ArticlePDF Available

Is cyanide a managable chemical? / Siyanür yönetilebilir bir kimyasal mı?

Authors:

Abstract

(In Turkish)
15 Nisan 2014
68
Tarihsel Olaylar ve Bilgi Kirliliği
İnsanoğlunun yüzyıllar boyunca birçok alanda kullandığı
kimyasallar hakkında gerek doğal olaylar gerekse yanlış bil-
gilendirmeler nedeniyle bir ön fikri ve bilimsel görüşlerle ilgili
farklı algıları oluşmuştur. Bunun yanında kimyasalların barış ve
savaş ortamlarında farklı amaçlarla kullanımı birçok insan için
farklı yorumların ve karışık fikirlerin oluşmasını da sağlamıştır.
Günümüz modern teknolojilerinde kullanılan birçok kimyasalın
bu anlayışın değişmesinde ne kadar yardımcı olduğu sorgulan-
makta, bu yüzden bilim insan-
larının ve siyasi yöneticilerin
sosyal olaylardaki sorumlu-
lukları halen incelenmektedir.
Bilgi ve teknolojinin üretim ve
kullanımı oldukça karmaşık
ve çok fazla farklı aktörün
kontrolünün bulunduğu bir
süreçtir. Dolayısıyla bu süreçlerde, bilginin nasıl üretileceği, nasıl
paylaşılacağı ve kullanılacağı ile teknolojilerin nasıl kullanılacağı
konusunda bilimsel-etik değerlerin ve davranışlarda sosyal
sorumluluk anlayışının yerleşmesine gereksinim duyulmaktadır.
Yakın tarihimizdeki olaylar incelendiğinde birçok gerçek olayın
bilimsel temelleri olmasına karşın, özellikle bilimsel icatların/
keşiflerin sosyal sorumluluktan uzak, etik dışı uygulamalarla
insanlık hizmetine hiçbir engelle karşılaşmadan sunulduğu
görülmüştür (radyoaktif elementlerin amacı dışı kullanımı v.b.).
Bilim ve teknoloji, insanoğlunun medeniyeti geliştirmek için
kullandığı en temel aracı ve yol göstericisi olmuştur, olmaya da
devam etmektedir. Teknolojiye dönüştürülen bilgiler, insanlığın
kullanımına sunulmak üzere ekonomik üretim süreçlerinde
yerini almaktadır.
Günümüzde birçok alanda kullanılan siyanür kimyasalının, eski
ve yakın tarihimizdeki değişik uygulama alanları bilinmekle
beraber, yanlış ve bilimsel olmayan bilgiler ışığında kötü şöh-
reti olan bir kimyasal gibi algılanması ve 21. yüzyılda bu yanlış
bilgilerin yazılı-görsel ve sosyal medyada yer bulması bilimsel
ve etik bir yaklaşım tarzı değildir. Siyanürün diğer kimyasallar-
dan önemli farklılığı, toksik özelliğinin günlük yaşantımızdaki
birçok alanda yaygın olarak kullanılmasıdır. İlk keşfinden
bugüne kadar kimyasal gazlar toplumda “öldürücü” olarak,
eski Mısır ve Roma’da insanlık suçlarında, Kırım Savaşında,
Prusya Savaşında, 1. Dünya Savaşında, yakın tarihimizde ise 2.
Dünya Savaşında Naziler tarafından ve Orta Doğu’daki savaş-
larda (Hama ve Halepçe) kullanılmasıyla tanınmıştır. Siyanürün
kötü şöhretinde ise birçok insanın izlediği filmlerdeki zehir-
leme sahnelerinin de rolü olduğu açık bir gerçektir. Bunun
yanında günlük yaşantımızda çok yaygın olarak kullanılan
siyanürün sürekli olarak “toksik (zehirli)” etkisinin gündemde
olmasında tarihe mal olmuş birçok kanun dışı olayın da etkin
rol oynadığı görülmektedir.
Aşağıda verilen Türkiye özelindeki bilimsel olmayan yanlış
bilgiler ve algılar nedeniyle, altın madenciliğinde son yıllarda
uygulanan dünya standardındaki emniyet, çevre, sağlık ve
kimyasalların yönetimi konuları gözden kaçmaktadır. Ne yazık
ki çok iyi madencilik faaliyetlerinde bulunanlarla kötü örnekler,
yaygın toplumsal algılar nedeniyle aynı statüde değerlendi-
rilmekte olup, bilimsel bakış açıları yerine politik, endişe ve
korku temelli tek taraflı görüşlerle madencilik ve çevre karşı
karşıya getirilmektedir. Dünya uygulamalarında hiç karşımıza
çıkmayan, en iyi uygulamaları teşvik eden ve madencilik-çevre
ikilisinin tüm uygulamalarla el ele çalışabildiği sistemler yerine,
ülkemizde tam tersi uygulamaları görmek; kamusal faydalar,
ulusal menfaatler ve kaynakların kullanımı açısından üzücü
ve düşündürücüdür. Özellikle siyanür özelinde diğer tüm
kimyasallar gibi madencilikte tüm aşamalarda yönetilebilir
bir kimyasalın, dünya ve Türkiye uygulamalarında nasıl bir
süreç (yönetimi, bozundurulması ve atık depolama tesisindeki
davranışları v.b.) içinde olduğunun bu bahsedilen yanlış bilgi-
lendirmeler ve algılar dışında mutlaka bilimsel ve mühendislik
bakış açılarıyla aktarılması gerekmektedir.
Siyanür Yönetilebilir
Bir Kimyasal mı?
Endişe ve
Korkunun
Bilgiye ve Bilime
Karşı Savaşı
Prof. Dr. Ata Akcil
Bağımsız Teknik Denetleyici, ICMC
SDÜ Maden Müh. Böl.
ataakcil@sdu.edu.tr
Değerlendirme
www.madencilik-turkiye.com
15 Nisan 2014 69
Tablo 1. Siyanür Hakkındaki Bilgi Kirlilikleri (1990-2014)*
Yanlış Bilgi Doğru - Bilimsel Bilgi
Siyanür sadece madencilikte
kullanılıyor
Sadece % 6’sı madencilikte NaCN şeklinde (katı ya da sıvı formda) kullanılmaktadır. %94 normal endüstriyel uygulamalarda kullanılmak-
tadır (naylon, plastik, kauçuk, sentetik iplik, sentetik kumaş, tekstil, metal kaplama vb).
Siyanür ile maden aranması Böyle bir uygulama ne arama ne de sondaj aşamalarında dünyanın hiçbir yerinde söz konusu değildir.
