ChapterPDF Available

Atlarda Antrenman

Authors:

Abstract

Kaslarda yapısal ve işlevsel uyumluluk geliştirme ve güç artırımı amaçlı çalışmalara antrenman denir. Amaç, kasları hedeflenen çizgiye yönelik olarak zorlayıp gücünü artırabilmektir. Bilimsel antrenman bir program dâhilindedir, düzenli yapılır, uzun süreli fiziksel aktivitelerden oluşur. Yüklemelerden kaynaklanacak psikofizyolojik stres koşullarına vücud antrenmanlarla uyumlu hale getirilir; organizma yapılacak aksiyondan kaynaklanabilecek psikolojik ve fizyolojik strese adapte edilir. Atların hassas olduğu bir durum olan psikolojik stres ilk sırada düşünülmeli, antrenmanda atın bu stres sonucu ortam ve nesnelere verebileceği tepki unutulmamalıdır; bu nedenle antrenmanlarda öncelikle atın psikolojisi ve güven duygusu desteklenmelidir. Performansına yönelik antrenman çalışmaları bir standart protokolden ziyade atın bireysel özellikleri üzerinden oluşturulur. Uygun antrenman programları geliştirilirken metabolik uyum, kabiliyeti geliştirmesi, kasları kütle olarak büyütmesi, travmatik ve dejeneratif olmaması gerekir. Anrenman ile yumuşak doku ve kemiklerin dayanıklılığı, gücü mümkün olan maksimum düzeye çıkarılır ve bu gittikçe artırılan bir tempo ile sağlanır. Bu yolla, henüz uyum sağlamamış dokular zorlanmamış da olur. Antrenmanlarda kas lifi hacimsel artışı, uyum yani koordinasyon, esneklik, çeviklik, dayanıklılık da geliştirilir. Uyumun atın tüm sistemlerinde kalıcı olarak gelişmesi arzulanır. Bu uyum ata kondisyon kazandırır, performansını arttırır. Antrenmanlarla sağlanan metabolik uyum ve kabiliyet gelişimi temelli detaylar önemlidir. Atınızın süratli bir koşucu olmasını istiyorsanız, hızlı koşu antrenmanı yaptırmak zorundasınız, Uzun mesafelere dayanmasını istiyorsanız, hızlı koşular ile bunu sağlamanız mümkün olmaz. Bu gerçek atletler için de geçerlidir. Hızlı bir koşucu için de yavaş ve uzun mesafeli çalışmalar faydalı ve gereklidir. Ancak bu çalışmalar onun hızlı koşu antrenmalarını sürdürmesi gerçeğini değiştiremez. Kuraldır; hızlı olmak için hızlı koşmak gerekir. Bir at ilk antrenmanda 1400 metreyi 4 dakikada koşmuşsa yarın 1400 metreyi 4 dakikada daha kolay koşabilecek enerjiyi depolayacaktır, doku onarım süreçleri de hızlanacaktır. Antrenman ata, önce 1400 metreyi 4 dakikada koşabilmesi için gerekli metabolik ve dokusal altyapıyı sağlar. Bu kapsamda fiziksel aktivitelere uyum öncelikle kardiyovasküler ortamda başlar; kalp kası fonksiyonel ve yapısal olarak gelişir, büyür. Yaklaşık dört ay süren yeterli şiddet ve düzeydeki antrenman programı sonunda, iki yaşlı atların kalp kası kitlesi %30 kadar artmıştır. Antrene atlarda kalb hem büyümüş hem de kasılma gücü artmış olduğundan vücuda gönderilen kan hacmi de artar.
1
Giriş ve Tanım
Kaslarda yapısal ve işlevsel uyumluluk geliştirme ve güç artırımı amaçlı çalışmalara antrenman
denir. Amaç, kasları hedeflenen çizgiye yönelik olarak zorlayıp gücünü artırabilmektir. Bilimsel
antrenman bir program dâhilindedir, düzenli yapılır, uzun süreli fiziksel aktivitelerden oluşur.
Yüklemelerden kaynaklanacak psikofizyolojik stres koşullarına vücud antrenmanlarla uyumlu
hale getirilir; organizma yapılacak aksiyondan kaynaklanabilecek psikolojik ve fizyolojik strese
adapte edilir. Atların hassas olduğu bir durum olan psikolojik stres ilk sırada düşünülmeli,
antrenmanda atın bu stres sonucu ortam ve nesnelere verebileceği tepki unutulmamalıdır; bu
nedenle antrenmanlarda öncelikle atın psikolojisi ve güven duygusu desteklenmelidir.
Performansına yönelik antrenman çalışmaları bir standart protokolden ziyade atın bireysel
özellikleri üzerinden oluşturulur. Uygun antrenman programları geliştirilirken metabolik uyum,
kabiliyeti geliştirmesi, kasları kütle olarak büyütmesi, travmatik ve dejeneratif olmaması gerekir.
Anrenman ile yumuşak doku ve kemiklerin dayanıklılığı, gücü mümkün olan maksimum düzeye
çıkarılır ve bu gittikçe artırılan bir tempo ile sağlanır. Bu yolla, henüz uyum sağlamamış dokular
zorlanmamış da olur. Antrenmanlarda kas lifi hacimsel artışı, uyum yani koordinasyon, esneklik,
çeviklik, dayanıklılık da geliştirilir.
Uyumun atın tüm sistemlerinde kalıcı olarak gelişmesi
arzulanır. Bu uyum ata kondisyon kazandırır, performansını arttırır.
Antrenmanlarla sağlanan metabolik uyum ve kabiliyet gelişimi temelli detaylar önemlidir. Atınızın
süratli bir koşucu olmasını istiyorsanız, hızlı koşu antrenmanı yaptırmak zorundasınız, Uzun
mesafelere dayanmasını istiyorsanız, hızlı koşular ile bunu sağlamanız mümkün olmaz. Bu gerçek
atletler için de geçerlidir. Hızlı bir koşucu için de yavaş ve uzun mesafeli çalışmalar faydalı ve
gereklidir. Ancak bu çalışmalar onun hızlı koşu antrenmalarını sürdürmesi gerçeğini değiştiremez.
Kuraldır; hızlı olmak için hızlı koşmak gerekir. Bir at ilk antrenmanda 1400 metreyi 4 dakikada
koşmuşsa yarın 1400 metreyi 4 dakikada daha kolay koşabilecek enerjiyi depolayacaktır, doku
onarım süreçleri de hızlanacaktır. Antrenman ata, önce 1400 metreyi 4 dakikada koşabilmesi için
gerekli metabolik ve dokusal altyapıyı sağlar. Bu kapsamda fiziksel aktivitelere uyum öncelikle
kardiyovasküler ortamda başlar; kalp kası fonksiyonel ve yapısal olarak gelişir, büyür. Yaklaşık
dört ay süren yeterli şiddet ve düzeydeki antrenman programı sonunda, iki yaşlı atların kalp kası
kitlesi %30 kadar artmıştır. Antrene atlarda kalb hem büyümüş hem de kasılma gücü artmış
olduğundan vücuda gönderilen kan hacmi de artar. Antrene bir atın dakika atım sayısı (nabzı)
dinlenim halinde de, fiziksel aktivite esnasında da antrenmansız bir ata göre düşüktür. Söz gelimi
Bölüm 5: Atlarda Antrenman
ASLAN R.
2
10 m/sn hızla kenter koşan antrenmansız bir atın nabzı 190 atım/dk iken, aynı at düzenli
antrenman programından sonra aynı hızda koşarken nabız 170 atım/dk'ya kadar düşer.
Maksimum nabızlar da öyledir; sedanter atlarda maksimum nabız 225-240 atım/dk aralığında
iken antrene atlarda bu sayı 210-220 atım/dk aralığındadır. Antrenman ve fiziksel aktivitelerden
bir süre sonra nabız istirahat haline geri döner. At nabzının dinlenim nabzına geri dönmesi için
geçen süre "toparlanma süresi" olarak tanımlanır ve antrene atlarda toparlanma süresi çok
kısadır, nabız istirahat durumuna daha hızlı döner.
