Article

HIRİSTİYANLARIN BÖLÜNME SÜRECİNE GENEL BİR BAKIŞ

Authors:
Article

HIRİSTİYANLARIN BÖLÜNME SÜRECİNE GENEL BİR BAKIŞ

If you want to read the PDF, try requesting it from the authors.

No full-text available

Request Full-text Paper PDF

To read the full-text of this research,
you can request a copy directly from the author.

... İsa'nın etine ve kanına dönüşmediğini, bunların sadece simgesel bir anlamı olduğunu ileri sürmüşlerdir. 68 Kutsal yazılara dayanan Valdocular azizler kültünü, kilisenin günah bağışlamasını ve papaların tesis ettikleri bütün itikadi ve ameli uygulamaların boş odluğunu söylemişlerdir. Çünkü onlar sadece İncil'i kaynak olarak değerlendirmekte ve son derece selefi bir tutum sergilemektedirler. ...
... Örneğin Ariyusçuların, Nestûrîlerin ve Monofizitlerin ortaya çıkmasına, teslis inancının oluşum sürecinde meydana gelen tartışmalar neden olmuştur. 270 M.S. 381 yılında icra edilen İstanbul Konsilinde Hıristiyanlığın en önemli iman esası haline gelen "teslis" inancına ilişkin en önemli itirazlar IV. yüzyılda Arius tarafından yapılmıştır. Arius, "Bab/Tanrı"nın sonsuz ve doğrulmamış olduğunu oysa "Oğul"un (İsa'nın), "Baba" tarafından yaratıldığını, dolayısıyla ikisinin aynı cevhere sahip olmadığını ileri sürmüştü. ...
Conference Paper
Full-text available
Abstract Abu Mansur Al Maturidi lived in the period of the second half of 9th and the first of half of 10th centuries in Mā Warāʾ al-Nahr. This area emerged as an important location that many various religions, beliefs, ideologies, cultures and civilizations had been mixed up because of it was the junction of trade routes such as the Spice Road and the Silk Road. Furthermore, Mā Warāʾ al-Nahr was the place of peaceful coexistence for all the different religions and beliefs. Therefore, it was a safe sanctuary for oppressed people fled from many countries such as Persia, Byzantium, India and China. Consequently, the area, especially Samarqand and Khorasan, had been the cradle of different religious and philosophical thoughts and the multicultural environment throughout centuries. In this paper, the social and cultural history of religions, sects and philosophical trends at the time of Maturidi will be evaluated in order to contribute significantly to understand his systematic thought accurately. Thus we will try to draw generally upon the geography of beliefs in that area at his time. ÖZET: Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, M. IX. yüzyılın yarısı ile X. yüzyılın başlarında Maveraünnehir bölgesinde yaşamıştır. Burası Baharat Yolu ile İpek Yolu gibi ticaret yollarının kesiştiği bir yer olması nedeniyle çeşitli din, inanç, ideoloji, kültür ve medeniyetlerin kaynaştığı bir konuma sahip önemli bir bölge olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca düşünce ve inanç farklılığının özgürce yaşandığı bu bölge, başta İran olmak üzere Bizans, Çin ve Hindistan gibi bölgelerdeki çeşitli din mensuplarının, baskılara maruz kaldıklarında, gelip yerleştikleri emin bir sığınak olmuştur. Bu özelliğinden olsa gerek Mâverâünnehir özellikle Semerkand ve Horasan, tarih boyunca çeşitli din, mezhep ve felsefî akımlara beşiklik etmiştir. Bu nedenle bölge tarihsel olarak çok kültürlü ve çoğulcu özelliğini her zaman koruyabilmiştir. Bu tebliğde Mâtürîdî’nin düşünce sisteminin doğru anlaşılabilmesine katkı sağlayabilmek için yaşadığı dönemde ve bölgede mevcut olan veya etkisi devam eden din, mezhep ve felsefî akımların sosyo-kültürel tarihlerini ele alacağız. Bu suretle yaşadığı bölgenin inanç coğrafyasını çizmeye çalışacağız.
