünde bulundurmalıyız. Kuşak kavramı bu yüzden mikro
ve makro düzeylerin zıtlığı arasında aracı olmaya uygundur. Bunun belirleri Mannheim’ın kav-
ramsal örüntüsünde, yani “kuşağın konumu —güncel kuşak— kuşak birim”de bulunabilir.
12.36 Demograk bir bakış açısından doğum akranları en önemli yapısal birimlerdir. Belirli bir
zaman diliminde doğmuş bütün insanlar “kuşak” olarak tanımlanmaktadırlar. Örgütler bağlamın-
da akranlar, belirli bir zaman diliminde o örgütün üyeleri olmuş bütün insanlardır.
12.37 Yukarıda önerilen kuşak tanımına göre doğum akranları, üyeleri veya başkaları o doğum
tarihini, yaşı veya girdiyi kimlikleri ve eylemleriyle ilgili biyograk ve geçmiş deneyimleri olan bir
kurumla bağlanlandırdığı zaman kuşaklar hâlini alırlar.
12.38 Farklı kuşakların üyelerinin arasındaki yapısal ilişkilerin ve dinamiklerin çözümlemesi
zaman açısından da yapılabilir. Bir taraa aynı anda yaşayan (eşzamanlı) kuşaklar vardır. Diğer
taraaysa yaşanlarını paylaşmayan (artzamanlı) kuşaklar ve hem de eşzamanlı ve artzamanlı
kuşak deneyimleri arasında karşılıklı bağlanlar vardır.
12.39 Kuşaklar karmaşık bir çapraşık sosyo-zamansal yapı ve ilişkiler sistemi inşa etmekte-
dirler. Bunlar, bireylerin çoklu kuşak aidiyetlerinde ve kuşaklararası ilişkilerinde gözlemlenebilir.
Kuşaklardan ikincisi (sonraki kuşak), zıt düşen seçenekler arasında bir tepki evresi içeriyorsa
ikilem deneyimini yaşayabilirler. Bu, onların kendilerinden önceki kuşağı takip etmeleriyle ve
geleceğe uzanmalarıyla tamamlanır. Kuşakların ve kuşaklararası ilişkilerin zaman boyutlarının
çözümlemesi az araşrılmakla birlikte kuşaklararası teori inşası ve araşrmasında gelecek vaat
eden bir alandır.
Kuşak düzeninin ve kuşak polikasının unsurları
12.40 Çocukların “yaşlıya” uzun süreli bakıma muhtaçlığı ve yaşlı insanların “gençlerden” ala-
cağı bakım ışığında, kuşaklararası ilişkileri düzenlemek “insan doğasının sosyo-kültürel bir görevi”
hâlini almaktadır ki bu, kurallar ve düzenlemelere ihyaç duyar. Bunlar, bu görevler ile farklılıklar
ve etkiler hakkındaki uzlaşmaların anlaşılmasının ifadeleridir. Örneğin, ebeveyn “otoritesi” kav-
ramının ebeveyn “bakımı” kavramıyla yer değişrmesi kuşağa ait düzendeki tarihsel değişimi
ifade eder.
276
12
12.41“ilişkisel mank” terimi sosyal ilişkilerin düzenlenmesinin, ekonomik ve siyasi ikdar
ilişkileri içinde yerleşmiş olarak bulunuşları ve gelenek, görenek ve normlar aracılığıyla meşrui-
yetlerinin kurulu biçimlerini ifade eder. Sosyal yapılar içinde gömülü olan bu kurallar bir “kuşak
rejimine” aa bulunmaktadır.
Temel tanımlama
12.42 Kuşaklararası bir rejim bir toplumdaki kuşaklararası ilişkileri düzenlemek için var olan
kuralların toplamı ve bunların gelenek, görenek ve hukuktaki alt dağılımları olarak tanımlanabi-
lir. Bunun hukukta yeri vardır ve ilişkisel manğın unsurları olarak ifade edilir. Her ikisi de aynı
zamanda mevcut ikdar ve otorite yapılarının ifadeleridir.
Kuşak ve toplumsal cinsiyet
12.43 Hem kuşak hem de toplumsal cinsiyet analik ve deneysel olarak yakından ilişkilidir. Bu
iki kategorilerin her ikisi de sosyal, siyasi ve kültürel kurum ihyacı duyan biyolojik olguları ifade
etmektedir. En önemlisi üretkenlik toplum cinsiyet ilişkileri tarandan belirlenmektedir. Tarihsel
anlamda (retrospekf) geriye doğru bir bakış kuşak kavramının genel anlamda erkek egemen
bakış açısıyla kullanıldığını göstermektedir. Bu durum, görevlerin günlük yaşamda asimetrik ata-
masında olduğu kadar yasal düzenlemelerde de ifade edilmektedir. Toplumsal cinsiyet rollerinin
geçen on yıllarda, kabul edilmiş ve gerçek değişim dinamikleri, kuşaklararası ilişkilerin düzenlen-
mesiyle yakından ilişkilidir. Buna en iyi örnek, “bakım görevlerinin” düzenlemesidir.
