ArticlePDF Available

Romantik İnançlar Ölçeği’nin Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları

Authors:

Abstract

The Adaptation of the Romantic Beliefs Scale: Validity and Reliability Studies. The purpose of this study is to adapt the Romantic Beliefs Scale which was originally developed by Sprecher and Metts to Turkish and investigate the validity and reliability of the scale. The data was collected from 957 (559 girls, 398 boys) university students enrolled in 4 faculties (Arts & Sciences, Education, Engineering, and Economics & Administrative Sciences) at Mersin University. Exploratory and confirmatory factor analysis was used to evaluate the construct validity of the scale. Results of the study indicated that the scale composed of 4 factors namely, “Love Finds a Way”, “One and Only”, “Idealization”, and “Love at First Sight”. The results also showed that internal consistency coefficients of the factors as estimated by Cronbach Alpha were satisfactory.
Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 9, Sayı 2, Ağustos 2013, ss.461-469.
Mersin University Journal of the Faculty of Education, Vol. 9, Issue 2, August 2013, pp.461-469.
Romantik İnançlar Ölçeği’nin Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik
Çalışmaları
*
Müzeyyen KÜÇÜKARSLAN
1
Cem Ali GİZİR
2
Özet: Bu araştırmanın amacı, Sprecher ve Metts tarafından geliştirilen Romantik İnançlar Ölçeği’ni
Türkçe’ye uyarlayarak geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. Araştırmanın verileri, Mersin Üniversitesi’nde
bulunan Eğitim, Fen-Edebiyat, İktisadi ve İdari Bilimler ile Mühendislik Fakültelerinde öğrenim gören 957
(559 kız, 398 erkek) üniversite öğrencisinden elde edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliğini sınamak üzere
açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular, ölçeğin “aşk bir yol bulur“, ‘ilk
ve tek“, ‘idealleştirme“ ve “ilk görüşte aşk“ olarak adlandırılan 4 faktörden oluştuğunu göstermiştir.
Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ile hesaplanan ölçeğin tutarlığına ilişkin bulgular da ölçeğin
güvenirliğinin yeterli düzeyde olduğuna işaret etmiştir.
Anahtar kelimeler: romantik ilişki, romantik inançlar, ilişki inançları, üniversite öğrencileri.
Abstract: The Adaptation of the Romantic Beliefs Scale: Validity and Reliability Studies. The purpose of this
study is to adapt the Romantic Beliefs Scale which was originally developed by Sprecher and Metts to
Turkish and investigate the validity and reliability of the scale. The data was collected from 957 (559 girls,
398 boys) university students enrolled in 4 faculties (Arts & Sciences, Education, Engineering, and
Economics & Administrative Sciences) at Mersin University. Exploratory and confirmatory factor analysis
was used to evaluate the construct validity of the scale. Results of the study indicated that the scale composed
of 4 factors namely, “Love Finds a Way”, “One and Only”, “Idealization”, and “Love at First Sight”. The
results also showed that internal consistency coefficients of the factors as estimated by Cronbach Alpha were
satisfactory.
Keywords: romantic relationship, romantic beliefs, relationship beliefs, university students.
Giriş
Birçok bireyin yaşamında mutlu olmasının ve kendini güvende hissetmesinin en önemli kaynaklarından
biri, başarılı yakın ilişkiler kurabilmesidir. Sternberg’e göre (1986) yakınlık, sevilen kişiyle karşılıklı
anlayış ve iletişim içinde bulunmayı ve ona duygusal açıdan bağlı olmayı içermektedir. Kurulan yakın
ilişkilerin niteliği, bireylerin kişisel ve sosyal uyumlarını etkilemekle beraber bilişsel gelişimlerini
desteklemekte, öz saygı ve başarılarını artırmaktadır. Aynı zamanda yakın ilişkiler, bireylerin gelişimsel
görevlerinin başarıyla tamamlanmasında, arkadaşlıkların pekiştirilmesinde ve mutlu bir evliliğin
oluşmasında tamamlayıcı bir role sahiptirler (Erikson, 1994; Furman, 2002; Kuttler ve Greca, 2004).
Yakın ilişkiler kapsamında ele alınan romantik ilişkiler, genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin en
önemli psiko-sosyal gelişim görevleri arasında yer almaktadır. İlgili alan yazında, bireylerin
deneyimledikleri ilk romantik ilişkilerin genç yetişkinlik döneminde yaşanan ilişkilerin gelişiminde önemli
bir rol oynadığı belirtilmektedir (Davies, 2006; Q’sullivan, Cheng, Harris ve Brooks-Gunn, 2007; Raley ve
Sullivan, 2010). Dolayısıyla, romantik ilişkilerde algılanan yeterlik duygusu, genel yeterliğe ilişkin
güvenilir bir bileşen olarak ortaya çıkmaktadır (Connolly ve Konarski, 1994; Kanemasa, Taniguchi ve
Daibo, 2004). Bu nedenle, üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerdeki olumsuz yaşantılarının kaygıya
yol açtığı ve beraberinde kişiler arası çatışmaları, cinsel duygularla baş etme sorunlarını, romantik ve
sosyal ilişkilerini kontrol etme ile ilgili çeşitli güçlükleri ortaya çıkardığı vurgulanmaktadır (Creasey ve
Ladd, 2004; Shi, 2003; Zimmer-Gembeck, 2002). Bu açıdan değerlendirildiğinde, romantik ilişkilerin
tatmin edici şekilde biçimlendirilmesi, gelişimsel özellikleri göz önüne alındığında, üniversite öğrencileri
için en temel bireysel gereksinimlerden biri olarak görülmektedir.
Bilindiği üzere bireyler, yaşamları boyunca diğer bireylerin beklentileri ve özellikleri hakkında çeşitli
inançlar geliştirmektedirler (DeBord, Romans ve Krieshok, 1996). Romantik ilişkilerde de geliştirilen bu
kişisel inançların, bu ilişkilerin gelişimini önemli oranda etkilediği ifade edilmektedir (Knee, 1998).
Nitekim pek çok birey, duygusal anlamda birlikte olduğu kişiyi sevmesi gerektiğine ve ilişkinin karşılıklı
*
Bu çalışma, Müzeyyen Küçükarslan tarafından Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yrd. Doç. Dr. Cem Ali
Gizir danışmanlığında yapılan yüksek lisans tez çalışmasının bir bölümünden üretilmiştir.
1Uzm. Müzeyyen KÜÇÜKARSLAN, Mersin Üniversitesi, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi, Mersin.
mkarslan82@gmail.com
2Yrd. Doç. Dr. Cem Ali GİZİR, Mersin Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Mersin.
cagizir@mersin.edu.tr
Romantik İlişkiler Ölçeğinin Uyarlanması
462
Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi
doyum veren bir süreç olduğuna dair çeşitli inançlarla ilişkiye başlamaktadır. Bu nedenle, hemen her birey,
süregelen ilişkisinin nasıl olması gerektiği ile ilgili önceden var olan bazı temel inançlara sahip olmaktadır
(Sprecher ve Metts, 1999). Romantik ilişkilerin başlamasına ve gelişmesine katkıda bulunan bu ilişkisel
inançlar, sevgiliyle tanışma esnasındaki cazibe (Knee, 1998), sevgili hakkındaki şünceler ve sevgiliyi
beğenme (Sprecher, Cate ve Levin, 1998) ile yakından ilişkili görülmektedir. Ayrıca, romantik inançların
sevgiliye duyulan aşk (Sprecher ve Metts, 1999), aşk tutumları (Hendrick ve Hendrick, 1995), ilişkisel
doyum (Jones, Freemon ve Goswick, 1981), evlilikle ilgili hoşnutluk (Bradbury ve Fincham, 1988) ve
bağlılık (Sprecher ve Metts, 1999) ile ilişkili olduğu sıklıkla belirtilmektedir.
İlgili alan yazında, romantik ilişkiye yönelik temel ilişkisel inançlardan bazıları, ilk görüşte aşkın
mümkün olduğu, evlilik için en önemli dayanağın aşk olduğu, gerçek aşkın sonsuza dek sürdüğü ve aşkın
bütün engelleri aşğı (Weaver ve Ganong, 2004) şeklinde ifade edilmektedir. Bu inançlar doğrultusunda
bireyler, eşlerine tutkulu ve romantik bir aşk ile bağlanmayı bekleme eğilimine girmekte (Sharp ve
Ganong, 2000) ve genellikle romantik eşlerini idealize etmektedirler (Figueredo, Sefcek ve Jones, 2006;
Green, Campbell ve Davis, 2007; Zuroff ve Lorimier, 1989). Bunun sonucunda da, ilişkilere yönelik
oluşan yüksek ve gerçek dışı beklentiler ilişkilerin bitmesinde başlıca neden olabilmektedirler. Dolayısıyla,
bireylerin ilişkilerinin nasıl olması gerektiği ile ilgili değişen beklentileri ve bu beklentilerin temelinde yer
alan çeşitli kaynakları bilmeleri önem arz etmektedir (Honeycutt ve Cantrill, 2001). Bu nedenle ilişkiler,
kişilerin değişen bilişsel ve davranışsal oluşumları olarak kabul edilmekte ve romantik inançlar, gelecekte
yaşanabilecek ilişkisel durumlar karşısında romantik aşkın içeriğinin analiz edilmesinde
kullanılmaktadırlar (Duck ve Wright, 1993).