Book
Bu kitapta, 'Batılı olmayan' sanat yapıtlarındaki kültürel temsillerin karakteristiklerinin, Batı kontrolündeki küreselleşme süreci sonucunda kendi toplumuna adım adım nasıl yabancılaştığı incelenmektedir. Kültür-sanat yapıtlarında görülen ve kendisini 'evrensel' olarak konumlandıran Batılı perspektifin kendisini nasıl üstün kıldığı da tarihsel materyalist bir bağlamda ele alınmaktadır. Bu çalışmada, Kültürel Hegemonya, Şarkiyatçılık ve Varoluşçuluk felsefesi düşünceleri ekseninde 'Batılı olmayan' coğrafyalardaki kültür-sanat yapıtlarında sürdürülebilir Şarkiyatçılık anlayışının ekonomi politik dinamikleri "Şarkdöngü" kavramı ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Kitap kapsamında kültür-sanat yapıtlarına örnek olarak sinema filmleri ele alınmakta olup, Şarkdöngü'nün film dili üzerinde nasıl yaratıldığı da tartışılarak film dili ve kültür arasındaki ilişkilerin oluşumu yönetmenler, festivaller ve film fonları üzerinden irdelenmektedir. Filmlerdeki anlatıların Şarkdöngü ekseninde nasıl şekillendiğini detaylı bir biçimde çözümlemek adına, Türk sinemasında Batılı bir fon olan Eurimages'dan destek almış, 1990 yılı sonrasında çekilen ve çeşitli Batılı festivaller tarafından uluslararası çapta ödüllendirilmiş on film örneklem olarak alınmış ve filmler üzerinde göstergebilimsel analizler ve eleştirel söylem analizi gerçekleştirilmiştir. Kitap, 1990 yılı sonrasında 'gişe sineması' ve 'sanat sineması' olarak giderek ayrılan film anlayışlarını da sorgularken, kültürel olduğu düşünülen bu ayrımın ekonomi politik boyutunu da ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Article
Full-text available
İslâm’ın ilk dönemlerinde Müslümanlar farklı coğrafyalara hâkim olmuşlar ve buralarda farklı etnik ve dini kimlik sahibi topluluklarla ilişkiye girmişlerdir. Bu bağlamda fetih öncesinde Bizans için, fetihten sonra ise Müslümanlar için büyük önem ifade eden Mısır, Hz. Ömer döneminde hâkimiyet altına alınmıştır. Fetih sırasında Mısır topraklarında genel olarak Kıptî yerli halk ve Bizans destekli Rumlar yaşamaktaydı. Kıptîler kendilerine özgü yaşam şekilleriyle yöneticilerinden farklı özelliklere sahiplerdi ve Mısır’da ikinci sınıf insan muamelesi görmekteydi. Bu çalışmada Mısır diyarının yerli halkı olan Kıptîler’in İslâm öncesindeki yaşantıları ve fetihle birlikte yeni idarecilerle olan ilişkileri Emevîler dönemini de içine alacak şekilde konu edilmiştir. İlk fethedilen bölgelerden olan Mısır’da görevli valiler ilk dönemlerden itibaren halka daha önce yaşadıkları olumsuzlukların aksine hoşgörüyle yaklaşmışlar, inanç özgürlüğü başta olmak üzere huzur içerisinde bir hayat yaşama imkânı sunmuşlardır. Kıptî Hıristiyan halkın önemli bir kısmı fetihten sonraki birkaç yüzyıl içinde İslâm’ı tercih etmiş, bir kısmı ise cizye vergisini düzenli olarak ödemişlerdir. Ancak özellikle bazı Emevî idarecilerinin vergilerle ilgili bir kısım uygulamaları yerli halkın öfkesine ve ayaklanmaların yaşanmasına sebep olmuştur. Buna rağmen genel olarak baktığımızda fethinden Abbâsîler dönemine kadar olan yaklaşık yüz on yıllık bir sürede Kıptîler Müslüman idareci ve yöneticilerle huzur içerisinde yaşamışlardır. Müslümanların Mısır’daki Hıristiyan halkla olan ilişkileri ilk dönemde Müslüman idarecilerin Gayr-ı Müslim tebaaya olan yaklaşımı hakkında da bilgiler vermesi yönüyle önemlidir. Bu çalışmada Kıptîlerin Mısır’ın fethinden sonra özellikle Emeviler döneminde Müslüman idarecilerle olan ilişkilerinin hangi düzeyde olduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır.