Antrenmanın Amacı
Yumuşak dokular, kemikler ve harekette rol alan diğer oluşumların dayanıklılığını ve gücünü en
üst düzeye yükseltmek, bunu uygun bir tempo artışı ile dokuları zorlamadan yapmak
amaçlanır. Kemikler kadar ligament, tendo ve kasların da antrenmana, zorlu müsabaka
koşullarına ve diğer fiziksel aktivitelere dayanacak güçte olmaları gerekir. Yapılan araştırmalar;
ileri performansta veya performans kaybına yol açan sorunlarda antrenmanlar kadar tendon
uzunluk, kalınlık ve yoğunluğu, bacak yapısı, eklem açıları ve kemik uzunluklarının da önemli
olduğunu göstermektedir. Örneğin uzun, gergin ve ince tendonlarda kopma, ödem gibi travmatik
ve yangısel olaylar daha sık oluşmaktadır. Bu durumda, antrenmanlar hedeflenen spora uygun
anatomik gelişimi dikkate alırken, bu gibi yumuşak dokuları da güçlendirici, dayanıklılığını arttırıcı
şekilde planlanmalıdır.
Her yaştaki at için ata özel antrenman, atın atletik yapısını oluşturan kemiklerini, tendo ve
ligament gibi hareket sisteminin diğer organlarını zorlamadan geliştirmesi açısından önem taşır.
Bir diğer ana fikir, antrenmanlar ile atta nabzı yükseltmek ve birkaç dakika aynı seviyede
tutabilmektir. Bu amaçla çalışmalar haftada 5-6 kez, en az 3-4 hafta olmalıdır. Çalışma mesafesi,
ağır aktivitelere hazırlanan atlar için uzun, hafif müsabaka ve aktiviteler için daha az olmalıdır.
Herhangi bir ağır çalışma başlamadan önce at 150-300 km kadar yavaş ve uzun mesafeli çalışma
yapmalıdır. Bunlar gezinti veya yavaş dörtnal olabileceği gibi çeşitli oyunlarla da yapılabilir.
Antrenman Programları
Antrenman programı somut olmalıdır. Programda atın yeteneği, yani yapabileceği
atçı/çalıştırıcı tarafından iyi bilinmelidir, çünkü hiçbir at diğerinin aynı değildir. Ayrıca hiç bir at ilk
yüklemede en yüksek efora ulaşamaz, en üst eforla çalıştırılmaz. Antrenmanda yüklenmeler
yavaş yavaş ağırlaştırılır. Hedef, artan yüklenmelerle atta uyum oluşturmak, atı alıştırmak, aynı işi
daha kolay yapabilmesini sağlamaktır. Önce atın aerobik kapasitesi geliştirilir, bu yavaş-uzun
mesafe çalışmalarıyla olur. Başarılı olabilmesi için atın bir uzmanın önerdiği ve takip ettiği plana
göre çalıştırılması gerekir. Bu durumda, antrenman programı atta kardiyovasküler sistem başta
olmak üzere bütün sistemlerde ve anatomik yapılarda uyum oluşturur, ileri bir performans
sağlar. Üzücüdür ki, özellikle 15 yaş üstü spor atlarının antrenman programlarına özenilmediği
3
görülmektedir. Atlar sadece yarışlara endeksli düşünülürse etik/doğru olmaz. Bu yüzden 15 yaş
ve üstü atların kendilerini iyi hissedebilecekleri programlar geliştirilmelidir.
Atletik atlarda farklı antrenman programları ile atın güç, dayanıklılık ve sürat performansı işe
uygun olarak geliştirilir. Sabit bir program ile bir atta hem süratin hem de güç ve dayanıklılığın
istenilen seviyeye çıkarılması, aynı ölçüde arttırılabilmesi mümkün değildir. Bu yüzden
antrenman programı aktivteye uygun olarak düzenlenmeli, o için gereken enerjiyi elde etme
yolu dikkate alınarak hazırlanmalıdır. Örneğin, kısa mesafe düz müsabakalar ve etkinliklerde atın
sürati ve gücü önceliklidir, antrenman programı bu bakışla oluşturulur. Çünkü kısa mesafeli sprint
tarzı koşularda enerji için oksijene pek ihtiyaç duyulmaz; anaerobik yolla ve kısa sürede
oluşturulur. Bu tip etkinliklerde at ihtiyaç duyduğu enerjiyi kaslarda mevcut ATP, kreatin fosfat ve
glikojenden elde eder.
At ile çalışma başlamadan önce uygulanacak programın detayları biliniyor olmalıdır. Program
önerisi atçı tarafından atın yapabilirliğine uyarlanmalıdır; çünkü her atın becerisi ve yapabileceği
farklıdır. Örneğin İngiliz tayları genellikle 1,5 yaş civarında antrenmana başlar, Bu dönemde
kemik gelişimi henüz tamamlanmadığından onların antrenmanı diğer daha erken veya daha geç
başlanan taylardan farklı yoğunlukta başlar ve devam eder. Ancak İngiliz tayları 24-26 aylık
olduklarında kemik gelişimi tamamlanır, gelişimini tamamlamış ve aynı hedefe hazırlanan
diğerleriyle benzer antrenmanlar artık uygulanabilir. Kemik gelişimi (kemiklerdeki mineral madde
yoğunluğu) atın orijini yanı sıra bakım ve beslenmeden de etkilenir ve ortalama iki yaş civarı
sabitleşir. Kemik güçleri ve dayanıklılığındaki gelişim ultrason ile izlenir.
Antrenmanda ilk yükleme maksimal eforda olmaz, yani atı tüm gücüyle çalıştırmamak gerekir.
Antrenman ağırlığı ilk iki yüklenmede kademeli olarak artırılır. Atın maksimal eforu üçüncü
yüklemede beklenir, maksimum kapasite bu evrede istenir. Dördüncü yükleme attan arzulanan
ileri metabolizma içindir, hafifçe fazla yükleme için kullanılır. Amaç, artan yüklenmelerle atı
çalıştırmak, sonraki antrenmanda aynı işi daha kolay yapabilmesini sağlamak için altlık
oluşturmaktır. Buna "interval" veya "aşamalı yüklenme" denir.
Antrenman programları asıl yavaş ve uzun mesafe çalışmaları üzerine oturtulur; omazsa olmaz
çalışma yavaş ve uzun mesafe idmanlarıdır. Çünkü anaerobik bir etkinlikten önce aerobik
kapasitenin geliştirilmesi gerekir. Bu yavaş ve uzun mesafeli çalışmalarla sağlanır. Yavaş ve uzun
mesafe antrenmanlarının en önemli sonucu, atta anaerobik aktivitelerden sonra hızla
toparlanma, kas-eklem, kas-tendon ve kas-kemik bağlarında güçlenmedir. Bu nedenle
hedeflenen aktiviteye bakılmaksızın tüm atlarda yavaş ve uzun mesafe çalışmalarışarttır. Bu
çalışmalar düşük hızlı tırıs, yavaş dörtnal şeklinde ve uzun süreli olmalıdır.
Antrenmanların bir diğer hedefi nabzı kseltmek ve üç beş dakika aynı seviyede tutmaktır. Bu
hedef için haftada 5-6 kez ve en az 3-4 hafta süren bir çalışma temposu uygulanır.
Antrenman süresi, ağır sporlara hazırlanan atlarda fazla, diğerlerinde daha azdır. Her ağır
çalışmadan önce atın psikolojik stresini de azaltacak şekilde arazi gezintileri, yavaş dörtnal gibi
çalışmalar yapılır. Bunlar önemsenmezse atın aktivitelerde sakatlanma riski yüksektir.
4
Atletlerde olduğu gibi atlar için de geçerli kural; başarılı olabilmek için bir antrenman planına
göre çalışılmalıdır. Bu plan katı bir prosedürden ziyade bir yol gösterici niteliğinde olmalı,
antrenman sürecinde izlenen olumlu ve olumsuz gelişmeler dikkatle not edilmeli, veteriner
hekim dahil atın bakımında yer alanlara gereken bilgilendirme yapılmalıdır.
Endurans tipi uzun mesafe koşularına yönelik anterenmanlarda dayanım ön planda tutulmalı,
uygulanacak program dayanıklılığı geliştirmek hedefli olmalıdır. Bu tarz etkinliklerde orta ve uzun
mesafeli bir koşu performansı gösterilir. Bu mesafeleri atın koşabilmesi için gerekli enerji ancak
oksijen kullanılarak, yani aerobik yolla elde edilebilir. Bu da glikojen ve yağların aerobik
oksidasyonu ile sağlanır. Bu yüzden, konkur atıyla endurans atına aynı antrenman uygulanmaz.
