Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi

Published by Akdeniz Universitesi Iletisim Fakultesi Dergisi
Print ISSN: 1304-3846
Publications
Türkiye’de siyasi seçimlerde uygulanan iletişim stratejilerine bakıldığında, stratejilerin hayata geçirilmesi için kullanılan mecralar farklı partilerde benzerlik gösterebilmektedir. Ancak 21. yüzyılla beraber, yeni iletişim teknolojileri, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sosyal hayatı doğrudan etkileyebilecek duruma gelmiş ve siyasal iletişimde kullanılan ana mecralardan biri olmuştur. Özellikle sosyal medya, kullanan kişi sayısı ve sahip olduğu özellikleri ile yeni dönemin çok önemli bir siyasi mecrası haline gelmiştir. 2000’li yıllardan sonra da Türkiye’deki partiler de bu önemli mecrayı stratejilerinin en önemli parçalarından biri olarak düşünmektedir. Son yıllarda bunun örneklerine sıklıkla rastlanmaktadır. Bu çalışma Türkiye’de siyasal iletişim sürecinde (gerçek hayata ek olarak) sosyal ağlarda neler yapıldığı temel düşüncesi ile ortaya çıkmıştır. Çalışmanın amacı; 2017 yılında Türkiye’de yapılan başkanlık sistemine yönelik referandum sürecinde, sosyal ağlarda Türkiye Cumhuriyeti 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görsel imajının nasıl yansıtıldığını ortaya koymaktır. Çözülmeye çalışılan temel sorunsal ise; bir siyasi liderin sosyal ağlardaki fotoğraflarında en çok nelerin öne çıkarıldığını belirlemektir. Sorunsalın çözümlenmesi için, yapısal uygunluğu ve Türkiye’de kullanıcı sayısı bakımından ilk sıralarda yer alan Facebook ve Instagram isimli sosyal ağlarda R. T. Erdoğan’ın görsel kimliğinin nasıl yansıtıldığı, Saussure ve Peirce’ün öncülüğünü yaptığı göstergebilimsel analiz yöntemiyle irdelenmiştir. R. T. Erdoğan’ın referandum sürecinde sosyal ağlarda görsel imajının profesyonel bir şekilde yönetildiği ve seçim sürecini pozitif yönde etkileyebilecek karelerin paylaşıldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Referandum, Recep Tayyip Erdoğan, Görsel İmaj, Sosyal Medya, Göstergebilimsel Analiz.
 
The audience experience changed from the passive and one-sided traditional media audience to an active, bingewatching, digital audience using multiple screens. Major international digital platforms such as Netflix, Disney+, and Amazon Prime, which are effective in this transformation process, aim to ensure that the audience spends more time streaming. Netflix, which stands out among other digital platforms with more significant number of users, draws a different path viewing experience with binge-watching, Teleparty options, and production formats such as mini-series. This study investigates how the Netflix platform and its audience imposed viewing experience during the pandemic. In addition, the effects of this transformation of experience on the interaction between the audience and the platform and the motivational outputs of the spectacle experience constitute the main questions of the research. For this reason, a mixed-methods (participatory action research and online survey) was adopted in the research. The study results conducted with Turkish Netflix viewers (n =400) demonstrated that there was an accelerated transformation in the experience of the digital platform viewers in terms of streaming time during the Covid-19 pandemic and in some cases underwent a spatial transformation. The instrumental transformation of the digital platform and its audience was found to be weakly associated with the Covid-19 pandemic. Keywords: Digital Broadcasting Platforms, Audience Experience, Binge-watching, Teleparty, Netflix, Covid-19 Pandemic.
 
