ArticlePDF Available

Vaftizci Yahya'nın Yeni Bir Hayat Hikâyesi

Authors:

Abstract

Hz. Yahya gerek İslam gerekse Hıristiyan kaynaklarında hakkında bilgi verilenbir peygamberdir. O ve babası Hz. Zekeriya İsrail oğullarına peygamber olarakgönderilmiş, ancak her ikisi de devrin şehit edilen peygamberleri arasında yerlerinialmışlardır. Hz. Yahya’nın çocukluğu ile ilgili teferruatlı bilgi İncillerde verilmemeklebirlikte onun Herod tarafından nasıl şehit edildiği anlatılmaktadır. 4. yüzyılda yaşamışolan Mısır’lı din adamı olan Serapion tarafından kaleme alınan Hz. Yahya’nın Hayatıisimli kayıtlarda Hz. Yahya’nın çocukluğu, mücadelesi, Hz. Zekeriya’nın şehadeti ileilgili bilgiler verilmekte, Hz. Yahya’nın vefatından sonra kesilen başı ile ilgili bir efsanede dile getirilmektedir.
VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
Alphonse Mingana
Mustafa BAŞ
Öz
Hz. Yahya gerek İslam gerekse Hıristiyan kaynaklarında hakkında bilgi veri-
len bir peygamberdir. O ve babası Hz. Zekeriya İsrail oğullarına peygamber olarak
gönderilmiş, ancak her ikisi de devrin şehit edilen peygamberleri arasında yerlerini
almışlardır. Hz. Yahya’nın çocukluğu ile ilgili teferruatlı bilgi İncillerde verilmemekle
birlikte onun Herod tarafından nasıl şehit edildiği anlatılmaktadır. 4. yüzyılda yaşamış
olan Mısır’lı din adamı olan Serapion tarafından kaleme alınan Hz. Yahya’nın Hayatı
isimli kayıtlarda Hz. Yahya’nın çocukluğu, mücadelesi, Hz. Zekeriya’nın şehadeti ile
ilgili bilgiler verilmekte, Hz. Yahya’nın vefatından sonra kesilen başı ile ilgili bir ef-
sane de dile getirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Serapion, Hz. Yahya, Herod, Hz. Meryem, Hirodiya, Ayn
Kerem, Athanasius.
Abstract
A New Life of John the Baptist
John the Baptist is a prophet who is mentioned in both Islamic and Christian
resources. He and his father Zacharias were sent to the Israelites as prophets, however
they both took their place among martyred prophets of that age. Even though informa-
tion on John the Baptist’s infancy is scarcely given in the gospels, the story of how he
was martyred by Herod is told. “Life of John the Baptist” which was written by a 4th
century Egyptian bishop called Serapion, also states mythological remarks consist of
DOI: 10.15745/da.97191
A. Mingana, Woodbroke Studies: Christian Documents in Syriac, Arabic and
Garshuni, vol.1 Cambridge 1927, s. 234-256 den alıntılanarak tercüme edilmiştir.
 Doç. Dr., Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İslami İlimler Fak. Dinler Tarihi
Anabilim Dalı, mustafa.bas@bilecik.edu.tr
Dini Araştırmalar, Ocak-Haziran 2016, Cilt : 19, Sayı : 48, ss. 235-258 235
236 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
John the Baptist’s childhood, his battles, information. Serapion’s work marks and inc-
ludes, John the Baptist’s birth, martyred of Zacharias by king at the time Herod while
he was on a search to kill John, his close relations to Jesus Christ, refuge of him and
his mother in the desert when being chased, death his mother, his maturity in the desert
and statements, his warning to the king who violated morals of religion and lead ras-
cally and Hirodya’s hostility upon, her plans with her daughter in order to murder the
Baptist, his martyrdom and how his be-headed head wondered around cities to threaten
sinners. It also refers to some legends about his beheading which tell a tale of how due
to miraculous events happening where he was buried, the body being secretly moved
to Alexandria and later he was buried at the church built in his name with a ceremony.
Keywords: Serapion, John The Baptist, Herod, Saint Mary, Hirodiya, Ain Ka-
ram, Athanasius,
Vaftizci Yahya’nın Yeni Bir Hayat Hikâyesi1
Tanrı’nın yardımı ve ilahi yönlendirmesiyle kutsal insan Zekeriya oğlu
Vaftizci Yahya’nın hayatını kaleme almaya başladık. Şefaati bizimle olsun,
Amin.
1 Metnin giriş kısmında yazar, metinleri kendi koleksiyonunda bulunan Mingana
Syr. 22 ve Mingana Syr 183 numaralı, Birmingham Rendel Harris Kütüphanesi
koruması altındaki iki MSS (manuscripts-el yazmaları) dokümanından düzenle-
diğini, bunları metinde kısaca M. 22 ve M. 183 olarak anacağını, dokümanlar yer
yer kısa boşluklar bulunmaktaysada bunların ana metni engellemediğini, her iki
metni harmanlayarak tam metin oluşturduğunu, M. 22’nin tarihinin Yunanların
1838 tarihine tekabül ettiğini (M.S. 1527), M. 183’ün de paleogra k dayanaklara
göre M.S. 1750 tarihli olmasının muhtemel olduğunu, M. 22’nin Mısırlı Hıristi-
yanların, M. 183’ün de Suriyeli Hıristiyanların faydalanması için yazılmış olma
ihtimalinin bulunduğunu, içeriğine göre hikâyenin 385-412 yıllarında İskenderi-
ye Patriği Theophilus döneminde Mısır’da bir kasabanın piskoposu olan Serapi-
on tarafından yazıldığını, ancak İmparator Theodosius’tan bahsedilmesinden ve
bağlantılı olarak hikâyede geçen bazı olaylardan M.S. 385-395 yılları arasında
yazmış olabileceğini, her şeye rağmen metnin, Serapion’dan çok daha sonra ya-
şamış olması muhtemel yazarların ve taklitçilerin aralara ekledikleri cümleleri
içerdiğini, metine eklediği notların, okuyucuya bu hikâyenin tarih, yorum ve
Apokrif edebiyatı alanlarındaki değeri konusunda bir kir edinmesine yardımcı
olabileceğini, metnin paleogra k özelliklerini gösterebilmek adına MSS’lerde de
olduğu gibi metni “Garshuni” ye (Süryani alfabesiyle Arapça) uyarladığını ve her
MS’in de kopyasını yerleştirdiğini ifade etmektedir.
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 237
“Zekeriya adında Yahuda Kabilesinden Levililer’e2 mensup yaş-
lı bir kohen vardı. Yahuda Kralı Herod’un hüküm sürdüğü günlerde
İsrailoğulları arasından çıkmış bir peygamberdi. Levi kabilesinden Ha-
run soyu kız çocuklarından olan Elizabeth3 isimli Tanrıyı seven bir eşe
sahipti. Elizabeth kısırdı ve çocuğu olmadı. O ve kocası da ileri yaşlara
ulaşmışlardı. Onların her ikisi de erdemli ve takvalı kimselerdi. Bütün
adımlarını Tanrının emir ve kurallarına göre tanzim ediyorlardı. Ve Ze-
keriya düzenli olarak Tanrının Mabedinde ayin yönetiyordu. Tanrının
buhurunu yakmak için sıra ona geldiğinde bu düşünce aklına geldi ve
alışkanlığı üzere mabede girdi. Buhurun yakılması esnasında Rabbin bir
meleği buhur sunağının sağında durup Zekeriya’ya göründü. Zekeriya
onu görünce şaşırdı, korkuya kapıldı. Fakat melek ona dedi ki; “Kork-
ma, Zekeriya, aksine sevin. Ey Zekeriya! Rab senin duanı işitti. Karın
Elizabeth hamile kalacak ve sana Yahya olarak anılacak bir oğul do-
ğuracak. Sevinip coşacaksın. Birçokları da onun doğumuna sevinecek.
O, Rabbin gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha
annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak. İsrailoğulları’ndan
birçoğunu, Tanrıları Rabbe döndürecek ve Rablerine hazırlanmış bir
halk yetiştirmek üzere, İlyas’ın ruhu ve gücüyle Rabbin öncüsü olarak
gidecektir.”4
Zekeriya bu sözlere şaşırmıştı ve onu şüphe sarmıştı. Çünkü onun
henüz bir çocuğu olmamıştı. O, Rabb’in yüz yaşına ulaştığı ve eşi
Sara’nın da kendi karısı gibi kısır olduğu halde ona İshak’ı veren ata-
larının lideri olan İbrahim’i hatırlamadı. Zekeriya bu yüzden meleğe,
“Ben yaşlı bir adam, karım da ileri bir yaşta iken bu bana nasıl olabi-
lir?” dedi.
Melek ona şöyle cevap verdi: “Ben Melek Cebrail’im. Seninle konuşmak
ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim. Şu andan itibaren, dediklerin
yerine gelinceye kadar sessiz kalacak ve konuşamayacaksın. Çünkü benim
2 Zekeriya’nın aynı anda hem bir rahip, hem Levi kabilesi mensubu hem de Yahu-
da kabilesinden olması nasıl mümkün olabilir? Abia kelimesi yanlışlıkla Yahuda
sanılmış olabilir mi ve bir önceki kelime olan Kabilah, (Luka, I/5 ve I. Tarihler,
24/10) deki sıralamaya göre tercüme edilebilir mi?
3 M 22’de ismin Yunanca kalıbı, M 183’te ise bütün metin boyunca Süryanice
kalıplar kullanılmaktadır.
4 Bu ve bundan sonraki verilerin tamamı Luka’nın birinci babına büyük oranda
sadık kalınarak alıntılanmıştır.
238 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
sözlerime inanmadın ve bunlar beklendiği gibi gerçekleşecek.” Ve onun gö-
zünün önünden birden kayboldu.
Bu arada halk tapınakta bu kadar uzun süre kalması sebebiyle şaşkın bir
şekilde Zekeriya’yı bekliyordu. O dışarı çıktığında halkla konuşamadı. O za-
man tapınakta bir görüm (vizyon) gördüğünü anladılar. Kendisi onlara sadece
işaretler yapmaya devam etti. Görev süresi biter bitmez evine döndü. Ve Eli-
zabeth mesele ile ilgili bilgiyi Rabb’den aldı.
Bu günlerde Elizabeth gebe kaldı ve beşinci aya kadar bir köşeye çekile-
rek yaşadı,5 çünkü o biraz utangaçlık hissetti. İleri yaşında hamileliği ve gö-
ğüslerinden süt damlamasının ortaya çıkmasından endişelendi. O kendi evin-
de bir inziva odasında6 yaşadı. Ve Zekeriya da aynı şeyleri yaşadı. Aralarında
kapalı bir kapı vardı ve onlar bütün bu günler boyunca her hangi bir kimseye
konuşmadılar.