Bunun gibi, 800 metre düz koşacak at ile 2400 metre koşacak ata aynı antrenman programları
önermek ve uygulamak yanlıştır. Endurans atları için, uzun mesafelere dayanıklılığı artıracak,
aerobik kapasiteyi, bir diğer deyişle oksijen kullanımını maksimalize edecek programlar önerilir.
Kısa mesafe koşan atlarda hız, güç ve maksimum efor için gerekli olan anaerobik kapasiteyi
artırıcı antrenman programları uygulanır.
Sonuç olarak, at için hazırlanan antrenmanın tip, yoğunluk ve süresi, atın kullanıldığı sportif
aktivite alanına göre at aerobik ve anaerobik enerji yolaklarından hangisine ihtiyaç duyuyorsa bu
kapasitenin arttırılmasını hedefler. Antrenman yoğunluğu ve süresi, aerobik-anaerobik
kapasiteden hangisinin ne kadar arttırılmak istendiği ile doğrudan ilişkilidir. Bütün bunlara
rağmen antrenman programı ata özeldir; yani kataloglanmış şablon, sabit antrenmanlar yoktur.
Bu nedenle, atı tanımadan "şöyle yapılırsa en iyi sonuç alınır" denilmez; uygulanan antrenman
paketleri bütün atlarda aynen işleyen kurallar içermez. Atletlerde olduğu gibi her at kendine
özgüdür, her atın atletik performansı atın genetiğinden, mizaç ve kişilik özelliklerinden, fiziksel
yapı, yaş, cinsiyet, ortamdaki nem, sıcaklık, zemin gibi çevresel faktörlerden, bakım, eğitim,
barınma, beslenme, arkadaşlık gibi faktörlerden etkilenir ve tüketici maksimal bir egzersize veya
submaksimal bir aktiviteye etkisi aşağıdaki gibi özetlenebilir:
DAYANIK
LILIK ANTRENMANLARININ ATLARIN SUBMAKSİMAL EGZERSİZDE UYUM ETKİSİ
AZALMIŞ KALP ATIM HIZI
BÜYÜMÜŞ ATIM HACMI
KAS GLİKOJEN KULLANIMINDA AZALMA
YAĞLARIN KULLANIMINDA ARTIŞ
LAKTİK ASİT ÜRETİMİNDE AZALMA
YORGUNLUK ZAMANI UZAMA
SABİT OKSİJEN TÜKETİMİ
KALP DEBİSİ DEĞİŞMEZ
5
Bir Yaşlı Atların Antrenmanı
Bazı bilim adamları, bazı ülkelerdeki otoriteler, atların antrenmanına kaç yaşında başlanacağına
ilişkin tartışmaları hala sürdürmektedir. Üç yaşına girmeden antrenmanların başlamasını uygun
bulmayan yaklaşımlara bile rastlamaktayız. Bu yüzden, sportif aktivitelerde kullanılacak bir atının
eğitimi 1 yaşından sonra başlar gibi bir yanlış anlamaya yol açmadan başlayalım. At bir yaşına
gelene kadar sağlanacak en önemli kazanç, at ile kurulacak güven ve dostluğa dayalı iletişimdir.
Bunun için, tay doğar doğmaz başlatılacak iletişim önemlidir.
ARADAKİ METİNLER YAYIN SÖZLEŞMESİ GEREĞİ KISITLANMIŞTIR
At Ekim ayı sonunda yarış ahırlarına sevk edilmeyecekse temel eğitimin özellikle süratli
çalışmalarının yetiştirme çiftliğinde yapılması önerilmektedir. İlkin çılbırda süratli çalışmaları ile
başlanır, sonraki aşamada serbest biniş denemelerine geçilir. Eğitim ve gelişim sürecinde zaman
kaybına yol açacak gereksiz aralıklar olmamalı, fakat hiç bir koşulda da acele edilmemelidir.
İki Yaşlı Atlarda Antrenman
Spor atlarının yaşı hesaplanırken yeni yaşına giriş zamanı yaşadığı ülke veya coğrafyanın ekvatora
konumu üzerinden belirlenir. Ülkemizin de yer aldığı kuzey yarım kürede her sene 1 Ocak'ta,
güney yarım kürede ise 1 Ağustos'ta atın bir yaş büyüdüğü veya yaşının bir yıl daha ilerlediği
kabul edilir. Bu durumda, baharın geç doğmuş tayları 1 yaşına daha erken girerler, 1,5 yaşında
iken 2 yaşında sayılırlar. Bu, onların yarışlara daha erken katılabilmelerinin yolunu açacağı için
aslında istenmeyen bir durumdur. Çünkü uygun ve yeterli bir çalışma döneminden geçemeden
yarıştırılacaklardır. Yeterince hazırlanmadan sportif etkinliklere katılması bir at için de riskli bir
durumdur. İki yaşlı atlar için önemli bir risk şudur; onlar diğerlerine göre daha hırslı çalıştırılabilir,
bu durumda ilkin başarılı gibi olsalar da bu başarının sürdürülebilirliği çok azında devam eder.
ARADAKİ METİNLER YAYIN SÖZLEŞMESİ GEREĞİ KISITLANMIŞTIR
Ne kadar erken olgunlaşırsa olgunlaşsın, iki yaşlı atların kendilerinden büyük tayların katıldığı
uzun mesafeli yarışlara katılmaları önerilmez. Ancak antrenmanlara verdiği tepki ve atletik
DAYANIKLILIK ANTRENMANLARININ MAKSİMAL EFORLU AKTİVİTELERE UYUMDAKİ ETKİSİ
ARTMIŞ MAKSİMUM OKSİJEN TÜKETİMİ
YÜKSELMİŞ MAKSİMUM KALP DEBİSİ
DEĞİŞMEYEN MAKSİMUM KALP ATIM HIZI
ARTMIŞ MAKSİMUM ATIM HACMI
KASLA GİREN ALINAN DÜZEYİNDE ARTMA
KASA TAŞINAN OKSİJEN MİKTARINDA ARTIŞ
YORGUNLUK ZAMANINDA UZAMA
6
performansındaki gelişim izlenerek, sezonun ilerleyen zamanlarında uzun mesafeli yarışlara
alınabilir. Bu aktivitelerde maksimal başarı için arın pist ve zemine alışması önemlidir; pist yeri
özelliklerine alıştırılmamışsa, iki yaşlı atlardan yarışlarda üstün başarı beklemek mümkün olmaz.
Yarış sonrası çalışmalar da antrenmanlarda önemlidir. Yarışı takip eden günlerde atın sadece
yedekte dolaştırılması yeterli olacaktır. Bu esnada atçının takip edeceği önemli durumlardan
birisi sorşin oluşup oluşmadığıdır. Olumsuz veya atın dinlenmesini gerektiren bir durum yoksa
ertesi gün süratli çalışmasına, daha sonraki gün ise kenter çalışmalarına yeniden başlanabilir.
Üç Yaşında Atların Antrenmanı
Üç yaş ve üzerindeki atlarda yüksek hızlı çalışma ve yüklenmelere başlamadan önce bu atların
çok iyi bir temel kondisyon altlığına sahip olduklarından emin olunmalıdır. Yeterince gelişmemiş
ya da sakatlanmalar nedeniyle antrenman dışı kalmış üç yaş ve üzeri atlar, önce aynı iki yaşlılarda
olduğu gibi 4-5 ay kadar süren temel kondisyon çalışması sürecine tabi tutulurlar. Üç yaşlıların iki
yaşlılara göre daha güçlü beden yapısına sahip oldukları göz önüne alınarak çalışma koşulları,
egzersiz şiddeti, temposu ve süresi daha zorlu olabilir. Eğer bir at antrenmanlara ilk kez üç
yaşında katılıyorsa, onun atletik performans ve kondisyonunu yapılandırmak ayrıca süreç ve
emek ister ki bunun için diğer üç yaşlılara göre başarılı bir telafi dönemi uygulanması zorunludur.
