Project

Eğitim Felsefesi

Updates
0 new
0
Recommendations
0 new
0
Followers
0 new
1
Reads
0 new
78

Project log

Bekir S Gur
added 2 research items
Modern dünyanın her yanında ve yaşamın neredeyse her alanında ortaya çıkan genel buhran, farklı sahaları içine alarak ve farklı biçimlere bürünerek, her ülkede kendini farklı şekilde gösterir. Amerika’da, bunun en özgün ve belirgin yönlerinden bir tanesi, gazetelerde neredeyse her gün haber konusu olan, en azından son on yıllık zaman dilimi içerisinde hayatî önem arz eden ve siyasal bir sorun haline gelmiş olan, eğitimde tekerrür eden buhrandır. Şu kesin ki, okul sisteminin tamamında temel standartların sürekli devam eden bir düşüşünün tehlikelerini sezmek için hayal gücünün çok da gelişmiş olmasına gerek yoktur. Yine, kötü gidişatı durdurma adına eğitim yetkililerinin sayısız beyhude gayretleri, meselenin ciddiyetini belirgin bir şekilde işaretlemiştir. Bununla beraber, eğitimdeki bu buhran diğer ülkelerin yirminci yüzyıldaki siyasal tecrübeleriyle (sözgelimi Birinci Dünya Savaşı sonrası devrimci kargaşayla, toplama ve imha kamplarıyla ve İkinci Dünya Savaşından bu yana Avrupa’nın her tarafına yayılan derin huzursuzlukla) mukayese edildiği zaman, eğitimdeki buhranı hak ettiği düzeyde ciddiye almak biraz zordur. Bunu, dünyanın diğer yerlerinde bir benzerine rastlanması pek olası olmayan Amerika’daki yaşamın belirli özelliklerine fatura edecek, yüzyılın büyük sorunlarından bağımsız yerel bir fenomen olarak değerlendirmek gerçekten çok caziptir. Ne var ki, eğer bu doğru olsaydı, okul sistemimizdeki buhran siyasal bir sorun halini almazdı ve eğitim yetkilileri zamanında bunun üstesinden gelmek hususunda yetersiz kalmazlardı. Elbette ki, mesele, Johnny’nin neden okumayı beceremediği şeklindeki kafa-karıştırıcı sorudan daha fazlasını içermektedir. Dahası, tarihsel ve ulusal sınırlar içerisine hapsedilmiş ve yalnızca kendilerinden dolayımsız etkilenenlere önem arz eden özgül problemlerle uğraştığımız yönündeki inanç her zaman için caziptir. Bizim zamanımızda yanlışlığı mütemadiyen ispatlanan şey bu inancın ta kendisidir! Bu asırda şunu genel bir kural olarak kabul edilebiliriz: Bir ülkede imkân dâhilinde olan herhangi bir şey, yakın bir gelecekte nerdeyse diğer bütün ülkelerde de mümkün olabilir.
Prof. Dr. Martin Heiddegger’in Baden Eyaleti’ndeki bir noter huzurunda usulüne uygun olarak and içmek suretiyle verdiği ve Albert Ludwig Üniversite’sinin Nazilikten-Arındırma Komitesinin işbu celsesine takdim ettiği imzalı savunması, yalan beyanda bulunmanın cezai yaptırıma tâbi olması kaydıyla, aşağıdaki gibidir: Freiburg şehrindeki Müttefik Askerî Güçleri Geçici Yönetiminin komisyonu tarafından Freiburg Üniversitesi Akademik Senatosu’nun himayesinde atanan saygıdeğer Başkan ve Komitenin seçkin Üyeleri, akran meslektaşınız Martin Heidegger, emriniz üzerine huzurunuzda kendisine karşı yapılan suçlamaları bizzat yanıtlamak üzere ifade veriyor. Önünüzdeki konu, bu saygın üniversitede sıradan bir profesörün resmi görevine yeniden getirilmesine izin verilip verilmeyeceği veya bu görevi sürdürmek için ve yüksek öğrenime özgü değer ve ideallerle tutarlı bir tavırla görevleri vefalı ve sorumlu bir şekilde yerine getirmek için uygun olmadığım gerekçesiyle görevden men edilip edilmeyeceğim hususudur. Yargının uygulanması için sizin ortak girişiminize havale edilen meselenin ciddiyeti, özellikle benim gibi tüm hayatını yüksek öğrenime adayan biri için son derece önemlidir. Öyle ki savunma sanatlarında hayli eğitimsiz bir kişinin burada yer etmesi, ister istemez, cesaret kırıcıdır. Sadece ikna etme kabiliyetim açısından değil, aynı zamanda genellikle karmaşık ve anlaşılması zor ifadelerden müteşekkil olarak bilinen, konuşmamım bizatihi tarzı açısından da bana ne kadar katlanabileceğinizi tahmin edebiliyorum. Şunu düşünmeden edemiyorum: Şayet cevaplarım tedbirsizse veya savunmalarım eksikse, bu, davamı kayırmaya yönelik sergilediğiniz iyi niyete halel getirecektir. Hatta bu ihtimal, mevcut ödeve yeterli olmamamın ağırlığı altında eziliyorken daha bir cesaret kırıcıdır; çünkü, açıktır ki şimdiye kadar yaptığım tüm açıklamalarım ikna edici olmaktan uzak kalmıştır. Bu nedenle, şayet müdafinin sofistike dili yerine Messkirch’li aceminin aksak konuşmasını tercih edersem, bana katlanmak durumunda kalacaksınız. Martin Heidegger (2005). "EĞİTİM VE SİYASET ARASINDAKİ ÇİZGİ", Çev. Bekir S. Gür ve Cezmi Kayan, Muhafazakar Düşünce, Yıl: 2, Sayı: 6, 53-72.