O altıncı ayına eriştiğinde Melek Cebrail Tanrı tarafından Galile’de Nası-
ra olarak isimlendirilen kasabaya Davut ailesinden Yusuf isimli adamla nişan-
lı bakireye gönderildi. Ve Bakirenin ismi Meryem’di. Melek onun huzuruna
geldiğinde dedi ki;
“Müjde Ey Meryem çünkü sen Tanrı tarafından inayetle lütu andın. Sen
çocuk sahibi olacaksın ve İsa olarak anılacak bir erkek çocuk doğuracaksın.
O büyük biri olacak ve En Yücenin oğlu olarak isimlendirilecek.” Ve Mer-
yem meleğe dedi; “ben bir erkek tanımadığım halde bu bana nasıl olacak?”
Ve melek ona dedi; “Kutsal Ruh senin üzerine inecek ve En Yücenin gücü
üstünlüğü seni gölgeleyecek. Çünkü senin doğuracak olduğun çocuk kutsaldır
ve Tanrının Oğlu olarak anılacak. Ve senin akraban Elizabeth de ileri yaşında
bir çocuk bekliyor. Ve o şimdi onunla altı aylıktır ki onu kısır olarak anarlardı.
Çünkü Tanrı ile birlikte imkânsız diye bir şey yoktur.” Ve o bu konuda bir
endişe duymadı fakat Meleklerin başına dedi; “Ben Rabb’in hizmetçisiyim.
Senin dediklerin bırak benimle kalsın” O (Melek) onu selamladı ve gözden
kayboldu.
5 M. 183’de “altıncı ay” olarak ibaresi vardır. Bu aynı zamanda Luka 1/24’de de
bulunmaktadır. Fakat iki metin arasındaki farklılıklar her ikisinin de beşinci ayın
sonundan bahsetme ihtimalinden kaynaklanmaktadır. Burada “ila” (e-kadar) iba-
resi bir zamanın başlangıcı veya sonu haline gelebilir. M. 22. bu ibareyi beşinci
ayın sonu olarak geçmiştir. M. 183’de ise (e- kadar) ibaresiyle birlikte altıncı ayın
başlangıcı anlamında kullanılmıştır. Başka bir deyişle bu beşinci ayın sonudur.
6 Süryanice “Kaitona”.
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 239
Meryem Elizabeth’in çocuk beklediği hususundan hayret düştü ve için-
den söylenerek tekrarladı; “Bu gelişmeler harika ve yücedir. Ey Kadir Tan-
rım, Çünkü bunlar soyunun devamı yaşlı ve kısır bir kadına verilmiştir. Ben
Elizabeth’e ulaşıncaya ve tanrının zamanımızda gerçekleştirdiği harika muci-
zeye tanık oluncaya kadar yürümeyi bırakmayacağım. “Bir bakire7 bir erkek
çocuk doğuruyor ve kısır kadın8 emiliyor.”
O günlerde Meryem kalkıp aceleyle dağlık bölgedeki Yahuda’nın bir ka-
sabasına gitti. Ve Zekeriya’nın evine girdi ve Elizabeth’i selamladı. Elizabeth
büyük bir neşe ve sevinçle ona gitti şöyle diyerek onu selamladı: “Kadınlar
arasında kutsanmış bulunuyorsun, rahminin ürünü de kutsanmıştır!”
Daha sonra mübarek ve takvalı bakire gerçek mor bir kumruyu kucakladı
ve Kelam, Yahya’yı annesinin karnında iken vaftiz etti. Ve Davut ortaya çıktı
ve dedi; “Merhamet ve gerçek birlikte bir araya gelmiştir. Ve dürüstlük ve
barış birbirini öpmüştür.”9 Ve hemen ardından Yahya sanki dışarı çıkmayı
ve efendisini selamlamayı umarcasına annesinin rahminde hareket etti. Onlar
karşılıklı selamlaşmalarını bitirdikten sonra Elizabehh’in zamanı yaklaşana
kadar Bakire (Meryem) yaklaşık üç ay kadar Elizabeth’in yanında kaldı ve
sonra kendi evine döndü
Mübarek Elizabeth kendi oğlunu doğurduğunda evinde büyük bir neşe ve
sevinç vardı. Ve sekiz gün sonra onu sünnet ettirdiler ve Ona Zekeriya adını
vermeye niyetlendiler. Ama annesi, “Hayır, onu Yahya olarak çağırın” dedi.
Onlar (Orada bulunanlar) “Bu isimde bir akraban yok ki” dediler. Ve o, onlara
dedi; “ismi hakkında babasına danışın.”10 O, (Zekeriya) bir yazı levhası istedi
ve “Adı Yahya’dır” diye yazdı. O, bunu yazdığında hemen iyileşerek dilini
kullanmaya başladı. O kendisine bu büyük mutluluğu veren Tanrı’yı övdü. Ve
Oğlu Vaftizci Yahya ilgili öngörülerde bulundu ve Tanrıdan aldığı hediyeye
vakıf oldu.
Yahya harika bir çocuklukla büyüdü ve annesini iki yıl emdi.11 Yüzünde
Tanrının zarafeti vardı. Ve o, ruh tarafından korunarak büyüdü. İsa Mesih’in
Yahudiye`nin Beytlehem Kenti’nde doğduğunda bazı yıldızbilimciler doğu-
7 Tahminimce Meryem’in kendisi.
8 Tahminimce Elizabeth.
9 Mezmurlar, 85/10
10 Ebahu (babası) olarak okundu.
11 Bu Doğu’nun geçmişten günümüze süregelmiş, hala yaygın olan bir alışkanlığı-
dır.
240 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
dan gelerek şöyle dediler: “Yahudiler`in Kralı olarak doğan çocuk nerede?
Doğuda O`nun yıldızını gördük ve O`na tapınmaya geldik. ”Kral Herod yıldız
bilimcilerden doğacak olan çocuğun Yahudilerin Kralı olduğu sözlerini işitin-
ce bundan tedirgin oldu ve hemen onu öldürmeyi arzuladı. Sonra Rab`bin me-
leği Yusuf`a aniden göründü ve ona dedi; “Kalk, çocukla annesini al, Mısır`a
kaç. Ben sana haber getirinceye kadar orada kal.”12
“Sonra Herod yok edilmesi emriyle Üstad’ı araştırdı fakat onu bula-
madı, sonra Bethlehem’in çocuklarını öldürmeye başladı. Elizabeth oğlu
Yahya’nın da onlar gibi öldürüleceğinden korktu. Ve derhal onu mabetteki
Zekeriya’ya götürdü ve ona “Efendim, İsa Mesih için çocukları katleden
inançsız Herod’dan kurtarmak amacıyla oğlumuzla birlikte başka bölgeye gi-
delim… Meryem ve Yusuf çoktan Mısır’a gittiler. Çabuk kalk! Onlar bizim
çocuğumuzu öldürmesinler ve mutluluğumuzu hüzne çevirmesinler.13” Ve
Zekeriya ona şöyle diyerek cevap verdi; “Ben Rabb’in Mabedindeki görevimi
terk edip ve putlara ibadet edenlerin yaşadığı yabancı topraklara da gitmeme-
liyim.” Ve o (Elizabeth) ona şöyle dedi; “Ben küçük çocuğumu korumak için
ne yapmalıyım?” Ve yaşlı adam (Zekeriya) cevap verdi ve ona dedi; “Kalk ve
Ayn-ı Kerim14 (Ain Karim) çölüne git, Rabb’in izni ile çocuğunu koruyabile-
ceksin, eğer onu ararlarsa onun yerine benim kanımı dökecekler.”
Onlar birbirinden ayrıldıklarında oluşan hüzün ne kadar fazlaydı! Mü-
barek Zekeriya çocuğu bağrına bastı, onu kutsadı, öptü ve dedi; “Üzüntü be-
nimledir! Ey yavrum Yahya! Ey benim ileri yaşımın onuru! Onlar beni, senin
lütu a dolu yüzüne yeterince doymamı engellediler.” Daha sonra onu aldı
ve mabedin içine girdi. Ve onu “Tanrı seni yolculuğunda korusun.” diyerek
kutsadı.
12 Yukarıdaki cümlelerin çoğu Matta’nın ikinci babına büyük oranda sadık kalına-
rak alıntılanmıştır.
13 Yarji (Dönmek) olarak okundu.
14 Dr. C. Schick (Zeitsch. des Deut. Pal. Vereins, 1899, s.86)’da diyor ki: “Ayn-ı Ke-
rim geleneğe göre Kudüs’ün bir buçuk saat batısında Vaftizci Yahya’nın doğduğu
köydür.” Ayrıca o, Ayn-ı Kerim’in yarım saat batısında yer alan ve içerisinde kü-
çük bir su kaynağı olan Ayn’al-Habs’ın bulunduğu Wadi’is-Sarar’ı Matta 3/1’yer
alan Yahya’nın va’z ettiği çöl olarak tanımlar (A.g.e. s.90). Schick makalesinde
s.88-90 arasında bu geleneğin eskiliğinden de bahsediyor (q.v). Yahya’nın haya-
tını sürdürdüğü Yahuda Çölü’nün genel kanıya göre Ölü Deniz’in batısında yer
alan vahşi ve ıssız yerler olduğu anlaşılmaktadır.
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 241
Hemen sonrasında Meleklerin başı olan Cebrail cennetten aşağı elbise ve
deri kemer tutarak ona geldi ona dedi: “Ey Zekeriya! Bunları al ve oğlunun
üzerine koy. Tanrı onları cennetten gönderdi. Bu giysi İlyas’a aittir ve bu ke-
mer Elişa (Elyesa)’nındır. Ve Mubarek Zekeriya onları Melekten aldı ve onla-
rın üzerine dua etti ve onları oğluna verdi ve deve yününden yapılmış giysiyi
onun üzerinde deriden kemer ile bağladı. Sonra onu geri annesine getirdi ve
ona dedi ki: “Onu al ve çöle götür. Çünkü Tanrının eli onunladır. Ben Tanrı-
dan öğrendim ki, o İsrail üzerinde görüneceği güne kadar çölde kalacaktır.”
Azize Elizabeth çocuğu (Hz. Yahya) ağlayarak aldı. Ve Zekeriya’da ağ-
lıyordu. Ve sonrasında dedi: “Biliyorum ki sizi sağ olarak tekrar göremeye-
ceğim. Esenlikle gidiniz. Tanrı size yol göstersin.” Elizabeth daha oğluyla
ayrıldı ve Ayn Karem (Ain Karim) çölüne gitti ve orada onunla (Hz. Yahya)
birlikte kaldı.
Bu olay, Kral Herod’un Kudüs’e şehirdeki çocukları öldürmek için birlik
gönderdiğinde meydana geldi. Bu birlikler15 Kudüs’e gelerek akşama kadar
çocukları öldürdüler. Bu, Eylül’ün yedinci günüydü16. Krallarına dönmeye
başladıkları sırada Şeytan onlara gelerek dedi ki; “Zekeriya’nın oğlunu öl-
dürmeksizin nasıl bıraktınız? O, babasıyla mabette gizlenmiştir. Onu serbest
bırakmayın. Kralınızın emrine uygun olarak öldürün ki, size kızmasın. Onu
(öldürmek) için gidin, eğer çocuğu bulamazsanız, yerine babasını öldürün.