Haftalık antrenman sürecide atlar 6 gün çalıştırılır, 7. gün dinlendirilir. Bu dinlenme aktif
dinlenme günü olarak düşünülmelidir. Bir yarış sonrasında veya ağır yüklenmeli bir çalışma günü
akabinde mutlaka aktif dinlenme sağlanmalıdır. Antrenman programlarında yer alması gereken
bu aktif dinlenme gününde, atta olası kas tutulmamalarını veya Pazartesi hastalığı sendromunu
engellemek üzere atlar yedekte dolaştırılırlar.
ARADAKİ METİNLER YAYIN SÖZLEŞMESİ GEREĞİ KISITLANMIŞTIR
At ve binici çiftlerinin doğru ayarlanması atletik performans için önemlidir. Çünkü bir atın beden
büyüklüğü ve gelişmişliğine göre yapacağı işler farklı olsa da binici ağırlığının ata uyumlu olması
da gerekir. Ağırlık uyumu için önerilen aralık 50-80kg arasında değişmektedir. Atletik atların
ağırlığında, 1 kilogramlık artışın, atın 1600 metre mesafede yaklaşık 1 at boyu geri kalmasına yol
açtığı bildirilmektedir. Bu mesafe düz koşuda 2,5 metre veya 0,15 saniye demektir.
Genel Antrenman Kuralları
Bir atın fiziksel aktivite ve müsabakalarda daha çok aerobik nispeten az olarak da anaerobik
enerji kullanır. Atın %70 aerobik, %30 anaerobik yani laktik asit ve fosfojen sisteme ihtiyacı
vardır. Bu oranlar değişebilir; at sprint yaparken, laktik asit veya fosfojen sistem devrededir.
Çalışmanın temposuna göre enerji sistemi değişikliğe uğrar. Örneğin yeni yani acemi bir at ile
tecrübeli bir atın enerji kaynağı kullanımı farklıdır. Eğer bir at acemi ise, yeteneği azsa veya
gerginse deneyimli bir ata göre anaerobik enerji kaynaklarını çok fazla ve çok çabuk kullanır. Şu
7
unutulmamalıdır; bir spor atı için aerobik enerji sistemi kapasitesinin diğer iki enerji sistemine
göre yüksek olması önceliklidir. Bu nedenle antrenmanların hepsinde temel kural; atın yarışta
aerobik enerji sistemini en üst düzeyde kullanabilmesini sağlamaktır. Ölçü, en azından sprintten
önce kenterin çok geniş bir bölümünde, kısmen de galopta aerobik enerji sistemini en yüksek
kapasite ile devrede olabilecek bir antrenman seviyesidir.
Elit atletlere yönelik birçok antrenman, yorgunluk sınırına dayanan şiddette olacak şekilde belli
çalışmaları tekrarlamayı öngörür. Bu yöntem, “yorgunluk sınırı” gibi farklı bir özelliğe sahip
olmaları nedeniyle atlar için uygulanamaz. Bu nedenle, atı ve hareketlerini yorgunluk sınırına
kadar zorlayan antrenman teknikleri beraberinde tehlike ve riskler getirir. Örneğin sakatlanma
riski. Bu risk yorgunlukta en yüksek düzeydedir. At ve insan organizmalarındaki çok bariz
farklılıklar nedeniyle, atletlere yönelik antrenman yöntemleri atlara ya uygulanmamalı veya
özenli bir uyarlama yapılarak uygulanmalıdır. Antrenman sürdürülebilir olmalı ve dikkatli
izlenmelidir. Örneğin, antrenör atın yetenek ve işlevlerinin tümünü kapsayan bir antrenman
programını ısrarla ve gayretle uygulamak ve bunun çıktılarını izlemek zorundadır.
Antrenman ve Stres
Atlar çevre koşullarına ve ortamdaki nesnelere karşı yüksek hassasiyet göstererek stres tepkisi
verebilirler. Uygun olmayan bakım, besleme ve davranışlar, atı aşırı yoran antrenman, yükleme
ve fiziksel aktiviteler, aşırı sıcak ve aşırı soğuk, güven vermeyen ortam, kapalı yerde bağlı
tutulma, transport, görüş açısının daralması, nallama, östrus/kızgınlık dönemi gibi fizyolojik veya
çevresel nedenler önemli stres kaynaklarıdır.
KISITLANMIŞTIR
Isınma Çalışmaları
İlk düşünülmesi gereken şey ısınmaktır. Isınma ata birçok avantaj sağlar; öncelikle sakatlanmaları
engellemek, kas acılarını azaltmak için önemlidir. Isınma çalışmaları ile kasların yüksek bir
esnekliğe sahip olması sağlanır, kas kan dolaşımı hızlandırılarak daha verimli oksijen dağılımı
oluşturulur. Eğer kas yeterince ısınmazsa atletik performans için gereken kas ısısı üretilemez.
Atlarda antrenman sırasında vücut sıcaklığı 41,6 ˚C dereceye kadar çıkar. Isının fazlası istenmez.
Çünkü aşırı ısınmış kas, tendo ve ligamentlerin esneklik ve dayanıklığı zayıflar, kas zor beslenir ve
serbest radikallerin uzaklaştırılması güçleşir. Kasın ısısı arzulanan noktaya ulaştığında depo enerji
sentezi artar. Süratli yürüyüş, baldıra yumuşatma, lonj çalışmaları ve geri adımlama ısınma
çalışmaları için uygulanabilecek örneklerdir.
Temel Kondisyonu Oluşturma Süreci
Temel kondisyonun oluşturulması en önemli ve en uzun süreçtir. Uzun mesafelerde adeta, süratli
ve sakin tempolu dörtnal çalışmaları temel kondisyon oluşturma aşamanın esasını oluşturur.
Temel kondisyonun yapılandırılması, uygun koşullarda, yıllık ve iki yaşlı taylar için en az 4-5 aylık
8
bir süreçtir. Öyle ince bir ayar ki, eğer antrenman koşulları çok zorlaştırılmışsa uyum sürecinde
geriye gidişler gelişir. Sonuç olarak, en azından antrenman için hedeflenen süre uzar.
Temel kondisyon çalışmaları ile at önce daha derin ve daha etkin nefes almayı öğrenir, bu beceri
geliştirilir. Kan dolaşımı (kardiyovasküler sistem) güçlenir; bu yolla kasların işlevsellik ve gücü
hızla artar. Kemik, eklem, tendon ve bağların güçlenmesi kaslara göre daha uzun sürer. Çünkü
tendonlar ve bağlar kan dolaşımından az yararlanırlar, gelişimleri bu yüzden uzun sürer. Bu
nedenle, zamana uymak, zorlayıcı çalışmalara geçmek için kesinlikle aceleci davranmamak
gerekir. Bu durum kemikler içinde geçerlidir. Kaslar hem kemiklere hem de tendonlara ve bağlara
göre yüklenmeye 4-5 kez daha hızlı uyum sağlayabilen yapıdadır. Tırnak mekaniği de
antrenmanlardan etkilenir, kan dolaşım hızı artar. Buna bağlı olarak tırnak duvarı daha hızlı gelişir
ve güçlenir. Nal, tırnak mekaniğini kısıtlar. Bu sebeple, yeterli tırnak özelliğine sahip iki yaşlılarda
baharda yapılan çalışmalarda nal çakımına gerek yoktur, en azından arka ayakları nalsız
çalıştırılabilir. Atlarda etkin bir tırnak mekaniği ile alt kol ve üst bacak bölgelerinin kan dolaşımı
geliştirilebilir. Ancak meydana gelecek aksaklıklar alt bacak bölgelerinde tendon, bağ ve eklem
rahatsızlıkları oluşmasına neden olur. Üç yaş ve üstü atlar için temel kondisyonun
yapılandırılması altı-sekiz haftadır. Bu atlarda da antrenman programına uyulmalı, acele
edilmemelidir. Özellikle genç atlarda, kaslar, tendon, bağ ve eklemlerin antrenmanlara uyum
süreleri göz önünde tutulmalıdır.
Dayanıklılık ve Tempo Geliştirme
Sağlam bir temel kondisyon aşamasından sonra sıra, daha kısa sürecek olan bu aşamaya gelir,
artık tempo ve dayanıklılık artırıcı çalışmalara başlanabilir. Bu süreç 1-2 ay kadardır. Bu aşamada
daha çok kentere yer verilir (600-800 m/dk'lık koşular). Kenterin arasına serpiştirilecek sprintler
de önemlidir. Sprintte at maksimal güç sınırında tempo gösterir, binici atı son gücüne kadar
zorlar. Erken olgunlaşmış bile olsa iki yaşlılarda süre en az 2 ay olarak düşünülmelidir. Asla acele
edilmemelidir. Özenli ve yavaş yavaş gelişimi hedefleyen bu aşama aktivite ve müsabakalarda ata
yüksek düzeyli ve uzun süreli dayanıklılık sağlar. Bu aşamadaki atlar müsabakalara katılabilir.
