ArticlePDF Available

TÜRKİYE'DE KÖY AİLESİNDE AİLE İÇİ İLİŞKİLER

Authors:

Abstract

Makalenin konusu, Türkiye'de yerleşim yerleri düzleminde aile yapısına bağlı olarak farklılık gösteren köy ailesinin aile içi ilişkileridir. Sanayileşme ve kentleşme süreçlerine bağlı olarak ailenin, bir çok konuda sosyal ve kültürel değişmeler geçirdiği bilinmektedir. Özellikle köy ailesindeki değişimler öncelikle aile içi ilişkilerde yoğunlaşmaktadır. Değişimin yönünü anlamak açısından aile içi ilişkileri ortaya koymak ve çözümlemek oldukça önemlidir. Aile içi ilişkilerinin kavramsallaştırılması; aile içi rol ve statü dağılımı, sorumluluk paylaşımı, karı-koca ilişkileri ve ebeveynler ile erkek ve kız çocukları ilişkilerinin nitelikleri ve çocuğa verilen değerin niteliği bakımından değerlendirilip, konusunda yürütülmüş araştırmalardaki verilerden de yararlanılarak hali hazırdaki durumu ortaya konulmuştur. Çalışmada, Türkiye'de köy ailesinin hem yapısal görünümleri itibariyle hem de ilişkileri bakımından gelenekselden moderne doğru değişme içinde olduğu vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aile, aile yapısı, köy ailesi, aile içi ilişkiler FAMILY RELATIONSHIPS OF RURAL FAMILY IN TURKEY In this study, we tried to explain the family relationships differing on the grounds of family structure in the context of the settlement in Turkey. The family has undergone social and cultural changes depending on the processes of industrialization and urbanization. Especially the changes in rural family have been concentrated in the relations within family. In order to understand the direction of change, it is important to explain and analyze the relations within family. The conceptualization of family relationships; distribution of domestic status and roles, distribution of responsibility, qualities of spouse relations and relations between daughters and sons, and value of the child by benefiting from the data have been carried out on this subject. In this study, it is emphasized that Turkish rural family is in change from traditional to modern in terms of its both structural function and relationships.
Selçuk Üniversitesi/Seljuk University
Edebiyat Fakültesi Dergisi / Journal of Faculty of Letters
Yıl/ Year: 2009, Sayı/Number: 22, Sayfa/Page: 117–138
TÜRKİYE’DE KÖY AİLESİNDE AİLE İÇİ İLİŞKİLER*
Arş. Gör. Hasan Hüseyin TAYLAN
Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Sosyoloji Bölümü
hhtaylan77@hotmail.com
Özet
Makalenin konusu, Türkiye’de yerleşim yerleri düzleminde aile yapısına bağlı olarak
farklılık gösteren köy ailesinin aile içi ilişkileridir. Sanayileşme ve kentleşme süreçlerine bağlı
olarak ailenin, bir çok konuda sosyal ve kültürel değişmeler geçirdiği bilinmektedir. Özellikle
köy ailesindeki değişimler öncelikle aile içi ilişkilerde yoğunlaşmaktadır. Değişimin yönünü
anlamak açısından aile içi ilişkileri ortaya koymak ve çözümlemek oldukça önemlidir. Aile
içi ilişkilerinin kavramsallaştırılması; aile içi rol ve statü dağılımı, sorumluluk paylaşımı, karı-
koca ilişkileri ve ebeveynler ile erkek ve kız çocukları ilişkilerinin nitelikleri ve çocuğa verilen
değerin niteliği bakımından değerlendirilip, konusunda yürütülmüş araştırmalardaki
verilerden de yararlanılarak hali hazırdaki durumu ortaya konulmuştur. Çalışmada,
Türkiye’de köy ailesinin hem yapısal görünümleri itibariyle hem de ilişkileri bakımından
gelenekselden moderne doğru değişme içinde olduğu vurgulanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Aile, aile yapısı, köy ailesi, aile içi ilişkiler
FAMILY RELATIONSHIPS OF RURAL FAMILY IN TURKEY
Abstract
In this study, we tried to explain the family relationships differing on the grounds of
family structure in the context of the settlement in Turkey. The family has undergone social
and cultural changes depending on the processes of industrialization and urbanization.
Especially the changes in rural family have been concentrated in the relations within family.
In order to understand the direction of change, it is important to explain and analyze the
relations within family. The conceptualization of family relationships; distribution of
domestic status and roles, distribution of responsibility, qualities of spouse relations and
relations between daughters and sons, and value of the child by benefiting from the data
have been carried out on this subject. In this study, it is emphasized that Turkish rural
family is in change from traditional to modern in terms of its both structural function and
relationships.
Key Words: Family, family structure, rural family, family relationship
* Bu çalışma, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı’nda kabul edilen
“Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler “Selçikli Köyü Örneği” (2003)” adlı Yüksek Lisans Tezinin bir
bölümünden güncelleştirilerek ve geliştirilerek özetlenmiştir.
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
118
GİRİŞ
Sanayileşme ve kentleşme süreçleriyle birlikte ortaya çıkan toplumdaki
sosyo-ekonomik ve kültürel değişimin en görünür alanlarından biri, yapısı ve
işlevleri itibariyle durağan olması beklenen ailedir. Köyün, sosyal yapısının, sosyal
kontrol ve dayanışma gücünün kuvvetli olması bakımından, değişmeler karşısında
dirençli olduğu düşünüldüğünde ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Her ikisinin
birleştiği çerçeve olan köy ailesi, bir çok faktöre bağlı olarak hızlı bir değişim
geçirmektedir. Köy ailesindeki değişimi, aile yapısında ve özellikle de bağlantılı
olarak aile içi ilişkilerde görmek mümkündür.
Çalışmada, aile yapısı, aileyi oluşturan temel ilişki ağlarını kuran aile
üyelerinin ilişkileri açısından ele alınacaktır. Çünkü her sosyal yapı, “bu yapı
meydana getiren sosyal müesseselerin, insan ilintilerinin ve bunların karşılıklı
münasebetlerinden doğan sosyal değerlerin birbirlerini karşılıklı olarak etkiledikleri
bir bütündür” (Kıray, 1999b: 95). Aile yapısının temel göstergeleri; hane halkı
kompozisyonu, hane genişliği ve evlilik biçimi gibi yapısal özelliklerinin yanı sıra
ailedeki otorite örüntüsü ve karar verme yetkisinin kimde olduğu, aile içi işbölümü
ve rol dağılımının niteliği, eşler arası ve ebeveynler ile çocuklar arası ilişkilerin
nasıllığı ve çocukların ailedeki sosyo-ekonomik değeri gibi aile içi ilişkileri
kapsayan bir çerçevede anlaşılabilir.
Türkiye’de aile, yapısal olarak, yıllar itibariyle, geleneksel geniş aileden
çekirdek aileye doğru yönelim içindedir. Aile ilişkileri bakımındansa geleneksel
otorite örüntüleri ve cinsiyetçi rol dağılımına uygun biçimde modern eşitlikçi
cinsiyetçi rol paylaşımına doğru değişim halindedir.
Köylerde de durum benzerdir. Televizyonun tüm hanelere girmesiyle, kentle
olan ilişkilerin sıklaşmasıyla, köyden kentlere verilen göçlerin sıklığıyla ve eğitim
düzeyindeki artışla bağlantılı olarak, aile değerlerinde, ailenin yapısal özelliklerinde
ve ilişkilerinde değişmeler başlamıştır. Çalışmada da köy ailesinin, sanayileşme ve
kentleşme gibi temel süreçlere bağlı olarak geçirdiği değişimi ve günümüzdeki
durumu önceki yıllarda aile yapısı hakkında yapılan çalışmaların verilerinden de
yararlanarak ortaya koymak amaçlanmaktadır. Ayrıca Türkiye’deki köy ailesinin
yapısal ve ilişkiler bakımından değişimi yapısal olarak analiz edilecektir.
Yapısal analiz, Dikeçligil (1997: 648)’in de belirttiği gibi, “bir etkileşim ağı
hakkında derinlemesine bilgi elde edilmesini sağlar”. Aileyi bir sosyal yapı olarak
kurguladığımızda sosyal yapıyı oluşturan bir çok öge yaanalizi açısından önem
göstermektedir. Aydın (2005) bu ögeleri: aktörler (sosyal çevre normları tarafından
belirlenmiş rolleri yerine getiren bireyler), bu aktörlerin birbirleriyle etkileşiminde
hiyerarşik sıralamasını belirleyen statüleşme ve tabakalaşma, hiyerarşik düzen
içindeki aktörlerin içinde bulunduğu sosyal çevre ve nihayet bütün bu ögelerin
içe geçmiş etkileşimlerini düzenleyen organizasyon bütünlüğü olarak
sıralandırmaktadır. Çalışmamızda bu dört öge, aile yapısı ve ilişkilerini ortaya
koyarken kullanılacaktır.
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
119
1. TÜRKİYE’DE GENEL OLARAK AİLE YAPISI
Kavram olarak geniş bir yelpazeye sahip olan ailenin aynı zamanda da
farklı perspektif ve konulara göre farklı tanımlamaları vardır. Bunları; aile üyeleri
aralarındaki ilişkiler ve etkileşim yönünden sosyal bir grup, sosyal ve ekonomik bir
birlik, sosyal yaşamın temel göstergelerinden biri olarak örgüt, üyelerin bir çok
ihtiyacını karşılaması ve yürütülmesinde sistemleştirilmiş bir çok kuralları bulunan
sosyal bir kurum ve sosyal yapının ana unsurlarından biri olarak farklı
kategorilerde ele alındığını görmekteyiz
1
.
Türkiye koşullarını göz önünde bulunduran Türk Aile Yapısı Özel İhtisas
Komisyonu (1989: 3-4) aileyi,” kan bağlılığı evlilik ve diğer yasal yollardan
aralarında akrabalık ilişkisi bulunan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan fertlerden
oluşan, fertlerin cinsel, psikolojik, sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarının
karşılandığı, fertlerin topluma uyum ve katılımlarının sağlandığı ve düzenlendiği
temel bir toplumsal birim” olarak tanımlamıştır.
Sosyal yapı bakımından ele alındığında ise aile, evlilikle başlayan; kan bağı,
akrabalık ve sosyal bağlarla birbirlerine bağlanan, rol ve statüler vasıtasıyla
konumlanan bireylerin içinde bulunduğu sosyal bir gruptur/yapıdır.
Aile yapısını ele alan yaklaşımlar, tipolojilerini ortaya koyarken genellikle
aile yapısını, evlilik biçimleri, hane halkı sayısı, otorite örüntüleri ve aile içi ilişkiler
kriterlerince sınıflandırmalar yapmışlardır.
Özellikle Türkiye açısından düşünüldüğünde aile biçimleri, yerleşim yeri
esasına göre yapıldığında köy ailesi, kent ailesi, gecekondu ailesi ve her ne kadar
artık günümüzde çok da kullanılmasa da kasaba ailesi olarak sıralanabilir. Bir diğer
kriter olan hane halkı kompozisyonuna ve otorite örüntüsüne göre ise, aile, büyük
(geleneksel geniş) aile ve küçük (çekirdek, modern) aile olarak
sınıflandırılmaktadır
2
. Bunun yanı sıra toplumların geleneksel ve modern
görüntülerinin içe geçtiği toplumlarda
3
hane halkı genişliği bakımından küçük
ancak otorite örüntüleri ve aile içi ilişkiler bakımından büyük (geleneksel geniş)
aile özelliği gösteren geçiş (geçici geniş) aileleri olarak tanımlanan aileler de vardır.
1.1. Hane Halkı Kompozisyonuna ve Otoriteye Göre Aile
Biçimleri
1.1.1. Geleneksel geniş aile: Geleneksel toplumlarda ve kırsal yerleşim
bölgelerinde daha çok görülen “aile başkanı ve karısıyla evli oğulları, gelinleri veya
__________
1
Farklı tanımlamalar için bkz : Gökçe 1990: 27, Nirun 1994:17.
