Alper Celik

Erzincan University · Civil Engineering
3.42 · Master of Engineering
About
10
Research items
1,898
Reads
12
Citations
Introduction
Current institution
Erzincan University
Civil Engineering
Current position
Research Assistant
Skills and Expertise
Education
Feb 2021 - Feb 2025
Gazi University
Structural Mechanics
Jul 2018 - Dec 2020
Erzincan University
Structural Mechanics
Sep 2013 - Jun 2018
Erciyes Üniversitesi
Network
Top co-authorsView all
Doç. Dr. Atila Kumbasaroglu
Erzincan Binali Yildirim University
Hakan Yalçıner
Erzincan Binali Yildirim University
Ahmet ihsan Turan
Erzincan Binali Yıldırım University
Top co-authors
Followers (39)View all
University of Zanjan
Erzincan University
University of Oxford
T.C. Süleyman Demirel Üniversitesi
NED University of Engineering and Technology, Karachi
Followers
Following (59)View all
University of Zanjan
Erzincan University
Istanbul Technical University
University of Oxford
Middle East Technical University
Following
Projects
Projects (6)
Korozyonlu Betonarme Kolonlarda Donatı Korozyonunun Plastik Mafsal Boyu Üzerine Etkisinin Araştırılması
Eğilme hâkimli davranışa sahip olarak tasarlanan betonarme taşıyıcı elemanlar için plastik deformasyon, elemanın akmasından sonra plastik mafsal bölgesi gibi küçük bir bölgede sınırlanır. Plastik mafsallaşma bölgesinin performansı, elemanın yük taşıma ve deformasyon kapasitelerini yönettiği için eğilme hâkimli elemanlar için çok önemlidir. Bu nedenle, plastik mafsallaşma/plastik mafsal bölgesi Yapı Mühendisliği ve araştırmacılar için büyük ilgi görmektedir. Plastik mafsallaşma bölgesinin uzunluğu betonarme taşıyıcı elemanların deprem gibi tersinir tekrarlı yüklerin yıpratıcı etkisine karşı stabilitesini (can güvenliği hasar seviyesi) koruyabilmesi açısından sünekliğinin, etkili bir sınırlama sağlanarak artırılması için gereken önemli bir tasarım parametresidir. Plastik mafsallaşma davranışı betonarme gibi bünyesinde çok bileşenli malzemelerin oldukça karmaşık doğrusal olmayan davranışı ve malzemeler arasındaki etkileşimler ve göreceli hareketlerle belirli bir bölgede oluşan zorlanma lokalizasyonu nedeniyle tanımlanması zor bir davranıştır. Bu proje kapsamında farklı korozyon seviyelerine sahip betonarme taşıyıcı kolonların plastik mafsal boyunun tahmin edilebilmesi için deneysel tasarım modelinin geliştirilmesi amacıyla deneysel bir çalışmanın yürütülmesi planlanmıştır. Yapılan deney tasarımı kapsamında yirmi beş adet betonarme kolon tersinir tekrarlanır yükleme testine tabi tutulacaktır. Yükleme testlerinin ardından betonun kırılması ve tüm donatı çubuklarının betondan çıkarılmasıyla gerçek korozyon seviyeleri elde edilecektir. Deneysel ölçülen moment-eğrilik ilişkileri ile plastik mafsal uzunlukları, ortalama korozyon seviyelerinin bir fonksiyonu olarak ele alınacak ve plastik mafsal boyunun tahmin edilmesi için bir model geliştirilecektir.