Bir başka deyişle, bireylerin yaşamlarının merkezini oluşturan romantik ilişkilerdeki duygusal
incinmelerin, çoğunlukla rasyonel olmayan ilişki inançlarının bir sonucu olduğu ve bu temel inançların
anlaşılmasının romantik ilişkilerinde sorunlar yaşayan bireylere yol gösterilmesinde yardımcı olabileceği
varsayılmaktadır. Bu şünceden yola çıkılarak geliştirilen Romantik İnançlar Ölçeği (Sprecher ve Metts,
1989), romantik ilişkilere yönelik rasyonel olmayan inançları “ilk görüşte aşk”, “ilk ve tek aşk”, “doğru ve
gerçek aşk sonsuza dek sürer” ve “aşk bütün engellerin üstesinden gelir” şeklinde dört boyutta ele
almaktadır. Aşk bir yol bulur inancı, bireyin romantik ilişkisini, her türlü engel, sorun ve farklılığa rağmen
yürütebileceğine; ilk ve tek inancı, gerçek aşkın sonsuza dek süreceğine ve birey için sadece bir tek gerçek
aşk olacağına yönelik inançları kapsamaktadır. Bununla birlikte idealleştirme inancı bireyin romantik
ilişkisinde her şeyin mükemmel olacağına, aşık olduğu kişinin mükemmel bir sevgili olacağına yönelik
inançları kapsarken, ilk görüşte aşk inancı ise bireyin gerçek aşbulduğunu onunla tanışır tanışmaz
anlayabileceğine yönelik inançlar olarak tanımlanmaktadır (Sprecher ve Metts, 1999).
Türkiye’de yapılan ilişki odaklı araştırmalar incelendiğinde, bu çalışmaların genellikle evli çiftlerin
romantik ilişkileri üzerine odaklandığı ve genç yetişkinlerin romantik ilişkilerdeki inançlarına yönelik
çalışmaların oldukça sınırlı sayıda gerçekleştirildiği gözlemlenmektedir. Bununla birlikte, üniversite
öğrencilerinin romantik ilişkilerine yönelik inançlarının belirlenmesi, özellikle romantik ilişkilerinde çeşitli
güçlükler yaşayan genç yetişkinlerin duygu, düşünce ve davranışlarının anlaşılmasına önemli ölçüde
destek sağlayacaktır. Bu nedenle, üniversite öğrencilerinin romantik ilişki inançlarına yönelik çeşitli
çalışmalar yapan araştırmacılara katkı sağlayabilecek ölçeklere gereksinim duyulduğu söylenebilir. Bu
bakış açısıyla bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin rasyonel olmayan romantik ilişki inançlarını
belirlemeye yönelik olarak yürütülecek çeşitli çalışmalarda kullanılabilecek bir ölçek olan Romantik
İlişkiler Ölçeği’ni (Sprecher ve Metts, 1989) Türkçe’ye uyarlayarak geçerlik ve güvenirliğini incelemektir.
ntem
Çalışma grubu
Çalışma grubu, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Mersin Üniversitesi’nde öğrenim gören 957 üniversite
öğrencisinden oluşmaktadır. Örneklemin 559’u (% 58.4) kız ve 398’i (% 41.6) erkek öğrencilerden
oluşmaktadır. Öğrencilerin yaş aralığı 18 ile 30 arasında değişmekte olup, ortalaması 21.51 (SS=1.89)
olarak belirlenmiştir.
Veri Toplama Araçları
Romantik İnançlar Ölçeği (Romantic Beliefs Scale)
Sprecher ve Metts (1989) tarafından geliştirilen Romantik İnançlar Ölçeği (RİÖ), romantik ilişkilere
yönelik belirlenen ve rasyonel olmayan temel romantik inançları ölçmek amacıyla kullanılmaktadır. Alan
yazındaki analiz içeriklerinden özgün bir biçimde tasarlanan ölçek, bir ideoloji olarak romantik aşkın temel
özelliklerinin derlenmesine dayanmaktadır (Weaver ve Ganong, 2004). Özgün ölçek, toplam 15 maddeden
KÜÇÜKARSLAN & GİZİR
463
Cilt 9, No 2, Ağustos 2013
oluşmakta ve sırasıyla; aşk bir yol bulur (6 madde), ilk ve tek (3 madde), idealleştirme (3 madde) ve ilk
görüşte aşk (3 madde) olarak adlandırılan 4 faktör içermektedir. Katılımcılar, ilgili maddeleri 7’li Likert
tipi derecelendirme üzerinden yanıtlamakta olup, orijinal RİÖ’den alınabilecek en şük puan 15 ve en
yüksek puan ise 105’tir. Ölçekten alınan yüksek puanlar rasyonel olmayan romantik ilişki inançlarına
işaret etmektedir. Sprecher ve Metts (1989), özgün ölçeğin Cronbach alfa güvenirlik katsayısını, cinsiyet
değişkeni göz önünde bulundurulduğunda, erkekler için .87 ve kızlar için .88 olarak bildirmişlerdir. Özgün
RİÖ’nün 4 faktör için Cronbach alfa güvenirlik katsayısı .57 ile .80 arasında değişmekte olup, ölçeğin
toplam puanından elde edilen Cronbach alfa değeri .81, test-tekrar test güvenirliği ise .75 olarak
belirlenmiştir.
RİÖ’nün Türkçe’ye Uyarlanması
RİÖ’nün Türkçe’ye uyarlanması sürecinde çeviri–tekrar (geriye) çeviri yöntemi kullanılmıştır. Bu nedenle,
öncelikle ölçeğin özgün formundaki her bir madde Mersin Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik
Danışmanlık Bilim Dalı ve İngiliz Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı’nda görevli iki yardımcı doçent, Yabancı
Diller Yüksek Okulu’nda görevli bir okutman ile İngiliz Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı’nda görevli bir
araştırma görevlisi tarafından İngilizce’den Türkçe’ye çevrilmiştir. Elde edilen 4 ayrı çeviri, araştırmacılar
tarafından madde düzeyinde bire bir karşılaştırılarak her bir maddeyi en düzgün şekilde açıklayan ifadelere
ulaşılmaya çalışılmıştır.
Daha sonraki aşamada ise Türkçe’ye çevrilen maddeler Mersin Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksek
Okulu’nda görevli bir okutman ve İngiliz Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı’nda görevli bir araştırma görevlisi
tarafından tekrar İngilizce’ye çevrilmiştir. Çevirisi yapılan maddeler özgün ölçekteki maddeler ile
karşılaştırılmış ve her iki formdaki ifadelerin anlamsal ve dilbilimsel olarak birbirleriyle uyumlu olduğu
görülmüştür. Böylece her iki form arasındaki tutarlılık kapsamında ölçeğin Türkçe formuna son şekli
verilmiştir. Bir sonraki aşamada, oluşturulan Türkçe form yaklaşık 40 lisans öğrencisine uygulanmış ve
öğrencilerden her bir maddeyi anlaşılabilirlik düzeyinde değerlendirmeleri ve net olmayan ifadeleri
belirlemeleri istenmiştir. Geribildirimler çerçevesinde son şeklini alan her bir madde için anlam bütünlüğü
sağlandığına karar verildiğinde ölçek kullanıma hazır hale getirilmiştir. Bununla birlikte, özgün RİÖ’de
katılımcılar maddeleri 7’li Likert tipi ölçeğe uygun olarak yanıtlamakta iken Türkçe’ye uyarlama sürecinde
ölçek, 5’li Likert tipi derecelendirme üzerinden ele alınmıştır.
Verilerin Analizi
Bu araştırmada, ölçeğin yapısal geçerlik çalışmaları için açıklayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı
faktör analizi (DFA) kullanılmıştır. AFA analizleri SPSS 17 programı kullanılarak yapılmıştır. Analiz
sürecinde RİÖ’nün Türkçe’ye uyarlanan formunda bulunan faktör sayısının belirlenmesi amacıyla elde
edilen verilere Varimax Eksen Döndürme Yöntemi kullanılarak en çok olabilirlik kestirimi (maximum
likelihood) tekniği uygulanmışr.