2
Hane halkı kompozisyonu ve otorite örüntüsüne göre aile biçimleri konusundaki kavramsallaştırmalar
için bkz. Timur, 1972; Kongar, 1986; Sayın, 1990; Gökçe, 1990.
3
Türkiye’de böyle bir aile yapısının olduğu çalışmamızda tartışılmıştır; Geçici geniş aile ileriki
bölümlerde derinlemesine ele alınacaktır. Ayrıca bu konudaki kavramsallaştırmalar için bkz. Kıray,
1964, Yasa, 1990.
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
120
bir evli oğul ve diğer bekar çocukları, ya da tek bir evli oğul, gelin ve torunlarının
birlikte oturdukları” (Timur, 1972: 27) bir aile tipidir.
Geleneksel toplumlarda hemen hemen hiç farklılaşmamış bir biçimde
birçok işlevi kendisinde toplayan ve dikey düzlemde üç kuşağın bir arada yaşadığı
geleneksel geniş aile, üyeleri arasında aile içi ilişkileri düzenleyen hiyerarşik bir
yapıya sahiptir (Eyce 1994: 19). Bu hiyerarşi sisteminde bireyler, yaş ve
cinsiyetleri temelinde göre belli rolleri oynar, aile içinde farklı statülerde bulunurlar
(Özbay, 1984: 37).
Kurumların yaygınlaşmadığı tarıma dayalı toplumların aile türü olarak da
bakabileceğimiz geniş ailenin, toplumun tüm yönleriyle ilgili işlevleri
bulunmaktadır. Bu ıdan bakıldığında geleneksel geniş ailenin işlevleri çekirdek
aileye nazaran daha çoktur. Bunlar, biyolojik, psikolojik, ekonomik, prestij
sağlama, eğitim–sosyalleştirme, koruma, dini, eğlence ve dinlenme işlevleridir. Bu
tip ailelerde her bir işlevi tamamen olmasa da çoğunlukla aile üstlenir.
Timur’un 1968 yılı Türkiye’de Aile Yapısı (1972) çalışmasında geleneksel
geniş aile biçiminin ortalama yüzde 19 olarak tespit etmiştir. Bu oran köylerde
yüzde 25.4, kasabalarda yüzde 20 ve kentlerde yüzde 9.5’tir.
1988 yılında D.P.T’nin Türk Aile Yapısı Araştırmasında (1992) geniş aile,
Türkiye genelinde yüzde 24.7, kentlerde (nüfusu 20.000’nin üzerindeki yerlerde)
yüzde 17.2 ve kırsal yerlerde ise (nüfusu 20.000’nin altındaki yerlerde) yüzde
34.4’tür.
Aile içi şiddetin sebep ve sonuçlarını tespite yönelik 1994 tarihini kapsayan
bir araştırmada (2000) ise Türkiye genelinde “olgun” geniş ailenin oranı, yüzde
10.9, kentlerde (20.000+) yüzde 9.8 ve kırsal kesimde (20.000-) yüzde 15.6
olarak bulgulanmıştır.
Son yıllarda Türkiye İstatistik Kurumu ve Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel
Müdürlüğü tarafından birlikte yürütülen saha çalışmasında (2006) ise geniş aile,
Türkiye genelinde yüzde 13 olarak tespit edilmiştir.
Farklı zamanlarda yürütülen ilgili araştırmalardan ortaya çıkan verilere göre,
hem kentlerde hem de kırsal yerleşim yerlerinde geleneksel geniş ailenin oranının
giderek azalmakta olduğu gözlenmektedir.
1.1.2. Çekirdek aile: Anne, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan bir
aile biçimidir. Sanayileşmeyle birlikte oluşan kentin aile yapısı olarak görülür. Aynı
zamanda modern toplumların aile tipi olarak da görülebilir (Gökçe, 1990: 220;
Bilgin, 1991: 45). Ne var ki son zamanlarda yapılan bazı çalışmalarda küçük
ailenin sanayileşmeyle birlikte anılamayacağını çünkü sanayi öncesinde bile bu
aile tipinin var olduğu savunulmuştur
4
. Ancak küçük ailenin ya da yaygın deyişle
çekirdek ailenin genelde sanayileşmenin ve kentleşmenin yoğun olarak yaşandığı
__________
4
Örneğin bkz. Vergin, 1987.
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
121
yerlerde görüldüğü söylenebilir. Yapı ve işlevleri itibariyle geniş aileden farklı olan
küçük ailenin bazı özelliklerini vererek ayrım noktaları anlaşılabilir.
Çekirdek ailede, geleneksel geniş aileden farklı olarak aile büyüklerinin, aile
ve bireyleri üzerindeki denetimi çok daha azdır hatta bazen iletişimin kopukluğu
nedeniyle hiç de yoktur. Yeni kurulan küçük ailenin ikamet edeceği yer, yeni bir
yerleşim birimidir (neolocal). Eş seçimi ise, eşlerin genellikle kendilerinin karar
verdiği bir konudur. Evliliklerin çoğu görüşme ya da anlaşma yoluyla gerçekleşir.
Doğurganlık, ler tarafından bilinçli olarak sınırlandırılmıştır. Boşanma kararının
alınmasında cinsiyet gözetilmez; her bu kararı tek başına alabilir. Otorite
örüntüsü eşitlikçi bir temele dayanır. Aile içi karar mekanizmalarının işleyişinde de
tüm aile üyeleri alınacak kararlara katılmaları söz konusudur (Sayın, 1990: 10-11).
Çekirdek aile, geleneksel geniş aileden farklı olarak geleneksel geniş ailenin
üstlenmiş olduğu işlevlerden bazılarını tamamen, bazılarını kısmen diğer kurumlara
bırakmıştır. Sadece biyolojik işlev (cinsel ihtiyaçların karşılanması ve üreme –
çoğalma ortamının sağlanması), psikolojik işlev (üyeleri için rahatlığın, huzurun,
mutluluğun sağlandığı bir ortam sağlamak) ve sosyalleştirme işlevi (çocuk bakımı
ve eğitimi aynı zamanda kültürün aktarımı işlevi). Sosyalleştirme işlevi günümüzde
aile dışında diğer toplumsal kurumlarla birlikte yürütülmekteyse de yine de bütün
aile biçimlerinde çocuğun ilk sosyalizasyon yeri ailesidir.
Ana–baba ve evlenmemiş çocukların aynı çatı altında oturdukları küçük
ailenin, Timur (1972: 31)’a göre rkiye genelindeki oranı yüzde 59,7, köylerde
yüzde 55,4, kasabalarda yüzde 61,4, kentlerde ise yüzde 63.3’tür.
1988 yılında D.P.T’nin Türk Aile Yapısı Araştırmasında (1992) çekirdek
aile, Türkiye genelinde yüzde 73, kentlerde (nüfusu 20.000’nin üzerindeki
yerlerde) yüzde 78 ve kırsal yerlerde ise (nüfusu 20.000’nin altındaki yerlerde)
yüzde 65 olarak tespit edilmiştir.
1994 tarihini kapsayan bir araştırmada (2000) ise Türkiye genelinde
çekirdek ailenin oranı, yüzde 82.8, kentlerde (20.000+) yüzde 83.5 ve kırsal
kesimde (20.000-) yüzde 81.7’tür.
Son yıllarda Türkiye İstatistik Kurumu ve Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel
Müdürlüğü tarafından birlikte yürütülen saha çalışmasında (2006) ise çekirdek
aile, Türkiye genelinde yüzde 80.7 olarak bulgulanmıştır.
Yukarıdaki verilere göre, hem kentlerde hem de kırsal yerleşim yerlerinde
çekirdek ailenin diğer aile biçimlerine göre oranı gittikçe arttığı gözlenmektedir.
1.1.3. Geçici geniş aile: Geçici geniş aile, daha çok kasaba ve
gecekondu ailelerinin bir tipi olarak ele alınmıştır. Çoğunlukla aile içi ilişkilerinin
özellikleri bakımından geniş ailenin içinde değerlendirilse de hane halkı sayısı ve
genişliği bakımından çekirdek aile özelliği gösterir. Geçici geniş aile, yapı itibariyle
modern, ilişkileri ve işlevleri itibariyle geleneksel bir özellik göstermektedir.
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
122
Geçici geniş aileye geçiş ailesi de denilmektedir. Çünkü geçiş ailesi, büyük
aileden küçük aileye geçiş özelliği taşıdığı gibi, geleneksel ailesel ilişkilerden
modern ailesel ilişkilere geçişi de kapsamaktadır. Aslında bu aile biçimini tespit
etmek hem zor hem de görecelidir. Aile yapısı adı altında gerçekleştirilen saha
çalışmalarında geçici geniş aile çoğunlukla tanımlanmamıştır. Geçici geniş aileyi,
aile içindeki ilişkilerin örüntüsünden ve niteliğinden çıkarmak mümkündür.
Bir diğer aile biçimi de parçalanmış ailedir. Parçalanmış aile ise, ölüm,
boşanma, ayrı yaşama gibi nedenlerle karı veya kocadan birinin ya da her ikisinin
bulunmadığı aile biçimidir (Dikeçligil, 1995: 16-17). Yanı sıra evlilik bağı
bulunmaksızın bir arada yaşayan arkadaşların oluşturduğu ya da kardeşlerin
bulunduğu ‘eksik aile’ de parçalanmış ailenin içinde sayabilir.
Türkiye hane halkı ve otorite örüntüsüne göre aile biçimleri, yerleşim
yerlerine (köy, kasaba, gecekondu ve kent) göre ve coğrafi bölgelere göre farklılık
göstermektedir. Özellikle köylerde çekirdek ailenin hane halkı özellikleri ve aile içi
ilişkileri kentlerden farklılık arz etmektedir. Köylerde üretim faaliyetlerinin niteliği,
kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, eğitim düzeyinin artması, kente göç ve
kentle ilişkilere bağlı olarak geleneksel geniş ailenin oranın azaldığı ve çekirdek
ailenin oranının artmakta olduğu gözlenmekteyse de otorite örüntüsü, cinsiyetçi
rol dağılımı ve çocuğun değeri gibi aile içi ilişkilerin geleneksel özelliklerini
koruduğu ilerleyen sayfalarda vurgulanacaktır.
1.2. Yerleşim Yerlerine Göre Aile Biçimleri
Yerleşim yerlerine göre aile biçimleri, köy ailesi, kasaba ailesi, kent ailesi ve
gecekondu ailesi olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak bazı kaynaklarda
5
köy ailesi ile
kasaba ailesi ayrımına gidilmeyip kırsal kesim ailesi başlığı altında toplanmaktadır.
Yine bazı kaynaklarda
6
da aile biçimleri, kır-kent yerleşim yeri farklılığına
dayanarak nüfusa göre ayrılmaktadır. Kasaba, sosyolojik bir olgudur ve toplumsal
değişmenin sosyolojik çalışılmasında önemli bir yere sahiptir. Kasaba ailesi bir
geçiş dönemi ailesidir. Hem geleneksel geniş ailenin temel özelliklerini hem de
çekirdek ailenin temel özelliklerinin bir kısmını taşır. Köy, kasaba ve kent ailesi
dışında büyük kentlere köyden ya da “taşra”dan gelen aileler ya da -özellikle-
büyük kentlerin merkezinden uzak, kentleşmenin tam olarak sağlanamadığı şehrin
kenar kesimlerinde yaşayan “gecekondu” aileleri de önemli bir ayrıcı özellik
göstermektedir.
1.2.1. Köy ailesi: Köy sosyal yapısı ilişkiler itibariyle daha statik bir
durumdadır. Enformel ilişkiler ağı yönünden, sosyal denetim ve dayanışma
yönünden daha güçlü, aile açısından ise sosyal kontrol gücü dolayısıyla daha
homojen bir yapı arz eder. Bu açıdan bakıldığında köyün ve ailenin sosyal
__________
5
Kırsal kesim ailesi kavramsallaştırması için bkz. Balaman, 1984 ve Özbay, 1984.