Amaç ileriye hazırlıktır, at antrenmanlara göre çok çabuk forma girer, bedensel gelişimi hızlanır,
müsabaka psikolojisi gelişir. Örneğin İngiliz atlarında böyle bir yarış on antrenmandan etkilidir.
Müsabakaya hazırlanma son aşamadır. Bu aşama için bir süre aralığı verilmez. Bu aşama atın
temposu galop çalışmalarıyla (800-1100 m/dak) zorlaştırılır. Bu zorlama atı güçsüz bırakacak
kadar uzun ve zorlayıcı olmamalıdır.
Tablo 1. Kondisyon Şeması
9
Eğer at tembel ise bu aşamada çalışkan ata göre daha uzun süre çalıştırılabilir ve çalıştırılmalıdır.
Atın yalnızca bedensel yetenekleri değil aynı zamanda ruhsal durumu da iyi değerlendirilmelidir.
Saatte 60 kilometre (1000m/dk) hızla koşabilen bir at elde etmek iyi bir sonuçtur. Bu at her
müsabakada başarılı olabilecek attır. Ancak atları salt bir yarış makinesi gibi görmek yanlıştır ve
bu yaklaşım spor ruhu ve centilmenliğine uymaz.
Bu süreçlerde acele etmemek önerilmektedir. Çünkü ani yüklenmeler sıklıkla atta sakatlanmalara
neden olabiliyor, bu durumdan psikolojik olarak olumsuz etkileniyor, koşmaya karşı direnç
oluşuyor. At kendisine uygulanan yeni yüklenmeleri henüz benimseyememişse atı start
makinesine sokmadan önce bir kez daha düşünmek iyi olur.
Yüklenme
Atlar ve atletlerde için uygulanan birçok antrenman programı mevcuttur. Tümünün ortak noktası
vücudun belirli yüklenmelere tabi tutulmasıdır. Bu durumda organizma, yüklenme sonrasında
kolayca biten enerji depolarını yeniden ikmal eder ve yüklenme nedeniyle oluşan tahribatı onarır.
Yüklenme antrenmanlarında temel kurallara daima dikkat edilmelidir:
1. Dar kapsamlı, zayıf, yetersiz antrenmanlar etkisiz kalır.
2. Aşırı kuvvetli antrenman da başarılı değildir. Böyle bir antrenman programı ile güç
artırımı sağlanamayacağı gibi var olan güçte yitirilir.
3. Antrenmanda ikisi arası bir kıvam tutturulmalıdır, doğru olan budur.
4. Antrenmanın planı atın karşılaşabileceği her tür stresi ve yüklenmeyi giderebilecek
şekilde tasarlanmalıdır.
Örneğin ısı/sıcaklık stresini ele alalım. Yüklenme sırasında kullanılan enerjinin önemli kısmı ısıya
dönüşür. Bu ısı nedeniyle oluşan sıcaklık vücuttan uzaklaştırılmalıdır. Atta en etkin
termoregülasyon terleme ile gerçekleşir. Eğer dış ortam sıcaklığı yüksekse, at için vücut sıcaklığını
ayarlamak zorlaşır. Organizma böyle durumlara aşamalı uygulamalarla alıştırılır. Örneğin, sabah
saatlerinde başlanan dörtnal çalışmaları her antrenman ünitesinde günün daha sıcak saatlerine
doğru adım adım kaydırılabilir. Sıcak saatlerde önce kısa mesafelerle başlanan çalışmalar her
antrenman ünitesinde giderek uzatılır. Yani, çalışmalar günden güne ve yavaş yavaş artırılır. Bu
tüm antrenman tiplerine uyarlanabilir. Benzer çalışmalar, sorun çözmede yardımcı öneri
paketleri olarak geliştirilebilir. İyi çalıştırılmamış veya hasta atlarda bu yöntemle sorun çözülmez.
10
5. Antrenmanların yavaş yavaş zorlaştırılması katı bir süreç değildir.
Bu atı zora sokan bir zorlaşma süreci değildir. Bu kademelendirme süreçlere dayalı devreler
şeklinde planlanır. Her devre organizmanın bir bölümüne yönelik hedefler içerir. Böyle bölünen
böyle bir antrenman planı ata çok çabuk ve çok yüksek başarının yolunu açar.
6. Atın yüklemeye alıştırılması kadar önemli ve ilk sırada düşünülmesi gereken bir husus da
atın psikolojisinin yüklenmeye hazırlanmasıdır.
Heyecanlı bir atın hızlı bir dörtnal çalışması stresine nasıl alışacağı önceden düşünülmelidir.
Alışma süreci ve işlevi özellikle at ve binicinin psikolojisiyle doğrudan ilişkilidir. Aceleci olmayan,
empati duygusu ve hissiyatı kuvvetli biniciler atlarının uyumlu, işbirliği içerisinde çalışmalara
katılmasını ve başarılı olmasını sağlayabilirler.
İnterval Antrenmanı-Aralık Bırakma
Atlar için en yeni kavramlardan biri interval antrenmandır. Antrenmanda atın kısmen
toparlanmasına müsaade eden, hafif çalışma metotlarıyla aralanmış yüklenmelere interval
diyoruz. Amaç; daha başarılı çalışmaya imkân tanımak, yorulmayı aşamalı ve konforlu şekilde
gerçekleştirmektir. Özellikle anaerobik çalışmalara çok uygundur. Çalıştırıcılar farkında olmadan
interval uygular, atın toparlanması için hafif mola ve yüklenmeler zaten uygulanmaktadır. Bu
kapsamda atlar için birkaç farklı interval örneği şöyledir: Mesela, 400 metrelik sprintler için
çalışacak bir ata uygun bir antrenman programı 4x400 m, 26, 24, 22 ve 24 sn olsun. Aralara
nabzın 100 vuruş/dk'ya düşeceği dinlenmeler yerleştirilebilir. Sprintlerden önce ısınma ve
çalışmadan sonra soğutma ile idman tamamlanır. Bu, haftada 2-3 kez uygulanırken diğer
günlerde sprintlerin yerini hafif dörtnal alabilir. Diğer bir interval için bir Western Reining atının
müsabaka öncesi son aşama hazırlığını ele alalım. Aralarda üç dakikalık toparlama süreleri içeren
8, 9.5, 11 ve 9.5 metrelik kayan duruşlar uygulanır. Önce ısınma ve sonra soğutma bütün
örnekler ve uygulamalar için geçerlidir. Bu program her hafta 2-3 gün uygulanır, diğer günler
arazı gezintileri ile antrenman tamamlanabilir.
KISITLANMIŞTIR
İnterval antrenmanı uygulanırken çalışmalar abartılmamalıdır. At bir defasında öngörülen
programı yapamıyorsa veya çalışmada hedeflenen sürelere yetişemiyorsa bunu tolare etmelidir.
Anaerobik antrenmanlar çok ince bir çizgi üzerinde yürür. İlk aşamalarda at rutin çalışmalardan
interval antrenmana yumuşak biçimde alıştırılmalıdır. Bu nedenle binici atın sınırlarının farkında
olmalı, neyi yapabileceğini hissedebilmelidir ki çok önemli bir atçı yeteneğidir. Bu nedenle
interval antrenmanı harfiyen uygulamaya çalışmak at ve atçı için felaketle sonuçlanır.