DFA analizleri LISREL 8 (Jöreskog ve Sörbom, 1993) programı kullanılarak yapılmıştır. Bu
araştırmada öngörülen modelin veri tabanına uygunluğunu (model fit) değerlendirmek için çeşitli modele
uyum indeksleri kullanılmıştır. Ki kare (χ
2
), oluşturulan modelin veri tabanına mutlak uygunluğunu
değerlendiren önemli bir testtir (Bollen, 1989), ancak ki kare testi örneklem büyüklüğüne duyarlıdır ve
örneklem sayısı 200’ün üstüne çıktığında genellikle güvenilir sonuçlar vermemektedir (Schumacker ve
Lomax, 1996). Bununla birlikte, ki kare’nin sık kullanılan bir ölçüt olması nedeniyle, χ
2
/df oranının 2’nin
altında olması model uygunluğunu gösteren önemli bir ölçüt olarak değerlendirilmektedir (Kline, 1998).
Öngörülen modelin veri tabanına uygunluğunu test etmek için ayrıca GFI (Goodness-of-fit index; Jöreskog
ve Sörbom, 1989; Tanaka ve Huba, 1984), AGFI (Adjusted goodness-of-fit index; Jöreskog ve Sörbom,
1989), CFI (Comparative fit index; Bentler, 1990), SRMR (Standardized root mean square residual;
Bentler, 1995) ve RMSEA (Root mean squared error of approximation; Steiger, 1990) gibi araştırmalarda
sık kullanılan ölçütlerden de yararlanılmıştır. Öngörülen modelin veri uyumunu en üst düzeyde
sağladığının kabul edilebilmesi için GFI, AGFI ve CFI değerlerinin .90 üzerinde, SRMR ve RMSEA
değerlerinin ise .05 altında olması gerekmektedir (Schumacker ve Lomax, 1996).
Bulgular
RİÖ’nün Geçerliğinin İncelenmesi
Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) Sonuçları
RİÖ’nün yapı geçerliliğini belirlemek ve faktör yapısını incelemek amacıyla öncelikle, örneklem
büyüklüğünün faktör analizine uygun olup olmadığına karar vermek için Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) ve
Romantik İlişkiler Ölçeğinin Uyarlanması
464
Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi
Barlett Küresellik Testi yapılmışr. Ölçeğin KMO değeri .87 olarak tespit edilmiş, Barlett Küresellik Testi
sonucu da anlamlı bulunmuştur (x²=3401.201; p<0.01). Dolayısıyla, verilerin çok değişkenli normal
dağılım gösterdiği ve örneklem büyüklüğünün faktör analizi için uygun olduğu görülmüştür. RİÖ’nün
uyarlanan formunda bulunan faktör sayısının belirlenmesi amacıyla da elde edilen verilere AFA temelinde
Varimax Eksen Döndürme Yöntemi kullanılarak en çok olabilirlik kestirimi uygulanmıştır. Analiz
sonucunda ulaşılan bulgular değerlendirilerek ölçeğin alt boyutlarına ait faktör yapıları belirlenmiştir. AFA
sonucunda, ölçeğin özdeğeri 1’den büyük 4 faktörlü bir yapıya sahip olduğu ve toplam varyansın %
61.05’ini açıkladığı gözlenmiştir. Dört faktörlü yapıya sahip RİÖ’de yer alan maddelerin faktör yükleri,
ölçeğin faktör yapısı ve madde analizi sonucunda elde edilen madde-toplam korelasyonları Tablo 1’de
sunulmuştur. Bununla birlikte, AFA sonuçlarına göre 1. madde (birine aşık olmadan önce, onu bir süre
tanımaya ihtiyaç duyarım) kuramsal olarak uygun olmayan başka bir boyuta yüklendiğinden ve şük
madde-toplam korelasyonu gösterdiğinden, 13. madde ise (ilişkimde romantik aşkın sürmesini, zamanla
ölmemesini isterim) birden çok boyuta yüklendiğinden RİÖ’den çıkarılştır.
Tablo 1’de görüldüğü gibi Faktör 1’de yer alan 5 maddenin (2, 5, 9, 11, 15) faktör yükleri .616 ile .718
arasında; Faktör 2’de yer alan 3 maddenin (3, 4, 10) faktör yükleri .694 ile .796 arasında; Faktör 3’te yer
alan 2 maddenin (6, 12) faktör yükleri .662 ile .802 arasında ve Faktör 4’te yer alan 3 maddenin (7, 8, 14)
faktör yükleri ise .447 ile .792 arasında değişmektedir. Madde-Toplam Korelasyonları ise her bir madde
için .30’un üzerinde ve pozitif değer taşımaktadır. Bu bulgular, ölçekte yer alan 13 maddenin öğrencilerin
romantik ilişkilere yönelik inançlarını belirlenen 4 boyutta ölçtüğüne, elde edilen faktör yapısının orijinal
RİÖ ile örtüşğüne ve ölçeğin geçerli bir ölçme aracı olduğuna işaret etmektedir.
Tablo 1: RİÖ’deki Maddelerin Faktör Yükleri ve Madde-Toplam Korelasyonları
Maddeler Faktör Yükleri Ortak
Varyans
Madde-Toplam
Korelasyonları
F1 F2 F3 F4
M2 .662 .577 .453
M5 .715 .635 .635
M9 .718 .604 .613
M11 .709 .600 .582
M15 .616 .670 .572
M3 .796 .660 .499
M4 .694 .581 .484
M10 .718 .619 .540
M6 .802 .690 .335
M12 .662 .560 .335
M7 .447 .461 .432
M8 .674 .625 .593
M14 .792 .655 .413
Özdeğerler 2.553 1.971 1.528 1.885 - -
Varyans (%) 19.639 15.160 11.751 14.496 - -
Not: F1: Aşk bir yol bulur; F2: İlk ve tek; F3: İdealleştirme; F4: İlk görüşte aşk.
KÜÇÜKARSLAN & GİZİR
465
Cilt 9, No 2, Ağustos 2013
Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) Sonuçları
Bu araştırmada RİÖ’nün yapı geçerliliğini belirlemek ve faktör yapısını incelemek amacıyla açıklayıcı
faktör analizinin yanı sıra doğrulayıcı faktör analizi de kullanılmıştır. Bu süreçte, özgün RİÖ’nün kuramsal
altyapısını oluşturan ve 15 madde aracılığıyla 4 faktörden oluştuğu öngörülen model başlangıç noktası
alınmış, açıklayıcı faktör analizi sonuçları da dikkate alınarak ilgili madde gruplarının ölçtüğü faktörler ile
bu faktörlere ilişkin özellikler yeniden sınanmıştır. Buna ek olarak, örtük değişken çözümlerinin
yorumlanması ve örtük değişkenlerin oluşturulması sürecinde üç önemli ölçüt kullanılmıştır. Birincisi,
Kline’nın (1998) çok boyutlu ölçekler için yapmış olduğu uyarı dikkate alınmış, RİÖ’de çok boyutlu bir
ölçek olduğu için, bir örtük değişkeni (faktör) açıklayan gözlenen değişken (madde) sayısı en az 2 olarak
belirlenmiştir. İkincisi, önceden belirlenmiş kuramsal bir modelin test edildiği varsayımıyla, bir örtük
değişken içerisinde en yüksek ölçüm değerlerine (parameter estimates), yani faktör yük değerini belirleyen
yüksek Lambda (λ>.50) değeri, ilişkilerin manidarlığını gösteren yüksek t değeri ile geçerlik indeksi olarak
kullanılabilen yüksek çoklu korelasyonun karesi (R
2
>.30) değerine sahip olan maddeler öncelikli olarak
tercih edilmiştir. Üçüncüsü, kavramsal netlik oluşturmak amacıyla, bir maddenin birden fazla örtük
değişkene yüklendiği (crossloadings) modeller tercih edilmemiştir. Özetle, RİÖ’nün geliştirilmesi
süresince kullanılan kuramsal yapı, açıklayıcı faktör analizi sonuçları ve istatistiksel sonuçlar dikkate
alınmış, oluşan örtük değişkenleri en iyi açıklayan maddeler belirlenerek RİÖ’nün yapı geçerliliğini
artırmak amacıyla model üzerinde gerekli görülen değişiklikler DFA’ya uygun olarak yapılmıştır.