Siyanür ile sondaj yapmak Dünya literatüründe böyle bir uygulama asla yer almamaktadır.
Siyanür ile maden çıkarmak
Dünya literatüründe böyle bir uygulama yoktur. Maden çıkarımı yer altı ve yer üstü (açık ocak) tekniğiyle gerçekleştirilmektedir. Maden
çıkarımında siyanür kullanılmamaktadır. Siyanür madenden çıkarılan cevherdeki kıymetli metallerin kazanımı aşamasında özel olarak
hazırlanmış tesislerde kullanılmaktadır.
Siyanür çukuru
Hiçbir madende ve tesiste atık depolama tesisleri de dahil olmak üzere siyanür depolama amaçlı bir çukur açılmamaktadır. Cevherin
yerkabuğundan çıkarıldığı açık ocak alanının siyanür çukuru olarak tanımlanması ya bilgisizlikten ya da maksatlı olarak kullanılmasından
kaynaklanmaktadır. Siyanür depolanması çok özel şartlarda ve kurallara göre yapılmaktadır.
Siyanür kanser yapar Hem ATSDR raporu hem de EPA sınıflandırmaları siyanürün insanlar ve hayvanlar üzerinde hiçbir kanser etkisi yaratmadığını bilimsel
olarak doğrulamaktadırlar.
Siyanürün tarım toprağına direk
uygulanması
Siyanür on bin damla su içinde 3-5 damlası siyanür olacak şekilde seyreltilmiş halde cevher ile temas ettirilmektedir. Çünkü amaç cev-
herdeki altını kazanmaktır. Gerek tesiste gerekse atık depolama tesisinde ya da tesis içinde-dışında hiçbir yerde tarım toprağıyla tesiste
kullanılan kimyasallar ve atık su temas halinde değildir. Dünyada böyle bir uygulamada yoktur.
Siyanürün birçok ticari alternatifinin
olması
Siyanür, bütün dünyada ince taneli cevherlerden altın üretiminde kullanımı teknik bakımdan zorunlu olan bir kimyasaldır. Alternatiflerine göre
siyanür gerek kolay yönetilebilir bir kimyasal olması, gerek cevher tiplerinde metal kazanım veriminin yüksekliği, gerekse de ekonomikliği açısın-
dan tercih edilmektedir. Tiyosülfat bir alternatif olarak laboratuvar ve pilot çapta (USA, Avusturalya vb) son 20-25 yıldır test edilmektedir. Nevada
da (ABD) bu uygulamalar yapılmış ve sadece siyanür liçiyle altının kazanılamadığı bir cevher üzerinde ticari uygulama aşamasına geçilmiştir.
Atık barajlarına yağmur yağarsa
siyanür gaz formuna dönüşür (düşük
pH’da)
Siyanür asidik ortamda HCN gazına dönüşür asidik ortamda ise altın üretilemez. Altının üretilebilmesi için pH’ının 10-11 olması gerekmektedir. Bu pH
şartlarında ise atmosfere HCN gazı salınımı ihmal edilebilecek seviyelere düşmektedir. Tank liçinde ya da yığın liçinde yağmurla temas olsa bile böyle
bir gazın çıkma ihtimali ihmal edilebilecek düzeylerde kalmaktadır. HCN gazının yoğunluğu 0,687 g/cm3 tür yani havadan daha düşük yoğunluğa
sahip olduğu için sigara dumanı gibi atmosfere dağılmaktadır. Arabaların egzoz gazından her 1 km’de 7-9 mg HCN gazı atmosfere salınmaktadır.
Uluslararası iş güvenliği ve çalışma standartlarına göre kapalı ortamda 1 m3 havada en fazla 11 mg HCN gazına müsaade edilir. Açık ortamda ise
herhangi bir sınırlama söz konusu değildir. Altın madenlerinde atmosfere HCN gazı salınımı 1-2 mg /m3 seviyelerinde ölçülmektedir.
Siyanürlü atıkların direkt derelere
verilmesi
Siyanür ülkemizdeki uygulamaların hiçbirinde yüzey veya yer altı sularına verilmemektedir. Katı atıklar ve tesis atık suları yönetmelikler gereği
bozundurulup zararsız hale getirildikten sonra atık depolama tesislerinde depolanmaktadır. Bu da en emniyetli ve güvenli depolama yöntemidir.
Siyanür bulutunun yükselerek halkı
zehirlemesi
Altın üretimi pH 10.3-10.5 aralığında gerçekleştirilmektedir. Altın üretiminin gerçekleştirildiği şartlarda siyanür HCN gazı şeklinde
buharlaşarak siyanür gazı bulutuna dönüşmesi bilimsel olarak söz konusu değildir. Siyanürün HCN gazına dönüşmesi asidik ortamlarda
mümkündür. Asidik ortamda ise altın üretilemez.
Siyanürün anormal hayvan
doğumlarına neden olması
ATSDR raporunda ve şu ana kadar insanlarda ve hayvanlarda raporlanmış genetik bozukluklarla ilgili hiçbir bilgi ve vaka
bulunmamaktadır.
Siyanürün zamanla hastalıklara neden
olması (siyanür akut değil kronik etkilidir)
Son 30 yıldan bu yana insan ölümüyle sonuçlanan bir siyanür kazası olmamıştır. Siyanürle belirli bir dozun üzerinde direk temas edildiğinde
sadece kronik yani anlık öldürücü etki görülmektedir. Akut yani uzun süreli hastalıklara neden olmamaktadır.
En basit ve en ucuz teknoloji olduğu için
madenciler tarafından tercih ediliyor
Sodyum siyanürün 120 yılı aşkın süredir altın madenciliğinde teknolojik bir zorunluluk olarak tercih edilmesinin ana sebebi, sodyum
siyanürün gözle görülemeyecek kadar küçük altın tanelerini spesifik olarak çözücü özelliği olan yegane kimyasal olması ve cevhere
uygun en yüksek altın kazanım veriminin elde edilmesi yani teknolojik açıdan en uygulanabilir yöntem olmasından dolayıdır. İri boyutta
zenginleşebilen cevherlere siyanür liçi uygulanmamaktadır. Ancak ince boyutta fiziksel zenginleşebilirliği mümkün olmayan cevherlere
dünyadaki birçok uygulamada olduğu gibi teknolojik gerekliliklerden dolayı siyanür liçi uygulanmaktadır.
Siyanür barajı veya siyanür havuzu
Hiçbir madende siyanür barajı bulunmamaktadır. Siyanür sıvı ise tankta, katı ise özel korumalı torba ve kutularda muhafaza edilmektedir.