Kuşaklararası adalet (hakkaniyet)/adillik/eşitlik
4
12.44 Adalet (hakkaniyet) kavramı, içerisinde bireysel erdemin yanı sıra sosyal bir normu
da içinde barındırmaktadır. Bu, kuşaklararası ilişkilerin düzenlenmesinde de böyledir. Bu açı-
dan adalet kavramları makro-sosyal (örneğin, toplumsal kaynakların dağımı) bağlamlarla ilgili
olduğu kadar mikro-sosyal (örneğin, günlük yaşamda eğim) bağlamlarla da ilgilidir. Aristo’nun
günümüze kadar yol gösterdiği önermelerine aa bulunarak adalen iki farklı boyutunu
değerlendirebiliriz.
Birincisi, şekli adaler. Toplumsal düzen içerisinde kuralların üyelere adil ve bu anlamda eşit
bir şekilde uygulanmasını gerekrir ki bu, kuşaklararası ileşim için de geçerlidir.
– İkinci boyut, kapsam hedeidir.
12.45 Burada takas adale, birinin, üyelerin performansı açısından kazanç eşitliğini hedef
almasını öngörür. Siyaset bilimi ve ekonomi literatüründe buna verim adale de denir. Bunun
ötesinde, dağıcı adalet pozisyona, bireyin devlet nezdinde “değer” veya erdeme aa bulunur.
İhyac temelli adalet bunun diğer bir adıdır.
4Almanca “Generaonengerechgkeit” terimi İngilizcede üç farklı kelimeye karşılık gelir: kuşaklararası adalet,
kuşaklararası adillik ve kuşaklararası eşitlik. Bunların kullanımı söylemin bağlamına bağlı olarak çeşitlilik gösterir
ve kavramın farklı yönlerini vurgular kuşaklararası eşitlik ekonomik özelliklere, kuşaklararası adillik ise felse
yorumlamalara aa bulunur; kuşaklararası adalen de sosyo-hukuksal bir çağrışımı vardır.
277
12
12.46 Son zamanlarda felse-ek söylemlerde pragmak bir değişim gözlemlenebilir. Özünde
bu, sosyal bağlamlardaki kalımcı adalen veya kapsayıcı adalen eylemlerine odaklanır.
12.47 Kuşaklararası ilişkilerin düzenlenmesine uygulandığında bu şu anlama gelir: Ebeveynler
çocuklarına, mümkün olsa bile anında, haa hiçbir zaman “geri ödenmeyen” maddi ve maddi
olmayan olanaklar tanırlar. Bu nedenle sadece değişim adalenden fazlası söz konusudur. Yine
de çocukların ve ebeveynlerin farklı ihyaçlarını göz önünde bulundurmak önemlidir. Adalen
iki biçimi de çocukların kendi çocuklarına, almış oldukları şeyi sık sık maddi veya maddi olmayan
miras olarak aktardığı kriyle şekillenebilir. Aynı zamanda aileler içerisinde ve aileler tarandan
toplumsal iyilik ve toplum tarandan tanınan (örneğin, emeklilik sistemi) beşeri sermaye üremi
için bir talep doğabilir.
12.48 Ayrıca, adalet kavramları şu anda yaşayan ve gelecekteki yaşayacak kuşaklar arasındaki
ilişki açısından (örneğin, doğal kaynakların kullanımı, kamu borcunun miktarı ve kültürel mira-
sın takdir edilmesi) önemlidir. Kuşaklararası adalen çok boyutlu doğasına hitap etmesi açısın-
dan, kuşaklararası polikanın genel insan haklarına uyumlu ve aynı zamanda kuşakların karşılıklı
bağımlılığına ve sonuç olarak ortaya çıkan sorumluluklara işaret eden normaf bir tanımını öne-
riyoruz. The Convenon on the Rights of the Child (CRC) (Çocuk Hakları Sözleşmesi) bu anlamda
önemli bir belgedir.
12.49 Öte yandan, adaletle ilgili kavramlar günlük hayaa da rol oynamaktadır. Bu kavram-
lar orada, adillik ve tarafsızlık inançlarıyla harmanlanmış diğer kavramlarla bir aradadır. Önemli
bir ölçüt, adalen (hakkaniyen) eşite eşit, eşit olmayana eşit olmayan bir şekilde davranılması
gerekğini söyleyen vecizedeki gibi eşitlik ve eşitsizlik arasındaki ilişkidir.