Birlikler, Şeytanın kendilerine öğrettiğini yaptı. Sabah erkenden Mabede
gittiler ve Zekeriya’yı ayakta Tanrıya dua ederken buldular. Ona; Burada biz-
den gizlediğin oğlun nerededir dediler. O onlara; “Burada bir çocuğum yok”
cevabını verdi. Onlar; “senin kraldan gizlediğin bir çocuğun var.” Dediler. O;
“Ey zalimler! Kralınız dişi aslan gibi kan içiyor. Daha ne kadar masumların
kanını dökeceksiniz17? diye cevap verdi. Birliktekiler ise ; “Oğlunu öldürme-
miz için dışarı çıkar. Eğer getirmezsen yerine seni öldüreceğiz” dediler. Pey-
gamber ise cevap verdi ve dedi ki; “Oğluma gelince o, annesi ile birlikte çöle
gitti ve ben onun nerede olduğunu bilmiyorum.”
15 Ejnaduhu (Askerleri) olarak okundu.
16 Ilul, bu ay Eylül ayına tekabül eder (Eski Stil). Pat. Orient (Patent Orientale-Ori-
jinal Kaynak)olarak basılan İnno Menologium veya Martyrologium of the Eas-
tern Churches (Doğu Kiliseleri Şehitleri Kitabı)’nin X/1-343’te Eylül’ün 7’sine
tekabül eden Kutsal Masumların bayramıdır. Göründüğü kadarıyla yazar burada
azizler için kilisenin dini anma törenlerine hiç değinmeksizin salt tarihsel bir bi-
çimde bilgileri kaleme almaktadır.
17 Tes kuna (kanımızı dökeceksiniz) olarak okundu.
242 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
Zekeriya, Elizabeth ve oğluna elveda dediğinde onu kutsayıp rahip yap-
mıştı. Ve onu annesine teslim ettikten sonra o (Elizabeth), ona dedi ki; “ Ey
mübarek baba! Bana dua et ki Tanrı benim adımlarımı sahrada kolay kılsın.”
Zekeriya ona demişti ki; “Dilerim ki bize ihtiyarlığımızda çocuk kazandıran
Rabb, senin yolunu yönlendirir.” Sonra o çocuğu aldı ve herhangi bir canlının
yaşamadığı sahraya gitti.
“Ey18 kutsanmış Elizabeth! Senin hikâyen gerçekten harikulade ve övül-
meye değer. Sen bir yetişkinden19 sana eşlik etmesini istemedin ve sen ne
gideceğin yolu ne de saklanacağın yeri bilmedin. Sen çocuk için ne içilecek
biraz suya, ne de yiyeceğe dikkat ettin. Sen onun babası Zekeriya’ya da (şöy-
le) demedin; Kimin için beni sahraya gönderiyorsun? O zamanda çölde ‘ben
gideceğim ve oğlumla birlikte onlarla kalacağım’ diyebileceğin ne bir manas-
tır, ne de bir rahipler topluğu vardı. Söyle bana Ey20Kutsanmış Elizabeth, sen
çocuk sahibi olmaksızın yıllarca yaşadığın ve şimdi de üç yıldır bu çocuğun
tarafından emiliyor olduğun21 gerçeğine İncil vaizlerinin şahitlikleri kadar sen
kime inandın?” Şimdi Kutsanmış Elizabeth’in cevabını dinle.
“Niçin sen benim kıra yalnız gidişime şaşırıyorsun? Benim kollarımın
arasında Rabb’in akrabası varken ne korku hissetmeliyim? İşte Cebrail bana
eşlik ediyor ve benim için yolu hazırlıyor.” Ve o dedi ki; “Ben Onun annesi
Meryem’in bana verdiği öpücükten dolayı güven içindeyim. Çünkü ben onu
selamladığımda karnımdaki çocuk sevinçle sıçradı ve ben karınlarımızdaki
çocukların her ikisinin de birbirlerini bağrına bastıklarını işittim.” Ve Eliza-
beth ilave etti; Ben gittim ve oğluma deve yününden elbiseler giydirdim. Ve
deri kuşak kuşattım. Dağdaki kutsal kırın birilerini barındıracağını ve orada
rahiplerin manastırlarının ve cemaatlerinin artabileceğini ve Rabb İsa Mesih
adına kurban verilebileceğini düşünerek.22 Eğer Tanrı sadece birer köle olan
Hacer ve oğluna çölde dolanırken yardımcı olduysa neden O bize de önceki
örnekte olduğu gibi yardımcı olmasın.
18 Eyyetuha (Arapçada dişil nida) olarak okundu.
19 Kebiran (yaşça büyük) olarak okundu.
20 Eyyetuha (Arapçada dişil nida) olarak okundu.
21 Yazar yukarıda Yahya’nın iki yıl boyunca emdiğinden bahsetmişti, burada büyük
ihtimalle üçüncü yılın başını kastediyor.
22 Wayarfa’u (yükseliyor) olarak okundu.
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 243
Yukarıdaki cümlelerde size Mübarek Elizabeth’in23 faziletlerini tarif et-
tik. Şimdi de size şehit24 Mübarek Zekeriya’yı anarak, onun birkaç faziletin-
den bahsedelim:
“Senin doğru hayatını övmek isterim, Fakat kutsanmış Elizabeth’e ben-
zer bir şekilde yaptığın gibi senden bir azar duymaktan korkuyorum. Sana
karşı hayranlık duyuyorum. Müttaki Zekeriya! Herod’un askerleri geldiğinde
ve sana “senin çocuk oğlun, yaşlılık çağının çocuğu nerede” diye sordukla-
rında gerçeği inkar ederek “Benim böyle bir çocuktan haberim yok.” deme-
din ancak, “Annesi onu çöle götürdü” dedin. Zekeriya (karısının söylediği)
bu sözleri oğlu ile ilgili olarak askerlere söylediğinde, onlar onu (Zekeriya)
mabedin içinde öldürdüler. Ve papazlar onun cesedini kefenlediler ve hainin
(kral) korkusundan gizlenmiş mezardaki babası Berahiya’nın yanına yerleş-
tirdiler. Ve onun kanı yeryüzünde Roma İmparatoru Vespasian’ın oğlu Titus
gelip Tanrının emrettiği gibi Kudüs’ü yerle bir edip, Zekeriya’nın kanı için
bütün Yahudi din adamlarını öldürünceye kadar elli yıl kaynadı.25
Kutsanmış Yahya’ya gelince o, annesiyle birlikte çölde yaşamayı sürdür-
dü. Ve Tanrı onun için annesinin ağzına temiz olmayan bir şeyi koymamasını
söylemesine uygun yiyecek olarak çekirge ve yaban balı hazırladı. Beş sene
sonra mübarek ve müttaki Elizabeth (dünyadan) ayrıldı26 ve aziz Yahya orada
oturdu ve ona ağlamaya başladı. Çünkü onu nasıl kefenleyeceğini ve göme-
ceğini bilmiyordu; Çünkü onun ölüm gününde o henüz yedi sene ve altı aylık
(yedi buçuk yaşında) idi. Ve Herod, azize Elizabeth ile aynı günde öldü. 27
Gözleri ile göğü ve yeri gören İsa Mesih, akrabası Yahya’nın annesinin
yanında oturarak ağladığını gördü. Aynı şekilde İsa’da ağlamasının sebebini
kimse bilmeden uzun bir süre ağladı. Annesi onu ağlar görünce dedi ki; “Niçin
ağlıyorsun? İhtiyar Yusuf veya bir başkası seni azarladı mı? Hayat dolu ağız
cevap verdi; “Hayır anne. Gerçek sebep senin akraban yaşlı Elizabeth sevimli
23 Yukarıda geçen satırların tamamı yazarın konu dışı edebi ara sözleridir. Aynı
durum gelecek ibarelerde Zekeriya’yla ilgili de söz konusudur.
24 Eş-şehid olarak okunabilir.
25 Titus ve Vespian ile ilgili bu cümle M 22’ de kayıptır.
26 Süryanice “ittnih”.
27 Büyük Herod M.Ö. 4’te öldü fakat Hristiyan çağının esas aldığı kronoloji şüphe-
siz ki hatalı. Ansiklopedilerde ve İncil Sözlüklerinde “kronoloji” kelimesine ba-
kınız. Yazarımızın Herod’un öldüğü yılla ilgili ifadesine herhangi bir tarihi değer
biçilebilir mi?
244 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
Yahya’yı yetim bıraktı. Şimdi o, dağda yatan annesinin cesedi üzerinde ağlı-
yor.
Genç kadın akrabası hakkında bunu duyunca ağlamaya başladı. Ve İsa
ona dedi; “Ağlama benim bakire anneciğim, bu saatte onları göreceksin.” Ve
o annesi ile konuşurken aydınlık bir bulut aşağıya indi ve aralarına çöktü Ve
İsa dedi; Salome’yi çağır, beraberimize alalım. Ve buluta bindiler ve onunla
azize Elizabeth’in cesedinin bulunduğu, aziz Yahya’nın oturduğu Ayn Karim
çölüne doğru uçtular.
Oraya vardıklarında Kurtarıcı (İsa) buluta şöyle dedi; “Bizi bölgenin bu
tarafına indir.” Ve hemen bulut oraya yöneldi, bildirilen yere ulaştı ve ayrıldı.
Gürültüsü Efendi28 Yahya’ya ulaşınca onu korku sardı ve annesinin cesedini
bıraktı. Ona bir ses geldi ve dedi; “ Korkma Yahya! Ben senin efendin İsa
Mesih’im. Akraban İsa’yım ve mübarek annen azize Elizabeth’in de n işinde
yanında olmak için sevgili annemle sana geldim, o annemin akrabasıdır.”
Azize ve kutsal Yahya bunu duydu ve etrafına bakındı ve Mesih ve bakire
annesi onu kucakladılar, sonra Kurtarıcı bakire annesine (Meryem’e) dedi;
“Kalk sen ve Salome cesedi yıkayın.” Ve onlar kendi ve oğlu için su aldıkları
kaynakta Azize Elizabeth’in cesedini yıkadılar. Sonra Kutsal Bakire Mar29
Meryem kutsanmışa (Yahya’ya) sarıldı, ağladı ve işlediği suçlardan Herod’u
lanetledi. O sırada gökten Mikail ve Cebrail indi ve mezar kazdılar. Kurtarıcı
onlara dedi; “Gidin ve Zekeriya’nın ve rahip Simeon’nun (Şimon)30 ruhunu ge-
tirin. Ceset gömülürken ilahi söylesinler.” Ve Mikail Zekeriya ve Simeon’un
(Şimon) ruhlarını getirdi, Onlar da Elizabeth’in cesedini kefenlediler, uzun
süre ilahi okudular.
