ArticlePDF Available

Harman, G. ve Çelikler, D. (2012). Eğitimde hazır bulunuşluğun önemi üzerine bir derleme çalışması. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, 1(3), 147-156.

Authors:
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
147
EĞİTİMDE HAZIR BULUNUŞLUĞUN ÖNEMİ ÜZERİNE BİR DERLEME ÇALIŞMASI
Gonca Harman
Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi
Fen Bilgisi Eğitimi Anabilim Dalı
gonca.harman@omu.edu.tr
Dilek Çelikler
Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi
Fen Bilgisi Eğitimi Anabilim Dalı
dilekc@omu.edu.tr
Özet
Bu çalışmada öğrenme ve öğretme süreçleri için ön koşul niteliğinde ve çok önemli bir unsur olan hazır
bulunuşluk kavramının teorik boyutta incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla hazır bulunuşluk, hazır
bulunuşluğun önemi, hazır bulunuşluk seviyesinin tespitinin önemi, bilişsel, sosyal ve eğitsel açıdan hazır
bulunuşluk ve öğrenme kuramlarına göre hazır bulunuşluğun önemi üzerinde durulmuştur. Ayrıca konu ile ilgili
yapılmış ulusal ve uluslararası alan yazında yer alan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgular incelenmiş ve
sunulmuştur. Çalışma sonucunda, okul öncesi eğitime yönelik yapılan çalışmaların daha çok olmasının dikkat
çekici bir sonuç olduğu düşünülmektedir.
Anahtar Sözcükler: Eğitim, bilişsel hazır bulunuşluk, sosyal hazır bulunuşluk, eğitsel hazır bulunuşluk.
A REVIEW STUDY ABOUT IMPORTANT OF READINESS IN EDUCATION
Abstract
In this study were aimed to investigate of theoretical dimension of readiness concept that is very important
factor and nature of pre-requisite for learning and teaching processes. This purpose in this study were
emphasized readiness, important of readiness, important of determinig of readiness level, cognitive, social and
educational aspects of readiness, important of readiness according to learning theories. In addition findings of
researches about readiness that take part in national and international literature were investigated and
expressed. The result of study, as a remarkable result are thought that pre-school education-oriented studies
are to be more.
Key Words: Education, cognitive readiness, social readiness, educational readiness.
GİRİŞ
Eğitim öğretim süreci için son derece önemli olan hazır bulunuşluk öğrenme öğretme sisteminin önemli bir
girdisidir (Bloom, 1995). Eğitimde yeni bir davranış değişikliğinin meydana gelebilmesi öğrencinin hazır
bulunuşluk düzeyine bağlıdır. Bu nedenle öğrenci kazanacağı yeni davranış için gerekli olan ön koşul
niteliğindeki bilişsel, duyuşsal ve devinişsel davranışlara sahip olmalıdır (Başar, 2001).
Hazır bulunuşluk kavramını Thorndike;
Birey etkinliği yapmaya hazırsa etkinliği yapması mutluluk verir.
Birey etkinliği yapmaya hazır; fakat etkinliği yapmasına izin verilmezse bu durum bireyde kızgınlığa neden
olur.
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
148
Birey etkinliği yapmaya hazır değil ve etkinliği yapmaya zorlanırsa bu durum bireyde kızgınlığa neden olur
(Akt: Senemoğlu, 2009) şeklinde ifade etmiştir.
Hazır bulunuşluk düzeyi, öğrencinin özgeçmişi olarak da ifade edilebilir ve öğrencinin genel ve özel
yeteneklerini, hedef davranışlarla ilgili bilgi ve becerilerinin niteliğini, ilgi, tutum, güdülenmişliğini (Bloom, 1995)
ve genel sağlık durumunu da içermektedir (Senemoğlu, 2009).
Hazır bulunuşluk sinir sisteminin öğrenmeye hazır olması (Binbaşıoğlu, 1995), bireyin bir öğrenme etkinliğini
gerçekleştirebilmesi için gerekli ön koşul davranışları kazanması (Ülgen, 1997; Yılmaz ve Sünbül, 2003), bireyin
bir gelişim görevini olgunlaşma ve öğrenme vasıtasıyla yapabilecek düzeye ulaşması (Başaran, 1998), bir
etkinliği yapmak için bilişsel, duyuşsal, sosyal ve devinişsel açıdan hazır olması ve hazır olma düzeyinin
ölçüsüdür. Bu ölçü bireyin konuya giriş seviyesinin bir temsilidir. Ayrıca bireyin konuyla ilgili ön bilgi ve
tutumunu da içerir (Yenilmez ve Kakmacı, 2008).
Hazır bulunuşluğu şekillendiren öğeler bireyin öğrenmeye yönelik tavrını, geliştirdiği kavramları ve değerlerini,
benlik duygusunu, alışkanlıklarını, dil gelişimini, ilgilerini, ihtiyaçlarını, çalışma yöntemlerini, korkularını
kapsamaktadır (Başaran, 1998).
Eğitim bir davranış değiştirme süreci olduğu için sürecin başı ile sonu arasındaki farkın nicel ve nitel olarak
ölçülebilmesi son derece önemlidir. Bu önem öğretime nereden başlanacağının bilinmesini gerektirir (Fidan,
1986). Bu nedenle hazır bulunuşluk seviyesinin tespit edilmesi son derece önemlidir.
Hazır bulunuşluk seviyesi;
Konunun başlangıcında öğrencilerin konuyla ilgili sahip oldukları ön bilgilerini,
Öğrencilerin bireysel özelliklerini,
Bilgilerin yeniden öğretileceğini mi yoksa ilerleneceğini mi belirlemek amacıyla tespit edilir (Yüksel,
Marangoz ve Canaran, 2004).
Ayrıca hazır bulunuşluk düzeyinin tespit edilmesi ilk günden başlanarak bireyin okula yönelik bireysel ve
karakteristik özelliklerine uygun olarak rehberlik yapılmasına, (Yapıcı, 2004) bireyin ihtiyaçlarının belirlenmesine
ve bu ihtiyaçlara uygun bir şeklide plan, program ve hazırlık yapılmasına imkân sunar.
Sınavlarla planlanan öğrenme birimine öğrencilerin bilgi ve beceri düzeyi olarak ne kadar hazır olup olmadıkları
belirlenerek hazır bulunuşluk seviyesi tespit edilir. Bu sınavlarla öğrencilerin öğrenme birimine başlamadan
önce eksikleri belirlenir ve öğrencilerin eksikleri tamamlanır (Yenilmez ve Kakmacı, 2008).
Hazır bulunuşluk düzeyi yüksek olan birey konuları daha çabuk kavrayarak konu ile ilgili yorum yapabilir. Birey
konuyu ve konu ile ilgili kavramları öğrendiği için ödevleri kolaylıkla yapabilir; bir önceki konuyu iyi öğrendiği
için sonraki konuyu öğrenmek için daha hazır hale gelebilir. Bu nedenle bireyin fiziksel ihtiyaçları karşılanarak,
duygusal olarak ihtiyaç duyduğu sevgi ve ilgi gösterilerek hazır bulunuşluk düzeyi yüksek tutulmalıdır (Yenilmez
ve Kakmacı, 2008).
