ArticlePDF Available

Figures

No caption available
… 
Content may be subject to copyright.
www.iktisatvetoplum.com
Ülkelerin ekonomik performanslarının büyük bir ölçüde
ilişkili hale geldiği dış ticaret zaman içerisinde hızla ge-
lişen bir yapıya sahiptir. Öyle ki, TradeMap verilerine
göre 2001 yılında 6,1 trilyon dolar olan dünya ihracatı
2013 yılı sonunda 18 trilyon dolara; 6,3 trilyon dolar olan dünya
ithalatı ise 18,8 trilyon dolara yükselmiştir. Dünya ticaret hacmi ise
bu dönemde yıllık dönemde yüzde 196 oranında artış göstermiştir.
nGrafik 1: Dünya İhracatı, İthalatı ve Toplam Geliri (2001-2013)
(Sol Eksen: İhracat ve İthalat; Sağ Eksen: GSYH)
Kaynak: TradeMap ve Dünya Bankası
Dünya ihracatı ve ithalatının hızlı artışına paralel olarak ülkelerin
tekil ticaret istatistikleri de 2001-2013 yılları arasında çok hızlı bir
gelişme göstermiştir. 2001 yılında dünya ihracatının yalnızca yüz-
de 4’ünü karşılayan Çin, 2013 yılı sonunda
yüzde 731’lik bir değer artışı ile dünya ihra-
catının yüzde 12’sini yapan bir ülke haline
gelirken aynı dönemdeki yüzde 701’lik artış
ile dünya ithalatının da yüzde 10’unu kar-
şılayan bir ülke konumuna gelmiştir. Buna
karşın, 2001 yılında dünya ihracatının yüzde
OYUNUN YENİ KURALI -
MERT CAN DUMAN
TOBB Ekonomi ve
Teknoloji Üniversitesi
İktisat Bölümü
mcduman@etu.edu.tr
12’sini, dünya ithalatının ise yüzde 19’unu karşıla-
yan ABD, 2013 yılına gelindiğinde dünya ihraca-
tının ve ithalatının sırasıyla yüzde 9’unu ve yüzde
12’sini karşılar duruma gelerek dış ticaret üzerin-
deki hâkim konumunu biraz olsun yitirmiştir. Tür-
kiye ise 2001-2013 döneminde ihracatını yüzde
385 oranında, ithalatını ise yüzde 508 oranında
arttırarak yaklaşık 404 milyar dolar dış ticaret hac-
mine ulaşmayı başarmıştır.
Dünya ticareti bu denli hızla gelişirken ülkeler
arasındaki ticari ilişkiler de tüm ülkelerin üzerinde
mutabık kalmak zorunda olacağı anlaşmalardan
ziyade gerek ikili gerekse de çoklu ticari anlaşma-
lar çevresinde olgunlaşmaya başlamıştır. 15 Ni-
san 1994 ilan edilen Marakeş Deklarasyonu’nun
ardından 1 Ocak 1995’te kurulan Dünya Ticaret
Örgütü’nün hedef edindiği çok taraflı ticaret sis-
teminin yasal ve kurumsal zemini konumunda yer
alması ve hem toplu görüşmeler hem de müzake-
reler ile ülkeler arasında ticari ilişkilerin geliştiril-
mesi amaçlarından giderek uzaklaşması, ülkelerin
ikili ve/ya çoklu ticari anlaşmalara yönelmesindeki
en büyük desteklerden biri olmuştur. 2001’de baş-
layan Doha Turu’nun sonuçlanma tarihi çok geride
kalsa da hala neticelendirilememesi, Dünya Ticaret
Örgütü’nün ülkeler arasındaki ticari ilişkileri ge-
liştirici ilk yazılı mutabakatını, kuruluşundan yak-
laşık 18 yıl sonra gerçekleştirebilmiş olması (Ara-
lık 2013, Bali Paketi); ülkelerin ticari ilişkilerinin
geliştirilmesinde DTÖ’den daha etkin yöntemlere
gerek duyduklarının birer göstergesi durumunda-
dır. Bunun yanında ülkeler, ikili ve/ya çoklu ticari
ilişkilerin geliştirilmesinde mal ticaretinin yanında
hizmet ticareti, kamusal alımlar, yatırım ortamının
geliştirilmesi, fikri ve sınaî hakların düzenlenmesi
konularında da istişare içerisinde bulunmakta; bu
durum günümüzde ülkeler arasındaki işbirlikleri-
nin sıradan serbest ticaret anlaşmalarından daha
kapsamlı hale getirmektedir.