Dijital çağla birlikte sosyal medyanın, haber kaynakları arasında giderek geleneksel medyanın önüne geçmesi, bilgi ve haber güvenilirliği alanında yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sahte haber ve yanlış bilgi problemi, dünyada hükümetler, medya ve sivil toplumun odaklandığı önemli bir enformasyon sorunu olarak kabul edilmektedir. Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs (COVID-19) Salgını, sahte haber sorununa yeni bir boyut kazandırmıştır. İnsan sağlığıyla ilgili büyük krize neden olan salgın döneminde üretilen sahte haberler de tıpkı virüs gibi yayılmış ve Dünya Sağlık Örgütü’nün “İnfodemi” olarak tanımladığı bir “Yanlış Bilgi Salgını” ortaya çıkmıştır. Dünyanın birçok ülkesinde, sahte haberle mücadele için çalışmalar yapan doğrulama platformları binlerce şüpheli içeriği incelemiş ve özellikle sosyal medya kaynaklı bu bilgilerin doğrulamasını yaparak okuyucularını bilgilendirmiştir. Bu çalışmada, Türkiye’de faaliyet gösteren üç doğrulama platformunun salgının ilk 5 aylık döneminde yayınladığı doğruluk kontrolü yayınları incelenerek yanlış bilginin yoğunluğu, kaynağı, türü, konuları gibi özellikleri ortaya konulmuştur. Yapılan içerik analizi sonrası, Türkiye’deki doğrulama platformlarına salgın döneminde okuyucu ilgisinin önemli oranda arttığı, yüzlerce iddianın yapılan incelemeler sonrası çürütüldüğü görülmüştür. En fazla yanlış bilginin virüsün özellikleri, etkileri ve tedavisi ile karar alıcıların uygulamaları konusunda ortaya çıktığı, komplo teorilerine ve kehanet iddialarına ilginin arttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Koronavirüs, COVID-19, İnfodemi, Sahte Haber, Doğrulama Platformları
 
The purpose of this research is to reveal the views of faculty members about the digitalization process in public relations education and thus to determine the necessities of digitalization for public relations education. In this study, in which the interview technique, which is a qualitative research design, was used, seven structured interview questions regarding institutional infrastructure studies for digitalization in education, digital education models, 21st century skills, competencies, and themes were asked to 12 participants. According to the findings of the research, the opinions of the participants regarding the institutional infrastructure studies in the digitalization process in public relations education are mostly positive. Digital education models that participants express that they will be successful/efficient in the digitalization process in public relations education are blended and flipped education models. According to the participants, the life and career skills that academics/students should have in the digitalization process in public relations education is flexibility and adaptability. Learning and innovation skills are creativity and innovation, critical thinking and problem solving, communication and collaboration. Information, media, and technology skills are information literacy, media literacy, ICT literacy. Although it is understood that the participants do not have any knowledge about 21st century themes and academician-student competencies as stated in the literature, they stated that issues such as global awareness, world, health, environment/nature, economy/finance are important regarding the themes. Regarding the competencies, it has been determined that opinions are expressed within the scope of life and career, learning and innovation, information, media, and technology skills.
 
This study focuses on how large-scale global fears for the forward future are represented in cinema, especially in pre-2000 American post-apocalyptic science fiction films. It targets to understand the changes and transformations of the ideologies represented and to show what kind of future imagination of apocalyptic ideology. In this framework, with historical and ideological perspective the post-apocalyptic science fiction films which are produced in the USA were revealed. After the introduction of premise films in the first half of the twentieth century in which the genre emerged, the films were examined at ten annual intervals after the World War II, when the genre films production has started to rise. The themes and motifs that stand out in these time periods have been researched by ideological film analysis method of L. Giannetti within the framework of the concept of apocalyptic ideology defined by Klaus Koch. In this way, the general characteristics and conventions of the genre have been described and illustrated by historically. As a result, it has been seen that in every decade, the films have thematic accents that echo the social and political problems of the period. Beginning with "the last man" motif, general trends such as life in the post-disaster world, time travels, conflicts in the dystopian world, desert wars, chaos and creating alternative flows in time were observed.
 