Article
Full-text available
Bu çalışmada Deyrulzafaran Manastırı’nın (Mardin) dini ve kültürel önemi ile manastırı ziyaret eden ziyaretçi profili incelenmiştir. Yıl içerisinden 200.000’den fazla ziyaretçi kabul eden manastır, inanç turizmi açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Çalışmada yöntem olarak anket tekniği uygulanmıştır. Buna göre gelen ziyaretçi profilini tespit etmek için basit rasgele örnekleme yöntemine göre seçilen 400 birey ile bir anket yapılmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS 22 paket programında betimleyici istatistiklerden yararlanılarak ve çeşitli istatistiksel analizler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Buna göre; manastırı ziyaret eden ziyaretçilerin daha çok kadınlardan oluştuğu, yaş gruplarının çoğunlukla 18-35 yaş aralığındaki genç nüfustan ve yüksek eğitim düzeyine sahip bireylerden oluştuğu gözlenmektedir. Ziyaretçilerin %97’sinden fazlası ülke içinden gelirken, geriye kalanı ise Almanya, İsveç ve Kanada gibi ülkelerden gelmektedir. Manastırın mimari yapısı ve oluşturduğu ambiyans, ziyaretçiler tarafından en fazla beğenilen unsurlar olarak göze çarpmaktadır. Sonuç olarak Deyrulzafaran Manastırı, dini ve kültürel değeri dikkate alındığında Türkiye’deki İnanç turizmi bakımından önemli bir değer ve büyük bir potansiyel barındırdığı çalışmayla birlikte ortaya konmuştur.
Article
Full-text available
Meryem’in tabiatı üzerine V. asrın ilk çeyreğinde başlayan Maryoloji tartışmaları Hristiyanlıktaki ikinci büyük ayrışma olan Nasturiliğin doğuşuna sebep olmuştur. Meryem’in Tanrı’nın Annesi mi (Theotokos) yoksa Mesih’in Annesi mi (Kristotokos) olduğu yönündeki tartışmalar her ne kadar teoloji ve kristoloji temelli görünse de arka planda Kilise merkezleri arasındaki siyasal çatışmaların olduğu bilinmektedir. Bu tartışmaların neticesinde düzenlenen I. Efes Konsili’nde Konstantinopolis Patriği Nestorius’un “diyofizit” görüşü mahkûm edilmiştir. Bu çalışmada Hristiyanlıkta Meryem Kültü’nün beslendiği kaynaklar, Meryem Kültü’nün oluşmasına yol açan teolojik ve kristolojik tartışmalar, tartışmaların arka planında bulunan Antakya Kilisesi, İskenderiye Kilisesi ve Konstantinopolis Sarayı arasındaki siyasal çatışmalar ve bunların sonucu olarak 431’de Efes’te toplanan üçüncü ekümenik konsil incelenmiştir.
Thesis
Full-text available
Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta kardeşlik konusunu ele aldığımız bu çalışmada kardeşlik olgusunun önemini genel anlamda ortaya koyup, Yahudilik ve Hıristiyanlıktaki kardeşlik anlayışını inceledik. Yahudilik ve Hıristiyanlığın kardeşlik konusuna yüklediği anlamı, bu anlam çerçevesinde ortaya çıkan çeşitli kardeşlik yaklaşımlarını irdelemeye çalıştık. Bu bağlamda çalışmamızda, “kardeş - kardeşlik” kavramlarını ve kardeşliğin çeşitli kavramlarla olan ilişkisini ele alıp inceledik. Kardeşlik, hemen bütün dinlerde bulunan ortak bir olgudur. Bu olgu, dinlerde daha çok, “kan, soy, din ve insan” kardeşliği bağlamında değerlendirilmektedir. Biz de, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta kan, soy, din ve insan kardeşliği anlayışlarını tahlil edip, kardeşlikten kaynaklanan görevleri ve bu olguya aykırı olan hususları inceledik. Netice olarak kardeşlik, dinlerde çok önemli bir yer tutmaktadır. Yahudilik ve Hıristiyanlık, kardeşliği, soyut bir kavram olmaktan çıkarıp, günlük hayata aktarılan, somut ve aksiyoner bir olgu seviyesine çıkarmışolmakla birlikte, uygulamada birtakım farklılıkların olduğu görülmektedir. Bu farklılıklar da, söz konusu bu dinlerin etki alanı, hitap ettiği kitlenin ve kendi temel karakterlerinin birbirinden farklı olmasıyla açıklanmaktadır.
