ArticlePDF Available

PERAKENDECİLİK SEKTÖRÜNDE KENT BAKKALLARIN REKABET GÜCÜNÜN ANALİZİ: İZMİR ÖRNEĞİ

Authors:

Abstract

ÖZET Türkiye’de özellikle son 25 yılda organize perakendecilik alanında yaşanan gelişmeler, geleneksel alışveriş ve tüketim anlayışında da hızlı bir değişime neden olmuş ve bunun sonucunda, büyük marketlere ve perakende zincirlerine geçiş yaşanmıştır. Perakendeci işletmelerin içinde en küçük birimi oluşturan bakkallar farklı büyüklükteki rakipleri karşısında zor duruma düşmekte, kısıtlı finansal imkânlarıyla oluşturmaya çalıştıkları atılımları sonuçsuz kalmakta ve işyerlerini kapatma noktasına gelmektedir. Türkiye’de son yıllarda geleneksel yapıdaki bakkalların doğal bir süreç içinde gerilediği ancak günümüzde hala pazar içinde çok yüksek bir orana sahip olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada bakkalların mevcut durumlarının yanında içinde bulundukları rekabet koşullarının analiz edilmesi ve rekabetin işletmeler üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Perakende, bakkal, rekabet, rekabet gücü, pazarlama ABSTRACT Developments in the retailing sector in Turkey have resulted in rapid changes in traditional shopping and consumption patterns and thus chain supermarkets and big retailers emerged in the last 25 years. The groceries, being the smallest among retailers, are having hard times against their competitors, failing in their attempts limited financial resources and thus coming to the point of bankruptcy. Although their worsening situations, groceries still keep the highest percentage among as the number of retailers. This study aims to explore the current status of the groceries and analysis of the competitive environment as well as the effects of competition. Keywords: Retailing, grocery, competition, competitive strength, marketing
Ege Akademik BakıĢ / Ege Academic Review
10 (1) 2010: 211-238
PERAKENDECĠLĠK SEKTÖRÜNDE KENT
BAKKALLARIN REKABET GÜCÜNÜN ANALĠZĠ:
ĠZMĠR ÖRNEĞĠ
THE ANALYSIS OF URBAN GROCERIES IN RETAIL SECTOR: EXAMPLE
OF IZMIR GROCERIES
Yrd. Doç. Dr. Aykan CANDEMĠR, Ege Üniversitesi, Ġktisadi ve Ġdari Bilimler
Fakültesi, ĠĢletme Bölümü, aykan.candemir@ege.edu.tr
ÖZET
Türkiye’de özellikle son 25 yılda organize perakendecilik alanında yaşanan
gelişmeler, geleneksel alışveriş ve tüketim anlayışında da hızlı bir değişime
neden olmuş ve bunun sonucunda, büyük marketlere ve perakende zincirlerine
geçiş yaşanmıştır. Perakendeci işletmelerin içinde en küçük birimi oluşturan
bakkallar farklı büyüklükteki rakipleri karşısında zor duruma düşmekte, kısıtlı
finansal imkânlarıyla oluşturmaya çalıştıkları atılımları sonuçsuz kalmakta ve
işyerlerini kapatma noktasına gelmektedir. Türkiye’de son yıllarda geleneksel
yapıdaki bakkalların doğal bir süreç içinde gerilediği ancak günümüzde hala
pazar içinde çok yüksek bir orana sahip olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada
bakkalların mevcut durumlarının yanında içinde bulundukları rekabet koşullarının
analiz edilmesi ve rekabetin işletmeler üzerindeki etkilerinin belirlenmesi
amaçlanmıştır .
Anahtar Kelimeler: Perakende, bakkal, rekabet, rekabet gücü, pazarlama
ABSTRACT
Developments in the retailing sector in Turkey have resulted in rapid changes in
traditional shopping and consumption patterns and thus chain supermarkets
and big retailers emerged in the last 25 years. The groceries, being the smallest
among retailers, are having hard times against their competitors, failing in their
attempts limited financial resources and thus coming to the point of bankruptcy.
Although their worsening situations, groceries still keep the highest percentage
among as the number of retailers. This study aims to explore the current status
212
of the groceries and analysis of the competitive environment as well as the
effects of competition.
Keywords: Retailing, grocery, competition, competitive strength, marketing
1. GĠRĠġ
Türkiye’de de perakende sektöründe önemli bir yeri olan, girişimciliğin ve
istihdamın etkin unsurlarından biri olan ve en küçük perakendeciler arasında
bulunan bakkal ve marketlerin ayakta kalmaları ve yok olmamaları, ekonomik ve
sosyal açıdan büyük önem taşımaktadır. Şehir merkezlerinde açılan
hipermarketler, grosmarketler vb. başta bakkal esnafı olmak üzere hemen
hemen her iş kolundaki esnaf ve sanatkârın işlerini büyük ölçüde aksatmakta,
rekabet edebilirlik düzeyini azaltmakta, rekabet edebilmek için bu kesimin
çalışma saatlerini uzatarak yıpranmalarına neden olmakta, hatta birçok esnaf ve
sanatkâr bu marketlere karşı rekabet edemeyip işyerlerini kapatmak zorunda
bırakmaktadır (DPT, 2001: 91).
İşletmeler dış ve iç çevre unsurlarının analizini yaptıktan sonra elde ettikleri
bilgileri belirli bir biçimde düzenlerler. Böylece, dış çevrenin işletme için yarattığı
fırsat ve tehditlerle, işletme içindeki varlık ve yeteneklerin işletmeye sağladığı
üstünlük ve zayıflıklar bir matris üzerinde sistematik olarak belirlenebilir. Bu
fırsat ve tehditler ile üstünlük ve zayıflıkları değerleyen analizlerden en çok
kullanılanı yabancı işletme bilimi literatüründeki adı ile “SWOT Analizi”
(Strengths, Weaknesses, Opportunities, Threats) veya Türkçe deyimi ile “FÜTZ
Analizi”dir (Fırsatlar, Üstün Yönler, Tehditler ve Zayıf Yönler) (Ülgen ve Mirze,
2007: 160). Bu analizin yapılabilmesi, öncelikle işletmenin çevresindeki her bir
faktörü, kendisi için anlamlılık derecesine göre değerlendirmesine; daha sonra,
işletmenin iç faktörlerini gözden geçirmesine bağlıdır.
İşletmelerin faaliyette bulundukları ve/veya bulunmayı planladıkları sektördeki
rekabet şartlarının analiz edilmesi, bu analiz sonucuna göre stratejilerinin
belirlenmesi, işletmenin mevcut pazar payını koruması ve bu pazar payını
arttırabilmesi için çok önemlidir. Michael Porter tarafından geliştirilen “Beş Güç
Analizi”, bir sektördeki rekabet şartlarını açıklayan önemli modellerden biridir.
Porter bir sektördeki rekabet şartlarının işletme stratejileri üzerinde önemli bir
rolü olduğunu ve bir sektörün rekabet yapısını belirleyebilmek için ayrıntılı Beş
Güç Analizi yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Sektör analizleri, özellikle
Stratejik Pazarlama Planlaması süreci aşamalarından Durum Analizi içinde
kullanılan önemli analiz araçlarından biridir (Porter, 2000: 4). Michael Porter’ın
geliştirdiği Beş Güç Analizine göre bir sektörde rekabet şartlarını analiz etmek
için incelenmesi gereken 5 güç mevcuttur. Analiz edilmesi gereken beş güç;
1. Sektördeki Mevcut Rakip İşletmeler Arasındaki Rekabet; İşletmenin
faaliyette bulunduğu sektördeki mevcut rekabet yapısı,
2. Potansiyel Giriş Tehdidi; sektöre yeni girme potansiyeline sahip
işletmelerin yarattığı tehditler,
213
3. İkame Mallar Tehdidi; faaliyette bulunulan sektör dışındaki ikame
ürünlerin işletme üzerinde yarattığı tehditler,
4. Alıcıların Pazarlık Gücü; işletmenin müşterilerinin sahip olduğu pazarlık
gücü sayesinde işletme üzerinde yarattığı baskı ve sektörü yönlendirme
kabiliyeti,
5. Tedarikçilerin Pazarlık Gücü; işletmenin ihtiyacı olduğu araç-gereç,
hammadde, yarı mamul, işletme malzemesi vb. kaynakları satın aldığı
tedarikçilerin, işletme üzerindeki etkisi ve sektörü yönlendirme gücü
olarak sıralanabilir.
Perakende sektöründe yer alan firmaların yönetim ve stratejileri açısından
rekabetle ilgili dinamiklerinin değerlendirilmesi en kritik noktalar arasındadır.
Pazara yeni girecek olan firmalar pazar yapısında ve rekabette değişiklikler ve
tedirginlik yaratabilmektedirler (Uusitalo, 2004: 663).
Bu çalışmanın ilk bölümünde bakkalların sınıflandırılmasıyla ilgili konular
dâhilinde dağıtım kanalının nihai üyesi olan perakendeciler içinde bakkalların
durumu ve Türkiye’de perakendeciliğin gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde ise
İzmir kent merkezinde farklı semtlerde yer alan bakkallara yönelik olarak
hazırlanan anket formunun yüz yüze yapılması yoluyla elde edilen verilerin
istatistiksel analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizlerde bakkalların kendilerini
değerlendirmeleri ile birlikte rekabet çerçevesinde çeşitli unsurlara bağlı olarak
özelliklerinin ve çevresel algılamalarının belirlenmesi incelenmiştir.
2. BAKKALLARIN ĠġLETMELER ĠÇĠNDEKĠ YERĠ
Pazarlama karması unsurları içinde yer alan dağıtım, üretim ve tüketim arasında
bir köprü vazifesi görür, yer, zaman ve mülkiyet faydası yaratır. Dağıtım kanalı
mal veya hizmetin üreticiden tüketiciye aktarılmasında çeşitli fonksiyonlar yerine
getirerek, sözü edilen faydaların yaratılmasını sağlayan tüm kişi veya
kuruluşlardan oluşur (Oluç, 1989: 3). Tüketim mallarının dağıtımı, dağıtım
kanalının ilk üyesi olan üretici ile başlar, nihai tüketici ile sona erer ancak çoğu
zaman arada en az bir aracı bulunmaktadır ki, o da perakendecidir.
Perakendecilik mal ve hizmetlerin, tüketicilerin kişisel veya aileleriyle ilgili
gereksinimlerinin karşılanması amacıyla, son tüketiciye satılmasıdır (Levy,
Weitz, 2009: 7). Perakendecilik, üretilen ürünlerin son kullanıcılara
ulaştırılmasında gördüğü işlev nedeniyle; pazarda arz ve talebin
buluşturulmasının önündeki engelleri ortadan kaldırarak sağlıklı bir akışı sağlar
(Aydın, 2005: 21). Perakendecilikte dikkat edilmesi gereken en önemli husus
satış hacmidir. Bir işletmenin perakendeci sayılması için satış hacminin önemli
kısmının perakende satışlardan gelmesi gereklidir (Kotler, Lane: 2006: 504).
