ArticlePDF Available

16 MART 1921 MOSKOVA ANDLAŞMASI’NA TÜRK VE RUS KAYNAKLARINA GÖRE KARŞILAŞTIRMALI BIR BAKIŞ

Authors:

Abstract

After the October Revolution, Russia withdrew from the World War I signing the Treaty of Brest-Litovsk. On the other side, the Ottoman Empire was also defeated in the War. Additionally, the civil war taking place in Russia, the Poland War, and Soviet policies aiming to spread Communism to the east, and the problems between Soviet Russia and Britain, the representative of world imperialism, helped the development of friendly relations between the Soviet Russia and Ankara Government. In that period, the Government of Ankara needed the support of the Soviets, because the Government aspired to found an independent State within the “Misaki Milli” (National Oath/ national borders) of Turkey under the leadership of Mustafa Kemal Pasha. The present analyzes the political and economical status of Russia during that period. Furthermore, the present study addresses the underlying reasons of the Moscow Treaty, which was signed between Russia and the new Government on March 16, 1921 and the political status in Russia during that period by comparing the interpretations of Turkish and Russian historians. It is also emphasized in the study that the aforementioned treaty started a new era between the two countries.
Celal Bayar Üniversitesi
143
CBÜ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ Yıl : 2014 Cilt :12 Sayı :1
16 MART 1921 MOSKOVA ANDLAŞMASI’NA TÜRK VE RUS
KAYNAKLARINA GÖRE KARŞILAŞTIRMALI BIR BAKIŞ
Yrd. Doç. Dr. Vefa KURBAN
Dokuz Eylül Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi,
Tarih Bölümü
ÖZ
Ekim devriminden sonra Rusya I.Dünya Savaşı’ndan Brest Litovsk
Andlaşması’nı imzalayarak çekilmiştir. Savaştan mağlup çıkan ülkelerden bir diğeri de
Osmanlı Türkiye’si idi. Rusya’da gerçekleşen iç savaş, Polonya Savaşı, Sovyetlerin
komünizmi doğuya yayma politikaları ve dünya emperyalizminin temsilcisi olan
İngiltere ile karşılaştıkları sorunlar, Sovyetleri Ankara Hükümeti ile yakınlaştırmıştır.
Ankara Hükümetinin de bu dönemde Sovyetlere ihtiyacı vardır. Çünkü Türkiye’de
Mustafa Kemal Paşa önderliğinde “Misak-ı Milli” çerçevesinde bağımsız milli bir
devlet kurmak isteyen hükümet söz konusudur.
Çalışmada, Rusya’nın o dönemdeki siyasi ve ekonomik durumu da ele alınarak
değerlendirilmiştir.
Çalışmada, ayrıca bu iki ülke arasında 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan
Moskova Andlaşması’nı doğuran sebepler ve bu dönemdeki siyasi durum,
karşılaştırmalı olarak, hem Sovyet tarihçilerinin, hem de Türk tarihçilerinin yorumları
ile ele alınmıştır. Andlaşmanın iki ülke arasında yeni bir dönemi başlatmış olduğu da
vurgulanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Pakistan Sovyet, Moskova Andlaşması (1921), TBMM,
Mustafa Kemal Paşa, V.İ.Lenin
ACCORDİNG TO THE TURKİSH AND RUSSİAN SOURCES A
COMPARATİVE OVERVİEW ON THE MOSCOW TREATY OF MARCH
16TH 1921
ABSTRACT
After the October Revolution, Russia withdrew from the World War I signing
the Treaty of Brest-Litovsk. On the other side, the Ottoman Empire was also defeated in
the War. Additionally, the civil war taking place in Russia, the Poland War, and Soviet
policies aiming to spread Communism to the east, and the problems between Soviet
Russia and Britain, the representative of world imperialism, helped the development of
friendly relations between the Soviet Russia and Ankara Government. In that period, the
Government of Ankara needed the support of the Soviets, because the Government
aspired to found an independent State within the “Misak-ı Milli” (National Oath/
national borders) of Turkey under the leadership of Mustafa Kemal Pasha.
The present analyzes the political and economical status of Russia during that
period.
Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:12, Sayı:1, Mart 2014
Beşeri Bilimler Sayısı
144
Furthermore, the present study addresses the underlying reasons of the
Moscow Treaty, which was signed between Russia and the new Government on March
16, 1921 and the political status in Russia during that period by comparing the
interpretations of Turkish and Russian historians. It is also emphasized in the study that
the aforementioned treaty started a new era between the two countries.
Keywords: Soviet, Treaty of Moscow (1921), Grand National Assembly of
Turkey, Mustafa Kemal, V.İ.Lenin
I. Brest-Litovsk Andlaşması Sonrasında Türk-Sovyet İlişkileri
Ekim Devriminden sonraki ilk aylarda Türkiye, Almanya tarafında
Rusya’ya karşı savaşıyordu. Almanya ile birlikte Osmanlı Devleti de Brest-
Litovsk Andlaşması’nın imzalayıcılarından birisiydi. (Potemkin, 1945:39-40).
Sovyet Rusya, 1. Dünya Savaşı’ndan Almanya ve müttefikleriyle, Kirillov’a
göre “kendisi için utanç verici” bir andlaşma olan Brest Litovsk Andlaşması’nı
imzalayarak çıkmıştır. Bu andlaşmayla Rusya, Polonya, Baltık ülkeleri,
Ukrayna, Beyaz Rusya’nın bir bölümü ve Kafkasya’daki toprakların bir
bölümünü kaybediyor, 3 milyar ruble de tazminat ödemek durumunda
bırakılıyordu. Aynı zamanda Rusya’nın, Merkezi ve Doğu Avrupa’da devrim
propagandası yapması yasaklanıyordu. (Kirillov, 2012: 425).
Osmanlı Devleti’ni Brest-Litovsk görüşmelerinde, Berlin sefiri İbrahim
Hakkı Paşa ve Ateşemiliter Zeki Paşa temsil ediyorlardı. 16 Aralık 1917’de
Zeki Paşa, Brest-Litovsk’da Sovyet heyetinden L.B. Kamenev ile görüşmüştür.
Enver Paşa’nın talimatıyla Rus işgali altındaki toprakların boşaltılması
teklifinde bulunmuş ve Rus işgal bölgesinde Ermenilerin Müslüman halka
yaptıkları mezalimden bahsederek, bunun bir an önce durdurulmasını istemiştir
(Bal, 2004:25).
Gromıko’nun ifadesine göre, Türkiye yönetimi Brest-Litovsk
Andlaşması’nı bozarak, Kafkasya’ya askeri müdahale başlattı. Fakat Türkiye,
tecrübesizliğinin sonucunda Dörtlü İttifak’ın diğer mağlup güçleriyle aynı
kaderi paylaştı. 30 Ekim 1918 tarihinde İtilaf Devletleri, Türkiye’yi Mondros
Ateşkes Andlaşması’nı imzalamaya zorladı. (Gromıko,1980:108). Bu
andlaşmaya göre, Çanakkale ve İstanbul Boğazı, galip devletler tarafından ele
geçirildi ve kendi savaş gemileri için boğazlar açık kaldı, ordu terhis edildi,
İstanbul, telgraf sistemi ve bütün demir yolları kontrol altına alındı. (Soysal,
2000: 12-14).
Mondros Ateşkes Andlaşması, Türkiye’nin fiilen bölünmesinin
başlangıcı oldu. Paris Barış Konferansı’nda ABD Başkanı Wilson, Türk
topraklarına yönelik bir dizi ilkeler ileri sürdü (ACE,1978:480). Böylece
Türkiye, ulusal bağımsızlığını tamamen kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıya
kaldı. (Gromıko,1980:109).
II. Komünizmin Propagandası
Rusya’da Komünizmin yaşayabilmesi için diğer kapitalist memleketler
de komünist olmalı idiler. Sovyet Hükümeti’nin 1917 sonrası dış politikası
ihtilal propagandacılığından oluşmaktadır. Bu propaganda faaliyeti in Mart
Celal Bayar Üniversitesi
145
1919’da Komintern teşkilatı kuruldu. Komintern’in faaliyet amaçları aşağıdaki
şekilde idi:
- Komünist fikirlerini yaymak için milletlerarası propaganda yapmak,
- Başka memleketlerdeki komünist partilerini desteklemek ve onlara
yardımda bulunmak,
- Dünya komünist ihtilalini hazırlamak. (Esmer, 1953: 29-30).