Tablo 2: RİÖ Maddelerinin Standardize Edilmiş Lambda, t ve R
2
Değerleri
Faktör ve maddeler
λ
λλ
λ
t R
2
Aşk bir yol bulur
Madde 2 .58 16.93 .33
Madde 5 .71 23.26 .51
Madde 9 .72 23.05 .52
Madde 11 .66 19.98 .43
Madde 15 .71 20.54 .51
İlk ve Tek
Madde 3 .57 16.01 .33
Madde 4 .70 17.06 .49
Madde 10 .78 19.26 .61
İdealleştirme
Madde 6 .58 13.41 .34
Madde 12 .58 13.35 .33
İlk görüşte aşk
Madde 7 .66 18.87 .43
Madde 8 .75 22.90 .56
Madde 14 .58 16.41 .34
Romantik İlişkiler Ölçeğinin Uyarlanması
466
Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi
DFA sonucunda, 1. madde (λ=0.11; R
2
=0.007) ile 13. madde (λ=0.28; R
2
=0.18) düşük ölçüm
değerleri göstermesi nedeniyle RİÖ’den çıkarılmıştır. Tablo 2’de DFA üzerinden elde edilen, maddelerin
standardize edilmiş Lambda değerleri, t değerleri ve çoklu korelasyon kareleri görülmektedir. Elde edilen
bütün değerler p<.05 düzeyinde anlamlıdır. Faktör yüklerini gösteren Lambda değerleri incelendiğinde ise
faktör yüklerinin .57 ile .78 arasında değiştiği gözlenmektedir. Bu değerler, maddelerin faktör yüklerinin
kabul edilebilir düzeyde olduğuna işaret etmektedir. Yapılan DFA sonucunda ortaya çıkan 4 boyutlu RİÖ
modeli incelendiğinde, χ
2
(49) = 94.787, χ
2
/df = 1.93, RMSEA = .031, SRMR = .025, GFI = .99, AGFI =
.97 ve CFI = .99 değerlerine sahiptir. Elde edilen bu değerler, yukarıda adı geçen maddelerin
çıkarılmasıyla oluşan 13 maddelik modelin kabul edilebilir olduğuna işaret etmektedir. Sonuç olarak,
RİÖ’nün ayırt edici özelliklere sahip 13 madde ve 4 faktörden oluştuğu doğrulayıcı faktör analizine göre
belirlenmiş ve bu model kuramsal ve istatistiksel açıdan uygun ve tatminkar bulunmuştur.
Romantik ilişki inançlarını betimleyen 4 faktör arasındaki ilişkileri gösteren Pearson korelasyon
katsayıları Tablo 3’te sunulmuştur. Görüldüğü üzere, ilgili değişkenler arasında .237 ile .498 arasında
değişen oranlarda, pozitif yönde ve genelde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler saptanmıştır.
Tablo 3: RİÖ’yü Oluşturan Faktörler Arasındaki Korelasyon Katsayıları
1 2 3 4
1. Aşk bir yol bulur -
2. İlk ve tek .487* -
3. İdealleştirme .498* .437* -
4. İlk görüşte aşk .339* .237* .381* -
*p<0.01.
Bununla birlikte, bazı çalışmalarda orijinal RİÖ’nün toplam puan üzerinden değerlendirildiği
gözlemlenmektedir. Faktörler arasındaki korelasyonlar da dikkate alındığında, orijinal ölçekte yer alan
faktörlerin hep birlikte tek bir üst boyuta yüklenebileceği sayıtlısından yola çıkarak elde edilen verilere
ikinci sıralı faktör analizi (second-order factor analysis) uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda,
Romantik İlişki İnançları” adlı tek bir üst boyuta yüklenen 4 faktörlü RİÖ modeli, χ
2
(50) = 96.996,
χ
2
/df=1.94, RMSEA= .031, SRMR= .026, GFI= .99, AGFI= .97 ve CFI= .99 uyum indeksi değerlerini
vermektedir. Bu uyum değerleri, tek boyutlu modelin de istatistiksel olarak kabul edilebilir bir yapı
geçerliğine sahip olduğuna işaret etmektedir.
Tablo 4: RİÖ Faktörlerinin Standardize Edilmiş Lambda, t ve R
2
Değerleri
Faktör ve maddeler
λ
λλ
λ
t R
2
1. Aşk bir yol bulur 0.75 12.72 0.56
2. İlk ve tek 0.78 8.27 0.61
3. İdealleştirme 0.73 7.06 0.54
4. İlk görüşte aşk 0.81 10.12 0.66
Tablo 4’de tek bir üst boyut üzerinden elde edilen 4 faktörlü modelin standardize edilmiş Lambda
değerleri, t değerleri ve çoklu korelasyon kareleri görülmektedir. Faktör yüklerini gösteren Lambda
değerleri incelendiğinde faktör yüklerinin .73 ile .81 arasında değiştiği gözlenmektedir. R
2
ise .54 ile .66
arasında değişen değerlere sahiptir. Elde edilen bu değerler, faktör yüklerinin yüksek ve kabul edilebilir
düzeyde olduğuna işaret etmektedir.
KÜÇÜKARSLAN & GİZİR
467
Cilt 9, No 2, Ağustos 2013
Benzer Ölçek Geçerliği
Benzer ölçek geçerliği kapsamında 89 üniversite öğrencisine RİÖ ile birlikte Romans ve DeBord (1995)
tarafından geliştirilen ve Gizir (2012) tarafından Türkçe’ye uyarlanan İlişki İnançları Ölçeği (İİÖ)
uygulanmıştır. RİÖ ile İİÖ puanları arasında beklendiği şekliyle pozitif yönde anlamlı bir ilişki (r=.76,
p<.001) bulunmuştur. Elde edilen bu sonuç, RİÖ’nün geçerliğine yönelik bir diğer kanıt olarak
değerlendirilebilir.
RİÖ’nün Güvenirliğinin İncelenmesi
Geçerlik çalışmalarının yanı sıra Romantik İnançlar Ölçeği’nin güvenirliğini belirlemeye yönelik yapılan
çalışmalar kapsamında test-tekrar test güvenirliği ve iç tutarlık katsayısı hesaplanmıştır. Ölçeğin
tutarlığına yönelik analiz sonucunda Cronbach alfa değeri Faktör 1 için .79; Faktör 2 için .69; Faktör 3 için
.50 ve Faktör 4 için ise .67 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin geneline ve kapsadığı tüm boyutlara ilişkin
Cronbach alfa değeri ise .84 olarak bulunmuştur. Bu bulgular, ölçeğin tüm faktörlerinin anlamlı düzeyde
güvenirliğe sahip olduğu anlamına gelmektedir. Bununla birlikte, Faktör 3 için elde edilen alfa değerinin
diğer faktörlere oranla şük olduğu görülmektedir. Bu durum daha çok Faktör 3 içinde yer alan madde
sayısının azlığına bağlanmaktadır.
Buna ek olarak, ölçeğin test-tekrar test yöntemi ile güvenirliğini belirlemek üzere RİÖ, toplam 67
üniversite öğrencisine üç hafta arayla uygulanmıştır. Elde edilen test-tekrar test güvenirlik katsayıları
Faktör 1 için .79; Faktör 2 için .83; Faktör 3 için .67 ve Faktör 4 için ise .70 olarak belirlenmiştir. Ölçeğin
bütününe ilişkin test-tekrar test güvenirlik katsayısı ise .83’tür. Elde edilen tüm güvenirlik katsayıları
p<.01 düzeyinde anlamlı olup hepsi kabul edilebilir düzeydedir. Sonuç olarak, yapılan geçerlik ve
güvenirlik çalışmaları doğrultusunda dört faktörlü bu ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu
belirlenmiştir.
Tartışma
Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin sahip oldukları gerçekçi olmayan bazı romantik ilişki inançlarının
tanımlanmasını kolaylaştırmak ve ölçülmesine olanak sunmak amacıyla Sprecher ve Metss (1989)
tarafından geliştirilmiş olan ve araştırmacılar tarafından Türkçe’ye uyarlanan Romantik İnançlar
Ölçeği’nin geçerlik ve güvenirliği araştırılmıştır. Açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda adı
geçen ölçeğe ait 13 maddenin “aşk bir yol bulur“, ‘ilk ve tek“, ‘idealleştirme“ ve “ilk görüşte aşk“ olarak
adlandırılan 4 faktöre ayrıldığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, RİÖ’nün yapı geçerliğinin
bulunduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, yapılan ikinci sıralı doğrulayıcı faktör analizi sonucunda,
RİÖ’de yer alan faktörlerin hep birlikte “Romantik İlişki İnançlarıolarak adlandırılan tek bir üst boyuta
da yüklendikleri ve ölçeğin tek boyutlu bir yapı oluşturabildiği belirlenmiştir. Benzer ölçekler geçerliğinin
hesaplanması sonucu elde edilen bulgular da RİÖ ile İİÖ arasındaki korelasyonun .76 olduğunu
göstermektedir. Ayrıca, RİÖ’nün güvenirlik çalışmaları sonuçlarına göre, ölçekte yer alan faktörlerin
Cronbach Alfa iç tutarlık katsayıları .50 ile .79 arasında değişmektedir. Ölçeğin geneline ve kapsadığı tüm
boyutlara ilişkin olarak toplam puanından elde edilen Cronbach Alfa değeri ise .84’tür. Yine, test-tekrar
test yöntemi sonucu elde edilen değerler de RİÖ’nün yeterli ölçüde güvenirliğe sahip olduğuna işaret
etmektedir. Ortaya çıkan tüm bu sonuçlar, orijinal RİÖ’nün yapı geçerliği çalışmalarındaki sonuçlarla
(Sprecher ve Metts, 1989) tam olarak uygunluk göstermektedir.