Perakende satış faaliyetlerini yapan hangi kuruluş olursa olsun mal ve hizmetler
ne şekilde (kişisel, posta ile, telefon v.b.) ve nerede (mağazada, sokakta,
tüketici evinde v.b.) satılırsa satılsın, bu kişi veya kuruluşlar perakendecilik
faaliyeti yapıyor sayılırlar. Migros, Tansaş, Carrefour, Tesco-Kipa, Ak Merkez,
Cevahir Çarşı’daki mağazalar, evlere çelik tencere için kabul partisi
düzenleyenler, kapıdan kapıya dolaşan ansiklopedi satıcıları, seyyar satıcılar,
214
v.b. birer perakendecidir. Ayrıca ev bakım onarım işlerini görenler, ziyaret edilen
doktor, avukat, otel v.b. de perakendeci sınıfına girmektedir (Tek, 2005: 578).
Perakendeci sınıflandırılmasında çok değişik kriterler kullanılabilir. Uygulamada
sınıflandırma kriteri olarak daha çok genel ölçek büyüklüğü, örgütsel yapı ve
uygulanan yöntemler kullanılmaktadır (Tek, 2005: 579-582).
1- Genel Perakendecilik Sınıflaması
a- Satılan Mallara Göre
Bu kategoride her türlü tüketim malı satanlar (bakkal, çerçi vb.), çok
ürün dizisi bulunduran kolaylık mağazaları (süpermarket vb), bölümlü
mağazalar, kolayda bulunan malları satanlar (büfeler, bakkallar) beğenmelik mal
satanlar (konfeksiyon, mobilya vb.) ve özellikli mal satanlar (video, bilgisayar
vb.) bulunmaktadır.
b- Görülen İşlevlere Göre
Self servis mağazaları, peşin öde götür (Cash&Carry), süpermarketler,
doğrudan pazarlama (telepazarlama, televizyonlu pazarlama, kapıdan kapıya
vb.) türlerindeki perakendeciler bu sınıflandırma içindedir.
c- Mülkiyete Göre
Zincir mağazalar, franchising mağazaları, corner shop, kamu
mağazaları, kooperatif mağazaları, imalatçının kendi mağazaları, bağımsız tek
perakendeciler.
d- Yerleşim Yerine Göre
Semt pazarlarındaki tezgahlı satıcılar, alışveriş merkezlerindeki
mağazalar, kent ana ticaret merkezlerindeki mağazalar, benzin istasyonlarına
ait marketler vb.
2- Ölçek Büyüklüğü Bakımından Sınıflandırma
Ölçek büyüklüğünün hesaplanmasında mağaza satış alanı, mağazadaki
personel sayısı, haftalık veya yıllık satışları, hukuki örgüt biçimi, işletmenin
kuruluş sermayesi gibi kriterler rol oynar. Satış alanı esas alınarak İstanbul
Ticaret Odası tarafından perakendeci işletmeler Tablo 1’deki gibi belirlenmiştir
(Arasta, 1998:51).
215
Tablo 1. Perakendeci Tanımları
Satışalanı
(m²)
Yazar kasa
(Adet)
Diğer özellikler
Hipermarketler
2,500
8
Self servis, park, ATM
Büyük
süpermarket
1,000-2,499
2
Self servis
Küçük
süpermarket
400-999
2
Self servis
Süpermarket
100-399
2
Self servis
Market
51-99
1
Ana cadde, yan sokak
Bakkal
10-50
1
Sokak, cadde
Kaynak: Arasta, (1998:51)
3- Örgütsel Yapı ve Uygulanan Yöntemlere Göre Sınıflandırma
Bu açıdan perakendeci mağazalar klasik ve modern olmak üzere ikiye
ayrılmaktadır. Klasik perakendeciler bağımsız küçük imalatçı, toptancı ve
perakendecilerin oluşturduğu klasik dağıtım kanallarında yer alan, kişisel
hizmete dayalı bakkal, kasap, manav gibi dükkanlar ya da perakende pazarlama
kuruluşlarıdır.
Modern perakendeciler klasik perakendeciler dışında kalan ve ölçek, hizmet,
işlev vb. gibi birçok bakımdan farklılıklar gösteren kuruluşlardır. Örnek olarak,
süpermarketler, hipermarketler, alışveriş merkezleri gösterilebilir.
TTK (Türk Ticaret Kanunu) m. 17’ye göre esnaf; ister gezici ister bir dükkanda
veya bir sokağın muayyen yerinde sabit bulunsun, iktisadi faaliyeti nakdi
sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini
sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahibi kişidir. Bu tanımda
yer alan “kazancın geçimini sağlamaya yetecek derecede az olmasının” tespiti
güç olacaktır. Bu nedenle Bakanlar Kurulu 1986 tarihli bir kararnameyle, esnaf
ve küçük sanatkâr ile tacir ve sanayici ayırımına dair esasları tespit etmiştir.
Bakanlar Kurulu’nun 18.6.2007 tarihli “Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve
Sanayicinin Ayrımına İlişkin Kararı” ile önceki kararname yürürlükten kaldırılmış,
esnaf- tacir ayırımına ilişkin yeni esaslar kabul edilmiştir (21.07.2007 tarihli RG.).
5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu esnaf ve sanatkârı
şu şekilde tanımlamıştır: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve
Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen
esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile
birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini
kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme
hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve
sanat sahibi kimselerdir (21.06.2005 tarihli RG)
.
5362 sayılı Kanunun 68.
maddesine göre, bu kanun kapsamındaki esnaf ve sanatkârlar, yanlarında
216
çalışanlar hariç, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren durumlarını otuz gün
içinde bağlı bulundukları sicile tescil ve Sicil Gazetesinde ilan ettirmekle
yükümlüdürler. Bu yükümlülüğü yerine getirmediği tespit edilenler birlik
tarafından ruhsat vermekle yetkili ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilir. İlgili kurum
ve kuruluşlar, sicil kaydı yapılana kadar bunların faaliyetlerini durdurur.
2007 tarihli Kararnameye göre,
“a) Esnaf ve Küçük Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme
Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmi Gazete’de yayımlanacak
esnaf ve sanatkâr kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte
bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini
kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme
hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan Vergi
Usul Kanununun 177. maddesinin 1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde
yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numara bendinde yazılı nakdi limitin
tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr
siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya
satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini
aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya
satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı
katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline
aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve
bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu
Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları
ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin
bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır.”
Vergi Usul Kanununa göre yapılan düzenlemelerde birinci sınıf tüccarlar
belirlenmiştir.
Birinci Sınıf Tüccarlar (2008 yılı itibariyle geçerli değerler belirtilmiştir):
Madde 177 - (2365 sayılı Kanunun 26'ncı maddesiyle değişen madde) Aşağıda
yazılı tüccarlar, I'inci sınıfa dahildirler:
1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık
alımlarının tutarı 107.000 TL veya satışları tutarı 150.000 TL yi aşanlar;
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde
ettikleri gayri safi iş hasılatı 60.000 TL yi aşanlar;
3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı
bentte yazılı hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 107.000 TL yi
aşanlar;
217
4. Her türlü ticaret şirketleri (Adi şirketler iştigal nevileri yukardaki bentlerden
hangisine giriyorsa o bent hükmüne tabidir.);
5. Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzel kişiler (Bunlardan işlerininin icabı
bilanço esasına göre defter tutmalarına imkan veya lüzum görülmeyenlerin,
işletme hesabına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilir.);
6. İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler.
İkinci sınıf tüccarlar
Madde 178 - Aşağıda yazılı tüccarlar II'inci sınıfa dahildirler:
1. 177'nci maddede yazılı olanların dışında kalanlar;
2. Kurumlar Vergisi mükelleflerinden işletme hesabı esasına göre defter
tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilenler.
Yeniden işe başlayan tüccarlar yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar
II'nci sınıf tüccarlar gibi hareket edebilirler.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren biçimlenen modern tüketim kültürü,
geleneksel alışveriş ve tüketim anlayışı ile birlikte perakende sektöründe de
önemli değişimlere neden olmuştur. Bu gelişmelerin etkisi, ülkemizde de son
15-20 yıl içinde açık şekilde görülmektedir (Ersun ve Arslan, 2008: 50). 20.
yüzyılda kooperatiflerle başlayan geleneksel perakendecilikteki değişimler
sonrasında Türkiye’de ilk kez 19551956 yıllarında Migros ve Gima ile başlayan
ama ondan sonra derin bir uykuya yatan modern perakendecilik 1973’te “Büyük
Mağazaların Teşviki Kanun Tasarısı” dolayısıyla yeniden alevlenir gibi olmuşsa
da toplumdan gelen (özellikle esnaflar ve sanatkârlar konfederasyonundan)
gelen direnç nedeniyle konu ertelenmiş ve doğal akışına bırakılmıştır. Batı
ülkelerine göre örneğin ABD’ye göre en az 60 yıl, Avrupa ülkelerine göre 3040
yıllık bir gecikmeyle Türkiye’ye gelen çağdaş perakendecilik çağının başlangıcı
olarak vurgulamıştır. Bu öyle ilginç bir çağ olmuştur ki sadece Türkiye’de
modern büyük ölçekli mağazaların kurulmasıyla kalmamış 1970’li yıllarda
İtalya’nın yaptığı gibi Türkiye Koç Holding kanalıyla Rusya’ya, Türkî
Cumhuriyetlere ve diğer bazı ülkelere hem de anahtar teslim Migros türü süper
marketler, Eczacıbaşı da zincir eczaneler vb yapacak hale gelmiştir (Tek, 2005:
578). Bu gelişmeler sonucunda son yirmi yılda organize perakendecilerin zincir
marketler, hipermarket, süpermarket gibi formatlarda hızlı bir şekilde
büyüdükleri görülmüştür (Erdoğan, 2006: 47). 90’lı yılların ilk yarısında
uluslararası hipermarketlerin ve birleşen süpermarketlerin rekabetiyle baş
edebilmek amacıyla birçok şehrin Bakkal Odaları, üyeleri adına üreticilerden
toplu alım yapıp, malları dağıtma işini üstlenen dağıtım şirketleri kurmuşlardır.
2000'li yıllara gelindiğinde ise, Tesco vb. ile çokuluslulaşma trendi artmıştır (Tek,
2005: 578).