Hazır bulunuşluk bilişsel hazır bulunuşluk, sosyal hazır bulunuşluk ve eğitsel hazır bulunuşluk olmak üzere üçe
ayrılır (Ünal, 2005).
Bilişsel Hazır Bulunuşluk
Öğrenmeyle ilgili gerekli yeteneğe ve yeni öğrenmeyle ilgili ön koşul davranışlara sahip olmak bilişsel açıdan
hazır olmayı ifade eder (Tuna ve Kaçar, 2005). Bilişsel açıdan hazır olma eleştirel düşünme becerilerinin
geliştirilmesini sağlayacak ortamlar oluşturularak sağlanabilir (Yenilmez ve Kakmacı, 2008). Bilişsel hazır
bulunuşluğu destekleyen ortamlarda birey soru sorar, sorgulama, analiz, sentez ve değerlendirme yapar.
Sosyal Hazır Bulunuşluk
Bir işin daha kolay yapılabilmesi için duyuşsal ve sosyal açıdan hazır olmak son derece önemlidir. Birey başarı
düzeyini kestiriyorsa ve kendisine güveniyorsa o derecede başarılı olacaktır. Bireyin öğrenmesi üzerinde sosyal
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
149
çevresinden gelen tepkiler de son derece önemli bir etki oluşturmaktadır. Yani birey çevresinden engelleyici,
küçük düşürücü ya da başaramayacağını hissettiren bir tepki aldığı zaman o işi yapmaktan vazgeçer. Bu
durumun tam tersine olumlu ve destekleyici tepkiler aldığı zaman işi kolaylaşır ve o işi yapma isteği artar
(Yenilmez ve Kakmacı, 2008).
Eğitsel Hazır Bulunuşluk
Yaşam boyu ve iş başında gerçekleştirilen eğitim kavramları eğitsel hazır bulunuşluğu ifade eder. Eğitsel hazır
bulunuşluk çok sayıda kaynaktan bilgiye ulaşma, ulaşılan bilgiyi değerlendirme, zaman ve mekân sınırı
tanımadan bilgiyi paylaşma ve tartışma, gerekli durumlarda bu bilgiyi yaşamda kullanabilmeyi gerektirmektedir
(Aruk, 2008).
Öğrenmeye ait bir görev hazır bulunuşluk dikkate alındığında bütüne yönelik olduğu için birey bir konunun
bütününü öğrenemiyorsa bu başarısızlıkta başka sebepler aramak gereklidir (Senemoğlu, 2009).
Öğrenme Kuramlarına Göre Hazır Bulunuşluk
Koşullu Öğrenme Kuramlarına Göre Hazır Bulunuşluk
Öğrenme bireyin uyarana gereken tepkiyi tekrarlaması ve pekiştirmesi sonucunda gerçekleşmektedir. Koşullu
öğrenme kuramlarına göre hazır bulunuşluk bireyin uyaranlara uygun tepkileri vermesi ve bu tepkileri kendinde
yerleştirme yeterliliğidir. Karmaşık bir konunun öğrenilmesinde konuyla ilgili olan uyaranların hazır bulunuşluk
düzeyine indirgenerek yalınlaştırılması ve yalın uyaranlara gereken tepkinin verilmesi bireyin yeterliliğine
bağlıdır. Bu yeterliliğin sağlanması için programlaştırılmış öğrenme ile konu çözümlenerek daha yalın uyaran
tepki basamaklarına indirgenebilir. Bu şekilde bireyin karmaşık, zor konuları öğrenmesi kolaylaşır (Senemoğlu,
2009).
Bilişsel Öğrenme Kuramlarına Göre Hazır Bulunuşluk
Bilişsel öğrenme kuramlarına göre hazır bulunuşluk bireyin yeni bir konuyu algılamasını sağlayan ve öğrenmenin
temeli olan bilişsel örüntüyü geliştirmiş olmasıdır. Bireyin bilişsel örüntüsü yeni konuyu öğrenmeye yeterli
olmadığı zaman konunun öğrenilmesi için gerekli ön bilgi ve becerilerin kazanılması önemlidir. Öğrenci yeterli
olmadığı zaman öğretilecek konunun bütünlüğünün bozulmadan öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyine
indirilmesi gerekmektedir (Senemoğlu, 2009).
Yukarıda bahsedilen bilgiler temelinde doküman analizi yöntemi (Çepni, 2009) kullanılarak gerçekleştirilen bu
çalışmanın amacı, hazır bulunuşluğu ve hazır bulunuşluğun önemini, hazır bulunuşluk seviyesinin tespit
edilmesinin önemini, bilişsel, sosyal ve eğitsel açıdan hazır bulunuşluğu, öğrenme kuramlarına göre hazır
bulunuşluğu, konu ile ilgili olarak ulusal ve uluslararası alan yazında yer alan çalışmaları teorik boyutta
incelemektir.
Yapılan çalışmalarda hazır bulunuşluk üzerinde okul, öğretmen (Landry, Swank, Smith, Assel ve Gunnewig,
2006), aile ve aile ortamı (Leventhal, Selner-O’Hagan, Brooks-Gunn, Bingenheimer ve Earls, 2004; Farver, Xu,
Eppe ve Lonigan, 2006) ailelerin sahip olduğu evin yapısı gibi etmenlerin etkili olduğu (Leventhal, Selner-
O’Hagan, Brooks-Gunn, Bingenheimer ve Earls, 2004) tespit edilmiş ve sosyoekonomik düzeyin şük olduğu
ailelerde evdeki olumsuz fiziksel yapının okula hazır bulunuşluğu olumsuz yönde etkilediği ortaya konmuştur
(McLoyd, 1998).
Gullo ve Burton (1992) çalışmalarında okul öncesi eğitim sonundaki akademik hazır bulunuşluğu cinsiyet,
eğitime başlama yaşı ve okul öncesi eğitimde geçirilen süre açısından incelemişlerdir. Çalışmaya 104’ü 3
yaşında, 1234’ü 4 yaşında ve 3201’i 5 yaşında devlet okuluna başlamış olan 4539 çocuk katılmıştır. Çocukların
hazır bulunuşlukları “Metropolitan Hazır Bulunuşluk Testi” ile tanımlanmıştır. Analiz sonuçları okula 3 ve 4
yaşlarında başlayan çocukların “Metropolitan Hazır Bulunuşluk Testi” sonuçlarının okula 5 yaşında başlayan
çocuklardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Fakat başarı puanları arasında böyle bir farklılığa
rastlanmamıştır. Çalışma sonucunda okula başlama yaşı ve okul öncesi eğitimde geçen süre ile hazır bulunuşluk
arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ancak cinsiyet ile hazır bulunuşluk arasında anlamlı bir farklılık
bulunamamıştır.