Bu çerçevede son zamanlarda küresel ticaret yapı-
sını değiştirebilecek ve oyunun kurallarını baştan
belirleyebilecek iki önemli gelişme yaşanmıştır.
Bunlardan birincisi, şu an için ABD, Avustralya,
Brunei Sultanlığı, Güney Kore, Japonya, Kanada,
Malezya, Meksika, Peru, Singapur, Şili, Tayvan,
Vietnam ve Yeni Zelanda arasında oluşturulması
planlanan ve ticaret ile yatırım ortaklığını kapsa-
yan Trans-Pasifik Ortaklığı’dır (TPP). Bir diğeri
ise, küresel ticaretin en önemli aktörlerinden iki-
sinin yer aldığı; ABD ile Avrupa Birliği’nin mal
ticaretinin yanında hizmet ticareti ve yatırım or-
tamının iyileştirilmesi konularında da istişare
içinde bulunduğu Transatlantik Ticaret ve Yatırım
Ortaklığı’dır (TTIP).
nTablo 1: Seçilmiş Ülkelerin İhracat ve İthalat İstatistikleri (2001-2013) (Bin Dolar)
Kaynak: TradeMap
İhracat
Ülke 2001 Pay 2013 Pay Değişim
Çin 266.098.209 4% 2.210.522.658 12% 731%
ABD 731.005.998 12% 1.578.001.362 9% 116%
Almanya 571.426.720 9% 1.458.646.978 8% 155%
Japonya 403.363.609 7% 715.097.244 4% 77%
Güney Kore 150.430.886 2% 559.618.559 3% 272%
Birleşik Krallık 272.578.258 4% 548.967.453 3% 101%
Türkiye 31.333.944 1% 151.868.551 1% 385%
İthalat
Ülke 2001 Pay 2013 Pay Değişim
ABD 1.180.073.832 19% 2.328.328.633 12% 97%
Çin 243.552.881 4% 1.949.934.687 10% 701%
Almanya 486.022.068 8% 1.194.482.625 6% 146%
Japonya 349.300.362 6% 833.166.061 4% 139%
Birleşik Krallık 337.958.062 5% 655.698.173 3% 94%
Güney Kore 141.097.086 2% 515.572.970 3% 265%
Türkiye 41.399.079 1% 251.650.560 1% 508%
2İKTİSAT VE TOPLUM • SAYI 47 • 2014
3İKTİSAT VE TOPLUM • SAYI 47 • 2014
Birleşmiş Milletler Ticaret ve
Kalkınma Konferansı’nın
(UNCTAD) verilerine göre
2013 yılında dünya ihracatının
yüzde 43’ü, dünya ithalatının ise
yüzde 45’i
TTIP Anlaşması’na
taraf ülkeler tarafından
yapılmıştır.
ABD ve AB gibi küresel ekonomideki en güçlü
aktörlerden ikisini buluşturan TTIP Anlaşması ta-
rafların küresel ekonomideki büyüklükleri nede-
niyle büyük öneme sahiptir. Birleşmiş Milletler
Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD)
verilerine göre 2013 yılında dünya ihracatının
yüzde 43’ü, dünya ithalatının ise yüzde 45’i TTIP
Anlaşması’na taraf ülkeler tarafından yapılmıştır.