Book
Full-text available
Eski Katolik Kiliseleri, isimdeki “eski” kelimesinin aksine, Hıristiyanlıktaki en “yeni” kiliselerden biridir. Hatta Roma Katolik Kilisesi bünyesinde gerçekleşen en son ayrılık Eski Katolik ayrılığıdır. Ancak onlar, Roma Katolik Kilsesi'nden ayrıldıktan sonra dahi “Katolik” ismine sahip çıkmışlardır. Şüphesiz bu isme ortak olmak için kendilerince haklı sebepleri vardır. Bu kitap, “Katolik” ismine sahip çıkarak adeta en köklü kilise olan Roma Kilisesi'nin mirasına ortak olmayı arzulayan Eski Katolik Kiliseleri'nin kuruluş sürecini ve günümüzdeki durumunu ele almaktadır.
Conference Paper
Full-text available
Bu çalışma, profesyonel turist rehberlerinin yaşadıkları sorunları ve gelecekten beklentilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla hazırlanan yapılandırılmış mülakat ile rehberlere kariyer, teknolojik dönüşüm, geleceğe iyimser bakıp bakmadıkları, mesleği gelecekte bekleyen tehditler gibi konularda sorular yöneltilmiştir. Toplamda 15 rehberden veri toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre rehberler yaptıkları mesleğin kariyer yolunun açık olduğunu düşünüyor, çünkü her daim değişime, yeniliğe ve uzmanlaşmaya açıktır. Akıllı teknolojilerin gelişmesinin kendilerini çok korkutmadığı, zira teknolojinin insan ilişkilerinin yerini alamayacağı için rehberlere gereksinim duyulacağı ifade edilmiştir. Ancak mesleğin geleceği konusunda genel bir karamsarlık olduğu tespit edilmiştir. Bunun nedeni olarak örgütlenmenin zayıf olması, karar mekanizmalarına rehberlerin dâhil edilmemesi, yasaların sık sık değişmesi gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Profesyonel turist rehberleri, mesleki sorunlar, geleceğe yönelik beklentiler.
Conference Paper
Full-text available
Dijitalleşmenin hız kazanması turist rehberliği mesleğini gün geçtikçe daha fazla etkilemektedir. Profesyonel turist rehberleri çağa uyum sağlamak ve dijitalleşmenin avantajlarından yararlanmak amacıyla teknolojik gelişmeleri takip etmektedirler. Teknolojik gelişmeler turist rehberliği mesleğini hem olumlu hem de olumsuz yönden etkileyebilmektedir. Bu bağlamda, dijitalleşmenin profesyonel turist rehberliği mesleğine olan etkilerini SWOT analizi ile değerlendirmek araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Dolayısıyla dijitalleşmenin hem mesleğe yönelik güçlü ve zayıf yönlerinin hem de meslek üzerinde yarattığı fırsat ve tehditlerin ortaya çıkartılması hedeflenmektedir. Dijitalleşmenin turist rehberliği mesleğine olan etkilerini belirlemek amacıyla nitel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma deseni olarak fenomenoloji belirlenmiş ve kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak profesyonel turist rehberlerine ulaşılmıştır. Verileri toplamak için mülakat tekniğinden yararlanılmış olup, sekiz profesyonel turist rehberi ile telefonda görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler Maxqda programı ile analiz edilmiş ve içerik analizine tabi tutularak araştırmaya dair ayrıntılı bilgilere ulaşılmıştır. Araştırma amacı doğrultusunda temalar belirlenirken, açık ve kapalı kod sisteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda belirlenen temalardan yararlanılarak dijitalleşmenin profesyonel turist rehberliği mesleğine yönelik güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri ortaya çıkartılmış ve birtakım önerilerde bulunulmuştur.