Siyanür için bir baraj ya da havuz tesislerde dizayn edilmemektedir. Siyanür depolanması ya da kullanıldıktan sonra deşarjı çok özel
şartlarda ve kurallara göre yapılmaktadır. Siyanür barajı ya da havuzuyla ilgili bir uygulama dünyada hiçbir madende uygulanmamaktadır.
Siyanürlü atıkların arıtılamaz özellikte
olması
Siyanürlü atıklar atık depolama tesisine gönderilmeden önce eğer gerekiyorsa dünyada yaygın olan INCO prosesiyle bozundurulmaktadır.
Atık depolama tesislerindeki siyanür seviyeleri ise içme suyu limitlerinin çok altındadır. Başka proseslerde ise siyanürlü çözeltiler yığınlara
verilip sistem içerisinde kalmaktadır.
Hep aynı konsantrasyonlarda
kalarak yıllar bazında da aynı tehdidi
oluşturuyor olması
Bozundurulan siyanür yeni kompleksler oluşturduğundan bunların atık depolama tesisindeki oranları ve etkileri yok denecek kadar
azalmaktadır.
Aşırı yağmur sonucu siyanür barajının
taşması
Hiçbir işletmede siyanür barajı bulunmamaktadır. Ancak, altın üretimi ve teknolojisi ile ilgili olmayanlar bu tür ifadeleri kullanmaktadırlar zira
altın madenciliğinde böyle bir terminoloji yoktur. Tesislerin atık depolama tesisi dizaynı, gerek ÇED gerekse tesisteki siyanür yönetim raporla-
rında belirtilmektedir. Bu dizaynlar bölgenin yüz yıllık her tür aşırı yağış, deprem ve doğaüstü olayların modellenmesine göre testler sonucu
yapılmaktadır. Bu nedenle bölgedeki beklenmeyen doğa olaylarına karşı dayanıklı ve emniyetli atık depolama tesisi dizayn edilmektedir.
Siyanürün etkisiyle topraktaki As
ve diğer ağır metallerin harekete
geçmesi
Altın madenleri ülkemizde kapalı devre çalışan sistemlerdir. Ne derelere bir sıvı boşaltılır, ne çevreye bir atık malzeme bırakılır ne de atmosfere
yasaların müsaade etmediği bir gaz deşarjı söz konusu değildir. Alıcı ortama deşarjı olmayan bir faaliyet çevreye nasıl zarar verebilir? Siyanür
yardımıyla cevherdeki altın kazanıldıktan sonra, önce atıktaki siyanürün bozundurulması sağlanır ardından ağır metal duraylama ünitesin-
den geçirerek şayet cevher içinde ağır metaller varsa ağır metalleri suda çözünmez kararlı bileşikler haline getirilmektedir. Bir başka ifade ile
zararsız bileşikler haline getirilmektedir. Arıtmadan geçirilerek zararsız hale getirilen atıkların çevreye bırakılması söz konusu değildir, bunlar
ancak projelendirilmesi DSİ’nin ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayından geçen atık depolama tesisinde depolanır.
Siyanür vücutta birikir (kronik toksik etki) Siyanür toksik etkilidir, ancak vücutta birikim ya da uzun salınımlı etkiler göstermez.
Hamile kadınlarda düşüğe sebep olması ATSDR raporunda ve şu ana kadar insanlarda ve hayvanlarda raporlanmış, hamilelerde düşüğe neden olan bir vaka bulunmamaktadır.
Kısırlık yapması ATSDR raporunda, şu ana kadar insanlarda ve hayvanlarda raporlanmış bu tip bir kısırlık ya da benzeri genetik bozukluklarla ilgili hiçbir
bilgi ve vaka rapor edilmemiştir.
AB’de ve ABD’de yasaktır
Euromines 2013 raporunda da belirtildiği üzere böyle bir yasak söz konusu olmayıp, En İyi Uygulamalarda (BAT) Türkiye’deki emniyetli-
güvenli ve çevreye duyarlı altın madenciliği uygulamaları ilgili raporda örnek gösterilmektedir. ABD’de ise altın madenciliğinde siyanür
kullanımıyla ilgili sadece 50 eyalet içinde 1 eyalette yasak bulunmaktadır.
Danıştay, ülkemizde siyanür kullanıl-
masını yasaklamıştır
Böyle bir mahkeme kararı ya da yasağı bulunmamaktadır. Ülkemizde yılda 400 bin tondan fazla siyanür bileşikleri sanayide üretim için
kullanılmaktadır. Siyanür bileşikleri kullanarak üretimlerini sürdüren naylon, plastik, kauçuk, sentetik iplik, sentetik kumaş, tekstil, metal
kaplama vb binlerce tesiste üretim faaliyetleri devam etmektedir.
*Bilgi derlemeler i 1990 ile 2014 yılları arasında sosyal ve yazılı-görsel medya ile ilg ili toplantılarda belirtilen siyanür üzeri ne bilimsel olmayan görüşleri yansıtmaktadır. Doğru b ilimsel
kanıtlı bilgilere aşağıda verilen temel kaynaklardan ulaşılabilir.
15 Nisan 2014
70
Siyanür Kullanımı, Yönetimi ve Güncel Gelişmeler
Altın madenlerinin arama, işletme ve zenginleştirme mantığının
diğer madenlere/cevherlere uygulanan yöntemlerden temel ola-
rak farkı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, altın/gümüş maden-
ciliğinde ince taneli cevherlerde siyanür kullanımı zorunluluğu
bu konuda 120 yılı aşkın süren araştırma ve bilimsel gerekçelere
dayanmaktadır. Siyanürün yerine kullanılabilecek başka kimyasal-
lar üzerine 80’li yıllardan bu yana ciddi araştırmalar yürütülmekte-
dir. Ancak siyanürün kullanılabilirliği, etkinliği, ekonomisi yanında,
insan ve çevre üzerinde bilinen risk ile birlikte kullanılabilirliğinden
dolayı madencilik endüstrisinde kullanımı sürmektedir. Dünyada
altın üretim çalışmalarının % 90’ında halen altın ve gümüş
kazanımı için etkin bir kimyasal olarak siyanür kullanılmaktadır.
30 yıldır ana madencilik çalışmalarındaki direkt siyanür kullanımı
yüzünden sonuçlanan insan ölümleriyle ilgili belgelenmiş bir
çalışma bulunmamaktadır. Siyanür kullanımı ve yönetiminin
ana bakış açısı, madencilik işlemleri, süreç çözeltisinin taşınması,
işçi sağlığı ve güvenlik eğitimleri, atık su yönetimi ve işletimi, acil
durum hazırlığı, iş alanı ve çevre denetimi ve toplum ilişkilerine
hitap etmelidir. Eğer siyanür yönetiminin bu bakış açıları tüm siya-
nür yönetim planına katılırsa, altın/gümüş madeni işletmelerinde
var olan risk potansiyelinde önemli düşüşler gerçekleşecektir.