2012 yılında yine UNCTAD tarafından 72,7 tril-
yon dolar olarak hesaplanan küresel toplam gelirin
yüzde 45’ine sahip olan TTIP Anlaşması’na taraf
ülkeler, yine 2012 yılındaki uluslararası doğrudan
yatırım akışının da yüzde 32’sine sahip durumda-
dır. Bütün bu veriler, TTIP Anlaşması’nın küresel
ticaretteki etkisinin ne denli büyük olacağının ve
oyunun artık yeni kurallara göre oynanacağının bi-
rer göstergesi konumundadır.
nGrafik 2: Ekonomik Göstergeler Bazında TTIP
Anlaşması’nın Büyüklüğü
Kaynak: UNCTAD


TTIP Anlaşması küresel ekonominin en önemli
aktörlerinden biri durumunda bulunan AB ve ABD
Ekonomilerinin mevcut büyüklüklerinin yanında
taraflar arasındaki mevcut ticari ilişki ile de küre-
sel ekonomi için büyük önem arz etmektedir. 2000
yılından bu yana yüzde 60 oranında artış gösteren
AB ile ABD arasındaki mal ticareti 2012 yılı sonu
itibariyle 650 milyar doları aşarken ABD, AB top-
lam ihracatının en büyük ortağı durumundayken
AB ise ABD ihracatı ve ithalatında ikinci sırayı
almaktadır (Eurostat ve ABD Ticaret Bakanlığı).
ABD ve AB mal ticaretinin yanında hizmet tica-
retinde de birbirlerinin ekonomilerinde önemli bir
konumda bulunmaktadır. Avrupa Birliği, ABD’nin
hizmet ihracatının yüzde 51’ine sahip konumday-
ken AB dünyadaki en büyük hizmet ihracatçı ko-
numundadır. Bu sebeple, TTIP Anlaşması’nın mal
ticareti kadar hizmet ticaretine de etkisinin büyük
olacağı söylenebilir (GTB, 2014).
Bu çalışmanın ilerleyen kısmında da belirtilece-
ği üzere TTIP Anlaşması bilinen STA yapısından
farklı olmak üzere mal ve hizmet ticaretinin yanın-
da yatırım ortamının iyileştirilmesi ve taraflar ara-
sındaki doğrudan yatırımların ivmelenmesi amaç-
larını da edinen bir anlaşma olduğundan dolayı
tarafların mevcut yatırım ilişkilerine de değinmek
faydalı olacaktır. Küresel ekonomideki toplam
sermaye yatırımlarının yaklaşık yüzde 57’si TTIP
Anlaşması’na taraf ülkelere gelirken bu iki ülkenin
dış yatırımlarının dünyadaki payı yaklaşık yüzde
71 seviyesindedir. ABD yatırımlarının yaklaşık
yüzde 56’sının istikameti Avrupa Birliği iken ABD
piyasası içerisinde AB yatırımlarının payı toplam
yabancı sermaye yatırımlarının yüzde 71’ine kar-
şılık gelmektedir (UNCTAD, GTB, 2014).
 
2009 yılında yaşanan Küresel Ekonomik Krizi’nin
günümüzde ancak ortadan kaldırılmaya başlanan
olumsuz etkileri, Avrupa bankacılık sisteminde ve
ABD Ekonomisinde kendini hala hissettirmekte;
ekonomik büyümelerine gerekli ivmeyi kazandır-
maya çalışan AB ve ABD Ekonomileri, küresel ti-
carete yön verebilecekleri bir dizi ticaret anlaşması
imzalama yolunda çalışmalarını sürdürmektedirler.
AB ile ABD’nin birbirleriyle uzun zamandır yoğun
ticari ilişkiler içinde bulunmasına karşın ticari en-
gellerin kaldırılması konusundaki çabalarının özel-
likle son yıllarda ivme kazanması, temel olarak re-
kabet güçlerinin gelişmekte olan ülkeler karşısında
zayıflamaya başlaması ile ilişkilendirilmektedir.