218
Tablo 2. Türkiye’deki Perakendeci İşletme Sayıları
İŞLETME
/ llar
2001
2002
2003
2004
2005
2006
Hiper, Zincir
ve
permarket
3640
4005
4242
4 809
5545
6474
Hipermarket
149
151
143
152
160
164
k
Süpermarket
357
368
367
396
454
504
permarket
835
909
968
1082
1258
1567
çük
permarket
2299
2577
2764
3179
3673
4239
Orta Market
13.210
13.555
14.537
15.197
15.076
14.775
Bakkal
128.580
122.342
124.283
122.781
120.397
116.857
Toplam
145.430
139.902
143.062
142.787
141.018
138.106
Kaynak: Tek, Ö.B. ve Orel, F.D., Perakende Pazarlama Yönetimi, 2.Baskı,
2006, İzmir, s.28
Bu gelişmeler sonucunda, 1998 yılında 225.226 olan perakendeci sayısı 2006
yılında 203.218’e düşmüştür. Bu durum, bakkalların sayısındaki düşüşten
kaynaklanmıştır. Tablo 2’den görüleceği üzere 2000 yılında 136.763 olan bakkal
sayısı 2006 yılında 116.857’ye gerilemiş, buna karşılık hipermarket ve zincir
mağazaların sayısı 2135’ten 6474’e yükselmiştir (Tek ve Orel, 2006:28). Pazar
payları açısından bakılınca değişim daha net ortaya çıkmaktadır. Hiper, zincir ve
süpermarketlerin 2005 yılı itibariyle pazar payları (%33,1) neredeyse bakkalların
pazar paylarını (%36,4) yakalamıştır (Tek ve Orel, 2006:28). Türkiye’dekine
benzer durum Avrupa’da da görülmektedir. Şehir planlaması, rekabetle ilgili
düzenlemeler, tüketici davranışları, nüfus yoğunluğu gibi unsurların etkilediği
Avrupa perakendecilik sektöründe büyük perakendeciler önemli büyüklük ve
rekabet üstünlüğüne sahip olmuşlardır (Bell, 2003: 31).
Perakendecilik sektörünün çevresel ve tarihsel etkiler açısından 5 temel unsur
Türk perakendecilik sektörünü şekillendirmiştir (Özcan, 1997: 64-72). Birinci
unsur, Türk perakendeciliğinde uzmanlaşma evrimidir. Bu evrim, her şeyin
satıldığı dükkânlardan ihtisas mağazacılığına uzanan sürecin bir parçasıdır.
İkincisi, 1980'lerdeki ekonomik büyüme ve liberalleşme politikalarının, pazarı
yabancı mallara, hizmetlere ve yatırımcılara açmasıdır. Üçüncüsü, yeni teknoloji
ve işletme tekniklerinin erişilebilirliğini arttırması ve dolayısıyla büyük
perakendeciliğin fizibilitesinin olumlu yönde etkilenmesidir. Dördüncüsü,
çokuluslu, özellikle Avrupa kökenli perakendecilerin Güney Avrupa pazarına
duydukları ilginin artmasıyla beraber, gelişmiş çalışma yöntemlerinin Türk
pazarına da girmesini sağlamasıdır. Nihayet, harcanabilir gelirin artması ve
çağdaşlığa ya da batılılığa özenme ile birlikte, kentli orta ve üst sınıflarda yeni
tüketim biçimlerinin ortaya çıkmasıdır. Dünya genelinde son yıllarda gözlenen en
önemli gelişmelerden biri olan küreselleşen perakendecilikte Türkiye de yer
almaktadır. Bu anlamda ise gerek iç gerek dış satın almalar, birleşmeler ve
doğrudan yatırımlar hız kazanmıştır. Türkiyede son yıllarda görülen en önemli
219
perakendecilik hareketi de içsel olarak büyük perakendecilerin birleşmesidir. Bu
bir perakendecinin, yoğun rekabet karşısında karının ve devamlılığının
sağlaması açısından yaptığı bir stratejidir (Azabağaoğlu ve Dursun, 2008: 2).
Tablo 3. Türkiye’deki Perakendeciliğin Son Yıllardaki Değişimi
2006
2007
Milyar
Dolar
Milyar
Dolar
Toplam Ciro
136,9
150
Geleneksel Perakende
88,9
65%
93
62%
Organize Perakende
48
35%
57
38%
Gıda Perakendeciliği
72,3
52,8%
100%
80
53,3%
100%
Geleneksel Gıda
Perakendeciliği
56,3
41,1%
77,8%
58
38,7%
72,5%
Organize Gıda
Perakendeciliği
16
11,7%
22,2%
22
14,6%
27,5%
Gıda dışı
Perakendecilik
64,6
47,2%
100%
70
46,7%
100%
Geleneksel Gıda dışı
Perakendecilik
32,6
23,8%
50,5%
35
23,35%
50%
Organize Gıda şı
Perakendecilik
32
23,4%
49,5%
35
23,35%
50%
Bin Kişi
Bin
Kişi
Toplam İstihdam
2500
2800
Geleneksel Perakende
2200
2440
Organize Perakende
300
360
Kaynak: www.ampd.org
3.BAKKALLARIN REKABET AÇISINDAN
DEĞERLENDĠRĠLMESĠ: ĠZMĠR ÖRNEĞĠ
3.1. AraĢtırmanın Konusu
Araştırmanın konusu bakkalların mevcut durumlarının yanında içinde
bulundukları rekabet koşullarının analiz edilmesi ve rekabetin işletmeler
üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Bu konuya uygun olarak İzmir’de faaliyet
220
gösteren bakkalların profillerinin çıkartılması, farklı ölçekteki rakiplerin çalışma
konusu dâhilindeki işletmeler üzerindeki etkileri, farklı semtlerde yerleşik
işletmeler arasında belirli konular açısından farklar olup olmadığı, işletmelerin
rekabet gücünü etkileyen faktörlerin neler olduğunun ortaya çıkarılması,
işletmelerin kendilerini değerlendirmelerini ve çevrelerini algılama ve
değerlendirmelerinin belirlenmesi gibi unsurlar konu edilmiştir. Bu bilgiler
çerçevesinde bakkalların rekabet güçlerini olumlu ve olumsuz yönde
etkileyebilecek unsurlar belirlenerek organize perakendecilik sektöründeki
gelişmeler dikkate alınmak suretiyle SWOT tekniği ve Porter’in “Beş Güç
Analizi” temel alınarak çeşitli yönleriyle analize tabi tutulmuştur.
3.2. AraĢtırmanın Amacı
Araştırmanın amacı perakendeci işletmelerin en küçük birimini oluşturan
bakkalların mevcut durumlarının yanında içinde bulundukları rekabet koşullarının
analiz edilmesi ve rekabetin işletmeler üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Bu
yönüyle keşfedici bir araştırma niteliği taşımaktadır.
3.3. Örnekleme Süreci
Resmi Bakanlık onaylı Türkiye Bakkallar ve Bayiler Federasyonuna kayıtlı
235,000 bakkal esnafı, diğer odalar dahil resmi olmayan verilere göre Türkiye’de
300,000 civarında bakkal esnafı kayıtlıdır. İzmir’de 25.07.2008 tarihi itibariyle
sicilde kayıtlı tekel bayii, bakkal ve market mesleği altında faal olan 21,000 esnaf
mevcuttur. İzmir Bakkallar ve Bayiler Odasına kayıtlı faal üye sayısı 5186 esnaf
mevcuttur. Çalışma kapsamında1282 işletme sahibi ve/veya faal olarak işleten
kişilerle yüz yüze görüşülmüştür. Araştırmada alan örneklemesi yöntemi
kullanılmıştır. Semtler yüksek-orta-düşük gelirli semtler olarak ayrılmıştır.
Örneklemede İzmir Bakkallar ve Bayiler Odasında kayıtlı bakkalların semtlere
göre dağılımı esas alınmıştır. İzmir merkezinde semtlerin gelir dağılımı
merkezden ve deniz kıyısından uzaklaştıkça azalmaktadır.
3.4. Verilerin Toplama Yöntemi
Bakkalların mevcut durumlarının yanında içinde bulundukları rekabet koşullarının
analiz edilmesi ve rekabetin işletmeler üzerindeki etkilerinin belirlenmesine
yönelik bu çalışmada anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan anket
üç bölümden oluşmaktadır. Anketin ilk bölümünde letmelerin genel profilinin
çıkarılması amaçlanmıştır.
Anketin ikinci bölümünde ise işletmelerin faaliyetlerinde karşılaştıkları sorunlar,
müşterileriyle olan ilişkileri, içinde bulundukları rekabet koşulları ve bu rekabet
çerçevesinde güçlü ve zayıf yönleriyle karşılarındaki tehdit ve fırsatlar
belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise işletmecilerin kişisel profilinin
çıkarılması amaçlanmıştır. Elde edilmek istenen veriler için çoktan seçmeli
sorular, iki şıklı sorular ve 5’li likert ölçeğinden oluşan sorular ve işletmecilerin
genel profili ile demografik özelliklerini belirlemek için nominal ölçekte
221
hazırlanan sorulara yer verilmiştir. Anketin son halini almasından önce 35 bakkal
ile görüşmeler yapılmıştır ve kendilerinden alınan görüşler sonucunda ankete
son hali verilmiştir. Anketler Mayıs-Aralık 2008 dönemini kapsayan 6 Ayda
yapılmıştır. Araştırmada toplam 1282 anket elde edilmiştir ancak 68 anket eksik
doldurulma vb. nedenlerle değerlendirme dışı kalmıştır. Değerlendirilmeye
alınan anket sayısı 1214’tür.
3.5. Verilerin Analizi ve Değerlendirilmesi
Araştırma sonucunda elde edilen bulgular araştırmanın amaçları doğrultusunda
analiz edilmiştir. Bu bağlamda çok değişkenli istatistiksel analizlerden
yararlanılmıştır. Öncelikli olarak araştırmada kullanılan değişken gruplarının
güvenilirlikleri hesaplanmıştır. Her değişken grubu kendi arasında
değerlendirilmiştir.
3.6.1. Güvenilirlik Analizi
Tutarlı bir ölçümün güvenilirliği, ölçeği oluşturan değişkenler setinin sel
tutarlılığı veya içsel homojenitesi ile ilgilidir. Bir değişkenler setinin içsel
tutarlılığını değerlendirmede yaygın olarak Cronbach’s Alpha güvenilirlik
katsayısı kullanılır. Cronbach’s Alpha için alt limit değeri 0.70 olarak kabul
edilmiştir. Keşfedici araştırmalarda ise 0.0 kabul edilir bir Cronbach’s Alpha
değeridir. Buradan hareketle cevaplayıcıların eğilimlerini ölçmek amacıyla
oluşturulmuş ölçeklerin güvenilirlik analizleri aşağıdaki gibidir.
Ölçek 1
Cronbach's
Alpha
N of Items
0,796
5
Ölçek 2
Cronbach's
Alpha
N of Items
0,722
5
Ölçek 3
Cronbach's
Alpha
N of Items
0,720
6
Ölçek 4
Cronbach's
Alpha
N of Items
0,831
9
Ölçek 5
Cronbach's
Alpha
N of Items
0,765
8
Ölçek 6
Cronbach's
Alpha
N of Items
0,713
4
Ölçek 7
Cronbach's
Alpha
N of Items
0,791
11
Ölçek 8
Cronbach's
Alpha
N of Items
0,749
10
222
3.6.2. Örnek Karakteristikleri
Araştırmaya konu olan işletmelere ait özellikleri tanımlayabilmek amacıyla çeşitli
sorulara ilişkin frekans dağılımları incelenmiştir.
3.6.2.1. Demografik özellikler
Örnek karakteristiği hakkında bilgi vermek amacıyla anket uygulaması sırasında
cevaplayıcılara demografik özelliklerine ilişkin sorular sorulmuştur. Sorulara
verilen yanıtlara göre demografik özellikler şöyledir:
Cevaplayıcıların yaş dağılımı 19 ile 73 arasında değişmekle birlikte, yaş
ortalamasına bakıldığında ortalamanın 38,46 olduğu görülmektedir.