11
Müsabakalar Arası ve Sonrası
Atı uzun süre aynı formda yani aynı iş verimliliğinde tutabilmek için atletlerde olduğu gibi,
dinlenme aşamaları dediğimiz, yeniden yapılanma aşamaları uygulanır. Antrenman ve
müsabakalarda bu amalandırma dikkate alınmaz ve uygulanmazsa atın sakatlanma riski
yüksektir. O zaman at zorunlu dinlenmek durumunda kalacak ve eski performansını bir daha
belki de yakalayamayacaktır. Atların sonraki yarışta başarılı olabilmelerinin tek koşulu ilk yarışın
bir antrenmanmış gibi koşulmasıdır. At kenter temposu ile koşacak kadar başarılı bir müsabaka
çıkarsa bile bir sonraki yarışa kadarki süre yeterince uzun tutulmalıdır. İki yarış arası süre
genellikle 3-6 hafta kadardır. Sert, dayanıklı atlarda bu süre sakatlanmalar olmadıkça 2-3 haftaya
kadar inebilir. Bir yarış sonrasında antrenmanlara üç veya dördüncü gün başlanır. Yarış sonrası
bir iki gün yedekte adeta yapılması, sonraki gün sakin süratli koşu çalışmalarına ve kenterlere
başlanır. Yetenekli bir at, gücünü büyük hedeflere saklar, az yarışır.
Soğutma Süreci
Isınma ve soğutma çalışmaları atletler ve atlara her antrenman tipine başlarken ve sonunda
uygulanır. Özellikle ağır aerobik çalışmalar sonunda soğutma gerekir. Bu yolla yaralanma ve
sakatlıklar önlenmeye, kas acıları azaltılmaya çalışılır. Yüklenme, antrenman ve yarış sonrası at
vücudu önceki durumuna döndürülmelidir, bu soğutma ile sağlanmaya çalışılır. Doğru soğutma,
ısınma sürecindeki sıranın tersi yapılarak uygulanır. Yani önce dörtnal, sonra süratli koşu en
sonunda atın teri kuruyana, soluk ve nabız normale dönene kadar yürüyüş yapılır. Soğutma atı
10-15 dakika yürüterek yapılabilir, hafifleyen düşük hızda çalışmalarla soğutma sağlanır. Soğutma
sürecinin iyi uygulandığı atlarda metabolik atıklar daha kolay uzaklaştırılır. Atın soğutulmasında
iki mantık vardır; çalışmalardan kalan laktat gibi yan ürünlerin kaslardan atılımına yardımcı olur.
Bir de idman sonrası olabilecek kasılmaları önlemek ve kas acılarını azaltmak hedeflenir. Soğutma
bitiminde atı makinede veya elde yürütmek kasılma veya acıları azaltmak için önemlidir.
Yorgunluk
Yaygın kanaatin aksine atlar yorulur. Spor atlarında asıl yorgunluk faktörü laktik asittir. Laktik asit
gibi metabolik atık ürünlerin birikmesi veya yakıt depolarının zayıflaması da bir yorgunluk
nedenidir. Laktik asit bağımlı kas yorgunluğunun sınır değerleri 16-40 milimol/L'dir. Kas laktik asit
miktarı, atın kondisyonu, hızlı kasılan fiber oranı ve mitokondri yoğunluğundan doğrudan
etkilenir, dolayısıyla bu faktörler kas laktat seviyesini etkiler. Laktik asit fiziksel aktiviteden 5
dakika sonra en yüksek seviyeye çıkar. Laktat, aktivte bitimindeki 30. dakikada ulaştığı maksimum
seviyenin yarısına düşer. Bu seviyenin normale dönüş süresi at ırklarında farklılıklar gösterebilir.
İngiliz atları ve Standardbreed atlar benzer laktik asit seviyeleri, dolayısıyla da aynı düzeyde doku
hasarı gösterirler. Fakat Standardbreed atlar normale daha çabuk döner. Çünkü, Standardbreed
taylar günde iki üç kez kendi aralarında koşturulmaları sebebiyle daha hazır durumdadır. Atlarda
psikolojik isteksizlik, aşırı antrenman programları ve yüklenmeler de yorgunluk sebebidir.
12
Dinlenme
Yapılan yüklenmeler dinlenme araları içermelidir. Vücut ve metabolizma yüklenmeler nedeniyle
oluşan kayıpları ve enerji açıklarını tamamlamalı, atın yüklenme dayanıklılığı yeniden
oluşturulmalıdır. Bunun standart ve sabit bir süresi yoktur. Örneğin bir yüklenmeden sonra fosfor
açıkları 1-2 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır. Oksijen açığının giderilmesi daha yavaştır; bu
yüzden egzersiz sonrası nefes ve nabız bir müddet yüksektir. Laktik enerji sisteminin tamamıyla
devreye girdiği çalışmalardan sonra bu enerji süreci nedeniyle oluşan atıkların ve etkilerinin
telafisi ise günler alır. Kas glikojeninin normal seviyesine ulaşması 48 saatten fazla süreye ihtiyaç
duyar. Atın bunlara dikkat edilerek çalıştırılması gerekir. Mesela tırnaklar ve tendonlar gibi kan
dolaşımının zayıf olduğu dokuların tekrar kuvvetlenmesi için gerekli zaman haftalar, aylar olabilir.
Atçı sadece bu enerji sistemlerine yönelik olarak dinlenme sürelerine dikkat etse, antrenmanlar
çok daha kolaylaşacaktır. Dinlenme, ahır içi hareketsizlik olarak anlaşılmamalıdır. Sağlık nedeniyle
dinlenmeler bu kapsamda değildir. At bedeni kardiyovasküler sistemi ve kasları yeni bir
yüklenmeye uygun hale getirmek için zamana gerek duymaz. Zamana ihtiyaç, enerji kaynaklarını
yeniden depolamak, hasar onarımı ve gücü tekrar toplamak üzere genel bir yapılanma içindir.
Çok uzun süreli dinlenmeler kapasiteyi geriletir, yüklenmeden uzun süre çekilen atların atletik
performansı düşer. Önce sürat kaybı, sonra güç kaybı izlenir. Daha sonra dayanıklılık ve en son
kasın kondisyon kabiliyeti yitirilir. Bu kayıplar dinlenme süresi uzadıkça sırayla görülür. Yaklaşık
iki hafta istirahat eden bir atta kondisyon seviyesi düşer. İki ay sonra kaslar ve kardiyovasküler
sistem de kondisyonunu kaybeder. Bu nedenle spor atlarında dinlenme, aktif dinlenmedir;
içerisinde kesinlikle hareketin yer aldığı bir dinlenme dönemidir.
İki güçlü yüklenme ve yarış arasında kesinlikle dinlenme olmalıdır. Çünkü yaşanan yüklenme ve
yarış nedeniyle birikmiş olan yüksek miktarda atık madde uzaklaştırmalı ve hasarlar onarmalıdır.
Bu yolla yeni antrenman ve yüklenmelerde oluşabilecek sakatlanmalar önlenmiş olur.
Uzun süre müsabakaya katılmayacak atın antrenman seviyesi yavaşça azaltılır, at 4-6 hafta kadar,
mesela padoka salınıp dinlendirilir, yoğun çalışmadan uzaklaştırılır. Ancak atın düzenli harekete
devam etmesi gerekir. Atın fiziksel aktivite içerisinde tutma işlemi padok, yedekte dolaştırma
veya at dolaştırma makineleriyle yapılır. Sonra şiddeti ve temposu kademeli artırılan süratli,
dörtnal, kenter ve galop çalışmaları yeniden başlatılır. Antrenman başarısı için temel kondisyon
çalışmalarının nispeten hafif denilebilecek kolay kısmı kış aylarına yerleştirilmelidir.
Antrenmana Cevap
Antrenmanlar kardiyovasküler ve pulmoner performansı geliştirir, enerji sistemlerini aktifler. Kas
lif değişiklikleri ve enzimatik değişiklikler de önemli düzeye ulaşır. Ayrıca, antrenmanla enerji için
karbonhidratlar yerine yağlar tercih edilmeye başlar. Yağ yakımı, egzersize bağlı sıcaklık artışını
da göreceli olarak azaltır. Yağ kullanımı kısıtlı glikojen depolarını korumak veya egzersiz sonunda
13
bitkin kalmamak açısından önemlidir. Antrenman öncesi ile mukayese edildiğinde benzer
şiddetteki egzersize laktik asit yanıtı da azalır. Bu daha az artık ürün, daha geç yorulma veya
egzersizi daha yüksek tempoda sürdürebilmek demektir.
KISITLANMIŞTIR.