Bununla beraber, DTÖ kapsamında yürütülen çok
taraflı ticaret müzakerelerinin hala sonuçlandırıl-
mamış olması ve AB ile ABD’nin küresel ticareti
yönlendirmek istemeleri, özellikle AB’de küresel
krizle birlikte en önemli sorunlardan biri haline
dönüşen büyümeyi tetikleyecek yapısal reformlara
duyulan ihtiyaç tarafları anlaşmaya iten nedenler
arasında yer almaktadır. Birçok ekonomist ve ana-
list tarafından da belirtildiği üzere, DTÖ’de arzu
ettikleri çoğunluğu yakalayamayan AB ve ABD
yönetimleri, mevcut ekonomik büyüklüklerinden
de faydalanarak kendi kurallarını koyabilecekleri
yeni bir ticaret ve yatırım zemini oluşturabilmeyi
amaçlamaktadırlar (GTB, 2014).
4İKTİSAT VE TOPLUM • SAYI 47 • 2014
Dünya Ticaret Örgütü çatısı altında uzun süredir
yürütülen ancak henüz sonuca ulaştırılamamış
Doha Kalkınma Turu’nda tartışılan çok taraflı ti-
caret müzakerelerinin zaman içinde açmaza gir-
mesi, gerek tarım ve tarım-dışı ürünlerde gerek
hizmet ticaretinde serbestleşme ve pazara gi-
riş konusunda bir sonuca varılamamış olması;
AB ve ABD’nin bu tür bir ticari anlaşmaya yö-
nelmelerindeki en etkili etmenlerden biri ol-
muştur. TTIP Anlaşması başta çevre ve çalışma
standartları olmak üzere, fikri mülkiyet hakla-
rı, rekabet politikası, yatırımlar, vb. alanlarında
Dünya Ticaret Örgütü düzenlemelerinin çok
daha ötesinde ve tarafların ortak çıkarlarını gö-
zeten yeni kurallarda uzlaşmaları için de zemin
oluşturmasını hedeflemektedir.


TTIP Anlaşması’na taraf ülkeler arasında özellikle
sanayi mallarında gümrük vergileri çok düşük se-
viyelerde olsa da tarife dışı konularda ve yasal dü-
zenlemelerde taraflar arasındaki farklılıklar göze
çarpmaktadır. Bu nedenle, TTIP Anlaşması daha
önceki dönemlerde düzenlenen STA’larından fark-
olarak tarife dışı konulara yoğunlaşmayı amaç-
lamakta, bunun yanında gerek STA’lar gerek DTÖ
tarafından pek de ele alınmayan hizmet ticareti,
rekabet politikası, iş gücü, çocuk işçilik, yatırım
ortamı konularında da taraflar arasında işbirliği-
ni hedeflemektedir. Böylece, TTIP Anlaşması ile
beraber AB ve ABD Ekonomilerinde büyüme ve
istihdam eksenli ve komple nitelikli bir pozitif iv-
melenmenin yaşanması öngörülmektedir.
Bütün bunların yanında, TTIP Anlaşması iki açıdan
daha diğer ticari işbirliği anlaşmalarından farklı bir
konumda bulunmaktadır. Bunlardan ilki olarak;
TTIP Anlaşması’na taraf ülkeler dünya hâsılasının
yaklaşık olarak yüzde 45’ini ve dünya ticaretinin
ise yüzde 42’sini teşkil etmekte ve bu durum -
resel ekonominin tamamını etkileyerek oyunun
kurallarını yeniden yazabilecek yeni bir oluşum
olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci önemli fark-
lılık ise, TTIP Anlaşması’nın bilinen serbest tica-
ret anlaşmalarından ziyade içinde hizmet ticareti,
rekabetçilik, çevre politikaları, vize uygulamaları,
enerji vb. gibi konuların da yer aldığı komple nite-
likli bir işbirliği anlaşması olmasıdır (GTB, 2014).