İşletmecilerin nispeten genç yaşlarda yoğunlaştığı belirlenmiştir (çarpıklık
0,467).
Tablo 4. Ankete Katılanların Yaş Dağılı
N
Ortalama
Std. Sapma
Çarpıklık
Yaş
1214
38,46
10,673
0,467
Tablo 5. Ankete Katılanların Cinsiyet Dağılımı
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Erkek
1074
88,46
88,46
Kadın
140
11,53
100
Toplam
1214
100
Tablo 5 incelendiğinde araştırmaya katılan 1214 işletmeyi içeren örneklem
büyüklüğünün %88,46’sını oluşturan 1074 kişisinin erkek, %11,53’ünü oluşturan
140 kişisinin ise kadın olduğu belirlenmiştir.
Cevaplayıcıların eğitim seviyesi ilkokul ile yüksek lisans arasında değişmektedir.
Dağılıma bakıldığında katılanların %20,76’sı ilkokul (252 kişi), %20,59’u ortaokul
mezunu (250 kişi), çoğunluğu oluşturulan %42,83’ü lise mezunu (520 kişi),
%15,82’si üniversite ve lisansüstü mezunudur (192 kişi).
Tablo 6. İşletmecilerin Eğitim Durumu
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
İlkokul
252
20,76
20,76
Orta
250
20,59
41,35
Lise
520
42,83
84,18
Üniversite ve
Üstü
192
15,82
100,00
Toplam
1214
100,00
223
Araştırmada yer alan semtler gelir düzeylerine göre gruplandırıldıktan sonra
ortaya çıkan dağılımda katılanların %27,59’u yüksek gelirli semtlerde (335
işletme), çoğunluğu oluşturan %42,26’sı orta gelirli semtlerde (513 işletme),
%30,15’i düşük gelirli semtlerde (366 işletme) faaliyet göstermektedir. Bu
dağılım yüzdesel olarak bakkallar ve bayiler odası üyelerinin semtlere göre
dağılımıyla paralellik göstermektedir.
Tablo 7. İşletmelerin Semtlere Göre Dağılı
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Yüksek Gelirli Semtler
335
27,59
27,59
Orta Gelirli Semtler
513
42,26
69,85
Düşük Gelirli Semtler
366
30,15
100,00
Toplam
1214
100,00
İşletmelerin faaliyet süreleri incelendiğinde işletmelerin üçte ikisinden fazlasında
işletmecilerin mevcut işletmelerini 1 ila 10 yıldır çalıştırdıkları görülmektedir.
Tablo 8. İşletmelerin Faaliyet Süreleri
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
1-5 yıl
552
45,47
45,47
6-10 yıl
320
26,36
71,83
11-15 yıl
167
13,76
85,58
16-20 yıl
84
6,92
92,50
20 yıldan fazla
91
7,50
100,00
Toplam
1214
100,00
İşletmelerde çalışan sayısı açısından değerlendirme yapıldığında tek kişinin
çalıştığı işletmeler toplam işletme sayısının yarısından fazladır.
Tablo 9. İşletmelerde Çalışan Sayıları
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif
Yüzde
Tek Başına Çalışıyor
681
56,10
56,10
1-2 Kişi
425
35,01
91,10
3-4 Kişi
95
7,83
98,93
5 ve Daha Fazla Çalışan
13
1,07
100,00
Toplam
1214
100,00
İşletmeler hukuki statüleri açısından değerlendiğinde ezici çoğunluğunun gerçek
kişi işletmesi olduğu görülmektedir. Bu durum işletmenin ömrünün işletme
sahibinin (işletmeci) ömrüyle sınırlı olduğunu göstermektedir.
224
Tablo 10. İşletmelerin Hukuki Statüsü
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Gerçek Kişi
İşletmesi
1060
87,31
87,31
Adi Ortaklık
72
5,93
93,25
Ltd Şirketi
82
6,75
100,00
Toplam
1214
100,00
3.6.2.2. İşletmelerin Faaliyetleri İle İlgili Özellikler
İşletmelerin faaliyetleri ile ilgili bulgular tablo 11 ve tablo 12’de sunulmuştur.
Tablo 11. İşletmecilerin Mevcut İşletmelerindeki Faaliyetlerinden Önceki
Ekonomik Faaliyetleri
Sıklık
Geçerli
Yüzde
Kümülatif
Yüzde
İlk defa bu işle çalışma hayatına başladım
358
29,49
29,49
Özel sektörde bir işyerinde çalışmaktaydım
350
12,11
41,60
Aynı alanda başka bir işletmede
çalışmaktaydım
147
28,83
70,43
Farklı bir sektörde kendime ait işletmem
vardı
130
4,53
74,96
Emekli olarak işe başladım
106
10,71
85,67
Diğer
66
8,73
94,40
Kamu sektöründe bir işyerinde
çalışmaktaydım
55
0,16
94,56
İstifa edip işe başladım
2
5,44
100,00
Toplam
1214
100,00
İşletmecilerin verdiği yanıtlar ışığında üçte bire yakın bölümünün ilk defa bu işle
çalışma hayatına başladığı görülmektedir, yine benzer oranda işletmecinin aynı
alanda başka bir işletmede çalıştığını belirtmiştir. Dikkat edilmesi gereken diğer
bir husus da işletmecilerin bağımsız çalışma arzuları doğrultusunda
işletmelerinde faaliyet göstermeye başladıklarıdır.
Satışlar ve karların zaman içindeki değişimine bakıldığında işletmelerin yarıya
yakını satışların son üç yıl içinde azaldığını, bu orandan biraz fazla oranın da
karların düştüğünü belirtmektedir.
225
Tablo 12. Faaliyette Bulunulan İşletmelerde İşletmecilerin Mevcut İşe Başlama
Amacı
Sıklık
Geçerli
Yüzde
Kümülatif
Yüzde
Kendime ait işyerim olması için (bağımsız
çalışma arzusu)
846
69,69
69,69
Çalıştığım yerden ayrıldığım ve başka
bulamadığım için
102
8,40
78,09
Emeklilikten sonra ek gelir elde etmek için
144
11,86
89,95
Diğer
122
10,05
100,00
Toplam
1214
100,00
Tablo 13. Son Üç Yılda Satışların Seyri
Satışlar
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Arttı
285
23,48
23,48
Değişmedi
337
27,76
51,24
Azaldı
592
48,76
100,00
Toplam
1214
100,00
Tablo 14. Son Üç Yılda Karın Seyri
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Artti
279
22,98
22,98
Degismedi
316
26,03
49,01
Azaldi
619
50,98
100
Toplam
1214
100
İşletmelerin en çok gelir elde ettikleri ürün grupları incelendiğinde yoğunlukla
Tütün Mamulleri, Abur-Cubur, zlı Tüketim Maddeleri, Alkollü İçecekler,
Alkolsüz İçecekler, Temel Gıda Ürünleri oluşturmaktadır. Satılan ürün
gruplarının yoğunluğuna bakıldığında belirli ürün gruplarında yoğunlaşma
görülmekle birlikte işletmelerin önemli bölümü ürün çeşitlerinin yeterli olduğunu
belirtmektedirler. İşletmelerin yarıya yakını ürün çeşitlerinin son üç yıl içinde
arttığını belirtmektedir, ürün çeşitlerinin artışı aynı ürün kategorisindeki ürünlerin
(örn. Sigara, alkollü içki vb) marka ve ürün çeşitlerinin artmasından
kaynaklandığına dikkat edilmelidir. Ürün çeşitlerinin artışı yanında işletmelerinin
sadece üçte birlik bir bölümü müşteri sayısının arttığını belirtmektedir.
226
Tablo 15. En Çok Gelir Elde Edilen 5 Ürün Grubu
Sıklık
Tütün Mamulleri
1084
Abur-Cubur
894
Hızlı Tüketim Maddeleri
886
Alkollü İçecekler
829
Alkolsüz İçecekler
749
Temel Gıda Ürünleri
683
Çerez
296
Gazete, Dergi vb
191
Temizlik Maddeleri
190
Şarküteri ve Kümes Hayvanları
71
Diğer
41
Kağıt Ürünleri
38
Kırtasiye
14
Kozmetik Ürünleri
13
Oyuncak, Evcil Hayvan ve Hobi ürünleri
5
İşletmelerin müşteri sayılarındaki son üç yıldaki değişim incelendiğinde
işletmelerin yaklaşık üçte biri müşteri sayısının arttığını belirtmiştir. Üçte biri ise
müşteri sayısının azaldığını belirtmektedir.
Tablo 16. Müşteri Sayılarındaki Son Üç Yıldaki Değişim
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Arttı
371
30,56
30,56
Değişmedi
431
35,50
66,06
Azaldı
412
33,94
100,00
Toplam
1214
100,00
İşletmelerin yaklaşık üçte ikisi (%60,05) işletmelerinde sattıkları ürün çeşitlerinin
yeterli olduğunu belirtmiştir ve bunun yanında hemen hemen yarısı ürün
çeşitlerinin son üç yılda arttığını ifade etmiştir.
Tablo 17. Ürün Çeşitlerinin Yeterliliği
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Ürün çeşitleri yeterli
729
60,05
60,05
Ürün çeşitleri yetersiz
485
39,95
100,00
Toplam
1214
100,00
227
Ürün çeşitlerindeki değişikliğin en önemli nedeni ürün dizisiyle ilgili faaliyetlerdir.
Firmalar satışa sundukları ürün dizilerinde uzatma ya da doldurma kararlarıyla
ürün dizisinin genişliğinin artırmaktadırlar.
Tablo 18. Ürün Çeşitlerinin Son Üç Yılda Değişimi
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Arttı
588
48,43
48,43
Değişmedi
455
37,48
85,91
Azaldı
171
14,09
100,00
Toplam
1214
100,00
Ürün gruplarının satışlar içindeki paylarının değişme nedenleri incelendiğinde
yoğun şekilde etkili olana faktörlerin başında rekabet gelmektedir. 506 letme
rekabet koşullarının zorlaması nedeniyle ürün gruplarının toplam satışlar içindeki
paylarının değiştiğini belirtirken bu faktörü müşterilerin tercihlerindeki değişim
izlemektedir (489 işletme), karların azalması (402 işletme) ve ürün çeşitlerini
gözden geçirme ihtiyacı da (391 işletme) işletmelerin sattığı ürün gruplarının
satışlar içindeki paylarının değişme nedenleri arasındadır.
Tablo 19. Satılan Ürün Gruplarının Satışlar İçindeki Payları
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Değişti
630
51,89
51,89
Değişmedi
584
48,11
100,00
Toplam
1214
100,00
İşletmelerin tedarikçileri incelendiğinde ilk rada toptancıların olduğu
görülmektedir. Ancak dikkat edilmesi gereken husus büyük perakendecilerin
sadece perakende satışlarla kalmayıp küçük perakendecilerin de tedarikçileri
haline gelmekte olduklarıdır.