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
150
May ve Kundert (1997) çalışmalarında çocuklarda riski azaltmada okula hazır bulunuşluk uygulamalarını ifade
etmişlerdir. Okula hazır bulunuşluk uygulamalarına yönelik yapılan bu araştırmada okula geç girişin çocukta risk
oluşturduğu belirtilmiştir. Çalışmada okula hazır bulunuşluk uygulamalarının okul başarısızlığını azalttığı
vurgulanmıştır.
Piotrkowski, Botsko ve Matthews (2000) çalışmalarında okul öncesi ve anaokulu öğretmenlerinin çocukların
anaokuluna girişte ne yapabildikleri ve ne bildikleri ile ilgili olarak inançlarını karşılaştırarak incelemişlerdir. Bu
çalışmada sağlık, temel öz bakım, toplumsal olgunluk, öz düzenleme, akranlar ile iletişim, dünyaya ilgi ve
bağlılık, motor beceriler, bilişsel bilgi, iletişim ve sınıf ortamına uyum gibi hazır bulunuşluk kaynakları ile ilgili
inançlar 7 bölüm halinde gruplandırılmış 45 maddelik bir anket ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda
ailelerin etnik köken ya da eğitimleri ne olursa olsun benzer inançlara sahip oldukları, ailelerin ve öğretmenlerin
de çocukların sağlıklı ve sosyal olarak yetkin olması ve öğretmen otoritesinin olması konusunda hem fikir
oldukları görülmüştür. Ancak ebeveynlerin sınıfla ilgili hazır bulunuşluk kaynaklarını öğretmenin yaptığı
şeylerden daha önemli olarak rdükleri anlaşılmıştır. Ayrıca ebeveynlerin bir çocuğun öğrenmeye
yaklaşımından çok daha önemli olan temel bilgi ve becerilere sahip olması gerektiğine inandıkları tespit
edilmiştir.
Connell ve Prinz (2002) çalışmalarında çocuk bakımı ve kaliteli ebeveyn çocuk iletişiminin düşük gelirli anaokulu
çocuklarının okula hazır bulunuşlukları ve sosyal becerileri üzerindeki etkilerini incelemişlerdir. Çalışmanın
örneklemi 47 anaokulu çocuğundan oluşturulmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak akademik hazır
bulunuşluk için motor beceriler, dil gelişimi, sayı becerileri, vücut farkındalığı, işitsel ve görsel ayrımlar gibi
temel alanları içeren Brigance K-1 Screen (BKS) ve kişisel-sosyal, uyum, motor, iletişim ve bilişsel gelişim
alanlarını içeren Battle Gelişim Envanteri, sosyo-duygusal gelişim için ise Walker Anketi kullanılmıştır. Çalışma
sonucunda çocuk bakımının ve ebeveyn çocuk iletişiminin okula hazır bulunuşluğu ve sosyal becerileri pozitif
yönde etkilediği ortaya konmuştur.
Yazıcı (2002) çalışmasında okul öncesi eğitim alan ve almayan altı yaşındaki çocukların okul olgunluğu düzeyleri
arasında bir farklılık olup olmadığını incelemiştir. Çalışmanın örneklemi birinci sınıfa yeni başlayan 72,
anasınıfına devam eden 70 olmak üzere toplam 142 orta sosyoekonomik düzeye sahip çocuktan
oluşturulmuştur. Çalışmada çocukların ve ailelerin demografik özelliklerinin belirlenmesi için araştırmacı
tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, çocukların okul olgunluğu düzeylerinin tespit edilmesi için ise
“Metropolitan Olgunluk Testi”nin kelime anlama testi, cümleler testi, genel bilgi testi, eşleştirme testi, sayılar
testi, kopya etme testi olmak üzere 6 alt test ve 100 maddeden oluşan R Formu kullanılmıştır. Çalışma
sonucunda okul öncesi eğitimin okul olgunluğu üzerinde etkili olduğu, okul öncesi eğitim alan çocukların okul
olgunluğu puanlarının okul öncesi eğitim almayan çocuklara nazaran daha yüksek olduğu ortaya konmuştur.
Bununla birlikte anne babası üniversite mezunu olan çocukların okul olgunluğu puanlarının anne babaları lise ve
ilköğretim mezunu olanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Lin, Lawrence ve Gorrell (2003) çalışmalarında farklı okul içerikleri ve farklı okul deneyimlerine sahip olan
anaokulu öğretmenlerinin okula hazır bulunuşluğa ait algılarını incelemişlerdir. Çalışmanın katılımcı grubu 3305
anaokulu öğretmeni ile oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak 3 bölümden oluşan bir anket uygulanmıştır.
Çalışmada anaokulu öğretmenlerinin sınıflar, sınıf özellikleri, sınıf organizasyonu, aktiviteler, değerlendirmeler,
anaokulu hazır bulunuşluğu, okul ortamı, okul iklimi ile ilgili görüşlerini tespit etmek; öğrencilerin akademik
performanslarını ve sosyal becerilerini değerlendirmek için sorular sorulmuştur. Anaokulu öğretmenlerinden
elde edilen hazır bulunuşlukla ilgili veriler öğrenmenin sosyal etkileri üzerine güçlü bir vurgu yapıldığını
göstermiştir. Çalışmada hazır bulunuşluk beklentilerinin öğretmenlerin cinsiyetinden, yaşından ve öğretmenlik
yaptıkları coğrafi bölgeden etkilendiği tespit edilmiştir.
Magnuson, Meyers, Ruhm ve Waldfogel (2004) çalışmalarında çocukların okula hazır bulunuşluğuna çocuk
bakımı ve erken eğitimin etkilerini anaokulu ve 1. sınıfta erken okuma ve matematik becerilerini temel alarak
incelemişlerdir. Çalışma çocukların akademik becerilerinin, ebeveyn, öğretmen, okul yöneticilerinin anketlerinin
ve okul ortamlarının gözlemsel değerlendirilmesini içermektedir. Çalışmada harf bilgisi, kelime tanıma,
başlangıç ve bitiş sesleri, kelime ve pasaj anlamadan oluşan 72 soruluk bir okuma testi ile sayılar, geometri ve
mekânsal anlamayı içeren 64 maddelik bir matematik testi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda çocuğun okula
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
151
başlamadan önce merkezi ya da okul temelli bir okul öncesi programa katılmasının okuma ve matematik
becerilerindeki performansını olumlu yönde etkilediği ortaya konmuştur. Ayrıca çalışmada okul öncesi
olgunlaşmanın teşvikinin dezavantajlı ailelerden gelen çocukların okula hazır bulunuşluk açığını azaltmaya
yardımcı olabileceği de ifade edilmiştir.