Ekim devrimini yapanlar, Rusya’dan sonra dünya komünist ihtilalini de
gerçekleştirmek istiyordu. Komünist ihtilalinin gerçekleşmesi için doğuya
bakılmaya başlandı. Osmanlı Devleti’nin yenilmesine rağmen doğuda önemi
çok büyüktü. Doğuda destek aranırken Anadolu’daki gelişmeleri
değerlendirmemek mümkün değildi. (Bilge, 1992: 60).
Lenin ve bütün Bolşevikler, Rus ihtilalinin, dünya ihtilalinin başlangıcı
olacağı düşüncesindeydiler. “Ruslar başladı, Almanlar, Fransızlar, İngilizler
takip edecek ve sosyalizm başarıya ulaşacaktır… Alman ihtilali gerçekleşmezse
biz mahvoluruz” ifadeleri Lenin’in ağzından düşmüyordu. (Gürün, 1991: 13).
Bu dönemde Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye yaklaşımı, dünya
devrimine destek arama yolunda geçici bir anlaşma ve dünya emperyalizmini
temsil eden İngiltere’yi yıkmak için zorunlu bir yardımdır. (Bilge, 1992: 61).
Sovyet dönemi tarihçileri ise olayı farklı biçimde yorumlamaktadırlar:
“Osmanlı Devleti’nin savaştaki yenilgisi ve Ekim Devrimi’nin etkisiyle, Mustafa
Kemal Paşa’nın önderliğinde, İtilaf Devletlerinin emperyalizmine ve
isyanlara karşı kurtuluş mücadelesi başladı. Bu zor mücadelelerinde Türk
halkının yardımına Sovyet Rusya koştu.” (Dokumentı, 1959:683).
13 Eylül 1919 yılında Rusya Federasyonu Dışişleri Halk Komiseri,
Türkiye’nin işçi ve köylülerine hitaben: “Türk işçi ve köylüleri! Sizin Rus işçi
ve köylü kardeşleriniz, içten kan emenlerin ve Rusya’yı dıştan parçalayan
yırtıcıların, Avrupalı soyguncuların iplerini ele almaya karar verdiler. Ve
böylece, neredeyse iki yıldır onlar, kendilerini ve işçileri güçlendirmek için
mücadele ediyorlar. Artık Sovyet Rusya’sının emek ve işçi üzerindeki düşmanı
yenip zafer kazanmasına çok az kaldı. Fakat bu da yeterli değil, zalimlere karşı
bütün Dünya işçilerinin dayanışma içerisinde olması gerekiyor.
Bu önemli zamanda Rusya işçisi ve köylüsü, siz Türk işçi ve köylü
kardeşlerinin yardım elini bekliyor ve ortak düşmanımız olan, bizim
acılarımızdan mutluluk duyan yırtıcı Avrupa soyguncularını üzerimizden
defetmeğe çağırıyor.” (İzvestiya, 1919).
III. Türk-Sovyet Yakınlaşmasının Sebepleri ve Ermenistan Faktörü
Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye yaklaşmasına fiili bir zorunluluk da
eklenmiştir. Bu da Sovyetler Birliği’nin Polonya yenilgisidir. Bu yenilgi,
Bolşeviklerin dış politikasında bir dönüm noktasıdır. Bu durum, Sovyetler
Birliği’nin Ermenistan’da Türkiye’ye karşı bir hareket geliştiremeyeceğini de
ortaya koyuyordu. Dolaylı olarak Ermeni isteklerini desteklemeye devam
edemeyeceğini gösteriyordu. (Bilge, 1992:61).
Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:12, Sayı:1, Mart 2014
Beşeri Bilimler Sayısı
146
Nisan 1920’de Atatürk’ün önderliği ile Türkiye’de hükümet kuruldu ve
merkez Ankara oldu. Türkiye’deki bu devrim, İtilaf devletlerinin, özellikle de
İngiltere’nin şiddetli tepkisine neden oldu. Artık 26 Nisan’da Kemal Paşa
hükümet adına diplomatik ilişkilerin kurulması teklifi ile Türk halkına işgal
kuvvetleriyle adil mücadelesinde olası yardımın gösterilmesi ricasını içeren bir
mektupla Sovyet Rusya’sı Hükümetine başvurmuştur. (Gromıko,1980:108-
110). Felsefe bakımından Türkiye’nin Sovyetler Birliği’ne yaklaşımı da çok
farklı değildi. Türkiye, milli sınırlar içerisinde bağımsız devlet kurmak
istiyordu. Milli mücadelenin başarıya ulaşması için dış yardıma ihtiyaç vardı.
BMM’nin 22 Ocak 1921 tarihli gizli toplantısında, Atatürk bu fikrini
açıklamıştır. (Bilge, 1992:61).
3 Haziran 1920’de Sovyet Dış İşleri Halk Komiserliği, Sovyet
Hükümetinin, Yeni Türk Devletinin temel iç prensiplerini memnuniyetle
karşıladığını Kemal Paşa’ya bildirmiştir. (Dokumentı,1959:555).
Sovyet Hükümeti bir an önce Türk Hükümeti ile diplomatik ve
konsolosluk ilişkilerin kurulması ve görüşmelere başlanması konusundaki
rızasını bildirdi ve Sovyetlerin, Ermenistan-İran-Türkiye arasındaki sınır tespiti
konusunda arabulucu rolünü üstlenmeyi de kabul ettiğini vurguladı.
(Dokumentı,1959:555).
Sovyet Dışişleri Halk Komiseri Georgiy Çiçerin’in 3 Haziran 1920
tarihli mektubunda şöyle yazıyordu: “Sovyet Hükümeti olarak, Türk halkının
kendi bağımsızlık ve egemenliği uğruna verdiği kahramanca mücadeleyi ilgiyle
izlemekten ve Türkiye için bu zor günlerde Türk ve Rus halkını birleştirecek
dostluğun sağlam temelini atmaktan mutluluk duyuyoruz.”
(Dokumentı,1959:555).
4 Temmuz 1920’de Türk Hükümeti Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey
cevabi mektubunda, Sovyet Hükümeti’nin yanıtının Türkiye Hükümeti
tarafından büyük coşkuyla karşılandığını ve Sovyet Hükümeti’nin Ermenistan-
İran-Türkiye arasında arabuluculuk yapma önerisine olumlu tepkisini
açıklamıştı. Bekir Sami Bey aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu
savaşta Türkiye Hükümeti’nin Sovyet Hükümeti ile beraber yürüttükleri
mücadele sonucunda kapitalistlerin ve emperyalistlerin üstesinden geleceklerine
inandığını da vurgulamıştır. (Dokumentı, 1959:556).
“Yüksek Meclis’in izlediği politika hiçbir vakitte komünist esasına
dayalı değildir… Milli esaslara derin bağlarla sadık kalan Meclisiniz ve
Hükümetiniz bağımsız bir devlet olarak Rusya Bolşevik Cumhuriyeti denilen bir
devletle siyasi ilişkilerinde hiçbir vakit Komünistlik ile Bolşeviklik esaslarını
ağzına almamıştır…” (Zabıt:333).
Bekir Sami Bey Moskova’ya vardıktan sonra, Kafkasya’nın durumunda
önemli değişiklikler olmuştur.
27-28 Nisan 1920’de Azerbaycan’da Bolşevik rejim iktidara gelmiş,
Mayıs-Haziran 1920’de Erivan Ermeni Cumhuriyetinde Bolşevik ayaklanmaları
Celal Bayar Üniversitesi
147
olmuştur. Gürcüler, 7 Mayıs’ta Sovyet Azerbaycan’ı ile, 6 Haziran 1920’de ise
Sovyet Rusya ile andlaşmalar imzalamışlardır. Sovyet Rusya, Gürcistan’ın
bağımsızlığını tanımıştır. (Gönlübol, Sar, 1997:17).
2 Temmuz 1920’de Mustafa Kemal’e, Türkiye Hükümeti ve Sovyet
Rusya’sı arasındaki karşılıklı ilişkileri içeren bir mektup iletildi. Buna istinaden
Bekir Sami Bey’in başkanlığı altında bir Türk heyeti Moskova’ya gitti. Orada
Türk-Rus andlaşmasının taslağı hazırlandı. (Dokumentı,1959:556).