6
Konuyla ilgili D.P.T’nin Türk Aile Yapısı Araştırması (1992) ve A.A.K’nin (2000) araştırmasına
bakılabilir.
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
123
yapısının göstergeleri bakımından köy ailesinin incelenmesi önemli bir yere
sahiptir.
Türkiye’de köy ailesi içinde bulunduğu sosyal yapıyla etkileşim halinde
olduğundan bir çok farklı özelliğe sahiptir. Bu anlamda tek bir köy ailesinden
bahsetmek mümkün görülmemektedir. Köy ailesi, kent, kasaba ve gecekondu
ailelerinden bazı özellikleri bakımından farklılık göstermektedir.
1.2.2. Kent ailesi: Kent ailesinin genel anlamda özelliklerini şöylece
özetleyebiliriz: Köy ailesindeki gibi kendi kendine yeterli olma yerine, dışa açılma
ve toplumdaki güçlerden yararlanma yaygınlaşmıştır (Gökçe, 1978: 15). Her ne
kadar kent ailesi, küçük aile özelliği gösterse de tamamen de olmasa kısmen baba
otoritesi vardır (Kocacık, 1990: 271). Kent ailesinin işlevleri köy ve kasaba ailesine
oranla daha azdır. Sadece psikolojik doyum, üreme ve çoğalma yoluyla neslin
devamını sağlamak ve çocukları sosyalizasyon sürecinde sosyal çevreye
hazırlamak işlevleri kalmıştır (Ozankaya, 1999: 383). Akrabalık ilişkileri ve bağları
daha zayıftır. Aile üyelerinin yakınlarının ve akrabalarının birbirleri üzerindeki
sosyal denetim zayıflamıştır. Örneğin oturma yeri seçmede aile yakınları ve
akrabalarının etkisi daha azdır. Eş seçiminde köy ve kasaba ailelerine göre aile
üyelerinin ve yakınlarının etkisi daha azdır. Bireylerin birbiriyle tanışarak
evlenmesi daha sık görülür. Evlenme yaşı köylere göre daha yüksektir. Ev içi
otorite ve karar vermede eşlerin eşitliği söz konusuyla da bu daha çok ekonomik,
sosyal ve eğitim seviyesi yüksek ailelerde daha sık görülür. Boşanma, ayrılma gibi
durumlarda ve çocuk yapmada eşlerin kendi aralarında karar verme ön plandadır.
1.2.3. Gecekondu ailesi: Türkiye’de özellikle kırsal kesimin, nüfusunun,
toprağın verimsizleşmesi, makineli tarıma geçilmesiyle işgücü fazlalığının doğması,
nüfus yoğunluğuyla birlikte hane başına düşen toprağın azalması, sağlık, eğitim
sorunları gibi itici nedenlerle, bunun yanı ra kentin her yönden (sosyal,
ekonomik, eğitim, sağlık vb.) çekici nedenleriyle büyük kentlere göç etmesiyle
birlikte kentlerin çoğunlukla kenar mahallerinde oluşan aile biçimidir (Kocacık,
1990: 271).
Hane halkı sayısı bakımından çekirdek aile özelliği göstermekteyse de
babanın otoritesi güçlüdür (Kocacık, 1990: 271). Ayrıca köyden ekonomik destek
alır, hatta bir çok özellikleri açısından köy ailesine benzemektedir. Gecekondu
ailesi köy ailesinin özelliklerini kente taşımakla birlikte kentin davranış
biçimlerinden de etkilenmektedir (Özen, 1990: 259). Özellikleri itibariyle köy
ailesiyle kent ailesi arasında bir geçiş aşamasında görülmektedir. Yasa (1990: 133-
134); gecekondu ailesi için geçiş ailesi tanımı vermektedir. Buna göre; gecekondu
ailesi, üye sayısının az, üyeleri arasındaki ilişki biçiminin çeşitlendiği, bir takım köy
özelliklerini sürdüren, buna karşılık uygun bulduğu kent özelliklerinden bazılarını
zamanla kabullenmiş, sosyal değer, davranış ve alışkanlıkları bakımından bir tarafı
köyde, diğer tarafı kentte iki aile tipi arasında bir geçiş olma özelliği gösterir.
Gecekondu ailesinin sosyal çevresi daha geniş olduğundan dolayı günlük yaşantı
ve alışkanlıklar, köy ailesine oranla biraz farklılaşmıştır.
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
124
Bunun dışında gecekondu ailesini ‘kent içinde’ belirleyici yapan en temel
özellik, bu ailede akrabalık dayanışmasının güçlü olmasıdır (Gökçe, 1996: 164).
Zira akrabalar, gecekondu ailesi için köy değerleriyle kent değerleri arasındaki
sıkışmışlığından kaçış olarak bakılabilecek bir sığıntı yeridir.
1.2.4. Kasaba ailesi ise: Bir çok kaynakta, ‘geçici geniş aile’ diye
tanımlandığı görülür. Kasaba ailesinde küçük ailelerin oranı fazladır. İlişkiler (aile
içi ilişkiler) açısından geleneksel örüntüler gösterir.
Türkiye’de kasaba olgusu köy ile kent arasında değerlendirilir. Köylerin
nüfus olarak artmasına bağlı olarak nüfusun fazlalaştığı yerleşim yerleri
çevresindeki köyler için merkeziliğinin yanı sıra onlardan farklı özelikleri
taşımaktadır. Köylerden özellikleri itibariyle farklı olan bu yerleşim yerleri
kentlerden de farklıdır. Aynen geçici geniş ailede olduğu gibi (geçici geniş aile,
geniş ve küçük aile arasında bir aile biçimiydi) kasaba ailesi de kent ve köy ailesi
arasında bir olguya tekabül eder.
Tablo 1: Türkiye Genelinde Aile Biçimleri Yüzdelik Dağılımları
Çekirdek aile Geleneksel geniş aile
Yıllar 1968 1988 1994 2006 1968 1988 1994 2006
Türkiye 60 73 82.8 80.7 19 24.7 10.9 13
Kent 65.6 78 83.5 - 7.1 17.2 9.8 -
Gecekondu - - 84.4 - - - 15.6 -
Kasaba 61.4 - - - 20 - - -
Köy 55.4 65 81.7 - 25.4 34.4 12.4 -
Kaynaklar: 1968- Serim Timur, Türkiye’de Aile Yapısı, Ankara: Hacettepe Ü. 1972.1988-
D.P.T., Türk Aile Yapısı Araştırması, Ankara: D.P.T., 1992.
1994- A.A.K., Aile İçi Şiddetin Sebep ve Sonuçları, Ankara: A.A.K., 2000.
2006- ASAGEM ve TÜİK, Aile Yapısı Araştırması 2006, Ankara: TÜİK, 2006.
2. TÜRKİYE’DE KÖY AİLESİNİN YAPISAL ÖZELLİKLERİ
Gökçe (1990: 15) köy ailesini, ana-baba, evlenmemiş çocuklar, torunlar ve
yakın akrabaların bir çatı altında oturmalarıyla şekillenen bir aile olarak
tanımlarken, Timur (1972) ise, “karı-koca ve çocuklardan oluşan çekirdek aile”
olarak tanımlamaktadır. Saran (1984: 153) da köy ailesinin çekirdek aile olmayıp,
ana-baba ve “diğer” kimselerden (yakın akrabalar v.s.) meydana gelen geniş aile
olduğunu ifade eder.
Kuşkusuz köy ailesinin hem çekirdek aile hem de geleneksel geniş aile
özellikleri gösteren yanları vardır. Tanımlamaların yapıldığı yıllarda köy ailesinde
hane halkı kompozisyonu ve hane büyüklüğü itibariyle geleneksel geniş ailenin
daha çok görüldüğü, çekirdek aile oranının daha düşük olduğu bilinmektedir. Aile
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
125
ilişkileri ve işlevleri bakımından da geleneksel geniş aile örüntüleri gözlenmektedir.
Günümüzde ise son yıllarda yapılan çalışmalarda köylerde çekirdek ailenin daha
yaygın bir aile biçimi olduğu da bulgulanmıştır.
Konuyla ilgili olarak Timur, Türkiye’de Aile Yapısı adlı çalışmasında, köy
ailelerinde çekirdek aile oranlarının yüzde 55’lerde olduğunu saptamıştır (1972:
30-31). Bu oran günümüzde daha da artmıştır. Ancak otorite örüntüsü ve karar
verme yetkisi bakımından köy ailesi, geleneksel geniş ailenin özelliklerini
taşımaktadır. Bu aile biçiminde karar verme yetkisi evin reisi olan baba veya
kocaya aittir. Bu açıdan bakıldığında köy ailesini geleneksel geniş aile olarak
tanımlayanlar vardır.
7
1968 yılını kapsayan Türkiye genelindeki köylerde gerçekleştirilen
çalışmada çekirdek aile yüzde 55.4, geleneksel ve geçici geniş aile ise yüzde 38.7
(ataerkil geniş aile yüzde 25.4, geçici geniş aile ise yüzde 13.3)’dir (Timur, 1972:
31). 1988 yılını kapsayan araştırmada ise kırsal yerlerde (20.000-) geniş aile yüzde
65, çekirdek aile ise yüzde 34.4’tür (D.P.T, 1992). 1994 yılındaki bir çalışmada ise
kırsal kesimde (20.000-) çekirdek aile yüzde 81.7, geniş aile ise 12.4 olarak
bulgulanmıştır (A.A.K., 2000). İlgili çalışmalardaki elde edilen veriler de gösteriyor
ki köylerde hane halkı kompozisyonu açısından hakim aile tipi çekirdek ailedir.
Ailenin yapısal göstergelerinden bir diğeri de hane halkı büyüklüğüdür. Köy
ailesinde hane halkı büyüklüğü kentlerden daha fazladır ve coğrafi bölgelere göre
değişmektedir. 1968 yılındaki Timur (1972)’un çalışmasında köy ailelerindeki
hane halkı büyüklüğü 6.1 olarak tespit edilmiştir. Türkiye ortalaması ise 5.5’tir.
1970 yılındaki rk Köyünde Modernleşme Eğilimleri Araştırmasında (1970) da
Türkiye genelinde köylerde aile büyüklüğü 6.6 olarak bulgulanmıştır. Kongar
(1986) ise, ortalama hane halkı büyüklüğünü köylerde 6.16 olarak, Türkiye
genelinde ise 5.5 olarak belirtmiştir. Dolayısıyla köy ailesinde aile biçimi olarak
çekirdek aile daha çok rastlansa da hane halkı genişliği köylerde çekirdek aile
standartlarından daha yüksek olup, geniş aile standartlarındadır.
Türkiye’de köy ailesi, baba soyuna dayalı (patrilineal) aile sistemi özelliği
göstermektedir (Erdentuğ 1972: 29; Erdentuğ 1990: 229). Bundan dolayı
köylerde erkek çocuğa verilen değer, kız çocuğundan daha önceliklidir. Çünkü
soyu devam ettiren erkek çocuğudur. Ayrıca köy ailesinde yerleşim yeri olarak
babayersel (patrilocal) bir özellik göstermektedir. Evlenen eşler çoğunlukla baba
evine yerleşmektedirler.
Köy ailesinde ailenin üyelerine etkisi daha fazladır. Aile üyelerinin
davranışlarından tüm aile sorumludur. Bu anlamda ilişki kalıpları çok daha katıdır.
Bu kalıplardan sapmaya müsaade edilmesine nadir rastlanır.
seçiminde –özellikle kızların– kiminle evleneceğini karar verme
noktasında belirleyici olarak ailedir. Türk Aile Yapısı Araştırmasında (1992: 100)
__________
7
Konuyla ilgili değerlendirmelerle ilgili bkz. Yasa (1973: 147); Saran (1984); (1990: 228).