Türkçe gazetecilik literatürü oldukça güçlüdür ve tarihi 1960’lı yıllara kadar uzanmaktadır. Bu alanda hakemli akademik dergi sayısı sınırlı olsa da çok sayıda makalenin gazetecilik alanının birçok farklı yönünü kapsadığı görülmektedir. Bu makale, seçilmiş beş akademik dergi üzerinden Türkçe gazetecilik literatürünün nasıl dönüştüğünü incelemektedir. Toplam 558 makale için yapılan bibliyometrik analiz sonucuna göre tek yazarlı makaleler en geniş grubu oluşturmakta ve makalelerde en çok Türkçe kaynaklara atıfta bulunulmaktadır. Ayrıca, makalelerin çoğunda yöntem konusunun yeterince açık olarak belirtilmediği görülmektedir. Buna karşın, genç ve üretken yeni akademisyenler kuşağının Türkçe gazetecilik literatürünün kalitesini yakın gelecekte iyileştireceği öngörülmektedir
 
Evsizleri konu alan bu çalışmada, reklam kampanyalarında bu sorunun nasıl yansıtıldığının ve sorunla ilgili ne gibi çözüm önerilerinin sunulduğunun irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında nitel betimleyici bir yaklaşıma sahip olan çalışmada, evsizlerin yoğun olarak yaşadığı 9 ülkenin yanı sıra Türkiye›nin de içinde bulunduğu on farklı ülkede evsizlerin sorunlarına yönelik hazırlanan reklam kampanyaları göstergebilimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma, evsizleri konu alan reklam kampanyalarında verilen mesajları açıklaması bakımından önem taşımaktadır. İncelenen reklam kampanyalarında hüzün duygusu üzerinden kitlelere hitap edildiği ve kitlelerin evsizler ile empati kurmalarının amaçlandığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, kitlelerin evsizlere yönelik daha duyarlı olmasının ve evsizler için düzenlenen yardım kampanyalarına destek vermesinin hedeflendiği sonucuna ulaşılmıştır.
 
Birinci Dünya Savaşı’nda İttifak Devletleri Bloğu’nun başını çeken Alman İmparatorluğu, savaşta düşmanlarına korku salmak, müttefiklerini ise kendi bloğunda tutabilmek için propaganda kartpostallarını etkin bir şekilde kullanmıştır. Bu süreçte Almanya’da, özellikle Türkiye’yi (Osmanlı İmparatorluğu) konu alan pek çok propaganda kartpostalının ortaya çıktığı görülmüştür. Bu çalışmada, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da kullanılan propaganda kartpostallarındaki karikatürlerde, Almanların müttefiki Türkleri, nasıl ve ne şekilde sundukları incelenmeye çalışılmıştır. Bu açıdan amaçlı örnekleme metodu kullanılarak belirlenen Türklerin konu edildiği beş Alman propaganda kartpostalı çalışmada analiz edilmiştir. Seçilen propaganda kartpostalları, Roland Barthes’ın düzanlam (dénotation), yananlam (connotation), metafor, metonim ve mit kavramları çerçevesinde yorumlanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular ışığında Almanların Birinci Dünya Savaşı’nda kartpostalları propaganda amaçlı kullandığı, Alman propaganda kartpostallarındaki karikatürlerde Türklerin “fes”, “şalvar” ve “bayrak” metonimleri içerisinde sunulduğu ve Türklerin genel olarak “cesur”, “kahraman” ve “güçlü” metaforları içerisinde açıklandığı ortaya çıkarılmıştır.
 
Daily attentions volume for each election. The ordering of parties, sides and candidates (the number in parentheses) are based on actual election results of them. Gray dashed line shows the end of the voting process on each election day.
Normality of the logarithmic ratio í µí±Ÿí µí±Ÿ " (í µí±¡í µí±¡) = í µí±™í µí±™ í µí±™í µí±™í µí±™í µí±™(í µí±‰í µí±‰ " (í µí±¡í µí±¡ + 1)/í µí±‰í µí±‰ " (í µí±¡í µí±¡)) of two consecutive attention volumes of party, side and candidate p. Cumulative distribution functions (CDF) of the log ratio are represented A, C and E, and Q-Q plots of log ratio í µí±Ÿí µí±Ÿ " (í µí±¡í µí±¡) are also represented in B, D and F.
Predicted ranking determined by daily attention volume í µí±‰í µí±‰ 4 " (í µí¼†í µí¼†) averaged from the day before the election to the í µí±¡í µí±¡ days before the election. The numbers in parentheses represent the
Abstract Social media provides a large-scale data that have substantial prospective to define collective actions such as social trends, political participation and complex phenomena in real world. When people use these channels, they leave a huge amount of digital trace that can be easily reached by researchers. This digital trace bestows us a unique possibility to observe and reveal collective actions at unpreceded measures. In this research, we have aimed to test if the daily Twitter activities (tweet, retweet, mention) can serve as a significant indicator regarding Turkish election results, an argument already engaged in previous studies. To test it, we have applied a method that was developed by Eom et al. (2015) based on daily tweet volume to predict the ranks of variables. We have used the fluctuations of daily tweet volumes in order to find the optimal time frame for predicted ranking of parties and candidates. We have concluded that some of our results overlap with previous studies. The correlation between the daily attention volume on acquired in this study and the election results –even though it does not directly impact the election results– shows Turkish Twitter data can be used as a proxy tool. Keywords: Election, Political Communication, Political Participation, Attention, Social Media, Turkey
 