Rimm-Kaufman (2004) çalışmasında erken çocukluk yaşantılarının bir sonucu olarak hazır bulunuşluk, hazır
bulunuşluğun özellikleri ve hazır bulunuşluk öğelerinin tanımlarını açıklamak amacıyla okula giriş ve hazır
bulunuşluk kavramlarını özetlemiştir. Çalışma sonuçlarına göre çocukların başarılarının okulun ilk yıllarından
sonra stabil olduğu görülmektedir. Ayrıca erken okul yıllarında daha başarılı olunacağına dair kanıtlar
bulunmaktadır. Bu kanıtların bir sonucu olarak araştırmacılar, eğitimciler ve aileler okula hazır olan çocuklar için
çabalamaktadırlar. “Öğretmenler ve aileler hazır bulunuşluğu nasıl tanımlıyor? Okula hazır bulunuşluğun
bilişsel, sosyal, özdenetimsel ve kronolojik işaretleri nedir? Okula hazır bulunuşluk ile çocuk bakımı ve ev
kavramları ilişkili midir?” sorularına cevap aranan araştırma sonucunda “Okula hazır bulunuşluk okulda başarı
için önemli bir kavramdır ve okula hazır bulunuşluk çok boyutludur. Öğretmenler ve aileler okula hazır
bulunuşluğu farklı şekilde tanımlarlar. Öğretmenler hazır bulunuşluğun sosyal etkisini vurgularken, aileler
akademik hazır bulunuşluğu vurgular. Araştırmalar sosyal ve özyönetim becerilerinin başlıca bir akademik başarı
sağladığını ve tek başına kronolojik yaşın okula hazır bulunuşluğu etkilemediğini göstermiştir. Okul başarısının
belirleyicileri kaliteli çocuk bakım ortamları, duyarlı ve uyarıcı aile süreçleri ve olumlu akran ilişkilerine işaret
etmektedir.” ifadeleri vurgulanmaktadır.
Güneş ve Güneş (2005) çalışmalarında fen bilgisi öğretmenliği öğrencilerinin biyoloji konusundaki hazır
bulunuşluk düzeylerini ve dört yıllık lisans eğitimi sonunda biyoloji bilgilerinin gelişimini incelemişlerdir.
Çalışmanın örneklemi fen bilgisi öğretmenliği programında öğrenim gören 1. (n: 123), 2. (n: 118), 3. (n: 102) ve
4. (n: 92) sınıf olmak üzere toplam 435 öğrenciden oluşturulmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak
biyolojinin temel konularını içeren 80 soruluk çoktan seçmeli bir test kullanılmıştır. Çalışma sonucunda fen
bilgisi öğretmen adaylarının hazır bulunuşluk düzeylerinin yeterli olduğu ortaya konmuştur.
Magnuson ve Waldfogel (2005) çalışmalarında çocukların çocuk bakımı ve eğitimindeki farklı deneyimleri, bu
deneyimleri ile okula hazır bulunuşluklarında ırksal ve etnik kökenler arasındaki ilişkileri incelemişlerdir.
Çalışmada Cari Nüfus Anketi (Current Population Survey-CPS), Ulusal Hane Halkı Eğitim Anketi (National
Household Education Survey), Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi (National Center for Educational Statistics) ve
Yoksulluk İçindeki Çocuklar Ulusal Merkezi‘nden (National Center for Children in Poverty) elde edilen veriler
analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda bakım veya okul öncesi program merkezlerine katılan çocukların
öğrenmeye daha hazır oldukları görülmüştür. 3 ve 4 yaşlarındaki yoksulluk içindeki çocuklar için okul öncesi
eğitimin evrensel bir hak haline getirilmesinin ve bakım kalitesinin arttırılmasının çocuklar arasındaki okula hazır
bulunuşluk açığını kapatabileceği ifade edilmiştir.
Reio ve Davis (2005) çalışmalarında yaşam boyu öz yönetimi öğrenmeye hazır bulunuşluğu yaş ve cinsiyet
açısından araştırmışlardır. Katılımcılardan 3 gruba öz yönetimi öğrenme hazır bulunuşluk ölçeği ve demografik
bir anket uygulanmıştır. Katılımcılar lise öğrencileri, üniversite öğrencileri (diş hekimliği) ve yetişkin eğitimi
merkezi öğrencileri olmak üzere 530 kişiden oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda hazır bulunuşluk düzeyinin
yaşa göre farklılıklar gösterdiği; ancak cinsiyete göre bir farklılık göstermediği ortaya konmuştur. Bununla
birlikte 14-20 yaş bayanların erkeklere nazaran daha yüksek hazır bulunuşluğa sahip olduğu tespit edilmiştir.
Tuna ve Kaçar (2005) çalışmalarında ilköğretim matematik öğretmenliği programına başlayan öğrencilerin lise 2
matematik konularındaki hazır bulunuşluk düzeylerini mezun oldukları lise türü, programı tercih sıraları ve
öğrenim görmeye başladıkları fakülte türü açısından incelemişlerdir. Çalışmanın örneklemi matematik
öğretmenliği programına başlamış olan öğrenciler içinden random olarak seçilen 160 öğrenciden
oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgiler anketi ve lise 2 matematik konuları ile ilgili açık uçlu
sorulardan oluşan bir hazır bulunuşluk testi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin lise 2 matematik
konularındaki hazır bulunuşluk düzeylerinin zayıf olduğu ve bu durumun öğrencilerin konuları yeterince
öğrenmediklerinden kaynaklandığı ortaya konmuştur. Ayrıca öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin mezun
oldukları lise türü ile anlamlı olarak değiştiği (anadolu lisesi mezunla ile anadolu öğretmen lisesi mezunları
arasında anadolu lisesi mezunları lehine, genel lise mezunları ile anadolu öğretmen lisesi mezunları arasında
genel lise mezunları lehine ve meslek lisesi mezunları ile anadolu öğretmen lisesi mezunları arasında da meslek
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
152
lisesi mezunları lehine anlamlı bir fark bulunmuştur); ancak üniversite türü ve ÖSS tercih sırasına bağlı olarak bir
farklılık göstermediği tespit edilmiştir.
Unutkan (2007a) okul öncesi dönem çocuklarının matematik becerileri açısından ilköğretime hazır
bulunuşluğunu araştırdığı çalışmasında okula hazırlık alan ve almayan çocukların matematik becerilerini temel
alarak ilköğretime hazır bulunuşluk zeylerini yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik düzey değişkenleri açısından
karşılaştırarak incelemiştir. Çalışmanın örneklemi 5, 5.5, 6 yaş olmak üzere okul öncesi eğitim alan 180 ve
almayan 120 çocuktan oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgileri içeren anket (ailelerin
doldurmaları istenmiş) ve “Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği” uygulama formunun matematik çalışmaları
alt boyutu kullanılmıştır. Çalışma sonucunda okul öncesi eğitim alan çocukların matematik becerilerinin
almayanlara oranla daha yeterli olduğu, düşük sosyoekonomik düzeyden gelen çocukların matematik becerileri
bakımından ilköğretime yeteri kadar hazır olmadıkları, 5 yaşındaki çocukların matematik becerilerinin diğer yaş
gruplarına göre yetersiz olduğu ve cinsiyet değişkeni açısından matematik başarısı arasında bir ilişki olmadığı
ortaya konmuştur.