Paslanmaya Maruz Kalmış Betonarme Taşıyıcı Döşemelerin Eğilme Yükü Etkisi Altındaki Davranışlarının İncelenmesi
Tasarım aşamasında betonarme döşemelerini kolon, kiriş gibi taşıyıcı elemanlardan ayıran temel özellik kesme kuvvetinin beton tarafından karşılanarak enine donatıya ihtiyaç duyulmamasıdır. Buna ek olarak betonarme kiriş ve döşemelerinde eğilme davranışları kısmen birbirine benzerlik gösterse de korozyon oluşumu durumunda davranış farklıdır. Araştırma projesi kapsamında monotonik eğilme yükü etkisi altında olacak şekilde laboratuvar şartlarında üretilecek toplam beş (5) adet iki doğrultulu ve korozyonlu betonarme taşıyıcı döşeme plaka numunelerinin deneysel çalışmalarının yürütülmesi planlanmıştır. Üretilecek betonarme taşıyıcı döşeme plaka numunelerin korozyona uğratılması amacıyla hızlandırılmış bir korozyon yöntemi kullanılacaktır. Araştırma kapsamında tasarlanan farklı düzeylerdeki korozyon sevilerinin gerçek değerleri, monotonik eğilme testlerinden sonra betonarme numuneler kırılarak ve tüm donatı çubukları çıkarılarak, yapılacak olan gravimetrik çalışmalar ile belirlenecektir. Betonarme taşıyıcı döşeme plaka numunelerinin her iki kısa ve uzun doğrultularındaki korozyon seviyeleri, Kırılma (Akma) Çizgileri Teorisine dayanan iki her iki doğrultuda belirlenecek olan moment kapasiteleri açısından dikkate alınacaktır. Böylece, her iki doğrultuda elde edilen gerçek korozyon seviyeleri ile moment taşıma kapasiteleri, test sonuçlarının 10 (on) adet korozyonlu betonarme döşeme plakaları için tartışılabilmesi sağlanacaktır. Moment taşıma kapasitesi için araştırma projesi kapsamında geliştirilecek olan bir yeni model ile literatürde bulunan daha önceki çalışmalara ait verilerin doğrulanması yapılabilecektir.
Mevcut Betonarme Yapıların Sismik Performans Değerlendirmesinde Hızlı ve Ayrıntılı Değerlendirme Yöntemlerin Etkinliğinin Araştırılması
Mevcut Betonarme Yapıların Sismik Performans Değerlendirmesinde Hızlı ve Ayrıntılı Değerlendirme Yöntemlerin Etkinliğinin Araştırılması
Research
Research Items (10)
Wood, one of the oldest building material from past to present, has been widely used in Turkish architecture. One of the best example is the wooden bearing historical Mosques. These types of Mosques, which have the characteristics of Middle Asia, have been widely constructed in Turkish-Islamic civilizations. These Mosques which are called inverse T type structure in the literature, are also quite large in our country. Within the scope of the study, historical Yanıkoglu Mosques located in the centre of Kayseri, was taken in to consideration and detailed inspected. As a result of the inspection, the mosque was modeled as a statically and architectural. On the bases of the static model analysis due to vertical loads, retrofitting proposals have been made to strengthened these types of structures without ignoring originality. It is aimed and wanted to the project, these types of cultural inheritance from past to present able to safely transmit further generation.
Ductile behavior is one of the most important earthquake indicators that must be possessed by structures. Because of the limited tensile strength of concrete, alternative materials such as structural nanosynthetic fibers as three-dimensional reinforcement bars have gained increasing popularity over several decades. However, the contribution of fibers to the development length of reinforcement bars has not been investigated. Therefore, an experimental study was conducted to investigate the effects of polypropylene fibers on the development lengths of reinforcement bars. Thirty-three reinforced concrete (RC) slabs at three different volume fractions of fibers of 0.0, 1.0 and 1.5% at different embedment lengths of reinforcement bars were investigated under four-point flexural strength tests. Load-displacement curves, energy absorption capacities, ductility ratios and bond-slip relationships were obtained for different embedment lengths of reinforcement bars with three different amounts of fibers in RC concrete slabs. The test results revealed that the predominant effects of fibers on structural behavior pertained to the energy absorption capacities at plastic deformation. It was found that resisting more strains by reinforcement bars with the help of added polypropylene fibers resulted in the regaining of ductile behavior due to the reduced embedment lengths of the reinforcement bars.