Ve İsa’nın annesi ve Salome ağladı. Ve iki rahip vücudun üzerine haç
işareti yaptılar31 ve onu mezara yerleştirmeden önce üzerine üç defa dua etti-
ler. Sonra onu gömdüler ve mezarı haç işareti ile kapattılar. Ve huzur içinde
memleketlerine döndüler. Ve İsa Mesih ve annesi Kutsal ve Aziz Yahya’nın
yanında yedi gün kaldılar ve annesinin ölümüne yas tuttular ve ona çölde ya-
şamayı öğrettiler. Azize Elizabeth’in ölüm günü 15 Şubat’tı.32
28 My Lord, kelimesi azizlerin ve dini liderlerin isimlerinden önce kullanılan ve
“Efendim” anlamına gelen Süryanice bir kelimedir.
29 Bir önceki notta açıklanan Süryanice “Mar” kelimesinin dişil versiyonu.
30 Luka II/25 bapta bahsedilen adam.
31 Süryanice “rsham”“Basmak, baskılamak, damgalamak” anlamlarındadır.
32 (Pat. Orient. X/36) Süryani Ortodoks Kilisesi Azizler Takviminde 16 Aralık
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 245
Sonra İsa Mesih annesine dedi; “vazifeme devam edeceğim yere gide-
lim.” Bakire Meryem genç33 Yahya’yı bıraktığı için ağladı ve dedi; “Onu ya-
nımıza alacağız, o yetim ve kimsesizdir.34” Ama İsa ona dedi; “Bu, gökteki
babamın isteği değildir. O İsrail’e görüneceği güne kadar yabanda (çölde)
kalmalı. (Çünkü o) yabani hayvanlarla dolu bir çöl yerine pek çok melek ve
peygamberin bulunduğu bir çölde pek çok insan varmış gibi dolaşacak35. Baş
melek Cebrail’i de burada, onu korumak üzere görevlendirdim. Ona gökten
kuvvet verecek. Ayrıca, onun bu kaynağın suyunu da annesinden emdiği süt
gibi sevimli ve tatlı yapacağım. Çocukluğunda onunla kim ilgilendi? Ben de-
ğil miydim ey anne! Onu dünyada en çok seven? Onu Zekeriya da sevmişti ve
ona gelmesini ve bakmasını ben emretmiştim. Vücudu toprağa gömülse de,
ruhu yaşıyor.
Elizabeth annesi olarak onu sürekli ziyaret edecek ve onu rahatlatacak,
sanki hiç ölmemiş gibi. O kutsanmıştır. Ey anneciğim çünkü o, benim sevdiği-
mi doğurdu. Onun ağzı asla çürümeyecek çünkü senin temiz dudaklarını öptü.
Ve onun dili yeryüzünde parçalanmış olmayacak çünkü seninle ilgili olarak
kehanette bulunmuş ve söyle demiştir; “İman eden kadına ne mutlu! Çünkü
Rab`bin ona söylediği sözler gerçekleşecektir.”36Yeryüzünde onun rahmi
de bozulmaya uğramayacak çünkü tıpkı ruhu gibi vücudu da çürümeyecek.
Ve benim sevgili Yahya’m sonsuza kadar var olacak ve bizi görecek ve
endişelenmeyecek.
Yahya çölde iken bu sözleri efendimiz Mesih annesine söyledi, Ve onlar
bulutlara bindiler ve Yahya ona baktı ve ağladı ve Mar37Meryem onun için acı
acı ağladı ve dedi; “Bana yazıklar olsun, Yahya sen çölde yalnızsın ve yanında
Elizabeth’in bayramı olarak belirlenmiştir. Başka bir azizler takviminde ölüm
tarihi 10 Şubat olarak verilmiştir (Pat. Orient. X/140 index). Kıpti–Arap Azizler
Takviminde ise onun bayramı Tut’un 26’sı (23 Eylül) dır (Bkz, Pat. Orient. X/189,
233 (index) ve 253). Habeş Azizler Takviminde ise onun bayramı Jakatit’in 16’sı
(10 Şubat)’dır (Smith’s Dict. Of Christian Antiquities, I/606). Yukarıda sayılan
tarihlerin (bu kayıtlarımızda da verilenler dahil olmak üzere) hiçbirinin tarihsel
bir gerçekliği olduğunu düşünmüyorum.
33 “Saghiran” (küçük) olarak okundu.
34 Ahadin (bir kimse) olarak okundu..
35 (Sin har ile) Yesir (yürüdü) olarak okundu.
36 Luka 1/45
37 Bkz. 30. Dipnot.
246 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
kimse de yok.38 Baban Zekeriya nerede ve annen Elizabeth nerede? Onlarda
gelsin bu gün benimle ağlasınlar39.
Ve İsa Mesih ona dedi: “Anneciğim bu çocuk için ağlama. Onu unut-
mayacağım” Ve bu sözü söylediğinde bulutlar yükseldi ve onları Nazeret’e
götürdü. Ve orada günah dışında insan varlığına ait her şeyi yerine getirdi. Ve
Yahya Çölde ikamet etti. Tanrı ve melekleri onunla birlikte idi. O büyük bir
riyazet ve ibadetle yaşadı. Onun yiyeceği sadece otlar40 ve yaban balı idi. O
İsrail’in kurtulacağı beklentisi içerisinde sürekli namaz kılıyor, sürekli oruç
tutuyordu.
Yahuda’nın yönetimini üstlenen Genç Herod41, yönetimi üstlendiğinin
ikinci yılında kardeşinin karısı ile yaşamaya başladı. Onunla açıkça evlenme-
di, fakat ahlaksızlıklarla dolu yatak odasına onu göndererek peşinden gitmek
için fırsat kollar42 ve orada gayri meşru iğrençliklerini43 gerçekleştirirdi. Bu
dönemde Meleklerin başı Cebrail Yahya’ya çölde şöyle demeyi öğretti; “Ey
Kral! Sen, kardeşin hala hayatta iken44onun karısı ile yaşama hakkına sahip
değilsin.” Ve o, meleğin ona öğrettiği gibi çölde ağlayarak bunu tekrarladı.
Geceleyin insanlar onun sesini işitebiliyordu. Ve Hirodiya bir lamba yakarak
yatak odasını birisinin zorla içeri girmiş olabileceğine inanarak araştırıyor,
fakat bir kimseyi bulamıyordu. Ve sadece sesi işitiyordu.
İkili bu gerçekleşenlerden dolayı kuruntuya (kuşkuya) kapılmaya
başladılar. Ve Hirodiya Herod’a dedi ki; “Kalk ve Ain Karem Çölüne Yahya’yı
öldürmeleri emriyle bir müfreze gönder, çünkü işittiğimiz ses onundur.” Ama
Tanrı, genç adamla birlikteydi ve onu onların elinden teslim aldı. Hirodiya,
Yahya tarafından haksız davranışında kendisine huzur verilmeyeceği gerçeği-
ni anladığında, günahkâr Kralı kendisine şu sözü vermeye ikna etti; Eğer biz
bu sesi tekrar işittiğimizde, büyücüleri çağıracağız ve onlara Yahya’yı yakala-
38 Ahadin (bir kimse) olarak okundu.
39 İkili form olarak ya’tia (gelelim) ve yebkia (ağlayalım) olarak okundu
40 Yazar, İncillerde Yahya’nın yiyeceğiyle bağlantılı olarak kullanılan “çekirgeler”
kelimesini bir çeşit ot ile bağdaştırmış. Bu görüş bazı eski yazarlar tarafından da
desteklenmektedir.
41 Yani, Herod Antipas. Bu sıfat onu Antipater’in oğlu olan Büyük Herod’dan ayır-
mak için kullanılır.
42 Fursatan (fırsat) olarak okundu.
43 Nifakahuma (Nifaklarını) olarak okundu.
44 Markos 6/18, Hayyun (yaşıyor) olarak okundu.
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 247
malarını ve gizlice öldürmelerini söyleyeceğiz.” Ve ses onları rahatsız etmeyi
kesmedi.
Günahkar Hirodiya dedi ki; “Bu Yahya, ıssızda ve çölde başıboş dola-
şan, normal insanların elbiselerini giymeye uygun olmayan ve deve yününden
giysisi olan bir adam olarak, hükümranlığının onunda yaşadığı bölgelere de
egemen olan bir kralı nasıl olur da azarlayabilir ?” Sonra da Kral’a; “Neyi
yapmak hoşuna gidiyorsa onu açıkça yap. Yahya’nın dışında bir başkasının
bu bölgede seni bu konuda kınayacağına da inanma. Fırsatlar kendilerini sun-
duklarında da ondan kurtulalım.” Bu yolla Fahişe Herod’u günahlarına ortak
olmaya, kardeşini45 öldürerek kendisi ile açık bir şekilde evlenmeye ikna etti.
Ve Yahya otuz yaşına gelinceye kadar çölde her gün Herod’u kınamayı
terk etmedi. İsa’ya gelince, o akıllı, endamlı ve tanrısal ve insani46 inayetle
dolu olarak büyüdü. Ve İlahi özelliğinden hiçbir hareket göstermeksizin bü-
tün insanlara yönelik tevazu ile hareket etti. Ve o yirmi yaşına geldiğinde o,
hocalarığretmenleri-Rabbileri) ve insanları aldatanların aleyhine konuşma-
ya başladı. Augustos’tan sonra hüküm süren Kayser Tiberius’un imparator
oluşunun on beşinci yılında, Herod Galile’de ülkenin dörtte birini yönetirken
ve Hanna ile Kayafas’ın başrahip olduğu dönemde Zekeriya oğlu Yahya’ya
çölde Tanrı sözü geldi. O, Ürdün Irmağı47 çevresindeki tüm bölgeyi dolaşa-
rak vaaz ediyor ve şöyle diyordu; “Cennetin Krallığı elinde olan için tövbe
edin.”48 Tüm Yahuda bölgesi ile Kudüs’te oturanların hepsi ona koşuyor ve
günahlarınııklayarak Ürdün Irmağı’nda tarafından vaftiz ediliyordu.49
Bu günlerde İsa Galile bölgesinden Ürdün Irmağı’na, Yahya’nın yanına
geldi ve ona; “Beni vaftiz et” dedi. Yahya, Tanrı’nın önünde durduğunu ve
kendisi tarafından vaftiz edilmesini arzuladığını gördüğünde büyük bir korku-
ya kapıldı ve ona şöyle dedi; “O ki; İsrail’in Çocuklarını Kızıldeniz’in içinden
geçiren ve tatlı suyu sert50kayadan içiren, Onun İlahi elleri ile vaftiz olmaya
muhtaç hizmetçisinin önünde duruyor ve “ beni vaftiz et” diyor! Ve ona sırtını
45 Akhahu (kardeşi) olarak okundu.
46 Luka 2/52
47 Krş Luka 3/1-3
48 Matta 3/2
49 Markos 1/5, Matta 3/5-6
50 Samma’ (sert, katı) olarak okundu.
248 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
dönmeye başladı. Fakat (İsa) ona dedi ki; “Şimdi dur; Doğruluğun tamamını
yerine getirmemiz için bize gerekli olan budur.51
Sonra ikisi birden suya daldılar ve Mübarek Yahya onu şöyle diyerek
vaftiz etti: “ Ben bir büyük sakramenti52 inşa etmek53 için Baba’nın gönderdiği
birini vaftiz ettim.” Ve aniden cennetlerin açılmasının peşinden Kutsal Ruh
onun üzerine güvercin gibi indi. Ve Yahya onu açıkça gördü ve Baba söy-
le diyerek ağladı; “Bu kendisinden hoşnut olduğum Sevgili Oğlum’dur. Ona
itaat edin.” Ve bizim Kurtarıcımız sudan çıktı ve derhal çöle gitti. Yahya’ya
gelince Ürdün Nehrinin yanında kalmaya ve kendisine gelenleri vaftiz etmeye
devam etti.