Unutkan (2007b) çalışmasında 5-6 yaş çocuklarının yaşadıkları evin yapısının ilköğretime hazır bulunuşluk
düzeylerine etkilerini incelemiştir. Çalışmanın örneklemi MEB’e bağlı anaokullarından random olarak seçilen 5,
5.5 ve 6 yaşlarında 300 çocuk ve bu çocukların ebeveynlerinden oluşturulmuştur. Çalışmada veri toplama aracı
olarak “nasıl bir evde yaşadığı, evde salon, oturma odası, yatak odası, çocuk odası, kendisine ait bir odasının
olup olamadığı” ile ilgili soruları içeren 5 sorulu bir anket ve “Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği”nin gelişim
ve uygulama formları kullanılmıştır. Ölçeğin 53 maddeden oluşan zihinsel ve dil, sosyal, duygusal, fiziksel, öz
bakım becerilerini içeren gelişim bölümünü anne, babalar ve öğretmenlerin doldurmaları istenmiştir. 74
maddeden oluşan matematik, fen, ses, çizgi ve labirent çalışmalarını içeren uygulama bölümünü ise çocukların
cevaplamaları istenmiştir. Çalışma sonucunda çocukların yaşadıkları evin yapısına göre ilköğretime hazır oluş
düzeylerinin, matematik, zihin ve dil gelişimi ve öz bakım becerilerinin farklılaştığı, fiziksel gelişim açısından ise
yaşanan evin bir etkisinin olmadığı ortaya konulmuştur. Çalışmada anne babanın eğitimli olması çocuğun
eğitimi ile daha iyi ilgilendiklerinin; evde salon, oturma odası, yatak odası, çocuk odası, çocuğun kendine ait bir
odasının olması da ailenin sosyoekonomik düzeyinin yüksek olduğunun göstergeleridir. Bu durumlarda da
çocuğun hazır bulunuşluk düzeyinin olumlu bir şekilde etkilendiği tespit edilmiştir.
Yangın (2007) çalışmasında okul öncesi eğitim kurumlarındaki 6 yaş çocuklarının yazmayı öğrenmeye hazır
bulunuşluk düzeylerini incelemiştir. Çalışmanın örneklemi Ankara’nın merkez ilçelerindeki ilköğretim ve
anaokullarından seçilen 64 öğrenciden oluşturulmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak gözlem, soru cevap
ve ürün değerlendirme olmak üzere üç bölümden oluşan bir ölçme aracı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda
öğrencilerin el becerilerini yeterli düzeyde kazandıkları, okul öncesi eğitim alan çocukların % 14,1’inin kalemi ve
% 34,4’ünün kâğıdı doğru tutamadığı, % 40,6’sının zle kâğıt arasına uygun uzaklık bırakamadıkları tespit
edilmiştir. Öğrencilerin çizgi çizmede yetersiz oldukları, % 4,7’sininve dış kavramlarından birini, % 10,9’unun
alt ve üst kavramlarından birini, % 3,1’inin alt ve üst kavramlarının her ikisini, % 31,3’ünün sağ ve sol
kavramlarını öğrenemedikleri görülmüştür.
Göçer (2008) eğitim fakültesi öğrencilerinin Türkçe öğretimi bakımından öğretmenlik mesleğine hazır
bulunuşluk düzeylerini araştırdığı çalışmasında teorik ve uygulamalı eğitim neticesinde eğitim fakültesi
öğrencilerinin mesleğini yürütebilecek alan bilgisi, meslek ve insan sevgisi, iletişim gücü, sınıf yönetimi,
planlama, değerlendirme vb. yeterliliklerini ve mesleğe hazır bulunuşluklarını incelemiştir. Çalışmanın
örneklemi üçüncü sınıfta okuyan ve Türkçe öğretimi dersini alan 153 sınıf ve sosyal bilgiler öğretmeni adayından
oluşturulmuştur. Öğretmen adaylarının hazırladıkları ders işleme taslakları ve gözlem formu verileri nitel olarak,
kişisel bilgileri ile ilgili veriler ise nicel olarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda genel olarak sınıf ve sosyal
bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine hazır bulunuşluklarının yeterli düzeyde olduğu ortaya
konmuştur.
Reid ve Moore III (2008) çalışmalarında liseden sonraki eğitim için üniversite öğrencilerinin sahip oldukları algı
ve tutumları incelemişlerdir. Çalışmanın örneklemi aynı okulda öğrenim görmekte olan 6 erkek ve 7 bayan
olmak üzere 13 kişiden oluşturulmuştur. Veriler bireysel gözlem ve biyografik anketlerden toplanmıştır.
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
153
Çalışmanın bulguları lise sonrası eğitim için erken planlamanın, okulda sıkı çalışmanın, okumaktan zevk almanın,
iyi çalışma ve zamanı yönetme becerilerinin erken eğitim sürecinde önemli olduğuna işaret etmektedir.
Ünal ve Özdemir (2008) çalışmalarında eğitim fakültelerinde ortak ders olarak okutulan yabancı dil derslerinde
öğrencilerin bilişsel hazır bulunuşluk düzeylerinin akademik başarılarına etkisini araştırmışlardır. Çalışmanın
örneklemi 1. sınıfta okuyan öğrencilerden random yolla seçilen 176 öğrenciden oluşturulmuştur. Araştırma
verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen Yabancı Dil Bilişsel Hazır bulunuşluk Testi ve Akademik Başarı Testi
ile toplanmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin ve akademik başarılarının bayan
öğrenciler lehine olduğu, ortaöğretimde hazırlık okuyan öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin ve akademik
başarılarının hazırlık okumayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu ortaya konmuştur.
Yenilmez ve Kakmacı (2008) çalışmalarında ilköğretim 7. sınıftaki öğrencilerin matematik dersindeki hazır
bulunuşluk düzeylerinin cinsiyet, matematik başarısı, matematiğe yönelik ilgi ve matematiği başarmaya ilişkin
inanç değerleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemişlerdir. Çalışmanın örneklemi Eskişehir ilköğretim
okullarından tesadüfî olarak seçilmiş olan 700 öğrenciden oluşturulmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak
“cinsiyet, karne notu, matematiğe olan ilgi ve matematiği başarmaya ilişkin inanç” kavramlarını içeren bilgi
formu ve 25 sorudan oluşan hazır bulunuşluk testi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar 7. sınıf
öğrencilerinin matematikteki hazır bulunuşluk düzeylerinin matematik başarısı, matematiğe olan ilgi ve
matematiği başarmaya ilişkin inançlara göre farklılaştığını, cinsiyete göre farklılaşmadığını ortaya koymuştur.