Dijitalleşmenin genişleyen evreni, kullanıldığı alanlarda hızlı, mekândan bağımsız, yenilikçi çözümler üretmektedir. Diplomasinin uygulanma biçimini de etkileyen dijitalleşme ile ülkeler ve siyasi liderler, hedef topluluklarla yeni sanal platformlarda etkileşime geçmeye başlamışlardır. Dijital diplomasi olgusunu doğuran bu dönüşüm, “Facebook Diplomasisi” ve “Twitter Diplomasisi” gibi sosyal ağlarla entegre olmuş yeni diplomasi terimlerini literatüre katmıştır. Çalışmanın amacı, diplomatik amaçlarla topluluklarla doğrudan ve hızlı şekilde iletişim kurmaya ve gündemi takip etmeye yardımcı olan Twitter diplomasisinin çerçevesini tespit edebilmek ve liderlerin bu mecrada etkili bir diplomasi süreci yürütebilmek için gerekli olan unsurlara ne ölçüde başvurduğunu analiz etmektir. Bu amaçla, Twiplomacy Study 2020 araştırmasında yer alan “Twitter’da 2020 Yılının En Etkili Dünya Liderleri” listesindeki ilk 10 lider örneklem olarak belirlenmiştir. Buradan yola çıkarak Twitter’da en etkili olan ilk 10 dünya liderinin Twitter’ı hangi diplomatik amaçlarla kullandığı ve attıkları tweetlerde hangi diplomatik konulara değindikleri nicel içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Aynı zamanda liderlerin Twitter’da etkili bir diplomasi süreci yürütebilmek için gerekli olan unsurlara ne ölçüde başvurdukları ise Strauß ve diğerleri tarafından oluşturulan ölçek aracılığıyla analiz edilmiştir. Sonuç olarak, liderlerin Twitter’da çok çeşitli alanlarda diplomasi faaliyetinde bulunmakla birlikte ağırlıklı olarak kamu diplomasisi, zirve diplomasisi, insani diplomasi, ekonomi ve ticaret diplomasisi, çevre diplomasisi, inanç diplomasisi, enerji diplomasisi konularında etkin oldukları ortaya çıkmıştır. Twitter’da etkili bir diplomasi yürütmek için gerekli olan ve Strauß ve diğerleri tarafından ortaya konan boyutlar olarak etkileşimli iletişim ve kişiselleştirilmiş iletişim kurma, duygu kullanımına başvurma, bilgi paylaşımı gerçekleştirme, şeffaf iletişim ve ağ oluşturma stratejilerinin ise bir bütünlük içinde yönetilmediği bulgusuna ulaşılmıştır.
 