İlgili alan yazında, romantik ilişkilerin geçmişllara oranla daha çok yapısal ve kültürel baskılara
maruz kaldığı (Weaver ve Ganong, 2004) belirtilerek, bireylerin ilişkilere yönelik davranış ve
beklentilerini etkileyen inançlarının incelenmesinin önemine dikkat çekilmektedir (Baucom, Epstein,
Sayers ve Sher, 1989). Bu bağlamda, üniversite öğrencilerinin rasyonel olmayan romantik ilişki
inançlarının belirlenmesi temelinde üniversiteler bünyesinde gerçekleştirilecek önleyici-gelişimsel
çalışmalar sayesinde genç yetişkinlerin romantik ilişkilerini etkin bir şekilde yeniden değerlendirmelerine
ve düzenlemelerine destek olunacağı ve dolayısıyla da 18-25 yaş arasındaki üniversite öğrencilerinin
önemli bir gelişimsel görevi sağlıklı bir biçimde tamamlamalarına katkı sunulacağı düşünülmektedir.
Sonuç olarak, bu çalışma ile uyarlama çalışması yapılan RİÖ’nün genç yetişkinlerin romantik ilişkilerine
yönelik gerçekleştirilecek çalışmalarda son dönemde alan yazında sıklıkla dile getirilen romantik ilişki
inançlarının belirlemesi açısından temel bir gereksinimi karşılayabilecek nitelikte olduğu
değerlendirilmektedir.
Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, araştırmanın çalışma grubunu oluşturan ve Mersin Üniversitesi’nde
öğrenim gören 957 üniversite öğrencisinden elde edilen verilere dayanmaktadır. Diğer bir deyişle,
homojen bir gruptan elde edilen verilere dayanan sonuçlar, bu çalışmanın bir sınırlılığı olarak
nitelendirilebilir. İlerleyen çalışmalarda daha geniş, heterojen ve farklı örneklem gruplarından elde
edilecek verilerle RİÖ’nün psikometrik özelliklerinin incelenmesi yararlı olacaktır.
Romantik İlişkiler Ölçeğinin Uyarlanması
468
Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi
Kaynakça
Baucom, D. H., Epstein, N., Sayers, S. ve Sher, G. (1989). The role of cognition in marital relationships: Definitional,
methodological and conceptual issues. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 57, 31-38.
Bentler, P. M. (1995). EQS structural equations program manual. Encino, CA: Multivariate Software.
Bentler, P. M. (1990). Comparative fit indexes in structural models. Psychological Bulletin, 107, 238-246.
Bollen, K. A. (1989). Structural equations with latent variables. New York: John Wiley & Sons.
Bradbury, T. N. ve Fincham, F. D. (1988). Individual difference variables in close relationships: A contextual model of
marriage as an integrative framework. Journal of Personality and Social Psychology, 54(4), 713-21.
Creasey, G. ve Ladd, A. (2004). Negative mood regulation expectancies and conflict behaviors in late adolescent college
student romantic relationships: The moderating role of generalized attachment representations. Journal of Research
on Adolescence, 14(2), 235–255.
Connolly, J. A. ve Konarski, R. (1994). Peer self-concept in adolescence: Analysis of factor structure and of associations
with peer experience. Journal of Research on Adolescence, 4, 385-403.
Davies, M. F. (2006). Irrational beliefs and unconditional self-acceptance. I. Correlational evidence linking two key features
of REBT. Journal of Rational-Emotive and Cognitive-Behavior Therapy, 24(2), 113-124.
DeBord, J., Romans, J. S .C. ve Krieshok, T. (1996). Predicting dyadic adjustment from general and relationship-specific
beliefs. Journal of Psychology, 130, 263-280.
Duck, S. ve Wright, P. H. (1993). Reexamining gender differences in same gender friendships: A close look at two kinds of
data. Sex Roles, 28, 709-727.
Erikson, E. H. (1994). Identity: Youth and crisis. New York: W.W. Norton and Co.
Figueredo, A. J., Sefcek, J. A. ve Jones, D. N. (2006). The ideal romantic partner personality. Personality and Individual
Differences, 41, 431-441.
Furman, W. (2002). The emerging field of adolescent romantic relationships. Current Directions in Psychological Science,
11, 177-180.
Gizir, C. A. (2012). İlişki İnançları Ölçeği’nin uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışmaları. Mersin Üniversitesi Eğitim
Fakültesi Dergisi, 8(2), 37-45.
Green, J. D., Campbell, W. K. ve Davis, J. L. (2007). Ghosts from the past: An examination of romantic relationships and
self-discrepancy. The Journal of Social Psychology, 147, 243-264.
Hendrick, S. S. ve Hendrick, C. (1995). Gender differences and similarities in sex and love. Personal Relationships, 2, 55–
65.
Honeycutt, J. ve Cantrill, J. (2001). Cognition, communication and romantic relationships. Mahwah, NJ: Erlbaum.
Jones, W. H., Freemon, J. E. ve Goswick, R. A. (1981). The persistence of loneliness: Self and other determinants. Journal
of Personality, 49(1), 27-48.
Jöreskog, K. ve Sörbom, D. (1993). Structural equation modeling with the SIMPLIS command language. Hillsdale, NJ:
Lawrance Erlbaum Associates.
Jöreskog, K. ve Sörbom, D. (1989). LISREL 7 user’s reference guide. Chicago: Scientific Software.
Kanemasa, Y., Taniguchi, J. ve Daibo, I. (2004). Love styles and roomantic love experiences in Japan. Social Behavior and
Personality, 32(3), 265-282.
Kline, R. B. (1998). Principles and practices of structural equation modeling. New York: The Guilford Press.
Knee, C. R. (1998). Implicit theories of relationships: Assessment and prediction of romantic relationship initiation, coping
and longevity. Journal of Personality and Social Psychology, 74, 360-370.
Kuttler, A. F. ve Greca, A. M. L. (2004). Linkages among adolescent girls’ romantic relationships, best friendships and peer
networks. Journal of Adolescence, 27, 395-414.
Q’sullivan, F. C., Cheng, M. M., Harris, M. H. ve Brooks-Gunn, J. (2007). I wanna hold your hand: The progression of
social, romantic and sexual events in adolescent relationships. Perspectives on Sexual and Reproductive Health,
39(2), 100-107.
Raley, R. K. ve Sullivan, M. K. (2010). Social-contextual influences on adolescent romantic involvement: The constarnints
of being a numerical minority. Sociological Spectrum, 30, 65-89.
Schumacker, R. E. ve Lomax, R. G. (1996). A Beginner’s Guide to Structural equation Modeling. Mahwah, New Jersey:
Lawrence Erlbaum Associates, Publishers.
Sharp, E. A. ve Ganong, L. H. (2000). Raising awareness about marital expectations: Are unrealistic beliefs changed by
integrative teaching? Family Relations, 49, 71-76.
Shi, L. (2003). The association between adult attachment styles and conflict resolution in romantic relationships. The
American Journal of Family Therapy, 31, 143-157.
Sprecher, S., Cate, R. ve Levin, L. (1998). Parental divorce and young adults' beliefs about love. Journal of Divorce and
Remarriage, 28(3), 107-120.
Sprecher, S., & Metts, S. (1999). Romantic beliefs: Their influence on relationships and patterns of change over time.
Journal of Social and Personal Relationships, 16, 834-851.
Sprecher, S., & Metts, S. (1989). Development of the Romantic Beliefs Scale and examination of the effects of gender and
gender-role orientation. Journal of Social and Personal Relationships, 6, 387-411.
Steiger, J. H. (1990). Structural model evaluation and modification: An interval estimation approach. Multivariate
Behavioral Research, 25, 173-180.
Sternberg, R. J. (1986). A triangular theory of love. Psychological Review, 93(2), 119-135.
Tanaka, J. S. ve Huba, G. J. (1984). Confirmatory hierarchical factor analyses of psychological distress measures. Journal of
Personality and Social Psychology, 46, 621-635.
Weaver, S. E. ve Ganong, L. H. (2004). The factor structure of the Romantic Beliefs Scale for African Americans and
European Americans. Journal of Social and Personal Relationships, 21(2), 171-185.
KÜÇÜKARSLAN & GİZİR
469
Cilt 9, No 2, Ağustos 2013
Zimmer-Gembeck, M. J. (2002). The development of romantic relationships and adaptations in the system of peer
relationships. The Journal of Adolescent Health, 31, 216-225.
Zuroff, D. C. ve Lorimier, S. (1989). Ideal end actual romantic partners of women varying in dependency and self- criticism.
Journal of Personality, 57(4), 825-846.
Extended Abstract
Establishing and maintaining healthy romantic relationships is an important developmental task of young adults
(
Erikson, 1994) and has been linked with relationship beliefs (Baucom, Epstein, Sayers, & Sher, 1989).