Bu sırada Herod kardeşi Filippos’a karşı ayaklandı ve onu karşı İm-
parator Sezar’a şöyle diyerek entrika kurdu; “Senin Trachorinis’e54 yetkili
olarak tayin ettiğin kişi olan Filippos senin bölgeni idare edemedi ve şöyle
dedi; “Krala vergi ödemeyeceğim, çünkü ben de kralım.” Sezar, büyük bir
kızgınlıkla öfkelendi ve Herod’a ruhuna bile acımaksızın onun bölgesine el
koymasını, evini ve ülkesini müsadere etmesini emretti. Herod, İmparator’un
emri gereğince hareket etti ve kardeşi Filippos’un bölgesini evi ve bütün mal-
ları ile birlikte talan etti ve onun bölgesi üzerine de hâkimiyet kurdu.
Ve Filippos’un Hirodiya isimli bir karısı vardı. Bu kadının Filippos’tan
olma Arcostiana55 adlı bir kızı vardı. Anne, kızından çok daha fazla ahlaksız-
dı. Filippos herkesten daha fakir hale düşünce Hirodiya ondan aşırı bir şekilde
nefret etti ve ona dedi: “Ben seninle daha fazla kalmayacağım, ancak sen-
den daha iyi olan yeni Kral Herod’un yanına gideceğim.” Hemen ardından
Herod’a şöyle diyerek bir mektup yazdı; “Hirodiya Herod’a şunları yazmakta-
dır; ‘Şimdi sen hâkimiyetin altındaki bütün Suriye’nin sahibisin ve sen bütün
yeryüzünü idare ediyorsun ancak beni karın olarak almadın. Ben Yahuda’daki
bütün kadınlardan daha güzelim. Ben aynı zamanda güzellik ve endam olarak
51 Matta 3/15
52 M 22’nin bu kısmında, iki sayfa boyunca kaydın farklı sahipleri tarafından eklen-
miş olan karalamalar, şemalar ve hesaplamalar bulunmasına rağmen Vaftizci’nin
hayatını anlatan metin eksizsiz devam ediyor.
53 Ya da: büyük bir gizemi çözmek
54 Orijinal ismi Antarachonia.
55 Aşağıda Uxoriana olarak anılan isim, Latince “uxor” kelimesiyle bağlantısından
dolayı daha tutarlı görünüyor. M 183’te ise Orcostiriana adı kullanılmış. Salome
olarak gelenekselleşmiş olan ismin yerine, böyle nadir görülen bir ad kullanılma-
sı oldukça dikkat çekicidir.
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 249
bir eşini görmediğim bir kıza sahibim. Ben senin eşin olmak istiyorum. Senin
krallığını güçlendirmek için kardeşinden56 aşırı bir şekilde nefret ediyordum.”
Bu kurnaz kelimeler günahkâr Krala eriştiğinde, bunlardan çok memnun
oldu ve hemen onun ve kızının Filippos’un evinden alınması için emirler ver-
di. Filippos zorla karısının kendisinden alındığını gördüğünde acı bir şekilde
ağladı ve kızına dedi; “Annenin benden zorla alınmasına karşılık, sen babanla
kal.” Fakat fahişe ona dedi ki; “Seninle kalmayacağım ama nereye giderse
gitsin anneme eşlik edeceğim.” Bunun üzerine her ikisi de Herod’un huzuruna
götürülmüş, Herod da onların57 gelişinden oldukça memnun olmuştu. Çünkü
bir günahkârdı.
Onlar şeytani entrikanın harika sonucunu gerçekleştirdiler. Ve günahkâr
Kral her gün onların her ikisi ile birlikte fuhuş yaparak yaşadı. Her nasılsa
bazı insanlar onların haberlerini Hirodiya’ın kocası Filippos adına Vaftizci
Yahya’nın bilgisine taşıdılar. Şimdi Yahya herkes tarafından peygamber ola-
rak biliniyordu. Ve herkes onu övüyordu. Çünkü o şöyle diyerek insanları
eğitiyordu; “Günahlara karşılık olacak meyveler ürünler çıkarın. Çünkü iyi
ürün vermeyen her ağaç balta ile kesilip ateşe verilir.”58
Yahya Filippos’tan Herod ve Hirodiya’nın kendisini mahvetmesi üze-
rine aklını kaçırdığı haberini alınca, hemen şöyle diyerek Herod’a bir mesaj
gönderdi; “ Zekeriya oğlu Vaftizci Yahya sana diyor ki; Ey Herod kardeşin
hala hayatta iken onun karısı ile evlenmeye hakkın yoktur.” Herod bu söz-
leri işittiğinde çok korkmuş ve aklı karışmıştı. Ve hemen Hirodiya’a gitti ve
şöyle dedi; “Ey Hirodiya ne yapmalıyız? Bu bizim günahkâr birlikteliğimizin
sonudur. Öyleki Vaftizci Yahya’dan bir bilgi getirilmiştir. Ve işte o beni azar-
lamıştır. Vay başımıza gelenler, çünkü bizim günahlarımız büyük bir şekilde
artmıştır ve peygamberin kulağına ulaşmıştır.”
Kötü kadın sonra ona dedi ki; “Ey kralım sen çok yaşa! Deve yünün-
den giyinen Yahya kimdir ki senin gibi kudretli bir hükümdara karşı duruyor
ve azarlıyor? O kesinlikle birisinin onun dilini çıkarmasını ve kesmesini hak
ediyor.” Ve Herod ona dedi ki; “Biz ne yapabiliriz? Biz bu büyük Peygambe-
rin kınamasına dayanamayız.” Hirodiya cevap verdi ve dedi ki; “Onu buraya
çağırt, onu öldüreceğim. Ve biz karşılıklı ilişkilerimize barış içinde devam
edeceğiz.” Ve o önceden iğrenç hareketleri ve ahlaksız oyunlarını harekete
56 “Akhaka” (kardeşinden) olarak okundu.
57 Bihima (onların) olarak okundu ve takip eden bütün iller ikil olarak yer aldı.
58 Matta 3/8,10
250 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
geçirdi. Ve şeytan kalbini Kutsal bir adam olan Mar Vaftizci Yahya’ya59 karşı
doldurdu ve askerleri sevk etti. Askerler onu yakaladı ve hapsetti.
Hirodiya onu hapisten huzuruna getirtti ve ona dedi; “Ey beni kralımdan
ayırmayı isteyen namuslu adam, benimle derdin nedir? Ben Babanın Tanrısı
için senden bana bunu tekrar yapmamanı rica ediyorum. Sana gerçeği söyle-
yeyim, eğer benimle ilgili olarak sessiz kalır ve bir başka zaman beni kına-
mazsan seni hapisten çıkaracağım ve sana büyük iyiliklerde bulunacağım.” Ve
Kutsal Mar Vaftizci Yahya ona dedi; Sana söyleyeyim, Ey Hirodiya kocan Fi-
lipos hayatta iken Herod ile yaşayamazsın.” Ahlaksız kadın bunları işittiğinde
ona karşı öfke kızdı ve ona dedi; “Sen kesinlikle benim ellerimde öleceksin ve
senin saçlarını Herod’la birlikte başımı koyduğum yastığıma dolduracağım,
başını da kral ile yaşadıklarımızdan sonra yıkandığım yere gömdüreceğim.”
Bunun üzerine Yahya ona dedi; “Rabb sana beni öldürmeye izin verecek fakat
benim başımı60 göremeyeceksin. O benden sonra kalacak ve senin günahını
ilan edecek ve bütün dünyada seni utandıracak. Benim haksız katlimle vay
başına gelenlere, çünkü senin sonun kendi ellerindedir.”
Sonra o korumalarına dedi; “onu alın ve zindanda zincirlerle korumaya
alın. Eğer oradan kaçarsa siz de hayatlarınızı kaybedersiniz.” Ve askerler onu
alarak zindana koydular ve zincirlediler. Ve Hirodiya, Herod’u onu öldürme-
ye teşvik etmeye çabaladı, fakat o, ona dedi ki; “Onu bu şekilde öldüremem.
Halk bana karşı ayaklanır ve beni tahttan indirir ve benim aleyhime krallığı
kardeşim Filip’den aldığı gibi benden de krallığı alabilecek olan imparatora
karşı bir suçlama olarak getirir.” Ve o, Hirodiya’ya dedi; “Bana ona karşı
yapabileceğim daha iyi bir yol göster.61” Hirodiya, ona dedi; “Ben sana bir
şey söyleyeceğim, eğer dinlersen onu öldürme fırsatına sahip olacaksın. O;
“onu bana söyle” dedi. Ve Hirodiya ona söyle dedi; “Seninle birlikte olan
imparatorluk yetkililerini62 bir araya topla, bütün üst kademe yetkililerini de
davet edeceğin ve senin doğum günlerine de denk düşen bir akşam yeme-
ği ver. Toplantıya katılanlar şen şakrak ve şarap sarhoşu olduklarında ben
59 Bkz. 29. Dip not
60 Arapça metnin ras “kafa” kelimesini sürekli dişil biçimde kullanıyor olması, bü-
tün Sami dillerinin yaratıcılığına oldukça aykırı. Bu durum çalışmanın Mısır kö-
kenli olduğunu ve Yunan veya Kıpti bir kaynaktan yayıldığını, ya da en azından
“KEΦaλn’” ın dişil biçimde kullanılması Homer’in dilinden etkilenen bir Kıpti
tarafından kaleme alındığını kanıtlıyor.
61 Bu cümle M 122 de kaybolmuştur.
62 Rusul (elçiler) olarak okundu
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 251
en güzel elbiselerini giyinmiş halde kızımı göndereceğim. Ey kralım o güzel
yüzü ile senin önünde dans edecek. O dansını bitirdiğinde ona “dile benden ne
dilersen” ona sor. Ve sen ona ne dilerse vereceğin üzerine İmparator’un adına
yemin edeceksin. O sonrasında senden Yahya’nın başını isteyecek, sen de bu
fırsattan istifade onun başını keseceksin.”