Ayrıca, izinli maden çalışmalarında kullanılan siyanür ile ilişki-
lendirilen bu risklere rağmen, dünyada milyonlarca kontrolsüz
çalışan küçük ölçekli madenler tarafından altın kazanımında cıva
kullanılmaktadır. Kontrol altında kullanılan siyanür, kontrolsüz
cıva kullanımından oluşacak etkilerden, toplum ve çevre için çok
daha üstün ve güvenlidir.
120 yıl kadar önce Yeni Zelanda’da siyanürün ticari tanıtımı
yapıldığından bu yana siyanür dünya çapında altın ve gümüş
üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Dünya çapında
altın üretiminin % 90’ı da siyanür kullanımına dayanmakta-
dır. Ayrıca dünyada yaklaşık 15 - 20 kadar büyük ölçekli altın
madeni bulunmaktadır. Güney Afrika ve Avustralya’da artma
eğilimindeki altın / gümüş üretimi, yer üstü / açık ocak maden-
ciliği ve yığın liçi üretimiyle dünyanın her tarafına her geçen
gün yayılmaktadır (Şekil 1).
Şekil 2’de görüldüğü gibi, dünyada yılda üretilen yaklaşık 1,1
milyon ton hidrojen siyanürün (HCN) yaklaşık 900.000 tonu
ABD’deki çeşitli endüstriler kanalıyla hem birincil hem de
yan ürün olarak üretilmektedir. Avustralya’da hem katı hem
de sıvı sodyum siyanür için bazı küçük birincil ürün tesisleri
bulunmaktadır. Yılda 360.000 ton sodyum siyanür talebinin
yaklaşık 120.000 tonu yani üçte biri altın ve gümüş geri kaza-
nımında kullanılmaktadır. Hidrojen siyanür üretiminin yaklaşık
% 6’sı maden endüstrisinde kullanılan sodyum siyanüre ve
potasyum siyanüre dönüştürülmektedir. Hem ABD hem de
Avustralya’da konsantre sıvı sodyum siyanür için talep ve üre-
tim artmaktadır. Geri kalan % 94 hidrojen siyanür yapıştırıcılar,
bilgisayar-elektronik, yangın söndürücüler, kozmetik, boya,
naylon, ilaç, pleksiglas, roket yakıtı, yol ve sofra tuzu gibi geniş
aralıktaki malzemelerin üretiminde kullanılmaktadır.
Üretilen hidrojen siyanürün yaklaşık % 50’si naylonun ilk
hali olan adiponitrilin sentezinde kullanılmaktadır. Siyanürün
günlük hayatta kullanım alanı çok yaygındır ve siyanür ürünleri
her gün dünyada yüzlerce milyon insan tarafından güvenle
kullanılmaktadır. Kısaca altın/gümüş madenciliğinin yok edil-
mesinin siyanür ya da madencilik ile ilişkilendirilen riskleri yok
etmeyeceği açıktır.
Siyanürün emniyetli-sağlıklı, güvenilir ve çevresel kri-
terler doğrultusunda yönetimi, üretiminden son kulla-
nımına kadar ki süreçte genel hatlarıyla şu adımlarda
gerçekleştirilmektedir:
Siyanürün katı ya da sıvı olarak üretilen tesisten madene nakliyesi
Tesiste proses çözeltisinin nakliyesi ve kullanımı
Su yönetimi ve arıtımı
Atık yönetimi (bozundurma prosesi dahil)
Tesis faaliyetlerinin sona ermesi ve maden kapatma işlemleri
İşçi sağlığı ve güvenlik eğitimleri
Acil durum hazırlıkları
İş yeri, çevre denetimi ve toplum ilişkileri
2000 yılında Romanya’da (Baia Mare) meydana gelen siya-
nürle ilgili madencilik kazası nedeniyle insanların çevresel
açıdan daha titiz yaklaşımları birçok kanunun ve yönetmeli-
ğin altın madenciliğinde daha hassas kurallar çerçevesinde
Şekil 1. Dünyada siyanür kullanan madenlerin ülkelere göre dağılımı
(Mudder ve Bo tz, 2004)
yasak bulunmaktadır.
Danıştay, ülkemizde siyanür kullanılmasını
yasaklamıştır
Böyle bir mahkeme kararı ya da yasağı bulunmamaktadır.
Ülkemizde yılda 400 bin tondan fazla siyanür bileşikleri sanayide
üretim için kullanılmaktadır. Siyanür bileşikleri kullanarak
üretimlerini sürdüren naylon, plastik, kauçuk, sentetik iplik,
sentetik kumaş, tekstil, metal kaplama vb binlerce tesiste üretim
faaliyetleri devam etmektedir.
Tablo 1. Siyanür Hakkındaki Bilgi Kirlilikleri (1990-2014)*
*Bilgi derlemeleri 1990 ile 2014 yılları arasında sosyal ve yazılı-görsel medya ile ilgili toplantılarda belirtilen siyanür üzerine
bilimsel olmayan görüşleri yansıtmaktadır. Doğru bilimsel kanıtlı bilgilere aşağıda verilen temel kaynaklardan ulaşılabilir.
Siyanür Kullanımı, Yönetimi ve Güncel Gelişmeler
Altın madenlerinin arama, işletme ve zenginleştirme mantığının diğer madenlere/cevherlere uygulanan yöntemlerden
temel olarak farkı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, altın/gümüş madenciliğinde siyanür kullanımı zorunluluğu bu
konuda 120 yılı aşkın süren araştırma ve bilimsel gerekçelere dayanmaktadır. Siyanürün yerine kullanılabilecek
başka kimyasallar üzerine 80’li yıllardan bu yana ciddi araştırmalar yürütülmektedir. Ancak siyanürün kullanılabilirliği,
etkinliği, ekonomisi yanında, insan ve çevre üzerinde bilinen risk ile birlikte kullanılabilirliğinden dolayı madencilik
endüstrisinde kullanımı sürmektedir. Dünyada altın üretim çalışmalarının % 90’ında halen altın ve gümüş kazanımı
için etkin bir kimyasal olarak siyanür kullanılmaktadır. 30 yıldır ana madencilik çalışmalarındaki direkt siyanür
kullanımı yüzünden sonuçlanan insan ölümleriyle ilgili belgelenmiş bir çalışma bulunmamaktadır. Siyanür kullanımı ve
yönetiminin ana bakış açısı, siyanürün bölgeden taşınmasını da içeren madencilik işlemleri, süreç çözeltisinin
taşınması, işçi sağlığı ve güvenlik eğitimleri, atık su yönetimi ve işletimi, acil durum hazırlığı, iş alanı ve çevre denetimi
ve toplum ilişkilerine hitap etmelidir. Eğer siyanür yönetiminin bu bakış açıları tüm siyanür yönetim planına katılırsa,
altın/gümüş madeni işletmelerinde var olan risk potansiyelinde önemli düşüşler gerçekleşecektir. Ayrıca, izinli maden
çalışmalarında kullanılan siyanür ile ilişkilendirilen bu risklere rağmen, milyonlarca kontrolsüz çalışan küçük ölçekli
madenci tarafından altın kazanımında cıva kullanılmaktadır. Kontrol altında kullanılan siyanür, kontrolsüz cıva
kullanımından oluşacak etkilerden, toplum ve çevre için çok daha üstün ve güvenlidir.