Tablo 20. İşletmelerin Tedarikçileri
Sıklık
Toptancılar
1196
Üreticiler
986
Büyük Perakendeciler
913
Küçük Perakendeciler
897
Diğer
101
İşletmenin faaliyetleri sırasında ilgili karşılaşılan sorunlardan yüksek derecede
etkili olanlar incelendiğinde ilk sırayı zincir perakendecilerden (büyük marketler)
kaynaklanan rekabet almaktadır (1075 işletme), vergilerin yüksekliği de 918
228
işletme tarafından yüksek derecede sorun oluşturan faktörler arasında
belirtilmiştir. Satışlar sonucunda elde edilen karların düşüklüğü de yüksek vergi
oranlarına çok yakın oranda sorun olarak belirtilmiştir (900 işletme). Ekonomik
faaliyetler için yeterli derecede teşvik ve muafiyetlerin olmayışı da işletmelerin
yarısından fazlası tarafından (684 işletme) yüksek derecede sorun olarak
algılanmaktadır. Sorun olarak belirtilen ancak son sırada yer alan bir başka
unsur uygulanan vergi ve faaliyet alanı ile ilgili olan kanunlar hakkında bilgi
sahibi olunmamasıdır. İşletmelerin üçte birinden azı (370 işletme) bu konudan
şikâyetçi olmaktadır.
İşletmelerin mevcut müşterileri dikkate alındığında kendilerini değerlendirmeleri
sonucunda müşterilerin işletmelerini tercih etmelerini etkileyen faktörlerin
başında müşterileriyle kurdukları yakın ilişkiler gelmektedir. İşletmelerin büyük
çoğunluğu (1068 işletme toplamın %88.19’u) müşterilerle kurulan yakın ilişkilerin
müşteri bağlılığını sağladığını belirtmiştir. İşletmenin konumu (faaliyet gösterdiği
yer) ve çalışma saatlerinin müşteriye yönelik olarak uygun olması (sırasıyla 983
ve 851 işletme) müşterilerin işletmelere olan bağlılığını olumlu yönde etkileyen
faktörler olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Müşterilere sağlanan ödeme
kolaylıkları (veresiye alışveriş) organize perakendecilerle kıyaslandığında
müşteri tercihlerinin bakkallara yönelik olmasını sağlayan nedenler arasındadır
(758 işletme). Bunun yanında erişim açısından ortaya çıkan kolaylığın ve
işletmenin niteliğinin getirdiği hizmet hızı yine müşterilerin tercihinin bakkallara
yönelik olmasını sağlamıştır. Fiyatların diğer işletmelere göre uygunluğu
işletmelerin sadece yarısı tarafından olumlu bir faktör olarak belirtilmiştir (613
işletme).
İşletmecilerin gözünden müşterilerin kendilerini yoğun olarak tercih etmeme
nedenlerine bakıldığında ilk üç sırayı bakkal niteliğindeki işletmelerin
özelliklerinden kaynaklanan unsurlar olduğu görülmektedir, şöyle ki, ilk üç
sırada işletmenin küçüklüğü (404 işletme), ürünlerin teşhir edilememesi (387
işletme), ve ürün çeşitlerinin azlığı (372 işletme) gibi faktörlerin etkili olduğu
görülmektedir. Bu faktörleri özellikle bakkalların modernlikten uzak olarak
nitelendirilebilecek imajı (242 işletme), organize perakendecilerin bankalarla
işbirliği yaparak sunduğu ödeme kolaylıklarını bakkalların uygulayamaması (233
işletme), fiyatların göreceli olarak yüksek olması (229 işletme), müşterilerin
erişimine uygun olmayan konum (156 işletme), müşterilerin arzu ettiği saatlerde
faaliyet gösterememe (144 işletme) izlemektedir. İşletmelerin %10’a yakın küçük
bir bölümü faaliyetlerinde yavaş davranmanın kendilerini olumsuz etkilediğini
belirtmiştir (104 işletme).
3.6.3. İşletmelerin Rekabetle İle İlgili Özellikleri
Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere işletmelerin dörtte birlik bölümü
rakip işletmelerin faaliyetlerini takip edemediğini belirtmektedir. İşletmelerin
sadece üçte biri rakip işletmelerin faaliyetlerini takip ettiğini belirtmektedir. Rakip
işletmelerin faaliyetlerinin takip edilmesi bakkalların faaliyetlerini
229
düzenlemelerini ve rekabet avantajı kazanmalarını sağalama açısından olumlu
etkiler yaratacaktır.
Tablo 21. Rakip İşletmelerin Faaliyetlerini Takip Etme
Sıklık
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
Takip Ediyorum
421
34,68
34,68
Kısmen Takip Ediyorum
498
41,02
75,70
Takip etmiyorum
295
24,30
100,00
Toplam
1214
100,00
İşletmelerin kendilerine yönelik algıladığı tehditlerde ilk sırayı (1061 işletme)
büyük perakendecilerin (Hipermarket/Süpermarket zincirleri) varlığı almaktadır,
büyük perakendecilerin de etkisinin büyük olduğu gelir-kar oranlarının düşmesi
de algılanan tehditler arasında ikinci sırayı almaktadır (981 işletme). Bakkallarla
benzer büyüklükteki işletmelerin, diğer bir deyişle diğer bakkalların varlığı ve
gelecekte açılma ihtimali işletmelerin algıladığı tehditler açısından üçüncü sırayı
almaktadır (961 işletme) . İstatistiklerin de desteklemekte olduğu özellikle son
10 yıl içinde bakkalların rakip işletmelere pazar paylarını kaptırması işletmelerin
üçte ikisi tarafından (%66,64) tehdit olarak algılanmaktadır. Beşinci ve altıncı
sırayı alan finansal kaynak sıkıntısı ve işletmenin pazarı etkilemek için çok küçük
olması benzer sayıda işletme tarafından (722 ve 686 işletme) algılanan tehditler
olarak belirtilmektedir. İşletmeler satın alınma tehlikesine karşı koyma gücüne
sahip olmamayı da tehdit olarak algılasalar da üçte bir dolayında işletme bu
faktörü tehdit olarak algılamaktadır (459 işletme). Üçte birden az işletme ise kötü
kalitedeki ürünlerin kendilerine tehdit olarak yönelebileceğini düşünmektedir
(%29.21).
İşletmelerin kendilerine rakip olarak gördükleri işletmelerde ilk sırayı (1092
işletme) büyük perakendecilerin (Hipermarket/Süpermarket zincirleri)
almaktadır, mevcut büyük perakendecilerin yanında gelecekte açılma ihtimali
olan büyük perakendeci niteliğindeki işletmeler de işletmelerin dörtte üçünden
fazlası (%76,85) tarafından önemli rakipler olarak görülmektedir. Yine benzer
oranda işletme (%74,79) kendi ölçeğindeki mevcut diğer işletmeleri kendilerine
rakip olarak görürken gelecekte açılma ihtimali olan benzer işletmeleri gelecekte
açılma ihtimali olan büyük perakendeci niteliğindeki işletmelere kıyasla daha az
önemli rakip olarak görmektedirler (%63,92).
İşletmelerin kendilerine rekabet avantajı sağlayabileceğini düşündükleri
konuların başında soyut unsurların bulunması dikkat çekicidir. Bu çerçevede
müşterilerle yakın ilişkiler (1095 işletme) ve hizmet kalitesinin artırılması (972
işletme) yüksek oranda rekabet üstünlüğü sağlanabilecek faktörler arasında
belirtilmiştir. Son yıllarda büyük perakendecilerin (Hipermarket/Süpermarket
zincirleri) tedarik ve satış politikaları sonucunda ürün fiyatları açısından avantajlı
hale gelmeleri bakkalları ciddi şekilde etkilemiştir. Bu noktadan hareketle
230
bakkalların dörtte üçü (917işletme) düşük fiyatlı ürünlerin kendilerine rekabet
avantajı sağlayabileceklerini düşünmektedir. Girişimcilik ve işletme başarısını
sağlayan önemli faktörler arasında gösterilen çevresel değişikliklere hazırlıklı
olma ve bu değişikliklere yenilikçilik ve esneklikle yaklaşabilme ile iyi bir fırsattan
yararlanmaya hazır olabilme özellikleri işletmeciler açısından rekabet avantajı
sağlayabilecekleri konular arasında önde gelmektedir (sırasıyla 892 ve 862
işletme). Vergi oranlarından girdi maliyetlerine kadar çeşitli alanlardaki düşük
maliyetler de rekabet avantajı sağlayabilecek unsurlar arasındadır. Artan tüketici
sayısı ve tüketicilerin işletme ve işletme ürün/hizmetlerinden beklentilerindeki
artış da işletmelerin pazardaki gidişatı rakiplerinden daha iyi sezmesi yoluyla
işletmeye olumlu sonuçlar getirmesi açısından önemli konular olarak
değerlendirilmiştir (sırasıyla %68,61 ve %65,53). İşletmelerin üçte ikiye yakın
bölümü (743 işletme) piyasadaki ortalama kar seviyelerinden daha yüksek kar
seviyelerine sahip olmanın kendilerine ekonomik faaliyetlerinde esneklik ve
rahatlık sağlayacağını düşünmektedir. Bakkallara rekabet açısından üstünlük
sağlayacağı düşünülen ortak tedarik politikaları (diğer işletmelerle ortak mal
satın alma) ve ortak satış politikaları oluşturmanın en son sıralarda yer
almaktadır (sırayla 484 ve 464 işletme). İşletmelerin rekabet açısından avantajı
sağlayabileceğini düşündüklerini unsurlar arasında fiziksel olmayan unsurların
gelmesi dikkat çekicidir. Bu durum işletmelerin rekabet avantajı elde etmede
maddi unsurların yanında maddi olmayan unsurlara da önem verdiklerini
göstermektedir.
İşletmelerin kendilerine rekabet avantajı sağlayabileceklerini düşündüğü
unsurların yanında rekabet güçlerini olumsuz yönde etkileyen unsurlar arasında
maddi olanların yüksek oranlarda olması önemlidir. Büyük perakendecilerin
(Hipermarket/Süpermarket zincirleri) büyük miktarlarda alımlar yapması
sonucunda tedarikçilerin alım büyüklüğüne bağlı olarak fiyat indirimi ve uygun
vade yapılması bakkalları olumsuz etkilemektedir (993 işletme). Çevredeki
benzer iş alanında faaliyet gösteren işletmelerin varlığı işletmelerin %78,33’ü
tarafından olumsuz olarak nitelendirilmektedir. Özellikle büyük perakendecilerin
oluşturduğu rakip işletmelerin müşterilere promosyon vb kampanyalar
yapması ve üreticiden doğrudan alım yapmaları işletmeler tarafından olumsuz
karşılanmaktadır (sırasıyla 924 ve 904 işletme). Yine özellikle büyük
perakendecilerin mağaza olarak büyük ölçekli olmalarından kaynaklanan ürün
çeşitlerinin fazla olması da rekabet gücünü olumsuz etkileyen faktörler açısından
önemlidir (771 işletme). Özellikle küçük işletmeleri büyük işletmelerin
rekabetine karşı korumak amacıyla hazırlanan “Büyük Mağazalar Yasa Tasarısı”
başta olmak üzere talep edilen diğer yasal düzenlemelerin yapılamaması ve
diğer uygulamalar işletmelerin yarısından fazlası (%58,52) tarafından rekabet
güçlerini olumsuz olarak etkileyen faktörler arasında gösterilmektedir. Ölçek
küçüklüğü ve diğer nedenlerden dolayı başta finansal kaynak temini olmak
üzere finansal zorluklar işletmeler için sıkıntı yaratmaktadır (%54,97).