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
126
kırsal kesimde evliliği kimin karar verdiği konusunda, aile ve akrabaların etkisinin
oranı yüzde 60’ın üzerinde çıkmıştır. Eşlerin anlaşarak evlenmelerinin oranı kent
ailesine göre daha düşüktür.
İlk evlenme yaşı -özellikle kız çocuklarında- kent ailesine oranla daha erken
yaşlardadır. Türk Köyünde Modernleşme Eğilimleri Araştırmasında (1970: 112) ilk
evlenme yaşı ortalama olarak 18 yaş olduğu anlaşılmaktadır. Bu oran kız
çocukları için 16,9, erkekler içinse 20,6 dır. Timur’un çalışmasında ise bu oran,
erkeklerde 20.4 ve kızlarda 16.7’dir (Timur, 1972: 95-96). Buna göre kız
çocuklarında ilk evlenme yaşı, erkek çocuklarından daha düşük değerlerdedir.
Köy ailesinde evlenmeler daha çok köy içinden olmaktadır (Kocacık, 1990:
270). Bunun nedeni olarak, köyün sosyal yapısının kapalı olmasından dolayı
dışarıyla bağlantısının az olması gösterilebilir.
Boşanmalar kent ailesine göre daha az görülür. Köyün ve köy ailesinin
sosyal denetiminin güçlü olması, yeniden evlenmenin güçlüğü ve ekonomik
nedenler boşanmayı zorlaştıran etkenler gösterilebilir (Balaman, 1984: 188).
Ayrıca kırsal kesim özelliliği gösteren toplumlarda ailenin sürekliliği, toplumun
devamlılığı açısından önemlidir. Boşanmayı engelleyen sosyal kontrol
mekanizmaları bu devamlılığı sağlamaktadır. Eyce’ye (2002: 1) göre bu durum,
sosyal yapıda ailenin sürekliliğini sağlayan “enformel kontrol mekanizmalarının”
oluşmasına bağlıdır.
Köy ailesinde erkek çocuğa kız çocuğuna göre daha fazla değer
verilmektedir (Saran, 1984: 162). “Üretimde erkeğin fizik gücüne duyulan ihtiyaç,
baba ocağını tüttürmede tanınan ayrıcalık, kız çocuklarının az da olsa ihmaline
neden olmaktadır” (Balaman, 1984: 188). Bir başka anlatımla kız ve erkek
çocuğuna verilen değer geleneksel tutumlara özgü tanımlanan cinsiyetçi rol
dağılımı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
3. KÖY AİLESİNDE AİLE İÇİ İLİŞKİLER
Aile içi ilişkiler, aile reisliği dediğimiz, ailede otorite örüntüsü ve karar verme
yetkisinin kimde olduğu; ailede rol dağılımının ve işbölümünün (görev ve
sorumluluk paylaşımının) nasıl tanımlandığı; ailede kadının statüsü ve konumu
(kadının statüsü ve konumunun tanımlanması ailelerdeki ilişkilerin niteliğini ortaya
koymada ayırıcı bir özellik gösterir); karı-koca arasındaki ilişkilerin niteliği gibi
yatay eksenli ilişkileri kapsadığı gibi, ailedeki çocuğun sosyo-ekonomik değeri ve
anne ve babanın ya da aile büyüklerinin kız-erkek çocuklarıyla olan ilişkileri –aile
içi dikey ilişkiler- içeren bir kavramsallaştırmadır.
3.1. Otorite Örüntüsü ve Karar Verme Yetkisi
Aile içi statü ve statüye bağlı olarak roller, ailedeki işbölümü ve otoriteyi
tanımlar. Aile reisliği dediğimiz otorite yetkisi aile biçimlerine göre değişmekle
birlikte çoğunlukla cinsiyete ve yaşa göre belirlenir.
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
127
Bir rol ve statüler dağıtıcısı olan ailede otorite ilişkilerinin olması
kaçınılmazdır. “Otoritenin dayanak noktasının bilinmesi, aile yapısının niteliklerine
ilişkin önemli bilgiler verebilir” (Erol, 1992: 158).
Geleneksel ailelerde otorite, güç ve karar verme mekanizması, erkekte
toplanmakta olup, çekirdek ailede eşitlikçi biçimde aile içi tüm kararlarda kadın ve
erkeğin eşit katılımı beklenmektedir (Çelebi, 1993: 9).
Otorite örüntüsü çoğunlukla aile içinde bir çok konuda karar verme
yetkisinin kimde olduğuyla ıklanabilir. Buna göre “aile içinde kararları almada
etkin olan birey aynı zamanda otorite sahibi de olan bireydir” (Özen, 1991: 145).
Karar verme yetkisi de aile biçimlerine göre farklı kategorilerde ele alınabilir.
Geleneksel aile yapılarında karar verme yetkisi evin reisi olan baba veya evin en
yaşlı erkeğidir. Ancak günümüzde evlenme biçimi, eş seçimi, yerleşim yerinin
belirlenmesi ve gündelik ev içi kararlar gibi bir çok konuda karar verme yetkisi
eşitlikçi bir tavra doğru değişmektedir.
Türkiye’de otorite örüntüsü aile biçimlerine göre değişebilir nitelikte olsa da
genellikle erkeğe aittir. Timur, Türkiye’de Aile Yapısı araştırmasında (1972: 102);
“evde en çok kimin sözü geçer ?” sorusunun aynı zamanda ev içinde otorite
sahibini gösterir nitelikte olduğunu söyler. Bu çalışmada çekirdek ailelerde
erkeklerin yüzde 95’i “benim sözüm geçer” cevabını vermişlerdir. Bu oran geçici
geniş ailelerde yüzde 75’dir. Geleneksel geniş ailelerde ise bu oran yüzde 28’e
düşmektedir. Ancak geleneksel geniş ailelerde “evde sözü geçen” erkeğin babası
yüzde 61.5’tir. Buna göre geleneksel geniş ailede cinsiyet faktörünün yanında yaş
faktörü de devreye girmektedir. Bunun yanında bu çalışmadaki bulgulara göre
köysel ve kentsel yerleşim yerlerine göre aile içi otorite dağılımında pek fazla
farklılık görülmemektedir (Timur, 1972: 104; 131-134).
Aile biçimlerine göre karar verme yetkisi değişmekteyse de ev içi
konularda otorite paylaşımı konuların içeriklerine göre değişebilmektedir.
Kadınlara sorulan “ailenizde hangi konulara kim karar verir?” sorusuna; arkadaş
ziyareti, giyim-kuşam, alış-veriş, çocuk eğitimi, oy kullanma, çocukların doktora
götürülmesi, doğum kontrolü gibi konularda eşlerin çoğunlukla ortak karar
verdikleri görülmektedir. Kadınların en fazla yüzde 48 ile çocuk yetiştirme, yüzde
52.3 ile gündelik alış-veriş konularında karar verdiği görülmüştür (Acar, 1993:
242). D.P.T’nin yaptığı Türk Aile Araştırmasında “gelirin ailenin hangi
ihtiyaçlarına harcanacağına karar veren” kişi yüzde 45.8 ile evin reisi olan erkek,
yüzde 38 ile karı-koca birlikte, yüzde 10.6 ile evin hanımı şeklinde tespit edilmiştir
(D.P.T, 1992: 159). Bu sonuçlar aile içinde ayrılmış rol evliliklerinin, bir başka
anlatımla kadın ve erkeğin kendi eylem alanlarında otorite sahibi olduklarını
göstermektedir. Geleneksel olarak kadın ev ve çevresi ile ilgili alanlarda karar
verme yetkisine sahipken, erkek ailenin geçindirilmesi başta olmak üzere parasal
konular ve iş çevresinde karar verme yetkisine sahip olarak görülmektedir. Ancak
giderek ev içi konularda ve diğer konularda karar verme yetkisi çoğunlukla
eşitlikçi yönde değişmeye başlamıştır. Çelebi (1990: 53), çalışmasında “evin
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
128
kararlarının çoğu erkek tarafından verilmelidir” yargısına kadınların yüzde 59.5’i
eşitlikçi yönde katılmıştır. Yine Aile Araştırma Kurumunun yaptığı bir çalışmada
(2000: 125), ev içi karar verme mekanizmasını ölçmeye yönelik farklı sorulara
verilen cevaplar, ev içi karar almada eşitliğe doğru bir tavır geliştiği yönünde
anlaşılmaktadır.
Tablo 2: Aile içi karar alma mekanizmasının işleyişi
Genel % Kent % Kır %
Konular
Her
ikimizde
Evin
erkeği
Evin
kadını
Her
ikimizde
Evin
erkeği
Evin
kadını
Her
ikimizde
Evin
erkeği
Evin
kadını
Hangi ahbaplarla
görüşeceği 66.98 25.34
6.70
66.85
25.12 7.24 67.16 25.63
5.96
Hangi akrabalarla
görüşeceği 72.28 20.11
6.49
72.27
19.55 7.24 72.29 20.86
5.46
Eve alınacak mühim
eşya 64.58 22.00
12.35
65.59
20.01 13.65
63.20 24.71
10.58
Aile gelirinin nelere
harcanacağı 63.06 36.78
8.75
54.82
33.45 10.64
50.67 41.35
6.17
Mutfak masrafları
nın
nelere harcanacağı 37.58 19.55
41.39
36.44
16.27 46.02
39.13 24.05
35.06
Çocuğun ne zaman
doktora götürüleceği
58.02 11.09
27.98
54.60
9.89 32.91
62.71 12.73
21.23
Evin kadının ne
zaman doktora
gideceği
43.20 13.02
43.30
38.56
11.64 49.57
49.54 14.92
34.72
Kaynak: Aile Araştırma Kurumu, Aile İçi Şiddetin Sebep ve Sonuçları, Ankara-2000 s.125.
Tablo 2’ye göre karar almada eşlerin eşitliğinin yanı sıra ortaya çıkan bir
durum da köysel ve kentsel yerleşim yerleri in farklılıkların çok az olduğudur.
Köy ailelerinde karar verme yetkisi ve otorite genellikle evin reisi ve ailedeki
büyüklerdir. Evin reisinden sonra otorite erkek çocuklar üzerinde toplanır.
Kadınlar daha çok ikinci planda kalır ve kadınlar erkek çocukları aracılığıyla aile içi
kararlara katılırlar (Kıray, 1998; 1999a). Tablo 2’de görüldüğü gibi, artık ev içi
rollerin paylaşımına dair geleneksel değerler değişmeye başlamıştır. Bununla
beraber köy ailesinin genel karakteristik özellikleri itibariyle geleneksel değerlerini
korumacı bir refleksle muhafaza etmektedir.
Geleneksel köy ailesinde otoritenin temel belirleyicisi cinsiyetin yanında yaş
faktörüdür. Geleneksel geniş ailelerde otorite genellikle aile üyeleri içinde en yaşlı
kişilerde toplanmaktadır. Bu kişiler erkeğin babası, yoksa annesi olabilir.
Geleneksel geniş ailelerde yaşlılık hem prestij, hem de otorite sağlayıcı bir
faktördür (Türkdoğan, 1977: 227). Bunun yanında gözlemlenen yeni bir olgu, köy
ailelerinde anne ve babalarıyla birlikte oturan evli erkek çocuğun evin reisi
olduğudur.
Geleneksel geniş aile örüntülerinin yoğunlukta olduğu köy ailelerinde,
“hangi ahbaplarla görüşülecek?”, “hangi akrabalarla görüşülecek ?”, “eve alınacak
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
129
eşyalara karar verme”, “mutfak masraflarına karar verme”, “aile gelirinin
harcanmasına karar verme” gibi soruların cevapları da aile içinde karar alma
sürecini yansıtabilir. Buna göre, köylerde “hangi ahbaplarla görüşüleceğine karar
vermede” kadınların cevapları alındığında, karar verenin yüzde 57.8 gibi bir
oranın koca, yüzde 23.2 ile büyükler olduğu görülür. Her ikisinin payı ise yüzde
16.9 gibi bir orandır. Karar vermede sadece kadının ise yüzde 2.1’dir (Timur,
1972: 136). Diğer konularda da bu rakamlara yakın oranlar çıkmaktadır. Ancak
mutfak masraflarına karar vermede kadının karar verme yüzdesi artmakla birlikte
erkeğin karar verme oranı burada da kadına göre fazladır (Timur, 1972: 142).