120 yıl kadar önce Yeni Zelanda’da siyanürün ticari tanıtımı yapıldığından bu yana siyanür dünya çapında altın ve
gümüş üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Dünya çapında altın üretiminin % 90’nı da siyanür kullanımına
dayanmaktadır. Ayrıca dünyada yaklaşık 15 - 20 kadar büyük ölçekli altın madeni bulunmaktadır. Güney Afrika ve
Avustralya’da artma eğilimindeki altın/gümüş üretimi, yer üstü açık maden ocağı ve yığın liçi madenciliği ile dünyanın
her tarafına her geçen gün yayılmaktadır (Şekil 1).
Şekil 1. Dünyada siyanür kullanan madenlerin ülkelere göre dağılımı (Mudder ve Botz, 2004)
Şekil 2’de görüldüğü gibi, dünyada yılda üretilen yaklaşık 1,1 milyon ton hidrojen siyanürün (HCN) yaklaşık 900.000
tonu ABD’deki çeşitli endüstriler kanalıyla hem birincil hem de yan ürün olarak üretilmektedir. Avustralya’da hem katı
hem de sıvı sodyum siyanür için bazı küçük birincil ürün tesisleri bulunmaktadır. Yılda 360.000 ton sodyum siyanür
talebinin yaklaşık 120.000 tonu yani üçte biri altın ve gümüş geri kazanımında kullanılmaktadır. Hidrojen siyanür
üretiminin yaklaşık % 6’sı maden endüstrisinde kullanılan sodyum siyanüre dönüştürülmektedir. Hem ABD hem de
Avustralya’da konsantre sıvı sodyum siyanür için talep ve üretim artmaktadır. Geri kalan % 94 hidrojen siyanür
yapıştırıcılar, bilgisayar-elektronik, yangın söndürücüler, kozmetik, boya, naylon, ilaç, pleksiglas, roket yakıtı, yol ve
sofra tuzu gibi geniş aralıktaki malzemelerin üretiminde kullanılmaktadır.
Afrika
27%
Avustralya
& Güney
Pasifik
26%
ABD
16%
Latin
Amerika
13%
Kanada
9%
Asya
7%
Avrupa
2%
Şekil 2. Hidrojen siyanürün endüstriyel kullanımı (Mudder ve Botz, 2004)
Üretilen hidrojen siyanürün yaklaşık % 50’si naylonun ilk hali olan adiponitrilin sentezinde kullanılmaktadır. Siyanürün
günlük hayatta kullanım alanı çok yaygındır ve siyanür ürünleri her gün dünyada yüzlerce milyon insan tarafından
güvenle kullanılmaktadır. Kısaca altın/gümüş madenciliğinin yok edilmesinin siyanür ya da madencilik ile
ilişkilendirilen riskleri yok etmeyeceği açıktır.
Siyanürün emniyetli-sağlıklı, güvenilir ve çevresel kriterler doğrultusunda yönetimi, üretiminden son kullanımına kadar
ki süreçte genel hatlarıyla şu adımlarda gerçekleştirilmektedir:
Siyanürün katı ya da sıvı olarak üretilen tesisten madene nakliyesi
Tesiste proses çözeltisinin nakliyesi ve kullanımı
Su yönetimi ve arıtımı
Atık yönetimi (bozundurma prosesi dahil)
Tesis faaliyetlerinin sona ermesi ve maden kapatma işlemleri
İşci sağlığı ve güvenlik eğitimleri
Acil durum hazırlıkları
İş yeri, çevre denetimi ve toplum ilişkileri
2000 yılında Romanyada (Baia Mare) meydana gelen siyanürle ilgili madencilik kazası nedeniyle insanların çevresel
açıdan daha titiz yaklaşımları birçok kanunun ve yönetmeliğin altın madenciliğinde daha hassas kurallar çerçevesinde
uygulanmasını sağlamıştır. Siyanürün üretimi, taşınması, depolanması, kullanımı ve bertaraf edilmesini düzenleyen
ulusal düzeyde kurallar ve normlar bulunmaktadır ama yine de siyanürden kaynaklanan kazaların bazen ciddi
sonuçları ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bölgesel ve ulusal kurallar dışında küresel anlamda Romanya’daki kazadan
sonra Mayıs 2000’de Paris’te Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Uluslararası Metaller ve Çevre
Konseyi (ICME) himayesinde uluslararası bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıya siyanür üreticilerinin sponsorluğunda,
finans kuruluşları, altın maden şirketleri, sivil toplum örgütleri, işçi temsilcileri ve çevre kuruluşları gibi paydaşlar
katılarak, siyanür yönetimi konusunda küresel anlamda etkin bir Kod (International Cyanide Management Code For
The Manufacture, Transport and Use of Cyanide in the Production of Gold) geliştirilmesinin ilk adımları atıldı. Kod,
altın madenlerinde siyanür yönetimini iyileştirmek, siyanürün güvenli ve emniyetli bir şekilde kullanımına yönelik olarak
2002 yılında gönüllü katılım esasıyla yürürlüğe girdi. Kuralı imzalayanlar, şuanda dünyadaki %60’ın üzerinde altın
üretimini gerçekleştiren maden şirketleri olup, bu kanunda yer alan esaslara uyacaklarını ve uygulama standartlarını
yerine getirecekleri konusunda uzlaşmışlardır. Doğrulama ve belgeleme işlemleri üç yılda bir bağımsız denetçiler
tarafından Uluslarara Siyanür Yönetim Enstitüsü (ICMI) prosedürleri çerçevesinde yapılmakta olup, denetçiler
kanunla belirlenen kurallara uyulduğu sonucuna varmışsa söz konusu işlem özel bir sembol kullanılarak,
belgelenmektedir. Aksi durumlarda denetçiler, faaliyetin kuralla uyumlu olmadığını ya da uzun zamandır uyumsuzluk
saptamışsa, faaliyet belgeleri geri alınmaktadır. Kod çerçevesinde son yıllarda siyanürün kullanımı konusunda
çevresel açıdan üst düzeyde kontrol ve gönüllülük esasına dayalı profesyonel incelemelerin sağlanması şirketlerin
daha çok ilgi göstermesine neden olmaktadır. 2014 yılına kadar siyanür koduna (ICMC) gösterilen ilgi dünya çapında
büyümeye devam etmekte ve daha fazla şirketin kanunla ilgili imza atmasına neden olmaktadır. 15 Şubat 2014 tarihi
itibariyle, 6 kıtada 49 ülkede 303 şirket kodla uyumlu olabilmek için (madencilik-siyanür üretimi-nakliyesi) imza atarak
kayıtlara geçmiştir.