Bekir Sami Bey heyeti ile Sovyet Hükümeti arasında 24 Ağustos
1920’de bir anlaşma tasarısı parafe edildi. Fakat Sovyet Dışişleri Halk Komiseri
Çiçerin’in, Kafkasya’da Türkiye’ye ait bazı bölgelerin Ermenistan’a verilmesini
istemesi üzerine, andlaşmanın imzalanması mümkün olmamıştır. (Gönlübol,
Sar,1996:25). Görüşmeler sırasında Çiçerin: Türklere yardım, Ermenistan
hudutlarının tahdidi meselesi ve Türkiye’nin kendi toprakları dahilinde bulunan
diğer milletlerin hukuklarına riayet edilmesi, diye söze girmiş, eski Ermeni
vilayetlerinden(!) Bitlis, Van ve Muş…” diye bahsedince, Türk murahhas heyeti
reisi: “Türkiye’de hiçbir zaman bir Ermeni vilayeti bulunmamıştır” diye cevap
vermiştir. (Cebesoy, 2002:68-69).
Şüphesiz ki, Mustafa Kemal de Bolşeviklerin asıl amacının ne olduğunu
bilmekte ve Sovyetlerle münasebetlerini buna göre ayarlamaktaydı. (Gönlübol,
Sar,1996:17).
Bekir Sami Bey, taslağı yanına alarak Türkiye’ye dönmüştür.
Bu arada İstanbul1
Bu dönemde Rusya’nın ekonomik durumunun hiç de iyi olmadığı
anlaşılmaktadır. 1920 yılı ve 1921 yılının başlarında “askeri komünizm”
politikası ülke ekonomisini çöküşün eşiğine getirmiştir. Hem dört yıl süren
Birinci Dünya Savaşı, hem de üç yıl süren iç savaş sonucunda Rusya’nın nüfusu
10,9 milyona düşmüştür. İşyerleri faaliyetlerini durdurduğundan işçiler,
şehirleri terk edip köylere yerleşiyorlardı, Bu dönemde Petrograd işçilerinin
%60, Moskova işçilerinin ise %50 kadar azaldığı tespit edilmiştir. 30
demiryolunun ulaşımı durdurulmuştur. Enflasyon artmıştır. 1921 yılında
şehirlerde ve köylerde açlık yaşanmaktaydı. (Orlov,2013:353).
hala padişahlık dönemini yaşamaya devam ediyordu
ve İngiliz-Fransız askerlerinin işgali altındaydı. 20 Ağustos 1920’de İtilaf
Devletleriyle yapılan Sevr Andlaşması sonucunda Türkiye, topraklarının büyük
bir kısmından mahrum kaldı. (Erim,1953:525-545). BMM Hükümeti bu
andlaşmayı sert bir şekilde kınadı.
Sovyet dönemi tarihçilerinden A.A.Gromıko bu dönemdeki Türkiye ile
İtilaf devletleri arasındaki ilişkileri aşağıdaki şekilde değerlendirmiştir:
“İngiltere ve Fransa, Türkiye Hükümeti’nin Sovyet Hükümeti’yle
işbirliği yapmasına sıcak bakmıyordu… Bu durum Türk Hükümeti’ne
Kafkasya’da toprak fethi meselesini düşündürdü. Kemalist Hükümet,
1 Sovyet tarihçileri İstanbul’dan bahsederken 1950’li yıllarda bile “Konstantinopolis”
ismini kullanmayı tercih etmişlerdir.
Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:12, Sayı:1, Mart 2014
Beşeri Bilimler Sayısı
148
Ermenistan ile müzakerelerde Sovyet Hükümeti’nin arabuluculuğunu reddetti.
Ermeni Taşnak Hükümeti’ne karşı bir savaş başlatıldı”. (Gromıko,1980:108).
Öte yandan Doğu sınırlarındaki 15. Kolordu Kumandanı Kazım
Karabekir Paşa, Ermenilerin Türklere ve Müslümanlara yaptıkları zulüm ve
cinayetleri duydukça Ermenistan’a karşı harekete geçmek için ısrarla ve üst üste
TBMM’nin iznini istiyordu. Ruslarla birlikte Ermenistan’a bir hareket tertip
etme ümidi olmadığı anlaşılınca Ankara hükümeti kendi imkânlarıyla ve
Rusya’ya haber vermeden 28 Eylül’de Ermenistan’a hareketi başlatmak zorunda
kalmıştır. (Bilge,1992:62-63).
2 Aralık 1920 yılında Türkiye galip sıfatıyla Ermenistan’la Gümrü
Andlaşmasını imzaladı ise de 29 Kasım 1920’de Erivan’da Sovyet Ermenistan
Hükümeti kurulmuştu. (Soysal, 2000: 17-23).
Türkiye emperyalistlere karşı savaşmaktan zayıf düşmüştü. Onun bu
durumunu gören Yunan birlikleri de saldırıya geçmişti. Bu şartlar altında
Türkiye Hükümeti’nin Sovyet Hükümeti’nden yardım alması hayli önemliydi.
Şubat 1921’de TBMM Milletvekili Yusuf Kemal Bey’in başkanlığında bir Türk
heyeti tekrar Moskova’ya gitti. (Benhür, 2008:277-313). Görüşmelerde Türkiye
Hükümeti, Sovyet Hükümeti ile ilişkilerin daha da geliştirilmesini ve İngiliz
emperyalizmine karşı yardım isteğini bildirmiştir.
Moskova’da bu görüşmeler yapılırken, aynı zaman dilimine denk gelen
günlerde Bekir Sami Bey’in başkanlığı altında bir heyet de Londra’da İtilaf
Devletlerin de bulunduğu konferanstaydı. İngiltere Başbakanı Lloyd George,
Bekir Sami Bey’e Bakü petrol sahaları dahil olmak üzere bütün Kafkasya’nın
Türkiye himayesi altına geçmesine hazır olduğunu bildirdi. İngiltere Başbakanı
bu önerinin Türkiye-Sovyet ilişkilerinin bozulmasına sebep olabileceğini ve
Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan’ı teşvik ederek Sovyet yardımlarından
mahrum kalabileceğini de hatırlattı. Bu gizli görüşmeyle ilgili bilgiler dışarıya
da sızmıştı. G.V. Çiçerin bu provokatif İngiliz girişimine Türk heyetinin
dikkatini çekmişti:
“Haklı olarak bu soruyu sormam gerekiyor, Bekir Sami Bey kimi
temsilen buradadır, Konstantinopolis’i mi (Osmanlı), yoksa Ankara’yı
(Hükümet)? Bu son durumla ilgili hangi yönde ne gibi değişiklik var, eğer
herhangi bir değişiklik varsa, Türkiye’nin bizi bu karardan daha önce haberdar
etmesi gerekiyor...” (Dokumentı, 1959:589-590).
Gromıko, “Ankara’dan gelen talimat üzerine, gelen Türk heyetinin,
İngilizlerin önerilerini sadece kışkırtıcı bir provokasyon olduğunu vurguladığını
ve Kemalist Hükümetin Sovyet Hükümeti ile olan andlaşmayı imzalamak
arzusunda olduğunu tüm samimiyetiyle dile getirdiğini” yazmaktadır.
(Gromıko,1980:109).
26 Şubat 1921 tarihinde Moskova’da yapılan Rus-Türk genel kurul
toplantısında Sovyet tarafının Yönetim Kurulu Başkanı G. V. Çiçerin, konuşma
sırasında Sovyet Hükümeti ile Doğu ülkeleri arasındaki dostça ilişkilerin
değerini vurgulamıştı: “Doğu halklarıyla dostluk ilişkileri kurmak bizim
Celal Bayar Üniversitesi
149
uluslararası yaşamımızda ana fikirdir ve Türkiye’nin siyasi konumu bunun
temelidir. Bizim kurtuluşumuz ve siyasi gücümüz için ettiğimiz bu mücadelede
Doğu ülkeleri ile olan ittifakımız devam edecektir. Bu dostluğun halklarımızı
birleştirerek resmi ve nihai andlaşmaya yansıması gerekiyor.”