Antrenman Kontrolleri
Kondisyon antrenmanının hedefine ulaşıp ulaşmadığını, antrenmanın at üzerindeki olumlu ve
olumsuz etkilerini anlamamız, bize bu konuda yardımcı olan tetkik ve kontrol göstergeleri ile
mümkün olmaktadır. Bu amaçla oluşturulan ölçüm teknikleri ve göstergeler mevcuttur, ancak
bunların hiç biri henüz tek başına yeterli değildir. Kontroller sırasında kıyaslama antrenman
öncesi ve sonrası göstergeler ile yapılır.
Bütün bu göstergeler yanında değişmeyen ve yanıltmayan geleneksel kontrol göstergesi, atın
yemini yeme tarzıdır. Eğer yemini iştahla yiyorsa, atın sağlıkla ilgili bir sorunu, antrenmanla ilgili
problemi yok demektir.
Nabız
Antrene bir at antrenmanlarda steady state/kararlı konum göstermelidir; yani yüklenmelerde
kalp atım sayısı sabit kalmalıdır. Atım sayısında artış olması yüklenmenin aşırı olduğunu gösterir.
Örneğin, yüklenmelerde iki yaşlılarda 180 atım/dk, üç ve dört yaşlılarda 200 atım/dk değerleri
geçilmemelidir. Ancak fiil durumlarda 210-280atım/dk aralıklarına ulaşılan uygulamalar
görülmektedir. Eğer yüklenme sonrası at en kısa sürede normal kalp atım değerlerine dönüyorsa
fizyolojik olarak sorun yok demektir.
Tablo 2. Nabza göre antrenman planlaması
Düzey Yüzde Nabız sayısı Antrenman Hedef
Seviye-I
Seviye-II
Seviye-III
Seviye-IV
Seviye V
14
Soluk
Nefes alıp verme hızı da bir göstergedir. Yüksek nefes hızı genellikle oksijen yetmezliğinin
ifadesidir. Normalde yüklenme durumunda 80-100 soluk/dk olması gereken solunum sayısının
180soluk/dk'ya kadar ulaştığı aşırı yüklenmeler görülmektedir. Nefes de nabız gibi eğer yüklenme
sonrası kısa sürede normal değerlere iniyorsa, yani at yüklenme bittikten sonra çok derin nefes
almak zorunda kalmıyorsa bir sorun yoktur. Bunun göstergesi burun deliklerinin hareketidir. Eğer
atın burun delikleri soluk almak için aşırı derecede açılmıyorsa veya hiç hareket etmiyor gibi sakin
ise normale dönülmüş demektir. Şuna özellikle dikkat etmek gerekir: Atta ısı şoku veya havale
gibi durumların ürettiği yüksek vücut sıcaklığına bağlı olarak da solunum hızı yüksek olabilir. Bunu
anlamanın yolu kalp atımlarıdır. Kalp atımları yavaşlamasına rağmen solunum hızlıysa bu
durumlardan şüphelenilebilir. Böyle bir durumda at hemen yıkanır, diğer destekler veteriner
hekim kontrolünde gerçekleştirilir.
Vücut sıcaklığı
At isteksiz ve iştahsız ise vücut sıcaklığı ölçülmeli, hipertermik/ateşli atlara müdahale edilmelidir.
At ateşi varken, tıpkı insanlarda olduğu gibi, atletik görevlerini yerine getiremez. Bir at ancak
sağlıklı iken yüklenmelere dayanıklılık gösterebilir. Bu durum, yeni nallanmış atlarda geçerli
olduğu gibi alt solunum yolları problemi yaşayan atlarda ve öksürme refleksine karşı tedaviye
alınmış atlarda da geçerlidir.
Doğru yüklenme yapılan bir atın ahırda istirahat halindeki vücut sıcaklığı 1-1.5˚C fazladır. Kuvvetli
yüklenmelerde atın vücut sıcaklığı, rektal ölçümde 41˚C ye kadar yükselebilir. Şiddetli sıcak hava,
yüksek rutubetli ortamlar gibi çevre koşullarına bağlı olarak vücut sıcaklığında aşırı artış at için
tehlikeli kapılar açabilir. Böyle durumlarda çok soğuk olmayan normal su ile at yıkanıp
serinletilmelidir.
Atı soğutmak gereken bazı özel durumlarda, veteriner hekim bilgisi ve onayı ile soğutulmuş su
banyosu ile hatta buz kompresi uygulamaları da yapılabilmektedir. Bu tarz uygulamaların hangi
durumlarda ne kadar süreyle ve hangi bölgelere yapılacağı veteriner hekim tarafından
önerilmelidir.
Tablo 3. Nabız, nefes ve sıcaklık değişimlerinin mukayesesi
Göstergeler İstirahat Yüklenme Birim
Atım sayısı/nabız
Erişkin
Tay
Solunum sayısı
Erişkin
15
Tay
Erişkin
Tay
Ter
Ter protein ve su içerikli olup fizyolojiktir; ter deri ısısıyla buharlaştırılarak at soğutulur. Aşırı
terleme atlarda kondisyon problemi veya bazı sağlık sorunlarının varlığına işarettir. Bir başka
neden ise antrenmanın olması gerekenden yukarıda, yani sınırların üzerinde olmasıdır. Önce
antrenman programı kontrol edilip yüklenmeler geri çekilmelidir. Buna rağmen, antrenman
sırasında fazla terleme devam ederse at sağlık kontrolüne alınmalıdır. Terin niteliği antrenmanın
tipini de gösterir. Uygun yüklenme yapılan atın teri sulu gibidir, akışkandır ve çabuk kurur.
Sedanter (antrenmansız) atların teri koyu kıvamlıdır, yağlı gibidir, köpürme eğilimi gösterir ve
tüylere yapışır, ayrıca geç kurur. Atletik atların terinde protein miktarı sedanter atlara göre azdır.
Kan Kompozisyonu
Plazmanın biyokimyasal kompozisyonu ve kan sayım tablosu da at hakkında ipuçları içerir.
Hemoglobin yoğunluğu atın dayanıklılığını anlamak için önemlidir. Atın güç kondisyonuna uygun
olup olmadığının bir göstergesi de laktik asit miktarıdır. Antrenmanların ilerlemesiyle tempo
artacağı için laktik asit miktarı değişecektir.
Uzman bir veteriner hekim tarafından tam biyokimya parametreleri ve kan kompozisyonu ayrı
ayrı değerlendirilerek yapılacak mukayese ile antrenmanın pozitif ve negatif etkileri saptanarak
yeni uyarlamalar yapılması sağlanır. Kan biyokimya ve hemogramı dışında idrar, tükürük salgısı,
gaita ve gerek duyulan diğer sıvılarda da ölçümler yapılmaktadır.
At ve İnsan Antrenmanlarının Mukayesesi
Atların antrenman sistemleri üzerine birçok araştırma yapılmaktadır. Tüm antrenman
sistemlerinde ulaşılan sonuç at antrenmanlarındaki bakış açısının insanınki gibi olmayacağıdır.
Örneğin, atların yorgunluk sınırını zorlayıcı çalışmalar çok tehlikeli sonuçlar oluşturabilmektedir.
Çünkü at size aşırı yorulduğunu, artık dayanamayacağını diliyle söyleyemez. Bu yüzden at
antrenmanlarında hangi konularda atletlerden farklı yaklaşım gösterilmesi gerektiği açık olarak
bilinmelidir.
1. Atların koşuculuk yetenekleri kalıtsaldır, doğuştan koşma becerisine sahiptirler, insanlar
kadar çok antrenman yapmaları gerekmez.
2. KISITLANMIŞTIR
3. İnterval antrenman sistemi de atlar ve atletler arasında farklıdır. Kısa, yoğun bir koşu
bitiminde buna denk veya az daha uzun bir toparlanma süreci içeren ve vücudu daha
16
yüksek tempolara alıştırma antrenmanı olan interval at için aşırı dikkat gerektirir.
Yorgunluk sınırlarını zorlayan ve bazen aşan interval çalışma sistemleri atletlerde çok
başarılı sonuçlar vermesine rağmen atlarda aynı etkiyi göstermeyebilir. Bu nedenle
atlarda interval, çok dikkatli uygulanması gereken bir antrenman sistemidir.
17
Kaynaklar
Allen BV, Powell DG. Effects of training and time of day of blood sampling on the variation of some common
hematological parameters in normal Thoroughbred racehorses. Equine exercise physiology. Cambridge
Granta. 1983; pp.328.