Buradan çıkan sonuca göre; köy ailelerinde ev içi kararlar almada erkeğin
egemenliği sürmektedir. Karar almada eşitlik söz konusu değildir. Buna rağmen
köy ailelerinde de karar almada aile biçimlerine göre farklılık vardır. Köylerde
küçük ailelerde aile harcamaları konusunda ve gündelik alış-verişte kadın artık
belirli derecede söz sahibi olmuştur (Güçbilmez, 1972: 205). Köy ailelerinde aile
biçimine göre farklılaşan ölçüde ev içi karar almada kadının rolü görece artmış
olsa da erkeğin bu konuda egemenliği devam etmektedir.
3.2. Cinsiyetçi Rol Dağılımı ve İşbölümü
Aile yapısını oluşturan bireyler (aktörler), birbirleriyle ilişki içinde bulunurlar.
Bireylerin aile içindeki statüleri bu ilişkileri belirler ve şekillendirir. Aile üyelerine
statülerine uygun roller verilir ve üyelerinden bu rolleri yerine getirmeleri beklenir.
Roller ilk olarak ailede sosyalizasyon sürecinde verilir. Ancak rollerin dağılım
biçimi aile biçimlerine ve yerleşim alanlarına göre değişmektedir. Türkiye’de aile
içi roller çoğunlukla yaş ve cinsiyet temelinde belirleyicilik gösterir.
Aile içinde kadın ve erkeğin rollerine yönelik çalışmalar yapan Parsons,
ailede erkeğin rolünü aileyle sosyal çevre arasında ilişki kuran araçsal rol
(instrumental), kadının rolüne ise, aile içi uğraşlarından ve ev içi sorumlulukları
üstlenmesinden dolayı duygusal rol (expressive) olarak tanımlamaktadır (Birgül,
1999: 69). Buna göre erkeğin rolü, ailenin geçimini sağlamak üretime katkıda
bulunmak üzere ev dışında çalışmak ve ailenin sosyal çevreyle ilişkilerini
düzenlemek iken, kadının rolü ise, aile içinde “karı”lık rolüyle kocasına ve annelik
rolüyle çocuklarına karşı psikolojik ve duygusal tatmin sağlamak, ayrıca aile içi
sosyal ilişkileri gözeten bir konumdadır.
Tüm toplumlarda ailede erkeğin koca ve baba, kadının ise karı ve anne
rolleri olduğu bilinir. Ancak bu rollerin işleyişinde işlevleri açısından bazı farklılıklar
vardır. Türkiye’de geleneksel ailelerde erkeğe, ailenin geçimini sağlamak üzere ev
dışında çalışmak ve ailenin dışarıdaki ilişkilerini düzenleme rolü (Kıray, 1984: 72),
kadına da “ev içi işler ve çocuk bakımı sorumluluklarının” verildiği görülmektedir
(Ersöz, 1999: 17). Gerek kırsal–kentsel ayrımında olsun gerekse büyük-küçük aile
ayrımında olsun temelde Türk toplumunda aile içi ilişkilerde karı ile koca ilişkileri
erkek egemen bir nitelik göstermektedir. Ancak kentlerde aile içi rollerde
paylaşıma ve eşitliğe doğru hızlı değişim gözlenirken, kırsal kesimde daha çok
cinsiyetçi rol dağılımı söz konusudur.
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
130
Aile ile ilgili her türden konuda karar verme yetkisi genellikle evin reisi olan
erkekte olmakla birlikte cinsiyetçi sosyalleşme sürecinde belirlenen roller gereği ev
içi işlerde sorumluluk çoğunlukla kadınlardadır. Ayrıca kadının ev işlerini yapmak
çocuklarını yetiştirmek gibi geleneksel rollerinin yanında kocasına ve çocuklarına
‘manevi destek’ olmak, aile içi bütünlüğü ve uyumu sağlamak gibi geçiş dönemine
ait rolleri de üstlendiği görülmektedir (Eyce, 1994: 122). Geçiş dönemine ait roller
daha çok kentlerde görülmekte, köy ailelerinde ise pek fazla benimsenmemektedir.
Köy ailesinde ev içi görev paylaşımında karı ile kocanın rolü toplum
tarafından belirlenmiş kalıplardadır. Çoğunlukla erkek ev içi görevlerde
paylaşımdan yana değildir. Kadınların bu konudaki tutumları daha eşitlikçidir.
3.3. Kadının Statüsü ve Konumu
Kadın, yaşadığı sosyalizasyon boyunca, toplumsal cinsiyet rollerine ait
kavramlaştırmaların (annelik, kadınlık, kendini eşine ve çocuklarına adama, aileyi
geçindirip koruma) etkisinde kalır. Kadına, sosyal çevre tarafından toplumsal
cinsiyet rolleri aşılanır (Ersöz, 1999: 28). Kadının cinsiyet rollerini öğrendiği ilk ve
en önemli yer ailedir.
Günümüz aile yaşamında sosyal, kültürel, ekonomik ve teknolojik
gelişmelerle birlikte toplumsal beklentiler çerçevesinde belirlenmiş kalıplaşmış
cinsiyet rolleri giderek değişmektedir. “Kadının gücüne katılımı ile eğitim
düzeyinin yükselmesi, yeni nesillerin cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargıların
üstünde, çağdaş bir yaklaşımla yetiştirilmesine ve kadının rolüne ilişkin
beklentilerin farklılaşmasına neden olmakta, geleneksel görüşün geçerliliği
tartışılmaktadır” (Gönen-Hablemitoğlu, 1993: 19). Gönen-Hablemitoğlu’nun ifade
ettiği yaklaşım gelişmiş yapıların ve toplumların tarzıdır. Ne var ki geleneksel
toplumlarda yaş ve cinsiyete uygun “stereotipler” yaygın biçimde hala
gözlenmektedir (Sayın, 1990: 43).
Bununla birlikte Çelebi (1990: 10)’ye göre “sosyalleşmeleri süresince
kendilerine öğretilen ve kendilerinin de içselleştirdikleri aile içi rolleri asli roller
olarak gören kadınlar çalışma hayatına girseler dahi bunu aile bütçesine katkı
olarak tanımlamakta böylece çalışmayı ailesel rollerin arasına dahil ederek adeta
meşrulaştırmaktadırlar”. Benzer bir yaklaşımı Giddens (1994: 127)’ta görebiliriz.
Ona göre kadınlar; “eve ve aileye bağlılık ideolojisi”ni kabullenmekle, bu koşullar
altında çalışmaya ister gönüllü ister gönülsüz, razı olamaya devam ediyorlar”
demektedir.
Köy ailesinde ise kadının konumu ve statüsü geleneksel toplumsal cinsiyete
göre şekillenmiştir. Doğurganlık önemli bir statü aracı olmaktadır ve erkek çocuğa
sahip olmak da özellikle aileler arasında konumunu yükseltmesine neden olucu
önemli bir etkendir. Doğurganlığı ve erkek çocuk sahipliği yanında kadının
statüsünü artıran bir faktör de kadının yaşıdır. Yaşın artışıyla birlikte aile içinde
gücü de artmaktadır. Ancak geleneksel köy ailelerinde kadının konumu erkeğin
konumundan daha aşağıdadır.
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
131
3.4. Eşler Arası İlişkiler
Yatay etkileşim çerçevesindeki karı ile koca arasındaki ilişkiler, eşlerin
birbirlerini nasıl tanımladıkları, nasıl gördükleri ve birbirlerine verdikleri değer
boyutunda çözümlenebilir. Eşlerin birbirlerine verdikleri değer aile tiplerine ve
yerleşim yerlerine göre değişebilmekteyse de bunun yanı sıra sosyo–ekonomik
özellikler, eğitim seviyesi, dini ve kültürel değerler de ilişkilerde belirleyicidir.
Genellikle geleneksel köy ailelerinde kocalar karılarına isimleriyle hitap
etmezler. Evliliğin ilk yıllarındaki mesafeli olan karı-koca ilişkileri gittikçe yoğunluk
kazanmaktadır. Sosyal normlarla belirlenen karı-koca ilişkisinde kadının kocasının
otoritesini mutlak olarak kabul etmesi ve bu otoriteye karşı gelmemesinden dolayı
karı-koca çatışması çoğunlukla olmamaktadır (Eserpek, 1979: 190). Bunun
yanında kocalar işleri konusunda karılarıyla çok az konuşurlar (Kıray, 1999a:
119). Bunun nedeni olarak bu tip ailelerde karı ve koca ayrı alanlarda yaşadığını
söylemek yerinde olacaktır.
Giderek artan ölçüde eşlerin birbirlerine verdikleri değer, azalan erkek
egemen otorite örüntüsüne bağlı olarak artmaktadır. Burada en büyük pay kadına
ait olmakla birlikte, geleneksel geniş ailenin çözülüşüne bağlı olarak küçük ailede
yalnız kalan eşlerin ev içi işlerde ve çocuklarının geleceği gibi bir çok konuda artık
birlikte karar vermeye doğru bir seyrin geliştiği görülmektedir.
3.5. Çocuğun Değeri
Aile içi ilişkilerde çocuğun yerinin bilinmesi, aile dinamiğinin çözümlenmesi
açısından önemlidir (Kağıtçıbaşı, 1984: 133).
Aile içi dikey etkileşim eksenini oluşturan ana-baba ve çocuk ilişkisi, ana-
babaların çocuklarla ilgili temel tutum ve değerleri, çocuğun sosyalleşmesinde,
psiko-sosyal gelişmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Ailede çocuğa atfedilen
değer, ailelerin çocuk sahip olmalarında ve onlarla ilişkilerinde belirleyici rol
oynamaktadır.
Çocuğun aileye katkısının yüksek düzeyde olduğu toplumlarda doğurganlık
oranları da buna bağlı olarak yüksektir. Ancak sosyo-kültürel ve ekonomik
değişmeler sonucunda çocuktan anne-babaya doğru olan katkının anne-babadan
çocuğa doğru yönelmeye başladığı gözlenmektedir (Kağıtçıbaşı, 1984: 134).
Bunun da sonucunda doğurganlık oranları azalmakta çocuğa verilen değer de
faydacı değerden çok psiko-sosyal değere dönüşmektedir.
Geleneksel toplumlarda anne-baba ve çocuk ilişkisi faydacı bir değerde
olduğundan dolayı karşılıklı bağımlılık örüntüsü aile içi ilişkilerde gözlenmektedir.
Öncelikle çocuk ebeveynlere bağımlı sonra da ebeveynler de çocuğa bağımlıdır.
Ebeveynler ve çocuk arasındaki karşılıklı bağımlı ilişkiler sistemi çocuğa verilen
değer hakkındaki tutum ve davranışlara da etkilemektedir (Kağıtçıbaşı, 1984:134).
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
132
Çocuğun değeri toplumların geleneksel ve modern oluşlarına göre
değişmektedir. Yanı sıra aynı toplumda aile biçimlerine ve yerleşim yerine göre de
çocuğa verilen değer değişebilmektedir. Çocuğa verilen değer cinsiyetine göre
farklılaşmaktadır.
Geleneksel toplumlarda çocuğun değeri cinsiyetine göre değişebilmekte,
erkek çocuk daha çok ekonomik bir güvence olmakta, erkek çocuklar ebeveynler
için gelecekte (yaşlılıkta ve her iki taraf için göremez durumlarında) birer
güvence kaynağıdır. Bu haliyle kız çocuğundan ayrı bir yere sahiptir. Özellikle
erkek çocuk kadın için de önemlidir. Çünkü kadınlar, aile içindeki statülerini erkek
çocuk vasıtasıyla kazanırlar. Kız çocuğu ise bu anlamda tercih edilmemektedir.