Birinci Dünya Savaşı’nda İttifak Devletleri Bloğu’nun başını çeken Alman İmparatorluğu, savaşta düşmanlarına korku salmak, müttefiklerini ise kendi bloğunda tutabilmek için propaganda kartpostallarını etkin bir şekilde kullanmıştır. Bu süreçte Almanya’da, özellikle Türkiye’yi (Osmanlı İmparatorluğu) konu alan pek çok propaganda kartpostalının ortaya çıktığı görülmüştür. Bu çalışmada, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da kullanılan propaganda kartpostallarındaki karikatürlerde, Almanların müttefiki Türkleri, nasıl ve ne şekilde sundukları incelenmeye çalışılmıştır. Bu açıdan amaçlı örnekleme metodu kullanılarak belirlenen Türklerin konu edildiği beş Alman propaganda kartpostalı çalışmada analiz edilmiştir. Seçilen propaganda kartpostalları, Roland Barthes’ın düzanlam (dénotation), yananlam (connotation), metafor, metonim ve mit kavramları çerçevesinde yorumlanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular ışığında Almanların Birinci Dünya Savaşı’nda kartpostalları propaganda amaçlı kullandığı, Alman propaganda kartpostallarındaki karikatürlerde Türklerin “fes”, “şalvar” ve “bayrak” metonimleri içerisinde sunulduğu ve Türklerin genel olarak “cesur”, “kahraman” ve “güçlü” metaforları içerisinde açıklandığı ortaya çıkarılmıştır.
 
Birinci Dünya Savaşı’nda İttifak Devletleri Bloğu’nun başını çeken Alman İmparatorluğu, savaşta düşmanlarına korku salmak, müttefiklerini ise kendi bloğunda tutabilmek için propaganda kartpostallarını etkin bir şekilde kullanmıştır. Bu süreçte Almanya’da, özellikle Türkiye’yi (Osmanlı İmparatorluğu) konu alan pek çok propaganda kartpostalının ortaya çıktığı görülmüştür. Bu çalışmada, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da kullanılan propaganda kartpostallarındaki karikatürlerde, Almanların müttefiki Türkleri, nasıl ve ne şekilde sundukları incelenmeye çalışılmıştır. Bu açıdan amaçlı örnekleme metodu kullanılarak belirlenen Türklerin konu edildiği beş Alman propaganda kartpostalı çalışmada analiz edilmiştir. Seçilen propaganda kartpostalları, Roland Barthes’ın düzanlam (dénotation), yananlam (connotation), metafor, metonim ve mit kavramları çerçevesinde yorumlanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular ışığında Almanların Birinci Dünya Savaşı’nda kartpostalları propaganda amaçlı kullandığı, Alman propaganda kartpostallarındaki karikatürlerde Türklerin “fes”, “şalvar” ve “bayrak” metonimleri içerisinde sunulduğu ve Türklerin genel olarak “cesur”, “kahraman” ve “güçlü” metaforları içerisinde açıklandığı ortaya çıkarılmıştır.
 
Birinci Dünya Savaşı’nda İttifak Devletleri Bloğu’nun başını çeken Alman İmparatorluğu, savaşta düşmanlarına korku salmak, müttefiklerini ise kendi bloğunda tutabilmek için propaganda kartpostallarını etkin bir şekilde kullanmıştır. Bu süreçte Almanya’da, özellikle Türkiye’yi (Osmanlı İmparatorluğu) konu alan pek çok propaganda kartpostalının ortaya çıktığı görülmüştür. Bu çalışmada, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da kullanılan propaganda kartpostallarındaki karikatürlerde, Almanların müttefiki Türkleri, nasıl ve ne şekilde sundukları incelenmeye çalışılmıştır. Bu açıdan amaçlı örnekleme metodu kullanılarak belirlenen Türklerin konu edildiği beş Alman propaganda kartpostalı çalışmada analiz edilmiştir. Seçilen propaganda kartpostalları, Roland Barthes’ın düzanlam (dénotation), yananlam (connotation), metafor, metonim ve mit kavramları çerçevesinde yorumlanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular ışığında Almanların Birinci Dünya Savaşı’nda kartpostalları propaganda amaçlı kullandığı, Alman propaganda kartpostallarındaki karikatürlerde Türklerin “fes”, “şalvar” ve “bayrak” metonimleri içerisinde sunulduğu ve Türklerin genel olarak “cesur”, “kahraman” ve “güçlü” metaforları içerisinde açıklandığı ortaya çıkarılmıştır.
 
Top-cited authors
Süleyman Güven
  • Bozok University
Abdulkadir Gölcü
  • Selcuk University
Caner Çakı
Pınar Kilinç
  • Gazi University
Cudi Kaan Okmeydan
  • Yasar University