Yukarıda da belirtildiği üzere; taraflarının dünya
hâsılasının yaklaşık olarak yüzde 45’ini ve dünya
ticaretinin ise yüzde 42’sini oluşturduğu bir ticaret
ve yatırım anlaşmasının küresel ekonomilerin he-
men hepsini etkilemesi, TTIP Anlaşması’nın bek-
lenen bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Avrupa Komisyonu’nun anlaşmanın müzakerele-
rinin daha etkin yürütülebilmesi ve olası bir anlaş-
manın yaratacağı yararın tespiti amacıyla başlat-
tığı etki analizi çalışmasındaki senaryolara göre,
2018 yılına kadar taraflar arasındaki tarife-dışı
engellerin yarısının kaldırıldığı iddialı bir TTIP
Anlaşması’nın AB açısından milli gelire artışına
etkisinin uzun vadede 121,5 milyar Avro, ABD
açısından ise 40,8 milyar Avro dolayında olabile-
ceği hesaplanmaktadır (Avrupa Komisyonu). Ta-
rife dışı engellerin yüzde 25 oranında kaldırılma-
sını içeren daha mütevazı bir senaryo altında dahi
tarafların kazancının sırasıyla 53,6 ve 18,3 milyar
Avro olabileceği iddia edilmektedir (ECORYS,
2009). TTIP Anlaşması’nın diğer STA’lar gibi sa-
dece mal ticaretini etkilediği senaryoda dahi taraf-
ların toplam kazancının en az 7,5 milyar dolar ola-
5İKTİSAT VE TOPLUM • SAYI 47 • 2014
bileceği, dinamik koşullar da dikkate alındığında
bu kazancın toplam 85 milyar dolara kadar ulaşa-
bileceği belirtilmektedir (Erixon ve Bauer, 2010).
Böylesine büyük çaplı bir ticaret ve yatırım anlaşma-
sının taraf ülkeler kadar üçüncü ülkeleri de etkileye-
ceği aşikârdır. İsveç Ticaret Bakanlığı’nın çalışmasın-
da tarifelerin kaldırılıp, tarife dışı engellerin kapsamlı
şekilde azaltılması halinde, dünyanın geri kalanı açı-
sından refah düşüşü etkisi yüzde -0.15; üretimlerinde-
ki katma değer azalışı ise yüzde -0.40 olarak hesap-
lanmaktadır (İsveç Ticaret Bakanlığı, 2012).
AB ve ABD arasındaki olası bir işbirliği, bu an-
laşma dışında kalan ülkelerin de bu pazarlardaki
rekabetçiliğini de yakından etkileyecektir. Örne-
ğin, ABD pazarında AB ile beraber rekabet eden
ülkelerin rekabetçiliğinde anlaşma sonrası AB’nin
engellemeler ve kısıtlamalardan muaf tutulması
sonucu bir düşüş gözlenmesi beklenirken aynı du-
rumun Avrupa pazarında rekabet eden firmalar ve
ekonomiler için de geçerli olması beklenmektedir.
Almanya Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı’nın
yaptırdığı bir çalışmada ise, AB ve ABD arasında
kapsamlı bir ticari bir işbirliğinin sağlanması ha-
linde bu işbirliğinin ABD’nin refahını yüzde 13,4
oranında etkileyeceği; AB ülkelerinin de bu işbir-
liğinden genel olarak olumlu etkileneceği belirtil-
mektedir. Öte yandan, taraf ve bu taraf ülkelerle
işbirlikleri gelişmiş olan ülkelerin olumlu olarak
etkileneceği TTIP Anlaşması’nın üçüncü ülkeler
açısından pazar kaybı oluşturacak sonuçlar doğur-
ması öngörülmektedir. AB ve ABD ile hâlihazırda
serbest ticaret anlaşması bulunun üçüncü ülkelerin
yüzde 2 ila yüzde 10 arasında bir oranda olum-
suz yönde etkileneceği beklenirken refah kaybı-
nın Kanada’da yüzde 9,5, Meksika’da yüzde 7,2,
Türkiye’de ise yüzde 2,5 civarında olması öngö-
rülmektedir (IFO, 2013).