For this reason, the potential associations between university students’ romantic relationship beliefs and
their well-being continue to be a focus of researchers.
In order to better understand the role of romantic
beliefs in well-being of the university students,
numerous researchers have explored the correlates of young
adults’ relationships and their associations with several variables (Creasey ve Ladd, 2004; DeBord,
Romans ve Krieshok, 1996; Kanemasa, Taniguchi, & Daibo, 2004; Shi, 2003; Sprecher & Metts, 1999;
Zimmer-Gembeck, 2002).
Moreover, researchers mostly proposed that individual’s beliefs related to romantic relationships affect
their expectations and behaviors when they involved in such relationships (Baucom, Epstein, Sayers, &
Sher, 1989). In other words, the endorsement of certain irrational beliefs about what makes relationships
functional and healthy strongly affects the ability of individuals in order to adjust within a relationship. So,
the investigation of the unexplored irrational romantic beliefs among traditional university students in
Turkey is important in order to develop some counseling programs for young adults. One of the most
widely used instrument in order to identify the some of the romantic beliefs of the young adults is the
Romantic Beliefs Scale (ROMBEL) developed by Sprecher and Metts (1989). The items of the original
instrument derived from the content analysis of the literary sources and used as an appropriate and
adequate scale to test the romantic ideology of love (Weaver & Ganong, 2004). Consequently, the purpose
of this study was to adapt the Romantic Beliefs Scale (Sprecher & Metts, 1989) to Turkish and investigate
the validity and reliability of the scale.
The sample of the study consisted of 957 (559 girls, 398 boys) university students enrolled in 4
faculties (Arts & Sciences, Education, Engineering, and Economics & Administrative Sciences) at Mersin
University. The age of students ranged from 18 to 30 with a mean of 21.51 (SD=1.89). The Romantic
Beliefs Scale which was originally developed by Sprecher and Metts (1989) consists of 15 items to which
individuals respond on a 7-point Likert type scale. Total scores on the ROMBEL can change from 15 to
105, with higher scores indicating greater adherence to irrational romantic relationship beliefs. The original
scale composed of 4 factors namely, “Love finds a way”, “One and only”, “Idealization” and “ Love at the
first sight”. The total 15-item ROMBEL scale has an alpha level of .81.
In the present study, exploratory and confirmatory factor analysis were used to obtain the construct
validity evidence of the Turkish version of ROMBEL. Exploratory factor analysis (EFA) was used to
analyze the data by using SPSS 17 factor analysis program using varimax rotation provided the factor
analytic procedure. Confirmatory factor analysis (CFA) was also used to evaluate the construct validity of
the scale by using LISREL 8.30 for Windows with SIMPLIS Command Language (Jöreskog & Sörbom,
1993). For all the statistical procedures performed, the alpha value of .05 was established as a level of
significance and the maximum likelihood (ML) estimation method was used.
The result of the EFA indicated that the varimax rotated solution using maximum likelihood factor
analysis yielded four factors similar to the original ROMBEL. The result of the CFA for the preferred
model of ROMBEL with four latent variables yielded following goodness-of-fit indices: χ
2
(49) = 94.787,
p< .05; χ
2
/df = 1.93; GFI = .99; AGFI = .97; CFI = .99; RMSEA = .031; and SRMR = .025. These indices
were deemed adequate to treat the respective observed variable groups as distinct latent variables in the
structural model. All parameter estimates were statistically significant (p<.05). Moreover, all Lambda-x
values, which are the loadings of each observed variable on respective latent variable, ranged from .57 to
.78. Thus, the results of the study indicated that the scale composed of 4 factors namely, “Love Finds a
Way”, “One and Only”, “Idealization”, and “Love at First Sight”. The internal consistencies as estimated
by Chronbach alpha for the four latent variables of ROMBEL ranged from .50 to .79. This result indicated
that, although modest, the reliability evidence for ROMBEL was reasonably satisfactory.
The original four-factor structure of the ROMBEL was basically adapted to Turkish and basically
replicated with Turkish university students in the current study. Moreover, the results of the exploratory
and confirmatory factor analysis indicated that four factors were also similar for Turkish respondents. To
conclude, this study provided preliminary support for the psychometric properties of the Turkish version of
the ROMBEL for university students.
... Romantik inançlar ölçeği: Araştırmada üniversite öğrencilerinin romantizmle ilgili inançlarını ölçmek amacıyla Sprecher ve Metts (1989) tarafından geliştirilmiş, Küçükarslan ve Gizir (2013) tarafından Türk kültürüne uyarlanmış Romantik İnançlar Ölçeği kullanılmış. Ölçeğin orijinal formu 15 madde 4 alt boyuttan oluşmaktadır. ...
... RİÖ'nün Türkçe formundan alınabilecek en düşük puan 13 ve en yüksek puan ise 65'tir. Ölçekten alınan yüksek puanlar rasyonel olmayan romantik ilişki inançlarına işaret etmektedir (Küçükarslan ve Gizir, 2013). Bu araştırma için Romantik inançlar ölçeğinin Cronbach Alpha değeri .83 ...
... Data collection tools: Romantic Beliefs Scale (ROMBEL) which was developed by Sprecher and Metts (1989) in order to measure the university students' basic beliefs about romantic relationships and adapted to Turkish culture by Küçükarslan and Gizir (2013) was used as the data collection tool in the study. In order to determine the adult attachment patterns, The Experiences in Close Relationships-Revised (ECR-R) Questionnaire developed by Fraley, Waller, and Brennan (2000) to determine the adult attachment patterns and adapted to Turkish culture by Selçuk, Günaydın, Sümer, and Uysal (2005) was used. ...
Article
Full-text available
Bu araştırmanın amacı yetişkin bağlanma boyutları olan Kaygı ve kaçınma ile güncel ilişki durumu değişkenlerinin, aşk bir yol bulur, ilk ve tek, idealleştirme, ilk görüşte aşk inançlarını açıklama gücünü belirlemektir. Araştırma, bağımsız değişkenlerin, bağımlı değişkenleri ne düzeyde yordadığını belirlemek için nicel araştırma modelinde korelasyonel desende yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 akademik yılında bir kamu üniversitesinde öğrenim gören ve seçkisiz olarak atanan 271 (%66,6) kadın, 136 (%33,4) erkek, toplam 407 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların romantik ilişkilerle ilgili inançlarını belirlemek amacı ile Romantik İnançlar Ölçeği-RİÖ, Yakın ilişkilerdeki bağlanma örüntülerini belirlemek amacı ile Yakın ilişkilerde Yaşantılar Envanteri II-YİYEII ve güncel ilişki durumu ile ilgili bilgileri elde etmek için kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verileri analizi etmek için betimsel istatistiklerin yanı sıra değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya koymak amacı ile Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanmış ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre kaygı ve kaçınma boyutları ve güncel romantik ilişki durumu değişkenleri birlikte aşk bir yol bulur, ilk ve tek, idealleştirme ve ilk görüşte aşk inançlarını anlamlı düzeyde açıklamaktadır. Araştırma bulguları romantizm inançları ve yetişkin bağlanması ile ilgi alan yazın ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Kaygı, kaçınma, aşk bir yol bulur, ilk ve tek, idealleştirme, ilk görüşte aşk, güncel ilişki durumu ABSTRACT The purpose of this study is to determine the explanatory power of current relationship status and adult attachment patterns to explain the romantic beliefs. The research was conducted on correlational pattern, one of the quantitative research models in order to propound the correlations between the dependent variables (Love finds a way, One and Only, Idealization, Love at the first sight) and the idependent variables of the research (the dimensions of anxiety related attachment and avoidant) and he / she has a romantic relationship, he / she does not have a romantic relationship). Total 407 volunteer students, 271 female (66.6%) and 136 male (33.4%), who were appointed with random sampling method make the study group of the research. Pearson Multiplication of Moments Correlation Analysis was used in order to determine the correlations between the variables on the research data and multilinear regression analysis was used in order to analyse the Geliş Tarihi/
... In relationship oriented researches conducted in Turkey, it is often stated that the focus is mostly on romantic relationships between married couples and that there is a limited number of studies on the beliefs of young adults in their romantic relationships (Küçükarslan and Gizir, 2013). ...
... Türkiye'de yapılan ilişki odaklı araştırmalarda genellikle evli çiftlerin romantik ilişkileri üzerine odaklanıldığı ve genç yetişkinlerin romantik ilişkilerdeki inançlarına yönelik çalışmaların oldukça sınırlı sayıda olduğu ifade edilmektedir (Küçükarslan ve Gizir, 2013). Yapılan alan yazın taramasında genç yetişkinlerin romantik ilişki inançlarını ölçmeye yönelik az sayıda ölçme aracına rastlanmıştır. ...