12.50 Adaletle ilgili kavramlarda geçmiş (örneğin, edinilmiş mülkiyet), günümüz (mülkiyen
mevcut kullanımı ve arşı) ve gelecek (mülkiye devretme) anlayışı önemlidir. Buna göre, kuşak-
lararası adalet sorunu, kuşaklararası meselelere paralel olarak oldukça ilgi görmektedir. Kuşak-
lararası adalet, siyasi girişimlerin de önemli bir kaygısıdır. Hemen hemen issnasız bir şekilde
kuşakları toplumsal koleker (ve sıkça da yaş grupları bağlamında) felse ve siyasi antlaşmalara
aa bulunmaktadırlar.
12.51 Dahası, zaman içinde kuşaklararası adalet ve farklı zamanlarda kuşaklararası adalen
ayrılması sorusu önemlidir. Bu, ilk olarak aynı zamanda yaşayan kuşaklar (veya yaş grupları) ara-
sındaki ilişkiyi, ikinci olarak da bugün yaşamakta olan ve gelecekte de yaşayacak olan kuşaklar
arasındaki ilişkiyi ifade etmektedir. Burada, geleceği ne kadar düşünmemiz gerekği ve bugünün
yaşayan kuşaklarının yükümlülüklerini uzak geleceğe bırakıp bırakmamaları tarşılmaktadır. Ayrı-
ca günümüz kuşakları ve varlığı doğrudan veya dolaylı olarak önceki kuşağın üretkenlik kararları-
na bağlı olan gelecek kuşaklar arasındaki ilişkinin doğasına da oldukça dikkat edilmektedir. Bakış
açısının en az üç kuşağı kapsayacak şekilde genişlelmesi önerilmektedir (Lasle: “intergenera-
onal tri-contract” [“kuşaklararası üçlü sözleşme”]).
278
12
Kuşaklararası sözleşme
12.52 Kuşaklararası sözleşme, şu anda çalışma haya içine yer alan kuşağın emekli olmuş
kuşağın emeklilik maaşı alabilmesi için emeklilik güvencesi katkıları aracılığıyla ödeme yapğı
“çalışırken öde” veya “kuşaklararası dayanışma” sisteminin metaforik bir tanımıdır. Bu noktada
kuşakların refah devle kavramı uygulanmaktadır. İyi oturmuş “kuşaklararası dayanışma” sistemi
demograk değişimle birlikte kuşaklararası eşitliğin devam eden sürdürülebilirliği ilgili tarşma-
lara meydan hazırlayan bir teste tabii tutulmaktadır.
İnsan kapasitesi («Humanvermögen»)
12.53 İnsan kapasitesinin oluşumu, kişinin kendisini dünyayla uyumlu hâle germesi ve başka
bireylerle etkileşime geçmesi adına gereken genel beceriler örneğindeki gibi hayat yeterliklerinin
aktarılması ve üremini ifade eder. Yaşamsal kapasite terimi bunu gösteren en uygun terim gibi
durmaktadır. Bir diğer anlamı ise bireylerin çalışmalarını sağlayan bilgi ve becerileri ifade eder,
bu kavram örneğin çalışma kapasitesinden daha geniş bir anlamı bir anlamı içerir. Her ikisi de
toplumdaki herhangi ekonomik, sosyal veya kültürel bir etkileşimin olmazsa olmazıdır. Bu sözcü-
ğün iki farklı yönlü anlamının (Almanca) “Vermögen5 tanımlanması maksatlı (bilerek) yapılmışr.
Eğer bir şey yapma “kapasitemizi” ifade edersek bu, maddi imkânlara olduğu kadar beceri ve
bilgiye de aa bulunabilir. “Kapasitenin” iki biçimi de birbirine bağlıdır.
Kuşaklararası polika
12.54 Kuşaklararası polika kavramı, -kelimenin yine başka bir anlamında – kuşaklararası iliş-
kilerin bir tür toplumsal organizasyonunun bulunması gerekliliğinin tanınmasından kaynaklanır.
Buna isnaden kuşaklararası polikalar örtük ve açık olarak ayırt edilebilir.
12.55 Sosyo-polik uygulamaya ilişkin çözümlemenin mevcut durumu kapsamında aşağıdaki
tezi öneriyoruz:
Kuşaklararası polika, günümüzde kuşaklararası adalen çabalarını yansıtmaktadır ki kuşaklar
arasında kaynakların dağımında en büyük rolü üstlenen hem devlet hem de sivil toplum kuru-
luşları burada önemli aktörlerdir. İki tanım önerilmektedir:
12.56 Tanımlayıcı kuşaklararası polika: Kuşaklararası polika özel ve kamusal alanlardaki
kuşaklar arasındaki bireysel ve kolekf ilişkileri kurumsallaşrma çabalarını içerir. Bunun öte-
sinde, başka polika alanlarındaki önlemlerin ne dereceye kadar kasıtlı veya kasıtsız olarak ilgili
oldukları açıklanmalıdır.