Gümrük Birliği 1996 yılında yürürlüğe girdiğin-
de hem ülkemiz hem de Avrupa Birliği için gayet
yararlı bir oluşum olarak ortaya çıkmıştır. 1998
yılında yüzde 63 olan düşük teknolojili ürünlerin
toplam ihracatımız içerisindeki payı günümüzde
yüzde 34’e kadar gerilerken aynı yıl yüzde 16 se-
viyesinde olan orta-yüksek teknolojili ürünlerin
toplam ihracatımız içerisindeki payı ise günümüz-
de yüzde 31’e kadar yükselmiştir (Duman, 2014).
Ancak hızla gelişen ve değişen dünya düzeni, ülke-
lerin dış ticaret politikalarını da etkilemiş; ülkeler
arasındaki ikili ve/ya çoklu ticari işbirliği çabaları-
nın yanında Türkiye açısından Gümrük Birliği’nin
yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacını da berabe-
rinde getirmiştir. AB ile imzalanan Gümrük Birliği
Anlaşması’nın değişen ve gelişen küresel ekono-
mi şartlarına göre yeniden gözden geçirilmesi ge-
rekirken Gümrük Birliği’nin tarım ve hizmetleri
6İKTİSAT VE TOPLUM • SAYI 47 • 2014
kapsayacak şekilde kapsamının genişletilmesinin
her iki tarafa da önemli yararlar sağlayacağı belir-
tilmektedir.
Dünya Bankası’nın Avrupa Komisyonu ile beraber
Gümrük Birliği’ni gözden geçirdikleri raporların-
da Gümrük Birliği Anlaşması’nın temel tarımı da
kapsayacak şekilde genişletilmesinin Türkiye’ye
800 milyon doları aşkın bir refah kazancı sağlaya-
cağı belirtilirken Avrupa Birliği için en yararlı se-
naryonun ise Türkiye’nin Ortak Tarım Politikasını
kabul etmesi olacağı belirtilmiştir. Raporda öngö-
rülen dört farklı senaryo ile Türkiye ve AB taraf-
larının bu farklı senaryolardan kazançları Grafik
3’te gösterilmektedir.
nGrafik 3: Dört Farklı Senaryo Altında Gümrük
Birliği Anlaşması’nın Revizyonu
Dört farklı senaryo:
i) Tarım alanında AB-
TR arasında STA
ii) STA+AB ortak dış
tarifesi
iii) Tarım alanında GB
iv) Türkiye’nin Ortak
Tarım Politikasını
kabul etmesi
Kaynak: Dünya Bankası
Raporda ayrıca TTIP çerçevesinde de öngörüler
yapılmaktadır. AB ile ABD’nin ikili ticaretteki
tüm tarifeleri kaldırdığı ancak Türkiye’nin ABD
pazarında sınırlamalara tabi olmaya devam ettiği
varsayılarak yapılan genel denge simülasyonunda,
Türkiye’nin 130 milyon dolar kadar bir refah kay-
bının olacağı tahmin edilmiştir. Raporda, Türkiye
ABD’li üreticiler üzerindeki ithalat tarifelerini kal-
dırırsa (veya ABD ticareti AB üzerinden saptırılır
ve Türkiye’ye gümrüksüz bir şekilde girerse) refah
kaybının 160 milyon dolara yükselebileceği tespit
edilmiştir. Ancak, raporda Türkiye’nin AB ve
ABD ile bir STA imzalaması durumunda TTIP
sonucunda 130 milyon dolar düzeyinde bir re-
fah kazanımı elde edebileceği belirtilmiştir.