... YİİİÖ ise toplam varyasın 63,95'ini açıklamaktadır. Sprecher ve Metts (1989) tarafından geliştirilen ve Küçükarslan ve Gizir (2013) tarafından Türkiye'ye uyarlanan Romantik İnançlar Ölçeğinde ise "aşk bir yol bulur", 'ilk ve tek", 'idealleştirme" ve "ilk görüşte aşk" olmak üzere 4 boyuttan oluştuğu ve toplam varyasın 61,05'ini açıkladığı rapor edilmektedir. Bu ölçekteki boyutlar ile YİİİÖ boyutları arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. ...
Article
Full-text available
DEVELOPMENT OF BELIEFS REGARDING INTIMATE RELATIONSHIPS SCALE: VALIDITY AND RELIABILITY ABSTRACT In this study, Beliefs Regarding Intimate Relationships Scale (BRIRS) was developed to determine the single university students’ beliefs of changing their partners thoughts about the marital life. It is investigated whether the BRIRS is adequate for measuring the beliefs regarding to intimate relationships. The sample of the study consisted of total 239 individuals being 181 female and 58 male who continue their education in Gazi University. The age range of the participants is between 18 and 30 and the mean age is 23.6. Findings show that 17 items on the scale measure their beliefs that university students can change their partners according to their expectations in 5 dimensions (socioeconomic factors, relationship style, family, sexuality, support / trust) and explained the %63,95 of total variance. The validity coefficients of the Confirmatory Factor Analysis were found to be χ2 / sd = 2.31, RMSEA = 0.081, NFI = .86, CFI = .92, GFI = .87 and AGFI = .81 in order to test the factor structure of the scale and it shows that scale is acceptable. Internal consistency of the scale Cronbach's Alpha values are; .808 for all of the scale; .671 for "socioeconomic factors", .641 for "relationship style", .541 for "family", .621 for "sexuality" and .501 for "support / trust". These values show that the internal consistency of the scale is high in the scale sum. The findings revealed that BRIRS is valid and reliable tool in measuring beliefs regarding intimate relationships. The scale can be implemented for both identifying the underlying causes of the problems of couples who seek help from a family counselor and premarital educational programs.
... Sonuç olarak, hızlı bir şekilde artan boşanma oranlarına rağmen Türk çiftler arasındaki romantik ilişki uyumsuzluklarının nedenlerini belirlemeye yönelik hazırlanan ölçme araçları ve müdahale yöntemlerinin sınırlı sayıda olduğu görülmektedir (Karahan, 2009). İlgili alanyazın incelendiğinde (örn., Akın ve diğ., 2013a; Akın ve diğ., 2013b; Gizir, 2012;Gizir, 2013;Küçükarslan ve Gizir, 2013;Özdemir ve Çok, 2011) işlevsel olmayan inançları belirlemeye yönelik kullanılan ölçeklerin çoğunun uyarlama çalışması olduğu görülmektedir. İnsanın düşünce, duygu ve davranışlarının şekillenmesinde kültürünün önemli bir etkisi bulunmaktadır. ...
... Ölçeğin geliştirilmesi amaçlandığında, ilk olarak ilgili alanyazın taranmış; bu amaçla geliştirilen ölçekler, bu ölçeklerin kullanıldığı araştırmalar (Büyükşahin ve Hovardaoğlu, 2004;Cross, Bacon ve Morrsis, 2000;Çelik, 2012;Gizir, 2012;Gizir, 2013;Kalkan, 2006;Küçükarslan ve Gizir, 2013;Özdemir ve Çok, 2011;Park ve Rosén, 2013;Rimes ve Chalder, 2010;Whatley, Little ve Knox, 2006) ve bunlara ilişkin görüşler hakkında bilgi toplanmıştır. Daha sonra, beliren yetişkinlerden oluşan 72 kişilik bir gruba evliliğe ilişkin düşünce ve beklentilerini anlattıkları bir kompozisyon yazdırılmıştır. ...
Article
Full-text available
Öz Bu çalışmanın amacı, beliren yetişkinlerin evliliğe yönelik işlevsel olmayan inançlarını tanımlamak amacıyla Evlilik İlişkisi İnançları Ölçeği'ni (EİİÖ) geliştirmek ve geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. Çalışma grubu, 551 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Ölçeğin geçerliğini belirlemek için yapı ve ölçüt geçerliği kullanılmıştır. Yapı geçerliğini sınamak üzere açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçları, beşli likert tipi derecelendirmeye sahip ölçme aracının 21 madde ve dört alt boyuttan oluştuğunu göstermiştir: Kök Aileye Bağımlılık (8 madde), Ben-Biz Dengesi (5 madde), Duygu Yönetimi (4 madde) ve Cinsel Hayat (4 madde). Ölçüt geçerliğini yorumlamak için Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmış ve EİİÖ ile İlişki İnançları Ölçeği'nden alınan puanlar arasında orta düzeyde pozitif ilişki (r= .40) bulunmuştur. İç tutarlılığı saptamak amacıyla hesaplanan Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayılarının ölçeğin alt boyutları için 0.48-0.76 arasında değiştiği, ölçeğin tümü için ise 0.82 olduğu görülmektedir. Bulgular, EİİÖ'nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Romantik ilişkiler, yakın ilişkiler, beliren yetişkinlik, işlevsel olmayan inançlar. Abstract The purpose of this study is to develop the Marriage Relationship Beliefs Scale to identify the dysfunctional beliefs for marriage of emerging adults and examine the validity and reliability of the scale. The study group consists of 551 university students. Construct and criterion validity were used to determine the validity of the scale. Exploratory and confirmatory factor analyses were used to examine construct validity. The results of the study indicated that the five-point Likert-scale consisted of 21 items and four factors: Root Family Dependency (8 items), I-We Balance (5 items), Emotion Management (4 items) and Sexual Life (4 items). The Pearson correlation coefficient was used to interpret the criterion validity and a moderate positive correlation (r= .40) was found between the Marriage Relationship Beliefs Scale and the Beliefs of Relations Scale. The Cronbach's Alfa internal consistency coefficients vary between 0.48-0.76 for subscales of the scale and 0.82 for entire scale. The results show that the Marriage Relationship Beliefs Scale is a valid and reliable scale.
Thesis
Full-text available
Bu araştırmanın amacı erken dönem uyumsuz şemaların ve benlik farklılaşmasının evlilik ilişkisine yönelik akılcı olmayan inançları yordama gücünü incelemektir. Ayrıca araştırmada demografik değişkenler ile erken dönem uyumsuz şemalar, benlik farklılaşması ve evlilik ilişkisi inançları arasındaki ilişkilerin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye’de yaşayan evli bireyler oluştururken, örneklemini uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 301 evli birey oluşturmaktadır. Araştırmada evli bireylere Demografik Bilgi Formu, Evlilik İlişkisi İnançları Ölçeği, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 ve Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Demografik değişkenler ile erken dönem uyumsuz şemalar, benlik farklılaşması ve evlilik ilişkisi inançları arasındaki ilişkileri incelemek için t Testi ve One Way Anova Analizleri yapılmıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar, benlik farklılaşması ve evlilik ilişkisi inançları arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Erken dönem uyumsuz şemaların benlik farklılaşmasını ne şekilde yordadığını incelemek için Hiyerarşik Regresyon Analizi, benlik farklılaşması alt boyutlarının evlilik ilişkisi inançlarının yordayıcısı olup olmadığını incelemek için Hiyerarşik Regresyon Analizi ve erken dönem uyumsuz şema alanları ile benliğin farklılaşması alt boyutlarının birlikte evlilik ilişkisi inançlarını yordama gücünü incelemek için Hiyerarşik Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde kadınların erkeklere göre benlik farklılaşma düzeylerinin yüksek, erken dönem uyumsuz şemalarının ve evlilik ilişkisine yönelik akılcı olmayan inançlarının daha az olduğu görülmüştür. Flört ederek evlenenlerin görücü usulü evlenenlere göre benlik farklılaşma düzeylerinin yüksek, erken dönem uyumsuz şemalarının ve evlilik ilişkisine yönelik akılcı olmayan inançlarının daha az olduğu görülmüştür. Ayrıca eğitim düzeyi yükseldikçe benlik farklılaşma düzeylerinin yüksek, erken dönem uyumsuz şemalarının ve evlilik ilişkisine yönelik akılcı olmayan inançlarının daha az olduğu görülmüştür. Erken dönem uyumsuz şema alanları ile benlik farklılaşması arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuş ve benlik farklılaşmasını anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca erken dönem uyumsuz şema alanları ile benlik farklılaşması alt boyutlarının birlikte evlilik ilişkisi inançlarını anlamlı şekilde yordadığı ve evlilik ilişkisine yönelik akılcı olmayan inançların %53’ünü açıkladığı bulunmuştur.