İşletmelerin hemen hemen yarı meslek örgütlerinin yetersizliğinden
şikayetçidir (%49,83). Rakip işletmelerin çalışma saatlerinin ve günlerinin daha
fazla olması büyük perakendecilerle ilgili yasal düzenleme taleplerinin
gerekçelerinden biridir, 497 işletme başta büyük perakendeciler olmak üzere
231
rakip işletmelerin çalışma saatlerinin ve günlerinin fazla olmasından şikâyet
etmektedirler. İşletmelerin rekabet gücünü olumsuz etkileyen unsurlar içinde
tedarikçilerin ürünleri teslim etmelerindeki sorunlar en son sırada yer almaktadır
(443 işletme).
3.6.4. İlişki ve Farklılık Testleri
Araştırmada belli değişkenler arasındaki ilişkileri ve farklılıkları tanımlayabilmek
için çapraz tablolar, korelasyon, ki-kare ve Anova testlerinden yararlanılmıştır.
Araştırmada yapılan testlerin sonuçları aşağıdaki gibidir.
İşletmecilerin yaşları açısından işe başlama amaçları arasında fark olup olmadığı
incelendiğinde %95 güvenilirlik aralığında işletmecilerin yaşları açısından işe
başlama amaçları arasında farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır (F=38,452 d.f.=2
p=0,000). Buna göre (Pearson r=0,000 n=1214 p=0,000) işletmecilerin yaşları
düştükçe bağımsız çalışma arzusu ile mevcut işletmelerinde ekonomik
faaliyetlere başladıkları anlaşılmaktadır; bununla birlikte başka iş bulamadığı için
mevcut işletmelerinde ekonomik faaliyet göstermeye başlayanlar orta yaş
grubunda yoğunlaşmaktadır. İşletmecilerin eğitim düzeyleri açısından işe
başlama açısından farklılıklar olup olmadığı incelendiğinde %95 güvenilirlik
aralığında farklılıklar tespit edilmiştir (F=3,052 d.f.=3 p=0,028). Buna göre başka
iş bulamadığı için bakkallığı seçenlerin oranı eğitim düzeyi düştükçe artmaktadır.
Bağımsız çalışma arzusu ise eğitim düzey arttıkça artış göstermektedir (Pearson
r=0,450 n=1214 p=0,001). İşletmecilerin faaliyetlerinde karşılaştıkları sorunların
eğitim düzeylerine göre farklılık gösterip göstermediğiyle ilgili olarak yapılan
analizde vergi tutarlarından şikâyetçi olunmasına göre işletmeciler arasında
%95 güvenilirlik düzeyinde farklılıklar bulunmaktadır (F=5,471 d.f.=3 p=0,001);
buna göre eğitim düzeyi düştükçe toplam vergi tutarlarının yüksekliğinden
şikâyetçi olan işletmelerin sayısı artmaktadır (Pearson r=0,009 n=1213
p=0,031). Yine %95 güvenilirlik düzeyinde işletmecilerin eğitim düzeyleri ile
müşterilerin işletmeleri tercih etmelerini etkileyen faktörler arasında fark olup
olmadığı incelendiğinde işletmenin konumu açısından faklılıklar tespit edilmiştir
(F=5,599 d.f.=3 p=0,001). Bu veriler ışığında işletmecilerin eğitim düzeyleri
yükseldikçe işletmelerin konumlarının müşterilerin işletmelerini tercih etme
açısından daha fazla yüksek oranlarda olduğunu belirlenmiştir (Pearson r=0,034
n=1209 p=0,028).
Müşterilerin işletmelerden alışveriş yapmama nedenleri açısından işletmecilerin
eğitim düzeyleri arasında farklılıklar olup olmadığı konusunda yapılan analizde
%95 güvenilirlik aralığında üç konuda farklılıklar görülmüştür. Bunlardan ilki
işletmelerde verilen hizmetin yavaş olmasının yarattığı tercih edilmeme
durumudur. Bu konuda eğitim düzeyine göre farklılıklar bulunmuştur (F=2,611
d.f.=3 p=0,050). İkinci olarak araştırmaya dâhil olan işletmelerde işletmenin
konumu açısından eğitim düzeyleri arasında farklılıklar tespit edilmiştir (F=3,194
d.f.=3 p=0,023). Son olarak işletmenin olumsuz imaja sahip olması açısından
bakıldığında ise yine işletmecinin eğitim düzeyleri arasında farklılıklar tespit
edilmiştir (F=8,400 d.f.=3 p=0,001).
232
İşletmelerin kendileriyle aynı faaliyet alanında olan işletmelerin (bakkal, market,
süpermarket, hipermarket vb) faaliyetlerini izleyip inceleyebilmeleri açısından
işletmecilerin eğitim düzeyleri arasında farklılıklar belirlenmeye çalışıldığında ise
%95 güvenilirlik aralığında farklılıklar tespit edilmiştir (F=3,136 d.f.=3 p=0,025).
Buna göre işletmecilerin eğitim düzeyleri yükseldikçe aynı faaliyet alanında olan
işletmelerin (bakkal, market, süpermarket, hipermarket vb) faaliyetlerini izleyip
inceleme oranları artmaktadır (Pearson r=0,002 n=1214 p=0,002). İşletmelerin
algıladığı tehditler açısından işletmecilerin eğitim düzeyleri arasında farklılıklar
incelendiğinde %95 güvenilirlik aralığında rakip işletmelere pazar payının
kaptırılması, finansal kaynak sıkıntısı ve işletmenin pazarı etkilemek için çok
küçük olması gibi tehdit yaratan unsurlar işletmecilerin eğitim düzeyleri
açısından farklılıklar yaratarak öne çıkmaktadır. Bu farklılıkların ilkini oluşturan
rakip işletmelere pazar payının kaptırılması (F=2,869 d.f.=3 p=0,023) konusunda
eğitim düzeyi yükseldikçe (Pearson r=0,569 n=1211 p=0,027) pazar payının
kaptırılması konusundaki endişeler artmaktadır. Finansal kaynak sıkıntısı
açısından da işletmecilerin eğitim seviyeleri arasında farklar bulunmaktadır
(F=4,499 d.f.=3 p=0,020) eğitim seviyesi azaldıkça finansal kaynak sıkıntısından
endişe duyan işletmecilerin sayısı artmaktadır (Pearson r=0,072 n=1210
p=0,0504). İşletmelerinin küçük olmasından dolayı pazarı etkileyememe unsuru
açısından eğitim düzeyleri arasında farklar tespit edilmiştir (F=3,736 d.f.=3
p=0,011).
Araştırmada işletmecilerin eğitim durumları ile işleri hakkında gelecek
beklentileri arasında farklılık bulunup bulunmadığı da incelenmiştir. %95
güvenilirlik aralığında gelecek beklentileri açısından işletmecilerin eğitim
düzeyleri arasında farklılıklar tespit edilmiştir (F=3,267 d.f.=3 p=0,021). Buna
göre işletmecilerin eğitim düzeyi yükseldikçe işlerini büyütme eğilimleri
artmaktadır (Pearson r=0,009 n=1214 p=0,002). İşletmelerin faaliyet
gösterdikleri semtler açısından eğitim düzeyleri arasında fark olup olmadığı %95
güvenilirlik aralığında test edilmiştir. Yapılan test sonucunda farklılıklar tespit
edilmiştir (F=4,741 d.f.=3 p=0,003); gelir düzeyi düşük semtlerdeki bakkalları
işletenlerin eğitim düzeyi de düşük olarak belirlenmiştir (Pearson r=0,001
n=1214 p=0,005).
Tablo 22. İşletmelerin Gelecekle İlgili Beklentileri
Sıklık
Yüzde
Geçerli Yüzde
Kümülatif Yüzde
İşi Bırakmak
339
27,92
27,92
27,92
İşi Aynen Sürdürmek
487
40,12
40,12
68,04
İşi Büyütmek
388
31,96
31,96
100,00
Toplam
1214
100,00
100,00
Semtlere göre farklı unsurlara göre farklılıkların tespit edilmesine yönelik olarak
yapılan testlerde işletmecilerin gelecek beklentilerine göre faaliyet gösterilen
semtler arasında fark olup olmadığı incelenmiştir. İşletmelerin faaliyet gösterdiği
semtler ve işletmecilerin geleceğe yönelik bakış açıları arasındaki ilişkiler
233
incelendiğinde %95 güvenilirlik aralığında farklılıklar tespit edilmiştir (F=6,799
d.f.=2 p=0,001); işi büyütme eğiliminin düşük gelirli semtlerde faaliyet gösteren
işletmelerde daha yüksek olduğu görülmektedir. Yüksek gelirli semtlerde ise işi
aynen sürdürmek eğilimi ağırlık kazanmaktadır (Pearson r=0,008 n=1214
p=0,335).
Satışların son üç yıl içindeki değişimleri açısından işletmelerin gelecek
beklentileri arasında farklılıklar olup olmadığına bakıldığında %95 güvenilirlik
aralığında farklılıklar tespit edilmiştir (F=51,298 d.f.=2 p=0,000). Buna göre son
üç yılda satışlarını artıran işletmeler işlerini büyütme eğilimine girmektedirler
(Pearson r=0,000 n=1214 p=0,000). satışların son üç yıl içindeki değişimleri
açısından İşletmenin faaliyet gösterdiği yıllar arasında %95 güvenilirlik aralığında
farklılıklar tespit edilmiştir (F=23,455 d.f.=4 p=0,000). Bu farklılıklar ışığında daha
genç işletmelerin satışlarının arttığı tespit edilmiştir (Pearson r=0,000 n=1214
p=0,000). Yeni işletilmeye başlanan işletmelerin uzun yıllardır faaliyet gösteren
işletmelerin müşteri sayılarındaki istikrarla kıyaslandığında artış göstermesi
dikkat çekicidir. Buradan hareketle işletmelerin faaliyette bulundukları yıllara
göre işletmelerin müşteri sayılarındaki değişim olup olmadığı incelenmiştir.
Müşteri sayılarının değişmesinin işletmelerin faaliyet gösterdikleri yıllara göre
farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir (F=12,019 d.f.=4 p=0,000). Bu tespit
ışığında daha genç yaştaki işletmelerin son üç yıl içinde müşterilerini artırdıkları
gözlenmektedir (Pearson r=0,000 n=1214 p=0,000).
İşletmelerin faaliyet gösterdikleri yıllar ile gelecek beklentileri arasında farklılık
olup olmadığı incelendiğinde %95 güvenilirlik aralığında farklılıklar tespit
edilmiştir (F=10,946 d.f.=4 p=0,000). Buna göre faaliyet yılı olarak daha genç
işletmelerde geleceğe umutla bakma eğilimi artmaktadır (Pearson r=0,000
n=1214 p=0,000), daha genç işletmelerin işletmecileri işlerini büyütme
arzusundadırlar.