12.57 Programlı kuşaklararası polika: Kuşaklararası polikanın yaralışı, bir yandan sorumlu
ve topluluk yönelimli kişiliğin, diğer yandan da toplumsal gelişimin garansini sağlayacak şekilde
günümüzde ve gelecekte özel ve kamusal kuşaklararası ilişkilerin yaralmasına izin veren top-
lumsal koşulların oluşturulmasına aa bulunur.
5Her iki anlamın da İngilizce çevirisi ya “kapasite” ya da “sermaye” şeklinde olacakr.
279
12
12.58 Uygulamalı kuşaklararası polikanın giderek önem kazanan bir alanı, kuşaklararası
diyalog başlığı alndaki projeleri içermektedir. Farklı kuşakları temsil eden iki ya da daha fazla
yaş grubunun üyeleri ortak akvitelere kalır ve kamu yararı için kullanışlı olan projelere dâhil
olurlar. Aynı zamanda birçok kalımcı da kendilerini daha fazla gelişrme rsayla move olurlar.
Öğrenme süreçlerinin (“üretken sosyalizasyon”) kuşaklararası ilişkilerin belirli bir özelliği olduğu
varsayımına göre bu akviteler eğimsel projeler olarak görülebilir. Bu akviteler fazladan polik
bir önem kazanırlar, çünkü sıklıkla sivil kalımlı girişimlere bağlıdırlar. Devlet yardımı almaları
durumunda bu çoğunlukla tamamlayıcı bir doğaya sahipr.
Bütünleyici bir kuşaklararası polikanın şeması
12.59 Aşağıdaki şema, kuşaklararası polika anlayışını özetlemektedir. Kuşaklararası ilişkilerin
liberal, açık görüşlü oluşumu için toplumsal koşulları sağlamak bunun merkezindedir. Bu koşullar,
bireyin gelişmesi ve bağımsız ve topluluk yönelimli bir kişiliğe bürünmesi için temel bir ön şart-
r. Diğer sosyo-polik argümanlar buna değinmektedir. Bunlar, bağımsız ve topluluk yönelimli
bir kişilik gelişrmek için bireysel kendini gerçekleşrmenin önemli bir ön koşuludur. Gerçekçi
ve istenilen toplumsal dinamiklerin ışığında devamlı bir yansıtmaya ihyaç duyarlar. Bu, “tüm
insan”ın gelişrilmesine aa bulunduğu için kuşaklararası ilişkilerin sosyal yapılar ve kurumlar
seviyesinde düzenlenmesini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen devlete ait olan ve olmayan
kurumların bir öze gerekmektedir. Bunlar, içsel olarak daha genel argümanlara (oklara) bağlı
olan belirli normaf argümanlara dayanmaktadır. Bu anlayış sıradan bir “anlık bir durum”dan faz-
lasını içerir. Ortak, kapsayıcı hedeeri gözetlemeyi gerekren basit bir koordinasyondan ziyade,
yoğun ve akf işbirliğini gerekrir. Bu, etkin gerilimlerin, sosyal eşitsizliklerin ve ilgilerin sosyal-
yaracı bir şekilde ele alınışını gerekrmektedir. Dolayısıyla, bu doğrultuda kavramsallaşrılmış
bir kuşaklararası polika, genel toplumsal polikalar için önemli ici güç oluşturmaktadır.
280
12
İleriye Dönük Değerlendirme
12.60 “Kuşaklar anlalır ve sayılır” (S. Weigel). Kuşaklar ve kuşaklararası ilişkiler gibi sık sık
ifade edilen ve birbirinden ayrılması zor kavramları ele almak disiplinler arası bakış açısını gerek-
rir. Aynı zamanda, bu; teori, uygulama ve polika oluşturma arasında köprü oluşturulmasında
önemli rolü üstlenmektedir Tüm bunlar farklı araşrma yöntemleri ve bilgi transferi kullanımını
gerekrir. Bunları uygun detaylarla açıklamak ayrı bir “rehber” gerekrir. Ancak bu deneme tas-
lağı dahi “kuşaklararası konuların” akademik açıdan büyüleyici ve uygulamada gerekli olan bir
alan olduğunu göstermektedir.
Kuşakla ilgili spesifik politika alanlar
Çocukluk/ergenlik/aile/yaşllk/eğitim
Aktiviteler/görevler
Ev idaresi– bakm- sosyal entegrasyon
Günümüzde ve gelecekte hayatn farkl alanlarnda kuşaklararas
ilişkilerin oluşumu
Kişilik gelişimi – Kimlik – Kurum
Genel siyasi ve etik görüşler
İnsan haklar
Adalet
Sorumluluk
Güvenilirlik
Üretkenlik
Toplumsal Cinsiyet
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
ResearchGate has not been able to resolve any references for this publication.