Ancak sosyo-kültürel ve ekonomik değişmeler sonucu kız çocuğunun da
ebeveynler için birer psiko-sosyal güvence oluşturduğu gözlenmektedir.
3.6. Ana-Baba ve Çocuk İlişkileri
Ebeveynlerin oğulla olan ilişkisi aile biçimine ve yerleşim yerine re
değişmektedir. Geleneksel geniş ailenin en yoğun görüldüğü köy ailelerinde baba
özellikle erkek çocuk istemektedir. Çünkü baba ailenin durumu ve geleceği ile ilgili
fikir yürütme ve karar alma salahiyetini ve yetkisini kendinde bulur. Bu tutum
toplumun babadan beklediği rollerle uyum içindedir. Anneler erkek çocuk isteme
konusunda babalara oranla daha eşitlikçi olsalar da ağırlıklı olarak erkek çocuk
isterler. Çünkü kadının aile içindeki statüsü erkek çocuk doğurmasıyla artmaktadır.
Ayrıca aile içindeki kadın statüsünü anne rolüne eş olarak baba ile oğul arasındaki
olası gerilimi azaltma noktasındaki arabulucu işleviyle ev içi kontrolü elinde
bulundurmak suretiyle artırmaktadır (Kıray, 1999a: 109).
Eskiden her konuda baba egemenliğinde bulunan oğullar günümüzde bir
çok konuda kendi başlarına karar alabilmektedir (Güçbilmez, 1972: 213). Bu
değişimi oğulların ekonomik yönden babalarından bağımsız olması nedenine bağlı
açıklanabilirse de temelde oğulların eğitim seviyelerinin yükselmesi, dışarıyla
bağlantıları ayrıca babanın yaşının artması ve hane halkı reisliğini otoriteryan
kullanmalarını önleyen bilgi ve yeteneklerinin oğulları önünde kaybetmeleri
nedenlerinden ötürü oğulların aile içinde karar verme yetkisinin kullanımında söz
sahibi olması karşılaşılan bir durumdur. Bununla birlikte ‘aile döngüsü’
çerçevesinde baba evinden ayrı yerleşen oğlun kendi ayakları üstünde durması bu
değişimin göstergelerindendir.
Önceleri geleneksel aile örüntülerinin yaygın olduğu ailelerde ana-babalar
çoğunlukla oğullarının evlilik, iş, evlilik sonrası yerleşme tercihlerini
belirlemekteydi. Değişen aile içi ilişkilerin göstergesi olan ana–baba–oğul ilişkisi
burada kendini göstermektedir. Artık oğul, kendi evini kurmakta, evleneceği eşe
kendisi karar vermekte, hangi işte çalışacağına yine kendisi karar vermektedir. Ne
var ki halen geleneksel geniş ailelerin yaygın olduğu köylerde oğulların iş, eş,
yerleşme gibi konulardaki karar verme mercii babadır. Geleneksel ailelerde
“çocukluk çağından sonra baba oğlun bir iş edinmesini sağlamayı, ona bir iş
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
133
öğretmeyi, evlenme çağı geldiği zaman onu evlendirmeyi, gelecekte evin
selametini temin edecek şekilde aileyi ona emanet etmeyi her baba arzu
etmektedir” (Kıray, 1964: 362).
Erkek çocuğun değeri aile üyelerinin eğitim seviyelerine göre değişmektedir.
“Eğitim seviyesi arttıkça erkek çocuğun aile bağlarını güçlendirici fonksiyonu
artarken, diğer taraftan yaşlılıkta güvence olma fonksiyonu azalmaktadır”
(Kağıtçıbaşı, 1982: 93-95). Ayrıca sosyo-ekonomik gelişmeyle birlikte “erkek
çocuk tercihinin, çocuktan maddi katkı beklentilerinin azaldığı” da söylenebilir
(Kağıtçıbaşı, 1981: 100). Köylerde hala erkek çocukların yaşlılıkta veya herhangi
olumsuz bir durumda bir sigorta olmasının yanında soyun erkek tarafından
sürdürüldüğünün düşünülmesinden dolayı erkek çocuklarının değeri sadece
ekonomik değil daha çok sosyal ve kültürel olarak daha yüksek olduğundan anne
ve babaların erkek çocuklarıyla olan ilişkileri kız çocuklarıyla olan ilişkilerin
biçiminden daha farklıdır.
Genellikle kentlerde erkek çocuklarının yetiştirilmesiyle kız çocuğunun
yetiştirilmesi arasında pek bir fark görülmese de köylerde yetiştirme kalıpları
farklılık gösterir (Merter, 1990: 69). Bu konuda toplumun kız çocuğuna ilişkin
yargıları önemlidir. Hatta halk arasında söylenen “kızını dövmeyen dizini döver”
sözü bu yargıların içeriği hakkında bize bilgi verir. Bu yüzden ana ve babaların “kız
çocuğuna karşı tutumları, hem sevgiye hem de otoriteye dayanır” (Kıray, 1999a:
115).
Günümüzde eğitimin, şehirleşmenin, kitle iletişim araçlarının etkisi gibi bir
çok nedenden ötürü, köy yerleşme alanlarında da kadınlara ve kız çocuklarına
verilen değerin niteliğinin değiştiği gözlenmektedir. Özellikle aile içi ilişkilerde kız
çocuklarının verilen değere bağlı olarak rol ve statüsünün değişim geçirdiği
söylenebilir.
SONUÇ
Türkiye’de yerleşim yerlerine göre yapılan ayrımda köy ailesi, hane halkı
genişliği, evlilik biçimleri, ilk evlenme yaşı, doğurganlık, boşanma gibi ölçütler
yanında ailede karar verme yetkisi ve otoritenin kimde olduğu, erkeğin–kadının
statüsü ve rolleri, erkek ve kız çocuğunun değeri, karı–koca arasındaki ilişkiler gibi
aile içi ilişkiler gibi belirleyici konularda kent ailesinden farklıdır.
Köy ailesi, işlevleri ve ilişkileri itibariyle geleneksel geniş ailenin özelliklerini
göstermesine karşın, köy ailelerinde en çok tespit edilen hakim aile tipi çekirdek
ailedir. Köy ailelerinde hane başına birey sayısı (hane halkı büyüklüğü) yıllar
içinde düşmektedir. Köylerde ilk evlenme yaşı, kızlarda ve erkeklerde kentlerden
daha düşüktür. Ayrıca köylerde erkeklerde ilk evlenme yaşı kızlardan daha
yüksektir. Ancak günümüzde sosyo-ekonomik nedenlere bağlı olarak köylerde ilk
evlenme yaşı gittikçe artmaktadır.
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
134
Köy ailesinde aile içi ilişkilerde, otorite ve karar verme yetkisi daha çok
erkekte toplanmıştır. Bu açıdan bakıldığında köy ailesi geleneksel-ataerkil bir
özellik göstermektedir. Ev içinde karar almada kadının rolü git gide artmaktadır.
Kadın çoğunlukla mutfak harcamalarını organize etme, çocuk bakımı, ev işleri ve
tarlada çalışma gibi konularda ön plana çıkarken, erkekler ev dışı işlerle evin
geçimini sağlama ve eşine karşı koca rolünün yanında, çocuklarına karşı
otoriteryan bir baba rolünü oynar. Fakat günümüzde gittikçe cinsiyetçi roller
ayrımı, karar almada ve vermede daha eşitlikçi bir konuma doğru değişmektedir.
Bu, köy ailesinde nispeten daha az görülse de elimizdeki verilerden edindiğimiz
bulgulara göre köy ailesi için de bir değişim söz konusu olabilmektedir.
Erkek çocuğuna verilen değer eskisine oranla azalmaktadır. Koşut olarak kız
çocuğuna verilen değer de artmaktadır. Özellikle kız çocuğuna verilen değer daha
çok anneler-kadınlar tarafında yoğunluk kazanmaktadır. Baba-oğul ilişkileri de
geleneksel ilişki kalıplarından uzaklaşmaktadır. Kitle iletişim araçlarının
yaygınlaşması, kentli değerlerin köye ulaşması, aralarındaki çatışmaların varlığı,
erkek çocuğun evlenmesi ile haneden ayrılması sonrasında anne – babanın
yaşlanması sonucu oğullarının evine yerleşmesi bu hanenin reisinin oğul olması
gibi nedenlerden ötürü baba-oğul ilişkileri değişmektedir. Hatta bu açıdan
bakıldığında özellikle yaşlılık durumunda anne babanın sigortasının kız çocuğu
olmaya başlaması anlamlıdır. Baba–oğul çatışması karşısında annenin her ikisi
arasında tampon işlevi görmesi annenin ev içindeki statüsünü artırmaktadır.
Anne–kız çocuğu ilişkisi, baba– kız çocuğu ilişkisine göre daha yakındır. Babanın
rolü daha otoriterdir. Annenin ise daha yumuşaktır. Hatta anne ile kız çocuğu
sorumlulukların paylaşımı ve dertlerin paylaşılması noktasında birbirlerine daha
yakındır.
Son olarak, Türkiye’de köy ailesinde yapı itibariyle çekirdek ailelerin
belirgin artışına karşın, ilişkileri itibariyle geleneksel özelliklerinin hala baskın
olduğu gözlenmektedir. Bununla birlikte sosyal değişmelerin hızlandığı günümüzde
köy ailelerindeki geleneksel aile içi ilişkilerin görünümleri de değişmektedir.
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
135
KAYNAKÇA
A.A.K., (2000), Aile İçi Şiddetin Sebep ve Sonuçları (Aralık 1993 - Aralık 1994,
Ankara: T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı.
AYDIN, Mustafa, (2005), Sosyal Yapı ve Analizi, Yayımlanmamış Ders Notları,
Konya.
ACAR, Feride, (1993), “Bireylerarası İlişkiler ve Cinsiyet Rolleri”, Gecekondularda
Ailelerarası Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara
Dönüşümü, Ankara: Başbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı
Yayınları.
ASAGEM ve TÜİK, (2006), Aile Yapısı Araştırması 2006, Ankara: Türkiye İstatistik
Kurumu.
BALAMAN, A. Rıza, (1984), “Kırsal Kesimde Aile Kurma, Çözme, Aile İçi
Etkileşim ve İlişkiler”, Türkiye’de Ailenin Değişimi (Der: N. Erder), Ankara:
Türk Sosyal Bilimler Derneği.
BİLGİN, Vedat, (1991), “Yapısal Özellikleri İtibariyle Ailenin Görünümü.”,
Türkiye Aile Yıllığı–1991, Ankara: T.C Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu
Yayınları.
BİRGÜL, Alev Kahya, (1999), Kitle İletişim Araçlarından Televizyonun Aile İçi
İlişkiler Üzerine Etkileri, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara: Hacettepe
Ün. Sosyal Bilimler Enstitüsü.
ÇELEBİ, Nilgün, (1990), Kadınlarımızın Cinsiyet Rolü Tutumları, Konya: Sebat.
ÇELEBİ, Nilgün, (1993), Bağımsız İşyeri Sahibi Kadınların Aile ve İlişkileri,
Ankara: Başbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları.
D.P.T., (1970), Türk Köyünde Modernleşme Eğilimleri Araştırması Rapor –1,
Ankara: Başbakanlık.
D.P.T., (1989), Türk Aile Yapısı (VI. Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel İhtisas
Komisyonu Raporu), Ankara: D.P.T.
D.P.T., (1992), Türk Aile Yapısı Araştırması, Ankara: D.P.T. Sosyal Planlama
Başk. Araş. Dairesi.
DİKEÇLİGİL, Beylü, (1995), “Türk Toplumun Aile Tipleri”, Yüzyıl Biterken
Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi (Cilt: 11), İstanbul: İletişim
Yayınları.
DİKEÇLİGİL, Beylü, (1997), “Bir Analiz Modeli Denemesi: ‘Sosyal Yapı’ ve
‘Toplumsal Yapı” Yeni Türkiye Dergisi, Sayı: 15.