Herod Fahişenin yönlendirmesi ile tuzağa düşürüldü. Ve o, güzelliği ve
şeytani becerileri sebebiyle sevdiği Hirodiya’nın arzularını gerçekleştirmeye
başladı. Hemen o günlerde bir akşam yemeği hazırladı ve İmparatorun El-
çiler onun yanında oturuyorlardı. Onlar sarhoş olmaya başladıklarında me-
lun Arcostiana odaya girdi. Üzerinde altın ve gümüş teller, parfüm ve değerli
mücevherler vardı. Ve kendisini bütün katılanlara tanıttı. Şeytani arzularla
dans etti. Şeytan misa rlerin kalbini onun günahkâr siyasetine uygun kötülük
ve ihtirasla doldurdu. Oradakilerin hepsi onu beğendi63 ve Herod memnun-
du64 ve ona dedi; “Dile, benden ne dilersen İmparator Tiberyus Sezar hayatı
üzerine yemin ederim ki bütün varlığımın ve krallığımın yarısı olsa bile onu
sana vereceğim.”65 O annesinin kendisine öğrettiği üzere dedi ki; “Vaftizci
Yahya’nın başının bir tepside burada66 olmasını diliyorum.” Kral İmparatorun
hayatı ile alınmış bir yemin ve yeminini bozamayacağı davetlileri olan misa-
rleri sebebiyle çok üzgün görünmeye çalıştı.
O bunun üzerine zindana gidip Yahya’nın başını keserek tepsi üzerine
koymak üzere celladı gönderdi. Bu Eylül67 aynın ikinci günündeydi. Cellat
63 Surra (beğendi, yüzü güldü) olarak okundu
64 Veya; düşündü
65 Hikayenin büyük bir kısmı Markos 4/17-29’a sadık kalınarak alıntılanmış.
66 M 22 de Hadha (Bu) olarak okundu
67 Ilul, M 183’te: “Ağustos ayının yirmi dokuzunda” yer almaktadır. Pat. Orient
V/454’te yazılı olan Ermeni Synaxarium’un da Vaftizci’nin kafasının kesilmesi-
nin (matem) bayramı Navasard’ın 19’u (29 Ağustos) olarak belirtmiştir. Bu tarih
Pat. Orient X/45, 85, 101, 106, 112, 129 ve 131’de yazılı olan Süryani Azizler ve
Şehitler Kitabı için de geçerlidir. Aynı yer 53. sayfada yazılı olan Azizler Kita-
bında da bu bayram 15 Aralık olarak belirlenmiştir. Aynı bayram 54, 69, 94, 103,
109, 117 ve 129 sayfalarda ise 7 Ocak olarak belirlenmiştir. Pat. Orient IV/527-
541’de yazılı olan Aziz’in hayatının Yunanca versiyonunda kafanın, Gazze’nin
Yunan-Arap takvimlerinde Mart’ın 15’i veya 25’ine tekabül eden Dystros ayının
29’unda kesilmiş olduğu ifade edilmişdir. Bana göre yukarıdaki belirtilen tarih-
lerin hiçbirinin tarihi değeri yok. 1902’de Jeseuit Delehaye tarafından basılan
İstanbul’un Yunan Synaxarium’unda (Col. 934) da Vaftizci Ağustos’un 29’unda
katledilmiştir. Vaftizci’nin kafasının kesilmesinin (matem) bayramının Batı’daki
252 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
kesik başı Herod’a getirdi. Herod onu kıza, kız da annesine iletti. Şimdi
Kralın elçileri ve cellatları ona gidip kafasını kesmeden önce Yahya öğrenci-
lerine şöyle demişti; “Benim başımı kesmek için adam göndermiş olan Kralı
seyredin. Onlar ellerinde kınından sıyrılmış kılıçlarıyla, fenerleri, lambaları
ve silahlarıyla68yola çıktılar. Bu saatlerde olanlar, İsa’nın ihanete uğrayacağı
gecedeki gibi olacak. Bana gelince, benim başım kesilecek, tepside gösterile-
cek, fakat onun temiz kanıyla bütün herkesi temizleyecek Olanın emriyle İsa
çarmıha gerilecek; Bana gelince ben mekânıma gideceğim. Fakat benim ka-
famın kesilmesini emreden Kralın vay başına! Birçok belalarla karşı karşıya
kalacak ve İsrail Halkı onun yüzünden dağılacak. Size gelince, korkmayın!
Çünkü hiçbir kimse size zarar veremeyecek.” Sonra o ağzını açtı ve akıl erdi-
lemeyen nimetlerinden dolayı şöyle diyerek Tanrı’yı övdü ve yüceltti; “Ben
seni övüyorum ve sana hamd ediyorum. Ey görünmeyen Baba, Ey görünen
oğul69 ve Teselli edici Kutsal Ruh”
Gelin şimdi de kutsanmış Mar Vaftizci Yahya’nın başının hikayesine de-
vam edelim. O Hirodiya’ya getirilmeden önce Kutsal Yahya’nın gözleri açık,
kulakları da o anda işitiyordu.70Fahişe kesik başın önünde öfke ile şu gelecek
cümleleri konuştu; “Ey mel’un! Kralının yüzüne bakmaktan utanmayan ve
cevap veren gözlerini bulunduğu yerden çıkaracağım ve tepsiye koyacağım.
Krala kardeşinin karısı Hirodiya ile evlenmen hukuksuz bir davranıştır diyen
dilini keseceğim. Başındaki saçlarına ve sakallarına gelince onları yolacağım
ve karyolamın ayaklarına yerleştireceğim.
O bunları garez ve ahlaksızlıkla söyledi ve Mar Vaftizci Yahya’nın ba-
şını elleri arasına alarak ve söylediklerini gerçekleştirmek için elleri ile onu
gerdi. Fakat aniden Kutsanmış Yahya’nın başı tepsiden yükselen saçlarıyla
kilitlerinden kurtuldu ve önceden kral ve üst düzey yöneticilerin bulunduğu
eğlence odasının ortasına uçtu. Bu birkaç dakikada evin tavanıılmıştı ve
Yahya’nın başı havaya uçmuştu. Hirodiya’ya gelince onun gözleri yerinden
fırladı ve yere düştü. Odasının71 tavanı da üzerine yıkıldı. Ve yer ağzını açtı
ve onu boğazına kadar yuttu. Ve canlı olarak cehennemin derinliklerine git-
farklı kiliselerdeki tarihleri için Smith ve Cheetam’ın Dictionary of Christian An-
tiquities s. 882-883’e bakınız. Cf. Acta SS, 24 Haziran, s. 701-702.
68 Krş. Yuhanna 18/3
69 Ru’iya (görünen) olarak okundu.
70 Alladhi (ki o… ) olarak okundu.
71 Süryanicede yukarı da verildiği gibi “Kaotina”.
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 253
ti. Kızı ise delirdi ve akşam ziyafetindeki kap kaçağı parçaladı. Bu delirmiş
haliyle bir buz göletine gitti ve onun üzerinde dans etti. Ve Tanrı’nın em-
riyle üzerinde dans ettiği buz kırıldı ve boğazına kadar buza battı. Askerler
çaresizce onu dışarı çıkarmaya çabaladılar. Çünkü Tanrı onun kurtulmasını
istemiyordu. Sonra onun kafasını Vaftizci Yahya’nın kafasını kesmek için
kullanılmış olan aynı kılıçla kestiler . Sonra bir balık onu ölmüş halde göletin
dışına attı72. Tanrı ona merhamet göstermesin.
O anda Herod misa rlerinin önünde kalakaldı. Elçisi kendisine bu bü-
yük mucizeleri haber verdiğinde hızlıca zindanına çekildi, mübareğin bedeni-
ni aldı ve onu Yahya’nın öğrencilerine verdi. Onlarda cesedi alarak Sebaste
kasabasına gittiler ve onu Peygamber Elisha (Elyesa)’nın bedeninin yakını-
na gömdüler.73 Yahya’nın başı ise; Kudüs’ün üzerinde uçtu ve üç yıl şehirde
şöyle diyerek ağladı, “Ey Herod! Kardeşin hayatta iken karısı ile evlenmek
senin hukuksuzluğundur.” Üç yıl ağladıktan sonra o, dünyanın her tarafına
Herod’un bu korkunç suçunu haykırarak, ilan ederek ve şu kelimeleri tekrar
ederek gitti; “Ey Herod! Hala hayatta iken kardeşinin karısı ile evlenmek se-
nin hukuksuzluğundur.”
Yahya’nın başı kesildikten 15 yıl sonra ilan etme işine son verdi ve Hu-
mus74 kasabasına döndü. Bu kasabadaki güvenilir bir kişi onu aldı ve büyük
bir törenle gömdü. Uzun zaman sonra hala günümüze kadar ayakta kalan bir
kilise onun üzerine inşa edildi. Kutsal Vaftizci Yahya’nın başı oraya Rabb
72 Apokrif “Herod’un Pilatus’a Mektubu”nda şöyle yazmaktadır: “Kızım Herodias
suyun (yani, buzun) üzerinde oynuyordu ve boynuna kadar suyun içine düştü.
Annesi onu kurtarmak için kafasını yakaladı ve kafası koptu, su bedenini aldı gö-
türdü. Karım kelle dizlerindeyken orada oturarak ağladı.” James, The Apocryphal
New Testament, syf. 155-156. Mektubun Süryanice metni Rahmani tarafından
düzenlenmiştir. Studia Syriaca, II/17-18.
73 Meşhur coğrafyacı Yakut’un zamanında bile Vaftizci Yahya’nın mezarı Sebaste’de
gösterilmiş. (Mu’cem’ul-Buldan. III/33, ter. Wüstenfeld)
74 Bilinen bir kuzey Suriye kasabası. Kelime için “Hims” daha doğru bir okunuş olur.
Arap coğrafyacı Yakut (a.g.e II/335) Humus’taki Aziz Yahya Kilisesi’nin dördün-
cü bir kısmının Arap fetihleri sırasında camiye çevrildiğini belirtiyor. J.R.L’nin
(Crum’s Catalogue s. 50) 97 numaralı Kıpti Elyazmasına göre Vaftizci’nin kalın-
tıları Emesa yakınlarında Gesius ve Isidorus kardeşler tarafından bulunmuştur.
Buna paralel daha fazla bilgi için Acta SS, 24 Haziran, syf. 712 ve devamına
bakınız.
254 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
İsa’nın dirilişinden on beş yıl sonra defnedildi ve günümüze kadar da orada
yeraltında varlığını sürdürmektedir.75
Kutsal Vaftizci Yahya’nın bedenine gelince bu aziz için bizim bu gün76
kutladığımız bir bayramdır ki Samaria Nabulus’u77 olarak dört yüz yıldır bili-
nen Sebaste’de varlığını sürdürmektedir. Sonra Julian isimli putperest bir kral
dünyaya hakim oldu. O hâkimiyetinin öncesinde Hıristiyanlığı benimsemişti.