Yangın (2009) çalışmasında ilköğretim 1. sınıfta okuyan 77 öğrencinin hazır bulunuşlukları ile okuma ve yazma
başarıları arasında bir ilişki olup olmadığını incelemiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin okula
hazır oluş durumlarını belirlemek için “Metropolitan Olgunluk Testi”, ses farkındalıklarını belirlemek için “Yopp-
Singer Testten” uyarlanan bir test, okuma başarılarını belirlemek için Okuma Performans Testi’nden uyarlanan
üç ayrı test ve yazma başarılarını belirlemek için üç farklı dikte etkinliği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda hazır
bulunuşluğun ve okul olgunluğunun okuma ve yazma başarılarında çok önemli bir değişken olduğu ortaya
konmuştur.
Erkan ve Kırca (2010) çalışmalarında okul öncesi eğitim alan ve almayan çocukların okula hazır bulunuşlukları
arasında cinsiyet, anne baba öğrenim düzeyi açısından bir farklılık olup olmadığını incelemişlerdir. Çalışmanın
örneklemi Ankara ili Akyurt ilçesinde bünyesinde ana sınıfı olan ilköğretim okullarından basit rastgele
örnekleme ile seçilen 170 öğrenciden oluşturulmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak “Metropolitan
Okula Hazır Bulunuşluk Testi” ve aile anket formu kullanılmıştır. Çalışma sonucunda okul öncesi eğitim alan
çocukların hazır bulunuşluk düzeylerinin okul öncesi eğitim almayan çocuklara göre daha yüksek olduğu, anne
babası lise ve yüksek öğrenimli olan çocukların okula hazır bulunuşluk düzeylerinin anne babası okuryazar
olmayan, okuryazar ve ilköğretim mezunu olanlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Cinsiyet değişkeni
açısından ise hazır bulunuşluk düzeylerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir.
Çelikler ve Aksan (2011) çalışmalarında fen bilgisi öğretmenliği 2. sınıfta öğrenim gören 124 öğretmen adayının
Genel Kimya I ve Genel Kimya II dersleri kapsamında yer alan organik kimya konusunda kazandıkları bilgilerin
yeterli olup olmadığını ve bunun öğretmen adaylarını Genel Kimya IV (Organik Kimya) dersine hazırlamaya etkisi
olup olmadığını araştırmışlardır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan 50
çoktan seçmeli sorudan oluşan bir test kullanılmıştır. Çalışma sonucunda Genel Kimya I ve Genel Kimya II
derslerini almış olan fen bilgisi öğretmen adaylarının organik kimya konularındaki hazır bulunuşluk düzeylerinin
düşük olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte çalışmada hazır bulunuşluk düzeyinin erkek öğretmen
adaylarının lehine olduğu ortaya konmuştur.
TARTIŞMA VE SONUÇ
Yapılan çalışmalarda okulun, okula başlama yaşının, okul öncesi eğitimde geçen sürenin, erken eğitimin, okul
öncesi eğitim almanın, hazırlık sınıfında okumanın, öğretmenin, aile ve aile ortamının, ailenin sosyoekonomik
düzeyinin, ebeveyn çocuk iletişiminin, çocuk bakımının, ebeveynlerin eğitim düzeyinin, olumlu akran
ilişkilerinin, evin fiziksel yapısının hazır bulunuşluğu etkileyen faktörler olduğu tespit edilmiştir.
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
154
Eğitim belli amaçlara göre insanların davranışlarının planlı bir şekilde değiştirilmesi ve geliştirilmesinin yasa ve
ilkelerini araştıran ve bu amaca ulaşmak için teknikler geliştirmeye çalışan bir bilim dalıdır (Fidan ve Erden,
1993). Bununla birlikte eğitim yalnızca okul öncesi dönemle sınırlı bir süreç değildir ve eğitimde yeni bir
davranış değişikliğinin meydana gelebilmesi öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyine bağlıdır (Başar, 2001). Bu
nedenle hazır bulunuşluk okul öncesi eğitimle birlikte diğer eğitim kademeleri için de son derece önemli bir
faktördür. Buna rağmen ulusal ve uluslar arası alan yazın taraması sonucunda hazır bulunuşluğa ilişkin yapılan
çalışmaların çoğunlukla okul öncesi eğitime yönelik olduğu görülmektedir. Hazır bulunuşlukla ilgili olarak
eğitimin her kademesine yönelik çalışmaların yapılmasının önemli ve gerekli olduğu düşünülmektedir.
Not: Bu çalışma 26-28 Nisan 2012 tarihlerinde Antalya’da 46 Ülkenin katılımıyla düzenlenmiş olan “3rd
International Conference on New Trends in Education and Their Implications”da sözlü bildiri olarak sunulmuş
olup, “Journal of Research in Education and Teaching” Bilim Kurulu tarafından yayınlanmak üzere seçilmiştir.
KAYNAKÇA
Aruk, İ. (2008). Bilişim teknolojilerinin zihinsel engellilerin E-eğitiminde kullanılması ve örnek bir uygulama
geliştirilmesi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Trakya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Edirne.
Başar, E. (2001). Genel öğretim yöntemleri. Samsun: Kardeşler Ofset ve Matbaa.
Başaran, İ. E. (1998). Eğitim psikolojisi (5. Baskı). Ankara: Aydan Web Tesisleri.
Binbaşıoğlu, C. (1995). Eğitim psikolojisi (9. Baskı). Ankara: Yargıcı Matbaa.
Bloom, B. (1995). İnsan nitelikleri ve okulda öğrenme (2. Baskı). (Çeviren: Durmuş Ali Özçelik). Ankara: Milli
Eğitim Basımevi.
Connell, C. M. & Prinz, R. J. (2002). The impact of childcare and parent–child interactions on school readiness
and social skills development for low-income African American children. Journal of School Psychology, , 40(2),
177-193.
Çelikler, D. & Aksan, Z. (2011). Genel kimya I ve genel kimya II derslerini almış fen bilgisi öğretmen adaylarının
organik kimya konularındaki hazırbulunuşluk düzeyleri. III. Uluslararası Türkiye Eğitim AraştırmalaKongresi,
Girne, KKTC Proceedings Book (ss. 280-289).
Çepni, S. (2009). Araştırma ve proje çalışmalarına giriş (Geliştirilmiş 4. Baskı). Trabzon: Celepler Matbaacılık.
Erkan, S. ve Kırca, A. (2010). Okul öncesi eğitimin ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin okula hazır
bulunuşluklarına etkisinin incelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 38, 94-106.
Farver, J.A.M., Xu, Y., Eppe, S. & Lonigan, C.J. (2006). Home environments and young Latino children’s school
readiness. Early Childhood Research Quarterly, 21, 196-212.
Fidan, N. (1986). Okulda öğrenme ve öğretme. Ankara: Kadıoğlu Matbaası.
Fidan, N. ve Erden, M. (1993). Eğitime giriş. Ankara: Meteksan A. Ş.