(Mejdunarodnaya,1958:156).
Türk heyetinin başkanı Yusuf Kemal Bey Türkiye ve Rusya’nın ortak
çıkarlarının olduğunu kabul ederek aralarındaki bu işbirliğinin önemli olduğu
yanıtını vermiştir:
“Türk halkının Rus işçisine, köylüsüne ve askerine açık yüreklilikle
yardım elini uzatacağını temin ediyorum. Coğrafi, tarihi, ekonomik ve politik
koşullar bize Rusya yolunu gösterdi. Rusya Hükümeti karşısında Türk hal
adına bütün samimiyetimle bize inanın diyorum.” (Mejdunarodnaya,1958:156).
Bu arada, Afganistan’ın Moskova’ya gönderdiği bir delegasyon ile,
Türk-Sovyet Andlaşmasını görüşmekte olan Türk delegasyonu arasında da 1
Mart 1921 tarihinde Türkiye-Afganistan Andlaşması imzalanmıştır. (Soysal,
2000: 24).
IV. 16 Mart 1921 Moskova Andlaşması
Müzakereler sonucunda 16 Mart 1921 tarihinde Moskova’da, Türkiye-
Sovyet Rusya Dostluk ve Kardeşlik Andlaşması imzalanmıştır.
Yusuf Kemal Tengirşek’in hatıralarında yer alan bu andlaşmayla ilgili
şu bilgilere de değinmek gereklidir:
“1921 yılının Mart ayının 18. günü, Türk-Sovyet Rusya muahedesi,
merasim-i mahsusa ile imza edildi. Bir sene evvel tam bu tarihte, Çamlıca
tepelerinin liman tarafındaki kıyılarını teşkil eden Şemsipaşa’da, yıkık bir
duvarın üstünde, şehre ateş edecekmiş gibi İstanbul’a doğru çevrilmiş olan
düşman donanmasının toplarına bakarak benliğime, kanıma verdiğim söz
yerine gelmeye başlamıştı. Bu sebepledir ki, İngilizlerle yaptıkları ticaret
muahedesinden dolayı Rusların da işine geldiği için, muahedenin altına 18
Mart değil, İstanbul’un işgalinin yıldönümü günü olan 16 Mart tarihini koyduk.
Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihte iki büyük düşmanından biri samimi olarak
bize dost olduğunu, bu defa öbür düşmanla tarihte birkaç defa olduğu gibi
birleşerek Türk topraklarını paylaşmaya kalkışmayacağını taahhüt ediyordu.’’
(Tengirşek,1981:218).
Muahedeye TBMM hükümeti adına Yusuf Kemal, Rıza Nur, Ali Fuat,
Sovyetler Birliği adına da Hariciye Komiseri Çiçerin ile Celal Korkmazof imza
atmıştır. (Cebesoy,2002:153).
Emperyalizme karşı mücadele eden bu iki ülke ilişkilerinde önemli bir
yeri olan dostluk ve kardeşlik andlaşmasının birinci maddesine göre; Sovyet
Hükümeti, Büyük Millet Meclisi’ni ve Meclisin seçtiği hükümeti Türkiye’nin
yasal hükümeti olarak tanıdığını beyan etmiş ve Misak-ı Milli (Soysal, 2002:15-
16) sınırlarını Türkiye sınırları olarak tanımıştır. (Dokumentı,1959:599).
Böylece ilk defa büyük bir devlet Misak-ı Milli’yi tanımış oluyordu.
(Oran,2001:573).
Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:12, Sayı:1, Mart 2014
Beşeri Bilimler Sayısı
150
Ardahan ve Kars Türkiye’de kalarak kuzey-doğu sınırı belirlenmiştir.
İkinci maddeye göre Batum, Gürcistan’a geri verilecek ancak Türkiye Batum
limanını serbestçe kullanabilecekti. Nahçivan, özerk bir statüde bırakılmış ve
kontrolü Azerbaycan’a verilmiştir. Türkiye Doğu Cephesindeki kuvvetlerini
Batıya kaydırmak olanağına kavuşmuştur. Türkiye, Sovyet Hükümeti’nin İtilaf
Devletlerine karşı politik desteğini ve Türkiye’ye yardım göndermesini
sağlamıştı. Halk serbest bir şekilde istediği bölgeye göç etme hakkını elde etmiş
ve halka özgürlük hakkı tanınmıştı. Sovyet Hükümeti, iki ülke arasında
yapılmış olan tüm eski andlaşmaları iptal etmiş, Türkiye’nin Çarlık
Hükümeti’ne olan bütün mali yükümlülüklerini ortadan kaldırmıştı.
(Potyemkin,1979:236-237).
Bu arada kapitülasyonlar da kaldırılmıştı. Karadeniz kıyı rejimi ve
boğazlar meselesi daha sonra toplanacak bir konferansta kararlaştırılacaktı. Bu
konferansa Karadeniz’e kıyısı olan diğer devletlerin de katılması
öngörülmüştür. Her iki ülke diğerinde faaliyet gösteren zararlı örgütleri
desteklemeyeceğini belirtmekte ve Kafkas halklarının üzerinde ortak
yükümlülükler üstlenmektedir. (Dokumentı,1959:599).
Sovyet Hükümeti, İngilizlerin ve Yunanların Türkiye’ye yapmış olduğu
vahşeti de kınamıştı. Sovyet-Türk Andlaşması bağımsızlık mücadelesinde
Ankara’nın pozisyonunu da kuvvetlendirmiştir. Diğer devletlerle yapılacak olan
görüşmelerde de Ankara’nın aynı şekilde başarılı andlaşmalar imzalamasına
zemin hazırlamıştır. (Gromıko,1980:110).
On beşinci maddeye göre Sovyetler Birliği, Türkiye ile Kafkasya
ülkeleri olan Azerbaycan-Ermenistan-Gürcistan Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetleri arasında imzalanan andlaşmalarda aktif bir şekilde görev
almıştır. Çünkü Moskova Andlaşması yapıldığı sırada Ermenistan, Azerbaycan
ve Gürcistan’da Sovyet Cumhuriyetleri kurulmuş ve onların Moskova’ya
bağları kesinleşmişti. Fakat bu Cumhuriyetlerin o sırada Lenin’in milliyetler
ilkesinin canlılığı nedeniyle, sınırları da kapsayan bir konuda onun benzeri olan
yeni bir andlaşmayı ayrıca imzalamaları öngörüldüğü içindir ki, 15. Madde ile
bu yolda bir hüküm konulmuştur.
Türkiye ile Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti arasında 2 Ocak
1922 tarihinde Ankara’da bir Dostluk ve Kardeşlik Andlaşması da
imzalanmıştır. (Soysal, 2000:31).
13 Ekim 1921 tarihinde Kars’ta, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist
Cumhuriyeti’nin de katılımıyla Türkiye ile Azerbaycan-Ermenistan-Gürcistan
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri arasında andlaşma imzalanmıştır. (Soysal,
2000: 39-47). Bu andlaşma, 16 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Moskova
Andlaşması’nın bir tamamlayıcısı niteliğindeydi.
Rusya ve Türkiye arasındaki Moskova Andlaşması’nda bazı notlar
dikkat çekmektedir. 16 Mart 1921 tarihli notlardan birinde:
“Rusya ve Türkiye arasındaki dostluk ilişkilerinde, emperyalizme karşı
birlikte mücadelede onların birbirine güvenmesi önemlidir. Gelecekte
Celal Bayar Üniversitesi
151
Türkiye’nin diğer devletlerle yapacağı her türlü müzakerelerin ayrıntısını
Rusya’ya bildirmesi gerekir” deniliyordu. (Dokumentı,1959:606).
Aynı tarihli Sovyet Dış İşleri Halk Komiseri’nin yazdığı notta, Sovyet
Hükümeti’nin Türkiye’nin kümlülüğü üstleneceğine dair Türkiye’ye
taahhüt verilmekteydi. (Dokumentı,1959:606-607).
16 Mart 1921 tarihli başka bir notta Türkiye, TBMM adına bir taahhütte
bulundu:
“Türkiye dış politikası yönünde her hangi bir değişiklik olması
durumunda bunu Rusya’ya bildirecek ve Rusya ile birlikte karar verecekti”.