Fakat daha sonra Şeytan onun kalbini doldurdu ve Rabbimiz İsa’ya inancı terk
etti ve ateşe tapmaya başladı. O her yere içinde tapınılacak putların olduğu
mabetler ve ibadet mekânları yapılmasını ve bu mabetlerden birinin de Sebas-
te Kasabasında Kutsal Yahya’nın bedeninin bulunduğu yere inşa edilmesini
ima etti. Her ne ise halk burada kutsal bir bedenin gömülü olduğu gerekçesi
ile bu mabette bulunan putlara ibadet emrine karşıydılar.
Onlar bunun üzerine bir toplandılar ve imparatoru burada Kutsal bir
adamın bedenin bulunduğu konusunda bilgilendirerek onların tapınaklarının
yapılmasını geciktirdiler. Akabinde imparator onlara şöyle dedi; “Gidin ve
(bedenleri) ateşle yakın” Tanrı her nasılsa ateşin Peygamberin tabutunun bu-
lunduğu yerin yakınına ulaşmasına izin vermedi. Fakat aynı ateş o ateşi tu-
tuşturan putperestlerden büyük sayıda kimseyi tüketti ve büyük hazineleri de
orada ışığa çıkardı. Tabutlardan birinin üzerinde içerisinde bir adet deri kuşak,
deve yününden elbise, cübbe ve iki deri kemer olan bir tekne görülmüştü. O
yerde bulunan inananlar hemen bu tabutların Vaftizci Yahya ile Peygamber
Elisha (Elyesa)’ya ait olduğunu78 anladılar. Ve onlar onları oradan nakletmeyi
şündüler, fakat habis İmparatorun korkusundan yapamadılar79. Daha sonra
75 Bu nedenle yazar ya altıncı yüzyıldan önce ya da Vaftizci Yahya’nın olduğu söy-
lenen kellenin İstanbul’a gönderildiği zamanlarda yazıyor olmalı. Bkz. Barsalibi,
Treatise Againstthe Melchites ve benim oradaki s. 43-44 deki açıklamam. Yazarın
eseri kaleme aldığı dönemde elimizde olan hikayeye göre, ki buna inanmak duru-
mundayız, M.S. 385 - 395 yılları arasında Aziz’in kafası hala Emesa’daydı.
76 Bu sebeple, burada mevcut olan tarih Serapion tarafından söylenmiş veya yazıl-
mış olan bir çeşit vaaz ya da methiye.
77 ki Samaria Nabulus’u” ibaresi yalnızca M. 22’de değil, M. 183’de yer aldı ve
görünüşe göre en son kopyalayan tarafından eklenmiştir. M. 22’de herhangi bir
boşluğun olmadığı önceki bölümlerden birinde aynı ibare yine eksik olmasına
rağmen genel olarak hikayenin daha modern ve düzeltilmiş halini temsil eden M.
183’te mevcuttur.
78 Çoğul olarak Hiya (o) okundu. Arapça cümlelerin oluşumu, metnin Süryani veya
Yunan kökenli olduğunu belirtiyor.
79 Bu Theodoret’in ifadeleriyle çelişkilidir, çünkü o azizin tabutunun kırık olduğu-
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 255
Tanrı diğerlerinden daha perişan bir ölümle onu yerle bir etti. Dindar kişiler
oraya toplandı ve “Bu günlerde İskenderiye Patriği Athanasius’tan80 başka
bunlara dikkat edecek muteber kimse yoktur” denilmesi sebebiyle iki tabu-
tu İskenderiye’ye Kutsal Papa Patrik Athanasius’a getirmek niyetiyle denize
taşıdılar.
Onlar denize ulaştıklarında İskenderiye’ye giden bir gemi buldular ve ta-
butlarla bu gemiye bindiler. Denizde bir müddet yolculuk yaptılar ve İskende-
riye kıyılarına indiler. Fakat onlar meseleyi hiçbir kimseye ifşa edemiyorlardı,
çünkü zaman bunun için uygun değildi. Bu yüzden doğruca Patriğe gittiler
ve ona gelişen olayları ve Kutsal Ruhla bu tabutları nasıl ona getirdiklerini
anlattılar. Patrik onlarla olmaktan ziyadesiyle memnundu. Ve geceleyin kar-
deşi ile birlikte gemiye giderek kalıntıları bir başörtüsüne koyup birlikte onları
getirdiler. Patrik onları kardeşi le birlikte evinde bir yere yerleştirdi ve onların
nerede olduğunu bir başkasına da açıklamadı. Ve bu Kilise Babası Vaftiz-
ci Yahya için bir kilise yapmaya niyetlendi, ancak uğursuzların81 çıkardığı
sıkıntılar sebebiyle bunu hayata geçiremedi.
Cesetler bu sebeple Patrik Athanasius’un gizlice yerleştirdiği saklı
mekânda82 onun ölüm zamanına kadar kaldı. Onun ölümünden sonra yerin
gizlenmesi Aziz Peter’e83devredildi. Onun ölümünden sonra papalık tacını
ben aciz Kilise Babanız Serapion’u84 bu Piskoposluğa kendimde bir marifet
olmaksızın takdis eden Peder Timoty85giydi.
Onun ölümünden sonra da mezarın gizlenme işi halen Patriklik Ma-
kamında oturan Papa Theophilus86’a geçti. Onun zamanında Tanrının lüt-
nu, cesedinin yakıldığını ve küllerinin saçıldığını anlatır. Pat. Gr. LXXXII. 1091.
80 Athanasıus 328-373 yılları arasında İskenderiye Patriği idi.
81 Ariusçular.
82 Burada kullanılan kelime “fıskiye” anlamındadır. Vaftiz havuzu anlamına gelebi-
lir mi?
83 373 – 380 yılları arasında Athanasius’un yerine geçen, II. Peter.
84 Peter’in 380 - 385 yılları arasında yerine geçen Timohy.
85 Ben Mısırda bir kasabada piskopos olduğu aşikar olan Serapion’un kimliğini sor-
gulayamam. Kronolojik sebeplerden dolayı Thmuis PiskoposuSkolastik Serapion
veya Tentyra Piskoposu Serapion olup olmadığı kesin değildir.
86 Theophilius 385 – 412 yılları arasındaki İskenderiye patriğiydi. Mesih’in Mısır’a
uçuşu ve kutsal ailenin o ülkedeki yaşam tarzını anlatan Apokrif bir vizyon gör-
ğüne inanılır.. Cf. Baumstark, Gesch. D. Syr. Lit. P. 70, and Syr. MS. Mingana,
No. 5 ff. 1-18b ve No. 39 ff. 56b-70b, her ikisi de Birmingham’daki Rendel Har-
256 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
fü arttı ve inanç dindar Teodosius87 zamanı boyunca kuvvetlendi. Tanrı İm-
parator ve Patrikliği sevgi bağı ile birleştirdi. Önceki İmparator hazinelerin
olduğu tapınakların, özellikle de bol sayıda altın ve gümüşün bulunduğu
İskenderiye’nin büyük tapınağının önündeki engelleri kaldırmıştı. Ve din-
dar Teodosius Patriği bütün bu hazinelerin yöneticisi yaparak onurlandırdı
ve ona dedi ki; Ey Papa Theophilus bu hazineleri al ve onlarla bu kasaba-
dan Asuan’a88 kadar bütün kiliseleri Tanrı ve azizlerinin şere ne tezyin edin.”
Bundan sonra o, kiliseler inşa etmeye başladı. İnşa edilecek ilk kilise büyük
şehir İskenderiye’de Kutsal Mar Vaftizci Yahya’nın ismini taşıyan kiliseydi.
O onu süsledi ve büyük bir kilise yaptı, Kutsal Mar Vaftizci Yahya’nın vü-
cudunu içine yerleştirmeyi temenni etti. Onu tamamen bitirdiğinde onun kut-
sanmasını89şündü ve derhal yetkisi altındaki bütün piskoposları kilisenin
kutsanması için toplanmaya gönderdi.
Davet ben acize de gönderildi. Ve ben diğer piskoposlarla birlikte İsken-
deriye Papası90Baba Theophilius’a gittim. Bütün piskoposların İskenderiye’e
yaklaştıkları kendisine bildirildiğinde sayısız ganimet bulmuş biri gibi bizimle
hoşnut oldu. Bizi karşılamak için şehirdeki bütün din adamları kendisine eşlik
ettiği halde dışarı çıktı. Biz şehre girdik ve onunla birkaç gün geçirdik. Bun-
dan sonra o kiliseyi kutsamaya91 başladı ve bizi aldı ve onu bize gösterdi92. Biz
orada harikulade yapılar93 bulduk. Ve o bize dedi ki; “Ey Çocuklarım! bu yer
kendi zamanında gerçekleştirilemeyen Athanasius’un kararı ile planlamıştır.”
Papa Theophilius ilave etti; “Ben sadece diyakos iken ve ona hizmet ettiğim
dönemlerde onunla birlikte yürüyordum ve o bu yere geldiğinde bana dedi
ki; “Ey evladım Theophilius! Eğer sen bir fırsat bulursan bu yere Mar Vaf-
tizci Yahya adına bir kilise inşa et ve kemiklerini de içine yerleştir. Ve ben
bu yer inşaatı yaptıktan sonra Tanrı adamı Papa Athanasius’un söylemlerini
ris Kütüphanesinde bulunmaktadır.
87 Teodosius 395 yılında öldü.
88 Veya Assuan. Mısır’ın yukarı bölgesinde yer alan ve Nubia eyaletinin başkenti
olan ve antik dönemde (Fillerin arazisi) anlamında Yebu olarak bilinen kasabadır.
Elephantine adasını da içerir, Yunan zamanlarında ise Syene olarak bilinirdi.
89 Bitakrisiha olarak okundu.
90 Papa kelimesi ilk dönemlerde Roma patriklerine değil İskenderiye Patriklerine
verilen isimdi.
91 Bitakris olarak okundu.
92 Arana (bize gösterdi) olarak okundu.
93 Abniatan (binalar) olarak okundu.
ALPHONSE MINGANA - MUSTAFA BAŞ 257
hatırladım. Özellikle Papa’mın Tanrı için bir ev yapmak isteyen, ama bunu
katılmış olduğu birçok savaş nedeniyle gerçekleştiremeyen Peygamber Davut
gibi olduğunu düşündüğümü hatırladığımda ki; Tanrı ona şöyle demişti; “Sen
benim için bir ev inşa etmeyeceksin, fakat senin soyundan gelecek birisi be-
nim için inşa edecek“94 Ve bu da Süleyman’dır. Ben putperestlere karşı savaşı
bitirdiğimde gündüzün yıldızı Kutsal Mar Vaftizci Yahya adı altında olan bu
kiliseyi inşa etmeye kendimi yeterli gördüm.
