ArticlePDF Available

Osmanlı Devleti'nde Uluslararası Bir Fuar: Uzuncaabad-ı Hasköy Panayırı'nın 1769 İle 1818 Yıllarına Ait Gümrük Gelirleri

Authors:
- 774 -
Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi
The Journal of International Social Research
Cilt: 8 Sayı: 36 Volume: 8 Issue: 36
Şubat 2015 February 2015
www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581
OSMANLI DEVLETİʼNDE ULUSLARARASI BİR FUAR: UZUNCAABAD-I HASKÖY
PANAYIRIʼNIN 1769 İLE 1818 YILLARINA AİT GÜMRÜK GELİRLERİ
*
AN INTERNATIONAL FAIR IN OTTOMAN EMPIRE: TARIFF REVENUES OF
UZUNCAABAD-I HASKÖY KERMESS IN THE YEARS OF 1769 AND 1818
Kadir ARSLANBOĞA
**
Öz
Panayırlar, Osmanlı Devletiʼnde yerli ve yabancı tüccarların buluştuğu ve günümüzde fuar
olarak adlandırılan ticaret merkezleriydi. Buralarda perakende olduğu gibi, daha çok toptan ticaret
yapılmaktaydı. Panayırlar ekseriyetle Rumeli bölgesinde kurulmakta ve içlerinden bazıları
uluslararası nitelik taşımaktaydı. Bu panayırlardan birisi de bugün Bulgaristan sınırları içerisinde yer
alan ve Kapıkule Sınır Kapısıʼna 80 km. uzaklıktaki Uzuncaabad-ı Hasköy panayırıydı. Her yıl nisan
ayı boyunca faaliyet gösteren Uzuncaabad-ı Hasköy panayırına dünyanın dört bir tarafından tüccarla
birlikte her çeşit mal ve eşya gelmekteydi. Devlet açısından ise panayırlar birkaç ıdan önem arz
etmekteydi. Bunlardan başlıcaları, üretilen mal ve hizmetlerin pazarlanması, ülke içerisinde mal
arzının sağlanması ve panayıra gelen mallardan gümrük vergisi alınarak devlet gelirlerinin
artırılması şeklinde sıralanabilir. Makalede Osmanlı arşiv belgelerinden temin edilen veriler
neticesinde 1769 ve 1818 yıllarında Uzuncaabad-ı Hasköy panayırında Osmanlı Devletiʼnin gümrük
gelirleri incelenecektir. Devletin aldığı gümrük gelirleri; panayıra gelen malların çeşidini, müslim ve
gayrimüslim tüccar taifelerinin sektörel ağırlıklarını bize vermektedir. Aynı şekilde 1769 yılından
1818 yılına gelindiğinde yaklaşık olarak 50 yıllık bir süre sonrasında panayıra gelen malları, tüccarları
ve gümrük vergilerini karşılaştırabilme imkânı da elde edilerek panayır, bölge ve ticaret hakkında
genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Panayır, Osmanlı Devleti, Gümrük, Balkanlar, Uzuncaabad-ı Hasköy.
Abstract
In Ottoman Empire, kermesses, known as fairs today, were the commerce centers where
local and foreign tradesmen used to meet. In these places, mostly wholesale trade was done as well as
retail. These kermesses were built especially in Rumelia region and some of them were international.
One of these kermesses was Uzuncaabad-ı Hasköy kermess which was located within Bulgaria
boundaries today and is 80 km. away from Kapıkule Border Gate. Tradesmen used to visit
Uzuncaabad-ı Hasköy kermes, which was active during April each year, together with any kind of
properties and goods worldwide. Such kermesses were important for the state for a few perspectives.
The main ones can be ranged as; marketing of the manufactured goods and services; providing the
supply of goods within the country and receiving tariff taxes from the goods brought to the kermess
and thus increasing state revenues. This article investigates tariff revenues of the Ottoman Empire
from Uzuncaabad-ı Hasköy kermess in the years of 1769 and 1818 in accordance with the data
obtained from the archieve documents of Ottoman Empire. Tariff revenues received from the state
give us information about the types of goods, sectoral weight of Muslim and non-Muslim tradesmen.
Similarly, a general assessment is made about the kermess, region and trade by comparing goods,
tradesmen and tariff taxes in the kermes following the 50-year period from 1769 to 1818.
Keywords: Kermess, Ottoman Empire, Tariff, Balkans, Uzuncaabad-ı Hasköy.
* Bu makale 3-5 Eylül 2014 tarihinde Zonguldakta Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından düzenlenen I. Karadeniz ve
Balkan Ekonomik ve Politik Araştırmalar Sempozyumunda sunulan tebliğin genişletilmiş halidir.
** Yrd. Doç. Dr. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü.
- 775 -
1. Giriş
İnsanoğlu gereksinim duyduğu malları temin etmek amacıyla, sahip olduğu mal ile
ihtiyacı olanları mübadele edegelmiştir. Söz konusu mübadele ilk çağlarda trampa olarak
adlandırılan, malların takası şeklinde geçekleşmiştir. Zaman içerisinde yerleşik hayata geçiş ve
üretimdeki artış ticari faaliyetlere ivme kazandırmıştır. Bu durum ise takas işleminin ortak bir
değişim aracı üzerinden yapılmaya başlanmasını gerektirmiştir. Sonrasında ise verimlilikteki
artış ve nakliye vasıtalarının gelişimi gibi nedenler ile ticarî faaliyetler küçük ölçekli mal
değişiminin olduğu mahallerden çıkarak, ulusal ve uluslararası bir coğrafî alanı kapsamış ve
büyük hacimlere ulaşmıştır. Ulusal ve uluslararası ticarette mal mübadelesinin
gerçekleştirilmesi içinde panayırlar organize edilmeye başlanmıştır.
Panayırlar, pazarlardan farklı olarak mahalli ihtiyaçların temini amacıyla değil, aksine
geniş bir bölgenin gereksinimlerini karşılamak için kurulmaktaydı. Kurulan bu panayırlar 1
haftadan 1,5 aya kadar ık kalabiliyordu. Bu süre zarfında yerli ve yabancı tüccarlar panayıra
büyük mal hacimleriyle katılarak, toptan ve perakende ticaret yapabiliyorlardı. Pazarlar ise
haftanın belirli günlerinde şehir ile kasaba gibi küçük yerleşim yerlerinin ihtiyaçlarını temin
etme maksadıyla kurulmaktaydı.
1
Panayırların uluslararası katılımlı olanlarına dünyanın muhtelif memleketlerinden
tüccarlar mallarıyla birlikte katılmaktaydılar. Anadolu ise coğrafî konum itibariyle uluslararası
panayırlara şahhas örnekleri bünyesinde barındırmaktadır. Doğu ile Batı arasında
gerçekleşen uluslararası ticarete -ipek yolu ve baharat yolu- yüzyıllar boyunca ev sahipliği
yapmasının sonucu olarak bu coğrafyada uluslararası veyahut ulusal panayırlara
rastlanılmaktadır. Örneğin, Bizans döneminde Trabzonʼda bir panayır ihdas edilmekteydi.
Aynı şekilde Selçuklular döneminde de uluslararası nitelikte olan Yabanlu panayırı
2
ve Sivasʼda
pazar kurulmaktaydı.
3
14. yüzyıl başı itibariyle tarih sahnesine çıkan Osmanlılar da fethettikleri Anadolu ve
Rumeli topraklarında önceden var olan panayırları sürdürdükleri gibi yenilerini de
eklemişlerdir. Panayırlar kuruldukları bölgenin iktisadi yapısını canlandırmak, bölgede
yaşayan halkın refah seviyesini artırmak, maliyeye gümrük vergisi sağlamak ve alınıp-satılan
malların denetimlerini sağlamakılarından önem arz etmekteydi. Ayrıca panayırlar başta
esnaf olmak üzere, çiftçi ve köylünün dünyanın diğer memleketlerindeki üretim tekniklerinden
haberdar olmaları ısından birer iletişim merkezi özelliğini de taşımaktaydılar.
4
Bahsi
geçenlere ilaveten halk tarafından da yeni panayırların ihdası için talep gelmekteydi. Belirtilen
sebeplerden dolayı, devlet tarafından mevcut ve faal olan panayırlara olumsuz bir tesiri
bulunmaması durumunda yeni panayırların kurulmasına izin verilmekteydi. Böyle bir durum
da Osmanlı Devleti, yeni kurulacak olan panayırın ılış ve kapanış tarihinin diğer panayır
tarihleriyle çakışmamasına özen göstermekteydi. Bu vaziyet ise panayırlar arasındaki
entegrasyonu sağlamaktaydı.
5
Osmanlı Devleti panayırlarla bizzat ilgilenerek tüccarların rahatça geliş ve gidişlerini,
mallarının muhafazasını üstlenmekteydi. Bu amaçla panayır bölgesinin âmirlerini asayişten
bizzat sorumlu olarak görevlendirmekteydiler.