Son Söz
Madencilik
tarafından
kullanılan
6%
Diğer
endüstriler
tarafından
kullanılan
94%
Şekil 2. H idrojen siyanü rün endüstriye l kullanımı (Mudde r ve Botz, 2004)
15 Nisan 2014
72
uygulanmasını sağlamıştır. Siyanürün üretimi, taşınması,
depolanması, kullanımı ve bertaraf edilmesini düzenleyen
ulusal düzeyde kurallar ve normlar bulunmaktadır ama yine
de siyanürden kaynaklanan kazaların bazen ciddi sonuçları
ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bölgesel ve ulusal kurallar
dışında küresel anlamda Romanya’daki kazadan sonra Mayıs
2000’de Paris’te Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)
ve Uluslararası Metaller ve Çevre Konseyi (ICME) hima-
yesinde uluslararası bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıya
siyanür üreticilerinin sponsorluğunda, finans kuruluşları,
altın maden şirketleri, sivil toplum örgütleri, işçi temsilcileri
ve çevre kuruluşları gibi paydaşlar katılarak, siyanür yöne-
timi konusunda küresel anlamda etkin bir Kod (International
Cyanide Management Code for The Manufacture, Transport
and Use of Cyanide in the Production of Gold) geliştiril-
mesinin ilk adımları atıldı. Kod, altın madenlerinde siyanür
yönetimini iyileştirmek, siyanürün güvenli ve emniyetli bir
şekilde kullanımına yönelik olarak 2002 yılında gönüllü
katılım esasıyla yürürlüğe girdi. Kodu imzalayanlar, şu anda
dünyadaki % 60’ın üzerinde altın üretimini gerçekleştiren
maden şirketleri olup, bu kod bünyesinde yer alan esaslara
uyacaklarını ve uygulama standartlarını yerine getirecekleri
konusunda uzlaşmışlardır. Doğrulama ve belgeleme işlem-
leri üç yılda bir bağımsız denetçiler tarafından Uluslararası
Siyanür Yönetim Enstitüsü (ICMI) prosedürleri çerçeve-
sinde yapılmakta olup, denetçiler kod ile belirlenen kural-
lara uyulduğu sonucuna varmışsa söz konusu işlem özel bir
sembol kullanılarak, belgelenmektedir. Aksi durumlarda
denetçiler, faaliyetin uyumlu olmadığını ya da uzun zaman-
dır uyumsuzluk saptamışsa, faaliyet belgeleri geri alınmak-
tadır. Kod çerçevesinde son yıllarda siyanürün kullanımı
konusunda çevresel açıdan üst düzeyde kontrol ve gönüllü-
lük esasına dayalı profesyonel incelemelerin sağlanması şir-
ketlerin daha çok ilgi göstermesine neden olmaktadır. 2014
yılına kadar siyanür koduna (ICMC) gösterilen ilgi dünya
çapında hızla artmaya devam etmekte ve daha fazla şirketin
kodla ilgili imza atmasına neden olmaktadır. 15 Şubat 2014
tarihi itibariyle, 6 kıtada 49 ülkede 303 şirket kodla uyumlu
olabilmek için (madencilik-siyanür üretimi-nakliyesi) imza
atarak kayıtlara geçmiştir.
Son Söz
Türkiye’nin 30 yıllık altın madenciliği geçmişinin yarısını kaynak-
larını kullanamadan yani üretim yapmadan geçirmesine rağ-
men halen aktif 8 maden işletmesi, ayrıca 20 potansiyel maden
işletmesiyle 2013 yılı rakamlarına göre 35 tona yakın yıllık altın
üretimiyle Avrupa altın üretiminde lider pozisyonda olması
ülkemiz madenciliği açısından gurur vericidir. Bu gelişimde yeni
rezervlerin bulunması, Türk kökenli şirketlerin de bu faaliyet-
lerde aktif roller üstlenmeleri ve çevre-sağlık-emniyet açısından
dünya sınıfında bir yönetim hassasiyeti ön planda olmaktadır.
Özellikle şirketlerin, 2003 yılından itibaren uygulamaya başla-
nan dünyanın en üst düzey bağımsız ve profesyonel denetleme
sistemine (Uluslararası Siyanür Yönetim Kodu/International
Cyanide Management Code-ICMC) uyumlu olabilmek ama-
cıyla, bu sürece dahil olmaları, altın madenciliğinde siyanür kim-
yasalından kaynaklı potansiyel kazaları ve çevresel riskleri çok
büyük oranda düşürecektir. Siyanür diğer benzer kimyasallar
gibi bilimsel yöntemler, genel-geçer kurallar-yönetmelikler ve
dünyaca kabul gören denetlemeler (ICMC) altında yönetilebilir
bir kimyasaldır. Özellikle son yıllardaki güncel gelişmeler siyanür
yönetiminin daha hassas, şeffaf, güvenilir ve üst düzeyde yapıl-
dığını göstermektedir.
Endişenin ve korkunun, bilgiden ve bilimden daha pazarlana-
bilir olduğunu kabul edenlere inat, Türk madenciliğinin tüm
paydaşlarıyla birlikte “bilimin ışığında emniyetli-sağlıklı-
çevresel bir madencilik” için üretmeye devam etmeliyiz.
Kaynaklar
1. Agency for Toxic Substances and Disease Registry (ATSDR), 2006, Toxicological
profile for Cyanide. Atlanta, GA: U.S. Department of Health and Human Services,
Public Health Service. s.298.
2. Akcil, A., 2001, Cyanide versus environment: Turkey’s final decision. Mining
Environmental Management, 9, s.22-23.
3. Akcil, A., 2002, First application of cyanidation process in Turkish gold mining and
its environmental impacts, Minerals Engineering, 15, s.695–699.