Haziran ayının ikinci günü geldiğinde o bizi cesedin yerleştirildiği
yere götürdü. Ve biz doğru yeri bilemedik, fakat gece duasından son-
ra Tanrı o yeri ona gösterdi. Ve O cesedi dışarı getirdiğinde şehirde
bulunanların tamamını çağırdı ve onlar fenerler ve lambalarla ona eş-
lik ettiler sanki gece gündüz gibi aydınlanmıştı. O Piskoposlara tabutu
başlarını üzerinde taşımaya izin verdi ve Patrik de onların önünde idi.
Ve biz tabutu büyük bir geçit töreni ile kiliseye götürürken diyakoslar
görkem ve haşmetle ilahiler okuyorlardı. Biz içeri girdiğimizde Patrik
tabutu kendi eline aldı, onu kucakladı ve bütün halka daha sonra kili-
sede sunağın köşesindeki sandalye üzerine yerleştirdiği kutsal bedenle
kutsanma izini verdi. O devamında aynı gün içinde kiliseyi takdise ha-
zırladı. Ve biz ekmek- şarap ayini dedik ve bizim hepimiz sakramenti
(ekmek-şarabı) patrikten aldık. Bu da Baouna95 ayının ikinci günüydü.
Bundan sonra patrik bize elveda dedi ve biz kasabayı terk ettik, her
birimiz Tanrının esenliği ile kendi bölgesine gitti. Amin96. Ve kutsal
94 1. Tarihler 28/3,6; krş. Samuel 7/13; 1. Krallar 5/3
95 M. 183’te Haziran (June)’dır. Kıpti ayın ikinci günü olan Bauna bizim 27 Mayı-
sımıza denk gelmektedir. Kıpti Arap Fenomenolojisinde(Pat. Or. X. 204) Vaftiz-
cinin (Yahya’nın kemiklerinin bulunmasının bayramı, aslında Bauna’nın ikinci
gününe ya da 27 Mayısa denk gelmektedir.) Sebaste tarafından Athanasius’a gön-
derilen Vaftizci Yahya’nın sözde kalıntılarını saklamak için İskenderiye’de bir
kilise inşa edildiği Ru nus tarafından ispatlanmıştır. Hist. Eccl. XI. 28; Thedoret,
Hist. Eccl. LII. 3; Theophanes, Chronographia, i. 117(edit. Classen). Böylece
İskenderiye’de Serapis Tapınağının bulunduğu yerde Büyük Teodosyus tarafın-
dan bir kilisenin inşa edilmiş ve Arcadius hükümranlığında bitirilmiş olması tari-
hi bir gerçek gibi görünmektedir. Diğer taraftan, kilisede Aziz’in (Yahya’nın) ke-
miklerinin bulunduğunu ileri sürmek bana yanlış geliyor. Bkz. Barsalibi, Treatise
Againstthe Melchites, s. 43, ve daha geniş bilgi için bkz. Smith’sand Cheetam’s
Dictionary of Christian Antiquities, i. 881-884. Acta SS’nin 24 Haziran sayısı
(s.711-808) Vaftizcinin (Yahya’nın) kalıntılarının tarihi ile ilgili geleneklerden
oluşan geniş bir bilgi hazinesi içermektedir.
96 Hikâye burada sona eriyor.
258 • VAFTİZCİ YAHYANIN YENİ BİR HAYAT HİKÂYESİ
Mar Vaftizci Yahya’nın bedeni Rab İsa Mesih’in inananlarında mu-
cizelere ve inanılmaz şifalara yol açtı. Ey şimdi ve sonsuza dek tek
bedende bir olan Baba Oğul ve Kutsal Ruh, yücelik, şan ve güç sadece
sendedir.
Article
Full-text available
Z Doğa ürünlerine beslenme, sağaltım gibi önemli işlevleri sebebiyle dünyanın her yerinde kutsallıklar izafe edilmiş, onlar için şarkılar, ilahiler, şiirler üretilmiş; bu ürünler tabulaştırılarak ibadetlerin, inanışların, töre ve törenlerin merkezine alınmıştır. Ağaç, bu bağlamdaki doğa varlıklarının başında gelmektedir. İlk çağlardan başlayan ağaca kutsallık izafe edilmesine, dünyanın hemen her tarafında rastlanmıştır. Türk kültürü içinde de Orta Asya kaynaklı inanış sistemleri ve yaşam şartları, ağacın kutsallığını mistik evrenden epik verilere, giderek kültürün yayıldığı geniş coğrafyalarda günlük yaşamın pratikliğine taşımıştır. Akdeniz'in çevrelediği ülkelerde binlerce yıllık geçmişi olduğu belgelenen harnup (keçiboynuzu) ağacı da, çok çeşitli dinsel kaynakların yer aldığı o coğrafyada kutsal bir değer kazanmıştır. Akdeniz yöresindeki Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman halkların harnuba bakış açılarında ortak bir kutsallık dikkat çeker. Özellikle Yahya Peygamber (St. John) ile bağlantılı anlatılar, bu ortaklıkta daha belirgindir. Bu anlayışın Kıbrıs'ta 16. yüzyıldan beri süregelen yansıma-larında, Anadolu ile koşutluğun yanı sıra yerelin yeni renk ve dokuları da ortaya çıkmıştır. Araştırmada betim-leyici-durum saptayıcı yöntem uygulanmış; görüşme tekniklerinin desteğiyle veri ve olguların tespiti, incelen-mesi gerçekleştirilmiştir. Yazılı kaynakların dışında doğrudan-özellikle kırsal kesimde yaşayan-kaynak kişilerin katkıları, araştırmaya özgünlük ve güncellik kazandırmıştır. Küresel ürünlerin evrensel verileri, ana çizgileriyle ve özellikle milli kültüre etkileri, benzeme oranları itibarıyla kaynaklara dayalı olarak verilmiş; Anadolu ve Kuzey Kıbrıs'taki Türk kültürü kapsamında harnubun etnobotanik, folklorik ve endüstriyel boyut-ları, verilerle ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda ağaç kültünün geleneksel, antik sistematiğine koşut olarak harnubun Türk kültürü içinde yüzyıllar boyunca çeşitli işlevlerle önemli bir sevgi ve kutsallık kaynağı olarak benimsendiği, inançlardan, geleneğe, sağaltımdan halk edebiyatına kadar çok geniş bir çerçevede geçmişi güncele bağlayan bir kültürün odağında bulunduğu kanıtlanmıştır. Anahtar Kelimeler Bitki kültürü, Harnup, etnobotanik, Kıbrıs, halk bilimi. ABSTRACT Because the plants as natural beings have important functions such as nutrition and treatment, they are attributed holiness all over the world. Songs, hymns and poems are created for them. They are tabooed and taken to the centre of worship, beliefs, rituals and ceremonies. The tree is one of the natural beings in this context. The dedication of holiness to the tree, which began in the early ages, is seen in almost every part of the world. Belief systems and living conditions stemming from Central Asia within the Turkish culture have carried the holiness of the tree from the mystical universe to the epic works and to the practices of the daily life in the wide geographies in which culture has spread. The carob tree, which is proved to have a history of thousands of years in the countries of the Mediterranean region, has also gained a sacred value in that geography, which has been the source of a wide range of religions. It is interesting to see that Jewish, Christian and Muslim peoples attribute the same sacred value to the carob tree in the Mediterranean region. In particular, narratives related to John the Baptist (St. John) are more striking in this common belief. In the reflections of this common belief in Cyprus since the 16th century, new colours and textures of the locality have emerged in parallel with
Karım kelle dizlerindeyken orada oturarak ağladı James, The Apocryphal New Testament, syf. 155-156. Mektubun Süryanice metni Rahmani tarafından düzenlenmiştir
  • Su Annesi Onu Kurtarmak Için Kafasını Yakaladı Ve Kafası Koptu
Annesi onu kurtarmak için kafasını yakaladı ve kafası koptu, su bedenini aldı götürdü. Karım kelle dizlerindeyken orada oturarak ağladı." James, The Apocryphal New Testament, syf. 155-156. Mektubun Süryanice metni Rahmani tarafından düzenlenmiştir. Studia Syriaca, II/17-18.
fıskiye" anlamındadır. Vaftiz havuzu anlamına gelebilir mi? 83 373-380 yılları arasında Athanasius'un yerine geçen, II. Peter. 84 Peter
  • Burada Kullanılan Kelime
82 Burada kullanılan kelime "fıskiye" anlamındadır. Vaftiz havuzu anlamına gelebilir mi? 83 373-380 yılları arasında Athanasius'un yerine geçen, II. Peter. 84 Peter'in 380-385 yılları arasında yerine geçen Timohy.
Bizi karşılamak için şehirdeki bütün din adamları kendisine eşlik ettiği halde dışarı çıktı. Biz şehre girdik ve onunla birkaç gün geçirdik. Bundan sonra o kiliseyi kutsamaya 91 başladı ve bizi aldı ve onu bize gösterdi 92 . Biz orada harikulade yapılar 93 bulduk. Ve o bize dedi ki
  • Davet Ben Acize De Gönderildi
Davet ben acize de gönderildi. Ve ben diğer piskoposlarla birlikte İskenderiye Papası 90 Baba Theophilius'a gittim. Bütün piskoposların İskenderiye'e yaklaştıkları kendisine bildirildiğinde sayısız ganimet bulmuş biri gibi bizimle hoşnut oldu. Bizi karşılamak için şehirdeki bütün din adamları kendisine eşlik ettiği halde dışarı çıktı. Biz şehre girdik ve onunla birkaç gün geçirdik. Bundan sonra o kiliseyi kutsamaya 91 başladı ve bizi aldı ve onu bize gösterdi 92. Biz orada harikulade yapılar 93 bulduk. Ve o bize dedi ki; "Ey Çocuklarım! bu yer kendi zamanında gerçekleştirilemeyen Athanasius'un kararı ile planlamıştır." Papa Theophilius ilave etti; "Ben sadece diyakos iken ve ona hizmet ettiğim dönemlerde onunla birlikte yürüyordum ve o bu yere geldiğinde bana dedi ki; "Ey evladım Theophilius! Eğer sen bir fırsat bulursan bu yere Mar Vaftizci Yahya adına bir kilise inşa et ve kemiklerini de içine yerleştir. Ve ben bu yer inşaatı yaptıktan sonra Tanrı adamı Papa Athanasius'un söylemlerini ris Kütüphanesinde bulunmaktadır.
Mısır'ın yukarı bölgesinde yer alan ve Nubia eyaletinin başkenti olan ve antik dönemde (Fillerin arazisi) anlamında Yebu olarak bilinen kasabadır. Elephantine adasını da içerir, Yunan zamanlarında ise Syene olarak bilinirdi
  • Veya Assuan
Veya Assuan. Mısır'ın yukarı bölgesinde yer alan ve Nubia eyaletinin başkenti olan ve antik dönemde (Fillerin arazisi) anlamında Yebu olarak bilinen kasabadır. Elephantine adasını da içerir, Yunan zamanlarında ise Syene olarak bilinirdi.