Project

Tax Policy

Updates
0 new
0
Recommendations
0 new
0
Followers
0 new
0
Reads
0 new
20

Project log

Ali Gökhan Gölçek
added 5 research items
Gelir vergisi, bireylerin ödeme gücünü dikkate alan ve bu nedeniyle sübjektif özellik gösteren bir vergi türüdür. Vergi adaleti açısından, mali gücü referans alan söz konusu vergi, bireylerin şahsi özelliklerine göre değiştiğinden dolayı, farklı özelliklere sahip mükelleflerin farklı vergi yüklerine sahip olması vergi adaletinin en önemli göstergesi olarak ifade edilebilir. Bu bağlamda gelirin tanımı ile birlikte asgari yaşam düzeyinin belirlenmesi ise adil bir vergi sisteminin olmazsa olmazları arasında gösterilebilir. Vergi sistemindeki adaletin şüphesiz mükellef davranışlarını etkileyeceği ve sonuç olarak vergi kayıp-kaçağını azaltarak, istihdamı artıracağı yönündeki kuramsal yapı, ülkelerin asgari yaşam düzeylerinin belirlenmesi ve birbirleriyle kıyaslanması, çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Özellikle Türkiye’nin üyelik müzakerelerini sürdürdüğü Avrupa Birliği ve birlik ülkeleri karşısındaki durumunun analizi, çalışmanın özgün yanını oluşturmaktadır. Betimleyici yöntemin kullanılacağı çalışmada, rassal olarak seçilmiş birlik ülkeleri ile Türkiye’nin gelir vergisi sistemleri karşılaştırılarak, ülkelerin asgari yaşam düzeyine bakışları ve söz konusu ülkelerin asgari yaşam seviyeleri incelenecektir.
Kamu kesimi tarafından sunulan hizmetlerin en önemli finansman kaynağı olarak görülen vergi, toplumsal hayatta yer almanın bir bedeli olarak düşünülmekle birlikte esas olarak bireysel karşılığı bulunmayan bir mali yükümlülük biçimimde değerlendirilmektedir. Bu özelliğiyle vergi, devletin egemenlik hakkına dayalı olarak toplanan ve ödeyen tarafa bu yönde bir inisiyatif tanımayan genel bir finansman kaynağıdır. Daha önceleri taşıdığı egemenlik hakkı nedeniyle "algı" olarak da anılan vergi, toplumsal hafızada esas olarak olumsuz izler bırakmış ve toplumda vergiye gönüllü uyumu zorlaştırmıştır. Nitekim yapılan çeşitli ampirik analizlerde verginin; gasp, haraç, el koyma veya çalma biçiminde tanımlandığı da görülmektedir. Bu bağlamda Türkiye'de tarihsel süreç kapsamında ortaya çıkan vergi algısı, çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Çalışmada, kamu hizmetlerinin finansmanı adına katlanılan bir mali yükümlülük olarak vergiye toplum tarafından nasıl bakıldığı, toplumsal hafızayı en iyi biçimde yansıtan türkü, şiir ve atasözleri gibi folklorik argümanlar kullanılarak incelenmiştir. Betimleyici yöntemin kullanıldığı analizde, genel olarak vergiye gönüllü uyumun, yaşanan olumsuz vergi uygulamaları nedeniyle bozulduğu ve vergi algısının toplumda olumsuz cümleler çağrıştırdığı tespit edilmiştir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde yaşanan ağır mali bunalım, kaybedilen savaşların hazine üzerinde meydana getirdiği yük ve gaza malının sona ermesi sonucu ortaya çıkan finansman sıkıntısının beraberinde daha ağır vergileri getirmesinin, toplum nezdinde vergiye olan bakışı bozduğu görülmüştür.
Anayasa, en genel anlamıyla devletin organlarını düzenleyen bir şema, bir düzendir. Diğer bir deyişle, devlet bünyesinde yer alan organların işleyişi ve yurttaşların haklarıyla ilgili temel hukuki hükümlerin yer aldığı, yasama, yürütme, yargılama erklerinin nasıl kullanılması gerektiğini gösteren yasalar üstü, toplumsal sözleşmelerdir. Çalışmanın konusunu oluşturan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci kısmında yer alan temel hak ve ödevler başlığının ikinci bölümünde düzenlenen kişi hak ve ödevleri, toplu hak ve hürriyetleri, diğer bir deyişle sosyal hakları, dışarıda bırakan doğrudan bireyi ilgilendiren hükümlerin yer aldığı kanun maddelerinden oluşmaktadır. Bazı durumlarda bahsedilen hakların sınırlandırılması söz konusu olmaktadır. Bununla birlikte devlet, bu düzen içerisinde egemenlik gücüne dayanarak harcamalar yapmakta ve bunların finansmanını karşılamak amacıyla da kamu gelirlerine ihtiyaç duymaktadır. Devletin en temel kamu gelir kalemi, vergilerdir. Devlet, yurttaşlarından vergi toplarken, bireylerin temel hak ve hürriyetleri alanına girebilmektedir. Özellikle, özel hayatın gizliliği, yerleşme ve seyahat hürriyeti, haberleşme özgürlüğü ve mülkiyet ve miras hakkına ilişkin hükümlerde vergileme noktasında bir ilişki doğmaktadır. Çalışmanın özgün yanını, kişisel hak ve ödevlerin sınırlandırılması durumunda, vergi hukuku açısından incelenmesi oluşturmaktadır.