6
Ayrıca panayırların en önemli sorunlardan
birisi de alt yapı eksiklikleri idi. Bunlarla da ilgili olarak panayırların bazılarında panayır hanı
ve dükkanlar inşa edilirken, bazılarında ise ihtiyacı giderecek geçici mekanlar -çerge-
7
kurulmuştur.
8
1 Lütfi Güçer, XVI-XVIII. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunun Ticaret Politikası”, Türk İktisat Tarihi Yıllığı, Sayı 1,
1987, s. 41-45; Ömer Şen, Osmanlı Panayırları (18.-19. Yüzyıl), İstanbul: Eren Yayıncılık, 1996, s. 9; Ercüment Balcı,
Osmanlı Panayırları İçin Bir Envanter Denemesi, Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı 174, Mayıs-Haziran 2008, s. 138.
2 Faruk Sümer, Yabanlu Pazarı-Selçuklular Devrine Milletlerarası Büyük Bir Fuar, İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları
Vakfı, 1985
,
s. 11.
3 Şen, age, s. 8-9.
4 Balcı, age, s. 141.
5 Güçer, age, s. 44; Şen, age, s. 10-18.
6 Güçer, age, s. 47.
7 İki direkli hafif çadır.
8 Şen, age, s. 20.
- 776 -
Bahsi geçtiği üzere panayırlar devlet maliyesinin önemli gelir kalemlerinden biriydi.
Panayırlardan elde edilecek gümrük vergilerini tahsil etmek amacıyla panayır gümrükleri
kurulmuştur. Panayırların ilk kuruluşlarında emanet sistemiyle yönetilen gümrükler, daha
sonraları iltizam yöntemi ile idare edilmiştir. Panayırlardan; panayır resmi, avaid resmi,
gümrük rüsumu, bac vergisi, damga, ihtisab ve kantar vezni rüsumu, ruhsatiye resmi, duhan
resmi ve cizye rüsumatları toplanılmaktaydı.
9
Osmanlı panayırlarını sosyal ve ticarî ılardan iki gruba ayırmak mümkündür. Sosyal
organizasyon özelliği taşıyanlar devlet içerisinde yaşayan cemaatler tarafından kurulup, dini
törenlerin veyahut eğlence düşüncesinin ağır bastığı panayırlardı. Bu panayırlara örnek olarak;
Beyoğlu-Tatavla, Balıklı, Kozlu, Yuhud Burgazı, Alemdağı, Kuzguncuk, Arnavutköy, Tarabya,
Tekirdağ-Tefaver panayırları verilebilir.
10
Ticarî özelliği ağır basan panayırlar ise bölgesel (ulusal) ve uluslararası panayır olarak
ikiye ayırmak mümkündür. Anadoluʼda kurulan panayırlar çoğunlukla bölgesel vasfa
sahipken, Rumeliʼnde kurulanlar ise uluslararası bir nitelik taşımaktaydılar. Anadoluʼda
kurulan panayırlara örnek olarak; Ankara-Yapraklı, Zile, Amasya, İzmir-Buca, Balıkesir, Çan ve
Gönen panayırları zikredilebilir. Bunlar içerisinde Balıkesirʼde kurulan panayıra Anadoluʼnun
diğer bölgelerinden katılım bulunmaktaydı. Rumeliʼnde kurulanlara ise; Uzuncaabad-ı Hasköy,
İslimye, Petriç, Şehirköy (Şarköy), Siroz, Selanik-Luka, Nevrekop, Piriştine, Vudine, Şumnu,
Mavrova, Dolyan, Alasonya, Filibe-Maraş, Serfiçe, Silivri ve Tekirdağ panayırları örnek olarak
verilebilir. Bu panayırlar aktif ve önemli ticaret merkezleriydi. Bahsi geçen panayırlar içerisinde
Uzuncaabad-ı Hasköy, İslimye, Silivri, Petriç ve Siroz panayırları yerli ve yabancı tüccarın
katıldığı büyük ölçekli ve uzak bölgeleri de içine alan ticaret merkezleriydi.
11
Bunların
içerisinde ise Uzuncaabad-ı Hasköy panayırı Rumelinin en hacimli fuarını oluşturmaktaydı.
12
Makalenin bundan sonraki bölümlerinde Osmanlı Devletinin ticari hacmi en büyük
panayırı olan Uzuncaabad-ı Hasköy panayırına ait 49 sene ara ile iki senelik gümrük gelirleri
incelenecektir.
2. Uzuncaabad-ı Hasköy Panayırı
Hasköy şu an Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan eski bir Osmanlı kazasıdır.
Edirnenin 1361 tarihindeki fethi sonrasında kurulan bir köy olduğu düşünülmektedir. Kazanın,
Edirne ile Filibe arasındaki ana yol üzerinde üçüncü menzil olması hasebiyle gelişmesi kısa
zamanda ivme kazanmıştır.
13
Hasköy bir ova üzerinde bulunduğundan
Uzuncaabad/Uzuncaova olarak da adlandırılmıştır. Burada Uzuncaabad isminin kazanın
merkezini işaret ettiği anlaşılmaktadır. 1885 yılında Bulgaristan Prensliğinin Doğu Rumeli
Vilayetini ilhak etmesi neticesinde, Hasköyde prensliğin sınırları içerisinde yer almıştır.
14
Hasköy coğrafi konum olarak Osmanlı menzil teşkilatı içerisinde orta kol olarak
nitelenen İstanbul-Belgrad güzergahındaki menzillerden birisidir.
15
Bu güzergah kadim Roma
Yolu olarak da bilinmektedir. Söz konusu yolu Osmanlılar her zaman bakımlı tutarak,
işlerliğini muhafaza etmişlerdir.
16
Yukarıda bahsi geçtiği üzere Hasköy oldukça işlek bir alanda kurulması/bulunması
burada bir panayırın mevcudiyeti açısından müsait şartları taşımaktaydı. 18. yüzyılın ikinci
yarısı itibariyle de Balkanlar yavaş yavaş sanayi malları üretimine geçen Avrupa ticaretinin
rekabet alanına sahne oluyordu. Bu rekabet Rumelindeki panayırlarda gerçekleşiyordu.
9 Ae, s. 13-20.
10 Ae, s. 20; Balcı, age, s. 9-10.
11 Güçer, age, s. 4; Şen, age, s. 11.
12 Özer Küpeli, Osmanlı Devletinde Panayır Organizasyonları Ve Gönen Hacı İsa Panayırının Tarihine Dair, Osmanlı,
3 (İktisat), Ankara: Yeni Türkiye Yayınları, 1999, s. 492.
13
Hasköyün ticari faaliyetler dışında seferlerde de bir geçiş menzili olarak kullanılması gelişmesine katkı sağlamış
olmalıdır. Örnek bir sefer için bakınız: Feridun Ahmed Bey, Nüzhet-i Esrârü'l-Ahyâr der-Ahbâr-ı Sefer-i Sigetvar: Sultan
Süleyman'ın Son Seferi, haz. H. Ahmet Arslantürk - Günhan Börekçi, İstanbul: Zeytinburnu Belediyesi, 2012, s. 76, 218,
318.
14 İlhan Şahin, Hasköy, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt 16, Ankara: TDV, 1997, s. 390-91.
15 Yusuf Halaçoğlu, Osmanlılarda Ulaşım Ve Haberleşme: (Menziller), Ankara: PTT Genel Müdürlüğü, 2002, s. 106.
16 Mesud Küçükkalay ve Numan Elibol, Osmanlı İmparatorluğuna Avrupadan Karayolu İle Yapılan İhracatın
Değerlendirilmesi: 1795-1804, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 3(2), 2003, s. 158.
- 777 -
Yabancı devletler Osmanlı tebaasından olan zımmi ve Yahudi tüccarlardan oluşan temsilciler
ve aracılar vasıtasıyla ürünlerini Balkan pazarına sokuyorlardı. Balkanlara getirilen mallar
öncelikle Uzuncaabad-ı Hasköy, İslimye, Nevrokop ve Alasonya gibi panayırlara götürülüyor,
buralardan da Osmanlı iç pazarına dağıtılıyordu.
17
19. yüzyıl itibariyle ise Uzuncaabad-ı Hasköy panayırına katılım artmıştır. 1845
yılındaki panayırda 500.000 filorilik Avusturya, 500.000 filorilik Saksonya ve 200.000 filorilik
İngiliz malları panayıra getirilmiştir.
18
3. Uzuncaabad-ı Hasköy Panayır Gelirlerine Ait Arşiv Kayıtları
Çalışmada uluslararası niteliği haiz olan Uzuncaabad-ı Hasköy panayırının 14
Cemaziyelevvel 1183/15 Eylül 1769 ile Zilhicce 1233/Ekim 1818
19
tarihlerine ait gümrük
gelirleri aşağıda detayları verilen arşiv kayıtları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu kayıtlardan 1769
yılına ait gümrük varidat defteri Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Bab-ı Defteri Başmuhasebe
İstanbul Gümrük Emini Kalemi Defterleri kataloğunda 17187 numarada (BOA
D.BŞM.İGE.d.17187) bulunmaktadır. Defter 17x42cm ebadında ve 8 sayfadan müteşekkildir.