Rusya Dış İşleri Halk Komiseri, bu nota Sovyet Hükümeti adına olumlu tepki
verdi. (Gromıko,1980:112).
16 Mart 1921 tarihinde Rusya ile Türkiye arasında imzalanan Moskova
Andlaşması’nda, Türkiye’ye 10 milyon altın ruble tutarında mali yardım
sağlanması da kararlaştırılmıştı. Bu miktarın 5,4 milyon altın rublesi 1921 yılı
Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında dilimler halinde Türkiye’ye teslim
edilmiştir.2
Rusya için de zor bir dönemdi, ülkenin ekonomik durumu henüz
düzelmemişti. Buna rağmen Sovyet Hükümeti, 1921 yılının sonlarında
Türkiye’ye yine 1,1 milyon altın ruble teslim etmiştir. (Dokumentı,1959:675).
Bu para, İngiltere tarafından desteklenen Yunanistan’la savaşan Türk ordusuna,
silah ve savaş malzemesi almak için gerekiyordu. (Gromıko,1980:113).
Vurgulanması gereken bir diğer husus da; Londra’da İtilaf devletleri ve
Türkiye arasında yapılmakta olan görüşmeler başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
TBMM Hükümeti, yeni Türkiye’nin kabul edemeyeceği, gerici padişah
hükümetinin imzaladığı Sevr Andlaşması’ndan vazgeçilmesini istiyordu. Ama o
sıralarda, itilaf devletleri doğal olarak bu isteği kabule yatkın değillerdi.
(Aralov, 1985:25).
2 Sovyet belgelerine göre yapılan yardımlar: 1920 yazında 6000 tüfek, 5 milyon kadar
tüfek mermisi, 17 600 top mermisi, 1920 Eylül’ünde 200.6 kg külçe altın,
1921 Ocak-Şubat aylarında 1000 atımlık top barutu, 4000 el bombası, 4000 şarapnel
mermisi. 1921 yılında yapılan yardım: 33 275 tüfek, 57986 000 tüfek mermisi, 327
makineli tüfek, 54 top, 129 479 top mermisi, 1500 kılıç, 20 000 gaz maskesi.
3 Ekim 1921’de Jivoy ve Jutkiy adı iki destroyer Trabzon’da Ankara hükümetine
devredilmiştir.
16 Mart 1921 Andlaşmasından sonra 10 milyon altın rublelik akçayardım andlaşma
yapılmış ve bu akçalı yardım şu şekilde verilmiştir: Nisan 1921’de 4 milyon, Mayıs-
Haziran 1921’de 1.4 milyon, Kasım 1921’de 1.1 milyon, Mayıs 1922’de 3.5 milyon.
Kaynak: Fahir Armaoğlu, 20.yüzyıl Siyasi Tarihi, cilt 1-2 (1914-1995), Ankara, 2010, s.
313-314.
Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:12, Sayı:1, Mart 2014
Beşeri Bilimler Sayısı
152
Sovyet Hükümeti’nin Türkiye’ye yaptığı yardım, sadece mali yardımla
sınırlı değildi. A.A.Gromıko, Mihail Vasilyeviç Frunze’nin3
“M. V. Frunze’nin Türkiye’yi ziyaretinin önemli bir sebebi vardı.
Ukrayna Sovyet Cumhuriyeti adına gerçekleşen bu ziyarette amaç, Türkiye ile
Ukrayna Sovyet Cumhuriyeti arasındaki ilişkileri geliştirmekti. Frunze’nin
ziyareti Türk-Yunan savaşı zamanına denk gelmişti. Bu yüzden Frunze’nin
ziyaret amacı Türkiye-Ukrayna ilişkilerini geliştirmenin daha da ötesine geçti.
Kasım 1921’de Frunze Türkiye’ye geldi. Yolculuk yorucu geçmişti. M. V.
Frunze ve onun heyeti Ankara’ya yolun büyük bir kısmını faytonlarla gitmek
zorunda kalmıştı. (Gromıko, 1980:108).
Türkiye’yi
ziyaretini şu şekilde açıklamaktadır:
20 Aralık 1921’de Frunze, TBMM ile toplantıda Sovyet Hükümeti-
Türkiye dostluğunu baltalamak isteyen Batı’nın emperyalist güçlerini
kınayarak: “Şüphesiz, Batı’nın emperyalist güçleri Türkiye ile Sovyet Hükümeti
arasındaki dostluğu bozmak için her türlü oyun oynayacaklar. Hatta Türkiye’ye
bağımsızlık teklifleri yaparak silah zoruyla yapamadıklarını dostluk maskesi
altında yapmaya çalışacaklar” demekteydi. (Gromıko,1980:114).
M. V. Frunze’nin Türkiye’yi ziyareti Mustafa Kemal tarafından da
takdir edilmiştir.4
“Kızıl Ordu’nun kahraman komutanı ve önemli politikacı olan Sayın
M. V. Frunze’nin Türkiye’ye ziyaretiyle, Türkiye ile Ukrayna Cumhuriyeti
arasında dostluk ilişkilerinin kurulması, tam da düşmanın bütün dünyaya bizi
yeneceğini açıklamayı düşündüğü Sakarya Savaşı dönemine denk geldi. Millet
Meclisi adına derin minnettarlığımı sunarım”. (Dokumentı,1959:782).
Mustafa Kemal, Merkez İcra Komitesi Başkanı M. İ. Kalinin
ve Merkez Yürütme Kurulu Başkanı G.İ. Petrovskiy’e telgraf çekmiştir:
Böylece, 29 Aralık 1921 ile 29 Nisan 1922 tarihleri arasında, Sovyet
Hükümeti tarafından Novorossiysk’den Türkiye’ye tüfek, makineli tüfek, top ve
top mermisi sevk edilmiştir. 1922 yılında da Türkiye’de fişek (barut) fabrikaları
kurulması için gerekli teçhizat ve hammadde sağlanmıştır. 3 Mayıs 1922’de ise
Sovyet Hükümeti 3,5 milyon rubleyi Türkiye Hükümetine teslim etmiştir.
Bunun yanı sıra M. V. Frunze, anne-babasını savaşta kaybeden, kimsesiz
çocuklar için bir yetimhane kurulması talimatı vermiştir. Bakü işçileri,
3 Mihail Vasilyeviç Frunze (1885-1925). 1904 yılından itibaren Sovyet Komünist Parti
üyesi, 1918 yılından itibaren Rus ordusunda hizmet etmiştir. 1909-10 yıllarında iki defa
ölüm cezasına çarptırılmıştır. Sürgüne gönderilmiştir. Ekim devrimi sırasında Doğu
cephesi Güney birliklerinin, Doğu Türkistan Güney cephelerinin komutanı olmuştur.
1921-1922 yıllarında Türkiye’de Ukrayna ile Türkiye arasında dostluk andlaşma
imzalayan heyetin başkanlığını yapmıştır. Öldüğünde Kızıl Meydan’da defnedilmiştir.
Kaynak: ACE Azerbaycan Sovyet Ansiklopedi, cilt X, Bakü1987, s. 5.
4 Mihail Frunze’nin İstanbul’da, Taksim Meydanı’nda bulunan Taksim Anıtı’nda
Kliment Voroşilov ile birlikte heykeli mevcuttur. Bununla ilgili Mevlüt Çelebi’nin
Dünden Bugüne Taksim Cumhuriyet Anıtı kitabına bakılabilir. Ankara, 2006.
Celal Bayar Üniversitesi
153
Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda Türkiye’ye petrol
göndermişlerdir. (Gromıko,1980:114).