Article
Full-text available
Readers of Harlequin romance novels know they can expect a happy ending, but what does a happy ending require? A 2012 survey presented Turkish Harlequin readers with an excerpt from Shirley Jump's Back to Mr and Mrs, published in Turkish in 2010 as Bır Şans Daha. The quoted passage detailed a quarrel between the hero and his father that would appear to lead to estrangement. Participants were asked to explain how they imagined the relationship between hero and father by the end of the novel. Of the 178 coded responses, only 15% of participants correctly predicted that the rift would continue; the majority of the participants anticipated a romantic happy ending that included reconciliation with the hero's father. I employ Geert Hofstede's theory of the cultural dimensions of individualism and collectivism to explore the difference between the American happy ending, in which family relationships are not a required component, and Turkish happy endings, in which the protagonists' parents are expected to play an ongoing role.
Article
Full-text available
Bu araştırmanın amacı sistemik yaklaşıma dayalı olarak geliştirilmiş bir evlilik öncesi ilişki geliştirme programı olan Romantik İlişki Geliştirme Programı-RİGP’in romantik ilişki yaşayan genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin ilişki doyumu ve romantik inanç düzeyine etkisini incelemektir. Bu çalışma nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma desende yürütülmüştür. Bağımsız değişkenin bağımlı değişkenleri etkileme düzeyini belirlemek için deneysel desenlerden öntest sontest kontrol gruplu seçkisiz desen, katılımcıların RİGP sürecine ilişkin farkındalıklarıyla ilgili görüşlerini belirlemek için fenomenolojik yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 4 deney, 4 kontrol grubunda olmak üzere 8 çift oluşturmaktadır. Deney grubuna 120 dakikalık 11 oturumdan oluşan RİGP uygulanırken, kontrol grubuna işlem yapılmamıştır. Çalışma grubunun ilişki doyumu düzeyini belirlemek için Romantik İlişkilerde Doyumu Ölçeği, romantik inanç düzeylerini belirlemek için Romantik İnançlar Ölçeği ve RİGP süreciyle ilgili görüşlerini belirlemek için RİGP görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada nicel bulguların analizinde deney ve kontrol gruplarının ön test, son test ve izleme testi Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen nicel bulgulara göre RİGP, romantik ilişki yaşayan çiftlerin ilişki doyumu düzeylerini arttırmakta (zd.doyum= -2.53, p<.05) ve bu etki iki ay sürmektedir (zd.doyum= -.95, p>.05)..Öte yandan RİGP’in çiftlerin romantik inanç düzeyleri üzerinde etkisi yoktur (zd.inanç= -1.40, zk.inanc=-.70, p>.05). Araştırmada nitel bulgular tematik kodlama yoluyla yapılan içerik analiziyle % ve f hesaplanarak analiz edilmiştir. Nitel bulgulara göre, katılımcıların yarıdan fazlası kök aile ve problem algısıyla ilgili farkındalık kazandıkları, en etkilendikleri uygulamanın genogram çalışmaları olduğu konusunda görüş bildirmiştir. Katılımcıların tamamı RİGP’i faydalı bulmuştur.
Article
Full-text available
The purpose of studying this information is to examine the beliefs of gender and romantic relationship as a predictor of romantic immediacy in emerging adulthood. For this purpose, a relational scan model is used.Inonu University is the universe of the research.In the survey, the sample was chosen so that all the observation units in the world could reach to a satisfactory return by selecting them.For this purpose, data were collected by sampling easily from the sampling methods which are not probable.In the study, there were 188 women and 51 men, 238 emerging adults, aged between 19-26 years. In this study, the Romantic Affinity Launcher's Determinants Scale and the Romantic Beliefs Scale were used. Relations between romantic intimaciy start and gender and beliefs of romantic relationship were examined by multiple regression analysis technique. According to the results of the research, gender and romantic relationship beliefs are significant predictors of romantic intimacy start. There is a positive positive relationship between gender and romantic relationship beliefs and romantic intimacy start. In terms of the other predictors, beliefs of romantic relations; it is seen that the realistic or non-realistic beliefs that the individual has about a romantic relationship are one of the important factors affecting the desire to initiate a relationship and the process of initiating the relationship.
Article
Full-text available
Abstract: This study was conducted as two sessions. In the first session the aim was to develop a reliable and valid measurement scale that determines high school students' experienced developmental problems. In the second session, using Developmental Problem Areas Scale (DPAS), it was aimed to investigate the developmental problems that high school students experience in terms of some demographic varibles. 1136 high school students were included in the study. Exploratory and confirmatory factor analysis were used in order to determine the scale's construct validity. After the Exploratory factor analysis, 27 items and 7 subdimensions generated. Total variance rate and total eigenvalue that the scale explains are %70.4 and %19 respectively. Factor loadings of items in the scale vary between .57 and .88. Construction's /sd rate that was obtained using factor analysis was determined to be sufficient for modal conformity, after evaluating CFI, GFI, RMR/SRMR, RMSEA fit indeces. Cronbach's Alpha coefficients that were used to determine scale's subdimensions' reliability, coefficients vary between .70 and .86. As a result, DPAS was assessed to be a valid and reliable measurement scale to determine high school students' developmental problems. Therefore the first session was completed. In the second session, anger expression, test anxiety and academic unsuccess problems were found to be in the first place, and women experienced developmental problems more than men (Extended English abstract is at the end of the this document).
Article
Full-text available
Bu araştırmanın amacı, Romans ve DeBord (1995) tarafından geliştirilen İlişki İnançları Ölçeği’ni Türkçe’ye uyarlayarak geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. Araştırmanın verileri Mersin Üniversitesi’nde öğrenim gören 742 (434 kız, 308 erkek) üniversite öğrencisinden elde edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliğini sınamak üzere doğrulayıcı faktör analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular, ölçeğin “Birbirimize karşı tamamen açık ve dürüst olmalıyız”, “Birbirimizin zihnini okuyabilmeliyiz”, “Her şeyi birlikte yapmalıyız”, “Birbirimizin bütün ihtiyaçlarını karşılamalıyız”, “Birbirimizi değiştirebilmeliyiz” ve “Romantik idealizm” olarak adlandırılan 6 faktörden oluştuğunu göstermiştir. Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı ile hesaplanan ölçeğin iç tutarlığına ilişkin bulgular da ölçeğin güvenirliğinin yüksek düzeyde olduğuna işaret etmiştir.
Article
The romantic ideology is a pervasive construct in Western culture, but we know relatively little about how it influences the unfolding of particular relationships. One purpose of this investigation was to examine how romantic beliefs are related to love for partner, other positive feelings in the relationship, and the stability of the relationship. A second purpose was to examine how romantic beliefs change with the passage of time and with relationship transitions. Longitudinal data from a sample of romantic couples were analyzed to examine these issues. At Time 1, romantic beliefs (Romantic Beliefs Scale) were associated positively with love, satisfaction, and commitment. However, very little evidence was found that romantic beliefs contributed to a change in these feelings over time. Furthermore, partners' romanticism scores were not predictive of whether the relationship lasted or broke up over the 4 years of the study. Participants' scores on the romanticism scale tended to decrease over time, although couples who became engaged during the study did not experience a decrease (or an increase) in their romanticism during the transition. Couples who broke up during the study experienced a substantial decrease in their endorsement of romantic beliefs from before to after the breakup.
Article
Through a program of research, a scale was developed to measure beliefs that have been identified in the literature as constituting an ideology of romanticism. The final scale items were selected and subjected to several reliability and validity tests in a survey study conducted with 730 undergraduate students. The results provided strong support for the validity and reliability of the Romantic Beliefs Scale as well as for the four beliefs comprising the scale: Love Finds a Way, One and Only, Idealization, and Love at First Sight. Furthermore, romanticism was found to be related to gender and gender-role orientation. Men were generally more romantic than women, and femininity was a stronger predictor of romanticism than was masculinity. These findings are discussed as a function of both social structure and personal predispositions.
Article
The factor structure of Sprecher and Metts’ (1989) Romantic Beliefs Scale (ROMBEL) was investigated with a sample of 254 African-American and 234 European-American college students (342 females and 146 males). Confirmatory and exploratory factor analyses were used to evaluate the generalizability of the model. Differences in the factor structures between African-American and European-American respondents were found. The factor structure did not replicate for African-American respondents. Because the measure was developed using a predominately white sample, implications for its use in research on more diverse populations are discussed.
Article
In this study, we examined the factor structure of the peer self-concept and its associations with structural and qualitative features of peer experiences in 1,627 male and female adolescents, enrolled in Grades 9 to 12. Confirmatory factor analysis supported a three-factor model that differentiated the peer self-concept vis-a-vis the peer group, close friendships, and romantic relationships. Results were consistent across grade and gender. Regression analyses indicated that each domain of the peer self-concept was differentially associated with those features of peer experience most relevant to their formation. When considered jointly, both peer network structure and friendship quality were significant predictors of peer self-concept. The results are discussed in terms of adolescents' self-concept and the nature of their interpersonal relationships.