Defterin 4 sayfası panayır gelirlerini verirken kalan 4 sayfa ise boştur. Panayırın 1818 yılına ait
gelirlerini gösteren ikinci defter ise Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Kamil Kepeci tasnifinde
829 numarada (BOA KK.d.829) yer almaktadır. Defter 18x49,5cm ebadında ve 8 sayfadan
oluşmaktadır. Defterin 1 sayfası boş, 7 sayfası ise panayır gelirlerini göstermektedir.
Her iki yılda gümrük gelirlerini gösteren defterde kayıtlar rika hatla tutulmuştur.
Kayıtlarda öncelikle tahsil edilen vergi meblağı yazılmıştır. Yazılan meblağın soluna malı
getiren tüccarın ismi ve mal veyahut malların isimleriyle birlikte hacimleri (adet, kıyye, deste
vb.) kaydedilmiştir.
Ömer Şen; birisi genel panayırlar hakkında
20
diğeri de münhasıran Uzuncaabad-ı
Hasköy panayırı ile alakalı olarak iki çalışma yayınlamıştır.
21
Fakat elinizdeki bu çalışmada ele
alınan iki defter ise incelemeye tabi tutulmamıştır. Şen, Uzuncaabad-ı Hasköy panayır
gelirlerini incelediği makalesinde 1769 yılına ait gelirleri de vermiştir. Söz konusu yıla ait
gelirleri ise Başbakanlık Osmanlı Arşivi Bab-ı Defteri Başmuhasebe Kalemi Defterleri tasnifinde
bulunan 3925 numaralı defterden elde etmiştir. Bu defterin tarihi 6 Cemaziyelevvel 1182/M. 17
Eylül 1768dir. Şen, bahsi geçen yılın gelirini 1769 yılına ait olarak değerlendirmeye tabi
tutmuştur.
22
Burada sehven bir tarihleme hatası olup 1768 yılına ait olan gelirler, 1769 yılı
olarak belirtilmiştir.
4. Uzuncaabad-ı Hasköy Panayır Gelirleri
Osmanlı Devletinin uluslararası panayırlarından olan Uzuncaabad-ı Hasköy
Panayırı’ndan tahsil edilen gümrük gelirleri 1769 yılında 151.122 akçe, 1818 yılında ise 1.056.180
akçedir. Takriben yarım yüzyıl sonrasında panayır gelirleri nominal olarak yedi kat artış
göstermiştir.
Uzuncaabad-ı Hasköy panayırının gelirleri gümrük gelirlerinden oluşmaktaydı.
Belgelerdeki başlıklardan anlaşıldığı üzere panayır idaresi İstanbul Gümrüğüne bağlı idi.
Osmanlı Devletinde gümrük vergisi ad volerem yani malın kıymetine göre temellendirilerek
tahsil edilmekteydi. Fakat malın değerinde meydana gelen artışlar nedeniyle gümrüklerde
karışıklıklar meydana gelmesinden dolayı pratikte gümrük vergileri spesifik -malın denk,
kantar, balya veya okka üzerinden alınması- olarak tahsil edilmekteydi. Ancak bu vergi oranları
tespit edilirken ilgili malın ad volerem vergi oranı da değerlendirilmeye tabiydi.
23
17 Ae, s. 163.
18 Virginia Paskaleva, Osmanlı Balkan Eyaletlerinin Avrupalı Devletlerle Ticaretleri Tarihine Katkı 1700-1850, İÜ
İktisat Fakültesi Dergisi, C. 27, S. 1-2, 1967, s. 76.
19 Tarih çeviri için Türk Tarih Kurumunun programı kullanılmıştır; http://193.255.138.2/takvim.asp
20 Şen, age.
21 Ömer Şen, Bulgaristanda Kurulan Uluslararası Bir Panayır (Fuar): Uzuncaâbad-ı Hasköy (1771-1871), Toplumsal
Tarih, Cilt 1, Sayı 5, 1994, s. 47-53.
22 Ae, s. 49.
23 Erol Özvar, Osmanlı’da Gümrükler ve Kervanlar, Osmanlı Medeniyeti Siyaset, İktisat, Sanat, İstanbul: Klasik
Yayınları, 2005, s. 112.
- 778 -
Uzuncaabad-ı Hasköy panayırının 1769 ve 1818 yıllarındaki gümrük gelirlerinin
sektörler itibariyle dağılımları ve yüzdelik oranları aşağıda Tablo 1de verilmiştir. Çalışmaya ait
arşiv kayıtlarının tanıtıldığı bölümde geçtiği üzere gümrük defterlerinde kayıtlar bir tüccarın
getirmiş olduğu ve içerisinde birçok ürünü barındıran mal grubundan alınan toplam vergiyi
göstermekteydi. Bu kayıt şekli gümrük gelirlerini değerlendirmeyi sınırlamaktaydı. Bundan
dolayı öncelikle tüm mal grupları tek tek ayrıştırılmış, devamında ise her bir malın vergisini
bulmak amacıyla bir grup mal için alınan toplam vergi/mal sayısı işlemi yapılmıştır. Ayrıca
panayıra gelen malların tahminî piyasa değerlerine ulaşmak amacıyla da bir başka hesap
yöntemi daha izlenilmiştir. Vergi oranının %3
24
olmasından yola çıkılarak, öncelikle toplanılan
vergi değerleri 3e bölünmüş, sonrasında ise 100 ile çarpılarak panayıra getirilen malların
toplam değerlerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Bahsedildiği üzere bu hesaplama panayıra getirilen
malların tahminî piyasa değerini bulmaya yöneliktir. Çünkü, incelenen defterlerde panayıra ait
varidat kayıtlarının olması ve panayır alanına getirilen mallardan tahsil edilen bir çok verginin
alınması söz konusu olduğundan bu gelirleri doğrudan doğruya gümrük vergisi geliri olarak
nitelemek doğru olmaz. Fakat, 1769 yılına ait bac gelirlerinin ayrı başlık altında gösterilmesi, bu
vergi gelirlerinin gümrük vergisi olabileceğine kuvvetle muhtemel işaret etmektedir.
Tabloda devletin gayrimüslimlerden aldığı cizye gelirleri bulunmamaktadır. Cizye
gelirleri panayırların muayyen gelirleri arasında yer almamaktadır. Eğer gayrimüslimler cizye
zamanı panayırda bulunuyorlarsa, o vakit kendilerinden cizye vergisi tahsil edilmekteydi.
25
Ayrıca incelenen yıllarda tütünle alakalı olarak herhangi bir vergi gelirine de
rastlanılmamaktadır. Halbuki, 1774 yılında civar şehirlerden toplanan 61.360 kıyye tütün
panayıra getirilerek gümrük vergisine konu olmuştur.
26
Tablo 1: Uzuncaabad-ı Hasköy Panayırı’nın 1769 ve 1818 Yıllarına Ait Vergi Gelirleri ve Yüzdeleri ile Malların
Toplam Değerleri ve Yüzdeleri (Akçe)
Mallar Vergi ve %
Malların Toplam Değerleri ve %
1769
% 1818
%
1769
% 1818
%
Baharat 1.964
1,29
32.760
3,10
65.467
1,29
1.092.000
3,10
Deri 59.844
39,30
410.530
38,87
1.994.800
39,30
13.684.334
38,87
Kimyevî Madde 1.352
0,89
10.662
1,01
45.067
0,89
355.400
1,01
Hırdavat ve metal 7.981
5,24
21.718
2,06
266.033
5,24
723.933
2,06
Orman Ürünleri ve
ğıt -
-
9.661
0,91
-
-
322.033
0,91
Para -
-
6.390
0,61
-
-
213.000
0,61
Sair 333
0,22
1.917
0,18
11.100
0,22
63.900
0,18
Tekstil 80.788
53,06
533.328
50,50
2.692.933
53,06
17.777.600
50,50
Züccaciye -
-
29.214
2,77
-
-
973.800
2,77
Toplam 152.262
100
1.056.180
100
5.075.400
100
35.206.000
100
Bac 660
Masraf -1.800
Toplam 151.122
Şekil 1: 1769 ve 1818 Yıllarında Panayıra Getirilen Malların Sektörel Dağılımları (Akçe)
24 1838 tarihinden önce uluslararası antlaşmalar gereğince yabancı tüccarın panayırda ödediği gümrük vergisi,
Müslüman tüccarlarla aynı oranda olmak üzere %3tür. Şen, Bulgaristanda Kurulan Uluslararası Bir Panayır (Fuar):.., s.
48; Küçükkalay ve Elibol, age, s. 165.
25 Şen, Osmanlı Panayırları (18. 19. Yüzyıl), s. 97.