4. SONUÇ VE ÖNERĠLER
Perakendeciliğin en küçük birimi olan bakkallar, az ürün çeşidine sahip temel
gıda maddelerine öncelik veren yakın çevresine mal satan, malını farklı
kanallardan tedarik eden küçük işletmelerdir. Türkiye’de perakendecilik sektörü
halen büyümeye devam etmektedir. Kalite ve fiyat stratejilerini iyi kullanan
perakendeciler, pazarda yüksek paylara ulaşmaktadır. Bu durum özellikle büyük
perakendeciler ve organize perakendeciler için geçerlidir. Büyük
perakendecilerle rekabet etmek zorunda kalan küçük işletme niteliğindeki
bakkalların durumu özellikle son yıllarda daha olumsuz hale gelmektedir.
Bakkalların faaliyetlerindeki en önemli noktalardan birisi, şüphesiz, rekabet
edebilirlik düzeyleridir. Hipermarket ve süpermarketlerin şehir merkezlerine
kurulmaları, yakın çevrede bulunan küçük esnafın pazar payı neredeyse
ortadan kaldırmakta ve işyerlerinin kapatılması sonucunda işsizliğe neden
olmaktadır. Aynı şehirde ve bölgede çok fazla sayıda kurulmalarının yanı sıra
çalışma saatlerinde de bir kısıtlama bulunmayışı sorunun daha da büyümesine
yol açmaktadır.
234
Mevcut çalışma İzmir kent merkezinde farklı semtlerde yer alan bakkalların
ekonomik faaliyetleri çerçevesinde kendilerini değerlendirmeleri ile birlikte
rekabet çerçevesinde çeşitli unsurlara bağlı olarak özelliklerinin ve çevresel
algılamalarının belirlenmesi incelenmiştir. Çalışma bakkallara yönelik olarak
hazırlanan anket formunun yüz yüze yapılması yoluyla elde edilen verilerin
istatistiksel analizler yoluyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma bakkalların ekonomik
faaliyetlerinin gelişiminin yanında geleceğe bakışlarını belirleme amacını
taşımaktadır. Bu çerçevede bakkalların faaliyetlerine olumlu ve olumsuz etkide
bulunan maddi ve maddi olmayan faktörler ile birlikte bakkalların benzer ve farklı
ölçekteki işletmelerle aralarındaki rekabet ve bu rekabetin etkileri belirlenmeye
çalışılmıştır.
Bakkalların faaliyet gösterdikleri süreye bakıldığında işletmelerin büyük oranda
genç sayılabilecek işletmeler olduğudur, bu durum ezici çoğunluğu gerçek kişi
işletmesi niteliğinde bulunan bakkalların ekonomik ömrünün letmecisine bağlı
olduğunu göstermektedir. Bakkalların işletme olarak ömrünü belirleyen faktörler
arasında çalışan sayısı da belirlemektedir. Bakkalların yarısından fazlasının tek
başına çalışıyor olması işi yürütmenin zorluklarını da ortaya çıkarmaktadır.
Her ne kadar Bakkallar ve Bayiler Odası kayıtlarına göre işletmelerin
sahiplerinden önemli kısmı yasal olarak kadınlar olarak görünse de
işletmecilerinin neredeyse tümü erkektir. İşletmecilerin hemen hemen yarısının
lise ve üzerinde eğitim almış olması dikkat çekicidir. Eğitim düzeyi yüksek olan
işletmecilerin işletmelerini geliştirme açısından daha umutlu olmaları, bu konuda
çaba göstermeye daha hevesli olmaları işletmelerin başarısı ve ömürlerinin uzun
olabilmeleri açısından çok önemlidir. İşletmecilerin ilk defa bu işle iş hayatına
başlamış olmaları bir taraftan girişimcilik açısından önem taşımaktadır, diğer
taraftan da geleneksel perakendeciler olarak nitelendirilebilen bakkal
işletmelerinin yarattığı istihdam yoluyla işsizliğin azalmasına yaptıkları katkılar
dikkate değerdir. Bakkal işletmeciliği aynı zamanda bir can simidi görevi de
görmektedir çünkü bir taraftan bağımsız girişimcilik arzularını tatmin ederken
diğer taraftan emeklilikten sonra gelir elde etmek isteyen ve çalıştığı işyerinden
ayrıldıktan sonra bulamayan kişilere bir iş sahibi olma fırsatı vermektedir, zira
bakkal işletmesi açarak işletmeye başlamak diğer işlerle kıyaslandığında
göreceli olarak hem daha kolay hem de daha az masraflı olmaktadır.
Bakkalların genel ekonomik durumdan gerekse rekabetten etkilenmiş oldukları
son yıllardaki gelir ve kar oranlarındaki değişimde görülmektedir. Son yıllarda
gelir ve karlarındaki değişimin olumsuz yönde olduğunu belirten bakkalların
oranı tüm işletmeler içinde nerdeyse yarı yarıyadır, hatta karlarının azaldığını
belirten bakkalların oranı satışlarının azaldığını belirten bakkallardan daha
fazladır. Belirtilmesi gereken önemli bir husus ise satışlarını artıran bakkalların
geleceğe daha umutla bakıyor olduklarıdır. Bakkalların ürün karmasına
bakıldığında ise ürün karmasında yer alan ürünlerin çeşitleri artmış gibi görünse
de bunun en önemli nedeni ürün karmasının derinliğinin artmış olmasıdır.
Bakkallar önceleri birbirlerinden farklı ürünler satsalar da son yıllarda gelirlerini
çok daha kısıtlı ürün grubundan elde etmektedirler. Bu ürün grupları içecekler
(alkollü, alkolsüz), tütün mamulleri, abur-cubur olarak nitelendirilen cips vb., hızlı
235
tüketim maddeleri (ekmek, süt, yoğurt vb) ile temel gıda ürünleridir. Bakkalların
son yıllarda müşteri sayıları incelendiğinde ise üçte birinin müşteri sayısının
azaldığı görülmektedir. Ürün gruplarının satışlar içindeki payları ise rekabet,
müşteri tercihlerindeki değişim gibi zorlayıcı faktörler nedeniyle değiştiği
görülmektedir. Türkiye’de yaşam şartlarının, hayat tarzlarının değişmesiyle
birlikte genç nüfus başta olmak üzere, diğer yaş gruplarının ihtiyaçları ve
eğilimleri de değiştirmiş, insanların aradıkları ürünlerin ve hizmetlerin de
değişmesi ve çeşitlenmesine yol açmıştır. Bakkallar, büyük perakendeciler/zincir
marketlerin sayısının hızla artması yanında pazarda tüketim ve tüketici
beklentilerindeki değişiklere ayak uyduramadıkları sürece güçlük çekeceklerdir.
Küçük perakendeci işletmeler, büyük perakendecilerin aynı cazip koşullarda mal
temin edememekte ve kar marjı az da olsa daha pahalı satış yapıldığı ima
oluştuğundan müşteri kaybetmekte ve hacmi daha da daralmaktadır. Ortaya
çıkan rekabetten olumsuz etkilenen kesim küçük işletmeler olmaktadır. Bu
durum ilginç bir çelişki de ortaya çıkarmaktadır. Şöyle ki, bakkallar bir taraftan
büyük ölçekli işletmelerle rekabet etmektedir ancak diğer taraftan çok önemli
kısmı da bu bakkalların bu işletmeleri tedarikçi olarak kullanmaktadır, ya da
diğer bir deyişle büyük işletmeleri tedarikçi olarak kullanmak zorunda
kalmaktadırlar çünkü büyük işletmeler büyük miktarlarda alımlar yaparak bu
yolla fiyat avantajı elde etmekteler hatta son yıllarda ürünlerin fiyatlarını
belirleme gücü çok sayıda ürün kategorisinde büyük perakendecilere geçmiştir.
Büyük perakendecilerle doğrudan rekabet içinde olmalarının yanında bu rekabet
ve diğer faktörlerden kaynaklanan nedenlerle ortaya çıkan kar düşüklüğü,
ekonomide faaliyet gösteren işletmelerden çoğunun yakındığı yüksek vergiler
gibi unsurlar bakkalların yaşadıkları sorunlar arasındadır.
Bakkallar müşterilerinin kendilerini tercih etme nedenleri arasında yoğunlukla
soyut nedenleri göstermektedirler. Bu nedenler kendilerine rekabet avantajı
sağlayabileceklerini düşündükleri unsurlar arasında da yer almaktadır. Bu
unsurların önde gelenleri arasında müşterilerle yakın ilişkiler, çalışma saatlerinin
uygunluğu, hizmette hız, sundukları ödeme kolaylıkları bulunmaktadır. Bunların
yanında bakkallar kendilerinin hizmet kalitesinin artırma, yenilikçilik ve esneklik,
fırsatları değerlendirebilme, fırsatları değerlendirebilecekleri sezgi gücüne sahip
olabilme ve artan müşteri beklentilerini karşılayabilme gibi soyut unsurlar
yanında düşük fiyatlı ürünler, yüksek kar marjları, düşük maliyetler, ortak tedarik
ve satış politikaları gibi finansal kökenli unsurlar yoluyla rekabet avantajı
sağlayabileceklerini düşünmektedirler.
Bakkallar müşterilerin kendilerini tercih etmemelerini yoğun olarak somut
unsurlara bağlamaktadırlar bunlar işletmelerinin küçüklüğü, ürün çeşitlerindeki
düşüklük, ürün teşhirindeki zorluklar gibi unsurlardır. Bunların yanında
bakkalların eski moda gibi görülmesi, büyük perakendecilerle kıyaslandığında
pahalı ürünler sunduğu imajı oluşması nedeniyle müşteri kaybetmekte ve iş
hacmi daha da daralmaktadır. Bakkalların müşterilerin kendilerini tercih
etmelerinde olumlu etkisi olduğunu düşündükleri ödeme kolaylıkları (veresiye)
yanında büyük perakendecilerin özellikle kredi kartına taksit yapma gibi ödeme
236
kolaylıkları sunmasından rahatsız olmaktadırlar. Üretici şirketlerin daha düşük
fiyatlarla mal satmak, çeşitli promosyonlar sağlamak gibi çeşitli kolaylıklar
sağlamaları sonucunda büyük perakendecilerin satış oranları artmaktadır. Küçük
işletmeler, aynı cazip koşullarda ürün temin edememekte ve daha pahalı satış
yapıldığı imajı oluştuğundan müşteri kaybetmekte ve hacmi daha da
azalmaktadır. Ortaya çıkan rekabetten olumsuz etkilenen kesim küçük işletmeler
olmaktadır. Bakkalların büyük perakendecilerle rekabet edeceği eşit şartlarda
mal alım imkanının verildiği yani haksız rekabetin önlendiği ortam sağlanmalıdır.