Göçer, A. (2008). Eğitim fakültesi öğrencilerinin Türkçe öğretimi bakımından öğretmenlik mesleğine hazır
bulunuşluk düzeyleri (Niğde üniversitesi örneği). Çağdaş Eğitim Dergisi, 33(358), 5-13.
Gullo, D. F. & Burton, C. B. (1992). Age of entry, preschool experience, and sex as antecedents of academic
readiness in kindergarten. Early Childhood Research Quarterly, 7, 175-186.
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
155
Güneş, M. H. ve Güneş, T. (2005). Fen bilgisi öğretmenliği öğrencilerinin biyoloji konusunda hazır bulunuşlukları
ve öğrenimleri süresince kazanımları. Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, 6(2), 163-167.
Landry, S. H., Swank, P. R., Smith, K. E., Assel, M. A. & Gunnewig, S. B. (2006). Enhancing early literacy skills for
preschool children: Bringing a professional development model to scale. Journal of Learning Disabilities, 39(4),
306-324.
Leventhal, T., Selner-O’Hagan, M. B., Brooks-Gunn, J., Bingenheimer, J. B. & Earls, F. J. (2004). The homelife
interview from the project on human development in Chicago Neighborhoods: Assessment of parenting and
home environment for 3 to 15 year-olds. Parenting: Science and Practice, 4(2-3), 211–241.
Lin, H. L., Lawrence, F. R. & Gorrell, J. (2003). Kindergarten teachers’ views of children’s readiness for school.
Early Childhood Research Quarterly, 18, 225–237.
Magnuson, K. A., Meyers, M. K., Ruhm, C. J. & Waldfogel, J. (2004). Inequality in preschool education and
school readiness. American Educational Research Journal, 41(1), 115–157.
Magnuson, K. A. & Waldfogel, J. (2005). Early childhood care and education: Effects on ethnic and racial gaps in
school readiness. The Future of Children, 15(1), 169-196.
May, D. C. & Kundert, D. K. (1997). School readiness practıces and children at-risk: examining the issues.
Psychology in the Schools, 34(2), 73-84.
McLoyd, V. C. (1998). Socioeconomic disadvantage and child development. American Psychologist, 53(2), 185-
204.
Piotrkowski, C. S., Botsko, M. & Matthews, E. (2000). Parents’ and teachers’ beliefs about children’s school
readiness in a high-need community. Early Childhood Research Quarterly, 15(4), 537–558.
Reid, M. J. & Moore III, J. L. (2008). College readiness and academic preparation for postsecondary education
oral histories of first-generation urban college students. Urban Education, 43(2), 240-261.
Reio, T. G., Jr. & Davis, W. (2005). Age and gender differences in self-directed learning readiness: A
developmental perspective. International Journal of Self-Directed Learning, 2(1), 40-49.
Rimm-Kaufman, S. (2004). School transition and school readiness: An outcome of early childhood development.
Encyclopedia on Early Childhood Development, 1-7. 09.04.2011 tarihinde http://www.child-
encyclopedia.com/documents/Rimm-KaufmanANGxp.pdf adresinden alınmıştır.
Senemoğlu, N. (2009). Gelişim, öğrenme ve öğretim kuramdan uygulamaya. Ankara: Pegem Akademi.
Tuna, A. ve Kaçar, A. (2005). İlköğretim matematik öğretmenliği programına başlayan öğrencilerin lise 2
matematik konularındaki hazır bulunuşluk düzeyleri. Kastamonu Eğitim Dergisi, 13(1), 117-128.
Unutkan, Ö. P. (2007a). Okul öncesi dönem çocuklarının matematik becerileri açısından ilköğretime hazır
bulunuşluğunun incelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 32, 243-254.
Unutkan, Ö. P. (2007b). 5-6 yaş çocuklarının yaşadıkları evin yapısının ilköğretime hazır bulunuşluk düzeyine
etkisi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 24, 43-54.
Ülgen, G. (1997). Eğitim psikolojisi. İstanbul: Alkım Yayınevi.
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi
Journal of Research in Education and Teaching
Ağustos 2012 Cilt 1 Sayı 3 ISNN: 2146-9199
156
Ünal, M. (2005). Eğitim fakültelerinde ortak ders olarak okutulan yabancı dil derslerinde öğrencilerin bilişsel
hazır bulunuşluk düzeylerinin akademik başarıya etkisi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Gazi Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
Ünal, M. ve Özdemir, M. Ç. (2008). Eğitim fakültelerinde ortak ders olarak okutulan yabancı dil derslerinde
öğrencilerin bilişsel hazır bulunuşluk düzeylerinin akademik başarıya etkisi. Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim
Fakültesi Dergisi, 9(1), 13-22.
Yangın, B. (2007). Okul öncesi eğitim kurumlarındaki altı yaş çocuklarının yazmayı öğrenmeye hazır bulunuşluk
durumları. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 32, 294-305.
Yangın, B. (2009). The relationship between readiness and reading and writing performances. Hacettepe
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 36, 316-326.
Yapıcı, M. (2004). İlköğretim 1. sınıfa başlayan öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyleri. Uluslar Arası İnsan
Bilimleri Dergisi. 09.09.2011 tarihinde
http://www.insanbilimleri.com/ojs/index.php/uib/article/download/52/95 adresinden alınmıştır.
Yazıcı, Z. (2002). Okul öncesi eğitimin okul olgunluğu üzerine etkisinin incelenmesi. Milli Eğitim Dergisi, 155-156.
09.04.2011 tarihinde http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/155-156/yazici.htm adresinden alınmıştır.
Yenilmez, K. ve Kakmacı, Ö. (2008). İlköğretim yedinci sınıf öğrencilerinin matematikteki hazır bulunuşluk
düzeyi. Kastamonu Eğitim Dergisi, 16(2), 529-542.
Yılmaz, H. ve Sünbül, A. M. (2003). Öğretimde planlama ve değerlendirme. Ankara: Mikro Yayınları.
Yüksel, A., Marangoz, D.Ç. ve Canaran, N.T. (2004). Farklılaştırılmış öğretim stratejileri. 09.04.2011 tarihinde
http://www.erg.sabanciuniv.edu/iok2004/bildiriler/Arzu%20Yuksel.doc adresinden alınmıştır.
... Programların bu hedefi gerçekleştirip, gerçekleştiremediğinin belirlenmesi ve programların, öngördüğü yeterliklere sahip öğretmenler yetiştirmedeki başarısının anlaşılması, ancak öğretmen adaylarının hazırbulunuşluklarının ortaya çıkarılması ile mümkün olmaktadır (Lewis, Parsad, Carey, Bartfai, Baris & Smerdon, 1999). Literatür incelendiğinde hazırbulunuşluk ile ilgili çalışmalar genellikle öğrenmeye yönelik olup eğitimde hazırbulunuşluğun önemi üzerinde durulmaktadır (Housego, 1990;Magnuson, Meyers, Ruhm & Waldfogel, 2004;Reio & Davis, 2005;Yangın, 2007;Aruk, 2008;Yenilmez & Kakmacı, 2008;Senemoğlu, 2009;Özgan & Tekin, 2011;Harman & Çeliker, 2012;Mehmetlioğlu & Haser, 2013). Ayrıca eğitimde hazırbulunuşluğu etkileyen faktörler üzerinde yapılmış çalışmalar da mevcuttur (May & Kundert, 1997;Connell & Prinz, 2002;Black, 2003;Farver, Xu, Eppe & Lonigan, 2006;Landry, Swank, Smith, Assel & Gunnewig, 2006;Unutkan, 2007;Erkan & Kırca, 2010). ...