26 Şen, Bulgaristanda Kurulan Uluslararası Bir Panayır (Fuar):.., s. 48.
- 779 -
Uzuncaabad panayırının 1769 yılındaki toplam geliri 152.262 akçedir. Bu meblağa
panayırda toplanılan 660 akçe bac
27
geliri eklenmesi ve devamında 1.800 akçe tutarındaki
masrafın çıkarılması neticesinde panayır geliri 151.122 akçeye düşştür. Panayır gelirleri
içerisindeki 30.600 akçe tutarındaki meblağ panayırın taşrasında toplanılmıştır. Gümrük
defterinin en sonunda yekûn olarak verilip toplama eklenmiştir. Söz konusu meblağın hangi
mallardan toplanıldığına dair bir bilgi bulunmaması nedeniyle bu meblağ, 1769 yılına ait
gümrük gelirlerinin sektörel dağılımlarındaki oranlarına göre dağıtılmıştır. Uzuncaabad
panayırına 1769 yılında getirilen mallardan 152.262 akçe vergi alınırken, malların tahminî
piyasa değeri 5.075.400 akçe yapmaktadır. Panayırın 1818 yılındaki vergi gelirleri ise 1.056.180
akçedir. Bu tarihte panayıra gelen malların tahminî piyasa değeri ise 35.206.000 akçedir.
Uzuncaabad panayırına 1769 ve 1818 yıllarında gelen mallar dokuz sektör veyahut mal
grubu içerisinde tasnif edilmiştir. Bu tasnif; baharat, deri, kimyevî maddeler, hırdavat ve metal,
orman ürünleri ve ğıt, para, sair, tekstil ve züccaciye sektörlerinden teşkil etmektedir.
Tabloya bakıldığında sektörler içerisinde iki tanesi dikkat çekmektedir. Bunlardan ilki panayıra
gelen malların 1769 yılında %53,06sını, 1818 yılında ise %50,5ini oluşturan tekstil sektörüdür.
İkincisi ise 1769 yılında panayıra gelen malların %39,30nu, 1818 yılında da 38,87sini oluşturan
deri sektörüdür.
Deri ve tekstil sektörü 1769 yılında panayıra getirilen malların %92,36sını
oluşturmaktadır. Geriye kalanları ise; %5,24 ile hırdavat ve metal eşya, %1,29 ile baharat, %0,89
ile kimyevî mallar ve %0,22 ile okunamayan ve sair başlığı altında verilen mallar
oluşturmaktadır.
Uzuncaabad-ı Hasköy panayırına 1818 yılında gelen deri ve tekstil ürünleri toplam
malın %89,37sini oluşturmaktadır. Diğer malları ise; %3,10 ile baharat ürünleri, %2,77 ile
züccaciye ürünleri, %2,06 ile hırdavat ve metal ürünleri, %1,01 ile kimyevî ürünler, %0,91 ile
orman ürünleri ve kâğıt, % 0,61 ile ayarı bozulmuş madeni paralar ve % 0,18 oranıyla herhangi
bir sektör tasnifine dahil edilemeyen sair ürünler teşkil etmektedir.
Panayıra gelen mallara ilişkin oluşturduğumuz tasnifi genişletmek amacıyla sektörlerin
hangi mallardan oluştuğuna ve bu mal gruplarının iki yıl arasındaki değişimlerine değinmek
yerinde olacaktır. Bu amaçla öncelikle her iki yılda panayıra gelen malların yarısından fazlasını
oluşturan tekstil sektöründen başlamak doğru olacaktır.
1769 yılında panayıra tekstil ürünü olarak 118 parça mal getirilmiştir. Bu mallar
içerisinde kebe ve çeşitleri, ipek, aba, çuka, Macar çukası, peştamal, çorap, şayak, muytab,
seccade, ihram, havlu, Bec yorgan yüzü, şalvar, atlas vb. mensucat ürünleri bulunmaktadır.
1818 yılında ise tekstil ürünü olarak panayır alanına 551 parça mal getirilmiştir.
Panayıra getirilen mallar 49 yıl önceki mal sepetine göre farklılık göstermektedir. Dikkat çeken
ilk farklılık ise sanayileşmeyle birlikte seri üretime geçen Avrupa menşeli malların panayırda
mebzul miktarlarda bulunmasıdır. Söz konusu mallar; çit-i Beç, çit-i Leh, fes-i Efrenci, yağlık-ı
27 Bac, bir pazar vergisidir. Gümrük merkezi olan şehre, o şehrin civarındaki köy, kaza ve şehirlerden gelen mallardan
alınan vergiyi ifade etmektedir. Özvar, age, s. 107.
0
100.000
200.000
300.000
400.000
500.000
600.000
700.000
1818
1769
- 780 -
Beç, kirpas-ı Moskov, çuka-i Nemçe, çuka-i Leh, dülbend-i Beç, şal-ı Efrenci, kılabdan-ı Leh,
çuka-i Fransız vb. ürünlerden oluşmaktadır. Bahsi geçenlerle birlikte panayıra basma, aba ve
türlü çeşitleri, çuka, çorap, kilim, fes, kebe, alaca, havlu, çit, kirpas, ihram, seccade, ipek, yelek,
gaytan, kazzaz, boğasi, tiftik, peştemal, çarşaf vb. mallar getirilmiştir. Geçen süre içerisinde
giyim tarzlarında da değişiklikler panayıra gelen mallardan anlaşılmaktadır. 1769 yılında
panayırda fese rastlanılmazken, 1818 tarihinde hem yerli hem yabancı fesler panayıra
getirilmiştir. Tekstil ürünleri içerisinde her iki panayırda aba ürünleri diğerlerine oranla daha
fazladır. Bu durumun en önemli sebebi ise Hasköyün bağlı olduğu Filibenin (Plovdiv) abacılık
üzerinde uzmanlaşmasından kaynaklanmaktadır. Talep arttıkça üretim yeni şehirlere
yayılmıştır. Bununla birlikte 19. yüzyıl başlarından Filibeli tüccarlar hazır giyime geçerken,
bölgedeki köyler abacılığın ve kaytancılığın merkezi durumuna gelmişlerdir.
28
1769 yılında panayıra getirilen tekstil ürünleri içerisinde yabancı ürün olarak dört parça
Macar çukasına ve bir parça Beç yorgan yüzü olmak üzere toplamda beş parça Avrupa menşeli
tekstil ürününe rastlanılmıştır. 49 yıl sonrasında ise Avrupa menşeli ürünlerin panayırı işgal
ettikleri görülmektedir. Bu durum ise kendine yeterli bir tekstil sektörüne sahip olan
Osmanlı’nın, giderek bu özelliğini kaybettiğini ve ithal ürünleri için bir pazar konumuna doğru
yol aldığını göstermektedir.
Panayıra her iki yılda gelen ürünler içerisinde ikinci büyük paya sahip olan mallar deri
ürünleridir. Her iki yılda panayıra getirilen mallar içerisindeki deri sektörünün oransal
ağırlıkları birbirlerine yakındır. Deri ürünleri olarak 1769 yılında 122 parça, 1818 yılında ise 263
parça mal panayıra getirilmiştir. Bu malları sahtiyan, meşin, çeşitli hayvan derileri, postları ve
nafeleri ile vb. ürünler oluşturmaktadır.
Uzuncaabad panayırına getirilen her iki yılda tekstil ve deri sektörü haricindeki mal
gruplarına bakılacak olursa oransal olarak ilk sırada hırdavat ve metal ürünleri gelmektedir.
Hırdavat ve metal ürünleri panayıra getirilen mallar içerisinde 1769 yılında %5,24, 1818 yılında
da %2,06 oranlarına sahiptir. Hırdavat ve metal ürünleri olarak panayıra 1769 yılında 15 parça
mal getirilmiştir. Bu mallar; zincir, hırdavat-ı Beç, demir, iğne, bıçak vb. ürünlerden
müteşekkildir. 1818 yılında ise panayıra hırdavat ve metal ürünü olarak 37 parça mal
getirilmiştir. Gelen mallar; demir, saç, sayağı, iğne, hırdavat-ı Beç, çivi, 1 adet tüfek, bıçak,
kürek, ustura, tırpan ve teneke vb. ürünlerden teşkil etmektedir. Panayıra getirilen mallar
içerisinde her iki yılda rastlanılan hırdavat-ı Beç olarak adlandırılan malları; bıçak, balta, orak,
tırpan, teneke, çıngırak, tel, çivi, tava vb. Avusturyadan ithal edilen ürünler oluşturmaktadır.
29
Panayırda görülen bir diğer ürün grubu ise baharattır. 1769 yılında panayıra baharat
ürünü olarak 5 parça mal gelmiştir. Bu malların 3 parçası salep, bir parçası safran ve bir parçası
da tuzdur. Baharat ürünü olarak 1818 yılında da panayıra 24 parça mal getirilmiştir. Getirilen
ürünlerin 12 parçası gül suyundan, diğerleri ise kahve, sakız, çörekotu, salep ve kınadan
müteşekkildir. Her iki yıl arasında nominal olarak parasal meblağdaki artış ise 16,7 kat ile
dikkat çekicidir.