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
136
ERDENTUĞ, Aygen, (1990), “Türkiye, İran ve Pakistan’da Geleneksel Köy
Ailesinin Özellikleri”, Aile Yazıları 2, (Der: B. Dikeçligil-A. Çiğdem), Ankara:
T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı Yayınları.
ERDENTUĞ, Nermin, (1972), Türkiye Türk Toplumlarında Kültürel Antropolojik
İncelemeler, Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayını.
EROL, Metin, (1992), Geniş Aileden Çekirdek Aileye Geçiş Sürecinde Aile İçi
İlişkilerde Meydana Gelen Nitelik Değişmelerinin Aile Üzerindeki Etkileri,
Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara: Hacettepe Ü. Sosyal Bilimler
Enstitüsü.
ERSÖZ, Aysel Günindi, (1999), Cinsiyet Rollerine İlişkin Beklenti, Tutum,
Davranışlar ve Eşler Arası Sorumluluk Paylaşımı (Kamuda Çalışan Yönetici
Kadınlar Örneği), Ankara: T.C Kültür Bakanlığı.
ESERPEK, Altan, (1979), Sosyal Kontrol Sapma ve Değişme: Erzurum’un İki
Köyünde Karşılaştırmalı Bir Araştırma, Ankara: Ankara Ü. Eğitim Fakültesi
Yayınları.
EYCE, Berrin, (1994), Konya’da Küçük Sanayide Çalışan Ailelerde Kadının
Sosyal Kontrol Gücü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara: Hacettepe
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
EYCE, Berrin, (2002), “Demografik Özelliklere Göre Türkiye’de Boşanma”, S.Ü.
Fen- Edebiyat Fakültesi Edebiyat Dergisi, Sayı: 14.
GIDDENS, Anthony, (1994), Sosyoloji, Eleştirel Bir Yaklaşım, İstanbul: Birey
Yayıncılık.
GÖKÇE, Birsen, (1978), “Evlilik Kurumuna Sosyolojik Bir Yaklaşım”, Hacettepe
Ü. S.B.Dergisi, 1.
GÖKÇE, Birsen, (1990), “Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme”, Aile Yazıları
1, (Der: B.Dikeçligil-A. Çiğdem), Ankara: T.C. Başbakanlık Aile Araştırma
Kurumu Başkanlığı Yayınları.
GÖKÇE, Birsen, (1996), Türkiye’nin Toplumsal Yapısı ve Toplumsal Kurumlar,
Ankara: Savaş Yay.
GÖNEN, Emine ve Şengül HABLEMİTOĞLU, (1993), Toplumsal Değişme
Sürecinde Aile: Yapı, Etkileşim ve İşlevleri, Ankara: Ankara Üniversitesi
Ziraat Fakültesi Yayınları.
GÜÇBİLMEZ, Erdoğan, (1972), Yenimahalle ve Kayadibi : Karşılaştırmalı Bir
Köy Araştırması, Ankara: Sevinç Matbaası.
KAĞITÇIBAŞI, Çiğdem, (1981), Çocuğun Değeri, İstanbul: Boğaziçi Ü. İdari
Bilimler Fak.
Türkiye’de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler___________________________________________________
137
KAĞITÇIBAŞI, Çiğdem, (1982), “Türkiye’de Çocuğun Değeri, Kadının Rolü ve
Doğurganlığı”, Türk Toplumunda Kadın (Der.: N.Abadan–Unat), Ankara:
Türk Sosyal Bilimler Derneği.
KAĞITÇIBAŞI, Çiğdem, (1984), “Aile İçi Etkileşim ve İlişkiler: Bir Aile Değişme
Modeli Önerisi”, Türkiye’de Ailenin Değişimi (Der: N. Erder), Ankara: Türk
Sosyal Bilimler Derneği.
KIRAY, Mübeccel Belik, (1964), Ereğli: Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası,
Ankara: DPT.
KIRAY, Mübeccel Belik, (1984), “Büyük Kent ve Değişen Aile”, Türkiye’de Ailenin
Değişimi (Der: N. Erder), Ankara: Türk Sosyal Bilimler Derneği.
KIRAY, Mübeccel Belik, (1998), Değişen Toplum Yapısı, İstanbul: Bağlam
Yayınları.
KIRAY, Mübeccel Belik, (1999a), Seçme Yazılar, İstanbul: Bağlam Yayınları.
KIRAY, Mübeccel Belik, (1999b), Toplumsal Yapı ve Toplumsal Değişme,
İstanbul: Bağlam Yay.
KOCACIK, Faruk, (1990), “Sivas’ta Kentsel Aile”, Aile Yazıları 1, (Der: B.
Dikeçligil- A. Çiğdem), Ankara: T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu
Başkanlığı Yayınları.
KONGAR, Emre, (1986), Türkiye Üzerine Araştırmalar, İstanbul: Remzi Kitabevi.
MERTER, Feridun, (1990), 1950-1988 Yılları Arasında Köy Ailesinde Meydana
Gelen Değişmeler (Malatya Örneği), Ankara: Aile Araştırma Kurumu
Başkanlığı Yayınları.
NİRUN, Nihat, (1994), Sistematik Sosyoloji Yönünden Aile ve Kültür, Ankara:
Atatürk K. M. Yay.
OZANKAYA, Özer, (1999), Toplumbilim, İstanbul: Cem Yayınevi.
ÖZBAY, Ferhunde, (1984), “Kırsal Kesimde Toplumsal ve Ekonomik Yapı
Değişmelerinin Aile İşlevlerine Yansıması”, Türkiye’de Ailenin Değişimi,
(Der: N. Erder), Ankara: Türk Sosyal Bilimler Derneği.
ÖZEN, Sevinç, (1990), “Gecekondu Ailelerinde Bireylerarası Etkileşim”, Aile
Yazıları 2, (Der: B. Dikeçligil- A. Çiğdem), Ankara: Aile Araştırma Kurumu
Başkanlığı Yayınları.
ÖZEN, Sevinç, (1991), Sanayi Kasabasında Yaşam Biçimi ve Aile Yapısında
Meydana Gelen Değişmeler (Soma Örneği), İzmir: Ege Üniversitesi
Basımevi.
SARAN, Nephan, (1984), Köylerimiz, İstanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi.
SAYIN, Önal, (1990), Aile Sosyolojisi, İzmir: Ege Üniversitesi Basımevi.
_________________________________________________ Hasan Hüseyin TAYLAN
138
TİMUR, Serim, (1972), Türkiye’de Aile Yapısı, Ankara: Hacettepe Üniversitesi
Yayınları.
TÜRKDOĞAN, Orhan, (1977), Köy Sosyolojisinin Temel Sorunları, İstanbul:
Dede Korkut Yayınları
VERGİN, Nur, (1987), “Toplumsal Değişme ve Türkiye’de Aile”, İlim ve Sanat
Dergisi, Cilt: 14,
YASA, İbrahim, (1973), Türkiye’nin Toplumsal Yapısı ve Temel Sorunları,
Ankara: Sevinç Matbaası.
YASA, İbrahim, (1990), “Gecekondu Ailesi”, Aile Yazıları 1, (Der: B. Dikeçligil- A.
Çiğdem), Ankara: Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı Yayınları.
... Yıllar içerisinde ve toplumdan topluma çocuğa atfedilen değer değişmekle birlikte hem ülkemizde hem dünyada yapılan çalışmalar çocuğun ailede ve toplumda değiştirilemez bir temel değere sahip olduğunu göstermektedir. Bu değişim çocuğun cinsiyetine, aile tipine-yerleşim yerine ve de toplumun modern-geleneksel yapısına göre değişim yaşamış fakat çocuk sahibi olmaya verilen önem ve değer her daim yerini korumuştur (7,10,13). Toplumsal temelli çalışmalara göre bireylerin çocuk sahibi olmayı isteme nedenlerinin temelinde geleneksel aile yapısı, toplumsal kabul, kalıplaşmış rol ve sorumluluklar ve birtakım toplumsal cinsiyet algıları etkili olmaktadır. ...
... Erkek çocuğundan babanın işlerini devralması, tarlayı işlemesi ve aileye bakması beklenirken kız çocuğundan da ev işlerini yapması, anneye destek olması beklenmektedir. Çocuğa da bu anlamda fiziksel güç ihtiyacını karşılaması için temel bir ihtiyaç gözüyle bakılmaktadır (7). Aynı zamanda hem hukuken hem de ataerkil düşünce yapısına göre baba soyuna dayalı, erkeğin soyadının aktarıldığı bir sistem hakimdir. ...
... Aynı zamanda hem hukuken hem de ataerkil düşünce yapısına göre baba soyuna dayalı, erkeğin soyadının aktarıldığı bir sistem hakimdir. Bu nedenle de soyun devam etmesi erkek çocuğuna bağlı görülmekte ve erkek çocuğuna daha fazla değer verilmektedir (7,36). Bunun yanında ülkelerin geleneksel ve daha çok dine dayalı bir yönetim anlayışına hakim olmaları bireyleri çocuk sahibi olmaya teşvik edici bir etken olabileceği düşünülmektedir. ...
Article
Background: Having children is a multifaceted social phenomenon with socio-cultural, psychological and economic dimensions. Aim: The research was carried out to determine the future thinking of university students with different socio-demographic characteristics and the factors affecting them. Method: While the universe of this descriptive study consisted of 9208 students studying at a university in Eskisehir, the sample of the study consisted of 712 senior students. Data were collected between January-February 2019 using a data collection form. Frequency, mean and chi-square testing were used in the analysis of the data. Results: It was found that 77.9% of students wanted to have children in the future. The average number of children that the students wanted to have was 2.18 and it was determined that the desired number of children did not differ by the gender. Psychological well-being, the continuation of lineage, and individual decision making were the top three factors among the factors affecting students' the idea to have children in future. While there was a statistically significant relationship between the factors affecting students' the idea to have children in future and gender, family type, place of residence for the longest period, no significant difference was found between these factors and the education level of the mother and father. Conclusion: The psychological aspect of the child, the continuation of lineage, and the individual-social preference of individuals were found to be the major factors affecting students' the idea to have children in future. It was found that the majority of students did not want to have children before becoming self-supporting. It was found that the students who had large families and who lived in the village for the longest period in their lives wanted to have more children, they had the perception of a son more intensively, and they believed about the importance of the child more for the continuation of the lineage. In the study, while the distinction between the rural and urban areas was revealed, it was determined that the educational status of parents did not have a significant effect on the desire to have children.
... In recent decades, families in Turkey have been shrinking, as part of a shift away from traditional extended family structures and towards the nuclear family (Taylan, 2009). ...
Article
This survey-based study examines Turkish grandparents' relationships with their grandchildren, both from their [own] perspectives and from those of the children's parents. A 'Parent Question Form', 'Grandparent Question Form' and 'Personal Information Form' were used to collect data from 484 grandparents and 484 parents. The grandparents tended to agree with items suggesting 1) that grandparenting was like parenting; 2) that before having a grandchild, they had not imagined they would experience the feelings they were experiencing now; 3) that they loved their grandchildren more than anything in the world; and 4) that they enjoyed playing with their grandchildren and telling them fairy tales more than the children's parents agreed. They also were more likely than the sampled parents to agree with the statements that, nowadays, people decided to have children later in life, and that grandparents tolerated their grandchildren more than they did their [own] children. However, the parents were more likely than the grandparents to agree that parents spend an inadequate amount of time with their children. In the light of the findings, grandparent-education programs can be prepared. Preschool teachers could do more to engage with grandparents or even involve them in some classroom activities, according to guidelines that should be prepared to help parents and preschool teachers develop grandparent-grandchild relationships.
... According to a study conducted in Sweden, female healthcare professionals spend twice as much effort in housework than men, and their participation in leisure time activities is restricted (Wagman, 2017). When we look at family roles in Turkey, it is known that women take more responsibilities (Günay & Bener, 2011;Taylan, 2009). In our study, female healthcare professionals who actively worked during the pandemic time stated that they could not devote much time to housework and could not support the educational needs of their children due to the increasing burden in the workplace. ...