Article
Full-text available
Bu çalışmanın amacı, rekreatif amaçlı farklı sportif etkinliklerine katılan 14-16 yaş arası çocukların özgüven düzeylerinin cinsiyet, gelir düzeyi, öğrenim durumu, yaşlarına göre karşılaştırılmasıdır. Veriler bilgisayar ortamında SPSS analiz programıyla yapılmış olup ikili karşılaştırmalarda bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla karşılaştırmalarda ise Anova testi kullanılmıştır. Tüm testler için anlamlılık düzeyi α=0,05 kullanılmıştır. Katılımcıların özgüven düzeylerinin cinsiyete ve gelir düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmektedir. Öğrenim düzeyi açısından Orta öğretim öğrencilerinin özgüven puan ortalamalarının lise öğrencilerinkinden anlamlı bir şekilde yüksek olduğu, 14 yaş düzeyindeki öğrencilerin özgüven puan ortalamasının 15 ve 16 yaş düzeyindeki öğrencilerden anlamlı derecede yüksek olduğu, spor yapan öğrencilerin özgüven puan ortalamalarının spor yapmayanlardan anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur.
Article
Full-text available
The aim of this study is to explore the possible relationships between the readiness and reading and writing performances of a group of children who are first graders in an elementary school in Turkey. The states of children in terms of school readiness, sound-letter relationships, and phonemic awareness were determined individually during the first week of school. In order to assess the children’s reading and writing performances, some tests were conducted at three different times throughout the process of initial reading and writing instruction. To explore whether there is a relationship between these variables, multiple linear regression statistics were used. Results confirm that readiness, school readiness in particular, is a significant factor in students’ reading and writing performances.
Article
Full-text available
Öğrencilerin ilkokuma-yazma becerilerini istenen nitelikte kazanabilmelerinde, öğrenmeye hazır olup olmadıklarının etkisi büyüktür. Öğrencileri ilkokuma-yazmayı öğrenmeye hazırlamaya yönelik etkinliklere, ilköğretim okullarının birinci sınıfında, “ilkokuma-yazmaya hazırlık dönemi”nde yer verilmektedir. Öte yandan, ülkemizde yaygınlaştırılması hedeflenen okul öncesi eğitiminin programında da çocukların ilkokuma-yazmaya hazırlanmalarını sağlayacak etkinliklere yer verilmektedir. Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarının altı yaş grubundaki öğrencilerin yazmayı öğrenmeye hazır olup olmadıklarını belirlemektir. Çalışmanın verileri, 2003-2004 öğretim yılında, Ankara’daki okul öncesi eğitim kurumlarının altı yaş grubundaki 64 öğrenciye araştırmacı tarafından geliştirilen ölçeğin bireysel olarak uygulanması ile elde edilmiştir. Okul öncesi eğitim kurumlarının altı yaş grubundaki öğrencilerin yazmayı öğrenmeye hazır olup olmadıkları belirlenmiştir.
Article
Full-text available
As a part of a larger qualitative study, this research investigation explored the perceptions and attitudes that first-generation, urban college students have of their preparation for postsecondary education. The purposeful sample in this study was comprised of 13 first-generation college students (i.e., 6 males and 7 females) who were graduates of the same urban high school. The qualitative methodology was comprised of individual interviews and biographical questionnaires. The themes that emerged—surrounding the students' perceptions and attitudes of their preparation for postsecondary education—included (a) the preparation during high school that helped with college success and (b) the skills that were lacking for college success. Practical applications for educators (i.e., school counselors, teachers, administrators, and postsecondary educators) are included.
Article
Full-text available
Attendance in U.S. preschools has risen substantially in recent decades, but gaps in enrollment between children from advantaged and disadvantaged families remain. Using data from the Early Childhood Longitudinal Study, Kindergarten Class of 1998–1999, we analyze the effect of participation in child care and early education on children’s school readiness as measured by early reading and math skills in kindergarten and first grade. We find that children who attended a center or school-based preschool program in the year before school entry perform better on assessments of reading and math skills upon beginning kindergarten, after controlling for a host of family background and other factors that might be associated with selection into early education programs and relatively high academic skills. This advantage persists when children’s skills are measured in the spring of kindergarten and first grade, and children who attended early education programs are also less likely to be retained in kindergarten. In most instances, the effects are largest for disadvantaged groups, raising the possibility that policies promoting preschool enrollment of children from disadvantaged families might help to narrow the school readiness gap.
Article
Objective. This study reports on the development of the Project on Human Development in Chicago Neighborhoods Homelife Interview. Traditional psychometric techniques and approaches based on item response theory were used to construct scales from 136 items assessing parental warmth and responsivity, provision of learning activities, parental supervision and monitoring, parental communication skills, routines, and quality of physical environment. Design. A majority of items were taken from 4 versions of the Home Observation and Measurement of the Environment Inventory (Bradley et al., 2000; Caldwell & Bradley, 1984). Data were drawn from 2,685 households (17% European American, 34% African American, and 45% Latin American), randomly chosen from 80 neighborhoods varying in racial/ethnic and socioeconomic composition. Results. A reduced set of 8 scales is proposed-5 scales spanning the entire age range from 3 to 15 years and based on interviewer observation (Parental Warmth, Parental Lack of Hostility, Parental Verbal Skills, Internal Environment, and External Environment), and 3 scales based on parent report, tapping similar constructs for 3- to 6-year-olds and 9- to 15-year-olds but with age-specific items (Developmental Stimulation, Access to Reading Materials, and Outings/Activities). No reliable scales were found for parental monitoring and routines. Conclusions. Results of test reliability functions indicate that a majority of scales function as "risk assessments," distinguishing between families providing lower levels of developmental support and families providing adequate levels of such support.
Article
This article examines school readiness practices for children at-risk. Conceptual problems with the ways that “readiness” and “at risk” are defined are examined. The research on school readiness practices, including screening and testing, delayed school entrance, and extra year programs, for children at risk is reviewed; methodological problems with this research are also noted. Particular emphasis is placed on research studies that have examined future school retention rates, later use of special education services, and drop-out rates for students who have used school readiness practices to reduce school failure. Suggestions for best practices are offered, considering the issues of “readiness” and “at risk” from a constructivist perspective that recognizes the ongoing interactions between students and the intervention programs they receive. © 1997 John Wiley & Sons, Inc.