Conference Paper
Full-text available
Yoğun bir uygulama eğitimi gerektiren turist rehberliği eğitiminde öğrenim gören öğrencilerin turist rehberliği mesleğine hazır olmasını sağlamak amacıyla meslek üst örgütü TUREB ve turist rehberliği eğitimi veren programlar tarafından uygulama gezileri düzenlenmektedir. Bu uygulama gezilerinden ilki mesleğe giriş için zorunludur. Bu çalışmanın temel amacı, turist rehberliği öğrencilerinin uygulama gezilerinden algılanan beceri edinimlerini incelemektir. Çalışmanın diğer bir amacı ise Pearce ve Foster (2006) tarafından geliştirilen ve seyahatten edinilen becerileri ölçmek için kullanılan ölçme aracını turist rehberi adayları örneklemine uyarlamaktır. Bu amaç doğrultusunda Mersin Üniversitesi Turizm Rehberliği lisans programında eğitim gören ve mezun olan öğrencileri örneklem olarak seçilerek bir ön test uygulaması yapılmıştır. Ön test uygulaması için 01.09.2021-01.10.2021 tarihleri arasında anket tekniğinden yararlanılarak 81 kişiden veri toplanmıştır. Ölçek uyarlamasının ön test sonuçları seyahatten edinilen beceriler ölçeğinin turist rehberi adayları örnekleminde güvenilir (α= 0,976) bir yapı oluşturduğunu göstermektedir. Sonuçlar ölçeğin hedef grup olan turist rehberi adayları örnekleminde temel araştırma ve uyarlama sürecine geçilebilceğini ortaya koymaktadır.
Article
"Doğulu Hıristiyan kardeşlere yardım" Ortadoğu'ya yapılan Haçlı seferlerinin başlıca parolalarından biri olmuştur. Ancak bu sözler 451 Kadıköy Konsili'nde alınan kararların gölgesinde kalmıştır. Zira Haçlılar aradaki mezhepsel farklılıklar nedeniyle Ortadoğu Hıristiyanlarını asla kardeş olarak görmemişlerdir. Aslında bu sözlerin gerçek muhatabı Bi­zans'a bakış açıları da çok farklı değildir. Uzun müddet Müslüman haki­miyetinde rahat bir yaşam süren Yerli Hıristiyanlar, seferlerle ilgili başlangıçtaki iyimserliklerine rağmen Haçlılar tarafından "sapkın" olarak nitelendirilmeleri ve buna bağlı menfi uygulamalar nedeniyle hayal kırıklığına uğramışlardır. Fakat 11O1 Haçlı Seferlerinin sonucunda ortaya çıkan gereksinimler neticesinde Yerli Hıristiyanlar, Haçlılar için sosyal, ekonomik ve askeri alanda hayati bir anlam ifade etmeye başlamışlardır. Bu doğrultuda başlatılan uygulamalar sayesinde taraflar arasında ortak bir yaşam formu oluşturulabilmiştir. Ancak Haçlıların, Yerli Hıristiyanlar hakkındaki dini ön yargılarından ve şüphelerinden tamamıyla kurtulamamaları gerçek bir bütünleşmeyi engellemiştir. Dolayısıyla Yerli Hıristiyanların sosyo-politik durumlarında seferler öncesine nazaran bir değişim olmadığı gibi gelişmelerden en fazla zarar gören unsurlardan biri haline gelmişlerdir.