Her iki yılda görülen mal tasniflerinden biri de kimyevî ürünlerdir. 1769 yılında katran,
güherçile ve lök sahtiyanı olmak üzere üç parça kimyevî ürün panayıra getirilmiştir. 1818
yılında ise bu sayı 25e ulaşmıştır. Kimyevî mallar olarak 1818 yılında getirilenler; barut, mum
yağı, sabun, ağaç kavı ve kurşundan müteşekkildir.
Orman ürünleri ve kağıt grubundan 1769 yılında panayıra herhangi bir mal girişi
olmamıştır. 1818 yılında ise 28 parça mal panayıra getirilmiştir. Bu malların çoğunu kutu ve
sandık oluşturmaktadır. Bunlarla birlikte kağıt, sade kaltak ve mahya boncuğu da panayıra
getirilen mallardandır.
Züccaciye mallarına ise 1818 yılındaki panayırda rastlanılmaktadır. Panayıra züccaciye
ürünü olarak 16 parça mal getirilmiştir. Bu malların 9 parçasını fincan-ı Beç teşkil etmektedir.
Geri kalanlarını ise ayna, şişe ve tuzluk oluşturmaktadır.
28 Nikolay Todorov, 19.cu Yüzyılın İlk Yarısında Bulgaristan Esnaf Teşkilatında Bazı Karakter Değişmeleri, İÜ İktisat
Fakültesi Mecmuası, Cilt 27, S 1-2, 1967, s. 2-3.
29 Numan Elibol, 18. Yüzyılda Osmanlı-Avusturya Ticareti, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, Türkiyat
Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul, s. 217-218.
- 781 -
Panayıra gelen mallar içerisinde dikkat çeken diğer bir mal çeşidi ise ayarları bozuk
olan gümüş paraların bulunmasıdır. Ayarı bozuk madeni paralar darphane için önemli bir
hammadde kaynağı idi. Bu kaynağa ulaşma noktasında da panayırlar mühim merkezlerdi.
Darphane tarafından tayin edilen sarraf veya mubayaacı panayıra gelen yerli ve yabancı her
çeşit madeni parayı rayiç bedeli üzerinden almaktaydı.
30
1818 yılında kurulan panayıra 1180
adet ayarı bozuk gümüş para getirilmiştir. 1769 yılında ise panayırda herhangi bir madeni para
alımına rastlanılmamıştır.
Son mal tasnifini ise her iki yılda panayıra gelen mallar içerisinde adları okunamayan
veyahut herhangi bir tasnife yerleştirilemeyen ürünler oluşturmaktadır. 1769 yılındaki
panayırda 4 parça mal, 1818 yılında ise 3 parça mal sair başlığı altında değerlendirilmiştir.
Bu bölümde her iki yılda panayıra getirilen malların tasnifi ve bu tasnifi oluşturan
sektörlerin mal dağılımları verilmiştir. Verilen mal grupları ve bileşenleri uluslararası ticaretin
49 yıllık süreçteki dönüşümünü izahta kifayetsiz kalmaktadır. Bu durumun izalesi için bir
sonraki bölümde panayıra mal getiren tüccarların tabiiyetlerinin dağılımı ile panayıra getirilen
malların %90’ını oluşturan tekstil ve deri sektörlerindeki tüccar tabiiyetlerinin dağılımları ele
alınacaktır. Söz konusu dağılımlar yarım asırlık ticari vaziyeti daha vazıh bir hale getirecektir.
5. Uzuncaabad-ı Hasköy Panayırı’na Mal Getiren Tüccarlar
Çalışmadan anlaşılacağı üzere panayırları var eden iki temel bileşen bulunmaktadır:
Mal ve tüccar. Bu iki bileşenden ilki bir önceki bölümde etraflıca anlatılmıştır. Bu bölümde ise
panayıra mal getiren devamında panayırdan geldiği bölgeye mal götüren tüccarlar
incelenecektir. İncelenen iki gümrük varidat defteri 49 yıl arayla tüccar dağılımlarını izlemeye
olanak sağlayarak, 18. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. yüzyılın ilk çeyreğindeki Osmanlı-Avrupa
ticaretini anlamaya yardım edebilecek mahiyettedir.
Uzuncaabad-ı Hasköy panayırına 1769 yılında 155 tüccar, 267 parça mal ile katılmıştır.
1818 yılındaki panayıra ise 321 tüccar, 1105 parça mal ile iştirak etmiştir. Verilen bu sayısal
bilgilerden her iki yılla alakalı olarak kabaca bir ilinti kurulması gerekirse, yarım yüzyıl
içerisinde panayıra katılan tüccar sayısında %113, panayıra gelen mal sayısında ise %413
oranında artış gerçekleşmiştir. Bu ilinti sanayi devriminin ilerlemesiyle doğru orantılı olarak
bölgenin ticari hacminin genişlediğini bariz bir şekilde göstermektedir.
Aşağıda Tablo 2de görüleceği üzere tabiiyetlerle birlikte iki başlık daha bulunmaktadır.
Bunlardan ilki 1769 yılında 30.600 akçe tutarındaki taşradan toplanılan vergi ile 660 akçelik bac
vergisinin toplamını oluşturmaktadır. İkincisi ise vergi kaydında tüccarın isminin yazılmadığı
150 akçelik tutardır. 1769 yılında toplam gelir -1.800 akçelik masraf düşülmeden- 152.922
akçedir.
Tablo 2: Tüccarların Tabiiyetleri, Sayısı, Getirdikleri Parça Sayısı, Ödedikleri Vergi ve Yüzdeleri (Akçe)
Tüccarlar 1769* 1818 1818 yılında 1769 yılına göre
oransal artışlar
Tüccar
Mal
Meblağ
%
Tüccar
Mal
Meblağ
%
Tüccar
Mal
Meblağ
%
Müslim 50
92
23.394
15
73
222
363.576
34,4
1,5
2,4
15,5
2,3
Yahudi 46
59
28.323
19
102
329
267.372
25,3
2,2
5,6
9,4
1,3
Zımmi 59
116
69.795
46
146
500
425.232
40,3
2,5
4,3
6,1
0,9
Taşradan ve
bac -
-
31.260
20
-
-
-
-
-
-
-
-
Boş -
-
150
-
-
54
-
-
-
-
-
-
Toplam 155
267
152.922
100
321
1105
1.056.180
100
2,1
4,1
6,9
-
* Taşradan tahsil edilen vergi tutarı tüccarların ödedikleri oranları itibariyle dağıtılabilirken, tüccar ve mal sayısı
bilinmemesi nedeniyle tam bir değerlendirme sağlamayacağından taşradan toplanılan vergi meblağı dağıtılmamıştır
.
30 Şen, Osmanlı Panayırları (18. 19. Yüzyıl), s. 107.
- 782 -
Şekil 2: Tüccarların 1818 Tarihinde 1769 Tarihine Göre Oransal Artışları (Akçe)
Uzuncaabad-ı Hasköy panayırına 1769 yılında katılan tüccarların 50si 92 parça malla
Müslüman tüccarlar, 46sı 59 parça malla Yahudi tüccarlar, 59u da 116 parça malla zımmi
tüccarlardan oluşmaktadır. Panayır gelirlerini; yekûnun %15i olan 23.394 akçe ile Müslüman
tüccarlardan, %19u olan 28.323 akçe ile Yahudi tüccarlardan ve %46sı olan 69.795 akçe ile
zımmi tüccarlardan alınanlar oluşturmaktadır.
1818 yılında ise panayıra iştirak eden tüccarların 73ü 222 parça mal ile Müslüman
tüccarlar, 102si 329 parça malla Yahudi tüccarlar, 146sı da 500 parça malla zımmi tüccarlardan
teşekkül etmektedir. Gümrük defterinde panayıra kimin eliyle geldiği belli olmayan ve vergi
alınmayan 54 parça mal daha bulunmaktadır. Panayır gelirlerini; yekûnun %34ü olan 363.576
akçe ile Müslüman tüccarlardan, %25i olan 267.372 akçe ile Yahudi tüccarlardan ve %40’ı olan
425.232 akçe ile zımmi tüccarlardan alınanlar oluşturmaktadır.
1769 yılında ortalama her bir tüccar 784 akçe
31
panayırda vergi ödemiştir. Bu durum
1818 panayırında ise 3.291
32
akçedir. Ortalama her bir tüccarın ödediği vergi meblağından
panayıra getirdiği malın tahminî piyasa değerine ulaşılırsa; 1769 yılında bir tüccar 26.133 akçe,
1818 yılında ise 109.700 akçe değerinde malı panayıra getirmiştir. Söz konusu değerler nominal
olarak karşılaştırıldığında, 49 yıl sonrasında her bir tüccarın panayırda ödediği vergi meblağı
4,2 oranında artış göstermiştir.