2 Ocak 1922 tarihinde Ankara’da, Türkiye ile Ukrayna Sovyet
Cumhuriyeti arasında andlaşma imzalandı. Bu andlaşma, 1921 yılında Türkiye
ile Sovyet Hükümeti arasındaki andlaşmanın temel şartlarının tekrarı
niteliğindeydi. RSFSR (Rusya Sovyet Federal Sosyalist Cumhuriyeti) temsilcisi
S.İ. Aralov,5
“Duyarlı bir kişiliğe sahip olan Sayın Frunze’nin Türkiye’ye ziyareti,
bu topraklarda derin izler bırakmıştır. O, Türkiye’nin Rusya hakkındaki yanlış
anlamalarını aydınlatarak Türklerin Rusya’ya bakışını değiştirmiştir. Sadece
Ukrayna temsilcisi değil, kararları, görüşleri ve konuşmalarıyla o aynı
zamanda bütün Rusya Federasyonu’nun temsilcisidir”. (Dokumentı,1959:782-
783).
bu konuda şöyle demiştir:
Mustafa Kemal, Türkiye ile Rusya arasındaki dostluğa büyük önem
vermiştir. 18 Aralık 1920 tarihinde V. İ. Lenin’e göndermiş olduğu telgrafta
Mustafa Kemal, iki ülke arasındaki dostluk bağlarının daha da güçlenmesini
dilemiş, Sovyetlerin uzak görüşlü siyasetini büyük takdirle karşıladığını ifade
etmiştir. (Sbornik, 1947: 69).
Kemal Paşa’nın liderliği yıllarında, Türkiye-Rusya dostluğu daha da
güçlenmiştir. 1921 yılında imzalanan dostluk ve kardeşlik andlaşması iki
ülkenin birbirine olan güveninin temeli olmuştur.
Ermeni kökenli Sovyet tarihçilerinden E.Sarkisyan, Ankara Hükümeti
ile yeni kurulan Sovyet Hükümeti arasındaki ilişkileri 1957 yılında şu şekilde
değerlendirmiştir:
“Milli-burjuva anti-emperyalist devrimin, Türkiye’de anti-demokratik
Kemalist rejimle sonuçlanmasına rağmen, bu devrim önemli gelişmelere
sebebiyet vermiştir. Emperyalistlerin Yakındoğu ve Ortadoğu’da kendi
sömürgecilik emellerini yerine getirmelerine izin vermemiştir…
Türkiye’de “milli burjuva devriminin” zaferle sonuçlanmasında Sovyet
Rusya’nın maddi ve manevi desteği büyük önem taşımaktadır. Büyük Ekim
Sosyalist Devrimi ve Sovyet hâkimiyetinin kurulması sayesinde, emperyalist
cephe bölünmüştür ve İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin
Türkiye üzerindeki planlarına darbe indirmiştir.
Rusya’daki Ekim Devriminin zaferi olmasaydı, Türkiye galipler
arasında paylaşılacaktı ve bir devlet olarak varlığını yitirecekti. Bu, İtilaf
Devletleri ve Sultan Türkiye’si arasında imzalanan Sevr Andlaşması ile
öngörülmüştü. (Sarkisyan,1957:7-22).
5 S.İ. Aralov’un eserleri: Lenin Vel Nas K Pobede (Lenin bizi zafere taşıdı), Moskova
1989
Vospominaniya Sovetskogo Diplpmata 1922-1923 (Bir Sovyet Diplomatın anıları,1922-
1923), Moskova 1960.
Na Ukraine 40 let nazad (1919) (Ukrayna’da 40 yıl önce) Elyazısı.
Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:12, Sayı:1, Mart 2014
Beşeri Bilimler Sayısı
154
15 Mart 1961 yılında andlaşmanın 40. yıldönümü büyük önem
taşımıştır. Bu sebeple SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği) Yüksek
Sovyet Başkanlığı, SSCB Bakanlar Konseyi Başkanlığı, Türkiye
Cumhurbaşkanı’na çektiği telgrafta:
“Emperyalist güçlere karşı mücadele yıllarında ülkelerimiz adına
V.İ.Lenin ve K.Atatürk tarafından imzalanan bu tarihi andlaşma Kurtuluş
Savaşında Türk halkının zaferine katkıda bulunmuş, Sovyetler Birliği ve Türkiye
Cumhuriyeti arasındaki dostluk ilişkilerinin kurulmasına sebep olmuştur”
demiştir. (Pravda,1961).
SONUÇ
Sovyet tarihçilerinin 1920’lerdeki Türk-Sovyet ilişkilerini
değerlendirirken vurgulamadıkları önemli bir gerçek Sovyetlerin Türkiye’ye
olan ihtiyacı meselesidir. Sovyetler, dünya emperyalizmini temsil eden
İngiltere’yi yıkmak için, ayrıca komünizmin yayılması noktasında Doğuda
büyük bir güç olma durumunu, savaştaki yenilgisine rağmen hala koruyan
Türkiye’ye ihtiyaç duymaktaydı.
Sovyet tarihçileri Türkiye’deki gelişmeleri değerlendirirken, galibiyetin
sadece Sovyetlerden gelen yardımlarla gerçekleştiğini, hatta Rusya’daki devrim
gerçekleşmeseydi, Bağımsız Türk Devletinin var olamayacağını
vurgulamaktadırlar.
Oysa bu dönemde Sovyetler Birliği’nin de Türkiye’ye ihtiyacı vardır.
Moskova ve Kars Andlaşmalarıyla, Türk-Sovyet ilişkilerinde yeni bir dönem
açılmıştır. Fakat bu iki ülke arasındaki ilişkilerin, samimiyet ve güven üzerine
kurulduğunu söylemeye de imkân yoktur. (Gürün, 1991: 71).
Sovyetler Birliği ile Türkiye arasında doğan güvensizlik 1921 yılının
Eylül ve Ekim aylarında artmıştır. Türkiye’nin Moskova Büyükelçiliği’nin
Çiçerin’e gönderdiği notalarda, yardımın aksaması, İngiltere ile anlaşma ve
hatta Yunanistan ile ilişki kurma girişimleri, Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ne
muhalif olanları (yani Enver Paşa’yı) destekleme konuları ortaya konularak
açıklama istenmiştir.
Çiçerin ise verdiği yanıtta, İngiltere ile anlaşmanın Türkiye’ye yardıma
engel olamayacağını, Yunanistan ile esir değiş-tokuşu için olsa bile ilişki
kurulmasından vazgeçildiğini, Rus hükümeti memurları, 1921 Anlaşmasına
aykırı hareket etmişler ise cezalandırılacaklarını ve Büyük Millet Meclisi’ne
karşı olan siyaset adamlarına yardım yapılmadığını belirtmiştir. Notada ayrıca
Fransa ile Türk Hükümeti’nin yaptığı gizli anlaşmalar hakkında bilgi
istenmiştir. Bu yazışmalar, iki tarafın 1921 Dostluk ve Kardeşlik
Andlaşması’nda öngörülen danışma ve birbirleri aleyhine anlaşma yapmama
yükümlülüklerine uyulmadığı iddialarını ortaya koymuştur. (Bilge,1992: 79-80)
Sonuçta, Mustafa Kemal Paşa ile Vladimir İliç Lenin arasında Milli
Mücadele döneminden kalan iyi ilişkiler 1920’li yıllarda iki ülkenin birbirinden
uzaklaşmasını engellemiştir. Bu durum üçüncü ülkelere karşı uluslararası
Celal Bayar Üniversitesi
155
platformlarda iki ülkenin birbirini desteklemesine sebep olmuştur. Ticari ve
kültürel alanda ise ilişkilerin aynı oranda gelişmediği görülmüştür.
Her şeye rağmen, Mustafa Kemal Atatürk’ün gözünde 1921 Moskova
Andlaşması, Sovyetler Birliği Hükümeti ile Büyük Millet Meclisi Hükümeti
arasında var olan samimi ilişkileri resmen belirten bir belgedir. Andlaşmanın
onaylanması vesilesi ile Atatürk 10 Nisan 1922’de Lenin’e gönderdiği telgrafta:
“…Rus dostluğu geçmişte olduğu gibi her zaman Türkiye Büyük Millet
Meclisi Hükümeti’nin temel politikası olacaktır. Halen emperyalist ve kapitalist
devletlerin ortaya attıkları yeni metotlar karşısında memleketlerimizin her
zamankinden daha sıkı bir blok teşkil etme zorunluluğunda olduklarına
inanıyorum. Rusya’nın birçok defalar bize yaptığı yardım, bizce özel bir önem
taşımaktadır…” demiştir (Bilge, 1992: 77).
Moskova Andlaşması’nın devamında, 13 Ekim 1921’de imzalanan Kars
Andlaşması’yla Moskova’nın ve Türkiye’nin önündeki önemli sorunların
halledildiği görülmüştür. Türkiye’nin Doğu sınırı kesinleşmiş ve Ermeni sorunu
da sona ermiştir.