Conference Paper
Full-text available
Article
Full-text available
Katolik Hıristiyanlık 16. yüzyılda Luther ile başladığı kabul edilen bir reform süreci ile karşı karşıya kalmıştır. Luther’in Katolik Kilise’sine yönelttiği eleştirilerin çoğunun daha önce de bazı din adamlarınca dile getirildiği kabul edilmekle beraber, Luther’in başlattığı tartışmalar, Hıristiyanlık içerisinde önü alınamayan bir bölünme ile sonuçlanmıştır. Bu süreçte Katolik din adamları, Luther’in eleştirileri karşısında bazen savunmaya geçmiş bazen karşı suçlamalarla cevap vermiş ve bu süreç Katolik Reformu veya Karşı Reform kavramları ile ifade edilmiştir. Bu dönemde yaşanan tartışmalarda, Katolik Hıristiyanlığın resmi dogmalarını koruma ve savunma yönündeki çabalarda Dominiken Tarikatı da ön saflarda yerini almıştır. Bu çalışmada, Luther’in başlattığı reform hareketine karşı Katolik Kilisesi’nin başlattığı Karşı Reform hareketi döneminde yaşanan gelişmeler ve Dominiken Tarikatı’nın bu süreçte zor durumda kalan Katolik Kilisesi’ne yaptığı katkılara yer verilecektir.
57-58; Barker, age., 120-121
  • Bkz
  • Boisset
Bkz. Boisset, age., 57-58; Barker, age., 120-121. ". ! ~.;..: ~. ~.'., XVI. Yüzy!lın sonlannda -Protestanlar bölümneye devam etmiştir.
bebeklerin vaftizini kabul etmeyen ve vaftizin bütün vücudun suya batınlarak yapılmasını savunan Baptist mezhebi ortaya çıkmıştır. 1611 yılında Hollanda'da oluşan bir grup Londra 'ya gelmiş ve 67. Barot, age
  • Xvii
  • Yüzyılda
XVII. yüzyılda, bebeklerin vaftizini kabul etmeyen ve vaftizin bütün vücudun suya batınlarak yapılmasını savunan Baptist mezhebi ortaya çıkmıştır. 1611 yılında Hollanda'da oluşan bir grup Londra 'ya gelmiş ve 67. Barot, age., 17.18.
23-26; Barot, age., 16; Barker, 93-94. 57. Bkz Richard Stauffer, Reform, çev. Cem uhtaroğlu, ıstanbul 1993, 19. 58. Stauffer, age
  • Bkz
  • Le Paul Pauparde
  • Papa
  • Paris Puf
Bkz. Paul Pauparde, Le Papa, PUF, Paris 1980,23-26; Barot, age., 16; Barker, 93-94. 57. Bkz. Richard Stauffer, Reform, çev. Cem uhtaroğlu, ıstanbul 1993, 19. 58. Stauffer, age., 17-19; Barker, i12. 59. Boisset, age., 16; Barker, age., 112. 60. Bkz. Georgies Gasalis, Luther et i'Eglise Confessante, Bourges 1966, 69; Mehl, age., 247. 61. Bkz. GasaIis, age., 69-74; Stauffer, age., 20-23.
Ona göre insanın kurtuluşu, Tann'mn iradesine bağlıdır. Tann, yaratmadan 62. Stauffer, agc., 29; Mch1, agm. 249. 63. Güngör, agc
  • Calvin'in Önemli Görüşlerinden Biri De Kader Konusundadır
Calvin'in önemli görüşlerinden biri de kader konusundadır. Ona göre insanın kurtuluşu, Tann'mn iradesine bağlıdır. Tann, yaratmadan 62. Stauffer, agc., 29; Mch1, agm. 249. 63. Güngör, agc., 27.
Doğu ve Batı Kiliselerinin aynlmasının en önemli sebebini de daha önce oluşan teslis inancına "filioque" (ve Oğul) kelimesinin eklenmesi sebep olmuştur. Teslis inancının karmaşıklığı ve akla uygun olmaması, tarihi süreç içinde Hıristiyanlann bölünmesine en büyük etkiyi yapmıştır
  • Ariyusçulann
Ariyusçulann, Nesturilerin ve Monofizitlerin ortaya çıkmasına, teslis inancının oluşum sürecinde meydana gelen tartışmalar neden olmuştur. Doğu ve Batı Kiliselerinin aynlmasının en önemli sebebini de daha önce oluşan teslis inancına "filioque" (ve Oğul) kelimesinin eklenmesi sebep olmuştur. Teslis inancının karmaşıklığı ve akla uygun olmaması, tarihi süreç içinde Hıristiyanlann bölünmesine en büyük etkiyi yapmıştır. Günümüzde de bu konuda tartışmalar devam etmekte ve teslis karşıtı mezhepler bulunmaktadır.