Ayrıca Bakkallara özellikle pazarlama, satış ve tedarik alanında eğitim verilmeli,
bakkallar ortak tedarik politikaları çerçevesinde bilinçlendirilmeli ve ortak hareket
etmeye teşvik edilmelidir. Küçük işletmeleri büyük işletmelerin rekabetine karşı
korumak amacıyla hazırlanan “Büyük Mağazalar Yasa Tasarısı” başta olmak
üzere talep edilen diğer yasal düzenlemelerin yapılamaması ve diğer
uygulamalar işletmelerin yarısından fazlası tarafından rekabet güçlerini olumsuz
olarak etkileyen faktörler arasında gösterilmektedir. Büyük perakendecilerin yer
aldığı alışveriş merkezlerinin kuruluş aşamalarında kuruluş yeri, çalışma saatleri
tedarik politikalarının belirlenmesi vb. konularda özel bir düzenleme
bulunmaması sonucunda ortaya çıkan yasal boşluk ve denetimsizlik küçük
işletmeler açısından ekonomik sorunlara yol açmaktadır. Büyük ve güçlü
sermaye gruplarının perakende sektörüne yatırım yapmaları sonucunda küçük
işletmelerin rekabet edebilme güçleri zayıflamaktadır. Bunların yanında büyük
perakendecilerin son yıllarda ağırlık verdikleri bakkal ölçeğinde ya da biraz daha
büyük ölçekteki “… Express” adı altında açtıkları mağazalar ve diğer bakkallar
aynı bölgede pazarın kaldırabileceğinden fazla hale gelmiştir. Bakkalların
birbirine rakip olmamaları için mesafe sınırlaması konması gereklidir. Bakkalların
yaşadıkları finansal sıkıntılar da en çok belirtilen sorunlar arasındadır finansal
kaynak teminine yönelik olarak makul faiz oranlarında kredi temin
edilebilmelidir. İstihdam sağlayan işyerleri için faizsiz veya düşük faizli krediler
verilmelidir. Takipteki kredi borçları yeniden yapılandırmalıdır. Finansman
sorunları yanında vergi yükünün hafifletilmesi için önlemler alınmalıdır.
Bakkalların üye olduğu meslek örgütlerinin etkinliği artırılmalı ve bakkallar başta
olmak üzere küçük işletmelerle ilgili istatistikler daha detaylı ve sağlıklı
tutulmalıdır, bunun için bu tür küçük işletmelere yönelik araştırma ve çalışmalar
artırılmalıdır.
KAYNAKLAR
…………. (1998). Arasta Dergisi, Alışveriş Merkezleri Derneği, Sayı: Mart-Nisan: 51-
55.
Alexander N., M. De Lira e Silva. (2002), Emerging markets and the
internationalisation of retailing: the Brazilian experienceInternational Journal of
Retail & Distribution Management; Volume: 30 Issue: 6; 2002: 300
237
Azabağaoğlu M.Ö. ve E. Dursun. (2008), “Tüketicilerin Modern Gıda
Perakendecilerine Karşı davranışının Analizi”, Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi
Cilt: 5, Sayı: 1: 2.
Aydın, K. (2005). Perakende Yönetimin Temelleri, İstanbul.
Bell, R. (2003), “Competition Issues in European Grocery Retailing”, European
Retail Digest, Issue 39: 31
Brown, S. ve Burt, S. (1992), “Retail Marketing: International Perspectives
Introduction”, European Journal of Marketing Bradford, Vol. 26 No. 8: 5-8.
Dawson, J. (1994), “The internationalization of retailing operations”, Journal of
Marketing Management, Vol. 10 No. 4: 267-82.
DPT, (2001), Esnaf ve Sanatkârlara Götürülen Hizmetler Özel İhtisas
Komisyonu Raporu, Ankara
Erdoğan, T. (2006), “Fast Moving Consumer Goods Retailing in Turkey from a
Competition Policy Perspective”, European Retail Digest, Issue 51: 47.
Ersun N. ve Arslan K. (2008), “Değişen Rekabet Koşullarında Geleneksel Gıda
perakendecilerinin rekabet gücünün Artırılması”, İstanbul Ticaret Üniversitesi
sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 7, Sayı: 13: 50.
Kotler, P., Lane, K. (2006). Marketing Management 12e, USA: Prentice Hall
Company.
Levy M. ve Barton A. Weitz (2009). Retailing Management, USA: McGraw Hill
Company.
Miller, C.E., J. Reardon ve D.E. McCorkle (1999). “The Effects of Competition of
retail Structure: An Examination of Intratype, Intertype and ıntercategory
Competition”, The Journal of Marketing, Vol: 63: 107-108.
Mucuk, İ. (2006). Pazarlama İlkeleri, Türkmen Kitabevi, İstanbul
Oluç, M., (1989). “Dağıtım”, Pazarlama Dünyası Dergisi, Ocak-Subat 1989, Yıl
3, Sayı 13: 3.
Özcan, Berna Gül (1997), “Perakendecilikte Evrenselleşme”, TÜSİAD Görüş
Dergisi: 64-72.
Porter Michael E. (2003). Rekabet Stratejisi, Sistem Yayıncılık, İstanbul
Tek, Ö. B. (2005). Perakende Pazarlama Yönetimi, Üçel Yayımcılık, İzmir.
Tek, Ö. B. ve Orel, F.D.(2006). Perakende Pazarlama Yönetimi, İzmir.
238
Tek, Ö. B. ve E. Özgül (2005). Modern Pazarlama İlkeleri, İzmir.
Uusitalo, O., (2004). “Competitive Reactions to Market Entry: The Case of
Finnish Grocery Retailing Industry”, British Food Journal, Volume: 106, Issue: 9:
663.
Ülgen, H. ve K. Mirze (2007). İşletmelerde Stratejik Yönetim, İstanbul.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete
21.06.2005 tarihli Resmi Gazete
Türk Ticaret Kanunu
5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu
AMPD (2009), www.ampd.org (03.04.2009)
İzmir Bakkallar Odası (2009), www.izmirbakkallarodasi.org (11.04.2009)
TESK (2009), http://www.tesk.org.tr (02.05.2009)
... Alışver ş merkezler , self-serv s yöntem ne göre faal yet gösteren h zmet şletmeler olmakla b rl kte, nsan unsuru her zaman mevcuttur ve h zmet kal tes b leşenler nden b r n oluşturmaktadır [10]. Alışver ş merkezler pazar paylarını artırdıkça daha yüksek b r alıcı gücüne sah p olmaktadır. ...
Article
Full-text available
ÖzetAlışveriş merkezleri, insanlık tarihinde organize toplum yaşantısının oluşmaya başlaması ve güncel pazarlama yaklaşımlarının gelişmesiyle birlikte çeşitli biçim ve türlerde kendiliğinden ortaya çıkmış kompleks yapılardır. Temeli kapalı çarşı modellerine dayanan alışveriş merkezleri günümüzde tüketicilerin tercih ettikleri yapılar olmaktadır. Bu çalışmada, popüler kültürün bir parçası haline gelen ve hızla yayılan alışveriş merkezleri ve süper market zincirlerinin yerel girişimciler açısından olumlu ve olumsuz etkileri sundukları hizmetler açısından, sosyal ve kültürel imkanlar, rekabet, satış maliyetleri ve satış imkanları açısından teoriye bağlı kalarak tartışılmıştır. Samsun bölgesi merkez alınarak bu bölgede rastgele seçilmiş yerel girişimcilere “Alışveriş Merkezlerinin Yerel Girişimcilere Olumlu ve Olumsuz” etkileri ile ilgili derinlemesine mülakat yapılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda yerel girişimciler ve alışveriş merkezleri/süper market zincirleri arasındaki ölümcül rekabet değerlendirilmiş ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur.AbstractShopping malls are self-generated complex structures in various forms and types due to the emergence of organized communal life in the history of mankind and the development of recent marketing approaches. Based on the models of covered markets, shopping malls have become structures preferred by consumers at the present time. In this study, the positive and negative impacts of shopping malls and supermarket chains, each of which has become a part of popular culture and spreads like wildfire, on local entrepreneurs have been discussed on the basis of theoryrelated to social and cultural aspects, competition, sales costs and sales opportunities in terms of services rendered by shopping malls. As Samsun being placed in the center, randomly selected local entrepreneurs are interviewed in depth regarding “the Negative and Positive Impacts of Shopping Malls on Local Entrepreneurs”. In line with the obtained data, the deadly competition between local entrepreneurs and shopping malls/supermarket chains has been assessed and solutions have been suggested hereof.
Article
Full-text available
1. vyd. Přeloženo z angličtiny Na tit. s. uvedené 12. vyd. patří anglickému originálu
Article
Discount retailers and “category killers” are believed to be so detrimental to the existing retail environment that many communities have fought their entry through zoning and other regulations. However, the authors suggest that the patterns of competition among different types of retailers are more complex than previously believed. To understand this complexity better, they explore the cross-sectional relationship of competition and retail structure for different types of retailers. Contrary to popular opinion, the findings suggest a positive association between the number of larger stores and the number and size of smaller stores. This implies a mutually beneficial relationship among different types of retailers rather than an overwhelming competitive advantage for larger stores.
Article
Discount retailers and "category killers" are believed to be so detrimental to the existing retail environment that many communities have fought their entry through zoning and other regulations, However, the authors suggest that the patterns of competition among different types of retailers are more complex than previously believed. To understand this complexity better, they explore the cross-sectional relationship of competition and retail structure for different types of retailers. Contrary to popular opinion, the findings suggest a positive association between the number of larger stores and the number and size of smaller stores. This implies a mutually beneficial relationship among different types of retailers rather than an overwhelming competitive advantage for larger stores.
Article
International retail operations may be defined as the operation, by a firm or alliance, of shops, or other forms of retail distribution, in more than one country. Such operations have an extensive history. Motives for retailers to operate internationally are considered. Theoretical explanations have not been well developed but a potentially useful framework exists with the transaction cost paradigm. International operations may be achieved within several different organizational structures with some firms adopting different approaches for different markets. The empirical evidence of international retail activity lacks a sound survey base but some tentative generalities are drawn.
Article
Grocery retailing markets are becoming more open and international. Finland is an example of a previously closed and restricted market which has recently opened its borders to foreign food products as well as food retailers. This paper describes the competitive dynamics and actions of the domestic retailers that took place when the first foreign grocery retailer entered the market. The paper concludes that the main competitive moves were related to the price of food products and to changes in product ranges. The domestic retailers imitated the concept of the entrant and added new low-priced own brands into their product mixes. The roles of the market actors were reversed during the entry process: the domestic market leaders became followers and the small entrant played the role of the market leader.
Değişen Rekabet Koşullarında Geleneksel Gıda perakendecilerinin rekabet gücünün Artırılması
  • N Ersun
  • K Ve Arslan
Ersun N. ve Arslan K. (2008), "Değişen Rekabet Koşullarında Geleneksel Gıda perakendecilerinin rekabet gücünün Artırılması", İstanbul Ticaret Üniversitesi sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 7, Sayı: 13: 50.
Perakende Yönetimin Temelleri
  • K Aydın
Aydın, K. (2005). Perakende Yönetimin Temelleri, İstanbul.
Retailing Management
  • M Levy
  • A Barton
  • Weitz
Levy M. ve Barton A. Weitz (2009). Retailing Management, USA: McGraw Hill Company.