Lozan’da da Rusya’nın İngiltere’ye karşı Türkiye’nin yanında veya
tarafsız kaldığı görülmüştür.
İki ülke arasında II. Dünya Savaşı’na kadar cereyan eden siyasal
gelişmeler, 1921 yılında imzalanan Moskova ve 1925 yılında imzalanan Türk-
Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Andlaşmaları çerçevesine oturtulmuştur.
KAYNAKLAR
İzvestiya Gazetesi (1919), 13 Eylül.
Mejdunarodnaya Jizn Dergisi (1958), Moskova, No:2.
Pravda Gazetesi (1961), 18 Mart.
ACE (1978) Azerbaycan Sovyet Ansiklopedisi, cilt 2, Bakü,.
ACE (1987) Azerbaycan Sovyet Ansiklopedi, cilt 10, Bakü.
ARALOV S.İ. (1989) Lenin Vel Nas K Pobede (Lenin bizi zafere
taşıdı), Moskova.
ARALOV S.İ. (1919), Na Ukraine 40 let nazad (Ukrayna’da 40 yıl
önce) El yazısı.
ARALOV S.İ. (1960), Vospominaniya Sovetskogo Diplomata 1922-
1923. Moskova.
ARALOV, S.İ. (1985), Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları, çev.
Hasan Ali Ediz, Ankara,
ARMAOĞLU, Fahir (2010), 20.yüzyıl Siyasi Tarihi, cilt 1-2 (1914-
1995), Ankara.
AYTEPE, Oğuz (2004), “Ankara’nın Merkez ve Başkent Olması”,
Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü “Atatürk Yolu” Dergisi, Sayı
33-34, Mayıs-Kasım.
BAL, Halil (2004), “Brest-Litovsk Andlaşması’ndan sonra Türkiye ve
Ermeniler”, “Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları”, sayı 5.
Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:12, Sayı:1, Mart 2014
Beşeri Bilimler Sayısı
156
BASKIN, Oran (2001), Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından
Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, cilt 1 (1919-1980), İstanbul.
BENHÜR, Çağatay (2008), “1920’li Yıllarda Türk-Sovyet İlişkileri,
Kronlojik Bir Çalışma”, “Türkiyat Araştırmaları” Dergisi, sayı 24, Güz, 277-
313. BİLGE, A.Suat (1992), Güç Komşuluk, Türkiye-Sovyetler Birliği
İlişkileri, (1920-1964) Türkiye İşbankası Yayınları, Ankara.
BUTAKOV, A.N. (2012), Bresskiy Mir, Lovuşka Lenina dlya
Kayzerovskoy Germanii, Moskova.
CEBESOY, Ali Fuat (2002), Moskova Hatıraları, Milli Mücadele ve
Bolşevik Rusya, Temel Yayınevi, İstanbul.
ÇELEBİ, Mevlüt (2006), Dünden Bugüne Taksim Cumhuriyet Anıtı,
Ankara.
Dokumentı Vneşney Politiki SSSR, (1959), Moskova, cilt 3.
ERİM, Nihat (1953), Devletlerarası Hukuku ve Siyasi Tarih Metinleri,
Cilt 1, Osmanlı İmparatorluğu Andlaşmaları, TTK, Ankara.
ESMER, Ahmet Şükrü (1953), Siyasi Tarih (1919-1939), Güney
Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.O., Ankara.
GÖNLÜBOL, Mehmet-SAR, Cem (1997), Atatürk ve Türkiye’nin Dış
Politikası (1919-1938), Ankara.
GÖNLÜBOL, Mehmet-SAR, Cem (1996), Olaylarla Türk Dış
Politikası (1919-1995), Siyasal Kitabevi, Ankara.
GROMIKO, A. A. (1980), İstoriya Vneşney Politiki SSSR 1917-1980
gg, cilt 1, 1917-1945, Moskova.
GÜRÜN, Kamuran (1991), Türk-Sovyet İlişkileri (1920-1953), TTK,
Ankara.
İVANOV, İ.S. (2002), Oçerki istorii Ministerstva inostrannıh del Rossii
(1802-2002), Moskova, cilt 2.
KİRİLLOV, V.V. (2012), İstoriya Rossii, Moskova.
ORLOV, A.S., Geogiyev B.A., Georgiyeva N.G., Sivohina T.A. (2013),
İstoriya Rossii, Moskova.
POTEMKİN, V.P. (1945), İstoriya Diplomatii, cilt 2, Diplomatiya v
novoe vremya (1872-1919), Moskova.
POTYEMKİN, Vladimir (1979), Uluslararası İlişkiler Tarihi,
Diplomasi Tarihi, (çev. Attila Tokatlı), May yayınları, cilt 3. İstanbul.
SARKİSYAN, E. (1957), “Vliyanie Oktyabrskoy Revolutsii na
natsionalno-osvoboditelnoe dvijenie v Turtsii (1918-1922)” “İzvestiya
Akademii Nauk Armyanskoy SSR”, No 10.
SONYEL, Salahi R. (1986), Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, Cilt
2, TTK, Ankara.
Sovetsko-Turetskie Otnoşeniya, Sbornik Dokumentov(1917-1926),
(1947), Moskova.
Celal Bayar Üniversitesi
157
SOYSAL, İsmail (2000), Tarihçeleri ve açıklamaları ile birlikte
Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları, cilt 1,TTK, Ankara.
TBMM, Gizli Celse Zabıtları, cilt 1.
TENGİRŞEK, Yusuf Kemal (1981), Vatan Hizmetinde, Kültür
Bakanlığı, Ankara.
Article
Full-text available
Günümüzde Avrasya coğrafyasının iki büyük gücü olan Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin çok derin ve köklü bir geçmişi vardır. İkili ilişkiler çok dinamik, karmaşıktır ve aynı zamanda büyük riskler içerir. Bilindiği üzere, Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasıyla Kafkaslar ve Orta Asya'da ortaya çıkan büyük güç boşluğunu Türkiye doldurmaya çalıştı. Bu durumun Batı tarafından da destek görmesi ise Moskova tarafından endişe ile karşılandı. 2000 yılına kadar bocalama süreci yaşayan Rusya 2000 yılından itibaren farklı değişim ve dönüşümlere sahne oldu.
Chapter
Full-text available
Coğrafyayı tarihten kopararak yapılacak analizler dar, soyutlayıcı ve anlamlandırmadan yoksun kalacaktır. Tarihi süreç her katmanda farklı ilişki biçimlerini şekillendirmekle hibrit ilişkiler üretmektedir. Analiz katmanlarında (Uluslararası- küresel, ulusal ya da devlet ve ulus içi- toplumsal, kentsel vd.) köklü yapısal dönüşümlerin gözlemlendiği günümüz siyasi coğrafyasında gelişen önemli olaylar dejavu duygusu üretmektedir. Yeni çağın değişimine uyum sağlayamayan kadroların kalıtsal stratejik hamlelerinde önceki yüzyılın geri dönüşüm ürünlerine rastlanılmaktadır ki Rusya, karar vericilerini bu kapsamda sorgulamalıdır. “Güvenlik kültürlerinde” gelişen sezgilere ve normlara rağmen ters yönde adımlar ile siyasi bir sonuç yanılgısına kapılmak, dış politik süreçte paradoksal sürtünmelere yol açmaktadır. Rus jeopolitiği yerel ve bölgesel katmanda Türkiye’yi arka bahçesinden uzak tutarken, küresel katmanda Türkiye’nin Anglo-Amerikan hegemonik alanında sorunlu bir paydaş olarak kalmasını mı öngörmektedir?
nda bulunan Taksim Anıtı'nda Kliment Voroşilov ile birlikte heykeli mevcuttur. Bununla ilgili Mevlüt Çelebi'nin Dünden Bugüne Taksim Cumhuriyet Anıtı kitabına bakılabilir
  • Mihail Frunze 'nin İstanbul 'da
  • Taksim Meydanı
Mihail Frunze'nin İstanbul'da, Taksim Meydanı'nda bulunan Taksim Anıtı'nda Kliment Voroşilov ile birlikte heykeli mevcuttur. Bununla ilgili Mevlüt Çelebi'nin Dünden Bugüne Taksim Cumhuriyet Anıtı kitabına bakılabilir. Ankara, 2006.