4. Akcil, A., 2002, Altın madenciliğinde siyanür kullanımı ve çevresel standardlar.
Ekonomik ve Teknik Dergi (Standard), 41, s.65-68.
5. Akcil, A., Turkish gold mining and monitoring in Ovacik gold-silver mine, Tailings
and Mine Waste’03, Colorado, USA, October 2003, s.37-40.
6. Akcil, A., 2005, Altın madenciliği ve siyanür, Kalkınma Aylık Bülteni, No. 5 s.10-14..
7. Akcil, A., 2006, Managing cyanide: health, safety and risk management practices at
Turkey’s Ovacik gold-silver mine. Journal of Cleaner Production, 14, s. 727-735
8. Akcil, A., Gül, H., Bilim, Sosyal sorumluluk ve bilim etiği açısından siyanür kullanımı:
Teknolojik, Bilimsel ve Tarihsel Gerçekler, II. Türk Bilim ve Teknoloji Tarihi Kongresi,
30-31 Ekim 2006, Isparta.
9. Akcil, A., Çiftçi, H., Öztürk, T., 2007, Altın kazanımında tiyosülfat liçi uygulaması.
Madencilik, 46 (4), s.31-45.
10. Akcil, A., 2009, Altın madenciliğinde siyanür yönetimi-Güncel gelişmeler. Madenci-
lik Bülteni, Sayı 90, s.56-58.
11. Akcil, A., 2010, A new global approach of cyanide management: International
cyanide management code for the manufacture, transport and use of cyanide
in the production of gold. Mineral Processing and Extractive Metallurgy Review
Mineral Processing and Extractive Metallurgy Review, 31, 3, s.35-49.
12. Akdur, Ü., A history of gold mining in Turkey over the last three decades. Turkey &
Central Asia Investment Summit (Mines & Money), İstanbul, 27-30 Ocak 2014.
13. Botz, M., Mudder, T., Akcil, A., 2005, Cyanide treatment: physical, chemical and
biological processes. Advances in Gold Ore Processing, Chapter 15, ed. M. Adams.
Elsevier Ltd., Amsterdam, s.672–700.
14. Euromines, Sustainable gold mining in Europe-Brochure (www.euromines.org),
European Association of Mining Industries, Metal Ores & Industrial Minerals,
Brussels, Belgium, 2013.
15. Greenwald, N., Vice President, ICMI, Kişisel Görüşme, Şubat 2014.
16. Kuyucak, N. ve Akcil, A., 2013, Cyanide and removal options from effluents in gold
mining and metallurgical processes. Minerals Engineering, 50-51, s.13-29.
17. Logsdon, M., Hagelstein, K., and Mudder, T., 1999, The Management of cyanide in
gold extraction (Booklet), Ottawa, Ontario, Canada: International Council on Metals
and the Environment, s.40.
18. Mudder, T., M. Botz ve A. Smith, The Cyanide Compendium, Mining Journal Boks,
1000+ Pages on CD, London, United Kingdom, 2001.
19. Mudder, T. ve Botz, M., 2004, Cyanide and society: a critical review, The European
Journal of Mineral Processing and Environmental Protection, 4, s.62-74.
20. www.cyanidecode.org, 2014, The International Cyanide Management Code.
... Siyanür, madencilik, naylon, akrilik plastik vb. kimyasal madde üretimi, sentetik fiber/kauçuk üretimi, elektrolitik kaplama, alüminyum elektrolizi, kömür koklaştırma/gazlaştırma ve endüstriyel gaz temizleme gibi birçok endüstri tarafından kullanılmasına rağmen yüksek toksik özelliğe sahip bir kimyasaldır (Akcil, 2014;Akcil, 2002;Jackson ve Logue, 2017;Zagury vd., 2004). Bununla birlikte, Dünya'da üretilen siyanürün %18'i madencilik sektöründe kullanılmaktadır (Yazıcı, 2005;Logsdon vd., 1999). ...
... Among the others, cyanide, with its competency to form a strong complex with gold, is the most preferable reagent for the leaching of gold from its ores. Cyanide has a proven track record of > 125 years of being used by far the most suitable and effective reagent for recovering of gold (Anderson, 2016;Akcil, 2014). It is also important to mention that due to the environmental issues, high gold prices, and increase in the sharing of more complex gold ores, the application of alternative lixiviants to cyanide has extensively been taken into consideration. ...
Article
With the rapid depletion of free-milling types of gold ores, sulphidic gold ores are often oxidized prior to cyanidation due to the refractoriness. This results in the increase in the processing of oxidized gold ores. Thus, evaluation of the electrochemical dissolution of more complex and oxidized gold ores become ever important for the mining industry and for R&D. In this study, past achievements and recent developments in terms of electrochemical methods used in gold dissolution and passivation studies of pure gold, sulphidic, and oxidized gold ores are presented.
... Cyanide has a proven track record of more than 120 years of being used by far the most suitable and effective reagent for recovering of gold (Akcil, 2014). In the present time, it is accepted worldwide that there is an increasing trend for the treatment of refractory gold ores which often requires oxidation as a pretreatment process due to the rapid depletion in free-milling type of gold ores (Taylor, 2013;Zhou & Fleming, 2007). ...
Conference Paper
Full-text available
There is a lack of electrochemical studies of oxidized gold ores since the majority of previous studies were conducted with sulphidic gold ores. In this study, the influence of agitation and iron oxide minerals, i.e. magnetite, hematite, and maghemite on gold leaching was investigated by means of galvanic and passivation phenomena. Cyclic voltammetry studies of Roasted Gold Ore (RGO) in de-aerated electrolyte have shown one oxidation and one reduction reaction while three oxidation and one reduction peaks were observed with gold electrode. Galvanic coupling results by Zero Resistance Ammeter (ZRA) mode indicated that magnetite showed a negative effect on gold dissolution while maghemite and hematite showed a positive effect, relatively, as a result of higher galvanic corrosion rates. Generally, gold dissolution was found to increase in the initial 15 minutes. Increasing agitation speed from 100 to 400 rpm resulted in higher galvanic corrosion rates for RGO, magnetite, and maghemite electrodes, while 250 rpm was found to be optimum for hematite electrode. Passive products such as silver and iron-oxide were identified by XPS and SEM-EDS analysis, respectively.