In the literature, only one empirical model is available as a nondestructive method for the prediction of seismic performance levels of corroded reinforced concrete (RC) columns as a function of the initial corrosion crack width at lower corrosion levels. Because of the ruptured transverse reinforcement bars at higher corrosion levels, the structural behavior may turn brittle in terms of shear failure. Therefore, in this study, higher corrosion levels for a different concrete strength level from that empirical model were studied. To do this, four RC columns were subjected to accelerated corrosion, and the widths of initial corrosion cracks were measured. The corroded RC columns were then tested under combined constant axial load and cyclic lateral displacement excursions. After the cyclic loading test, the actual corrosion levels at each reinforcement bar were obtained by extracting the reinforcement bars from the concrete. Test results showed that the prediction of seismic performance levels of corroded RC columns based on initial corrosion crack widths were limited owing to the nonlinear increase in the crack width with the increase in the corrosion levels. New empirical models were developed to predict the remaining energy capacities and seismic performance levels of the corroded RC columns.
An experimental study was performed on five reinforced concrete (RC) columns to investigate the structural behavior of highly corroded RC columns. Four of the RC columns were corroded using an accelerated corrosion method for different corrosion levels at longitudinal bars as 15.4, 20.2, 27.3 and 28.3%. RC columns were tested under cyclic load for a constant axial load ratio of 0.40. After the loading test, the actual corrosion levels were obtained by extracting the longitudinal bars and stirrups following the breaking of the RC columns. Load-displacement curves, ductility ratios and energy absorption capacities of tested RC columns were obtained. Test results revealed that the ductility ratios of corroded RC columns should be determined in accordance with energy-based or bilateral failure criteria due to the misleading of increased ductility ratios of corroded RC columns based on the displacement method. 1 Introduction Reinforcement corrosion is one of the most important external effects that reduce the service life of RC structures. Due to the corrosion, the structural behaviour of RC members is adversely affected by many perspectives. Some effects of reinforcement corrosion on RC members are reduction in the diameter of reinforcement bars, cracking of concrete due to the corrosion products and degradation of bond strength between reinforcement bars and concrete. Because of such effects, the structural capacities of corroded RC members are significantly reduced, and the RC structures may not reach the target seismic performance levels. The structural assessment of corroded RC columns compared to uncorroded ones is difficult because of many unknown parameters of corrosion. Therefore, many experimental studies have been conducted on the predictions of structural capacities of corroded RC columns [1]-[5]. However, tween corrosion level and displacement ductility ratios of corroded RC columns corresponding to the energy absorption capacities [5]. In that study, it was concluded that while some researchers revealed that displacement ductility increased when corrosion level increased, other researchers found that the displacement ductility ratio decreased with the increased corrosion level. Moreover, Yalciner et al. (2020) concluded that previous models falsely indicated higher ductility for corroded RC columns than uncorroded columns, although corroded RC columns absorb less energy before failure [5]. Thus, it was suggested to energy-based ductility index for corroded RC columns. While there is such confusion between the displacement-based ductility ratio and corrosion level, corroded RC column tests at high corrosion level have not been conducted in the literature. Corroded RC column studies in the current literature are limited up to a maximum of 20% of corrosion level at longitudinal bars. In this study, and different than previous studies, the presented results of experimental studies were on highly corroded RC columns under the combined reversed cyclic load with a constant axial load ratio. 2 Section and Material Properties The sectional properties of tested RC columns were summarized here. In Fig. 1, all RC columns had an identical square cross section of 300 mm × 300 mm with a 2600-mm length. Eight 16-mm deformed longitudinal bars, three of them tension and compression sides, and two of them placed at the neutral axis were used for the tested RC columns. Deformed stirrups with a diameter of 8 mm were used. The intervals of the stirrups were reduced from 150 to 100 mm at column densifications to reflect real conditions more accurately. The concrete cover depths used for the RC columns were the same and equal to 35 mm. The yield and rupture strengths of longitudinal reinforcement bars were 500 and 590 MPa, respectively. The corresponding strains were 0.0022 and 0.1156, respectively. Ready-mixed concrete was used for all RC columns where the concrete was poured at the same time and had the same concrete quality. The average mechanical properties of cylindrical concrete specimens were obtained on the day