Her iki yılda panayıra mal getiren tüccarları karşılaştırırken üzerinde durulacak bir
diğer önemli nokta ise 1769 ile 1818 yılları arasındaki 49 yıllık süreçte tüccarların sayıları,
ödedikleri vergiler ve oranlarındaki değişmelerdir. Zimmi tüccarlar 1769 tarihindeki panayırda
59 kişi ve 116 parça malla 69.975 akçe vergi ödemişlerdir. 1818 yılında ise zımmi tüccarların
sayısı 146 kişi ile yaklaşık 2,5 kat artarken, panayıra getirdikleri mal sayısı ise 500 parça ile 4,3
kat artış göstermiştir. Ödedikleri verginin oranı ise 49 yıl öncesine göre %6 şse de, meblağ
ısından nominal olarak 6 kat artış göstermiştir.
1769 yılındaki panayırda 46 tüccar, 59 parça malla yekûnun %19u olan 28.323 akçe
tutarında vergi ödemesinde bulunan Yahudi tüccarların, 1818 yılında sayıları 2,2 kat artarak 106
kişiye, getirdikleri parça mal sayısı ise 5,6 kat artarak 326 parçaya, ödedikleri vergi miktarı ise
9,5 kat gibi ciddi bir oranda artarak 267.372 akçeye ulaşmıştır. Vergi ödemelerini de %6
artırarak, yekûn verginin %25ini ödemişlerdir.
Müslüman tüccarlar ise 1769 yılında 50 kişi, 92 parça mal ve 23.394 akçe tutarında
ödedikleri vergi miktarı ile yekûn içerisinde %15lik bir paya sahiptirler. 1818 yılında ise tüccar
sayısı 1,5 kat artarak 73 kişiye, panayıra getirdikleri parça mal sayısı 2,4 kat artarak 222 parçaya,
ödedikleri vergi ise 15,5 kat artarak 363.576 akçeye ulaşmıştır. Yekûn vergi içerisinde ödedikleri
meblağı da %19,4 artırarak %34 oranlık bir paya sahip olmuşlardır.
Tabiiyetleri verilen tüccarların 1769 yılına göre 1818 yılındaki oransal artışlarına
bakıldığında tüccar sayısı ile zımmi tüccarların, parça mal sayısı ile Yahudi tüccarların, meblağ
31 Hesaplama neticesinde çıkan meblağ 783,94 akçedir. Yukarıda meblağ yuvarlanmıştır.
32 Hesaplama neticesinde çıkan meblağ 3.290,28 akçedir. Yukarıda meblağ yuvarlanmıştır.
0%
20%
40%
60%
80%
100%
Tüccar Mal MeblağOran
Zimmi
Yahudi
Müslim
- 783 -
itibariyle de Müslüman tüccarların paylarında artışlar diğerlerine nazaran daha fazla
gerçekleşmiştir. Müslüman tüccarlar, tüccar ve parça mal sayılarında diğer iki tabiiyetten daha
aşağıda bir seviyede bulunmaktadır. Tüccar sayısında zımmi tüccarlar artış gösterse de, Yahudi
tüccarların panayıra gelen mal sayısını 5,6 kata çıkarmaları dikkat çekmektedir. Yahudi
tüccarların sayısal artışı da Müslümanlara göre fazla iken, zımmi tüccarlarla arasında 0,3lük az
bir fark söz konusudur.
Genel olarak bu oranlar, panayırda 19. yüzyılda sayısal olarak Müslüman tüccarların
diğer tabiiyetlerden geri kaldığını göstermektedir. Zımmi tüccarlar ise konumlarını
korumalarına rağmen, Yahudi tüccarların tüccar ve mal sayısında ciddi bir artış içerisinde
oldukları görülmektedir. Panayırda vergi ödeme meblağlarında ise Müslüman tüccarlar %19,4
artışla diğer iki tabiiyete göre daha fazla ödemede bulunmuştur. Yahudi tüccarlar da %6lık bir
artış gerçekleşirken, zımmiler de ise %6lık bir azalış gerçekleşmiştir.
Tablo 2de verilen bilgilerin izahından ve kısa bir değerlendirmesinden sonra ticaretteki
dönüşümü açıklamak; ticaretin kapasitesiyle alakalı bir yorum yapabilmek; resmi daha berrak
bir hale getirmek amacıyla bir tabloya daha ihtiyaç bulunmaktadır. Söz konusu ihtiyacı
karşılayacak bilgileri ihtiva eden tablo ise, panayıra gelen malların %90’ını oluşturan deri ve
tekstil grubuna ait malları getiren tüccarların 49 yıllık süreçteki dağılımlarını gösteren aşağıdaki
Tablo 3tür.
Tablo 3: Tüccar Tabiiyetlerinin Deri ve Tekstil Sektöründeki Dağılımları (Akçe)
Tüccar 1769 1818
Deri
%
Tekstil
%
Deri
%
Tekstil
%
Müslim 6.317
13
15.619
24
246.075
60
81.011
15
Yahudi 2.707
6
19.811
31
17.068
4
217.140
41
Zımmi 38.793
81
29.122
45
147.385
36
235.177
44
Toplam 47.817*
100
64.552
100
410.528
100
533.328
100
* Tablo 1de deri sektöründen 1769 yılında elde edilen gelir 59.844 akçe olarak verilmiştir. Bu meblağa taşradan
toplanılan verginin dağıtımı dahildir. Buradaki meblağda ise taşradan toplanılan vergi, tüccar sayısı hakkında bir
malumat vermediğinden dolayı dahil edilmemiştir
.
Şekil 3: Tüccar Tabiiyetlerinin Deri ve Tekstil Sektöründeki Dağılımları (Akçe)
Tablo incelendiğinde 49 yıllık süreç içerisinde deri ve tekstil sektörlerinde tüccarların
ağırlıklarının değişimi izlenebilmektedir. Deri ve tekstil sektörü 1818 yılında 1769 yılına göre
6,5-7 kat artış göstermişlerdir. Her iki sektörde aynı oranlardaki artış, değişimin sektörlerin
meblağlarında olmadığını ve tüccarların ağırlıklarında olduğuna işaret etmektedir.
Tabloda verilen verilerin tek tek sıralanmasından ziyade asıl vurguya değinmek
gerekirse, bu vurgu deri sektöründe Müslüman ve zımmi tüccarlar arasında meydana gelen
değişimdir. 1769 yılında deri sektörünün %81ine sahip olan zımmi tüccarların 1818 yılındaki
0
50000
100000
150000
200000
250000
1769 Deri 1769
Tekstil 1818 Deri 1818
Tekstil
Müslim
Yahudi
Zimmi
- 784 -
payları %36ya gerileyerek yarıdan daha fazla düşştür. Buna karşılık Müslüman tüccarların
1769 yılında %13 olan deri sektöründeki ağırlıkları, 1818 yılında 4,6 kat artış göstererek %60lık
bir orana ulaşmıştır. Müslüman tüccarların tekstil sektöründeki ağırlığı ise 1769 yılındaki
%24lük bir oran, 1818 yılında %15e gerilemiştir.
Yahudi tüccarların 1769 yılında %6 orana sahip oldukları deri sektöründeki payları 49
yıl sonrasında %4e şştür. Tekstil sektöründe ise durum tam tersidir. 1769 yılında
panayıra gelen mallar içerisinde tekstil sektöründe %31lik paya sahip olan Yahudi tüccarlar,
1818 yılında paylarını %31 artırarak, %41 paya sahip olmuşlardır. Meblağdaki artış ise 11 kattır
ve dikkate değer bir artış gerçekleşmiştir.
Panayıra hakim olan iki sektörün tüccarlar bazında dağılımına bakıldığında Müslüman
tüccarların 18. yüzyılın sonları ve 19. yüzyılın başlarında tekstil sektöründen çekildiği ve ikame
olarak deri sektörüne yöneldikleri görülmektedir. Müslüman tüccarların tekstil sektöründen
çekilmelerinin en önemli sebebi ise, sanayi devrimi sonucunda Avrupada üretilen ürünlerin
Osmanlı piyasalarında hakimiyeti sağlamasıyla alakalıdır. Bu durum az da olsa ele alınan
panayırın ilk yılında da hissedilmektedir. Fakat 1818 yılına gelindiğinde artık farkın ciddi
oranda arttığı görülmektedir. 1769 yılında tekstil sektöründe Yahudi ve zımmi tüccarların
paylarıslüman tüccarlarının iki katını aşmamaktaydı. 1818e gelindiğinde ise Müslüman
tüccarların zımmi tüccarlarla arasındaki oran 3 kat iken, Yahudi tüccarlarla ise 2.7 kat idi.
Bu bilgileri Tablo 2deki verilerle birleştirdiğimizde Yahudi ve zımmi tüccarların sayı ve
parça mal anlamındaki genişlemesini tekstil alanında sağladığı görülmektedir. Müslüman
tüccarların ise tüccar ve parça mal sayılarında diğer iki tabiiyet kadar artış gösterememiştir.