TCMB’den Didem Güneş, Merve Mavuş ve Arif
Oduncu’nun yayınladığı “AB-ABD Serbest Tica-
ret Anlaşması ve Türkiye Üzerine Etkileri” başlıklı
ekonomi notunda Türkiye’nin TTIP Anlaşması’na
dâhil olması durumunun, dâhil olamaması du-
rumuna göre GSYH’nin yüzde 4,6’sı kadar bir
milli gelir kazancına neden olabileceği belirtil-
miştir. Türkiye’nin sürece dâhil olmasının sadece
Türkiye’nin yararına olmadığı; aynı zamanda AB
ve ABD GSYH büyüme rakamlarının da STA’nın
sadece AB ve ABD’yi kapsadığı duruma göre daha
yüksek olduğu sonucu bulunmuştur (Güneş vd.
2013).

Dış ticaretin kurallarının yeniden belirlenmeye
başladığı günümüz ekonomilerinde, özellikle ta-
rım, hizmet ticareti ve rekabetçiliği geliştirebi-
lecek fikri ve sınai haklar konularında da ülkeler
arasındaki ticari işbirliklerinin arttığı görülmek-
tedir. Ülkemizin de küresel ekonominin yaklaşık
yarısının dâhil olduğu TTIP Anlaşması sürecine
dâhil olarak yeni kuralların belirlenmesinde öncü
rol oynayan aktörlerden biri olması, küresel ticaret
arenasında ülkemize faydalı olacak hususlardan
biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Haziran ayı içerisinde Gümrük ve Ticaret Bakan-
lığı ile İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi’nin
ortaklaşa düzenlediği “Ticaretin Kolaylaştırılması
ve Uygulamalı Dış Ticaret Çalıştayı”nda Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığı başta
olmak üzere kamu kesimi temsilcileri, özel sektör
ve gümrük ve ticaret çalışmalarıyla ilgili akademik
kesimin katılımıyla TTIP Anlaşması hakkında de-
taylı analizler gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda,
ilerleyen dönemlerde de TTIP Anlaşması ve getir-
diği sürecin politika yapıcılar, özel sektör ve aka-
demi nezdinde işbirliği çerçevesinde istişare edilip
iyi analiz edilerek anlaşmanın getirebileceği refah
kazançlarının değerlendirilmesi büyük önem arz
etmektedir.

Duman, M. C., Nicelik ya da Nitelik, İşte Bütün Mesele
Bu, İktisat ve Toplum, Sayı 43, 31-38
Dünya Bankası, AB-Türkiye Gümrük Birliği
Değerlendirmesi Raporu, Mart 2014
Erixon F. ve Bauer M., A Transatlantic Zero Agreement:
Estimating the Gains from Transatlantic Free Trade
in Goods, ECIPE Occasional Paper, No.4/2010.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, İhsan Doğramacı
Bilkent Üniversitesi. Ticaretin Kolaylaştırılması
ve Dış Ticaret Çalıştayı, Haziran 2014. Güneş, D.
Mavuş M. Ve Oduncu A,. AB-ABD Serbest Ticaret
Anlaşması ve Türkiye Üzerine Etkileri, TCMB
Ekonomi Notları, 2013-30
Ifo Institute, Dimensions and Effects of a Transatlantic
free Trade Agreement between the EU and US, 2013
National Board of Trade/Sweden, Potential Effects
from an EU-US Free Trade Agreement, Sweden in
Focus, 2012.
7İKTİSAT VE TOPLUM • SAYI 47 • 2014
ResearchGate has not been able to resolve any citations for this publication.
A Transatlantic Zero Agreement: Estimating the Gains from Transatlantic Free Trade in Goods
  • F Erixon
  • M Bauer
Erixon F. ve Bauer M., A Transatlantic Zero Agreement: Estimating the Gains from Transatlantic Free Trade in Goods, ECIPE Occasional Paper, No.4/2010.
Dimensions and Effects of a Transatlantic free Trade Agreement between the EU and US, 2013 National Board of Trade/Sweden, Potential Effects from an EU-US Free Trade Agreement, Sweden in Focus
  • Ifo Institute
Ifo Institute, Dimensions and Effects of a Transatlantic free Trade Agreement between the EU and US, 2013 National Board of Trade/Sweden, Potential Effects from an EU-US Free Trade Agreement, Sweden in Focus, 2012.