Anonim. Evans DL. Training and fitness in athletic horses: rural industries research and development corporation
http://www.rirdc.gov.au/reports/Index.htm. 21.06.2001.
Anonim. Yarış Atlarında Antrenman. http://sonduzluk.com/haberler/incelemeler/yaris-atinin-bakimi/191-
yarisatlarinda antreman.html 15.10.2016.
Anonim. Demirtaş B. Atlarda Egzersiz ve Antrenmana Bilimsel Gözle Bakabilme. http://www.atdunyasi.com/atlarda-
egzersiz-ve-antrenmana-bilimsel-gozle-bakabilme/ Erişim 05.12.2014.
Anonim. Yarış Atlarının Fizyolojisi. http://ganyanx.blogcu.com/yaris-atlarinin-fizyolojisi/ 29.06.2007.
Anonim. Hazır T. http://www.slideserve.com/von/egzersiz-fizyolojisinde-temel-kavramlar. 25.07.2012.
Anonim. Demirtaş B. Atlarda Egzersiz ve Antrenmanın Dolaşım Sistemine Etkisi. http://www.atdunyasi.com/atlarda-
egzersiz-ve-antrenmanin-dolasim-sistemine-etkisi/ 05.01.2016.
Anonim. Evans DL. Training and fitness in athletic horses: rural industries research and development corporation.
http://www.rirdc.gov.au/reports/Index.htm. 21.06.2001.
Balsom PD. Skeletal muscle metabolism during short duration high-intensity exercise: influence of creatine
supplementation. Acta Physiol Scand, 1995; 154(3):303-310.
Costa MFM, Davies HM, Anderson GA, Slocombe RF. Effects of two training protocols on Angiotensin I-converting
enzyme (ACE) activity in horses. Equine Vet J. 2011; 43(4):466-470.
Courouce A. Endurance and sprint training. In: Conference of Equine Sports Medicine Science. Proceedings. Cordoba:
CESMAS. 1998; pp.203-218.
Demirtaş B, Parkan Yaramış Ç, Atmaca M. Exercise-Induced Physiological Fatigue in Horses. T Klin J Vet Sci. 2015;
6(2):60-6.
Dündar Y, Aslan R. Hekimlik Temel Eğitiminde Biyokimya Fizyoloji Laboratuvarı. Afyon Kocatepe Üniv Yayınları. 1998;
Afyonkarahisar.
Evans DL. Training and fitness in athletic horses: rural industries research and development
corporation. http://www.rirdc.gov.au/reports/Index.htm. 30.12.2000.
Güleç E. Yarış Atı Fizyolojisi, Morfolojisi, Beslenmesi, Sağlığı, Eğitimi ve Antrenmanı. Anadolu At Irklarını Yaşatma ve
Geliştirme Derneği. ISBN 975-95931-06 2006; Ankara.
Hinchcliff KW, Geor RJ, Kaneps AJ. Equine Exercise Physiology: The Science of Exercise in the Athletic Horse.
Saunders Elsevier. 2008.
Hoven R. Equine exercise physiology-transforming laboratory studies into practical concepts. Pferdeheilkunde. 2006;
22(5):525-530.
Kearns CF, McKeever KH, John-Alder H, Abe T, Brechue WF. Relationship between body composition, blood volume
and maximal oxygen uptake. Equine Veterinary Journal. 2002; (34):485-90.
Larsson J, Pilborg PH, Johansen M, Christophersen MT, Holte A, Roepstorff L, Olsen LH, Harrison AP. Physiological
Parameters of Endurance Horses PreCompared to Post-Race, Correlated with Performance: A Two Race
Study from Scandinavia. Veterinary Science. 2013; pp:1-12.
18
Mckeever KH et al. Exercise training-induced hypervolemia in the horse. Med Sci Sports Exercise. 1987; 19:21.
McKeever KH. Exercise physiology of the older horse. Equine Practice [Vet Clin North Am Equine Pract], ISSN: 0749-
0739. 2002; 18(3):469-90.
Mills DS.. Personality and individual differences in the horse, their significance, use and measurement. Eq Vet J
Suppl. 1998; 27:10-13.
More SJ. A longitudinal study of racing Thoroughbreds: performance during the first years of racing. Aust Vet J. 1999;
77:105-112.
Ridgaway KJ. Training endurance horses. In: Hodgson DR, Rose RJ. The athletic horse. Philadelphia: Saunders. 1994;
pp:409-417.
Rose DJ, Hodgson DR. Hematological and biochemical parameters in endurance horses during training. Equine Vet J.
1982; 14:144.
Rose RJ, Allen JR. Hematologic responses to exercise and training. Vet Clinical North Am: Equine Pract. 1985; 1:461.
Topliff DR, Freeman DW. Physical Conditioning of the Equine. Part I: Concepts of Equine Exercise
Physiology. Cooperative Extension Service-Division of Agricultural Sciences and Natural Resources No:
3983. 1989.
19
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
Article
Full-text available
Few studies have investigated the physiological parameters of endurance horses in Scandinavia. Hence, this two race study has focused on the effects of endurance racing in terms of equine clinicopathological blood parameters, heart score, and fluid use. Race A involved 15 horses (120 km). Two pre- and one post-race blood samples were taken, body condition score was assessed in triplicate pre-race, and an ECG was used to determine heart score. Race B involved 16 horses (65-120 km). One pre- and two post-race blood samples were taken. For both races, horse data as well as fluid intake estimates and cooling water were noted. Race A showed that blood haematocrit, albumin, sodium, and triglycerides increased significantly with endurance racing, whilst chloride, glucose, iron, and potassium decreased significantly. In race B, blood creatinine, cholesterol, and inorganic phosphate continued to increase significantly during the first post-race sampling period compared to pre-race levels, whilst iron, which decreased significantly during the race, increased significantly over the two post-race sampling periods. It is concluded that whilst no correlation between heart score and speed was observed, a significant correlation exists between experience and changes in blood parameters with endurance racing and between fluid intake and average speed.
Article
Exercise physiology has brought new insights in equine performance and the basics thereof will be reviewed in this paper. In those disciplines were speed plays an important role in the total performance, post exercise lactate, heart rate and speed monitoring provide suitable parameters to determine training level and condition. Standard protocols so far have not been designed and can not be designed due to the large variation in the conditions of training facilities. Therefore, tailor made protocols must be designed for the individual training yards. All currently available monitoring toys and laboratory tools, however, can not replace clinical skills such as observation of gait abnormalities and of negative changes in behaviour. Therefore, helping trainers to monitor the health and progress of their pupils in training remains a mixture between art and science. The latter can be learned, but being keen observers, most equine clinicians will succeed in managing the art as well.
Article
The purpose of this study was to determine if a chronic hypervolemia would accompany endurance exercise training in the horse. Six mature previously inactive horses were utilized for this study. During the 5-wk experiment, five of the horses were trained for 14 d on a treadmill ergometer at a constant treadmill speed of 5.6 km X hr-1 and a constant grade of 12.5% for graduated lengths of time. One horse was trained by lunging at a trotting pace in a round pen. Following training, plasma volume increased by 4.7 1 (29.1%, P less than 0.05). Although the rate of daily water intake did not change during the training period, 24-h urine output decreased by an average of 3.5 1 X d-1 (-24.5%, P less than 0.05). Resting glomerular filtration rate and the rate of sodium clearance were not altered by training. However, urea, potassium, and osmotic clearance were decreased by training (P less than 0.05) while free water clearance was increased (P less than 0.05). Resting plasma aldosterone and arginine vasopressin concentrations were not altered by training. Plasma potassium concentration was significantly decreased (P less than 0.05) following the 2 wk of training. These data would appear to suggest that renal control mechanisms affecting water reabsorption via the re-absorption of urea and osmotically active substances other than sodium provide the primary route for the training-induced hypervolemia seen in horses.
Article
Eleven horses were studied throughout a 12 week training schedule. Serial blood samples were taken for haematological analysis and an extensive biochemical profile, including the following parameters: sodium, potassium, chloride, bicarbonate, glucose, creatinine, urea, bilirubin, iron, total protein, albumin, alkaline phosphatase, aspartate aminotransferase, creatine kinase, gamma glutamyl transferase, calcium phosphate and cholesterol. There were few significant changes detected and it was concluded that routine haematological and biochemical screening has no useful role in assessing the fitness of horses under these conditions.