Meblağdaki 15,5 kat oranındaki artış da deri sektöründeki %60 oranında sahip olduğu paydan
kaynaklanmaktadır.
Bu bölümdeki tablolar da vermediğimiz, ancak istatistiki olarak ilginç bir mal sepeti ise
baharattır. 1769 yılında bu gruptan panayıra gelen mal sayısı 5 parça iken, 1818 yılında 24 parça
mal gelmiştir. Bu 24 parça mal içerisinde Müslüman tüccarlar çoğu gül suyu olmak üzere 6
parça mal ile katılırken, zımmi ve Yahudi tüccarlar baharat grubundaki diğer malları panayıra
getirmiştir. Bu mallar ise sömürge ülkelerinden deniz yoluyla Avrupaya gelenlerdir.
Uluslararası ticaretin Atlantike kayması neticesinde, Atlantik kıyılarındaki şehirler
önem kazanmaya başlamışlardır. Buna paralel olarak da Leipzig ve diğer Alman şehirlerindeki
panayırların canlılığı artmıştır. Leipzig bulunduğu coğrafi alan itibariyle Avrupanın
uluslararası ticaret merkezi olmuştur. Sömürge ticaretinde söz sahibi olan İngiltere, Fransa ve
Hollanda gibi ülkeler Uzakdoğu ve Amerikadan getirmiş oldukları ürünleri bu panayırlar
vasıtasıyla Osmanlı Rumelisine sevk etmişlerdir. Sözü edilen panayırlar Osmanlı tüccarları
tarafından sıklıkla ziyaret edilerek Rumeli topraklarının ihtiyaçlarının karşılanmasında merkezi
bir konum arz etmekteydiler.
33
Avrupalı devletler bölgeye mal ihracını Osmanlı tebaasından
olan gayrimüslim tüccarlar -Rum, Bulgar, Yahudi, Ermeni- aracılığıyla gerçekleştirmişlerdir.
34
Bu vaziyet ele alınan yıllarda panayırda da görülmektedir.
Örneğin, Tekstil sektöründe 1818 yılında 31 parça harir-i ham (saf ipek) malına
rastlanılmıştır. Bu maldan tahsil edilen vergi tutarı 137.811 akçedir. Bu meblağ o yıldaki tekstil
sektöründen elde edilen vergi toplamının 3te 1ine tekabül etmektedir. 31 parça malın 29u
Yahudi ve zımmi tüccarlar vasıtasıyla, 1i Müslüman tüccar ve diğerinin de kimin tarafından
getirildiği belli değildir. Bu ipek yukarıda bahsedilen Alman panayırlarından, Leipzig
panayırından Rumeli topraklarına ithal edilmekteydi.
35
1769 ve 1818 panayırlarına iştirak eden tüccarların tasnifi de üstte bahsedilen durumu
yansıtmaktadır. Osmanlı Devletinde ehl-i kitap olan gayrimüslimler zımmi olarak
nitelendirilmektedir. Fakat defter kayıtlarında gayrimüslimler de Yahudi ve Hristiyan olarak
ayrıştırılmaya gidilmiştir. Burada zımmi nitelemesiyle Hristiyan tüccarlar kastedilmektedir.
33 Numan Elibol, XVI-XVIII. Yüzyıllarda Rumeli ve Orta Avrupa Toprakları Arasındaki Ticaret Faaliyetleriyle İlgili
Bazı Tespitler, Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, Aralık 2004, s. 46.
34 Todorov, age, s. 5; Küçükkalay ve Elibol, age, s. 163.
35 Ae, s. 169.
- 785 -
Sonuç
Balkanlar, Avrupa ile Anadoluyu birleştiren bir konumda olması hasebiyle 18. yüzyılın
ikinci yarısından itibaren ticarette daha da ivme kazanmıştır. Bunun en önemli nedeni ise yerli
ve yabancı tüccarların Balkanlarda kurulan uluslararası panayırlarda buluşmalarıdır. Bu
buluşmada mahalli üretimler uluslararası piyasaya sunulduğu gibi, uluslararası piyasadan da
mallar tüccarlar vasıtasıyla iç kesimlere dağılmaktaydı.
Balkanlarda kurulan panayırların en önemlisi olan Uzuncaabad panayırına 1769 ve
1818 yıllarında gelen mallar ve tüccarların sektörel ağırlıklarına bakıldığında; seri üretime
geçilen tekstil ürünleri başta olmak üzere hırdavat, züccaciye, kimyevî, orman ve kağıt vd.
sektörlerde Avrupa menşeli malların panayırları işgal etmeye başladığı görülmektedir. Avrupa
menşeli bu mallar ise Avrupa tüccarlarının temsilciliklerini alan Osmanlı tebaası içerisindeki
gayrimüslim tüccarlar vasıtasıyla panayırlara getirilmekteydi. Müslüman tüccarlar ise panayır
alanlarındaki konumlarını deri sektörüyle ikame etmeye çalışmışlardır. Avrupa ülkelerinin
sanayileşmesiyle doğru orantılı olarak da Balkanlardaki panayırların zaman içerisinde
hacimlerinde artış yaşanmıştır.
Bu durum aşağıda verilen panayıra ait gelirlerin gösterildiği özet tablodan da
izlenebilmektedir. Tablo 4te 1768 tarihinden 1869 tarihine değin 13 senelik Uzuncaabad
panayırının gelirleri verilmiştir. Tabloda panayır gelirleriyle birlikte 1768 yılı baz alınarak
meblağlardaki nominal değişimler, tüketici fiyatları endeksi
36
ve bu endekse göre değişimler ile
bu makalede ele alınan iki yıl arasındaki tüketici fiyatları endeksine göre değişim verilmiştir.
Tablo: 4 Uzuncaabad-ı Hasköy Panayır Gelirleri ve Endeksler (Guruş)
Yıllar Meblağ
Nominal
Tük. Fiyatları
Endeksi
Endeks
İki yıllık
Endeks
1768 1.758
1,00
12,1
1,0
1769 1.259
0,72
16
1,3
1,0
1771 1.069
0,61
19
1,6
1772 1.219
0,69
18,6
1,5
1773 3.729
2,12
17,2
1,4
1817 13.413
7,63
50
4,1
1818 8.802
5,01
51,5
4,3
3,2
1830 14.396
8,19
85,4
7,1
1835 32.580
18,53
135,2
11,2
1861 68.377
38,89
335,5
27,7
1867 155.000
88,17
273,1
22,6
1868 151.000
85,89
273,4
22,6
1869 121.000
68,83
247,8
20,5
Kaynak: BOA DBŞM.İGE.d. 17187; BOA KK.d. 829; Şen, Bulgaristanda Kurulan Uluslararası Bir Panayır (Fuar):.., s. 49;
Pamuk, age, s. 28-31.
Tabloda da açıkça görüleceği üzere panayır gelirleri 18. yüzyılın ikinci yarısından
itibaren -bazı yıllarda şüşler olsa da- genel olarak artan bir seyir izlemektedir. Özellikle de
19. yüzyılın ikinci yarısında bir asır öncesine göre panayır gelirlerinde nominal olarak 85 kat
artış meydana gelmiştir. Söz konusu asır boyunca tüketici fiyatları endeksi de 27 kata kadar
artış göstermiştir. Gelirlerdeki nominal artışların, fiyat endeksi artışının 3,15 katı olması zaman
geçtikçe panayıra katılımın, dolayısıyla da ticari hacmin arttığını göstermektedir.
Çalışmada ele alınan iki yıl arasındaki tüketici fiyatları endeksindeki değişime
bakıldığında da 1818 yılında 1769 yılına göre endeks 3,2 kat artış göstermiştir. Belirtilen artışa
36 Şevket Pamuk, İstanbul ve Diğer Kentlerde 500 Yıllık Fiyatlar ve Ücretler 1469-1998, Ankara: T.C. Başbakanlık Devlet
İstatistik Enstitüsü, 2000, s. 28-31.
- 786 -
göre 1769 yılına ait gelir, 1818 yılında 4.029 guruşa tekabül etmektedir. Endekse göre 49 yıllık
süreç sonunda panayır gelirlerinde iki kat artış gerçekleşmiştir.
Sonuç olarak söylenebilir ki, 1818 yılında 1769 yılına göre gümrük gelirinde, tüccar
sayılarında ve parça mal sayılarındaki artışlar bölgenin 19. yüzyılda daha da canlandığına işaret
etmektedir. Buna ilaveten tüccar ve panayıra hakim iki sektördeki tüccar ağırlıklarının değişimi
ise, panayırdaki canlanmanın Avrupa menşeli mamul malların istilasıyla gerçekleştiğini
göstermektedir. Tekstil alanında kendi kendine yeterli bir konumda olan Osmanlı ise mamul
mal ithal eden ve karşılığında hammadde ihraç eden ülke konumuna 18. yüzyılın ikinci yarısı
itibariyle süratle evrildiği görülmektedir.