Article
Full-text available
Background Although it has been possible for many people to make a gradual transition to normal life or routine activities, the same seems far off for healthcare professionals. The current study examines in depth how the occupational balance of healthcare professionals has changed in the COVID-19 pandemic. Methods The current study has a mixed design, which involves collecting both qualitative and quantitative data. In the first stage of the study, which is the quantitative one, Turkish Occupational Balance Questionnaire (OBQ11-T) was used to collect data, whereas the second stage of the study, which is the qualitative one, was designed to explore occupational balance and the related issues via using semi-structured interviews. The Mann–Whitney U test was used to compare parameters between the groups (working in active–passive contact with COVID patients). On the other hand, qualitative data were evaluated via consensual qualitative data analysis. Results The level of occupational balance of healthcare professionals included in the study group was found to be significantly lower than the level of occupational balance of healthcare professionals included in the control group (P = .005). Although there was no clear problem in self-care activities of healthcare professionals, the balance between productivity and leisure time activities was disrupted. Conclusions Occupational balance and leisure time use of healthcare professionals, especially those who have active contact with COVID patients, have been affected. A further investigation can be carried out according to gender, age, and other demographic qualities.
... Araştırmanın Çalışma grubu içerisinde bulunan öğretmenler "Rehberlik ve Araştırma Merkezi" ile ilgili görüşlerini yansıtmış; bu görüşlerle ilgili toplam 90 kişiden oluşan 6 kategori olumlu sonuç elde edilmiştir. Saban (2008) (Taylan, 2003). Öğretmenler, soyut ve mecazı bir anlam yükleyerek Aile kavramına yine soyut ve mecazı bir anlam ifade etmesi için Rehberlik ve Araştırma Merkezi'ni bir aile benzetmişlerdir. ...
... Other studies of schizophrenics in Turkey have also found this to be the case (Olçun & Altun, 2017;Yıldırım, 2009). The majority of the participants were living with their families ( Turkish society (Özkiraz & İşçi, 2016;Taylan, 2009). This significant characteristic observed in the study region may have yielded the schizophrenic patients' high scores for relationships with themselves and their environment. ...
... Şahin ve ark. 14 [17][18][19] . Kollektif toplumlardan biri olan Türk toplumunda bireyselleşmekten ziyade topluma ve onun en küçük birimi olan aileye aidiyet önemlidir. ...
Article
Full-text available
Çalışmada, Türkiye'de aile içi ilişkiler ve sorunlar, özellikle de COVID-19 pandemisi adı verilen küresel salgın sürecinin aile ilişkilerine ve sorunlarına etkisinin üniversite öğrencisi gençler perspektifinden ortaya konulması amaçlandı. Türkiye genelindeki üniversitelerde öğrenim gören 1.156 üniversite öğrencisi ile Mayıs 2020'de yürütülen araştırmada veri toplama aracı olarak internet anketi (i-survey) kullanıldı. Araştırmanın evreni, Türkiye genelinde internete erişimi olan ve kısmi network (kişisel sosyal ağ) üzerinden erişilebilen, üniversite öğrencileridir. Erişilebilen örneklem ise, Türkiye'deki özel ya da kamu fark etmeksizin tüm coğrafi bölgelerdeki üniversitelerde öğrenim gören, internete ve i-ankete erişebilen, çoğunluğu sosyal bölümlerde öğrenim gören, 18-24 yaş aralığındaki ve %94'ünün ailesiyle birlikte yaşadığı öğrenci grubudur. Elde edilen ve betimleyici istatistiklerin kullanıldığı verilere göre, küresel salgın sürecinde, ailelerin üçte ikisinin aile içi iletişimi artmış ve üçte birinin aile ilişkileri daha da iyileşmiştir. Türkiye genelinde en çok yaşanan üç aile içi sorun, aile üyelerinin birbirlerini eleştirmesi, ailede tartışma ve fiziksel şiddet içermeyen kavgalardır. Pandemi öncesine göre aile yaşanan sorunlar içerisinde en fazla artış gösteren sorunlar sırasıyla, ev içi sorumluluklarla ilgili tartışmalar, aile üyelerinin birbirini eleştirmesi, ailede tartışma ve kavgalar ve ev ekonomisiyle ilgili tartışmalardır. Diğer yandan pandemi süreci öncesine göre aile üyelerinin birlikte daha çok vakit geçirmeleri iletişimi ve birlikte yapılan aktiviteleri artırmıştır. Ayrıca hakaret, alaya alma, tehdit, ekonomik ve fiziksel şiddet gibi aile içi sorunlar ile cinsiyet, aile türü, aileye verilen önem derecesi, aile ilişkileri ve iletişimi gibi değişkenlerle istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır. Family relationships and problems in Turkey, especially covid-19 global outbreak of pandemic and its impact on the process of family relations and issues from the perspective of young people, aimed to put forward in the study. Data collected from 1156 university students across Turkey in May 2020 and as a data collection tool the internet survey (i-survey) was used. The study population is university students across Turkey that have access to the internet in general and partial networks (personal social network) that can be accessed through. The accessible sample chosen from student that studying at any university in all geographic regions, studying in any private or public university and can access the survey. The majority studying in social sciences, in the 18-24 age range and inhabited by their family with 94% ratio. According to the data obtained and by using descriptive statistics, during the global epidemic period, two-thirds of the families have increased communication within the family members and one-third of family relations have improved. Compared to the pre-pandemic period, the problems that have increased the most among the problems experienced in the family are discussions about domestic responsibilities, criticism of family members, arguments and fights in the family and discussions about the home economy. On the other hand, the fact that family members spend more time together compared to pre-pandemic process, it has increased communication and joint activities. In addition, there is a statistically significant difference with family problems such as insult, ridicule, threat, economic and physical violence, and variables such as gender, family type, degree of importance given to the family, family relations and communication.
Article
Full-text available
zet: Aile bütün toplumlar için büyük öneme sahip toplumsal bir kurumdur. Bu kurum, insanlık tarihinin başlangı-cından beri varlığını ve önemini sürdürmüş ve bundan sonra da sürdürecektir. Toplumsal gelişmelere ve değişmelere paralel olarak ailede birtakım değişimler yaşanmış ve aile içi problemlerin çeşitliliği artmıştır. Teknolojinin getirisi olan yeni yaklaşımlar, aile içi kuşak ve eğitim farklılıkları problemlerin odağını oluşturmaktadır. Bu çalışmada özellik-le Türk ailesinde karşılaşılan iletişim ve etkileşimden, kültürel farklılıklardan, ailede kuşak çatışmasından, ekonomik nedenlerden, aile içi şiddetten ve boşanma sürecinden kaynaklı aile içi problemler ele alınmış ve çözüm önerileri getirilmiştir. Abstract: The family which has great importance in all the societies, is a social institution, which has sustained its existence and importance since the beginning of history of humanity and will sustain in future. A number of changes have occurred in parallel with the social developments and changes. Besides, variety of marital problems has increased. The new approaches that resulted from technology, generation and education differences within the family has taken focus of the problems. In this study, in terms of encountered problems of Turkish family, marital communication and interaction, based upon cultural diversity, marital conflict, based upon marital economic causes, family violence and divorce problem have been discussed and includes solution oriented stated problems. This study is a compilation article.
Article
Full-text available
Aile, sadece kendiliğinden doğal bir şekilde oluşmuş bir yapı değildir; aynı zamanda sosyal olarak yapılandırılmış, zamana ve koşullara göre değişime uğramıştır. Ailenin bireysel ve toplumsal yaşamı şekillendirme işlevinden dolayı toplumsal yaşamda meydana gelen siyasal, ekonomik, kültürel değişimler aileye de yansımakta ve aile kurumunu da etkilemektedir. Dünya’da ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler ve tüm sosyal değişimler, toplumun çekirdeğini oluşturan ve aslında bir sorun çözme mekanizması olması gereken ailenin sorun üreten bir birime dönüşmesine neden olmaktadır. Ailede boşanma oranlarının artması bunun bir yansıması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de özellikle son 20 yılda boşanma oranlarında ciddi artışlar söz konusudur. 2 0 0 1 -2 0 1 4 yılları arası Türkiye İstatistik Kurumu’nun Evlenme ve Boşanma oranları bakıldığında, evlenme oranlarında bir azalma; boşanma oranlarındaysa bir artış söz konusu olduğu fark edilecektir. Ayrıca söz konusu 14 yıllık dönemde boşanmaların evliliğin daha geç dönemlerinde gerçekleşmeye başladığı da görülmektedir. Biz de bu makalede, sosyal değişmeye bağlı olarak boşanma olgusunu, genel olarak boşanma nedenlerini, Dünyada ve Türkiye’de boşanma oranlarındaki eğilimleri tespit etmeyi ve kavramsal olarak sosyal değişme ile boşanma ilişkisini anlamayı amaçladık.
Türkiye'de Çocuğun Değeri, Kadının Rolü ve Doğurganlığı
  • Çiğdem Kağitçibaşi
KAĞITÇIBAŞI, Çiğdem, (1982), "Türkiye'de Çocuğun Değeri, Kadının Rolü ve Doğurganlığı", Türk Toplumunda Kadın (Der.: N.Abadan-Unat), Ankara: Türk Sosyal Bilimler Derneği.
Kırsal Kesimde Toplumsal ve Ekonomik Yapı Değişmelerinin Aile İşlevlerine Yansıması
  • Ferhunde Özbay
ÖZBAY, Ferhunde, (1984), "Kırsal Kesimde Toplumsal ve Ekonomik Yapı Değişmelerinin Aile İşlevlerine Yansıması", Türkiye'de Ailenin Değişimi, (Der: N. Erder), Ankara: Türk Sosyal Bilimler Derneği.
Bireylerarası İlişkiler ve Cinsiyet Rolleri
  • Feride Acar
ACAR, Feride, (1993), "Bireylerarası İlişkiler ve Cinsiyet Rolleri", Gecekondularda Ailelerarası Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü, Ankara: Başbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları.
Yapısal Özellikleri İtibariyle Ailenin Görünümü
  • Vedat Bilgin
BİLGİN, Vedat, (1991), "Yapısal Özellikleri İtibariyle Ailenin Görünümü.", Türkiye Aile Yıllığı-1991, Ankara: T.C Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları.
Toplumsal Değişme ve Türkiye'de Aile
  • Nur Vergn
VERGN, Nur, (1987), " Toplumsal Değişme ve Türkiye'de Aile ", lim ve Sanat Dergisi, Cilt: 14,
Aile Yapısı Araştırması
  • Tüik Asagem Ve
ASAGEM ve TÜİK, (2006), Aile Yapısı Araştırması 2006, Ankara: Türkiye İstatistik Kurumu.
Bir Analiz Modeli Denemesi: 'Sosyal Yapı' ve 'Toplumsal Yapı
  • Beylü Dikeçligil
DİKEÇLİGİL, Beylü, (1997), "Bir Analiz Modeli Denemesi: 'Sosyal Yapı' ve 'Toplumsal Yapı" Yeni Türkiye Dergisi, Sayı: 15.
Kırsal Kesimde Aile Kurma, Çözme, Aile İçi Etkileşim ve İlişkiler
  • A Balaman
  • Rıza
BALAMAN, A. Rıza, (1984), "Kırsal Kesimde Aile Kurma, Çözme, Aile İçi Etkileşim ve İlişkiler", Türkiye'de Ailenin Değişimi (Der: N. Erder), Ankara: Türk Sosyal Bilimler Derneği.
Evlilik Kurumuna Sosyolojik Bir Yaklaşım
  • Birsen Gökçe
GÖKÇE, Birsen, (1978), "Evlilik Kurumuna Sosyolojik Bir Yaklaşım", Hacettepe Ü. S.B.Dergisi, 1.