Betonarme elemanlarda oluşan donatı korozyonu sebebiyle, yapıların hedeflenen performans seviyeleri olumsuz yönde etkilenmektedir. Donatı kesit alanında azalma, korozyon ürünlerinin hacimsel genişlemesi ile betonun çatlaması, beton ve donatı arasındaki aderans kuvvetinin azalması korozyonun betonarme elemanlarda neden olduğu başlıca olumsuz etkilerdendir. Paslanmış betonarme kolonların yapısal performanslarının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için yapılan araştırmalar önemini korumaktadır. Çalışma kapsamında yüksek seviyelerde donatı korozyonunun, betonarme kolonların yapısal davranışları üzerine etkisini incelemek üzere 5 adet tam ölçekli betonarme kolonu imal edilmiştir. Bir adet betonarme kolon referans tutularak korozyona maruz bırakılmamış olup, diğer numunelere tam ölçekli paslandırma havuzunda farklı seviyelerde hızlandırılmış korozyon süreci uygulanmıştır. Paslandırma sürecinin ardından numuneler üzerinde korozyon sebebiyle meydana gelen çatlak genişlikleri mikroskopla ölçülerek haritalandırma yapılmıştır. Tam ölçekli betonarme kolon numuneleri sabit eksenel yük altında, artırımsal tersinir tekrarlanır yanal yük uygulanarak teste tabi tutulmuştur. Yükleme deneylerinden sonra numunelerdeki boyuna donatılar ve etriyeler kırılarak çıkarılmış ve mekanik olarak beton artıklarından temizlenmiştir. Donatıların son ağırlıkları hassas terazi ile kayıt altına alınarak numunelerin gerçek korozyon oranları hesaplanmıştır. Elde edilen tüm deneysel verilerin ışığında korozyon etkisine maruz betonarme kolonların sismik performans seviyelerinin belirlenmesi için enerji bazlı ampirik modeller önerilmiştir.
Tarih boyunca Anadolu toprakları, birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu sebeple ülkemizde tarihi yapılar azımsanmayacak sayıdadır. Bununla birlikte ülkemizin, aktif deprem kuşağı içerisinde yer alması sebebiyle birçok tarihi yapı, meydana gelen depremlerden zarar görmüş veya yıkılmıştır. Kültür mirası açısından önem arz eden tarihi yapılarımızın, gelecek kuşaklara güvenle aktarılabilmesi için sismik performans seviyelerinin doğru ve hızlı bir şekilde belirlenerek gerekli müdahalelerin yapılması oldukça önemlidir. Çalışma kapsamında örnek olarak ele alınan Tarihi Yanıkoğlu Camisinde yapılan ölçümler ve gözlemlere dayalı olarak yapının analitik modeli oluşturulmuştur. Yapı konumuna özel olarak seçilen deprem spektrumları ile eşdeğer deprem yükü hesaplanmıştır. Yapının kendi ağırlığı ve hesaplanan deprem kuvvetleri altında yapılan analizlerden elde edilen sonuçlara bağlı olarak yapının sismik performans düzeyi 2017 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce yayımlanan Tarihi Yapılar İçin Deprem Risklerinin Yönetimi Kılavuzuna göre belirlenmiştir. Bu çalışma ile tarihi yığma yapıların sismik performanslarının değerlendirilmesinde eşdeğer deprem yükü yöntemi kullanılarak pratik bir yaklaşım ortaya konulmuştur
Turkey is a country that is vulnerable to earthquakes and has experienced many major earthquakes that completely destroyed or caused significant damage to numerous historic structures. Today, using computer software, it is important to numerically model and analyze historic structures that need significant restoration and strengthening, to evaluate them from a perspective of seismic resistance, and to reinforce them without altering their originality. In this study, a finite element model of the historic Tigris Bridge on the Tigris River was created. First, the stresses and deformation caused by its own weight were determined. Subsequently, dynamic analyses were performed in the time domain using past earthquake ground motion records. Displacement and stress values obtained for each earthquake record in these time domain analysis were compared to each other to evaluate the seismic behavior of the bridge comparatively. The seismic performance of the bridge was determined on the basis of the “Guidelines on the Management of Earthquake Risks for Historic Structures” published by the Directorate General of Religious Foundations in Turkey.
1