KAYNAKÇA
BAŞBAKANLIK OSMANLI ARŞİVİ
Bab-ı Defteri Başmuhasebe İstanbul Gümrük Emini Kalemi Defterleri 17187, 3925 (BOA D.BŞM.İGE.d.17187) Kamil
Kepeci 829 (BOA KK.d.829)
BALCI, Ercüment (2008). Osmanlı Panayırları İçin Bir Envanter Denemesi, Türk DünyasıAraştırmaları, Sayı 174, s.137-
155.
ELİBOL, Numan (2003). 18. Yüzyılda Osmanlı-Avusturya Ticareti, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul: Marmara
Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü.
ELİBOL, Numan (2004). XVI-XVIII. Yüzyıllarda Rumeli ve Orta Avrupa Toprakları Arasındaki Ticaret Faaliyetleriyle
İlgili Bazı Tespitler, Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, s. 39-50.
FERİDUN Ahmed Bey (2012). Nüzhet-i Esrârü'l-Ahyâr der-Ahbâr-ı Sefer-i Sigetvar: Sultan Süleyman'ın Son Seferi, haz. H.
Ahmet Arslantürk - Günhan Börekçi, İstanbul:
Zeytinburnu Belediyesi.
GÜÇER, Lütfi (1987). XVI-XVIII. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunun Ticaret Politikası”, Türk İktisat Tarihi Yıllığı,
Sayı 1, s. 1-128.
HALAÇOĞLU, Yusuf (2002). Osmanlılarda Ulaşım ve Haberleşme: (Menziller), Ankara: PTT Genel Müdürlüğü.
KÜÇÜKKALAY, Mesud ve Numan Elibol (2003). Osmanlı İmparatorluğuna Avrupadan Karayolu İle Yapılan
İhracatın Değerlendirilmesi: 1795-1804, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 3(2), s. 151-176.
KÜPELİ, Özer (1999). Osmanlı Devletinde Panayır Organizasyonları ve Gönen Hacı İsa Panayırının Tarihine Dair,
Osmanlı, Cilt 3 (İktisat), Ankara: Yeni Türkiye Yayınları, s. 490-497.
PAMUK, Şevket (2000). İstanbul ve Diğer Kentlerde 500 Yıllık Fiyatlar ve Ücretler 1469-1998, Ankara: T.C. Başbakanlık
Devlet İstatistik Enstitüsü.
PASKALEVA, Virginia (1967). Osmanlı Balkan Eyaletlerinin Avrupalı Devletlerle Ticaretleri Tarihine Katkı 1700-
1850, İÜ İktisat Fakültesi Dergisi, C. 27. S. 1-2, s. 37-74.
SÜMER, Faruk (1985). Yabanlu Pazarı-Selçuklular Devrine Milletlerarası Büyük Bir Fuar, İstanbul: Türk Dünyası
Araştırmaları Vakfı.
ŞAHİN, İlhan (1997). Hasköy. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt 16. Ankara: TDV, s. 390-91.
ŞEN, Ömer (1994). Bulgaristanda Kurulan Uluslararası Bir Panayır (Fuar): Uzuncaâbad-ı Hasköy (1771-1871),
Toplumsal Tarih, Cilt 1. S. 5, s. 47-53.
ŞEN, Ömer (1996). Osmanlı Panayırları (18.-19. Yüzyıl). İstanbul: Eren Yayıncılık.
TODOROV, Nikolay (1967). 19.cu Yüzyılın İlk Yarısında Bulgaristan Esnaf Teşkilatında Bazı Karakter Değişmeleri, İÜ
İktisat Fakültesi Mecmuası, Cilt 27, S 1-2, s. 1-36.
ÖZVAR, Erol (2005). Osmanlıda Gümrükler ve Kervanlar, Osmanlı Medeniyeti Siyaset, İktisat,Sanat, İstanbul: Klasik
Yayınları, s. 107-124.
Thesis
Full-text available
In the classical period, the Ottoman State established its political, economic and social presence through its own institutions. However, defeats in the military arena in the 19th century brought the quest for innovation. Innovations initiated in the military arena and have been expanded into every area of the empire and the empire entered into a westernization process. In the context of westernization process, the Ottoman State passed from the eyalet system to the vilayet system. This system, the first example of which we have seen with the province of Tuna, was realized with the admission of the 1864 Provincial Regulation. Investments were made during the period examined in the whole of the Tuna province where Midhat Pasha was brought to the office of government, and social, economic and institutional reforms were made. Midhat Pasha's managerial capacities were influential at the basis of the innovation movement, and the innovations in the Tuna province set an example for other Ottoman regions. “Tuna Vilayet Gazetesi” became the official newspaper of the Tuna Province and served the readers of the Ottoman newspapers reflecting the general and external world. The news of the 19th century in the context of transformation in the Ottoman economy reflects mainly agricultural, commercial and social change. Commercialization of agricultural land from private ownership in agriculture; The establishment of companies from the abolishment of the commercial area system; In the social area, trainings on the construction of railways are found in many traces. The findings obtained from the newspaper were used to examine the transformation of the Ottoman State in the westernization process.
Osmanlı Panayırları İçin Bir Envanter Denemesi
  • Ercüment Balci
BALCI, Ercüment (2008). "Osmanlı Panayırları İçin Bir Envanter Denemesi", Türk DünyasıAraştırmaları, Sayı 174, s.137-155.
  • Numan Elibol
Numan Elibol, "XVI-XVIII. Yüzyıllarda Rumeli ve Orta Avrupa Toprakları Arasındaki Ticaret Faaliyetleriyle İlgili Bazı Tespitler", Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, Aralık 2004, s. 46.
Nüzhet-i Esrârü'l-Ahyâr der-Ahbâr-ı Sefer-i Sigetvar: Sultan Süleyman'ın Son Seferi
  • Ahmed Feridun
  • Bey
FERİDUN Ahmed Bey (2012). Nüzhet-i Esrârü'l-Ahyâr der-Ahbâr-ı Sefer-i Sigetvar: Sultan Süleyman'ın Son Seferi, haz. H. Ahmet Arslantürk -Günhan Börekçi, İstanbul: Zeytinburnu Belediyesi.
  • Yusuf Halaçoğlu
HALAÇOĞLU, Yusuf (2002). Osmanlılar'da Ulaşım ve Haberleşme: (Menziller), Ankara: PTT Genel Müdürlüğü. KÜÇÜKKALAY, Mesud ve Numan Elibol (2003). "Osmanlı İmparatorluğu'na Avrupa'dan Karayolu İle Yapılan İhracatın Değerlendirilmesi: 1795-1804", Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 3(2), s. 151-176.
Osmanlı Devleti'nde Panayır Organizasyonları ve Gönen Hacı İsa Panayırının Tarihine Dair
  • Özer Küpeli
KÜPELİ, Özer (1999). "Osmanlı Devleti'nde Panayır Organizasyonları ve Gönen Hacı İsa Panayırının Tarihine Dair", Osmanlı, Cilt 3 (İktisat), Ankara: Yeni Türkiye Yayınları, s. 490-497.
Yabanlu Pazarı-Selçuklular Devrine Milletlerarası Büyük Bir Fuar, İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
  • Faruk Sümer
SÜMER, Faruk (1985). Yabanlu Pazarı-Selçuklular Devrine Milletlerarası Büyük Bir Fuar, İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.
Bulgaristan'da Kurulan Uluslararası Bir Panayır (Fuar): Uzuncaâbad-ı Hasköy (1771-1871)
  • Ömer Şen
ŞEN, Ömer (1994). "Bulgaristan'da Kurulan Uluslararası Bir Panayır (Fuar): Uzuncaâbad-ı Hasköy (1771-1871)", Toplumsal Tarih, Cilt 1. S. 5, s. 47-53.
Osmanlı Panayırları (18.-19. Yüzyıl). İstanbul: Eren Yayıncılık
  • Ömer Şen
ŞEN, Ömer (1996). Osmanlı Panayırları (18.-19. Yüzyıl). İstanbul: Eren Yayıncılık.
19.cu Yüzyılın İlk Yarısında Bulgaristan Esnaf Teşkilatında Bazı Karakter Değişmeleri
  • Nikolay Todorov
TODOROV, Nikolay (1967). "19.cu Yüzyılın İlk Yarısında Bulgaristan Esnaf Teşkilatında Bazı Karakter Değişmeleri", İÜ İktisat Fakültesi Mecmuası, Cilt 27, S 1-2, s. 1-36.
Osmanlı'da Gümrükler ve Kervanlar
  • Erol Özvar
ÖZVAR, Erol (2005). "Osmanlı'da Gümrükler ve Kervanlar", Osmanlı Medeniyeti Siyaset, İktisat,Sanat, İstanbul: Klasik Yayınları, s. 107-124.