Türkiye ile Rusya arasındaki dostluğa büyük önem vermiştir. 18 Aralık 1920 tarihinde V. İ. Lenin'e göndermiş olduğu telgrafta Mustafa Kemal, iki ülke arasındaki dostluk bağlarının daha da güçlenmesini dilemiş, Sovyetlerin uzak görüşlü siyasetini büyük takdirle karşıladığını ifade etmiştir
  • Mustafa Kemal
Mustafa Kemal, Türkiye ile Rusya arasındaki dostluğa büyük önem vermiştir. 18 Aralık 1920 tarihinde V. İ. Lenin'e göndermiş olduğu telgrafta Mustafa Kemal, iki ülke arasındaki dostluk bağlarının daha da güçlenmesini dilemiş, Sovyetlerin uzak görüşlü siyasetini büyük takdirle karşıladığını ifade etmiştir. (Sbornik, 1947: 69).
Türkiye galipler arasında paylaşılacaktı ve bir devlet olarak varlığını yitirecekti. Bu, İtilaf Devletleri ve Sultan Türkiye'si arasında imzalanan Sevr Andlaşması ile öngörülmüştü
  • Rusya 'daki Ekim Devriminin Zaferi Olmasaydı
Rusya'daki Ekim Devriminin zaferi olmasaydı, Türkiye galipler arasında paylaşılacaktı ve bir devlet olarak varlığını yitirecekti. Bu, İtilaf Devletleri ve Sultan Türkiye'si arasında imzalanan Sevr Andlaşması ile öngörülmüştü. (Sarkisyan,1957:7-22).
Lenin Vel Nas K Pobede (Lenin bizi zafere taşıdı)
ACE (1987) Azerbaycan Sovyet Ansiklopedi, cilt 10, Bakü. ARALOV S.İ. (1989) Lenin Vel Nas K Pobede (Lenin bizi zafere taşıdı), Moskova. ARALOV S.İ. (1919), Na Ukraine 40 let nazad (Ukrayna'da 40 yıl önce) El yazısı.
nın İngiltere'ye karşı Türkiye'nin yanında veya tarafsız kaldığı görülmüştür. İki ülke arasında II. Dünya Savaşı'na kadar cereyan eden siyasal gelişmeler, 1921 yılında imzalanan Moskova ve 1925 yılında imzalanan Türk- Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Andlaşmaları çerçevesine oturtulmuştur
  • Lozan 'da Da Rusya
Lozan'da da Rusya'nın İngiltere'ye karşı Türkiye'nin yanında veya tarafsız kaldığı görülmüştür. İki ülke arasında II. Dünya Savaşı'na kadar cereyan eden siyasal gelişmeler, 1921 yılında imzalanan Moskova ve 1925 yılında imzalanan Türk- Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Andlaşmaları çerçevesine oturtulmuştur. KAYNAKLAR İzvestiya Gazetesi (1919), 13 Eylül.
Azerbaycan Sovyet Ansiklopedisi
ACE (1978) Azerbaycan Sovyet Ansiklopedisi, cilt 2, Bakü,.
Azerbaycan Sovyet Ansiklopedi, cilt 10
ACE (1987) Azerbaycan Sovyet Ansiklopedi, cilt 10, Bakü.
Ankara'nın Merkez ve Başkent Olması
  • Ali Hasan
  • Ediz
  • Armaoğlu Ankara
Hasan Ali Ediz, Ankara, ARMAOĞLU, Fahir (2010), 20.yüzyıl Siyasi Tarihi, cilt 1-2 (1914- 1995), Ankara. AYTEPE, Oğuz (2004), " Ankara'nın Merkez ve Başkent Olması ", Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü " Atatürk Yolu " Dergisi, Sayı 33-34, Mayıs-Kasım.
İstoriya Vneşney Politiki SSSR 1917-1980 gg İzvestiya Akademii Nauk Armyanskoy SSR
  • Halil Dönem Türkiye Araştırmaları
  • Oran Güç Komşuluk
  • Türkiye-Sovyetler Birliği İlişkileri Türkiye İşbankası Yayınları
  • Ankara
  • A N Butakov
  • Lovuşka Mir
  • Lenina Dlya Kayzerovskoy
  • Germanii
  • Moskova
  • Ali Cebesoy
  • Ttk Fuat
  • Ankara
  • Ahmet Esmer
  • İstoriya Şükrü
  • Rossii
  • Moskova
  • A S Orlov
  • B A Geogiyev
  • N G Georgiyeva
  • T A Sivohina
  • Sonyel
  • R Salahi
BAL, Halil (2004), " Brest-Litovsk Andlaşması'ndan sonra Türkiye ve Ermeniler ", " Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları ", sayı 5. BASKIN, Oran (2001), Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, cilt 1 (1919-1980), İstanbul. BENHÜR, Çağatay (2008), " 1920'li Yıllarda Türk-Sovyet İlişkileri, Kronlojik Bir Çalışma ", " Türkiyat Araştırmaları " Dergisi, sayı 24, Güz, 277- 313. BİLGE, A.Suat (1992), Güç Komşuluk, Türkiye-Sovyetler Birliği İlişkileri, (1920-1964) Türkiye İşbankası Yayınları, Ankara. BUTAKOV, A.N. (2012), Bresskiy Mir, Lovuşka Lenina dlya Kayzerovskoy Germanii, Moskova. CEBESOY, Ali Fuat (2002), Moskova Hatıraları, Milli Mücadele ve Bolşevik Rusya, Temel Yayınevi, İstanbul. ÇELEBİ, Mevlüt (2006), Dünden Bugüne Taksim Cumhuriyet Anıtı, Ankara. Dokumentı Vneşney Politiki SSSR, (1959), Moskova, cilt 3. ERİM, Nihat (1953), Devletlerarası Hukuku ve Siyasi Tarih Metinleri, Cilt 1, Osmanlı İmparatorluğu Andlaşmaları, TTK, Ankara. ESMER, Ahmet Şükrü (1953), Siyasi Tarih (1919-1939), Güney Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.O., Ankara. GÖNLÜBOL, Mehmet-SAR, Cem (1997), Atatürk ve Türkiye'nin Dış Politikası (1919-1938), Ankara. GÖNLÜBOL, Mehmet-SAR, Cem (1996), Olaylarla Türk Dış Politikası (1919-1995), Siyasal Kitabevi, Ankara. GROMIKO, A. A. (1980), İstoriya Vneşney Politiki SSSR 1917-1980 gg, cilt 1, 1917-1945, Moskova. GÜRÜN, Kamuran (1991), Türk-Sovyet İlişkileri (1920-1953), TTK, Ankara. İVANOV, İ.S. (2002), Oçerki istorii Ministerstva inostrannıh del Rossii (1802-2002), Moskova, cilt 2. KİRİLLOV, V.V. (2012), İstoriya Rossii, Moskova. ORLOV, A.S., Geogiyev B.A., Georgiyeva N.G., Sivohina T.A. (2013), İstoriya Rossii, Moskova. POTEMKİN, V.P. (1945), İstoriya Diplomatii, cilt 2, Diplomatiya v novoe vremya (1872-1919), Moskova. POTYEMKİN, Vladimir (1979), Uluslararası İlişkiler Tarihi, Diplomasi Tarihi, (çev. Attila Tokatlı), May yayınları, cilt 3. İstanbul. SARKİSYAN, E. (1957), " Vliyanie Oktyabrskoy Revolutsii na natsionalno-osvoboditelnoe dvijenie v Turtsii (1918-1922) " " İzvestiya Akademii Nauk Armyanskoy SSR ", No 10. SONYEL, Salahi R. (1986), Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, Cilt 2, TTK, Ankara. Sovetsko-Turetskie Otnoşeniya, Sbornik Dokumentov(1917-1926), (1947), Moskova.
Tarihçeleri ve açıklamaları ile birlikte Türkiye'nin Siyasal Andlaşmaları
SOYSAL, İsmail (2000), Tarihçeleri ve açıklamaları ile birlikte Türkiye'nin Siyasal Andlaşmaları, cilt 1,TTK, Ankara. TBMM, Gizli Celse Zabıtları, cilt 1. TENGİRŞEK, Yusuf Kemal (1981), Vatan Hizmetinde, Kültür Bakanlığı, Ankara.