Article
Full-text available
Küresel ekonomideki dalgalanmaların en önemli tetikleyicilerinin başında, hammadde tedariğinden dolayı, madencilik sektörü gelmektedir. Bu durum, aynı zamanda, madencilik sektörünü kamuoyu gündeminde tartışmaların arttığı bir konuma oturtmaktadır. Ülkemizde olduğu gibi, küresel anlamda da madencilik sektörü içinde İş Sağlığı ve Güvenliği tedbirlerinin uygulanmasına en hassas olan Altın ve Gümüş madenciliğidir. Bunun ana sebebi; çok ince boyutta serbestleştirilmesi gereken cevher tipinden ve de çok düşük tenörlerin işlenmesinden dolayı bu değerli metallerin kazanımında siyanür kimyasalının kullanılmasından ileri gelmektedir. Bilindiği gibi, altın ve gümüş madenciliğinde siyanür kullanımı zorunluluğu bu konuda 120 yılı aşkın süren araştırma ve bilimsel gerekçelere dayanmaktadır. Siyanürün yerine kullanılabilecek başka kimyasallar üzerine 80’li yıllardan bu yana ciddi araştırmalar yürütülmektedir. Ancak siyanürün etkinliği, ekonomisi yanında, insan sağlığı ve çevre üzerinde bilinen risk ile birlikte kullanılabilirliğinden dolayı madencilik endüstrisinde kullanımı halen devam etmektedir. Dünya’da altın ve gümüş üretiminin % 90’ınında halen bu değerli metallerin kazanımı için etkin bir kimyasal olarak siyanür kullanılmaktadır. Şehir efsanelerinin aksine kanserojen etkisi olmayan bu kimyasalın küresel olarak yönetimi, 2000 yılındaki Baia Mare (Romanya) altın madenindeki kazadan sonra Birleşmiş Milletlerinde aralarında olduğu kuruluşlar tarafından ele alınmıştı ve 2002 yılından itibaren siyanür yönetiminin anayasası olarak bilinen “Uluslararası Siyanür Yönetim Kodu” (International Cyanide Management Code-ICMC) tüm dünyada yaygın olarak uygulanmaya başlandı. Dolayısı ile, siyanür kullanılan altın ve gümüş madenciliğinde 15 yıldır bu tür bir bağımsız dış denetleme aracının küresel düzeyde uygulanmasıyla iş sağlığı, güvenliği ve çevre konularında en üst seviyede yeni ama normal bir yaklaşım sergilenmektedir. Bu konuda dünyadaki en üst düzey denetleme şekli olmasına rağmen, bağımsız dış denetleme süreçlerine girmek istemeyen bazı şirketler ileri düzeyde yönetim uygulama kriterleri nedeniyle çekingen davranarak bu sürece girmemektedirler. Ülkemizde ise konuya uzak yakın birçok şirket için ilk örnek uygulama 2012 yılında başlamıştır (Kışladağ Altın Madeni, Uşak). Ülkemizde madencilik faaliyeti yapan birçok şirketlerinde önemli ölçüde Siyanür Koduna uyumlanma ve bağımsız dış denetleme sürecine katılmak için; eğitim, boşluk analizi ve ana denetleme (ICMI sertifikasyonu) çalışmaları yaklaşık 7 yıldır devam etmektedir.
Article
Chemical replacements for cyanide have been investigated for decades; however cyanide remains the exclusive lixiviant of choice in the mining industry due to a combination of its availability, effectiveness, economics and ability to use it with acceptable risk to humans and the environment. About 90% of the significant gold producing operations worldwide currently utilize cyanide for gold and silver extraction. Despite the number of cyanide-related mining operations, there have been no documented accounts during the previous three decades of the death of humans due to cyanide as a direct consequence of major mining-related environmental incidents. Major mining-related environmental incidents have not been concentrated in any geographic location, may occur regardless of the size of the company and do not occur more frequently with a specific type of mining activity. The main aspects of cyanide management that should be addressed at mining operations include transportation of cyanide to site, process solution conveyance, worker health and safety training, water management and treatment, emergency response and preparedness, workplace and environmental monitoring, and community relations. If these aspects of cyanide management are integrated into an overall cyanide management plan, dramatic reductions in risk and potential incidents at mine sites will be realized.
Article
The development of an International Cyanide Management Code is seen as an important and responsible action by gold producers, cyanide manufacturers, and associated transportation companies to augment existing regulatory requirements or fill in gaps when such regulatory requirements are lacking. The code provides comprehensive guidance for best practice in the use and management of cyanide at gold mines around the world, and reaches beyond the requirements of most governments and regulatory agencies. A significant body of technical and administrative work in developing the code has already been carried out by a large, and varied international group of contributors and stakeholders. The challenge now exists to carry this forward to practical implementation and administration.
Chapter
There are several water and tailings treatment processes that have been successfully used worldwide for cyanide removal at mining operations. The key to successful implementation of these processes involves consideration of the following:•Site water and cyanide balances under both average and extreme climate conditions.•Goals to be adopted for cyanide levels in treated effluent, including the form of cyanide to be regulated (free vs. WAD vs. total cyanide).•The range of cyanide treatment processes available and their ability to be used individually or in combination to achieve treatment objectives.•Proper treatability testing, design, construction, maintenance and monitoring of both water- and cyanide-management facilities.By carefully considering these aspects of water and cyanide management before, during and after mine operation, operators can reduce the potential for environmental impacts associated with the use of cyanide. Another aspect of cyanide treatment to be considered is the potential environmental impact of the cyanide-related compounds - cyanate, thiocyanate, ammonia, nitrate and nitrite. These compounds may be present in mining solutions to varying extents and may require treatment if water is to be discharged. Each of these cyanide-related compounds is affected differently in the treatment processes discussed, and this should be considered when evaluating cyanide-treatment alternatives for a given site. Table 13 provides a simplified summary of the general applications of various treatment technologies for the removal of iron cyanide and WAD cyanide. This table represents a very simplified summary, but can be used as a conceptual screening tool when evaluating cyanide-treatment processes.
Article
The International Cyanide Management Code was developed to improve the management of cyanide at gold mines. Spills and other incidents involving cyanide solutions at gold mines such as the January 2000 incident at a Romanian gold mine (Baia Mare) demonstrated to the gold mining industry, governments, and the public that better management of cyanide was needed, particularly at operations with limited experience or in countries lacking adequate regulatory programs. In 2001, the Code was underwritten by a group of gold companies and cyanide producers from around the world. The Gold Institute was instrumental in organizing this financial and technical support and provided the administrative and logistical support necessary to successfully complete the project. This effort represents one of practical action that an industry has worked with mining companies and producers including UNEP, World Banks, and Environmental Groups to develop an international voluntary industry Code of Practice.The regional and national environmental management criteria of cyanide are different in various countries. Thus, a common language should be applied as a global perspective which is provided by the Cyanide Code Management. In this review article, a general and brief introduction on Cyanide Code Management is presented.